Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 13 Ara 2019, 07:14

Tüm zamanlar UTC + 2 saat




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 130 mesaj ]  Sayfaya git Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6  Sonraki
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 10 Nis 2016, 22:37 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11428
Bu konuyu facebook'ta paylan!
Resim

NûR-u MîMin=>CîM ciHÂDı..

cÂNda cÂNÂN BiL ciHÂDı
cÂNda cÂNÂN BuL ciHÂDı
cÂNda >cÂNÂN OL ciHÂDı
cÂNda cÂNÂN KuL ciHÂDı!.

M.. AhMediyyet =>GÂiB gARKı
M.. HaMîdiyyet =>ÇiLLe çARKı
MM.. MahMudiyyet>KULLuk fARKı
MMM.. MuhaMMediyyet>AŞKın ARKı..


ZEVK 6963


ŞeRiât-ı MuhaMMedsÎn.. =>ResûL-i Hizmet Efendim!
TaRikât-ı MahMud SENsÎn.. =>ResûL-i Rahmet Efendim!
MâRifet-i HaMîd NEFsÎn.. =>ResûL-i MeLhamet Efendim!
HAKikât-ı AhMed NEFesÎn.. =>ResûL-i Merhamet Efendim!.

..sallallahu aleyhi vesellem…

10.08.15 10:18
brsbrs..tktktrstkkmdyngnlmzrrdli..


Resim

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem:

Resim:
Resim---“Ene MuhaMMedün ve AhMedün, ene Rasûlü’r- Rahmeti, ene Rasûlü’l- Melhameti, ene Mukaffî ve’l- Hàşiru, buistü bi’l-cihâdi ve lem üb'asü biz-zirâ': Ben MuhaMMedim!. ve Ben AhMedim!. Ben RaHMet Peygamberiyim!. Ben Savaş-Cihad Peygamberiyim!. Ben mukaffîyim-artçıyım- kapatıcı-bitiriciyim!. Ve Ben aynı zamanda kıyamette insanları toplayıcıyım!. Ben cihad göreviyle gönderildim ve ben iftçilikle-çiftçilik yapmak için gönderilmedim. (Allah'ın emrini yerine getirmek için, engelleri aşıp, cihad yaparak İslâm'ın yerleştirilmesi için gönderildim.)" buyuruyor.
(Müslim, Fedail, 124-125)

وَإِذْ قَالَ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ يَا بَنِي إِسْرَائِيلَ إِنِّي رَسُولُ اللَّهِ إِلَيْكُم مُّصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيَّ مِنَ التَّوْرَاةِ وَمُبَشِّرًا بِرَسُولٍ يَأْتِي مِن بَعْدِي اسْمُهُ أَحْمَدُ فَلَمَّا جَاءهُم بِالْبَيِّنَاتِ قَالُوا هَذَا سِحْرٌ مُّبِينٌ

Resim---“Ve iz kâle îsebnu meryeme yâ benî isrâîle innî resûlullâhi ileykum musaddikan li mâ beyne yedeyye mine’t- tevrâti ve mubeşşiren bi resûlin ye’tî min bagdîsmuhû AHMED(ahmedu), fe lemmâ câehum bi’l- beyyinâti kâlû hâzâ sihrun mubîn (mubînun).: Bir vakit Meryem’in oğlu İsa, şöyle demişti: “- Ey İsrailoğulları! Ben, size (gönderilen) Allah’ın peygamberiyim. Önümde (benden önceki) Tevrat’ın tasdikçisi ve benden sonra gelecek bir peygamberin müjdecisi olarak geldim ki, o peygamberin ismi “AHMED= Muhammed”dir. Sonra İsa, onlara mucizelerle gelince: “- Bu, apaçık bir sihirdir.” dediler.” (Saff 61/6)

وَمَا مُحَمَّدٌ إِلاَّ رَسُولٌ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهِ الرُّسُلُ أَفَإِن مَّاتَ أَوْ قُتِلَ انقَلَبْتُمْ عَلَى أَعْقَابِكُمْ وَمَن يَنقَلِبْ عَلَىَ عَقِبَيْهِ فَلَن يَضُرَّ اللّهَ شَيْئًا وَسَيَجْزِي اللّهُ الشَّاكِرِينَ

Resim---“Ve mâ muhammedun illâ resul (resûlun), kad halet min kablihi’r- rusûl (rusûlu), e fein mâte ev kutilenkalebtum alâ a’kâbikum, ve men yenkalib alâ akıbeyhi fe len yadurrallâhe şey’â (şey’en), ve se yeczîllâhu’ş- şâkirîn (şâkirîne).: Ve Muhammed sadece bir Resûl'dür. Ondan önce de resûller gelip geçmiştir. Şimdi O, öldü veya öldürüldü ise, siz topuklarınız üzerinde geriye mi döneceksiniz? Kim topukları üzerinde geriye dönerse, bundan sonra Allah'a, asla hiçbir şeyle zarar veremez. Ve Allah, şâkirleri (şükredenleri) yakında mükâfatlandıracaktır.” (Âl-i İmrân 3/144)

وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا رَحْمَةً لِّلْعَالَمِينَ

Resim---Ve mâ erselnâke illâ rahmeten lil âlemîn(âlemîne).: Seni Biz, sadece âlemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiyâ 21/107)

النَّبِيُّ أَوْلَى بِالْمُؤْمِنِينَ مِنْ أَنفُسِهِمْ وَأَزْوَاجُهُ أُمَّهَاتُهُمْ وَأُوْلُو الْأَرْحَامِ بَعْضُهُمْ أَوْلَى بِبَعْضٍ فِي كِتَابِ اللَّهِ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُهَاجِرِينَ إِلَّا أَن تَفْعَلُوا إِلَى أَوْلِيَائِكُم مَّعْرُوفًا كَانَ ذَلِكَ فِي الْكِتَابِ مَسْطُورًا

Resim---En nebiyyu evlâ bil mu’minîne min enfusihim ve ezvâcuhu ummehâtuhum, ve ûlûl erhâmi ba’duhum evlâ bi ba’dın fî kitâbillâhi minel mu’minîne vel muhâcirîne illâ en tef’alû ilâ evliyâikum ma’rûfâ(ma’rûfen), kâne zâlike fîl kitâbi mestûra(mestûren).: Nebî (Peygamber), mü’minler için kendi nefslerinden daha evlâdır (yakındır). Ve O’nun (Nebî’nin) zevceleri, onların anneleridir. Ve rahim sahipleri (akrabalar), onlar birbirlerine, Allah’ın Kitab’ında, mü’minlere ve muhacirlere yakın olduklarından daha yakındır. Ancak dostlarınıza iyilik yapmanız hariç. İşte bunlar, Kitab’ta satır satır yazılıdır.” (Ahzâb 33/6)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Ben mü’minlere kendilerinden daha YAKıNım!”
(İbni Kesir Tefsirü’l- Kur'ÂN-ı Azîm c.6, shf. 381)

لَقَدْ جَاءكُمْ رَسُولٌ مِّنْ أَنفُسِكُمْ عَزِيزٌ عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ حَرِيصٌ عَلَيْكُم بِالْمُؤْمِنِينَ رَؤُوفٌ رَّحِيمٌ

Resim---“Lekad câekum resûlun min enfusikum azîz (azîzun), aleyhi mâ anittum harîsun aleykum bi’l- mu’minîne raûfun rahîm (rahîmun).: Andolsun ki; size, sizin içinizden azîz bir Resûl geldi. Sizin üzüldüğünüz şey, O'na ağır gelir (O'nu üzer). Size çok düşkün, mü’minlere şefkatli ve merhametlidir.” (Tevbe 9/128)

إِن تُعَذِّبْهُمْ فَإِنَّهُمْ عِبَادُكَ وَإِن تَغْفِرْ لَهُمْ فَإِنَّكَ أَنتَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ

Resim---”İn tuazzibhum fe innehum ibâduke, ve in tagfir lehum fe inneke entel azîzu’l- hakîm (hakîmu).: Eğer onları azablandırırsan, şüphesiz onlar Senin kullarındır, eğer onları bağışlarsan, şüphesiz aziz olan, hakim olan Sen'sin Sen.” (Mâide 5/118)

وَمَا كَانَ اللّهُ لِيُعَذِّبَهُمْ وَأَنتَ فِيهِمْ وَمَا كَانَ اللّهُ مُعَذِّبَهُمْ وَهُمْ يَسْتَغْفِرُونَ

Resim---“Ve mâ kânallâhu li yuazzibehum ve ente fîhim, ve mâ kânallâhu muazzibehum ve hum yestagfirûn (yestagfirûne).: Oysa sen içlerinde bulunduğun sürece, Allah onları azablandıracak değildir. Ve onlar, bağışlanma dilemektelerken de, Allah onları azablandıracak değildir.” (Enfâl 8/33)

Resim---Amr İbnü’l- As radiyallahu anhu: “ Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem bu âyetleri okudu da iki elini kaldırıp: “ALLAHımm!. ÜMMetim!. ÜMMetim!.” dedi ve ağladı. ALLAHu zü’l- CeLÂL: “BİZ, Seni ÜMMetin hakkında razı edeceğiz ve Seni utandırmayacağız!” buyurdu.
(Müslim İman, 346)

El AHAD ALLAH celle celâlihu..:
Resim

AhMed aleyhisselâm.. =>Dâimiyyet Mâsivâsının AYN-ı Hakikatta en EvveL’in NûR-u MîMi aleyhisselâm..
HaMîd aleyhisselâm.. =>Dâimiyyet Mâsivâsının ZâT-ı Hakikatın en Âhir NûR-u MîMi aleyhisselâm..
MahMud aleyhisselâm.. =>Dâimiyyet Mâsivâsının AYN-ı Hakikatta en Bâtın’ın NûR-u MîMi aleyhisselâm.
MuhaMMed aleyhisselâm.. =>Dâimiyyetin Zâhir ve Bâtın Mâsivâsının AYN-ı Hakikatta en Zâhir’in NÛRuLLAHtan NûR-u MuhaMMedi aleyhisselâm..



MuhaMMed İsmi Şerifi,
İslamla ->Kur'ân-ı Kerimle ortaya çıkan ÖZEL-GÜZEL isimdir.
Hamede: Övmek, razı olmak, hakkını ödemek, teşekkür etmek, hamdetmek.
Hammede: tekrara tekrar övmek. “elhamdulillah” demek.
Hamd: hamd, övgü, rıza, nimet ve ihsana lâyıkınca vefâ ve karşılık. yaratanı apayrı anlayışla medhetmek hakkını vermek. Cenâb-ı Hakk'a karşı kulların, memnuniyet ve sevinçlerini ve O'na hamd ve şükür ile medihlerini bildirmeleri, senâ etmeleri.
Ahmed: en tek öven, bir işi en takdire değer lâzım-lâyıkınca yapan ve övgüye hakkı olan tek kişi.
MahMud: Aklın>Nakle ->akl-ı külle ulaşıp MuhamMMedî HaMde kavuşum makamı olan kimlik.
MuhaMMed: HaMdi İnsan AKLına, Evvel-Âhir-Zâhir-Bâtın, BiLdiren-BuLduran-OLduran ve Yaşatarak şâhidi kılan en ÖvüLmüş ZÂT aleyhi's-selâm.


Resim

ElhamdülillâhiRabbu’l- âlemîn
AKLımın BİLdiği BİLemediği Âlemlere, ÂLEMlerin RABBı olana hamd ederim!.
Hamd, hamede fiilidir. Dâimiyetin MuhaMMedî Hakikatidir, yani bunu anlayıştır. Bu anlayışa sahib oluştur, yani zâhir ve bâtın halk edilişinin; ,ilk NOKTaOL-ANNûR-u MîM’den olduğunu anlayıştır!
Bunu anlayan kişi, NûR-u MîMi böyle anlayan kişi, anlayacaktır ki;
ALLAHa ve Rasûlune teslim olun!”u ANlar.
ALLAH ve Rasûlune iman edin!”i ANlar.
Buyurulan âyetlerin ne ANLAmda olduğunu ANlar!
Neden hamd ediyor, zâhir ve bâtın dâimiyetinin sürekliliğinin, KûN feyeKûN ŞeENinin OLUŞunun, her AN olduğunun, şu ANda da olmakta olduğunun, bunun bilinmesi gerektiğinin, bunun hayal vs. olmayışının İlim İrade İdrak ve İştirak edilişi şu AN için geçerlidir. Çünkü şu ÂN ŞeHÂDEt HÂLİnde İmkÂNla İmtihÂN Salonundayız, zaman hızla bitmekte!..
Dün için geçerli değildir!. Bir dakika öncesi için de geçerli değildir, geçti gitti çünkü.
Gelen için de geçersizdir!. Çünkü henüz daha gelmedi!
Şimdi şu ANda önemlidir akıl sahibi insÂN için!..


Resim

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 23 Nis 2016, 20:01 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11428
Resim

EVVeL ÂHiR ÇEMBERi-sin
->ELest-ü-KâLû BeLÂsın!.
>ZÂHiR-BÂtıN Mahşerîsin
->SıRR-Sıfır ->Es SELÂsın Efendim!.

ZEVK 6981

->Server -ü- Fahr-i Kâinat ->Seyyidu’L-Kevneyn Efendim!
Seyyidu’L- SıRRu’L- HuLûk ->Seyyidu’s-SakaLeyn Efendim!.
MuStafâ-yı MuHtar ->SENsin -> MuhaMMedü’L- MüCtebâsın
->EhL-i Beyt -> EZeL EDEBi -> HaSaN -u- HuSeyn Efendim!.

aleyhumusselâm


11.08.15 21:08
brsbrs..tktkttrsttkmmdgrbttvdhssrt..


Fahr: Övünme. Yaptığını sayarak övünme. Övülmeye sebeb olacak kimse. Fazilet. Büyüklük. Şeref.
Kevneyn: İki âlem. Dünya ve Ahiret.
Sakaleyn: İnsanlar ve cinler.
MuHtar: İhtiyar eden. Seçilmiş olan. * Hareketinde serbest olan. İstediğini yapmakta serbest olan. Hür. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellemin bir ism-i şerifi.
Müctebâ: Seçilmiş. Kıymetli, ihtiyar olunmuş.


Resim
Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Ene seyyidü’l- mürselîne izâ buisû, ve sàbikuhüm izâ veradû, ve mübeşşiruhüm izâ üblisû, ve imâmühüm izâ secedû, ve akrabühüm meclisen izecteme,e tekellemü feyüsaddikunî, ve eşfeu feyüşeffiunî, ve esel'ü feyu'tînî.: Peygamber olarak gönderildikleri zaman, ben peygamberlerin en saygınıyım, seyyidiyim, efendisiyim, en soylusu, asâletlisiyim!. Ve havz-ı kevserin başına vardıkları zaman, mahşer yerine vardıkları zaman, havz-ı kevserin başına gidildiği zaman, ben en önde gideniyim!. İnsanlar mahşerde Allah'ın kahrını, gazabını heyecanla gördükleri zaman, tir tir titrerken, ümitleri kalmadığı sırada, ben onlara müjde vericiyim!. Secde ettikleri zaman, namaz kıldıkları zaman, ben onların imamıyım!. Toplaştıkları zaman, ben oturma yeri bakımından Allah'a en yakın, en şerefli yerde oturanıyım!. Ben konuşacağım mahşer günü, söz isteyip konuşacağım. Allah-u Teàlâ Hazretleri benim sözümü, söylediğim sözleri: "Doğru söylüyorsun Ey mübarek Rasûlüm, doğrusun, tamam Rasûlüm!" diye beni tasdik edecek!. Ve ben şefaat edeceğim. Ve istiyeceğim Cenab-ı Mevlâ'dan; O da, bana orada istediklerimi bahşedecek..”
(Ümm-ü Kerz radiyallahu anhudan; İmam İbnu’n- Neccâr)


Verede: vârid olmak, vürûd etmek, yâni gelmek mânâsına, umumiyetli bir suya gitmek mânâsına kullanılır Arapça'da. Evet, Peygamber Efendimiz bu önceliğe sahip, ilk önce o gidecek.
Eblese: İblâs- üblisu; me'yus olmak, ümit kesmek, ümitsizliğe düşmek demek.


Resim

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Ene seyyidü veledi âdeme yevmel-kıyâmeti ve lâ fahra, ve biyedî livâü’l- hamdi ve lâ fahra, ve mâ min nebiyyin yevme izin âdemü femen sivâhü illâ tahte livâî, ve ene evvelü men tenşakku anhü’l- ardu ve lâ fahra, ve ene evvelü şâfiin ve evvelü müşeffain ve lâ fahr.: Ben kıyamet gününde Âdemiın evlâtlarının, insan cinsinin seyyidiyim, en şereflisiyim, en efendisiyim, en önde geleniyim. İftihar-Övünmek yok!. Ve Hamd sancağı, Livâül-Hamd benim elimde benim elimde --veya iki elimde-- olacak; öğünmek yok!. Ve Peygamberlerden hiçbir peygamber yoktur ki, o kıyamet gününde, Âdem ve ötekiler.. O gün hepsi benim Livâü’l- Hamd'imin, benim dalgalandırdığım şanlı Hamd Sancağı'nın altında olacaklar.. Yeryüzü yarılıp da, içindekileri çıkardığı zaman, ilk çıkan ben olacağım Övünmek yok!. Ve ilk şefaat edecek olan ben olacağım. Ve şefaati ilk kabul olan kimse de ben olacağım. Bir övünç bahis konusu değil!." buyurmuştur..
(Ahmed ibn-i Hanbel, İbn-i Mâce ve İmam Tirmizî)


Seyyid: Efendi, bey, , İleri gelen, melik, malik, mevla, köle ve hizmetçileri olan, bir cemaatin mütevellisi, efendi, ağa ileri gelen, baş, reis, server, başkan ve yönetici.. Nesebi Hz. Hüseyin aleyhisselâm yoluyla Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem'e ulaşan kimseleri ifâde eden arapça bir sıfat. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem'in soyundan olan, onun izinden giden. * Temiz ve fazilet sâhibi Müslüman zât. Resül-i Ekrem aleyhisselâm herkesin imamı, büyüğü, önderi olduğundan kendisine bu isim de verilmiştir.

Seyyid, Kadri celîl olan mecd ve şeref sahibi Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in birçok isimlerinden biri de “Seyyid”dir.
(Ahmet Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’ân Dili, I- IX, Eser Neşriyat, İstanbul 1979, IX, 6319.)

Seyyidân: Hasan ve Hüseyin aleyhumusselâm..
(Ferit Devellioğlu, Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lûgat, Aydın Kitâbevi, Ankara 1986, s. 1136.)

Seyyide: Peygamber aleyhisselâm sülâlesinden gelen ve O'nun izinden giden temiz kadın, hanım. Fatmatü’z- Zehrâ aleyhasselâm.
Seyyidü’l- Mürselin: Resüllerin Seyyidi.
Seyyidü’l- Kevneyn: İki âlemin efendisi, seyyidi. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem'in bir nâmı.
Seyyidü’l- Beşer: İnsanların seyyidi, efendisi olan Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem.
Seyyidü’l- Enâm: Bütün mahlukatın efendisi. MuhaMMed (aleyhisselâm)

Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin aleyhumusselâm için Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem “Seyyidân, Seyyidâ Sebâbi ehli’l- Cenneh” unvanlarını kullanmaktadır.
(Kaynakları için bkz. Buharî, IV, 209, fezail, 12; Asım Efendi, Kamus Tercümesi, I-IV, İstanbul ty. I, 626; Murat Sarıcık, Osmanlı İmparatorluğunda Nakîbü’l-Eşrâflık Müesesessi, TTK Yayınları, Ankara 2003, s.1-3, 193; Murat Sarıcık, Kavram ve Misyon Olarak Ehl-i Beyt, Nesil Yayınları, İstanbul 1997, s.117.)

Livâü’l- Hamd: Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in mAHşer bayrağı. Ona inananlar kıyâmetten sonra bu bayrağın altında toplanacaklardır..

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem:"Ben Âdemoğlunun seyidiyim!." buyurmuştur.

(Ebu Davud, Sünne, 13; İbn Mâce, Zühd, 37)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem:"Ben kıyamet gününde insanların seyidiyim!." buyurmuştur.
(Buharî, Enbiyâ, 3; Müslim, İman, 367, 369)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, minberde bulunduğu bir sırada yanındaki Hasan (aleyhisselâm)'ı işaret ederek, "Bu oğlum Seyyiddir. Umulur ki Allah onun vasıtasıyla iki müslüman fırkanın barışmasını sağlar!." buyurmuştur.
(Buharî, Sulh, 9; Fedailu’l- Ashab, 22; Tirmizî, Menakıb, 31)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Hasan ve Hüseyin cennet ehlinin gençlerinin iki seyyididirler" buyurmuştur.
(Tirmizî, Menâsık, 31)

Resim---Enes b. Malik (radiyallahu anhu), Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem'i: "Biz, Abdulmuttalib'in çocukları cennet ehlinin seyyidleriyiz. Ben, Hamza, Ali, Cafer, Hasan, Hüseyin ve Mehdî" derken dinlediğini söylemektedir.

(İbn Mâce, Fiten, 34).

Resim---Fatıma aleyhiasselâm ise, cennetteki kadınların seyyidesidir..
(Buhârî, Fedâilul-Ashâb, 29; Menâkıb, 25)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Ene seyyidü veled-i âdeme yevme’l-kıyâmeti => Kıyamet günü ben, Âdemoğlunun seyyidiyim. Ve evvelu men yenşakku ‘aleyhi’l-kabru => Kabir üzerinden ikiye ayrılacakların ilkiyim (kabrinden ilk kaldırılacak kimseyim). Ve evvelu şâfi‘in ve evvelu müşaffa‘in => Şefaat edeceklerin ilki ve şefaatine icabet edileceklerin ilkiyim”. buyurmuştur.
(İmam Müslim, Müslim b. Haccac, Sahihu Müslim, I-III, Çağrı Yayınları, İstanbul 1992, II, 1782, fezâil, nr.1; Mansur Ali Nasif, et- Tâcu’l- Câmi‘u li’l-Usûl, I- V, Mektebetü Pamuk, İstanbul 1961, III, 228, III, 228, (Ebu Davud ve Tirmizî’den); Zehebi, s.538.)

Aynı açıklama Tirmizî’nin Sünen’inde şöyledir:
Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Ben kıyamet gününde Seyyid-i Veled-i Âdemim, Livâu’l-Hamd (Hamd Sancağı) da elimdedir, fakat fahr/övünme yok. (Bunları övünmek için söylemiyorum). O gün Âdem ve haricindeki nebilerden birisi yoktur ki, sancağım altında olmasınlar. Ve ben, toprağı üzerinden ikiye ayrılacakların (diriltileceklerin) ilkiyim, ama fahr/övünme yok.” buyurmuştur.
(Tirmizî; Ebu Davud; Müslim’den; Mansur Ali, et- Tâcu’l- Câmi‘u li’l-Usûl, I- V, Mektebetü Pamuk, İstanbul 1961, III, 228)

İ. Ahmed b. Hanbel aynı açıklamayı bazı farklılıklarla aktarmaktadır.:
Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Kıyamet günü ben Seyyid-i Veled-i Âdemim, fakat hiç fahr/övünme yok...” Açıklamada şu farklılıklar da yer alır: “Ve elimde Livâu’l-Hamd vardır: Yani ben şefaat-i uzma ile şefaat edince, öncekiler ve sonrakiler beni hamd ederler; sanki hamd (övgü o gün) bana ait bir mülktür. Sanki Âdem ve çocukları sancağım altındadır. Fakat hiçbir fahr/övünme yok. Yani bunları fahr ve büyüklenmek için söylemiyorum. Aksine bu, vaki olan hak/gerçektir.” buyurmuştur.
(Ahmed b. Hanbel, Müsned; Mansur Ali et- Tâcu’l- Câmi‘u li’l-Usûl, I- V, Mektebetü Pamuk, İstanbul 1961, III, 228; şefaat konusu için bkz. a.g.e.,V, 383.)

Tirmizî, Sünen’inde Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in kıyametteki üstünlük cihetlerinden üçünü şöyle belirttiğini nakleder:
Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Kıyamet gelince, ben nebilerin imamı (İmâmu’n-nebiyyin), onların hatibi (hatibuhum) ve kendilerinin sahib-i şefaatleri olurum. Fakat övünmek yok.” buyurmuştur.
(İbn-i Mâce, Muhammed b. Yezid, Sunenu İbn-i Mâce, I- II, el-Mektebetü’l-İslamiyye, İstanbul ty. II, 1443, nr.4317; Mansur Ali, et- Tâcu’l- Câmi‘u li’l-Usûl, I- V, Mektebetü Pamuk, İstanbul 1961, III, 229.)

Aynı konuda şu hadis-i şerif de rivâyet edilir:
Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Ben kıyamet gününde Âdemoğlunun seyyidiyim, toprak üzerinden ikiye ayrılacakların ilkiyim, ilk şefaat eden ve şefaat dileği ilk kabul edilenim” buyurmuştur.
(Peygamberimizin tüm yaratılmışlara tafdili için bkz. Müslim, fezâil, nr.2278;Tirmizî, menakıb, 21, nr. 3690; İbn-i Mâce, II, 1440, zühd, nr. 4308; Ahmed b. Hanbel, Müsned, I-VI, Çağrı Yayınları, İstanbul 1992, II, 540, III, 2; Zehebi, Ahmed b. Osman, Tarihu’l- İslâm, Dâru’l-Kütübi’l-Arabi, Beyrut 1987, s. 538.)

İmam Buharî de Kitabu’t-Tefsir’de şu rivâyeti zikreder:
Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Ben kıyamet gününde nâsın/insanların seyyidiyim. Hel tedrune mimmâ zâke => Biliyor musunuz, bu neden böyledir? Yecma‘u’l-lâhu’l-evveline ve’l-âhirîne fî saîdin vâhidin = (O gün) Allah öncekileri ve sonrakileri bir alanda toplar. Çağıran (Allah) onlara işittirir ve bakışı da onlara nüfuz eder”
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, bu açıklamadan sonra, şefaat için tüm peygamberlere yapılan teklifleri ve sonunda kendisinin şefaat ettiğini anlatır. Hadis-i şerif bir sayfadan fazla yer tutar.
(Buharî, Muhammed b. İsmail, Sahihu’l-Buharî, I- VIII, el-Mektebetü’l-İslamiyye, İstanbul ty. V, 225, tefsir, suretu’l-isra, 2; Müsned, I, 4, II, 368, 435, III, 16, IV, 407; Mansur Ali, et- Tâcu’l- Câmi‘u li’l-Usûl, I- V, Mektebetü Pamuk, İstanbul 1961, V, 383 vd.)

Bu konuda Enes b. Malik radiyallahu anhu’dan:
Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Diriltildikleri zaman, (kabirlerinden) çıkış bakımından insanların ilki benim, (Rablerine karşı) heyet gönderdiklerinde onların hatibiyim, Livâu’l-Hamd elimde olduğu halde ümitsizliğe düştüklerinde onların mübeşşiri (müjdecisi)yim. Hem Rabbime karşı Ekrem-i Veled-i Âdemim. Fakat hiçbir öğünme yok (lâ fahre).” buyurmuştur.
(Mansur Ali, et- Tâcu’l- Câmi‘u li’l-Usûl, I- V, Mektebetü Pamuk, İstanbul 1961, III, 229)

Ayrıca Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem “Seyyid-i Veled-i Âdem” ve “Ekremu’n-Nas = İnsanların En Kerimi” oluşunu şöyle açıklar:
Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Ben kıyamet gününde içinizden, ecri/ödülü, mükâfatı en büyük olanınızım. Çünkü hem kendi amellerimin karşılığında, hem bana uyanların amelleri karşılığında ecir alacağım.” buyurmuştur.
(Dârimi, Abdullah b. Abdurrahman, Sunenu’d-Dârimi, I-II, Çağrı Yayınları, İstanbul 1992, I, 131; Yaşar Nuri Öztürk, Kendi Dilinden Hazreti Muhammed, Yeni Boyut, İstanbul 1998, s.151.)

Kâinat ağacının en Mükemmel ve Kükerrem TOHUMu Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem:
وَلَقَدْ كَرَّمْنَا بَنِي آدَمَ وَحَمَلْنَاهُمْ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ وَرَزَقْنَاهُم مِّنَ الطَّيِّبَاتِ وَفَضَّلْنَاهُمْ عَلَى كَثِيرٍ مِّمَّنْ خَلَقْنَا تَفْضِيلاً
Resim---“Ve lekad kerremnâ benî âdeme ve hamelnâhum fî’l- berri ve’l- bahri ve razaknâhum mine’t- tayyibâti ve faddalnâhum alâ kesîrin mimmen halaknâ tafdîlâ (tafdîlen).: Ve andolsun ki; Âdemoğlunu kerem sahibi (şerefli) kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık. Ve onları helâl şeylerden rızıklandırdık. Ve onları yarattıklarımızın çoğundan fazilet (açısından) üstün kıldık.”
(İsrâ 17/70)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Kıyamet günü olunca, ben İmamü Nebiyyin/Nebilerin Önderi, onların hatibi (Hatibün-Nebiyyin) ve onların şefaatinin sahibi (sahibu şefaatihim) olurum. Ama fahr/övünmek yok.” buyurmuştur.
(İbn-i Mâce, II, 1443, nr.4314; Mansur Ali, et- Tâcu’l- Câmi‘u li’l-Usûl, I- V, Mektebetü Pamuk, İstanbul 1961, III, 229; V, 383.)

O benzer bir açıklamasında kıyamet günü peygamberlere ve insanlara üstünlük cihetlerini şöyle açıklamıştı:
Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Ben insanlar diriltildikleri zaman, (kabirden çıkış) bakımından insanların ilkiyim. (ene evvelün-nâsi hurûcan izâ bu‘ısû). Ve ben, (hesabın görülmesi ve bekleyişin sona ermesi için) Rablerine heyet gönderdiklerinde onların (bütün insanların) hatibiyim: (Ve ene hatîbuhum iza vefedû). O gün Hamd Sancağı elimde iken, insanlar ümitsizliğe düştüklerinde onların mübeşşiriyim: (Ve ene mübeşşiruhum izâ eyisû livâhu’l-hamdi yevme izin bi yedi). Ve ben Rabbime karşı Âdemoğlunun en kerimiyim. Fakat fahr yok: (ve ene ekramu veled-i âdeme ‘alâ Rabbi lâ fahra).” buyurmuştur.
(Mansur Ali, et- Tâcu’l- Câmi‘u li’l-Usûl, I- V, Mektebetü Pamuk, İstanbul 1961, III, 220.)

وَإِنَّكَ لَعَلى خُلُقٍ عَظِيمٍ
Resim---“Ve inneke le alâ hulukın azîm (azîmin).: Ve muhakkak ki sen, mutlaka çok büyük bir ahlâk üzeresin.”
(Kalem 68/4)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Eddebeni Rabbi fe ahsene fe’dîbî = Rabbim beni edeplendirdi ne güzel terbiye etti” buyurmuştur.
(Kenzu’I- Ummal, 11/406)


28. SALÂVÂT-I ŞERÎFE:(Ebu'l-Hasen-eş-Şâzeli (kaddasallahu sırrehu)'ya âit Salâtu'n- Nuri'z- Zâtî)
İç sıkıntıları ve zorlukların aşılmasında şifâdır.


Resim

TÜRKÇESİ: Allâhumme salli ve sellim ve bârik alâ Seyyidinâ
ve Mevlânâ Muhammedin Nûri'z
-Zâti
Ve's-sirri's-sâriî fî cemi'i'l-âsâri
Ve'l-esmâi ve's-sıfâti Ve alâ âlihi ve sahbihi ve sellim
Adede kemâl'illâhi ve kemâ yelîku bikemâlihi
.


MÂNÂSI: "ALLAH'ım! Zâtın nûru,
Esmâ ve sıfatların bütün eserlerine
(mevcûdat) sârî (süren, süregen, sürücü, yayılan) sırrı olan
Efendimiz ve Sahibimiz Muhammed
(salallahu aleyhi ve sellem)'e,
ailesine ve ashabinâ salât-ü-selâm ve bereketini ihsân eyle!
ALLAH'ın kemâli adedince ve O'nun kemâlinin lâzım ve lâyıkınca!"

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 30 Nis 2016, 15:22 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11428
Resim

SELL-ü-SeLÂM
SÖZsüz KeLÂM
->Es S Â L Â Tu
KaDÎR MevLÂM!. celle celâlihu..


ZEVK 7000

KALmışım KeŞİŞ DAĞInda!. ->MeDeD EYyLe Yâ MuhaMMed aleyhisselâm!
CihÂN CeVR-ÇiLLe ÇAĞInda!. >KüLLî ŞEYyLe Yâ MuhaMMed aleyhisselâm!

KuL İhvÂNin ->KıtMÎRindir
->Hasbî Hizmet NEFERindir..

DELi GÖNLüm GÜL BAĞInda!. DÜŞtüm VEYyLe Yâ MuhaMMed aleyhisselâm!
->SEKîNet VER ->KUcAĞInda!. ->MeDeD EYyLe Yâ MuhaMMed aleyhisselâm!.


13.08.15 13:48
brsbrs..brsdvLthstÂNemde..



Eş ŞEHÎD ŞÂH >Şe’ÂNımız
CÂNda CÂNÂN >şu ÂNımız
KEŞiŞ DAĞım ->KaDERiMiZ
CEM’ EYyLeyen >CÂNÂNımız!. HAYy Dost celle celâlihu..



Resim

MeDeD: İnâyet, yardım, imdâd, emÂN.
CeVR: (Cevir) Cefâ, eziyet, sıkıntı, üzüntü. Zulüm. * Tas: Tarikat adamının ruhen ilerlemesine mâni olan şey.
VEYyL: Vay hâline, yazık, felâket, hüzün ve hüsran.
SEKîNe: Sükûn ve itmi'nan, temkin. Nefisteki telâşın kesilmesi ile hâsıl olan MuhaMMedî Kalb huzuru ve sükûneti.
Şe’ÂN: ALLAHu zü'L- CeLÂL'in şu ÂNda/hER ÂNda KüLLî ŞEyyini NÛRundan yENiden Yaratışı.
KaDER: Cenâb-ı Hakk'ın kâinatta olmuş ve olacak her şeyin evsafını ve havassını ve sâir geleceğini ve geçmişini ezelden bilip, levh-i mahfuzunda takdiri ve yazması. Takdir-i İlâhî.
CEM’: AKLın ->Geçmiş ve GELeceğini ->NAKlin şU ÂNın da YAŞAyış gERçeği.. HUu Dost celle celâlihu..


Es Selâmü :
Resim

El Kadîru :
Resim

Eş Şehîdu :
Resim


Resim
Es SaLât-ü-ve’s- SeLÂM yâ Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem!.



3. SALÂVÂT-I ŞERÎFE : İmâm-ı Alî kerremullahi vecheye ait salâvâtı şerîfe

Resim

TÜRKÇESİ: Lebbeyke ALLAHümme Rabbiye ve sâ’deyke Resim Salâvâtu’llahi’l-Berri’r-Rahîm Ve’l-melâiketi’l-mukarrebîn Resim Ve’n- nebîyyine ve’s-sıddıkîne ve’ş-şühedâi ve’s-sâlihîn Resim Vemâ sebbiha leke min şey’in yâ Rabbe’l-âlemîne Resim Alâ seyyidinâ ve Mevlânâ MuhaMMedin ibni Abdillahi hâtemi’n- nebîyyîne Resim Ve Seyyidi’l-mürselîne ve imâmi’l-mûttâkîne Resim Ve Resûli Rabbü’l-âlemîne’ş-şâhidi’l-beşiri’d- dâi ileyke bi iznike es sirâce’l-münir Resim Ve aleyhi’s- salâtü ve’s- selâmû ve rahmetullahi ve berâkâtuhu.

MÂNÂSI:
“Emret (buyur) ALLAH’ım! Ve başim-gözüm üstüne (emret, saâdetle Senden mutluluk istiyorum), RABB’im, ALLAH’ım! İyilik ve merhamet dolu Salâvâtullahı, gözde (yakîn) meleklerin salâvâtı, peygamberlerin, sıddıkların, şehîdlerin, sâlihlerin; Ey âlemlerin RABBi Seni tesbih (ve tenzih) eden herşeyin salâvâtı, Efendimiz Abdullah oğlu MuhaMMed (sallallahu aleyhi ve sellem)’e, Hatemü’l-Enbiyâya (peygamberlerin sonuncusuna), peygamberlerin Efendisine, müttakîlerin (günâhlardan korunup ALLAH'a sığınanların) imâmına; âlemlerin RABBinin, şâhid ve müjdeci Resûlüne, Senin izninde Sana dâvet eden ve aydınlatan kandile (sayısız- sonsuz) selâm (sıla, salâvât, rahmet, istiğfâr, dua, ulaşım) olsun!”

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 13 May 2016, 21:10 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11428
Resim

SENsÎn yâ ReSûLuLLaH!.
sallallahu aleyhi vesellem


ŞüKüR>gENeL >HaMD İnsÂNın!
AKLın ->nAKLen >cÂN-CÂNÂNın!
MaDDe-MüDDeD ->SOYut-SOMut!
-->SeBBeHa SıRRı -->SuBHÂN-ın!.
->GÜL GÖNLü >GÜLLer SuLTÂNın!.
->SuLTÂNı ->MekÂN ->ZamÂNın!.
“şU ÂNn ->Şe’ÂN”da ->“OLÂN”ın!.
-> “İLMin MAZHAR”ı >CÂNÂ’Nın!
“ALLAH’ın NÛRu”nda ->CÂN’ın!.

ZEVK 7139

AHAD>AHMeD>HaMİD>MaHMuD->MuHaMMeD>HaMDin HÂLidir
->K Û N ->feye K Û N ->KÂiNÂtı ->KuR'ÂN ->HaMDin KeMÂLidir
>OtuZ dOKUz ÂYetinde
BAŞLangıç-NiHÂYetinde
cÂNda ->cÂNÂN ->EL HAMîD HAYy ->CihÂN ->HaMDin CeMÂLidir!.


celle celâlihu..
sallallahu aleyhi vesellem…

04.10.15 23:34
brsbrsa..tktktrstkkmdgnlmdcvlÂNn..


وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَمِينَ
“Vemâ erselnâke illâ rahmeten li'l-Âlemîn: Ve biz seni, ancak alemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiyâ 21/107)

El Hamîdü :
Resim



HaMD ->Kur'ÂN-ı Kerîmde 39 âyette ZikrediLir.:

7 Âyette ->“El hamdü lillahi rabbi’l- âlemîn”:

الْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
El hamdu lillâhi rabbi’l- âlemin..

Fâtiha Sûresi 2. âyet -> el hamdü lillahi rabbi’l- âlemîn.
En'âm Sûresi 45. âyet -> ve’l- hamdü lillahi rabbi’l- âlemîn.
Yûnus Sûresi 10. âyet -> hamdü lillahi rabbi’l- âlemîn.
Sâffât Sûresi 182. âyet -> ve’l- hamdü lillahi rabbi’l- âlemîn.
Zümer Sûresi 75. âyet -> hamdü lillahi rabbi’l- âlemîn.
Mü'min Sûresi 65. âyet -> el hamdü lillahi rabbi’l- âlemîn.
Câsiye Sûresi 36. âyet -> lillahi’l- hamdü rabbi’l- âlemîn..

15 Âyette ->El hamdü lillahi.:

A'ra-âf Sûresi 43. âyet -> kalu’l- hamdü lillahi.
İbrâhim Sûresi 39. âyet -> el hamdü lillahi.
Nahl Sûresi 75. âyet -> el hamdü lillah bel.
İsrâ Sûresi 111. âyet -> kuli’l- hamdü lillahi.
Kehf Sûresi 1. âyet -> el hamdü lillahi.
Mü'minûn Sûresi 28. âyet -> kuli’l- hamdü lillahi.
Neml Sûresi 15. âyet -> kâle’l- hamdü lillahi.
Neml Sûresi 93. âyet -> kuli’l- hamdü lillahi.
Ankebût Sûresi 63. âyet -> kuli’l- hamdü lillah.
Lokmân Sûresi 25. âyet -> kuli’l- hamdü lillah.
Sebe' Sûresi 1. âyet -> el hamdü lillahi.
Fatır Sûresi 1. âyet -> el hamdü lillahi.
Fatır Sûresi 34. âyet -> kâlu’l- hamdü lillahi.
Zümer Sûresi 29. âyet -> el hamdü lillah.
Zümer Sûresi 74. âyet -> el hamdü lillahi.

3 Âyette ->lehü’l- hamdü.:

Kasas Sûresi 70. âyet ->lehu’l- hamdü”
Rûm Sûresi 18. âyet ->lehu’l- hamdü”
Teğâbün Sûresi 1. âyet ->lehu’l-hamdu”

6 Âyette ->bi hamdi rabbike.:

Hicr Sûresi 98. âyet ->bi hamdi rabbike.
Tâ-Hâ Sûresi 130. âyet ->bi hamdi rabbike.
Mü'min Sûresi 55. âyet ->sebbih bi hamdi rabbike.
Kaf Sûresi 39. âyet ->sebbih bi hamdi rabbike.
Tûr Sûresi 48. âyet ->sebbih bi hamdi rabbike.
Nasr Sûresi 3. âyet ->fesebbih bihamdi rabbike.

3 Âyette ->bi hamdi rabbihim.:

Secde Sûresi 15. âyet ->bi hamdi rabbihim.
Mü'min Sûresi 7. âyet ->bi hamdi rabbihim.
Şûrâ Sûresi 5. âyet ->bi hamdi rabbihim.

4 Âyette ->bi hamdihi.:

Ra'd Sûresi 13. âyet ->bi hamdihi.
İsrâ Sûresi 44. âyet ->hamdihi.
İsrâ Sûresi 52. âyet ->bi hamdihi
Furkân Sûresi 58. âyet ->bi hamdihi.

1 Âyette ->bi hamdike.:


Bakara Sûresi 30. âyet ->bi hamdike..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 16 Haz 2016, 23:02 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11428
Resim

GÖNLÜMÜN İNCİSİ
RasûLuLLaH sallallahu aleyhi ve sellem Efendimize bir mektubum bu benim!.

Evvela, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizi
uzun asırlar kadar büyük bir mesafeden,
coğrafî olarak taa tasavvurlarımı aşan bir uzaklıktan,
getirip kalbimin içine yerleştiren gül Hocam Kulihvâni’ye canı gönlüm ile sonsuz minnetimi ve teşekkürlerimi sunarım..

ALLAH celle celâluhu ebeden, dâimen, kâimen sizden ve sevdiğiniz herkesten
ve size emeği olan büyüklerimizden razı ve memnun olsun inşaALLAH.
Âmin!.

Sizler okuduklarınızı sadece okuyun ve geçin inşaALLAH,
Şaşkın, acemi, tuhaf, elle tutulur hiç bir somut başarısı olmayan ve
Kabul görmesi muhtemel hiçbir sıfata da sahib bulunmayan,
Kendi hâlinde, kendisinden başka derdi olmayan bir kimseyim,
İnsanım diyemiyorum, bir gün bu isim altında anılmayı umut ve dua edebiliyorum ancak..
..simurg…



YÂ RESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellem!.

Âlemlerin rahmet menbağı, sonsuz NûRun sahibi,
ALLAH celle celuhu’nun Kıymetlisi, Habîbi,
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimize bütün zerrelerimle sonsuz sâlât ve selâm ederim;

Es selâmu aleyke Yâ Rasûlullah!.
Es selâmu aleyke Yâ gönüllerin Sultanı, gözlerin nuru, dillerin balı Efendim!.

Kimsesizlerin kimse’si olan Rabbu’l- âleminimizi,
Önce yetim kalıp kimsesizliği ile bizzat yaşayarak BİLip,
Sonra ALLAHü zü’l- Celâl’imizin, ihsanı ve ni’met-i ilâhiyesi ile sahib çıkılan
ve âlemlere rahmet olmak ile bütün kâinâta sahib çıkan, Güzeller Güzeli Efendim,
NÛRu ilk VAR edilen hazineler hazinesi, kâinâtın gözbebeği Sultanım!.

Hitablarım eksik ve zayıf kalıyor, kelimelerim yeterli değil,
Bütün dilleri ve bütün kelimeleri bilseydim de yine yetmezdi
SİZe lâyıkınca hitab edebilmeme,
ve SİZi meth ü senâ edebilmeme,
bunu da biliyorum…

Ben şu var gözüken varlığı ile yokluğu arasında hiçbir fark olmayacak; fâkir, âciz, zelîl ve alîl bir kul iken,
SİZi bilmeye ve sevmeye başladığımdan bu yana bayramlar ediyorum.
Tozduman içinde olan, ve şu dişleri çok sivri ve can acıtıcı olan dünyaya da, daha bir tahammül edebiliyorum.
Kavgalarım içimde sürüyor ya, dışımda bitti desem yeri,
Dünya benden gitti, ben ondan zâten gitmiştim..

Adınızı bir sebeb ile andığımda,
ya salavat-ı şerife söylerken,
ya namaz sonrası SİZe içten bir selâm verip rahmetinize muhtaçlığımı yinelerken,

Veya sadece: “Dardayım Yâ Rasûlullah!.” diyerek adınıza sığındığımda,
Ellerimi açıp bir avuç suyu yüzüme sürer gibi isminizi yüzüme sürüyorum.
Yüzüme dıştan içe bir şifâ yayılıyor gibi geliyor,
Taa kalbim serinleyip teskin oluyor sanıyorum.

İnsanlar bu zamanda yüzlerine birçok malzemeler sürüyor,
Daha güzel olmak için böyle yapıyorlar, dışları çok güzelleşiyor hem de,
Bakınca herkes resim gibi, hemen herkeste biri birine benziyor zâhiren,

Bazen gözlerinde bir sönüklük görünce: “kremler insanın içini güzelleştirmeye kâfi değil demek ki!.” diyorum,
Birisi bilerek ve kast ile üzüntü verdiğinde affetmeye çalışıyorum.
En azı ile, susup: “Rabbim ne edecek seyredeyim!.” diyorum.
Zâlimliğe zâlimlik ile karşılık vermediniz, rahmet saçtınız hep,
Ümmetinizden olmanın şerefine uygun olsun diye böyle davranmaya çalışıyorum.
Onca zâlimliğe ve müşrikliğe karşı beddua etmeyip affetmiştiniz.
SİZinle kıyas edemem, çünkü benim için dişlerimi sıkıp sabretmek en zor şey,
Yine de sırf SİZ beni sevesiniz, SİZe benzemeye gayret etmemi beğenesiniz diye,
davranışlarımı kontol etmeye çalışıyorum.

SİZi bilenin,
“anam babam canım sana fedâ olsun” dediği yerde,
Bilmeyenin düşmanlığı ne büyük oluyor..
SİZi bilmek ve bilmemek
Ve
SİZi sevmek ve sevmemek arasındaki fark bu derece büyük işte.
SİZ âlemlere doğdunuz, âlemler güldü,
Sonsuz bir rahmete, en yüksek merhamete ve kusursuz bir şefkate kavuştu,
SİZ gönlümüze doğdunuz, yüzümüz güldü, bahtımız güldü.
Güller güldü, gönüller güldü,
Elhamdulillah..
RABBimize olan hamdımızın hududu yoktur canlar canı Efendim!.
Sonsuz hamdolsun!.

Nasıl iyileştirici ve nasıl güzelleştirici bir şey SİZi bilmek,
bilmek ve sevmek diye konuşmalarım, ancak böyle ifâde edebilmeyi başarabiliyor olmamdan,
haddim yetmez ne lâyıkınca bilmeye, nede lâyıkınca sevmeye biliyorum.
Ve ancak böyle bir hissin de çok başındayım,
hiç bilemediğim zamanları düşününce sevincimden böyle söylüyorum,
Adınız geçince burnu sızlayan, gözleri yaşlara boğulan insanları görünce çok imrenirdim,
“ALLAH’ım bu nasıl bir şey, ve nasıl böyle olunuyor!” diye düşünür, hâlime üzülürdüm,
çünkü o zamanda çok özel bir şeydi gözümde, SİZin için ağlanılabilmesi,

“Birgün gelecek olan kardeşlerimi özlüyorum!.” buyurmuştunuz sahabelerinize,
Onlarda “kendilerinin kardeşiniz olup olmadıklarını” sormuşlardı,
Ve SİZ: “Siz sahabelerimsiniz, onlar sizden sonra gelecek ve beni görmeden sevecekler!.” buyurmuştunuz.
Biz de, SİZi özlüyoruz Efendim, hem de çok.
gönlümüze dönüp, SİZe kelimeleri dilde âşikâr olmamış hitablar ile seslenip duruyoruz,
mektublar yazıp SİZe sarılıyoruz, ellerimizi tuttuğunuzun şükrünü ömrümüzce edâ edemeyiz biliyoruz.
ama hasretliğimiz bitmez,
Her ne var ise âlemde güzel ve ANlamlı olan,
sâdece SİZin güzelliğinizden ve SİZ dokundunuz diye,
kalblerimize, gözlerimize, ellerimize, dillerimize devamlı dokunun ki,
varlıklarımız anlam bulup, hallerimiz, huylarımız ve duygularımız güzelleşsin,
güzelleşsin ki, SİZ bizi daha çok sevesiniz,
Çünkü,
SİZ sevince biz sevebiliyoruz,
SİZ bizi isteyince biz isteyebiliyoruz,
Ve SİZinle isek bir kıymet ifade edebiliyoruz,
ve hepimiz ancak SİZinle üMMet elbisemizi giyinip BİZ BİR-İZ olabiliyoruz..

Rahmetler kaynağı olduğunuzdan habersiz olduğum zamanlarımda yapmış olduğum
bütün saçmalıklarım için sonsuz özür diliyorum!

Ümidimin kaynağısınız,
selâmetimin tek adısınız,
darlıkta elimi tuttuğundan hiç şüphe etmediğim,
seslendiğimde, ben bilmesem de ses verensiniz,

Hz. Hüseyin Efendimiz'in üzerine elindeki kabı döküp, üzerini ıslatan bir köleye,
gözünüzün nuru Hüseyin Efendimiz:
"ALLAH gadabını yenenleri sever, gadablanmayacağım.
ALLAH affedenleri sever, seni affettim,
ALLAH ihsan edenleri sever ve ihsan eder,
sana ihsan ettim, azadsın-hürsün!.” buyurmuştu.

SİZin nesliniz böyle ise,
SİZ bizim kabahat ve kusurlarımızı affetmez misiniz hiç.
Benim çok büyük ümidim var!.

SİZi sevmenin adı bile bambaşka,
MuhaBBetin mânâsı SİZsiniz,
âlemlerin biribirine olan iştiyakı SİZsiniz,

Cümle mevcudatın sevmekle şeref kazandığı SİZsiniz,
kalbleri dirilten,
uyuyanları uyandıran,
ölmüş olan kalbi bile Hayy eden SİZin İsminizdir.

SİZi sevmemizi ihsan eden Rabbime ebedi teşekkürler içindeyim,
SİZi bize öğreten, gönüllerimizin içine taşıyan Hocamıza ebedi teşekkürler içindeyim.

Nasıl ki, RABBimizi SİZin dilinizden gönlünüzden bildik, öğrendik, tanıdık,
SİZi ve SİZe muhabbet etmeyi de Hocamızdan ders ve tâlim ediyoruz biz,

Emeğine cömert, kerim ve Latif Hocamız hiç sakınmadan esirgemeden
gönlünü SALL edip, içine bizleri koyup SİZ'e taşıyıp duruyor,
bu taşımalar artık meyve bile vermeye başladı,

ben bile SİZe meftun oldum sonunda, elhamdülillah.

Efendim SİZi çook seviyorum demek yetmiyor.

SİZi var edeni,
SİZden haberdâr edeni,
SİZi seven herkesi çok seviyorum.

Sevgi ile kalbimi dirilten RABBime varlığım kurbÂN ola,

Can, baş üzerine emirleriniz ile SİZe yakınlaşmak ve inşaALLAH
ebedi SİZinle olmak dualarım ile,

Kalbimde olan ADınıza sonsuz hürmetlerim ile selâm ediyorum.

ES-selâmu aleyke Yâ Nebîler SULTANı, gönlümün incisi Efendim!. sallallahu aleyhi vesellem...

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 02 Tem 2016, 13:12 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11428
Resim bÂb-ı Azîz..

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem bir seferde, yolda bir ağacın gölgesinde kafasını bacakları arasına koymuş haldeyaralı bir çöl ceylanı GÖRünce: “Lâ yerîbuhu ehadun bişeyyin: Hiç kimse, hiçbir şekilde bu yaralı hayvanı rahatsız etmesin!.” buyurdu.
(İ.Mâlik, Muvatta, Hac 79)


MuhaMMeddir >MuRaDuLLAH
EMRuLLAHtır -> ReSûLuLLAH
->CANı ->KANı ->TENi >DİNi
EZeL-EBeD >EHL-i BeYTuLLAH!.


ZEVK 7681

->ReSûLuLLAH >ÖMRü BOYu ->“İZ İNCİLeri” BUyurdu
HÂL-i HaZıRda >HaLKına ->HAKk’ın HüKMünü DUyurdu

Hakkı>YAŞAdı>YAŞAttı
RAHmet KUŞağın KUŞattı

“RAHMeten Li’L- ÂLeMîn”dir.. RAHMetin>MeRHaMet YUrdu!.

aleyhumusselâm..

02.07.16 13:43
voiciistnbL..dervişalimahllkaragümrükglml..


وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَمِينَ
Resim---“Vemâ erselnâke illâ RAHMeten li'l-Âlemîn: Ve BİZ Seni, ancak âLemlere RAHMet olarak gönderdik.”
(Enbiyâ 21/107)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Kemâ tedînu tudânâ: Ne Ekersen onu BİÇersin!.” buyurdu.

(Beyhakî, Zühd 2/277; Aclunî, Keşfu’l- Hâfâ 1996; Suyutî, Ed Dürerü’l- Müntesire 328)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Âmin!. Demek tıpkı bir sayfaya mühür basmak gibidir.” buyurdu.
(Zübeyr radiyallahu anhudan; Ebû Davûd)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Seni şüpheye DÜŞüren şeyi bırak, şüpheye DÜŞürmeyene BAkk!. Çünkü, şek, şüphe “Rayb” demektir.. DOĞruluk ise HUZURdur..” buyurdu.
(Hasan aleyhisselâmdan; Tirmizî, Tıb; Hakim, Müstedrek, Ahkam, buyu; Tebaranî; Bezzâr; Beyhakî.)

Rayb: Şek, şüphe, reyb. Ruhen huzursuz ve rahatsızlık veren şey..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 14 Tem 2016, 19:14 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11428
Resim

NEFsin BİLmek
RABBin BİLmek
KuLLuk PASı-n SİLmek
->İÇin ->ReSûLuLLah İZi..
HAYy YAŞAmak BİZ BİR-İZi..

ZEVK 7720

EZeL-EBeD ->MuhaMMedî ŞûuRun Yâ ReSûLuLLah!
YuSeBBiHu SeyrÂNında MîM NûRun Yâ ReSûLuLLah!
CÂNda CÂNÂN CevLÂNında ->SüRûn Yâ ReSûLuLLah!
DevrÂNda HaLk HayrÂNında O-NûRun Yâ ReSûLuLLah!.

sallallahu aleyhi vesellem..

14.07.16 10:47
voiciistnbL..ÇıkSALın..


28. SALÂVÂT-I ŞERÎFE:

(Ebu'l-Hasen-eş-Şâzeli (kaddasallahu sırrehu)'ya âit Salâtu'n- Nuri'z- Zâtî)
İç sıkıntıları ve zorlukların aşılmasında şifâdır.


Resim

TÜRKÇESİ: Allâhumme salli ve sellim ve bârik alâ Seyyidinâ
ve Mevlânâ Muhammedin Nûri'z
-Zâti
Ve's-sirri's-sâriî fî cemi'i'l-âsâri
Ve'l-esmâi ve's-sıfâti Ve alâ âlihi ve sahbihi ve sellim
Adede kemâl'illâhi ve kemâ yelîku bikemâlihi
.


MÂNÂSI: "ALLAH'ım! Zâtın nûru,
Esmâ ve sıfatların bütün eserlerine
(mevcûdat) sârî (süren, süregen, sürücü, yayılan) sırrı olan
Efendimiz ve Sahibimiz Muhammed
(salallahu aleyhi ve sellem)'e,
ailesine ve ashabına salât-ü-selâm ve bereketini ihsân eyle!
ALLAH'ın kemâli adedince ve O'nun kemâlinin lâzım ve lâyıkınca!"

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 24 Tem 2016, 11:48 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11428
Resim

Yâ ReSûLuLLaH!.
sallallahu aleyhi vesellem..

SıRR-ı SıFıR ->SeFeR TASı
SeBiLiLLAHsın Mustafa aleyhisselâm..
AŞKuLLAH’ın ->AŞK AYNası
ÂRiF-i BiLLAHsın Mustafa aleyhisselâm..

->ÂN İÇİ-nde -> ZamÂN DeHRi
->ELESt->MaHşeR İnsÂN NeHRi
->“TEK-e TEK KüRRe-si” -> AKıL
NAKLen TÜMMLer ZeMZeM->ZeHRi..


ZEVK 7248

“A”dan >“Ze”ye.. ZÂTtan >ZuHur.. bir DamLa SUyun MaSALi
İnsÂNoğLu-n ->ASLen ->fASLı ->HÂL İÇİ-nde ->BiNBiR HÂLi

ZıTLarın ZeVKi SEViYye
Şe’ÂN-ın ŞEVKi SEViYye
TAHTının FEVKi SEViYye
MAHŞERe SEVKi SEViYye..

Zü’L- CeLÂL-inden ->İKrÂmı.. ->"CeMÂL CEM’i"-nde ->KeMÂLi!.


25.11.15 21:04
brsbrsm..tktktrstkkmdcvLÂN..




EbDÂL’e SOR! >EbRÂR’e SOR!.
YÂRe YANgın ->AhYÂR’e SOR!.
KuL İhvÂNim ->ŞAŞıp-DÜŞme!
“TEKe TEK”te -> AHRÂR’e SOR!.


Resim “A”dan ->“Ze”ye.. ZÂTtan >ZuHur..:

Zât ->Sıfat ->EsMâ ->Eşyâ ->OLay ->Zaman ve ->Zann..

ULuhiYyet
RububiYyet
RahmâniYyet
RahîmiYyet
MâLikiYyet
BeşeriYyet AkıLLiYyet..



Resim ZıTLar ZeVKi SEViYyesi.:


Resim e (hemze) Resim SEViye-İstivâ
Lâ İLâhe Resim İLLâ ALLAH Resim ALLAH
İnkâr Resim İkrâr Resim TeVHiD
BâtıL Resim Hakk
Şerr Resim Hayr
Nâr Resim Nûr
CehenNNeM Resim CeNNet Resim Es SeLâm..

Vâid (Ezâ) Resim Vâad (Ecr)
Günah Resim SevÂB Resim MizÂN
Haram Resim HeLâL
Gübre Resim GüL Resim el HAYY
ZuLmet Resim AydınLık
OLmasın! Resim OLsun! Resim OL-AN...



Resim AKLın (İns-in, İnsÂNın) ASLı.. bir damla SU-Mâe..:

ZÂTından DAMLacık SU ->NÛR-u Mîm
DUYup-UYuLan >DUYgU->NÛR-u Mîm
EL VÂHiDu’L- KAHHÂR... >KaDERince
->LÂ İLâHe ->İ L L Â HU<- NÛR-u Mîm!.


وَاللَّهُ خَلَقَ كُلَّ دَابَّةٍ مِن مَّاء فَمِنْهُم مَّن يَمْشِي عَلَى بَطْنِهِ وَمِنْهُم مَّن يَمْشِي عَلَى رِجْلَيْنِ وَمِنْهُم مَّن يَمْشِي عَلَى أَرْبَعٍ يَخْلُقُ اللَّهُ مَا يَشَاء إِنَّ اللَّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Resim---“Vallâhu halaka kulle dâbbetin min mâin, fe minhum men yemşî alâ batnih(batnihi) ve minhum men yemşî alâ ricleyn(ricleyni) ve minhum men yemşî alâ erba’(erbain), yahlukullâhu mâ yeşâu, innellâhe alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun): Allah, her canlıyı sudan yarattı. İşte bunlardan kimi karnı üzerinde yürümekte, kimi iki ayağı üzerinde yürümekte, kimi de dört (ayağı) üzerinde yürümektedir. Allah, dilediğini yaratır. Hiç şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir.”
(Nûr 24/45)

خَلَقَ الإِنسَانَ مِن نُّطْفَةٍ فَإِذَا هُوَ خَصِيمٌ مُّبِينٌ
Resim---“Halakal insâne min nutfetin fe izâ huve hasîmun mubin(mubînun) : İnsanı bir nutfeden yarattı. Böyleyken o apaçık bir hasım olup çıktı.”
(Nahl 16/4)

أَوَلَمْ يَرَ الَّذِينَ كَفَرُوا أَنَّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ كَانَتَا رَتْقًا فَفَتَقْنَاهُمَا وَجَعَلْنَا مِنَ الْمَاء كُلَّ شَيْءٍ حَيٍّ أَفَلَا يُؤْمِنُونَ
Resim---“E ve lem yerellezîne keferû ennes semâvâti vel arda kânetâ retkan fe fetaknâhuma, ve cealnâ minel mâi kulle şey’in hayy(hayyin), e fe lâ yu’minûn(yu’minûne) : O inkâr edenler görmüyorlar mı ki, (başlangıçta) göklerle yer, birbiriyle bitişik iken, biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık. Yine de onlar inanmayacaklar mı?”
(Enbiyâ 21/30)

->RABBu’L- ÂLEMînin SÖZü
->EL ZILLu’l-Kur'ÂN-ı Kerim..
->hER NEFesin SESİn ->ÖZü
->El FAZLu’l- Kur'ÂN-ı Kerim!.


Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ->Rahîmiyyetinden doğÂN Kur'ÂN-ı Kerîm..

SEN >MuhaMMedü’L- EMînsÎN..
SıRR-ı SeMâ ->Rûy-i ZeMînsÎN..
SeBeB-SoNuÇ HATMi >SENsÎN..
SEN ->RaHMetenli’l-ÂLeMînsÎN!.


RaHMet
RaHmÂN
RaHÎm..

RaHîmeyn: RahmÂN-RahÎM
RahÎM.. RahÎM.. RahÎM.. RahÎM.. aleyhisselâm..


وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا رَحْمَةً لِّلْعَالَمِينَ
Resim---Ve mâ erselnâke illâ rahmeten lil âlemîn (âlemîne): (Rasûlum!) Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.”
(Enbiyâ 21/107)

EbDÂL’e SOR! >EbRÂR’e SOR!.
YÂRe YANgın ->AhYÂR’e SOR!.
KuL İhvÂNim ->ŞAŞıp-DÜŞme!
“TEKe TEK”te -> AHRÂR’e SOR!.:



Resim “BiR DAMLacık SU”yun >fASLı.:


أَوَلَمْ يَرَ الَّذِينَ كَفَرُوا أَنَّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ كَانَتَا رَتْقًا فَفَتَقْنَاهُمَا وَجَعَلْنَا مِنَ الْمَاء كُلَّ شَيْءٍ حَيٍّ أَفَلَا يُؤْمِنُونَ
Resim---E ve lem yerellezîne keferû enne’s- semâvâti ve’l- arda kânetâ retkan fe fetaknâhuma, ve cealnâ mine’l- mâi kulle şey’in hayy (hayyin), e fe lâ yu’minûn (yu’minûne): O kâfir olanlar, görmediler mi ki, göklerle yer bitişik bir halde iken biz onları ayırdık. Hayatı olan her şeyi sudan yarattık. Hâlâ inanmıyorlar mı?”
(Enbiyâ, 21/30)

وَاللَّهُ خَلَقَ كُلَّ دَابَّةٍ مِن مَّاء فَمِنْهُم مَّن يَمْشِي عَلَى بَطْنِهِ وَمِنْهُم مَّن يَمْشِي عَلَى رِجْلَيْنِ وَمِنْهُم مَّن يَمْشِي عَلَى أَرْبَعٍ يَخْلُقُ اللَّهُ مَا يَشَاء إِنَّ اللَّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Resim---Vallâhu halaka kulle dâbbetin min mâin, fe minhum men yemşî alâ batnih (batnihi) ve minhum men yemşî alâ ricleyn (ricleyni) ve minhum men yemşî alâ erba’(erbain), yahlukullâhu mâ yeşâu, innellâhe alâ kulli şey’in kadîr (kadîrun): Allah, her canlıyı sudan yarattı. İşte bunlardan kimi karnı üstünde sürünür, kimi iki ayağı üstünde yürür, kimi dört ayağı üstünde yürür... Allah dilediğini yaratır; şüphesiz Allah her şeye kadirdir.”
(Nur, 24/45)


Resim “KûN feyeKÛn ->BU”nun >hASLı.:

ve her ÂN “KÛN ->feyeKÛN!. YENİden yaratmkata OLÂN da SENsin”:

يَسْأَلُهُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِي شَأْنٍ
Resim---“Yes’ eluhu men fi's- semâvâti ve'l- ard(ardı), kulle yevmin huve fî şe’nin.: Göklerde ve yerde olanlar, O'ndan isterler (dilerler). O hergün (her an) bir şe'n (ayrı bir tecellî, yeni bir oluş-YENİden yaratış) üzerindedir.”
(Rahmân 55/29)

إِنَّمَا أَمْرُهُ إِذَا أَرَادَ شَيْئًا أَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ
Resim--- “İnnemâ emruhû izâ erâde şey’en en yekûle lehu kûn fe yekûn: Bir şey yaratmak istediği zaman Onun yaptığı "Ol" demekten ibarettir. Hemen oluverir.”
(YâSîn 36/82)



Resim ->EL VÂHiDu’L- KAHHÂR >ALLAH.:

..Vahdet-i UHuD ->Vahdet-i ŞüHÛD ->Vahdet-i SüCÛD ->Vahdet-i MevCÛD => Vahdet-i VüCÛD<= KaHHÂRRiyyet => Vahdet-i VüCÛD =>Vahdet-i MevCÛD ->Vahdet-i ŞüHÛD->->Vahdet-i SüCÛD ->Vahdet-i UHuD..

(LÂ diyen HerŞey/kes)..-> İLÂhe -> İLLâ => ALLAH <= TEVHÎD => ALLAH -> İLLÂ -> İLÂhe-> ..(LÂ diyen yok.. VAR OLan Vâhidu'l- Kahhâr ALLAH)

يَوْمَ هُم بَارِزُونَ لَا يَخْفَى عَلَى اللَّهِ مِنْهُمْ شَيْءٌ لِّمَنِ الْمُلْكُ الْيَوْمَ لِلَّهِ الْوَاحِدِ الْقَهَّارِ
Resim---''Yevme hum bârizûn(bârizûne) lâ yahfâ alâllâhi min hum şey’un, li menil mulku’l- yevm(yevme), lillâhi’l- vâhidi’l- kahhâr: O gün, orta yere çıkarlar. Onlardan hiçbir şey Allah'a karşı gizli kalmaz. (Allah sorar:) "Bugün mülk kimindir? Bir olan, Kahhar olan Allah'ındır."
(Mü’min 40/16)


Resim “LÂ Huve ->İLLâ HUu! ->O’ndan bAŞKa O YOKtur”un >ASLı!.:


هُوَ اللَّهُ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ الْمَلِكُ الْقُدُّوسُ السَّلَامُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ الْعَزِيزُ الْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُ سُبْحَانَ اللَّهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ
Resim---“Huvallâhullezî LÂ İLÂHE İLLÂ HUVE, el meliku’l- kuddûsu’s- selâmu’l- mû’minu’l- muheyminu’l- azîzu’l- cebbâru’l- mütekebbir (mutekebbiru), subhânallâhi ammâ yuşrikûn (yuşrikûne).: O Allah ki; O’NDAN BAŞKA İLÂH YOKtur, Melik’tir (hükümrandır), Kuddüs’tür (mukaddestir), Selâm’dır (selâmete erdirendir), Mü’mindir (emniyet verendir), Müheymin’dir (koruyup gözetendir), Azîz’dir (yücedir), Cabbar’dır (cebredendir), Mütekebbir’dir (pek büyük olandır). Allah, şirk koşulan şeylerden münezzehtir (uzaktır).”
(Haşr 59/23)


ÂRiF-i BiLLAHsın.:

Resim NEFSine ÂRiF ->RABB’ına ÂRiF..:

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz: “Men arefe nefsehu fekad arefe RaBBehu: Nefsini TANıyan ->RABBini TANır! ” buyurmuştur.
(Aclunî, Keşfü’l-Hâfâ II/343 (2532)

Resim ->EbDÂL-EbRÂR-AhYÂR-AHRÂR!.:

Şimdi şu ÂNda, Şe’ÂNULLahta nice BeDeLsiz EBdÂLLar, KıYaSsız EBrÂRLar, ŞaRTsız-mutlak HüRrLer AHrÂRLar, SeBeBsiz AHyÂRLar vardır bu ŞeHÂdet ÂLEMinde..
ElHamdulillahirabbilâleminnn..


Resim


Ebu Bekir (radiyallahu anhu)’nun rivâyet ettiği
Rasûlullah
(sallallahu aleyhi ve sellem)’in buyurduğu salâvât:


Resim

TÜRKÇESİ:
Allahümme salli ve sellim alâ seyyidinâ MuhaMMedin fi'l- evvelin
Ve salli ve sellim alâ seyyidinâ ve Mevlânâ MuhaMMedin fi'l-âhirîn
Ve salli ve sellim alâ seyyidinâ MuhaMMedin fi'n- nebiyyîn
Ve salli ve sellim alâ seyyidinâ MuhaMMedin fi'l-mürselîn
Ve salli ve sellim alâ seyyidinâ MuhaMMedin fi'l-meleil alâ ilâ yevmiddîn
Vefi küllü vaktin ve hîn.

MÂNÂSI:
ALLAH'ım! Geçmiş nesiller içinde Efendimiz MuhaMMed (sallallahu aleyhi ve sellem)'e salât et!
Rahmetini ihsân eyle!
Sonraki nesiller içinde Efendimiz MuhaMMed
(sallallahu aleyhi ve sellem)'e salât et!
Rahmetini ihsân eyle!
Peygamberler içinde Efendimiz MuhaMMed
(sallallahu aleyhi ve sellem)'e salât et!
Rahmetini ihsân eyle!
Resûller içinde Efendimiz MuhaMMed
(sallallahu aleyhi ve sellem)'e salât et!
Rahmetini ihsân eyle!
Hesab ve karar gününe kadar yüce toplanma yerinde
(mele'i-a'lâ içinde),
her vakit ve her zamanda
Efendimiz MuhaMMed
(sallallahu aleyhi ve sellem)'e salât-ü-selâm eyle!

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 07 Eyl 2016, 16:08 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11428
Resim

NÛRun BİLmek
ŞUÛRun BULmak
SÜRÛRun OLmak
O-NÛRun YAŞAmaktır AŞKkk!.



YÂ RESÛLULLAH!.
sallallahu aleyhi vesellem



SEVdÂn SAZım TEL EYyLese
HASsret BİTse >EL EYyLese
->KITMÎRine >GEL EYyLese
->EBDÂL’in Yâ ResûLuLLAH!.
SALL-ü-SELL-ü-SeLÂMuLLAH!.


Resim

->SıRR-ı SEVdÂ’ya Götürse
MecNÛN-LEYyLÂ’ya Götürse
->BiRR-ü-TAKVÂ’ya Götürse
->EBRÂR’in Yâ ResûLuLLAH!.
SALL-ü-SELL-ü-SeLÂMuLLAH!.


Resim

ÂLeMden ->ÇIKarsın>Atsın
ALan ALsın!.>SATan SAtsın
HAk İNaNç>HAYRı YAŞAtsın
->EHYÂR’in Yâ ResûLuLLAH!.
SALL-ü-SELL-ü-SeLÂMuLLAH!.


Resim

KIRAT’ın ÖZGüR EYyLesin
SıRAt SIRtın SüR EYyLesin
HaLk İÇİnde HüR EYyLesin
->AHRÂR’ın Yâ ResûLuLLAH!.
SALL-ü-SELL-ü-SeLÂMuLLAH!.


Resim

->Bu ÂLeM ->SANaL DiYÂRı
->NÛR-u MİMin ->ELde VARı
HAKk’ın KüLLî ŞEYy MazHARı
--->ENVÂR’ın Yâ ResûLuLLAH!.
>SALL-ü-SELL-ü-SeLÂMuLLAH!.


Resim

ACı ->TATLı ->EKşi ve ->TUZ
BULut ->BUhar ->SU İLe BUZ
SıRR-ı SIFIR.. SıRR-ı SONSUZ
--->ESRÂR’ın Yâ ResûLuLLAH!.
>SALL-ü-SELL-ü-SeLÂMuLLAH!.


Resim

ALLAH İLe DOĞup BATmak
ŞE’EN-ine ->NEŞE KATmak
“MeanâLLAH”ı >YAŞATmak
->İSRÂR’ın Yâ ResûLuLLAH!.
SALL-ü-SELL-ü-SeLÂMuLLAH!.


Resim

MUHİTin ->MERKEZ ŞiVesi
HABL’iL- VERîDin ->NüVesi
->“Lâ HuVe ->İLLâ HüVe”si
->İKRÂR’ın Yâ ResûLuLLAH!.
SALL-ü-SELL-ü-SeLÂMuLLAH!.


Resim

Şu ZamÂN gÖLge OYUNu
MekÂNda KuRDu kOYUNu
NÛR-u MîM’in>BAŞı-SONu
->İBKÂR’ın Yâ ResûLuLLAH!.
SALL-ü-SELL-ü-SeLÂMuLLAH!.


Resim

ZÂT ve NÛRu ->DIŞta İÇte
HerŞEy NÛRun>HEPte HİÇte
HerCÂN YAŞıt ->“OTUZÜÇ”te
--->EBKÂR’ın Yâ ResûLuLLAH!.
>SALL-ü-SELL-ü-SeLÂMuLLAH!.


Resim

->“SÎNE SAZIn TELi”ndeki
->“ESen SEHER YELi”ndeki
>KUL İHVÂNi’n ->DİLindeki
-->EZKÂR’ın Yâ ResûLuLLAH!.
SALL-ü-SELL-ü-SeLÂMuLLAH!.


07.09.16 13:24
voiciistnbL..kozyatağısümersitesi..



Resim

ŞiVe: Söyleyiş. Tarz. Ağız. Üslub.
NüVe: Çekirdek, asıl, menba.

EBdâl: (Bedil veya Bedel. c.) Evliyâdan, ziyâde nuraniyyet kazanmış olanlar. Evliyâ zümresinden bir cemaat. Mâsivâ alâkasından mücerret ve Cenâb-ı Hakk'ın muhabbetinde fâni ve müstağrak olan zâtlar.
EBRaR: (Berr. c.) En Özü sözü doğru olanlar, hamiyetliler. Sâdıklar. İyiler.
AHYâR: En Hayırlılar. Dostlar. İyilik sevenler. (Eşrar'ın zıddı)
AHRâR: (Hür. c.) En Hürler. Esir veya köle olmayan kimseler. Silsilesinde esir veya köle bulunmayanlar. Hürriyetçiler.
ENVÂR: (Nur. c.) Nurlar, ışıklar, aydınlıklar. Maddi veya mânevi karanlıktan kurtarmaya vâsıta olanlar.
ESRÂR: (Sır. c.) Sırlar. Gizli hikmetler ve mânalar. Bilinmeyen şeyler.
İSRÂR: Hayırlı bir hâl üzere sadakatla kalmayı istemek. Sır saklamak, gizlemek. Gizlenmesi lâzım bir şeyi gizlemek. Ayak izi. * Yol. Meslek.
İKRÂR: Açıktan söylemek. Kabul ve tasdik etmek. Hakkı itiraf etmek. Karar vermek. Mukarrer kılmak.
İBKÂR: Fecirden kuşluğa kadar olan vakit.
EBKÂR: (Bikr. c.) Bekârlar. * Mc: Evvelce kimsenin söylemediği sözler.
EZKÂR: (Zikr. c.) Zikirler.


->“Lâ HuVe ->İLLâ HüVe”si.:
O ALLAHu Zü’L- CeLÂL’den bAŞka O Yoktur..

HerCÂN YAŞıt ->“OTUZÜÇ”te
--->EBKÂR’ın Yâ ResûLuLLAH!.:


Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Cennetlikler cennete kılsız, tüysüz sürmeli otuz veya otuz üç yaşlarında olarak gireceklerdir.” buyurdu.
(İ. Ahmed, Müsned)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Bir kimse cennetlik olarak ölünce, büyük veya küçük, yaşı ne olursa olsun, otuz yaşında bir kimse olarak cennete girer ve artık bu yaş ebediyen değişmez. Cehennemlikler için de durum böyledir." buyurdu.

(Tirmizî)
Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Cennet halkı kıyamet günü Âdem’in suretinde, otuz üç yaşında, bıyıklı, bedenleri kılsız ve karagözlü bir simâ hâlinde haşr edilirler. Sonra cennette bulunan bir ağacın yanına götürülürler ve ondan elbise giyinirler, artık ne elbiseleri eskir ve ne de gençlikleri kaybolur.”
(Kenzu’l- Ummal, H. No: 39383)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “(Ruh üflenmiş) bir düşükten bir pir-i fâniye kadar (cennetlik olan) her kes otuz üç yaşında, Âdem’in sûretinde, Yusuf’un güzelliğinde, Eyyub’un ahlâkında, bıyıklı, bedenleri kılsız ve karagözlü bir simâyla haşr edilirler.” buyurdu.
(Kenzu’l- Ummal, H. No: 39384; Şa’ranî, Muhtasaru Tezkireti’l-Kurtubî, s. 101).

->BiRR-ü-TAKVÂ’ya Götürse.:

يَسْأَلُونَكَ عَنِ الأهِلَّةِ قُلْ هِيَ مَوَاقِيتُ لِلنَّاسِ وَالْحَجِّ وَلَيْسَ الْبِرُّ بِأَنْ تَأْتُوْاْ الْبُيُوتَ مِن ظُهُورِهَا وَلَكِنَّ الْبِرَّ مَنِ اتَّقَى وَأْتُواْ الْبُيُوتَ مِنْ أَبْوَابِهَا وَاتَّقُواْ اللّهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
Resim---"Yes’elûneke ani’l- ehilleh (ehilleti), kul hiye mevâkîtu li’n- nâsi ve’l- hacc (haccı), ve leyse’l- birru bi en te’tûl buyûte min zuhûrihâ ve lâkinne’l- birre menittekâ, ve’tûl buyûte min ebvâbihâ, vettekûllâhe leallekum tuflihûn (tuflihûne).: Sana hilâllerden (ay’ın hilâle dönüşen hallerinden) soruyorlar. De ki: “O, insanlar için vakitleri ve hac zamanını bildiren bir “vakit ölçüsü”dür.” Birr (kişiyi ebrar yapan güzel davranışlar), (cahiliyet devrinde olduğu gibi) evlere arkalarından girmek değildir. Oysa birr, kişinin takva sahibi olmasıdır. Ve evlere kapılarından girin. Ve Allah’a karşı takva sahibi olun. Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.”
(Bakara 2/189)

“MeanâLLAH”ı >YAŞATmak.:

إِلاَّ تَنصُرُوهُ فَقَدْ نَصَرَهُ اللّهُ إِذْ أَخْرَجَهُ الَّذِينَ كَفَرُواْ ثَانِيَ اثْنَيْنِ إِذْ هُمَا فِي الْغَارِ إِذْ يَقُولُ لِصَاحِبِهِ لاَ تَحْزَنْ إِنَّ اللّهَ مَعَنَا فَأَنزَلَ اللّهُ سَكِينَتَهُ عَلَيْهِ وَأَيَّدَهُ بِجُنُودٍ لَّمْ تَرَوْهَا وَجَعَلَ كَلِمَةَ الَّذِينَ كَفَرُواْ السُّفْلَى وَكَلِمَةُ اللّهِ هِيَ الْعُلْيَا وَاللّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
Resim---"İlla tensurûhu fe kad nasarahullâhu iz ahracehullezîne keferû sâniyesneyni iz humâ fî’l- gâri iz yekûlu li sâhibihî lâ tahzen innallâhe meanâ, fe enzelallâhu sekînetehu aleyhi ve eyyedehu bicunûdin lem terevhâ ve ceale kelimetellezîne keferû’s- suflâ, ve kelimetullâhi hiyel ulyâ vallâhu azîzun hakîm (hakîmun).: O'na sizin yardım etmeniz dışında (etmediğinizde) o zaman Allah, O'na (Resûl’e) yardım etmişti. Kâfir olanlar, O'nu (Mekke’den) çıkardığı (çıkmaya mecbur ettikleri) zaman iki (kişi)nin ikincisi idi. İkisi mağarada iken arkadaşına şöyle demişti: “Mahzun olma! Muhakkak ki; Allah, bizimle beraber.” O zaman Allah, O'nun üzerine sekînetini indirdi. Ve O'nu göremediğiniz bir ordu ile destekledi. Kâfirlerin sözünü sufli kıldı. Ve Allah’ın sözü; O, çok yücedir. Ve Allah; Azîz’dir (üstündür), Hakîm’dir (hüküm sahibi ve hikmet sahibidir).”
(Tevbe 9/40)

MUHİTin ->MERKEZ ŞiVesi
HABL’iL- VERîDin ->NüVesi.:


وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِهِ نَفْسُهُ وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ
Resim---Ve lekad halakne’l- insâne ve na’lemu mâ tuvesvisu bihî nefsuh (nefsuhu), ve nahnu AKREBu ileyhi min habli’l- verîdi.: Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından-cÂN Damarından daha YAKINız.”
(Kaf 50/16)

Kendinden de kendine Yakîn ve AKREB OLan RABBını MuhaMMedî GönüLLe görenler kendinden fen olur RABBına bekâ BULup ALLAHta fÂNi Olup kaybolur AKLen-nAKLen!.

Resim

Ebu Bekir (radiyallahu anhu)’nun rivâyet ettiği
Rasûlullah
(sallallahu aleyhi ve sellem)’in buyurduğu salâvât:


Resim

TÜRKÇESİ:
Allahümme salli ve sellim alâ seyyidinâ MuhaMMedin fi'l- evvelin
Ve salli ve sellim alâ seyyidinâ ve Mevlânâ MuhaMMedin fi'l-âhirîn
Ve salli ve sellim alâ seyyidinâ MuhaMMedin fi'n- nebiyyîn
Ve salli ve sellim alâ seyyidinâ MuhaMMedin fi'l-mürselîn
Ve salli ve sellim alâ seyyidinâ MuhaMMedin fi'l-meleil alâ ilâ yevmiddîn
Vefi küllü vaktin ve hîn.

MÂNÂSI:
ALLAH'ım! Geçmiş nesiller içinde Efendimiz MuhaMMed (sallallahu aleyhi ve sellem)'e salât et!
Rahmetini ihsân eyle!
Sonraki nesiller içinde Efendimiz MuhaMMed
(sallallahu aleyhi ve sellem)'e salât et!
Rahmetini ihsân eyle!
Peygamberler içinde Efendimiz MuhaMMed
(sallallahu aleyhi ve sellem)'e salât et!
Rahmetini ihsân eyle!
Resûller içinde Efendimiz MuhaMMed
(sallallahu aleyhi ve sellem)'e salât et!
Rahmetini ihsân eyle!
Hesab ve karar gününe kadar yüce toplanma yerinde
(mele'i-a'lâ içinde),
her vakit ve her zamanda
Efendimiz MuhaMMed
(sallallahu aleyhi ve sellem)'e salât-ü-selâm eyle!


Resim

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 20 Eyl 2016, 10:32 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11428
Resim


KuL İhvÂNin GuRBetteyim
Bâtın HAzz Zâhir Dertteyim
ŞeFÂat KIL ->HASsretteyim
SÛR-dayım >Yâ ReSûLuLLah!. sallallahu aleyhi vesellem..


Yâ ReSûLuLLah!.
sallallahu aleyhi vesellem..


->DİRİLecek ÖZümüz Yok
SÖYLeyecek sÖZümüz Yok
SÖZ Dİyecek YÜZümüz Yok
->ÂR-dayız Yâ ReSûLuLLah!. sallallahu aleyhi vesellem..


Resim

DİNsize >DivÂN DURuLdu
->KENdi OKuyLa VURuLdu
->FiTNe ÇARMıHı KURuLdu
->DÂR-dayız Yâ ReSûLuLLah!. sallallahu aleyhi vesellem..


Resim

ŞeYtÂN EL Attı ->ŞÛuRun
YERLe Bir OLdu ->ONURun
ÜMMetin Terk Etti ->NÛRun
->NÂR-dayız Yâ ReSûLuLLah!. sallallahu aleyhi vesellem..


Resim

->ÜMMetini ->UYuttuLar
Parça Parça EDip YuttuLar
>ŞeytÂN YOLUnu TuttuLar
>ZÂR-dayız Yâ ReSûLuLLah!. sallallahu aleyhi vesellem..


Resim

GİZLendi MeydÂN ERİmiz
SARPa SARdı ->SEFERimiz
BİLemez OLduk ->YERimiz
>NERde-yiz Yâ ReSûLuLLah!. sallallahu aleyhi vesellem..


Resim

AKıL ERmez ->FeNDimize
FiTNe DOLdu ->BeNDimize
HAKk’tan HAKk’a KeNDimize
->NERde-yiz Yâ ReSûLuLLah!. sallallahu aleyhi vesellem..

Resim

ÂL-ü-EHL-i BEYt HİMMetin
ZÂLiM ELİ-nde ->ZİMMetin
->PERiŞÂN OLdu >ÜMMetin
->ŞERde-yiz Yâ ReSûLuLLah!. sallallahu aleyhi vesellem..


Resim

KosKoca ÖMRün SONunda
CÂNavar>CÂN KOYUNunda
->KÛN feyeKÛN OYUNunda
->SIR-dayız Yâ ReSûLuLLah!. sallallahu aleyhi vesellem..


Resim

EBEDî >EBDâL EBRÂRın
EZELî -->EREN AHYÂRın
AYAK İZİNde ->AHRÂRın
NÛR-dayız Yâ ReSûLuLLah!. sallallahu aleyhi vesellem..


Resim

İKRÂRın ->İNKÂR İLLeti
ZEvk OLdu ZÂLim ZİLLeti
ZİNCİrde >İSLÂM MİLLeti
KOR-dayız Yâ ReSûLuLLah!. sallallahu aleyhi vesellem..


Resim

SEN ->RAHMetenLi’l-ÂLeMîn
->ŞeFÂat KIL -->MîM-i EMîn
CÂN CeHeNNemi OLdu ZEMîn
->ZOR-dayız Yâ ReSûLuLLah!. sallallahu aleyhi vesellem..


20.09.16 10:16
voiciistnbL..kozyatağısümersitesi..


Resim

Resim

"Allahümme salli ve sellim ve bârik verham alâ seyyidinâ MuhaMMedin hüve seyyidü’l- Arabi ve’l- Acem. Ve İmâm-i Mekkete’l- Mükerremeti ve’l- Medîneti’l- Münevvereti ve’l- Harem. Alleme’l- insâne mâlem ya'lem.:
ALLAHım!
Efendimiz dinimizin sahibi kıldığın MuhaMMed aleyhi's-selâm’a;
Salât et ULAŞımımızı sağla! Ve selâm et teslimiyetimizi sağla! Ve berkereketli kıl! Ve rahmet et!
Ki O; Acem-Arab olmayanlar-ın ve Arabın seyyididir. Ve Haram-ı Şerîfin, ve Mekke-yi Mükerreme’nin ve de Medine-yi Münevvere’nin İmamıdır. İnsâna bilmediğini öğretmekle görevlendirdiğin Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selemdir..



Aslühû nurun ve neslühû Âdem. Ba'sühû müahharun ve halkuhû mukaddem!
İsmihü’ş- şerîfü mektûbün ale’l- Levh-il-mahfûzi biyâkûti’l- Kalem.:

O’nun ASLı NÛRuLLAH-SENin NÛRun ve O’nun nESLi Âdemoğludur ki O’nun NÛRundan yaratılmıştır küllî Şey’.. en son gönderilen Peygamberin iken SENin NÛRundan en evvel Yaratılandır! Şerîf-Şerefli İsmi, Levhi’l- Mahfûzün üzerine yâkût kalemle yazılmıştır!.


Ve cismühü’ş-şerîfü medfûnün fi’l- Medîneti’l- Münevvereti ve’l- Harem.
Yâ leyte ektehilü türâbellezî tahte’l- kadem.:

Şerîf-Şerefli Cismi, Medîne-yi Münevvere’de ve Harem’de defnedilmiştir. Keşke O’nun berketli bedenini toprak altına almasaydı!.


Fetûbâ sümme tûbâ limen deâ ve tebiahû ve limen esleme Sâhibe’ş- şefâati li’l- âlemîn.:
Ne mutlu, sonra yine ne mutlu o kimseye ki çağrısın DUYup, UYmuş ve ÂLEMlerin Şefâat Sahibine teslim olup müslümÂN OLaBİlmiştir!.


Kâilen yâ Rabbî! Sellim ümmetî, ümmetî vâ ümmetâ yâ ze’l- lutfi ve’l- kerem.:
Yâ Rabbî! Hesab gününde SANA: “Yâ Rabbî! Ümmetimi seLÂMete çıkar! Ümmetim! Vah ümmetim ey lütuf ve kerem sahbi olan Rabbîm!.” diyen Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem!.


Feyünâdi’l- münâdî min kıbeli’r- Rahmân,:
Ey Rahmân ALLAH celle celâluhu kıblesinden çağıranın çağırıcısı Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem!

Kabiltü şefâateke yâ Nebiyye’l- Muhterem.
Ve Üdhulü’l- Cennete, lâ havfün aleyküm velâ huznün velâ elem.:

ALLAhu zü’l- CeLÂL’in: “Ey Muhterem Nebîm Senin şefâatini kabul ettim!
Ve size bir korku, hüzün ve elem olmadan Cennete giriniz!” buyurduğu Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem!.


Sümme radıyallahü teâlâ an Ebî Bekrin ve Ömera ve Osmâne ve Aliyyin zi’l- kerem.:
Sonra Ebî Bekir, Ömer, Osmân ve kerem sahibi Ali kerremullahi veche’den ALLAH razı olsun!.


Ve sallallahü alâ seyyidinâ MuhaMMedin ve’l- hamdü leke yâ Rabbe’l- âlemîn.
Ve bihürmeti Seyyidi’l- Mürselîn!.:

Seyyidimiz dinimizn sahibi MuhaMMed aleyhi's-selâma salât et!
Ve el hamd SANAdır yâ Rabbe’l- âlemîn.
Ve Seyyidi’l- Mürselîn olan Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem hörmetine yâ Rabbe’l- âlemîn!. Âmine yâ Muîn ALLAH celle celâluhu!.


Resim

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 30 Eki 2016, 17:57 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11428
Resim

SeBBeha SÛRu Efendim!
TEVHiDin TÛRu Efendim!
DELi GÖNLümün SüRÛRu
>GÖZümün NÛRu Efendim!.


ZEVK 7869

DevrÂN-CevLÂN-HayrÂN HÂLin >SoN Nefeste SıRR SEFÂsı
->SeyrÂNda ->SeBBeha SıRFı ->SEVd SüRÛRû EFENDİm!.
->MeŞKin MuhaBBet MeNbağı ->MuHaMMeDü’L- MuSTAFÂsı
->YEDi Kat “GÖNÜL GÜNEŞ”im -->GÖZmün NÛRu EFENDİm!.

sallallahu aleyhi vesellem..

29.10.16 21:13
voiciistnbL..FatihdervişalimahllsiveacıLar….



SıRF: Sadece, yalnızca. Sâfi ve hâlis şey. Karışık olmayan.
MuSTAFÂ: En ince elekten elenip de, en üstte TEK KALan, TEK ve HAS SEÇilmiş..

->“YuSEBBihu -> SEMÂsı”-nda.:
ZeRRe – KüRRe “SeBBaha!” da..:
“SeBBaha”:


يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ الْمَلِكِ الْقُدُّوسِ الْعَزِيزِ الْحَكِيمِ
Resim---“YUSEBBİHU lillâhi mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ardıl melikil kuddûsil azîzil hakîm(hakîmi) : Göklerde ne var, yerde ne varsa (HEPSİ) O mülk-ü melekûtun eşsiz hükümrânı, noksaanı mucib herşeyden pâk ve münezzeh, gaalib-i mutlak, yegâne hukûm ve hikmet saahibi ALLÂHI TESBÎH (VE TENZÎH) ETMEKDEDİR.”
(Cuma 62/1)

Sebbaha: yüzmek..
Yusebbihu: tesbih eder, baş ayaksız yüzerdurur..
Yerdeki göklerdeki ZeRReler yâni ATOMlar;
NeşRlerinden HaŞRlerine kadar döndüler, dönmekteler ve dönecekler.
Bu SeBBaHa yüzüşRAKSı hep sürecek her AN yeniden Yaratılara ŞEENULLAHta..
Ve ne zamAN AKILlarımız DEVR-ÂNı Anlarsa ve DEVRe İştirak ederse Yusebbuhu Zikr-i Dâmindeyiz inşae ALLAH..


SeBBeHa: tesbih eder. Yüzer. Döner durur. AKL-ı SiLm BİLir ki, ATOM yaratıldığı günden beri durmadan dönmektedir ve kıyâmete kadar da dönecektir. Enerjiyi nerden almakta ve alacak sorusunun cevâbının “KÛN feye KÛN-hER ÂN ŞE’ÂNULLAHta yENiden Yaratış” olduğunu materyalist fizik çok geç anlayacaktır sanırım..



Resim

(Sultan Muhammedi’l-Gazzevî Hazretlerinin salâvâtı olup,
sabah 3 akşam 3 okunması gönül ehlince tavsiye edilmiştir.)


TÜRKÇESİ:
Allâhümme salli ve sellim alâ seyyidinâ ve Mevlânâ
Muhammedin mahtelefel melevâni Resim Ve teâkabel aserâni Resim
Ve kerrerel cedidâni Resim Vestekbelel ferkadân Resim
Ve belliğ ruhahu ve ervâha ehli beytihi minna ettehiyyete vesselâm.


MÂNÂSI :
Allahım! Ey Rabbim! Sabahtan öceki şafaklar ayrılıp gitikçe,
akşamdan önceki gurublar onları takib ettikçe,
gündüz ve gece tekrarlanıp mevcûd oldukça,
yıldızlar
(kutup yıldızı ve diğerleri) istikbâlde durup (yüzünü) döndükçe
Seyidimiz Efendimiz Muhammed
(sallallahu aleyhi ve sellem)'e salât ve selâm ediver!
Bizim tahiyyemizi
(hakta ve hayırda diriliş duamızı)
ve selâmımızı
(sılaya ulaşım arzumuzu)
O'nun ruhuna ve Ehl-i Beyt'inin ruhuna ulaştırıver!



Resimالله أكبر كبيرا و الحمد لله كثيرا و سبحان الله بكرة و أصيلا
"Allahu ekber kebira, velhamdülillahi kesira ve subhanallahi bükraten ve esila"


Resim---Biz, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte namaz kılarken, cemaatten biri aniden: "Allahu ekber kebiri, velhamdülillahi kesira, subhanallahi bükraten ve asila (Allah, büyükte büyüktür, Allah'a hamdimiz çoktur, sabah akşam tesbihimiz Allaha'dır!") dedi. Resulullah (sav) efendimiz: "Bu sözleri kim söyledi?" diye sordu. Söyleyen adam: "Ben, ey Allah'ın Resulü" dedi. Resulullah (sav) efendimiz: "O sözler hoşuma gitti. Sema kapıları onlara açıldı" buyurdu. İbnu Ömer (ra) der ki: "Söylediği günden beri o zikri okumayı hiç terketmedim."
(Nesai, bir rivayette şu ziyadede bulunmuştur: "On iki adet meleğin, bu sözleri (yükseltmek üzere) koşuştuklarını gördüm.")
(Müslim, Mesacid 150, (601); Tirmizi, Da'avat 137, (3586); Nesai, İftitah 8, (2,125))

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 14 Kas 2016, 21:29 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11428
Resim Hörmetine..

Yâ RaSûLuLLAH!.
sallallahu aleyhi vesellem..


ELESt-ü-MaHşer MiHeNgin
ÂLEMLere RAHMet DeNgin
YAŞAnmakta YEDi ReNgin
ALLar-da Yâ RaSûLuLLAH!.
..sallallahu aleyhi vesellem..

*

HAKK KeLÂMı SubhÂN SÖZün
->GÖNLümüzde GiZLi GÖZün
->YEDi DAĞda ->ÇiÇEK ÖZün
->BALLar-da Yâ RaSûLuLLAH!.
..sallallahu aleyhi vesellem..

*

RABB’a >RüCÛ’ Mi’RÂCımız
->Ş E F Â a t-ın ->İLÂCımız
“TEVHiD ÇiÇEği”n >TÂCımız
>DALLar-da Yâ RaSûLuLLAH!.
..sallallahu aleyhi vesellem..

*

HAKk’ın KeLÂMın UNUttuk
ÜMMetin İLK SÖZü YUttuk
AYRı gAYRı YOLLar TUttuk
HÂLLarda Yâ RaSûLuLLAH!.
..sallallahu aleyhi vesellem..

*

ATLas İPeKtik ÇUL OLduk
ALtın AKçeydik PUL OLduk
PaRa PUTuna ->KUL OLduk
MALLar-da Yâ RaSûLuLLAH!.
..sallallahu aleyhi vesellem..

*

HAYvAN HÂLi KALan OLdu
DÜNyâ DERdi PALan OLdu
YALın AYak.. >YALan OLdu
NALLar-da Yâ RaSûLuLLAH!.
..sallallahu aleyhi vesellem..

*

NEFiS ->Nİçin NedENimiz
->OLmaz İŞLer EdEN-imiz
->DİRİLmedi “BEdEN”imiz
SALLar-da Yâ RaSûLuLLAH!.
..sallallahu aleyhi vesellem..

*

HALKa NiYÂZ NeHiR OLdu
ŞeytÂN ŞeRRi ŞeHiR OLdu
ZıKKım OLdu >ZeHiR OLdu
YALLar-da Yâ RaSûLuLLAH!.
..sallallahu aleyhi vesellem..

*

HAKk’ı KOYduk HALKa KAÇtık
“E M Â N e t”in ->YERe SAÇtık
HAKk’ı UNUttuk >HALKa AÇtık
->ELLer-de ->Yâ RaSûLuLLAH!.
..sallallahu aleyhi vesellem..

*

ŞAH ŞiMŞekLer ÇAKmaz OLdu
->AŞK ATEŞin >YAKmaz OLdu
->GÖZ YAŞımız >AKmaz OLdu
-->SELLer-de Yâ RaSûLuLLAH!.
..sallallahu aleyhi vesellem..

*

BİLmiYORum BİZe N’OLdu
GÖNLümüze GAFLet DOLdu
HAKkın ZİKRi ESsmez OLdu
>YELLer-de Yâ RaSûLuLLAH!.
..sallallahu aleyhi vesellem..

*

PaRA PUTu ->BİZi UYUttu
->SANA SARıLmak UMUttu
“RABBı”nı ->“SENi” UNUttu
>DİLLer-de Yâ RaSûLuLLAH!.
..sallallahu aleyhi vesellem..

*

ÂŞIKLara UYku ->ARdı
AHMAKLara Dünyâ DARdı
ŞaŞa KALdık SARPa SARdı
YOLLar-da Yâ RaSûLuLLAH!.
..sallallahu aleyhi vesellem..

*

->ŞEFÂAt Yâ HABîBuLLAH
->HiDâyet EYyLesin ALLAH
ÖLdük DiRİLmedik EYyVAH
->ÖLLer-de Yâ RaSûLuLLAH!.
..sallallahu aleyhi vesellem..

*

EHL-i BeYTin >CÂNımızdı
ŞEHîD-i ŞÂH ->ŞÂNımızdı
KÂR-ü-BeLÂN >KANımızdı
ÇÖLLer-de Yâ RaSûLuLLAH!.
..sallallahu aleyhi vesellem..

*

ÂŞIKLar CÂNından BIKtı
AHMAKLar SüNNetin YIKtı
>ŞUcuLuk - BUcuLuk ÇIKtı
KULLar-da Yâ RaSûLuLLAH!.
..sallallahu aleyhi vesellem..

*

Ben SENsiz ÖKsüz KALırım
TOpraksız KÖKsüz KALırım
ÜMMîYyet kOKUn ->ALırım
GÜLLer-de Yâ RaSûLuLLAH!.
..sallallahu aleyhi vesellem..

*

NÛRundan YARatıLdık BİZ
İNŞÂe ALLAH ki BİZ BİR-İZ
->KuL İhvÂNi >SERSERinİZ
TÜLLer-de Yâ RaSûLuLLAH!.
..sallallahu aleyhi vesellem..


14.11.16 02:04
voiciistnbL..karagümrükdervişali mahmustfa..


glcslvattt

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 09 Şub 2017, 11:32 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11428
Resim

HEM YİYECEK HEM İÇECEK..

İbn Abbas şöyle dedi:
- Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem'in en sevdiği içecek süttü.
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: “Allah bir kimseye bir yiyecek yedirirse: “Allah'ım! Bunu bize mübarek kıl ve bunu iyisiyle değişti” desin. Allah her kime süt içirirse: “Allah’ım! Bu sütü bize mübarek kıl ve bize artır” desin. Biz sütten başka yiyecek ve içeceğin yerine geçecek bir şey bilmiyoruz. Sütten başka hiçbir şey yemek ve su yerine geçmez. O hem tok tutar hem de harareti keser.

(Kenzü'l-Ummal, 1822 İbn Mace, Sünen, 3322)

ÜÇ SOLUKTA..

Ebu Katade (radiyallahu anhu) Peygamber'imizin (aleyhisselâm) şöyle buyurduğunu söyledi: "Biriniz bir şey içtiği zaman kabın içine solumasın."
Enes (radiyallahu anhu) anlattı:
"Peygamberimiz su içeceği zaman üç solukta içerdi. Önce besmele çeker bir yudum içer. Sonra yine besmele çeker bir yudum daha içer. Sonra tekrar besmele çeker bir yudum daha içerdi. Bitince de Allah'a hamd ederdi."

(Buhârî, Sahih, I,50; VII, 146, Mecmau'z-Zevâid, 11/100 Buhâri VJI/146)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 18 Şub 2017, 14:36 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11428
Resim

HaBîBuLLAH HASsLar HASı
MuhaBBetin ->MuSTaFAsı
>RAHMetenLi’l- ÂLEMîndir
>TECELLînin ->TEVHiD TASı..

EL HAYydır YEDuLLAH DİRi
-->RİSÂLet --->SıLA ZiNCiRi
HAYAtta ->HAYy HALAKası
->NEBÎLerimİZ ---->HERBİRi..


ZEVK 7994

İLİM ->İRADE ->İDRAKte ->İŞTİRAKte ->İZ ->İZLemek
DÖRT YADisi>YİRMİSEKiZ NEFSin KemÂLin “BİZ”Lemek

NEBÎLer ->SILA ZiNCiRi
EL VERenLer EBED DİRi

HAS EYYLeyip PİSi-PASı.. ->BeYTü’r-RABB’ın TEMİZLemek..


18.02.17 14:47
brsbrsm tktktkkmdtkLk..



Şehâdet Şe’ÂN Şûrundan
Zevk Zincirin Sürûrundan
KÛN feyeKÛN SeBBEHası
RESûLuLLAHın NÛRUndan…


Resim

SÖZ->SOHBEt->ZeVK-HAZz ZİNCiRimİZz..:

Kur'ÂN-ı Kerîm’de adı geçen peygamberlerimizin ilki Âdem aleyhisselâm, sonuncusu ise MuhaMMed aleyhisselâm'dır. Bu ikisi arasında sayısı bazı hadis kaynaklarına göre 124 bin olan başka peygamberlerden de bahsedilir. Ancak bu Peygamberlerden 25 tanesi Kur'ÂN-ı Kerîm'de yer almaktadır.

وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا رُسُلًا مِّن قَبْلِكَ مِنْهُم مَّن قَصَصْنَا عَلَيْكَ وَمِنْهُم مَّن لَّمْ نَقْصُصْ عَلَيْكَ وَمَا كَانَ لِرَسُولٍ أَنْ يَأْتِيَ بِآيَةٍ إِلَّا بِإِذْنِ اللَّهِ فَإِذَا جَاء أَمْرُ اللَّهِ قُضِيَ بِالْحَقِّ وَخَسِرَ هُنَالِكَ الْمُبْطِلُونَ
Resim---"Ve lekad erselnâ rusulen min kablike minhum men kasasnâ aleyke ve minhum men lem naksus aleyke, ve mâ kâne li resûlin en ye’tiye bi âyetin illâ bi iznillâhi, fe izâ câe emrullâhi kudıye bi’l- hakkı ve hasira hunâlike’l- mubtılûn (mubtılûne).: Ve andolsun ki senden önce (de) resûller gönderdik. Onlardan bir kısmını sana anlattık ve bir kısmını sana anlatmadık. ALLAH celle celâlihu’ınun izni olmadan bir resûlün âyet getirmesi olamaz. Artık ALLAH celle celâlihu’ınun emri geldiği zaman hak ile hükmedilmiş olur. Ve bâtılı isteyenler, orada hüsran uğramışlardır.”
(Mü’min 40/78)

Kur’ÂN-ı Kerîm’de adı geçenlerin kronolojik sırasıyla isimleri ve kendileriyle ilgili inançlar şöyledir:

1. Âdem aleyhisselâm: Kur’ÂN-ı Kerîm’de adı 25 defa geçmektedir. İlk insan, ilk peygamber, ilk örtünen, toprağı ilk işleyendir. ALLAH celle celâlihu onun cesedini topraktan, sonra da kendisine eş olsun diye Havva’yı yarattı. Kendisine kitap olarak 10 sayfa suhuf verilmiştir.

2. İdris aleyhisselâm: Kur’ÂN-ı Kerîm’de adı 2 defa geçmektedir. Astronomi ve matematikle ilk uğraşan, ilk defa iğne ile dikiş diken ve elbise yaparak giyen, ölçü ve tartı âletlerini ilk defa kullanan, ilk yazı yazanın O olduğu rivâyet edilir. Kendisine 30 sayfalık suhuf indirilmiştir.

3. Nûh aleyhisselâm: Kur’ÂN-ı Kerîm’de adı 43 defa geçmektedir. Kur’ÂN-ı Kerîm’in 71. sûresi onun adını taşımaktadır. Kavminden kendisine çok az kişi iman etmiştir. Karısı ve çocuklarından biri de iman etmeyenler arasındadır. Nuh tufanından sonra yeni bir nesil yaratılmıştır.

4. Hûd aleyhisselâm: Kur’ÂN-ı Kerîm’de adı 10 defa geçmektedir. Kur’ÂN-ı Kerîm’in 11. sûresi onun adını taşımaktadır. Yaşadıkları yer olan İrem şehrinde, yüksek binalar inşa etme yarışına girmiş Âd Kavmine gönderilmiştir. Ticaretle uğraşmıştır.

5. SÂlih aleyhisselâm: Kur’ÂN-ı Kerîm’de adı 8 defa geçmektedir. Dağları ve yüksek kayaları oyarak inşa ettikleri görkemli evlerle ünlü Semud Kavmine gönderilmiştir. Semudlular kendilerine denemek için gönderilen Sâlih aleyhisselâm’ın devesini öldürdüler ve sonucunuda felaket olarak gördüler. Ticaretle uğraşmıştır.

6. İbrahîm aleyhisselâm: Kur’ÂN-ı Kerîm’de adı 69 defa geçmektedir. Kur’ÂN-ı Kerîm’in 14. sûresi onun adını taşımaktadır. Oğlu İsmail ile birlikte Kâbe’yi inşa etmiştir. Çok misafirperver biriydi. Kurban kesmeyi bize o öğretmiştir. Kendisine 10 sayfalık kitap verilmiştir. Babil hükümdarı Nemrut tarafından ateşe atılmış, ateş kendisini yakmamıştır. Halilullah yani ALLAH celle celâlihu'ın Dostu olarak anılır.

7. Lût aleyhisselâm: Kur’ÂN-ı Kerîm’de adı 27 defa geçmektedir. İbrahim aleyhisselâm’a iman eden ilk kişidir, onunla birlikte hicret edenlerdendir. Sodom ve Gomora şehirlerinde yaşayan Lut Kavmine peygamber olarak gönderilmiştir.

8. İsmâil aleyhisselâm: Kur’ÂN-ı Kerîm’de adı 12 defa geçmektedir. Çobanlık yapmıştır. Babası İbrahim aleyhisselâm ile birlikte Kâbe’yi inşa etmiştir. Hacla ilgili pek çok merasim ve kurbÂN kesme konularında İbrahim ile birlikte Müslümanlara örnek olmuştur. Son peygamberimiz MuhaMMed aleyhisselâm onun soyundan gelmektedir.

9. İshâk aleyhisselâm: Kur’ÂN-ı Kerîm’de adı 15 defa geçmektedir. İbrahim aleyhisselâm’ın oğludur. MuhaMMed aleyhisselâm haricinde Kur’ÂN-ı Kerîm’de adı geçip de kendisinden sonra gelen bütün peygamberlerin atasıdır.

10. Ya’kub aleyhisselâm: Kur’ÂN-ı Kerîm’de adı 16 defa geçmektedir. İbrahim aleyhisselâm’ın torunu, İshak aleyhisselâm'ın oğludur. Evlat acısı ile evlat ihâneti ile imtihan edilmiştir. Oğlu Yusuf aleyhisselâm’ın acısı dolayısıyla gözleri kapanmış, sonra ona kavuşmasıyla yeniden açılmıştır. Mısır’a gitmeden önce Filistin civârında peygamberlik yapmıştır. Diğer ismi İsrail'dir. İsrailoğulları onun 12 oğlundan türemiştir.

11. Yûsuf aleyhisselâm: Kur’ÂN-ı Kerîm’de adı 27 defa geçmektedir. Kur'ÂN-ı Kerîm’in 12. sûresi onun adını taşımaktadır. Ya’kub aleyhisselâm’ın 12 oğlundan en çok sevdiği oğludur. Kardeşleri kendisini kıskanmışlar, kuyuya atmışlardır. Kendisine rüyâları yorumlama yeteneği verilmiştir. Bu bilgi ve yeteneği sayesinde Mısır’a yönetici olmuştur. Kur’ÂN-ı Kerîm’de toplu olarak bir sürede, baştan sona anlatılan tek kıssa onunkidir. Bu kıssa Kur’ÂN-ı Kerîm’de “kıssaların güzeli” olarak nitelenmiştir.

12. Eyyûb aleyhisselâm: Kur’ÂN-ı Kerîm’de adı 4 defa geçmektedir. Çok ağır bir hastalık geçirmiş, sabrıyla sembol olmuştur.

13. Şuayb aleyhisselâm: Kur’ÂN-ı Kerîm’de 11 defa geçmektedir. Hitabet yeteneğinden ötürü “Peygamberlerin Hatibi” olarak anılmıştır. Ölçü ve tartıda hile yapan Medyen ve Eyke halkına gönderilmiştir. Kızlarından biriyle Musâ aleyhisselâm evlenmiştir.

14. Musaâ aleyhisselâm: Kur’ÂN-ı Kerîm’de adı 136 defa geçmektedir. Kur’ÂN-ı Kerîm’de kendisinden ve mücadelesinden en çok bahsedilen peygamberdir. Şuayb aleyhisselâm’ın damadıdır. İsrailoğulları’na peygamber olarak gönderilmiştir. İsrailoğulları onun önderliğinde Mısır’dan çıkmışlardır. Kendisine Tevrat verilmiştir.

15. Harun aleyhisselâm: Kur’ÂN-ı Kerîm’de adı 20 defa geçmektedir. Musâ aleyhisselâm’ın kardeşidir. Onun yardımcısı olarak görevlendirilmiştir. Musa aleyhisselâm Medyen’den Mısır’a dönünce Harun aleyhisselâm’a ALLAH celle celâlihu’nun buyruklarını iletmiş, o da bunları kabul ederek Musa aleyhisselâm ’a yardımcı olmuştur. Güzel konuşması ve hitabet yeteneği, en güçlü özelliğidir.

16. Davud aleyhisselâm: Kur’ÂN-ı Kerîm’de adı 16 defa geçmektedir. Sesi o kadar güzeldi ki sesine dağlar ve kuşlar eşlik ederdi. Önceleri Tâlût’un ordusunda bir asker olarak savaşmış, daha sonra ALLAH celle celâlihu’ınun kendisine verdiği peygamberlik ve hükümdarlıkla birlikte İsrailoğullarına kral olmuştur. Demirciydi. Kendisine Zebur verilmiştir.

17. Süleyman aleyhisselâm: Kur’ÂN-ı Kerîm’de adı 17 defa geçmektedir. Babası Davud aleyhisselâm’dır. Babasının ölümünden sonra onun yerine hükümdar olmuştur. Hayvanlarla ve cinlerle konuşabilme yeteneğine sahip olduğuna ve emrinde onları çalıştırdığına inanılır.

18. Zülkifl aleyhisselâm: Kur’ÂN-ı Kerîm’de adı 2 defa geçmektedir. Eyyub aleyhisselâm’ın oğludur. Sabreden, ALLAH celle celâlihu’ınun rahmetine ulaşan ve Salihlerden olduğu bildirilen peygamberlerdendir.

19. Yûnus aleyhisselâm: Kur’ÂN-ı Kerîm’de adı 4 defa geçmektedir. Kur’an’ın 10. sûresi onun adını taşımaktadır. Asurluların başkenti olan Ninova halkına peygamber olarak görevlendirilmiştir. Bir yunus tarafından yutulmuş ama daha sonra bu balık tarafından karaya çıkarılmıştır.

20. İlyas aleyhisselâm: Kur’ÂN-ı Kerîm’de adı 3 defa geçmektedir. İsrailoğullarından Ba’l' a tapan topluma peygamber olarak gönderilmiştir.

21. Elyesa aleyhisselâm: Kur’ÂN-ı Kerîm’de adı 2 defa geçmektedir. İlyas aleyhisselâm’a yardımcı olarak gönderilmiştir.

22. Zekeriyâ aleyhisselâm: Kur’ÂN-ı Kerîm’de adı 7 defa geçmektedir. Süleyman aleyhisselâm'ın soyundandır. Kudüs’te Meryem’in himayesini üstlenmiş, ona koruyuculuk yapmıştır. İsrailoğulları tarafından şehit edilmiştir.

23. Yahyaâ aleyhisselâm: Kur’ÂN-ı Kerîm’de adı 5 defa geçmektedir. Zekeriyya aleyhisselâm’ın oğludur. Adı daha önce hiç kullanılmamış bir isimdir ve ALLAH celle celâlihu tarafından konulmuştur. İsâ aleyhisselâm’ın müjdecisidir.

24. İsâ aleyhisselâm: Kur’ÂN-ı Kerîm’de adı 25 defa geçmektedir. ALLAH celle celâlihu'nun mucizesi eseri babasız olarak doğmuştur. Daha beşikteyken konuşmuştur. Ölüleri diriltmiş, hastaları ve körleri iyileştirmiştir.
Onun doğduğu sene miladi takvimin başlangıcı kabul edilir. Mesleği marangozluktu. Kendisine İncil verilmiştir.


25. MuhaMMed aleyhisselâm: Kur’ÂN-ı Kerîm’de adı 4 defa geçmektedir. Kur’an’ın 47. sûresi onun adını taşımaktadır. Son peygamberdir. Bütün insanlığa gönderilmiştir. Kendisine Kur'ÂN-ı Kerîm verilmiştir.

nOt:


Üzeyr aleyhisselâm
Lokman aleyhisselâm
Zülkarneyn aleyhisselâm
İçin EvliyaULLah diyenler de vardır..


Kur'ÂN-ı Kerîmde ismi geçmediği halde peygamber olarak meşhûr olanlar da şunlardır: Şît, Yûşâ, Cercis, Danyal aleyhumusselâm..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 08 Mar 2017, 15:22 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11428
Resim

Yâ RASÛLULLAH
sallallahu aleyhi ve sellem..


AZîZ ALLAH ÂŞığısın
İkİ gÖZüm ->IŞığısın
KÛN feyeKÛN KAŞığısın
Şe’ÂNda ->Yâ ResûLuLLah
saLLaLLahu aLeyhi veseLLem..

LüBBü’L- LÜBün SeDefi SEN
KÛN feyeKÛN HeDefi ->SEN
->ŞeHÂDetin -->ŞeRefi SEN
->Şu ÂNda ->Yâ ResûLuLLah
saLLaLLahu aLeyhi veseLLem..

HAYR DUÂcısı ->TÂiFin
NÂZ-NiYÂZ NaKŞı NÂiFin
LUtFu’L-LATîf -->LeTÂiFin
hER ÂNda ->Yâ ResûLuLLah
saLLaLLahu aLeyhi veseLLem..

HAYy DOst!.
saLLaLLahu aLeyhi veseLLem..

SüNNetuLLAHın gEReği
-->YARAtıkLarın YÜReği
AŞK MENBa’ğın MENdireği
MuhaBBBet MuSTAFa-sısın!.
Yâ ResûLuLLah
saLLaLLahu aLeyhi veseLLem..

*

HAk KUR'ÂN-ın DİLi SENsin
MuHit-MeRKeZ MİLi SENsin
ZıTLar ZEVKin ZİLi >SENsin
“AHF”sısın ->“HAF”-sısın
Yâ ResûLuLLah
saLLaLLahu aLeyhi veseLLem..

*

SuBHÂN ALLAH SıRR-ı SELBi
CÂNda CÂNÂN CEM’-ü-CELBi
->KÂiNÂt-ın ATan --->KALBi
->KÛN feyeKÛN KEFÂ-sısın!.
Yâ ResûLuLLah
saLLaLLahu aLeyhi veseLLem..

*

DEM bU DEMin DEM-misi SEN
CÜMLe CihÂN CEM’-misi SEN
EL NEBîYyü’L- ÜMMî-si SEN
->KÛN feyeKÛN İFÂ-sısın!.
Yâ ResûLuLLah
saLLaLLahu aLeyhi veseLLem..

*

NAKLe KALB >AKıL TASı-nda
CEMMü’L-CEM’in CEMÂ-sında
->YUSeBBihu!. >SEMÂ-sında
->SıRR-ı SuBHÂN >SEFÂ-sın!.
Yâ ResûLuLLah
saLLaLLahu aLeyhi veseLLem..

*

ALLAH’adır ->sANa İmÂN
TÂBi OLuştur >hERBiR ÂN
->İTÂatte >CÂNda CÂNÂN
İhvÂNine ->SıRR-ı SuLtÂN
vASL-ı VuSLatsın VEFÂ-sın!.
Yâ ResûLuLLah
saLLaLLahu aLeyhi veseLLem..


08.03.17 08:09
brsbrsm..tktktrstKkmdsvdÂ..



AZîZ ALLAH AŞKına ->HUu!
KÛN feyeKÛN MEŞKine HUu!
->İhvÂNimin ->YÂR YUVASı
KALB-i SELiM KÖŞKüne HUu!.
Yâ ResûLuLLah
saLLaLLahu aLeyhi veseLLem..

Resim

LüBBü’L- LÜB: ÖZün ÖZü.. HaBLi’L VERîd-ŞÂHDAMAR..
SeDef: Sadef. Deniz böceklerinin kıymetli kabuğu ve onlardan yapılan şeyler. Sert, parlak ve şeffafa yakın madde. İnci kabuğu.
NÛRuLLAHın ZÂTına perde NÛR-u MuhaMMed aleyhisselâm Perdesi-Kabuğu-Maddesi..
Menba’: Kaynak. Nimetin veya herhangi bir şeyin çıktığı yer. Suyun çıktığı yer. Pınar.
Mendirek: Bir limanın denizden korunmasını sağlayan iskele veya dalgakıran..
MuSTAFa: (safvet. den) Güzide. Istıfâ edilmiş, ELenipen üstte TEK KALmış.. Has ve seçilmiş. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem'in mübârek bir ismi.
Safvet: Sâfilik, temizlik, pâklık. Hâlislik.
İFÂ: Ödemek. Yerine getirmek. Söz verdiğini veya vazife bildiğini yerine getirmek. Kılmak. Yapmak.

KÛN feyeKÛN.:
KÛN ->OL!. EMRuLLAH..
feyeKÛN.. yENiden OLuş.. SüNNetuLLAH üzere ŞE’ÂNULLAH..her ÂN yENideN YARATış..


Resim

Yâ RABBeNÂ TeÂLÂ!. KüLLî ŞEY SENin NÛRundur:

وَللّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ وَكَانَ اللّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ مُّحِيطًا
---“Ve lillâhi mâ fî's- semâvâti ve mâ fîl ard (ardı). Ve kânallâhu bi kullî şey’in muhîtâ (muhîtan): Ve, göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Ve Allah, herşeyi kuşatandır.” (Nisâ 4/126)


KüLLî ŞEY’i Yaratan SENsin:

وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْإِنسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ
---“Ve mâ halaktu'l- cinne ve'l- inse illâ li ya'budûni.: Ve Ben, insanları ve cinleri (başka bir şey için değil, sadece) Bana kul olsunlar diye yarattım. ” (Zâriyat, 51/56)


Fiillerimizi.. Yaratan da SENsin:

فَلَمْ تَقْتُلُوهُمْ وَلَكِنَّ اللّهَ قَتَلَهُمْ وَمَا رَمَيْتَ إِذْ رَمَيْتَ وَلَكِنَّ اللّهَ رَمَى وَلِيُبْلِيَ الْمُؤْمِنِينَ مِنْهُ بَلاء حَسَناً إِنَّ اللّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
---“Fe lem taktulûhum ve lâkinnallâhe katelehum, ve mâ rameyte iz rameyte ve lâkinnallâhe RaMÂ, ve li yubliye'l- mu’minîne minhu beLÂen hasenâ (hasenen), innallâhe semîun alîm: Onları siz öldürmediniz (Bedir’de o kâfirleri kendi kuvvetinizle öldürmediniz), ama onları Allah öldürdü; (Ey Rasûlüm, bir avuç toprak) attığın zaman sen atmadın, ama Allah attı. Mü'minleri kendinden güzel bir imtihanla imtihan etmek için (yaptı.) Şüphesiz Allah, işitendir, bilendir.” (Enfâl 8/17)


DÜŞÜNcelerimizi dahi Yaratan SENsin:

وَمَا تَشَاؤُونَ إِلَّا أَن يَشَاء اللَّهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ
--- “Ve mâ teşâûne illâ en YEŞÂALLÂHu RaBBu'l- âlemin (âlemîne): Ve âlemlerin RaBBi Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.” (Tekvîr 81/29)


ve her ÂN “KÛN ->feyeKÛN!. YENİden yaratmkata OLÂN da SENsin..:

يَسْأَلُهُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِي شَأْنٍ
---“Yes’ eluhu men fi's- semâvâti ve'l- ard(ardı), kulle yevmin huve fî şe’nin.: Göklerde ve yerde olanlar, O'ndan isterler (dilerler). O hergün (her an) bir şe'n (ayrı bir tecellî, yeni bir oluş-YENİden yaratış) üzerindedir.” (Rahmân 55/29)

إِنَّمَا أَمْرُهُ إِذَا أَرَادَ شَيْئًا أَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ
---“İnnemâ emruhû izâ erâde şey’en en yekûle lehu kûn fe yekûn: Bir şey yaratmak istediği zaman Onun yaptığı "Ol" demekten ibarettir. Hemen oluverir.” (YâSîn 36/82)


Resim

“AHF”sısın ->“HAF”-sısın.:


HÂFi-HÂFâ.: Gizlilik. Gizli olmak. Saklılık. Açıkta olmayan..
AHFÂ: En AHFÂ. EN Çok gizli, pek gizli..


Resim

İnsÂNoğLu NEFSinin GELişim Letâif AŞamaLARı:

BedEN ->NEFS ->KALB ->RûH ->SıRR ->HÂFi-HÂFâ ->AHFÂ ->AKDeS..

Resim

MuHit-MeRKeZ MİLi SENsin.:

MuhaMMedî >HABLi’L- VERÎD
->BİZe BİZden de ->AKRABa celle celâluhu:


[b]Bendeki “BEN”: Muhitte “ben”.. Merkezde “BEN”:
Âfak Akıl için, Ulaştıkça daha ilerisi OL-AN târifsiz Sonsuz UFUKlar, DIŞımız olup:
MUHiT-te O ALLAH celle celâluhu..


وَللّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ وَكَانَ اللّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ مُّحِيطًا
Resim---“Ve lillâhi mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ard(ardı). Ve kânallâhu bi kulli şey’in MUHÎTâ (muhîtan) : Göklerde ve yerde ne varsa tümü Allah'ındır. Allah, her şeyi kuşatan kapsayandır.” (Nisâ 4/126)

Enfüs ise dıştaki Kâinâttan Bedene Yöneldiğimizde ÖZ –İÇÂlemimizdir..
Beden-Sadr-Kalb-Fuad-LüB-LüBb’ül-LüB, habl’il-Verid ve de AKDES..
Ama Ulaşılamayan MERKEZ-de O RABBu’l-ÂLEMin celle celâluhu..

وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِهِ نَفْسُهُ وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ
Resim---“Ve lekad halakne’l- insâne ve na’lemu mâ tuvesvisu bihî nefsuh (nefsuhu), ve nahnu AKREBu ileyhi min habli’l- verîdi : Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından daha YAKINız.” (Kaf 50/16)


şİMdi>Şu ÂN ->ŞE’ÂNULLAH
->KüLLî ŞEY’in KaDîR ALLAH!.:


Her ÂN ->Şe’ÂN-da ->feyeKÛN!.
-> Şe’ÂN -> şu ÂN-da -> OL-ÂNlar zinciri…[/color]

يَسْأَلُهُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِي شَأْنٍ
Resim---“Yes’ eluhu men fi’s- semâvâti ve’l- ard (ardı), kulle yevmin huve fî ŞE’Nin.: Göklerde ve yerde olanlar, O'ndan isterler (dilerler). O hergün (her an) bir şe'n (ayrı bir tecellî, yeni bir oluş-YENİden yaratış) üzerindedir.” (Rahmân 55/29)


Resim
ALLAH celle celâlihu:

Resim

Er RABB:
Resim

El Hannan:
Resim


Resim

SuBHÂN ALLAH SıRR-ı SELBi
CÂNda CÂNÂN CEM’-ü-CELBi.:


SELBi:. Nefiy ile alâkalı, nefye mensub olan. ALLAHu Zü’L- CeLÂL’in ZÂTına uygun olmayan anlamları O’ndan giderdiği için olumsuz-selbi sıfatlar diye nitelendirilmiştir..
CELBi.: Kendi tarafına çekici. Çekip götürücü.

ALLAHu Zü’L- CeLÂL’in SIFATLarı.:

Kur'ÂN-ı Kerîm, ALLAHu Zü’L- CeLÂL’in ZÂT’dan; biri isbat, diğeri inkâr ve red -selb olmak üzere iki sıfatla bahsetmektedir. En güzel isim ve sıfatlar ALLAHu Zü’L- CeLÂL’e aittir, çünkü bu yüce sıfatlara sahib olmayan kendisine ibâdet edilecek El İlâh ALLAH celle celâlihu konumuna sahib olamaz.
ALLAHu Zü’L- CeLÂL’in isim ve sıfatlarının sayısı hakkında âlimlerimizin muhtelif görüşleri vardır.

Örneğin İmam Ebû Hanîfe’ye göre sıfatlar, Zatî ve Fiilî olmak üzere iki kısma ayrılmaktadır.:

a-) Zatî Sıfatlar:

Hayat, kudret, ilim, kelâm, sem’ (işitmek), basar (görmek) ve irade’dir.

b-) Fiilî sıfatlar:

yaratmak (tahlik), rızık vermek (terzik), nimet vermek (in’âm), ihsanda bulunmak, rahmet ve mağfiret gibi sıfatlardır.

Ona göre, ALLAHu Zü’L- CeLÂL’in Sıfatları, ister Zatî, isterse Fiilî olsun, ezelîdir.
Ebû’l- Mu’în en-Nesefî de aynı görüştedir.
İmam el-Cuveynî ise, sıfatları nefsî (zatî) ve manevî diye ikiye ayırmaktadır. Manevi sıfatlardan kastettiği Ebû Hanîfe’nin zatî sıfatlardan kastettiğidir. Nefsî sıfatlar olarak, vahdaniyet, sonradan olanlara benzememek (muhalefetun li’l- havadis) vb. sıfatları kastetmektedir.

Bu ve benzeri farklı tasnifleri bir arada değerlendirilerek, genel olarak sıfatları üç ana grupta inceleyebiliriz:


1-) Nefsî Sıfatlar:

ALLAHu Zü’L- CeLÂL’in var olduğunu gösteren “vuCÛD” sıfatına delâlet eder. O’nun varlığı, diğer varlıklar gibi başka bir varlık aracılığıyla olmamıştır. Varlığı –vuCÛD- kendisiyle kâimdir. Bundan dolayı “Zorunlu
Varlık-Vacîbu’l- VuCÛD” denilmiştir. Varlığın zıttı olan yokluk, ALLAHu Zü’L- CeLÂL için söz konusu olamaz.. O’ YOKLuk ve ÇOKLuktan Münezzeh OLan TEK-BİRdir..


2-) Subutî Sıfatlar:

Manevî ve maanî sıfatlar diye isimlendirilmektedir. ALLAHu Zü’L- CeLÂL’in ZÂTıyla var olan, öncesi olmayan-ezelî sıfatlardır.
Eşarîlere göre yedi, Maturîdilere göre ise sekiz tanedir.
Bunlar, Hayat, İlim, İşitmek-Sem’, Görmek-Basar, Kudret, İrade, Kelâm ve Yaratmak-Tekvin-
Sıfatlarıdır.
Eşarîler, tekvini kendi başına bir sıfat olarak görmek yerine, kudret sıfatı içinde incelerler. ALLAHu Zü’L- CeLÂL’i bu sıfatların zıtlarıyla nitelendirmek uygun değildir.

Bir kısmı AKLÎ, bir kısmı ise NAKLÎ Delillerle sabit olan Subutî Sıfatlar sekiz tanedir:

a-) Hayat:

Allah’ın diri ve hayat sahibi olmasını ifade eder. Ancak bu yaratılmışlar da olduğu gibi madde ve ruh bileşiminden oluşan bir dirilik değildir. O, her şeye hayat verendir.

Kur'ÂN-ı Kerîmde; Bakara, 2/255; Furkân, 25/58.

وَتَوَكَّلْ عَلَى الْحَيِّ الَّذِي لَا يَمُوتُ وَسَبِّحْ بِحَمْدِهِ وَكَفَى بِهِ بِذُنُوبِ عِبَادِهِ خَبِيرًا
"Ve tevekkel alâ’l- hayyillezî lâ yemûtu ve sebbih bi hamdihî, ve kefâ bihî bi zunûbi ibâdihî habîrâ (habîren).: Ve ölümsüz olup, daima hayy (hayatta) olana (Allah’a) tevekkül et (güven ve O’nu vekil tayin et). Ve O’nu, hamd ile tesbih et. Ve kullarının günahlarından haberdar olması, O’na kâfidir.” (Furkân 25/58)

b-) İlim:

Allah’ın her şeyi bilmesi demektir. Göklerde ve yerlerde olan, gizli ve açık, az ve çok her şeyi bilir..

Kur'ÂN-ı Kerîmde; Sebe’ 34/1-2; Teğâbun 64/1-4) âyetlerinde geçmektedir.

الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ وَلَهُ الْحَمْدُ فِي الْآخِرَةِ وَهُوَ الْحَكِيمُ الْخَبِيرُ
“El hamdu lillâhillezî lehu mâ fî’s- semâvâti ve mâ fî’l- ardı ve lehu’l- hamdu fî’l- âhireh (âhireti), ve huve’l- hakîmu’l- habîr (habîru).: Hamd, göklerde ve yerde olan varlıklar kendisine ait olan Allah’a aittir. Ve hamd, ahirette de O’na aittir. Ve O, Hakîm’dir (hikmet ve hüküm sahibi), Habîr’dir (herşeyden haberdar olan).” (Sebe’ 34/1)

يَعْلَمُ مَا يَلِجُ فِي الْأَرْضِ وَمَا يَخْرُجُ مِنْهَا وَمَا يَنزِلُ مِنَ السَّمَاء وَمَا يَعْرُجُ فِيهَا وَهُوَ الرَّحِيمُ الْغَفُورُ
"Ya’lemu mâ yelicu fî’l- ardı ve mâ yahrucu minhâ ve mâ yenzilu mines semâi ve mâ ya’rucu fîhâ, ve huve’r- rahîmu’l- gafur (gafûru).: (O, Allah) yere gireni ve ondan çıkanı, semadan ineni ve oraya yükseleni bilir. Ve O; Rahîm’dir (rahmet nuru gönderendir), Gafûr’dur (mağfiret eden, günahları sevaba çeviren).” (Sebe’ 34/1)

c-) Semi’:

ALLAHu Zü’L- CeLÂL’in işitmesi demektir. ALLAHu Zü’L- CeLÂL, olup bitenlerin hepsini işitir ve görür.

Kur'ÂN-ı Kerîmde; Tevbe 9/6; Mücâdele, 58/1 âyetlerinde geçmektedir..

وَإِنْ أَحَدٌ مِّنَ الْمُشْرِكِينَ اسْتَجَارَكَ فَأَجِرْهُ حَتَّى يَسْمَعَ كَلاَمَ اللّهِ ثُمَّ أَبْلِغْهُ مَأْمَنَهُ ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ قَوْمٌ لاَّ يَعْلَمُونَ
"Ve in ehadun mine’l- muşrikînestecâreke fe ecirhu hattâ yesmea kelâmallâhi summe eblighu me'menehu, zâlike bi ennehum kavmun lâ ya'lemûn (ya'lemûne).: Ve eğer müşriklerden birisi senden yardım isterse, o taktirde, Allah’ın kelâmını işitinceye kadar onu himaye et. Sonra onu emin olduğu yere ulaştır. İşte bu, onların bilmeyen bir kavim olmalarından dolayıdır.” (Tevbe 9/6)

d-) Basar:

Görmek demektir. İşitme sıfatının tamamlayıcısı olarak birçok âyette belirtilmektedir.

Kur'ÂN-ı Kerîmde; Şûrâ, 42/11 âyeti bir örnektir.

فَاطِرُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ جَعَلَ لَكُم مِّنْ أَنفُسِكُمْ أَزْوَاجًا وَمِنَ الْأَنْعَامِ أَزْوَاجًا يَذْرَؤُكُمْ فِيهِ لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَيْءٌ وَهُوَ السَّمِيعُ البَصِيرُ
"Fâtıru’s- semâvâti ve’l- ardı, ceale lekum min enfusikum ezvâcen ve mine’l- en’âmi ezvâcâ (ezvâcen), yezraukum fîhi, leyse ke mislihî şey’un, ve huve’s- semîul basîr (basîru).: Gökleri ve yeri yaratan, sizin nefslerinizden eşler kıldı ve hayvanlardan da eşler kıldı. Orada sizi çoğaltır, yayar. Hiçbir şey, O’nun gibi değildir. Ve O, en iyi işiten, en iyi görendir.” (Şûrâ 42/11)

e-) İrade:

ALLAHu Zü’L- CeLÂL’in dilediği her şeyi yapabilmesidir..

Biliyoruz ki, ULUhiyyet; Kaza, Kader, İrâde ve Meşiyyet Sıfatlarıyla Mutlak Mücehhezliktir.
ALLAHu zü’l- CELÂL’in Tekvinî İrâdesi, Varlıkların MevCÛD Kılışını-Yaratışını her ÂN, Şe’ÂNuLLAHta KÛN feyeKÛN Edişidir.. her VARLık Bu EMRe Muhtaç-Mecbur-Me’mur-Mahkumdur..

أَوَلَيْسَ الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ بِقَادِرٍ عَلَى أَنْ يَخْلُقَ مِثْلَهُم بَلَى وَهُوَ الْخَلَّاقُ الْعَلِيمُ
"E ve leysellezî halaka’s- semâvâti ve’l- arda bi kâdirin alâ en yahluka mislehum, belâ ve huve’l- hallâku’l- alîm (alîmu).: Gökleri ve yerleri yaratan, onların bir eşini daha yaratmaya kaadir değil midir? Evet O, (yegâne) Yaratıcı ve En İyi Bilen’dir.” (Yâsîn 36/81)

إِنَّمَا أَمْرُهُ إِذَا أَرَادَ شَيْئًا أَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ
"İnnemâ emruhû izâ erâde şey’en en yekûle lehu kûn fe yekûn (yekûnu).: O (Allah), bir şey irade ettiği (dilediği) zaman O’nun emri, sadece ona: "Ol!" demektir. O, hemen olur.” (Yâsîn 36/82)

ALLAHu Zü’L- CeLÂL’in iki tür iradesi olduğu açıklanmıştır. Bunlardan ilki, tekvinî irade olup, bütün yaratıkları kapsamına alan iradedir. Bağlantılı olduğu her şey, bu irade çerçevesinde hemen olur.

إِنَّمَا قَوْلُنَا لِشَيْءٍ إِذَا أَرَدْنَاهُ أَن نَّقُولَ لَهُ كُن فَيَكُونُ
"İnnemâ kavlunâ li şey’in izâ eradnâhu en nekûle lehu kun fe yekûn (yekûnu).: Bir şeyin (olmasını) istediğimiz zaman Bizim sözümüz, ona sadece: “Ol!” dememizdir. O, hemen olur.” (Nahl 16/40)

İkincisi, teşrii irade olup, buna “dinî irade” de denilir. ALLAHu Zü’L- CeLÂL’in bir şeyi sevmesi ve hoşnut olması, rıza göstermesi demek olup, iyiliklere, güzel işlere yöneliktir. Kötülüklerin yapılmaması istenir..

شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِيَ أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِّنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ فَمَن شَهِدَ مِنكُمُ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُ وَمَن كَانَ مَرِيضًا أَوْ عَلَى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِّنْ أَيَّامٍ أُخَرَ يُرِيدُ اللّهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلاَ يُرِيدُ بِكُمُ الْعُسْرَ وَلِتُكْمِلُواْ الْعِدَّةَ وَلِتُكَبِّرُواْ اللّهَ عَلَى مَا هَدَاكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
"Şehru ramadânellezî unzile fîhi’l- kur’ânu huden li’n- nâsi ve beyyinâtin mine’l- hudâ ve’l- furkân (furkâni), fe men şehide minkumu’ş- şehra fel yesumh (yesumhu), ve men kâne marîdan ev alâ seferin fe iddetun min eyyâmin uhar (uhara) yurîdullâhu bikumu’l- yusra ve lâ yurîdu bikumu’l- usra, ve li tukmilûl iddete ve li tukebbirûllâhe alâ mâ hedâkum ve leallekum teşkurûn (teşkurûne).: Ramazan ayı ki, insanlar için hidayete erdirici (hidayete erme, Allah’a ulaşma vesilesi) ve beyyineler (açık deliller ve ispat vasıtaları) ve Furkan (hakkı bâtıldan ayırıcı) olarak Kur’ân, Hüda tarafından onda (o ayın içinde) indirildi. Artık içinizden kim bu aya (yetişir de ramazan ayını görüp) şahit olursa o zaman onu, oruç tutarak geçirsin. Ve kim, hasta veya yolculukta olursa, o taktirde (tutamadığı günlerin sayısı) diğer günlerde (oruç tutarak) tamamlanır. Allah sizin için kolaylık diler, zorluk dilemez. (Size bu kolaylık) sayıyı tamamlamanız ve sizi hidayet erdirdiği şeye karşılık (sizin de) Allah’ı tekbir etmeniz (yüceltmeniz) içindir. Umulur ki böylece siz (bütün bu kolaylıklara) şükredersiniz.” (Bakara 2/185)

f-) Kudret:

ALLAHu Zü’L- CeLÂL’in gücünün her şeye yetmesi demektir. Dilediğini yapacak güç ve kudrete sahip olup, O’nun için acizlik söz konusu olmaz.
Kur'ÂN-ı Kerîmde; Mâ’ide, 5/120; Bakara, 2/259; Nûr, 24/45 âyetlerinde geçmektedir.

وَاللَّهُ خَلَقَ كُلَّ دَابَّةٍ مِن مَّاء فَمِنْهُم مَّن يَمْشِي عَلَى بَطْنِهِ وَمِنْهُم مَّن يَمْشِي عَلَى رِجْلَيْنِ وَمِنْهُم مَّن يَمْشِي عَلَى أَرْبَعٍ يَخْلُقُ اللَّهُ مَا يَشَاء إِنَّ اللَّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
"Vallâhu halaka kulle dâbbetin min mâin, fe minhum men yemşî alâ batnihi ve minhum men yemşî alâ ricleyni ve minhum men yemşî alâ erbain, yahlukullâhu mâ yeşâu, innallâhe alâ kulli şey’in kadîr (kadîrun).: Ve Allah, bütün hayvanları sudan yarattı. Onların bir kısmı karnı üzerinde, bir kısmı iki ayağı üzerinde, bir kısmı da dört ayağı üzerinde yürür. Allah dilediği şeyi yaratır. Muhakkak ki Allah, her şeye kaadirdir.” (Nûr 24/45)

g-) Kelam:

Söylemek ve konuşmak demektir. Ancak ALLAHu Zü’L- CeLÂL’in konuşması bizim gibi harf ve sesle değildir. Konuşmasının mahiyetini tam olarak bilemeyiz..
Kur'ÂN-ı Kerîmde; Nisâ’, 4/164; Bakara, 2/75 âyetlerinde geçmektedir.

وَرُسُلاً قَدْ قَصَصْنَاهُمْ عَلَيْكَ مِن قَبْلُ وَرُسُلاً لَّمْ نَقْصُصْهُمْ عَلَيْكَ وَكَلَّمَ اللّهُ مُوسَى تَكْلِيمًا
"Ve rusulen kad kasasnâhum aleyke min kablu ve rusulen lem naksushum aleyke. Ve kellemallâhu mûsâ teklîmâ (teklîmen).: Ve daha önce sana kıssa etmiş olduğumuz (bahsettiğimiz) resûllere ve sana bahsetmediğimiz resûllere de (vahyettik). Ve Allah, Hz. Musa ile kelimelerle (hitap ederek) konuştu.” (Nisâ 4/164)

Vahiy, Allah tarafından elçilerine kelâm-ı nefsî türünden verilmiştir. Yani dil oynatılmadığı hâlde, kalben kendi kendimize bir şey söylemek şeklinde tarif edilen bir konuşmadır.
Kur'ÂN-ı Kerîm böyle inmiştir; yani kelâmullâh, kelâm-ı nefsîdir. Hiçbir değişme kabul etmez.

h-) Tekvin:

Yaratmak demektir. ALLAHu Zü’L- CeLÂL’in bütün varlıkları yaratması, canlılara rızık vermesi, cezâlandırması, öldürmesi gibi fiillerinin tamamı bu sıfat içinde yer alabilir.


3-) Selbi Sıfatlar:

Sıfât-ı Tenzihiyye de denilen bu sıfatlar, ALLAHu Zü’L- CeLÂL’in zatına uygun olmayan anlamları ondan giderdiği için olumsuz-selbi diye nitelendirilmiştir.

Yaratmak, rızık vermek gibi fiilî sıfatla; Eşarîlere göre, Kudret Sıfatının, Maturidîlere göre, Tekvin Sıfatının içinde değerlendirilmektedir.
Ayrıca yine “oturmak” (istivâ), “aşağı inmek” (nüzûl), “gelmek” (meci’) gibi Haberî Sıfatlar da hem ZÂTî hem de Fiilî Sıfatlarla ilgilidir.
Kur'ÂN-ı Kerîmde; A’râf, 7/54; Ra’d 13/2; Furkân, 25/59; Hadîd, 57/4; Bakara, 2/186; En’âm, 6/58; Mülk, 67/16.

اللّهُ الَّذِي رَفَعَ السَّمَاوَاتِ بِغَيْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَهَا ثُمَّ اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ كُلٌّ يَجْرِي لأَجَلٍ مُّسَمًّى يُدَبِّرُ الأَمْرَ يُفَصِّلُ الآيَاتِ لَعَلَّكُم بِلِقَاء رَبِّكُمْ تُوقِنُونَ
"Allâhullezî rafea’s- semavâti bi gayri amedin terevnehâ summestevâ alâ’l- arşı ve sehhara’ş- şemse ve’l- kamer (kamere), kullun yecrî li ecelin musemmâ (musemmen), yudebbiru’l- emre yufassılu’l- âyâti leallekum bi likâi rabbikum tûkınûn (tûkınûne).: Görmekte olduğunuz semaları (gök katlarını) direksiz olarak yükselten Allah’tır. Sonra arşa istiva etti. Ve Güneş'i ve Ay'ı emri altına aldı. Hepsi belirlenmiş bir süreye kadar akıp gider. İşleri düzenleyip idare eder. Âyetleri ayrı ayrı açıklar ki; böylece Rabbinize mülâki olmaya (ölmeden evvel ruhunuzu Allah’a ulaştırmaya) yakîn hasıl edersiniz.” (Ra’d 13/2)

Bu noktada, sıfatlarla ilgili olarak âlimlerimizin iki temel anlama yöntemi olduğunu görüyoruz.
Bunlardan ilki, tevkif, yani te’vil ve teşbihten (benzetmekten) kaçınarak, Kur'ÂN-ı Kerîm ve Hadislerde nasıl geçiyorsa öylece inanmaktır. Bu Selefin yöntemidir.
İkincisi, Halefin yöntemi olup, Ehli Sünnet Âlimlerinin çoğu tarafından benimsemektedir. Bu te’vil (yorumlama) ile ALLAHu Zü’L- CeLÂL’in olumsuz Sıfatlardan tenzih edilmesidir.
Her iki yöntem de ALLAHu Zü’L- CeLÂL’in ZÂTına lâyık olmayan sıfatlarla nitelendirmekten kaçmayı ve “tevhid”i korumayı hedef edinir.
Ebû’l-Mu’în en- Nesefî’in ifâdesiyle, ALLAHu Zü’L- CeLÂL’ bütün sıfatlarıyla birlikte TEKtir. O, öncesi ve sonrası olmayandır. Sıfatlar, ALLAHu Zü’L- CeLÂL’in ZÂTıyla var olurlar ve O’nunla mevCÛDdurlar.


Bu noktada, ALLAHu Zü’L- CeLÂL’in ZÂTına mahsus olan sıfatlarından bahsetmek gerekir.:

a-) Vücud:

ALLAHu Zü’L- CeLÂL’in var olması demektir. Ancak bizler O’nun zatını ve mahiyetini bilemeyiz.

قَالَتْ رُسُلُهُمْ أَفِي اللّهِ شَكٌّ فَاطِرِ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ يَدْعُوكُمْ لِيَغْفِرَ لَكُم مِّن ذُنُوبِكُمْ وَيُؤَخِّرَكُمْ إِلَى أَجَلٍ مُّسَـمًّى قَالُواْ إِنْ أَنتُمْ إِلاَّ بَشَرٌ مِّثْلُنَا تُرِيدُونَ أَن تَصُدُّونَا عَمَّا كَانَ يَعْبُدُ آبَآؤُنَا فَأْتُونَا بِسُلْطَانٍ مُّبِينٍ
"Kâlet rusuluhum e fîllâhi şekkun fâtırı’s- semâvâti ve’l- ard (ardı), yed’ûkum li yagfira lekum min zunûbikum ve yuahhırakum ilâ ecelin musemmâ (musemmen), kâlû in entum illâ beşerun mislunâ, turîdûne en tesuddûnâ ammâ kâne ya’budu âbâunâ fe’tûnâ bi sultânin mubîn (mubînin).: Onların resûlleri şöyle dedi: “Semaları ve arzı yaratan Allah hakkında mı şüphedesiniz? Sizi, günahlarınızı mağfiret etmek için davet ediyor ve sizi belli bir zamana kadar tehir ediyor (mühlet veriyor)”. Onlar da şöyle dediler: “Siz ancak bizim gibi bir beşersiniz. Babalarımızın ibadet etmiş olduğu şeylerden bizi alıkoymak (engellemek) istiyorsunuz. Öyleyse bize açıkça bir mucize getirin!” (İbrâhîm 14/10)

اللّهُ الَّذِي رَفَعَ السَّمَاوَاتِ بِغَيْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَهَا ثُمَّ اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ كُلٌّ يَجْرِي لأَجَلٍ مُّسَمًّى يُدَبِّرُ الأَمْرَ يُفَصِّلُ الآيَاتِ لَعَلَّكُم بِلِقَاء رَبِّكُمْ تُوقِنُونَ
“Allâhullezî rafea’s- semavâti bi gayri amedin terevnehâ summestevâ alâ’l- arşı ve sehhara’ş- şemse ve’l- kamer (kamere), kullun yecrî li ecelin musemmâ (musemmen), yudebbiru’l- emre yufassılu’l- âyâti leallekum bi likâi rabbikum tûkınûn (tûkınûne).: Görmekte olduğunuz semaları (gök katlarını) direksiz olarak yükselten Allah’tır. Sonra arşa istiva etti. Ve Güneş'i ve Ay'ı emri altına aldı. Hepsi belirlenmiş bir süreye kadar akıp gider. İşleri düzenleyip idare eder. Âyetleri ayrı ayrı açıklar ki; böylece Rabbinize mülâki olmaya (ölmeden evvel ruhunuzu Allah’a ulaştırmaya) yakîn hasıl edersiniz.” (Ra’d 13/2)

وَهُوَ الَّذِي مَدَّ الأَرْضَ وَجَعَلَ فِيهَا رَوَاسِيَ وَأَنْهَارًا وَمِن كُلِّ الثَّمَرَاتِ جَعَلَ فِيهَا زَوْجَيْنِ اثْنَيْنِ يُغْشِي اللَّيْلَ النَّهَارَ إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ
"Ve huvellezî medde’l- arda ve ceale fîhâ ravâsiye ve enhârâ (enhâren), ve min kulli’s- semerâti ceale fîhâ zevceynisneyni yugşi’l- leylen nehâr (nehâre), inne fî zâlike le âyâtin li kavmin yetefekkerûn (yetefekkerûne).: Yeryüzünü uzatıp, yayan O'dur. Orada dağlar ve nehirler kıldı (yarattı, oluşturdu). Orada bütün ürünlerden ikili çiftler (zıt cinsli eşler) yarattı (oluşturdu). Geceyi, gündüze örter. Muhakkak ki; bunda tefekkür eden kavim için elbette âyetler (deliller) vardır.” (Ra’d 13/3)

وَرَبُّكَ الْغَنِيُّ ذُو الرَّحْمَةِ إِن يَشَأْ يُذْهِبْكُمْ وَيَسْتَخْلِفْ مِن بَعْدِكُم مَّا يَشَاء كَمَآ أَنشَأَكُم مِّن ذُرِّيَّةِ قَوْمٍ آخَرِينَ
"Ve rabbuke’l- ganiyyu zur rahmeti, in yeşe’ yuzhibkum ve yestahlif min ba’dikum mâ yeşâu kemâ enşeekum min zurriyyeti kavmin âharîn (âharîne).: Ve senin Rabbin ganidir (zengindir, hiçbir şeye ihtiyacı yoktur) rahmet sahibidir. Dilerse sizi giderir (yok eder), sizi başka bir kavmin zürriyetinden (neslinden) yarattığı gibi, sizden sonra da yerinize dilediğini getirir (halef yapar).” (En’âm 6/133)

Âyetleri, ALLAHu Zü’L- CeLÂL’in ZÂTını idrak edemeyeceğimizi belirtmektedir.

b-) Kıdem:

ALLAHu Zü’L- CeLÂL’in varlığının öncesi olmaması demektir. Ezelîdir, varlığı sonradan olmuş bir varlık değildir. Geçmişe doğru ne kadar gidilirse gidilsin, ALLAHu Zü’L- CeLÂL’in olmadığı bir an dahi tasavvur etmek mümkün değildir. O’nun varlığının (vucûd) bir başlangıcı yoktur.

هُوَ الْأَوَّلُ وَالْآخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْبَاطِنُ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ
"Huve’l- evvelu ve’l- âhiru ve’z- zâhiru ve’l- bâtın (bâtınu), ve huve bi kulli şey’in alîm (alîmun).: O, evveldir (ilktir) ve ahirdir (sondur), zahirdir (alâmetleri tüm varlıklarda görünendir) ve bâtındır (gizli olandır). Ve O, herşeyi en iyi bilendir.” (Hadîd 57/3)

Bu sıfatın zıttı sonradan olmadır-hâdisdir. Sonradan olan her şeyin bir yaratıcısı vardır. Oysa ALLAHu Zü’L- CeLÂL, kadîmdir öncesi yoktur.

c-) Bekâ:

ALLAHu Zü’L- CeLÂL’in ebedî olması demektir. Varlığının sonu yoktur, daima var olacaktır, bu vücud sıfatının gereğidir; çünkü öncesi olmayanın sonrası da olmayacaktır. Bu sıfatın zıttı yok olmaktır (fenâ). Allah için yokluk söz konusu değildir.

وَلَا تَدْعُ مَعَ اللَّهِ إِلَهًا آخَرَ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ كُلُّ شَيْءٍ هَالِكٌ إِلَّا وَجْهَهُ لَهُ الْحُكْمُ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
"Ve lâ ted’u meallâhi ilâhen âhar (âhara), lâ ilâhe illâ hû (hûve), kullu şey’in hâlikun illâ vecheh (vechehu), lehu’l- hukmu ve ileyhi turceûn (turceûne).: Ve Allah ile beraber başka bir İlâh’a dua etme (ibadet etme). O’ndan başka İlâh yoktur. O’nun Zat’ı hariç herşey helâk olucudur. Hüküm O’nundur. Ve O’na döndürüleceksiniz.” (Kasas 28/88)

وَيَبْقَى وَجْهُ رَبِّكَ ذُو الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ
"Ve yebkâ vechu rabbike zû’l- celâli ve’l- ikrâm (ikrâmi).: Ve celâl ve ikram sahibi Rabbinin Vechi (Zâtı) bâki kalacaktır.” (Rahmân 55/27)

d-) Vahdaniyet:

ALLAHu Zü’L- CeLÂL’in ZÂTıyla ilgili olan Kemâl Sıfatlarının en önemlisidir. Çünkü bu sıfat, O’nun ZÂTında, Sıfatında ve Fiillerinde bir olduğuna, eşi ve benzeri bulunmadığına, ibâdete lâyık tek varlık olduğuna delâlet etmektedir.
Mü’min olmanın ilk şartı, varlığına inandığı ALLAHu Zü’L- CeLÂL’in her yönden TEK-BİR bir ve tek olduğuna, eşi ve benzeri bulunmadığına kesin olarak inanmaktır; vahdaniyet kavramı bunu açıklamaktadır. ALLAHu Zü’L- CeLÂL’i BİR-lemek “tevhid” öğretisi, bütün semavî dinlerde iman esaslarının ilkinin oluşturmaktadır. Bu sıfatı İhlas Sûresi en güzel şekilde açıklamaktadır

ALLAHu Zü’L- CeLÂL’in ’ın Kemâl Sıfatları ki,


قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ
Resim---“Kul huvallâhu ehâd(ehâdun) : De, o: ALLAH tek bir (ehâd)dir”
(İhlâs 112/1)

اللَّهُ الصَّمَدُ
Resim---“Allâhu’s- samed(samedu) : ALLAH, Samed'dir (her şey O'na muhtaçtır, daimdir, hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır).”
(İhlâs 112/2)

لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ
Resim---“Lem yelid ve lem yûled: O, doğurmamıştır ve doğurulmamıştır.”
(İhlâs 112/3)

وَلَمْ يَكُن لَّهُ كُفُوًا أَحَدٌ
Resim---“Ve lem yekun lehu kufuven ehâd(ehâdun) : Ve hiçbir şey O'nun dengi değildir.”
(İhlâs 112/4)


e-) Muhalefetun lil-Havadis:

ALLAHu Zü’L- CeLÂL’in sonradan yaratılan hiçbir şeye benzememesi demektir. O’nun hiçbir benzeri yoktur; çünkü evrende gördüğümüz bütün varlıklar, sonradan yaratılmışlardır ve bir yaratıcıları vardır. Allah ise, varlığı öncesiz ve sonrasız olan Varlık’tır.

فَاطِرُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ جَعَلَ لَكُم مِّنْ أَنفُسِكُمْ أَزْوَاجًا وَمِنَ الْأَنْعَامِ أَزْوَاجًا يَذْرَؤُكُمْ فِيهِ لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَيْءٌ وَهُوَ السَّمِيعُ البَصِيرُ
"Fâtıru’s- semâvâti ve’l- ard (ardı), ceale lekum min enfusikum ezvâcen ve mine’l- en’âmi ezvâcâ (ezvâcen), yezreukum fîh (fîhi), leyse ke mislihî şey’un, ve huve’s- semîu’l- basîr (basîru).: Gökleri ve yeri yaratan, sizin nefslerinizden eşler kıldı ve hayvanlardan da eşler kıldı. Orada sizi çoğaltır, yayar. Hiçbir şey, O’nun gibi değildir. Ve O, en iyi işiten, en iyi görendir.” (Şûrâ 42/11)

f-) Kıyam bi Nefsihi:

ALLAHu Zü’L- CeLÂL’in var olması için başka bir zata veya mekâna muhtaç olmaması demektir. ALLAHu Zü’L- CeLÂL’in var olması için başka bir varlığa ihtiyacı yoktur, zatıyla var olmuştur. Bu Zorunlu Varlık, Vacîbu’l-VuCÛD olmasının gereğidir. O, TEK-BİRicik YARATICI’dır. O’ndan başka her şey yaratılmıştır. O’nun hiçbir şeye ihtiyacı yoktur.

فَأَمَّا الْإِنسَانُ إِذَا مَا ابْتَلَاهُ رَبُّهُ فَأَكْرَمَهُ وَنَعَّمَهُ فَيَقُولُ رَبِّي أَكْرَمَنِ
"Fe emme’l- insânu izâ mebtelâhu rabbuhu fe ekremehu ve na’amehu fe yekûlu rabbî ekremen (ekremeni).: Fakat insan, ne zaman Rabbi onu imtihan edip, böylece ona ikram eder ve onu ni’metlendirirse, o zaman: “Rabbim bana ikram etti.” der.” (Fecr 89/15)

وَوَصَّيْنَا الْإِنسَانَ بِوَالِدَيْهِ حُسْنًا وَإِن جَاهَدَاكَ لِتُشْرِكَ بِي مَا لَيْسَ لَكَ بِهِ عِلْمٌ فَلَا تُطِعْهُمَا إِلَيَّ مَرْجِعُكُمْ فَأُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
"Ve vassayne’l- insâne bi vâlideyhi husnâ (husnen), ve in câhedâke li tuşrike bî mâ leyse leke bihî ilmun fe lâ tutı’humâ, ileyye merciukum fe unebbiukum bimâ kuntum ta’melûn (ta’melûne).: Ve Biz insana, anne ve babasına güzel davranmasını vasiyet ettik (emrettik). Ve eğer onlar, hakkında bilgin olmayan bir şey ile Bana şirk koşman için seninle mücâdele ederlerse o taktirde, o ikisine itaat etme. Dönüşünüz, Banadır. O zaman yapmış olduklarınızı size haber vereceğim.” (Ankebût 29/8)


Resim[/size]

->YUSeBBihu!. >SEMÂ-sında
->SıRR-ı SuBHÂN >SEFÂ-sın!.:


YuSEBBihu.:

يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ الْمَلِكِ الْقُدُّوسِ الْعَزِيزِ الْحَكِيمِ
Resim ---Yusebbihu lillâhi mâ fî's-semâvâti ve mâ fî'l-ardı'l-meliki'l-kuddûsi'l-azîzi'l-hakîm(hakîmi) : Göklerde ve yerde olanların hepsi, mülkün sâhibi, eksiklikten münezzeh, azîz ve hakîm olan ALLAH'ı tesbih eder.
(Cumâ 62/1)

SeBBeHa: tesbih eder. Yüzer. Döner durur. AKL-ı SiLm BİLir ki, ATOM yaratıldığı günden beri durmadan dönmektedir ve kıyâmete kadar da dönecektir. Enerjiyi nerden almakta ve alacak sorusunun cevâbının “KÛN feye KÛN-hER ÂN ŞE’ÂNULLAHta yENiden Yaratış” olduğunu materyalist fizik çok geç anlayacaktır sanırım..


Resim

ALLAH’adır ->sANa İmÂN
TÂBi OLuştur >hERBiR ÂN
->İTÂatte >CÂNda CÂNÂN.:


Kur'ân-ı Kerimimizde;

1- ALLAH'A ve RESÛLÜNE TESLİM OLUN!:

(Ahzâb 33/56) (Âl-i İmrân 3/20)

إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا
Resim---“İnnallâhe ve melâiketehu yusallûne alen nebiyyi, yâ eyyuhellezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ(teslîmen) : Şüphesiz, Allah ve melekleri Peygambere salat ederler. Ey iman edenler, siz de ona salat edin ve tam bir teslimiyetle ona selam verin.” (Ahzâb 33/56)

فَإنْ حَآجُّوكَ فَقُلْ أَسْلَمْتُ وَجْهِيَ لِلّهِ وَمَنِ اتَّبَعَنِ وَقُل لِّلَّذِينَ أُوْتُواْ الْكِتَابَ وَالأُمِّيِّينَ أَأَسْلَمْتُمْ فَإِنْ أَسْلَمُواْ فَقَدِ اهْتَدَواْ وَّإِن تَوَلَّوْاْ فَإِنَّمَا عَلَيْكَ الْبَلاَغُ وَاللّهُ بَصِيرٌ بِالْعِبَادِ
Resim---“Fe in hâccûke fe kul eslemtu vechiye lillâhi ve menittebean (menittebeani), ve kul lillezîne ûtû’l- kitâbe ve’l- ummiyyîne e eslemtum, fe in eslemû fe kadihtedev, ve in tevellev fe innemâ aleyke’l- belâg (belâgu), vallâhu basîrun bi’l- ibâd (ibâdi) : Eğer seninle çekişip tartışırlarsa, de ki: "Ben, bana uyanlarla (tâbi olarak-teslimiyetle) birlikte, kendimi Allah'a teslim ettim." Ve kitap verilenlerle ümmilere de ki: "Siz de teslim oldunuz mu?" Eğer teslim oldularsa, gerçekten hidayete ermişlerdir. Fakat yüz çevirdilerse, artık sana düşen yalnızca tebliğ(etmek)dir. Allah, kulları hakkıyla görendir.” (Âl-i İmrân 3/20)

Kur'ân-ı Kerimimizde;

2- ALLAH'A ve RESÛLÜNE İMAN EDİN!:

(A'raf 7/158) (Nur 24/47, 62) (Fetih 48/9, 13) (Hucurât 49/15) (Hadid 57/7, 19, 21) (Mücâdile 58/4) (Saff 61/11)

قُلْ يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنِّي رَسُولُ اللّهِ إِلَيْكُمْ جَمِيعًا الَّذِي لَهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ لا إِلَهَ إِلاَّ هُوَ يُحْيِي وَيُمِيتُ فَآمِنُواْ بِاللّهِ وَرَسُولِهِ النَّبِيِّ الأُمِّيِّ الَّذِي يُؤْمِنُ بِاللّهِ وَكَلِمَاتِهِ وَاتَّبِعُوهُ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ
Resim---“Kul yâ eyyuhen nâsu innî resûlullâhi ileykum cemîanillezî lehu mulku’s- semâvâti ve’l- ard (ardı), lâ ilâhe illâ huve yuhyî ve yumît (yumîtu), fe âminû billâhi ve resûlihin nebiyyi’l- ummiyyillezî yu’minu billâhi ve kelimâtihî vettebiûhu leallekum tehtedûn (tehtedûne) : De ki: Ey insanlar! Gerçekten ben sizin hepinize, göklerin ve yerin sahibi olan Allah'ın elçisiyim. Ondan başka tanrı yoktur, O diriltir ve öldürür. Öyle ise Allah'a ve ümmî Peygamber olan Resûlüne -ki o, Allah'a ve onun sözlerine inanır- iman edin ve O'na uyun ki doğru yolu bulasınız.” (A'râf 7/158)

وَيَقُولُونَ آمَنَّا بِاللَّهِ وَبِالرَّسُولِ وَأَطَعْنَا ثُمَّ يَتَوَلَّى فَرِيقٌ مِّنْهُم مِّن بَعْدِ ذَلِكَ وَمَا أُوْلَئِكَ بِالْمُؤْمِنِينَ
Resim---“Ve yekûlûne âmennâ billâhi ve bir resûli ve ata’nâ summe yetevellâ ferîkun minhum min ba’di zâlik (zâlike) ve mâ ulâike bi’l- mu’minîn (mu’minîne) : (Bazı insanlar:) "Allah'a ve Peygamber'e inandık ve itaat ettik" diyorlar; ondan sonra da içlerinden bir gurup yüz çeviriyor. Bunlar inanmış değillerdir.” (Nûr 24/47)

إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذِينَ آمَنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَإِذَا كَانُوا مَعَهُ عَلَى أَمْرٍ جَامِعٍ لَمْ يَذْهَبُوا حَتَّى يَسْتَأْذِنُوهُ إِنَّ الَّذِينَ يَسْتَأْذِنُونَكَ أُوْلَئِكَ الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ فَإِذَا اسْتَأْذَنُوكَ لِبَعْضِ شَأْنِهِمْ فَأْذَن لِّمَن شِئْتَ مِنْهُمْ وَاسْتَغْفِرْ لَهُمُ اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Resim---“İnnelme’l- mu’minûnellezîne âmenû billâhi ve resûlihî ve izâ kânû meahu alâ emrin câmiın lem yezhebû hattâ yeste’zinûh (yeste’zinûhu), innellezîne yeste’zinûneke ulâikellezîne yu’minûne billâhi ve resûlih (resûlihi), fe izeste’zenûke li ba’dı şe’nihim fe’zen li men şi’te minhum vestağfir lehumullâh (lehumullâhe), innallâhe gafûrun rahîm (rahîmun) : Mü'minler o kimselerdir ki, Allah'a ve Resûlü'ne iman edenler, onunla birlikte toplu(mu ilgilendiren) bir iş üzerinde iken, ondan izin alıncaya kadar bırakıp gitmeyenlerdir. Gerçekten, senden izin alanlar, işte onlar Allah'a ve elçisine iman edenlerdir. Böylelikle, senden kendi bazı işleri için izin istedikleri zaman, dilediklerine izin ver ve onlar için Allah'tan bağışlanma dile. Şüphesiz Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.” (Nûr 24/62)

لِتُؤْمِنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَتُعَزِّرُوهُ وَتُوَقِّرُوهُ وَتُسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَأَصِيلًا
Resim---“Li tu’minû billâhi ve resûlihî ve tuazzirûhu ve tuvakkırûh (tuvakkırûhu), ve tusebbihûhu bukreten ve asîlâ (asîlen) : Ki Allah'a ve Resûlü'ne iman etmeniz, O'nu savunup desteklemeniz, O'nu en içten bir saygıyla yüceltmeniz ve sabah akşam O'nu (Allah'ı) tesbih etmeniz için.” (Fetih 48/9)

وَمَن لَّمْ يُؤْمِن بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ فَإِنَّا أَعْتَدْنَا لِلْكَافِرِينَ سَعِيرًا
Resim---“Ve men lem yû’min billâhi ve resûlihî fe innâ a’tednâ li’l- kâfirîne saîrâ (saîren) : Kim Allah'a ve Resûlü'ne iman etmezse, (bilsin ki) gerçekten Biz, kafirler için çılgınca yanan bir ateş hazırlamışızdır.” (Fetih 48/13)

إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذِينَ آمَنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ ثُمَّ لَمْ يَرْتَابُوا وَجَاهَدُوا بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أُوْلَئِكَ هُمُ الصَّادِقُونَ
Resim---“İnneme’l- mû’minûnellezîne âmenû billâhi ve resûlihî summe lem yertâbû ve câhedû bi emvâlihim ve enfusihim fî sebîlillâh (sebîlillâhi), ulâike humus sâdikûn (sâdikûne) : Mü'min olanlar, ancak o kimselerdir ki, onlar, Allah'a ve Resûlü'ne iman ettiler, sonra hiçbir kuşkuya kapılmadan Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad ettiler. İşte onlar, sadık (doğru) olanların ta kendileridir.” (Hucurât 49/15)

آمِنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَأَنفِقُوا مِمَّا جَعَلَكُم مُّسْتَخْلَفِينَ فِيهِ فَالَّذِينَ آمَنُوا مِنكُمْ وَأَنفَقُوا لَهُمْ أَجْرٌ كَبِيرٌ
Resim---“Âminû billâhi ve resûlihî ve enfikû mimmâ cealekum mustahlefîne fîh (fîhi), fellezîne âmenû minkum ve enfekû lehum ecrun kebîr (kebîrun) : Allah'a ve Resûlü'ne iman edin. Sizi, üzerinde tasarrufa yetkili kıldığı şeylerden harcayın. Sizden iman edip de (Allah rızası için) harcayan kimselere büyük mükâfat vardır.” (Hadid 57/7)

وَالَّذِينَ آمَنُوا بِاللَّهِ وَرُسُلِهِ أُوْلَئِكَ هُمُ الصِّدِّيقُونَ وَالشُّهَدَاء عِندَ رَبِّهِمْ لَهُمْ أَجْرُهُمْ وَنُورُهُمْ وَالَّذِينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِآيَاتِنَا أُوْلَئِكَ أَصْحَابُ الْجَحِيمِ
Resim---“Vellezîne âmenû billâhi ve rusulihî ulâike humu’s- sıddîkûne ve’ş- şuhedâu inde rabbihim, lehum ecruhum ve nûruhum, vellezîne keferû ve kezzebû bi âyâtinâ ulâike ashâbu’l- cahîm (cahîmi) : Allah'a ve O'nun Resûlü'ne iman edenler; işte onlar Rableri katında sıddîklar ve şehidler (veya şahid)lerdir. Onların ecirleri ve nurları vardır. İnkâr edip ayetlerimizi yalanlayanlar ise; işte onlar da cehennem halkıdır.” (Hadid 57/19)

سَابِقُوا إِلَى مَغْفِرَةٍ مِّن رَّبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا كَعَرْضِ السَّمَاء وَالْأَرْضِ أُعِدَّتْ لِلَّذِينَ آمَنُوا بِاللَّهِ وَرُسُلِهِ ذَلِكَ فَضْلُ اللَّهِ يُؤْتِيهِ مَن يَشَاء وَاللَّهُ ذُو الْفَضْلِ الْعَظِيمِ
Resim---“Sâbikû ilâ magfiretin min rabbikum ve cennetin arduhâ keardı’s- semâi ve’l- ardı uıddet lillezîne âmenû billâhi ve rusulih (rusulihî), zâlike fadlullâhi yû’tîhi men yeşâu, vallâhu zû’l- fadli’l- azîm (azîmi) : Rabbinizden olan bir mağfirete ve cennete (kavuşmak için) 'çaba gösterip yarışın,' ki (o cennet) genişliği gök ile yerin genişliği gibi olup Allah'a ve Resûlü'ne iman edenler için hazırlanmıştır. İşte bu, Allah'ın fazlıdır ki, onu dilediğine verir. Allah büyük fazl sahibidir.” (Hadid 57/21)

فَمَن لَّمْ يَجِدْ فَصِيَامُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ مِن قَبْلِ أَن يَتَمَاسَّا فَمَن لَّمْ يَسْتَطِعْ فَإِطْعَامُ سِتِّينَ مِسْكِينًا ذَلِكَ لِتُؤْمِنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَتِلْكَ حُدُودُ اللَّهِ وَلِلْكَافِرِينَ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Resim---“Fe men lem yecid fe siyâmu şehreyni mutetâbiayni min kabli en yetemâssâ, fe men lem yestetı’ fe ıt’amu sittîne miskînâ (miskînen), zâlike li tû’minû billâhi ve resûlih (resûlihî), ve tilke hudûdullâh (hudûdullâhi), ve li’l- kâfirîne azâbun elîm (elîmun) : Ancak buna (imkan) bulamayanlar (için de) birbirleriyle temas etmeden önce, kesintisiz iki ay oruç (yüklenmiştir); buna güç yetiremeyenler altmış yoksulu doyursun. Bu (kolaylık), Allah'a ve O'nun Resûlü'ne iman etmeniz dolayısıyladır. Bunlar, Allah'ın sınırlarıdır. Kafirler içinse acı bir azab vardır.” (Mücâdile 58/4)

تُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَتُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ بِأَمْوَالِكُمْ وَأَنفُسِكُمْ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ
Resim---“Tû'minûne billâhi ve resûlihî ve tucâhidûne fî sebîlillâhi bi emvâlikum ve enfusikum, zâlikum hayrun lekum in kuntum ta'lemûn (ta'lemûne) : Allah'a ve O'nun Resulü'ne iman edersiniz, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edersiniz. Bu, sizin için daha hayırlıdır; eğer bilirseniz.” (Saff 61/11)


Kur'ân-ı Kerimimizde;

3- ALLAH'A VE RESÛLÜNE TÂBİ OLUN- istecibü!:

(Âl-İ İmrân 3/172) (Enfâl 8/24)

الَّذِينَ اسْتَجَابُواْ لِلّهِ وَالرَّسُولِ مِن بَعْدِ مَآ أَصَابَهُمُ الْقَرْحُ لِلَّذِينَ أَحْسَنُواْ مِنْهُمْ وَاتَّقَواْ أَجْرٌ عَظِيمٌ
Resim---“Ellezinestecâbû lillâhi ve’r- resûli min ba’di mâ asâbehumu’l- karh (karhu), lillezîne ahsenû minhum vettekav ecrun azîm (azîmun) : Onlar yaralandıktan sonra Allah’ın ve Peygamberinin davetine uyan kimselerdir. Onlardan güzel davranıp iyilik edenlere ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara büyük bir mükâfat vardır.” (Âl-İ İmrân 3/172)

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اسْتَجِيبُواْ لِلّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُم لِمَا يُحْيِيكُمْ وَاعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِهِ وَأَنَّهُ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ
Resim---“Yâ eyyuhellezîne âmenûstecîbû lillâhi ve li’r- resûli izâ deâkum limâ yuhyîkûm, va'lemû ennallâhe yehûlu beyne’l- mer'i ve kalbihî ve ennehû ileyhi tuhşerûn (tuhşerûne) : Ey iman edenler, size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah'a ve Resûlü'ne icabet edin. Ve bilin ki muhakkak Allah, kişi ile kalbi arasına girer ve siz gerçekten O'na götürülüp toplanacaksınız.” (Enfâl 8/24)

ALLAH'ın RESÛLüne Tâbi OLun!:

(Bakara 2/143) (Âl-i İmrân 3/20, 31, 53) (A'RAF 7/158) (Enfâl 8/ 64) (Yûsuf 12/108) (Şuara 26/215)

فَإنْ حَآجُّوكَ فَقُلْ أَسْلَمْتُ وَجْهِيَ لِلّهِ وَمَنِ اتَّبَعَنِ وَقُل لِّلَّذِينَ أُوْتُواْ الْكِتَابَ وَالأُمِّيِّينَ أَأَسْلَمْتُمْ فَإِنْ أَسْلَمُواْ فَقَدِ اهْتَدَواْ وَّإِن تَوَلَّوْاْ فَإِنَّمَا عَلَيْكَ الْبَلاَغُ وَاللّهُ بَصِيرٌ بِالْعِبَادِ
Resim---“Fe in hâccûke fe kul eslemtu vechiye lillâhi ve menittebean (menittebeani), ve kul lillezîne ûtû’l- kitâbe ve’l- ummiyyîne e eslemtum, fe in eslemû fe kadihtedev, ve in tevellev fe innemâ aleyke’l- belâg (belâgu), vallâhu basîrun bi’l- ibâd (ibâdi): Eğer seninle çekişip tartışırlarsa, de ki : "Ben, bana uyanlarla (tâbi olarak-teslimiyetle) birlikte, kendimi Allah'a teslim ettim." Ve kitap verilenlerle ümmilere de ki: "Siz de teslim oldunuz mu?" Eğer teslim oldularsa, gerçekten hidayete ermişlerdir. Fakat yüz çevirdilerse, artık sana düşen yalnızca tebliğ(etmek)dir. Allah, kulları hakkıyla görendir.” (Âl-i İmrân 3/20)

قُلْ إِن كُنتُمْ تُحِبُّونَ اللّهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللّهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Resim---“Kul in kuntum tuhibbûnallâhe fettebiûnî yuhbibkumullâhu ve yagfir lekum zunûbekum, vallâhu gafûrun rahîm (rahîmun) : De ki: "Eğer siz Allah'ı seviyorsanız bana uyun; Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah bağışlayandır, esirgeyendir." (Âl-i İmrân 3/31)

رَبَّنَا آمَنَّا بِمَا أَنزَلَتْ وَاتَّبَعْنَا الرَّسُولَ فَاكْتُبْنَا مَعَ الشَّاهِدِينَ
“Rabbenâ âmennâ bi mâ enzelte vetteba’nâ’r- resûle fektubnâ mea’ş- şâhidîn (şâhidîne) : 'Ey Rabbimiz! Biz senin indirdiğine inandık ve Peygamber'e uyduk. Bizi şahitlerle birlikte yaz!' (Âl-i İmrân 3/53)

قُلْ يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنِّي رَسُولُ اللّهِ إِلَيْكُمْ جَمِيعًا الَّذِي لَهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ لا إِلَهَ إِلاَّ هُوَ يُحْيِي وَيُمِيتُ فَآمِنُواْ بِاللّهِ وَرَسُولِهِ النَّبِيِّ الأُمِّيِّ الَّذِي يُؤْمِنُ بِاللّهِ وَكَلِمَاتِهِ وَاتَّبِعُوهُ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ
Resim---“Kul yâ eyyuhen nâsu innî resûlullâhi ileykum cemîanillezî lehu mulku’s- semâvâti ve’l- ard(ardı), lâ ilâhe illâ huve yuhyî ve yumît (yumîtu), fe âminû billâhi ve resûlihin nebiyyi’l- ummiyyillezî yu’minu billâhi ve kelimâtihî vettebiûhu leallekum tehtedûn (tehtedûne) : De ki: Ey insanlar! Gerçekten ben sizin hepinize, göklerin ve yerin sahibi olan Allah'ın elçisiyim. Ondan başka tanrı yoktur, O diriltir ve öldürür. Öyle ise Allah'a ve ümmî Peygamber olan Resûlüne -ki o, Allah'a ve onun sözlerine inanır- iman edin ve O'na uyun ki doğru yolu bulasınız.” (A'râf 7/158)

يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ حَسْبُكَ اللّهُ وَمَنِ اتَّبَعَكَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ
Resim---“Yâ eyyuhennebiyyu hasbukallâhu ve menittebeake mine’l- mu'minîn (mu'minîne) : Ey Peygamber! Sana ve sana uyan müminlere Allah yeter.” (Enfâl 8/64)

قُلْ هَذِهِ سَبِيلِي أَدْعُو إِلَى اللّهِ عَلَى بَصِيرَةٍ أَنَاْ وَمَنِ اتَّبَعَنِي وَسُبْحَانَ اللّهِ وَمَا أَنَاْ مِنَ الْمُشْرِكِينَ
Resim---“Kul hâzihî sebîlî ed’û ilallâhi alâ basîretin ene ve menittebeanî, ve subhânallâhi ve mâ ene mine’l- muşrikîn (muşrikîne) : (Resûlüm!) De ki: "İşte bu, benim yolumdur. Ben Allah'a çağırıyorum, ben ve bana uyanlar aydınlık bir yol üzerindeyiz. Allah'ı (ortaklardan) tenzih ederim! Ve ben ortak koşanlardan değilim." (Yûsuf 12/108)

وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِمَنِ اتَّبَعَكَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ
Resim---“Vahfıd cenâhake li menittebeake mine’l- mu’minîn (mu’minîne) : Ve mü'minlerden, sana tabi olanlara (koruyucu) kanatlarını ger.” (Şuara 26/215)


ALLAH'IN RESÛLÜNE İTAAT EDİN!:

(NİSA 4/64) (NÛR 24/56)

وَمَا أَرْسَلْنَا مِن رَّسُولٍ إِلاَّ لِيُطَاعَ بِإِذْنِ اللّهِ وَلَوْ أَنَّهُمْ إِذ ظَّلَمُواْ أَنفُسَهُمْ جَآؤُوكَ فَاسْتَغْفَرُواْ اللّهَ وَاسْتَغْفَرَ لَهُمُ الرَّسُولُ لَوَجَدُواْ اللّهَ تَوَّابًا رَّحِيمًا
Resim---Ve mâ erselnâ min resûlin illâ li yutâa bi iznillâh (iznillâhi). Ve lev ennehum iz zalemû enfusehum câûke festagferûllâhe vestagfera lehumu’r- resûlu le vecedûllâhe tevvâben rahîmâ (rahîmen) : Biz her peygamberi -Allah'ın izniyle- ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan bağışlanmayı dileseler, Resûl de onlar için istiğfar etseydi Allah'ı ziyadesiyle affedici, esirgeyici bulurlardı.” (Nisâ 4/64)

وَأَقِيمُوا الصَّلَاةَ وَآتُوا الزَّكَاةَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
Resim---Ve ekîmû’s- salâte ve âtû’z- zekâte ve atîû’r- resûle leallekum turhamûn (turhamûne) : Namazı kılın; zekâtı verin; Peygamber'e itaat edin ki merhamet göresiniz.” (Nûr 24/56)

ALLAHU ZÜ’L-CELÂL; Teslim olmak, imân etmek, tâbi’ olmak ve itâat etmek hususunda Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i hep ZÂTıyla BİRlikte buyurmuştur.


Resim

EDEB İLİM İRfÂN ERkÂN
İLe İNSÂN OLur >İNsÂN
İŞin ASLı fASLı İhvÂNim
ŞE’ÂNında CÂNda CÂNÂN..

SeLÂMsın Yâ RaSûLuLLAH
KeLÂMsın Yâ RaSûLuLLAH
ŞeHÂDetin ŞeReFisin
ŞeFâatın -->ŞiFâsısın
SıLÂMsın Yâ RaSûLuLLAH sallallahu aleyhi vesellem..


3. SALÂVÂT-I ŞERÎFE : İmâm-ı Alî kerremullahi vecheye ait salâvâtı şerîfe

Resim

TÜRKÇESİ: Lebbeyke Allahümme Rabbiye ve sâ’deyke Resim Salâvâtu’llahi’l-Berri’r- Rahîm Ve’l- melâiketi’l- mukarrebîn Resim Ve’n- nebîyyine ve’s- sıddıkîne ve’ş- şühedâi ve’s- sâlihîn Resim Vemâ sebbiha leke min şey’in yâ Rabbe’l- âlemîne Resim Alâ seyyidinâ ve Mevlânâ Muhammedin ibni Abdillahi hâtemi’n- nebîyyîne Resim Ve Seyyidi’l- mürselîne ve imâmi’l- mûttâkîne Resim Ve Resûli Rabbü’l- âlemîne’ş- şâhidi’l- beşiri’d- dâi ileyke bi iznike es sirâce’l- münir Resim Ve aleyhi’s- salâtü ve’s- selâmû ve rahmetullahi ve berâkâtuhu.

MÂNÂSI:
“Emret (buyur) ALLAH’ım! Ve başim-gözüm üstüne (emret, saâdetle Senden mutluluk istiyorum), RABB’im, ALLAH’ım! İyilik ve merhamet dolu Salâvâtullahı, gözde (yakîn) meleklerin salâvâtı, peygamberlerin, sıddıkların, şehîdlerin, sâlihlerin; Ey âlemlerin RABBi Seni tesbih (ve tenzih) eden herşeyin salâvâtı, Efendimiz Abdullah oğlu Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’e, Hatemü’l-Enbiyâya (peygamberlerin sonuncusuna), peygamberlerin Efendisine, müttakîlerin (günâhlardan korunup ALLAH'a sığınanların) imâmına; âlemlerin RABBinin, şâhid ve müjdeci Resûlüne, Senin izninde Sana dâvet eden ve aydınlatan kandile (sayısız- sonsuz) selâm (sıla, salâvât, rahmet, istiğfâr, dua, ulaşım) olsun!”



MuhaMMedi MuHABBEtLerimİZLe!....

Resim

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 22 Mar 2017, 10:14 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11428
Resim


Yâ RaSûLuLLAH!.
sallallahu aleyhi vesellem

->KuL İhvÂNin>KıtMÎRindir
HASBî HİZMette EL KİRindir
SENi SEVendEN -->BİRİndir
GÖNLü GuRBet ELi..
Yâ HAYy!.sallallahu aleyhi vesellem..

*

CeVR-i CihÂN ÇARK-ı ÇİLe
BİZ BİR-İZ NÛRunda BİLe
->İŞi - GÜCü -->SENin İLe
ELinde HAYy ELi..
Yâ HAYy!.sallallahu aleyhi vesellem..

*

EL ->ELe ->EL>PÎR ÂLİ ŞÂH
KeLÂMuLLAH ->ReSûLuLLAH
YÂRi YARDIMcısı ->A L L A H
DİVÂNEndir >DELi..
Yâ HAYy!.sallallahu aleyhi vesellem..

*

RaSûL ->ALLAHı >KESİNdir
OKUnan Kur'ÂN ->SESİNdir
HABLi’L- VERîD >NEFESİNdir
ESEN SEHER YELi...
Yâ HAYy!.sallallahu aleyhi vesellem..

*

->bU ÂLeMde -->TEK SEViNCi
“SENden>HAKKa BİZ-BİR”inci
->GÖZünden DÖKktüğü >İNCi
->SIRR-ı SIFIR SELi..
Yâ HAYy!.sallallahu aleyhi vesellem..


22.03.17 10:56
brsbrsm..tktktrstKkmdsvdÂAKLenNAKLen..


Resim51. SALÂVÂT-ı ŞERÎFE :

SALÂVÂtu’-L HAYyu LâYemût..
ÖLümsüz El HAYy celle celâlihu’ya ULAŞım SALÂVÂtımız..


Resim

Ve en tusalliye aleyhi ve alâ âlihi adede men sebbehâke ve kaddeseke ve secede leke ve azzameke min yevme halakte’d- dünyâ ilâ yevmi’l- kıyâmeti fi külli yevmin elfe merretin.
Ve en tusalliye aleyhi ve alâ âlihi adede külli senetin halaktehüm fihâ min yevmi halakte’d- dünyâ ilâ yevmi’l- kıyâmeti fi külli yevmin elfe merretin.
Ve en tusalli aleyhi ve alâ âlihi adede’s- sehâbi’l- câriyeti.
Ve en tusalliye aleyhi ve alâ âlihi adede’r- riyahi’z- zâriyeti min yevmi halakte’d- dünyâ ilâ yevmi’l- kıyâmeti fi külli yevmin elfe merretin.
Ve en tusalliye aleyhi ve alâ âlihi adede mâ hebbeti’r- riyahu..
:


MÂNÂsı:

Yâ RABBenâ!.
Bu SALL-ü-SELL SALÂVÂtımız;
Dünyâyı halk ettiğin günden kıyâmet gününe kadar tüm günlerin İçinde binlerce kerre SENi ta’zimeden/yücelten, SANÂ secde eden, SENin Kudsîyyetini ve SENin her ÂN yENiden Yaratış SubhÂNlığını ikrar eden kulllarıyın sayısınca Resûlullah sallallahu aleyhi veselleme ve ÂLine salât ve selâmımız Ulaşsın diye..
Ve Dünyâyı halkettiğin günden kıyâmet gününe kadar tüm senelerin içinde, binlerce kerre yarattıklarıyın adedince Resûlullah sallallahu aleyhi veselleme ve ÂLine salât ve selâmımız Ulaşsın diye..
Ve o gündür bu gündür gökyüzünde savrularak akıp duran BULutların adedince Resûlullah sallallahu aleyhi veselleme ve ÂLine salât ve selâmımız Ulaşsın diye..
Ve Dünyâyı halk ettiğin günden kıyâmet gününe kadar durmadan inleyip duran RüzGÂRların sayısınca Resûlullah sallallahu aleyhi veselleme ve ÂLine salât ve selâmımız Ulaşsın diye..
Ve RüzGÂRların OLUŞ-Vuku’ BULuş sayısınca Resûlullah sallallahu aleyhi veselleme ve ÂLine salât ve selâmımız Ulaşsın diye..


El Hayyu:

Resim





MuhaMMedi MuHABBEtLerimİZLe!....

Resim

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 30 Mar 2017, 08:59 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11428
Resim

Yâ RASÛLULLAH sallallahu aleyhi ve sellem!.


Resim


ŞEREFindir ŞeHÂdetin ŞÛURun
ŞeFÂATın ŞİFÂSıdır HAYY NÛRun
SıRR-ı SıFıR SUBHÂNALLAH SüRÛRun
ŞU Ândaki ->Şe’ÂNuLLAH ->O-NÛRun

Yâ RASÛLULLAH sallallahu aleyhi ve sellem!.


Resim

MUhaMMedî MuHABBet YOLu-YOLcusu-YOLLuğu-YOLdaşı!..
ALLAH celle celâluhu’nun SÖZü BUYurduğu DUYurduğu ve de,
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in SESi DUYup-UYup-UYguladığı..


MUhaMMedî Şeriât-ı GaRRâ
MUhaMMedî Târikat-ı TAHHÂRa
MUhaMMedî Mârifet-i MutaHHARRÂ
MUhaMMedî Hakikat-ı HAYR-u HARRa!

Es SeLÂM celle celâluhu’nun SıRAT-ı MUStakîm-i MutaHHARRÂ YOLu..


GaRRa: Parlak. Beyaz. Güzel. Şa'şaalı. Kur’ân'ın kudsi nurlarının parladığı Medine-i Münevvere'nin bir ismidir. Ve şu ÂNda Şe’ÂNda MuhaMMed Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin NÛRun alâ NÛR Şeriât-ı GaRRâsı.
TAHHÂRa: Tertemiz kılma İŞlemi.. Zâhir-Bâtın Tehâret-Temizleme..
MutaHHARR: Temiz. Pâk. Kudsi, pâklanmış. Tâhir kılınmış. Mübârek. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selemin HaSs İSMi..
HARRa: Hararetli. Kızgın. Çok sıcak. Yakıcı. Zâhir-Bâtın Rububiyyet Hakikatı…


Resim

Yâ Rabbü’l- Âlemin ALLAH celle celâluhu!.
SONsuz Sınırsız Tahiyyât-Tayyibât-SâLâvat- Hamd-ü-SeNÂ ve SeLÂMLar Şah Damarımızdan da AKREB-YAKîn Olan SANA OLsun!. El Hamdu LiLLâhi RaBBi’L- ÂLeMîn!.

Yâ Rahmetenli’l- Âlemin Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem!.
SONsuz Sınırsız Tahiyyâtın-Tayyibâtın-Salât-ü-Selâmın-İkramın-İhtiramın-İzzetin-ve RAHMetin Kaynağı SENsin!.. Sana ve Seni DUYup UYan Ehl-i Beytine Ashab-ı Güzînine-ve ÜMMetine salât ü seLÂM Olsun!.


Resim Allâhumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ MuhaMMedin
Abdike (MuhaMMediyyeti) ve
Nebîyyike (MahMudiyyeti) ve
Rasûlike (AhMediyyeti) ve
NeBîyyi’l-ÜMMiyyi (HaBîBiyyeti) ve alâ âlihi, ehl-i beytihi ve sahbihi ve ÜMMetihi...
Resim

Resim

EYy SıRRsız SEVgilimiz!
Ezel-Ebed BAĞımız-DURağımız!
Zikir-Fikir-Şükr-Sabır Sığınağımız!
Hamdde-Senâda-İnâyett-Hidâyette Barınağımız!
Urvetü’l- Vüska->Hulku’l-Azîm ü Mekârimi Ahlâk AĞımız!
Rabbü’l- Âlemin SÖZüne Rahmetenli’l- Âlemin SESi ->Kur'ân-ı Kerim BAĞımız!.

HıLkıYyet MENbağı-TeceLLî MeCRağ-Mansabı-HÂL-i HaZıRın HIZIRı
HAKkın ve HAYRın-Ni’metin-Hikmetin-Furkânın-Mizânın Hâl-i HUZURu!.

“OLsun!. OLmasın!” Baş BELÂ’mızın “OL-AN”ı ANLAyışta Şe’ÂN ŞuÛru!.
ALLAHu zü’l- CeLÂLin NÛRundan VARettiği-vüCÛD VERdiği ve cÜMMleye ÜMM-ANA OLAN İLK-TeK NûRu!.
SEVen-SEVilen SeBBehâ Devrin-Seyrin-Cevlin-Hayrın-SıRR-ı SıFıR SürÛru!.
Raziyeten URUC’un-Merziyyeten RÜCU’un ->MîM Mi’RACın Olmazsa Olmaz ONURu!.

HanÂN u MenÂN MiNNeti, İKİ CihÂNın CeNNeti, SubhÂN ALLAHın SüNNeti!.
CüMMle CANların Sûreti, Sîreti, Basarı, Basireti!.
DERDlerin DERMÂN Delâili, DERmânların Şemâili, KûN feyeKûN Kemâili!.

EYy, İLMin, EDeBin, İrfÂNın, ErkÂNın ve de ERDEMim her-DEMi!
EYy, Kesbîlerin, Vehbîleri, Veysîlerin -> NeBBüyy’ül- ÜMMî VAHYîsi!
EYy YEDuLLAH’a Uzanan DU ELimiz!. Gönül GÜZELimiz!. SEVd SeLLimiz!.

KûN feyeKÛN KervÂNında-Mutahhar Yüreğinde, KUL KıtMÎRin OLarak ->
“ReSûl RIZAsı ALLAH RIZAsıdır!.” DERim Yâ Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem!.


Resim

Es SELÂM Yâ ReSûLuLLaH sallallahu aleyhi vesellem!.

vASL-ı vUSLat VeFÂsısın
SıRR-ı SUBHÂN SeFÂsısın
->ŞeHÂdetin ->ŞEREFisin
-->ŞeFÂatin -->ŞİFÂsısın
MuhaMMed MustaFÂSısın!.


ZEVK 8071

-->RABBu’L- ÂLeMîN NÛRu-sun -->ÂLEMLere RAHmet HÂLin
Zü’L- CeLÂLi ve’L- İKRAMsın ->CÂN-CÂNÂN CeNNet CemÂLin
->A L L A H AD-ı -> HesÂBı-na
->Ş E R E F i-ne ->Bî-İZniLLAH
SEN MüKeMMeL ->MüKeMMiLsin -> TÂCIsın KULLuk KemÂLin!.


30.03.17.. 10:26
brsbrss..tktktrstkkmzdtkzmnkşeÂNnn..


vASL-ı vUSLat VeCîBesiN!
ASLın ->fASLı >NeCîBesiN!
>ESFeLin-den -> İLLiYYin-e
-> Ş E F A Â T -ı ŞeCîBesiN!..


KâmiL, MüKeMMeL, MüKeMMiL, MüemmiL, MuammiL MuhaMmed aleyhi's-selâm’a SONsuz ve Sınırsız,
Es SALÂT-ü-ve’s- SeLÂM OLsun Yâ Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem!.


Resim

KemâL: Kâmillik, olgunluk. Olgunlaşma. Erginlik. Bütün güzel sıfatlarla muttasıf olmak. Fazilet. * Değer, baha. * Fazlalık. * Sıdk ile yapılan güzel iş. LutfuLLAHın MuhaMedî KeVNe GELişi..
KâmiL: (Kemâl. den) Bütün, tam, olgun, eksiksiz, kemalde olan, kusursuz. Kemal ve fazilet sâhibi. * Resul-i Ekrem'in de (A.S.M.) bir vasfıdır. LutfuLLAHın MuhaMedî KeVNe GELişini yAŞAyan Şâhid olan kişi..
MüKeMMeL: Tamam. Olgun. Noksansız. Eksiksiz. Kemal bulmuş. Kemale erdirilmiş. LutfuLLAHın MuhaMedî KeVNe GELişine sahib kişi..
MüKeMMiL: İkmâl eden. Tamamlayan. Tamamlayıcı. LutfuLLAHın MuhaMedî KeVNe GELişine sahib ve bunu HAKkın Halkına öğrten-uygulayan kişi..
MüeMMiL: Hakkı ve Hayrı Emel eden kişi..
MuammiL: Hakk ve Hayr ile Amel eden kişi..
Esfelin: Sefillerin en sefili. Cehennem'in en aşağı tabakasındakiler.
İlliyyin: Cennetin en yüksek tabakası. Ahirete giden tam kâmil mü'minlerin yeri.
VeciBe: Borç hükmünde olan vazife. Kanun ve ahlâkın icabı, yerine getirilmesi lâzım gelen şey.
NeciBe: Soyu ve nesli temiz, aslı kerim olan. Cömert. Asilzâde. Güzel huylu ve ahlâklı.
Şecibe: Helâk olan, mahvolan..


Resim MuhaMMedi MuHABBEtlerimİZLe!....

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 10 Nis 2017, 22:04 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11428
Resim

GÜNEŞ ve ->IŞIğı GiBi
NE AYNıdır ->Ne AYRıdır
NaHNu BİZ BİR-İZi SEVgi
ET-TıRNaktır->Ne gAYRıdır..

ZEVK 8090

->“RASÛL-ü-ALLAH”ı ->BİLmek ->İLİM ->İRADe ->İDRAK-te
->“RAHMetenLi’L- ÂLEMîn”-i ->DUYmak ->UYmak İŞTİRAK-te
EL HAYydır RASÛL-ü-ALLAH
SüNNetULLAH >Şe’ÂNuLLAH
GEÇmiş<->GELecek->Şu ÂNda.. ->Her İŞin OLUŞu ->VAKT-te


10.04.17 22:55
brsbrsmm..tktktrstkkmdÂLemmm..



وَكَذَّبُوا وَاتَّبَعُوا أَهْوَاءهُمْ وَكُلُّ أَمْرٍ مُّسْتَقِرٌّ
Resim---" Ve kezzebu vettebeu ehvaehum ve kullu emrin mustekirr: Yalanladılar ve kendi heveslerine uydular. HALBUKİ HER İŞİN ULAŞACAĞI YERİ VARDIR. ''” (Kamer 54/3)

Resim--- “Ve lekad erselnâ rusulen min kablike ve cealnâ lehum ezvâcen ve zurriyyeten, ve mâ kâne li resûlin en ye’tiye bi âyetin illâ bi iznillâh (iznillâhi), li kulli ecelin kitâb (kitâbun).: Andolsun, senden önce de elçiler gönderdik, onlara eşler ve çocuklar verdik. Allah'ın izni olmaksızın (hiç) bir elçiye herhangi bir âyeti (mucizeyi) getirmek olacak iş değildi. Her ecel (tesbit edilmiş süre) için bir kitap (yazı, hüküm, son) vardır.” (Ra’d 13/38)

Resim--- "Hüvellezi yuhyi ve yümit fe iza kada emran fe innema yekulü lehu kün fe yekun: O, hem dirilten hem de öldürendir. O, herhangi bir işin olmasını dilediği zaman yalnız «OL!» der, o da oluverir.''” (Mü’min 40/68)

Vakit öyle bir “şey” dir ki, “dehr”, “zaman”, “vakit” ve “ÂN”.. İnsana yaklaştıkça, yarım nefese kadar gelir yani, insan için en küçük zaman dilimi alıp verdiği nefes usturanın ağzı gibi, iğnenin ucu gibi, bir noktaya gelir sıkışır ve orada insanlık denenir. İnsan aklı kendisine BEDEL biçer, KIYASlar başka akıllarla, kendisine ŞART koşar ve sonunda bir SEBEB arar. SONUÇ bulmak ister. Ve bütün bunları yaparken ya kendi başına yüzme bilmeyen bir insanın denizin üstünde çırpınması gibi hayatın içinde çırpınır gider ya da, bu işi bilenler gibi DenİZe teslim olur ve yüzünde yüzer gezer batmaz...


Resim

MuhaMMedî Gayretin Mecra’ı
MuhaMMedî Merhametin Menba’ı
MuhaMMedî MuhaBbetin Mebde’i
MuhaMMedî Hakikatın Mazharı ve Merci’i
RaSûLuLLAH sallallahu aleyhi ve sellem Efendimize Sonsuz Sınırsız ve İLmuLLAHça SALLât ü SELLâm OLsun!.


Mecra’: Suyun aktığı yol. Su yolu. Kanal. ARK.. Cereyan eden yer. Bir haberin yayılma yolu. Bir şeyin dolaştığı yer.
Menba’: Kaynak. Nimetin veya herhangi bir şeyin çıktığı yer. Suyun çıktığı yer. Pınar.
Mebde’: Baş taraf. Başlangıç. Başlama. Kaynak. Kök. Temel. Esas.
Mazhar: Sahib olma, nâil olma. Şereflenme. Bir şeyin göründüğü, izhar olunduğu, zuhur ettiği, çıktığı yer.
Merci’: Merkez. Kaynak. Baş vurulacak yer. Müracaat edilecek yer. Dönülecek yer. Sığınılacak yer.

Resim

1. SALÂVÂT-I ŞERÎFE :
İbni Hacer el Heytemî’nin, Salâvât-ı Şerîfe Câmi’asında, Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’den vârid bütün salâvâtları kendisinde toplayan, hadis-i Şerîf mesnedli ve en fâzilletli salâvât olduğunu belirttiği salâvât:

Resim

TÜRKÇESİ:Allahümme salli alâ seyyidinâ ve mevlânâ Muhammedîn Resim abdike ve nebîyyîke ve Resûlike ve'n nebîyyil-ümmiyyi Resimve alâ alî seyyidinâ Muhammedin ve ezvâcihi ümmühâtil-minîne ve zürriyetihi ve Ehl-i Beytihi ve sahbihi Resim Kemâ salleyte alâ seyyidinâ İbrâhîme ve alâ âli seyyidinâ İbrâhîme fil-âlemîn Resim İnneke Hamîdun Mecîd.

MÂNÂSI: ALLAHım! Kulun, Nebîn, Resûlün ve Nebîyyil-Ümmîn olan Efendimiz ve sahibimiz Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’e ve Efendimiz ve Sahibimiz Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ailesine ve müminlerin anneleri eşlerine ve zürriyetine ve ehl-i beytine ve sahabelerine salât ve selâm eyle! Efendimiz İbrâhim (aleyhisselâm)’a ve Efendimiz İbrâhim (aleyhisselâm)’ın ailesine âlemler içinde salât ve selâm ettiğin gibi salât ve selâm eyle! Çünkü Sen Hamîdsin-Mecîdsin!”

(bereketli kıl: meymenetli, uğurlu, hayırlı, faydalı, saâdetli, mutlu, kutlu, birr ehli, iyilikçi kıl...)


Resim

Resim

TÜRKÇESİ: Allahumme bârik alâ seyyidinâ ve mevlânâ Muhammedin abdike ve nebiyyike ve Rasûlike ve'n nebîyyil-ummiyyi Resim ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin ve ezvâcihi ummihâtil-mu’minîne ve zurriyetihi ve Ehl-i Beytihi ve sahbihi Resim Kemâ bârekte alâ seyyidinâ İbrâhîme ve alâ âli seyyidinâ İbrâhîme fil-âlemîn Resim İnneke Hamîdun Mecîd.

MÂNÂSI: ALLAHım! Kulun, Nebîn, Resûlün ve Nebîyyîl-Ümmîn olan Efendimiz ve Sahibimiz Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’e ve Efendimiz ve Sahibimiz Muhammed (salallahu aleyhi ve sellem)’in ailesine ve müminlerin anneleri eşlerine ve zürriyetine ve ehl-i beytine ve sahabelerine; Efendimiz İbrâhim (aleyhisselâm)’a ve Efendimiz İbrâhim (aleyhisselâm)’ın ailesine âlemler içinde bereket ihsân eylediğin gibi bereket ihsân eyle! Şüphesiz ki Sen Hamîdsin-Mecîdsin

(bereketli kıl: meymenetli, uğurlu, hayırlı, faydalı, saâdetli, mutlu, kutlu, birr ehli, iyilikçi kıl...)



Resim

Rasûl-i EKREM sallallahu aleyhi ve sellem ki,
Kur'ân-ı Kerimde ALLAH celle celâluhu O’na RAUF ve Rahîm İsimleriyle sıfatlandırmaktadır:

لَقَدْ جَاءكُمْ رَسُولٌ مِّنْ أَنفُسِكُمْ عَزِيزٌ عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ حَرِيصٌ عَلَيْكُم بِالْمُؤْمِنِينَ رَؤُوفٌ رَّحِيمٌ
“Lekad câekum resûlun min enfusikum azîz(azîzun), aleyhi mâ anittum harîsun aleykum bil mu’minîne RAÛFUN RAHÎM(rahîmun): Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir.” (Tevbe 9/128)

Er Raufu:
Resim
er RahîM:
Resim

Resim

ALLAH celle celâluhu ve RaSûLuLLAH sallallahu aleyhi ve seleme TESLİM OLup,
ALLAH celle celâluhu ve RaSûLuLLAH sallallahu aleyhi ve seleme İMAN EDip,
ALLAH celle celâluhu ve RaSûLuLLAH sallallahu aleyhi ve seleme TÂBİ OLup,
ALLAH celle celâluhu ve RaSûLuLLAH sallallahu aleyhi ve seleme İTÂAT EDip,

MuhaMMedî TESLİMİYYET ve İSTİKÂMETTe ÖMRümüzü ŞehâdetLe Bitirmemiz İçin;
Bizden Gayret, Pîrimizden ve EhL-i Beyt aLeyhumu's-seLâmdan HiMMet,
Resûlü MuhaMMed aleyhi's- seLâmdan Şefâat,
ve ALLAHu zü'L- CeLÂL, ZÂT-ı ÂLÂ'sından İnâyet-Hidâyet-SeLâmet ihsÂN buyursun, Hakkı ve Hayrı DUYup UYmayı KaLBLerimize İLham eyLesin inşae ALLAHu TeÂLÂ!.

Âmin!.
Âmin Yâ Muîn celle celâluhu!
Yâ Latîf ALLAH celle celâluhu!
Yâ Kerîm ALLAH celle celâluhu!
Yâ Rahîm ALLAH celle celâluhu!
Yâ Rahmân ALLAH celle celâluhu!
Yâ Hannân ALLAH celle celâluhu!
Yâ Mennân ALLAH celle celâluhu!
Yâ Deyyân ALLAH celle celâluhu!
Yâ Furkân ALLAH celle celâluhu!
Yâ Sultân ALLAH celle celâluhu!
Yâ ALLAH! ALLAH celle celâluhu!

Lâ iLâhe iLLâ ALLAH MuhaMMeder- ReSûLuLLAH..
Eşhedü en Lâ iLâhe iLLâ ALLAH ve eşhedü enne MuhaMMeden Abdûhu ve ResûLuHu!..



Resim
الْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
El hamdu lillâhi rabbi’l- âlemîn!.

MuhaMMedî MuhaBBetLerimLe!..

Resim

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 21 Nis 2017, 17:48 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11428
Resim


Yâ RaSûLuLLAHh!.
sallallahu aleyhi vesellem..


EL Mü’MîN HAKk>EL EMîN SEN
BİZ ->BİLerek ve ->BİLmedEN
->Bu HÂLLere DÜŞtük->NedEN
AZgınız!. -->Yâ RaSûLuLLAHh!. sallallahu aleyhi vesellem..

*

NEFREte YÖNeLdi ->SEVgi
->YERimiz ->ESFELin DİBi
->GEZiYOR!.uz ->ÖLÜ GiBi
EZğiniz!.->Yâ RaSûLuLLAHh!. sallallahu aleyhi vesellem..

*

DERDe YuRt OLdu>KANımz
BULunmadı ->DERmÂNımız
->USANdı -->BIKtı CÂNımız
BEZğiniz!.->Yâ RaSûLuLLAHh!. sallallahu aleyhi vesellem..

*

HÂL-i HAZıR ->HİÇ-indeyİZ
NEDENdeyİZ >NİÇİN-deyİZ
->CeheNNemin ->İÇindeyİZ
KIZğınız!. -->Yâ RaSûLuLLAHh!. sallallahu aleyhi vesellem..

*

DüŞMaNLarımız>DOst SANdık
->KANDıRıLdık da -->İNANdık
PARAMPARÇA ->RARÇALANdık
BOZgunuz!. ->Yâ RaSûLuLLAHh!. sallallahu aleyhi vesellem..

*

YANdık!. DumANın-KÜLün YoKk!
SIYRILdık!. TEVHiD TÜLün YoKk!
GÜL BAĞINda ->BÜLBÜLün YoKk!
KUZgunuz!. --->Yâ RaSûLuLLAHh!. sallallahu aleyhi vesellem..

*

->YIKILdı ->HAKk KÂiNÂtım
->KURuLdu ->SıRR-ı SIRAtım
->İhvÂNin->KıtMÎR ->KIRAtım
ÜZğünüz!. --->Yâ RaSûLuLLAHh!. sallallahu aleyhi vesellem..

*

DAVA HAKk’ın ->DÂVEt SENin
--->ÜMMetin --->DUÂ EDENin
KuL İhvÂNin ->GÜL-GÜLŞENin
SÜZğünüz!. ->Yâ RaSûLuLLAHh!. sallallahu aleyhi vesellem..

*

->Bir ÇÂREsin BUL!.amadım!
YÂD EL BAĞIn YOL!.amadım!
SANA --->LÂyık OL!.amadım!
LÂzım<->LÂyık>OL!.amadım!
ÜZGÜNüm ->Yâ RaSûLuLLAHh!. sallallahu aleyhi vesellem..


19.04.17 14:04
brsbrsmm..karabaşvelidergÂHı..


Resim

NiYÂZ-> NÂZ-da AkıL nOtum:

GÜvENme AKL-a İhvÂNim!
NÛRLandır>AKLa İhvÂNim!
NÛR-u MuhaMMede>ULaş!
ÖZÜNü -->PAKLa İhvÂNim!.


ResimResim

NÂZ->NiYÂZ-da NAkiL nOtum:

KARGA>LEŞe.. BüLBüL>GÜLe
GÜBREden -> GÜLe Es SeLÂM
->İNKÂRı ->İKRÂR-da ->TÜLe
GİRdi!. BİZ BİR-İZ Ve’s- SeLÂM!.

ResimResimResim

İyİ ANLA!. >DEM bU DEMi
->ÂLEM -->İmtihÂN ÂLEMi
RABBım -->İŞİnin BAŞInda
MEŞK-i MuhaMMed MAHREMi..
..celle celâlihu...
..sallallahu aleyhi vesellem...

Resim

KARGA BİRr KUŞtur..

Resim

BÜLBÜL de BİRr KUŞtur..
->BİZ BİR-İZ-Lik HOŞtur!.

KUZgun: Birçok karga türüne, özellikle asıl kargadan daha küçük olan karakargaya verilen ad..
BÜLBÜL: Sesinin güzelliği ve gece-seherde ötüşüyle ün kazanmış olan ötücü GÜLe ÂŞIK bir kuş türü..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 30 Nis 2017, 16:55 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11428
Resim

Şe’ÂNda >ŞUÛRa HiZMet
MuhaMMedî NÛRa HiZMet
SIRR-ı SıRF SÜRÛRa HiZMet
BİZ BİR-İZ->O- NÛRa HiZMet!

ŞÂHın ŞAHBÂZı >İhvÂNin
->KOLuna Yâ RaSûLLLaH!.
->NÂZın ->NiYÂZı İhvÂNin
SÖZ-Sohbet-ZEVkin Kat EYyLe
->HAK-HAYRın ->HAZı İhvÂNin
--->HÂDİM-i HAKİkat -->EYyLe
--->YOLuna --->Yâ RaSûLLLaH!.

ZEVK 8123

EhL-i Beytî ->EDEB ->İLİM -->İRFÂNın Yâ ReSûLLLaH!
KULa ->TEVHiD TERCİHinde ->ERKÂNın Yâ ReSûLLLaH!
Şu ÂN ->Şe’ÂN->CÂN CERryÂNı
->BİZ BİR-İZ ->CÂNda ->CÂNÂNı
RABBın SÖZü ->SENin SESin ->FURKÂNın Yâ ReSûLLLaH!.


aleyhumu’s- selâm..

30.04.17 17:24
brsbrsmm..tktktrstkkmdecâncÂnÂn..



İnsânLar “DELi” SANmakta
gÖLge ÖLüme İNANamakta
->RABBımız-a ŞüKR Ederim
ZÂTın-a -->TeŞEKküR Derim
SEVenLer>“VELî” SANmakta!.
HUu DOst ALLAH celle celâlihu!.


Resim

Kays b. Kesîr radiyallahu anhu anlatımına göre, Medine’den bir adam Şam’da bulunan (sahabî) Ebu’d-Derdâ radiyallahu anhu’ya geldi. Ebu’d-Derdâ adama: “Buraya seni getiren nedir kardeşim?” diye sordu. Adam gelişini şöyle açıkladı: “Rasûlüllah’tan naklettiğini duyduğum bir hâdis”. Ebu’d-Derdâ: “Bir ihtiyacın için mi geldin?” deyince adam: “Hayır!” dedi. Ardından: “Bir ticaret için mi geldin?” sorusuna adam: “Hayır, sadece bu hâdisi senden taleb etmek için geldim!” yanıtını verdi. Bunun üzerine Ebu’d-Derdâ, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’i şöyle derken işittim dedi:

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Kim İLİM taleb etme isteğiyle bir yol tutarsa, ALLAH onun yolunu cennete ulaştırır. Melekler ilim talebesine, hoşnutlukla kanatlarını sererler. Muhakkak ki âlim için göklerde ve yerde bulunanlar istiğfar dilerler. Hatta denizdeki balıklar bile. Âlimin âbide (ibâdet eden kişiye) üstünlüğü, Ay’ın (bazı rivâyetlerde “dolunay halindeyken”) diğer yıldızlara üstünlüğü gibidir. Şüphesiz ki âlimler nebilerin varisleridir (إِنَّ الْعُلَمَاءَ وَرَثَةُالأَنْبِيَاءِ). Nebîler dinar veya dirhem miras bırakmazlar. Onlar sadece ilmi miras bırakırlar. Kim bu mirası alırsa çokça nasib almış demektir!.” buyurdu.

(Rivâyeti bu metinle İmam Tirmizî kaydetmiş ve hâdisin sadece Âsım b. Recâ’ b. Havye rivâyeti ile bilindiğini ifâde etmiştir. Tirmizî, bu rivâyeti Âsım b. Recâ’ – Kays. b. Kesîr – Ebu’d-Derdâ senediyle vermiş ve bunun muttasıl olmadığını belirtmiştir. Doğrusunun ise Âsım – el-Velid b. Cemil – Kesîr b. Kays – Ebu’d-Derdâ senediyle nakledildiğini söyleyerek bu konuda en sahih olan senedin bu olduğunu eklemiştir.. farklı lafızlarla Ebû Dâvûd, İbn Mâce ve Ahmed b. Hanbel’de geçmektedir)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 22 May 2017, 15:35 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11428
Resim

Yâ RASÛLULLAH sallallahu aleyhi ve sellem!.


Resim


ŞEREFindir ŞeHÂdetin ŞÛURun
ŞeFÂATın ŞİFÂSıdır HAYy NÛRun
SıRR-ı SıFıR SUBHÂNALLAH SüRÛRun
ŞU ÂNdaki ->Şe’ÂNuLLAH ->O-NÛRun

Yâ RASÛLULLAH sallallahu aleyhi ve sellem!.


Resim

MUhaMMedî MuHABBet YOLu-YOLcusu-YOLLuğu-YOLdaşı!..
ALLAH celle celâluhu’nun SÖZü ->BUYurduğu ->DUYurduğu
RaSûLuLLaH sallallahu aleyhi ve sellem’in SESi DUYup-UYup-UYguladığı..


MUhaMMedî Şeriât-ı GaRRâ
MUhaMMedî Târikat-ı TAHHÂRa
MUhaMMedî Mârifet-i MutaHHARRÂ
MUhaMMedî Hakikat-ı HAYR-u HARRa!

Es SeLÂM celle celâluhu’nun SıRAT-ı MUStakîm-i MutaHHARRÂ YOLu..


GaRRa: Parlak. Beyaz. Güzel. Şa'şaalı. Kur’ân'ın kudsi nurlarının parladığı Medine-i Münevvere'nin bir ismidir. Ve şu ÂNda Şe’ÂNda MuhaMMed Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin NÛRun alâ NÛR Şeriât-ı GaRRâsı.
TAHHÂRa: Tertemiz kılma İŞlemi.. Zâhir-Bâtın Tehâret-Temizleme..
MutaHHARR: Temiz. Pâk. Kudsi, pâklanmış. Tâhir kılınmış. Mübârek. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selemin HaSs İSMi..
HARRa: Hararetli. Kızgın. Çok sıcak. Yakıcı. Zâhir-Bâtın Rububiyyet Hakikatı…


Resim

Yâ RaBBü’L- ÂLeMîn ALLAH ceLLe ceLâLuhu!.
SONsuz Sınırsız Tahiyyât-Tayyibât-SâLâvat- Hamd-ü-SeNÂ ve SeLÂMLar Şah Damarımızdan da AKREB-YAKîn Olan SANA OLsun!. El Hamdu LiLLâhi RaBBi’L- ÂLeMîn!.

Yâ RahmetenLi’L- ÂLemin RasûLuLLah sallallahu aleyhi ve sellem!.
SONsuz Sınırsız Tahiyyâtın-Tayyibâtın-SaLât-ü-SeLâmın-İkramın-İhtiramın-İzzetin-ve RAHMetin Kaynağı SENsin!.. Sana ve Seni DUYup UYan EhL-i Beytine, Ashab-ı Güzînine ve ÜMMetine SaLât ü SeLÂM Olsun!.



Resim Allâhumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ Muhammedin
Abdike (Muhammediyyeti) ve
Nebîyyike (Mahmudiyyeti) ve
Rasûlike (Ahmediyyeti) ve
Nebîyyi’l-Ummiyyi (Habîbiyyeti) ve alâ âlihi, ehl-i beytihi ve sahbihi ve ummetihi...
Resim


Resim


EYy SıRRsız SEVgiLimiz!
EzeL-Ebed BAĞımız-DURağımız!
Zikir-Fikir-Şükr-Sabır Sığınağımız!
Hamdde-Senâda-İnâyett-Hidâyette Barınağımız!
Urvetü’l- Vüska ->HuLku’l-Azîm ->Mekârim-i AhLâk AĞımız!
RaBBu’l- ÂLemin SÖZüne Rahmetenli’l- Âlemin SESi ->Kur'ÂN-ı Kerim BAĞımız!.

HıLkıYyet MENbağı-TeceLLî MeCRağ-MaNSabı-HÂL-i HaZıRın HIZIRı
HAKkın ve HAYRın-Ni’metin-Hikmetin-Furkânın-Mizânın HâL-i HUZURu!.

“OLsun!. OLmasın!” Baş BELÂ’mızın “OL-AN”ı ->ANLAyışta Şe’ÂN ŞuÛru!.
ALLAHu zü’L- CeLÂLin NÛRundan VAR ettiği-vüCÛD VERdiği ve cÜMMleye ÜMM-ANA OLAN İLK-TEK-BİR NûRu!.
SEVen-SEViLen SeBBehâ DeVRin-SeYRin-CeVLin-HaYRın-SıRR-ı SıFıR SürÛru!.
Raziyyeten URUC’un ->Merziyyeten RÜCU’un ->MîM Mi’râcın ->OLmazsa OLmaz ONURu!.

El HanÂNu'l- MenÂN MiNNeti, İKİ CihÂNın CeNNeti, SubhÂN ALLAHın SüNNeti!.
CüMMLe CANLarın SûReti, SîReti, BASARı, BASÎReti!.
DERDlerin DERMÂN DeLÂiLi, DERmânLarın ŞemÂiLi, KûN feyeKûN KemÂiLi!.

EYy!. İLMin, EDeBin, İrfÂNın, ErkÂNın ve de ERDEMin hER-DEMi!
EYy!. KeSBîLerin, VeHBîLeri, VeYSîLerin ->NeBBüyy’üL- ÜMMî VAHYîsi!.
EYy!. EBDÂLLarın, EBRÂRLarın, AHYÂRların, AHRÂRların ->AHMEDî HaBîBîsi!.
EYy!. YEDuLLAH’a UZanan DU ELimiz!. ->GöNüL GÜZELimiz!. SEVd SeLLimiz!.

KûN feyeKÛN KervÂNında ki ->Mutahhar Yüreğinde ->KUL KıtMÎRin OLarak ->
->“ReSûL RIZAsı ALLAH RIZAsıdır!.” DERim Yâ ReSûLuLLaH sallallahu aleyhi vesellem!.


Resim


Es SELÂM Yâ ReSûLuLLaH sallallahu aleyhi vesellem!.

vASL-ı vUSLat>VeFÂsısın
SıRR-ı SUBHÂN SeFÂsısın
->ŞeHÂdetin ->ŞEREFisin
-->ŞeFÂatin -->ŞİFÂsısın
MuhaMMed MuSTaFÂSısın!.


ZEVK 8071

-->RABBu’L- ÂLeMîN NÛRu-sun -->ÂLEMLere RAHmet HÂLin
Zü’L- CeLÂLi ve’L- İKRAMsın ->CÂN-CÂNÂN CeNNet CemÂLin

->A L L A H AD-ı -> HesÂBı-na
->Ş E R E F i-ne ->Bî-İZniLLAH

SEN MüKeMMeL ->MüKeMMiLsin -> TÂCIsın KULLuk KemÂLin!.


30.03.17.. 10:26
brsbrss..tktktrstkkmzdtkzmnkşeÂNnn..



vASL-ı vUSLat>VeCîBesiN!
ASLın ->fASLı >NeCîBesiN!
>ESFeLin-den -> İLLiYYin-e
-> Ş E F A Â T -ı ŞeCîBesiN!..


KâmiL, MüKeMMeL, MüKeMMiL, MüeMMiL, MuaMMiL MuhaMMed aleyhi's-selâm’a SONsuz ve Sınırsız,
Es SALÂT-ü-ve’s- SeLÂM OLsun Yâ RaSûLuLLaH sallallahu aleyhi ve sellem!.



Resim

KemâL: Kâmillik, olgunluk. Olgunlaşma. Erginlik. Bütün güzel sıfatlarla muttasıf olmak. Fazilet. * Değer, baha. * Fazlalık. * Sıdk ile yapılan güzel iş. LutfuLLAHın MuhaMedî KeVNe GELişi..
KâmiL: (Kemâl. den) Bütün, tam, olgun, eksiksiz, kemalde olan, kusursuz. Kemal ve fazilet sâhibi. * Resul-i Ekrem'in de (A.S.M.) bir vasfıdır. LutfuLLAHın MuhaMedî KeVNe GELişini yAŞAyan Şâhid olan kişi..
MüKeMMeL: Tamam. Olgun. Noksansız. Eksiksiz. Kemal bulmuş. Kemale erdirilmiş. LutfuLLAHın MuhaMedî KeVNe GELişine sahib kişi..
MüKeMMiL: İkmâl eden. Tamamlayan. Tamamlayıcı. LutfuLLAHın MuhaMedî KeVNe GELişine sahib ve bunu HAKkın Halkına öğrten-uygulayan kişi..
MüeMMiL: Hakkı ve Hayrı Emel eden kişi..
MuammiL: Hakk ve Hayr ile Amel eden kişi..
Esfelin: Sefillerin en sefili. Cehennem'in en aşağı tabakasındakiler.
İlliyyin: Cennetin en yüksek tabakası. Ahirete giden tam kâmil mü'minlerin yeri.
VeciBe: Borç hükmünde olan vazife. Kanun ve ahlâkın icabı, yerine getirilmesi lâzım gelen şey.
NeciBe: Soyu ve nesli temiz, aslı kerim olan. Cömert. Asilzâde. Güzel huylu ve ahlâklı.
Şecibe: Helâk olan, mahv olan.



Resim

TÜRKÇESİ:
Allâhümme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ ve
Mevlânâ Muhammedin tıbbil kulubi ve devâihâ
Ve âfiyetil ebdâni ve şifâihâ
Ve nuril ebsâri ve diyâiha
Ve alâ âlihi ve sahbihi ve sellim
Yâ selâmü sellim.

MÂNÂSI :
Allahım! Ey Rabbim! Kalblerin hekimi(doktoru)ve devâsı (çâresi) ,
bedenlerin âfiyeti (sağlığı, selâmeti, sıhhati) ve şifâsı,
gözlerin nûru ve ziyâsı (ışığı) olan
Seyidimiz Efendimiz Muhammed
(sallallahu aleyhi ve sellem) 'e
Sen salât ediver
, selâm ediver, mübârek kıl onu!
Ona onun ailesine ve sahabelerine de!
Ey mutlak teslim olunan, selâmın kendisi olan Allahım!

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 12 Haz 2017, 21:47 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11428
ResimYâ Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem!.


BÂtıNın->MâHiR ALLAH’ta
EVVELi ->ÂHiRin ALLAH’ta
Şe’ÂN'ın ->ZÂHiR ALLAH’ta
->EZELsin Yâ RaSÛLULLAH!.
sallallahu aleyhi vesellem..

Resim

CÂNÂNda CÂN DaMLa-DenİZ
İLe -->BİLeyİZ ->BİZ BİR-İZ
--->ŞeFÂAtın --->ŞEREFimİZ
->TEZ-ELsin Yâ RaSÛLULLAH!.
sallallahu aleyhi vesellem..

Resim

RAHMet-i ÂLeM->NÛruLLAHsın
Şe’ÂNuLLAH->NÛRun->ŞÂHsın
->“HAKk’ın ELi ->YEDuLLAH”sın
->ÖZELsin ---->Yâ RaSÛLULLAH!.
sallallahu aleyhi vesellem..

Resim

->TEK-BİR-i TeVHiD ->İZ SENsin
ENÂ>ALLAH NahNu>BİZ>SENsin
->NEBîYyü’L- ÜMMîmİZ ->SENsin
-->TÜZELsin --->Yâ RaSÛLULLAH!.
sallallahu aleyhi vesellem..

Resim

İhVÂNi KıtMÎR>ABDuLLAH
->VELÂyet PÎRi ->ÂLİ ŞÂH
GÜL YÜZünde CEMÂLuLLAH
GÜZELsin ->Yâ RaSÛLULLAH!.
sallallahu aleyhi vesellem..


26.02.17 14:08
brsbrsm tktktkkmdtkLkvedeçLLçÖLümdhcrÂN..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 01 Tem 2017, 10:07 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11428
Resim


LEBBeyke ->Yâ RABBi’L- ÂLEMîn
SADeyke RAHMeten Li’L- ÂLEMîn
ŞE’ÂNuLLAH ->Her ÂN NÛRundur
->YEDiKat GÖK-Le ->RUY-i ZEMin..

ZEVK 8235

->LeVLâke SIRRıdır ->NÛRun ->KÛN feyeKÛN KÂiNÂtı
-->YUseBBiHu SEMÂ-sında ->SUBHÂN ALLAH’ın SANAtı
CÂN KUŞum KANLı KAFeste
->YAŞAdıkça->Her NEFESte
RABB SÖZü ->RASÛLî SESte ->SALL-ü-SELLim SALÂVâtı!.


celle celâlihu..
sallallahu aleyhi vesellem...

01.07.17 01:06
brsbrsmm.. tktktrstkkmzdHAYyrÂNN..



Resim

إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا
“İnnallâhe ve melâiketehu yusallûne alen nebiyyi, yâ eyyuhellezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ (teslîmen): Şüphesiz, ALLAH ve melekleri Peygambere salât ederler. Ey iman edenler, siz de ona salât edin ve tam bir teslimiyetle ona selâm verin.” (Ahzâb 33/56)
Teslîmen: Teslim olarak.


SeBBeHa ZİKRinde SiStem!.
->SıRR-ı SuBHÂNî SALtANat.:


hER NEFs ->hER NEFeste ->ÖLüp ->DOĞuYOR.:


يَسْأَلُهُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِي شَأْنٍ
“Yes’ eluhu men fi’s- semâvâti ve’l- ard (ardı), kulle yevmin huve fî şe’nin.: Göklerde ve yerde olanlar, O’ndan isterler (dilerler). O hergün (her an) bir şe’n (ayrı bir tecellî, yeni bir oluş-yeniden YARATış) üzerindedir.” (RahmÂN 55/29)

يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ الْمَلِكِ الْقُدُّوسِ الْعَزِيزِ الْحَكِيمِ
--- “Yusebbihu lillâhi mâ fî's-semâvâti ve mâ fî'l-ardı'l-meliki'l-kuddûsi'l-azîzi'l-hakîm(hakîmi) : Göklerde ve yerde olanların hepsi, mülkün sâhibi, eksiklikten münezzeh, azîz ve hakîm olan ALLAH'ı tesbih eder.”
(Cuma 62/1)

ZeRRe – KüRRe “SeBBaha!” da..:

SeBBeHa: tesbih eder. Yüzer. Döner durur. AKL-ı SiLm BİLir ki, ATOM yaratıldığı günden beri durmadan dönmektedir ve kıyâmete kadar da dönecektir. Enerjiyi nerden almakta ve alacak sorusunun cevâbının “KÛN feye KÛN ->hER ÂN ŞE’ÂNULLAHta ->yENiden Yaratış” olduğunu materyalist fizik çok geç anlayacaktır sanırım!..

Yusebbihu: tesbih eder.
Sebbaha: yüzmek..
Yerdeki göklerdeki ZeRReler yâni ATOMlar;
NeşR-lerinden HaŞR-lerine kadar döndüler, dönmekteler ve dönecekler.
Bu SeBBaHa Yüzüş RAKSı hep sürecek her ÂN yeniden Yaratılacak ŞE'ÂNULLAH-ta..
Ve ne zamAN AKILLarımız "DEVR-ÂN"ı Anlarsa ve DEVRe İştirak ederse BİZ de, Yusebbuhu Zikr-i Dâmindeyiz inşae ALLAHu TeÂLÂ..

Resim--- Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Hadis-i Kudsîsinde: ALLAH celle celâluhu: “Levlâke levlâke Lema halaktü’l-eflâk=Sen olmasaydın, sen olmasaydın Ben âlemi yaratmazdım!” buyurdu.

(İmam Suyutî’nin El-Leâli’l-Masnûa; Aliyyü’l-Kârî’nin El-Esrâru’l-Merfûa ve Şerhü’ş-Şifâ; Şevkânî’nin El-Fevâidü’l-Mecmûa; Hâfız Aclunî’nin Keşfü’l-Hafâ 2/232); Muhammed Said Zalûl’ün Tahkîk; İmam-ı Nevevî’nin El-Ezkârı ve de; Mevlânâ Câmî, Ahmed-i Cezerî, Mevlânâ Hâlid, İmam-ı Rabbânî, Bedîüzzaman Said Nursî kaddesallahu sırrahu)



Resim

NÂZ-NiYÂZda Ni'met-i UZMÂmız Efendimiz, Peygamberimiz RaSûLULLAH MuhaMMaMed aleyhisselâm'a İLMuLLahça çok ve sınırsız SELL-ü-SALLÂt OLsun İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!.

KaLB KAPInda KervÂN KıtMÎRin

Resim



39. SALÂVÂT-I ŞERÎFE :
Gavsu'l-Azam Abdülkadîr Geylânî (kaddasallahu sırrehu)'nun salâvâtı (4)


Resim

TÜRKÇESİ: Allahümme innâ nes'eluke bicâhi nebîyyike MuhaMMedin sallallahu Teâlâ aleyhi ve sellem el mağfirete ve’r- rizâ Resim Ve’l- kabule kabulen tâmmen Resim La tekilnâ fihi ilâ enfüsinâ tarfete aynîn yâ ni'me’l- Mevlâ veya ni'me’l- Mûcîb Resim Yâ Azîzu yâ Gaffâr!. Resim Fe inne gufrâne zünûbi’l- halki bi ecmâ'ihim Resim Evvelihim ve âhirihim Resim Ve birrihim ve fâcirihim kekatretin fi bahri cûdike’l- vasi'illezi la sâhile lehu Resim Fekad kulte ve kavluke’l- Hakku!l- Mûbin!. Resim Vemâ erselnâke illâ rahmeten li’l- âlemîn Resim Ve sallallahu ve selleme alâ seyyidinâ ve Mevlânâ ResimMuhaMMedin ve alâ âlihi ve sahbihi ve Ehl-i Beytihi ettayyibîne’t- tâhirîn Resim Ve alâ sâdâtinâ ve aleynâ mâahum ve’l- mü'minîne ve’l- mü'minâti ecmâine. Âmîn.

MÂNÂSI: ALLAH'ım! Senin Peygamberin MuhaMMed Sallallahu Tealâ aleyhi vessellem hürmetine (katındaki i'tibarını vesile edinip) Senden mağfiret (bağışlanma) ve rıza istiyoruz. (diliyoruz)! Ve tam bir kabülünü; O nun hakkında (bu hususunda) nefislerimize göz açıp kapayıncaya kadar çabalama yorgunluğu verme! Ey güzel Sahibimiz ve ey dualarımıza güzel icâbed edenimiz (icâbını yerine getiren RABB'ımız)! EY AZÎZ (gücü yeten, değeri olan) EY GAFFÂR (çokça affeden) celle celâlihu! Muhakkak ki cümle halkıyın, evvelkilerin, sonrakilerin, iyilerin, kötülerin günâhını gufran (bağışlama, yarlıgama), Senin sahilsiz genişlikteki (yaygınlıktaki) cömertlik denizinde bir damla değildir! Açık seçik hakk olan sözünle buyurmuştun :
"(Resûlüm!) Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik." (Enbiyâ 21/107)
Ve ALLAH; Efendimiz, Sahibimiz Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)'e, âilesine, ehl-i beytine ve ashabına tertemiz ve en güzelinden (ayıblardan arınmış) salât-ü-selâm eylesin (salâtımızı O'na ve onlara sılaya vesile kılsın)! Sadatlarımıza (seyitlerimize) ve onlarla beraber bizlere ve mü'min erkeklere ve mü'min kadınların cümlesine de salât-ü-selâm eylesin!. Âmin!



ResimLEBBEYKe Yâ Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem!.


Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Kim bana bir defâ salâtü selâm getirirse, bu sebeble Allah Teâlâ da ona on misli merhamet eder.” buyurdu.
(Müslim, Salât 70. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Vitir 26; Tirmizî, Vitir 21; Nesâî, Ezân 37, Sehv, 55; İmam Nevevî, Riyâzü's-sâlihîn min hadîsi seyyidi'l-mürselîn, 1400)

Resim

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Kıyâmet gününde insanların bana en yakın olanları, bana en çok salât ü selâm getirenleridir.” buyurdu.
(Tirmizî, Vitir 21; İmam Nevevî, Riyâzü's-sâlihîn min hadîsi seyyidi'l-mürselîn, 1401)

Resim

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Günlerinizin en faziletlisi cuma günüdür. Bu sebeble o gün bana çokça salâtü selâm getiriniz; Zirâ sizin salâtü selâmlarınız bana sunulur” buyurunca, ashâb–ı kirâm: “Yâ Resûlallah! Vefât ettiğin ve senden hiçbir eser kalmadığı zaman salât ü selâmlarımız sana nasıl sunulur?” diye sordular. Bunun üzerine Peygamber aleyhisselâm: “Allah Teâlâ peygamberlerin bedenlerini çürütmeyi toprağa haram kıldı” buyurdu.
(Ebû Dâvûd, Salât 201, Vitir 26. Ayrıca bk. Nesâî, Cum`a 5; İbni Mâce, İkamet 79, Cenâiz 65; İmam Nevevî, Riyâzü's-sâlihîn min hadîsi seyyidi'l-mürselîn, 1402)

Resim

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Yanında adım anıldığı halde bana salâtü selâm getirmeyen kimse perişan olsun.” buyurdu.
(Tirmizî, Daavât 101; İmam Nevevî, Riyâzü's-sâlihîn min hadîsi seyyidi'l-mürselîn, 1403)

Resim

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Kabrimi bayram yeri haline çevirmeyiniz. Bana salât ü selâm getiriniz. Zirâ nerede olursanız olun sizin salâtü selâmınız bana ulaşır.” buyurdu.
(Ebû Dâvûd, Menâsik 97; İmam Nevevî, Riyâzü's-sâlihîn min hadîsi seyyidi'l-mürselîn, 1404)

Resim

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Bir kimse bana salâtü selâm getirdiği zaman, onun selâmını almam için Allah Teâlâ ruhumu iâde eder.” buyurdu.
(Ebû Dâvûd, Menâsik 96. Ayrıca bk. Ahmed İbni Hanbel, Müsned, II, 527; İmam Nevevî, Riyâzü's-sâlihîn min hadîsi seyyidi'l-mürselîn, 1405)

Resim

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Cimri, yanında adım anıldığı halde bana salâtü selâm getirmeyen kimsedir.” buyurdu.
(Tirmizî, Daavât, 101. Ayrıca bk. Ahmed İbni Hanbel, Müsned, I, 201; İmam Nevevî, Riyâzü's-sâlihîn min hadîsi seyyidi'l-mürselîn, 1406)

Resim

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem namazdan sonra Allah’a hamd etmeden, Peygamber aleyhisselâm’a salâtü selâm getirmeden dua eden bir adamı işitti. Bunun üzerine: “Bu adam acele etti” buyurdu. Sonra o adamı yanına çağırdı. Ona veya bir başkasına şöyle buyurdu: “Biriniz dua edeceği zaman önce Allah Teâlâ’ya hamdü senâ etsin, sonra Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e salâtü selâm getirsin. Daha sonra da dilediği şekilde dua etsin” buyurdu.
(Ebû Dâvûd, Vitir 23. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 65; Nesâî, Sehv 48; İmam Nevevî, Riyâzü's-sâlihîn min hadîsi seyyidi'l-mürselîn, 1407)

Resim

Bir gün Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem yanımıza gelmişti. Kendisine: “Yâ Resûlallah! Sana nasıl selâm vereceğimizi öğrendik, sana nasıl salâvât getireceğiz?” diye sorduk. O da: “Allâhümme salli alâ MuhaMMedîn ve alâ âli MuhaMMed, kemâ salleyte alâ âli İbrâhîm, inneke hamîdün mecîd. Allâhümme bârik alâ MuhaMMedîn ve alâ âli MuhaMMed, kemâ bârekte alâ âli İbrâhîm, inneke hamîdün mecîd: Allahım! İbrâhim’in âline rahmet ettiğin gibi MuhaMMed’e ve âline de rahmet et. Şüphesiz sen övülmeye lâyık ve yücesin. Allahım! İbrâhim’in âline hayır ve bereket lutfettiğin gibi MuhaMMed’e ve âline de hayır ve bereket ihsan et. Şüphesiz sen övülmeye lâyık ve yücesin” deyiniz.” buyurdu.
(Buhârî, Daavât 32, Tefsîru sûre (33), 10; Müslim, Salât 66. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 179; Tirmizî, Vitir 20; Nesâî, Sehv 51; İbni Mâce, İkâme 25; İmam Nevevî, Riyâzü's-sâlihîn min hadîsi seyyidi'l-mürselîn, 1408)

Resim

Biz Sa‘d İbni Ubâde radıyallahu anh ile birlikte otururken Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yanımıza geldi. Beşîr İbni Sa‘d ona: “Yâ Resûlallah! Allah Teâlâ sana salâvât getirmemizi emretti. Sana nasıl salâtü selâm getireceğiz?” diye sordu. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sükût buyurdu. Sükûtun uzaması sebebiyle biz içimizden: “Keşke sormasaydı!” diye geçirdik. Sonra Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allâhümme salli alâ MuhaMMedîn ve alâ âli MuhaMMed, kemâ salleyte alâ âli İbrâhîm, ve bârik alâ MuhaMMedîn ve alâ âli MuhaMMed, kemâ bârekte alâ âli İbrâhîm, inneke hamîdün mecîd: Allahım! İbrâhim’in âline rahmet ettiğin gibi MuhaMMed’e ve âline de rahmet et. Allahım! İbrâhim’in âline hayır ve bereket lutfettiğin gibi MuhaMMed’e ve âline de hayır ve bereket ihsan et. Şüphesiz sen övülmeye lâyık ve yücesin” deyiniz. “Selâm ise bildiğiniz gibidir.” buyurdu.
(Müslim, Salât 65. Ayrıca bk. Tirmizî, Tefsîru sûre (33), 23; İmam Nevevî, Riyâzü's-sâlihîn min hadîsi seyyidi'l-mürselîn, 1409)

Resim

Ashâb–ı kirâm: “Yâ Resûlallah!. Sana nasıl salâvât getireceğiz?” diye sordular. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Allâhümme salli alâ MuhaMMedîn ve alâ ezvâcihî ve zürriyyetihî kemâ salleyte alâ İbrâhîm, ve bârik alâ MuhaMMedîn ve alâ ezvâcihî ve zürriyyetihî kemâ bârekte alâ İbrâhîm, inneke hamîdün mecîd: Allahım! İbrâhim’in âline rahmet ettiğin gibi MuhaMMed’e, hanımlarına ve zürriyetine de rahmet et. İbrâhim’e hayır ve bereket lutfettiğin gibi MuhaMMed’e, hanımlarına ve zürriyetine de hayır ve bereket ihsan et. Şüphesiz sen övülmeye lâyık ve yücesin” deyiniz.” buyurdu.
(Buhârî, Enbiyâ 10, Daavât 33; Müslim, Salât 69. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 179; Nesâî, Sehv 54; İbni Mâce, İkâme 25; İmam Nevevî, Riyâzü's-sâlihîn min hadîsi seyyidi'l-mürselîn, 1410)


Resim

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 09 Tem 2017, 13:01 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11428
Resim

KELÂMuLLAH
RESÛLuLLAH!.


TAV’en-KERHen>VARıLası
CÂNda CÂNÂN SıRR SILası
BEDEN-NEFSin ->FaSILAsı
TEMiz KALBin >RÛH CİLÂsı
>KELÂMuLLAH RESÛLuLLAH!.
>RESÛLuLLAH KELÂMuLLAH!.
Resim sallallahu aleyhi vesellem..

Resim

ÂDEM’in -->AŞK ÂHENgiNE
CihÂNda ->CÂNLar CENgiNE
BEDEN-NEFS ÖMüR RENgiNE
->KALB-i SELiM->TÛR-i SîNE
->KELÂMuLLAH RESÛLuLLAH!.
->RESÛLuLLAH KELÂMuLLAH!.
Resim sallallahu aleyhi vesellem..

Resim

BEDEN-Lerin->TERBİyesi
NEFİSLerin -->TEZKİyesi
MEŞKte KALbin TASFİyesi
AŞKta ->RÛHun TECLİyesi
KELÂMuLLAH RESÛLuLLAH!.
RESÛLuLLAH KELÂMuLLAH!.
Resim sallallahu aleyhi vesellem..

Resim

İŞin BAŞı ->İŞin SONu
bENi->sEN->BİZi->O’nu
OYNAnan KULLuk OYUNu
KÛN EMRİ’nin->feyeKÛNu
KELÂMuLLAH RESÛLuLLAH!.
RESÛLuLLAH KELÂMuLLAH!.
Resim sallallahu aleyhi vesellem..

Resim

NÂZLı YÂR YANağın -->ÇİLi
AŞK MUHİTin>MERKEZ MİLi
MuhaMMedî MEŞK->MENziLi
AHAD SÖZÜn ->AHMED DİLi
>KELÂMuLLAH RESÛLuLLAH!.
>RESÛLuLLAH KELÂMuLLAH!.
Resim sallallahu aleyhi vesellem..

Resim

->MEŞK-i MîMi --->ELiF-LÂM’ın
->“SEBBEHA”sı -->Es SeLÂM’ın
HAKk’tan HALka HAKk KeLÂM’ın
-->MESNEDi --->DÎN-i İSLÂM’ın
---->KELÂMuLLAH RESÛLuLLAH!.
---->RESÛLuLLAH KELÂMuLLAH!.
Resim sallallahu aleyhi vesellem..

Resim

FAKR-ü-ACZ-ü-ZiLLet-İLLet
İLLîYyîN’den --->ESFELiYyet
->“KÂİNÂT”ı -->RUSÛLiYyet
SIRR SANÂTı -->RUBÛBiYyet
->KELÂMuLLAH RESÛLuLLAH!.
->RESÛLuLLAH KELÂMuLLAH!.
Resim sallallahu aleyhi vesellem..

Resim

“MÎM MAHŞERİ”n ->“ELİF-LÂM”ı
“MuhaMMedî MEŞk --->MeLÂM”ı
--->Ed DÂİM -->DÂRü’s- SeLÂM’ı
->KÜLLî ŞEYy’e ->“KÛN!. KeLÂM”ı
------>KELÂMuLLAH RESÛLuLLAH!.
------>RESÛLuLLAH KELÂMuLLAH!.
Resim sallallahu aleyhi vesellem..

Resim

MÜSLiM-Mü’MİN-VELîYyuLLAH
HAKk Hatemü’n- NEBîYyuLLAH
->AHAD ALLAHa -> ABDuLLAH
->EL->ELe ->EL ÜStü ->ALLAH
---->KELÂMuLLAH RESÛLuLLAH!.
---->RESÛLuLLAH KELÂMuLLAH!.
Resim sallallahu aleyhi vesellem..

Resim

ALLAHu ÂLEM --->ABDuLLAH
NÂZ-NiYÂZda ->NEBîYyuLLAH
->RÂZİYyeten ->RESÛLuLLAH
>MERZİYyeten HABîBÛLuLLAH
--->KELÂMuLLAH RESÛLuLLAH!.
--->RESÛLuLLAH KELÂMuLLAH!.
Resim sallallahu aleyhi vesellem..

Resim

İhvÂNim ->KITMÎR ->KIRATı
“AL!.-VER!. NEFES”in ->SIRATı
->MuhaMMedî MEŞK ->Mİ’RÂTı
->SUBHÂN ALLAH->SALTANÂTı
---> KELÂMuLLAH RESÛLuLLAH!.
---> RESÛLuLLAH KELÂMuLLAH!.
Resim sallallahu aleyhi vesellem..


09.07.17 06:08
brsbrsmm.. tktktrstkkmdfigÂNnn..



Resim


nOt:

O târifsiz yücelikteki ARŞ DAĞında Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efemdimizi gördüm yakın bir zamanda rüyâmda. Sol omuzunda Kâbe’deki Rükn-i Yemanî boz taşının yapısına benzeyen, parlak-cilâlı, 30X40X10 boyunda gibi bir taş durmakta ama tutmamakta idi. Ben hep Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin sol tarafında olurdum ama, bu sefer sağındaydım ve gözüm taştaydı.. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Sizde de var ama göremiyorsunuz!.” buyurdu.
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem iki elini yumruk yapıp göğsü hizasında, baş parmaklarını göğe doğru kaldırarak: “Şu iki hususta çok hizmet etmelisiniz!.” buyurdu.
Ben de: “Var gücümüzle İnşâe ALLAH Hizmet etmekteyiz Yâ Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem!. Şimdi aşağıda Hakan, KeLâmuLLaHta Hasbî ve ReSûLuLLaHta Habibî Hizmet etmekte!.” dedim.
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem çok sevindi ve gülümsedi..

Rüyâmı ANLAtış sebebim açıktır ki Biz, tüm Hayatımızı;
ALLAHu zü’L-CeLÂLimize İbâdet,
KeLâmuLLaHa/KitÂBa Hasbî Hizmet,
ReSûLuLLaHa/SüNNetine/ÜMMetine Habibî Hizmet etmek İmânı ve Ameli içinde harcarız-bitiririz İnşâe ALLAHu teÂLÂ..


Resim

TAV’en-KERHen>VARıLası.:

قُلْ أَنفِقُواْ طَوْعًا أَوْ كَرْهًا لَّن يُتَقَبَّلَ مِنكُمْ إِنَّكُمْ كُنتُمْ قَوْمًا فَاسِقِينَ
''Kul enfikû TAV’AN ev KERHEN len yutekabbele minkum, innekum kuntum kavmen fâsikîn (fâsikîne) : De ki: İster GÖNÜLLÜ verin ister GÖNÜLSÜZ, sizden (sadaka) asla kabul olunmayacaktır. Çünkü siz yoldan çıkan bir topluluk oldunuz.''
(Tevbe 9/53)


Resim

BEDEN-NEFSin ->FaSILAsı
TEMiz KALBin>RÛH CİLÂsı.:


Bedenin Terbiyesi: Buzun erimesi gibi olup bedenin, Emrullahı işleyecek kıvâma getirilmesidir.
Nefsin Tezkiyesi: Suyun süzülmesi gibi olup nefsin; Emrullahı, kendini ve RABB'ini bilmesidir.
Kalbin Tasfiyesi: Suyun arındırılması (buharlaşma) gibi olup kalbin; Emrullahı işleyip, Ahlâkullah'la boyanmasıdır.
Rûhun Tecliyesi: Saf su bulutu gibi sırf rahmet olup rûhun, MuhaMMedî Merhâmet ve Muhabbetle HAKk'ın halkına Hasbî Hizmete hazır olmasıdır...

BEDENlerimiz MuhaMMedî Gayretin İLİMiyleTerbiye edildiğini BİLdikçe,

NEFİSlerimiz Pîr elinde MuhaMMedî Merhametin EDEBiyle Tezkiye edildiğini BULdukça,

KALBlerimiz MuhaMMedî Muhabbetin İRFÂNıyla Tasfiye edilişin içinde OLdukça,

RUHlarımız MuhaMMedî Hakikatın ERKÂNıyla TecLiye edilişi YAŞAdıkça, İNŞİRAH bulacaktır!.

İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!..


Resim

-->MESNEDi ---->DÎN-i İSLÂM’ın
----->KELÂMuLLAH RESÛLuLLAH!.
----->RESÛLuLLAH KELÂMuLLAH!.:


Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “İnnî târikûn fikümü’'s- sâkaleyni kitâballahi ve ıtretî: Ben sizin içinizde iki ağırlık bıraktım biri ALLAH’ın kitâbı biri de ıtretim (zürriyetim, ehl-i beytim)” buyurmuştur.
(Müslim Fezailü’s- Sahabe 36,37; Darimî, Fezâilü’l- Kur’ân 1; İ. Ahmed, III/14,17-4/367,371; Şeybe; Hatîb)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Size iki şey bırakıyorum. (Bunlara tutunursanız) asla dalâlete düşmezsiniz: Allah’ın Kitabı ve Sünnetim. Bu ikisi (kıyamette) havza kadar ayrılmadan beraberce geleceklerdir.” buyurmuştur.
(Hâkim, Müstedrek ale’s- Sahîhayn, 1/93)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Size iki şey bırakıyorum; onlara temessük etseniz/sarılsanız necât bulursunuz: biri Kitabullah/Kur’ÂN, biri Âl-i Beytim."buyurmuştur.
(Tirmizî, Menâkıb: 31; İ. Ahmed, Müsned, 3:14, 17, 26)


Resim

FAKR-ü-ACZ-ü-ZiLLet-İLLet.:

KULLuğun 4 ana SARmalı/OLmazsa OLmazı ->Fakriyyet ->Acziyyet ->ZiLLet ->İLLet..
FAKRİYET ->AKıL ve NEFS anlayacaktı ki yaratan karşısında fâkirdir..
ACZİYET ->Yaratılıştan acizdir, yarım nefesi veremedi mi alamadı mı hastaneyi bulur artık yahutta mezara gider..
ZİLLET ->Kendi başına kafa tutup da İZZet gösterecek bir hâli yoktur RABBısı ALLAH celle celâlihu'ya karşı.. ve netice olarak..
İLLET ->Her İnsanın-KULun, her İŞi SEBEBe bağlıdır.. sebeb kesildi mi bitti varlığı-benliği, aslanlığı, krallığı, köleliği hepsi sebebe bağlıdır.. illet sahibliğidir..


Resim

İLLİYyîNden ->ESFELîNe .:

İLLiYyin: ASLın en üst RUH iklimi yüceliği NûR İklimi.. SeBeBi YÂRatış DiYÂRı..
İLLiYyun: (İlliyyîn) (Aliyyu. C.) Cennetin en yüksek tabakası. Ahirete giden tam MuhaMMedî Kâmil Mü'minlerin yeri. Hafaza meleklerinin divanları ismidir ki, salihlerin amelleri oraya yükseltilir. Ahirette yüksek dereceye, dergâh-ı rızâya en yakın olan derecedir..
İLL: Keskinlik veya parlaklık mânasında..
İLLiyyet: Sebeb ile alâkalı. Esas sebeble alâkadarlık. Sebeb arayış.
İLLiyye: (Ulliyye) En şerefli, yüksek.
ESfeLin: AYNın-fASLın, en alt BEDEN diyarı aLçaklığı NÂR üLkesi.. Şu içinde yaşadığımız ÂLeM.. SON-uç DiYÂRı..
EsfeL: En sefil, çok sefil, en alçak, en aşağı, çok fenâ.
Esfeliyyet: Aşağılık, âdilik, alçaklık.
EsfeL-i sâfiLîn: Sefillerin en sefili. Cehennem'in en aşağı tabakasındakiler.
EsfeL-i sâfiLîn-i Hisset: Alçaklığın en aşağı derecesi.


DELi GÖNLümce İLLiYyin-ESFeLin maSALLımız:

Bezm-i Elest Bâzarında KulLLuk İmtihÂNım için girdiğim Esfelin Fenâsı fASLından, Yalan Dünyasından her NEFes AL-VERinde ->İlk geldiğim İLLiyyin Bekâsı ASLıma, DOST'un DÂRü’s- SeLÂMına GÖÇmekte olduğumu ->İLim->İrâde->İdrak edip ->YAŞAmaktayım Ölüm GÖÇünü.. Zâten dönülmesi de imkÂNsız olan SüNNetuLLAH ÂHiRet YOLUndan dönücü de değilim İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!. ALLAHıma Hamd OLsun!.

İlliyinden Esfeline dereke dereke inmiştik ya, tabana vurmuştuk, dibe vurmuştuk ya, şimdi o Yusuf Kuyusundan tekrar tırmânâ tırmânâ, derece derece.. “yukarı->derece, aşağı->dereke” aynı yol.. İşte o YOLda bizi ref' et!. Yücelt yâ RABBenâ!. Âmin Yâ Muin celle celâlihu!.

İLLiYyin: ASLın en üst RUH iklimi yüceliği NûR İklimi..
ESfeLin: AYNın-fASLın, en alt BEDEN diyarı alçaklığı NÂR ülkesi..


İLLiYyinimiz:

كَلَّا إِنَّ كِتَابَ الْأَبْرَارِ لَفِي عِلِّيِّينَ
Resim---Kellâ inne kitâbe'l- ebrâri lefî illiyyîn (illiyyîne): Hayır, muhakkak ki ebrar olanların (ALLAH'a ulaşmayı dileyenlerin, hidâyette olanların) kitapları (kayıtları, hayat filmleri) elbette illiyyin'dedir.”

(Mutaffifin 83/18)

وَمَا أَدْرَاكَ مَا عِلِّيُّونَ
Resim---Ve mâ edrâke mâ ılliyyûn (ılliyyûne): Ve illiyyin'in ne olduğunu sana bildiren nedir?”

(Mutaffifin 83/19)

كِتَابٌ مَّرْقُومٌ
Resim---Kitâbun merkum (merkûmun): (O), rakamlandırılmış (kazanılan pozitif ve negatif derecelerin yazılmış olduğu) bir kitaptır

(Mutaffifin 83/20)

يَشْهَدُهُ الْمُقَرَّبُونَ
Resim---Yeşheduhu'l- mukarrebûn(mukarrebûne): Ona, mukarrebin (yakın olan melekler) şahit olurlar.”

(Mutaffifin 83/21)

إِنَّ الْأَبْرَارَ لَفِي نَعِيمٍ
Resim---İnne'l- ebrâre le fî naîm (naîmi): Muhakkak ki ebrar olanlar, elbette ni'metler içindedir.”

(Mutaffifin 83/22)

ESfeLinimİZ:

لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ فِي أَحْسَنِ تَقْوِيمٍ
Resim---Lekad halakne'l- insâne fî ahseni takvîm: Gerçekten biz insanı en güzel biçimde-KIVAMda yaratmışızdır.”
(Tîn 95/4)

ثُمَّ رَدَدْنَاهُ أَسْفَلَ سَافِلِينَ
Resim---Summe redednâhu esfele sâfilîn: Sonra da çevirdik aşağıların aşağısına kaktık.”
(Tîn 95/4)



KUL İhvÂNim SÖZü KESs
cÂN DEDiğin TEK NEFeSs
->BiR NEFeSsLik NÂSİBin
KISMETse BULur HERKESs!..

ResimHAYy Dost ALLAH celle celâlihu..


Resim


Es-selâtu ve's-selâmu aleyke Ya RasûLuLLaH!.
Allâhumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ Muhammedin
Abdike ve
Nebiyyike ve
Rasûlike ve
Nebiyyi'l- Ummiyi ve alâ âlihi, ehl-i beytihi ve's-sahbihi ve ummetihi...''
Dâimen ebeden İn şâe ALLAH.
Subhâneke Allâhumme ve bihamdike eşhedu en Lâ ilâhe illâ ente vahdeke la şerîke leke estağfiruke ve etûbu ileyke.
Ve'l-hamdu li'llâhi RABBi'l-âlemîn.


MuhaMMedi MuHABBEtLeriMLe!....


Resim

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 26 Tem 2017, 14:58 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11428
KÜTÜB-i SİTTE’de ReSûLuLLaH sallallahu aleyhi ve sellem’e SALÂVÂT HADİSLERİ.:

ResimLEBBEYKe Yâ Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem!.

906-6260- Abdullah İbnu Mes’ud radıyallahu anh şöyle dedi: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a salâvât okuyunca salâvâtı güzel yapın. Zirâ siz bilemezsiniz, belki bu salâvâtınız ona arzedilir.” Kendisine: “Öyleyse (güzel olan salâvâtı) bize öğretin!” dediler. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm de: “Şöyle söyleyin:
Allahümme’c'al salâteke ve rahmeteke ve berekâtike alâ seyyidi’l- mürselîn ve imâmi’l- muttakîn ve hatemi’n- nebîyyîn MuhaMMedîn abdike ve Resûlike imâmi’l- hayri ve kâidi’l- hayrı ve Resûli’r- rahmeti.
Allahümme’b'ashu makâmen mahmûden yağbituhu bihi’l- evvelûn ve’l- âhirûn.
Allahümme salli alâ MuhaMMedîn ve alâ âli MuhaMMedîn kemâ sallayte alâ İbrahîme ve alâ al-i İbrahîme inneke hamidun mecid.
Allahümme bârik alâ MuhaMMedîn ve ala âli MuhaMMedîn kemâ barekte alâ İbrahîme ve alâ âl-i İbrahîme inneke hamidun mecid.
: Allahım, salâtını, rahmetini, bereketlerini peygamberlerin efendisi, müttakilerin imamı ve peygamberlerin sonuncusu olan MuhaMMed’e kıl. O senin kulun ve elçindir, hayrın imamı, hayrın komutanı, ve rahmet peygamberidir.
Allahım! Onu Makam-ı MahMud üzere dirilt, ondan önce gelenler de sonra gelenler de bu makamı sebebiyle ona gıbta ederler.
Allahım! MuhaMMed’e, MuhaMMed’in âline salât et, tıpkı İbrahîm’e ve İbrahîm’in âline salât ettiğin gibi. Sen Hamîd ve Mecîdsin.
Allahım, MuhaMMed’i ve MuhaMMed’in âlini mübârek kıl, tıpkı İbrahîm’i ve İbrahîm’in âlini mübârek kıldığın gibi, sen hamîd ve mecîdsin!.” buyurdu.
(Kütüb-i Sitte; 906-6260)

Resim

907-6261-Amr İbnu Rabi’a radiyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Bana salâvât okuyan bir mü’min yoktur ki ona melekler rahmet duası etmemiş olsun. Bu, bana salâvât okuduğu müddetçe devâm eder. Öyleyse kul bunu, ister az ister çok yapsın!.” buyurdu.
(Kütüb-i Sitte; 906-6261)

Resim
908-6262- İbnu Abbâs radiyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Kim bana salâvât okumayı unutursa, cennetin yolunu terketmiş olur:” buyurdu.
(Kütüb-i Sitte; 908-6262)

Resim
1896- Ebû Mes’ud el Bedrî radıyallâhu anh anlatıyor: “Biz Sa’d İbnu Ubâde’nin meclisinde otururken Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm yanımıza geldi. Kendisine, Beşîr İbnu Sa’d: “Yâ Resûlullah! Bize Allah Teâla Hazretleri, sana salât okumamızı emretti. Sana nasıl salât okuyabiliriz?” diye sordu. Efendimiz şu cevâb verdi: “Şöyle söyleyin:”Allahümme salli alâ MuhaMMedîn ve alâ âl-i MuhaMMed, kemâ salleyte alâ İbrahîme ve bârik alâ MuhaMMedîn ve alâ âl-i MuhaMMedîn kemâ bârekte alâ âl-i İbrahîme inneke hamîdun mecîd. :
Allah’ım! MuhaMMed’e ve MuhaMMed’in âline rahmet kıl, tıpkı İbrahîm’e rahmet kıldığın gibi. MuhaMMed’i ve MuhaMMed’in âlini mübârek kıl. Tıpkı İbrahîm’in âlini mübârek kıldığın gibi.” (Resûlullah ilâveten şunu söyledi): “Selâm da bildiğiniz gibi olacak.” buyurdu.
(Müslim,Salât 65, (405), Kasru's-Salât 67,(1,165,166); Tirmizî, Tefsir, Ahzâb,(3218); Ebû Dâvud, Salât 183, (980,981); Nesâî, Sehv 49, (3, 45, 46))

Resim

Tirmizî dışındaki Kütüb-i Sitte kitablarında, Ebû Humeyd es-Sâidî radıyallâhu anh’den gelen bir rivâyet şöyle:
“Ashab sordu: “Yâ Resûlullah sana nasıl salât okuyalım?” Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: Şöyle söyleyin, dedi: “Allahümme salli alâ MuhaMMedîn ve alâ ezvâcihi ve zürriyyetihi kemâ salleyte alâ İbrâhime ve bârik alâ MuhaMMedîn ve alâ ezvâcihi ve zürriyyetihi kemâ bârekte alâ İbrâhime inneke hamîdun mecîd.
: Allahım! MuhaMMed’e zevcelerine ve zürriyetine rahmet kıl, tıpkı İbrahîm’e rahmet kıldığın gibi. MuhaMMed’i, zevcelerini ve zürriyetini mübârek kıl, tıpkı İbrahîm’i mübârek kıldığın gibi. Sen övülmeye layıksın, şerefi yücesin).” buyurdu.
(Buhârî, Daavât 33, Enbiya 8; Müslim, Salât 69, (407); Muvatta, Kasru's- Salât 66, (1, 165); Ebû Dâvut, Salât, 183, (979); Nesâî, Sehv 54, (3, 49))

Resim

Ka’b İbnu Ucre’den gelen bir rivâyet de şöyle: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm yanımıza gelmişti: “Yâ Resûlullah, dedik, sana nasıl selâm vereceğimizi öğrendik. Ama, sana nasıl salât okuyacağız (bilmiyoruz)? ” “Şöyle söyleyin!” buyurdu:
“Allahümme salli alâ MuhaMMed’in ve alâ âl-i MuhaMMedîn kemâ salleyte alâ İbrahîme inneke hamîdun mecîd. Allahümme bârik alâ MuhaMMedîn ve alâ âl-i MuhaMMed, kemâ bârekte alâ âli İbrâhîme inneke hamîdun mecîd.”
(Buhârî, Daavât 33: Müslim, Salât 66, (406); Ebû Dâvud, Salât 183, (976);Nesâî, Sehv 51, (3, 47); Tirmizî Vitr,20, (483))

Resim

1897- Hz. Enes radıyallâhu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Kim bana (bir kere) salât okursa Allah da ona on salât okur ve on günahını affeder, (mertebesini) on derece yükseltir.” buyurdu. (Nesâî, Sehv 55, (3, 50))

Yine Nesâî’de Ebû Talha radıyallâhu anh’dan gelen bir rivâyet şöyle: “Bir gün Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, yüzünde bir sevinç olduğu halde geldi. Kendisine: “Yüzünüzde bir sevinç görüyoruz!” dedik.
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Bana melek geldi ve şu müjdeyi verdi: “Ey MuhaMMed! Rabbîn diyor ki: “Sana salâvât okuyan herkese benim on rahmette bulunmam, selâm okuyan herkese de benim on selâm okumam sana (ikram olarak) yetmez mi?” buyurdu.
(Nesâî, Sehv 55, (3, 50))

Resim

1898- İbnu Mes’ud radıyallâhu anh anlatıyor: Resûlullah aleyhissâlatu vesselâm: “Kıyamet günü bana insanların en yakını, bana en çok salâvât okuyandır.” buyurdu.
(Tirmizî, Salât 357 , (484))

Yine Tirmizî’de Hz. Ali radıyallâhu anh’den kaydedilen bir rivâyette şöyle denir: “Resûlullah aleyhissâlatu vesselâm : “Gerçek cimri, yanında zikrim geçtiği halde bana salâvât okumayandır. ” buyurdu.
(Tirmizî, Daavât 110, (3540)

Resim

1899- Hz. İbnu Mes’ud radıyallâhu anh anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissâlatu vessalâm) : “Yeryüzünde Allah’ın seyyâh melekleri vardır. Onlar ümmetimin selâmını (ânında) bana teblîğ ederler.” buyurdu.
(Nesâî, Sehv 46. (3, 43))

Resim

5868- Ebu Hureyre anlatıyor: “Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Ramazan girip çıktığı halde günahları affedilmemiş olan insanın burnu sürtülsün. Anne ve babasına veya bunlardan birine yetişip de onlar sâyesinde cennete girmeyen kimsenin de burnu sürtülsün. Ben yanında zikredildiğim zaman bana salât okumayan kimsesinin de burnu sürtülsün!” buyurdu.
(Tirmizî, Daavât 110, (3539))


Resim


Es-selâtu ve's-selâmu aleyke Ya RasûLuLLaH!.
Allâhumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ Muhammedin
Abdike ve
Nebiyyike ve
Rasûlike ve
Nebiyyi'l- Ummiyi ve alâ âlihi, ehl-i beytihi ve's-sahbihi ve ummetihi...''
Dâimen ebeden İn şâe ALLAH.
Subhâneke Allâhumme ve bihamdike eşhedu en Lâ ilâhe illâ ente vahdeke la şerîke leke estağfiruke ve etûbu ileyke.
Ve'l-hamdu li'llâhi RABBi'l-âlemîn.


MuhaMMedi MuHABBEtLeriMLe!....


Resim

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 130 mesaj ]  Sayfaya git Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6  Sonraki

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye