Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 17 Ara 2018, 07:08

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 2 mesaj ] 
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 22 Eyl 2018, 23:26 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 10893
Bu konuyu facebook'ta paylan!
Resim


KELÂMuLLAH =>Hudûd HaZıR
=>KUL KÜRREsin GÖRmek İÇin
ALLAH =>RASÛLuLLAH=>NâZıR
VARın =>YOKun.. HEPin=>HİÇin..


ZEVK 9009

İÇ DENge-DIŞ DÜZen =>ALLAH!. =>KORKusuz UMUDun GÖZet!
HAŞRi - NEŞRi YAZan =>ALLAH!. =>“ELEStü UHUDu”n=>GÖZet!
RASÛLULLAH BİZ BİR-İZ-Le
=>EHL-i BEYt EDEBİn=>İZLe
“KUL SINIRI”n ÇİZen =>ALLAH!. =>“ALLAH’ın HUDÛDu”n GÖZet!.

celle celâlihu..
aleyhumusselâm..


22.09.18 23:21Resim 12.mHRRm.1440..
brsbrsm..tktktrstkkmdseyrÂNnn..

UHUD.: (Ahd. C.) Ahidler, yeminler, peymanlar, anlaşmalar, sözleşmeler.
UMUD.: f. Ummak. Ümit. Emel. Arzu. İntizar. Umut. Ricâ.
HUDÛD.: (Hadd. C.) Sınırlar, hududlar. * Uçlar. Bucaklar. * Şeriatın cezâ hükümlerinin tatbiki..



ResimKELÂMuLLAHta ve RASÛLULLAHta HUDÛDULLAH

ResimKELÂMuLLAHta HUDÛDULLAH

Hudûd, “had” kelimesinin çoğulu olarak, Kur’ân ve sünnette belirlenmiş, kısas ve diyet dışındaki cezâî müeyyideleri ifâde eden bir fıkıh terimidir..
HADD.: Zâhir Bâtın Dâimiyyetin MuhaMMedî HAKikatıdır..

Had kelimesi (çoğulu hudûd) sözlükte masdar olarak “engel olmak, iki şeyin arasını ayırmak”; isim olarak “iki şeyin birbirine karışmasını önleyen şey, bir nesnenin uç ve kenar kısmı, sınır, tanım” gibi anlamlara gelir.
Fıkıhta ise, ALLAH celle celâlihu hakkı olarak yerine getirilmesi gereken, miktar ve keyfiyeti nasla belirlenmiş cezâî müeyyideleri ifâde eder. Kelimenin fıkıh ilminde kazandığı terim anlamı, kısmen “Hudûdullah” tâbirinin Kur'ÂN-ı Kerîm'de geniş bir muhtevâ ile kullanılmış olmasının, büyük ölçüde de “hadd” kelimesinin hadislerde oldukça belirginleşen ıstılahî/ bir lafzı lügat mânasından çıkararak başka bir mânada kullanımının sonucudur.

Kur'ân-ı Kerim'de hudûd kelimesi 14 yerde geçer; Bakara 2/187, 229, 230; Nisâ 4/13,14; Tevbe 9/97, 112; Mücâdele 58/4; Talâk 65/1.

Kur'ÂN-ı Kerîm’de;
On iki yerde =>“Hudûdullah”
Bir yerde =>“Hudûdehu”
Bir yerde de =>Hudûde mâ enzelellahu alâ Resûlihi”
Olmak üzere toplam 14 yerde geçmekte olan bu kelime, geçtiği yerlerin tamamında ALLAH’ın Sınırları ve Hükümleri anlamını ifâde etmektedir..

Bu ifâdenin yer aldığı âyetlerin bir kısmında;
“Bunlar Allah’ın sınırları/hükümleridir. Onları çiğneyip geçmeyin!.”
“Onlara yaklaşmayın!.”
“Kim Allah’ın sınırlarını çiğnerse gerçekten o kendi nefsine zulmetmiş demektir!.”
Şeklindeki ifâdelerin yer alması ayrıca dikkat çekmektedir. Dikkat çeken bir başka husus ise boşamayı konu eden Bakara Sûresi’nin 229. âyetinde bu kelimenin dört, yine aynı konudan bahseden Bakara Sûresi’nin 230. âyetinde ve Talak Sûresi’nin 1. âyetinde iki defa tekrarlanmış olmasıdır..


Bunlardan 14 yerde ALLAHu zü’L- CeLÂL’e doğrudan, 1 yerde ALLAH =>ZÂTuLLAH İsmi yerini tutan zâmirle, 1 yerde de “ALLAH’ın indirdiği” ifâdesi ile isim tamlaması hâlinde kullanılmıştır..
1 âyette ise, ALLAH'ın RESÛLü sallallahu aleyhi vesellem'e indirdiği vahye izâfe edilir ki.:


الأَعْرَابُ أَشَدُّ كُفْرًا وَنِفَاقًا وَأَجْدَرُ أَلاَّ يَعْلَمُواْ حُدُودَ مَا أَنزَلَ اللّهُ عَلَى رَسُولِهِ وَاللّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
Resim---“El a'râbu eşeddu kufran ve nifâkan ve ecderu ellâ ya'lemû hudûde mâ enzelâllâhu alâ resûlihî, vallâhu alîmun hakîm (hakîmun).: Bedevî Araplar, küfür (inkâr) ve nifâk bakımından daha şiddetlidir. ALLAH’ın Resûl’üne indirdiği şeylerin sınırlarını bilmemeye daha yatkındırlar. Ve ALLAH; Alîm (en iyi bilen)’dir, Hakîm (hikmet sahibi, hüküm sahibi)’dir.” (Tevbe 9/97)

Kur'ÂN-ı Kerîmde âyetlerde Hudûdullah/ALLAH’ın Sınırları” tâbiri, öncesinde birtakım hükümler ve mükellefiyetler belirtildikten sonra onlara atıfla zikredildiğinden, âyetlerin ifâde akışına bağlı olarak “ALLAH'ın koyduğu hükümler, yasaklar, ölçüler, sınırlar” gibi anlamlar taşır. Âyetlerin bir kısmında, ALLAH'ın koyduğu bu hükümlerin yerine getirilmesi ve iyi muhafaza edilmesi istenir.: Bakara 2/229; Tevbe 9/112..

Bir kısmında da ALLAH'ın belirlediği ölçü ve sınırların çiğnenmemesi, onlardan ileriye geçilmemesi istenir.: Bakara 2/229; Nisâ 4/14; Talâk 65/1..

Kur’ân'daki Hudûdullah tâbirlerine, kelimenin sonradan fıkıhta kazandığı, “ALLAH tarafından belirlenmiş sabit cezâî müeyyide” anlamını çağrıştıran hukukî bir mânanın ağırlıklı olduğu anlaşılır. Bu âyetlerin önemli bir kısmında Hudûdullah tâbiriyle âyet içinde zikredilen, hukukî müeyyideye de konu olabilecek dinî-ahlâkî hükümlerin kastedildiğini de gözden uzak tutmamak gerekir. Nitekim oruçlu için yasak olmayan ve yasak olan fiillere (Bakara 2/187), mirasçıların miras paylarını belirleyen hükümlere (Nisâ 4/12-14) zıhâr yemininde bulunan kimse için gerekli görülen üç kademeli kefaret hükümlerine (Mücâdele 58/2-4), evlilik birliğinin sona ermesinin ardından kadınlar için öngörülen iddet yükümlülüğüne ve süknâ hakkına (Talâk 65/11) Hudûdullah denilmesi ve bunlara riâyet edilmesinin istenmesi, “had” kelimesinin fıkıhtaki terim anlamına da belli ölçüde zemin teşkil etmiştir.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 29 Kas 2018, 16:42 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 10893
ResimHadislerde “had” kelimesinin, sözlük anlamını ve örfteki çeşitli kullanımlarını, ayrıca Kur'ÂN-ı Kerîm'deki geniş muhtevâsını yansıtan bir çeşitlilik ve zenginlikte yer aldığı çok defa da bu tâbirle Kur'ÂN-ı Kerîm'de belirlenen veya Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem'in takdir ve uygulamasıyla sabit olan cezâî müeyyidelerin yahut bu müeyyideleri gerektiren suçların ifâde edildiği görülür.
(bknz. Muvatta, Hudûd 10; Müsned, IV, 226; Buhârî, Şüfa, 1; Müslim, Hudûd, 8-9; Ebû Dâvûd, Hudûd, 38; bk Wensinck, el-Mu'cem, “hdd” md.)

Her ne kadar bu son anlamın, Kur’ân'daki Hudûdullah tâbirinin muhtevâsından fazla bağımsız olmadığı söylenebilirse de hadis mecmualarında “Kitâbü'l- Hudûd” başlığı altında yer alan hadislerde geçen “had” kelimesiyle genelde belirli cezâî müeyyidelerin veya bunlara yol açan suçların kastedilmiş olması, haddin fıkıh literatüründe kazandığı terim anlamını hazırlayıcı bir rol üstlenmiştir.

Kur’ân-ı Kerim'de, ahkâm âyetleriyle ilgili olarak ALLAH celle celâlihu'a izâfeyle yer alan başlıca kavramlar; Şeâirullah, Dînullah, Âyâtullah, Hudûdullah, Hükmüllah, Kitâbullah, Sebîlullah, Emrullah gibi kavramlardır. Bu kavramlar, bir şekilde insanların tutum ve davranışlarıyla ilgilidirler. Ayrıca bu kavramlar, birbirleriyle de anlamlı bir biçimde ilgili görünmektedirler.
Bu kavramlardan “ALLAH'ın çizdiği sınırlar; ALLAH'ın belirlediği kurallar; ALLAH'ın sınırları; ALLAH'ın yasaları” anlamına gelen “Hudûdullah” kavramı, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem'in hadis ve sünnetiyle desteklemiştir..

Had, iki şey arasında birbirine karışmasını önleyen engel, sınır demektir. Belirginleştirmek, başkalarından ayırt edici nitelik ve engellemek gibi anlamları vardır. Kur’ân-ı Kerim'deki “Hudûdullah” ifâdesi, ALLAH'ın ahkâmı/belirlediği hükümler ve kurallar anlamında kullanılmaktadır.

(Râgıb el-Isfahânî, Müfredât, yay. Safvân Ahmed Dâvûdî, Dımaşk-Beyrut 1997, s.221)

Hudûdullah birleşiği ve buna yakın ifâdeler;
Kur’ân-ı Kerim'de onbiri “Hudûdullah” olarak, biri “Hudûdehu”, biri “Hudûde mâ enzelâllah”, üç yerde de yakın anlam ifâde eden “verâe zâlike” olmak üzere toplam onaltı yerde geçer. Bu âyetleri incelediğimizde, Hudûdullah ifâdesinin iki ana kullanımı olduğunu görebiliriz:


I-) Genel Kapsamlı Kullanımı.:


ALLAHu zü’L- CeLÂL, mü'minlerin başlıca özelliklerini sayarken, bunlardan biri olarak “ALLAH'ın sınırlarını / yasalarını korumayı.” da belirtmektedir:

التَّائِبُونَ الْعَابِدُونَ الْحَامِدُونَ السَّائِحُونَ الرَّاكِعُونَ السَّاجِدونَ الآمِرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَالنَّاهُونَ عَنِ الْمُنكَرِ وَالْحَافِظُونَ لِحُدُودِ اللّهِ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِنِينَ
Resim---"Et tâibûnel âbidûne’l- hâmidûne’s- sâihûne’r- râkiûne’s- sâcidûne’l- âmirûne bi’l- ma’rûfi ven nâhûne ani’l- munkeri ve’l- hâfizûne li hudûdillâh (hudûdillâhi), ve beşşiri’l- mu’minîn (mu’minîne).: Tövbe edenleri, (Allah’a) kul olanları, hamdedenleri, oruç tutanları veya seyahat edenleri (Allah yolunda hicret edenleri, savaşmak için veya Allah’ın adını yüceltmek, dînini kuvvetlendirmek için, Allah yolunda hizmet için, ilim tahsil etmek için yurtlarından çıkanları, yeryüzünde ibretle gezip tefekkür edenleri); rükû ve secde edenleri, ma’rufla emredenleri, münkerden nehyedenleri (yasaklayanları), ALLAH’IN HUDÛDLARINI muhafaza edenleri ve mü’minleri müjdele!” (Tevbe 9/112)

Bu âyetin belirttiğine göre, Hudûdullahı korumak, mü'minlerin bir özelliğidir. Öyleyse mü'minlerin başlıca özellikleri, ALLAH'a iman ve bunun gereği olarak ona kulluk ederek, iman-amel bütünlüğü içinde davranışta bulunmaktır. İman sahibi olan, âyette belirtilen diğer düzgün davranış özelliklerini de günlük hayatında uygular.
Hudûdullahı Gözetmek =>Mü'minlerin Özelliğidir..

İman noktasındaki zaaf, ALLAH'ın sınırları konusunda da kendini gösterir:


الأَعْرَابُ أَشَدُّ كُفْرًا وَنِفَاقًا وَأَجْدَرُ أَلاَّ يَعْلَمُواْ حُدُودَ مَا أَنزَلَ اللّهُ عَلَى رَسُولِهِ وَاللّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
Resim---“El a'râbu eşeddu kufran ve nifâkan ve ecderu ellâ ya'lemû hudûde mâ enzelâllâhu alâ resûlihî, vallâhu alîmun hakîm (hakîmun).: Bedevî Araplar, küfür (inkâr) ve nifâk bakımından daha şiddetlidir. ALLAH’ın Resûl’üne indirdiği şeylerin sınırlarını bilmemeye daha yatkındırlar. Ve ALLAH; Alîm (en iyi bilen)’dir, Hakîm (hikmet sahibi, hüküm sahibi)’dir.” (Tevbe 9/97)

Hudûdullahı Bilmemek => İman zaafı, ya da İman Zaafı =>Hudûdullahı Bilmemektir..
Bu âyetlerin bulunduğu öbek, münafıkların iman zaafı, servet ve dünyalık hırsları, ikiyüzlü gündelik davranışları, en önemlisi de savaş gibi zor şartlardan binbir gerekçeyle ve yaldızlı sözlerle sıyrılmaya çalışmaları, bu arada bedevîlerden de benzer tutum takınanlar olduğu konularının dile getirildiği bir öbektir. (bk. Tevbe, 9/69-96, 98-111)


II-) Günlük Hayattaki Özellikle Hukuk Olaylarıyla İlgili Kullanım.:


Hudûdullah kavramının Kur’ân-ı Kerim'deki ikinci kullanım alanı, günlük hayatımızdaki hukuk olaylarıdır. Bu hukuk olayları konusunda, Hudûdullah kavramının geçtiği âyetlerin özellikle aile hukukuna ve miras hukukuna ilişkin olması dikkat çekmektedir.
Bunları, söz konusu bu özelliklerine göre ele alabiliriz:

1-) Evlilik Hukuku: Hudûdullah kavramının en yoğun biçimde yer aldığı başlıca âyetlerin, evlilik ve özellikle boşanma hukukuna ilişkin açıklamaların yer aldığı âyetler olması çok dikkat çekmektedir.

a-) Eş Dışındakine Gitme Yasağı:
Mü'minlerin temel özellikleri sayılırken, evlilik hayatıyla ilgili özelliklerinin neler olduğunu da belirten âyetteki, “verâe zâlike” ifâdesi, Hudûdullah tâbiriyle eş bir kullanıma sahiptir:


إِلَّا عَلَى أَزْوَاجِهِمْ أوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُهُمْ فَإِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُومِينَ
Resim---"İllâ alâ ezvâcihim ev mâ meleket eymânuhum fe innehum gayru melûmîn (melûmîne).: Zevcelerine veya ellerinin altında sahip olduklarına (cariyelerine karşı davranışları) hariç. O taktirde muhakkak ki onlar, levmedilmiş (kınanmış) değildirler.” (Mü'minun 23/6)

فَمَنِ ابْتَغَى وَرَاء ذَلِكَ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْعَادُونَ
Resim---"Fe menibtegâ verâe zâlike fe ulâike humu’l- âdûn (âdûne).: Artık kim bunun ötesinde bir şey isterse o taktirde onlar, haddi aşanlardır.” (Mü'minun 23/7)

Aynı hüküm için ayrıca bk. Meâric, 70/29-31. “verâe zâlike.: bunun arkasında, bunun ötesinde” ifâdesinin benzer kullanımı için bk. Nisâ 4/24..

Hudûdullahı Aşmak =>Aşırı Gitmek..

b-) Oruç, İtikâf ve Cinsel İlişki: Evlilik hayatında cinsel ilişkinin Ramazan gecelerinde de imsak ve iftar vakitleri dikkate alınarak olması gerektiği, Yüce ALLAH tarafından, Hudûdullah tâbiri kullanılarak belirtilmektedir:


أُحِلَّ لَكُمْ لَيْلَةَ الصِّيَامِ الرَّفَثُ إِلَى نِسَآئِكُمْ هُنَّ لِبَاسٌ لَّكُمْ وَأَنتُمْ لِبَاسٌ لَّهُنَّ عَلِمَ اللّهُ أَنَّكُمْ كُنتُمْ تَخْتانُونَ أَنفُسَكُمْ فَتَابَ عَلَيْكُمْ وَعَفَا عَنكُمْ فَالآنَ بَاشِرُوهُنَّ وَابْتَغُواْ مَا كَتَبَ اللّهُ لَكُمْ وَكُلُواْ وَاشْرَبُواْ حَتَّى يَتَبَيَّنَ لَكُمُ الْخَيْطُ الأَبْيَضُ مِنَ الْخَيْطِ الأَسْوَدِ مِنَ الْفَجْرِ ثُمَّ أَتِمُّواْ الصِّيَامَ إِلَى الَّليْلِ وَلاَ تُبَاشِرُوهُنَّ وَأَنتُمْ عَاكِفُونَ فِي الْمَسَاجِدِ تِلْكَ حُدُودُ اللّهِ فَلاَ تَقْرَبُوهَا كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللّهُ آيَاتِهِ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ
Resim---"Uhılle lekum leylete’s- sıyâmir refesu ilâ nisâikum hunne libâsun lekum ve entum libâsun lehun (lehunne) alîmallâhu ennekum kuntum tahtânûne enfusekum fe tâbe aleykum ve afâ ankum, fe’-l âne bâşirûhunne vebtegû mâ keteballâhu lekum, ve kulû veşrabû hattâ yetebeyyene lekumu’l- haytu’l- ebyadu mine’l- haytı’l- esvedi mine’l- fecri, summe etimmu’s- sıyâme ile’l- leyli, ve lâ tubâşirûhunne ve entum âkifûne fî’l- mesâcid (mesâcidi), tilke hudûdullâhi fe lâ takrabûhâ kezâlike yubeyyinullâhu âyâtihî li’n- nâsi leallehum yettekûn (yettekûne).: Oruç gecesi kadınlarınıza yaklaşmanız size helâl kılındı. Onlar sizin için, siz de onlar için birer elbisesiniz. Allah, sizin nefslerinize ihânet ettiğinizi bildi. Bunun üzerine tövbelerinizi kabul etti ve sizi affetti. Şimdi artık onlara (eşlerinize) yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazdığı (takdir ettiği) şeyleri isteyin. Fecr vaktinde beyaz iplik, siyah iplikten tebeyyün edinceye (size belli oluncaya, gündüzün aydınlığı, gecenin karanlığından sıyrılıncaya) kadar yeyin ve için. Sonra orucu geceye kadar tamamlayın. Mescidlerde itikâfta iseniz onlarla (kadınlarınızla) mübaşeret etmeyin. Bu Allah’ın hudududur (yasaklarıdır). Artık ona (yasaklara) yaklaşmayın. Allah, âyetlerini insanlara işte böyle açıklıyor. Umulur ki böylece onlar takva sahibi olurlar.” (Bakara 2/187)

Ayrıca bu âyette, Hudûdullah tâbiri ile Âyâtullah/ALLAH'ın âyetleri tâbiri, birbirinin eşanlamlısı (Hudûdullah = Âyâtullah) olarak yer almaktadır.
Hudûdullaha Yaklaşmamak =>Sorumluluğunu Bilmek/Takvâ..

2-) Boşanma Hukuku: Hudûdullah tâbirinin en yoğun kullanıldığı âyetler kümesi, boşanmanın usûlünün ve genel hükümlerinin yer almış olduğu âyetlerdir.

a-) Boşanma Usûlü / Boşanmanın Genel Hükümleri: Boşanma usûlü ve boşanmanın sonuçları, boşanmadan sonra yeniden evlenebilme durumları, sık sık Hudûdullah ifâdesi kullanılarak belirtilmiştir:


الطَّلاَقُ مَرَّتَانِ فَإِمْسَاكٌ بِمَعْرُوفٍ أَوْ تَسْرِيحٌ بِإِحْسَانٍ وَلاَ يَحِلُّ لَكُمْ أَن تَأْخُذُواْ مِمَّا آتَيْتُمُوهُنَّ شَيْئًا إِلاَّ أَن يَخَافَا أَلاَّ يُقِيمَا حُدُودَ اللّهِ فَإِنْ خِفْتُمْ أَلاَّ يُقِيمَا حُدُودَ اللّهِ فَلاَ جُنَاحَ عَلَيْهِمَا فِيمَا افْتَدَتْ بِهِ تِلْكَ حُدُودُ اللّهِ فَلاَ تَعْتَدُوهَا وَمَن يَتَعَدَّ حُدُودَ اللّهِ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ
Resim---"Et talâku merratân (merratâni), fe imsâkun bi ma’rûfin ev tesrîhun bi ihsân (ihsânin), ve lâ yahıllu lekum en te’huzû mimmâ âteytumûhunne şey’en illâ en yehâfâ ellâ yukîmâ hudûdallâh(hudûdallâhi), fe in hıftum ellâ yukîmâ hudûdallâhi, fe lâ cunâha aleyhimâ fî meftedet bih (bihî), tilke hudûdullâhi fe lâ ta’tedûhâ, ve men yeteadde hudûdallâhi fe ulâike humu’z- zâlimûn (zâlimûne).: Boşanma iki keredir. Bundan sonra (kadın) ya ma’rufla (örf ve adete uygun olarak) iyilikle tutulur veya ihsanla serbest bırakılır. Kadınlarınıza verdiklerinizden bir şey (geri) almanız sizin için helâl olmaz. Ancak ikisi de, Allah’ın (evlilik hakkındaki) hududunu gereği üzere yerine getiremeyeceklerinden (ayakta tutamayacaklarından) korkmaları hariç. O zaman siz de eğer, Allah’ın bu hududunu ikame edemeyeceklerinden (gereği üzere yerine getirimeyeceklerinden) korkarsanız, bu durumda kadının (ayrılmak için) verdiği fidye konusunda her ikisinin üzerine de günah yoktur. İşte bunlar Allah’ın hududlarıdır. Artık onları (Allah’ın hududlarını) aşmayın. Kim Allah’ın hududlarını aşarsa işte onlar, onlar zâlimlerdir.” (Bakara, 2/229)

فَإِن طَلَّقَهَا فَلاَ تَحِلُّ لَهُ مِن بَعْدُ حَتَّىَ تَنكِحَ زَوْجًا غَيْرَهُ فَإِن طَلَّقَهَا فَلاَ جُنَاحَ عَلَيْهِمَا أَن يَتَرَاجَعَا إِن ظَنَّا أَن يُقِيمَا حُدُودَ اللّهِ وَتِلْكَ حُدُودُ اللّهِ يُبَيِّنُهَا لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ
Resim---"Fe in tallakahâ fe lâ tahıllu lehu min ba’du hattâ tenkiha zevcen gayrah (gayrahu), fe in tallakahâ fe lâ cunâha aleyhimâ en yeterâceâ in zannâ en yukîmâ hudûdallâh (hudûdallâhi), ve tilke hudûdullâhi yubeyyinuhâ li kavmin ya’lemûn (ya’lemûne).: Bundan sonra eğer (koca), karısını (iki kere boşadıktan sonra üçüncü kere) boşarsa artık o kadın başka bir zevceye (erkeğe) nikâhlanmadıkça (ve sonra da o nikâhtan boşanmadıkça) kendisi için helâl olmaz. Eğer (ikinci eş de) onu boşarsa, Allah’ın (koyduğu) hududları ikame edeceklerine (gereği üzere yerine getirip ayakta tutacaklarına) inanırlarsa o taktirde onların, (eski karı-kocanın tekrar) birbirine dönmelerinde, ikisinin de üzerine bir günah yoktur. İşte bunlar Allah’ın hududlarıdır. Allah bunları, bilen bir kavim için açıklıyor.” (Bakara, 2/230)

Bu âyetler öbeğinde, Hudûdullah tâbiri tam tamına altı defa yer alarak, evliliği sürdürürken de, bitirirken sınırların sık sık aşılarak çiğnenme durumu ortaya çıkabileceğini önemle hatırlatılır.
Hudûdullahı Korumak = Evlilik ve Boşanma Kurallarına Uymak..

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem de bu âyetin bir açıklaması olarak, karısına “seni boşadım; sana döndüm; seni boşadım” diyerek önce boşayıp sonra dönen kimseleri “ALLAH'ın Sınrlarıyla oynayanlar” olarak nitelemektedir.
(İbn Mâce, talâk, 1)

b-) İddeti Gözetmek: Boşanma sonrasında iddet beklemek, neseb karışıklığını önlemek için zorunludur. İddet hükümleri de, Hudûdullah tâbiriyle belirtilerek taşıdığı önem vurgulanır:

يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ إِذَا طَلَّقْتُمُ النِّسَاء فَطَلِّقُوهُنَّ لِعِدَّتِهِنَّ وَأَحْصُوا الْعِدَّةَ وَاتَّقُوا اللَّهَ رَبَّكُمْ لَا تُخْرِجُوهُنَّ مِن بُيُوتِهِنَّ وَلَا يَخْرُجْنَ إِلَّا أَن يَأْتِينَ بِفَاحِشَةٍ مُّبَيِّنَةٍ وَتِلْكَ حُدُودُ اللَّهِ وَمَن يَتَعَدَّ حُدُودَ اللَّهِ فَقَدْ ظَلَمَ نَفْسَهُ لَا تَدْرِي لَعَلَّ اللَّهَ يُحْدِثُ بَعْدَ ذَلِكَ أَمْرًا
Resim---"Yâ eyyuhân nebiyyu izâ tallaktumun nisâe fe tallikûhunne li iddetihinne ve ahsû’l- iddete, vettekûllâhe rabbekum, lâ tuhricûhunne min buyûtihinne ve lâ yahrucne illâ en ye’tîne bi fâhişetin mubeyyinetin, ve tilke hudûdullâhi, ve men yeteadde hudûdallâhi fe kad zaleme nefsehu, lâ tedrî leallallâhe yuhdısu ba’de zâlike emrâ (emren).: Ey nebî! Kadınları boşadığınız zaman, o taktirde onların iddetlerini sayarak iddetlerinde boşayın. Ve Rabbiniz Allah’a karşı takva sahibi olun. Onları evlerinden siz çıkartmayın. Size açıkça bir fahişelikle gelmedikçe onlar da (evlerinden) çıkmasınlar. Ve bunlar, Allah’ın hududlarıdır (sınırlarıdır). Ve kim Allah’ın hududlarını aşarsa, o taktirde kendi nefsine zulmetmiş olur. Bilemezsin, belki Allah bundan sonra bir iş (yeni bir durum) husule getirir (başka bir kapı açar).” (Talâk 65/1)

Boşanma sonucunda hukuksuzlukların ve sınırı aşmaların olacağı, iddet hükümleri belirtilirken de yeniden hatırlatılmaktadır.

c-) Dolayısıyla Boşanma Olan Zıharın Sonucu: Zıhar, Cahiliye Arap kültüründe, kocanın karısını anasına benzeterek kendine haram saymasıyla ortaya çıkan bir boşanma çeşididir. Zıharın kötü bir fiil olduğu, bu kötülükten kurtulup karısının tekrar kendisine helâl olması için zıhar kefareti ödenmesi gerektiği belirtildikten sonra, şu hükümler yer alır:


فَمَن لَّمْ يَجِدْ فَصِيَامُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ مِن قَبْلِ أَن يَتَمَاسَّا فَمَن لَّمْ يَسْتَطِعْ فَإِطْعَامُ سِتِّينَ مِسْكِينًا ذَلِكَ لِتُؤْمِنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَتِلْكَ حُدُودُ اللَّهِ وَلِلْكَافِرِينَ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Resim---"Fe men lem yecid fe siyâmu şehreyni mutetâbiayni min kabli en yetemâssâ, fe men lem yestetı’ fe ıt’âmu sittîne miskînâ (miskînen), zâlike li tu’minû billâhi ve resûlihî, ve tilke hudûdullâh (hudûdullâhi), ve li’l- kâfirîne azâbun elîm (elîmun).: Artık kim (azad edecek köle veya câriye) bulamazsa, o taktirde (eşlerine) temas etmeden önce iki ay devâmlı (ardarda) oruç tutsun. Fakat kimin (oruca) gücü yetmezse, o zaman altmış miskini (çalışmaktan aciz, yaşlı kimseyi) doyursun. İşte bu, Allah’a ve O’nun Resûl’üne îmân ettiğiniz içindir. Ve bu, Allah’ın hudududur ve kâfirler için elîm azab vardır.” (Mücâdele 58/4)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 2 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 8 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye