Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 12 Ara 2019, 15:19

Tüm zamanlar UTC + 2 saat




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 47 mesaj ]  Sayfaya git 1, 2  Sonraki
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 24 Eyl 2010, 22:28 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Mesajlar: 8839
Konum: BURSA
Bu konuyu facebook'ta paylan!
----KUR'AN- ı KERİM'in RESMÎ sıralamasına göre---


1- Hz. ADEM آدَمُ aleyhi's-selâm....

Resim

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمـَنِ الرَّحِيم
Allahümme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ Muhammedîn abdike (Muhammedîyyeti) ve nebîyyike (Mahmudîyyeti) ve Resûlike (Ahmedîyyeti) ve Nebîyyû’l-ümmîyyi (Habibîyyeti) ve alâ âlihi ve’s-sahbihi ve Ehl-i Beytihi...


Resim

ALLAHu Zü'l-Celâl'imizin İZni ve İNAYETi ile RABB'ül Âleminimiz SÖZünü, RESÛLALLAH SALLallahu aleyhi ve sellem Efendimizin SESinden buyuruyor:
Resim

وَعَلَّمَ اٰدَمَ الْاَسْمَاءَ كُلَّهَا ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَى الْمَلٰئِكَةِ فَقَالَ اَنْبِٶُنٖى بِاَسْمَاءِ هٰـؤُلَاءِ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقٖينَ
1. ve: ve
2. alleme: öğretti
3. âdeme: Âdem
4. el esmâe: isimler
5. kulle-hâ: onun hepsi
6. summe: sonra
7. arada-hum: onlara arz etti
8. alâ: ... e
9. el melâiketi: melekler
10. fe: o zaman, öyleyse, haydi
11. kâle: dedi
12. enbiû-nî: bana haber verin
13. bi esmâe: isimleri ile, isimleri
14. hâulâi: bunlar
15. in: eğer
16. kuntum: siz iseniz
17. sadikîne: sadıklar, doğru söyleyenler
Resim---'' Ve alleme âdemel esmâe kullehâ summe aradahum alel melâiketi fe kâle enbiûnî bi esmâi hâulâi in kuntum sadikîn(sadikîne)..: Ve Âdem'e isimlerin hepsini öğretti, sonra onları meleklere gösterip: «Haydi davanızda sadıksanız bana şunları isimleriyle haber verin.» dedi.’’
BAKARA:31 (Resmi:2/İniş:92/Alfabetik:11)

قَالَ يَا اٰدَمُ اَنْبِئْهُمْ بِاَسْمَائِهِمْ فَلَمَّا اَنْبَاَهُمْ بِاَسْمَائِهِمْ قَالَ اَلَمْ اَقُلْ لَكُمْ اِنّٖى اَعْلَمُ غَيْبَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَاَعْلَمُ مَا تُبْدُونَ وَمَا كُنْتُمْ تَكْتُمُونَ
1. kâle: dedi
2. yâ âdemu: ey Âdem
3. enbi'-hum: onlara haber ver, bildir
4. bi esmâi-him: O'nun (Allah'ın) isimleri
5. fe lemmâ: olunca, olduğu zaman
6. enbee-hum: onlara haber verdi, bildirdi
7. bi esmâi-him: O'nun (Allah'ın) isimleri
8. kâle: dedi
9. e lem: olmaz mı, olmadı mı
10. ekul: ben derim, söylerim
11. lekum: sizin, size
12. in-nî a'lemu: muhakkak ki ben bilirim
13. gaybe: gayb, bilinmeyen
14. es semâvâti: semalar, gökler
15. ve el ardı: ve arz, yeryüzü
16. ve a'lemu: ve ben bilirim
17. mâ: şey
18. tubdûne: açıklıyorsunuz
19. ve mâ: ve şeyi, şeyleri
20. kuntum: siz oldunuz
21. tektumûne: gizliyorsunuz
Resim---'' Kâle yâ âdemu enbi’hum bi esmâihim, fe lemmâ enbeehum bi esmâihim, kâle e lem ekul lekum innî a’lemu gaybes semâvâti vel ardı ve a’lemu mâ tubdûne ve mâ kuntum tektumûn(tektumûne)..: (Allah): «Ey Âdem, bunlara onları isimleriyle haber ver.» dedi. Bu emir üzerine Âdem onlara isimleriyle onları haber verince, (Allah): «Ben size, ben göklerin ve yerin gayblarını bilirim, sizin açıkladığınızı da, içinizde gizlediğinizi de bilirim» dememiş miydim?» dedi.
BAKARA:33 (Resmi:2/İniş:92/Alfabetik:11)

وَاِذْ قُلْنَا لِلْمَلٰئِكَةِ اسْجُدُوا لِاٰدَمَ فَسَجَدُوا اِلَّا اِبْلٖيسَ اَبٰى وَاسْتَكْبَرَ وَكَانَ مِنَ الْكَافِرٖينَ
1. ve iz: ve o zaman, olduğu zaman
2. kulnâ: biz dedik
3. li el melâiketi: meleklere
4. uscudû: secde edin
5. li âdeme: Âdem'e
6. fe: o zaman, hemen
7. secedû: secde ettiler
8. illâ: hariç, den başka
9. iblîse: iblis (ümitsizliğe düşen, Allah'ın rah-
10. ebâ: çekindi, kaçındı, direndi
11. ve istekbere: ve kibirlendi, büyüklendi
12. ve kâne: ve oldu
13. min el kâfirîne: kâfirlerden
Resim---'' Ve iz kulnâ lil melâiketiscudû li âdeme fe secedû illâ iblîs(iblîse), ebâ vestekbere ve kâne minel kâfirîn(kâfirîne)..: Ve o zaman meleklere: «Âdem'e secde edin!» dedik, hemen secde ettiler. Yalnız İblis dayattı, kibrine yediremedi, inkârcılardan oldu.’’
BAKARA:34 (Resmi:2/İniş:92/Alfabetik:11)


وَقُلْنَا يَا اٰدَمُ اسْكُنْ اَنْتَ وَزَوْجُكَ الْجَنَّةَ وَكُلَا مِنْهَا رَغَدًا حَيْثُ شِئْتُمَا وَلَا تَقْرَبَا هٰـذِهِ الشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ الظَّالِمٖينَ
1. ve kulnâ:ve biz dedik
2. yâ : ey
3. âdemu: Âdem
4. uskun: iskân ol, otur, yerleş
5. ente: sen
6. ve zevcu-ke: ve senin eşin
7. el cennete: cennet
8. ve kulâ: ve ikiniz yeyin
9. min-hâ: ondan
10. ragaden: bol bol
11. haysu: yerden
12. şi'tumâ: dilediniz (ikiniz)
13. ve lâ takrabâ: ve yaklaşmayın (ikiniz)
14. hâzihi: bu
15. eş şecerete: ağaç
16. fe: o zaman, o taktirde, aksi halde, yoksa
17. tekûnâ: siz (ikiniz) olursunuz
18. min ez zâlimîne: zalimlerden
Resim---'' Ve kulnâ yâ âdemuskun ente ve zevcukel cennete ve kulâ minhâ ragaden haysu şi’tumâ ve lâ takrabâ hâzihiş şecerete fe tekûnâ minez zâlimîn(zâlimîne)..: Dedik ki: «Ey Âdem, sen ve eşin cennette oturun, ikiniz de ondan dilediğiniz yerde bol bol yeyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.» ‘’
BAKARA:35 (Resmi:2/İniş:92/Alfabetik:11)

فَتَلَقَّى اٰدَمُ مِنْ رَبِّهٖ كَلِمَاتٍ فَتَابَ عَلَيْهِ اِنَّهُ هُوَ التَّوَّابُ الرَّحٖيمُ
1. fe: o zaman, sonra
2. telekkâ: telâkki etti, aldı, öğrendi
3. âdemu: Âdem
4. min rabbi-hi: Rabbinden
5. kelimâtin: kelimeler
6. fe tâbe aleyhi: böylece onun tövbesini kabul etti
7. inne-hu: muhakkak ki o, çünkü o
8. huve: o
9. et tevvâbu: tövbeleri kabul eden
10. er rahîmu: Rahim esmasıyla tecelli eden
Resim---'' Fe telekkâ âdemu min rabbihî kelimâtin fe tâbe aleyh(aleyhi), innehu huvet tevvâbur rahîm(rahîmu)..: Derken Âdem Rabb'ından birtakım kelimeler aldı, (onlarla tevbe etti. O da) tevbesini kabul etti. Muhakkak O, tevbeyi çok kabul eden, çok esirgeyendir.''
BAKARA:37 (Resmi:2/İniş:92/Alfabetik:11)


اِنَّ اللّٰهَ اصْطَفٰى اٰدَمَ وَنُوحًا وَاٰلَ اِبْرٰهٖيمَ وَاٰلَ عِمْرٰنَ عَلَى الْعَالَمٖينَ
1. inne allâhe : muhakkak ki Allah
2. istafâ : seçti
3. âdeme ve nûhan : Hazreti Âdem ve Hazreti Nuh
4. ve âle ibrâhîme : ve Hz. İbrâhîm'in ailesini
5. ve âle imrâne : ve İmrân ailesini
6. alâ el âlemîne : âlemlerin üstüne
Resim---'' İnnallâhestafâ âdeme ve nûhan ve âle ibrâhîme ve âle imrâne alel âlemîn(âlemîne). .: Gerçekten Allah, Adem'i, Nuh'u, İbrahim soyunu ve İmran soyunu âlemler üzerine seçkin kıldı. ''
ÂLİ IMRÂN:33 (Resmi:3/İniş:94/Alfabetik:7)

اِنَّ مَثَلَ عٖيسٰى عِنْدَ اللّٰهِ كَمَثَلِ اٰدَمَ خَلَقَهُ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ قَالَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ
1. inne : muhakkak ki
2. mesele : misal, örnek, durum
3. îsâ : Hz. İsa
4. inde allâhi : Allah'ın indinde, nezdinde, yanında
5. ke meseli : misali, durumu gibi
6. âdeme : Hz. Âdem
7. halaka-hu : onu yarattı
8. min turâbin : topraktan
9. summe : sonra
10. kâle : dedi, buyurdu
11. lehu kun : ona "ol" dedi
12. fe yekûnu : o zaman, böylece o olur
Resim---'' İnne mesele îsâ indallâhi ke meseli âdem(âdeme), halakahu min turâbin summe kâle lehu kun fe yekûn(yekûnu). .: Doğrusu Allah katında İsa'nın (yaratılışındaki) durumu, Âdem'in durumu gibidir; onu topraktan yarattı, sonra ona «ol!» dedi, o da oluverdi. ‘’
ÂLİ IMRÂN:59 (Resmi:3/İniş:94/Alfabetik:7)


وَاتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَاَ ابْنَیْ اٰدَمَ بِالْحَقِّ اِذْ قَرَّبَا قُرْبَانًا فَتُقُبِّلَ مِنْ اَحَدِهِمَا وَلَمْ يُتَقَبَّلْ مِنَ الْاٰخَرِ قَالَ لَاَقْتُلَنَّكَ قَالَ اِنَّمَا يَتَقَبَّلُ اللّٰهُ مِنَ الْمُتَّقٖينَ
1. ve utlu aleyhim: ve, onlara tilavet et, oku!
2. nebee ibney âdeme: Hz. Adem'in iki oğlunun haberini, kıssasını
3. bi el hakkı: hakk ile
4. iz karrebâ kurbânen: ikisini Allâh'a yaklaştıracak birer kurban sundukları zaman
5. fe tukubbile: o zaman kabul edilir
6. min ehadi himâ: ikisinin birinden
7. ve lem yutekabbel: ve kabul edilmez
8. min el âhari: diğerinden
9. kâle le aktulenne-ke: seni mutlaka öldüreceğim dedi
10. kâle: dedi
11. innemâ: sadece
12. yetekabbelu allâhu: Allâh (c.c.) kabul eder
13. min el muttekîne: takvâ sahiplerinden
Resim---'' Vetlu aleyhim nebeebney âdeme bil hakkı iz karrebâ kurbânen fe tukubbile min ehadihimâ ve lem yutekabbel minel âhar(âhari) kâle le aktulennek(aktulenneke) kâle innemâ yetekabbelullâhu minel muttekîn(muttekîne). .: Onlara Âdem'in iki oğluyla ilgili haberi hakkıyle oku. Hani her ikisi birer kurban sunmuşlardı, birinden kabul edilmiş, diğerinden kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen, ötekine):» Seni öldüreceğim» demişti. Diğeri ise şöyle demişti: «Allah, yalnız kendisinden korkanlardan kabul eder».’’
MÂİDE:27 (Resmi:5/İniş:110/Alfabetik:60)



Resim

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 24 Eyl 2010, 22:30 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Mesajlar: 8839
Konum: BURSA

وَلَقَدْ خَلَقْنَاكُمْ ثُمَّ صَوَّرْنَاكُمْ ثُمَّ قُلْنَا لِلْمَلٰئِكَةِ اسْجُدُوا لِاٰدَمَ فَسَجَدُوا اِلَّا اِبْلٖيسَ لَمْ يَكُنْ مِنَ السَّاجِدٖينَ
1. ve : ve
2. lekad : andolsun ki
3. halak-nâ-kum : sizi yarattık
4. summe : sonra
5. savver-nâ-kum : size şekil (suret) verdik
6. kul-nâ : biz dedik
7. li el melâiketi : meleklere
8. uscudû : secde edin
9. li âdeme : Âdem'e
10. fe : o zaman
11. secedû : secde ettiler
12. illâ : hariç, ...den başka
13. iblîse : şeytan, iblis
14. lem : olmadı
15. yekun : olur
16. min es sâcidîne : secde edenlerden
Resim---'' Ve lekad halaknâkum summe savvernâkum summe kulnâ lil melâiketiscudû li âdeme fe secedû illâ iblîs(iblîse), lem yekun mines sâcidîn(sâcidîne)..: Sizi yarattık, sonra size biçim verdik, sonra da meleklere: «Âdem'e secde edin» dedik; hepsi secde ettiler, yalnız İblis, secde edenlerden olmadı.’’
A'RAF:11 (Resmi:7/İniş:39/Alfabetik:9)

وَيَا اٰدَمُ اسْكُنْ اَنْتَ وَزَوْجُكَ الْجَنَّةَ فَكُلَا مِنْ حَيْثُ شِئْتُمَا وَلَا تَقْرَبَا هٰـذِهِ الشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ الظَّالِمٖينَ
1. yâ âdemu : ey Âdem
2. uskun : yerleşin, ikamet edin
3. ente : sen
4. zevcu-ke : senin zevcen
5. el cennete : cennet
6. fe : böylece, o zaman
7. kulâ : yeyin (ikiniz)
8. min haysu : yerden, yerde, nereden
9. şi'tumâ : dilediğiniz (siz ikiniz)
10. lâ takrebâ : yaklaşmayın (ikiniz)
11. hâzihi : bu
12. eş şecerete : ağaç
13. fe tekûnâ : o zaman olursunuz (siz ikiniz)
14. min ez zâlimîne : zalimlerden
Resim---'' Ve yâ âdemuskun ente ve zevcukel cennete fe kulâ min haysu şi'tumâ ve lâ takrebâ hâzihiş şecerete fe tekûnâ minez zâlimîn(zâlimîne)..: (Sonra Allah, Âdem'e hitab etti): «Ey Âdem! Sen ve eşin cennette durun, dilediğiniz yerden yeyin; fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.» ‘’
A'RAF:19 (Resmi:7/İniş:39/Alfabetik:9)

يَا بَنٖى اٰدَمَ قَدْ اَنْزَلْنَا عَلَيْكُمْ لِبَاسًا يُوَارٖى سَوْاٰتِكُمْ وَرٖيشًا وَلِبَاسُ التَّقْوٰى ذٰلِكَ خَيْرٌ ذٰلِكَ مِنْ اٰيَاتِ اللّٰهِ لَعَلَّهُمْ يَذَّكَّرُونَ
1. yâ benî âdeme : ey Âdemoğulları
2. kad enzel-nâ : indirdik
3. aleykum : size
4. libâsen : elbise
5. yuvârî : örter
6. sev'âti-kum : ayıp yerlerinizi
7. ve : ve
8. rîşâen : süs, ziynet eşyası
9. ve libâsu et takvâ : ve takva elbisesi
10. zâlike : bu
11. hayrun : hayırlıdır
12. min âyâti allâhi : Allah'ın âyetlerindendir
13. lealle-hum : umulur ki onlar, böylece onlar
14. yezzekkerûne : tezekkür ederler
Resim---'' Yâ benî âdeme kad enzelnâ aleykum libâsen yuvârî sev’âtikum ve rîşâ(rîşâen) ve libâsut takvâ zâlike hayr(hayrun), zâlike min âyâtillâhi leallehum yezzekkerûn(yezzekkerûne)..: Ey Âdemoğulları, size çirkin yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise indirdik. Hayırlı olan, takva elbisesidir. İşte bu(nlar), Allah'ın âyetlerindendir, belki düşünüp öğüt alırlar.’’
A'RAF:26 (Resmi:7/İniş:39/Alfabetik:9)

يَا بَنٖى اٰدَمَ لَا يَفْتِنَنَّكُمُ الشَّيْطَانُ كَمَا اَخْرَجَ اَبَوَيْكُمْ مِنَ الْجَنَّةِ يَنْزِعُ عَنْهُمَا لِبَاسَهُمَا لِيُرِيَهُمَا سَوْاٰتِهِمَا اِنَّهُ يَرٰیكُمْ هُوَ وَقَبٖيلُهُ مِنْ حَيْثُ لَا تَرَوْنَهُمْ اِنَّا جَعَلْنَا الشَّيَاطٖينَ اَوْلِيَاءَ لِلَّذٖينَ لَا يُؤْمِنُونَ
1. yâ benî âdeme : ey Âdemoğulları
2. lâ yeftine-enne-kum : sizi sakın fitneye düşürmesin, şaşırtmasın
3. eş şeytânu : şeytan
4. kemâ ahrece : çıkardığı gibi
5. ebevey-kum : sizin anne ve babanızı
6. min el cenneti : cennetten
7. yenziu : çıkarır, soyar ikisinden
8. an-humâ : ikisinden
9. libâse-humâ : ikisinin elbiselerini
10. li yuriye-humâ : ikisine göstermek için
11. sev'âti-himâ : ikisinin ayıp yerlerini
12. inne-hu : çünkü, muhakkak ki
13. yerâ-kum : sizleri görür
14. huve ve : o ve
15. kabîlu-hu : onun kabilesi, onun topluluğu
16. min haysu : herhangibir yerden
17. lâ terevne-hum : onları göremezsiniz
18. innâ : muhakkak ki
19. cealne eş şeyâtîne : şeytanları kıldık
20. evliyâe : evliya, dostlar
21. li ellezîne : o kimselere
22. lâ yu'minûne : inanmazlar, (mü'min olmayanlar)
Resim---'' Yâ benî âdeme lâ yeftinennekumuş şeytânu kemâ ahrece ebeveykum minel cenneti yenziu anhumâ libâsehumâ li yuriyehumâ sev’âtihimâ innehu yerâkum huve ve kabîluhu min haysu lâ terevnehum innâ cealneş şeyâtîne evliyâe lillezîne lâ yu’minûn(yu’minûne)..:Ey Âdemoğulları. Şeytan, ana babanızı, çirkin yerlerini onlara göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi, sizi de (şaşırtıp) bir belaya düşürmesin! Çünkü o ve kabilesi, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Biz, şeytanları, inanmayanların dostu yaptık.’’
A'RAF:27 (Resmi:7/İniş:39/Alfabetik:9)

يَا بَنٖى اٰدَمَ خُذُوا زٖينَتَكُمْ عِنْدَ كُلِّ مَسْجِدٍ وكُلُوا وَاشْرَبُوا وَلَا تُسْرِفُوا اِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُسْرِفٖينَ
1. yâ benî âdeme : ey Âdemoğulları
2. huzû : alınız
3. zînete-kum : ziynetleriniz
4. inde : yanında
5. kulli : her
6. mescidin : namaz kılınan yer, mescid
7. kulû : yeyiniz
8. ve işrebû : ve içiniz
9. ve lâ tusrifû : ve israf etmeyin
10. inne-hu : muhakkak ki o
11. lâ yuhıbbu : sevmez
12. el musrifîne : israf edenleri
Resim---'' Yâ benî âdeme huzû zînetekum inde kulli mescidin ve kulû veşrebû ve lâ tusrifû, innehu lâ yuhıbbul musrifîn(musrifîne)..: Ey Âdemoğulları! Her mescide gidişinizde güzel giysilerinizi giyin ve yiyin, için, fakat israf etmeyin, Çünkü Allah israf edenleri sevmez.’’
A'RAF:31 (Resmi:7/İniş:39/Alfabetik:9)

يَا بَنٖى اٰدَمَ اِمَّا يَاْتِيَنَّكُمْ رُسُلٌ مِنْكُمْ يَقُصُّونَ عَلَيْكُمْ اٰيَاتٖى فَمَنِ اتَّقٰى وَاَصْلَحَ فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
1. yâ benî âdeme : ey Âdemoğulları
2. immâ : eğer, şâyet
3. ye'tiyenne-kum : size gelirse
4. rusulun : resûller
5. min-kum : sizden
6. yekussûne : hikâye etmek, anlatmak
7. aleykum : sizin üzerinize
8. âyâtî : âyetler
9. fe : o zaman
10. men ittekâ : kim takva sahibi olursa
11. ve asleha : ve (nefsini) ıslâh ederse
12. fe lâ havfun : o zaman korku yoktur
13. aleyhim : onların üzerine, onlara
14. ve lâ hum yahzenûne : ve onlar mahzun olmazlar
Resim---'' Yâ benî âdeme immâ ye’tiyennekum rusulun minkum yekussûne aleykum âyâtî fe menittekâ ve asleha fe lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne). .: Ey Âdemoğulları! Size içinizden peygamberler gelip âyetlerimi anlattıklarında, kim Allah'tan korkar ve kendini düzeltirse, işte onlar için korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de.’’
A'RAF:35 (Resmi:7/İniş:39/Alfabetik:9)


وَاِذْ اَخَذَ رَبُّكَ مِنْ بَنٖى اٰدَمَ مِنْ ظُهُورِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَاَشْهَدَهُمْ عَلٰى اَنْفُسِهِمْ اَلَسْتُ بِرَبِّكُمْ قَالُوا بَلٰى شَهِدْنَا اَنْ تَقُولُوا يَوْمَ الْقِيٰمَةِ اِنَّا كُنَّا عَنْ هٰـذَا غَافِلٖينَ
1. ve iz ehaze : ve çıkardığı zaman, (çıkarmıştı)
2. rabbu-ke : senin Rabbin
3. min benî âdeme : Âdemoğullarından
4. min zuhûri-him : onların sırtlarından
5. zurriyyete-hum : onların zürriyetlerini
6. ve eşhede-hum : ve onları şahit tuttu
7. alâ enfusi-him : nefslerinin üzerine
8. e lestu : ben değil miyim
9. bi rabbi-kum : sizin Rabbiniz
10. kâlû : dediler
11. belâ : evet
12. şehid-nâ : biz şahit olduk
13. en tekûlû : demeniz, demenize karşı (dememeniz için)
14. yevme el kıyâmeti : kıyâmet günü
15. innâ : muhakkak ki biz
16. kun-nâ : biz olduk
17. an hâzâ : bundan
18. gâfilîne : gâfiller, habersiz olanlar
Resim---'' Ve iz ehaze rabbuke min benî âdeme min zuhûrihim zurriyyetehum ve eşhedehum alâ enfusihim, e lestu birabbikum, kâlû belâ, şehidnâ, en tekûlû yevmel kıyâmeti innâ kunnâ an hâzâ gâfilîn(gâfilîne)..: Bir de Rabbin, Âdemoğullarından, bellerindeki zürriyetlerini alıp da onları kendi nefislerine şahit tutarak: «Ben sizin Rabbiniz değil miyim?» dediği vakit, «pekâlâ Rabbimizsin, şahidiz» dediler. (Bunu) kıyamet günü «Bizim bundan haberimiz yoktu.» demeyesiniz diye (yapmıştık). ‘’
A'RAF:172 (Resmi:7/İniş:39/Alfabetik:9)

وَاِذْ قُلْنَا لِلْمَلٰئِكَةِ اسْجُدُوا لِاٰدَمَ فَسَجَدُوا اِلَّا اِبْلٖيسَ قَالَ ءَاَسْجُدُ لِمَنْ خَلَقْتَ طٖينًا
1. ve iz kulnâ : ve biz demiştik
2. lil melâiketiscudû : meleklere secde edin
3. li âdeme : Âdem'e
4. fe : o zaman
5. secedû : secde ettiler
6. illâ : ancak, başka, hariç
7. iblîse : iblis
8. kâle : dedi
9. e escudu : ben secde mi edeyim
10. li men halakte : halkettiğin, yarattığın kimseye
11. tînen : tînden, çamurdan
Resim---'' Ve iz kulnâ lil melâiketiscudû li âdeme fe secedû illâ iblîs(iblîse), kâle e escudu li men halakte tînâ(tînen)..: (Yine unutma ki) Bir vakit meleklere: «Âdem'e secde edin» demiştik. İblis'ten başka hepsi secde ettiler. O ise: «Ben bir çamurdan yarattığın kimseye mi secde ederim?» demişti. ‘’
İSRÂ:61 (Resmi:17/İniş:50/Alfabetik:46)


وَلَقَدْ كَرَّمْنَا بَنٖى اٰدَمَ وَحَمَلْنَاهُمْ فِى الْبَرِّ وَالْبَحْرِ وَرَزَقْنَاهُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِ وَفَضَّلْنَاهُمْ عَلٰى كَثٖيرٍ مِمَّنْ خَلَقْنَا تَفْضٖيلًا
1. ve lekad : ve andolsun
2. kerremnâ : biz yücelttik, şereflendirdik, kerim kıldık
3. benî âdeme : Âdemoğlu
4. ve hamelnâ-hum : ve onları taşıdık
5. fî el berri : karada
6. ve el bahri : ve denizde
7. ve razaknâ-hum : ve onları rızıklandırdık
8. min et tayyibâti : temiz, helâl şeylerden
9. ve faddalnâ-hum : ve onları üstün kıldık
10. alâ : üzerine
11. kesîrin : çok, hepsi
12. mimmen(min men) halaknâ : yarattıklarımızdan
13. tafdîlen : üstünlük (fazilet)
Resim---'' Ve lekad kerremnâ benî âdeme ve hamelnâhum fîl berri vel bahri ve razaknâhum minet tayyibâti ve faddalnâhum alâ kesîrin mimmen halaknâ tafdîlâ(tafdîlen). .: Andolsun ki biz, insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık. Karada ve denizde taşıtlara yükledik ve temiz yiyeceklerden onları rızıklandırdık. Onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.’’
İSRÂ:70 (Resmi:17/İniş:50/Alfabetik:46)

وَاِذْ قُلْنَا لِلْمَلٰئِكَةِ اسْجُدُوا لِاٰدَمَ فَسَجَدُوا اِلَّا اِبْلٖيسَ كَانَ مِنَ الْجِنِّ فَفَسَقَ عَنْ اَمْرِ رَبِّهٖ اَفَتَتَّخِذُونَهُ وَذُرِّيَّتَهُ اَوْلِيَاءَ مِنْ دُونٖى وَهُمْ لَكُمْ عَدُوٌّ بِئْسَ لِلظَّالِمٖينَ بَدَلًا
1. ve iz : ve olmuştu
2. kulnâ : biz dedik
3. li el melâiketi : meleklere
4. uscudû : secde edin
5. li âdeme : Âdem'e
6. fe secedû : hemen secde ettiler
7. illâ iblîse : iblis dışında, iblis hariç
8. kâne : oldu, idi
9. min el cinni : cinlerden
10. fe feseka : böylece fıska düştü, itaat etmedi, isyan etti
11. an emri : emrinden
12. rabbi-hî : onun Rabbi
13. e fe tettehızûne-hu : hâlâ onu ediniyor musunuz
14. ve zurriyyete-hû : ve onun zürriyetini, neslini
15. evliyâe : dostlar
16. min dû-nî : benden başka
17. ve hum : ve onlar
18. lekum : size, sizin için
19. aduvvun : düşmandır
20. bi'se : ne kötü
21. liz zâlimîne (li ez zâlimîne) : zalimler için
22. bedelen : bedel, karşılık
Resim---'' Ve iz kulnâ lil melâiketiscudû li âdeme fe secedû illâ iblîs(iblîse), kâne minel cinni fe feseka an emri rabbih(rabbihî), e fe tettehızûnehu ve zurriyyetehû evliyâe min dûnî ve hum lekum aduvv(aduvvun), bi'se liz zâlimîne bedelâ(bedelen)..: Yine o vakti hatırla ki biz, meleklere: «Âdem'e secde edin!» demiştik. İblis hariç olmak üzere onlar hemen secde ettiler. İblis cinlerdendi, Rabbinin emrinden dışarı çıktı. Şimdi siz beni bırakıp da İblis'i ve soyunu dostlar mı ediniyorsunuz? Halbuki onlar sizin düşmanınızdır. Zalimler için bu ne kötü bir değişmedir.’’
KEHF:50 (Resmi:18/İniş:69/Alfabetik:54)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 24 Eyl 2010, 22:31 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Mesajlar: 8839
Konum: BURSA

اُولٰئِكَ الَّذٖينَ اَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ مِنَ النَّبِيّٖنَ مِنْ ذُرِّيَّةِ اٰدَمَ وَمِمَّنْ حَمَلْنَا مَعَ نُوحٍ وَمِنْ ذُرِّيَّةِ اِبْرٰهٖيمَ وَاِسْرَایٖٔلَ وَمِمَّنْ هَدَيْنَا وَاجْتَبَيْنَا اِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِمْ اٰيَاتُ الرَّحْمٰنِ خَرُّوا سُجَّدًا وَبُكِيًّا
1. ulâike : İşte onlar
2. ellezîne : onlar ki
3. en'ame allâhu : Allah ni'metlendirdi
4. aleyhim : onları
5. min en nebiyyîne : nebî (peygamber)lerden
6. min zurriyyeti : zürriyyetinden, neslinden
7. âdeme : Âdem
8. ve mimmen (min men) : ve kimselerden, kişilerden
9. hamelnâ : taşıdık
10. mea : beraber
11. nûhin : Nuh
12. ve min zurriyyeti : ve zürriyyetinden, neslinden
13. ibrâhîme : İbrâhîm
14. ve isrâîle : ve İsrail
15. ve mimmen : ve kimselerden, kişilerden
16. hedeynâ : hidayete erdirdik
17. vectebeynâ : ve seçtik
18. izâ tutlâ : okunduğu zaman
19. aleyhim : onlara
20. âyâtu er rahmâni : Rahmân'ın âyetleri
21. harrû : yere kapandılar
22. succeden : secde ederek
23. ve bukiyyen : ve ağlayarak
Resim---'' Ulâikellezîne en’amallâhu aleyhim minen nebiyyîne min zurriyyeti âdeme ve mimmen hamelnâ mea nûhin ve min zurriyyeti ibrâhîme ve isrâîle ve mimmen hedeynâ vectebeynâ, izâ tutlâ aleyhim âyâtur rahmâni harrû succeden ve bukiyyâ(bukiyyen). (SECDE ÂYETİ).: İşte bunlar, Allah'ın kendilerine nimetler verdiği peygamberlerden, Âdem'in soyundan ve gemide Nuh ile beraber taşıdıklarımızın neslinden, İbrahim ve İsrail'in soyundan, hidayete erdirdiğimiz ve seçtiğimiz kimselerdir. Kendilerine Rahmân (olan Allah)ın âyetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı. ''MERYEM:58 (Resmi:19/İniş:44/Alfabetik:63)

وَلَقَدْ عَهِدْنَا إِلَى آدَمَ مِن قَبْلُ فَنَسِيَ وَلَمْ نَجِدْ لَهُ عَزْمًا
1. ve lekad : ve andolsun
2. ahidnâ : biz ahd verdik
3. ilâ âdeme : Âdem'e
4. min kablu : daha önce
5. fe : fakat, ancak
6. nesîye : unuttu
7. ve lem necid : ve bulmadık
8. lehu : onu
9. azmen : azîmli
Resim---'' Ve lekad ahidnâ ilâ âdeme min kablu fe nesîye ve lem necid lehu azmâ(azmen).:Doğrusu bundan önce Âdem'e (bu ağaçtan yeme diye) emrettik, fakat unuttu ve biz onda bir azim (bir kararlılık) bulmadık. ''
TÂHÂ:115 (Resmi:20/İniş:45/Alfabetik:96)

وَإِذْ قُلْنَا لِلْمَلَائِكَةِ اسْجُدُوا لِآدَمَ فَسَجَدُوا إِلَّا إِبْلِيسَ أَبَى
1. ve iz kulnâ : ve demiştik
2. li el melâiketi : meleklere
3. uscudû : secde edin
4. li âdeme : Âdem'e
5. fe : o zaman, hemen
6. secedû : secde ettiler
7. illâ : hariç, den başka
8. iblîse : iblis
9. ebâ : direndi, yapmadı
Resim---'' Ve iz kulnâ lil melâiketiscudû li âdeme fe secedû illâ iblîs(iblîse), ebâ.:Bir vakit meleklere: «Âdem(e hürmet) için secde edin» demiştik; İblis'ten başka hepsi secde etmiş, o çekinmişti. ''
TÂHÂ:116 (Resmi:20/İniş:45/Alfabetik:96)

فَقُلْنَا يَا آدَمُ إِنَّ هَذَا عَدُوٌّ لَّكَ وَلِزَوْجِكَ فَلَا يُخْرِجَنَّكُمَا مِنَ الْجَنَّةِ فَتَشْقَى
1. fe : artık, bunun üzerine
2. kulnâ : biz dedik
3. yâ âdemu : ey Âdem
4. inne : muhakkak
5. hâzâ : bu
6. aduvvun : düşmandır
7. leke : sana, senin için
8. ve li zevci-ke : ve zevcine, zevcin (eşin) için
9. fe : artık, sonra
10. lâ yuhricenne-kumâ : sakın sizin ikinizi çıkarmasın
11. min el cenneti : cennetten
12. fe : artık, o zaman
13. teşkâ : şâkî olursunuz
Resim---'' Fe kulnâ yâ âdemu inne hâzâ aduvvun leke ve li zevcike fe lâ yuhricennekumâ minel cenneti fe teşkâ.:Biz de (Âdem'e) şöyle demiştik: «Ey Âdem! Şüphesiz bu (İblis) sana ve eşine düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, sonra bedbaht olursun (sıkıntı çeker, perişan olursun).»''
TÂHÂ:117 (Resmi:20/İniş:45/Alfabetik:96)

فَوَسْوَسَ إِلَيْهِ الشَّيْطَانُ قَالَ يَا آدَمُ هَلْ أَدُلُّكَ عَلَى شَجَرَةِ الْخُلْدِ وَمُلْكٍ لَّا يَبْلَى
1. fe : artık, öyleyse
2. vesvese : vesvese verdi
3. ileyhi : ona
4. eş şeytânu : şeytan
5. kâle : dedi
6. yâ âdemu : ey Âdem
7. hel edullu-ke alâ : sana delâlet (önderlik) edeyim mi
8. şecereti : ağaç
9. el huldi : ebedî olan, sonsuz olan
10. ve mulkin : ve bir saltanat
11. lâ yeblâ : sona ermeyecek
Resim---'' Fe vesvese ileyhiş şeytânu kâle yâ âdemu hel edulluke alâ şeceretil huldi ve mulkin lâ yeblâ.:Nihayet şeytan ona vesvese verdi. Şöyle dedi: «Ey Âdem! Sana sonsuzluk ağacını ve çökmesi olmayan bir saltanatı göstereyim mi?» ''
TÂHÂ:120 (Resmi:20/İniş:45/Alfabetik:96)

فَأَكَلَا مِنْهَا فَبَدَتْ لَهُمَا سَوْآتُهُمَا وَطَفِقَا يَخْصِفَانِ عَلَيْهِمَا مِن وَرَقِ الْجَنَّةِ وَعَصَى آدَمُ رَبَّهُ فَغَوَى
1. fe : artık, böylece, bunun üzerine
2. ekelâ : ikisi yedi
3. min-hâ : ondan
4. fe : böylece, artık, o zaman
5. bedet : ortaya çıktı, açıldı
6. lehumâ : ikisinin
7. sev'âtu-humâ : ikisinin avret yerleri, ayıp yerleri
8. ve tafıkâ : ve ikisi başladı
9. yahsıfâni : ikisi örtüyor
10. aleyhimâ : kendi üzerlerini
11. min varakı : yapraklardan
12. el cenneti : cennet
13. ve asâ : ve isyan etti, asi oldu
14. ademu : Âdem
15. rabbe-hu : onun (kendi) Rabbi
16. fe : artık, böylece
17. gavâ : azdı
Resim---'' Fe ekelâ minhâ fe bedet lehumâ sev’âtuhumâ ve tafıkâ yahsıfâni aleyhimâ min varakıl cenneti ve asâ âdemu rabbehu fe gavâ.: Bunun üzerine ikisi de o ağaçtan yediler. Hemen ayıp yerleri kendilerine açılıp görünüverdi. Ve üzerlerine cennet yaprağından örtüp yamamaya başladılar. Âdem Rabbinin emrinden çıktı da şaşırdı.''
TÂHÂ:121 (Resmi:20/İniş:45/Alfabetik:96)

أَلَمْ أَعْهَدْ إِلَيْكُمْ يَا بَنِي آدَمَ أَن لَّا تَعْبُدُوا الشَّيْطَانَ إِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ
1. e lem a'had : ahd almadım mı
2. ileykum : size
3. yâ benî âdeme : ey Âdemoğulları
4. en lâ ta'budû : kul olmamanız
5. eş şeytâne : şeytan
6. inne-hu : muhakkak ki o
7. lekum : sizin için, size
8. aduvvun : düşman
9. mubinun : apaçık
Resim---'' E lem a’had ileykum yâ benî âdeme en lâ ta’budûş şeytân(şeytâne), innehu lekum aduvvun mubîn(mubinun). «Ey Âdemoğulları! Şeytana tapmayın, o size apaçık bir düşmandır ve bana kulluk edin, doğru yol budur, diye size and vermedim mi?» (buyurulacak)
YÂSÎN:60 (Resmi:36/İniş:41/Alfabetik:108)


+

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 24 Eyl 2010, 22:32 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Mesajlar: 8839
Konum: BURSA
Resim --- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Kıyâmet gününde Kur'ân-ı Kerîm dünya hayatında onunla amel edenlerle birlikte huzura gelecektir. Bakara ve Âl-i İmrân sûreleri önde yer alacak, kendilerini okuyan ve amel edenleri savunacaklardır." buyurmuştur. (Müslim, Sahih 1,1554)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 28 Eyl 2010, 23:06 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2008, 02:00
Mesajlar: 2416
Konum: BURSA
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Fasil : KADER BÖLÜMÜ
Konu : Hayvanlara Merhamet
Ravi : Ebu Hüreyre

HADİS-İ ŞERİF no: 4844

Resim ------ Resulullah (sav) buyurdular ki: "Hz. adem ve Musa aleyhimasselam münakaşa ettiler. Musa, adem`e: "İşlediğin günahla insanları cennetten çıkaran ve onları şekavete (bedbahtlığa) atan sensin değil mi!" dedi. adem de Musa`ya: "Sen, Allah`ın risalet vermek suretiyle seçtiği ve hususi kelamına mazhar kıldığı kimse ol da, daha yaratılmamdan [kırk yıl] önce Allah`ın bana yazdığı bir işten dolayı beni ayıplamaya halk (bu olacak şey değil)!" diye cevap verdi." Resulullah devamla dedi ki: "Hz. adem Musa`yı ilzam etti!"

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 28 Eyl 2010, 23:09 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2008, 02:00
Mesajlar: 2416
Konum: BURSA
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Fasil : TEFSİR BÖLÜMÜ ESBAB-I NÜZULE DAİR
Konu : A`raf Suresi
Ravi : Ebu Hüreyre

HADİS-İ ŞERİF no: 614

Resim ------ Resulüllah (sav) buyurdular ki: "Allahu Zül-Celal hazretleri adem (a.s.)`ı yarattığı zaman sırtını meshetti. Bunun üzerine kıyamete kadar onun neslinden yaratacağı insanlardan herbirinin iki gözü arasına nurdan bir parlaklık koydu. Sonra hepsini adem (a.s.)`e arzetti. adem (a.s.): "Ey Rabbim bunlar da kim?" diye sordu. "Bunlar senin zürriyetindir" dedi. Onlardan bir tanesi dikkatini çekti, gözlerinin arasındaki parlaklık çok hoşuna gitmişti. "Ey Rabbim şu da kim?" diye sordu. "Davud" deyince. "Pekala ne kadar ömür verdin?" diye sordu. "Altmış yıl" dedi. adem: "Ey Rabbim, ona benim ömrümden kırk yıl ilave et!" dedi. Resulullah (sav) buyurdular ki: Hz. adem`in yaşı kırk yıl eksik olarak kesinleşince hemen ölüm meleği geldi. adem (a.s.) ona: "Yani benim ömrümden kırk yıl daha geride kalmadı mı?" dedi. Melek: "İyi ama", dedi, sen onu oğlun Davud`a vermedin mi?" adem inkar etti, zürriyeti de inkar etti. adem unuttu ve meyveden yedi. Zürriyeti de unuttu. adem hata işledi, zürriyeti de hata işledi." (Tirmizi hadisin sahih olduğunu söyledi)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 28 Eyl 2010, 23:11 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2008, 02:00
Mesajlar: 2416
Konum: BURSA
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Fasil : KADER BÖLÜMÜ
Konu : Çocukların Hükmü
Ravi : Ömer İbnu`l-Hattab

HADİS-İ ŞERİF no: 4845

Resim ------ Resulullah (sav) buyurdular ki: "Musa aleyhisselam: "Ey Rabbim! bizi ve kendisini cennetten çıkaran adem`i bize bir göster!" diye niyazda bulundu. Hak Teala ve Tekaddes hazretleri de babası adem aleyhisselam`ı ona gösterdi. Bunun üzerine Hz. Musa: "Sen babamız adem misin?" dedi. adem: "Evet!" deyince: "Yani sen, Allah`ın kendi ruhundan üflediği kimsesin. Sana bütün isimleri öğretti, meleklere emretti ve onlar da sana secde ettiler öyle değil mi?" diye sordu. adem yine: "Evet!" dedi. Hz. Musa sormaya devam etti: "Öyleyse sen niye bizi ve kendini cennetten çıkardın?" Bu soru üzerine Hz. adem: "Sen kimsin ?" dedi. O: "Ben Musa`yım!" deyince: "Yani sen, Allah`ın risalet vererek mümtaz kıldığı kimsesin. Sen Beni İsrail`in peygamberi, perde gerisinde Allah`ın konuştuğu kimsesin. Allah seninle kendi arasına mahlukatından bir elçi de koymadı değil mi?" dedi. Hz. Musa "Evet!" deyince; Hz. adem: "Öyleyse sen, (bu söylediğin şeyin) ben yaratılmazdan önce Allah`ın (kader) kitabında yazılmış olduğunu görmedin mi?" dedi. Hz. Musa "Evet!" deyince: "Öyleyse Allah`ın kazası (hükmü) benden önce cereyan etmiş bir şey hakkında beni niye levmediyorsun?" dedi." Aleyhissalatu vesselam, devamla: "Hz. adem, Musa`yı ilzam etti. Hz. adem Musa`yı ilzam etti. Hz. adem, Musa aleyhimesselam`ı ilzam etti" buyurdular.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 28 Eyl 2010, 23:16 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2008, 02:00
Mesajlar: 2416
Konum: BURSA
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Fasil : ALEMİN YARATILIŞI BÖLÜMÜ
Konu : Alemin Yaratılışı Hakkında
Ravi : Ebu Hüreyre

HADİS-İ ŞERİF no: 1699

Resim ------ Resulullah (sav) buyurdular ki: "Allah Teala, Hz. adem (a.s)`i yarattığı ve ruh üflediği zaman, adem hapşırdı ve elhamdülillah diyerek, izni ile Teala`ya hamdetti, Rabbi de ona: "Ey adem, yerhamukallah (Allah sana rahmet etsin), (mukarreb) meleklerden şu oturan gruba git ve "Esselamu aleyküm" de!" dedi. (Hz. adem öyle yaptı. Hitab ettiği melekler): "Ve aleyke`s-selamu ve rahmetullahi ve berekatuhu!" diye karşılık verdiler. Sonra adem (a.s) Rabbine döndü. Rabbi ona: "Bu cümle senin ve evladlarının aralarındaki selamlaşmadır" dedi. Allah Teala hazretleri, elleri kapalı olduğu halde adem`e: "Dilediğini seç" dedi. Hz. adem: "Rabbimin sağ elini seçtim! Rabbimin iki eli de sağdır, mübarektir" dedi. Sonra Allahu Teala hazretleri sağ elini açtı. İçinde Hz. adem ve onun zürriyeti(nin emsalleri) vardı. Hz. adem (a.s): "Ay Rabbim, bunlar nedir?" dedi. Rabb Teala: "Bunlar senin zürriyetindir" dedi. Her insanın iki gözünün arasında ömrü yazılıydı. Aralarında biri hepsinden daha parlak, daha nurlu idi. Hz. adem: "Ey Rabbim! Bu kimdir?" dedi. Rabb Teala hazretleri: "Bu senin oğlun Davud`dur. Ben ona kırk yıllık ömür takdir ettim" dedi. adem aleyhisselam: "Ey Rabbim onun ömrünü uzat!" talebinde bulundu. Rabb Teala: "Bu ona takdir edilmiş olandır!" deyince. adem: "Ey Rabbim, ben ona kendi ömrümden altmış senesini verdim" diye ısrar etti. Bunun üzerine Rabb Teala: "Sen ve bu (talebin berabersiniz)." buyurdu. Sonra adem cennete yerleştirildi. Allah`ın dilediği kadar orada kaldı. Sonra cennetten (arza) indirildi. adem burada kendi ecelini yıl be-yıl sayıp hesaplıyordu. Derken ölüm meleği geldi. Hz. adem (a.s) ona: "Acele ettin, erken geldin. Bana bin yıl ömür takdir edilmiştir" dedi. Melek: "İyi ama sen oğlun Davud`a altmış senesini verdin" dedi. Ne var ki O bunu inkar etti, zürriyeti de inkar etti; o unuttu, zürriyeti de unuttu." Resulullah (sav) ilave etti: "O günden itibaren yazma ve şahidlik emredildi."

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 28 Eyl 2010, 23:18 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2008, 02:00
Mesajlar: 2416
Konum: BURSA
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Fasil : SOHBET BÖLÜMÜ
Konu : Selamlaşmak
Ravi : Ebu Hüreyre

HADİS-İ ŞERİF no: 3382

Resim ------ Resulullah (sav) buyurdular ki: "Allah Teala Hazretleri, Hz. adem (as)`i kendi sureti üzere ve boynunu da altmış zira olarak yaratınca: "Git, şu oturan meleklere selam ver, onların seni nasıl selamlayacaklarına da dikkat et, dinle. Zira o selam, senin ve zürriyetinin selamı olacaktır" dedi. (Bunun üzerine adem onlara gidip): "Esselamü aleyküm!" diye selam verdi. Melekler: "Esselamü aleyke verahmetullahi" dediler ve selama mukabele ederken verahmetullahi`yi ilave ettiler. Cennete her giren Hz. adem suretinde (ve boyu da altmış arşın boyunda) olacak. Halk şu ana kadar (boyca) hep eksilmektedir."

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 28 Eyl 2010, 23:20 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2008, 02:00
Mesajlar: 2416
Konum: BURSA
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Fasil : KİBİR VE UCUB BÖLÜMÜ
Konu : Kibir Ve Ucub Hakkında
Ravi : Ebu Hüreyre

HADİS-İ ŞERİF no: 5223

Resim ------ Resulullah (sav) buyurdular ki: "İnsanlar, ya cehennem kömüründen başka bir şey olmayan ölmüş ecdadlarıyla övünmekten vazgeçerler, yahut da Allah katında, burnuyla pislik yuvarlayan mayıs böceğinden daha adi bir dereceye düşerler. Allah Teala hazretleri sizlerden cahiliye kibrini temizledi. Artık o, muttaki bir mü`min yahut bedbaht bir facirdir. İnsanların hepsi Hz. adem`in evlatlarıdır. adem ise topraktan yaratılmıştır."

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 28 Eyl 2010, 23:23 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2008, 02:00
Mesajlar: 2416
Konum: BURSA
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Fasil : ALEMİN YARATILIŞI BÖLÜMÜ
Konu : Alemin Yaratılışı Hakkında
Ravi : Ebu Musa

HADİS-İ ŞERİF no: 1698

Resim ------ Resulullah (sav)`ı dinledim, şunu söyledi: "Allah Teala hazretleri, adem`i, yeryüzünün bütün (cüzler)inden almış olduğu bir avuç topraktan yarattı. adem`in oğulları da arzın kısımlanna göre vücuda geldi. Bir kısmı beyazdır, bir kısmı kızıldır, bir kısmı siyahdır. Bunlar arasında orta (renkliler) de var. Ayrıca bir kısmı uysaldır, bir kısmı haşindir, bir kısmı habis (kötü kalbli), bir kısmı iyi kalblidir."

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 28 Eyl 2010, 23:25 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2008, 02:00
Mesajlar: 2416
Konum: BURSA
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Fasil : FEZAİL BÖLÜMÜ
Konu : İslam Ümmetinin Fazileti
Ravi : Ebu Said

HADİS-İ ŞERİF no: 4510

Resim ------ Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kıyamet günü Aziz ve Celil olan Allah: "Ey adem" diye seslenir. adem: "Ey Rabbim buyur, emrindeyim, bütün hayırlar senin elindedir!" der. Şöyle bir nidada bulunulur: "Allah sana, cehennem heybetini çıkarmanı emrediyor!" adem sorar: "Ey Rabbim, cehennem hey`eti ne kadardır?" "Her binden dokuzyüzdoksandokuzu!" İşte hamilelerin çocuğunu düşürdüğü, çocukların ihtiyarladığı, insanların sarhoş olmadıkları halde, azabın şiddetinden sarhoşa döneceklerini göreceğin zaman bu zamandır." Bu haber Ashab`a çok ağır geldi. Öyle ki yüzlerinin rengi değişti. "Ey Allah`ın Resulü!" dediler, "bu binde bir içine hangimiz gireceğiz?" "Ye`cuc ve Me`cuc`dan binde dokuzyüzdoksandokuz, sizden ise bir olacak. Şunu da bilin: Siz insanlar arasında, beyaz bir öküzde siyah bir kıl veya siyah bir öküzde beyaz bir kıl durumundasınız."

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 28 Eyl 2010, 23:27 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2008, 02:00
Mesajlar: 2416
Konum: BURSA
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Fasil : KIYAMET VE KIYAMETLE İLGİLİ MESELELER BÖLÜMÜ
Konu : Cennetlikler Ve Cehennemlikler
Ravi : Ebu Hureyre

HADİS-İ ŞERİF no: 5149

Resim ------ Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kıyamet günü ilk çağırılacak olan, Hz. adem`dir. Hak Teala hazretleri: "Buyur ey Rabbim, emrindeyim!" der. Rabb Teala: "Zürriyetinden cehenneme gidecekleri ayır!" emreder. adem: "Ey Rabbim ne miktarını ayırayım?" diye sorar. Rabb Teala: "Her yüzden doksan dokuzunu!" ferman buyurur." (Ashab bu esnada atılıp): "Ey Allah`ın Resulü! Bizden geriye ne kaldı?" derler. Aleyhissalatu vesselam: "Benim ümmetim, diğer ümmetler yanında siyah öküzün başındaki beyaz tüy gibi (az)dır!" buyurdular.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 28 Eyl 2010, 23:29 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2008, 02:00
Mesajlar: 2416
Konum: BURSA
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Fasil : FEZAİL BÖLÜMÜ
Konu : Resulullah (sav)`ın Fazilet Ve Menkıbeleri
Ravi : Ebu Hureyre

HADİS-İ ŞERİF no: 4358

Resim ------ : "Ey Allah`ın Resulü!" dendi. "Sana peygamberlik ne zaman vacib oldu? Resulullah (sav) Şöyle cevap verdi: "Hz. adem ruhla cesed arasında iken!" buyurdular.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 28 Eyl 2010, 23:31 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2008, 02:00
Mesajlar: 2416
Konum: BURSA
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Fasil : ALLAH`IN SIFATLARI BÖLÜMÜ
Konu : Allah`ın Sıfatları
Ravi : Ebu Hureyre

HADİS-İ ŞERİF no: 3483

Resim ------ : Resulullah (sav) buyurdular ki: "Sizden biri kardeşiyle dövüşünce yüze vurmaktan sakınsın." (Müslim`in rivayetinde şu ziyade var: "...Zira Allah adem`i kendi suretinde yaratmıştır.") buyurdular.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 28 Eyl 2010, 23:33 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2008, 02:00
Mesajlar: 2416
Konum: BURSA
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Fasil : ALEMİN YARATILIŞI BÖLÜMÜ
Konu : Alemin Yaratılışı Hakkında
Ravi : Aişe

HADİS-İ ŞERİF no: 1700

Resim ------ : Resulullah (sav) buyurdular ki: "Melekler nurdan yaratıldılar, cinler dumanlı bir alevden yaratıldılar. adem de size vasfı yapılandan yaratıldı."

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 28 Eyl 2010, 23:34 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2008, 02:00
Mesajlar: 2416
Konum: BURSA
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Fasil : KATL BÖLÜMÜ
Konu : Katlden Nehy
Ravi : İbnu Mes`ud

HADİS-İ ŞERİF no: 4927

Resim ------ Resulullah (sav) buyurdular ki; "Yeryüzünde haksız yere öldürülen bir insan yoktur ki katilin günahından bir misli Hz. adem`in ilk oğluna (Kabil`e) gitmemiş olsun. Çünkü o, haksız öldürme yolunu ilk açandır."

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 28 Eyl 2010, 23:35 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2008, 02:00
Mesajlar: 2416
Konum: BURSA
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Fasil : KESB (KAZANÇ) BÖLÜMÜ
Konu : Helal Kazanca Teşvik; Haramdan Sakındırma
Ravi : Mikdam İbnu Ma`dikerb

HADİS-İ ŞERİF no: 5165

Resim ------ Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "(Beni adem`den) hiç kimse elinin emeğinden daha hayırlı bir taamı asla yememiştir. Allah`ın peygamberi Davud aleyhisselam elinin emeğini yerdi."

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 28 Eyl 2010, 23:42 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2008, 02:00
Mesajlar: 2416
Konum: BURSA
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Fasil : ALEMİN YARATILIŞI BÖLÜMÜ
Konu : Alemin Yaratılışı Hakkında
Ravi : Ebu Hureyre

HADİS-İ ŞERİF no: 1692

Resim ------ Resulullah (sav) bir gün elimden tuttu ve şu açıklamayı yaptı: "Allah toprağı cumartesi günü yarattı. Ondaki dağları pazar günü yarattı; ağaçları pazartesi günü yarattı. Mekruhları salı günü yarattı. Nuru çarşamba günü yarattı ve onda hayvanları perşembe günü yaydı. Hz. adem (a.s)`i cuma günü ikindi vaktinden sonra, ikindi ile gece arasındaki gündüz vaktinin en son saatinde en son mahluk olarak yarattı."

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 30 Eyl 2010, 12:58 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2008, 02:00
Mesajlar: 2416
Konum: BURSA
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Fasil : FEZAİL BÖLÜMÜ
Konu : Bazı Zamanların Fazileti - Cuma Günü
Ravi : Evs İbnu Evs

HADİS-İ ŞERİF no: 4568

Resim ------ Resulullah (sav) buyurdular ki: "Cum`a, en hayırlı günlerinizden biridir. Hz. adem aleyhisselam(ıntoprağı) o gün yaratıldı, o gün kabzedildi. (Kıyamette Sur`a) o gün üflenecek, sayha da o günde olacak. Öyleyse o gün bana salavatı çok okuyun. Zira salavatlarınız bana arzedilir." Orada bulunanlar: "Salavatlarımız size nasıl arzedilir? Siz çürümüş olacaksınız!" dediler. Aleyhissalatu vesselam: "Allah Teala Hazretleri, Arz`a peygamberlerin cesetlerini yemeyi haram kıldı" buyurdular.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 01 Eki 2010, 22:00 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2008, 02:00
Mesajlar: 2416
Konum: BURSA
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Fasil : KIYAMET VE KIYAMETLE İLGİLİ MESELELER BÖLÜMÜ
Konu : Cennetlikler Ve Cehennemlikler
Ravi : Ebu Hureyre

HADİS-İ ŞERİF no: 5129

Resim ------ Resulullah (sav) buyurdular ki: "Cennete ilk girecek zümre, dolunay gecesindeki ay suretindedir. Onu takip eden zümre, parlaklık yönüyle gökteki en büyük yıldız gibidir. Cennetlikler bevletmezler, büyük abdest de bozmazlar, tükürmezler, sümkürmezler de. Tarakları altındandır, terleri misktir. Buhurdanları öd ağacından, zevceleri kara gözlü hurilerden olacak. Onlar ataları adem`in yaratılışı üzere, altmış zira` boyunda tek bir adam suretinde olacaklar."

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 06 Eki 2010, 10:12 
Çevrimdışı
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 24 Mar 2008, 02:00
Mesajlar: 487

..... Nabi (ö.1712) adam olmakla namaz arasında ciddi bir bağ bulunduğunu iddia edenlerdendir. Oğlu Hayrullah için yazdığı Hayriyye nam ünlü nasihatnamesinde namaz için ayrı bir bölüm ayırarak sonunda der ki:

Sen namaza idesin çünki kıyâm
Elf olursun eyâ mâh-ı temâm

Rakî' olsan görinür sûret-i dâl
Enbiyâ sırrıdır anla bu makâl

Sâcid olsan görinür halka-i cesîm
Âdem olursun eyâ rûh-ı cesîm

Anla çün kim sana keşf ola bu râz
Âdem olur mı iden terk-i namâz

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 20 Kas 2010, 07:45 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2008, 02:00
Mesajlar: 2416
Konum: BURSA
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Fasil : KIYAMET VE KIYAMETLE İLGİLİ MESELELER BÖLÜMÜ
Konu : Şefaat Hakkında
Ravi : Enes

HADİS-İ ŞERİF no: 5095

Resim ------ Resulullah (sav) buyurdular ki: "Allah Teala hazretleri azabı en hafif olan cehennemliğe: "Eğer dünya her şeyiyle senin olsaydı, şu azabdan kurtulmaya bedel, fidye olarak verir miydin?" diye soracak. Adam: "Evet!" diyecek. Rabb Teala bunun üzerine: "Sen daha Hz. adem`in sulbünde iken ben senden bundan daha hafifini istemiş: "Bana hiçbir şeyi ortak kılma da seni ateşe sokmayayım, cennete koyayım" demiştim. Sen buna yanaşmadın, şirke girdin" buyuracak."

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 20 Kas 2010, 07:46 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2008, 02:00
Mesajlar: 2416
Konum: BURSA
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Fasil : FİTNELER HEVALAR VE İHTİLAFLAR BÖLÜMÜ
Konu : Fitne Patlak Verince Yapılacak Tavsiye
Ravi : Ebu Musa

HADİS-İ ŞERİF no: 4761

Resim ------ Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kıyametten hemen önce karanlık gecenin parçaları gibi fitneler var. Kişi o fitnelerde mü`min olarak sabaha erer, aksama kafir olur; mü`min olarak aksama erer, sabaha kafir çıkar. O fitnede oturan, ayakta durandan hayırlıdır. Yürüyen koşandan hayırlıdır. Öyleyse yaylarınızı kırın, kirişlerinizi parçalayın, kılıçlarınızı da tasa vurun. Sizden birinin evine girerlerse Hz. adem`in iki oğlundan hayırlısı olsun (ölen ölsün, öldüren değil)". [Ebu Davud, "koşandan" kelimesinden sonra şu ziyadeyi kaydetmiştir: "Yanındakiler, "Bize ne emredersiniz (ey Allah`ın Resulü)?" dediler. "Evinizin demirbaşları olun!" buyurdu."]

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 20 Kas 2010, 07:47 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 07 Şub 2008, 02:00
Mesajlar: 2416
Konum: BURSA
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Fasil : HACC VE UMRE BÖLÜMÜ
Konu : Hacc-ı Temettu Ve Haccın Feshi
Ravi : Aişe

HADİS-İ ŞERİF no: 1311

Resim ------ Biz hacc aylarında Resulullah (sav)`la birlikte, hacc için ihrama girmiş olarak, hacc gecelerinde yola çıkıp Seref nam yere indik. Orada Resulullah (sav): "Kimin beraberinde kurbanlığı yoksa, haccını umre yapmak isteyen umreye çevirsin. Beraberinde kurbanlığı olan bunu yapmasın" dedi. Hz. Aişe sözünde devamla der ki: "Ashab`tan bazısı umreye niyet etti, bazısı da terketti. Resulullah (sav) ile, gücü yerinde olan bazısının yanında kurbanlığı vardı. (Bir ara) Resulullah yanıma gelince beni ağlar buldu. "Niye ağlıyorsun?" diye sordu. "Ben ashabına söylediklerini işittim ve umre yapmaktan engel olundum!" dedim. Bunun üzerine: "Neyin var?" diye tekrar sordu. "Namaz kılamıyorum (hayız oldum)" dedim. "Bu sana zarar vermez. Sen Hz. adem (a.s)`in kızlarından bir kadınsın, Allah öbürlerine yazdığı kaderi sana da takdir etti, bu bir kusur sayılmaz. Sen haccına devam et. Cenab-ı Hakk inşaallah, umreyi de sana nasib edecek" dedi

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 47 mesaj ]  Sayfaya git 1, 2  Sonraki

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye