Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 24 Şub 2019, 09:17

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: SÂLİH BABA..
MesajGönderilme zamanı: 06 Şub 2019, 18:24 
Çevrimdışı
Dost Üye
Dost Üye

Kayıt: 18 Oca 2007, 03:00
Mesajlar: 56
Bu konuyu facebook'ta paylan!
ResimSALİH BABA..

Nakşi Tarikatı Halidî kolundan zülcenaheyn şeyh Sâmi-il Erzincanî Hazretlerinin müridlerinden olan Sâlih Baba'nın tarikata intisabının ve şiir söylemeye başlamasının ilgi çekici bir menkıbesi nakledilir:
Pîri Sâmi (Sâmi-il Erzincanî) Hazretlerinin, Sâlih baba ile adaş Muezzin Sâlih (veya bir gözü kör olduğu için Kör Sâlih) diye anılan bir mmüridi vardı. Bu zât, ara sıra demkeşlik yapar, Ermeni meyhânelerinde içki içer, dergâha dönüşünde de şeyhine görünmemek için köşe bucağa gizlenirdi. Böyle bir içki âleminin sonunda, geldiği dın sohbethânesine girmeyip mahçup ve ezik bir halde sofadan:


"Kuleden, kuleden, sesin aldım kuleden,
O senin kaşın gözün beni sana kul eden.."


Beyitlerini okuyunca Pîri Sâmi Hazretleri: “Gel Sâlih, senin her ayıbın hünerdir!.” diye buyurmuş ve bu hitab üzerine iç âleminde bir değişiklik olmuş ve bundan sonra asla içmemiştir.
Nota ve musikî usullerine vakıf olarak tesirli bir sesle sohbet zeminine göre beyit söyleyen bu Muezzin Sâlih ile çekingen, ummî, içine kapalı bir çilingir Ustası olan Sâlih (Sâlih Baba), aynı mahalle sâkini olarak birbirlerine hal hatır sorar, arkadaşlık ederlerdi. O sıralarda Sâlih Usta, şeriatsız hallere saptığından battal olmuş bir tarikata mensuptu ve tarikatın hali sebebiyle de oradan mânen gıdalanamıyordu. İki Sâlih, bir gün aralarında konuşurlarken, Muezzin Sâlih, Sâlih Ustaya:
“Bir gün sen bizim şeyhin sohbetine gel, bir gün ben de senin şeyhinin sohbetine geleyim, hangisinin sohbetinden lezzet alır, içimizde ısınma olursa ikimiz de o şeyhin tarikatına girelim!.” teklifinde bulunur.
Bunun üzerine Sâlih Usta, Kırıtlıoglu dergâhında (Pîri Sâmi Hazretlerinin dergâhı) bir gün sohbet dinlemiş. İkinci gün kendi şeyhinin sohbetinde bulunacakları yerde yeniden Pîri Sâmi Hazretlerinin sohbetinde bulunmuşlar. Asıl maya ve cevheri şeriata bağlılık olan hâlis tarikatın yüksek ni’met ve tasarrufunu taşıyan bu ulu şeyhin tuzağına gönüllü olarak yakalanan Sâlih Usta da böylece bir daha eski tarikatına dönmemiş, zâhirde bağ gibi görünen çürük alâkasından ayrılıp kopmaz ve eskimez bağlarla yeni şeyhine bağlanmıştır..

Bu şekilde Kırıtlıoglu Dergâhına intisap eden Sâlih Usta sesiz, mahcup ve bilgisiz bir kimse olarak sohbethânenin arka tarafinda köşe bucak gizlenir, kimse ile temas etmeye çekinir bir vaziyette, kendi halinde oturur, gölge misâli gelir ve giderdi.

Sâlih Usta için biteviye hareketsiz gecen günlerin birinde, Yunus Emre, Niyazi Mısrî ve Kuddusî Baba gibi büyüklerin hikmetli şiirlerinden beyit ve kitabların okunmakta olduğu sohbethânedeki müridlerin bir kısmı:“Bizim kolun büyüklerinde de şâir olsaydı da, onların şiirlerini okusaydık, deyince, Pîri Sâmi Hazretleri: “Bu bir himmet işidir, şiiri bizim Sâlih bile söyler.” diyerek eliyle arka tarafında sinmiş olan Sâlih'e işâret edince, Sâlih Baba o anda varidat ile dolarak irticâlen şiir söylemeye başlamış ve yine o anda "fenâ"ya kavuşmuştur.
Pîri Sâmi Hazretleri, kendisine: "Yeter Sâlih", deyinceye kadar şiir söylemeye devam eden Sâlih Baba, bu emirden sonra da başladığı gibi, kesilmiştir. İşte elimizdeki "Rabıta-i Nakşi Hayali" isimli divan bu feyiz anlarının mahsulüdür."

(Serdar Abinin albümünden.)



NE ÇÂRE!.
Ahhh ahhhh!.


Hakikat şehrinde bir güzel gördüm
Bir göreni göremedim ne çâre..
Sevdâyı aşkından yanıp kül oldum
Bir bilen yok soramadım ne çâre..

*

Bir zaman bekledim Leylâ dağını
Bir zaman bekledim gül budağını
Bir zaman bekledim yâr otağını
Vasılı yâr olamadım ne çâre..

*

Andelibin işi ahu zâr olur
O nasıl güldür ki tezce hâr olur
Bir gönül kul olur gâh hünkâr olur
Ben bu sırra eremedim ne çâre..

*

Bir gülün ki hârı vardır yâr demem
Kansız didelere ahu zâr demem
Yüzünü görmeden yârim var demem
Ben bu yâri bulamadım ne çâre..

*

Niceleri yâr der gönlü binâda
Niceleri yâr der gönlü zinâda
Nicesinin gönlü bey'ü şirâda
Bu yâr kimdir bilemedim ne çâre..

*

Duydum ki yârimin yeri Kaf imiş
Dillerde söylenen kuru laf imiş
Aslını sorarsan nun u kaf imiş
Pâyine yüz süremedim ne çâre..

*

Medeed Pîr-i Sani* bir gör hâlimi
Bu Sâlih’e çok ettiler zulumü
Aç vuslât perdesin göster yüzünü
Çok ağladım gülemedim ne çâre..


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 4 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye