Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 16 Ara 2019, 14:26

Tüm zamanlar UTC + 2 saat




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 130 mesaj ]  Sayfaya git 1, 2, 3, 4, 5, 6  Sonraki
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 19 Eyl 2011, 19:31 
Çevrimiçi
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11438
Bu konuyu facebook'ta paylan!
Resim
RASÛLULLAH sallallahu aleyhi ve sellem

BaBa Rahm Tohumunun, ANA Rahim Tarlasına düşmesi, alâka kurup CeNNetinde CeNiN olması, İnsan SEViyesinde, Nefsinde ve Nefesinde DOĞuşunda;
İlk İŞİ AĞLAmak olan GÜL BeBBek GELdi diye herkes GÜLmüştü..
Ben idim, Sen idin, O idi İSMi..
Kafa TASındaki Bıngıldak-Beyin Kabı Kemiği, büyüdükçe kapandı ve AKILlandı GÜL ÇoCuk..

Bir Damlacık SU-Sperm-MENi, önce ANA Yumurtasını yedi..
Sonra ANNEsi ASLı toprak olan Ottur, Ettir, ekmek vs. toprağını sıvadıkça sıvadı..
5 kğ oldu, 10 kğ oldu Oğul-Kız Toprak TESTimiz diye SEVip-SEVinip Durdular Yıllarca..
AlBeBe GüLBeBe büyüdü..
OLsun! Olmasın! Okullarında Maddî-Fizikî- Teknik Bilgiler Öğretildi-Eğitildi..

AKLı ve Bedeni RÜŞDe Erdi Başında Kavak Yelleri esti..
Çocuktu Baba Olacak hâle geldi..
Kendi Kitab’ıyla ve Kâinât Kitab’ıyla TANIştı.
OLsun! Olmasın! Okullarında Maddî-Fizikî- Teknik Bilgiler Öğretildi-Eğitildi..
Şehâdet Âleminin şamatasından şaşıran HaMM AKLı, KALB Kitab’ıyla TANIştı..
Dinlediği Derunundan Derince Bir Hiss-Sess DUYdu ve tercüme edemedi.
Kâmil Kitab’ıyla TANIştı..

Kendi İLMinin, Kâmil Edebinin, Resûl İrfanın ve Hakk Teâlâ ERkÂNının ne olduğunu, cÂN CeRRyanın Nakl Pirizinden öğrendi Akl fişi Câhil Başı İNSAN olmayı..

RABBu’l-âleminin SÖZünü Rahmetenli’l-âlemin SESinden DUYup UYmak için EREN Ocağına GiRdi..

Habibullah HIRAsından: Nefsinin Hakikat-ı MuhaMMediyyesin Okudu:
İKRÂ! OKU!


اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ
Resim---“Ikra’bismi rabbikellezî halak(halaka) : Yaratan RABBin adıyla oku.” (Alak 96/1)

Şah damarından Yakın-AKRABa RABBu’l-âlemin Alâkasın ARAdı..


خَلَقَ الْإِنسَانَ مِنْ عَلَقٍ
Resim---“Halakal insâne min alak(alakın) : O, insanı bir alak'tan yarattı.” (Alak 96/2)

RABBu’l-âleminin zu’l- Celâli ve’l- İkram El EKREMliğin ERENlerden DİNLEdi..


اقْرَأْ وَرَبُّكَ الْأَكْرَمُ
Resim---“Ikra’ ve rabbukel ekrem(ekremu) : Oku, RABBin en büyük kerem sâhibidir;” (Alak 96/3)

Ehl-i Beyt aleyhumu's-selâm EDEBiyle MuhaMMed Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile SÖZde-Özde BİLişti-BULuştu-Oluştu ve Yaşama Gayretine düştü bir ÖMÜR..
MuhaMMedî Merhâmeti ve MuhaMMedî Şuuru BİLdi
MuhaMMedî MuhaBBeti
ve MuhaMMedî Nûru BULdu
MuhaMMedî Hizmette ve MuhaMMedî Sürurda OLdu
MuhaMMedî Hakîkatı
ve MuhaMMedî O-Nûru YAŞAdı… İn şâe ALLAH

Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i;
Beşeriyyet, Velâyet, Nübüvvet ve Rasûliyyet Yönleriye Tanımaya çalıştı..

Ve göRdü Ki;

1-Şerîat-ı Muhammedîyye: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in Vahyî SÖZleridir. Âyet ve Sahih Hadisleridir.

2-Tarikat-ı Muhammedîyye: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in AMELleri, fiilleridir, Sünnet-i Seniyyesidir.

3-Mârifet-i Muhammedîyye: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in AHLÂKıdır. Hulki’l-azîm. Ahlâkullah...

4-Hakikat-i Muhammedîyye: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in AHVÂLidir. “Kâbe kavseyn” vs. gibi söze sığmayan ve yaşanınca anlaşılan HÂLLERidir.

Muhammedî olduğunu anlayan kimsenin; Söz, Fiil, Ahlâk ve Hâllerini Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i DUYması Lâzım UYması Lâyıktır ve de Şarttır.
KULLUK İMTİHANIn ASLı-Faslı da budur.


ALLAH celle celâluhu’nun Kur'ân-ı Kerimdeki TEBLİĞ, TENZİR, TEBŞİR, TEŞHİD 4 lüsü Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin Tek, Eşsiz, Mükemmel ve Mükemmil Mesleğidir, Mezhebidir, Meşrebidir ve Merciidir.

Bakınız Kur’ân-ı Kerîm’de ALLAHU ZU’L-CELÂL bu hususta EMİR buyurduğu, Habîbi, Edibi Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile ilgili âcizâne tesbit edebildiğim âyetler:

a-) TEBLİĞ:


Tebliğ: Ulaştırmak. Götürmek. Bildirmek. Eriştirmek. Yetiştirme, eriştirmek.
Belağ: Eriştirme, yetiştirme. Maksada uyan güzel ifâde. Kâfi gelme, kifâyet etme. Hitâbettiği kimselere göre uygun, tam yerinde, düzgün ve hakîkat OL-AN. Hâlin gereğine uygun, hem düzgün, hem yerinde söz.

Belağ: (Âli Imrân 3/20 ) (Mâide 5/99 ) (Ra'd 13/40 ) (Nahl 16/35, 82 ) (Nûr 24/54 ) (Ankebût 29/18 ) (Şûrâ 42/48 ) (Ahkaf 46/35 ) (Cin 72/23 )
Beliğ: (Nisa 4/63 )
Bellağte: (Mâide 5/67 )
Ebleğu: (Cin 72/28 )

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 22 Eyl 2011, 11:48 
Çevrimiçi
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11438
b-) TENZİR:

UYANDIRmak-AYIKTIRmak..


Tenzir (inzâr): sonunun fenâ olacağını haber vererek KORKUtmak, ihtarda ve îkazda bulunmak, uyarmak ve uyandırmak.
Nezr: Adak adamak. Fıkıhta Cenab-ı HAKK’a ta'zim için mübah bir fiilin yapılmasını deruhde etmek, öyle bir işin yapılmasını kendi nefsine vâcib kılmaktır.
İnzar:
Netîcenin kötü olacağını bildirerek fenâlıktan sakındırmak. Azab ve cezâ va'detmek.

Nezir: (Bakara 2/119 ) (Mâide 5/19 ) (A'raf 7/184, 188 ) (Hûd 2, 12,25 ) (Hicr 15/89 ) (İsrâ 17/105 ) (Hac 22/49 ) (Furkân 25/1, 7, 56 ) (Şuara 26/115 ) (Kasas 28/46 ) (Ankebût 29/50 ) (Secde 32/3 ) (Ahzâb 33/45 ) (Sebe' 34/28, 44, 46 ) (Fatır 35/23, 24, 37, 42 ) (Sâd 38/70 ) (Zuhruf 43/23 ) (Ahkaf 46/9 ) (Fetih 48/8 ) (Zâriyât 51/50,51 ) (Necm 53/56 ) (Mülk 67/26 )

Münzir: (Bakara 2/213 ) (En’âm 6/48 ) (Ra'd 13/4, 65 ) (Kehf 18/56 ) (Şuara 26/194 ) (Neml 27/92 ) (Sâd 38/4, 65 ) (Kaf 50/2 ) (Nâziât 79/45 )

Enzer: (Bakara 2/6 ) (Yâsîn 36/10 ) (Fussilet 41/13 ) (Leyl 92/14 )

Enzir: (En’âm 6/51 ) (Yûnus 10/2 ) (İbrâhim 14/44 ) (Meryem 19/39 ) (Şuara 26/214 ) (Mü'min 40/18 ) (Müddessir 74/2 )

Ünzir:
(En’âm 6/19 ) (Enbiyâ 21/45 )

Tünzir: (Bakara 2/6 ) (En’âm 6/92 ) (A'raf 7/2 ) (Meryem 19/97 ) (Kasas 28/46 ) (Secde 32/3 ) (Fatır 35/18 ) (Yâsîn 36/6, 10, 11 ) (Şûrâ 42/7 )


c-) TEBŞİR:

MÜJDELEmek!.
Tebşir: Uyananı CeNNetle, uyanmayanı CeheNNemle MÜJDElemek. Müjde verme, müjdeleme, muştulama. Hayır haber vermek.
Bişr: Sevinç ve muştu-mutlu eseridir.
Beşir: Müjdeli haber veren. Müjde getiren.
Beşaret : Doğrusu Bişârettir. Müjde. Sevindirici haber. Hayırlı haber. Müjdeye verilen ihsan. Müjde haberi, muştu.

Beşiren-Neziren: (Bakara 2/119 ) (A'raf 7/188 ) (Hûd 11/2 ) (Sebe' 34/28 Ayet) (Fatır 35/24 Ayet) (Mâide 5/19)

Beşiren-Neziren-Daiyen : (Sebe’ 34/28)

Mübeşşir-Nezir: (İsrâ 17/105) (Furkân 25/56) (Ahzâb 33/45)

Tebşir: (Bakara 2/25) (Ahzâb 33/46 )


d-) TEŞHİD:

Teşhid: Uyanana da uyanmayana da ŞÂHİD olmak...
Şühud: Görme, şahid olma. Müşahede etme. Görünecek halde şekillenme.
Şâhid: Şahidlik yapan. Bilen, tanıyan. Sened yerine geçecek kadar mâkul ve mu'teber sayılan. Gören ve Hazır OL-AN.. Resul-ü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin her AN ve Şe’enî bir vasfıdır.

Şâhiden ve Mubeşşiren ve Nezîrâ: (Fetih 48/8)

Şâhid-Şâhida : (Bakara 2/143 ) (Nisa 4/41 ) (En'âm 6/150 ) (Nahl 16/89 ) (Hac 22/78 ) (Müzzemmil 73/15 )


e-) DÂİYEN:

Dâîyen-Munîrâ (Çağırıcı-Nur Saçıcı) : (Ahzâb 33/46)

وَدَاعِيًا إِلَى اللَّهِ بِإِذْنِهِ وَسِرَاجًا مُّنِيرًا
Resim---Ve dâîyen ilâllâhi bi iznihî ve sirâcen munîrâ(munîren) :
Ve kendi izniyle Allah'a çağıran ve nur saçan bir çerağ olarak (gönderdik).” (Ahzâb 33/46)

Dâvetçi- Fed’u- Davet Et!: (Şûrâ 42/15)

فَلِذَلِكَ فَادْعُ وَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ وَلَا تَتَّبِعْ أَهْوَاءهُمْ وَقُلْ آمَنتُ بِمَا أَنزَلَ اللَّهُ مِن كِتَابٍ وَأُمِرْتُ لِأَعْدِلَ بَيْنَكُمُ اللَّهُ رَبُّنَا وَرَبُّكُمْ لَنَا أَعْمَالُنَا وَلَكُمْ أَعْمَالُكُمْ لَا حُجَّةَ بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمُ اللَّهُ يَجْمَعُ بَيْنَنَا وَإِلَيْهِ الْمَصِيرُ
Resim---Fe li zâlike fed’u vestekım kemâ umirt(umirte), ve lâ tettebi’ ehvâehum, ve kul âmentu bi mâ enzelallâhu min kitâb(kitâbin), ve umirtu li a’dile beynekum, allâhu rabbunâ ve rabbukum, lenâ a’mâlunâ ve lekum a’mâlukum, lâ huccete beynenâ ve beynekum, allâhu yecmeubeynenâ, ve ileyhil masîr(masîru) :
(Ey Rasûlüm), onun için sen onları tevhîde davet et ve emrolunduğun gibi, sebat üzre doğru git. Onların heveslerine uyma ve de ki: “- Ben, Allah’ın indirdiği her kitaba iman ettim. Aranızda adaleti yerine getirmekle emrolundum. Allah bizim de Rabbimizdir, sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz (karşılığı) bize, sizin amelleriniz (karşılığı) size... Sizinle aramızda bir husumet yok. (Bu ayet-i kerime, kıtal ayeti ile nesh edilmiştir - Hâzin tefsiri). Allah hepimizi (kıyamette) bir araya toplayacak ve dönüş de ancak O’nadır.” (Şûrâ 42/15)

f-) HİDÂYET REHBERİ:

Munzirun- Uyarıcı ve Hâd-: (Ra’d 13/7)

وَيَقُولُ الَّذِينَ كَفَرُواْ لَوْلآ أُنزِلَ عَلَيْهِ آيَةٌ مِّن رَّبِّهِ إِنَّمَا أَنتَ مُنذِرٌ وَلِكُلِّ قَوْمٍ هَادٍ
Resim---Ve yekûlullezîne keferû lev lâ unzile aleyhi âyetun min rabbih(rabbihî), innemâ ente munzirun ve li kulli kavmin hâd(hâdin) :
Kâfirler diyorlar ki: Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya! (Halbuki) sen ancak bir uyarıcısın ve her toplumun bir rehberi vardır.” (Ra’d 13/7)

g-) MÜZEKKİR

Müzekkir: Öğütçü (Gâşiye 88/21 )

فَذَكِّرْ إِنَّمَا أَنتَ مُذَكِّرٌ
Resim---Fezekkir innemâ ente muzekkir(muzekkirun) :
Artık sen, öğüt verip hatırlat. Sen, yalnızca bir öğüt verici, bir hatırlatıcısın.” (Gâşiye 88/21)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 28 Eyl 2011, 12:33 
Çevrimiçi
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11438
Resûlullah sallahu aleyhi vesellemin BEŞERİYYETi, Hayatı pek çok siyer kitablarında sahih hadislerle bildirilmiştir.
Ebedî ve Eşsiz İNSAN ÖRNEği Olarak,
Mübârek, Muhteşem, Muazzam ve Mukaddes bir KULLuk İmtihanı YAŞAmıştır Bizim gibi bir BEŞER de olan ABDULLAH aleyhi's-selâm..

Resûlullah sallahu aleyhi vesellemin VELÂYETi, Ehl-i Beyt aleyhumu's-selâm Kanalıyla Ezel Edebi, Kablosuyla cAN CeRRyanı olarak kıyamete kadar Akacaktır in şae ALLAH!

Resûlullah sallahu aleyhi vesellemin NÜBÜVVETi Hitam Bulmuştur.
NübüVVet son bulmuştur ve Nebî gelmeyecektir.

Ancak NeBe-Haber ve NeBi-Bilelik Nuru Dairesi TAMMamlanmıştır.
NüBüVVet Nûru her ÂN CERRyÂN Hâldedir..
Hatim yüzüktür..

Kâbe Kavseyn Kavsının kapandığı Dâimiyyet Dairesidir.
Baş-Son Bir NOKTA ve Her NOKTAdır..
BİLElik “B” NURumuzun kesilmesi imkansızdır ve NüBBüVVet NURu Velâyet Kablosuna DERC edilimiştir..

El ÂN ŞeÂNullahta Maddeten ve, İnsanların AKILlarında Mânen AKmaktadır.

Hamm Akıl-AKL-ı Nefs,
SaMM Akıl-AKL-ı Silm,
TaMM Akıl-AKL-ı Nuhâ
TüMM Akıl-AKL-ı NAKL.. AKL-ı Küll.. AKL-ı EvveL.. Olarak..

Resûlullah sallahu aleyhi ve sellemin RİSÂLETi Ezel-Ebeddir.
Öldü gitti sananlar ilim sahibiyim zannediyorsa Ahmaktır..


MuhaMMedî Âlim, Kâmil, Ârif ve Âşıklar ise;

Bedenen MuhaMMedî Mutahhar
Nefsen MuhaMMedî Mutezekkâ
Kalben MuhaMMedî Mutayyib
Ruhen MuhaMMedî Musaffâ OL-ANlar,

AŞK ABDESTin 4 ÂLemde gÖZ Yaşıyla ALanlar,
Kur'ân-ı Kerimimizi- Rabbu’l-âleminin SÖZünü, Rahmetenli’l-âleminin SESinden
DUYup UYanlar OLup;
Matbaa Mushafında MuhaMMedî DİRİ Kur'ân-ı Kerim’de Resûlullah sallahu aleyhi vesellemin Nübüvvet ve Resuliyyet görevlerini OKUrlar da ALLAH celle celâluhu’ya KULLuk YAParlar:


1-) Şeriat-ı MuhaMMedîyyede TEBLİĞ olup, Beden ve Aklen Rüşde eren, hür olan her İnsanın Kur’ân-ı Kerimde ALLAH celle celâlihunun:
Allah ve REsûlune TeSLİm Olunuz!
Hükmünce MÜSLÜMan olması, Bezm-i Elest AHDi gereği Nefsine FARZdır.
Ve Bu Meydanda Her Nefis AKLıyla Ve İLMiyle BAŞ ROLdedir ve kesinlikle TERCİHlerinde HÜRRdür..]


إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا
Resim---"İnnallâhe ve melâiketehu yusallûne alen nebiyyi, yâ eyyuhellezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ(teslîmen) : Şüphesiz, Allah ve melekleri Peygambere salât ederler. Ey iman edenler, siz de ona salât edin ve tam bir teslimiyetle ona selâm verin./Teslim OLun!.” (Ahzâb 33/56)

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَخُونُواْ اللّهَ وَالرَّسُولَ وَتَخُونُواْ أَمَانَاتِكُمْ وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ
Resim---"Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tehûnûllâhe ve'r- resûle ve tehûnû emânâtikum ve entum ta'lemûn (ta'lemûne). : Ey iman edenler, Allah'a ve Resûlü'ne ihânet etmeyin, bile bile emânetlerinize de ihânet etmeyin.” (Enfâl 8/27)

Emânet.: ALLAhu zü’L- CeLÂL’in dağlara taşlara teklif edip de, kabul etmediği ve Âdemoğlunun hemence, kabul ettiği KULLuk EmÂNeti..

Bu Âlemde BEDEN, mutlaka ilk ve baş rolde OLandır
Ve Bu ÂLEM, Bedenin BEN-lik ÂLEMİdir.
Bütün fiilerin bedenen yapılması esastır, her ŞEY ve İşe SAHİB çıkmak zorunludur Ve
FAKRiyyet içindeki BEDEN buna MUHTAÇtır.
Emrullahça yapılması bildirilen SEVAB fiileri ile Yapılması yasaklanan GÜNAH Fiileri Beden ve Şeriat Şartlarındadır.
TEVBE bu âlemde can bedendeyken yapılan özür dilemedir.

İslamın tüm farzları bedenen uygulanır; namaz, oruç, hac, zekat “ŞEY” Şuunatı- RABBımızın her AN yeniden yaratması içindedir.
Hayelen, uykuda vs. namaz kılıp, oruç tutulamaz ve ağzıyla-sesle Şehadet getirmesi şartı Dille ikrarsız yerine gelemez.

Dörtlü sistemlerimizin “ilk” lerini bu ÂLEMe UYgulanabilir şöyle ki;


“İLİM-İRADE-İDRAK-İŞTİRAK”
4 lüsünün İLKi olan İLİM; bu âlemde AKL-ı SİLMin, inansın inanmasın her AKLa açık olan Kur’ân-ı Kerimin NAKLini AKLederek İLMİ Bilmesidir. BİLen kişi ve Kur’ân-ı Kerim Şey-Beden olarak ortadır.

“ZİKİR-FİKİR-ŞÜKÜR-SABIR”
4 lüsünün İLKi olan ZİKİR; bu âlemde en Zâhir Şehadetin dile gelişidir. Her ZÂKİR Nefes ve SES veren Bedeniyle MeydÂNda-DevrÂNdadır ve Beden Ülkesinde Her Müslüman Fıtraten bir GAFLET İÇİndedir.
Her nefse Gaflet ZAHMEtini RAHMETe çevirecek cüz’i Akıl ve güç-kuvvet Fitraten verilmiştir.
Yoksa zaten sorumlu olamaz..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 30 Eyl 2011, 20:14 
Çevrimiçi
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11438
2-) Tarikat-ı MuhaMMedîyyede TENZİR OLUP, doğrudan NEFSe Kur’ân-ı Kerimde ALLAH celle celâlihunun:
Allah ve REsûlune İMAN EDiniz!
Hükmünce MÜ’MİN olması Bezm-i Elest AHDi gereği Nefsine FARZdır.
Bu Meydanda Her Nefis Kendi AKLının çıkmaz labirentlerinde çözümsüz kördüğümleriyle boğuşup duracaktır. Ancak çıkış yolu bu hayatta mevcuddur.

ACZİYYET içindeki NEFS buna MECBURdur.

Anne-Babasının MADDEsini-Bedenini DOĞurup besleyip büyüttüğü gibi, MÂNÂsını- NEFSinin Kemâlat Nurunun DOĞmasına Gelişip RÜŞDe Ermesine MuhaMMEdî Hasbî Hizmetçi
Kâmil İNSAN-Pîr-Mürşid olan bir GÖR-Evli Ehl-i BEYT EDEBİ ile MÜRİD olan Muradı ASLına Rücu’ gerçeğini BİLen Ancak ULAŞım-SALL YOLUnu bir türlü BULamayan, USULsüzlükten VUSLatsız kalan NEFSE Rehber-i Resûldür.
Ve Bu Meydanda ACZİYYET içindeki Nefsin MuhaMMEdî Tâlim Ve Terbiyeyi almaya MECBUR olduğu MuhaMMEdî Hasbî Hizmetçi Kâmil İNSAN-Pîr-Mürşid BAŞ ROLdedir ve Mürid olan KUL TERCİHlerinde asla HÜRR olmayıp eski BİLdiği İLİMi vs. yi, MuhaMMEdî Hasbî Hizmetçi Kâmil İNSAN-Pîr-Mürşidin EDEB ELEğinden GEÇirmeye MECBURdur.

Asla unutulmaması gereken ana ilke MuhaMMEdî Hasbî Hizmetçi Kâmil İNSAN-Pîr-Mürşid olanlar her hususta her İşi;
Resûlullah sallahu aleyhi vesellemin ADIna, Hesabına ve Şerefine YAPan Gerçek Erlerdir.

BİZler için PÎR Velâyetin ŞAHI ALİ Kerremullahi vechedir.
EL Ele ve Gönül gönüle DİRİden DİRİye Biiznillah kıyamete kadar gidecek olan Can CERYÂNımız Kablosu gibidir.

İyice biliyoruz ki Kimlik-Kişiliğimizin TÜMMü olan
BEDEN-NEFS-KALB ve RUH içinde NEFS;
İlliyyinden-CeNNetten İndiridiği ESfelinden-CeheNNemden;
Çıkış Dereceleri-Kemalatı ya da Batıp gark oluş Derekeleri Cehâletini AKLen Tercihte NAKL OL-AN Kur’ân-ı Kerim EMRince BULup Yaşamaya MECBURdur.
Yüceldikçe Kalbî Nefs, Ruhî Nefs, SıRRî Nefs, Hâfî Nefs, Ahfaî Nefs, Kudsî Nefs gereklerini ve neticelerini yaşar.
Alçaldıkça ise Bedenî Nefs; Hayvanî Nefs, Küfrî Nefs ve en kötüsü ise Münafık Nefs gereklerini ve neticelerini yaşar.

İşte bu değerrli-değersiz TERCİHlerin ERENler EDEB ELEĞİnden geçmesi HAKKı DUYup HAYRa Uymada çok çok önemlidir.

Bütün bedensel FİİLlerin
-Amellerin NiYYET NOKtası NEFStir..

Dörtlü sistemlerimizin “İkinci” lerini bu ÂLEMe UYgulanabilir şöyle ki;


“İLİM-İRADE-İDRAK-İŞTİRAK”
4 lüsünün İKİncisi olan İRADE”; bu âlemde KÂMİLine EDEB için Teslim olan AKL-ı SİLMin, Kur’ân-ı Kerimin NAKLen BULma EDEB-Üsulünü elde ederek Kötü-İyi, çirkin-Güzel, Gübre-Gül, İnkar-İkrar AYRIMI-İRADESini Kâmil Kontrolünde İMANı BULacaktır Mü’min Olacaktır.

“ZİKİR-FİKİR-ŞÜKÜR-SABIR”

4 lüsünün İkincisi olan FİKİR de her FÂKİR Nefs, SeyrÂNdadır.
Her Nefs Yeni doğan çocuk, yeni açan meyve ağacı çiçeği gibi GELecek yüklü ama SIFIR ÇÂREsiz ve Bakıma-Hizmete Muhtaç-Mecbur bir ACIlık-Hamlık Cehâleti İÇİndedir ve İnsan-ı Kâmil Kalbinde Cehâleti Kemâlat BULacaktır.. Koruklar Üzüm olacaktır. Bu hâl, Muradullahtan Fıtrî Sünnetullah olup Herr AN Şu AN ŞEENULLAHTa İşlenmektedir küllî ŞEYY için..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 03 Eki 2011, 18:40 
Çevrimiçi
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11438
3-) Mârifet-i MuhaMMedîyyede TEBŞİR olup, doğrudan NEFSe Kur’ân-ı Kerimde ALLAH celle celâlihunun:
Allah ve REsûlune TÂBİ OLunuz!
Hükmünce VELİYYULLAH olması Bezm-i Elest AHDi gereği Nefsine FARZdır.
Bu Meydanda her Zilliyyet içindeki KALB buna ME’MURdur.
Bu Meydanda İnsan-ı Kâmil EDEB ELEĞİnden geçen PÎRin
“BİZ BİR-İZ!” desturunu elde eden Terbiyeli ancak daha ZİLLET içindeki Nefs;
Resûlullah sallahu aleyhi vesellemin
KALBî İRFÂNında OLmaya ME’MURdur EMR Edilmiştir.
Kalbi, Resûlullah sallahu aleyhi vesellemin KALBî İRFÂNında OL-AN Kalbî NEFS,
Adüvvün Mubîn likten İmam-ı Mutlak MuhaMMed Resûlullah sallahu aleyhi vesellem’i gerçekten DUYup-UYarak İmam-ı Mubîn liğe Ermiştir.

Dörtlü sistemlerimizin “Üçüncü” lerini bu ÂLEMe UYgulanabilir şöyle ki;


“İLİM-İRADE-İDRAK-İŞTİRAK”
4 lüsünün Üçüncüsü olan İDRAK; bu âlemde KÂMİLine EDEBiyle kendini BULan ve Resûlullah sallahu aleyhi vesellemin KALBî İRFÂNında Olan, ALLAH celle celâlihuya Teslim edip, iman edip, Tâbi olan NEFS ve AKL-ı NUHası İnkar-İkrarını BİLip-BULup RESULÎ SEVİYEde Olup DORUK-a ÇEKER yani İdrak bayrağını göndere ÇEKer.
Kur’ân-ı Kerim’de- Her hükmünü ekmek yer su içercesine fiilen ve NAKLen OLma İrfanını su içer gibi Hazır ve Huzurda HIZIRcasına VELİYUULAH-ALLAH Dostu olarak Kullanacak haldedir.
Ne Madde için Korku ne de Mânâ için Hüzün kalmayacaktır inşae ALLAH


وَمَا نُرْسِلُ الْمُرْسَلِينَ إِلاَّ مُبَشِّرِينَ وَمُنذِرِينَ فَمَنْ آمَنَ وَأَصْلَحَ فَلاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ
Resim---"Ve mâ nursilul murselîne illâ mubeşşirîne ve munzirîn (munzirîne), fe men âmene ve asleha fe lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn (yahzenûne) : Biz elçileri müjde vericiler ve uyarıp korkutucular olmaktan başka (bir nedenle) göndermiyoruz. Şu halde kim iman ederse ve (davranışlarını) düzeltirse, artık onlar için korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır.” (En’âm 6/48)

“ZİKİR-FİKİR-ŞÜKÜR-SABIR”
4 lüsünün Üçüncüsü olan ŞÜKÜR de her ZELİL Nefs, CEVLÂNdadır.
“Allah ve REsûlune TeSLİm Olan, İman eden ve Tâbi olan!” NEFS gerçek MuhaMMedî-RESULÎ Teslimiyyetini TAMMamlamıştır.
AKLın Dalalet ve ve Selâmet İKİliği-ŞEYtÂNlığı RESULÎ SEVİYEde “Şeytanını Müslüman olunca!” Dalalet kördüğümü çözülüp selamet FERECi- Sırat-ı Müstakim İSTİKÂMETi Açılacaktır.
İlahî İSTİKÂMET ise ancak ve ancak Kalb-i MuhaMMed aleyhisselamda
Resûlullah sallahu aleyhi vesellemin İrSALL ROTAsındadır enfüslerimizin sonsuz FEZÂlarında, RABBe Rücu’ Makamlarında..
Kendini BİLen, Kâmilini BULan ve Resûlullah sallahu aleyhi vesellemin Pâk ve Yüce Kalbinde Olan Her Nefse bu Hali elde etmeye ME’MURdur..
İşte şerefe ulaşanlar Zelilikten AZİZliğe yücelen gerçek MuhAMMedî Erlerdir.
Ben Erler deyim siz;
Ebdâl, Ebrâr, Ahyâr, Anlayın can dostlarım!

يَقُولُونَ لَئِن رَّجَعْنَا إِلَى الْمَدِينَةِ لَيُخْرِجَنَّ الْأَعَزُّ مِنْهَا الْأَذَلَّ وَلِلَّهِ الْعِزَّةُ وَلِرَسُولِهِ وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَلَكِنَّ الْمُنَافِقِينَ لَا يَعْلَمُونَ
Resim---“Yekûlûne le in reca’nâ ilel medîneti le yuhricennel eazzu min hel ezell(ezelle), ve lillâhil izzetu ve li resûlihî ve lil mû’minîne ve lâkinnel munâfikîne lâ ya’lemûn(ya’lemûne) : Derler ki, "Andolsun, Medine'ye bir dönecek olursak, gücü ve onuru çok olan, düşkün ve zayıf olanı elbette oradan sürüp çıkaracaktır." Oysa izzet (güç, onur ve üstünlük) ALLAH'IN, O'NUN RESÛLÜ'NÜN VE MÜ'MİNLERİNDİR. Ancak münafıklar bilmiyorlar.” (Munâfikûn 63/8)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 07 Eki 2011, 22:33 
Çevrimiçi
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11438
4-) Hakikat-ı MuhaMMedîyyede TEŞHİD-Şahid olmak olup, doğrudan NEFSe Kur’ân-ı Kerimde ALLAH celle celâlihunun:
Allah ve REsûlune İTÂAT EDiniz!
Hükmünce EHLULLAH-HiZBULLAH olması Bezm-i Elest AHDi gereği Nefsine FARZdır.
Bu Meydanda her İlliyyet içindeki
RUH buna MAHKUMdur.
Bu Meydanda Resûlullah sallahu aleyhi vesellemin Kerem Kevseri Kalb-i Mutahharında
BİZ BİR-İZ! damlası OLAN ancak daha İLLET-Sebebe dayalılık içindeki Nefs;
ALLAH celle celâli hunun
ERKÂNında YAŞAmaya MAHKUMdur HÜKM Edilmiştir.
Şah damarından da yakın AKRABa OL-AN Rabuulâlemine olan İLK SÖZünü Yerin ve göklerin NURU olan ALLAH celle celâlihunun Şehâdet Âleminde;
Batını Rabuulâlemin SÖZü Zâhiri Rahmetenlilâlemin SESi Olan Resûlullah sallahu aleyhi vesellemi DUYarak Uyarak ÖMRünü YAŞAyacak ve bu HAYYatın Tek Şahidlerini ALLAH celle celâlihu ve Resûlullah sallahu aleyhi vesellemi BİLip, BULup, Olup da Yaşayacak Şehadetini son NEFESte Mutmain NEFİS..
“Her Âlemde Resûlullah sallahu aleyhi veselleme Rabbımız Teâlâ Ne yapacaksa BİZede onu yapacaktır in şae ALLAH!”

Sözümüzün geçerliliği şu andaki;

MuhaMMedî Sadakatı Bilmemize,
MuhaMMedî Samimiyeti-ihlası BULmamıza,
MuhaMMedî SABIRda-Bu hallerimizi korumda OLmamıza ve
MuhaMMedî Selâmeti şimdi ŞuÂN CeNNetlerinde YAŞAmak Şehâdet Şerefimizin gerçekliğine BAĞlıdır..

Dörtlü sistemlerimizin “Dördüncü” lerini bu ÂLEMe UYgulanabilir şöyle ki;

“İLİM-İRADE-İDRAK-İŞTİRAK”
4 lüsünün Dördüncüsü olan İŞTİRAK;
Bu âlemde KÂMİLine EDEBiyle kendini BULan ve Resûlullah sallahu aleyhi vesellemin KALBî İRFÂNında Olan, ALLAH celle celâlihuya Teslim edip, iman edip, Tâbiolan NEFS ve AKL-ı NAKL İnkar-İkrarını BİLip-BULup RESULÎ SEVİYEde Olup DORUK-a ÇEKip Hayattayken ve fiilen İŞTİRAK e Başlar.. Başına diktiğini İçer İçtiği kendisi ve kendisi de içtiği olur..
İşte böyledir MuhaMMedî İnsan Ve RABBÂNÎ İnsan..
“Yaşanmayan mutlaka YALANdıR!” Sözüm Haktır.
Yalancı Şahid sadece kendini hüsrana atar son nefeste Allah Korusun!
Gerçek Şahidlerse
EHLULLAH- HİZBULLAH Olmaya MAHKUMdurlar. Hükmullah böyledir.

وَمَن يَتَوَلَّ اللّهَ وَرَسُولَهُ وَالَّذِينَ آمَنُواْ فَإِنَّ حِزْبَ اللّهِ هُمُ الْغَالِبُونَ
Resim---"Ve men yetevellallâhe ve resûlehu vellezîne âmenû fe inne HIZBELLÂHi humul gâlibûn(gâlibûne) : Kim Allah’ı, Peygamberini ve mü’minleri yâr edinir, yardımda bulunursa, şüphesiz ki üstün gelecek olanlar, ALLAH TARAFTARLARIdır.” (Mâide 5/56)

“ZİKİR-FİKİR-ŞÜKÜR-SABIR”
4 lüsünün Dördüncüsü olan SABIR de her ÂLİL Nefs, HayrÂNdadır.
“Allah ve Resûlune TeSLİm Olan, İman eden ve Tâbi olan ve İtaat eden!” NEFS gerçek MuhaMMedî-RESULÎ Teslimiyyetini TAMMamlamış ve her Âlemde İlahî İSTİKATe Resûlullah sallahu aleyhi vesellemin İZ inde “BİZ BİR-İZ” Sebbaha Tesbihine DİZilmişlerdir İmamaiyeleri İmam-ı Mutlak MuhaMMed Resûlullah sallahu aleyhi vesellemdir.
AKLın İHANET edebilme yükleri de silinmiştir
inşae ALLAH!

Kendini BİLen, Kâmilini BULan ve Resûlullah sallahu aleyhi vesellemin Pâk ve Yüce Kalbinde Olan ve ALLAHu zülcelâlin Muradı OLAN HÜKMuLLAHI 4 ÂLEMde Yaşamaya İştirak eden Her Nefs bu Hali elde etmeye MAHKUMdur..

SEBEB-SONUÇ İKİliğ üzere yüklene ESMÂ EMÂNETi-AKIL, AKL-ı KÜLLîde GARK Olunca Deryada eriyince derdi biten BEN BUZu gibi;
SEBEBleri Taratanı Yaşayınca Âlilliği İLLİyinliğe tebdil olur..
İşte bu şerefi yaşayan Erler Ahrârlardırki
EN HÜRRlerdir..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 14 Eki 2011, 00:06 
Çevrimiçi
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11438
Kur'ân-ı Kerimimizde;

1-) ALLAH'A ve RESÛLÜNE TESLİM OLUN!:

(Ahzâb 33/56) (Âl-i İmrân 3/20)

إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا
Resim---“İnnallâhe ve melâiketehu yusallûne alen nebiyyi, yâ eyyuhellezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ(teslîmen) : Şüphesiz, Allah ve melekleri Peygambere salat ederler. Ey iman edenler, siz de ona salat edin ve tam bir teslimiyetle ona selam verin.” (Ahzâb 33/56)

فَإنْ حَآجُّوكَ فَقُلْ أَسْلَمْتُ وَجْهِيَ لِلّهِ وَمَنِ اتَّبَعَنِ وَقُل لِّلَّذِينَ أُوْتُواْ الْكِتَابَ وَالأُمِّيِّينَ أَأَسْلَمْتُمْ فَإِنْ أَسْلَمُواْ فَقَدِ اهْتَدَواْ وَّإِن تَوَلَّوْاْ فَإِنَّمَا عَلَيْكَ الْبَلاَغُ وَاللّهُ بَصِيرٌ بِالْعِبَادِ
Resim---“Fe in hâccûke fe kul eslemtu vechiye lillâhi ve menittebean(menittebeani), ve kul lillezîne ûtûl kitâbe vel ummiyyîne e eslemtum, fe in eslemû fe kadihtedev, ve in tevellev fe innemâ aleykel belâg(belâgu), vallâhu basîrun bil ibâd(ibâdi) : Eğer seninle çekişip tartışırlarsa, de ki: "Ben, bana uyanlarla (tâbi olarak-teslimiyetle) birlikte, kendimi Allah'a teslim ettim." Ve kitap verilenlerle ümmilere de ki: "Siz de teslim oldunuz mu?" Eğer teslim oldularsa, gerçekten hidayete ermişlerdir. Fakat yüz çevirdilerse, artık sana düşen yalnızca tebliğ(etmek)dir. Allah, kulları hakkıyla görendir.” (Âl-i İmrân 3/20)

وَلَمَّا رَأَى الْمُؤْمِنُونَ الْأَحْزَابَ قَالُوا هَذَا مَا وَعَدَنَا اللَّهُ وَرَسُولُهُ وَصَدَقَ اللَّهُ وَرَسُولُهُ وَمَا زَادَهُمْ إِلَّا إِيمَانًا وَتَسْلِيمًا
Resim---"Ve lemmâ raal mu’minûnel ahzâbe kâlû hâzâ mâ vaadenâllâhu ve resûluhu ve sadakallâhu ve resûluhu ve mâ zâdehum illâ îmânen ve teslîmâ(teslîmen). : Ve mü’minler, (düşman) birliklerini gördükleri zaman: "Bu (zafer), Allah’ın ve O’nun Resûl’ünün vaadettiği şey. Allah ve O’nun Resûl’ü doğru söyledi." dediler. Ve bu, onların sadece îmânlarını ve teslimiyetlerini arttırdı.” (Ahzâb 33/22)

فَلاَ وَرَبِّكَ لاَ يُؤْمِنُونَ حَتَّىَ يُحَكِّمُوكَ فِيمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ لاَ يَجِدُواْ فِي أَنفُسِهِمْ حَرَجًا مِّمَّا قَضَيْتَ وَيُسَلِّمُواْ تَسْلِيمًا
Resim---"e lâ ve rabbike lâ yu’minûne hattâ yuhakkimûke fîmâ şecera beynehum, summe lâ yecidû fî enfusihim haracen mimmâ kadayte ve yusellimû teslîmâ (teslîmen). : Artık hayır, RABBine andolsun ki, aralarında çekiştikleri şey hakkında, seni hakem tayin edip, sonra da senin verdiğin hükümden dolayı “İçlerinde bir sıkıntı duymaksızın tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça” îmân etmiş olmazlar.” (Nisâ 4/65)

Kur'ân-ı Kerimimizde;

2-) ALLAH'A ve RESÛLÜNE İMAN EDİN!:

(A'raf 7/158) (Nur 24/47, 62) (Fetih 48/9, 13) (Hucurât 49/15) (Hadid 57/7, 19, 21) (Mücâdile 58/4) (Saff 61/11)

قُلْ يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنِّي رَسُولُ اللّهِ إِلَيْكُمْ جَمِيعًا الَّذِي لَهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ لا إِلَهَ إِلاَّ هُوَ يُحْيِي وَيُمِيتُ فَآمِنُواْ بِاللّهِ وَرَسُولِهِ النَّبِيِّ الأُمِّيِّ الَّذِي يُؤْمِنُ بِاللّهِ وَكَلِمَاتِهِ وَاتَّبِعُوهُ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ
Resim---“Kul yâ eyyuhen nâsu innî resûlullâhi ileykum cemîanillezî lehu mulkus semâvâti vel ard(ardı), lâ ilâhe illâ huve yuhyî ve yumît(yumîtu), fe âminû billâhi ve resûlihin nebiyyil ummiyyillezî yu’minu billâhi ve kelimâtihî vettebiûhu leallekum tehtedûn(tehtedûne) : De ki: Ey insanlar! Gerçekten ben sizin hepinize, göklerin ve yerin sahibi olan Allah'ın elçisiyim. Ondan başka tanrı yoktur, O diriltir ve öldürür. Öyle ise Allah'a ve ümmî Peygamber olan Resûlüne -ki o, Allah'a ve onun sözlerine inanır- iman edin ve O'na uyun ki doğru yolu bulasınız.” (A'râf 7/158)

وَيَقُولُونَ آمَنَّا بِاللَّهِ وَبِالرَّسُولِ وَأَطَعْنَا ثُمَّ يَتَوَلَّى فَرِيقٌ مِّنْهُم مِّن بَعْدِ ذَلِكَ وَمَا أُوْلَئِكَ بِالْمُؤْمِنِينَ
Resim---“Ve yekûlûne âmennâ billâhi ve bir resûli ve ata’nâ summe yetevellâ ferîkun minhum min ba’di zâlik(zâlike) ve mâ ulâike bil mu’minîn(mu’minîne) : (Bazı insanlar:) "Allah'a ve Peygamber'e inandık ve itaat ettik" diyorlar; ondan sonra da içlerinden bir gurup yüz çeviriyor. Bunlar inanmış değillerdir.” (Nûr 24/47)

إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذِينَ آمَنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَإِذَا كَانُوا مَعَهُ عَلَى أَمْرٍ جَامِعٍ لَمْ يَذْهَبُوا حَتَّى يَسْتَأْذِنُوهُ إِنَّ الَّذِينَ يَسْتَأْذِنُونَكَ أُوْلَئِكَ الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ فَإِذَا اسْتَأْذَنُوكَ لِبَعْضِ شَأْنِهِمْ فَأْذَن لِّمَن شِئْتَ مِنْهُمْ وَاسْتَغْفِرْ لَهُمُ اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Resim---“İnnelmel mu’minûnellezîne âmenû billâhi ve resûlihî ve izâ kânû meahu alâ emrin câmiın lem yezhebû hattâ yeste’zinûh(yeste’zinûhu), innellezîne yeste’zinûneke ulâikellezîne yu’minûne billâhi ve resûlih(resûlihi), fe izeste’zenûke li ba’dı şe’nihim fe’zen li men şi’te minhum vestağfir lehumullâh(lehumullâhe), innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun) : Mü'minler o kimselerdir ki, Allah'a ve Resûlü'ne iman edenler, onunla birlikte toplu(mu ilgilendiren) bir iş üzerinde iken, ondan izin alıncaya kadar bırakıp gitmeyenlerdir. Gerçekten, senden izin alanlar, işte onlar Allah'a ve elçisine iman edenlerdir. Böylelikle, senden kendi bazı işleri için izin istedikleri zaman, dilediklerine izin ver ve onlar için Allah'tan bağışlanma dile. Şüphesiz Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.” (Nûr 24/62)

لِتُؤْمِنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَتُعَزِّرُوهُ وَتُوَقِّرُوهُ وَتُسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَأَصِيلًا
Resim---“Li tu’minû billâhi ve resûlihî ve tuazzirûhu ve tuvakkırûh(tuvakkırûhu), ve tusebbihûhu bukreten ve asîlâ(asîlen) : Ki Allah'a ve Resûlü'ne iman etmeniz, O'nu savunup desteklemeniz, O'nu en içten bir saygıyla yüceltmeniz ve sabah akşam O'nu (Allah'ı) tesbih etmeniz için.” (Fetih 48/9)

وَمَن لَّمْ يُؤْمِن بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ فَإِنَّا أَعْتَدْنَا لِلْكَافِرِينَ سَعِيرًا
Resim---“Ve men lem yû’min billâhi ve resûlihî fe innâ a’tednâ lil kâfirîne saîrâ(saîren) : Kim Allah'a ve Resûlü'ne iman etmezse, (bilsin ki) gerçekten Biz, kafirler için çılgınca yanan bir ateş hazırlamışızdır.” (Fetih 48/13)

إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذِينَ آمَنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ ثُمَّ لَمْ يَرْتَابُوا وَجَاهَدُوا بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أُوْلَئِكَ هُمُ الصَّادِقُونَ
Resim---“İnnemel mû’minûnellezîne âmenû billâhi ve resûlihî summe lem yertâbû ve câhedû bi emvâlihim ve enfusihim fî sebîlillâh(sebîlillâhi), ulâike humus sâdikûn(sâdikûne) : Mü'min olanlar, ancak o kimselerdir ki, onlar, Allah'a ve Resûlü'ne iman ettiler, sonra hiçbir kuşkuya kapılmadan Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad ettiler. İşte onlar, sadık (doğru) olanların ta kendileridir.” (Hucurât 49/15)

آمِنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَأَنفِقُوا مِمَّا جَعَلَكُم مُّسْتَخْلَفِينَ فِيهِ فَالَّذِينَ آمَنُوا مِنكُمْ وَأَنفَقُوا لَهُمْ أَجْرٌ كَبِيرٌ
Resim---“Âminû billâhi ve resûlihî ve enfikû mimmâ cealekum mustahlefîne fîh(fîhi), fellezîne âmenû minkum ve enfekû lehum ecrun kebîr(kebîrun) : Allah'a ve Resûlü'ne iman edin. Sizi, üzerinde tasarrufa yetkili kıldığı şeylerden harcayın. Sizden iman edip de (Allah rızası için) harcayan kimselere büyük mükâfat vardır.” (Hadid 57/7)

وَالَّذِينَ آمَنُوا بِاللَّهِ وَرُسُلِهِ أُوْلَئِكَ هُمُ الصِّدِّيقُونَ وَالشُّهَدَاء عِندَ رَبِّهِمْ لَهُمْ أَجْرُهُمْ وَنُورُهُمْ وَالَّذِينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِآيَاتِنَا أُوْلَئِكَ أَصْحَابُ الْجَحِيمِ
Resim---“Vellezîne âmenû billâhi ve rusulihî ulâike humus sıddîkûne veş şuhedâu inde rabbihim, lehum ecruhum ve nûruhum, vellezîne keferû ve kezzebû bi âyâtinâ ulâike ashâbul cahîm(cahîmi) : Allah'a ve O'nun Resûlü'ne iman edenler; işte onlar Rableri katında sıddîklar ve şehidler (veya şahid)lerdir. Onların ecirleri ve nurları vardır. İnkâr edip ayetlerimizi yalanlayanlar ise; işte onlar da cehennem halkıdır.” (Hadid 57/19)

سَابِقُوا إِلَى مَغْفِرَةٍ مِّن رَّبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا كَعَرْضِ السَّمَاء وَالْأَرْضِ أُعِدَّتْ لِلَّذِينَ آمَنُوا بِاللَّهِ وَرُسُلِهِ ذَلِكَ فَضْلُ اللَّهِ يُؤْتِيهِ مَن يَشَاء وَاللَّهُ ذُو الْفَضْلِ الْعَظِيمِ
Resim---“Sâbikû ilâ magfiretin min rabbikum ve cennetin arduhâ keardıs semâi vel ardı uıddet lillezîne âmenû billâhi ve rusulih (rusulihî), zâlike fadlullâhi yû’tîhi men yeşâu, vallâhu zûl fadlil azîm (azîmi) : Rabbinizden olan bir mağfirete ve cennete (kavuşmak için) 'çaba gösterip yarışın,' ki (o cennet) genişliği gök ile yerin genişliği gibi olup Allah'a ve Resûlü'ne iman edenler için hazırlanmıştır. İşte bu, Allah'ın fazlıdır ki, onu dilediğine verir. Allah büyük fazl sahibidir.” (Hadid 57/21)

فَمَن لَّمْ يَجِدْ فَصِيَامُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ مِن قَبْلِ أَن يَتَمَاسَّا فَمَن لَّمْ يَسْتَطِعْ فَإِطْعَامُ سِتِّينَ مِسْكِينًا ذَلِكَ لِتُؤْمِنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَتِلْكَ حُدُودُ اللَّهِ وَلِلْكَافِرِينَ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Resim---“Fe men lem yecid fe siyâmu şehreyni mutetâbiayni min kabli en yetemâssâ, fe men lem yestetı’ fe ıt’amu sittîne miskînâ (miskînen), zâlike li tû’minû billâhi ve resûlih (resûlihî), ve tilke hudûdullâh (hudûdullâhi), ve lil kâfirîne azâbun elîm (elîmun) : Ancak buna (imkan) bulamayanlar (için de) birbirleriyle temas etmeden önce, kesintisiz iki ay oruç (yüklenmiştir); buna güç yetiremeyenler altmış yoksulu doyursun. Bu (kolaylık), Allah'a ve O'nun Resûlü'ne iman etmeniz dolayısıyladır. Bunlar, Allah'ın sınırlarıdır. Kafirler içinse acı bir azab vardır.” (Mücâdile 58/4)

تُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَتُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ بِأَمْوَالِكُمْ وَأَنفُسِكُمْ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ
Resim---“Tû'minûne billâhi ve resûlihî ve tucâhidûne fî sebîlillâhi bi emvâlikum ve enfusikum, zâlikum hayrun lekum in kuntum ta'lemûn (ta'lemûne) : Allah'a ve O'nun Resulü'ne iman edersiniz, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edersiniz. Bu, sizin için daha hayırlıdır; eğer bilirseniz.” (Saff 61/11)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 17 Eki 2011, 20:15 
Çevrimiçi
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11438
Kur'ân-ı Kerimimizde;

3-) ALLAH'A VE RESÛLÜNE TÂBİ OLUN- istecibü!:

(Âl-İ İmrân 3/172) (Enfâl 8/24)

الَّذِينَ اسْتَجَابُواْ لِلّهِ وَالرَّسُولِ مِن بَعْدِ مَآ أَصَابَهُمُ الْقَرْحُ لِلَّذِينَ أَحْسَنُواْ مِنْهُمْ وَاتَّقَواْ أَجْرٌ عَظِيمٌ
Resim---“Ellezinestecâbû lillâhi ver resûli min ba’di mâ asâbehumul karh (karhu), lillezîne ahsenû minhum vettekav ecrun azîm (azîmun) : Onlar yaralandıktan sonra Allah’ın ve Peygamberinin davetine uyan kimselerdir. Onlardan güzel davranıp iyilik edenlere ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara büyük bir mükâfat vardır.” (Âl-İ İmrân 3/172)

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اسْتَجِيبُواْ لِلّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُم لِمَا يُحْيِيكُمْ وَاعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِهِ وَأَنَّهُ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ
Resim---“Yâ eyyuhellezîne âmenûstecîbû lillâhi ve lir resûli izâ deâkum limâ yuhyîkûm, va'lemû ennallâhe yehûlu beynel mer'i ve kalbihî ve ennehû ileyhi tuhşerûn (tuhşerûne) : Ey iman edenler, size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah'a ve Resûlü'ne icabet edin. Ve bilin ki muhakkak Allah, kişi ile kalbi arasına girer ve siz gerçekten O'na götürülüp toplanacaksınız.” (Enfâl 8/24)

Allah'ın Resûlüne Tâbi Olun!:

(Bakara 2/143) (Âl-i İmrân 3/20, 31, 53) (A'RAF 7/158) (Enfâl 8/ 64) (Yûsuf 12/108) (Şuara 26/215)

فَإنْ حَآجُّوكَ فَقُلْ أَسْلَمْتُ وَجْهِيَ لِلّهِ وَمَنِ اتَّبَعَنِ وَقُل لِّلَّذِينَ أُوْتُواْ الْكِتَابَ وَالأُمِّيِّينَ أَأَسْلَمْتُمْ فَإِنْ أَسْلَمُواْ فَقَدِ اهْتَدَواْ وَّإِن تَوَلَّوْاْ فَإِنَّمَا عَلَيْكَ الْبَلاَغُ وَاللّهُ بَصِيرٌ بِالْعِبَادِ
Resim---“Fe in hâccûke fe kul eslemtu vechiye lillâhi ve menittebean (menittebeani), ve kul lillezîne ûtûl kitâbe vel ummiyyîne e eslemtum, fe in eslemû fe kadihtedev, ve in tevellev fe innemâ aleykel belâg (belâgu), vallâhu basîrun bil ibâd (ibâdi): Eğer seninle çekişip tartışırlarsa, de ki : "Ben, bana uyanlarla (tâbi olarak-teslimiyetle) birlikte, kendimi Allah'a teslim ettim." Ve kitap verilenlerle ümmilere de ki: "Siz de teslim oldunuz mu?" Eğer teslim oldularsa, gerçekten hidayete ermişlerdir. Fakat yüz çevirdilerse, artık sana düşen yalnızca tebliğ(etmek)dir. Allah, kulları hakkıyla görendir.” (Âl-i İmrân 3/20)

قُلْ إِن كُنتُمْ تُحِبُّونَ اللّهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللّهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Resim---“Kul in kuntum tuhibbûnallâhe fettebiûnî yuhbibkumullâhu ve yagfir lekum zunûbekum, vallâhu gafûrun rahîm (rahîmun) : De ki: "Eğer siz Allah'ı seviyorsanız bana uyun; Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah bağışlayandır, esirgeyendir." (Âl-i İmrân 3/31)

رَبَّنَا آمَنَّا بِمَا أَنزَلَتْ وَاتَّبَعْنَا الرَّسُولَ فَاكْتُبْنَا مَعَ الشَّاهِدِينَ
“Rabbenâ âmennâ bi mâ enzelte vetteba’nâr resûle fektubnâ meaş şâhidîn (şâhidîne) : 'Ey Rabbimiz! Biz senin indirdiğine inandık ve Peygamber'e uyduk. Bizi şahitlerle birlikte yaz!' (Âl-i İmrân 3/53)

قُلْ يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنِّي رَسُولُ اللّهِ إِلَيْكُمْ جَمِيعًا الَّذِي لَهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ لا إِلَهَ إِلاَّ هُوَ يُحْيِي وَيُمِيتُ فَآمِنُواْ بِاللّهِ وَرَسُولِهِ النَّبِيِّ الأُمِّيِّ الَّذِي يُؤْمِنُ بِاللّهِ وَكَلِمَاتِهِ وَاتَّبِعُوهُ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ
Resim---“Kul yâ eyyuhen nâsu innî resûlullâhi ileykum cemîanillezî lehu mulkus semâvâti vel ard(ardı), lâ ilâhe illâ huve yuhyî ve yumît (yumîtu), fe âminû billâhi ve resûlihin nebiyyil ummiyyillezî yu’minu billâhi ve kelimâtihî vettebiûhu leallekum tehtedûn (tehtedûne) : De ki: Ey insanlar! Gerçekten ben sizin hepinize, göklerin ve yerin sahibi olan Allah'ın elçisiyim. Ondan başka tanrı yoktur, O diriltir ve öldürür. Öyle ise Allah'a ve ümmî Peygamber olan Resûlüne -ki o, Allah'a ve onun sözlerine inanır- iman edin ve O'na uyun ki doğru yolu bulasınız.” (A'râf 7/158)

يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ حَسْبُكَ اللّهُ وَمَنِ اتَّبَعَكَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ
Resim---“Yâ eyyuhennebiyyu hasbukallâhu ve menittebeake minel mu'minîn(mu'minîne) : Ey Peygamber! Sana ve sana uyan müminlere Allah yeter.” (Enfâl 8/64)

قُلْ هَذِهِ سَبِيلِي أَدْعُو إِلَى اللّهِ عَلَى بَصِيرَةٍ أَنَاْ وَمَنِ اتَّبَعَنِي وَسُبْحَانَ اللّهِ وَمَا أَنَاْ مِنَ الْمُشْرِكِينَ
Resim---“Kul hâzihî sebîlî ed’û ilallâhi alâ basîretin ene ve menittebeanî, ve subhânallâhi ve mâ ene minel muşrikîn(muşrikîne) : (Resûlüm!) De ki: "İşte bu, benim yolumdur. Ben Allah'a çağırıyorum, ben ve bana uyanlar aydınlık bir yol üzerindeyiz. Allah'ı (ortaklardan) tenzih ederim! Ve ben ortak koşanlardan değilim." (Yûsuf 12/108)

وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِمَنِ اتَّبَعَكَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ
Resim---“Vahfıd cenâhake li menittebeake minel mu’minîn(mu’minîne) : Ve mü'minlerden, sana tabi olanlara (koruyucu) kanatlarını ger.” (Şuara 26/215)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 19 Eki 2011, 17:06 
Çevrimiçi
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11438
Kur'ân-ı Kerimimizde;

4-) ALLAH'A VE RESÛLÜNE İTÂAT EDİN!:

Âl-İ İmrân 3/32, 132; Nisâ 4/13, 59, 69, 80; Mâide 5/92; Enfâl 8/1, 20, 46; Tevbe 9/71; Nûr 24/47, 52, 54; Ahzâb 33/31, 33, 66, 71; Muhammed 47/33; Feth 48/17; Hucûrat 49/14; Mücâdile 58/13; Tegâbûn 64/12
Âyetlerinde geçmektedir.

قُلْ أَطِيعُواْ اللّهَ وَالرَّسُولَ فإِن تَوَلَّوْاْ فَإِنَّ اللّهَ لاَ يُحِبُّ الْكَافِرِينَ
Resim---"Kul etîûllâhe ve'r- resûl (resûle), fe in tevellev fe innallâhe lâ yuhibbul kâfirîn (kâfirîne) : De ki: Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki Allah kâfirleri sevmez.” (Âl-İ İmrân 3/32)

وَأَطِيعُواْ اللّهَ وَالرَّسُولَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
Resim---"Ve atîûllâhe ve'r- resûle leallekum turhamûn (turhamûne) : Allah'a ve Resûl'üne itaat edin ki rahmete kavuşturulasınız.” (Âl-İ İmrân 3/132)

تِلْكَ حُدُودُ اللّهِ وَمَن يُطِعِ اللّهَ وَرَسُولَهُ يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا وَذَلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ
Resim---"Tilke hudûdullâh (hudûdullâhi). Ve men yutııllâhe ve resûlehu yudhılhu cennâtin tecrî min tahtihâ'l- enhâru hâlidîne fîhâ. Ve zâlike'l- fevzu'l- azîm (azîmu) : Bunlar, Allah'ın (koyduğu) sınırlardır. Kim Allah'a ve Peygamberine itaat ederse Allah onu, zemininden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır; orada devamlı kalıcıdırlar; işte büyük kurtuluş budur.” (Nisâ 4/13)

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ أَطِيعُواْ اللّهَ وَأَطِيعُواْ الرَّسُولَ وَأُوْلِي الأَمْرِ مِنكُمْ فَإِن تَنَازَعْتُمْ فِي شَيْءٍ فَرُدُّوهُ إِلَى اللّهِ وَالرَّسُولِ إِن كُنتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ ذَلِكَ خَيْرٌ وَأَحْسَنُ تَأْوِيلاً
Resim---"Yâ eyyuhâllezîne âmenû atîûllâhe ve atîû'r- resûle ve uli'l- emri minkum, fe in tenâza’tum fî şey’in fe ruddûhu ilâllâhi ve'r- resûli in kuntum tu’minûne billâhi ve'l- yevmi'l- âhir (âhiri). Zâlike hayrun ve ahsenu te’vîlâ (te’vîlen) : Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Peygamber'e ve sizden olan ülülemre (idarecilere) de itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah'a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız onu Allah'a ve Resûl'e götürün (onların talimatına göre halledin); bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.” (Nisâ 4/59)

وَمَن يُطِعِ اللّهَ وَالرَّسُولَ فَأُوْلَئِكَ مَعَ الَّذِينَ أَنْعَمَ اللّهُ عَلَيْهِم مِّنَ النَّبِيِّينَ وَالصِّدِّيقِينَ وَالشُّهَدَاء وَالصَّالِحِينَ وَحَسُنَ أُولَئِكَ رَفِيقًا
Resim---"Ve men yutiıllâhe ver resûle fe ulâike meallezîne en’amellâhu aleyhim minen nebiyyîne ve's- sıddîkîne ve'ş- şuhedâi ve's- sâlihîn (sâlihîne), ve hasune ulâike rafîkâ (rafîkan) : Kim Allah'a ve Resûl'e itaat ederse işte onlar, Allah'ın kendilerine lütuflarda bulunduğu peygamberler, sıddîkler, şehidler ve salih kişilerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır!” (Nisâ 4/69)

مَّنْ يُطِعِ الرَّسُولَ فَقَدْ أَطَاعَ اللّهَ وَمَن تَوَلَّى فَمَا أَرْسَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ حَفِيظًا
Resim---"Men yutiı'r- resûle fe kad atâallâh (atâallâhe), ve men tevellâ fe mâ erselnâke aleyhim hafîzâ (hafîzen) : Kim Resûl'e itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur. Yüz çevirene gelince, seni onların başına bekçi göndermedik!” (Nisâ 4/80)

وَأَطِيعُواْ اللّهَ وَأَطِيعُواْ الرَّسُولَ وَاحْذَرُواْ فَإِن تَوَلَّيْتُمْ فَاعْلَمُواْ أَنَّمَا عَلَى رَسُولِنَا الْبَلاَغُ الْمُبِينُ
Resim---"Ve etîûllâhe ve etîû'r- resûle vahzerû, fe in tevelleytum fa’lemû ennemâ alâ resûline'l- belâgu'l- mubîn (mubînu) : Allah'a itaat edin, peygambere de itaat edin ve sakının. Eğer yüz çevirirseniz, bilin ki, elçimize düşen, ancak apaçık bir tebliğdir.” (Mâide 5/92)

يَسْأَلُونَكَ عَنِ الأَنفَالِ قُلِ الأَنفَالُ لِلّهِ وَالرَّسُولِ فَاتَّقُواْ اللّهَ وَأَصْلِحُواْ ذَاتَ بِيْنِكُمْ وَأَطِيعُواْ اللّهَ وَرَسُولَهُ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ
Resim---"Yes’elûneke ani'l- enfâl (enfâli), kuli'l- enfâlu lillâhi ve'r- resûl (resûli), fettekullâhe ve aslihû zâte beynikum ve etîûllâhe ve resûlehû in kuntum mu’minîn (mu’minîne) : Sana savaş ganimetlerini soruyorlar. De ki: Ganimetler Allah ve Peygamber'e aittir. O halde siz (gerçek) müminler iseniz Allah'tan korkun, aranızı düzeltin, Allah ve Resûlüne itaat edin.” (Enfâl 8/1)

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ أَطِيعُواْ اللّهَ وَرَسُولَهُ وَلاَ تَوَلَّوْا عَنْهُ وَأَنتُمْ تَسْمَعُونَ
Resim---"Yâ eyyuhellezîne âmenû etîullâhe ve resûlehu ve lâ tevellev anhu ve entum tesmeûn (tesmeûne) : Ey iman edenler! Allah'a ve Resûlüne itaat edin, işittiğiniz halde O'ndan yüz çevirmeyin.” (Enfâl 8/20)

وَأَطِيعُواْ اللّهَ وَرَسُولَهُ وَلاَ تَنَازَعُواْ فَتَفْشَلُواْ وَتَذْهَبَ رِيحُكُمْ وَاصْبِرُواْ إِنَّ اللّهَ مَعَ الصَّابِرِينَ
Resim---"Ve etîullâhe ve resûlehu ve lâ tenâzeû fe tefşelû ve tezhebe rîhukum vasbirû, innallâhe mea's- sâbirîn (sâbirîne) : Allah ve Resûlüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin; sonra korkuya kapılırsınız da kuvvetiniz gider. Bir de sabredin. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.” (Enfâl 8/46)

وَالْمُؤْمِنُونَ وَالْمُؤْمِنَاتُ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاء بَعْضٍ يَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنكَرِ وَيُقِيمُونَ الصَّلاَةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَيُطِيعُونَ اللّهَ وَرَسُولَهُ أُوْلَئِكَ سَيَرْحَمُهُمُ اللّهُ إِنَّ اللّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
Resim---"Ve'l- mu’minûne vel mu’minâtu ba’duhum evlîyâu ba’d (ba’din), ye’murûne bi'l- ma’rûfi ve yenhevne ani'l- munkeri ve yukîmûna's- salâte ve yu’tûnez zekâte ve yutîûnallâhe ve resûleh(resûlehu), ulâike se yerhamuhumullâh (yerhamuhumullâhu), innallâhe azîzun hakîm (hakîmun) : Mümin erkeklerle mümin kadınlar da birbirlerinin velileridir. Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkorlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, Allah ve Resûlüne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Şüphesiz Allah azîzdir, hikmet sahibidir.” (Tevbe 9/71)

وَمَن يُطِعِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَيَخْشَ اللَّهَ وَيَتَّقْهِ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْفَائِزُونَ
Resim---"Ve men yutıillâhe ve resûlehu ve yahşallâhe ve yettakhi fe ulâike humu'l- fâizûn(fâizûne) : Kim Allah'a ve Resûlü'ne itaat ederse ve Allah'tan korkup O'ndan sakınırsa, işte 'kurtuluşa ve mutluluğa' erenler bunlardır.” (Nûr 24/52)

قُلْ أَطِيعُوا اللَّهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ فَإِن تَوَلَّوا فَإِنَّمَا عَلَيْهِ مَا حُمِّلَ وَعَلَيْكُم مَّا حُمِّلْتُمْ وَإِن تُطِيعُوهُ تَهْتَدُوا وَمَا عَلَى الرَّسُولِ إِلَّا الْبَلَاغُ الْمُبِينُ
Resim---"Kul atîullâhe ve atîu'r- resûl(resûle), fe in tevellev fe innemâ aleyhi mâ hummile ve aleykum mâ hummiltum, ve in tutîûhu tehtedû, ve mâ ale'r- resûli illel belâgu'l- mubîn (mubînu) : De ki: "Allah'a itaat edin, Resûl'e itaat edin. Eğer yine yüz çevirirseniz, artık onun (peygamberin) sorumluluğu kendisine yüklenen, sizin sorumluluğunuz da size yüklenendir. Eğer ona itaat ederseniz, hidayet bulmuş olursunuz. Elçiye düşen, apaçık bir tebliğden başkası değildir." (Nûr 24/54)

وَمَن يَقْنُتْ مِنكُنَّ لِلَّهِ وَرَسُولِهِ وَتَعْمَلْ صَالِحًا نُّؤْتِهَا أَجْرَهَا مَرَّتَيْنِ وَأَعْتَدْنَا لَهَا رِزْقًا كَرِيمًا
Resim---"Ve men yaknut min kunne lillâhi ve resûlihi ve ta’me'l- sâlihan nu’tihâ ecrehâ merreteyni ve a’tednâ lehâ rızkan kerîmâ (kerîmen) : Sizden kim, Allah'a ve Resûlüne itaat eder ve yararlı iş yaparsa ona mükâfatını iki kat veririz. Ve ona (cennette) bol rızık hazırlamışızdır.” (Ahzâb 33/31)

وَقَرْنَ فِي بُيُوتِكُنَّ وَلَا تَبَرَّجْنَ تَبَرُّجَ الْجَاهِلِيَّةِ الْأُولَى وَأَقِمْنَ الصَّلَاةَ وَآتِينَ الزَّكَاةَ وَأَطِعْنَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ إِنَّمَا يُرِيدُ اللَّهُ لِيُذْهِبَ عَنكُمُ الرِّجْسَ أَهْلَ الْبَيْتِ وَيُطَهِّرَكُمْ تَطْهِيرًا
Resim---"Ve karne fî buyûtikunne ve lâ teberrecne teberruce'l- câhiliyyetil ûlâ ve ekımne's- salâte ve âtîne'z- zekâte ve atı’nallâhe ve resûleh (resûlehu), innemâ yurîdullâhu li yuzhibe ankumu'r- ricse ehle'l- beyti ve yutahhirekum tathîrâ (tathîran) : Evlerinizde oturun, eski cahiliye âdetinde olduğu gibi açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekâtı verin, Allah'a ve Resûlüne itaat edin. Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden, sadece günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.” (Ahzâb 33/33)

يَوْمَ تُقَلَّبُ وُجُوهُهُمْ فِي النَّارِ يَقُولُونَ يَا لَيْتَنَا أَطَعْنَا اللَّهَ وَأَطَعْنَا الرَّسُولَا
Resim---“Yevme tukallebu vucûhuhum fîn nâri yekûlûne yâ leytenâ eta’nâllâhe ve eta’ne'r- resûlâ (resûlen) : Yüzlerinin ateşte evrilip çevrileceği gün, derler ki: "Eyvahlar bize, keşke Allah'a itaat etseydik ve Resûl'e itaat etseydik." (Ahzâb 33/66)

يُصْلِحْ لَكُمْ أَعْمَالَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَمَن يُطِعْ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ فَازَ فَوْزًا عَظِيمًا
Resim---"Yuslıh lekum a’mâlekum ve yagfir lekum zunûbekum, ve men yutıillâhe ve resûlehu fe kad fâze fevzen azîmâ (azîmen) : (Böyle davranırsanız) Allah işlerinizi düzeltir ve günahlarınızı bağışlar. Kim Allah ve Resûlüne itaat ederse büyük bir kurtuluşa ermiş olur.” (Ahzâb 33/71)

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا أَطِيعُوا اللَّهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ وَلَا تُبْطِلُوا أَعْمَالَكُمْ
Resim---"Yâ eyyuhellezîne âmenû etîûllâhe ve etîû'r- resûle ve lâ tubtılû a’mâlekum : Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygambere itaat edin. İşlerinizi boşa çıkarmayın.” (Muhammed 47/33)

لَيْسَ عَلَى الْأَعْمَى حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْأَعْرَجِ حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْمَرِيضِ حَرَجٌ وَمَن يُطِعِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ وَمَن يَتَوَلَّ يُعَذِّبْهُ عَذَابًا أَلِيمًا
Resim---"Leyse alel a’mâ haracun ve lâ alel a’reci haracun ve lâ ale'l- marîdı harac (haracun), ve men yutııllahe ve resûlehu yudhılhu cennâtin tecrî min tahtihe'l- enhâr (enhâru), ve men yetevelle yuazzibhu azâben elîmâ (elîmen) : Kör olana güçlük (sorumluluk) yoktur, topal olana güçlük yoktur, hasta olana da güçlük yoktur. Kim Allah'a ve Resûlü'ne itaat ederse, (Allah) onu, altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de sırt çevirirse, onu acı bir azab ile azablandırır.” (Feth 48/17)

قَالَتِ الْأَعْرَابُ آمَنَّا قُل لَّمْ تُؤْمِنُوا وَلَكِن قُولُوا أَسْلَمْنَا وَلَمَّا يَدْخُلِ الْإِيمَانُ فِي قُلُوبِكُمْ وَإِن تُطِيعُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ لَا يَلِتْكُم مِّنْ أَعْمَالِكُمْ شَيْئًا إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Resim---"Kâleti'l- a’râbu âmennâ, kul lem tu’minû ve lâkin kûlû eslemnâ ve lemmâ yedhuli'l- îmânu fî kulûbikum, ve in tutîullâhe ve resûlehu lâ yelitkum min a’mâlikum şey’â (şey’en), innallâhe gafûrun rahîm (rahîmun) : Bedeviler, dedi ki: "İman ettik." De ki: "Siz iman etmediniz; ancak "İslam (müslüman veya teslim) olduk deyin. İman henüz kalplerinize girmiş değildir. Eğer Allah'a ve Resûlü'ne itaat ederseniz, O, sizin amellerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir." (Hucûrat 49/14)

أَأَشْفَقْتُمْ أَن تُقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَيْ نَجْوَاكُمْ صَدَقَاتٍ فَإِذْ لَمْ تَفْعَلُوا وَتَابَ اللَّهُ عَلَيْكُمْ فَأَقِيمُوا الصَّلَاةَ وَآتُوا الزَّكَاةَ وَأَطِيعُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَاللَّهُ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ
Resim---"E eşfaktum en tukaddimû beyne yedey necvâkum sadekât (sadekâtin), fe iz lem tef’alû ve tâballâhu aleykum, fe ekîmû's- salâte ve âtû'z- zekâte ve etîûllâhe ve resûleh (resûlehu), vallâhu habîrun bi mâ ta’melûn (ta’melûne) : Gizli konuşmanızdan önce sadaka vermekten ürktünüz mü? Çünkü yapmadınız, Allah sizin tevbelerinizi kabul etti. Şu halde namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve Allah'a ve O'nun Resûlü'ne itaat edin. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.” (Mücâdile 58/13)

وَأَطِيعُوا اللَّهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ فَإِن تَوَلَّيْتُمْ فَإِنَّمَا عَلَى رَسُولِنَا الْبَلَاغُ الْمُبِينُ
Resim---"Ve etîûllâhe ve etîû'r- resûl(resûle), fe in tevelleytum fe innemâ alâ resûline'l- belâgu'l- mubîn (mubînu) : Allah'a itaat edin, Peygamber'e de itaat edin. Yüz çevirirseniz bilin ki, elçimize düşen apaçık bir duyurmadır.” (Tegâbûn 64/12)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 30 Eki 2011, 14:18 
Çevrimiçi
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11438
ALLAH'IN RESÛLÜNE İTAAT EDİN!:

(NİSA 4/64) (NÛR 24/56)

وَمَا أَرْسَلْنَا مِن رَّسُولٍ إِلاَّ لِيُطَاعَ بِإِذْنِ اللّهِ وَلَوْ أَنَّهُمْ إِذ ظَّلَمُواْ أَنفُسَهُمْ جَآؤُوكَ فَاسْتَغْفَرُواْ اللّهَ وَاسْتَغْفَرَ لَهُمُ الرَّسُولُ لَوَجَدُواْ اللّهَ تَوَّابًا رَّحِيمًا
Resim---Ve mâ erselnâ min resûlin illâ li yutâa bi iznillâh(iznillâhi). Ve lev ennehum iz zalemû enfusehum câûke festagferûllâhe vestagfera lehumur resûlu le vecedûllâhe tevvâben rahîmâ(rahîmen) : Biz her peygamberi -Allah'ın izniyle- ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan bağışlanmayı dileseler, Resûl de onlar için istiğfar etseydi Allah'ı ziyadesiyle affedici, esirgeyici bulurlardı.” (Nisâ 4/64)

وَأَقِيمُوا الصَّلَاةَ وَآتُوا الزَّكَاةَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
Resim---Ve ekîmûs salâte ve âtûz zekâte ve atîûr resûle leallekum turhamûn(turhamûne) : Namazı kılın; zekâtı verin; Peygamber'e itaat edin ki merhamet göresiniz.” (Nûr 24/56)

ALLAHU ZÜ’L-CELÂL; Teslim olmak, imân etmek, tâbi’ olmak ve itâat etmek hususunda Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i hep ZÂTıyla BİRlikte buyurmuştur.


Tâbi’ olmak ve itâat etmek: emirlerine boyun eğip buyurduklarını duymak ve işlediklerine uymakladır.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’de bir insandır elbette. Ancak inanan insanlar Kur’ân-ı Kerîm’i iyice incelerse görürki O’nun durumu tek ve şerefli zâtına sallallahu aleyhi ve sellem mahsustur!
Yakut da taş, granit de taş, kalker de taş; isimleri müşterek ama herbirinin değeri ve vasıfları çok çok farklıdır.

Rasûlullahımızı sallallahu aleyhi ve sellem iyi tanımamız şart ki O’nu duyabilelim ve O’na uyabilelim.
Kime tâbi’ olduğumuzu ve itâat ettiğimiz bilemez isek duşamıya (rastgele) ne iş yapabiliriz...
Kaldı ki Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e teslim olmak imân etmek, tâbi’ olmak ve itâat etmek kesinlikle farzdır ve İslâmın ana şartıdır.
İnsanların direkt RABB’ısı ile ilişki kurmasına Sünnetullah müsâde etmemiştir.


Bazı sivri zekâlıların: ALLAH ile kulu arasına kimse giremez! derken Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e ihtiyaç yok demek istiyorsa i’tikaden çöker...
Tekfir etmek bizce hoş değildir ancak, işin sonunu iyice düşünsün...
Bir de:
Bizim dinimiz akıl-mantık dinidir! deyip hevâ ve hevesinin keyfince yorumlarla hem kendini hem de kendilerine uyanları mahvedenler.
Unutmamalı ki dünyada sonsuz sayıda insan, akılları ve mantıkları vardır...
İnsan sayısınca din mi olacak yâni...

Evet, aklı olmayanın dini yoktur
Ve akıl insanın ana malıdır.
Ne varki dinimiz mesned dinidir.
Kur’ân-ı Kerîme ve sahih hadis-i şerîflere (sünnet-i seniyyeye) dayanmayan (mesnedlenmeyen) hükümler, istediği kadar şunun bunun aklına ve mantığına uysun İslâm Dini’nin dışındadır.
Akıl da mantık da her şeyler de lâzım ancak, mesned-i Muhammedî içinde...

Satırlardaki tasavvufu ve sofuluğu, sadrlardaki tasavvufa ve sûfîliğe dönüştürmek için Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i çok çok iyi tanımak bu yolun ilk şartıdır...

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e tâbi’ olmak (emrine boyun eğmek) ve itâat (verdiği emre göre yaşamak), ALLAHU Teâlâ’nın emridir.


قُلْ إِن كُنتُمْ تُحِبُّونَ اللّهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللّهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Resim---“Kul in kuntum tuhibbûnallâhe fettebiûnî yuhbibkumullâhu ve yagfir lekum zunûbekum, vallâhu gafûrun rahîm (rahîmun) : De ki: "Eğer siz Allah'ı seviyorsanız bana uyun; Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah bağışlayandır, esirgeyendir." (Âl-i İmrân 3/31)

ALLAH celle celâluhu’ya inanıyorsanız, ALLAH celle celâluhu’dan korkuyorsanız, ALLAH celle celâluhu’yu seviyorsanız kesinlikle Rasûl’ü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e inanın, tâbi’ olun ve itâat edin...
Her yerde, her zaman ve her hâlde ve aklı olan herkes için sürekli bir tâbi’ oluş ve itâat ediştir bu...
Önce Rasûlullah’a teslimiyyet, sonra onun yoluyla ALLAHU ZÜ’L-CELÂL’e tâbi’ oluş ve itâat ve istikâmet...

İnsan enfüsünde, merkezinde, derûnunda, Habli’l- Verid olan tevhid ahdinde, “abd”lik misâkında, madde ve mânâ ara kesitinde Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e tâbi’ olmak zorundadır. Onun için merkezimizdeki kara deliğe Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in
“Muhammede’r Rasûlullah” piriziyle göklerin ve yerin nuru olan ALLAHU Teâlâ’dan (Nur 24/35) bir nur, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Habibîyyet-Ahmedîyyet-Hamîdîyyet-Muhammedîyyet hattı ile insan süretinde ve aklı olan herkese fıtrî bir nâsib olarak sunulmuştur.
Aklı ile cûz’i iradesini kullanan ve Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e evvel-âhir-zâhir-bâtında; duyan ve uyanlar, kendi özünde Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin nur prizini bulacaktır.
Kâinât Kur’ânı, kendi beden Kur’ânı, Kelâmullah olan Kur’ân-ı Kerîm ve kalbî Kur’ân’ı okur; düşünür, taşınır ve “Lâ ilâhe illallah” der. Bu söz elektrik fişini temin etmek gibidir.
Ancak Muhammedî tasavvuf kablosuna bağlanıp özdeki “Muhammede’r Rasûlullah” priziyle buluşturunca:
“Lâ ilâhe illallah Muhammede’r Rasûlullah” Nurullah’ı ile dörd âlemi aydınlatır. Nurun âlâ nur olur...
Müslim, mü’min olur. Ahmak, âşık olur.
İnsan, kul olur. Kul olan sultân olur, ihsân bulur...
Rahmetenli’l-âlemin kaynağından ebedîyen faydalanır.

Arzetmiştik ki pek çok âyeti celîlede
ALLAH’a ve Rasûlüne tâbi’olun! buyuruluyordu.
Buradaki “ve” hâşâ ortaklık “ve”si değil, sıralama “ve”sidir.


“ALLAH celle celâluhu’ya kulluk edin! emrine tâbi’ olun!” emri karşısında hâliyle “KUL” soracaktır “nasıl?” diye.
Cevâbı ise açık ve nettir: “Rasûlüm, Muhammed’im gibi!”
İşte ihlâs, hâlis-muhlis Muhammedî kulluk yapma sanatıdır.

Kul; derûnundaki Nur-u Muhammed’e, ezel prizine bağlanarak (tâbi’ olarak) Rabbü’l-âlemin’i duyar ve uyar:


إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
Resim---“İyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn(nestaînu) : “Ancak sana ibâdet (kulluk) ederiz ve senden yardım dileriz.” (Fâtiha 1/5)der.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gark olmuş Fenâ fi’r- Rasûl olmuş bir Muhammedî can.

قُلْ يَا أَهْلَ الْكِتَابِ تَعَالَوْاْ إِلَى كَلَمَةٍ سَوَاء بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ أَلاَّ نَعْبُدَ إِلاَّ اللّهَ وَلاَ نُشْرِكَ بِهِ شَيْئًا وَلاَ يَتَّخِذَ بَعْضُنَا بَعْضاً أَرْبَابًا مِّن دُونِ اللّهِ فَإِن تَوَلَّوْاْ فَقُولُواْ اشْهَدُواْ بِأَنَّا مُسْلِمُونَ
Resim---“Kul yâ ehlel kitâbi teâlev ilâ kelimetin sevâin beynenâ ve beynekum ellâ na’bude illâllâhe ve lâ nuşrike bihî şey’en ve lâ yettehize ba’dunâ ba’den erbâben min dûnillâh(dûnillâhi), fe in tevellev fe kûlûşhedû bi ennâ muslimûn(muslimûne) : “(Rasûlüm!) de ki: Ey ehl-i kitâb! Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze (âdil, dostoğru, aynı seviyede: sırr-ı sıfır) geliniz ALLAH’tan başkasına tapmayalım. O’na hiçbir şeyi eş koşmayalım ve ALLAH’ı bırakıpda kimimiz kimimizi ilâhlaştırmasın! Eğer onlar yüz çevirirlerse, işte o zaman şâhid olun ki biz müslümanlarız! deyiniz.” (Al-i İmram 3/64)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 14 Şub 2012, 08:22 
Çevrimiçi
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11438
Resim
ıpISSızım..
yürek SıZım..
İÇte İÇim!.
veBÂlimdir...


hİÇim İÇim
ARZ-ı HÂLimdir
Yâ Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem!..

ZEVK 4765

ISSız-SeSSiz-YORgun İÇim.. UYU-yan BeBEkler gibi
Merhâmetine Muhtacımm… UYAN-mayı Bekler gibi
HiRÂ GÂRının GaRiBi… => RaBBu’r- RASûLun KâRiBi…
Bir DaMLa gÖZ YAŞın SALLa!AÇ İÇim!” =>ÇiÇekler gibi…


05.02.12 07:40
ayazağastnbl…


Es-selâtu ve's-selâmu aleyke Ya Rasûlullah!..

''Allâhumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ Muhammedin
Abdike ve
Nebiyyike ve
Rasûlike ve
Nebiyyi'l- Ummiyi ve alâ âlihi, ehl-i beytihi ve sahbihi ve ummetihi...''

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 19 Ağu 2012, 19:03 
Çevrimiçi
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11438
ResimYâ Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem!..

ihvÂNi kıtmir-in SıRRın süRûRu
şe
ÂNda şu AN-a Şâhid ŞuûRu
Ebû RaHîM gibi NâRında NûRu
ALsam
!.. “AL!” larında Yâ Rasûlullah.. sallallahu aleyhi ve sellem!..

Resim

TEŞHİDe gÖZlüğün GÖRen merceğin
Tebliğin
Tenzirin - Tebşir gERçeğin
Sekiz ceNNet Resim yedi BaĞın ÇiÇeğin
BaL
-sam.. BAL-larında Yâ Rasûlullah.. sallallahu aleyhi ve sellem!..

Resim

tAŞKınım AŞKınım COŞKunum Resim DİNsem!
SıRR-ı SEN-liğinde Resim-SîN-e Sîn-sem
ARŞ u Kürsî ÇiçEk Resim KÖK
-lere İNsem
DALsam
!.. DAL-larında Yâ Rasûlullah.. sallallahu aleyhi ve sellem!..

Resim

SOYunsam SıRRımı Resim ÜRyÂN GÖRünsem
-SİVÂsız KALsam.. Resim SENi BÜRÜNsem
Resim SıRR
-ı Sakaleyin KOKUn SÜRÜNsem
HÂLsem
.. HÂL-lerinde Yâ Rasûlullah.. sallallahu aleyhi ve sellem!..

Resim

KÖR-lere gÖZ NûRu.. Resim IŞIĞI OLsam!
GÜL OLsam Resim GÜBRenin ÂŞIĞI OLsam!
Resim İSÂ - İSMÂİL-in Resim BELŞİĞİ OLsam
SALLsam
.. SALL-arında Yâ Rasûlullah.. sallallahu aleyhi ve sellem!..

Resim

SESi Olsam Resim Seherde YELleriyin DoST!
Resim gÖZ Yaşı KerbeLÂ SELleriyin DoST!
Resim EL ELe Resim ERENler EL-leriyin DoST!
ELsem.. EL-lerinde Yâ Rasûlullah.. sallallahu aleyhi ve sellem!..

Resim

Dünyada HaFÎfsem!.. DosTTa AĞIRsam!
cAN BOĞazda haYY Dost!” diye BAĞIRsam!
Resim -SİVÂ Resim SİVÂ-sın Resim SANA ÇAĞIRsam!
GELsem.. “GEL!” lerinde Yâ Rasûlullah.. sallallahu aleyhi ve sellem!..

Resim

BOYun BAĞLı Kumruların Resim Ku!” su OLsam
LÂ HUve iLLÂ HUU!” HaYYın Hu!” su Olsam
Bir DAMLAnın SU
-SU-z Kalmış Su Su OLsam
SELsem.. SEL-lerinde Yâ Rasûlullah.. sallallahu aleyhi ve sellem!..

Resim

RüZiGÂR OLup YâD-la BAĞlarım KESSem
cAN VERirken cAN KUŞUna Resim KAFeSSEm
NEFeSSiz kALana Resim bir NEFes Resim eSSEm
!
YELsem.. YEL-lerinde Yâ Rasûlullah.. sallallahu aleyhi ve sellem!..

Resim

Resim SıRR-ı SıFıRımız Resim SırATa SERseM
VARımı
YOKumu Resim UĞRuna VERseM
İKRÂ!” OKU!”tsam SENi gösterseM
BİLsem
.. “BİL!” lerinde Yâ Rasûlullah.. sallallahu aleyhi ve sellem!..

Resim

ALTın OLuk OLsam.. Resim NûR-un AKıtsaM
HaBLi
l- VERÎDinden Resim RABB-a BAKıtsaM
OLsun!-OLmasın!” ı OL-ANı OKU!”tsam
DİLsem
.. DİL-lerinde Yâ Rasûlullah.. sallallahu aleyhi ve sellem!..

Resim

NeFSini BİL! RaBBini BİL!” BİL-dirseM
DEmeyen DİLLeri Resim KıRKa DİL
-dirseM
RaBB u Rasûl RüŞDü n PASın SİL-dirseM
SİLsem.. “SİL!” lerinde Yâ Rasûlullah.. sallallahu aleyhi ve sellem!..

Resim

TohuMdan TohuMa Resim UN-ca Resim İNsÂNı
feyeKûN KeVNinde
Resim KûN!”ca İNsÂNı
Resim ÖL!” ümüne KOŞan BUnca İNsÂNı
OLsam
.. “OL!” larında Yâ Rasûlullah.. sallallahu aleyhi ve sellem!..

Resim

OLsun! OLmasın!” ın Törpüsü OLsam!
OL-AN ın ÖMÜRe ÖRTüsü Resim OLsam!
ceheNNeme Resim ceNNet Köprüsü OLsam!
YOLsam.. YOL-larında Yâ Rasûlullah.. sallallahu aleyhi ve sellem!..

Resim

SEVenlERi Resim Ehl-i Beyt-e ERR ETseM!
HuZuRunda HaZıR Resim BiRR ü BeRR ETseM!
Muti kalbe en temuti!”n Resim CeRR ETseM!
ÖLsem.. “ÖL!” lerinde Yâ Rasûlullah.. sallallahu aleyhi ve sellem!..

Resim

ALİ ŞAH ŞAhBÂZı Resim Kevn-i KITMİRse
GÖRünmeyen PîRi Resim GÖRünen KİRse
Resim KervÂN Köpeğiyin KaLBine GİRse
ÇÖLsem
.. ÇÖL-lerinde Yâ Rasûlullah.. sallallahu aleyhi ve sellem!..

Resim

YEDİ m Uyandırsam!..Resim KeHFime KAÇsam!
Resim ÇİLE çÖLLerimde ÇiÇeğim Resim AÇsam
SıRR
-ı RUHun Resim ReyhÂN KOKUsun SAÇsam!
ÖLsem.. “ÖL!” lerinde Yâ Rasûlullah.. sallallahu aleyhi ve sellem!..

Resim

ihvÂNi KİM?” BİLmese U-YU-yanlar
Resim iLLÂ SANA GELse sesiM DUYanlar
HAYR
ını ÖRTünse Resim HAKKa UYanlar
TÜLsem
.. TÜL- lerinde Yâ Rasûlullah.. sallallahu aleyhi ve sellem!..


19.08.12.. 05:15..
brsbrs. tktktrstkkmz
rmznbyrmgcs-shrsyrnde tktk..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 20 Ağu 2012, 06:40 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 16 Oca 2008, 02:00
Mesajlar: 1289
Resim
Resim

Küllü ZERRElerim istilâ olsam
Buram buram MİSK râyihan KOKUsam
Nübüvvet MÜHRün zahrımda taşısam
AŞKın yağmalasa yâ Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem...

Resim

KURBunda HABLil Verîdime aksan
Biat etsem ELim üstü EL olsan
DİLlerimde HAKK KELÂMın buyursan
Boyansam rengine yâ Rasûlallah sallallâhu aleyhi ve sellem,

Resim

KULİHVÂNÎ SÂBİm ile İZlensem,
ALİ ŞAH PÎRimiz ile BİZlensem,
HABB-ı HABÎBULLAH ile BİRRlensem,
İki KAŞ arası, yâ Rasûlallah sallallâhu aleyhi ve sellem,

Resim

GÖRene SEN olsam AYNen baksam,
Âleme tevhîdin KAVlin kursam,
Ka'be kavseyn ev ednâda dursam,
SÎN SALLarınla yâ Rasûlallah sallallâhu aleyhi ve sellem,

Resim

ÂNda CANın CANımda BİZ olsak
Tekallub etsen BENde BİR olsak
KADEMinde fe sebbit İZ olsak
RIZÂ RAVZAnda yâ Rasûlallah sallallâhu aleyhi ve sellem,

Resim

Baksan gÖZlerimden ben yerine,
KALBimden zikretsen SEN yerine,
SIRRımdan konuşsan en derine,
KOR KÖZlerinle yâ Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem,

Resim

NÛRunla CERRetsem SEYRÂNı,
RÛHunla CEZBetsem DEVRÂNı,
SIRRınla SUBHetsem CEVLÂNı,
HAYY HAYRÂNına yâ Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem,

Resim

BEDENimle yüklensem SÎRETini,,
NEFSİNle BİLebilsem RABBini,
KALBi SAFFınla seyretsem BENi,
TÂHİR RÛHuna yâ Rasûlallah sallallâhu aleyhi ve sellem,

Resim

YANa YANa AHMED adın ANsam,
ÂTEŞin kÖZün bağrıma bassam,
KÜLLerimden GÜL TENinde doğsam,
VARsam VÂRına yâ Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem,

Resim

DİRİlt mevtâmı şefaatinle,
NAKŞını hucrelerime işle,
Erit benliğimi kaynat sende
DÜRR-ü NÛRULLAH yâ Rasûlallah sallallâhu aleyhi ve sellem,

Resim

Şeriatında, kar, dört kıvamım,
Târikatında, sar, yedi yanım
Marifetinde, yont kenarlarım,
Hakîkat-i HAKK yâ Rasûlallah sallallâhu aleyhi ve sellem,

Resim

Âmine RAHMinde HEMle beni,
GÂR-ı HIRAna al DEMle beni,
EHL-i ÂBÂna sar, CEM'le beni
ŞEVKin FEVKinde yâ Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem,


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 20 Kas 2012, 13:04 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 09 May 2007, 02:00
Mesajlar: 628
Konum: ANTALYA
ResimEs SALÂTu ve’s SELÂM yâ RASÛLULLAH sallallahu aleyhi ve sellem!

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Kim bana salâvat okumayı unutursa, ona cennetin yolu unutturulur” buyurdu. (Beyhakî)

Resim---İbnu Mes'ud: Rasulullah (sav) buyurdular ki: "Kıyamet günü bana insanların en yakını, bana en çok salâvat okuyandır." (Yine Tirmizî'de Hz. Ali (ra)'den kaydedilen bir rivâyette şöyle denir: "Rasulullah (sav) buyurdular ki: "Gerçek cimri, yanında zikrim geçtiği halde bana salâvat okumayandır.")
(İbnu Mes'ud ‘dan; Tirmizî, Salât 357, (484), Da'avat 110, (3540)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Gerçek cimri, yanında zikrim geçtiği halde bana salâvat okumayandır." buyurdu.
(İmam Ali kerremullahi veche’den, Tirmizî)

Resim---Nesâî nin bir rivâyetinde şöyle denmiştir: "Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'le namaz kılınca: "Selâm Allah'ın üzerine, selâm Cibril ve Mikail üzerine olsun" derdik.Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Selâm Allah'ın üzerine olsun demeyin. Zira Allah selâm'ın kendisidir. Ancak şöyle deyin: "Tahiyyat. . . Allah içindir. ."
(Buhârî, Ezan 148,150, el-Amel fi's-Salât 4, Istizan 3, 28, Da'avat 17, Tevhid 5; Muslim, Salât 55-61, (402-403); Ebû Davud, Salât 182, (968-969); Tirmizî, Salât 215, (289); Nesâî, Iftitah 189, (2, 237).

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Yanında ben zikrolunduğum zaman üzerime salât etmiyen kişinin burnu yere sürtülsün.” buyurdu.
(Tirmizî, daavat, 100; Müsned, 2, 254)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Kim bana bir kere salât ederse; Allah Teala ona on salât eder, on günahını siler, on kat derecesini artırır.” buyurdu.
(Es-siracü’l-Münir, Beyhakî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Kim bana bir salâvat getirirse Allah Teala bu yüzden o kimseye on misli mağfiret eder.” buyurdu.
(Müslim, Salât, 70)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki: "Kim bana (bir kere) salât okursa Allah da ona on salât okur ve on günahını affeder, (mertebesini) on derece yükseltir." (Yine Nesâî'de Ebû Talha (ra)'dan gelen bir rivâyet şöyle: "Bir gün Rasulullah (sav), yüzünde bir sevinç olduğu halde geldi. Kendisine: "Yüzünüzde bir sevinç görüyoruz!" dedik. "Bana melek geldi ve şu müjdeyi verdi: "Ey Muhammed! Rabbin diyor ki: "Sana salâvat okuyan herkese benim on rahmette bulunmam, selâm okuyan herkese de benim on selâm okumam sana (ikram olarak) yetmez mi?")
(Enes ‘den; Nesâî, Sehv 55, (3, 50)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Kıyamet gününde bana halkın en yakın olanları ve şefaatime hak kazananları, bana en çok salâvat getirenleridir.” buyurdu.
(Tirmizî, vitr, 21)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Cum'a, en hayırlı günlerinizden biridir. Hz. Adem aleyhisselâm(ıntoprağı) o gün yaratıldı, o gün kabzedildi. (Kıyamette Sur'a) o gün üflenecek, sayha da o günde olacak. Öyleyse o gün bana salâvatı çok okuyun. Zira salâvatlarınız bana arzedilir." Orada bulunanlar: "Salâvatlarımız size nasıl arzedilir? Siz çürümüş olacaksınız!" dediler. Aleyhissalâtu vesselâm: "Allah Teala Hazretleri, Arz'a peygamberlerin cesetlerini yemeyi haram kıldı" buyurdular.”
(Evs İbnu Evs ‘den; Ebû Davud, Salât 207, (1047); Nesâî, Cum'a 5, (3, 91,92)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Yeryüzünde Allah'ın seyyah melekleri vardır. Onlar ümmetimin selâmını (anında) bana tebliğ ederler."
(İbnu Mes'ud’dan; Nesâî, Sehv 46, (3, 43)

Resim---Ebû Mes'ud el Bedri: Biz Sa'd İbnu Ubade'nin meclisinde otururken Rasulullah (sav) yanımıza geldi. Kendisine, Beşir İbnu Sa'd: "Ey Allah'ın Resulü! Bize Allah Teala Hazretleri, sana salât okumamızı emretti. Sana nasıl salât okuyabiliriz?" diye sordu. Efendimiz şu cevab verdi: "Şöyle söyleyin "Allahümme salli ala Muhammed’in ve ala al-i Muhammed, kema salleyte ala İbrahime ve barik ala Muhammed’in ve ala al-i Muhammed’in kema barekte ala al-i İbrahime inneke hamidun mecid (Allah'ım! Muhammed'e ve Muhammed'in aline rahmet kıl tıpkı İbrahim'e rahmet kıldığın gibi. Muhammed'i ve Muhammed'in alini mübarek kıl. Tıpkı İbrahim'in alini mübarek kıldığın gibi." (Rasulullah ilaveten şunu söyledi): "Selâm da bildiğiniz gibi olacak" [Tirmizî dışındaki Kütüb-i Sitte kitaplarında, Ebû Humeyd es-Saidi (ra)'den gelen bir rivâyet şöyle: "Ashab sordu: "Ey Allah'ın Resulü sana nasıl salât okuyalım?" Rasulullah (sav): "Şöyle söyleyin," dedi: "Allahümme salli ala Muhammed’in ve ala ezvacihi ve zürriyyetihi kema salleyte ala İbrahime ve barik ala Muhammed’in ve ala ezvacihi ve zürriyyetihi kema barekte ala İbrahime inneke hamidun mecid (Allah’ım! Muhammed'i zevcelerine ve zürriyetine rahmet kıl, tıpkı İbrahim'e rahmet kıldığın gibi, Muhammed'i zevcelerini ve zürriyetini mübarek kıl, tıpkı İbrahim'i mübarek kıldığın gibi. Sen övülmeye layıksın? şerefi yücesin)." Ka'b İbnu Ucre'den gelen bir rivâyet de şöyle: "Rasulullah (sav) yanımıza gelmişti: "Ey Allah'ın Resulü," dedik, "sana nasıl selâm vereceğimizi öğrendik. Ama, sana nasıl salât okuyacağız (bilmiyoruz)?" "Şöyle söyleyin!" dedi: "Allahümme salli ala Muhammed'in ve ala al-i Muhammed’in kema salleyte ala İbrahime inneke hamidun mecid, Allahümme barik ala Muhammed’in ve ala al-i Muhammed, kema barekte ala ali İbrahime inneke hamidun mecid." (Buhârî, Da'avat 33, Enbiya 8; Müslim, Salât 65, 66, 69 (406, 407); Muvatta, Kasru's-Salât 66, 67)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Şüphesiz ki, benim üzerime salâvat getiren kimsenin selâmını almak için Allah bana ruhumu iade eder.” buyurdu.
(Ebû Davud, Menasik, 96)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Dua eden kimse Peygamber (a.s.)’a salât etmedikçe duası perdelenir, dergâh-ı icabete vasıl olmaz.” buyurdu.
(Taberânî, İbn. Mes’ud’dan)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Sizden biriniz Allah’tan bir dilekte bulunduğu zaman evvela O’na, şanına lâyık tarzda hamd-ü sena etsin. Sonra Peygamber (a.s.)’a salâvat getirsin. Çünkü, bu sûretle arzusuna daha kolay kavuşur.”
(Taberânî, İbn. Mes’ud’dan)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Cebrail ile karşılaştığımda bana şöyle dedi: Sana müjde ederim, Allah diyor ki: Kim sana selâm verirse ben ona selâm veririm. Kim sana salât getirirse ben ona salât getiririm.” buyurdu.
(Hâkim, Beyhâki)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Hangi bir zümre bir mecliste oturup da Allah’ı anmadan, bana da salât getirmeden dağılırsa üstlerine Allah’tan bir hasret çöker. Dilerse onları azablardan yarlığar.” buyurdu.
(Ebû Davud)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 25 Kas 2012, 10:07 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 09 May 2007, 02:00
Mesajlar: 628
Konum: ANTALYA
ResimEs SALÂTu ve’s SELÂM yâ RASÛLULLAH sallallahu aleyhi ve sellem!

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

''AllahuMMe irham ÜMMet-i MuhaMMed!

ALLAHım ÜMMet-i MuhaMMede rahmet et!''


(Ali el Muttaki, hdsNo: 3212, 3702)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:''

AllahuMMe’gfir ÜMMet-i MuhaMMed!
AllahuMMe’rham ÜMMet-i MuhaMMed!
AllahuMMe’nsur ÜMMet-i MuhaMMed!
AllahuMMe’hfaz ÜMMet-i MuhaMMed!
AllahuMMe’cma’ ÜMMet-i MuhaMMed!
AllahuMMe eslih ÜMMet-i MuhaMMed!
AllahuMMe ferric ÜMMet-i MuhaMMed!


ALLAHım ÜMMet-i MuhaMMedi bağışla!
ALLAHım ÜMMet-i MuhaMMede rahmet et!
ALLAHım ÜMMet-i MuhaMMede yardım et!
ALLAHım ÜMMet-i MuhaMMedi koru-muhafaza et!
ALLAHım ÜMMet-i MuhaMMede Cem’-BİRlik et!
ALLAHım ÜMMet-i MuhaMMede isalah et!
ALLAHım ÜMMet-i MuhaMMede çıkış kapısı ver!..''

(Ebu Nuaym, Hilye VIII, 366; İbni Asakir, Tarih-i Dimeşk XXXIX, 402)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 24 Oca 2013, 14:33 
Çevrimiçi
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11438
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selleme SALAVAT:

Resim

MeDeD Yâ Rasûlullah!
sallallahu aleyhi ve sellem...

ÖZ-EL ÖZüM
GöNüL GÖZüMM
KeVSeR KÖZüMMM
SALLîM SÖZüMMMM
Sallallahu aleyhi ve sellem!

MîM MeNBA’ıM
CîM MaSDaRıMM
LâM MazHaRıMMM
SeLâM MeRCi’iMMMM
Sallallahu aleyhi ve sellem!

ŞeHaDeT ŞuuRuM
NûRuLLaH NûRuMM
SuBHâN SuRûRuMMM
“OL-ÂN” O-NûRuMMMM
Sallallâhu aleyhi ve sellem!

ZEVK 4345

NûRullahın NûR-u MîM-in AŞKına Yâ Rasûlullah!
ŞEHâDeTle ŞeFâaT Et! TaŞKıNa Yâ Rasûlullah!
BuRNuyla KIBLeni KOKlar! DİLiyle YOLUN Parlatır
KuL İhVaNîn KITMİR Eyle KÖŞKüne Yâ Rasûlullah

Sallallâhu aleyhi ve sellem ebeden dâimen kâimen!..


10.02.11 15:39
GöKlerin Kuşağında
YERlerin Kucağında nrm..

SALL Kökü, SILA’ya ASL’a ULAŞımdır.
SILA-yı RAHîM-RahmÂN-RaBB-ALLAH celle celâluhu SALLıdır..
NAKLden AKLa, AKLdan NAKLe Sırat-ı Mustakîm SEViyelenmesidir NEFSin AKLı için..

Kendi GERÇEĞine -> Hakikat-ı MuhaMMediyene SALL, seni göbek bağınla ana Rahmine çekip zâhirini ASLına götürecektir.
-> Mânâ Âleminde Kâmil Hizmetçin seni zâhirin Bâtınını BİLiş-RÜŞDüne ERdirecektir FaSLını ASLına Çekecektir.
-> Ehl-i Beyt aleyhumu's-selâm EDEBini BULuş, vASıLın USULünü RAVZaya sokacaktır.
-> Rahmetenli’l-âlemîn Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selem İrfanında OLuşun SALAVATlarınla OLduğundur..
-> RaBBu’l-âlemin ALLAH celle celâluhuya, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kevserinde bir DAMLA olarak YAŞAnan Şehadetine ŞAHİD İştiraki SeBeBin SON-UÇudur.
Bu ise bitiş değil HATMdir ki Daimiyyet DAİRESİ üzerinde her nokta AYNıdır..


Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selleme AKLen-NAKLen SALL-SELL Teslimiyyet-İstikâmet Seyr ve Süluku MuhaMMedî Melâmette Temeldir ÜMMdür-ANAdır.

Kur'ân-ı Kerimde Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selleme Salâvat:

إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا
“İnnallâhe ve melâiketehu yusallûne alen nebiyyi, yâ eyyuhellezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ(teslîmen) : Şüphesiz, Allah ve melekleri Peygambere salat ederler. Ey iman edenler, siz de ona salat edin ve tam bir teslimiyetle ona selam verin.” (Ahzâb 33/56)

Salâvat, bilene (ehline) farz-ı ayndır.
Salâvat, kısaca ve kesin olarak:
“ALLAH’ım! Beni Muhammedî OLUŞumun ŞUÛRUna erdir.”duasıdır.
Muhammedîleşmek dileğidir.
Muhterem, Mübârek, Müstesna ve Muhteşem Muhammed Aleyhi’s-sâlatü ve’s-selâm’a; akan suyun deryaya isalesi (ulaşımı, akımı) gibi kavuşup, O’nun;

Söz, Fiil, Ahlâk ve Hâlleriyle HÂL-lenip Muhammedî Oluş Şuûruyla buluşmaktır.
Her emir, vücûb ifâdesi olup vâcibtir.

Salâvat; ALLAH Teâlâ’nın emrinin işlenmesi ve Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in hakkının ödenmesidir.

ALLAHU ZÜL-CELÂL’in zikrimize hâşâ ihtiyacı olduğundan dolayı değildir.
ALLAHU ZÜL-CELÂL’i zikr edişimize sebeb, emirdir.
Sistemin ve kulluğun gereğidir Emrullahın Sünnetullahta İŞlenişidir.
Salâvat da böyledir.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ihtiyacını
ALLAHU ZÜL-CELÂL görmüştür.
Muhtaç olan kendimiz olup;

ALLAHU ZÜL-CELÂL’e Teslim, İman, Tâbi’ oluş ve İtaat edebilmek için Akıl sahibi İnsan olarak ilk önce Bizim gibi ABDULLAH Olan Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e Teslim, İman, Tâbi’ oluş ve İtaat etmeye; Muhtaç, Mecbur, Memur ve de Mahkûmuz...

Bunun için ise 7 letâifimizle birlikte buluşmamız LÂZIM ve LÂYIKıdır.
Yaşayan bir insan için tasavvufun diriliği, bu bağlantıyı kurmak hüneri, çabası ve azmidir.
Bu ise ihtiyârî ve keyfî olmayıp mecburîdir.
Sistemin; Selâmeti, Rahmeti ve Velîyy-i Ni’meti olan Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem’e saygı ve teslimiyyetin yolu SALÂVATtır.
Salâvatı dar anlamda “dua”diye târiflemek ve Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem için bir şeyler istediğini sanmak Muahammedî
İlim, Edeb, İrfan ve Erkan eksiklilğindendir.
İşin aslı âcizâne;
Buz Dağı (Benlik Dağı) olan İNSAN NEFSİ-nin;
İfrat ve Tefrid BUZ Dağlığının RASÛLÎ SEViyede İ’tidal üzere eriyip
;
Terbiye, Tezkiye, Tasfiye ve Tecliye İŞlemleri sonunda pırıl pırıl, tertemiz ZeMZeM gibi, SILAsına-ASLına akarak, SALL ederek SALLâvât arz ederek, Rıza RaVZasının, Rahmet Deryasının sûrekli salâtına kavuşmak DAMLA-lığıdır.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 26 Oca 2013, 17:31 
Çevrimiçi
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11438
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e salâvat getirmek, her zaman, her zemin, her halde aklı olan herkes için gereklidir.
İmam Sehâvî, muteber ve sahih hadislere dayandırarak müstakil bir başlık altında Allah Resûlüne salâvat getirmenin belirli ve özel vakitlerini açıklamıştır. İbn Kayyım da bu hususta bir çalışma yapmıştır.
Haşimî de bunları derleyip toparlamıştır:


1- Son teşehhüdden sonra. Meşru’dur ve üzerinde icma’ vardır.
2- İlk teşehhüdden sonra. Bu imam Şafî'nin görüşüdür.
3- Kunut duasının sonunda. "Sallallahu ale’n-Nebî’"şeklinde.
4- Cenaze namazında.
5- Hutbelerde Allah’a hamdden sonra.
6- Ezan ve kametten sonra: Abdullah b. Ömer radiyallahu anhu şöyle rivayet etmiştir Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Müezzinin sesini duyunca, söylediklerini aynen söyleyin. Sonra da bana salavât getirin.” Müslim rivayet etmiştir.
7- Dua esnasında: Ömer radiyallahu anhu’dan rivayete göre: “Dua, peygamberine salâvat getirinceye kadar askıdadır.” Tirmizînin rivayeti.
8- Mescide girerken ve girildiğinde, yolumuz mescide düştüğünde.
9- Safâ ile Merve’de.
10- Toplantılarda: Aişe vâlidemizradiyallahu anha şöyle buyurmuştur: Meclislerinizi salâvat getirerek süsleyin. Ve yine, bir meclisten/toplantıdan kalkıldığı zaman.
11- Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in adı anılınca: “Yanında benim adım anılıp da bana salâvat getirmeyenin burnu yerde sürtülsün” bu hadisi ebu Hüreyre nakletmiştir. (Hakim ve Tirmizî)
12- Telbiyeden sonra.
13- el-Haceru’l-Esvedi selamladıktan sonra.
14- Çarşıya çıkıldığı zaman. İbn Mes’ud radiyallahu anhu çarşıya çıkarken bazı dualar okur ve salâvat getirirdi.
15- Ziyafet sırasında.
16- Gece uykusundan kalkınca.
17- Kur’ân hatminden sonra.
18- Cuma günü.
19- Sıkıntı ve endişe anlarında.
20- Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in mübarek ismi yazılırken. Bu konuda sağlam rivayetler vardır.
20- İlim, zikir ve dersle meşgul olurken.
21- Sabah ve akşam.
22- Bir hata ve günah işlendiğinde af ve mağfiret umudu için.
23- Fakirlik, ihtiyaç ve sıkıntı anında.
24- Nikah hutbesinde.
25- Abdest aldıktan sonra.
26- Eve girildiğinde.
27- Zikrullah için toplanıldığında.
28- Bir şey unutulduğunda: Enes radiyallahu anhu’dan rivayete göre, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Bir şey unuttuğunuzda…”
29- İhtiyaç arzedilirken.
30- Kulak çınladığı zaman.
31- Namazlardan sonra.
32- Namaz kılarken: Hz. Hasan radiyallahu anhu, Nafile namaz kılarken, içinde Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den söz edilen bir âyet geldiğinde durur ve salâvat getirirdi.
33- Bütün önemli konuşmalarda.
34- Uykudan önce.
35-Kısaca ve gönlümce hiç unutmadan ve unutursak hatırlayınca ALLAH celle celâlihu BAĞımız, İRSAL edicimiz, TESLİMİYYET ve İSTİKAMET SAHİBBimiz Rabbulâleminimizin Rahmetenlilâlemini Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem e sonsuz ve İlmullahça Es Selâm SALLımızolsun inşâ ALLAH..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 06 Şub 2013, 15:45 
Çevrimiçi
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11438
Resim

YÂ MUHAMMED!.. YÂ RASÛLULLAH!..
sallallahu aleyhi ve sellem...


-ımız SeN ToK-umuz SeN
KeSRETTeyiz ÇoKumuz SeN
VaHDeTTeyiz YoK
-umuz SeN
AZ
-ımız -> SeN Yâ MuhaMMed!.
sallallahu aleyhi ve sellem...

*

TaHTımız SeN FeVKimiz SeN
AŞK u MeŞK ü ŞeVKimiz SeN
SöZ
-Sohbet SeN.. ZeVKimiz SeN
HAZz
-ımız -> SeN Yâ MuhaMMed!.
sallallahu aleyhi ve sellem...

*

Parmak İZi Alın YAZımız
-> RaVZa RıZAsı RÂZımız
DuÂ
.. DUÂ.. -> NiYAZımız
NAZ
-ımız -> SeN Yâ MuhaMMed!.
sallallahu aleyhi ve sellem...

*

>DÜNya DERdin Dalldığımız
SeYRine SERr
-> Salldığımız
GeCe
- GÜNdüz Çalldığımız
SAZ
-ımız -> SeN Yâ MuhaMMed!.
sallallahu aleyhi ve sellem...

*

cÂN-a -> cihÂN OLdu cİSİM
KİMliğimiz -> İsİm-ResiM
Yedi İKLim.. -> Yedi mEVsiM
YAZ-ımız -> SeN Yâ MuhaMMed!.
sallallahu aleyhi ve sellem...

*

BENe ben NÛRu benimİZ
HaKK
a MuhatÂB SeNimiZ
-> YeDi KATlı -> KeFeNimİZ
BEZ
-imİZ -> SeN Yâ MuhaMMed!.
sallallahu aleyhi ve sellem...

*

DAMLAyız -> DEnİZ-indey-İZ
küLLî KeVSeR
-> “BİZ indeyİZ
-> NEFes > NEFes -> İZindeyİZ
İZZ-imİZ -> SeN Yâ MuhaMMed!.
sallallahu aleyhi ve sellem...

*

KULLuğunu BİLen >HaKK-ta
ReSÛLünü BULan
>HaKK-ta
TEVHİD
-TEK-BİR OLan HaKK-ta
BİZ imİZ -> SeN Yâ MuhaMMed!.
sallallahu aleyhi ve sellem...

*

İmÂN -> Amel -> AhLÂkında
-> ENFüS-ünde -> ÂFâK-ında
-> ŞeFÂat-ın --> ŞAFAK-ında
SİZ imİZ -> SeN Yâ MuhaMMed!.
sallallahu aleyhi ve sellem...

*

SeNde SAĞDİRİ -> ÖLÜmüz
KEVSERin
>GÖNÜL GÖLÜmüz
KâR ü BeLÂ ndır >ÇÖLÜmüz
TOZ- umuz -> SeN Yâ MuhaMMed!.
sallallahu aleyhi ve sellem...

*

Ehl-i BeytinKur'ÂN BiZe
-> EMÂNetin KENDİmİZe
BİZ BİR
-İZde ->İzden İze
ÖZ
- ümüz -> SeN Yâ MuhaMMed!.
sallallahu aleyhi ve sellem...

*

>GÜLLer SultÂNlığı ÇAĞın
BİRlik
-DİRlikte GÜL BAĞın
YüreğimİZ
-> YANar DAĞın
KÖZ
- ümüz -> SeN Yâ MuhaMMed!.
sallallahu aleyhi ve sellem...

*

HasBÎ HiZmet livechiLLAH
PÎRimİZ Ehl
-i Beyt ALi ŞAH
-> “Lâ İlâhe -> İLLâ ALLAH
SÖZ ümüz -> SeN Yâ MuhaMMed!.
sallallahu aleyhi ve sellem...

*

UY!”umuz SeN! DUY!”umuz SeN
-> HaBÎBULuLLah HUY-umuz SeN
BULut
-> Buhar -> SU-yumuz SeN
BUZ
- umuz -> SeN Yâ MuhaMMed!.
sallallahu aleyhi ve sellem...

*

>KÂBye KONaN -> TAŞInda
AYAK TOZu
--> YOLdaŞında
BİZim İÇİnn GÖZ YAŞINda
TUZ- umuz -> SeN Yâ MuhaMMed!.
sallallahu aleyhi ve sellem...

*

-sîN SıRRın >SUyun SIKış
-SiVÂ- -> “MîMe TIKış
İFrat
- TeFrit -> İNiş - ÇIkış
DÜZ
- ümüz -> SeN Yâ MuhaMMed!.
sallallahu aleyhi ve sellem...


*

NaZ NamAZın -> NiYAZıMız
ARZ
-dan ARŞ-a -> ÂvÂZıMız
kARAkıŞ
bAHar –> YAZıMız
GÜZ
- ümüz -> SeN Yâ MuhaMMed!.
sallallahu aleyhi ve sellem...

*

>Kul ihvÂNin > KıtMîR EDen
SaNa KurbÂN RuH u BeDeN
DOKsan DOKUz EsMÂmız SeN

YÜZ ümüz -> SeN Yâ MuhaMMed!.
sallallahu aleyhi ve sellem...


04.02. 13. > 15:38
brsbbrstktktrstkks..


TaHT: Alt. Aşağı. * Gr: Gelecek olan zamir.
FeVK: Üst. Üst taraf. Yüksek derece. Yukarı.
ŞeVK: Çok istek, şiddetli arzu. * Neş'e. *Bir şeyi bir yere şeye sağlamca bağlama. * Memnun. Şâduman.
HAZz: Sevinç duyma. Hoşlanma. Zevklenme. Saadet. Tali'. Nasib. Nimet ve süruru mucib şey.
RÂZ: f. Gizli sır, saklı şey. * Mimar.
SERr: f. Baş. Tepe. Uç. Nihayet. Zirve. Gaye. * Baş, başkan, reis.
ENFüS: İç ÂLeM..
ÂFâK: Dış âLeM..
KâR ü BeLÂ: Kâr ve Zarar Bazarı.. kerbeLÂ çÖLÜ..
livechiLLAH: Allah için. Allah nâmına, Allah aşkına.(Allah için işleyiniz, Allah için görüşünüz, Allah için çalışınız, Lillâh, Livechillâh, Liveclillâh rızâsı dâiresinde hareket ediniz, o zaman sizin ömrünüzün dakikaları, seneler hükmüne geçer. L.)
HasBÎ: Karşılıksız. Allah rızası için. (Hakiki mürşid âlim, koyun olur; kuş olmaz. Hasbî verir ilmini. Koyun verir kuzusuna hazmolmuş musaffâ sütünü. Kuş veriyor ferhine lüâb-âlud kayyını. S.)
AvAZ: f. Sadâ, Yüksek ses.

Ehl-i Beyt’in – Kur'ÂN BiZe
-> EMÂNetin KENDİmİZe:


Zeyd b. Erkam radiyallahu anhu anlatıyor: “Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, Mekke ile Medine arasında Hummen denilen suyun başında bir hutbe verdi. Allah’a hamd, sena ve zikirden sonra şöyle buyurdu: “Ey insanlar! Dikkat ediniz; ben bir beşerim. Rabbimin ölüm elçisinin gelmesi ve benim ona icabet edip aranızdan gitmem yakındır. Sizlere hukuku ağır iki kıymetli emanet bırakıyorum. Birincisi Allah’ın Kitabı’dır. Onda nur ve hidayet vardır. Allah’ın Kitabına sımsıkı sarılın. Onunla meşgul olun, onu öğrenin, öğretin; hükümlerini anlayın. İkinci emanet Ehl-i beytimdir. Ehl-i Beytim hakkında Allah’tan korkmanızı hatırlatırım. Ehl-i Beytim hakkında Allah’tan korkmanızı hatırlatırım. Ehl-i Beytim hakkında Allah’tan korkmanızı hatırlatırım.”
(Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe, 36; Nesâî, Sünen-i Kübrâ, Menâkıb, 9.)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 19 Şub 2013, 17:55 
Çevrimiçi
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11438
Resim

Aziz kardeşlerim,

Daha çokça işleyeceğiz bu konuyu ama o kadar önemli ki Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem SALLâvatı bakınız;

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Ragime enfü raculin zükürtü indehu felem yusallî aleyye: yanında adım zikrolunup da bana salâvât getirmeyen kimsenin burnu sürtülsün!” buyurmuştur.

(Tirmizî, Daavat 100; İ.Ahmed II/254)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:Muhakkak insanların kıyamet gününde benim için en makbulu bana en çok salâvat getirenleridir.” buyurmuştur.
(Abdullah İbni Mes’ud radiyallahu anhu’dan; Tirmizî; İbni Hibban; Askalânî, Bûlüğü’l-Merâm 1583/1344)

İnsanın ömründe bir kere Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e salâvât getirmesi farz-ı ayndır.
Bir çok eserde
“Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin her anılışında salâvât getirmek vâcibdir” denilmiştir.
İmâm-ı Şâfiî ve İmâm-ı Hanbel Hazretleri namazın farzlarından birisi olarak, ikinci teşehhüd miktarı oturuşta (Ka’de-i âhirinde) salâvât okumayı da saymışlardır.
Okunmaz ise namazın iâdesine hükmetmişlerdir.
İmâm-ı Azam ve İmâm-ı Mâlik Hazretleri ise, ikinci teşehhüdde salâvât getirmek kesin sünnettir buyurmuşlardır.
Âleme gelişin rAHMET Kapısına; Mazharına, Masdarına, Mesnedine, Menba’ığna, Mecra’ına ve MMM Mâverâsı Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e selâma mecbur olanlar, sadece İnsan AKLı değil Nurundan yaratılan Küllî ŞEYdir..


Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem in her hususta yüreğinde yetişen Valâyet BAĞımız İmâmı Alî kerremullahi veche: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’le Mekke’de idim. Beraberce bir tarafına gitmiştik. Onun karşısına çıkan her ağaç, her dal ona selâm veriyor ve “ALLah’ın selâmı üzerine olsun ey ALLah’ın Rasûlü!”diyordu. (Tirmizî, Menâkib 8/3630)

Bir karşılık değil de Vadullahın Zül celali vel ikram Kerem Kevserinden İKRAM olarak:
Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Kim bana bir defa salât-ü-selâm getirirse, ALLAH Teâlâ’da ona 10 defa salât eder.” buyurmuştur.

(Darimî, Rikâk 58 (2/317)

İnsanın ömründe bir kere Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e salâvât getirmesi farz-ı ayndır.
Bir çok eserde her anılışımda salâvât getirmek vâcibdir, denilmiştir.
İmâm-ı Şâfiî ve İmâm-ı Hanbel Hazretleri namazın farzlarından birisi olarak, ikinci teşehhüd miktarı oturuşta (Ka’de-i âhirinde) salâvât okumayı da saymışlardır.
Okunmaz ise namazın iâdesine hükmetmişlerdir.
İmâm-ı Azam ve İmâm-ı Mâlik Hazretleri ise, ikinci teşehhüdde salâvât getirmek kesin sünnettir buyurmuşlardır.

Âleme gelişin rAHMET Kapısına; Mazharına, Masdarına, Mesnedine, Menba’ığna, Mecra’ına ve MMM Mâverâsına sadece İnsan AKLı değil selâma mecbur olan..

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem in her hususta yüreğinde yetişen Valâyet BAĞımız İmâmı Alî kerremullahi veche:
“Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’le Mekke’de idim. Beraberce bir tarafına gitmiştik. Onun karşısına çıkan her ağaç, her dal ona selâm veriyor ve “ALLah’ın selâmı üzerine olsun ey ALLah’ın Rasûlü!”diyordu.
(Tirmizî, Menâkib 8/3630)

Bir karşılık değil de Vadullahın Zül celali vel ikram Kerem Kevserinden İKRAM olarak:
Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Kim bana bir defa salât-ü-selâm getirirse, ALLAH Teâlâ’da ona 10 defa salât eder.” buyurmuştur.

(Darimî, Rikâk 58 (2/317)

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurduğu pek çok hadisten bir kaçı ise:

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Aziz ve Celîl olan Allah şöyle buyurdu: 'Ey Âdem oğlu, yeryüzü dolusu hata/günah işlesen de, şirk koşmadığın sürece ben sana yeryüzü dolusu af/mağfiret hazırlarım.”
(Ebû Zer ra'den Sahîh: Müsned, V/147, H.no:21208. Benzer rivayetler için bk.V/148, H.no:21212-21213; V/I53, H.no:21257; V/169, H.no:21380; Müslim, Zikir, 22; İbn Mâce, Edeb, 58, H.no:382l; Taberânî, el-Mu'cemü'1-evsat, IV/68, H.no:3084; VIIF/365-366 H no-7744' İbnü'l-Mübârek' Zühd, s.366, H.no:1035; Bezzar, IX/403. H.no:3999.)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Allah, birinizin tevbe etmesine, yitirdiği hayvanını bulduğu vakit kulun sevinmesinden daha çok sevinir.” Buyurdu.
(Ebû Hüreyre ra'den Müslim, Tevbe, 2.)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Yiyecek ve içecek olmayan çorak bir yerde devesi yularını sürükleyerek kaçan ve üzerinde kendisinin yiyeceği-içeceği bulunan bu hayvanı yoruluncaya kadar arayan, sonra bir ağacın dibinden geçerken yuları ağaca dolanmış olarak bulan bir adamın sevincine ne dersiniz?”
Biz: Çok sevinir Yâ Rasûlullah dedik.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Bakın, vallahi, kulunun tevbe etmesine Allah'ın sevinmesi bu adamın devesini bulmasına sevinmesinden daha çoktur” buyurdu."

(Müslim, Tevbe, 6. yine bkz. Muslim, 1-8 kadar rivayetler; İbni Mace, Zühd, 30; Tirmizî, Daavat, 98.)
Hayırlı (göz sürûru) Nesil için Dualar:


Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Âdem oğlu Öldüğü vakit ondan (her) ameli kesilir, yalnız üç şey müstesna: sadaka-i câriye, yâhud kendinden faydalanılan ilim veya kendisine duâ edecek hayırlı evlâd; buyurmuşlardır.» .
(Ebu Hüreyre radıyallahü anh'den; Sahîh-i Müslim ve Sahîh-i Buhârî)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "İnsan öldüğü zaman amel işlemesi kesilir. Ancak üç şey bundan müstesnadır. Sadaka-i cariye, kendisinden yararlanılan ilim veya kendisine hayır dua eden salih çocuk"
(Dârimî, Mukaddime, 46)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem : "Eğer bir kavim bir yere oturur da orada ALLAH'ı zikretmez, peygambere salavat getirmezlerse kıyamet gününde bu kendilerine hasret (gam,gussa) olacaktır." buyurmuştur.
(Ebu Hureyre (radiyallahu anhu)'dan; Tirmizi; Askalânî, Bûlüğü'l-Merâm 1569/1333)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 25 Şub 2013, 11:36 
Çevrimiçi
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11438
5.2.25. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e Salâvât (SALL, ulaşım, vuslat, dua) Emredilmiştir :

Azîz kardeşlerim,
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz üzerine salâvât getirmek her müslümana farzdır. Ve âyet-i celilelerle sabittir.
Fıkhî konu olmakla beraber İsm-i Şerîfi anılınca peygamberimiz MUHAMMED aleyhi’s-selâm'ı sıla: kavuşum ricâmızı ederiz, azmimizi ortya candan koyarız.


إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا
Resim---İnnallâhe ve melâiketehu yusallûne alen nebiyyi, yâ eyyuhâllezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ: "ALLAH ve melekleri Peygamber'e çok salâvât getirirler. Ey mü'minler! Sizde ona salâvât getirin ve tam bir teslimiyetle selâm verin (selâmlayın)."
(Ahzâb 33/56)

Salâvât, bilene (ehline) farz-ı ayndır.
Salâvât, kısaca ve kesin olarak :
"ALLAH'ım! Beni MuhaMMedî oluşumun şuûruna erdir." duasıdır.
MuhaMMedî Şuur-Şeriatı-İmanı,
MuhaMMedî Nur-Tarikatı-Ameli,
MuhaMMedî Surur-Mârifet-Ahlâkı,
MuhaMMedî ONur-Hakikatı-HÂLLeridir İSlamın ASLı-fASLı…

Muhterem, Mübârek, Müstesna ve Muhteşem MuhaMMed Aleyhi's-sâlatü ve's-selâm'a; akan suyun deryaya isalesi (ulaşımı, akımı) gibi kavuşup, O'nun; Söz, Fiil, Ahlâk ve Hâlleriyle hâllenip MuhaMMedî oluş şuûruyla buluşmaktır.
Her emir, vücûb ifâdesi olup vâcibtir.

Salâvât; ALLAH Tealâ'nın emrinin işlenmesi ve Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in hakkının ödenmesidir.
ALLAHÜ ZÜ'L-CELÂL'in zikrimize hâşâ ihtiyacı olduğundan dolayı değildir. ALLAHÜ ZÜ'L-CELÂL'i zikr edişimize sebeb, ULAŞımımıza vesile ve KULluğun gereği bir emirdir.
Sistemin ve kulluğun gereğidir. Salâvât da böyledir.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in ihtiyacını ALLAHÜZÜ'l-CELÂL görmüştür.
Muhtaç olan kendimiz olup; ALLAHÜ ZÜ'L-CELÂL'e tâbi' olabilmek için önce Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e tâbi' olmaya;
me'mur, mecbur, muhtaç ve mahkûmuz.
Bunun için ise 7 letâifimizle birlikte buluşmamız lâzım ve lâyıkıdır.
Yaşayan bir insan için tasavvufun diriliği, bu bağlantıyı kurmak hüneri, çabası ve azmidir.
Bu ise ihtiyârî ve keyfî olmayıp mecburîdir.
Sistemin; Selâmeti, Rahmeti ve Velîyy-i Ni'meti olan Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem'e saygı ve teslimiyyetin yolu salâvâttır.
Salâvâtı dar anlamda "dua"diye târiflemek ve Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem için bir şeyler istediğini sanmak ilm-ü-edeb eksiklilğindendir.
İşin aslı âcizâne; Buz Dağı (Benlik Dağı) olan insan nefsinin i'tidal üzere eriyip;
Terbiye, Tezkiye, Tasfiye ve Tecliye işlemleri sonunda pırıl pırıl, tertemiz zemzem gibi akarak (salâvât arz ederek) Rahmet deryasının sûrekli salâtına kavuşmaktır.
SALL.. SILAya ULAŞımdır.. İsâledir.. Vuslattır..
Salavât, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemi
BİLip, BULup, OLup MuhaMMedî bir KUL olarak YAŞAmaktır..
Salat ise, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selemin Kevser KABında ALLAH celle celâluhuya her ÂN BİZ BİR-İZ ARZıdır..
Cübbeli cübbesiz nice zavallı aklınca öldürdüğü RUSÛLiyet BAĞInı koparınca Ham-çiğ-pis-cenâbet AKLının labirentlerinde dönüp durmaktadır..
AKLını temizleyip Nefsini Tezkiye edebilse Kur'ân-ı Kerimimiz BUYurup DUYurmakta:


خُذْ مِنْ أَمْوَالِهِمْ صَدَقَةً تُطَهِّرُهُمْ وَتُزَكِّيهِم بِهَا وَصَلِّ عَلَيْهِمْ إِنَّ صَلاَتَكَ سَكَنٌ لَّهُمْ وَاللّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
Resim---Huz min emvâlihim sadakaten tutahhiruhum ve tuzekkîhim bihâ ve salli aleyhim, inne salâteke sekenun lehum, vallâhu semîun alîm: "Onların mallarından bir sadaka al ki onunla kendilerini hem temizler hem de arındırırsın. Ve salli aleyhim : onlara salât et. Şüphesiz ki senin salâtın onlar için sükûnettir. ALLAH işitendir, bilendir."
(Tevbe 9/103)

Sekînet : sakinlik, kararlılık, rahatlık, gönül rahatlığı, kalb yatışkınlığıdır.
Salât, BİZ BİR-İZ BİLEliğidir her yerde her zaman ve her halde.
Evet duadır da... Ama nasıl dua bu?.. Namazdır da ama namaz ne ki?.. SALL kökü çözülmeden!..
Salli aleyhim: onların üzerine SALL et!
inne salâteke sekenun lehum: şüphesiz-mutlaka-olmazsa olmaz ki senin SALLatın onların sükunu, iskanı, meskenidir…

Ne var ki bu dua Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e salât olunca binbir dilekli dua değil de tek dilekli dua olur.
Bu tek dilek ise hem yukarıdaki âyet-i celiledeki Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in duasına salâtına, salâtla isal ve kavuşma dilekçesi, arzu ve azmidir.

Mevali : mevlâlardır. İnsanoğlu câhil kalırsa; emvâli (mallar) mevâlisi (efendileri), insanlar da mallarının köleleri olur ve kıble karışır.
İlk sözüne (Ahdullah'a) sadakat sadakası sorulur...
Kulun Zâhirinin Tâhiriyesi ve Bâtının Tezkiyesinin; işinin uzman ustası olan Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in işi ve mârifeti olduğu beyân buyuruluyor.


Sonsuz noktada kıyısı olan Umud Ummanı gibi heran; salât-ı Resûlullah, her damlayı çağırıyor ve ÜMMetini tevhid bileliğine dalga dalga sesliyor... Selâmetin, sükûtun, sükûnetin ve emniyetin; ÖZdeki EMÂNetin emniyetçisi MuhaMMedü'l-Emîn aleyhi's-salâtü ve's-selâm'ın sılasında olduğunu ezelî ve ebedî ezân-ı MuhaMMed ile ilân edip duruyor...
Evet, kimisi : "Semiğnâ ve ateğnâ! : duyduk ve uyduk!"diyor; kimisi de "Semiğnâ ve aseynâ: duyduk ve isyân ettik!" diyorlar...
Tercih ediş ise insan sûretinde ve aklı olanların bileceği iş...
Rabbu’l-âlemin SÖZü Kelâmullahı, Rahmetenli’l-âlemin Sesinden DUYup-Uyanlar İnananlar çok oldu, olmakta ve olacaklar da!..


Ve DE-diler ki:

… وَقَالُواْ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا…:

Resim --- "…ve kâlû semi’nâ ve ata’nâ..: .. İşittik ve itaat ettik, dediler…"
(Bakara 2/285)

ve kâlû: ve dediler
semi'nâ: biz işittik
ve ata'nâ: ve biz itaat ettik!..

İnanmayanlar da oldu, olmakta ve olacaklar da!..

… قَالُواْ سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا …:

Resim---"…kâlû semi’nâ ve aseynâ..: .. İşittik ve isyan ettik, dediler…" (Bakara 2/93)

kâlû: dediler
semi'nâ: işittik
ve aseynâ: ve biz asi olduk, isyan ettik..

İşte budur KULluk Tercihi, TEVHİD-de..
SEÇim serbest herkesin nefsine kamıştır TERCİH:


وَقُلِ الْحَقُّ مِن رَّبِّكُمْ فَمَن شَاء فَلْيُؤْمِن وَمَن شَاء فَلْيَكْفُرْ إِنَّا أَعْتَدْنَا لِلظَّالِمِينَ نَارًا أَحَاطَ بِهِمْ سُرَادِقُهَا وَإِن يَسْتَغِيثُوا يُغَاثُوا بِمَاء كَالْمُهْلِ يَشْوِي الْوُجُوهَ بِئْسَ الشَّرَابُ وَسَاءتْ مُرْتَفَقًا
Resim---“Ve kulil hakku min rabbikum fe men şâe fel yu'min ve men şâe fel yekfur innâ a'tednâ liz zâlimîne nâren ehâta bihim surâdikuhâ, ve in yestegîsû yugâsû bi mâin kel muhli yeşvîl vucûh(vucûhe), bi'seş şerab(şerabu) ve sâet murtefekâ: Ve de ki: Hak, Rabbinizdendir. ÖYLE İSE DİLEYEN İMAN ETSİN, DİLEYEN İNKÂR ETSİN.. Biz, zalimlere öyle bir cehennem hazırladık ki, onun duvarları kendilerini çepe çevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) imdat dileyecek olsalar imdatlarına, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile cevap verilir. Ne fena bir içecek ve ne kötü bir kalma yeri!”
(Kehf 18/29)

Sallallahu Aleyhi ve Sellem : "ALLAH'ın salât ve selâmı O'na olsun!" demektir.
Burada bir husus var ki şehâdetin esası olan: "Eşhedü enlâ ilâhe illallah ve Eşhedü enne MuhaMMeden Resûlullah"; Ulûhiyyet Tevhidine ŞeHÂDet olup;
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e salâvâtın temeli ise: "Allahümme salli âlâ MuhaMMedîn ve sellim"dir.
Lâfzullah, ALLAH celle celâluhu harf-i târifsiz ve tüm esmâü'l-hüsnâyı kendisinde ceMM’ eden Câmi'dir.
"Yâ RABBi salli, Yâ Rahmân salli" lâfızlarının kullanılmayışı İslâm Dininin iğnenin ucu gibi son ucunda Resûlullah'ın tebliğine tâbi' olma ve Ulûhiyyet Tevhidinin bulunmasıdır.

Bunca mahlûkatın, olan takdiratın, insanın, imânın, ibâdetin, itâatin ve hayatın sonucu; bir şehâdet cümlesinin olup-olmayışına çıkmasıdır.
Son söz, ilk sözü tasdikledi ise mesele yoktur...
MuhaMMed sallallahu aleyhi ve sellem ism-i şerîfi de esastır; çünkü MUHAMMED ismi de câmi' olup, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin isimlerine ve âlemlerine câmi'dir ve Kur'ânîdir.
Kur'ân-ı Kerîm'de 4 sûrede geçmekte ve 4 âleme işarettir.
MuhaMMed sallallahu aleyhi ve sellem ism-i şerîfi ile bu âlemi bir beşer olarak şereflendirmiştir.
Bedenî bir insan oluşu ise en mükemmel durum olup zâhirde mevcûd olmakla, bâtını, evvelî ve âhirî zâten özünde cem' dir.
Belki anlatmam yetersiz kalıyor olabilir... “Beşerse herkes gibi” sanmayasın, elmas da taştır aması var…

Şöyle anla ki sana bakarsak, şu anda seni görürüz.
Sende, geçmişine bakarsak; babanı, dedeni ve neticesi Âdem aleyhi’s-selâm'ı görürüz...
Sende, geleceğine bakarsak; oğlunu, torununu ve kıyâmete kadar neslini görürüz.
Sen; şu anda zâhir olmakla, bâtınını, geçmişini (evvelini) ve geleceğini (âhirini) üzerinde taşımaktasın.
Şunun için arza çalıştım ki İslâm Dininde ve MuhaMMedî Metodda hiçbir şey uydur-kaydır değildir.
Bir yere varamayış, yolunu bilemeyiştendir. Bu iş tasavvuf işidir.

Tasavvufun anayasanının bir maddesi de : "Kan et dava etme!"dir.
Neden ? Çünkü tasavvuf dava mesleği değil dua (sall) meşrebidir.
Selâmla birbirimize, salâvâtla Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e ve salâtla (namaz olan) ALLAHÜ ZÜ'L-CELÂL'e kavuşuruz. (Sıla ederiz.)
Et tırnak gibi MuhaMMedî bileliğin bizliğine, birrine ve bereketine ulaşırız…


Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem : "Bana selâm veren her müslümanın selâmını almak üzere ALLAH ruhumu bana geri verir." buyurmuştur.
(Ebu Dâvud)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 07 Mar 2013, 07:25 
Çevrimiçi
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11438
Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem : "Kim bana bir defa salât-ü-selâm getirirse, ALLAH Tealâ'da ona 10 defa salât eder." buyurmuştur.
(Darimî, Rikâk 58 (2/317)

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yeryüzünü şereflendirdiğinde, tüm varlık ona hâliyle selâm ve saygısını herkesin duyacağı tarzda bildirirdi.

İmâmı Alî (keremullahi veche) : "Resûlullah
(sav)'le Mekke'de idim. Beraberce bir tarafına gitmiştik. Onun karşısına çıkan her ağaç, her dal ona selâm veriyor ve"ALLAH'ın selâmı üzerine olsun ey ALLAH'ın Resûlü!"diyordu.
(Tirmizî, Menâkib 8/3630)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem : "Mekke'de bir taş var, peygamberlik geldiği zaman günler boyu bana selâm verdi. Şu anda o taşı biliyorum." buyurmuştur.
(Câbir İbni Semure radiyallahu anhu dan; Müslim, Fezail 2-2277; Tirmizî, Menâkib 7/3628)

Resim---Bir bedevi gelerek Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e : "Senin ALLAH elçisi olduğunu ne ile bileyim?" dedi. Resûlullah (sav) : "Hurma ağacından şu salkımı çağırmamla. O benim ALLAH'ın elçisi olduğuma şehâdet eder!" buyurdu ve onu çağırdı. Salkım ağaçtan inmeye başladı. Resûlullah (sav)'in yanına düştü ve : "Esselâmü Aleyke yâ Resûlullah!" dedi. Sonra Resûlullah (sav) ona : "Haydi yerine dön!" diye emrettiler. Salkım yerine döndü ve eski yerine kaynadı. Bedevi müslüman oldu."
(İbni Abbas radiyallahu anhu dan; Tirmizî, Menâkib 9-3632)

İnsanın ömründe bir kere Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e salâvât getirmesi farz-ı ayndır.
Bir çok eserde her anılışımda salâvât getirmek vâcibdir,denilmiştir.
İmâm-ı Şâfiî ve İmâm-ı Hanbel Hazretleri namazın farzlarından birisi olarak, ikinci teşehhüd miktarı oturuşta (Ka'de-i âhirinde) salâvât okumayı da saymışlardır.
Okunmaz ise namazın iâdesine hükmetmişlerdir.
İmâm-ı Azam ve İmâm-ı Mâlik Hazretleri ise, ikinci teşehhüdde salâvât getirmek kesin sünnettir buyurmuşlardır.


Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem : "Muhakkak insanların kıyamet gününde benim için en makbulu bana en çok salavat getirenleridir." buyurmuştur.
(Abdullah İbni Mes'ud (radiyallahu anhu)'dan; Tirmizî;İbni Hibban; Askalânî, Bûlüğü'l-Merâm 1583/1344)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem : "Ragime enfü raculin zükürtü indehu felem yusallî aleyye : yanında adım zikrolunup da bana salâvât getirmeyen kimsenin burnu sürtülsün!" buyurmuştur.
(Tirmizî,Daavat 100;İ.Ahmed II/254)

Resim---Ebu Mes'ud el Bedri radiyallahu anhu dan :
"Biz Sâd bin Umade'nin meclisinde iken Resûlullah (sav) yanımıza geldiler. Beşir ibni Sâd' :"Yâ Resûlullah! ALLAH Tealâ bize sana salât okumamızı emretti. Sana nasıl salât okuyabiliriz?"diye sorunca Resûlullah (sav) : "Allahümme Salli alâ MuhaMMed'in ve alâ âli MuhaMMed kemâ salleyte alâ İbrâhim'e ve bârik alâ MuhaMMed'in ve alâ âli MuhaMMed'in kemâ bârekte alâ âli İbrâhim'e inneke Hamîdûn mecîd." söyleyin buyurup ilave ettik ki : "Selâm da bildiğiniz gibi olacak." buyurmuştur.
Bu hadis-i şerîfin başka bir rivâyetinde ise : "Allahümme salli alâ MuhaMMed'in ve âli ezvâcihi ve zürriyetihi" yer almaktadır.

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem : "ALLAH Tealâ benim için iki melek görevlendirmiştir. Ben bir müslümanın yanında anıldım da bana salâvât getirdi mi, mutlaka o iki melek ona : "Gafarallahu leke : ALLAH seni bağışlasın!" derler. ALLAH Tealâ ve diğer melekler de o iki meleğe cevap olarak : "Âmîn!" derler. bir müslümanın yanında adım zikrolunduğunda da bana salâvât getirmediğinde mutlaka o iki melek : "ALLAH seni bağışlamasın!" derler. ALLAH Tealâ ve diğer melekler de o iki meleğe cevap olarak : "Âmîn!" derler." buyurmuştur.

(Buhârî, Davaat 31,32;Müslim,Salât 65,66,69;Tirmizî, Vitr 20; Ebu Dâvud, Salât 179; Nesâî, Seh 49,50,54; Muvatta,Sefer 66,67 vd.)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem : "ALLAH Tealâ'nın yeryüzünde seyahat eden öyle melekleri vardır ki onlar ümmetimden Bana olan selâmı ulaştırırlar." buyurmuştur.
(Tirmizî ve İbni Hibban sahihinde)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem : "Kıyâmet günü insanların Bana en yakın olanı (evlâ'n-nâs) üzerime en çok salât getirenidir." buyurmuştur.
(Tirmizî ve İbn Hibban)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem : "Kim benim üzerime bir defa salâvât getirirse ALLAH Tealâ, onun üzerine 10 salâvât getirir. Kim benim üzerime 10 salâvât getirirse ALLAH Tealâ onun üzlerine 100 salâvât getirir. Kim benim üzerine 100 salâvât getirirse ALLAH Tealâ onun iki gözü arasına nifâktan ve ateşten kurtuluş berâtı yazar ve onu kıyâmet günü şehîdlerle beraber (cennette) iskân eder." buyurmuştur.
(Tirmizî, El Mu'cem'inde)

Ahmak kişi kendini bilmez, hayatı bilmez, nereden gelip nereye gittiğine bakamaz, "acaba!"lar içinde bocalar durur. Ta ki canı çıkıncaya kadar. Âlim ilme ciddî bir çaba ile ulaşır. Ârif irfâna çile ile ulaşır.Âşık Hakk celle celâluhu'ya bile ile ulaşır... Bilelik et tırnak gibiliktir. Kuru lâfla peynir gemisi yürümez. Seven sevdiğinin emrinde olur. Onun her arzusunu baş tacı eder ve bilelilğine canını vererek aşkının bedelini en kıymetli canıyla öder de şâhid olur, şehîd olur. Sistemin evvelinde (başlangıcında) ve âhirinde (sonucunda) Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem vardır.
Onun için :


Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem : "Duanın başında ve sonunda MuhaMMed (sav)'e ve ehl-i beytine salâvât getirmediği sûrece, dualar ALLAH Tealâ'ya karşı perdelidir (mahcub, hedefine ve dergâh-i icâbete ulaşamaz) " buyurmuştur.

Resim---Yine İmâmı Alî (keremullahi veche)'den mervi hadis-i şerîfte Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem : "Dua, MuhaMMed aleyhi’s-selâm'a salâvât getirinceye kadar hicâblıdır." buyurmuştur.

Resim---Ömer İbni Hattab (radiyallahu anhu)'dan mervi hadis-i şerîfte Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem : "Dua semâ ve arz arasında mevkûftur (durdurulmuş, tutuklu, bağlı). Ondan bir şey yükselmez. Ta ki senin peygamberinin üzerine salâvât getirinceye kadar" buyurmuştur.

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem : "Yanında anıldığım kimse bana salâtta (getirmekte) hata ederse, (kendisi için) cennet yolunda hata etmiş olur." buyurmuştur.
(Taberanî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem : "Kim bana bir kere salât-ü selâm getirirse ALLAH ona 10 rahmet eder, 10 hatasını affeder, 10 da derecesini yükseltir." buyurmuştur.
(Enes radiyallahu anhu dan; Buhârî-Edebde; İmâmı Ahmed, Nesâî, Ebu Yâ'lâ, Beyhâki, Hâkim)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem :"Cuma günü Bana çok selât-ü-selâm getirin. Çünkü Cuma günü Bana selât-ü-selâm getirenin (selât-ü-selâmı) mutlaka Bana arz edilir." buyurmuştur.
(Ebi Mes'ud radiyallahu anhu dan; Hâkim-Müstedrek; Beyhâki-Şû'abü'l-imân da; ayrıca İmâmı Ahmed, Ebu Dâvud, İbni Hibban)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem : "Bana getirilen selât-ü-selâm sırat üzerinde bir nur olacaktır. Kim Cuma günü bana 80 kere selât-ü-selâm getirirse 80 yıllık günâhları bağışlanır." buyurmuştur.
(Ebu Hureyre radiyallahu anhu dan; Dârekutnî-Sünen, ve İbn Şahin)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem : "Cuma günü, günlerinizin en fâziletlilerindendir. O günde benim üzerime selâtı çokça getirin. Zirâ, sizin salâvâtınız bana arz olunur. Ashab : "Yâ Resûlallah! Siz toprak olmuş hâlde iken bizim salâvâtımız size nasıl arz olunur?" diye sorulunca Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem : "ALLAH, peygamberlerin cesedlerini yemeyi, (çürütmeyi) Arz'a (yeryüzüne) haram kılmıştır." buyurmuştur.
(İmâmı Ahmed; Ebu Dâvud; İbni Mâce, Sünen 1085-1636-637; Ebu'd Derdâ; İbni Hibban; Hâkim)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem : "Kim ki benim üzerime Cuma günü 80 defa Salâvât getirirse ALLAH onun 80 yıllık günâhını bağışlar"Ashabı Güzin soruyor : "Yâ Resûlullah! Bu nasıl bir salâvâttır?" Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem : "Allahümme salli âlâ MuhaMMed'in abdike ve nebîyyike ve resûlike ve'n- nebîyyü'l-ümmiyyi" salâvâtını (bir oturuşta 80 kere) okur." buyurmuştur.
(Hâkim-i Tirmizî-Nevâdirü'l-Usûl)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 11 Mar 2013, 22:22 
Çevrimiçi
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11438
Hânefi mezhebimize göre ömrümüzde bir defa Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e salâvât okumak farz, anıldığında salâvât okumak vâcib, namazda salâvât okumak sünnettir.
Diğer vakitlerde müstehab
(sevilen, beğenilen, sevâba sebeb olan) dir.
Salâvât Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e ulaşım sebebi olup, RABB'ımız celle celâluhu bizlere tergiben ve teşviken, salâvâtı tam teslimiyetle emretmiştir.

Salâvâtı şerîfe okumanın çok ilginç bir hususiyeti vardır ki ALLAHÜ ZÜ'L-CELÂL, kulunun hiçbir ibâdetine ve ameline bizzâtihi katılmaz.
Ancak bir kimse salâvât okumaya başlayıp da :
"Allahümme salli..." dediği anda, ALLAH Tealâ, melekleri ve tüm sistem o kimse ile birlikte salâvâta girer... Sünnetullah budur...
Kişi namaz kılarken RABB'ısının huzurundadır. Salâvâtta da huzurundadır.
Ancak, salâvâta ALLAHÜ ZÜ'L-CELÂL'in ve meleklerinin de iştiraki Habibullah'a İhsânullahtır.
Onun için dualarımızı salâvâtı şerîfeye sarmamız, önünde ve arkasında salâvât
(Resûlullah Sallallahu aleyhi ve sellem'e ulaşım arzumuzu izhar) istenmiş ve işimiz kolaylaştırılmıştır.


14. SALÂVÂT-I ŞERÎFE :
Cevheratül-Esrar ismiyle anılan bu salâvât Ahmed er Rufaî Hazretlerine ait evraddır.
Samimiyetle devamında pek çok sırların seyrine ulaşılacağı önemle bildirilmiştir.


Resim

TÜRKÇESİ: Allâhümme salli ve sellim bârik alâ nurikel esbak Resim Ve sıraâtikel muhakkak Resim Ellezi ebreztehu rahmeten ResimŞâmileten livucudike Resim Ve ekremtehu bi şuhudike Resim Ves tafeytehu linübüvvetike ve risâletike Resim Ve erseltehu beşiran ve nezira Resim Ve dâiyen ilallahi biiznihi ve sirâcen münira Resim Noktati merkezi bâid dâiretil evveliyyeti Resim Ve sirri esrâril elifil kutbaniyyeti Resim Ellezi fetakte bihi ratkal vucudi Resim Ve hassastehu bi eşrafil makâmâti bi mevâhibil imtinân Resim Vel makâmil mahmud Resim Ve âksetme bihayâtihi fi kitâbikel meşhuri li ehlil keşfi veşşuhud Fehüve sirrukel kadimüssâri Ve mâi cevheril cevheriyyetil câri Resim Ellezi ahyeyte bihil mevcudâti min ma’denin ve hayevânin ve nebâtin Resim Kalbil kulubi Resim Ve ruhil ervâhi Resim Ve i'lâmil kelimâtit tayyibât Resim El’kalemil alâ Resim Vel arşil muhit Resim Ruhi cesedil kevneyni Resim Ve berzehil bahreyni Resim Ve sâniye isteyni Resim Ve fahril kevneyni ebil Kasım ebittayyib seyyidinâ Muhammed ibni Abdillah ibni Abdil muttalib abdike ve nebiyyike ve habibike ve rasulike ennebbiyyil ümmiyi ve alâ âlihi ve sahbihi ve sellim teslimen kesira bi kaderi azameti zâtike fikülli vaktin vehinin Resim Subhane rabbike rabbil izzeti amma yesifun ve selâmün alel mürselin vel hamdulillahi rabbil âlemin.

MÂNÂSI: Ey Rabbim, önceki nûrun olan, Kendi mevcudiyetin sebebiyle, kapsayıcı bir rahmet olarak ortaya çıkardığın; Kendini müşâhede ettirerek keremlendirdiğin; Nebiliğine ve Resûllüğüne seçtiğin; müjdeci, uyarıcı olarak gönderdiğin; Kendi izniyle Allah'a bir çağırıcı ve nûruyla aydınlatan bir kandil, ilk "" dâiresinin merkezdeki noktası, kutup "elif"inin sırlarının sırrı kıldığın; varlık çemberini kendisiyle yardığın; en güzel mevhibeleri vererek en şerefli makamları, Makâm-u Mahmûd'u kendisine mahsûs kıldığın; ehl-u keşfe ve şuhûda malûm kitabında hayatına kasem ettiğin; kadîm sırrın ki sârî; cevherlerin cevheri bir "su" ki câri; ki bu suyla Sen maden, hayvan ve bitki gibi mevcûdâta can verdin; kalplerin kalbidir o, ruhların ruhu; hoş kelimeleri yayan; en yüce kalemdir; kuşatan bir Arş, iki kevnin bedenindeki ruhtur; iki deniz arasındaki aşılmaz berzah; ikinin ikincisi; iki kevnin de medârı iftihârı; Ebu'l-Kâsım, Ebu't-Tayyib; Seyyidimiz, Muhammed b. Abdullah b. Abdulmuttalib (sallallahu aleyhi ve sellem), Senin kulun, nebin, sevgilin, resûlün, ümmî olan nebin, işte ona, onun âline, ashâbına çokça, her zaman ve anda Kendi zâtının azameti miktarınca salât ve selâm ediver, onu mübârek kıl! Rabbin işte O azîz olan Rabbin, inkarcıların vasfettiklerinden münezzehtir!. Resûllere de selâm olsun. İşte o hamd ki âlemlerin Rabbine mahsustur!.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 19 Nis 2013, 19:52 
Çevrimiçi
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11438
Resim

yiNe yalnız İZ-İZ!
yiNE >ISSız-ız BİZ!
yiNe SeSSiz SENinle
YiNe BİZ-BİR-İZ Yâ MücteBÂm!
sallallahu aleyhi ve sellem EfendiM!..

ARZ-ı HÂLimdir ki;

ÖLmüşüm ÖZüm kalmamış
söylesem sÖZüm kalmamış
demeye
>YÜZüm kalmamış
AŞKın
-ım -> yâ Rasûlullah!..
sallallahu aleyhi ve sellem

*

gurbet gurbet geziyorum
-> günlerimi -> eziyorum
->şaşakaldım ->seziyorum
şAŞKın
-ım->yâ Rasûlullah!..
sallallahu aleyhi ve sellem

*

yâd ellerde >eller giBi
esiyorum
> yeller giBi
sağsız
-solsuz seller giBi
tAŞKın
-ım->yâ Rasûlullah!..
sallallahu aleyhi ve sellem

*

zıdlar zevki bağrımda coş
ALİ ŞÂHtan BÂdem serhoş
ben de bilmiyorum
>birhoş
mEŞKin
-im->yâ Rasûlullah!..
sallallahu aleyhi ve sellem

*

BİLirsin ki -> serserinim
BİZ BİR
-İZ-inden biri-nim
>Kul ihvÂNin ->kıtmîrinim
kÖŞKün
-üm->yâ Rasûlullah!..
..sallallahu aleyhi ve sellem


19.04.13 >19:49
Brsbrs..tktktrstkks…çllrkçttğtpd..


MücteBÂ’m: Ezele Ebed Seçilmişim. "KENDİ" nde kendi Kıymetlim. İmam-ı Mutlakım! Mürşid-i Mutlakım! İLKe TEK-BİR İhtiyar olunmuşum!. Azîz Efendim yâ Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem!..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 21 Nis 2013, 21:40 
Çevrimiçi
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11438
Resim

YÂ CeDDî nESL-i ceDÎD
sallallahu aleyhi ve sellem!..

SENi BİLdirmeye ÖMRüm
SENi BULdurmaya ÖMRüm
SENi YAŞAtmaya
-> VAkıf
SENde OLdurmaya ÖMRüm
!..
Yâ Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem!..

ZEVK 5360

RüŞD-ü ReSÛL-ü RaBBım HaYy!. SıRRında seLÂhiyetin Yâ Rasûlullah!
-> ALİ ŞÂHın -> ANAhtarı -> NüBüVVetin -> VeLÂyetin Yâ Rasûlullah!
bAŞKa dİZ ÇÖKecek >derGÂH?! >ben ki SENsiz OLamam Yâ Rasûlullah!
-> VüSÛLüme -> VeSÎLesin!.. -> vASL-ı vUSLat VeLÂdetin Yâ Rasûlullah!


19.04.13 >19:29
Brsbrs..tktktrstkksçllrkçttğtpd..


Vakf-Vakıf: Başka şeye tebdil olunmamak şartı ile bir mülkü Allah yoluna vermek. Menfaatı hayır nevilerinden birisine (Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e) âit olmak üzere bu ÖMRü ilelebed HASRetmek inşae ALLAHu Teâlâ..
Vâkıf: Bilen, haber sahibi. Aşina. Bir işten iyi haberi olan. Vakfeden. SÖZünde AYAKta DURan inşae ALLAHu TeÂLÂ..


Resim

HaYy HaYy RASÛLULLAH!.
sallallahu aleyhi ve sellem


SEN RUHumuz SEN >BEdeNsin
SEN SON-Uçsun SEN NEdeNsin
YEdi Rengin ÜMM ü >SENsin
ALımız -> HaYy RASÛLULLAH!.
sallallahu aleyhi ve sellem

*

GÖRen GÖZün MerCeği >SEN
AKLın NAKLen GerÇeği >SEN
>YEdi DAĞın -> ÇiÇeği >SEN
BALımız>HaYy RASÛLULLAH!.
sallallahu aleyhi ve sellem

*

SENde RIZA SENde >DUÂ
E lem Neşrahu>ved-DUHÂ
-> GariB gÖNüllere >YUVA
DALımız HaYy RASÛLULLAH!.
sallallahu aleyhi ve sellem

*

CeMMül- CeM>CEMiyyet SİZde
-> İZ-inde -> İZ -> İZe ->BİZde
HÂL-i HAZIR -> BİZ BİR-İZ de
HÂLımız ->HaYy RASÛLULLAH!.
sallallahu aleyhi ve sellem

*

HAKKtan >HAKKa IŞIĞımız
-> En EVVELde --> EŞİĞimiz
NÛR-u MîM -> BİZ BEŞİĞimiz
SALımız HaYy RASÛLULLAH!.
sallallahu aleyhi ve sellem

*

EL VERdik >HaYDÂRı ŞÂH-a
RüŞDünde RaSÛL->ALLAH-a
SALLu SeLLem >YEDuLLAH-a
> ELimiz HaYy RASÛLULLAH!.
sallallahu aleyhi ve sellem

*

GERçi YÜZü KARAnım Ben
KePÂze > Maskaranım Ben
KANı DİNmez Yaranım Ben
VELimiz HaYy RASÛLULLAH!.
sallallahu aleyhi ve sellem

*

DErdim DEli DEsen DEseN
MüRŞiD-i MUTLAKımız SEN
-> ISSız SeHeR-lerde ESeN
YELimiz HaYy RASÛLULLAH!.
sallallahu aleyhi ve sellem

*

Doksan Dokuz DİLimde HaYy
>YÜZü HiKMeT HİLimde HaYy
AYNım -> AKL-ı SiLimde HaYy
DİLimiz HaYy RASÛLULLAH!.
sallallahu aleyhi ve sellem

*

Her ANda Her ŞEY>HerKEZi
YOKlukta -> VARlık KörfeZi
>SeBBeHa RaKSın MERKEZi
MİLimiz HaYy RASÛLULLAH!.
sallallahu aleyhi ve sellem

*

HaBÎBuLLAH HaRMaNı >SEN
KûN feyeKûN FeRMaNı >SEN
DERdimİZin >DeRMaNı >SEN
DOLumuz HaYy RASÛLULLAH!.
sallallahu aleyhi ve sellem

*

VüCÛDun>MevCÛDu >VARsın
>MîM MiheNg-i NÛR u NÂRsın
-> MustakÎM-u-MutaHHARsın
YOLumuz HaYy RASÛLULLAH!.
sallallahu aleyhi ve sellem

*

ET-TıRNaK ıZ -> İLE -> BİLE
SÖZe DÖKmek > GELmez DİLe
-> PÂK-i YÜREĞİnde -> Ç İ L E
ÇÖLümüz HaYy RASÛLULLAH!.
sallallahu aleyhi ve sellem

*

KİM ki KULdur->KALdı NâÇâR
->RUH-un->RAHMetini SAÇar
-> ZÂT-i YÜREĞin-de -> AÇar
GÜLümüz HaYy RASÛLULLAH!.
sallallahu aleyhi ve sellem

*

SaLÂvÂt >SALLsa > SuBüTe
>DumANıM TEPEmden TüTe
Mute! >Kable en TeMuTe!
KÜLümüz HaYy RASÛLULLAH!.
sallallahu aleyhi ve sellem

*

Kul ihvÂNin -> KuSÛRuna
BAKma>Yüz SÜRdü NÛRuna
YÜZü YOK ki -> HUZURuna!..
TÜLümüz HaYy RASÛLULLAH!.
sallallahu aleyhi ve sellem


19.04.13 ->18:48
Brsbrs..tktktrstkks…çllrkçttğtpd..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 18 Ağu 2013, 00:57 
Çevrimiçi
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11438
Resim

SûReTin ve SîReTin
Yâ RaSuLuLLah sallallahu aleyhi ve sellem!..

Seyr u SüLûk >Sûretini
->SıRR-ı Sıfır ->Sîretini
ANlatamam
->AKtarırım
-> BAsarın -> BASîretini..

Yâ RaSuLuLLah sallallahu aleyhi ve sellem!..

Nİçinin NAsılın ->Nedeni SENsin
KÛNun >feyeKÛNu EDEni SENsin
ALLAHın RUHunun BEdeni SENsin
TeVHiDin TeKMiLi >TENsin EFendim!. sallallahu aleyhi ve sellem!..

*

KeLÂMuLLaH SÖZün SıRR SESi SENsin
CihÂNda CAN KUŞUn >NEFeSi SENsin
KüLLî ŞEY -> KÂinÂT -> KÂFeSi SENsin
ÂLEMlere RAHMET >SENsin EFendim!. sallallahu aleyhi ve sellem!..

*

AKLım >AL-eV ALdı PüRyÂNa DÜŞştü!
DuMANım sAVvruldu heryÂNa DÜŞştü!
->YüReğiM ER-iDi -> DERyÂna DÜŞştü!
BİZ BİR-İZsin>bir TEK >“ben sin EFendim!. sallallahu aleyhi ve sellem!..

*

ZıDların zEVKinin >zAHMETi SENsin!
ÂLEMlerin VARlık RAHMETi SENsin!
>AHAD-ın -> ÂLEMde AHMETi SENsin!
FaZLuLLAH FAZLında >“ENsin EFendim!. sallallahu aleyhi ve sellem!..

*

TeBLiĞin>TeNZiRin>TeBŞiRin HaYydır!
E Lestu > beLÂ-da -> BİZ-BİRin HaYydır!
Kul ihvÂNi SeFîL -> KITMÎRin -> HaYydır!
-> ŞeÂN-ın şÂHİDi -> ŞENsin EFendim!.. sallallahu aleyhi ve sellem!..


18.08.13. 01:51
brsbrs..tktktrstkkmz..bzbrz...



Basarın-BASîretin Yâ RaSuLuLLah sallallahu aleyhi ve sellem!..:

ALLAH celle celâluhu Kur'ân-ı Kerimde:

مَا زَاغَ الْبَصَرُ وَمَا طَغَى
Resim---“Mâ zâgal basaru ve mâ tegâ.: (MuhaMMed’in gözü )Bakış kaymadı ve haddi aşmadı”
(Necm 53/17).

وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَمِينَ
Resim---“Vemâ erselnâke illâ rahmeten li'l-âlemîn(e): Ve biz seni, ancak âlemlere RAHMET OLarak gönderdik.”
(Enbiyâ 21/107).

يَسْأَلُهُ مَنْ فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِۚ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِي شَأْنٍ
Resim---“Yes-eluhu men fî-ssemâvâti vel-ard(i)(c) kulle yevmin huve fî şe/n(in): Göklerde ve yerde bulunan herkes O'ndan ister. O, her an yaratma halindedir..”
(Rahmân 55/29).

Aişe radiyallahu anha: "Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, ışıkta gördüğü gibi karanlıkta da görür idi." buyurdu.
(İbn-i Adiyy, Beyhakî ve îbn-i Asâkir)

Beyhakî´nin rivâyetine göre, bu hususta İbn-i Abbas radiyallahu anhu: "Resûlüllâh Efendimiz, gündüzleyin ışıkta gördüğü gibi, geceleyin karanlıkta da görürdü." buyurdu.
(Beyhakî)

Resim---Ebû Hüreyre radiyallahu anhu: "Bir defasında Resûlüllâh Efendimiz bizlere hitaben: "Siz benim yalnız ön tarafı mı gördüğümü sanıyorsunuz? Vallahi sizin rukûnuz da, secdeleriniz de bana gizli değildir! Ben sizi arkamdan da görmekteyim" buyurdu.
(Buharî ve Müslim)

Resim---Enes radiyallahu anhu: "Resûlüllâh Efendimiz: "Ey insanlar! Ben sizin imâmınızım. Rükû ve secdelerinizi benden önce yapmayınız. Çünkü ben sizi, hem önümden, hem de arkamdan görmekteyim." buyurdu.
(Müslim)

Resim---Ebu Hüreyre radiyallahu anhu: "Peygamberimiz: Ben ön tarafımı da, arka tarafımı da görürüm."
Yine Ebu Nuaym Ebu Saîd el-Hudrî'den şöyle nakleder: "Bir defasında Peygamberimiz: "Ben arkamdan da görürüm!" buyurdu.

(Abdürrâzzâk, Hâkim ve Ebu Nuaym)

El-Humeydî Müsned’inde, îbn-i Münzir Tefsîr’inde ve Beyhakî, Mücâhîd'den naklen demiştir ki: " Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem önünden rahatlıkla gördüğü gibi, arkasından ve saflar arasından da rahatlıkla görürdü." Mücahid bu açıklamayı, aşağıdaki âyet-i celile dolayısiyle yapmıştır:

الَّذِي يَرَاكَ حِينَ تَقُومُ
Resim---“Ellezî yerâke hîne tekûm(tekûmu): O, sen kıyam ettiğin zaman seni görür.”
(Şuarâ 26/218)

وَتَقَلُّبَكَ فِي السَّاجِدِينَ
Resim---“Ve tekallubeke fîs sâcidîn(sâcidîne): Ve secde edenler arasında senin dönmeni (de görür).
(Şuarâ 26/219)

Ali kerremullahi veche DİLiyle Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

İmam Ali kerremullahi veche Peygamberimiz MuhaMMed Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin şekil ve şemailini şöyle tarif eder:

"Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz; ne öyle uzun boylu, ne de kısa idi. Uzuna yakın orta boylu idi.

Kendisinin el ve ayak parmaklan kalınca; başı, vücut yapısıyla dengeli biçimde, büyükçe idi.

Omuzlan, dizleri ve bilekleri, kemikli idi.

Göğsünde, göbeğine kadar çizgi halinde uzanan ince kıllar vardı.

Karnında ve göğsünde, bundan başka kıl yoktu.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yürürken ayaklarını sürümez, adımlarını canlı ve uzun atar, sanki yüksekten iner gibi, önüne doğru eğilirdi.

Kendisinin saçı, ne kıvırcık, ne de düzdü. Sakalı, sıktı.

Yüzü, az değirmi olup, yusyuvarlak değildi.

Boynu, uzun, gümüş gibi pâk, ve parlaktı.

Teni, kırmızı ile karışık aktı.

Yüzünün teri, inci gibi idi. Miskten daha güzel kokardı.

Gözleri, büyükçe idi.
Gözbebeklerinin siyahı, pek siyahtı.
Gözlerinin beyazında biraz kırmızılık vardı.

Vücudu, ne zayıf, ne de şişmandı.

Bakmak istediği tarafa, bütün vücudu ile dönerek bakardı.

İki küreğinin arası, enli idi.
Omuz küreklerinin arasında peygamberlik hâtemi vardı.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemi birdenbire görenler, onun manevî vakar ve heybetinden sarsılırlar, kendisini yakından tanıyınca da ona en derin sevgi ve saygı ile bağlanırlardı.

Onun yüce haslet ve meziyetlerini anlatmak isteyen kimse: 'Ben, ne ondan önce, ne de sonra, onun bir benzerini daha gördüm!” demekten kendini alamazdı."


(İbn Sa'd, Tabak âtü'l-k übrâ, c. 1 , s. 41 0412, Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 1, s. 89, 96,117, 127, Tirmizî, Sünen, c. 5, s. 598, 600, Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 386, Taberî, Târih, c. 3, s. 185, 186, İbn Esîr, Câmiu'l-usûl, c. 12, s. 11, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 30 5, Zehebî, T ârîhu 'l-İslâm, s. 4 34, 435.)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 130 mesaj ]  Sayfaya git 1, 2, 3, 4, 5, 6  Sonraki

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 4 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye