Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 25 Ağu 2019, 08:41

Tüm zamanlar UTC + 2 saat




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 3 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: 23. Hz. Lokman: aleyhis selam
MesajGönderilme zamanı: 04 Ara 2011, 06:06 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Mesajlar: 8780
Konum: BURSA
Bu konuyu facebook'ta paylan!
----KURÂN-ı KERÎM'in RESMÎ sıralamasına göre---

23. Hz. Lokman: لُقْمَان aleyhi's-selâm....
.

Resim
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمـَنِ الرَّحِيم
Allahümme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ Muhammedîn abdike (Muhammedîyyeti) ve nebîyyike (Mahmudîyyeti) ve Resûlike (Ahmedîyyeti) ve Nebîyyû’l-ümmîyyi (Habibîyyeti) ve alâ âlihi ve’s-sahbihi ve Ehl-i Beytihi...


Resim

ALLAHu Zü'l-Celâl'imizin İZni ve İNAYETi ile RABB'ül Âleminimiz SÖZünü, RESÛLALLAH SALLallahu aleyhi ve sellem Efendimizin SESinden buyuruyor:

Resim


وَلَقَدْ اٰتَيْنَا لُقْمٰنَ الْحِكْمَةَ اَنِ اشْكُرْ لِلّٰهِ وَمَنْ يَشْكُرْ فَاِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِهٖ وَمَنْ كَفَرَ فَاِنَّ اللّٰهَ غَنِىٌّ حَمٖيدٌ
Resim--- ''Ve le kad ateyna lukmanel hikmete enişkur lillah, ve mey yeşkur fe innema yeşkuru li nefsih, ve men kefera fe innellahe ğayniyyun hamîd.: Şanım hakkı için Lokmana hikmet verdik ki şükret Allaha diye ve her kim şükrederse kendi lehine eder, her kim de nankörlük ederse her halde Allah ganiydir, hamîddir.’’
(LOKMAN suresi 12. ayet) (Resmi:31/İniş:57/Alfabetik:59)


وَاِذْ قَالَ لُقْمٰنُ لِابْنِهٖ وَهُوَ يَعِظُهُ يَا بُنَیَّ لَا تُشْرِكْ بِاللّٰهِ اِنَّ الشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظٖيمٌ
Resim--- ''Ve iz kale lukmanu libnihi ve huve yeizuhu ya buneyye la tuşrik billah, inneş şirke le zulmun azîm.: Hani Lokman da oğluna demişti, ona va'zediyordu; Yavrum, Allaha şirk koşma, çünkü şirk çok büyük bir zulümdür.’’
(LOKMAN suresi 13. ayet) (Resmi:31/İniş:57/Alfabetik:59)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 10 Oca 2012, 14:36 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 19 Eyl 2008, 02:00
Mesajlar: 665
Konum: Ankara
Lukman Aleyhisselâmın Soyu, Yurdu Ve Mesleği:
Lukman b.Sâran [1] veya Anka [2] veya Bâran [3], b.Mürîd, b.Savun [4] veya Sedun [5]
Lukman Aleyhisselâm; Dâvûd Aleyhisselâmın devrinde yaşamıştır. [6] Kendisi; Mısır Nub kabilesine mensubtu. [7] Medyen ve Eyke halkındandı. [8]
İsrail oğullarından bir adamın [9] kölesi iken, onun tarafından âzâd edilmiş ve kendisine ayrıca mal da, verilmişti. [10]
Lukman Aleyhisselâm, terzi idi. [11]
Kendisinin, Marangoz olduğu da, rivayet edilir. [12]

Lukman Aleyhisselâmın Şekil Ve Şemaili:
Lukman Aleyhisselâm:
Kısa boylu,
Yassı ve çökük burunlu [13],
Simsiyah tenli,
Kalın dudaklı [14],
Enli [15] ve yarık ayaklı idi. [16]
Siyah tenli bir zat gelip Saîd b.Müseyyeb´e; teninin siyah oluşunun hükmünü sormuştu.
Saîd b.Müseyyeb, ona:
"Sen, siyah tenlisin diye üzülme!
Çünki, insanların hayırlılarından, üç siyah tenli: Bilal, Ömer b.Hattâbın âzadlısı Mihca´ ve Mısır siyahlarından kalın dudaklı Lukman Hakîm de siyah tenli idi!" demiştir. [17]
Lukman Aleyhisselâma:
"Senin yüzün, ne için çok çirkindir?" denilince; Lukman Aleyhisselâm:
"Sen, nakşı veya nakş edeni, onunla, ayıplayabilir misin?!" demiştir. [18]

Lukman Aleyhisselâmın Bazı Faziletleri:
Yüce Allah tarafından, Lukman Aleyhisselâma Hikmet verilmişti. [19] Hikmet: Din´de Fıkıh, akıl ve sözde isabet demektir. [20]
Lukman Aleyhisselâm; Nübüvvet´le [21] veya krallıkla [22], Hikmet arasında mu­hayyer kılınmış, o da, Hikmet´i, tercih etmiştir. [23] Lukman Aleyhisselâm; Dâvûd Aleyhisselâma, ilmiyle [24], Hikmetiyle Vezirlik ederdi. Oda:
"Ne mutlu sana ey Lukman! Sana, Hikmet verilmiş ve senden, belâ, geri çevirilmiştir!" derdi. [25]
Bilgin insanların [26] ittifaka yakın [27] çoğunluğunun [28] görüşüne göre: Lukman Aleyhisselâm, Peygamber [29] ve Vahy´e mazhar olmamıştır [30] amma, Allâh'ın, Salih bir kulu idi. [31]
Kendisi, çok düşünen [32], keskin [33] ve iyi görüşlü´[34], çok susan [35] bir kuldu. [36]
O, Allah´ı, sevmiş, Allah da, onu, sevmiş ve kendisine Hikmet ihsan etmişti. [37]
Vehb b.Münebbih:
"Lukman´ın Hikmetlerinden on bin bap kadar okudum.
İnsanlar, onun sözlerinden daha güzel söz işitmemişlerdi.
Sonra, baktım ve gördüm ki: insanlar, onun sözlerini, kendi sözlerine katıyor­lar, hutbe ve risalelerinde, ondan, yararlanıyorlardı." demiştir, [38]
Lukman Aleyhisselâm; Beytülmakdis yakınındaki Remle şehrinde oturur, ya­nına gelenlere va´z eder, hikmetli sözler söylerdi. [39] Yüce Allah; Lukman Hakîmi, Hikmetiyle yükselttiği, onun da, yanında topla­nan halk´a, hikmetli sözler söylediği sırada, tanıdığı bir adam, ona:
"Sen, filan yerde çobanlık etmiş olan siyah köle, Nuhas oğullarının kölesi Luk­man değil misin?!
Nihayet, sen, davar çobanı siyahsın!?" dedi.
Lukman Aleyhisselâm:
"Evet!" dedi.
Adam:
"Sende gördüğüm şu hal, sana, nasıl ve nereden geldi?!" diye sordu.
Lukman Aleyhisselâm:
"Doğru sözlü olmak, emâneti, yerine vermek, Mâlâyâni´yi terk etmekle!" dedi.
Diğer rivayete göre: Lukman Aleyhisselâm:
"Evet! Siyah tenliliğim, açıktır" dedi ve
"Benim işlerimden, seni, şaşırtan nedir?" diye sordu.
Adam:
"Halk, senin döşeğine oturuyor! Senin kapının önünü buruyor! Senin sözlerini dinleyip kabul ediyor!?" dedi.
Lukman Aleyhisselâm:
"Ey kardeşimin oğlu! Sana, söyleyeceğim şeyleri, yaparsan, sen de, öyle olursun" dedi. Adam: "Nedir onlar?" diye sordu.
Lukman Aleyhisselâm:
"Ben, gözümü, yumarım.
Dilimi, tutarım.
İhtirasımı, önlerim.
Edep yerimi, korurum.
Kıyamımı (namazımı) uzatırım.
Verdiğim sözü, yerine getiririm.
Konuğumu, ağırlarım.
Komşumu, korurum.
Mâla yânimi (Boş ve yararsız söz ve işlerle uğraşımı) bırakırım.
İşte, bunlar, beni gördüğün gibi yaptı." dedi.[40]
Lukman Aleyhisselâm, köleliği sırasında, Efendisine, kölelerinin, en yük olma­yanı, en problemsizi idi.
Efendisi, onu; kendisine ait bostana, öteki arkadaşlarıyla birlikte, bostandaki meyvadan, bir şeyler getirsinler diye göndermişti.
Topladıkları meyvaları, öteki köleler, yediler.
Yanlarında hiç bir şey bulunmaksızın, Efendilerinin yanına geldiler ve suçları­nı, Lukman Aleyhisselâmın üzerine attılar.
Lukman Aleyhisselâm, Efendisine:
"İki yüzlü kişi, Allah katında, emîn olamaz!
Sen, bana da, onların hepsine de, kusmak için, su, içir! Sonra da, bizi, koş­tur!" dedi.
Efendi, böyle yapınca, ötekiler, yedikleri meyvayı, kusuşmağa başladılar! Lukman Aleyhisselâm ise, yalnız, içtiği suyu, kustu.
Efendi, Lukman Aleyhisselâmın doğru olduğunu, ötekilerin yalan söyledikle­rini, anladı.
Lukman Aleyhisselâmın Hekimlikteki bilgisi ise:
Tuvalete girip orada oturuşunu, uzatan Efendisine:
"Tuvalette çok oturmaktan, ciğer ağrır, basur meydana gelir, hararet, başa ka­dar yükselir.
Orada, hafifçe, otur ve kalk!" diyerek seslenmesinde görülmüş, Efendisi, tu­valetten çıkınca, onun, bu sözünü, tuvaletin kapısına yazmıştır. [41]
Lukman Aleyhisselâma, Efendisi:
"Benim için, bir koyun boğazla!" demiş, Lukman Aleyhisselâm da, boğazlamıştı.
Efendisi:
"Onun içindeki en iyi olan iki küçük parçasını çıkarıp bana, getir!" dedi.
Lukman Aleyhisselâm, koyunun dilini ve kalbini çıkarıp getirdi. [42]
Efendisi:
"Bu koyun etinin içinde, bunlardan daha iyi olan parçası yok mu? diye sordu.
Lukman Aleyhisselâm:
"Hayır!" dedi.
Efendisi, susacağı kadar sustuktan sonra [43]
"Benim için, bir koyun daha boğazla!" dedi.
Lukman Aleyhisselâm da boğazladı.
Efendisi:
"Onun içinde, en işe yaramaz ve en kötü olan iki küçük parçasını, çıkar, at!" dedi.
Lukman Aleyhisselâm, yine, dilini ve kalbini, çıkarıp attı. Bunun üzerine, Efendisi, Lukman Aleyhisselâma:
"Ben, sana, koyunun içindeki en iyi olan iki küçük parçasını, çıkarıp getirme­ni, emretmiştim.
Bana, dil ile kalbi getirmiştin.
Sonra, sana, onun içindeki en işe yaramaz ve en kötü olan iki küçük parçasını da, çıkarıp atmanı, emretmiştim. [44]
Sen, yine, dili ve kalbi çıkarıp attın!?" dedi. [45]
Lukman Aleyhisselâm:
"İyi olduğu zaman, bu ikisinden daha iyi ve güzel olan bir şey yoktur!
İşe yaramaz ve kötü olduğu zaman da, bu ikisinden daha işe yaramaz ve kötü olan bir şey yoktur!" dedi. [46]
Lukman Aleyhisselâma:
"İnsanların, en şerlisi, hangisidir?" diye sorulmuştu.
Lukman Aleyhisselâm:
"Kendisini, halkın, kötü görmesine aldırış etmeyendir!" dedi. [47]
Lukman Aleyhisselâm, çok düşünür, keskin görüşlü bir zattı. [48]
Gündüzleri, hiç uyumazdı.
Hiç kimse, onun, ne tükürdüğünü, ne abdest bozduğunu, ne yıkandığını, ne abes bir şey konuştuğunu, ne de, güldüğünü görmemiştir.
Hikmet gereği olmadıkça, sözünü, tekrarlamazdı. [49] Lukman Aleyhisselâm, oğluna: "Ey oğulcuğum! Suskunluk üzerinde hiç pişman olma! Konuşmak, gümüşten ise, susmak, altındandır!" [50]
"Ey oğulcuğum! Ben, konuşma üzerinde pişmanlık duymuşum, fakat suskun­luk üzerinde hiç pişmanlık duymamışımdır." [51]
"Oğulcuğum! Yemeğin en nefîs, tatlı olanını, ye! Döşeğin ise, en çiğnenmiş, yassılanmış olanı üzerinde uyu!" [52]
"Ey oğulcuğum! Oruç tut! Şehvetini, keser.
Seni, namazdan alıkoyacak şekilde oruç tutma.
Çünkü, namaz, Allah katında, oruçtan daha büyüktür." [53]
"Ey oğulcuğum! Âlimlerle otur. Onların dizlerinin dibinden ayrılma!
Çünki, Allah, yeri, göğün yağmuru ile dirilttiği gibi, kalbleri de, Hikmet nuru ile diriltir."´[54]
"Ey oğulcuğum! Tevbe´yi. geciktirme. Çünkü, ölüm, ansızın gelir!" derdi. [55]

Lukman Aleyhisselâmın Vefatı:
Lukman Aleyhisselâm; Beytülmakdis yakınındaki Remle şehrinde vefat etti. [56] Mescid ile çarşı arasındaki yere gömüldü. [57] Selâm olsun ona![58]

Kur´ân-I Kerimin Lukman Aleyhisselâm Hakkındaki Açıklaması:
"And olsun ki: biz, Lukman´a, Allah´a şükret! diye(rek) Hikmet verdik.
Kim, şükrederse, ancak, kendi yararı için şükreder.
Kim de, nankörlük ederse, hiç şüphe yok ki, Allah, Ganiydir (Müstağnidir.)
Her hamd´e, O, lâyıktır.
Hani, Lukman, oğluna -o, ona öğüt verirken- (şöyle) demişti:
Oğulcağızım! Allah´a, ortak koşma!
Çünkü, şirk, büyük bir zulümdür, haksızlıktır. [59]
"Oğulcağızım! Hakikat, (yaptığın iyilik veya kötülük), bir hardal tanesi kadar da, olsa, bir kaya içinde, veya göklerde, yahud yerin içinde (gizlenmiş) de, olsa, Allah, onu, getirir (meydana çıkarır ve hesabını görür.)
Çünkü, Allah, Latîf´dir, hakkıyle haberdardır. Oğulcağızım! Namazını, dosdoğru kıl! İyiliği, emret! Kötülükten, vaz geçirmeye çalış! Sana, (Bu emir ve nehiy yüzünden) isabet edecek her şeye katlan! Çünkü, bunlar, kati surette farz kılınan umurdandır. İnsanlardan (kibirlenip) yüzünü, çevirme. Yer yüzünde şımarık yürüme!
Çünkü, Allah, her kibir taslayanı, kendini, beğenip övüneni, sevmez. Yürüyüşünde, mutedil ol! Sesini, alçalt.
Seslerin en çirkini, eşeklerin, anırışıdır!" [60]


--------------------------------------------------------------------------------
[1] ibn.Kuteybe-Maarif s.25, Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.2,s.123.
[2] Mes´ûdî-Murucuzzeheb c.1,s.57, Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.2,s.123.
[3] Muhyiiddin b.Arabî-Muhâdaratülebrar c.1,s.139.
[4] Mes´ûdî-Murucuzzeheb c.1,s.57.
[5] Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.2,s.123.
[6] ibn.Kuteybe-Maarif s.25, Mes´ûdî-Muruc c.1,s.57, İbn.Arabî-Muhâdara 139.
[7] Mes´ûdî-Muruc. c.1,s.57, Sâlebî-Arais s.348, Ebülfida c.2,s.124.
[8] Mes´ûdî-Muruc. c.1,s,57, Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.2,s.123.
[9] Kayn b.Cisr´in (Mes´ûdî-Muruc. c.1,s.57).
[10] ibn.Kuteybe-Maarif s.25.
[11] Ahmed b.Hanbel-Ezzühd s.64, İbn.Kuteybe-Maarif s.25, Sâlebî-Arais s.348, M.b.Arabî-Muhâdara c.1,s.139, Ebülfida-Elbidaye venihaye c.2,s.127.
[12] ibn.Ebî Şeybe-Musannef c.13,s.214, Ahmed b.Hanbel-Ezzühd s.64, Taberî-Tefsir c.21,s.68, Sâlebî-Arais s.350, bülfida-Elbidaye vennihaye c.2,s.124,127.
M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 2/229.
[13] Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.1,s.124.
[14] İbn.Ebî Şeybe-Musannef c.13,s.213, A.b.Hanbel-Ezzühd s.64, Ebülfida s.124
[15] Ahmed b.Hanbel-Ezzühd s.64, Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.2,s.124.
[16] İbn.Ebî Şeybe-Musannef c.13,s.213, A.b.Hanbel-Ezzühd s.64, Sâlebî-Arais s.348, Ebülfida-Elbidaye venniha­ye c.2,s.124.
[17] Taberî-Tefsir c.21,s.67, Sâlebî-Arais s.348, Ebülfida-Elbidaye c.2,s.124.
[18] Sâlebî-Arais s.350.
M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 2/229-230.
[19] Lukman: 12.
[20] Ahmed b.Hanbel-Ezzühd s.64, Taberî-Tefsir c.21,s.67, Sâlebî-Arais s.348, Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.2,s.127.
[21] Sâlebî-Arais s.349, Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.2,s.129.
[22] Hakîmüttirmizî-Nevadirül´usûl s.112, Sâlebî-Arais s.349, ibn.Asâkir-Tarih c.5,s.192.
[23] Hâkimüttirmizî-Nevadir s.112, Sâlebî-Arais s.349, ibn.Asakir-Tarih c.5,s.192, Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.2,s.129.
[24] Hâkimüttirmizî-Nevadir s. 112, ibn.Asâkir-Tarih c.5,s.192.
[25] Hakimüttirmizi-Nevadirül´usûl s.112, Sâlebî-Arais s.349, ibn.Asâkir-Tarih c.5,s.192, Mir Hâvend-Ravzatussafa Terceme s.333
[26] Sâlebî-Arais s.349.
[27] İbn.Kuteybe-Maarif s.25.
[28] Sâlebî-Arais s.349.
[29] İbn.Kuteybe-Maarif s.25.
[30] Ibn.Kuteybe-Maarif s.25, Taberî-Tefsir c.21,s.67, Sâlebî-Arais s.349, Deylemî-Elfirdevs c.3,s.45O, Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.2,s.129.
[31]Taberî-Tefsir c.21,s.67, Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.2,s.129.
[32] Taberî-Tefsir c.21,s.67, Deylemî-Elfirdevs c.3,s.45O.
[33] Hakîmüttirmizî-Nevadirül´usûl s.112, Sâlebî-Arais s.349, Deylemî-Elfirdevs c.3,s.45O.
[34] Deylemî-Elfirdevs c.3,s.45O.
[35] Hakîmüttirmizî-Nevadirürusûl s.112, Deylemî-Elfirdevs c.3,s.45O.
[36] Hakîmüttirmizî-Nevadirül´usûl s.112.
[37] Hakîmüttirmizî-Nevadir. s.112, Sâlebî-Arais s.349, Deylemî-Elfirdevs c.3,s.45O.
[38] ibn. Kuteybe-Marif s.25.
[39] ibn.iyas-Bedâyiüzzühûr s.169.
[40] Sâiebî-Arais s.350, Ebüifida-Eibidaye vennihâye c.2,s.124.
[41] Sâlebî-Arais s.349.
[42] İbn.Ebî Şeybe-Musannef c.13,s.214, Ahmed b.Hanbel-Ezzühd s.65, Taberî-Tefsir c.21 ,s.68, Sâlebî-Arais s.350, Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.2,s. 127.
[43] İbn.Ebî Şeybe-Musannef c.13,s.214, Ahmed b.Hanbel-Ezzühd s.64, Sâlebî-Arais s.350 Ebülfida-Elbidaye ven­nihaye C.2.S.127.
[44] İbn.Ebî Şeybe-Musannef c.13,s.214, Ahmed b.Hanbel-Ezzühd s.65, Taberî-Tefsir c.21 ,s.68, Sâlebî-Arais s 350 bülfida-Elbidaye vennihaye c.2,s.127.
[45] İbn.Ebî Şeybe-Musannef c.13,s.214, Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.2,s.127.
[46] İbn.Ebî Şeybe-Musannef c.13,s.214, Ahmed b.Hanbel-Ezzühd s.65, Taberî-Tefsir c.21,s.68, Salebî-Arais s.350, Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.2,s.127.
[47] Ahmed b.Hanbel-Ezzühd s.65, Sâlebî-Arais s.350, Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.2,s,128 Ahmed b.Hanbel-Ezzühd s.65, Sâlebî-Arais s.350, Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.2,s,128.
[48] Deylemi-Elfirdevs c.3,s.45O.
[49] Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.2,s.124.
[50] Ahmed b.Hanbel-Ezzühd s.65, Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.2,s.128.
[51] ibn. Kuteybe-Uyunülahbar c.2,s.192.
[52] İbn.Kuteybe-Uyunülahbar c.3,s.245.
[53] Sâlebî-Arais s.350.
[54] Mâlik-Muvatta´ c.2,s.1002, Ahmed b.Hanbel-Ezzühd s.133.
[55] Gazâli-ihyâu Ulûmiddin c.4,s.15-16.
M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 2/230-234.
[56] İbn.lyas-Bedâyiuzzühur s.169, Mîr-Hâvend-Ravzatussafa Terceme s.332.
[57] İbn.iyas-Bedâyizzühur s.169.
[58] M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 2/235.
[59] Lukman: 12-13.
[60] Lukman: 16-19.
M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 2/235.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 27 Oca 2012, 14:59 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 19 Eyl 2008, 02:00
Mesajlar: 665
Konum: Ankara
ZEVK 499

İsim-cisim sanma insan, can içinde Cânânı gör
Halk içinde HAKK'la yaşa, Dost Hikmet-i LOKMÂNı gör
O'nsuz dönmez zerre-kürre, Latîfü'l- Habîr'dir Hüdâ
Oku gönül Kitabını, kalbindeki Kur'ân'ı gör!...


19.04.1989 04:53 Shr

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 3 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye