Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 20 Nis 2019, 18:37

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 2 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: TAHKİK TEVHİD
MesajGönderilme zamanı: 26 Oca 2019, 16:15 
Çevrimiçi
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 11047
Bu konuyu facebook'ta paylan!
Resim

TAHKİK TEVHİD..
ŞE’ÂNuLLAH ŞEHÂDEti..


TEVHİDULLAHın Dinde Bânisi İbrâhim aleyhisselâm..
Sâra Ana, Hacer Ana, İshak, İsmâil aleyhumusselâm İmtihanları..
Beden, Nefis, KaLb ve Ruh; BİLiş, BULuş, OLuş ve YAŞAyışları..
NÂR içinde NÛR BahçeLeri..
Tevhidî Hanif Dinin Direği..
KeLâMuLLAHa BAKaLım bir İnşâ ALLAHu TeÂLÂ..


مَا كَانَ إِبْرَاهِيمُ يَهُودِيًّا وَلاَ نَصْرَانِيًّا وَلَكِن كَانَ حَنِيفًا مُّسْلِمًا وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِكِينَ
Resim---“Ma kane İbrahîmü yehuddiyyev ve la nasraniyyev ve lakin kane hanifem müslima, ve ma kane minel müşrikin.: İbrahîm, ne yahudi, ne de hıristiyan idi; fakat o, ALLAH'ı bir tanıyan dosdoğru bir müslüman idi; müşriklerden de değildi.” (Âl-i İmrân 3/67)

Âyet-i celîlede geçen “Velâkin kâne hanifen müslimâ!”
Muslim.: İslâm olan kimse.
İslâm ise; İ’tikad/inanç ve Amel/ibâdet Esasları ALLAH TeÂLÂ tarafından belirlenmiş değişmez ana kuralları olan bildiğimiz dindir.
Hanîf.: Meyleden (HAKK’a), sapan (Hakk’a) demektir.
Hakk.: Kendi dışında her şeyden meyleden, uzaklaşan, tek kalan gerçektir.
Tevhid dini İslâm, İbrâhim aleyhisselâm devresinde; Millet-i İbrâhim, Din-i Hanîf üzeredir.
Millet.: Dindir ve peygamberler ümmetlerine imlâ ettiklerinden türemiştir.
Din.: kullar, itâat edip boyun eğdikleri içindir. Nûn’un dâimiliği..


وَلَنْ تَرْضٰى عَنْكَ الْيَهُودُ وَلَا النَّصَارٰى حَتّٰى تَتَّبِعَ مِلَّتَهُمْۜ قُلْ اِنَّ هُدَى اللّٰهِ هُوَ الْهُدٰىۜ وَلَئِنِ اتَّبَعْتَ اَهْوَٓاءَهُمْ بَعْدَ الَّذ۪ي جَٓاءَكَ مِنَ الْعِلْمِۙ مَا لَكَ مِنَ اللّٰهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا نَص۪يرٍ
Resim---“Velen terdâ ‘anke-lyehûdu velâ-nnesârâ hattâ tettebi’a milletehum(k) kul inne huda(A)llâhi huve-lhudâ(k) vele-ini-tteba’te ehvâehum ba’de-lleżî câeke mine-l’ilmi(ﻻ) mâ leke mina(A)llâhi min veliyyin velâ nasîr(in).: Sen onların dinlerine uymadıkça, yahudi ve hristiyanlar senden kesinlikle hoşnut olmazlar. De ki: “Şüphesiz doğru yol, ALLAH'ın (gösterdiği) yoludur.” Eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların hevâ (istek ve arzu)larına uyacak olursan, senin için ALLAH'tan ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı.” (Bakara 2/120)

İbrâhim aleyhisselâm, Ulu’l-Azîm peygamberdir.
Ebu Rahîm: Rahîm’in babası ki doğrudur ve haktır.
Rahmetenli’l-âlemin olan Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in babasıdır.
Ebu Rahîm ise merhametli babadır ki bu da doğrudur ve haktır.
HaLîLuLLAHtır.. ALLAH’ımızın Sâdık ve Samimi Dostudur..


وَمَنْ أَحْسَنُ دِينًا مِّمَّنْ أَسْلَمَ وَجْهَهُ لله وَهُوَ مُحْسِنٌ واتَّبَعَ مِلَّةَ إِبْرَاهِيمَ حَنِيفًا وَاتَّخَذَ اللّهُ إِبْرَاهِيمَ خَلِيلاً
Resim---“Ve men ahsenü dinem mimmen esleme vechehu lillahi ve hüve muhsinüv vettebea millete İbrahîme hanifa vetetehazellahü İbrahîme halîla.: İşlerinde doğru olarak kendini ALLAH'a veren ve İbrahîm'in, ALLAH'ı bir tanıyan dinine tâbi olan kimseden dince daha güzel kim vardır? ALLAH İbrahîm'i dost edinmiştir.” (Nisâ 4/125)

TEVHİDULLAHın Dinde Bânisi İbrâhim aleyhisselâm’ı Ve TEVHİDi biraz daha Kur'ÂN-ı Kerîm’ce inceleyelim inşâe ALLAHu TeÂLÂ..

Azîz kardeşlerim,
Tevhid; bir kılma, bir etme, birleştirme, bir olarak bırakma, bir olduğunu bilme, anlama, inanma ve tatbik etmektir. Tevhid konumuza girerken öncelikle İbrâhim aleyhisselâm’ı inceleyip anlayacağız..
BEYTULLAHın temizlenmesi, orada yaşayanlara rızık dilenmesi, ezelî temeller üzerine inşası ve kabulu duası Bakara 2/125-127 âyetlerinde buyuruluyor..


Resim--- “Bir zamanlar RABB’i, İbrâhim’i bir takım kelimelerle imtihan etti (sınadı). O, onları tamamlayınca (yerine getirince) RABB’i: “Ben seni bütün insanlara önder yapacağım.” buyurdu. İbrâhim: “RABB’im zürriyetimden de yap.”dedi. RABB’i ise: “zâlimler benim ahdime nâil olamaz (eremez, onlar için söz vermem) “ buyurdu. “Ve o vakit Kâbe’yi insanlar için dönüp varılacak sevâb kazanma ve güvenilir bir yer kıldık. Sizde İbrâhim’in makamından kendinize bir namazgâh edinin!” (Bakara 2/124-125)

Resim---“Ey RABB’ımız, bizi yalnız senin için boyun eğen müslüman kıl! Soyumuzdan yalnız senin için boyun eğen müslüman bir ümmet vücûda getir! Bizlere yapacağımız ibâdetleri göster ve tevbe ettikçe üzerimize rahmetinle bak! Tevbeleri çok kabul eden, çok merhamet eden Sensin ancak Sen!” (Bakara 2/128)

Resim---“Ey RABB’ımız! Onlara içlerinden öyle bir peygamber gönder ki üzerlerine âyetlerini okusun, kendilerine kitâbı ve hikmeti öğretsin, içlerini ve dışlarını tertemiz yapsın! Çünkü güç ve kuvvet sahibi, tam hikmet sahibi Sensin ancak Sen! İbrâhim’in dininden (milletinden), kendini bilmez (sefih nefsli ve kendine kıyan) lerden başka kim yüz çevirir. Andolsun ki biz onu dünyada seçkin birisi yaptık, âhirette de şüphe yok ki sâlihlerdendir. Çünkü RABB’i ona: “Bana teslim ol!”emri verince, o da “Âlemlerin RABB’ine teslim oldum”dedi. Bu dini (bunu) İbrâhim’de kendi oğullarına vasiyet ettiği gibi Ya’kub da vasiyet etti..” (Bakara 2/129-132)

Açıkça olup, anlaşılacağı üzere İbrâhim aleyhisselâm’ın imtihanı, teslimiyeti ve sonunda ulaştığı nübüvet ve Fahr-i Kâinât aleyhisselâm’ın dedesi oluşu şerefi.. Tevhidi temeli yüceltişi, Hanîf (tevhid üzere) dini olan İslâmiyetin Bânisi oluşu buyuruluyor. İhlâs ve samimîyetle zâtını ve nefsini bütünüyle ALLAH TeÂLÂ’ya adayıp, kazaya boyun eğip razı olunca, RABB’ısı da razı olup, dileklerine ihsânla icâbet buyuruyor. Zürriyetinin zirvesindeki Zât-ı Mübârek MuhaMMed aleyhisselâm;

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Ben, atam İbrahîm'in duası, kardeşim İsâ'nın müjdesi ve annem Âmine'nin rüyâsıyım. Annem rüyâsında içinden çıkan bir nurun Şam diyârı saraylarını aydınlattığını söylemişti. Peygamber anneleri hep böyle rüyâlar görürler.” buyurmuştur.
(Müsned, 4/127,128, 5/262; Hâkim, el-Müstedrek, 2/656; Mecmeu’z-zevâid, 8/223)


Sayısı bilinemez müslümanların hacc için gittikleri Beytullah’da Makam-ı İbrâhim’in musallâ edinilmesi emrediliyor.. SALL kökünden olan “MusaLLa” ise “SILA” için giriş kapısı gibidir..
Yedi Şavt (7 letâifin vuslatlarını arz edişi) sonunda her tavafta 2 rekat şükür namazı kılınır..
Tevhid ve Tasavvufla ilgili (İbrâhim aleyhisselâm) âyeti celîlelere devâm edelim. Nemrud’un ilâhlık iddiası.:


Resim---“ALLAH (cc)kendisine mülk (hükümdarlık ve zenginlik) verdiği için şimararak RABB’i hakkında İbrâhim ile tartışmaya gireni (Nemrud’u) görmedin mi? İşte o zaman İbrâhim: “RABB’im hayat veren ve öldürendir.”demişdi. O da: “Hayat veren ve öldüren benim”demişdi. İbrâhim: “ALLAH güneşi doğudan getirmektedir; haydi sende onu batıdan getir.” dedi. Bunun üzerine kâfir apışıp kaldı. ALLAH zâlim kimseleri (kavmi) hidâyete erdirmez.” (Bakara 2/258)

İlk Rübûbiyyet davası Nemrud İbn Kenan’ındır.
İbrâhim aleyhisselâm, Nemrud’un öldürüp diriltme davasının bâtıl oduğuna inandığı halde, ölüm-dirim sırrına ermek için.:


Resim---“Bir vakit İbrâhim RABB’ine: Ey RABBim! Ölüyü nasıl dirilttiğini bana göster, demişti. RABB’i ona: Yoksa inanmadın mı? Dedi. İbrâhim: “Hayır (bilakis), inandım, fakat kalbimin mutmaîn olması (kani’ olması, yatışması, içi rahat olması, şâhid olarak tatmîni) için” dedi. Bunun üzerine ALLAH: “Öyleyse kuşlardan dördünü yakala, onları kendine çevir (yanına al, kendine alıştır, özelliklerini diri iken iyice incele ve aklet) sonra (kesip parçala) her dağın başına onlardan bir parça koy, sonra da onları kendine çağır; koşarak sana gelirler. Bil ki şüphesiz ALLAH Azîzdir, Hakîmdir.” buyurmuştur. (Bakara 2/260)

Resim---“Yahut görmedin mi o kimseyi ki evlerinin duvarları çatıları üzerine çökmüş (alt üst olmuş) bir kasabaya uğradı; “Ölümünden sonra ALLAH bunları nasıl diriltir acaba !” dedi. Bunun üzerine ALLAH onu öldürüp yüz sene bıraktı; sonra diriltti. Ne kadar kaldın?dedi. “Bir gün yahut daha az”dedi. ALLAH ona: Hayır, yüz sene kaldın. Yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamıştır. Eşeğine de bak. seni insanlara bir ibret kılalım diye (yüz sene ölü tuttuk,sonra tekrar dirilttik.) Şimdi sen kemiklere bak, onları nasıl düzenliyor, sonra ona nasıl et giydiriyoruz, dedi. Durum kendisince anlaşılınca: Şimdi iyice biliyorum ki ALLAH herşeye kadirdir, dedi.” (Bakara 2/259)

Üzeyir aleyhisselâm’ın bu âyetteki harabe (ölü) şehre şaşıp nasıl ma’mur olur (dirilir) deyince, yüzyıl ölü bekleyip dirildiğinde gördükleri karşısında mutmaîn olduğu gibi.. İbrâhim aleyhisselâm’da hayret ediyor.. Aklın sınırlarını taşan bu konuda tatmîn olmak için Rabbü’l-âlemin’e ilticâ ve ricâ ediyor.. Mükâşefe ve Tecellî nurlarına karşı perdeli ve hicâblı mevtâ (ölü) kalblerin tevhide nasıl dirileceğine AKLı ermiyor ve tatmîn için NAKLi istiyor.. Perdelerin kalkmasıyla İlâhî Nûra kavuşan kalblerin tıpkı elektrik gelince parlayan ampuller veya çalışan âletler gibi nasıl çalıştığına bizzât şâhid olmak istiyor. Zîrâ kendisi Tahkik Tevhidin ve Hanîf İslâmın Bânisi/önderi durumundadır ve ilk tatmîn olması gerekenin kendisi olduğunu biliyor.
“İnanmasına inanıyorum da, kalbim tatmîn olsun!” buyurarak İslâmda AKLın ve NAKLin Tevhidini beyân buyuruyor.. Körü körüne, taklîden değil.. Tahkiken inanmak istiyor..

İnsanda, her KULda, 4 letâif sorumludur/mükelleftir. Beden, Nefs, Kalb ve Ruh.. NEFSlerin islâhı, o kimsenin iflâhı; bunların tevhidi, o kimsenin tevhidirdir. Suçları ise suçudur..
Suya atılan taşın ilk merkezi noktasına Ruh dersek, oluşan dâirelerden en içteki Kalb, ondan dıştaki Nefs, en dıştaki ise Bedendir. Sarmaldır ve dördü bir bütünün Letâif Makamlarıdır.
Bütünden kasdımız Ben (kişilik), şahsiyet, parmak iziyle belirlenen ilâhî kaderle var edilen tek ve bir benzeri daha olmayan kişi =>Emine’den doğma =>Tâhir’den olma =>Lâtif gibi..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: TAHKİK TEVHİD
MesajGönderilme zamanı: 16 Şub 2019, 16:02 
Çevrimiçi
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 11047
Resim

Dört dağı şöyle zevk edelim. Beden Ülkesi Dağı, Nefs Dağı, Kalb Dağı ve Ruh Dağı gibi.. 4 dağdan 4 kuş aL!. Israrla üzerinde durup iyice ve yakından tanıyıp, alıştırıp, kendine meylettirip, AKILLa öğrenilecekleri öğrenip, kes, parçala, başlarını (aslî emânet) ayrı yerlere koyup, gövdelerini (izâfî ni’met) bir teknede (Mim-i MuhaMMed) yoğurup müşterek hamurdan herbir dağa birer parça koy ve kuşları (aklı =>nakle) çağır, koşarak gelecekler ve başlarıyla buluşacaklar..
Sanki;

Beden =>“Lâ” Dağı,
Nefs =>“İLâhe” Dağı,
Kalb =>“İLLâ” Dağı ve
Rûh ise =>“ALLAH” Dağı gibidir..

“El Cebelü” dağ kelimesinin köküne bakarsak; bir tabîatla ve huyla, huylanmayı buluyoruz..
Bu dört letâifi incelediğimizde, Toprak-Ateş-Su-Hava gibi farklı özellik ve güzelliktedirler..
Ancak; Azîzü’l- Hakîm olan ALLAH TeÂLÂ’nın Kaza, Kader, İrade ve Meşiyeti olunca 4 unsurun bir bedeni oluşturduğu gibi, 4 letâifte
Lâ İLâhe İLLâ ALLAH Tevhidini oluştururlar..
Bedeni ortada tek âşikâr olarak gören ham akıl, gözün görmediğine “Lâ: yoktur!” hükmünü basıyor.. Nefs ise: “Bunca eşyânın kendisi, kendisinin İLÂHı olamaz Lâ İLâhe: İLâh YOKtur!” deyip duruyor ki bu inkârdır.

İşte burada lânetli Şeytân; nefse, gizli şirki vesvese ile şokuşturmaya uğraşıyor..
Nefse =>“Gerçekten taştan, topraktan, puttan, v.s. ilâh olmaz; ama sen yok musun sen, belki senden ilâh olur!” gibi hemeze/içten dürtüştürmesi ve nefhalarla/dıştan üfürmelerle AkLın, NakL iLe buluşmasını engellemeye çalışıyor.. HİDÂYETULLAH ile uyanan Akıl ve Nefs, Kalbin =>“İLLâ” ancak, bir dakika, dinleyin ki!.” sesini duyunca; Ruhun =>Tevhidi tamamlayan Ulûhiyyet Arması “ALLAH” Lâfz-u Celâlî duyuluyor..


Eşyâ =>Esmâ =>Sıfat =>Zât dörtlüsüyle;
=>İLâhe =>İLLâ=>ALLAH” =>TEVHİDi;
Tahkiken, Lisânen, Nefsen, Kalben ve Ruhen ilân edilip RESÛLULLAH sallallahu aleyhi ve sellem’e ve ALLAHÜ ZÜ’l-CELÂL’e, Emr edildiği ve Murad edildiği gibi ŞÜHÛDÎ olarak arz ediliyor.

İbrâhim aleyhisselâm Efendimizin şefâatıyla bize ulaşan bu hârika misâlde; her dağın kuşu, kendi görevinin başında ve kendi makamında. Birlikte başarmak zorunda oldukları hamur ise Tevhid Teknesindeki
BİLELiktir..

Zâhirde de böyledir ki; göz, kulak, dil, el v.s. ayrı ayrı gözükür ama, bir KULun TÜMMünü oluşturup TAMM TEVHİD ederler..

Kısacası:
Lâ İLâhe İLLâ ALLAH diyen bir kimse, bir KULdur.
4 letâif haddini bilirse görevlerini yaparsa birlikte, ana ve aslî görev olan Tevhidi Diriliş Şehâdeti zuhûr eder vesselâm..

Ama Nefs Kuşu çılgın, azgın ve sarhoş ise tut tutabilirsen!.
“Gel!.” desen gelmez, “git!.” desen gitmez..
Onun için, NEFSini iyice tanı, öğret, eğit, kendine alıştır, şerden ve şeytândan uzaklaştır, uyandır, ayıktır ve bunda:
“Surhunne ->ısrarla meylettir.”

HaBîBuLLAH Hastânesi, Kur’ân-ı Kerîm Eczânesinden, MuhaMMed aleyhisselâm’ın reçetesi ile ilaçlarını al ve ısrarla kullandır. “BENLik” hastalığından kurtar..

Ve böylece;

Bedenini Terbiye,
Nefsini Tezkiye,
Kalbini Tasfiye
Ruhunu Tecliye et ki;
Sıhhatli, sağlam, güvenilir ve dayanılır olsunlar.. Tevhid Masasının 4 ayağı gibi..
Başka türlü zevk edenler de olabilir.
Netice olarak maksad,
TAHKiK Tevhidî Anlayışı güçlendirip, Tevhidî Yaşayışı teşvik ALLAH celle celâlihu rızası için..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 2 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 5 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye