Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 16 Tem 2019, 04:15

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 4 mesaj ] 
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 23 Şub 2019, 08:12 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 11169
Bu konuyu facebook'ta paylan!
Resim

KUR'ÂN-ı KERÎMde ve RESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellem’de
SABIR ve SABRuN CEMîL.:


ÂLEMde OLAN =>İNSÂNda
İNSÂNda OLAN=>CİHÂNda
HULKi’L- AZîM->HADİSinde
SABRuN CEMîLi>Kur'ÂN-da!.


ZEVK 9160

İLİM=>İRADE=>İDRAKLa=>YAŞAr =>MUHAMMEDî KÂMİL
MEVLÂ MİM-i MERYEM GiBi=> HeR CÂN =>EMÂNEte HÂMİL
CELÂLi KEMÂLi İÇiN
KEMÂLi CEMÂLi İÇiN
YAŞAR MUHAMMEDî ÂŞIK=>HAKka=>HAYRa SABRuN CEMîL!.

celle celâlihu..
aleyhumusselâm..


22.02.19 16:17.
brsbrsm..tktktrstkkmdehayrânn..


KULLuk DERdi ÇOKk İHVÂNi
ÇÂREsi =>ÇOk YOKk İHVÂNi
SABRuN CEMîL DİLe HAKk’tan
HAKk’ın AÇ-ı =>TOKk İHVÂNi..


ResimCEMÎL OLAN SABIR.:

Resim


Es SaBûRu celle celâluhu:


Resim

Resim

Es Sabûru : Âsîlerden intikam almada acele etmeyen, bâtılı ve şerri cezâlandırmayı belli bir müddet te'hîr eden . Çok sabır gösteren, sabbâr. Mutlak sabrın sahibi olan ALLAHu zü’l- CELÂL.

Es Sabûru: Çok sabır gösteren, sabbar. Mutlak sabrın sahibi olan ALLAHu zü’l- CELÂL.
Sabera: Birini bir şeyden alıkoymak. Tutmak. Sabretmek. Dayanmak. Musibet ve belâlara dayanmak.
Sabbera: Birini sabra dâvet etmek.
Tesabbera: Sabretmek. Kendini sabretmeye zorlamak.
Sabbar: Çok sabırlı.
Sabr: Sabır, tahammül.
Sabîr: Sabırlı, kefil.


Es Sabûru, “Sabare” kökünden kendini tutmak, tahammül etmek, sızlanmamaktan mübalağadır. Nefsi; üzüntü, endişe ve korkudan hapsetmek, nefse hakim olmak anlamlarına gelir. Hayra sabır kelimesinin zıddı ise şerre cezâ' kelimesidir. Sabûr.. Çok çok sabreden..

KUL için Sabr, Hakta ve Hayrda yaşamaya sabırdır,
Batıla ve Şerre ise sabır değil, ALLAHu züL- CeLÂL’e sığınıp tahammül edilir..
Aslında SABR, aklın ve naklîn yapılmasını gerekli gördüğü hususları yapmak ve yasakladıklarından uzak durmak için Nefsi kontrol altında tutmaktır.

Es Sabûr ALLAH celle celâlihu; cezâlandırma güç ve imkânına sahip olduğu halde, koyduğu kanunları çiğneyen suçluları hemen cezâlandırmayan, kullarına mühlet tanıyan, kullarının saygısızlığını görüp bildiği halde intikam almakta acele etmeyen, kendisinin emirlerine itaat etmeyenlere ni’metlerini vermeye devam eden, suçlu kullarına kurtuluş süresi verip/imhal eden ama asla ihmal etmeyen ALLAHu züL- CeLÂLdir..

ALLAHu züL- CeLÂL için SABR, günahkârlar anında karşılığını vermemesi ve lütfuyla muamelesidir..

ALLAH celle celâlihu’nun sabrı, kulların sabrı gibi değildir. Çünkü kulların sabrı irâdelerini zorlar, kula bir ağırlık bir zorluk verir.
ALLAH celle celâlihu’nun sabrı, O’nun irâdesini ne zorlar, ne O’na ağırlık verir ne de zorluk verir.
ALLAH celle celâlihu’nun sabrı, kulda olduğu gibi aczin neticesi değil, kudretin, hem de mutlak kudretin neticesidir. Kulun sabrı zarar görmemek veya zararı en aza indirmek içindir.
ALLAH celle celâlihu’nun sabrı, kullarına zarar vermemek ve haksız zararlardan korumak içindir. Kulun sabrı kemâle ermek ve olgunlaşmak için gereklidir.
ALLAH celle celâlihu’nun sabrı, kemâlinin sonucudur. Kulun sabrı ihsana ulaşmak için gereklidir.
ALLAH celle celâlihu’nun sabrı, adâletinin bir gereği, ihsanının bir sonucudur. Kulun sabrı çoğunlukla kuvvet karşısında tahammül göstermektir.
ALLAH celle celâlihu’nun sabrı, acze, zayıflığa, câhilliğe karşı zaman tanımaktır. Kul sabır göstermelidir çünkü neyin iyi, neyin kötü, neyin hayır, neyin şer olduğunu bilmez.
ALLAH celle celâlihu sabır gösterir çünkü, neyin iyi, neyin kötü, neyin ne zaman iyi, neyin ne zaman kötü, neyin ne zaman ve nerede hayır veya şer olduğunu bilir. Kendi takdirine göre ayarlar. Zamanı ve yeri gelmeden yapmaz, sabreder.

Kısacası ALLAH celle celâlihu’nun sabrı, beşerî sabır değil, ilahî sabırdır. O’nun sabrı mukayyed ve iğreti bir sabır değil mutlak sabırdır. O’nun sabrı bizimki gibi ihata edilen, kuşatılan bir sabır değil ihata eden, kuşatan bir sabırdır.
Biz sabır göstermekle arada mahiyet farkı olmakla beraber, ALLAH celle celâlihu’nun ahlâkı ile ahlâklanmış oluruz.
HuLukuLLAH ki, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellemin Hakka İnanıp Hayrı İŞLemek olan Yüce Ahlâkını DUYup UYmaktır:


Resim---“Ve inneke le alâ hulukın azîm (azîmin).: Ve muhakkak ki sen, mutlaka çok büyük bir ahlâk üzeresin.” (Kalem 68/4)

Onun için Es Sabûr olan ALLAH celle celâlihu, sabırlı kulunu sever ve onunla beraberdir.

Sabûr celle celâlihu ismi, Kur’ÂN-ı Kerîm-ı Kerîmde ne isim, ne fiil, ne sıfat sigasında hiç geçmez.

Es Sabûr, İnsanla ilgili Kevnî İsim ve Sıfat grubundadır.
El Halîm İsmiyle anlam yakınlığı vardır. Ancak Halîm dar mânâlıdır. Sadece kullara karşı gösterilen sabrı ifâde eder. Suçluyu hemen cezâlandırmayıp ona tevbe için mühlet vermesi gibi. Ama Sabûr bunu da içine alan daha kapsamlı bir mânâ ifâde eder. Sade kulları değil bütün varlıkların, olayların, yaratıkların işleyişindeki düzeni dengeyi koruyan sabırdır.

Es Sabûr İsmi, TİRMİZÎ Hazretlerinin hadîsin ekinde verdiği Esmâü'l-Hüsnâ listesinde Es Sabûr İsmi olarak gerçer.
Es Sabûr İsmi, İBNİ MÂCE Hazretlerinin hadîsin ekinde verdiği Esmâü'l-Hüsnâ listesinde ve İBNİ HACER Hazretlerinin hadîsin ekinde verdiği Esmâü'l-Hüsnâ listesinde yoktur.
Kur'ÂN-ı Kerîmdedoğrudan Es Sabûr ismi olarak geçemmekle beraber; kullara, peygamberlere ve Allah celle celâlihu’ya nisbet edilerek çokça geçer.
Diğer Hadislerde de çokça geçer..


ALLAHu zü’l- CeLÂL için Tahammül.. Avam Sabrı..
ALLAHu zü’l- CeLÂL’in yasakalarına İlahî Yardımla Sabır.. Mürid Sabrı..
ALLAHu zü’l- CeLÂL’in Ahlâkıyla ahlâklanıp feNÂdan BeKÂya GEÇişe Sabır.. Muhakkik Sabrı..
ALLAHu zü’l- CeLÂL’in BiRR SâhibLiğinde ise, es Sabûr ALLAH celle celâluhu OLuşu Lutf-ü-Keremidir...

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 11 Nis 2019, 22:26 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 11169
El Cemîlü celle celâluhu

Resim

El Cemîlü : Çok güzel olan ve herkese herşeye Sûret-yüz ve Sîret-öz güzelliğini veren. Mutlak güzellik Cemâlullah sahibi olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL...

Resim

El Cemîlü celle celâluhu İSM-i Şerifi, İbni Mâce Hadis-i Şerîfiyle bildirilmiştir. Kur'ân-ı Kerîmde doğrudan bildirilmemiştir. Kur'ân-ı Kerimde kelime olarak;

sabrun cemil- güzel bir sabırdır: Yûsuf 12/18,83; Meâric 70/5 âyetlerinde.
safhal cemil- güzel muamele et: Hicr 15/85 âyetinde.
serahan cemila- güzel bir şekilde serbest bırakın: Ahzâb 33/28,49 âyetlerinde.
hecren cemiylen- güzellikle ayrıl..: Müzzemmil 73/10 âyetinde geçmektedir..

Cemül: Ahlâkı, şekli ve yaratılışı güzel olmak.
Cemmele: Güzelleştirmek. Tezyîn etmek. Süslemek.
Tecemmele: Güzelleşmek. Süslenmek.
Cemâl: Güzellik, cemâl.
Cümmeyl: Bülbül.
Cemîl: İhsan, iyilik, güzellik.
Cemîle: Hoşa gitmek için yapılan hareket, güzellik.
Cemîlekâr: f. İyilik sever, güzel ahlâk ve huy sâhibi olan.
Cümâl: İnci.
Mücmel: Özet.
Cemil-i ale’l-ıtlak: Her cihetle çok güzel ve mükemmel.
Cemil-i zül-celâl: Celal sâhibi, cemil olan Cenab-ı ALLAH celle celâluhu.

Cemîl, daha çok sûreten güzellik anlamında ALLAH celle celâluhunun isimlerinden birisidir. Hüsn ise aynı manaya gelmekle beraber sîretendir ve hüsn-ü hulk güzel ahlâk gibi... Tezyinde böyledir; süslemek, bezemek, donatmak. Cemmele; güzelleştirmek, tezyîn etmek, süslemek..

يَا بَنِي آدَمَ خُذُوا زِينَتَكُمْ عِنْدَ كُلِّ مَسْجِدٍ وَكُلُوا وَاشْرَبُوا وَلَا تُسْرِفُوا ۚ إِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُسْرِفِينَ
Resim---“Yâ benî âdeme ḣużû zînetekum ‘inde kulli mescidin vekulû veşrabû velâ tusrifû(c) innehu lâ yuhibbu-lmusrifîn(e): Ey âdemoğulları! Her secde edişinizde güzel elbiselerinizi giyin. Yiyin için, fakat israf etmeyin; çünkü ALLAH israf edenleri sevmez."
(A'raf 7/31)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Şüphesiz Allah güzeldir, güzelliği sever.” buyurdu.
(Müslim, İman, 147; İbn Mâce, Dua, 10)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Allah güzeldir, güzelden başkasını kabul etmez.” buyurdu.
(Müslim, 1015)

Bu muhteşem kâinâtta insan aklının algılayabildiği tüm güzellikler, el Cemîl Esmâsının Cemâlullah NûRu yansımasıdır.
Cemil-i zü’l- Celâl ALLAH celle celâluhu, tüm güzellikleri CEM’ eden El- Cemâlullahın İSM-i HÜSNüdür..
Kâinâtı, hayatı ve insÂNı en güzel bir şekilde yaratmıştır:


الَّذِي أَحْسَنَ كُلَّ شَيْءٍ خَلَقَهُ ۖ وَبَدَأَ خَلْقَ الْإِنْسَانِ مِنْ طِينٍ
Resim---“Elleżî ahsene kulle şey-in ḣalekah(u)(s) vebedee ḣalka-l-insâni min tîn(in): Ki O, yarattığı her şeyi en güzel yapan ve insanı yaratmaya bir çamurdan başlayandır.”
(Secde 32/7)

Yaratılan Küllî ŞEY ya bizzât güzeldirler ya da SON-Uç olarak neticeleri cihetiyle güzeldirler.
Nefsin Kulluk imtihanı, AKLın; Hayr-Doğru-Güzel ve Şerr-Eğri-Çirkin olan İKİ UÇ-unu HATM etmesidir..
Muradullahı-EMRullahı, Güzellik Sultanı Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden güzelce DUYup UYarsa;


يَا أَيُّهَا النَّاسُ كُلُوا مِمَّا فِي الْأَرْضِ حَلَالًا طَيِّبًا وَلَا تَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ ۚ إِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُبِينٌ
Resim---“Yâ eyyuhâ-nnâsu kulû mimmâ fi-l-ardi halâlen tayyiben velâ tettebi’û ḣutuvâti-şşeytân(i)(c) innehu lekum ‘aduvvun mubîn(un): Ey insanlar! Yeryüzünde bulunan şeylerin güzel ve temiz olanlarından nasibinizi alın ve şeytanın peşinden gitmeyin, zira o kendi gizli olsa da sizin apaçık düşmanınızdır.”
(Bakara 2/168)

وَصَدَّقَ بِالْحُسْنَىٰ
Resim---“Ve saddeka bilhusnâ: Ve en güzel olanı doğrularsa,”
(Leyl 92/6)

فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْيُسْرَىٰ
Resim---“Fesenuyessiruhu lilyusrâ: Biz de onu kolay olan için başarılı kılacağız.”
(Leyl 92/7)

ALLAHu zü’l- CELÂL ü zü’l- CEMÂLin, ZÂTen-SIFATen-ESMÂyen ve EŞYÂyen güzelliği Kur'ân-ı Kerim ve Kâinât Âyet-i CELÎLelerinde OKUnup durmaktadır nAKLen-AKLen..

قُلِ ادْعُوا اللَّهَ أَوِ ادْعُوا الرَّحْمَٰنَ ۖ أَيًّا مَا تَدْعُوا فَلَهُ الْأَسْمَاءُ الْحُسْنَىٰ ۚ وَلَا تَجْهَرْ بِصَلَاتِكَ وَلَا تُخَافِتْ بِهَا وَابْتَغِ بَيْنَ ذَٰلِكَ سَبِيلًا
Resim---“Kuli-d’û(A)llâhe evi-d’û-rrahmân(e)(s) eyyen mâ ted’û felehu-l-esmâu-lhusnâ(c) velâ techer bisalâtike velâ tuḣâfit bihâ vebteġi beyne żâlike sebîlâ(n): De ki: 'Allah, diye çağırın, 'Rahman' diye çağırın, ne ile çağırırsanız; sonunda en güzel isimler O'nundur.' Namazında sesini çok yükseltme, çok da kısma, bu ikisi arasında (orta) bir yol benimse.”
(İsra 17/110)

Mutlak CEMÂLuLLah ise AKLın->N-AKLde YANıp YOK OLduğu Ahadiyyet SIRRındadır ki;
Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “ALLAH’ın zâtı sıfatlarla, sıfatları da fiillerle örtülmüştür. En mükemmel sıfatlarla yüce ve üstün niteliklerle örtülen bir güzelliği nasıl tasavvur edebilirsin?” buyurdu.

(Müslim)

Ve Kur'ân-ı Kerim hükmü açıklar;

لَا تُدْرِكُهُ الْأَبْصَارُ وَهُوَ يُدْرِكُ الْأَبْصَارَ ۖ وَهُوَ اللَّطِيفُ الْخَبِيرُ
Resim---“Lâ tudrikuhu-l-ebsâru vehuve yudriku-l-ebsâr(a)(s) vehuve-llatîfu-lḣabîr(u): Gözler O'nu idrak edemez; O ise bütün gözleri idrak eder. O, latif olandır, haberdar olandır.”
(En’am 6/103)

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ceNNet CemÂLini buyuruken:

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Cennetlikler cennete girdikleri zaman ALLAH celle celâluhu şöyle buyurur: “Siz bir şey ister misiniz ki, verdiğim nimetlerden fazlasını vereyim?” Onlar: “Yâ Rabbî; Sen yüzümüzü ak etmedin mi? bizi cennete koymadın mı? Bizi ateşten korumadın mı? Daha ne isteriz? Derler. Bunun üzerine perde kalkar, artık cennetliklere Rablerini müşahadeden (gözetmekten) daha sevimli bir şey verilmemiştir.” buyurdu.

(Ebu Müslim, Kitab-ul imân)

El CeLÂLinden el CELÎLini TeCELLî ETTiren ALLAHu zü’l- CELÂL, KULunun da, Maddî-Sûreten ve Manevî-Sîreten Güzellik Timsâli Olmasın EMReder ve İSTER!.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 27 Nis 2019, 17:35 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 11169
Resim

İŞte Burada =>Bir GÜZELLik SAHnesiAÇmadan GEÇemeyeceğim..:


Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem risâletin Livâü’l- HAMD Sancağını HİRA Dağın Tepesine dikince kıyametler koptu Mekke’de.. Sömürücü Müşrikler tehlikeyi gördüler.. Taarruza geçtile hemen!.

Mekke’nin en zenginlerden bir aileye mensub olan Sûreten-Sîreten GÜZELLik timsÂLi Mus'ab bin Umeyr radiyallahu anhu ki onun için;


Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Mekke'de Mus'ab bin Umeyr'den daha güzel giyinen, daha yakışıklı ve ni’metler içinde yüzen başka bir genç görmedim” buyurdu.
(İbn Sa'd, et-Tabakâtü'l-Kübrâ, Beyrut 1960, III, 116)

Mus'ab bin Umeyr radiyallahu anhu ki;
Medine'ye ilk hicret eden sahabi Mus'ab bin Umeyr'dir
Mus'ab bin Umeyr Bedir ve Uhud savaşlarına katıldı.
Her ikisinde de İslam ordusunun bayraktarlığını yaptı.
Uhud savaşında ŞEHÎD oldu..

Mekke müşriklerinden İbn-i Kâmia adında biri Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e saldırırken, Mus'ab bin Umeyr radiyallahu anhu onun karşısına çıktı. Bu müşrik, bir kılıç darbesiyle Mus'ab bin Umeyr'in sağ kolunu kesti. Mus'ab, bunun üzerine sancağı derhal sol eline aldı. İkinci bir darbe ile sol kolu da kesilince, sancağı kesik kollarıyla tutup göğsüne bastırdı. Bu haliyle kendini Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e siper yapan Mus'ab bin Umeyr radiyallahu anhu'n üzerine hücum eden İbn-i Kâmia, vücûduna bir mızrak sabladı Musab bin Umeyr mızrağı çıkarıp yerine sancağı taktı, daha sonra yere yıkıldı şehid oldu. Defni sırasında onu kefenleyecek örtü bulunamadı.


Resim---Sahabelerden Habbab radiyallahu anhu, bu olayı şu şekilde rivayet eder: Biz Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'le birlikte Medine'ye yalnız Allah rızası için hicret ettik. Artık mükâfatını Allah'tan bekleriz. Arkadaşlarımız arasında bu ni’metlerden tatmadan âhirete gidenler vardır ki Mus'ab bin Umeyr bunlardan biridir. O Uhud günü şehid olmuştu da kendisini saracak bir kefen dahi bulamamıştık. Yalnız şehidin bir kaftanını bulmuş ve bu aziz şehidi ona sarmaya çalışmıştık. Ancak başını örterken ayakları açılıyor, ayaklarını kapatırken de başı açığa çıkıyordu. Bu yoksulluk karşısında MuhaMMed aleyhisselâm bize şehidin başını örtmemizi ve ayaklarının üstüne de izhîr denilen kokulu ottan koymamızı emretti.
(Buharî, Cenâiz 27)

vASL-ı vUSLat YOLU YOLcusu Azîz Kardeşlerim,
Bu ZENginlik-VARlık ve FaKR-YOKluk mâ-SALLımızı CANdan-GÖNÜLden OKUyup ANLAyın İnşâe ALLAHu TeÂLÂ..


Resim---Musab radiyallahu anhu’nun İslamiyete yeni girdiği anlardı.. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin sahabeleriyle birlikte oldukları bir anda Musab radiyallahu uzaktan görününce, Sahabe-yi GÜZÎN çok güzel giyinen ve yakışıklı olan Musab radiyallahu anhu’yu göstererek Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e güzel giyimin hükmünü sordular.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:"ALLAH güzeldir, güzeli sever."
buyurmuştur.
(Müslim, İmân, 147; İbni Mâce, Dua, 10)

Benzeri hadis-i şerifteyse;

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “ALLAH ni’metinin eserini kulunun üzerinde görmeyi sever.” buyurdu.
(Tirmizî)

Güzelliğin UBUDiyyet Boyutundaki MERKEZi RuBuBiyyetin ANAhtarı Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemdir..
CemîL-i Mutlakın CemâL-i Zâtına;
ZÂHİRen-BÂTINen-EVVELen-ÂHİRen CEMÂL CEM’liği CÂNda-cihÂNda-CeNNette DEDiğimİZ NÛR-u MÎMde’dir bİZ KULLarı için ve’s- SELÂM!..
SELL ü SALLımız O’na OLsun İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!.


CELÂL.: Sonsuz Büyüklük, Ululuk, Yücelik ve Haşmet Sahibi OLan ALLAH celle celâluhu..

CELÎL.: CeLâL Sahibi, Azîm, Mertebece Herşeyden Yüksek OLan ALLAH celle celâluhu..

CELÎL-i BÂKÎ: Azîm, Mertebece Herşeyden Yüksek OLan ve Sonsuz Hayat Sahibi Zât; ALLAH celle celâluhu..

CELÎL-i CEMÎL: Tam Güzellik ve Büyüklük Sahibi ALLAH celle celâluhu..

CELÎL-i PÜRKEMÂL: Tam Kemâl Sahibi ULu ALLAH celle celâluhu..

CELÎL-i zü’L- CEMÂL: Güzellik Sahibi ULu ALLAH celle celâluhu..

CEMÎL-i ALE’L- ITLAK: Sonsuz ve Kusursuz Güzellik Sahibi OLan ALLAH celle celâluhu..

Onun için İnsanlar, NEFSLerindeki GaLib ESMÂsı-MüreBbîsi, el CELÎL celle celâluhu olanlar;
Musab radiyallahu anhu gibi MuhaMMedî Mahşerin GÜZELLik ÇİÇEKleridirler..
Onların seyr ü sülûk YOLculuklarında, RaBBÂNî Rehberleri Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden yANsıyan eL CELÎL celle celâluhu TeCELLÎsi CeMÂLuLLAH OLur ve’s- SeLÂM!. İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!.

Şu gÖZlerim, Zâhir-Bâtın, nice SekrÂNeleri ve divÂNeleri Ellerinde, İlahî Aşk Kâsesi Yürekleriyle Kâinât Meşherinde, Mest ü Mahmur SeBBehasında/YÜZüşünde gördü çok şükür..
Ve nice Velâyet-i Kübrâ Mahşerinde KaHR olup GİDişlerini YAŞAdım Hamd OLsun!.

Cemâl;
ZÂTında, SIFATlarında, İSİMlerinde, FİİLlerinde ve ŞEYy’lerindeki güzelliğin ASLen ve ZÂTen Sahibi SubhÂN ALLAHu zü’L-CELÂL'e samimî senâ ve gönül Zuhûru içindir.
İkisi arasındaki KuLLuk KemÂLi Hakiki HAYATtır.
Ayni şeyin iki yüzünü "bİLE" kılıp birleştirmek/HaTM, için aklın hamlık sırrını silmesi serüveni ve seyr ü sülûk seferidir. Bu silme İşlemi ve Sistemi ise, Nakil İlâcı ile mümkündür.
KemâLâtın zıttı CehâLet olduğu gibi, GüzeLLiğin zıttı ÇirkinLik de haktır..

Kulları için ALLAHu zü’L-CELÂL'in Hikmet ve İbret Sahneleri müşteri beklemekte ve insanlar akılları ve özgür iradeleriyle rollerini aklen tercihleri ile kendileri seçip oynamakta ve hesaba doğru koşmaktadırlar

GüzeLLer GüzeLi EL CEMÎL ALLAHu zü’L-CELÂL'in çirkini ve çirkinliği yaratmasındaki hikmeti, insanoğlunun Kulluk İmtihanı gereği TERCİ Fırsatı olduğu açıktır.

İnsan aklı, cüz'i olan CEMÂL anlayışıyla Küllî CEMÂL-in peşine düşer ve yürümesi gereken yolun NAKİL/Kur'ÂN-ı Kerîm Rehberinin VEKîL/Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, ve Hedefinin ASLı/LİVECHiLLAH OLduğunu ANLAr!.
Zıtlar Âleminde AKIL, her GÜZELi ve GüzeLLiği =>Zıttı olan çirkin ve çirkinlikle BİLir, BULur, OLur ve YAŞAr!. İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!.

AŞK-ı Mecâzi'den AŞK-ı Hakikiye GEÇiş ise;
İnsan AKLının KaDERince-Kadarınca;

BEDENîni BİLişten,
NEFSîni BULuştan,
KALBînde OLuştan
RUHunu YAŞAyışa GEÇiş;
=>MuhaMMedî Şuûru->Nûru->Süruru ve =>O-NURudur..


İşte bu Muhteşem ve Mübârek Sılâ Seyâhatı, SaLL ve Secde Zevkinin Zîneti/süsü İnsan Nefsinin AKLıyla, Mutlak Güzeli/ ALLAHu zü’L-CELÂL'i ve mukayyed/kayıdlı, kısıtlı, sınırlı, sorumlu Güzeli Nûr-u MîMi =>MâSİVÂ olan Kâinâtın her ZERResinde ki MuhaMMed Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemde; BİLip-BULup-OLup-YAŞAmasıyla mümkündür!.
İşte Şu ŞEHÂDet ÂLEMiOLan SüNNetullah-Şe’ENuLLAH ÇARŞısında-ARŞısında!. İnşâe ALLAHu TeÂLÂ..
Gerisi boş ve kuru laftır iki gözüm!.

Es Salât ve’s- seLÂM olsun Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selemde OL-ANlara!.


ResimEssalâtü vesselâmü aleyke YÂ HÂMİLE-yi LİVÂİ'L-HAMD!.
ALLAHu TeÂLÂ'nın SaLâtı ve SeLâmı SANA OLsun!.
Ey Livâi'l- Hamd Sancağını Taşıyan Yâ SEYYidiNâ!.



Resim

TÜRKÇESİ: Allahümme salli ve sellim ve bârik alâ Seyyidinâ ve Mevlânâ Muhammedîn ve enzilhi'l- mak'ade'l- mukarrabbi indeke yevme'l- kıyâmeti Resim Vâhşurnâ fi zümretihi tahte livâihi fi zılli arşike'l- mecîd Resim İnneke alâ kulli şey'in kadîr.

MÂNÂSI: “ALLAH'ım! Efendimiz ve Sahibimiz Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)'e salât, selâm ve bereket dileklerimizi ilet, salât et! Onu kıyâmet gününde yâkînlerin makamında konuklandır. Ve bizi, Mecîd (ulu) Arşıyın gölgesinde onun livâ'sı (bayrağı) altında haşrolan zümresi içinde haşret. Şüphesiz ki sen herşeye kadirsin!”



El Cemîlü:
Resim

El Celîlü:
Resim

El Celâlü:
Resim

Zü'l-Celâli ve'l- İkrâmü:

Resim

Resim

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 26 Haz 2019, 14:48 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 11169
Resim KUR'ÂN-ı KERÎM'de SABRuN CEMîL.:

وَجَآؤُوا عَلَى قَمِيصِهِ بِدَمٍ كَذِبٍ قَالَ بَلْ سَوَّلَتْ لَكُمْ أَنفُسُكُمْ أَمْرًا فَصَبْرٌ جَمِيلٌ وَاللّهُ الْمُسْتَعَانُ عَلَى مَا تَصِفُونَ
Resim---"Ve câû alâ kamîsıhî bi demin kezib (kezibin), kâle bel sevvelet lekum enfusukum emrâ (emren), fe sabrun cemîl (cemîlun), vallâhu’l- musteânu alâ mâ tasıfûn (tasıfûne).: Ve üzerinde yalancı kan bulunan gömleğini getirdiler. (Babası şöyle) dedi: “Hayır. Sizi, nefsiniz bir işe sevketti. Artık bundan sonrası (benim yapmam gereken şey) güzel (bir) sabırdır. Sizin anlattığınız şeye karşı istiane (yardım) istenecek olan (sadece) Allah’tır.” (Yûsuf 12/18)

قَالَ بَلْ سَوَّلَتْ لَكُمْ أَنفُسُكُمْ أَمْرًا فَصَبْرٌ جَمِيلٌ عَسَى اللّهُ أَن يَأْتِيَنِي بِهِمْ جَمِيعًا إِنَّهُ هُوَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ
Resim---"Kâle bel sevvelet lekum enfusukum emrâ (emren), fe sabrun cemîl (cemîlun), asâllâhu en ye’tiyenî bihim cemî’â (cemî’an), innehu huve’l- alîmu’l- hakîm (hakîmu).: Yâkub (aleyhisselâm) şöyle dedi: “Hayır, sizin nefsiniz sizi bu işe teşvik etti.” Artık bundan sonrası güzel (bir) sabırdır. Umulur ki; Allah, onların hepsini bana getirir. Muhakkak ki; O Alîm (en iyi bilen) ve Hakîm (hikmet ve hüküm sahibi) olandır.” (Yûsuf 12/83)

وَاصْبِرْ وَمَا صَبْرُكَ إِلاَّ بِاللّهِ وَلاَ تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَلاَ تَكُ فِي ضَيْقٍ مِّمَّا يَمْكُرُونَ
Resim---"Vasbır ve mâ sabruke illâ billâhi ve lâ tahzen aleyhim ve lâ teku fî daykın mimmâ yemkurûn (yemkurûne).: Sabret! Senin sabrın sadece Allah iledir (Allah’ın tasarrufu iledir). Onların yüzünden mahzun olma ve onların kurdukları tuzaklar sebebiyle sıkılma (sıkıntı içinde olma).” (Nahl 16/127)

فَاصْبِرْ صَبْرًا جَمِيلًا
Resim---"Fasbir sabran cemîlâ (cemîlen).: Artık güzel bir sabırla sabret.” (Meâric 70/5)



Resim
RESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellem’de SABIR ve SABRuN CEMîL.:

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in kendisine: “İman nedir?” diye sorulduğu zaman, “Sabırlı ve hoşgörülü olmaktır.” buyurmuştur..
(A. İbn Hanbel, IV, 386.)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Sabır, ancak (musibetin) ilk başa geldiği anda (olmalı)dır.” buyurmuştur..
(Buhârî, Cenâiz, 31.)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “…Namaz bir nurdur, sadaka bir burhandır, sabır bir ışıktır.” buyurmuştur..
(Müslim, Tahâret, 1.)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Müminin silahı sabır ve duadır.” buyurmuştur..
(Deylemî.)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Hakk TeÂLÂ, sevdiği kulu dertlere mübtelâ kılar, o da sabrederse, ondan razı olur.” buyurmuştur..
(Deylemî.)

Resim---Ebû Mâlik Hâris İbni Âsım el-Eş’arî radıyallahu anh’den rivâyet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Temizlik imanın yarısıdır. Elhamdülillah duası mizânı, sübhânellah ve elhamdülillah sözleri ise yer ile gökler arasını sevab ile doldurur. Namaz nurdur; sadaka burhandır; sabır ziyâdır. Kur’an senin ya lehinde ya da aleyhinde delildir. Herkes sabahtan (pazara çıkar) nefsini satar; kimi onu âzâd kimi de helâk eder.” buyurmuştur..
(Müslim, Tahâret 1. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 86.)

Resim---Ebû Saîd Sa’d İbni Mâlik İbni Sinân el-Hudrî radıyallahu anhümâ’dan nakledildiğine göre.: Medineli müslümanlardan bir kısmı Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den bir şeyler istediler. O da verdi. Sonra yine istediler. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, elindekiler bitinceye kadar verdi. Verebileceği şeyler tükenince onlara şöyle hitab etti:
“Yanımda bir şeyler olsaydı, onları sizden esirgemez, verirdim. Kim dilenmekten çekinir, iffetli davranırsa, Allah onun iffetini arttırır. Kim tok gözlü olmak isterse, Allah onu başkalarına muhtaç olmaktan kurtarır. Kim de sabretmeye gayret ederse, Allah ona sabır verir. Hiç bir kimseye, sabırdan daha hayırlı ve büyük bir lutufta bulunulmamıştır."
buyurmuştur..

(Buhârî, Zekât 50, Rikak 20; Müslim, Zekât 124. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Zekât 28; Tirmizî, Birr 77; Nesâî, Zekât 85.)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 4 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye