Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 12 Ara 2018, 11:49

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 5 mesaj ] 
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 04 Eki 2018, 13:28 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 03:00
Mesajlar: 4724
Bu konuyu facebook'ta paylan!
Resim

RESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellem’in GÜNLük HAYATı.:

ResimRESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellem’in YATış SÜNNeti.:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem dâimâ sağ tarafına yatar, sağ elini yanağının altına koyardı. Yolculuk esnaâsında da sağ tarafı üzerine yatar, sağ kolunu da kendisine yastık yapardı. Eğer kısa süreli bir istirahat yapacaksa, sırt üstü uzanmayı tercih ederdi..

Resim---Abdullah ibni Mesud radıyallahu anh anlatıyor: “Bir gün Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem bir hasırın üzerine yatıp uyumuştu. Uyandığında hasır, vücudunun yan tarafında iz bırakmıştı. O sırada Hazret-i Ömer geldi ve: "Yâ Resûlullah!. Daha yumuşak bir yatak üzerinde yatsan ne olur?." dedi.
Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem :"Benim dünya ile ne kadar alâkam var?. Ben, bu dünyada, çok sıcak bir günde yolculuk ederken bir ağacın altında azıcık dinlenen, sonra da oradan kalkıp giden bir yolcu gibiyim!."
buyurdu.
(Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 301; Tirmîzî, Zühd, 44; İbn-i Mâce, Zühd, 3)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz, yüzükoyun yatmaktan hoşlanmaz, ashâbını bundan men ederdi ve bu hususta:

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Bu yatış tarzı, ALLAH'ın sevmediği bir tarzdır." buyururdu.
(Ahmed İbn-i Hanbel, Müsned, IV, 388)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selemin yatakları, bâzen içi hurma yaprakları ile dolu bir deri, bâzen ikiye katlanmış bir örtü, bâzen hasır, bâzen de alalâde bir yataktı. Kupkuru toprağa yattıkları da olurdu.
(Buhârî, Rikak, 17; Müslim, Libâs, 37; Ebû Dâvud, Libas, 42)

Resim---Hazret-i Âişe radıyallahu anhâ: "Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem her gece, uyumak üzere yatağına girdiklerinde, İhlâs, Felak ve Nâs sûrelerini okur ve iki elini birleştirerek üfler, daha sonra da elleri ile vücûdlarından ulaşabildiği yerleri sıvazlardı. Böylece ellerini önce başına, sonra yüzüne ve daha sonra da göğüs, kol, diz gibi vücudunun ön tarafında bulunan uzuvlarına sürerdi. Ve bu hareketi, üç defa tekrar ederdi." buyurdu.
(Buhârî, Fezâilu'l- Kur'ân, 14; Ebû Dâvud, Edeb, 98; Tirmîzî, Deavât, 21)


ResimRESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellem SaBaH UYANınca.:

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz sabah uyandığında Cenâb-ı HAKk'a niyazla güne başlar ve şöyle duâ ederdi: "ALLAH'ım, Sen'in yardımınla sabaha kavuştuk; Sen'in yardımınla akşama kavuştuk. Sen'inle yaşarız seninle ölürüz. Diriliş (varış), ancak Sana'dır."
(Buhârî, Deavât, 7, 8; Müslim, Zikr, 59; Ebû Dâvud, Edeb, 97,98)

Başka bir rivâyete göre, Rasûlullâh sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz sabaha ulaşan herkesin şu duâyı okumasını tavsiye buyurmuştur.:

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Kim sabaha erdiği zaman: “Radıytü billâhi RABBen, ve bi'l-İslâmi dînen ve bi Muhammedin Rasûlen: RABB olarak ALLAH'a, din olarak İslâm'a, Rasûl olarak MuhaMMed sallallahu aleyhi vesellem 'e râzı oldum” derse, onu râzı etmek de ALLAH üzerine bir hak olmuştur." buyuruştur.
(Ebû Dâvûd, no:1529; el-Hâkim, Müstedrek, I, 518)

Resim---Başka bir rivâyette de, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem sabahladığında: "Elhamdülillah sabaha erdik. Mülk de sabaha erdi." buyurmuş, sonra ellerini üç kere yıkamış ve sözlerine şöyle devam etmiştir: "Uykudan uyanınca sizden hiç kimse, üç sefer ellerini yıkamadıkça, elini bir kaba sokmasın. Çünkü o, ellerin geceyi vücudun neresinde geçirdiğini bilemez."
(Buhârî)

Resim---Bu rivâyeti nakledenlerden birisi de, sabah kalkınca "burnunu üç defa temizlediğini" eklemiş ve bu hususta Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz’in şöyle buyurduğunu haber vermiştir: "Biriniz uykudan uyandığı zaman üç kere sümkürsün. Zira şeytan burnunun içinde geceler." buyurdu.
(Buhârî)


ResimRESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellem’in TuVâLet ÂDâBı.:

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz tuvalete girerken: "ALLAH'ım!.. Pislikten ve habîs yaratıklardan Sana sığınırım." derdi.
Sonra da tuvâletten: "Bana zarar veren şeyleri benden gideren ALLAH'a hamdolsun!.."
diyerek çıkardı..
(Buhârî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz tuvalete girerken mübarek başlarını örterek içeriye girerdi.
(Râmuzu'l- ehâdîs)

Tuvalet sırasında konuşmayı ve selâmlaşmayı men’ etmişti. Hazret-i Ömer radıyallahu anh şöyle buyurmuştur:

Resim---"Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem tuvalette iken biri ona selâm verdi. Ancak, Rasûlullah, onun selâmını almadı. Sonra o adama: “Ben temiz değilken ALLAH'ı zikretmeyi uygun bulmadım!.” diyerek özür beyân etti."
(Müslim, Ebû Dâvud)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Tuvalete gittiğiniz zaman, kıbleye ne önünüzü, ne de arkanızı dönün. Yüzünüzü doğuya ve batıya döndürün." buyurmuştur..
(Buhârî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Bir kimse tuvalette iken kıbleye önüne ve arkasını dönmezse, ona bir sevap yazılır ve bir günahı silinir." buyurmuştur.
(Taberânî)


ResimRESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellem’in YÜRÜYÜŞ TARZI.:

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz yürürken ayaklarını sürümez, adımlarını atarken yerden sertçe kaldırırdı. Hareket hâlinde iken sağa sola bakmak, âdeti değildi. İnişli yokuşlu, engebeli bir arazide yürürcesine hafifçe önüne eğilirdi. Dimdik durup göğsünü kabartarak yürümediği gibi, koşar adımla da yürümezdi. Fakat ALLAH'ın lûtfu olarak, uzun mesafeleri kısa zamanda katederdi.
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz yürüyüş tarzına ayrı bir ehemmiyet verir, yürüyüşün kıyafete, kıyafetin de insan karakteri üstündeki tesirine sık sık temas ederdi. Nitekim kocasının ok ve yay çantasını sırtına alıp erkek yürüyüşü ile yanından geçen bir kadını görünce:


Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Kendisini erkeklere benzeten kadınla, kadınlara benzeyen erkekler bizden değildir." veya "(Böylelerine) Allah lânet etmiştir." buyurmuştur.
(Buhârî, Libâs, 61 )

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz, erkek kılığına girerek mızrak kuşanmış bir kadını görünce: “Erkeklere benzeyen kadınlara ve kadınlara benzeyen erkeklere Allah lânet etsin!.” [/Taberanî) [/i][/b]

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Erkeğe benzemeye çalışan kadın, kadına benzemeye çalışan erkek bizden değildir.” buyurmuştur.
(İ. Ahmed, Müsned )

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, bu durumu hoş karşılamadığını göstermiştir.
Ebû Hüreyre radıyallahu anh buyuruyor:
" Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz 'den daha hızlı yürüyen birisini görmedim. Yürürken, âdeta yeryüzü ayakları altında dürülürdü. Bizler, arkasından giderken, geri kalmamak için büyük çaba harcardık."
(Tirmizî)

Resim---Ebu Atabe radiyallahu anhu: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem yürüken kuvvetli adımlarla yürürdü.” demiştir.
(G. Ahmed ziyâuddin,Ramuzu El Hadis 2. Cilt,Gonca Yayınları.)

Hazret-i Ali kerremallahu vecheh: "Rasûlullah Efendimiz, yürürken âdeta yokuş aşağı inercesine, ayaklarını sertçe kaldırırdı." buyurmuştur.
Başka bir defasında, yine Hazret-i Ali kerremallahu vecheh: "Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem yolda, kibirli bir edâ ile göğüs kabartarak ve sağına soluna sallanarak değil, bir yokuştan iner gibi hafifçe önlerine eğilerek yürürdü." buyurmuştur.


ResimRESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellem’in OTURUŞ TARZI.:

Resim---Kayle binti Mahreme radıyallahu anhâ Peygamber Efendimiz'i ilk görüşünü şöyle anlatır: "Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem 'i, sonsuz bir mahviyet ve tevâzû içerisinde otururken görünce, (O'nun mânevî) heybetinden vücudum titremeye başladı." buyurdu.
(Ebû Dâvûd, Edeb, 22)

Resim---Şerîd bin Süveyd radıyallâhu anhu şöyle anlatıyor: “Bir gün sol elimi arkaya atmış ve elimin ayasına dayanmış otururken, Resûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- yanıma geldi ve: “Allâh'ın gazabına uğramış olanlar gibi mi oturuyorsun?" buyurdu.
(Ebû Dâvûd, Edeb, 24)

Resim---Câbir b. Semüre radiyallahu anhu: "Ben Peygamber Efendimiz Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem'i, sol tarafına konmuş bir yastığa dayanmış vaziyette gördüm." demiştir..
(Et-Tirmizî İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemâil-i Şerife, 1. cilt)

Resim---Ebû Said el-Hudrî radıyallahu anh şöyle anlatmaktadır: " Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz Mescid-i Şerîf'te oturdukları zaman, iki eliyle "ihtibâ" ederdi."
İhtibâ; oturup dizlerini karnına çekmek demektir. Peygamber Efendimiz, dayanacak bir nesne olmadığı zaman veya bir şeye dayanma ihtiyacı duyduklarında bu şekilde dizlerini karnına çeker ve bellerinden doladıkları bir kemer veya kuşakla, dizlerinin altından bağlardı. Bu, onları düşmekten korur ve bir nevî duvar vazifesi görürdü..
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz bâzen de bağdaş kurarak otururdu. Şöyle rivâyet edilmiştir:
"Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz , sabah namazını kıldırdıktan sonra, güneş iyice doğuncaya kadar, bağdaş kurarak otururdu."

(Ebû Dâvûd, VI, 363, nu: 4850)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 09 Eki 2018, 13:06 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 03:00
Mesajlar: 4724
Resim

ResimRESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellem’in YEMEK YEME TARZI/YEMEK ÂDÂBI.:

Resim---Ashâb-ı kirâmdan Ebû Ümâme radıyallahu anh'ın rivâyet ettiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Rabbim, benim için, Mekke vâdisini tamamen altına çevirebileceğini teklif etmişti. Buna karşılık: “Hayır, yâ Rabbi! Ben, yerine göre tok, yerine göre de aç durabilirim. Acıktığım zaman Sana yalvarır ve Sen'i hatırlarım; doyduğum zaman da Sana şükreder ve niyazda bulunurum.” dedim.” buyurmuştur.
(İbn-i Sa'd, Tabâkat, 1/381)

Resim---Hazret-i Âişe radiyallahu anha Annemiz şöyle demiştir: "Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem bana buyurmuştu ki: “Ey Âişe, eğer ben istesem, altın dağları, arkamdan benimle birlikte yürür gelir. Nitekim bir melek bana gelerek: "RABBinin Sana selâmı var. “Hükümdar peygamber olarak mı, yoksa kul peygamber olarak mı yaşamak istersin?.” diye soruyor." dedi. Melek'in yanında bulunan Cebrâil, bana, mütevâzı olmayı tercih etmemi işâret etti. Ben de kul peygamber olarak yaşamak istediğimi söyledim.»
Hazret-i Âişe Annemiz, bu hadîsin devamında der ki:
"Bu hâdiseden sonra Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem , bir daha bağdaş kurup sofraya iyice yerleşerek yemek yemedi ve şöyle buyurdu: "Ben, sıradan bir insanın yediği gibi yer ve sıradan bir kulun oturduğu gibi otururum."
buyurdu.
(Abdürrezzâk, Musannef, X, 415.)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem su içerken üç kez nefes alırdı.
(Buhârî, Eşribe, 26.)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Su içerken üç kez nefes almakhem hazmı kolaylaştırır hem de ssusuzluğu giderir” buyururdu.
(Müslim, Eşribe, 123)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz günde iki öğün yemek yerdi. O'nun üç öğün yemek yediğine dâir bir kayda rastlanmamıştır. Öğünlerinde genellikle hurma yemiş, bulduğu zaman da süt içmişti. Kalabalıkla yemek yemekten çok hoşlanırdı. Yemeği yere diz çöküp besmele ile yerdi. Bu hususta:
"Ben kulum, kul gibi yer içerim." buyururdu.
Akşam yemeğine çok ehemmiyet verir ve bu öğünün ihmal edilmemesi gerektiğini ifade ederek: Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem:
"Bir avuç hurma ile de olsa, akşam yemeklerinden vazgeçmeyiniz. Zira akşam öğünün ihmali, insanı ihtiyarlatır, bünyeyi yıpratır." buyururdu.
(Tirmizî, IV, 287, nu:1856; İbn-i Mâce, II, 1113)

Resim---Abdullah ibni Abbas radıyallahu anhümâ şöyle anlatıyor: "Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem birbiri ardından birkaç gün yemek yemeden aç yatıp uyurdu. Âilesi de akşam yemeği bulamazdı. Çoğu zaman arpa ekmeği yerlerdi." buyurdu.
(Tirmîzî, Zühd, 38; İbn-i Mâce, Et'ime, 49)

Resim---Hazret-i Âişe radiyallahu anha Annemiz de şöyle demiştir: "Hazret-i Peygamber sallallahu aleyhi vesellem ve âilesi, O'nun Medine'ye geldiği günden vefât ettiği âna kadar, üç gün arka arkaya buğday ekmeğiyle karnını doyurmadı." buyurdu.
(Buhârî, Et'ime, 1; Müslim, Zühd, 20; Nesâî, Dahâyâ, 37)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Bana gelince ben, kat’iyyen iyice yerleşip oturarak yamek yemem.” buyurmuştur.
(Buhârî, 6/201: Tecrid Tercümesi, 11/423-424)

Resim---Abdullah İbn-i Büsr radiyallahu anhu: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e kuzu eti yemeği ikrâm etmiştim. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, yemeği diz çökerek yediler. Bu sırada yanımıza gelen bir bedevî, yadırgar bir üslûb ile: “Bu oturuş da ne oturuşudur? deyince Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Allah beni kerîm bir kul kılmış; serkeş bir zorba (Cebbâr-ı anîd) kılmamıştır” buyurdu.
(Ebû Dâvûd, 3/477: İbn-i Mâce, 2/1986.)


ResimRESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellem’in YEMEK ÂDÂBI.:

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem‘in yemek yemek ile ilgili davranışlarından bir Müslüman‘ın nasıl yemek yemesi gerektiğini öğrenebiliriz. Bizler her konuda olduğu gibi yemek yeme hususunda da Efendimiz i örnek almak zorundayız. Hadîslerden yemek yeme ile ilgili sünnetleri öğrenebiliriz.

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Bana gelince, ben, kat‘iyyen iyice yerleşip oturarak yemek yemem!" buyurmuştur.
(Buharî; VI, 201; Tecrîd Tercemesi;XI, 423-424; İbn Sa‘d, I, 380; Ebu Dâvûd, III, 476, nu:3769, Darimî, II, 32 nu:2077; Tirmizî; IV, 273, nu:1830; İbn mâce, II, 1086, nu:3262)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz, akşam öğününün ihmâl edilmemesini tavsiye ederek: Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Bir avuç hurma ile de olsa, akşam yemeklerinden vazgeçmeyiniz, zîrâ akşam öğününün ihmâli, insanı ihtiyarlatır, bünyeyi yıpratır." buyurmuştur.
(Tirmizî; IV, 287, nu:1856; İbn mâce, II, 1113, nu:3355)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Yârabbi, açlıktan sana sığınırım; o, insanı hareketsiz bırakan ne kötü bir hâldir!." buyurmuştur.
(İbn Sa‘d, I, 408-409; Nesâî, VIII, 263; İbn mâce, II, 1113, nu:3354)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "İnsanoğlu, mîdesinden daha kötü bir kap doldurmuş değildir. Esâsen insanoğluna, belini doğrultacak kadar, birkaç lokma yemesi yeterlidir. Yok, illâ daha fazla yemesi gerekirse, o takdirde, mîdesinin üçte birini yemekle, üçte birini içecekle doldursun, üçte birini de nefes payı olarak boş bıraksın!." buyurmuştur.
(İbn Sa‘d, I, 410; Müsned, IV, 132; Tirmizî; IV, 590, nu:2380; İbn mâce, II, 1111, nu:2349; el-Müstedrek, IV, 331-332)

Aişe radiyallahu anha Vâlidemiz: "Peygamber Efendimiz‘in âile efrâdı, O‘nun hayâtının sonuna kadar, üst üste iki öğün, arpa ekmeğini doyuncaya kadar yemedi." buyurmuştur.
İbn Abbâs radiyallahu anhu anlatıyor: "Peygamber Efendimiz‘in arka arkaya birkaç gece hiçbir şey yemeden yattığı olurdu da; O ve hâne halkı, akşam sofrasında yiyecek bir şey bulamazlardı, yedikleri ekmek ise arpa ekmeği idi".
Ebû Hureyre radiyallahu anhu anlatıyor: "Peygamber Efendimiz, hiçbir yemeği kat‘iyyen seçmezlerdi. Önüne konan yemeği, eğer iştahı varsa yer, yoksa yemezlerdi.”
Peygamberimiz‘in, hiçbir yemeğe karşı aşırı düşkünlüğü olmadığı gibi, "canı çekme" diye bir hâlleri de görülmemiştir. Özellikle misâfir oldukları sırada, kendilerine takdîm edilen yemeklerden dolayı, ev sâhibinin gönlünü hoş tutmuşlar ve ikrâm edilen yemekleri son derece sevdiklerini ifâde etmişlerdir.
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem‘in katık olarak yediği yemeklerin bir kısmı şöylece sıralanabilir: Koyunun ön kolu ve sırt eti, pirzola, kebab, tavuk, toy kuşu, et çorbası, tirit, kabak, zeytin yağı, çökelek, kavun, helva, bal, hurma, pazı, hays, anber balığı. Daha bir kısım ilâvelerin yapılabileceği bu liste, aynı zamanda, Asr-ı Saâdet dönemi mutfağı hakkında da bir fikir verecek niteliktedir. Yemeklerinde de sâdelik hâkimdir. Sâdelik ise olgunluğun ifâdesidir.
Ömer b. Ebî Seleme radiyallahu anhu anlatıyor: “Rasûlullah Efendimiz‘in evine gitmiştim. Kendileri sofrada imişler. Beni görünce: "Yavrucuğum; sofraya buyur, besmele çek, yemeği sağ elinle ye ve dâimâ kendi önünden al" buyurdu..


ResimRESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellem’in YEMEK İÇİN ELLERİNİ YIKAMALARI.:

İnançlı insanların sıradan bir temizlikle yetinmeyip, her sahadaki temizliklerini nezâfet derecesine vardırmalarını isteyen
Resûlullah Efendimiz, yemek yeneceği sırada nezâfet derecesinde temizlik kuralına uyulmasını arzu etmişlerdir. Namaz için abdest ne ise, yemek için de el yıkamak odur. Diğer dinlerde olmayan bu yemekten önce el yıkama âdetini, ilk def‘a Peygamber Efendimiz îcad ve ihdâs etmişlerdir.: "Elindeki yemek bulaşığını yıkamadan yatan kimse, şâyet gece başına bir musîbet gelirse bu durumda, kabâhati başkasında değil, bizzat kendisinde arasın!."
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin yedikleri ekmek.:
Eldeki vesîkalara göre Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, dâimâ "arpa unu"ndan yapılmış ekmek yemişlerdir. Kepeği iyice ayıklanmış "has un"dan mâmul ekmek yememişlerdir. Bilindiği üzere, Asr-ı Saâdet dönemi Hicaz Bölgesinde buğday, ithâl malı ve oldukça pahalı bir gıdâ maddesidir. Halkın büyük çoğunluğunun bütçesine ağır gelen bu gıdâ maddesine ilgi göstermemekle birlikte, Peygamber Efendimiz, lükse karşı kesin tavrını ortaya koymuş ve her hususta olduğu gibi, bu konuda da çevresine karşı örnek olma vasfını korumuştur. Ekonomik sebepler yanında, arpa ekmeğinin doyurucu ve besleyici oluşunun da rolü vardır.


ResimRESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellem’in YeMeK ÖNcesi SONrası DUÂLarı.:

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, her güzel işe başlarken yaptıkları gibi, bir şeyi yemeden önce de dâimâ "besmele" çekerlerdi. Besmele, şâyet başta unutulmuşsa, hatırlandığı an çekilir.
Peygamber Efendimiz yemekten sonra da dâimâ "duâ" ederlerdi. En kısa duası, "Elhamdülillah" diyerek yapılanı idi. "Zikrin en fazîletlisi "Lâ ilâhe illallah"; duânın en üstünü de "Elhamdülillah" demektir" buyurmuşlardır. Duânın tek bir formülü yoktur. Herkes, gönlünden koptuğunca, dilinin döndüğünce, uzun veya kısa ifâdelerle duâsını yapabilir..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 23 Eki 2018, 15:04 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 03:00
Mesajlar: 4724
ResimRESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellem’in YEDiKLeRi MEYVELER.:

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem in kavun, karpuz ve salatalık yediklerini ve bunları çok sevdiklerini öğreniyoruz. Üzüm, ayva, acur ve misvak ağacının kebâs adı verilen meyvesi de Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem‘in yediği diğer meyveler arasında bulunmaktadır. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, alınan gıdaların sıhhati bozmamasına çok dikkat ederdi. Meyveyi "meyve" olarak değil, vücûdun hararetini dengelemek için, yemek esnâsında veya yemek sonrasında yemişlerdir..

Ebû Hureyre radiyallahu anhu anlatıyor: “Rasûlullah‘ın ashâbı, her ne zaman bir meyvesinin turfandasını elde etseler, onu hemen Rasûlullah‘a getirirlerdi. Peygamber Efendimiz de o turfanda meyveyi mübârek ellerine alır ve şöyle duâ ederlerdi: "Yâ Rabbi!. Bizim meyvelerimize, şehrimize, sâ‘ ve müdd tâbir edilen ölçeklerimize bereket ihsân eyle!.”

Ebû Hüreyre radıyallahu anh der ki: "Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz , hiçbir yemeği kât'iyyen seçmezdi. Önüne konan yemeği, eğer iştahı varsa yer, iştahı yoksa yemezdi."
(Buhârî, Menâkıb, 23; Müslim, Eşribe, 187; Ebû Dâvud, Et'ime, 13)


Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "İnsanın, canının çektiği her şeyi yemeye kalkışması israftan sayılır." buyurmuştur.
(İbn-i Mâce, II, 1112, nu: 3552)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 07 Kas 2018, 17:33 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 03:00
Mesajlar: 4724
ResimRESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellem’in SEVDİĞİ YİYECEKLER.:

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem bir gün, Hazret-i Âişe Annemizin hânesinde iken:
"Yiyecek bir şey var mı?" diye sordu. Hazret-i Âişe Annemiz de:

"Ekmek, hurma ve sirke..." deyince, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz : "Sirke ne güzel katıktır. Yâ Rabbi, sirkeyi mübârek kıl. Zirâ o, benden önceki peygamberlerin katığı idi. Sirke bulunan ev, muhtaç duruma düşmez!"
buyurmuştur.
(İbn-i Mâce)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz eti ve etli yemekleri sever ve: "Et, dünya ve cennet ehli yemeklerinin şâhıdır." buyururdu.
(Kütüb-ü Sitte'deki Sahih Hadisler, 6933)

Resim---Abdullah b. Me'sûd radiyallahu anhu: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in en sevdiği kemik koyun kemiğiydi.” buyurdu.
(Sünen-i Ebu Davûd Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 13/409)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, et yerken başını ete doğru eğmez, eti ağzına yaklaştırıp dişleri ile ısırıp yerlerdi. Koyun bacak ve butlarından hoşlanırdı. Yemekleri parmakları ile sıyırır ve: “Yemeğin sonu daha bereketlidir.”buyururdu.
(Gazalî, İhyâ, II, 371; Beyhakî'den)

Enes bin Mâlik radıyallahu anh anlatıyor: "Kabak yemeği, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz’in çok hoşuna giderdi. Her ne zaman bir kabak yemeği getirseler ya da kabakla yapılmış bir yemeğe dâvet etseler, kabağı sevdiklerini bildiğim için tabakta bulunan yemek içinden kabakları seçer ve Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz’in önlerine koyardım."
Başka bir hadîs-i şerîf de şöyledir:
"Peygamberimiz kabağı sever, onun hakkında “O, kardeşim Yûnus'un sebzesidir.” buyururdu.

Kabak sebzesi, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz’in sevgisine, övgüsüne mazhar olmuştur..


Resim---Enes radiyallahu anhu: “Bir terzi Peygamberi (aleyhisselâm) onun için hazırladığı yemeğe davet etti, ben de onunla gittim. Ona bir arpa ekmeğiyle içinde kabak bulunan bir çorba ile kurutulmuş et sundu.
Enes dedi ki: “Peygamber’in (aleyhisselâm), tabağın etrafından kabakları araştırarak topladığını gördüm. İşte o gün bugün ben kabağı çok severim.”
Diğer rivayet: “Onu görünce, kabakları kendim yemeyerek O’nun (aleyhisselâm) önüne bırakmaya koyuldum.”
Diğer bir rivayet: Enes (ra):
“O zamandan beri mümkün olduğu kadar hep bana içinde kabak bulunan yemek yapıldı.”
(Müslim, Tirmizî, Ebu Davûd)

Resim---Tirmizî, Ebu Talut’tan şöyle dediğini rivayet etmiştir: “Bir gün Enes’in (radiyallahu anhu) yanına girdim. Kabak yiyordu. Bir taraftan da: “Sen öyle bir bitkisin ki, ben seni sadece Resulullah (aleyhisselâm) sevdiği için seviyorum.” diyordu.
(Tirmizî)

Resim---İmam Ahmed, İbn Ebi Şeybe, Nesaî ve Ebu Bekir b. Ebi Haysemî, Ebu Hâkim Cabir b. Müşerrik’den (radiyallahu anhu) şöyle dediği rivayet etmişlerdir: “Bir gün Allah Resulü’nün (aleyhisselâm) huzuruna girdim. Yanında kabak doğranıyordu. Kendisine: “Bu nedir?” diye sordum. “Onunla biz yemeklerimizi çoğaltırız.”buyurdu.
(Taberanî, Tirmizî)

Resim---İmam Ahmed ve ebu Bekir b. Ebu Haysemî, Enes’den (ra): “Allah Resulü’nün (aleyhisselâm) en sevdiği yemek kabak idi.” [color=#008080][b]dediğini rivayet etmişlerdir..
(İ. Ahmed, Müsned)

Ebu’l-Hasan b. Dahhak, Aişe radiyallahu anha’dan şöyle dediğini rivayet etmiştir: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Ey Aişe! Yemek pişirdiğinde kabağını bol koy. Çünkü kabak üzgün insanın kalbini güçlendirir.” buyururdu.
Aynı hadisi Ebu Bekir eş-Şafii de başka bir tarikten nakletmiştir.
İbn Sad, Enes’den (radiyallahu anhu) şu sözünü rivayet etmiştir: “Eğer yanımızda kabak olursa biz onu Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem için ayırırdık.”


Resim---Deylemî, yine Enes’den (radiyallahu anhu) şöyle dediğini rivayet etmiştir: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem kabak yemeğini çok yer ve: “Kabak beynin yağını artırır, aklı güçlendirir.”buyurdu.
(Kenzü’l- Ummal)

Resim---Aise radiyallahu anha: "Resulullah aleyhissalatu vesselam helva ve bali severdi." buyurmuştur.
(Tirmizî, Et'ime 29, (1832)

Resim---Ibnu Abbas radiyallahu anhuma anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam'in en cok sevdigi yiyecek ekmekten yapilan tirid ve hays'dan yapilan tirid idi."
(Ebu Davûd, Et'ime 23, (3783)

Resim---Abdullah el-Muzeni radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Biriniz et satin alinca suyunu biraz fazla kilsin. (Yemek sirasinda) yiyenlerin coklugu sebebiyle ete rastlamayip suya rastlasa (bu ona yeterlidir), zira su da, iki etten biri olmustur."
(Tirmizî, Et'ime 30, (1833, 1834)

Resim---Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam'a bir et parcasi getirilmisti. Kendisine bunun bud kısmı sunuldu. Aleyhissalatu vesselam budu severdi. Bu bud gelince hemen ondan isirarak yedi."
(Tirmizî, Et'ime 34, (1838); Ibnu Mace, Et'ime 28, (3307); Buharî, Enbiya 3, Tefsir, Isra 5; Müslim, Iman 327. )

Resim---Ibnu Mes'ud radiyallahu anh anlatıyor: "Koyunun on budu Resulullah aleyhissalatu vesselam'in hoşuna giderdi. (Bir defasında) on buda zehir konuldu. Bu zehiri yahudilerin koyduğu görüşündeydi."
((Ebu Davûd, Et'ime 21, (3781); Buharî, Megazi 41, Hibe 28; Müslim, Selam 45, (2190); Ibni Mâce, Tib 45, (3546))

Resim---Sehl Ibnu Sa'd radiyallahu anh anlatıyor: "Biz cuma günü olunca sevinirdik. Çünkü bizim yaşlı bir kadın akrabamız vardi. Pazi koku bulur, tencereye koyar, üzerine de arpa öğütüp ilavede bulunurdu. Vallahi, bunun içinde ne kuyruk yağı ne de iç yağı olurdu. Cuma namazını kildik mi, mescidden ayrılır, o ihtiyar kadına selam verip hanesine girerdik. O da mezkur yemeği önümüze koyardı. İşte bu sebeple biz cuma olunca sevinirdik."
(Buhari, Et'ime 17, Cuma 40, 41, Hars 21, Isti'zan 16, 39; Muslim, Cuma 30, 32, (859, 860). )

Resim---Câbir radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam'la birlikte Merri'z-Zahran'da erak ağacının kebas denilen meyvesinden topladığımızı hatırlıyorum. Resulullah aleyhissalatu vesselam o zaman bize: "Siyahlarını toplayın, onlar daha iyidir!" tavsiyesinde bulunmustu. Ben kendilerinden "Siz koyun da guttunuz mu?" diye sordum. "Hic koyun gütmeyen peygamber var mi?" cevabında bulundu."
(Buharî, Et'ime 50, Enbiya 29; Müslim, Esribe 163, (2050))

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, Avlanan kuş etini yer, fakat kendisi avlanmazdı."
(İhyâ, II, 369; İbn-i Mâce, Et'ime, 62)

Âişe Vâlidemizin anlattığına göre, Peygamber Efendimiz, helva ile balı severdi.
Enes bin Mâlik radıyallahu anh da, "Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz’in tencerenin dibinde kalan yemeği sevdiğini" söylemiştir..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 18 Kas 2018, 14:31 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 03:00
Mesajlar: 4724
ResimRESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellem’in SoFRa ÂDâBı.:

Resim---Bir grup insan, Peygamber Efendimiz'e gelerek: "Yâ Rasûlâllah! Biz yiyoruz, yiyoruz, fakat bir türlü doyamıyoruz!" dediler. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz : "Herhalde parça parça dağınık yiyorsunuz!" deyince, "Evet" karşılığını verdiler. Neticede Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz : "O hâlde sofraya topluca oturun ve Besmele çekerek başlayın. Göreceksiniz ki, Allah, yemeğinizin bereketini artıracaktır."buyurmuştur.
(İbn-i Mâce, II, 1093, nu: 3286)

Başka bir hadîs-i şerifte;

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Sofra konduğu zaman hiç kimse, sofra kaldırılıncaya kadar kalkmasın ve karnı doysa bile sofrada bulunanları mahcub etmemek için herkes doyuncaya kadar elini sofradan çekmesin."buyurmuştur.
(İbn-i Mâce, II, 1096, nu 3295)

Resim---Hanım sahabîlerden Esmâ binti Yezid radıyallahu anhâ anlatıyor: "Rasûlullah Efendimiz'in hâne-i saâdetlerinde bulunduğumuz sırada bir sofra hazırlanmıştı. Sofraya bizler de dâvet edildiğimizde: "İştahımız yok, karnımız tok!.." dedik. Biz böyle deyince, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz : "Açlıkla yalanın ikisini bir yerde birleştirmeyiniz!" buyurdu.
(İbn-i Mâce, II, 1097, nu: 3298)

Resim---Ömer bin Seleme radıyallahu anh anlatıyor: "Ben, Rasûlullah Efendimiz'in himâyesinde yetişen bir çocuktum. Yemek yerken, elim tabağının her yanına gider gelirdi. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem bana şöyle buyurdu: “Yavrucuğum, besmele çek, yemeği sağ elinle ve dâima kendi önünden al!.” O günden sonra, buyurduğu gibi yemek yedim." buyurdu.
(Buhârî, Et'ime, 2; Müslim, Eşribe, 108)

Resim---Ebû Said el-Hudrî radıyallahu anh anlatıyor: “Peygamber Efendimiz, yemeği yeyip sofradan kalkınca: "Elhamdülillâhillezî et'amenâ ve sekânâ ve cealenâ minel müslimîn" yani "Bizi yedirip içiren ve müslümanlar zümresinden kılan ALLAH'a hamd olsun!" diyerek duâ ederdi.buyurdu.

Resim---Enes bin Mâlik radıyallahu anh rivâyet ettiğine göre, Peygamber Efendimiz: "Yemek yeyip su içtikten sonra bunlara hamd eden kulundan Allah râzı olur." buyurmuştur.


ResimRESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellem’de TEMİZLİK.:

Daha önceki dinlerde, yemekten önce el yıkama âdeti yoktu. Yemekten önce el yıkama âdetini ilk defa Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz ihdâs etmiştir. Zira namaz için abdest neyse, yemek için de el yıkamak odur. Yemekten önce el yıkamak, yemeğin abdesti durumundadır.

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Elindeki yemek bulaşığını yıkamadan yatan kimse, şayet gece başına bir musîbet gelirse, bu durumda kabahati başkasında değil, bizzat kendisinde arasın." buyurmuştur.
(Buhârî, el-Edebü'l-Müfred, sh: 419, no: 1219-1220)

Resim---İbn-i Sa'd ve Tirmîzî'nin verdiği bilgiye göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz’in bir mendili (peşkiri) vardı. Abdest aldığı veya elini yıkadığı zaman onunla kurulanırdı.. buyurdu.
(İbn-i Sa'd, Tabakât, I, 462; Tirmîzî, Sünen, I, 74-77, no: 53-54)

Resim--- Selmân-ı Fârisî radıyallahu anh anlatıyo : "Tevrat’ta okudum: “Yemeğin bereketi, yemekten sonra (el ve ağzı) yıkamadadır” diyordu. Bunu Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e söyledim. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Yemeğin bereketi yemekten önce ve sonraki yıkamalardadır” buyurdu.


Resim

ALLAHumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ MuhaMMedin
Abdike ve
Nebiyyike ve
Rasûlike ve
Nebiyyi'l- Ummiyi ve alâ âlihi, ehl-i beytihi ve's-sahbihi ve uMMetihi...


MuhaMMedi MuHABBEtLerimİZLe!....

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 5 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 6 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye