Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 06 Ara 2019, 17:22

Tüm zamanlar UTC + 2 saat




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 119 mesaj ]  Sayfaya git Önceki  1, 2, 3, 4, 5  Sonraki
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 07 Şub 2010, 18:41 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 09 Ağu 2007, 02:00
Mesajlar: 3843
Bu konuyu facebook'ta paylan!


Diyorlar ki;

“Kaldırın KÂBE’ yi ortadan, insanların birbirlerine secde ettiklerini göreceksiniz…”


KÂBE’ yi zahirdeki TAŞ yapıdan ibaret zannedenler…
Elbetteki o taş yapı ortadan kaldırılınca KÂBE’ nin de ortadan kalkmış olacağına inandıkları için yalnızca BEDEN GÖZÜ ile gördüklerine yorum yapıyorlar.

Öyle ise;
Orada ortadan kaldırdıkları KÂBE’ yi veya benzerini diksinler başka bir yere bakalım.
İnsanlar dönüp te oraya secde edecekler mi !


Hayır;

İnsanlar ne birbirlerine ne de ortadaki taş yapıya secde ediyor değiller.
Ancak ve ancak;

Allah’ ın emri ile KÂBE’ ye gidiyor…
Allah’ ın emri ile Allah’ a

Ve ;

Allah’ ın “Secde” yi emrettiği yere secde ediyorlar…

KÂBE’ nin MAN’ sına secde ediyorlar…

Birbirlerine secde eden insanlar olabilir…
Bunun için Kâbe’ ye gitmelerine de gerek yok…
Zaten her yerde görüyoruz onları…

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 17 Mar 2010, 22:13 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 09 Ağu 2007, 02:00
Mesajlar: 3843
مَالِكِ يَوْمِ الدّينِ

Maliki yevmid dîn.
O Din gününün Malikidir…


Allah cc. Her günün… Her AN’ ın… ve Her ŞEY’ in Malikidir…

De….

Bunun böyle olduğunu insan ancak
YEVMidDiYN…’ de görür AN’ lar… ŞAHİD olur…

Çünkü
YEVMidDiYN; NUR’ u YAŞAYIŞ DAİMİYETİ’ dir…

Bu da ancak Hakikat-i Muhammediye OL-AN VûCuD’ un KENDİ HAKİKATİ’ ni YAŞAMASI ile
MîM-KÛN olur…

O zaman işte insan KENDİ NEFS’ inde


Allah cc. O gün sorar; Mülk Kimindir?
Ve KENDİ cevaplar…
KAHHAR OL-AN ALLAH’ ın

Bunu yaşar ve niye böyle olduğunu anlar… Çünkü VeHMi BEN’ lik helak olmuştur…

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 17 Mar 2010, 22:48 
Çevrimdışı
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 23 Ara 2009, 02:00
Mesajlar: 496
öpüyoruz muHABbetinizi... başım gözüm üstüne... hamdolsun...
yananlar sofrasına meze olmaz mıyız?... hamdolsun...


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 18 Mar 2010, 13:00 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 09 Ağu 2007, 02:00
Mesajlar: 3843
Allah cc. razı olsun CAN' dan kardeşimiz Hamdolsun....

اَلَّذى خَلَقَ الْمَوْتَ وَالْحَيٰوةَ لِيَبْلُوَكُمْ اَيُّكُمْ اَحْسَنُ عَمَلًا وَهُوَ الْعَزيزُ الْغَفُورُ

Ellezi halekal mevte vel hayate liyebluvekum eyyukum ahsenu 'amela, ve huvel'azizul ğafûr. Mûlk Suresi 2/77

O ki ölümü ve dirimi kadir edip yarattı, sizi imtihana çekip şunu bildirmek için ki hanginiz amelce daha güzel, hem o öyle azîz, öyle gafur.

“…halekal mevte…”

ÖLÜM’ ü Halk etti…

Aslında bu şekilde yazılışı dahi

“Ölümü halk etti” her şeyi anlatıyor.

Halk; Bildiğimiz HALK’ tır… Yani her bir insan MEVT oldu…Çünkü; MEVT;

M – Muhammedî Hakikat olan
V - Vûcud’ a
T - Sahip Çıkıştır. BEN deyiştir… BEN-im deyiştir…

Bir BeDeN’ de gör de CAN’ ı,
Tanıyabilirsen T-AN’ ı,
Nerede sandın ŞEY-T-AN’ ı
Hakikatini BİLmeden.


“…Ellezi halekal mevte vel hayyate”

Allah cc. Ölümden sonra HAYY-at’ ı HALK etti..

HAYY-aT… DİRİ’ lme


Zahir-Batın Yaşayanın Hakikatinin “T” (İKİlik- BEN) değil…

“H” HAKK” OLduğunu… Hakikat i BİLmeyle mümkündür.

Mümkün ; MÎM-KÛN dür.

Çünkü Allah-u Zûlcelâlin; “KÛN”… OL buyurduğu Nur-u MîM’ dir…

Nur-u MîM OL-AN’ ın ASL’ ı
BeDeN KaBRi’ N-de CAN yaslı,
AŞK MaKaM’ ında HAKK faslı,
DİRİ’ lemezsin ÖLmeden,



Önce ÖLÜM sonra HAYY-at... ve MÛLK Suresi' nde zikredilmesi ne kadar AN-LÂM' lı...

Mûlk' ün SAHİB' i KİMdir ? Sorusunun cevabını


BİLen-BULan-OLan ve YAŞAyanlar...DİRİ'lmekte

Bilemeyen ya da bildiği halde inkar eden ve HAKKikati örten
KüFüR ehli ise;
ÖLü ÖLmüş deriz ya...
MEVT olarak dünyada ÂMÂ oldukları gibi ahirette de ÂMÂ olarak kalacaklardır...

Muhammedi Muhabbetle

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 02 Nis 2010, 15:42 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 09 Ağu 2007, 02:00
Mesajlar: 3843
SU' yu çekildiğinde-kuruduğunda

KUYU dediğimize KÖR KUYU deriz.

Kuyu kendi başına bir amaç değildir.
Amaç; SU' ya ulaşmaktır.

Yani;
KUYU' nun VAR oluş NEDENİ SU' dur.

VAR oluş NEDEN' inden uzaklaşan ise KÖR' dür... ÂMÂ' dır.

"Dünyada ÂMÂ olan ahirette de ÂMÂ' dır"

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 09 May 2010, 18:38 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 09 Ağu 2007, 02:00
Mesajlar: 3843
Namaza duracağım esnada şunu söylüyorum veya düşünüyorum.

“ Ve lâ havle velâ kuvvete illâ billahi’l-aliyyi’l-azîm”

Kuvvet ve kudret sadece Ulu ve Yüce Allah sayesindedir.

Yani O dilemeseydi ben şimdi namaz kılıyor olamazdım.

Öyleyse; Şu sonsuz sınırsız kâinatı her an ayakta tutan,
Her zerrenin rızkını veren… 18.000 Âlemi görüp gözeten…
Ve nice nice bilmediğimiz işleri olduran Allah cc.

Beni de unutmamış… Oysa ben O’ nu kaç kere unutmuşumdur da günahlarıma dalmışımdır…
Buna rağmen küsmemiş kırılmamış ta…
Arınmam için huzuruna çağırmış…

Nasıl şükredilir bir bilebilsem…

Daha bunun üstüne bir de namaz kılmakla sanki O’ nun için çok büyük bir iş yapmışım gibi
ardından ellerimi açıp dileklerimi sıralıyorum…
Hak ettim ya…

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 13 May 2010, 18:51 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 09 Ağu 2007, 02:00
Mesajlar: 3843
BİLiyoruz ki; ZAHİR’ de görünen ÇEKİRDEK… BATIN’ da AĞAǒ ı GİZler…

Öyleyse;

Zahir’ de Allah’ tan UZAK olduğunu düşündüğünde…

Batın’ da nasıl bir YAKINLIK GİZ’ lenmekte OL’ duğunu BİL….

Bu böyledir… Çünkü;


ذٰلِكَ بِاَنَّ اللّٰهَ يُولِجُ الَّيْلَ فِى النَّهَارِ وَيُولِجُ النَّهَارَ فِى الَّيْلِ وَاَنَّ اللّٰهَ سَميعٌ بَصيرٌ

Zalike bi ennellahe yulicul leyle fin nehari ve yulicun nehar fil leyli ve ennellahe semium besîr.

Çünkü Allah, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar ve Allah, semi'dir, basîrdir HAC Suresi 61.Ayet

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 15 May 2010, 09:31 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 06 Şub 2007, 02:00
Mesajlar: 649
Konum: ESKİŞEHİR
halimkok yazdı:
Kendi değerini anlamak istiyorsan neye muhtaç olduğuna bak...


Bu söz sevgili HALİM CAN, günün değil, her günün sözü olabilecek değerde... Nitekim Münir DERMAN hocamız da bir hadisi naklederek şöyle der: "ALLAH YANINDA KIYMETİNİZİ ARAMAYIN. ALLAHIN SİZİN YANINIZDAKİ KIYMETİNİ ÖLÇÜN. O ZAMAN KENDİ KIYMETİNİZİ ANLARSINIZ".

_________________
Âmaya renk tarif etme,
Siyahtan gayrını blmez,
Aşığa DOST'tan bahsetme,
ALLAH'tan gayrını bilmez...


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 19 May 2010, 22:00 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 09 Ağu 2007, 02:00
Mesajlar: 3843
Küçük Temel okuldan ağlayarak eve dönmüş.
Babası sormuş;


- Ne oldiii ula Temeelll ? Niye ağliysun?

- Öğretmen ; "Beş çere beş kaç eder deyi" sordi...

- Eeee... Sen ne dedun?

- 15 eder dedum… O da çızdi beaa…

- Ula pohhh yiyenin oğli… Beş çere beş on beş eder mi…
Yirmi beş eder daaa… Pilemedun otuz…



Bildiğinden emin olamadıktan sonra…

Söylediğin doğru da olsa geçer gidersin…

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: HAYY-B- EDEN muHABBEtler...
MesajGönderilme zamanı: 16 Ağu 2010, 22:43 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 09 Ağu 2007, 02:00
Mesajlar: 3843
Yıllarca Ağlama Duvarı’ nın önüne gelerek ağlayan, derdini döken birisine ne hissettiği sorulduğunda diyor ki;
“Bazen sanki bir duvara konuşuyormuşum gibi hissediyorum…”

İnsanlarla konuşurken bazen ben de öyle hissediyorum. Sanki bir duvarla konuşuyorum gibi…

Biraz önce camide Teravih namazına gittiğimizde…

Ezan bitmiş… Millet camiye girecek… Tam kapıda birinin koluna girmiş;
Karpuzun kilosunu kaç liraya aldığını anlatan… Ve karpuzun iyisini nasıl anlayacağına dair konferans verenler yüzünden
Merdivenlerde bekleşenler…

İçeride… Safların sık ve düzgün olması hususunda her namaz öncesi İmam Efendi uyardığı halde…
Önündeki safta boş olan yere çağırdığım kişi… “Yok sağol böyle iyiyim…” diyor…
Haa bi de kibar ha... "Sağol" diyor

Bir şey demeye anlatmaya vakit yok… İmam Efendi “Allahu Ekber” diyor…
Yeniden namaz başlıyor…
Zaten Teravih Namazlarında soluk almaya dahi vakit yok…

Vakit kalsa zaten Cami içerisinde iş anlaşması yapanlar var… Hemen başlıyorlar muhabbete…

Diğer arada… Bu sefer klima yüzünden neredeyse birbirine girecek olan insanları görüyoruz…

Gürültü yapan çocuklara namaz esnasında“Şşşştttt!!!!” yapan kimseleri de gördük bu namazda…
Sık sık cep telefonları çalanlar zaten her namazda görmeye alışık olduğumuz manzaralardan….

Boğulacak gibi oluyorum…
Sonra diyorum ki “Sabır… Sabır…”
Özellikle de Ramazan günleri… Sabır eğitimi değil mi… Sabır…

Zaten sabretmesen ne ki… Söylesen ne ki…

Ramazan öncesi… Caminin bahçesinde bulunan sebil su dolabının suyuyla elini yıkıyor adam.
Elinin altında milletin su içtiği bardak var.
“Ne yapıyorsunuz siz!” dedim… “ İnsanlar o bardakla su içiyor…”
"Bin kişinin ağzı değiyor… Bu bardakla su içilir mi hiç… Cahil olma kardeşim”
Dedi adam bana…

E haklı adam… Üzerinde el yıkanan bardakla su içilmez elbette…
Ama bunu görmeyenler içmeye devam edecek tabi ki…

Söylesen bir türlü… Söylemesen bir türlü…
Hadis var; Bir haksızlık gördüğünüzde elinizle düzeltin eğer elinizle düzeltemiyorsanız; dilinizle düzeltin dilinizle düzeltemiyorsanız;
kalbinizle buğz edin buda imanın en zayıf halidir


Haydi bakalım… Ne yaparsan yap…

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: HAYY-B- EDEN muHABBEtler...
MesajGönderilme zamanı: 17 Ağu 2010, 01:48 
Çevrimiçi
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Mesajlar: 2657
Konum: Kamiloba
Sevgili Halim can,
Burada da vaziyet pek farklı degil ne yazık ki. Camilerin icinde 10 tane adam kare bicimindeki bir sahaya zig zag bir vaziyette rastgele dagılıp her biri sünnete dururlar. Gelen cemaat önlerini kesmemek için sek sek oynamak yahut selam vermesini beklemek durumunda kalır. Abdest musluklarının altındaki kanallarda görülen pis çocuk bezlerinin ise senin bahsettiğin su bardaklarından farkı yok gibi.
Allah yardımcımız olsun

Es-Selam ve sevgi ile
GaribAN

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: HAYY-B- EDEN muHABBEtler...
MesajGönderilme zamanı: 17 Ağu 2010, 10:32 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Eki 2008, 02:00
Mesajlar: 2740
Konum: Kimi dosta varır Dosta bend olur
Böylesi durumlarda insan ister istemez düşünüyor...AYNı dili konuşmuyoruz sanırım ...

Yada AYNı BAKmıyoruz diye..

Allah c.c biliyor ya, bilmeyenlere de bildirsin dileğiyle...

_________________
''Ve Allah'a Sımsıkı Sarılın...''

Hacc / 78


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: HAYY-B- EDEN muHABBEtler...
MesajGönderilme zamanı: 17 Ağu 2010, 21:12 
Çevrimiçi
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Mesajlar: 2657
Konum: Kamiloba
Eyvallah Habibi can , cok guzel yazmissiniz Allah razi olsun. Imamlarin dillerinde tuy bitmekte hizmet icin her hutbede, duvarlara dahi cep telefonunuzu kapatiniz diye koca panolar astiklari ve namazlardan once anons ettikleri halde, garip olan su ki halen namazin ortasinda birinci rekatta cep telefonundan "oooo oooo mastika mastika", ikinci rekatta baska bir safdan "keman sesi", ucuncude ayri bir saftan "komik bir parodi sesi" ni de namazda isitmeye devam etmektesiniz. Bizde hicvederek umuyoruz ki bu yazilanlari birileri okur digerlerine iletirde hizmet olur bu kisiler bu hususlardan vaz gecerler insaallah. Yoksa maksat insanlarin kusurlari ile eglenmek degil lakin bizde her daim kendimizi gozden gecirmek ve duzeltmek durumundayiz, sizinse bu hizmet askini isleyisiniz ve hatirlatmaniz ne kadar guzel hamdolsun.

Es-Selam ve sevgi ile
GaribAN

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: HAYY-B- EDEN muHABBEtler...
MesajGönderilme zamanı: 17 Ağu 2010, 23:00 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 09 Ağu 2007, 02:00
Mesajlar: 3843
Eyvallah Gariban Can.. Mina Can ve Habibi Can…
Katılım ve paylaşımlarınız için Mevlam razı olsun…


Gördüğümüz, şahid olduğumuz bir durum içimize sinmiyorsa…
Bilebildiğimiz kadarıyla HAKK’ a uygun değilse… Yani bir haksızlık söz konusu ise
Bu durumda hiçbir şey yokmuş gibi geçip gidemeyiz.

Zaten var ya geçip gitsek dahi… Yine de bu durumdan kaçmayı başarmış olmuyoruz.
Aha o adam var ya… Su bardağının üstünde elini yıkayan…
İşte ben bu olaydan bir gün önce aynı olayı yine görmüştüm aynı yerde…
Allah şahid… Zor da olsa kendimi tuttum. Haydi dedim Efendilik ben de kalsın…
Her halde yutturamadık… “Ne efendiliği lan” der gibi…
Aynı şey ertesi gün de önüme çıkınca…
Zaten benim asıl kızgınlığım kendime oldu o anda…
Yani Allah cc. sanki ayıbımı yüzüme vurdu.
“Haydi sıkıyorsa bir daha kaç ta göreyim seni…” der gibi.

Yani ben öyle yorumladım… Bilmiyorum Allah cc. nasıl yorumladı ama… Hiç kopya vermiyor ki…

Ne yapayım ama… sanki aynı anı tekrar yaşattı Allah cc. bana.
Bu sefer işte önceki günkü hatamın yüzüme vurulmasıyla o adama daha çok kızdım.
Çünkü o buna vesile oldu…
Ama bir yandan da adama şükran duydum içimden. Çünkü o anda o kimse benim sınavım için
Allah cc. un elinde bir aletten başka bir şey değildi.

Yani biz insanların eksik ve kusurlarından bahsederken zaten amacımız kendi eksik ve kusurlarımızı ortaya dökmek… Ki bundan ders alalım da mümkün olduğu kadar doğruyu bulalım diye…

Yoksa asıl mesele diğer insanlar olsa iş kolay…
Mesela su bardağının üzerinde elini yıkayan o adama…
Eline sağlam bir sopa alarak… Yaradana sığınıp başına indirmek suretiyle çok kolay bir şekilde halledebilirim… Bilsem ki bu HAKK’ a hizmettir… Yaparım yani…
Ama o zaman bir gün önce bildiğimi niye yapamadım…

İşte beni asıl kızdıran buydu… Adam değil…Adam;” Cahil olma…” diyerek birgün önceki halimi beyan etti bana…

İşin güzel olan tarafı da bu zaten… Rabbimizin bize kayıtsız kalmadığını görmek…
Eğitimimiz için her an önümüze vesileler sunuyor oluşuna şahid olmak çok güzel…
Vaziyet ne kadar kötü gibi görünse de… Biz güzel olan tarafını görmek zorundayız…

Başka bir güzel yanı da şu ki… En azından biz yanlış gördüğümüzde rahatsız olabiliyoruz çok şükür… Yani Allah cc. korusun… Ya bu durumlar hiç dikkatimizi çekmese… O zaman içimize siniyor demektir.. Yani o zaman yandık…

Yani ben ne üzgünüm… ne umutsuz… Tam tersine çok mutlu ve sevinçliyim…
Görebildiğim için yaşayabildiğim için…
Ha kızmama gelince… O kadar da olsun canım… Yani biz melek değiliz ki…
Ama doğru değerlendirebilmek mesele…

Sevgiyle...

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: HAYY-B- EDEN muHABBEtler...
MesajGönderilme zamanı: 18 Ağu 2010, 15:19 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 928
TRT1 kanalında sahur vakti programında kendisini çook sevdiğim Tuğrul İnançer Hocam

konuşması sırasında nefsi anlatıyordu ve şöyle bir misal verdi,

Cenab-ı Allah c.c. nefsi sıcak cehenneme koymuş ve sonra oradan çıkarıp sormuş;
-Ben kimim, sen kimsin?
Nefs şöyle demiş,
-SEN SENsin, ben de benim demiş.
Bu sefer nefsi soğuk cehenneme koymuş ve oradanda çıkarınca yine sormuş;
-Ben kimim, sen kimsin?
Nefs ise yine,
-SEN SENsin, bende benim demiş.
Bu sefer nefsi aç bırakmış,ve ardından rızık verip doyurmuş, ve yine sormuş.
-Ben kimim, sen kimsin?
Nefs şu cevabı vermiş,

-Ben acizim Ya Rabbel alemin, SEN benim Rabbimsin, demiş.

:)

Anlatırken çook daha güzel oluyor tabii.
Dinlediğimde, sonunda nefsi anladığımı düşündüm.

Yukarıda yazılar da da bahs ettiğiniz benlik konularını okuyunca yazayım istedim.

Tam da oruc ayı, tam da sofraya toprak koymak fikrini düşünmüşken,

gönüllerimiz oruc taamı ile can bulup, oruc nimeti ile yeşerip, oruc ile aşka muhabbete uruc etmemiz lutf ve ikram olsun inşallah.

Bütün gönüller o hakiki Gönülde ise,
O Gönüle giren bir daha hiç çıkmıyor ise,
inşallah o gönül de yeri olan, oraya girenlerden olalım.
BİR DAHA DA HUZURDAN AYRILMAYALIM HİÇ.

AMİN İNŞALLAH.


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: HAYY-B- EDEN muHABBEtler...
MesajGönderilme zamanı: 18 Ağu 2010, 15:32 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 09 Ağu 2007, 02:00
Mesajlar: 3843
Benim kediciğim var ya… Geçenlerde acı içinde eve geldi garibim…
Arka sağ ayağına basamıyor…
İncitmiştir dedik ilk zaman… Nasıl içim ezildi anlatamam…
Bir gün boyunca sanki öksüz bir çocuk gibi… Masanın altına girdi..
Ne bir şey yedi… Ne yerinden kalktı…
Baktık ertesi gün de aynı… Belli ki basit bir incinme değil…
Nesi var anlayalım diye ayağına bakmak istedim… Yanına yaklaştırmıyor…
Bir hırçınlaşıyor ki dokunmak mümkün değil… Bir de o haliyle kalkıp kaçmaya yelteniyor…
Belli ki acısı büyük…

Küçük kızım İrem deli oluyor… ağlıyor ha bire… Bana yalvarıyor…
“Kedime ne oldu baba… Ne olur bir şeyler yap”… diye…
Evimize hiç yoktan bir matem havası çöktü… Bir şeyler yapalım da ne yapalım…
Dokundurtmuyor ki kedicik… Yaklaştırmıyor yanına…
Gelip ayağıma sarılan… Koklaya koklaya uyuyan kedi sanki yabancı biri oldu çıktı…

Hani bazen bazı insanlar görüyoruz…
Aynı kedi gibi… Canı yanıyorsa kendi de başkasının canını yakıyor…
Anladım ki öyle durumda olan insanlara kızmak sinirlenmek değil tam tersine normal zamandan da daha fazla bir ilgi ve sevgi ile yaklaşmak lazım…

Bir iki gün boyunca kedi bize ne kadar yabancılaştı hırçınlaştı ise…
Biz de tam aksine ailecek kedi müptelası olduk…
Yemek yiyeceğiz boğazımızdan geçmiyor… Hele İrem… Kedisi yemiyor diye o da yemiyor…

Dedik ne yapalım edelim… Bir şekilde tutup bir veterinere götürelim…
Nasıl yapacağımı da bilmiyorum ki… İlk defa başıma geliyor böyle bir şey…
O kadar hastalandım ama hiç gitmedim ki veterinere… Yakınlarda da de yok zaten…
En yakın Şirinyer’de vardı bir tane… O da kapanmıştı…
Allahtan ki açılmış yeniden… Bir veteriner kliniği açıldı diye bu kadar sevineceğim hiç aklıma gelmezdi.

Hemen bir koliye hava delikleri açtım… İçine yumuşak bir örtü serdik ki sarılmasın da ayağı acımasın diye… Bir umutla başladık kedinin peşinden koşmaya…

Tam bir ekip çalışması oldu… Birimiz kediyi oyalarken ben de çaktırmadan yakalayıp koliye koydum.. Üzerini kapattım… Ama sanki içeride sekiz şiddetinde bir deprem başladı…
Daha ben koliyi kapatmayı başaramadan kedi açtığım hava deliklerini paramparça etti…
Fırladı kaçtı…

Olabilir… İlk denemedir… Demek ki düşündüğüm kadar basit değilmiş.

Bu sefer B planını uygulamaya karar verdim.
Bir tane piknik sepeti kullanacaktım. Hem yeterince hava deliği var hem de koliden daha sağlamdır…

Bu sefer dolabın üzerinden onu indir bunu kaldır derken bulduk piknik sepetini…
Öğlen sıcağı… Kan ter içinde kalmışım…

Haydi tekrar kedinin peşine… Bu sefer biraz daha zor olmakla birlikte kediyi yine tutup sepete koymayı başardım… Başarıyorum…. Derken… Plastik gevşemiş sıcaktan herhalde iyice... Bir şekilde durmuyor ki...
Kedi tepindikçe kapağı falan dağıldı... Kedi sıçradı kaçtı...

E bu sefer dellendim ben tabi…
“Ya bırak gebersin… Ne hali varsa görsün be…
Aaa ne bu canım ya… canım çıktı… Şu halime bak… İyilik te yaramıyor… Nankör hayvan“

Falan söylene söylene geldim elimi yüzümü yıkadım… Yerime oturdum…
Oturdum amma içim yerine oturmuyor ki…
Kediyi o halde bırakmak ve bir şey yokmuş gibi yapmaya çalışmak anlamsız.
Başımı kuma gömmem bir şeyi değiştirmeyecek…

Ayrıca bir işi başaramamış olmanın verdiği sinir sıkıntı…
Demiştim ya… İşte… Kaçmak isteseniz de kaçamıyorsunuz bazı durumlardan…

Belli ki bundan da kaçış yok… Çıkış yolu yok…
Yok yok dedim… Yapacağım…

Bu sefer daha sağlam bir koliye daha küçük hava delikleri açtım…
Sonra da kedinin başına bir çarşaf kapattım…
Hayret kedi tesettüre girmek istermiş meğerse…
Hiç karşı çıkmadı…

Bu sefer koydum kolinin içine öylece… Gözleri kapalı olunca daha rahat durdu…
Belki de o da yoruldu… Hem de canı acıyor kaçmaktan…

Neyse bu sefer de nasıl götüreceğiz… Dolmuş ta otobüste durmaz… Başımıza iş açar…
E benim arabalar da o sıra hepsi holdingte …

Komşudan rica ettik… Böyle böyle… diye..Sağolsun o da geldi hemen… Çıktık yola… Vardık veterinerin kapısına… Çaldık zili…

Veteriner de garibim kediden daha da acınacak halde…
Herhalde ya işler kesat… Ya da hayvanlarla uğraşmaktan kafayı sıyırmış…
Bir garip hali vardı…

Ya da belki adamcağız beni görünce o halde geldi… Sanki bir harpten çıkmışım gibi…
Neyse…
Geldik ya… Benim içim rahatladı biraz… Sandım ki veteriner alır elimden…
Gerekeni yapar… Yani kedicik artık emin ellerde…
Yok anacığım nerdeee…

Veteriner benden rica ediyor… Aman sıkı tutun kaçmasın…
Bırakın biraz sakinleşsin… falan…

Len Allah belanı vermesin… Zaten canım çıkmış… Daha nasıl tutayım bırakayım…
Ben ne halde buraya gelmişim senin haberin var mı… Neler çekmişim…

Bunların hepsini içimden diyorum tabi…Çünkü kedicik acı içinde…
Kendi derdime düşecek halde değilim…
Neyse binbir iltifatlarla… Diller dökerek kediciği sakinleştirdim…

Geldi veteriner bey… Muayene edecek… “Aman sıkı tutun” diyor…
E o da haklı… Kedinin ayağına dokunacak ki anlasın… Kırık mı çıkık mı…

Ama daha dokunur dokunmaz başladı kedi tırmalamaya…
Saatler gibi gelen dakikaların sonunda;
“Yok” dedi veteriner… “Kırık değil… Bir darbe almış….”

E ne yapacağız… Saracak mısınız alçıya mı alacaksınız…
Bir iğne yaptı… Sonra bir tane daha…
Kedi yavaş yavaş kendini bıraktı… Gevşedi… Rahatladı…

“Başka yapacak bir şey yok… Dinlenecek” dedi…
İyi dedik… Borcumuz?

Bir insanın muayenesinden ucuz değilmiş meğersem… Bunu da öğrenmiş olduk…
Neyse… Kedicik rahatladı ya…

Döndük geldik…
Kapıda İrem… Ne oldu baba… Nesi varmış… Ne olmuş…
Sorular havada uçuşuyor… Ama bir yandan da yüzü gülüyor ya…
- Kendini bilmezin teki kızım… Sanırım taşla vurmuşlar…


İşte dedim ya… Allah cc. öyle bir sarıyor ki insanın başına belli imtihanları…
Hiç yoktan bir macera ki… Sıyır kendini sıyırabilirsen…
Akıntı alıyor seni götürüyor bir şekilde…

Sonra böyle böyle düşünürken aklıma;
“Kendini bilmezin teki…” deyişim geldi…

Düşündüm ki TEK-lik KENDİ’ ni BİLEN’ in HÂLidir…

Kendini bilmeyen teklikte olamaz… O çokluktadır…

Gerçi Kendini bilmeyene sorarsan o her konuda TEK-tir… Yoktur kendi gibisi…
Fakat onun tekliği bir zandan ibarettir… Gerçek anlamda TEK-lik değildir…

He işte… Fark ettim ki Bu sözü söylemekle kendini bilmeyen benim…

Telaş bitip te iğne yiyen kedi gibi rahatladığımda daha sağlıklı düşünür oldum herhalde ki
Yaşadıklarım gözümün önünden geçerken bir bir… O hallerdeki kendime ne kadar yabancı olduğumu fark ettim…

Hani Hz.Ali (kv) gece yolda giderken karşısına çıkan birinden bir deve alır…
İki adım sonra başka biri talip olur deveye… Yüklü bir paraya satar…

Bunu anlatmak için Resulullah Sav’ e geldiğinde henüz bir şey söylemeden
Sav Efendimiz der ki; Ya Ali… Bildin mi o deveyi alan satan kimdir?

Kedi… Taş atan… Veteriner… Komşu… vs. vs. derken…
Kim neyi niye yapmakta bakıp ta düşünmemişim… Bilememişim…
Bir de diyorum ki… Kendini bilmezin teki… Tek benim o…Yoksa bu kadar çokluk içinde olmazdım…

HÂLimce...
18.08.2010 - 16:30

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: HAYY-B- EDEN muHABBEtler...
MesajGönderilme zamanı: 18 Ağu 2010, 15:54 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 09 Ağu 2007, 02:00
Mesajlar: 3843
Sağolasın Humeyranur Can... Ben de bir kısmını izleyebilmiştim o sohbetin.
Bu kısmını kaçırmışım sanırım. Ne iyi oldu paylaştığın.

Bir de Fecr Suresi' nin son kısımlarından söz etti Tuğrul Bey.


يَا اَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُ
"Ya eyyetuhennefsulmutmeinneh. "
Ey mutmain olan nefs!

اِرْجِعٖى اِلٰى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَرْضِيَّةً
İrc'i ila rabbiki radiyetem merdiyyeh.
Dön Rabbine, sen O'ndan razı, O da senden razı olarak.
Fecr Suresi 27 ve 28 Ayet.

Diyor ki Sn. Tuğrul İnançer;
Mutmain olmuş nefse hitap ediyor Allah cc.
Dön diyor Rabbine...
Rabbine dönmeyen nereye dönmüştür... İblisin yoluna...
Mutmain olsa dahi nefs halen nefstir...Dönebilir...

Gir kullarımın içine...
Gir kulların içine değil... KULLARIMIN İÇİNE...

Buradaki KUL-lar öyle Allah' ın yarattığı mahlukat türünden değildir...

Allah' ın kendine HAS KUL-ları... Yani yaratılan her insan Allah' a KUL değildir...

Sonra Gir Cennetime... Gir Cennete değil...
CENNETİME... Yani o da Allah' a has Cennet... Allahın Cenneti...


İşte Humeyranur Can... Senin vesilenle ben de hatırladım ve aklımda kaldığı kadarıyla paylaşmaya çalıştım.
Yanlış varsa benim anlayışımın yanlışlığındandır... Sayın Tuğrul İnançer' i tenzih ederim.


Sevgiyle...

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: HAYY-B- EDEN muHABBEtler...
MesajGönderilme zamanı: 18 Ağu 2010, 15:58 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 928
Kendini bilmezin teki

denilince yine aklıma bir anlatım geldi.

İslamın şartları 5 değildir diyordu hocaefendi,
en önemlisinide söylemeden geçemeyiz,
bu 6. ama diğerlerinide anlamayı sağlayan çok önemli şart ise şu,

-HADDİNİ BİLMEK.


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: HAYY-B- EDEN muHABBEtler...
MesajGönderilme zamanı: 18 Ağu 2010, 16:03 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 928
çok kıymetli Halimkok ,tam aynısını anlatmışsınız sağolun.

Dinlediğimde burada herkesinde duymuş olmasını dilemiştim.

not alamamıştım, aynısınıda anlatamayacak ,çok eksiklik yapacaktım,

sizin dinlemiş olmanız ve tam olarakta buraya yazmanız çook güzel oldu.

Teşekkürler.


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: HAYY-B- EDEN muHABBEtler...
MesajGönderilme zamanı: 19 Ağu 2010, 04:41 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 26 Eki 2008, 02:00
Mesajlar: 1059
Resim

Yaşıyorum, beni meşgul etmeyin."
Bu bir cümledir. Fakat isterse dize de olabilir, özlü söz de. İnsan da böyledir. Ne isterse olabilir, hatta insan bile olabilir.


Resim

Hep nefs çıkar karşıma, ölüp ölüp dirilsem,
İnsandan kaçmak kolay, kendimden kaçabilsem...


N.F.K.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: HAYY-B- EDEN muHABBEtler...
MesajGönderilme zamanı: 19 Ağu 2010, 10:28 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Eki 2008, 02:00
Mesajlar: 2740
Konum: Kimi dosta varır Dosta bend olur
Az önce Habibi Canımın gönderdiği HOŞ bir maili paylaşalım istedik...


Resim

Her şey senin için yaratıldı ama dikkat et sen her şey değilsin.
Dünya boyun eğicidir ama sen zalim efendi değilsin.
Yeterli sayıyorsun kendini kendine. Oysa hiç yeterli değilsin. Muhtaçsın, ihtiyaçsız değilsin.
Her şey senin emrinde doğru, ama amirliğe kalkışma.

Bil ki kalıcı değil geçicisin, sahip değil misafirsin. Sabit değil iğretisin.
Her ne var ki sen de, ödünçtür, senin sanma
Şımarma.

Yarı kısmın topraktır. Toprağı horlama. Dünyadan, yerine koyduğundan fazlasını alma. Onun dengesini bozma. Uyumuna musallat olma. Gülün rengiyle, sütün tavıyla oynama. Karıncanın yolunu kapama, kırlangıcın yuvasını bozma, yılanın dişini kanatma. Pınarların, nehirlerin, ince suların kurumaması için çaba sarf et. Göz kulak ol emanete. Bozma kıvamını aldığın gibi iade et.

Hava-toprak-ateş-su da insandan alacaklı.
Bitkinin ve hayvanın, dağın taşın ve börtü böceğin, yaralı kedinin, hasta leyleğin, yırtıcı parsın, dayanıklı devenin de insan üzerinde hakkı, insandan razılığı vardır..


Rabbimizin yarattığı kediciğe geçmiş olsun dileklerimizle...

_________________
''Ve Allah'a Sımsıkı Sarılın...''

Hacc / 78


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: HAYY-B- EDEN muHABBEtler...
MesajGönderilme zamanı: 19 Ağu 2010, 12:34 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 26 Eki 2008, 02:00
Mesajlar: 1059
Resim

Akıl, sofrada yemek yerken üzerinize yemek dökmemek içindir, maneviyatta teslimiyet esastır !

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: HAYY-B- EDEN muHABBEtler...
MesajGönderilme zamanı: 19 Ağu 2010, 18:01 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 09 Ağu 2007, 02:00
Mesajlar: 3843
AKIL’ ın Ne olduğunu bir türlü AN-layamadım.
Anlayabilmek için elimdeki tek imkân da AKIL’ ın kendisi…

Fakat tam olarak anlayamadığım bir imkândan ne derece faydalanabilir ve ne derece verim alabilirim ki… Ve ne kadar aldığımdan - alamadığımdan nasıl emin olabilirim ki.

Eğer bu düşüncemde haklı isem…
AKIL’ ın ne olduğunu anlayamadığımı söyleyip sonra da o AKIL’ la vardığım bir sonuçta nasıl haklı olduğuma inanabilrim.Haklı değilsem bu benim AKIL’ ı tanığımı mı gösterir.

E peki;
AKIL’ ı tanıyorsam nasıl AN-layamamış olabilirim ki !

* * * *

Bazı düşüncelerin içinden çıkabilmek mümkün değil.
Bu gibi durumlarda acaba AKIL bize ne anlatıyor…

Hiç susmuyor içimizde… Duyduğu,gördüğü, düşünüp bulduğu şeylerle habire soru-cevap

Bir ayet okuyorum mesela…
“…Çünkü Sabah namazı şahidlidir.” İsrâ Suresi 78.Ayet.

Hıı başlıyor hemen içimde...

"Peki ya diğer namazlar… Onlar da şahidli değil mi…
Bizler şahid olamadık mı…

Biz olamadıksa Allah Şahid’ tir zaten ve Şahid olarak Allah yeter…
E o zaman sabah namazının şahidli olduğu niye özellikle vurgulanıyor…"

Denilebilir ki… İşte sabah namazında melekler şahid olmakta…
E melekler zaten sürekli bize şahid değil mi…
Sağ omzumuzda sol omzumuzda…

Neyse bu tefekküre giriyor… Hiç olmazsa makbuldür…
Ama bir de mantıksal oyunları var akılın…

Mesela; “Ben daima yalan söylerim” diyen bir kimsenin
Bu sözü doğru ise…
Daima yalan söylediği doğru değildir. Çünkü bu sefer doğru söylemiştir.

Sözü yalan ise;
O zaman daima yalan söylediği doğru değildir. Çünkü adam yalan söylemiştir.

O zaman AKIL şunu der;
Daima yalan söylediğini söyleyen yalan söylüyordur.

Şimdi AKIL önümüze serdiği bu tablo ile bize ne diyor…

“Bak nasıl mantıklı bir sonuca ulaştım. Bu o kadar sağlamdır ki… Kimse geçersizliğini ispatlayamaz” mı diyor…

Yoksa;
“Ey akıllı olduğuna inanan kimse… Görsene nasıl bir çıkmazda olduğunu…
İşte sana AKIL’ ın sınırlarını gösterdim… Akıl her şeyi bilebilmeye muktedir değildir.
Bunu anla…


Böyle mi diyor…

Birincisini diyorsa… Akıl ulaştığı o sonuçta kendi çıkmazını sınırını görmüştür ve sanki marifet gibi göstermektedir…

İkincisinde ise Akıl her şeyi bilmeye muktedir değildir deniyorsa…
Bunu diyen ve anlayacak olan akıl değildir…

Hıı durum böyle ise… diyerek buradan da çıkardığı sonuçla varılan yeni sonuçlar…
Sonra onlardan yeni çıkarımlar…
Uzar gider…
Ama sonuçta akıl yorulur… Dağılır… Bir yerden sonra yeter artık der…
Sıkılır…Vs. vs.

Sonra insan döner başka konulara…

İftara yakın şu saatlerde… akıl zaten iyice dumura uğramış…
Ne yapmaya çalışıyorum ki böyle felsefe oyunlarıyla…

Yapan kim… Sonra da; Ne yapıyorum ki böyle diyen kim…

Habibi Can aktarmış ki

Akıl, sofrada yemek yerken üzerinize yemek dökmemek içindir, maneviyatta teslimiyet esastır !

Buna bakarken aklıma geldi… Akıl bunu demekle ne anlatıyor bize…
Acaba kendi iyiliği için mi benimsiyor akıl bu düşünceyi…

Yoksa bu bizim akılımızın sözü değil de işin gerçeğini bilen bulan birinin
Bize tavsiyesi mi…

Yani olması gereken bu… Bunu mu diyor bu sözü söyleyen…
E peki bunu söyleyen kimse bizim bu sözü kendisi gibi anlayamayacağımızı bilmiyor mu
Eğer kendisi gibi anlayabiliyorsak o zaman zaten bize bir şey demesine gerek kalmaz…


Sofrada yemek yerken üzerine yemek dökmemek için akıl…
Görevi bu gibi işler olsa dahi…
Onu alt edip te teslimiyete ulaşmak o kadar basit değil…


Yani böyle işte…
Habire al takke ver külah hesabı…

Ama sanki bir şey var…
Gözümüzün önünde… Ama bir türlü göremediğimiz… Görsek şık diye her şey çözülüverecek sanki…

Yoksa bu kadar mantıksızlık içinde bunca soru ile…
Hem de mantıksızlığı görebilecek eleştirebilecek kadar mantıklı olabilmek…

Kim kimdir bilmiyorum…
Akıl mı yoksa onun dışında bilmediğim biri mi vardır insanda…

İftar yaklaşıyor… Hele bir iftarımızı açalım… akıl belki kendine gelir…
Daha sağlıklı düşünür he…
Hayırlı iftarlar…

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: HAYY-B- EDEN muHABBEtler...
MesajGönderilme zamanı: 19 Ağu 2010, 20:20 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 26 Eki 2008, 02:00
Mesajlar: 1059
sevgili halim can;

sizinkadar geniş bir anlam,arzedemesemde kendimce açıklayabilriim sanırım,,,


bugün yaşanan kısa bir örnek versem;

müşteriye ürünü satıyorum memnun olarak sünnetii işliyerek (pazarlıkla) :) alış verişimiziyapıyoruz...

birkaç saat sonra akıllıya müşterimiz üründe umulmadık sorunlar buluyor aklınca, hepsine cevap veriliyor!...

anlaşılan o ki birileri aklını karıştırmış isterdimki deseydi ben almıcam!...akıllı ya satıcıya bir çıkışla geri geliyorki hışımla bize yükleniyor bir ara agzından olay dökülüveriyor anlıyorumki birilerin dolduruşu işte burda teslimiyet!

al kardeşim paranı ver ürünü etik olmasada vicdanınız rahatsa buyrun size bukadar yardımcıolunabilir!...

teslimiyet demekki, parası bize nasipdegildi!... taaa o kadar uzaktan geri getiren mevla böylece bize teslimiyeti gösterdi...

bir müddet sonra asıl sahibi gelir ve ürünü alır ...

şimdi burda biz geri iade olmıyan bir ürünü geri almasaydık akıllımı olurduk, yoksa o kendince geri getiren ürünü vermekle çokmu akıllı?...

burda bizedüşen rızık sofrasında yemek yerken önümüze dökmemek!...helaliyle lekesiz kazançlar elde edebilmek okazancın arkasında kimlerrrr var iyice düşünerek, teslimolup şerbetli tatlı yiyebilmek nasipolur inşALLAH cümlemize...

ALLAH dogruluktan ayırmasın...

isteseydim balgibi o ürünü ona almıyarak, akılın sundugunu uygulamış olurdum ...

içimden birses sattın neden gerialacaksınki diyordu ama aslolan gerekeni yaptırdı ELHAMDÜLİLLAH...

ALLAHIM kendi hükümlerine ters düşecek ANlardan korusunhepimizi inşALLAH...

gönül gözlerimizle gÖRMEYİ nasip etsin hepimizi en güzel anlar dilerim...


Ve Hüve meaküm eyne ma küntüm!..
“Her nerede olursanız olun, O sizinle beraberdir.”

Hadid Suresi, 4


Günaha düşsek, gaflete dalsak da bizimlesin.. Gizli saklı, açık seçik her halimizi bilirsin.. Elini tuttuğumuz, gözüne baktığımız, omzuna yaslandıklarımız bize yakın olamadılar Senin kadar, annemizin karnındayken bile en yakınımız Sendin.. Ne multlu bize ki hiç hak etmeden yakınlığına ermişiz, hamd olsun..
Ey Rabbim Sen bize hep yakınsın ne güzel, bizi Senden uzaklaştırma, kayıp kayıp düşsek, kaçıp kaçıp gizlensek bul çıkar bizi karanlıklardan, tut kolumuzdan yoluna ilet, sür sürükle yolunda süründür; ama başkasına muhtaç etme.. Rızandan başka ne isteriz, bizi ona ulaştır.. Halimizi Sana yakışır hale getir, bizi Sana yanaştır, Sana ulaştır..

Âmin…

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: HAYY-B- EDEN muHABBEtler...
MesajGönderilme zamanı: 19 Ağu 2010, 22:17 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 09 Ağu 2007, 02:00
Mesajlar: 3843
Sağ olasın Habibi Can…
Senin açıklaman benim açıklamamdan daha güzel…
Çünkü seninki YAŞANMIŞLIK…
Ben ise aklın labirentlerinde dolaşmakta… Yani klasik deyimiyle felsefe üretmekteyim.

Ki bunda amacım Aklımı aciz bırakmaya çalışmak…
Ama çıkmazım şu ki;
Aklı aciz bırakmak için elimde (gönlümde,özümde) başka bir güç olmalı…
Yoksa akıl niye kendini aciz bırakacak bir çalışmanın içine girsin ki…

Uzun uzun yazdığım saçmalıklarla da aslında akılın içinde bulunduğu karmaşayı göstermek niyetindeyim…

Tüm bunlardan şuna cevap aramaktayım ki;
Hani OL-duk… OL-amadık dediğimiz HÂL var ya…
OLAMAMIŞ olsak dahi biz de AKIL’ ın ötesinde başka bir kuvve bulunduğuna
Dikkat çekmek…

Mesela senin yaşadığın olayda…
Satılan malı geri alabilmene seni razı eden iç sesine AKIL diyemeyiz.
Çünkü akıl kendi menfaatine aykırı bir duruma razı olmaz…
Ne deriz peki bu İÇ SES’ e… Vicdan deriz…

Ya da Nefsi Emare dediğimiz nefsin en alt basamağından kurtulması
Ve HAKK’ ın emrine boyun eğmeye başlaması deriz…

Gönül deriz…

İşte ne dersek diyelim… Bunu AKIL ile tanımlayamaz AKIL’ ın sınırları içine sokamayız.
Ama TESLİMİYET nasıl olacak o zaman…

AKIL KENDİ’ sini bu İÇ SES’ e uygun davranmak zorunda hissedecek diye düşünüyorum.

Bu da AKIL’ ın tatmin olması ve razı olması ile olur…

Ama işte o zamana kadar İÇ’ imizdeki bu SES-lerin İKİ’ liği sürer.

Fakat diğer yandan şu da var…
Kuran-ı Kerim’ de tatmin oluş NEFS’ e atfediliyor…
“Ey mutmain olmuş nefs…”

“Ey mutmain olmuş AKIL” yok… Akıl hep akıl... Akıl etmez misiniz… Düşünmez misiniz…
Şeklinde uyarılar var sadece…

Ayrıca KÂLB’ e de hitap var Kuran’ ı Kerim’ i anlama konusunda…

Kalbinde hastalık olanlardan bahsedilir…
Kalbin zikrinden bahsedilir…
Ancak kalp sahiplerinin anlayabileceği belirtilen ayetler var…

Öyleyse “BEN” dediğimizi iyi tanımalıyız ki… BİZ’ e kim ne diyor AN-layabilelim…

Biz henüz YÂKİYN’ e ulaşmadık diye sadece AKIL ile oturup kalkıyor değiliz.
Belki de OL-amadık derken asıl olmayanın bu durumu fark edemeyişimiz ve ona uygun davranamayışımız olduğunu göremediğimiz için böyle düşünmekteyiz.

AKIL ÖZ’ ü gereği her şeyi bilmek anlamak istiyor…
Ama KÂLB diyor ki… Sen AN-lasan da AN-lamasan da OL-AN OL-makta…

Çünkü biz bu dünyaya gelirken de bilerek anlayarak gelmedik…
Başlangıç böyle iken sonradan bilip anlamak için kendimize bu kadar müşkül yaratmamızın doğru olmadığını düşünüyorum.

Ve teslimiyet ancak TESLİM olursak olur…
Teslim olan ise hiçbir OL-AN’ a itiraz etmez. Nedenini anlayamadı diye…
Bu ise ancak AKIL’ ın acziyetini görmesi ve kabullenmesi ile mümkün olur…
Bunu görürse şunu da görür anlar akıl…
Kendi bilmese AN-lamasa dahi OL-AN nasıl OL-du ise…
Kendisi için de olacak olan o şekilde… O GÜÇ’ ün dilemesi ile olacaktır.
O zaman O’ na güvenmekten başka çaresi yoktur AKIL’ ın…
O zaman da TESLİM olmuş demektir…

Yoksa başka türlü AKIL debelendikçe bir derdi çözmek için…
Başına BİN tane yeni dert açmakta…

Sevgili Habibi Can… Amacımız AKIL vermek değil… Tam tersine AKIL’ı SAHİB’ ine VERMEK ve kurtulmak…

Sağolasın güzel Muhabbetin için… Bize de VeSiLe OL-dun…
Mevlam razı olsun…
Sevgiyle…

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 119 mesaj ]  Sayfaya git Önceki  1, 2, 3, 4, 5  Sonraki

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 16 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye