GÜLMEDE ÖLÇÜ

İslamiyet'de İ'tikad, İbâdet, Ahlâk, İtâat Hükümleri.
Cevapla
Kullanıcı avatarı
meryemnur
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 943
Kayıt: 20 Şub 2009, 02:00

GÜLMEDE ÖLÇÜ

Mesaj gönderen meryemnur »



GÜLMEDE ÖLÇÜ



Gülme, insan tabiatı ile alâkalı ârâzdandır. Her ne kadar nefes alıp vermek gibi zaruri bir hal değilse de, gülme hissinin tesirinden kendimizi kurtaramamaktayız. Karşılaştığımız gülünç bir hadise veya dinlediğimiz güldürücü bir hikâye, hislerimizi bu istikamette herekete geçirmektedir.

Benliğimizi gülme hissi kuşattığı zaman, İslâmî ölçülerin dışına taşmamalıyız.
Arap lisanının kelime zenginlikleri sebebiyle, gülmenin yirmiyi aşkın ismine rastlamaktayız. Biz meseleye, dil yönünden değil, dinî ölçüler zâviyesinden yaklaşmak fikrindeyiz. Mevzûun halkımızı ilgilendiren tarafı, lisan yönünden ziyade, ahlâkî cephesidir. Bu noktadan hareket-le, gülmeyi üç esasta arz etmek istiyoruz. Şöyle ki:


I- Övülmüş bulunan gülme şekilleri:

Tebessüm ve Besim: Yavaş bir sesle, diğer bir ifade ile nefesle, gülmektir.
Müslümana yaraşan gülme tarzı budur. Resûlüllah (s.a.v.)'in yü-zünden eksik olmayan gülme şekli "Tebessüm" dür. (1).


II- Yerilmiş bulunan gülme şekilleri:

a) Kahkaha ve Karkara: Başkasının işiteceği kadar yüksek bir ses-le gülmek,
b) İntihâz ve İnzâk: İfrat derecede fazla gülmek,
c) Zehraka: Şiddetli ve fazla gülmek,
d) İntâğ ve İhnâf: Bir şahsi alaya alarak, istihzâ yolu ile gülmek,
e) Hezraka: Pek çirkin bir şekilde gülmek.
Namaz içinde "Kahkaha" yolu ile gülen kimsenin namazı ile birlikte abdesti de bozulur. Allah'ın huzurunda yaptığı ciddiyetsizlik, abdestinin de hükümsüzlüğünü tescil etmektedir. Mücessem bir ahlâkın en müşahhas örneği bulunan Resûl-i Ekrem'den kahkaha ile gülmek sâdır olmazdı.
Bir kimseyi alaya almak, kişiyi eğlence olmaya mahkum eder. Zira insanın göreceği ceza kendi işi cinsindendir. Ördekvâri sesler çıkara-rak gülmek, insanın mürüvvetini örseler.



III- Caiz olan gülme şekilleri:

a) Dıhk: Kendi işiteceği kadar zayıf bir sesle gülmektir. Râğıbı İs-fehânî, bu kelimeyi "Nefsin sürûr duymasından dolayı, sevincin yüzde açığa çıkması ve dişlerin görünmesi halidir" (2) şeklinde tarif etmiştir.

b) Kehr ve Henf: Mânâ yönünden dihk'e yakın gülüş tarzlarıdır.

c) Hanin: Genizden gülmek,

d) İhlâs: Dişler görünecek şekilde gülmek (3),

e) İnkilâl: Yavaşça gülmek.
Dihk ve benzeri olan gülüş tarzları, dinî ölçüleri aşmayacak ve gülenin vakarını sarsmayacak bir çerçeve içinde kalırsa caiz görülmektedir. Bu tarz gülme Allah Resûlünde görülmüş ise de fazla sâdır olmazdı.
"Peygamber (s.a.v.)'in sükûtu uzun, gülmesi az olurdu" (4) Tefekkürü azaltacağından dolayı, "Gülmeyi çoğaltmayınız. Çünkü (aşırı) gülme kalbi öldürür" (5) buyururlardı. "Ağlamak rahmet (-i ilâhîden)dir. Feryad (-ü figan) şeytandandır" (5) buyurulmaktadır.


III- Meşru olmayan ağlamalar:

a) Ölen bir kimsenin ardından yüksek sesle ağlamak:
Bu kabil ağlama, kişiyi günahkâr eder ve ölüyü de azaba uğratır. Peygamber (s.a.v.) "Meyyit, yakınlarının kendi (ölümü) üzerine ağ-lamasından dolayı azaba uğratılır" (6) buyurmaktadır.

b) Yas tutma şeklinde ağlamak:
Anadoluda bu şekil ağlama yaygındır. Cenazenin yakınlarından biri gelir ve "Hamurum saçta kaldı, çamaşırım taşta kaldı" gibi laflar ederek etrafındaki kimseleri tahrik ederek ağlar ve ağlatır. Bu hususu yasaklayan bir hadisi şerifte şöyle buyurulmaktadır: "Ölü, kendi üzerine sesli olarak ağlanması sebebiyle, kabrinde azap olunur" (7).

c) Saçlarını yolarak, elbiselerini yırtarak ağlamak:
Bu tarzda ağlamalar, takdiri ilâhîye rıza göstermeme mânâsını taşır. Bu cihetle de yasaklanmış bulunmaktadır.
Meşru olmayan ağlama şekilleri namaz içinde vakî olursa ibadetin bozulmasına sebep olur.

Ağlamanın neticesi, niyyet ve sebebe bağlı olarak değişmekte; meşruiyet ve mes'uliyeti buna göre hükme bağlanmaktadır. Vicdanların mürebbisi ve akılların muallimi bulunan Peygamberimiz, bu inceliğe dikkatimizi çekerek
"Şayet benim bildiğim şey(ler)i siz bilmiş olsaydınız az güler, çok ağlardınız"(8) buyurmaktadır. Binaenaleyh, uhrevî hayatı tefekkürden doğan teessür sebebiyle sessizce ağlamak meşru, bunun dışında kalan ağlama şekilleri memnudur.

-----------

(1)Feyzü'l-Kadir,c. 5, sh. 183.
(2) Müfredât-ı Râğıb, sh. 292.
(3) Kelime (He ye Sin) harfiyledir,
(4) Müsned-i Ahmed b. Hanbel, c. 5, sh. 86.
(5) İbni Mâce, c. 2, sh. 1403.
(5) Feyzü'l-Kadir, c. 3, sh. 222.
(6) Müslim, c. 3, sh. 41.
(7) Buhârî, c. 2, sh. 82.
(8) Buhârî, c. 2, sh. 25.


alıntıdır
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمـَنِ الرَّحِيم

O Peygamber, inananlara kendi canlarından daha yakındır..…

Ahzâb Sûresi, 6
Kullanıcı avatarı
meryemnur
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 943
Kayıt: 20 Şub 2009, 02:00

Re: GÜLMEDE ÖLÇÜ

Mesaj gönderen meryemnur »

Resim


Şaka ve Maskaralık Yapmak



Dilin belalarından biri de şaka yoluyla veya maskaralık yaparak halkı kendine güldürmektir.

Azizim, şakalara gülmek gönlü öldürmektir. Gönlü ölen kişi, ALLAH korusun şaki olur. Cehennem ehli olur. Bahtı kara olmanın işareti, çok gülmektir. Şakalar yapıp halkı güldürmektir.

Kur’an-ı Kerim’de HAK Teala


“Yaptıklarınızın cezası olarak, artık az gülüp çok ağlasınlar” (Tevbe 9/82) buyuruyor.

Ey gafil, yılda bir kere olsun günahlarını hatırlayıp ağlıyormusun? Gönlüne hoş gelen şeyleri gün içersinde kaç kere hatırlayıp gülüyorsun?

Bilmez misin Yahya peygamberin (a.s.) ağlamaktan yanakları çürümüştü.

HAK Teala rahat davrananları sevmediğini Kur’an-ı Kerim’de beyan ediyor:


“Zira ALLAH şımarıkları sevmez” (Kassas 28/76). Maskaralık yaparak, insanları güldürmek gönlü öldürür.

İkincisi, maskaralık gönülde kin bitirir.

Üçüncüsü, kişiden heybeti ve hürmeti giderir. Kişiyi, halk arasında hor görülen, soytarı durumuna düşürür.

Şakacı olan hafif olur. İnsanlardan hayanın gitmesine sebep olur. Kimin hayası yoksa, takvası da yoktur. Bilinsin ki onun gönlü ölmüştür. O kişi iki cihanda da kandırılmış, şaşkın, nasipsiz ve yoksun kalır.

Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurur:


“Siz benim bildiklerimi bilmiş olsaydınız az güler çok ağlardınız.”

(Buhari, Küsuf,3)
Şunu muhakkak olarak bilmiş ol ki bir mecliste kahkahayla gülünse, gıybet edilse, dünya muhabbetini artırıcı sözler söylense orada bulunanlara HAK Teala rahmet etmez. Bundan ALLAH’a sığınırız.

İnsanların yakınlarıyla ara sıra latife yapmasında sakınca yoktur. Onda da aşırı gitmemeli, kahkaha ile gülmemelidir. Yalan sözlerle şakalar yapıp gülünmemelidir. Yalan sözlerle şakalar yapıp gülüşmelere yol açmamak gerekir.

Resulullah (s.a.v.),


“Yazıklar olsun halkı güldürmek için yalan söyleyen kimseye. Yazıklar olsun ona, yazıklar olsun” buyurup üç kere tekrarladı.

(Tirmizi, Zühd,10)

Şu halde bunu öğrenip bildikten sonra yerli yersiz şaka yapıp halkı güldürmek, bir kimseyi övmek veya yermek yasaklanmıştır. Bunlar dilin afeti olarak kabul edilmiştir.

Dilin bir afeti de maskaralık yani insanlarla alay etmektir. Evet, bir kişi veya bir topluluğu alaya almak haramdır. Zira HAK Teala Kur’an-ı Kerim’de:


- “Bir kavim diğer bir kavimle alay etmesin. Olur ki alay edilenler kendilerinden daha hayırlı olur” (Hucurat 49/11) buyurmuştur.


Eşrefoğlu Rumi (k.s.)
Müzekki'n Nüfus

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمـَنِ الرَّحِيم

O Peygamber, inananlara kendi canlarından daha yakındır..…

Ahzâb Sûresi, 6
hsngl
Yeni Üye
Yeni Üye
Mesajlar: 11
Kayıt: 01 Nis 2014, 01:12

Re: GÜLMEDE ÖLÇÜ

Mesaj gönderen hsngl »

Allah razı olsun çok faydalandım..
Cevapla

“►Fıkıh ~ İlmihal ~ Hukuk ~ Akaid◄” sayfasına dön