Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 20 Nis 2019, 18:39

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 6 mesaj ] 
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 27 Oca 2019, 19:46 
Çevrimdışı
Dost Üye
Dost Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Ağu 2007, 03:00
Mesajlar: 80
Konum: Almanya
Bu konuyu facebook'ta paylan!
Resim


RESÛLULLAH’ın
40 HADİS-i ŞERÎF ŞEREFLi YOLU..
sallallahu aleyhi vesellem..

İsLâM DİNimizde 40 Hadis-i Şerîf YAZıp Bırakma Hasbî Hizmeti.:
Kırk Hadisi yazıp öğretmeyi teşvik eden çok güzel Hadis-i Şerîf ler vardır ve bu müjdelere ERmek için Hadis İmâmlarımız “Kırk Hadis” derleyip Bizlere bırakmışlardır ALLAH celle celâlihu razı olsun..

Dikkat edilecek husus ve islam âleminin en büyük derdi şu ki; OKUduğunun ne olduğunu bilmesine gerek yok gibi içi boş güzel kelimleri veyâ âyetleri tekrarlamaktalar ne yazık..
Sadece kırk hadisi hatta Kur'ÂN-ı Kerîmi ezberleyen Cennete girmez.
Bir kâfir de 40 hadis ezberleyebilir, bid’at ehli de ezberleyebilir.
Onun içindir ki,
Hadis-i Şerîfleri Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem sesinden DUYup Harfiyyen Uymamız Şarttır..

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “ALLAHu Teâlâ’nın şu 99 Esmâ-i Hüsnâsını ihsâ eden, Cennete girer, sonsuz saadete ulaşır." buyurdu. ..
(Buharî)

Bu Hadis-i Şerîf te de mesele sadece kelimeleri ezbelemek değildir ki;
İhsa etmek.: Fehmederek/ANLayarak, zihnen kavrayarak ve idrâk ederek saymaktır..kısacası, Hadis-i Şerîf in gereğince amel etmek demektir..


ResimKırk hadis ile ilgili hadis-i şeriflerimizi de bu gözle görüp ANLAmalıyız İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!.

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “(Yazılı halde] Kırk hadis bırakarak vefât eden Cennette arkadaşımdır.” buyurmuştur.
(Deylemî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “ALLAHu TeÂLÂ’nın rızası için, helâli ve haramı açıklayan, kırk hadisi ümmetime bildiren, âlim olarak haşr olur.” buyurmuştur.
(Ebu Nuaym)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Ümmetimin din işlerinde faydalı kırk hadis ezberleyen, âlimlerle haşr olur.” buyurmuştur.
(Taberanî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “ALLAHu TeÂLÂnın kendisine mağfiret etmesi ümidi ile, benden kırk hadis yazana, ALLAHu TeÂLÂ rahmet edip şehîd mertebesi verir.” buyurmuştur. ..
(İbni Cevzî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Ümmetime iletmek üzere kırk hadis ezberleyene şefâat ederim.” buyurmuştur.
(İbni Adiy)

_________________
Resim


En son Zehra tarafından 27 Şub 2019, 12:43 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.

Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 03 Şub 2019, 17:48 
Çevrimdışı
Dost Üye
Dost Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Ağu 2007, 03:00
Mesajlar: 80
Konum: Almanya
Resim

40 HADİS-i ŞERÎF..

ESeR.: İmâm Nevevî..
Tercüme.: Ahmed Naîm..


ResimİMÂM NEVEVÎ KİMdir.:

Hadis Âlimi ve Fâkih olan İmam Nevevî, uzun adı ile Ebû Zekeriyyâ Yahyâ b. Şeref b. Mürî en-Nevevî (ö. 676/1277), zamanındaki değerli âlimlerden ders aldı, önemli eserler verdi ve kendisi de birçok âlim yetiştirdi..
h.631/m.1234 yılında Suriye’nin güneyindeki Havran bölgesinde Nevâ köyünde doğdu. Nevevî (Nevâvî), Havrânî ve dedelerinden Hizâm’a nisbetle Hizâmî nisbeleriyle anılır. Hiç evlenmediği halde adı Yahyâ olanların genellikle yaptığı gibi Ebû Zekeriyyâ künyesini almıştır..


BİRÇOK ÂLİMDEN DERS ALDI.:

Nevevî, ergenlik çağında ticareti sevmediği halde babasının dükkânında çalıştı ve bu arada çevresindeki âlimlerin derslerine devam etti. On sekiz yaşına girince babası onu Dımaşk/Şam’a götürüp Revâhiyye Medresesi’ne yerleştirdi. Orada Ebû İshak eş-Şîrâzî’nin Şâfiî fıkhına dair “et-Tenbîh ve el-Müheẕẕeb” adlı eserlerini ezberledi. İki yıl sonra babasıyla birlikte hacca gitti, dönüşte Medine’de bir süre kalarak oradaki âlimlerin derslerine katıldı.
Kütüb-i Sitte’den başka İmam Mâlik’in el-Muvaṭṭaʾ, İmam Şâfiî, Ahmed b. Hanbel, Osman b. Saîd ed-Dârimî, Ebû Avâne el-İsferâyînî ve Ebû Ya‘lâ el-Mevsılî’nin el-Müsned, Dârekutnî’nin es-Sünen, Ahmed b. Hüseyin el-Beyhakī’nin es-Sünenü’l-kübrâ, Begavî’nin Şerḥu’s-sünne, Humeydî’nin el-Cemʿ beyne’ṣ-Ṣaḥîḥayn ve Hatîb el-Bağdâdî’nin el-Câmiʿ li-aḫlâḳı’r-râvî ve âdâbi’s-sâmiʿ adlı eserlerini çeşitli hocalara okuyarak icâzet aldı..


HADİS İLMİNDEKİ HOCALARI.:

Hadis ilmindeki hocaları kendisinden birçok hadis kitabını dinlediği Ziyâ b. Temmâm el-Hanefî, Ṣaḥîḥ-i Müslim’i okuduğu Ebû İshak İbrâhim b. Ömer el-Vâsıtî, on yıl boyunca daha çok Ṣaḥîḥ-i Buḫârî ve Ṣaḥîḥ-i Müslim hadislerinin şerhi konusunda faydalandığı İbrâhim b. Îsâ el-Murâdî el-Endelüsî ve Ebü’l-Ferec İbn Kudâme gibi muhaddislerdir..
Fıkıh ilmindeki hocaları arasında İshak b. Ahmed el-Mağribî, Dımaşk müftüsü Ebû Muhammed Abdurrahman b. Nûh b. Muhammed el-Makdisî, Ebü’l-Hasan Sellâr b. Hasan el-İrbîlî, fıkıh usulü okuduğu kadı Ebü’l-Feth Ömer b. Bündâr et-Tiflîsî ve gramer okuduğu âlimler içinde İbn Mâlik et-Tâî bulunmaktadır..


KENDİSİ DE BİRÇOK ÂLİM YETİŞTİRDİ.:

Nevevî kendini yetiştirdikten sonra talebe okutmaya ve 660 (1262) yılından itibaren eser vermeye başladı. Kendisi de pek çok âlim yetiştirdi. Hayatının son altı yılında ondan hiç ayrılmadığı için “Muhtasarü’n-Nevevî” lakabıyla anılan İbnü’l-Attâr Ebü’l-Hasan Alâeddin Ali b. İbrâhim ed-Dımaşkī bunların en tanınmışıdır. Diğer talebeleri arasında İbn Ferah el-İşbîlî, Bedreddin İbn Cemâa, kadı Ziyâeddin Ali b. Selîm el-Ezraî, Yûsuf b. Abdurrahman el-Mizzî, kādılkudât Şemseddin İbnü’n-Nakīb Muhammed b. İbrâhim ve Ebü’l-Fidâ İbn Kesîr’in babası Ebû Hafs Şehâbeddin Ömer b. Kesîr gibi şahsiyetler vardır.

Çeşitli medreselerde hocalık yapan Nevevî, 665 (1267) yılında Ebû Şâme el-Makdisî’nin vefâtıyla boşalan Eşrefiyye Dârülhadisi şeyhliğine getirildi ve ölümüne kadar bu görevini sürdürdü. Nevevî, kendisine “sefer izni”çıktığını söyleyerek hocalarının kabirlerini ve tanıdıklarını ziyâret etti, kitaplarını medreseye vakfetti, Kudüs’ü de ziyâret edip köyüne döndü ve 24 Receb 676’da (21 Aralık 1277) Nevâ’da vefât etti..


HEM HADİS HAFIZI HEM DE HADİS İLİMLERİNDE OTORİTEYDİ.:

Zehebî’nin “hadis âlimlerinin efendisi”dediği Nevevî hem hadis hâfızı idi hem de hadis ilimlerinde otorite sayılıyordu. Sahih hadisleri zayıf ve uydurma rivâyetlerden kolayca ayırır, râvilerin durumlarını, hadislerde geçen garîb kelimeleri çok iyi bilirdi; hadislerden fıkhî hüküm çıkarmada mahirdi. Şâfiî fıkhında devrinin en büyük âlimi kabul edilmekteydi..
Bu mezhebin esaslarını, bir meseleye dair sahâbe ve tâbiîn âlimlerinin neler söylediklerini, hangi noktada birleşip hangi noktada ayrıldıklarını ezbere biliyordu. Tartışmadan hoşlanmazdı; fakat hocalarının Şâfiî mezhebine veya sünnetin açık hükmüne aykırı bulduğu görüşlerini eleştirmekten çekinmezdi. Nevevî öğrencilik yıllarında tıp tahsil etmek istemiş ve İbn Sînâ’nın el-Ḳānûn’unu okumaya başlamış, ancak bunalıp sıkılınca bunun tıpla uğraşmaktan kaynaklandığını anlayarak tıpla ilgili eserleri elinden çıkarmıştır..


İLİM VE GÖREV SORUMLULUĞU TAŞIRDI.:

Nevevî evliliğin kendisini meşgul edeceği düşüncesiyle hiç evlenmemiştir. Esasen dünya zevklerine ve rahat yaşamaya önem vermezdi. En büyük ibadetin samimi bir niyetle helâlleri ve haramları öğrenmek olduğunu söyleyerek kimseden para almaz, görev yaptığı medreselerden kendisine verilen aylıkla kitap alır, daha sonra bunları o medreseye bağışlardı. Haksızlığa boyun eğmez, doğru bildiğini söylemekten, yöneticileri uyarmaktan çekinmezdi..

Memlük Sultanı I. Baybars’a çeşitli mektuplar yazmış, bu mektupların bir kısmını âlimlere de imzalatarak ortak bir dilekçe halinde sunmuş, ondan kıtlık yüzünden sıkıntı çeken Dımaşk halkına kolaylık göstermesini, ağır vergilerle onları zor durumda bırakmamasını istemiştir. Moğollar Suriye’ye saldırdığında memleketi savunmak için halkın bir kısım emlâkini elinden almak isteyen ve bu sebeple âlimlerden fetva talep eden halifeye karşı çıkmış, Baybars’a karşı gösterdiği bu tavrından sonra şöhreti yayılmış ve eserlerine büyük rağbet gösterilmiştir.

Zehebî, Nevevî’nin iyiliği tavsiye edip kötülükten sakındırma konusunda benzeri bulunmadığını, azla yetinip basitçe giyinen vakur ve heybetli bir kişi olduğunu söylemekte, talebelerinden İbn Ferah el-İşbîlî de onun ilim ve görev sorumluluğu taşiyân bir âlim olduğunu belirtmektedir. Harîrîzâde kendisine Şâzeliyye tarikatının Neveviyye adlı bir kolunu nisbet eder (Tibyân, III, vr. 217a-221a)..


VEFÂTI.:

Nevevî, kaddesallahu sırrahu hicri 676 yılı Recep ayının 24.ncü gününde, miladi 1277 yılında Nevâ’da vefât etti. Kabri halen bilinmektedir. Vefâtında yaşı 45’i aşmamakla birlikte, mübârek bir ömür sürdü. Ömrünü ibadet, itaat, öğrenmek, öğretmek ve te’lifle geçirdi.
Bilindiği kadarıyla Nevevî, kaddesallahu sırrahu hiç evlenmemişti. Çünkü geçimi annesi ve babasından, ancak yetecek kadar geliyordu ve yoksul birisi idi..


ESERLERİ.:

İmam Nevevî, din ilimlerinin çeşitli alanlarında oldukça değerli eserler bıraktı. Bu eserlere muttali olan, bu ilim adamının büyüklüğünü takdir eder. Nevevî’ye hem güçlü bir hafıza, hem hatırlama gücü, hem de nasları inceden inceye kavrama kabiliyeti verilmişti. Birçok ilim dalında oldukça geniş bilgiye sahip fıkıh, usûl, ıstılahlar, lügat ve bunun dışındaki çeşitli dallarda oldukça yetkin idi. Bize bıraktığı birtakım eserler arasında şunları zikredebiliriz:

1-) El-Minhac fi Şerhi Sahihi Müslim İbn’l-Haccâc
2-) Tehzibü’l-Esmai ve’I-Lugât
3-) Minhâcu’t-Tâlibîn
4-) ed-Dekâik
5-) Tashihu’t-Tenbîh fi Fıkhi’ş-Şâfiiyye
6-) et-Takrib ve’t-Teysir fî Mustalahi’l-Hadîs
7-) Hilyetü’l-Ebrâr ve Şiâru’l-Ahyâr (Bu, “el-Ezkâr en-Neveviyye” diye de bilinir)
8-.) Hulâsatu’l-Ahkâm min Mübhemâtı Süneni ve Kavâidi’İ-İslam
9-) Rıyâzu’s-Sâlihîn min Kelâmı Seyyidi’l-Mürselîn
10-) Bustânu’l-Ârifîn
11-) eI-îdâhfi’l-Menâsik
12-) Şirâzi’ye ait el-Mühezzeb’in şerhi
13-) Ravzatu’t-Tâlibîn (Fıkha dairdir)
14-) et-Tibyân fî Âdâbi Hameleti’l-Kur’ân
15-) el-Mekâsid (Tevhide dair bir risale)
16-) İbnü’s-Salâh’a ait Tabakât-ı Şafiiyye’nin muhtasarı
17-) Menakibü’ş-Şâfiî (yazma)
18- Fıkha dair ve fetvalarının toplandığı kitap: el-Mensûrât
19-) (Birtakırn mevizalar ihtiva eden) Muhtasâru’t-Tibyân
20-) Tecvide dair Menârü’I-Hüdâ fil-Vakfi vel-İbtidâ
21-) el-Mübhemât min Ricâli’I-Hadis
22-) Kırk Hadis…
Bu eserleri birçok ilim adamı da şerhetmiş bulunmaktadır..


ALLAHu TeÂLÂ’mızdan O’na mağfiret diler, geriye bıraktığı bu değerli ilmî eserlerin ecrini Kıyamet Günü kendisine vermesini, bizi de bu eserlerle faydalandırmasını ve DUYup Uymamıza yardımın niyâz ederim!.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 18 Şub 2019, 08:07 
Çevrimdışı
Dost Üye
Dost Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Ağu 2007, 03:00
Mesajlar: 80
Konum: Almanya
Resim

BABANZÂDE AHMED NAÎM KİMdir.:

Hadis -i şerifte Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Kim ümmetime dini işlerine dair kırk hadis hıfzediverirse, ALLAH TeÂLÂ onu âlimler zümresinde haşreder.... Ben de kıyamet gününde ona şâhid ve şefâatçi olurum.” buyurmuştur.
İslâm âlimleri bu müjdeye erebilmek için çeşitli konularda Kırk Hadisler derlemişler. Tarihte ilkönce kırk hadis derleyenin Kûfe'de oturan Merv'li Bilgin Abdullah İbn-i Mübarek olduğu bilinmektedir. İmâm Nevevî'nin bu geleneği devam ettiren elimizdeki eseri, en fazla yayınlanan ve üzerine şerhler yapılan bir eserdir. Ayrıca, merhum Ahmed Naîm'in tercüme ve üslûbuyla sunduğumuz bu eser, tercüme edildiği devrin dilini de vermesi bakımından bir önem arzetmektedir. .
Babanzâde Ahmed Efendi 1872 yılında Bağdat’ta doğdu. Babası Baban oğullarından son asrın tanınmış ilim ve idare adamlarından Mustafa Zihni Paşa’dır. Mustafa Zihni Paşa, Mithat Paşa’nın Bağdat valiliğinde mektupçuluğunu yapmıştır.

Eğitimine Bağdat’ta başladı. Bağdat Rüştiyesi'nin orta kısmını bitirdi. Sonra İstanbul’a geldi. Galatasaray Sultanisi ve Mülkiye Mektebi’nde okudu.

Bir ara Hariciye Nezareti Tercüme Kalemi’nde çalıştıktan sonra Maarif Nezareti Yüksek Tedrisat Müdürlüğüne getirildi. (1911–1912) Galatasaray Sultanisi’nde Arapça okuttu.(1912–1914) Maarif Nezareti Telif ve Tercüme Odası üyeliğinde bulundu (1914–1915). Bu görevini Darülfünun’un lağvedilmesine kadar (1933) aralıksız sürdürdü.

1915 yılında Darülfünun Edebiyat Fakültesi’nde ders vermeye başladı. Fakültede mantık, felsefe, ruhiyat ve ahlâk derslerini okuttu. Bir ara Darülfünun rektörlüğünde bulundu.

Doğu ve Batı kültürüne aşina olan ve bunları çok iyi bilen Ahmed Naim, Arapça, Farsça ve Fransızca’yı çok iyi derecede bilmekteydi. Arap Edebiyatı'ndan seçtiği ve tercüme ettiği parçaları 1901 yılında Servet-i Fünun dergisinde yayımlamaya başladı. Yazılarını “Bedayiu’l-Arab” başlığıyla neşretti.

1908'den itibaren çıkan haftalık Sıratı Müstakim (daha sonraları Sebilür Reşat) dergisinin hadis sayfasını Mehmed Akif'in ricâsı üzerine kendisi hazırlıyordu. Daha sonra kendini hadis dalında yetiştirdi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 21 Şubat 1925 tarihinde Diyanet İşleri Reisliği bütçesi görüşülürken ilmiyeden Eskişehir Mebusu Abdullah Azmi Efendi 53 arkadaşının imzasıyla bir önerge sundu. Önerge üzerine Kur’ÂN-ı Kerim’in ve İslami eserlerin Türkçe'ye tercümesine karar verildi. Bu kararın ardından Diyanet Reisi Ahmet Hamdi Aksekili bu işi yürütecek ehil insanları tesbite çalıştı.

Uzun bir uğraşı neticesinde Kur’an mealini Mehmed Akif Ersoy’a, Buhari’nin tercümesini de Babanzâde Ahmet Naim Bey’e verirldi. Buhari Tercümesi görevini üstlenirken, meal yazması için Akif'i kendisi ikna etmişti.

Babanzâde’nin ilmi şahsiyetini ön plana çıkaran diğer bir yönü de hiç kuşkusuz yukarıda da değinildiği gibi bir muhaddis oluşudur. Ahmet Naim’in bu yönü, Sahih-i Buhari’nin Tecrid-i Sarih Tercümesi’ne yazdığı mukaddimede ortaya çıkıyor.

Yazdığı 500 sayfalık bu mukaddime, son derece önemli ve oldukça geniş bir hadis usulü kitabıdır.

Merhum bu mukaddimeden sonra Tecrid-i Sarih’in iki cildini daha tercüme etmiştir. Maalesef bu eseri tamamlayamadan vefât etmiştir.

Daha sonra bu tercüme işini Prof. Dr. Kamil Miras devralmış ve bitirmiştir. Tamamlanan Buhari tercümesi, “Tecrid-i Sarih” olarak 12 cilt ve bir de fihrist olarak hizmete sunuldu.

Ahmet Naim Efendi, aynı zamanda felsefe alanında da kendini çok iyi yetiştirdi. Fransız filozoflarından George Fonsgrive’in bir eserini “İlmü’n- Nefs” adıyla Türkçeye çevirdi. Bu eserle 1900 felsefi terime karşılık buldu. Bu çabası devrin ilim adamları tarafından takdirle karşılandı.


ESERLERİ:

1-) Temrinat 1900
2-) Mebadi-i felsefeden İlmü’n- Nefs (tercüme) 1915
3-) İslamda Dava-i Kavmiyet 1916
4-) Hikmet Dersleri (felsefe) 1919
5-) İlm-i Mantık (tercüme) 1919
6-) Tevfik Fikrete Dair Filozof Dr. Rıza Tevfik Beyfendiye ( cevap) 1920
7-) Ahlâk-ı İslamiyye Esasları 1924
8-.) Kırk Hadis (tercüme) 1925
9-) Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecridi Sarih Tercümesi 1-2 cilt 1928.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 27 Şub 2019, 12:42 
Çevrimdışı
Dost Üye
Dost Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Ağu 2007, 03:00
Mesajlar: 80
Konum: Almanya
Resim

40 HADİS-i ŞERÎF.:

HADİS 1.:


Resim---Emirü'l-Mü'minin Ebû Hafs Ömer bin El-Hattâb radiyallahu anhu demiştir ki, kendim işittim, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.: “Ameller (in kıymeti) niyetlere bağlıdır. Herkesin niyet ettiği ne ise eline geçecek olan odur. Hicreti Allah'a ve Resûlü'ne müteveccih/yönelmiş olanın hicreti Allah'a ve Resûlullah'adır. Hicreti, eline geçireceği bir dünyaya veya nikah edeceği bir kadına müteveccih ise hicreti de gaye-i hicreti ne ise (dünya veya kadın) ona müntehi/sona erendir.” buyuruyordu.
(Bu hadis -i şerifi, her biri İmâmü'l-muhaddisin olan Ebû Abdillâh Muhammed bin İsmâil bin İbrahim bin El-Mugire bin Berdizbe El-Buharî El-Cu'fi ile Ebü'l-Hüseyn Müslim bin El-Haccac el-Kuşeyri En-Nisabiri kütüb-i musannifenin esahhı olup sahihayı denilen kibatlarında rivâyet emişlerdir.)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 15 Mar 2019, 22:28 
Çevrimdışı
Dost Üye
Dost Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Ağu 2007, 03:00
Mesajlar: 80
Konum: Almanya
Resim

40 HADİS-i ŞERÎF.:

HADİS 2.:


Resim---Yine Ömer bin El-Hattâb radiyallahu anhu'dan: Demiştir ki.: Günün birinde Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz'in huzûrunda bulunduğumuz sırada bir de baktık ki elbisesi bembeyaz, saçları simsiyâh, üzerinde yolculuğa delalet eder hiç bir alâmet olmayan ve böyle iken yine hiç birimizce tanınmayan bir kimse karşımıza çıka geldi. (sokula sokula) nihâyet Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem Hazretleri'nin yanına (varıp) oturdu. Ve dizlerini dizlerine dayayıp ve her iki avucunu iki uyluğu üzerine koyup: "Ya MuhaMMed, İslam nedir? Bana söyle.”dedi. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “İslâm Allah'dan başka hiç bir ilâh ve Ma'bûd-u bi'l-hak olmadığına ve Muhammed'in Resûlullah olduğuna şehâdet etmen, namazı ikâme etmen, zekâtı vermen, Ramazan'da oruç tutman ve yoluna gücün yeterse Beytullâh'ı hac etmendir.”buyurdu. O (yabancı kimse): "Doğru söylüyorsun.” dedi. Biz onun hâline hem Cenâb-ı Resûl'e soruyor, hem de onu tasdik ediyor diye teaccüb ettik. Ondan sonra: "Bir de imân nedir?” söyle.” diye sordu. Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz: “İmân Allah'a, meleklerine, kitablarına, peygamberlerine, âhiret gününe imân etmendir. Bir de hayır ve şer (tatlı, acı hangi türlüsü olursa olsun) kadere imân etmendir.” buyurunca yine: "Doğru söylüyorsun.” dedi. Ve: "ihsan nedir? söyle” diye bir daha sordu. Cenâb-ı Risâlet-meâb Efendimiz de: “İhsan, Allah'a sanki görüyormuş gibi ibâdet etmendir. Zirâ sen O'nu görmüyorsan, O seni görüyor.” buyurdu. O, yine: "Doğru söylüyorsun.”dedikten sonra: "Kıyâmet (in ne zaman kopacağın)ı bana haber ver.” dedi. Cevâben: “Bunda sorulanın ilmi sorandan ziyâde değildir.” buyurdu. "Öyle ise emârelerin (yani daha evvelki alâmetlerini) bildir” dedi. Cevâbında: “Câriye-i memlûkenin kendi sâhibini doğurması ve yalın ayak, sırtı çıplak, fakir davar çobanlarının hangimizin kurduğu binâ daha yüksektir diye (servet ve sâmânca) yarışa çıktıklarını görmendir.” buyurdu. Bundan sonra o (yabancı) kimse gitti. Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem Hazretleri de durdu durdu da neden sonra: “Yâ Ömer, bilir misin o soran kim idi? “ diye sual buyurdu. - "Allah ve Resûlü âlemdir". dedim. Buyurdular ki: “O, Cibril idi. Size dininizi öğretmek için geldi."
(Müslim.)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 07 Nis 2019, 20:26 
Çevrimdışı
Dost Üye
Dost Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Ağu 2007, 03:00
Mesajlar: 80
Konum: Almanya
Resim

40 HADİS-i ŞERÎF.:

HADİS 3.:


Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Cenâb-ı ALLAH buyurur ki: “Bu (İslâm Dini) kendim için seçtiğim kudsal bir dindir. Ona güzel ahlâk ve cömertlikten başkası yaraşmaz. O halde bu dine bağlı yaşadığınız sürece onu cömertlik ve güzel huylarla şereflendirin.” buyurmuştur..
(Taberanî)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 6 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 6 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye