Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 12 Ara 2018, 11:48

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 2 mesaj ] 
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 09 Eki 2018, 20:20 
Çevrimiçi
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3707
Bu konuyu facebook'ta paylan!
07 MART 2017 KAF SURESİ SOHBETİ

Resim

ResimKul İhvÂNi KAF Sûresi Sohbeti.. 07 MART 2017

Es-Selâmu aleykum ve Rahmetullâhi ve Berekâtuhu.

EÛZU BİLLÂHİ MİNE'ş- ŞEYTÂNİ'r-RACÎM
BİSMİ'LLÂHİ'r- RAHMÂNİ'r- RAHÎM

İstiğfar antivirüsüMüz: subhaneke allahümme ve bi hamdike, eşhedu en lâ ilâhe illa ente vahdeke lâ şerike leke estağfiruke ve’etubileyke

Ve'l- HaMduliLLÂhi RABBu’l- ÂleMîNN..

Yâ RABBulâlemin, yâ Rasullallah sallallahu aleyhi ve sellem istecertu.

Es salâtu ve’s- selâmu aleyke Yâ Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem!

ALLAHümme ve sellim ve bârik alâ seydina MuhaMMedîn nuru zâtı sırrı sarii fil cemil esmâyı vel sıfat. Bi adedike ilmiken daimen kesiren mubâreken tayiben fihi Ya RABBu’l- Âlemin!.

Esselatu ve’s- selâmu aleyke Ya HabibâLLAH SALLallahu aleyhi ve SELLem.

ALLAHümme salli ve sellim ve bârik ala seyyidina MuhaMMedîn nuru’z- zâtı’s- sırrı sarii’ fî cemii’l- esmâi ve sıfati ve adedi dâimen ebeden kesiran mubâreken tayyiben fîh.

Es selatu ve’s- selâmu aleyke Ya seyyidi’l- evvelîne ve’l- âhirin elhamdülillâhiRABBülâlemin.

“ALLAHümme salli alâ seyyidinâ MuhaMMedîn ve alâ âli Seyyidinâ MuhaMMedîn bi adedi küllî dâin ve devâin ve bârik ve sellim aleyhi ve aleyhim kesîran kesîra.”
Salaten tekunu leke rıdâen Yâ RABBülâlemin!
Salaten tekunu li hakkıke edâen Yâ Rahmetenlilâlemîn!.

Subhâneke ALLAHümme ve bi hamdike eşhedu en lâ ilâhe ente vahdeke lâ şerike leke! Estağfirruke veetevbileyke!

El hamdü lillâhi RABBi’l-âlemîn!

ALLAHümme inne esseluke’l- affe ve’l- afiyeh fi’d- dini ve’d- dünyayı ve’l- âhireh ALLAHümmesturnâ bi setrike’l- Cemîl!.

“Yâ Hayyu Yâ Kayyûm Yâ Ze'l-celâlî ve'l-ikrâm Yâ ALLAHu bike tâhassentü ve bi abdike ve Resûlîke Seyyidinâ ve Mevlânâ MuhaMMedîn Sallalâhu ALLAHümme innî eselûke Yâ RAHMÂNu Yâ RAHÎMu bi esmâike'l-izâmi ve melâiketike'l-kirâmi ve Resûlîke aleyhim eftalü's-salavâti ve etemmü's-selâmi Ente'l-mahnî bilemhati ehl-i Bedrin velâ mâhatihim ve tenfahni bi nefâhatihim bi hakkihim aleyke YÂ RABB!”


ALLAH ALLAH ALLAH RABBi la işreke bi işreke veLa Havle Vela Kuvvete İlla Billlahil’Aliyyil’Azıym. Es salâtu ve’s- selâmu aleyke Yâ Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Tealâ aleyhi ve sellime istecertü.


Resim'' Allâhumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ MuhaMMedîn
Abdike (MuhaMMedîyyeti) ve
Nebiyyike (Mahmudiyyeti) , ve
Rasûlike (Ahmediyyeti) ve
Nebiyyi’l-Ummiyyi (Habîbiyyeti) ve alâ âlihi, ehl-i beytihi ve sahbihi ve ummetihi... ''Resim

Resim



Üç makamda gelmiştir. Üç makam çok önemlidir, üç boyut gibidir. Üç boyut insan içindir, akıl içindir. Daha doğrusu “x,y,z” diyorduk ya hani; en, boy, yüksekliğine.. Bir şey üç boyutta anlaşılır ya “ŞEYy”lik yâni bu üç boyutluk..
Bu üç boyutluk, ne zaman altı tane olursa Hakan, o zaman Kâbe gibi olur altı yüzlü olur. Yâni bir zar gibi olur, hani zar oynuyorlar ya.. Zar gibi olur, Kâbe gibi olur Türkçesi. Şimdi o Kâbeyi tıraşlayıp bilye haline getirmeye kalır hayat!. Bunu başaranlar Ehlullahtır. Bunu başaranlar bu âlemde mücâdele edenler, bu yolda yol bulabilenler Ehlullahtır. Ondandır ki, İslâm Dini, insanları Müslim, Mü’min hadi de ki Velîyullah olmakla yükümlendirmiştir. Çünkü Velîyullah olan kişinin mürşidi EhL-i Beyt aleyhumusselâmdır şimdiki tâbirle. Ve unutmamalıyız ki, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellemle iş bitmesi lâzım, O’nda demir atması lâzım ki, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in yüreğine.. Demirden kastım sabitlemesi lâzım üç de.. İlim, İrade ve idrakte kalması lâzım.. İştirakinin, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ile “BİZ BİR İZ” olması lâzım..

Üçlü sistem çok önemlidir biz söylüyoruz, yazıyoruz, çiziyoruz. Ama kendimiz çalıp kendimiz oynuyoruz ki, buna da şükür!. Geçmişte de öyle oldu. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin gününden beri böyle oldu. O zamanda böyleydi..
Ama sistem yürüyor.. Savaşlar oluyor diye güneş doğmamaktan vaz geçmiyor, rüzgar esmekten vazgeçmiyor, kuşlar uçmaktan vazgeçmiyor savaştan haberleri bile yok içinde dolaşıp duruyorlar!.
Sistemde bir şey yok!. Sadece, insanın aklındaki cenâbetlikte var!. Cenâbetliği silemediği için, Cenâbı ALLAHa inanamamaktadır netice olarak cenâbı Resûlullah sallallahu aleyhi veselleme inanamamaktadır. Cenâbet çünkü..Ona haram yâni.. Yasak yâni “huyum böyle!” diyorsa yalan söylüyor.

Onun içindir ki üçlü sistem çok önemlidir..
“x,y,z” diyoruz ya bir ŞEYyin YERini KâiNâtta belirtme KOORDİNATımızdır..
Âlemde ne vardı?. Eşyâ vardı değil mi? Kâinât dediğimiz şey; eşyayla, “ŞEYy”lerden ibârettir. ŞEYylerin tümüdür EŞYÂ!. ALLAH celle celâlihu’dan başka ne varsa, tüm mâsivâ Eşyâdır. En uç ZÂTULLAH =>Sıfatullaha. Sıfatullah =>Rububiyyet ve Rusîliyetten ibârettir. Mânâ yönü Rububiyyet. Madde yönü Rusûliyettir.. İkisi de sıfattır çünkü.. Sonra esmâ OLuşumu başlar.. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellemden sonra NÛRundan yaratılan Küllî ŞEYy, artık esmâ zuhurudur..

İşte insanoğluna Elest EZELinde bütün esmâlar yüklenmiştir istisnâsız. Onun için de Halife kılınmıştır. ALLAHu zü’L- CeLÂL, kendisine HALİFE kılmıştır. Ve “HİZBULLAH” buyurmuştur..
Ama Kendisine asla muhalif olmamak kaydıyla kılmıştır. Muhalif olursa ne olur?. HİZBUŞŞEYTAN olur.. Halife olursa Hizbullah olur..
Halife nasıl olunur?. Halife dediğim Emevî Halifesi, Abbasî Halifesi, Osmanla Halifesi değil!. Ben bahsettiğim Halifelik; ALLAHu zü’L- CeLÂL’in Halifesi Resûlullah sallallahu aleyhi vesellemden başlıyor, cem’an peygamberler de dahil NÛRundan yaratılmıştır ki “Rahmetenli’l- âlemin”dir. Âlemlere Rahmettir.. Başka bu Âlemde MevCÛD Oluş Yolu yoktur..

Kur'ÂN-ı Kerîm her ÂN HAYydır, diridir. ŞE’ÂNuLLAHta her ÂN yeniden yaratılmaktadır. Her okuduğumuz Fâtiha yeni bir Fâtiha, yeni bir zamanın, mekanın ve hâlin Fâtihasıdır.. “Bu Fâtihayı biraz önce Hacı Mahmud bize imam oldu okudu” diyelim.. Bu, bu günün Fâtihası.. Dünkü Fâtiha dün okundu.. Yarınki Fâtiha henüz gelmediği için okunmadı.. “Bu gün okunan Fâtihada Hacı Mahmud niceydi?” Muhalif miydi Halife miydi?.” sorusunun cevâbı kendi vicdanında kalmaktadır.. Ne vardı vicdanında?. Vicdanında RABBısı var!. Tanış olmuşlarsa, “Kendini BİLip-TANIyıp da, RABBısını BİLip-TANImışsa, HİZBULLAHtır.. Tanımamışsa, o zaman O’nun yerine birini oturtmuştur ve sonuçta Hizbuşşeytandır!.
Bu ince bir sırdır ki neden öyledir?. Çünkü içerde gizli şirk vardır da o sebebden, yabancı sebeblere tapmaktadır, sonUÇ aramaktadır..

Aziz CÂNlar;
Bu gizli şirk öyle içerde ve gizlidir ki Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem BUYruklarından DUYup UYaLım İnşâe ALLAHu TeÂLÂ;


Resim---Ebu Musa el-Eş’ari radiyallahu anhu: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem bir gün bize şu hutbeyi irad etti: “Ey insanlar! Bu şirkten kaçınınız, çünkü muhakkak ki o, bir karıncanın kımıldamasından daha gizlidir! ALLAH'ın söylemesini dilediği birisi şöyle dedi: O, bir karıncanın kımıldamasından daha gizli iken, biz ondan nasıl sakınacağız? Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem): Ey ALLAH’ım, bile bile Sana şirk koşmaktan Sana sığınırım. Bilmediğim şeylerden dolayı Senden mağfiret dilerim!.” deyin” buyurdu.
(İbni Ebi Şeybe, Musannef, 29547; İ. Ahmed, Müsned, 4/403; Taberanî, Kebir; Taberanî, Evsat; Ebu Ya'lâ, Mecmea'z- Zevaid, 10/223,224; Terğib ve't-Terhib, 1/76.)

Resim---Mahmud bin Lebid radiyallahu anhu, bir gün Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem hutbeye çıktı ve: “Ey İnsanlar! Sizi gizli şirk işlemekten sakındırırım!” buyurunca Sahabe: “Yâ Resûlullah! Gizli şirk nedir?” diye sordular. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Adam kalkar da namaz kılar, namazını kendisini görenlere iyi gösterir. İşte bu gizli şirktir." buyurdu.
(Beyhakî, 2/291; İbni Huzeyme, 9037.)

Hele şimdiki âhir vakit zamanımızda uyduruk Tarikatçıların câhil şeyh bozuntularını nerlere oturttuklarını ve saçmaladıklarını iyice anlamak için İÇ ve DIŞKULakla DİNLEyip DUYmak gerekir Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’i;

Resim---Bir gün bir kiş Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e: "ALLAH ve SEN DİLErsen!." deyince, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Sen beni ALLAH'a denk mi tutuyorsun!?. Öyle deme, sadece: “ALLAH dilerse!.” de.” buyurdu.
(İbni Mâce, Keffâret, 2, 13; Nesaî, Amelu'l-Yevm ve'l-Leyl, 988; Buharî, Edebu'l-Müfred, 787; İ. Ahmed, Müsned, 1/214, 247, 283.)

KONUmuza DÖNersek;
Halbuki MuhaMMedî MeLÂMette YOL neydi?.


Asla BEDEL BİÇME!.yeceksin!.
Kesinlikle KIYAS YAPMA!.yacaksın!.
Asla ŞART KOŞMA!.yacaksın!.
Kesinlikle Sebeb Arama!.yacaksın!.


Ve SonUÇu Sâhibimize bırakacaksın ki, O’nun adına; “MuhaMMed aleyhisselâm” derler. “AhMed aleyhisselâm” derler Ahmet Çakır CÂNım!
O’nun adına AhMed aleyhisselâm derler ki; O, ise AHAD’in göbekten “mim”lenmesinden ibârettir!.
Ne demek AHAD’in göbekten mimlenmesi?.
El AHAD ALLAH celle celâlihu’nun Nûru’ndan =>Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Nûru =>Netice olarak MÂSİVÂ yaratıldığı için MuhaMMed aleyhissalâtü ve’s- selâm bütün mâsivânın ANNEsi-ÜMMî-dir.
Mâsivâdan kastım “ALLAH celle celâlihu’dan başka KÜLLÎ ŞEYy, O’nun nurundan yaratılmıştır” anlamında söylüyorum..
burada bir şeye çok dikkat etmek lâzım ki; ZÂTULLAH => ALLAHu zü’L- CeLÂL’in aslabilinemezlik olan AHADİYyet Paerdesindedir. Bilemeyiz, hiç bilemeyiz, bildirdiği kadar biliriz!. Kimin bildirdiği kadar?. ZÂTULLAH’ın SÖZÜnü/KeLÂMuLLAH’ı, SES olarak söyleyen ZÂT kimdir?.


AhMed aleyhisselâmdır. Hakikat-ı MuhaMMed aleyhisselâm.
HaMid aleyhisselâmdır. Mârifet-i MuhaMMed aleyhisselâm.
MahMud aleyhisselâmdır. Tarikat-ı MuhaMMed aleyhisselâm.
MuhaMMed aleyhisselâmdır.. Şeriat-ı MuhaMMed aleyhisselâm..


Aşağıya indiğimiz zaman, bizim bölgeye geldik mi, üç tane “MİM” ile mim-leşiriz. Buna dikkat etmek lâzım..
“Makamı MahMud’a çıktım!.” diyene
Oh oh oh da nasıl çıktın söyle!.
Evet Tarikat Makamı da, günümüzde hangi tarikat?. Ortada Sırat-ı Mustakîm’e uygun;
Yol Yok, Yordam Yok, Yolcu Yok,
Yolluk Yok, Yoldaş Yok!..
İçi boş bir kuru lafla hayalî bir Makam-ı MahMud!..
“Hangi makam, nerde o?.” Desen cevabı hazırdır: “Âhirette!.”
Ne âhireti?. Şimdi Şe’ÂNULLh’in Şu Şehâdet ÂLeminde yokta tâa âhirete mi attın be câhil adam!.
Elbete âhiret var, hâşâ inkar etmiyorum da, âhiret mi var bu gün var iken!. Sen bana: “ Ben âhirette Müslüman olacağım!. de de bir göreyim seni bakayım!. “Âhirette namaz kılacağım!.” de de göreyimseni!.
Sen ne konuşuyorsun, “Ben daha önceden kıldım namazları dünyaya gelmeden!.” de de anlayayım ne demek istiyorsun!.

Şunu demek istiyorum GEÇMİŞsiz ve GELECEKsiz =>ŞİMDİ ŞU ÂNda: “Eşhedu en lâ ilâhe illâ ALLAH ve eşhedu enne MuhaMMeden rasûlullah” şehâdetine katılıyor musun, katılmıyor musun?. Mesele bu; her yerde, her zaman, her halde ve her nefeste.. Böyle mi, değil mi?. Her halde diyor insan. Oysa bu, mutfağa da gider tuvâlete de gider.. İyi de olur, şöyle de olur, böyle de olur.. Eğer öyle olmasaydı;


Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Eğer siz günah işlemeseydiniz, Allah sizi helâk eder ve yerinize, günah işleyip, peşinden tövbe eden kullar yaratırdı." buyurmuştur.
(Müslim, Tevbe, 9,10, 11)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Günahtan tam dönen ve tövbe eden, o günahı hiç işlememiş gibidir.” buyurmuştur.
(İbn Mâce, Zühd 30)

Yeniden yaratırdı.. Onlar günah işlerlerdi de RABBımıza tevbe ederlerdi O da onları affederdi. Benzeri bir sürü âyetler, hadisler benzer meallerde demek istiyorum. Buna çok dikkat etmemiz gerekiyor.. Kimse sütten çıkmış ak kaşık olamaz bu âlemde!. Çok şey yapmak değildir. Mârifet kendini tanımak-anlamaktır. Kimin kabı olduğunu bilmektir, Kâbetü’r- RABBı BİLmek ve YAŞAmaktır!.
Bütün ibâdet kıbleleri Kâbe’yedir, neden?. Emerullahtır!.
Peki Muradullah nedir?. MuRaDuLLAH, Kâbetu’r-RABB olduğunu bilmektir. “Ben, şahdamarından da akRABa olan RABB’ımın Kâbesiyim!.” diyebiliyor musun?. Hadidurma de!. Zor mu geliyor, niye demeyim ki!.
Ecet söyle ve Uygula!. Şeytan Kâbeliği yapacağına, İkİ ŞEYylik Kâbeliği, İkİLik Kâbeliği yapacağına, “TEKETEKBİR”Lik Kâbesi yap!. Onu demek istiyorum, uzattım özür dilerim!.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 24 Kas 2018, 22:40 
Çevrimiçi
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3707
ResimBunların sebebi şunun için söylüyorum biz eşyâ âleminde yaşıyoruz. eşyâ nedir?. eşyâ sanaldır, bu gün vardır yarın yoktur. eşyâ bir pazardır biraz sonra dağılır yerinde yeller eser. Hacı Mahmud sağ olsun pazardan bize bir şeyler aldı ama şimdi yerinde yerler esiyor. Pazar bitti eşyâ sanaldır. EŞYÂların münasebetinden OLAYlar doğuyor, olaylar da sanaldır. İkinci cihan savaşında otuz milyon insan ölmüştür, müştür diyorsun değil mi geçmiş gitmiştir. yâni o olay orda gelmiş geçmiş gitmiş sanaldır.. OLAYların münasebetinden ZAMAN doğar..
Bunu çok iyi anlamamız lâzım eşyâların münasebetinden birbiriyle ilişkisinden ilinti kurmasından olay.. iki elini birbirine vurdun mu ne yapar “şak! Şak!.” öter niye?. iki el birbiriyle münasebet kurduğu için ilgilendiği için.. iki kişi birbiriyle dövüşür, sevişir, bir şey yapar olayların münasebetinden ne doğar zaman doğar.. güneşin doğması batması olaylarından doğar zaman..
Halbuki 12 km. yukarı çıksan zaman sıfırdır.. karpuz gibi dönen bir dünya görürsün ne gece var ne gündüz var, hep güneş var!. 12 km. nedir ki.. 12 km. bizim buradan terminal gibi bir şey herhalde.. 12 km. yukarı çıksan zamanı sıfırlayıverirsin.. sanal olduğunu söylemeye çalışıyorum..


=>OLaY (Eşyaların münasebetinden doğar) =>zamÂN (Olayların münasebetinden doğar) =>ZaNN (ZamÂNların münasebetinden doğar ve çoğu da çürüktür.)

ALLAHu Zü’L- CELÂL, Kur'ÂN-ı Kerîmde zannların çoğu çürüktür diye bildirmiştir..:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اجْتَنِبُوا كَثِيرًا مِّنَ الظَّنِّ إِنَّ بَعْضَ الظَّنِّ إِثْمٌ وَلَا تَجَسَّسُوا وَلَا يَغْتَب بَّعْضُكُم بَعْضًا أَيُحِبُّ أَحَدُكُمْ أَن يَأْكُلَ لَحْمَ أَخِيهِ مَيْتًا فَكَرِهْتُمُوهُ وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ تَوَّابٌ رَّحِيمٌ
Resim--- "Yâ eyyyuhâllezîne âmenûctenibû kesîran mine’z- zanni, inne ba’da’z- zanni ismun, ve lâ tecessesû ve lâ yagteb ba’dukum ba’dâ (ba’dan), e yuhıbbu ehadukum en ye’kule lahme ahîhi meyten fe kerihtumûhu, vettekullâhe, innallâhe tevvâbun rahîmun.: Zandan çok sakının. Muhakkak ki bazı zanlar günahtır. Ve tecessüs etmeyin (merak edip insanların hatalarını araştırmayın). Sizin bir kısmınız diğerlerinin dedikodusunu yapmasın. Hiç sizden biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Elbette ondan tiksinirsiniz. Ve Allah’a karşı takva sahibi olunuz. Muhakkak ki Allah, tövbeleri kabul eden ve Rahîm olandır.” (Hucurât 49/12)

Niçin?. kendin kurguluyorsun “zannediyorum ki” diyorsun mecburen çoğu çürüktür o kadar çürüktür ki siz hayr dersiniz hayr değildir şer dersiniz şerr değildir onları ben yarattırım öyle âyetler vardır değil mi Hacı Mahmud..

كُتِبَ عَلَيْكُمُ الْقِتَالُ وَهُوَ كُرْهٌ لَّكُمْ وَعَسَى أَن تَكْرَهُواْ شَيْئًا وَهُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ وَعَسَى أَن تُحِبُّواْ شَيْئًا وَهُوَ شَرٌّ لَّكُمْ وَاللّهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لاَ تَعْلَمُونَ
Resim--- "Kutibe aleykumu’l- kitâlu ve huve kurhun lekum, ve asâ en tekrahû şey’en ve huve hayrun lekum, ve asâ en tuhıbbû şey’en ve huve şerrun lekum vallâhu ya’lemu ve entum lâ ta’lemûn (ta’lemûne).: Savaş, o sizin için kerih olsa da (hoşunuza gitmese de) üzerinize farz kılındı. Ve hoşlanmayacağınız bir şey olur ki, o sizin için bir hayırdır. Ve seveceğiniz bir şey olur ki, o sizin için bir şerdir. Ve (bütün bunları) Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (Bakara 2/216)

Biz RABBu’l- âleminden ne isteriz?. Yâ RABBi Zâtialîyin hakk ve hayr bildiğinden de biz istiyoruz. Hakk ve hayr olandan istiyoruz, kafandakinden değil.. Aklen değil naklen istiyoruz. Ben aklen bir insan olduğumu biliyorum, üç boyutluyum çünkü. Beden, Nefis, Kalb dediğimiz üçlü içinde kalmış.. Ruh, Emr Âlemindendir diye âyet vardır, ruh emr âlemindendir emr âlemi, emir veren âlemdir..

Resim---İbnu Mes'ud (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Yahudilerden bir gruba uğradı. Onlardan bazısı: "Muhammed'e ruh hakkında sorun" dedi; bazısı da: "Sakın sormayın, hoşunuza gitmeyecek şeyler işitirsiniz" diye aralarında konuştular. Sonunda kalkıp: "Ey Ebu'l-Kâsım bize ruh'tan anlat, (ruh nedir?)" dediler. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir müddet sessiz durdu. Ben anladım ki kendisine vahiy inmektedir. Sonra okudu: "Sana ruhtan sorarlar; de ki, ruh Allah'ın emrinden ibârettir. Size onun hakkında az bir ilim verilmiştir" (İsrâ, 85).
Bir rivâyette: "Onun hakkında az bir ilim verilmiştir" denmektedir. A'meş: "Bizim kıraatımızda böyledir"
demiştir..
(Buhârî, İlm 47, Tefsir, Benû İsrâil 13, İ'tisâm 3, Tevhid 28, 29; Müslim, Münâfıkûn 32, (2794); Tirmizi, Tefsir (3140)

وَيَسْأَلُونَكَ عَنِ الرُّوحِ قُلِ الرُّوحُ مِنْ أَمْرِ رَبِّي وَمَا أُوتِيتُم مِّن الْعِلْمِ إِلاَّ قَلِيلاً
Resim--- "Ve yes’elûneke anir rûhı, kulir rûhu min emri rabbî ve mâ ûtîtum minel ilmi illâ kalîlâ(kalîlen).: Sana ruh'tan sorarlar; de ki: "Ruh, Rabbimin emrindendir, size ilimden yalnızca az bir şey verilmiştir." (İsrâ 17/85)

Emr Âlemi nere?. ALLAHu zü’L- CeLÂLin kendi ÂLEMidir..

“Ruhumuzdan üfürdük” ne demek?. Hangi ruh?.


فَإِذَا سَوَّيْتُهُ وَنَفَخْتُ فِيهِ مِن رُّوحِي فَقَعُواْ لَهُ سَاجِدِينَ
Resim--- "Fe izâ sevveytuhu ve nefahtu fîhi min rûhî fe kaû lehu sâcidîn (sâcidîne).: Artık onu dizayn edip- biçim verdiğim, içine ruhumdan üflediğim zaman, hemen ona secde ederek yere kapanın!” (Hicr 15/29)

Şu ÂNda, Şe’ÂNuLLAHta SüNNetuLLAH zere her ÂN bendeki RUH sendeki RUH!. Kaç tane?. TEK-BİR tane!. CeRRyÂN gibi.. Biz çoğuz diye çoğuzda birleşmeye çalışıyoruz ve onun için “BİZ BİR-İZ” diyoruz zâten!.
Nerde “BİZ BİR-İZ”?.

Emir veren kimdir yâni ALLAHtandır bundan ne çıkar ne anlayalım diye sorulduğunda Resûlullah sallallahu aleyhi veselleme buyuruyor ki: “Aklınız kadar anlayın, herkes aklı kadar anlasın!.” Ne güzel cevâp değil mi..

Koca İmâm Fahreddin Râzi efendimizin bildirdiği bir hadis-i şerîfte : “Yâ Resûlullah! "Ruh, RABB'imin emrindendir." den ne anlayalım?" diye sorduklarında; Cenâb-ı Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem "aklınız kadar anlayın!" buyurmuştur...

(Fahreddin Râzi, Mefatih'ul Gayb-Tefsirü’l- kebir- gaybın anahtarları İsrâ Sûresi)

Bir yerde dört tane çocuk var; ilk okul, ortaokul, lise, üniversite öğrencilere “kitap nedir?.” diye soruyoruz.. Herkes aklı kadar cevâp veriyor doğrusu bu değil mi.. Ne olacaktı, gözü olmayandan gözü mü soracaktı. İmkanı olmayandan onu mu soracaktı.. Hasan Dağı’ndaki çobandan uzay bilgisi mi soracaktı.. Bunlar tamamen herkesin kaderi kadar ALLAHu zü’L- CeLÂLin sorumlu tuttup onları imtihana çekmekte.. Şimdi bitiriyorum burayı da, Kaf Sûresine geçecek.. ancak teknik olarak çok rahatlıkla Ahmet can anlayabilirsiniz ki üç boyutludur “x,y,z” dediğimiz üçlü sistem.. Akıl Sistemi; matematikte de böyledir, geometri de de böyledir.. üç esasta da böyledir üç boyut esastır “x,y,z” dersin noktanın koordinatını-yerini belirlersin.. Kâinâtta bir tane yeri vardır.. bir kordinata iki tane noktayı asla yerleştiremezsin.. Onun için bu âlem Teketek Âlemdir her şey “TEKE TEk”tir.. Buna çok dikkat etmemiz gerekiyor yâni şu içinde yaşadığımız Madde Âlemi, üç boyutlu bir âlemdir x,y,z gibidir.. Akıl Âlemidir.. BEDEN NEFİS KALB der durur Ruh Emr Âleminden gelmiştir gelmektedir. Kebandan gelen cereyan gibidir.. Emr Âlemi nedir yâ Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem?. Ne buyuruyor “aklınız kadar anlayın” cevap.. Niye demiyor ki “ALLAHın âlemindendir”.. O zaman diyecekler ki “ALLAHla nasıl bağlantı kurar” ALLAHla bağlantın yokta seni beni bunları ben yarattım diyen bir ALLAHu zü’L- CeLÂLden bahsediyoruz..
Efendim bunları anlamadan biz körü körüne bütün işleri adam gibi yapalım aklı başında.. Ama bu işlere gelince her şeyi anlamadan “pıtır pıtır pıtır” nere gidiyorsun?. cennete gidiyorum, cehenneme gidiyorum.. güle güle git ikisi de senin olsun.. ne işim var kardeşim orda ne yapacaksın namaz mı kılacaksın, ibâdet mi yapacaksın, ne yapacaksın söyle bakıyım.. “köşk varmış, huri varmış, gılman varmış” diyeceksin ne var öyle anladığı için söylüyorum. Hakikat o değil, o âyetlerin muhteşemliğini bilmediği için “harra succeden”i anlamadığı için “huri”yi kadın yerine koyuvermekte Araplar böyle diyor muş!. Araplar her şeyi söylüyor.. Hangi Araplar diye sorduğunda islâmdan önceki Arapların şiirlerinde böyle geçiyormuş.. Yazıyor tefsirde.. Adama bak yahu benim Kur'ÂN-ı Kerîmi islâmdan önceki şâirlerin gazelleriyle açıklamaya çalışıyor..

Hülâsayı kelam üç boyuttan kasıt, dörtlü sistemin üçüdür.. Ruh Emr Âlemindendir yâni Ehlullah işidir.. direk Keban’dan elektirik alandır ruhu Kur’ÂN-ı Kerîmi burada bitirmiştir Hakikat-ı MuhaMMedî çünkü.. Orası Şeriat Tarikat Mârifet Resûlullah sallallahu aleyhi vesellemde biz kalmışız Hakikat-ı MuhaMMedîye kimdedir?. Adam “bendedir” diyor.. Sen kimsin b!. Okumuyor musun Hakikat-ı MuhaMMedîye MuhaMMed aleyhisselâmdır.. Sen MuhaMMed aleyhisselâm mısın?. Teslimiyet bakamından, İstikamet bakımından gerçekten orda mısın yahutta oyun mu oynuyorsun!.

Onun içinde sözlerim dâima kendimedir ona buna taş atmayla işim yoktur. Çünkü kimseye taş atmam zâten.. Kendime de atmam niye atayım yazık yâni!. Ama doğruyu ne zaman söyleyeceğiz, ne zaman dosdoğru inanacağız, “emr olunduğun gibi dosdoğru ol” ne zaman olacağız.. ne bakımdan olayım yâ RABBi.. “Emr olunduğun gibi dosdoğru ol!.” ne demek yâni dosdoğru olarak tercüme edilen kelime ne kelimesi Arapça da dosdoğru mu var.. neden dosdoğru diyorsun çünkü Türkçe kelime konuşmak zorundayım bir kelime bulmak zorundayım onu buluyorum..


İŞte bu >ATEŞten gÖMMlek olan saff-sırff Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem İZinde BİZ-BİR-İZ OLaBİLmek SıRR-ı SıFıRRımİZ!..

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ وَمَن تَابَ مَعَكَ وَلاَ تَطْغَوْاْ إِنَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ
Resim---“Festekim kemâ umirte ve men tâbe meake ve lâ tatgav, innehu bi mâ ta’melûne basîr: Seninle birlikte tâbi olanlarla-tevbe edenlerle birlikte EMROLunduğun gibi DoSDOĞru OL!. Ve azıtmayın. Çünkü O, yaptıklarınızı görendir.”
(Hûd 11/112)

BAKar mısın şu ÂYet-i CeLÎLeye!.
Fe.. hemen, müteâbien, derhal..İstiKÂMEt et! İstiKÂMEt üzere Olmaya sürekli kıyamda OL!..
Kemâ.. ne gibi.. öyleki..şuşey gibi ki..
Umirte.. Sana EMR olunduğu gibi..
ve men tâbe meake.. ve Senle beraber tövbe ederek, sana tâbî olanlarla birlikte..İLe/BİLE.. BİZ-iZ..

ve lâ tatgav: ve sakın tagi-tuğyan-tagutluk-azgınlık-âsilikle isyan etmeyin!
innehu bi mâ ta’melûne basîr: şüphesiz ki O, şahdamarınızdan da YaKÎN ve Hava gibi sizi İhata EDen amellerinizi-ettiklerinizi Görüp durmakta ve her ÂN şeÂNda yeniden yaratmakta olan ALLAH celle celâluhudur..

ÇakırcÂN ne DERsin ki,
ÜMMet-i MuhaMMed Olarak tAMM TESLİmiyyet OLmadan TÜMM İstikâmete,


=> SADAKATsız =>SaMîMiyyetsiz!.. => SABIR sız => SeLÂMetle nasıl ULAşır da YAŞArken el HaYY ALLAH celle celâluhunun MuhaMMedî ŞâHiDi OLaBİLiriz?!..
Bu ÂYet-i CeLÎLe, RaBB sÖZünden reSÛLL SeSine DÖKülünce, Azîz Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin YÜZündeki simsiyah SAKalları AK ALEVle AteşleniVERmiş bir ÂNda.. ve sabah olduğunda HaYYrette kalan ÜMMetine: “HûD ile KızKARdeşleri Ağarttı!..” buyuracaktır..


Resim---Abdullah İbni Abbas radiyallahu anhu: “Bütün Kur’ân içinde Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selleme bu âyetten daha agır ve daha çetin bir âyet inmemiştir!” demiştir.

Resim---Sevgili Peygamberimiz Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de: “Hûd Sûresi ve kız kardeşleri beni ihtiyarlattı!” buyurmuştur.
(Tirmizî, Tefsiru’l- Kur’Ân, 57, V, 402)

Sûrenin nesinin kendisini ihtiyarlattıgı soruldugunda: Sana emredildigi gibi dosdogru ol! âyetinin kendisini ihtiyarlattığını söylemistir.
(Fahreddin er Râzî, Mefatihu’l-Gayb, XVIII, 71)

Bu âyette Resulullaha “beni ihtiyarlattı” dedirtecek kadar zor gelen nokta, dosdogru olma emrinin asıl kendisiyle ilgili olan kısmından ziyâde, ümmetiyle ilgili olan kısmıdır. Zira âyette “seninle beraber tövbe edenler de” (seninle beraber dosdogru olsun) denilmek sûretiyle müminlerin de aynı emre muhatab oldukları belirtilmektedir. Nitekim istikamet kadar yüksek bir makam olmadığı gibi, onun kadar da zor hiçbir emir yoktur.
(Hamdi Yazır, Elmalılı, Hak Dini Kur’an Dili, V,18)

MuhaMMedî Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin;
Beşeriyyet-VeLÂyet-NüBüVVet-ReSÛLLiyyet Vasıflarıyla,
Tebliğ-Tenzir-Tebşir-Teşhid
görevleri yanında ABdullah aleyhi's-selâm olarak tıpkı bizler gibi bir insandan doğma İNSAN olarak her türlü cevr-i cihÂN ve çARK-ı çİLE ile denenmiştir..
Haa, taş dedik diye rastgele taşlardan dedim sanmayasın elbette Yakut TAŞInın KİMlik/KiŞiliğini NiCelik/NiTeliğini ancak SaRRaff olan Halis Muhlis Sıdık ve Âdil MuhaMMedî ERENler BİLir!..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 2 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye