Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 19 Kas 2019, 03:14

Tüm zamanlar UTC + 2 saat




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 9 mesaj ] 
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 16 Tem 2019, 00:03 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11391
Bu konuyu facebook'ta paylan!
Resim


RÛHum AŞKuLLAH ŞARÂBı
BEDEN =>AŞKuLLAH ŞİŞEsi
HAYyatta =>TEVHiD TURÂBı
NAHNu>NÂZ-NİYÂZ NEŞEsi!.


ZEVK 9310

RABb’ın SÖZÜ-n =>DUY!.up =>UY!.an =>Mü’minLere=>FERAH-SÜRÛR
=>NAHNu ==>BİZ BİR-İZ BÜŞRÂsı ===>DÂİMî ===>NÛRun ALâ NÛR
KELÂMuLLAH-La>BUYURdu
RESÛLuLLAH-La=>DUYURdu
==>ŞEHÂDEt ŞEREFi ==>ŞİFÂsı ===>MuhaMMedî MENBAĞ ==>O-NÛR!.


16.07.19 00:33.
brsbrsm.. tktktrstkkmdemreahsnzynbelf..


İNSÂN ki =>RAHMÂN NEFESi
Kur'ÂN-La>HAKk HAYRın SESi
=>UYUma!. =>SEFîL İHVÂNim
=>SEBEBLer =>Son-UÇ NEŞEsi!.


Resim

KELÂMULLAH-ta ve RESÛLULLAH-ta =>MÜJDE..
sallallahu aleyhi vesellem..


Kur'ÂN-ı Kerîmde =>Ferah.:

قُلْ بِفَضْلِ اللّهِ وَبِرَحْمَتِهِ فَبِذَلِكَ فَلْيَفْرَحُواْ هُوَ خَيْرٌ مِّمَّا يَجْمَعُونَ
Resim---“Kul bi fadlillâhi ve bi rahmetihî fe bi zâlike felyeFREHû, huve hayrun mimmâ yecmeûn (yecmeûne).: De ki: “ALLAH’ın fazlı ve O’nun rahmeti ile artık FERAHlasınlar (sevinsinler). O, onların topladıkları şeylerden (dünya mallarından) daha hayırlıdır.” (Yûnus 10/58)

وَالَّذِينَ آتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَفْرَحُونَ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمِنَ الأَحْزَابِ مَن يُنكِرُ بَعْضَهُ قُلْ إِنَّمَا أُمِرْتُ أَنْ أَعْبُدَ اللّهَ وَلا أُشْرِكَ بِهِ إِلَيْهِ أَدْعُو وَإِلَيْهِ مَآبِ
Resim---"Vellezîne âteynâhumu’l- kitâbe yefrahûne bimâ unzile ileyke ve mine’l- ahzâbi men yunkiru ba’dahu, kul innemâ umirtu en a’budallâhe ve lâ uşrike bihî, ileyhi ed’û ve ileyhi meâbi.: Kendilerine kitap verilenler sana indirilene sevinirler. Gruplardan, onun bir kısmını inkâr edenlere şöyle de: “Ben, sadece ALLAH’a kul olmakla ve O'na şirk koşmamakla emrolundum. Ben, O’na dâvet ederim ve dönüşüm O’nadır (meabım, sığınağım, dönüş yerim O’dur).” (Ra'd 13/36)

فِي بِضْعِ سِنِينَ لِلَّهِ الْأَمْرُ مِن قَبْلُ وَمِن بَعْدُ وَيَوْمَئِذٍ يَفْرَحُ الْمُؤْمِنُونَ
Resim---"Fî bıd’ı sinîn (sinîne), lillâhi’l- emru min kablu ve min ba’du, ve yevme izin yeFRAHu’l- mu’minûn (mu’minûne).: Birkaç (3 ile 9) sene içinde. Bundan önce de sonra da emir, ALLAH’ındır. O gün mü’minler, FERAHlayacaklar (sevinecekler).” (Rûm 30/4)



Kur'ÂN-ı Kerîmde =>Büşrâ.:

Bakara 2/97; Âl-i İmrân 3/126,170; Enfâl 8/10; Yûnus 10/64; Nahl 16/89,102; Neml 27/2; Zümer 39/17; Ahkâf 46/12..

وَمَا جَعَلَهُ اللّهُ إِلاَّ بُشْرَى لَكُمْ وَلِتَطْمَئِنَّ قُلُوبُكُم بِهِ وَمَا النَّصْرُ إِلاَّ مِنْ عِندِ اللّهِ الْعَزِيزِ الْحَكِيمِ
Resim---"Ve mâ cealehullâhu illâ BUŞRÂ lekum ve li tatmeinne kulûbukum bih (bihî), ve men nasru illâ min indillâhi’l- azîzi’l- hakîm (hakîmi).: Ve ALLAH, onu (bu yardım vaadini), size MÜJDE olması ve kalplerinizin onunla tatmin olmasından başka bir şey için yapmadı. Yardım ancak, Azîz ve Hakîm olan ALLAH'ın katındandır.” (Âl-i İmrân 3/126)

وَمَا جَعَلَهُ اللّهُ إِلاَّ بُشْرَى وَلِتَطْمَئِنَّ بِهِ قُلُوبُكُمْ وَمَا النَّصْرُ إِلاَّ مِنْ عِندِ اللّهِ إِنَّ اللّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
Resim---"Ve mâ cealehullâhu illâ BUŞRÂ ve li tatmainne bihî kulûbukum ve mân nasru illâ min indillâh (indillâhi), innallâhe azîzun hakîm (hakîmun).: Ve ALLAH, (bu yardımı) sadece bir MÜJDE ve onunla kalplerinizin tatmin (mutmain) olması için yaptı (başka bir şey için yapmadı). ALLAH’ın katından başka yardım (yeri) yoktur (yardım ancak ALLAH’ın katındandır). Muhakkak ki ALLAH, Azîz (üstün izzet sahibi) ve Hakîm’dir (hikmet sahibi, hüküm sahibi).” (Enfâl 8/10)

لَهُمُ الْبُشْرَى فِي الْحَياةِ الدُّنْيَا وَفِي الآخِرَةِ لاَ تَبْدِيلَ لِكَلِمَاتِ اللّهِ ذَلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ
Resim---"Lehumu’l- buşrâ fî’l- hayâti’d- dunyâ ve fî’l- âhırati, lâ tebdîle li kelimâtillâh (kelimâtillâhi), zâlike huve’l- fevzu’l- azîm (azîmu).: Onlara, dünya hayatında ve ahirette MÜJDEler (mutluluklar) vardır. ALLAH’ın sözü değişmez. İşte O, fevz-ül azîmdir.” (Yûnus 10/64)

هُدًى وَبُشْرَى لِلْمُؤْمِنِينَ
Resim---"Huden ve BUŞRÂ li’l- mu’minîn (mu’minîne).: Mü’minler için hidayete erdirici ve MÜJDEleyicidir.” (Neml 27/2)



Kur'ÂN-ı Kerîmde =>Sürûr.:

فَوَقَاهُمُ اللَّهُ شَرَّ ذَلِكَ الْيَوْمِ وَلَقَّاهُمْ نَضْرَةً وَسُرُورًا
Resim---"Fe vekâhumullâhu şerra zâlike’l- yevmi ve lakkâhum nadraten ve SURÛRâ (surûran).: Oysa ALLAH, onları işte böyle bir günün şerrinden korudu. Ve onları, pırıl pırıl bir yüze ve SURÛRa (sevince) kavuşturdu.” (İnsân 76/11)

وَيَنقَلِبُ إِلَى أَهْلِهِ مَسْرُورًا
Resim---"Ve yenkalibu ilâ ehlihî MESRÛRâ (mesrûran).: Ve ehline SURÛR içinde sevinçle dönecek.” (İnşikâk 84/9)



Resim

ALLAHu zü’L- CELÂL =>Kur'ÂN-ı Kerîminde HAKkı ve HAYRı DUYup UYan KULLarını, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem DİLiyLe; Mü’minleri, Sabrdenleri, Muhsinleri, İhlâslı ve Mütevazi MuhaBbetLe MÜJDELEmektedir.:


Kur'ÂN-ı Kerîmde =>ReSûLuLLAH sallallahu aleyhi vesellem’e =>MÜJDELE.:

Bakara 2/25,155,223; Tevbe 9/112; Yûnus 10/2,87; İsrâ 17/9; Kehf 18/2; Ahzâb 33/47; Hacc 22/34,7..


Kur'ÂN-ı Kerîmde =>MÜJDEci ReSûLuLLAH sallallahu aleyhi vesellem.:

Bakara 2/213; Nisâ 4/165; En'âm 6/48; Tevbe 9/21; İsrâ 19/105; Kehf 18/56;
Meryem 19/97; Furkân 25/56; Yâsîn 36/11; Zümer 39/17; Fetih 48/8; Saff 61/13..


وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا مُبَشِّرًا وَنَذِيرًا
Resim---"Ve mâ erselnâke illâ MUBEŞŞİRan ve nezîrâ (nezîren).: Ve Biz, seni sadece MÜJDELEYİCİ ve uyarıcı olarak gönderdik.” (Furkân 25/56)

ذَلِكَ الَّذِي يُبَشِّرُ اللَّهُ عِبَادَهُ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ قُل لَّا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ أَجْرًا إِلَّا الْمَوَدَّةَ فِي الْقُرْبَى وَمَن يَقْتَرِفْ حَسَنَةً نَّزِدْ لَهُ فِيهَا حُسْنًا إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ شَكُورٌ
Resim---"Zâlikellezî YUBEŞŞİRULLÂHu ibâdehullezîne âmenû ve amilû’s- sâlihât (sâlihâti), kul lâ es’elukum aleyhi ecran illâ’l- meveddete fî’l- kurbâ ve men yakterif haseneten nezid lehu fîhâ husnâ (husnen), innallâhe gafûrun şekûr (şekûrun).: İşte ALLAH, iman edip salih amellerde bulunan kullarına böyle MÜJDE VERMEKTEdir. De ki: "Ben buna karşı yakınlıkta sevgi dışında sizden hiçbir ücret istemiyorum." Kim bir iyilik kazanırsa, biz ondaki iyiliği arttırırız. Gerçekten Allah, bağışlayandır, şükredene karşılığını verendir.” (Şûrâ 42/23)

إِنَّا أَرْسَلْنَاكَ شَاهِدًا وَمُبَشِّرًا وَنَذِيرًا
Resim---"İnnâ erselnâke şâhiden ve MUBEŞŞİRan ve nezîrâ(nezîren).: Muhakkak ki Biz, seni şahit, MÜJDELEYEN ve uyarıcı olarak gönderdik.” (Fetih 48/8)



Kur'ÂN-ı Kerîmde =>MÜJDEci İSÂ aleyhisselâm.:

وَإِذْ قَالَ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ يَا بَنِي إِسْرَائِيلَ إِنِّي رَسُولُ اللَّهِ إِلَيْكُم مُّصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيَّ مِنَ التَّوْرَاةِ وَمُبَشِّرًا بِرَسُولٍ يَأْتِي مِن بَعْدِي اسْمُهُ أَحْمَدُ فَلَمَّا جَاءهُم بِالْبَيِّنَاتِ قَالُوا هَذَا سِحْرٌ مُّبِينٌ
Resim---"Ve iz kâle îsâbnu meryeme yâ benî isrâîle innî resûlullâhi ileykum musaddikan li mâ beyne yedeyye mine’t- tevrâti ve MUBEŞŞİRan bi resûlin ye’tî min ba’dîsmuhû AHMED (ahmedu), fe lemmâ câehum bil beyyinâti kâlû hâzâ sihrun mubîn(mubînun).: Ve Meryemoğlu İsâ (aleyhisselâm) şöyle demişti: “Ey İsrailoğulları! Muhakkak ki ben, elimdeki Tevrat’ta olan herşeyi tasdik eden ve benden sonra gelecek, ismi AHMED olan Resûl ile MÜJDELEYEN, size (gönderilmiş) Allah’ın Resûl’üyüm.” Fakat onlara beyyineler (mucizeler, deliller) getirdiği zaman onlar: “Bu apaçık sihirdir.” dediler.” (Saff 61/6)



Kur'ÂN-ı Kerîmde =>Diğer Müjdeler.:

Âl-i İmrân 2/39,45; Hicr 15/53,54; Meryem 19/7..


Resim

ALLAHu zü’L- CELÂL =>Kur'ÂN-ı Kerîminde Hakkı Ve Hayrı Duyup Uymayan; Kâfir, Münafık, Kullarını, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Diliyle Şiddetle Uyarmaktadır.:

Âl-i İmrân 3/21; Nisâ 4/138; Tevbe 9/3,34; Lokmân 31/7; Câsiye 45/8; İnşikak 84/24..

إِنَّ الَّذِينَ يَكْفُرُونَ بِآيَاتِ اللّهِ وَيَقْتُلُونَ النَّبِيِّينَ بِغَيْرِ حَقٍّ وَيَقْتُلُونَ الِّذِينَ يَأْمُرُونَ بِالْقِسْطِ مِنَ النَّاسِ فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
Resim---"İnnellezîne yekfurûne bi âyâtillâhi ve yaktulûnen nebiyyîne bi gayri hakkın ve yaktulûnellezîne ye’murûne bil kıstı minen nâsi, fe BEŞŞİRhum bi azâbin elîm(elîmin).: Muhakkak ki, Allah'ın âyetlerini inkâr edenleri, peygamberleri haksız yere öldürenleri, insanlardan adalet ile emredenleri öldürenleri artık "elîm azâb" ile MÜJDELE.” (Âl-i İmrân 3/21)

بَشِّرِ الْمُنَافِقِينَ بِأَنَّ لَهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا
Resim---"BEŞŞİRi’l- munâfikîne bi enne lehum azâben elîmâ (elîmen).: Münafıklara, onlar için “elîm azâb” olduğunu MÜJDELE.” (Nisâ 4/138)

وَأَذَانٌ مِّنَ اللّهِ وَرَسُولِهِ إِلَى النَّاسِ يَوْمَ الْحَجِّ الأَكْبَرِ أَنَّ اللّهَ بَرِيءٌ مِّنَ الْمُشْرِكِينَ وَرَسُولُهُ فَإِن تُبْتُمْ فَهُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ وَإِن تَوَلَّيْتُمْ فَاعْلَمُواْ أَنَّكُمْ غَيْرُ مُعْجِزِي اللّهِ وَبَشِّرِ الَّذِينَ كَفَرُواْ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
Resim---"Ve ezanun minallâhi ve resûlihî ilâ’n- nâsi yevme’l- haccı’l- ekberi ennallâhe berîun mine’l- muşrikîne ve resûluhu, fe in tubtum fe huve hayrun lekum, ve in tevelleytum fa'lemû ennekum gayru mu'cizîllâh (mu'cizîllâhi), ve BEŞŞİRillezîne keferû bi azâbin elîm (elîmin).: Ve büyük hac (Hacc’ul ekber) günü, Allah’tan ve O’nun resûlünden insanlara bir bildiridir (ilândır). Muhakkak ki; Allah ve O’nun Resûl'ü, müşriklerden berîdir (uzaktır). Bundan sonra eğer tövbe ederseniz, artık o (tövbe etmeniz) sizin için daha hayırlıdır ve eğer yüz çevirirseniz, siz Allah’ı aciz bırakamayacağınızı biliniz. Ve kâfir kimseleri elîm bir azâb ile MÜJDELE/uyar (ikâz et).” (Tevbe 9/3)

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ إِنَّ كَثِيرًا مِّنَ الأَحْبَارِ وَالرُّهْبَانِ لَيَأْكُلُونَ أَمْوَالَ النَّاسِ بِالْبَاطِلِ وَيَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ اللّهِ وَالَّذِينَ يَكْنِزُونَ الذَّهَبَ وَالْفِضَّةَ وَلاَ يُنفِقُونَهَا فِي سَبِيلِ اللّهِ فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
Resim---"Yâ eyyuhâllezîne âmenû inne kesîran mine’l- ahbâri ve’r- ruhbâni le ye'kulûne emvâle’n- nâsi bi’l- bâtıli ve yasuddûne an sebîlillâh (sebîlillâhi), vellezîne yeknizûne’z- zehebe ve’l- fıddate ve lâ yunfikûnehâ fî sebîlillâhi fe BEŞŞİRhum bi azâbin elîm (elîmin).: Ey iman edenler, gerçek şu ki, (yahudi) bilginlerinden ve (hristiyan) rahiplerinden çoğu, insanların mallarını haksızlıkla yerler ve Allah'ın yolundan alıkoyarlar. Altını ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda harcamayanlar... Onlara acı bir azabı MÜJDELE.” (Tevbe 9/34)

وَإِذَا تُتْلَى عَلَيْهِ آيَاتُنَا وَلَّى مُسْتَكْبِرًا كَأَن لَّمْ يَسْمَعْهَا كَأَنَّ فِي أُذُنَيْهِ وَقْرًا فَبَشِّرْهُ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
Resim---"Ve izâ tutlâ aleyhi âyâtunâ vellâ mustekbiran ke en lem yesma’hâ keenne fî uzuneyhi vakrâ (vakran), fe BEŞŞİRhu bi azâbin elîm (elîmin.: Ve ona âyetlerimiz okunduğu zaman onu işitmemiş gibi kibirlenerek döner (gider), onun kulaklarında vakra (işitme engeli) varmış gibi. Öyleyse onu elîm azâbla MÜJDELE (ikaz et, uyar).” (Lokmân 31/7)

يَسْمَعُ آيَاتِ اللَّهِ تُتْلَى عَلَيْهِ ثُمَّ يُصِرُّ مُسْتَكْبِرًا كَأَن لَّمْ يَسْمَعْهَا فَبَشِّرْهُ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
Resim---"Yesmeu âyâtillâhi tutlâ aleyhi summe yusırru mustekbiran ke en lem yesma’hâ, fe BEŞŞİRhu bi azâbin elîm (elîmin).: Kendisine okunan, Allah’ın âyetlerini işitir. Sonra onu işitmemiş gibi kibirlenerek israr eder. Artık onu, elîm azâb ile MÜJDELE.” (Câsiye 45/8)

فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
Resim---"Fe BEŞŞİRhum bi azâbin elîm(elîmin).: Artık onları elîm azâbla MÜJDELE.” (İnşikak 84/24)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 01 Ağu 2019, 11:16 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11391
Resim
Resim RESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellemde =>MÜJDE..

Resim---Ebû Zer radıyallahu anh şöyle dedi: “Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e: “Bir kimse, bir hayır yapar da halk bu sebeple onu överse, buna ne buyurursunuz?.” dediler. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem de: “Bu, mü’min için peşin bir müjdedir” buyurdu.
(Müslim, Birr 166. Ayrıca bk. İbni Mâce, Zühd 25)


Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız. Müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz!.” buyurmuştur..
(Buhârî, İlim 11)


Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Sizden biriniz “Rabbime ne kadar dua ettim de duama icabet etmedi.” diyerek acele etmediği sürece talebine cevap verilir.” buyurmuştur..
(Buharî, Deavât 22; Müslim, Zikr 90)


Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Müslümanlar kardeştir. Takvâ hali hariç, kimsenin kimseye üstünlüğü yoktur.” buyurmuştur..
(Taberanî)


Resim---Sahabelerden biri Peygamber sallallahu aleyhi vesellem'den nasihat ister. Kısa olsun diler nasihat ki aklında tutabilsin. "Kızma!" buyurur Efendimiz. O zat isteğini birkaç kez tekrarlar. Rasûl-i Ekrem de her defasında "Kızma!" buyurur.
(Buharî, Edep, 76)


Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "Kızma, çünkü kızmak duyguları ve hareketleri bozar" buyurmuştur..
Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "Kızma, cennete gir!" buyurmuştur..
(Riyâzu's-sâlihîn, c.I, s.268)


Resim

Resim AŞERe-yi MüBEŞŞERe.:

Aşere-i Mübeşşere kelime olarak “müjdelenen on kişi” yani: Cennetle müjdelenen on kişi demektir.
Bu ifade Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem tarafından henüz bu imtihan dünyasında yaşarken imtihanı kazandığı ve ebedi saadet yurdu olan cenneti kazandığı bildirilen on güzide sahabi hakkında kullanılmaktadır..


Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Ebu Bekir cennettedir, Ömer cennettedir, Osman cennettedir, Ali cennettedir, Talha cennettedir, Zübeyr cennettedir, Abdurrahman bin Avf cennettedir, Sa’d bin Ebi Vakkas cennettedir, Said bin Zeyd cennettedir ve Ebu Ubeydetu’bnu’l-Cerrah cennettedir.” buyurmuştur..
(Tirmizî 3992, 3994, İbni Mâce 133)


Hadiste İsimleri Bildirilen Bu Şerefli Sahabiler Şunlardır.:

1-) Ebu Bekir es-Sıddîk radiyallahu anhu (ö. 634),
2-) Ömer bin el-Hattâb radiyallahu anhu (ö. 643),
3-) Osman bin Affân radiyallahu anhu (ö. 655),
4-) Ali bin Ebi Tâlib kerremallahu vechehu (ö. 660),
5-) Talha bin Ubeydullah radiyallahu anhu (ö. 656),
6-) Zübeyr bin Avvam radiyallahu anhu (ö. 656),
7-) Abdurrahman bin Avf radiyallahu anhu (ö. 652),
8-.) Sa’d bin Ebi Vakkas radiyallahu anhu (ö. 674),
9-) Ebu Ubeyde bin el-Cerrâh radiyallahu anhu (ö. 639),
10-) Said bin Zeyd radiyallahu anhu (ö. 671)...


Resim---Said İbnu Zeyd (radiyallahu anhu) rivayet etmiştir ki: Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem'in şöyle söylediğini işittim: "Ebu Bekr cennetliktir, Ömer cennetliktir, Osman cennetliktir, Ali cennetliktir, Talha cennetliktir, Zübeyr cennetliktir, Sa'd İbnu Malik cennetliktir, Abdurrahman İbnu Avf cennetliktir, Ebu Ubeyde İbnu'l-Cerrah cennetliktir." buyurdu.
(Ravi der ki: Zeyd) onuncu da sükut etti. Dinleyenler: "Onuncu kim?" diye sordular.
(Bu taleb üzerine): "Said İbnu Zeyd!" dedi. Yani bu, kendisi idi. Zeyd sonra ilâve etti: "Allah'a yemin ederim. Onlardan birinin Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ile birlikte yüzü tozlanacak kadar bulunuvermesi, sizden birinin ömür boyu çalışmasından daha hayırlıdır, hatta ömrü, Hz. Nûh aleyhisselam'ın ömrü kadar uzun olsa bile."
buyurdu.
(Ebu Davûd, Sünnet 9)


Resim

ALLAHumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ MuhaMMedin
Abdike ve
Nebiyyike ve
Rasûlike ve
Nebiyyi'l- Ummiyi ve alâ âlihi, ehl-i beytihi ve's-sahbihi ve uMMetihi...

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 08 Ağu 2019, 12:11 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11391
Resim 1-) EBu BEKİR radiyallahu anhu.:

Resim---Ebu Musa el Eşârî rivayet ediyor: "Rasûlullah'la birlikte Medine bahçelerinden birinde bulunuyorduk. Birisi geldi ve içeri girmek için izin istedi. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Kapıyı aç ve kendisini cennetle müjdele.” buyurdu. Kapıyı açtım, baktım ki gelen Ebu Bekir'dir. Kendisini cennetle müjdeledim. Allah'a hamd etti." buyurdu.
(Müslim, Fedailü's-Sahabe, 28)

Resim---Ammar bin Yasir radiyallahu anhuma Ebu Bekir radiyallahu anhu hakkında: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e vardığımda ilk Müslümanlardan olarak beş köle; Bilal, Zeyd bin Harise, Amir bin Fuhayre, Ubeyd bin Zeyd, Ebu Fukeyhe, iki kadın Hatice, Ümmü Eymen ve bir de Ebu Bekir’den başka kimse yoktu” demiştir..
(Buharî 3421)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Allah beni Rasul olarak gönderdiğinde hepiniz beni yalanladınız! Ebu Bekir ise beni tasdik etti, malı ve canı ile bana yar ve yardımcı oldu” diyerek onu taltif etmiştir..
(Buharî 3422)

Resim---Ebu Hureyre radiyallahu anhu anlatıyor: "Bir defasında Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Bugün içinizden kim oruç tuttu?" diye sordu.
Ebu Bekir radiyallahu anhu "Ben." dedi. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Hasta ziyaretine gideniniz var mı?"
Yine Ebu Bekir radiyallahu anhu: "Ben" dedi.
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Hanginiz bir cenâzenin teşyiinde bulundu?"
Yine Ebu Bekir radiyallahu anhu: "Ben" dedi.
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Bugün kim bir yoksulun karnını doyurdu?"
Ebu Bekir radiyallahu anhu: "Ben" deyince,
Peygamberimiz Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Bu hasletleri bir günde kendisinde toplayan adam muhakkak cennete girer."
buyurdu.

(Hayâtü’s-Sahâbe)


Resim 2-) ÖMER radiyallahu anhu.:

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "Eğer benden sonra peygamber gelecek olsaydı, bu Ömer olurdu." buyurmuştur..
(Tirmizî, Menakıb, 18)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Güneş, Ömer'den daha hayırlı bir kimse üzerine doğup batmadı." buyurmuştur..
(Tirmizî, Menakıb, 18)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "Yüksek derece sahiplerini onların altında olanlar görür. Tıpkı sizin semânın ufkunda doğan yıldızı görmeniz gibi. Ebu Bekir ve Ömer onlardandır." buyurmuştur..
(Tirmizî, Menakıb, 17)


Resim

ALLAHumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ MuhaMMedin
Abdike ve
Nebiyyike ve
Rasûlike ve
Nebiyyi'l- Ummiyi ve alâ âlihi, ehl-i beytihi ve's-sahbihi ve uMMetihi...

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 12 Eyl 2019, 23:05 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11391
Resim 3-) OSMAN radiyallahu anhu.:

Hz. Osman radiyallahu anhu, ilk iman edenlerdendir ve bu dönemlerde amcası Hakem b. Ebi'l- Âs'ın işkencesine maruz kalmıştır. O, Hz. Osman'ı bir direğe bağlamış ve: "Bu yeni dinden babalarının dinine dönmediğin müddetçe aç ve susuz olarak burada kalacaksın. Ve seni kat'iyen serbest bırakmayacağım!." demiştir. Buna karşılık Hz. Osman'ın cevabı: "Allah'a kasem olsun. Bu dinden ayrılmayacak ve babalarımın dinine dönmeyeceğim." şeklinde olmuştur. Nihayet dinine olan bağlılıktaki gücü ve kuvveti görünce amcası onu serbest bırakmıştır.
Fakat Hz. Osman radiyallahu anhu'n çilesi bununla bitmemiş belki yeni başlamıştır. Zira o, Efendimiz Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem'in beyânıyla Hz. Lût aleyhisselâm'dan sonra dini, imanı ve diyaneti uğruna beldesini terk eden, hicret eden ilk insan olma şerefini de ihraz edecektir. Hz. Osman radiyallahu anhu, karısı Hz. Rukiyye ile birlikte, Mekkeli müşriklerin eziyet ve işkencelerinin dayanılmaz bir hal aldığı ortamda, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin izniyle Habeşistan'a hicret etmiştir..
Hz. Osman radiyallahu anhu, bir müddet Habeşistan’da kaldıktan sonra tekrar hanımıyla birlikte Mekke’ye döndü. Daha sonra da oradan Medine’ye hicret etti.
Hz. Osman radiyallahu anhu’n en bâriz vasfı, edep ve hayâsı idi.


Resim---Hz. Âişe radiyallahu anha’nın rivâyetine göre, bir gün Resûlullah, üzerine bir örtü çekmiş olduğu hâlde istirahat ediyordu. O sırada Hz. Ebû Bekir radiyallahu anhu kapıya geldi, içeri girmek için izin istedi. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem tavrında bir değişiklik yapmadan içeri girmesine izin verdi. Sonra soracağını sorup gitti. Daha sonra Hz. Ömer radiyallahu anhu geldi, ona da aynı şekilde hâlini değiştirmeden izin verdi. Ondan sonra Hz. Osman radiyallahu anhu, huzura girmek için izin istedi. Bu defa Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem hemen doğruldu, toparlandı.
Bunun üzerine Hz. Âişe Annemiz.:
“Yâ Resûlullah!.” dedi, “Ebû Bekir ve Ömer için toparlanmadığınız hâlde, neden Osman gelince hâlinizi değiştirdiniz?”
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Çünkü Osman çok hayâlı birisidir. Kendisinden meleklerin bile hayâ ettiği bir kimseden ben hayâ etmeyeyim mi?!”
diye cevap verdi..

(Müslim, Fezâilü’s-Sahâbe: 26-27)

Resim---Hz. Osman radiyallahu anhu, Tebük Gazvesi’nde 1000 dinar para, 50 at ve 100 adet deve yardımında bulundu. Peygamberimiz Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem onun bu cömertliği karşısında: “Bundan sonra yapacağı hataların hiçbirisi Osman’a zarar vermez.” buyurarak onu müjdeledi..
(Tirmizî, Menâkıb: 19; Hayâtü’s-Sahâbe, 2: 97)

Hz. Osman radiyallahu anhu’n en büyük hususiyetlerinden birisi de cömertliğiydi. Hz. Osman radiyallahu anhu, servetini Allah yolunda harcamaktan çekinmezdi. Bir defasında Müslümanlar içecek su bulmakta sıkıntı çekiyorlardı. Rûme Kuyusu’nun suyundan başka tatlı su bulamıyorlardı. Bu kuyu ise bir Yahudi’ye aitti. Suyu Müslümanlara çok pahalıya satıyordu. Bu durum Peygamberimiz aleyhisselâmı çok üzüyordu.

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem sahabilerle beraber olduğu bir sırada: “Rûme Kuyusu’nu kim satın alırsa, cennette de onun benzer bir kuyusu olacaktır.” buyurdu.
Hz. Osman radiyallahu anhu da oradaydı. Hemen harekete geçti. Yahudi’yi buldu. Kuyuyu satın almak istediğini söyledi. Yahudi kuyunun tamamını satmaya yanaşmadı. Çok yüksek bir fiyata yarısını sattı. Hz. Osman radiyallahu anhu sevinçle Peygamberimiz aleyhisselâmın huzuruna çıktı. Kuyunun yarısını satın aldığını ve Müslümanlara vakfettiğini söyledi.
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Osman’ın hayrı ne güzel hayırdır!”
buyurarak onu taltif etti. Hz. Osman bilâhare kuyunun diğer yarısını da satın alarak tasadduk etti...

(Tirmizî, Menâkıb: 19)

Hz. Osman radiyallahu anhu, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’den 146 hadis rivâyet etmiştir.

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Bir Müslüman, yolculuk veya başka bir maksadla evden çıkar ve.: “Allah’a iman ettim. Allah’a dayandım. Allah’a tevekkül ettim. Allah’ın güç ve kuvveti dışında hiçbir güç ve kudret yoktur.” diye dua ederse, evden bu şekilde ayrılışı iyiliklere kavuşmasına vesile olduğu gibi, kötülüklerden de uzaklaşmasına sebep olur.” buyurmuştur...
(Osman radiyallahu anhu’dan; İ. Ahmed, Müsned, 1: 57-75)

Resim---Said İbnu Zeyd radiyallahu anhu rivâyet etmiştir. “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem'in şöyle söylediğini işittim: "Ebu Bekr cennetliktir, Ömer cennetliktir, Osman cennetliktir, Ali cennetliktir, Talha cennetliktir, Zübeyr cennetliktir, Sa'd İbnu Malik cennetliktir, Abdurrahman İbnu Avf cennetliktir, Ebu Ubeyde İbnu'l-Cerrah cennetliktir." buyurdu.
(Ravi der ki: Zeyd) onuncu da sükut etti. Dinleyenler: "Onuncu kim?" diye sordular. (Bu taleb üzerine): "Said İbnu Zeyd!" dedi. Yani bu, kendisi idi. Zeyd sonra ilave etti:
"Allah'a yemin ederim. Onlardan birinin Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ile birlikte yüzü tozlanacak kadar bulunuvermesi, sizden birinin ömür boyu çalışmasından daha hayırlıdır, hatta ömrü, Hz. Nuh aleyhisselam'ın ömrü kadar uzun olsa bile."
demiştir..

(Ebu Davûd, Sünnet 9)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Osman ibn-i Affan dünyada da, âhirette de herkesten ziyâde bana yakındır.” buyurmuştur...
(Celâleddin es-Suyûtî, Câmi‘u’s-Sağîr)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Cennet’te her bir nebi için özel bir arkadaş var. Benim de arkadaşım Osman ibn-i Affan’dır.” buyurmuştur...
(Celâleddin es-Suyûtî, Câmi‘u’s-Sağîr)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “İmâm-ı Osman cennette benimledir, arkadaşımdır.” buyurmuştur...
(Abdürrauf-i Menâvî)


Resim

ALLAHumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ MuhaMMedin
Abdike ve
Nebiyyike ve
Rasûlike ve
Nebiyyi'l- Ummiyi ve alâ âlihi, ehl-i beytihi ve's-sahbihi ve uMMetihi...

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 30 Eyl 2019, 18:01 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11391
Resim 4-) ALİ kerremallahu vechehu.:

ALLAHu zü’L- CELÂL, Kur'ÂN-ı Kerîmde;

وَقَرْنَ فِي بُيُوتِكُنَّ وَلَا تَبَرَّجْنَ تَبَرُّجَ الْجَاهِلِيَّةِ الْأُولَى وَأَقِمْنَ الصَّلَاةَ وَآتِينَ الزَّكَاةَ وَأَطِعْنَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ إِنَّمَا يُرِيدُ اللَّهُ لِيُذْهِبَ عَنكُمُ الرِّجْسَ أَهْلَ الْبَيْتِ وَيُطَهِّرَكُمْ تَطْهِيرًا
Resim--- "Ve karne fî buyûtikunne ve lâ teberrecne teberrucel câhiliyyetil ûlâ ve ekımnes salâte ve âtînez zekâte ve atı’nallâhe ve resûleh(resûlehu), innemâ yurîdullâhu li yuzhibe ankumur ricse ehlel beyti ve yutahhirekum tathîrâ.: Ey Ehl-i Beyt! (Peygamberin ev halkı) ! ALLAH sizden, sadece günâhı (kiri) gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.”" (Ahzâb 33/33)

ذَلِكَ الَّذِي يُبَشِّرُ اللَّهُ عِبَادَهُ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ قُل لَّا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ أَجْرًا إِلَّا الْمَوَدَّةَ فِي الْقُرْبَى وَمَن يَقْتَرِفْ حَسَنَةً نَّزِدْ لَهُ فِيهَا حُسْنًا إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ شَكُورٌ
Resim--- "Zâlikellezî yubeşşirullâhu ibâdehullezîne âmenû ve amilûs sâlihât(sâlihâti), kul lâ es’elukum aleyhi ecren illel meveddete fîl kurbâ ve men yakterif haseneten nezid lehu fîhâ husnâ(husnen), innellâhe gafûrun şekûr: İşte ALLAH’ın, imân eden iyi işleri yapan kullarına müjdelediği ni’met budur. De ki: Ben buna karşılık sizden akrabalık (yakınlık) sevgisinden başka bir karşılık (ücret) istemiyorum." (Şûrâ 42/23)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Hadis-i Şeriflerinde;

Resim---"Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem.: “Ni’metleriyle sizi beslediği (gıdalandırdığı) için ALLAH’ı sevin. Beni de ALLAH sevgisi için sevin. Ehl-i Beytimi de benim sevgim için sevin!.” buyurmuştur.
(İbni Abbas radiyallahu anhu’dan; Tirmizî, Menâkib 3792;Taberanî, Kebir; İbn Hibbân)


İlâhî, fıtrî, kevnî ve Muhammedî sevgi zinciri!

Resim---"Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem.: “ALLAH (cc)yu kendi ni’metleriyle sizi beslediği için seviniz, beni ALLAH’a olan muhabbetinizle seviniz. Ehl-i Beytimi de bana olan muhabbetiniz sebebiyle seviniz.” buyurmuştur.
(İbn Abbas radiyallahu anhu’dan; Hasen olarak; Taberanî, Kebir; İbn Hibbân ve Tirmizî)


Resim---"Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Hayber günü.: “Yarın sancağı öyle bir kimseye vereceğim ki o, ALLAH’ı ve Resûlünü sever, ALLAH ve Resûlü de onu sever.” buyurunca Râvi devâmla der ki: “Bu söz üzerine (kendilerini seçsin diye sahabe) boyunlarını uzattılar. Ama, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Bana Alî’yi çağırın!.” buyurdu. Alî kerremallahu vechehu getirildi ama gözlerinden rahatsız idi. Hemen gözlerine tükürdü ve sancağı ona verdi. ALLAH TeâLâ onun eliyle fethi müyesser kıldı. Râvi devâmla Âl-i İmrân 3/61 âyeti indiği zaman.: “Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı çağıralım...” buyurup hemen Alî’yi, Fatıma’yı, Hasan ve Hüseyin aleyhumusselâmı çağırdı ve.: ”ALLAH’ım bunlar benim ailemdir (ehlimdir)!.” buyurmuştur.
(Müslim, Fezâilü’l-Ashâb 32 (2404); Tirmizî, Menâkib (3726))

Aklı olan anlar ki Alî keremullahi veche ve evlâdları Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in evlâdı hükmündedir.


Resim---"Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem.: “Her peygamberin, mensub olduğu yakınları vardır. Fatıma evlâdı böyle değil (onlar benim mensubum). Ben onların velîsiyim ve yakınlarıyım (Bir ağaç ve dalları), onlar benim ıtretim (neslim-zürriyetim) dir. Benim tıynetimden (tabîat, huy, cibillet, yaratılış) yaratılmışlardır. Onların fazlını (iyilik, fâzilet, erdem, lütuf) yalanlayanların vay hâline!. Onları seveni ALLAH (cc) sever. Onlara buğz (kin, nefret, sevmeme) edenlerden ALLAH (cc) de nefret eder!.” buyurmuştur.
(Câbir radiyallahu anhu’dan; Hâkim-Müstedrekte ve İbn Asakir.)


Resim---"Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem.: “İnnî târikûn fikümü’s sâkaleyni kitâballahi ve ıtretî.: Ben sizin içinizde iki ağırlık bıraktım biri ALLAH’ın kitâbı biri de ıtretim (zürriyetim, ehl-i beytim)”” buyurmuştur.
(Müslim Fezailü’s- sahabe 36,37; Darimî, Fezâilü’l-Kur’ân 1; İ. Ahmed, III/14,17-4/367,371; Şeybe; Hatîb)

Resim---"Zeyd ibn-ü-Erkâm radiyallahu anhu’dan Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem.: “Ben size temessük edip (tutunup) sıkı sarıldığınız takdirde dalâlete (sapıklığa) düşmekten korunacağınız iki şey bırakıyorum: Bunlardan biri diğerinden daha büyüktür: Kitâbullah. Bu, semâdan arza uzanan ALLAH’ın ipidir. Diğeri Ehl-i Beytim olan yakınlarımdır. Bu iki şey, Kevser Havzının başında buluncaya kadar birbirlerinden ayrılmayacaktır. Bu iki şey hakkında benden sonra nasıl davranacağınıza iyi bakın!.”” buyurmuştur.
(Kütüb-i Sitte, Muhtasar C.12/499)

Resim---"Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem.: “Aranızda bulunan Ehl-i Beytim, Nûh (as)’un gemisinin misâlidir. Ona binen kurtulur, binmeyen boğulur!.”buyurmuştur.
(İbn Abbas radiyallahu anhu’dan; Darimî, Tabaranî, Kebirinde; Ebi Zerr radiyallahu anhu’dan; Hâkim, Müstedrekinde ve Hatîb, Tarihinde)

Resim---"Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: "Sen dünya ve âhirette benim kardeşimsin." buyurmuştur.
(Tirmizî, Menakıb, 21)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in bu iltifatına mazhar olan Ali kerremallahu vechehu, Tebük Savaşı hariç, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in bulunduğu bütün savaşlara katılmıştır. Sadece Tebük Savaşı'na katılmamış; nedenine gelince, Hz. Ali kerremallahu vechehu'nin buna katılmaması yine Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem'in emriyle olmuştur..

Ebu Nuaym, Hilye'sinde Hz. Ali kerremallahu vechehu'yi şöyle tanıtır:
"Ali b. Ebî Talib radiyallahu anhu kavmin efendisi, Peygamber âşığı ve Allah (cc)'ın sevgilisidir. İlim şehrinin kapısı ve sohbetlerin önde gelen ismidir. Küçük işaretlerden büyük mânâlar çıkarma kabiliyetine sahip olup, hak yola girenlerin sancağı, ALLAH celle celâlihu'ya itaat edenlerin ışığı, muttakîlerin dostu ve adaleti ayakta tutanların öncüsüdür. Ashab içinde Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem'in davetine icâbet eden inananların ilki, hüküm çıkarma ve köklü inanç bakımından en kuvvetlileri, en yumuşak huyluları ve en âlimleridir. O, muttakîlerin numunesi, marifetullah sırrına erenlerin deliliydi. Tevhîdî hakikatleri bildirir, fıkıh ilminin mühim noktalarına işaret ederdi. Anlayan bir kalbi, çok soran bir dili ve işittiğini hiç unutmayan bir kulağı vardı. Verdiği sözü tutar, fitnelerin kaynağını kurutmaya çalışırdı. Türlü türlü imtihanlardan geçmiş, fakat yine de kötülüğe düşmekten korunmuştur. Sözlerinden dönüp ahitlerini bozanları kovmuş, zalimlerin burnunu yere sürtmüş ve dinden ayrılıp mürted olanları mağlup ve perişan etmiştir. Allah (cc)'a bağlılığı sonsuzdur.."

(Ebu Nuaym, Hilye,1/61)


Resim

Yâ RASÛLULLAH sallallahualeyhi vesellem.

3. SALÂVÂT-I ŞERÎFE :
İmâm-ı Alî kerremullahi vecheye ait salâvâtı şerîfe


Resim

TÜRKÇESİ:
Lebbeyke Allahümme Rabbiye ve sâ’deyke Resim Salâvâtu’llahi’l-Berri’r-Rahîm Ve’l-melâiketi’l-mukarrebîn Resim Ve’n- nebîyyine ve’s-sıddıkîne ve’ş-şühedâi ve’s-sâlihîn Resim Vemâ sebbiha leke min şey’in yâ Rabbe’l-âlemîne Resim Alâ seyyidinâ ve Mevlânâ Muhammedin ibni Abdillahi hâtemi’n- nebîyyîne Resim Ve Seyyidi’l-mürselîne ve imâmi’l-mûttâkîne Resim Ve Resûli Rabbü’l-âlemîne’ş-şâhidi’l-beşiri’d- dâi ileyke bi iznike es sirâce’l-münir Resim Ve aleyhi’s- salâtü ve’s- selâmû ve rahmetullahi ve berâkâtuhu.


MÂNÂSI:
“Emret (buyur) ALLAH’ım! Ve başim-gözüm üstüne (emret, saâdetle Senden mutluluk istiyorum), RABB’im, ALLAH’ım! İyilik ve merhamet dolu Salâvâtullahı, gözde (yakîn) meleklerin salâvâtı, peygamberlerin, sıddıkların, şehîdlerin, sâlihlerin; Ey âlemlerin RABBi Seni tesbih (ve tenzih) eden herşeyin salâvâtı, Efendimiz Abdullah oğlu Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’e, Hatemü’l-Enbiyâya (peygamberlerin sonuncusuna), peygamberlerin Efendisine, müttakîlerin (günâhlardan korunup ALLAH'a sığınanların) imâmına; âlemlerin RABBinin, şâhid ve müjdeci Resûlüne, Senin izninde Sana dâvet eden ve aydınlatan kandile (sayısız- sonsuz) selâm (sıla, salâvât, rahmet, istiğfâr, dua, ulaşım) olsun!.”

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 30 Eyl 2019, 22:45 
Çevrimdışı
Aktif Üye
Aktif Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Ağu 2007, 02:00
Mesajlar: 126
Konum: Almanya
Resim

Hz. Ali Allahın Arslanı
Fahri kâinat Efendimiz Hz Ali ye
"Ebu Tûrab" yani toprağın babası diyede hitap etmiştir.
Hz Ali kendisine Ebu Turab denilmesinden çok hoşlanırdı.
Çünkü bu lakabı ona Resûlullah'ın verdiği manevî bir taltifti.
Daha önceleri de putlara saygı göstermediği için
"Keremallahü Vecheh " lâkabı verilmiştir.
Allahın kerim, şerefli, mübârek kıldığı yüz mânâsındadır.
Ehl-i sünnetin gözbebeğidir.
Hz. Ali Allahın Arslanı
Hayber Fethinde yahudilerin meşhur pehlivanı Merhab' ın karşısına dikilip Hz Ali:
"Ben oyum ki: anam bana Haydar, Arslan adını takmıştır!
Ben ormanların heybetli görünüşlü arslanı gibiyimdir. Sizi geniş ölçüde ve çarçabuk tepeleyici bir er kişiyimdir." demiştir
Ve o meşhur kılıcıyla Merhab' ın başını ikiye ayırmıştır.
Hayber gazasından dönen Hz Ali ye Peygamber Efendimiz:
Yâ Ali ahirette havzımın üzerinde halifemsin
Cennete en önce sen girersin
Seni sevenler nurdan minberler üzerinde olur buyurunca
Hz Ali şükür secdesi yaptı


MuhaMMedî MuhaBBetLerimLe...

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 25 Eki 2019, 16:18 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11391
Resim 5-) SA'd Bin EBi VAKKAS radiyallahu anhu.:

İlk müslüman sahabelerdendir. Hz. Sa'd Medine'ye hicret izninden sonra, Medine'ye ilk hicret edenler arasındadır. O Bedir ile başlayan savaşlar sürecinde, hiçbir savaştan geri durmamış ve katıldığı hemen her savaşta büyük yararlılıkları olmuştur. Özellikle Uhud Savaşı'nda, atmış olduğu okların hedefini bulması, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem'in dikkatini çekmiş ve O'nun mübarek ağızlarından.: "Anam babam sana fedâ olsun!" iltifatı ile terkisinden çıkardığı okları ona vererek.: "ALLAH senden razı olsun! Al şunları da at!" dua ve emrine mazhar olmuş bir sahabîdir, Hz. Sa'd radiyallahu anhu..

Sa'd Bin Ebi Vakkas radiyallahu anhu, Ebu Vakkas lâkaplı Mâlik bin Vehb’in oğludur. Nesebi Kilâb bin Mürre’de Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ile birleşir. Sa’d’ın babası, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in annesi gibi Zühre oğullarındandır ve onunla amca çocuklarıdır.
Dolayısıyla Sa’d bin Ebi Vakkas radiyallahu anhu;


Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in.: “İşte bu benim dayımdır, kimin böyle bir dayısı varsa göstersin!” buyurduğu gibi dayısı sayılır..
(Tirmizî, 3998)


Sa'd Bin Ebi Vakkas radiyallahu anhui İslamiyeti kabullenen yedinci kişi olup Müslüman olduğunda 17 yaşındaydı. Kendisi Aşere-i Mübeşşere’den ve Ömer radiyallahu anhu’n halife tâyini için seçtiği altı kişilik şurâdandır.
Resim---Ömer radiyallahu anhu bu şurâ heyetine.: “Eğer halifelik işi Sa’d’a verilirse isâbet olur. Yok verilmezse halife olacak zat Sa’d’dan yardım istemekten geri durmasın!.” demiştir..
(Buharî, 3464)


Sa’d bin Ebi Vakkas radiyallahu anhu hicret etti, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ile Bedir’den itibâren bütün savaşlara katıldı. Özellikle Uhud’da büyük yararlılıklar gösterip Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’i attığı oklarla koruyan ve;

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in.: “At, ey Sa’d!. Anam babam sana fedâ olsun!.” övgüsüne mazhar olmuştur..
(Buharî 3509, Müslim 2411/41)


Sa’d bin Ebi Vakkas radiyallahu anhu, Ömer radiyallahu anhu tarafından Kufe’ye emir olarak atanmış, acemleri buradan çıkararak Kufe’yi şehir haline getirmiştir..

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem tarafından hakkında.: “ALLAH’ım! Sana dua ettiği vakit, Sa’d’ın duasını kabul buyur” diye duâda bulunulması sebebiyle duâsı kabul olunan birisiydi.
(Tirmizî, 3997)


Sa'd Bin Ebi Vakkas radiyallahu anhu, fitne dönemlerinde tarafsız kalarak inzivâya çekilen bu büyük sahabi 271 hadis rivâyet etmiş, bunlardan 15’ini Buharî ve Müslim ittifaken, 5’ini Buharî ve 18’ini Müslim münferiden rivâyet etmiştir. Kendisinden hadis rivâyet edenlerin başında oğulları ile Aişe, Kays bin Ebi Hazim, Said bin Müseyyeb, Alkame, Ebu Osman ve Mücâhid gelir.

Sa'd Bin Ebi Vakkas radiyallahu anhu ölüm döşeğinde.:
“Ey oğul, sana benden daha iyi öğüt vereni bulamazsın.
1-) Namaz kılmak istediğinde güzelce abdest al ve o son namazınmış da, başka namaz kılamayacakmışsın gibi namaz kıl!.
2-) Tamahkârlıktan kaçın, çünkü o peşin fakirliktir!.
3-) Kanaatkâr olmaya bak, çünkü o zenginliktir!.
4-) İş ve sözlerinde dikkatli ol. Sonradan özür dilemek zorunda kalacağın her şeyden kaçın!.
5-) Hayırlı olduğuna inandığın işi yap!.”

Şeklinde nasihat etmiştir.
(Mu’cemu’l-Kebir 1/142)


Bu yüce sahabi Sa'd Bin Ebi Vakkas radiyallahu anhu, Hicrî 55 senesinde 80 yaşını aşmış olduğu halde Medine dışında Akik Mevkiinde vefat etmiş ve cenâzesi buradan omuzlarda taşınarak Medine’ye getirilmiştir. Mü’minlerin Anneleri’nden hayatta olanların da katılımıyla cenâze namazı kılınarak Aşerei Mübeşşere’nin ve Muhacirlerin sonuncusu olarak Cennetü’l-Bâki’ye defnedilmiştir..


Resim

ALLAHumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ MuhaMMedin
Abdike ve
Nebiyyike ve
Rasûlike ve
Nebiyyi'l- Ummiyi ve alâ âlihi, ehl-i beytihi ve's-sahbihi ve uMMetihi...

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 31 Eki 2019, 13:19 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11391
Resim 6-) ABDURRAHMÂN b. AVF radiyallahu anhu.:


Abdurrahman radiyallahu anhu'n en önemli özelliklerinden birisi, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem'in katılmış olduğu bütün savaşlarda yerini almış olmasıdır. Bedir'den başlayıp Mekke fethine, Huneyn ve Tebük'e uzanan çizgide her savaşta bulunan bu şanlı sahabî savaşlarda da şecaat ve cesaretiyle tanınan birisidir. Uhud Savaşı'nda Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem'i çepeçevre kuşatıp, onu müdafaa eden kutlulardan biri de Abdurrahman radiyallahu anhu'dur. Nitekim Uhud Savaşı'nda aldığı yirmiden fazla ok ve mızrak yarasıyla, topal kalmıştır.
Eshâb-ı Kirâmın büyüklerinden ve Cennetle müjdelenen on kişiden biri.

Adı, Abdurrahmân bin Avf bin Abd-i Avf bin Hars bin Zühre bin Kusey’dir. Künyesi, Ebû Muhammed’dir.
Soyu, yedinci dedesi Kilâb bin Mürre’de Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ile birleşmektedir.
İslâmiyetten önce adı Abd-i Amr, bir rivâyette de Abdul-ka’be veya Abdülhâris olup, İslama geldiğinde Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem tarafından ismi değiştirilip “Abdurrahmân” olmuştur.

Hicretten 44 sene önce (m. 580) yılında doğdu ve Hicretten 31 sene sonra (M. 653) Medine’de vefât etti. Hazreti Ebû Bekir radiyallahu anhu’n teşviki ile, O’nun tavsiyesine uyarak en önce îmân edenlerin beşincisidir. Mekke’de iken ticâret yapardı. Abdurrahmân radiyallahu anhu, İslâmiyeti kabûl edince diğer müslümanlar gibi eziyyet ve işkencelere maruz kaldı. Böylece vatanını terk ile hicrete mecbûr oldu. Habeşistan'a hicret eden müslümanlarla beraber bu memlekete gitti. Çok geçmeden Resûlullah sallallahu aleyhi vesellemin Medine-i Münevvere’ye hicretinden sonra Medine’ye gelerek Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem'e katıldı.

Abdurrahmân radiyallahu anhu bütün harplerde bulundu. Bedir’de kahramanlıkları çok oldu.
Abdurrahmân bin Avf radiyallahu anhu Uhud’da iki müşrik öldürdü ve yirmibir yerinden yaralandı. Ayağından aldığı bir yaradan hafif topal kaldı. Ayrıca 12 tane dişi kırıldı.
Abdurrahmân bin Avf radiyallahu anhu, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem'in sağlığında ALLAH celle celâlihu yolunda çok mal harcadı. Üç kere malının yarısını verdi.
Hicretten önce (m. 580) tarihinde doğan Abdurrahman İbn Avf radiyallahu anhu hicretten sonra 31 (m 653)'de 75 yaşlarında vefât etmişlerdir. Cenâze namazını Osman radiyallahu anhu kıldırmış Cennetü'l-Bâki'ye defn olunmuştur. Rabbimizden şefaatlarini niyâz ederiz!.

Abdurrahmân bin Avf radiyallahu anhu; İri yapılı, beyaz tenli, yakışıklı bir zat idi.

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in kardeş ilan ettiklerinden ikisi de Mekkeli Abdurrahman bin Avf ile Medineli Sa’d bin Rebi’ radiyallahu anhum idi..


Resim---Sa’d, Abdurrahman’a şöyle diyordu.: “Kardeşim, ben Medine’nin en zenginiyim. İşte malımın yarısı, al. İki tane de hanımım var; bak, hangisi hoşuna gidiyorsa boşayayım, onunla evlen!”
Abdurrahman’ın cevabı ise şöyle oldu.: “Kardeşim Sa’d! Allah malını da, aileni de sana bağışlasın. Siz bana çarşının yolunu gösterin!.”
Abdurrahman’a çarşının yolunu gösterdiler. Doğruca çarşıya gitti, epey bir miktar kazanç elde ederek döndü. Daha sonra Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in mal çokluğu için duasına da mazhar olan Abdurrahman, çok geçmeden öylesine zengin oldu ki, bir defada 700 deveyi yükleriyle birlikte ALLAH celle celâlihu yolunda bağışlayacak dereceye geldi.
Kendisi der ki.: “Elime taş alsam, altın ve gümüş olduğunu gördüm!”
buyurmuştur..
(İ. Ahmed, Müsned, 1: 91)


Resim---Abdurrahman radiyallahu anhu, Peygamberimize herhangi bir şekilde en küçük bir zarar bile gelmesini istemezdi. Bunun için de gözünü ondan ayırmazdı. Bir gün Peygamberimizin yalnız olarak bir yere gittiğini gördü. Başına bir şey gelmesinden endişe etti. Peşine düştü. Bir ara Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem secdeye kapandı. Uzun müddet öylece kaldı. Abdurrahman radiyallahu anhu, onun ruhunu teslim etmiş olmasından korktu. Yanına gitti. Tam o sırada Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, başını secdeden kaldırdı. Abdurrahman radiyallahu anhu’ı görünce.: “Ne var, bir şey mi oldu?” buyurdu.
Abdurrahman radiyallahu anhu.: “Yâ Resûlallah, secdeniz o kadar uzadı ki, mübarek ruhunuzu teslim etmiş olmanızdan endişe duydum!” deyince,
Peygamberimiz Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Bana Cebrâil geldi.: “Kim sana salât ve selâm getirirse, Cenâb-ı Hakk’ın mağfiret ve selâmına nâil olur!.”’ dedi. Ben de, bunun için şükür secdesi yaptım.”
buyurdu..
(Üsdü’l-Gàbe, 2: 416, 3: 314; Mektûbât, s. 148)


Resim---Enes radiyallahu anhu’n rivâyetine göre, bir gün Medine’de birtakım sesler duyuldu. Âişe radiyallahu anha Annemiz.: “Nedir bu?” diye sordu.
“Abdurrahman bin Avf’ın kervanıdır.” diye cevap verdiler. Bunun üzerine Âişe radiyallahu anha.: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in şöyle buyurduğunu duydum.: “Abdurrahman bin Avf’ı emekleyerek cennete girerken gördüm!.” buyurdu.
Bu söz Abdurrahman radiyallahu anhu’ya ulaşınca: “Eğer yapabilseydim, cennete yürüyerek girerdim!.” dedi ve o kervanı bütün ağırlıklarıyla ALLAH celle celâlihu yolunda harcamak üzere sadaka olarak verdi..

(Tabakât, 3: 93)


Resim---Abdurrahman radiyallahu anhu, cemaate imam olduğu bir sırada Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in gelip kendisine uyması, onun faziletine bir yenisini daha ilâve ediyordu. Hadise Tebük Seferi esnâsında oldu. Peygamberimiz Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem bir ara kafileden ayrılmıştı. Sabah namazının vakti geçmek üzereydi. Sahabiler, Abdurrahman radiyallahu anhu’yu imamlığa geçirdiler ve arkasında namaza başladılar. Birinci rekât için rükûya gidildiğinde Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem geldi. Cemaate katıldı. İkinci rekâtı Abdurrahman radiyallahu anhu’n imamlığında kıldı. Cemaat selâm verdikten sonra kalktı, namazı tamamladı.
Namazını bitirince.:
“Güzel kıldırdınız, iyi yaptınız.” övgüsüne mazhar olmuştur..
(İ. Ahmed, Müsned, 4: 247; Hz. Muhammed ve İslamiyet, 9: 196)


Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Abdurrahmân bin Avf radiyallahu anhu hakkında;
İmam Ali kerremallahu vechehu.:
“Abdurrahmân bin Avf radiyallahu anhu’n hakkında Resûlullah sallallahu aleyhi vesellemden.: "Sen semâ ehli içinde emînsin, sen ehl-i arz içinde de emînsin." buyurduğunu duydum.” buyurmuştur..


Abdurrahman radiyallahu anhu Peygamberimiz Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ilminden en fazla istifade eden sahabilerdendi. 65 hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. Kendisinden, Abdullah İbn-i Abbâs, İbn-i Ömer, Câbir bin Abdullah Enes bin Mâlik, Cübeyr bin Mut’im ve oğulları İbrâhîm, Hamid ve Ebû Seleme, kızkardeşinin oğlu Abdullah bin Âmir, Mâlik bin Evs ve birçok âlim hadîs-i şerîf rivâyetinde bulunmuştur.
Bu hadislerden ikisi şu meâldedir:


Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Bir yerde vebâ hastalığının bulunduğunu işittiğiniz zaman oraya gitmeyiniz. Eğer hastalık bulunduğunuz yerde çıkarsa kaçmak için sakın oradan ayrıl-mayınız!” buyurdu...
(Buhârî, Tıb: 30; Müslim, Selâm: 98)


Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Kadın beş vakit namazını kılar, Ramazan orucunu tutar, namusunu korur, kocasına da itaat ederse ona.: “Dilediğin kapıdan Cennete gir!.” denilir.” buyurdu..
(İ. Ahmed, Müsned, 1: 191)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 04 Kas 2019, 17:05 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11391
Resim 6-) EBU UBEYDE b. CERRAHradiyallahu anhu.:

Peygamber Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem'in "ümmetin emini" buyurduğu, Ömer radiyallahu anhu'n.: "Yaşıyor olsaydı, halife tayin ederdim." dediği emin bir sahabi...
Ebu Ubeyde radiyallahu anhu, Müslüman olduğunda tahminen 27 yaşındadır. Mekke döneminde müşriklerin eziyet ve işkencelerinin artmasını müteakip, aldığı izinle Habeşistan'a yapılan ikinci hicrete katılmış, bir müddet Habeşistan'da kaldıktan sonra Medine'ye hicret etmiştir.
Ebu Ubeyde, Bedir Savaşı'nda müşrikler safında yer alan babasını fark edince, onunla karşılaşmamaya oldukça özen göstermiş, fakat babasının ısrarla kendisini takip edip öldürmek istemesi karşısında, zor durumda kalarak istemediği halde onu (babasını) öldürmüştür.


لَا تَجِدُ قَوْمًا يُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ يُوَادُّونَ مَنْ حَادَّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَلَوْ كَانُوا آبَاءهُمْ أَوْ أَبْنَاءهُمْ أَوْ إِخْوَانَهُمْ أَوْ عَشِيرَتَهُمْ أُوْلَئِكَ كَتَبَ فِي قُلُوبِهِمُ الْإِيمَانَ وَأَيَّدَهُم بِرُوحٍ مِّنْهُ وَيُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ أُوْلَئِكَ حِزْبُ اللَّهِ أَلَا إِنَّ حِزْبَ اللَّهِ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
Resim---“Lâ tecidu kavmen yû’munûne billâhi ve’l- yevmi’l- âhîri yuvâddûne men hâddallâhe ve resûlehu ve lev kânû âbâehum ve ebnâehum ve ihvânehum ev aşîretehum, ulâike ketebe fî kulûbihimu’l- îmâne ve eyyedehum bi rûhin minhu, ve yudhıluhum cennâtin tecrî min tahtihâ’l- enhâru hâlidîne fîhâ, radıyallâhu anhum ve radû anhu, ulâike hizbullâh (hizbullâhi), e lâ inne hizbullâhi humu’l- muflihûn (muflihûne).: ALLAH’a ve âhiret gününe iman eden hiçbir kavmi, ALLAH’a ve peygamberine muhalefete kalkışan kimselerle sevişir bulamazsın; velev ki, o muhalifler, (soyca) babaları ve oğulları, veya kardeşleri veya hısım ve hemşehrileri olsun... İşte ALLAH, böyle (zâlim) kimseleri sevmiyen bir kavmin kalblerine imanı tesbit buyurmuş ve kendilerini yüce katından bir rahmet ile kuvvetlendirmiştir. Onları, (ev ve ağaçları) altından ırmaklar akar cennetlere koyacak, içlerinde ebedî olarak kalacaklardır. Öyle ki, ALLAH onlardan razı, onlar da (bol ikramlardan dolayı) ALLAH’dan razı...İşte bunlar, ALLAH taraftarıdır, (dininin yardımcılarıdır). Dikkat edin ki, ALLAH taraftarı olanlar, gerçekten onlar, zafer bulanlardır (dünya ve âhiret saadetine erenlerdir).” (Mücâdele, 58/22)

Âyetinin bu vesile ile nâzil olduğu rivâyet edilir, ki burada Ebu Ubeyde radiyallahu anhu'n hususî mânâda ALLAH nezdindeki konumunu görmek mümkündür..
Dünyada iken cennetle müjdelenen 10 bahtiyârdan birisi olan Ebû Ubeyde bin Cerrah radiyallahu anhu, İslam’a ilk gönül verenlerdendi. Asıl ismi “Âmir,” künyesi “Ebû Ubeyde”dir. Dedesine nisbetle de “Ebû Ubeyde bin Cerrah” olarak meşhur olmuştur. Sülâlesi yedinci karında Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem’e ulaşmaktadır..


Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Her ümmetin bir emini vardır. Bu İslam ümmetinin de emini Ebû Ubeyde bin Cerrah’tır”buyurmuştur..
(Tirmizî, Menâkıb: 33)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem buyurarak onu övmüştü. Hatırlanacağı üzere, Peygamberimize verilen bir lâkab da “el-Emîn” idi. Bu hadisiyle Peygamberimiz aleyhisselâm, kendisine ait bir sıfatı Ebû Ubeyde’ye vermiş oluyordu. Nitekim Ebû Ubeyde’nin Müslümanlar arasında lâkabı “Eminü’l-Ümme” idi.

Yemenliler, Peygamberimizden İslamiyet’i ve sünneti öğretecek bir kişiyi istediklerinde Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, Ebû Ubeyde radiyallahu anhu Hazretleri’ni göndermişti.
Müslüman olduğunda genç yaşta baba ocağından ayrılmak mecburiyetinde kaldı. Müşrik babası, onu eve koymuyordu. Ailesiyle birlikte çok zor şartlar altında dinini yaşamaya çalıştı. Habeşistan’a hicret yolu açıldığında müşriklerin ezâ ve cefâsından kurtulmak için oraya hicret etti. Daha sonra da Medine’ye hicret ederek Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem’e kavuştu. Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz, Muhacirlerle Ensar’ı kardeş yaptığında Ebû Ubeyde’nin Medinelilerden kardeşi Sa’d bin Muâzradiyallahu anhu idi..

Cesur bir sahabi ve kahraman bir mücâhid olan Hz. Ebû Ubeyde, bütün savaşlarda Peygamberimiz aleyhisselâm ile birlikteydi. “İslam’ın en mühim savaşı” olan Bedir’de üstün gayret sarf etmişti. Kendisi mü’minlerin safında, babası Abdullah da müşriklerin arasındaydı. Babasıyla karşı karşıya geldi. Babası peşini bırakmıyordu. Öldürmek için fırsat kolluyordu. Ebû Ubeyde ise, müşrik babasının kanını dökmemek için değişik yerlere geçiyordu. Fakat bir türlü elinden kurtulamıyordu. Nihayet babasını dinine fedâ etti. Bu hadise üzerine.: “Allah’a ve âhiret gününe iman edenlerin, babaları veya oğulları veya kardeşleri veya soyu sopu, aşiretleri olsa da yine Allah ve Peygamber’ini düşman tutanlara dostluk ettiğini göremezsin.” Mücâdele Sûresi, 22. âyet-i kerimesi nâzil oldu..

Uhud Savaşı’nda müşrikler Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin üzerine hücum etmişler, yüzünü yaralamışlar, mübârek dişlerini kırmışlardı. Peygamberimiz aleyhisselâmın miğferinden kopan iki halka yüzlerine batmıştı. Hz. Ebû Ubeyde radiyallahu anhu, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’i bu hâlde görünce dayanamamış, Peygamberimizin yüzüne batan halkaları dişleriyle çekerek çıkarmıştı. Bu yüzden ön dişlerinden ikisi kırılmıştı.
(Üsdü’l- Gàbe, 3: 85.)

Daha sonra Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem’le birlikte bütün gazalara katıldı. Her birinde üstün fedâkârlık numuneleri sergiledi..

Ebû Ubeyde radiyallahu anhu temiz kalbli bir insandı. Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem’den aldığı bir emre nefsini fedâ eder derecede feragat gösterirdi. Selâsil Vakası’nda Amr İbn Âs’ın, Ebû Ubeyde’ye yanındakilerle birlikte kendi idâresine girmesi yolunda yaptığı teklife itiraz etmemişti. Ona Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem’in.: “Amr İbn Âs ile ihtilaf çıkarma!.” sözünü hatırlatarak, “Sen beni dinlemezsen de, ben seni dinlerim.” demiş, onun emrinde hareket etmişti.
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, onu Habat Gazvesi’ne memur ettiğinde 300 sahabiyle yola çıktı. Yolda erzâk bitince, 200 hurmayla birkaç gün idare ettiler. Bütün yiyecekleri bitip de sahile varmışlardı ki, koca bir balığın kıyıya vurmuş olduğunu gördüler. Ondan günlerce yediler. Daha sonra Ebû Ubeyde radiyallahu anhu Hazretleri, müşriklerin kervanını gözetlemek için emrine verilen birliği, vazifesini bitirdikten sonra sağ sâlim geri getirdi..

Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem’in irtihâlinden sonra hilâfet meselesinde mü’minler halifeliğe Hz. Ebû Bekir radiyallahu anhu, Ömer radiyallahu anhu ve Ebû Ubeyde radiyallahu anhu’yi lâyık görüyorlardı. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, bir hadis-i şeriflerinde Hz. Ebû Bekir ve Ömer’den sonra, Ebû Ubeyde için de.: “Ne iyi adamdır…” buyurmuştu.
(Tirmizî, Menâkıb: 33.)

Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer’le Ebû Ubeyde’yi elleriyle tutarak, mü’minlerin, ikisinden birisini halife seçmelerini teklif etmişti. Hz. Ebû Bekir’i kendilerine tercih eden bu iki zât, onun seçilmesine karar verdiler.
Hz. Ebû Ubeyde, idaresi, dirayeti, üstün aklı ve zekâsı ile, ümmet arasında temayüz etmişti. Hz. Ömer kendisinden sonra halifeliğe en lâyık kimse olarak Ebû Ubeyde’yi görüyordu.
Hz. Ebû Bekir’in hilâfete geçmesinden sonra Ebû Ubeyde Hazretleri, Şam ve civarının fethi için vazifelendirildi. Başta Humus ve Şam olmak üzere Antakya’ya kadar olan yerleri, Hz. Ebû Ubeyde’nin kumandasındaki İslam mücâhidleri fethetti. Daha sonra Kudüs’ü muhasara eden Ebû Ubeyde, Kudüslüleri sulhe razı etti. Fakat Kudüslüler barış akdinin Hz. Ömer’in bulunmasıyla mümkün olacağını söylediler. Medine’ye haber gönderen Ebû Ubeyde, Hz. Ömer’i davet etti. Hz. Ömer de yerine Hz. Ali kerremallahu vechehu’yi vekil bırakarak Kudüs’e varmak için yola çıktı. Günler süren meşakkatli yolculuktan sonra Kudüs’e vardı. Kudüs’ün anahtarını teslim aldı.
(Asr-ı Saadet, 2: 66.)

Hz. Ömer devrinde Müslümanlar arasında kıtlık baş göstermişti. Hz. Ömer, vâlilerden yardım talep etti. Ona ilk yardım eden, Hz. Ebû Ubeyde oldu. Şam vâlisi olan Hz. Ebû Ubeyde, 4000 yük zâhireyi bizzat Medine’ye kadar götürerek Medine civarındaki Müslümanlara taksim etti.
Hz. Ebû Ubeyde çok sâde bir hayat yaşardı. Onun bu husustaki ölçüsü,


Resim---Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem’in .: “Sizden en çok sevdiklerim ve en yakınlarım, bana benden ayrıldıkları hâl üzere ulaşanlardır.” hadisiydi...
(Müsned, 1: 196.)


Hz. Ömer, halifeliği sırasında Şam ve civarında çıkan vebâ hastalığını yerinde görüp incelemek üzere Şam’a gitmişti. Etrafına toplanan şehrin ileri gelenlerinden.: “Kardeşim Ebû Ubeyde nerede?” diye sorduğunda.: “Şimdi gelir.” dediler. Az sonra Ebû Ubeyde bir deve üzerinde geldi. Hz. Ömer, Ebû Ubeyde Hazretleri’ne, kendisini evine dâvet etmesini söyledi. Vâlinin yaşayışını gözleriyle görmek istiyordu. Birlikte eve geldiler. İçeriye giren mü’minlerin emîri, evin içinde kılıcı, zırhı ve birkaç parça da ev eşyasını gördü. Bunun üzerine Hz. Ömer.: “Senin bunlardan başka bir şeyin yok mu?” diye sorunca, “Bunlar benim ihtiyacım için kâfidir.” diye cevap verdi. Gözleri yaşla dolan Hz. Ömer.: “Ey Ebû Ubeyde, dünya herkesi değiştirdi, ama seni değiştiremedi.” buyurdu.
(İsâbe, 2: 254; Üsdü’l-Gàbe, 3: 85.)

Ebû Ubeyde radiyallahu anhu her bakımdan fazilet timsâli bir sahabiydi. Allah’tan çok korkar, Resûl’ünün sünneti üzere hareket ederdi. Onun bütün hareketlerinde Allah korkusu hâkimdi. Son derece mütevâziydi.
Şam’da vâli iken şöyle diyordu.: “Ben Kureyşliyim. Fakat teni kırmızı veya siyah biri yoktur ki, takvâ itibârıyla benden üstün olsun da, ben.: "Keşke bu adamın bedeni içinde ben olsaydım!" demeyeyim.”

Hz. Ebû Ubeyde radiyallahu anhu, son derece cömertti. Elinde avucunda ne varsa muhtaçlara dağıtırdı. Bir defâsında Hz. Ömer kendisine 4000 dirhem göndermişti. Elçiye de.: “Dikkat et, bakalım parayı ne yapacak?!” diye tembih etti. Elçi parayı teslim ettiğinde Hz. Ebû Ubeyde radiyallahu anhu bütün parayı muhtaçlara dağıttı.
Vazifesine bütün canıyla bağlı olan ve Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem sevgisiyle coşan Ebû Ubeyde radiyallahu anhu, idaresi altındakileri öz evlatları gibi gözetirdi. Onun merhamet ve şefkati sadece Müslümanları değil, idaresi altında bulunan Hıristiyanları dahi içine almıştı. Bu sebeple Hıristiyanlar da ona hizmet ederler, düşman hareketlerini kontrol ederek ona malumat verirlerdi.
Ebû Ubeyde bin Cerrah, Hicret’in 18. yılında 58 yaşındayken taundan vefât etti ki şehid oldu..


ALLAH celle celâlihu ondan razı olsun!.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 9 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Google [Bot] ve 2 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye