Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 06 Ara 2019, 17:56

Tüm zamanlar UTC + 2 saat




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 21 mesaj ] 
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 11 Ara 2010, 11:40 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4774
Bu konuyu facebook'ta paylan!
Eûzubillâhi's-semî'u'l-alîmu mine'ş-şeytânirracîm.

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمـَنِ الرَّحِيم

اللَّهُ الَّذِي جَعَلَ لَكُمُ الْأَنْعَامَ لِتَرْكَبُوا مِنْهَا وَمِنْهَا تَأْكُلُونَ


Resim---Allâhullezî ceale lekumul en’âme li terkebû minhâ ve minhâ te’kulûn(te’kulûne):Kimine binesiniz, kimini de yiyesiniz diye sizin için o yumuşak başlı hayvanları yaratan Allah'tır. (Mu'min Sûresi, 40/79)


وَلَكُمْ فِيهَا مَنَافِعُ وَلِتَبْلُغُوا عَلَيْهَا حَاجَةً فِي صُدُورِكُمْ وَعَلَيْهَا وَعَلَى الْفُلْكِ تُحْمَلُونَ

Resim---Ve lekum fîhâ menâfiu ve li teblugû aleyhâ hâceten fî sudûrikum ve aleyhâ ve alel fulki tuhmelûn(tuhmelûne):Sizin için onlarda daha nice menfaatler vardır. Onların üzerinde gönüllerinizdeki bir arzuya erersiniz. Hem onlar üzerinde, hem de gemiler üzerinde taşınırsınız.(Mu'min Sûresi, 40/80)


Sadakallâhu'l-azîm

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 17 Ara 2010, 08:16 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4774
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمـَنِ الرَّحِيم

فَاطِرُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ جَعَلَ لَكُم مِّنْ أَنفُسِكُمْ أَزْوَاجًا وَمِنَ الْأَنْعَامِ أَزْوَاجًا يَذْرَؤُكُمْ فِيهِ لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَيْءٌ وَهُوَ السَّمِيعُ البَصِيرُ


Resim---Fâtırus semâvâti vel ard(ardı), ceale lekum min enfusikum ezvâcen ve minel en’âmi ezvâcâ(ezvâcen), yezreukum fîh(fîhi), leyse ke mislihî şey’un, ve huves semîul basîr(basîru):O göklerin ve yerin yaratıcısıdır. O sizin için kendi nefsinizden eşler ve hayvanlardan da çiftler yaratmıştır. O, sizi bu düzen içerisinde üretip çoğaltıyor. O'nun benzeri olan hiçbir şey yoktur. O, her şeyi işitir ve görür. (Şûrâ Sûresi, 42/11)

Sadakallâhu'l-azîm

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 21 Ara 2010, 07:52 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4774
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمـَنِ الرَّحِيم

وَالَّذِي نَزَّلَ مِنَ السَّمَاء مَاء بِقَدَرٍ فَأَنشَرْنَا بِهِ بَلْدَةً مَّيْتًا كَذَلِكَ تُخْرَجُونَ


Resim---Vellezî nezzele mines semâi mâenbi kader(kaderin), fe enşernâ bihî beldetenmeyten, kezâlike tuhrecûn(tuhrecûne):Allah gökten belli bir ölçüye göre su indirdi. Biz onunla ölü bir memlekete yeniden hayat verdik. İşte siz de kabirlerinizden böyle diriltilip çıkarılacaksınız. (Zuhrûf Sûresi, 43/11)


وَالَّذِي خَلَقَ الْأَزْوَاجَ كُلَّهَا وَجَعَلَ لَكُم مِّنَ الْفُلْكِ وَالْأَنْعَامِ مَا تَرْكَبُونَ

Resim---Vellezî halakal ezvâce kullehâve ceale lekum minel fulki vel enâmi mâ terkebûn(terkebûne):Allah bütün çiftleri yaratmıştır. Sizin için bineceğiniz gemiler ve hayvanlar var etmiştir. (Zuhrûf Sûresi, 43/12)


لِتَسْتَوُوا عَلَى ظُهُورِهِ ثُمَّ تَذْكُرُوا نِعْمَةَ رَبِّكُمْ إِذَا اسْتَوَيْتُمْ عَلَيْهِ وَتَقُولُوا سُبْحانَ الَّذِي سَخَّرَ لَنَا هَذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنِينَ

Resim---Li testevû alâ zuhûrihî summe tezkurû ni’mete rabbikum izesteveytum aleyhi, ve tekûlû subhânellezî sehhare lenâ hâzâ ve mâ kunnâ lehu mukrinîn(mukrinîne):Siz onların sırtına binip üzerlerine yerleştiğiniz zaman, Rabbinizin nimetini anarak şöyle diyesiniz: «Bunları bizim hizmetimize veren Allah'ı tenzih ve tesbih ederiz. Yoksa bizim bunlara gücümüz yetmezdi.» (Zuhrûf Sûresi, 43/13)


وَإِنَّا إِلَى رَبِّنَا لَمُنقَلِبُونَ

Resim---Ve innâ ilâ rabbinâ le munkalibûn(munkalibûne) :Ve biz elbette, Rabbimize çevrilip döneceğiz." (Zuhrûf Sûresi, 43/14)

Sadakallâhu'l-azîm

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 29 Ara 2010, 08:19 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4774
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمـَنِ الرَّحِيم

وَفِي خَلْقِكُمْ وَمَا يَبُثُّ مِن دَابَّةٍ آيَاتٌ لِّقَوْمٍ يُوقِنُونَ


Resim---Ve fî halkıkum ve mâ yebussu min dâbbetin âyâtun li kavmin yûkınûn(yûkınûne):Hayvanâtı tenevvü' ettirip üreterek sizi yaratmasında da yakîn edinecek bir kavm için çok âyetler var (Câsiye Sûresi, 45/4)

Sadakallâhu'l-azîm

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 14 Oca 2011, 07:54 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4774
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمـَنِ الرَّحِيم

هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ ضَيْفِ إِبْرَاهِيمَ الْمُكْرَمِينَ


Resim---Hel etâke hadîsu dayfi ibrâhîmel mukremîn(mukremîne) :İbrahim'in ikram edilen konuklarının haberi geldi mi sana? (Zâriyât Sûresi, 51/24)


إِذْ دَخَلُوا عَلَيْهِ فَقَالُوا سَلَامًا قَالَ سَلَامٌ قَوْمٌ مُّنكَرُونَ

Resim---İz dehalû aleyhi fe kâlû selâmâ(selâmen), kâle selâm(selâmun), kavmun munkerûn(munkerûne):Hani onlar İbrahim'in huzuruna girmişlerdi de «Selam sana!» demişlerdi. İbrahim: «Size de selam» demiş, ve içinden: «Bunlar tanınmamış bir topluluk!» diye geçirmişti.(Zâriyât Sûresi, 51/25)


فَرَاغَ إِلَى أَهْلِهِ فَجَاء بِعِجْلٍ سَمِينٍ

Resim---Fe râga ilâ ehlihî fe câe bi iclin semînin:Gizlice ailesinin yanına gitti, semiz bir buzağı getirdi(Zâriyât Sûresi, 51/26)


فَقَرَّبَهُ إِلَيْهِمْ قَالَ أَلَا تَأْكُلُونَ

Resim---Fe karrebehû ileyhim kâle e lâ te’kulûn(te’kulûne):Onu önlerine sürerek: «Yemez misiniz?» dedi.(Zâriyât Sûresi, 51/27)


فَأَوْجَسَ مِنْهُمْ خِيفَةً قَالُوا لَا تَخَفْ وَبَشَّرُوهُ بِغُلَامٍ عَلِيمٍ

Resim---Fe evcese minhum hîfeh(hîfeten), kâlû lâ tehaf, ve beşşerûhu bi gulâmin alîm(alîmin):Yemediklerini görünce onlardan içine bir korku düştü. Onlar İbrahim'e: «Korkma!» dediler ve onu çok bilgili bir oğul ile müjdelediler.(Zâriyât Sûresi, 51/28)

Sadakallâhu'l-azîm

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 16 Şub 2011, 07:29 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4774
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمـَنِ الرَّحِيم

فَتَوَلَّ عَنْهُمْ يَوْمَ يَدْعُ الدَّاعِ إِلَى شَيْءٍ نُّكُرٍ


Resim---Fe tevelle anhum, yevme yed’ud dâi ilâ şey’in nukur(nukurin):Sen de onlardan yüz çevir ki, o gün çağırıcı, görülmedik müthiş bir şeye çağırır. (Kamer Sûresi, 54/6)


خُشَّعًا أَبْصَارُهُمْ يَخْرُجُونَ مِنَ الْأَجْدَاثِ كَأَنَّهُمْ جَرَادٌ مُّنتَشِرٌ


Resim---Huşşe’an ebsâruhum yahrucûne minel ecdâsi keennehum cerâdun munteşir(munteşirun):Gözleri düşkün düşkün (zelil ve hakir) kabirlerinden çıkarlar, sanki yayılan çekirgeler gibidirler.(Kamer Sûresi, 54/7)


مُّهْطِعِينَ إِلَى الدَّاعِ يَقُولُ الْكَافِرُونَ هَذَا يَوْمٌ عَسِرٌ

Resim---Muhtıîne iled dâi, yekûlul kâfirûne hâzâ yevmun asir(asirun): O çağırana koşarak, kâfirler: «Bu çetin bir gündür.» derler.(Kamer Sûresi, 54/8)

Sadakallâhu'l-azîm

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 19 Şub 2011, 08:16 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4774
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمـَنِ الرَّحِيم

كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِالنُّذُرِ


Resim---Kezzebet semûdu bin nuzur(nuzuri) : Semud (kavmi) de uyarıları yalanladı. (Kamer Sûresi, 54/23)


فَقَالُوا أَبَشَرًا مِّنَّا وَاحِدًا نَّتَّبِعُهُ إِنَّا إِذًا لَّفِي ضَلَالٍ وَسُعُرٍ

Resim---Fe kâlû ebeşeren minnâ vâhiden nettebiuhû innâ izen lefî dalâlin ve suur(suurin) :«Aramızdan bir beşere mi uyacağız? O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve çılgınlık etmiş oluruz» dediler.(Kamer Sûresi, 54/24)


أَؤُلْقِيَ الذِّكْرُ عَلَيْهِ مِن بَيْنِنَا بَلْ هُوَ كَذَّابٌ أَشِرٌ

Resim---E ulkıyez zikru aleyhi min beyninâ bel huve kezzâbun eşir(eşirun) :«Vahiy, aramızda ona mı verildi? Hayır o, yalancı ve şımarığın biridir» (dediler.) (Kamer Sûresi, 54/25)


سَيَعْلَمُونَ غَدًا مَّنِ الْكَذَّابُ الْأَشِرُ

Resim---Se ya’lemûne gaden menil kezzâbul eşir(eşiru) : Yarın onlar, yalancı ve şımarığın kim olduğunu bileceklerdir. (Kamer Sûresi, 54/26)


إِنَّا مُرْسِلُو النَّاقَةِ فِتْنَةً لَّهُمْ فَارْتَقِبْهُمْ وَاصْطَبِرْ

Resim---İnnâ mursilûn nâkati fitneten lehum fertekıbhum vestabir : Gerçekten onları imtihan etmek için dişi deveyi gönderen biziz. Sen onları gözetle ve sabret.(Kamer Sûresi, 54/27)


وَنَبِّئْهُمْ أَنَّ الْمَاء قِسْمَةٌ بَيْنَهُمْ كُلُّ شِرْبٍ مُّحْتَضَرٌ

Resim---Ve nebbi’hum ennel mâe kısmetun beynehum, kullu şirbin muhtedar(muhtedarun) : Ve onlara, suyun aralarında kesin olarak pay edildiğini haber ver. Su alış sırası (kiminse, o) hazır bulunsun. (Kamer Sûresi, 54/28)


فَنَادَوْا صَاحِبَهُمْ فَتَعَاطَى فَعَقَرَ

Resim---Fe nâdev sâhıbehum fe teâtâ fe akar(akare) : Derken arkadaşlarını çağırdılar, o da bıçağını kapıp hayvanı ayağından biçip yere devirdi. (Kamer Sûresi, 54/29)


فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِي وَنُذُرِ

Resim---Fe keyfe kâne azâbî ve nuzur(nuzuri) :Şu halde Benim azabım ve uyarmam nasılmış? (Kamer Sûresi, 54/30)


إِنَّا أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ صَيْحَةً وَاحِدَةً فَكَانُوا كَهَشِيمِ الْمُحْتَظِرِ

Resim---İnnâ erselnâ aleyhim sayhaten vâhıdeten fe kânû ke heşîmil muhtezir(muhteziri) : Biz onların üzerlerine korkunç bir ses gönderdik. Hemen hayvan ağılına konan kuru ot gibi oluverdiler. (Kamer Sûresi, 54/31)


Sadakallâhu'l-azîm

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 07 Mar 2011, 08:25 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4774
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمـَنِ الرَّحِيم

فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

Resim---Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni):O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?(Rahman Sûresi, 55/18)


مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِ

Resim---Merecel bahreyni yeltekıyân(yeltekıyâni):İki denizi birbirine kavuşmak üzere salıvermiştir.(Rahman Sûresi, 55/19)


بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌ لَّا يَبْغِيَانِ

Resim---Beynehumâ berzehun lâ yebgıyân(yebgıyâni):Aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmazlar.(Rahman Sûresi, 55/20)


فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

Resim---Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni):O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?(Rahman Sûresi, 55/21)

يَخْرُجُ مِنْهُمَا اللُّؤْلُؤُ وَالْمَرْجَانُ

Resim---Yahrucu min humel lûluu vel mercân(mercânu):Çıkar onlardan inci ile mercan (Rahman Sûresi, 55/22)

فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

Resim---Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni):O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?(Rahman Sûresi, 55/23)

Sadakallâhu'l-azîm

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 27 Mar 2011, 08:07 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4774
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمـَنِ الرَّحِيم

وَفَاكِهَةٍ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ


Resim---Ve fâkihetin mimmâ yetehayyerûn(yetehayyerûne) : (Onlara) beğendikleri meyveler (Vâkıa Sûresi, 20/20)


وَلَحْمِ طَيْرٍ مِّمَّا يَشْتَهُونَ

Resim---Ve lahmi tayrin mimmâ yeştehûn(yeştehûne) : Canlarının çektiği kuş etleri(Vâkıa Sûresi, 20/21)


وَحُورٌ عِينٌ

Resim---Ve hûrun înun : İri gözlü hûriler (Vâkıa Sûresi, 20/22)


كَأَمْثَالِ اللُّؤْلُؤِ الْمَكْنُونِ

Resim---Ke emsâlil lu’luil meknûn(meknûni) : Saklı inciler gibi(Vâkıa Sûresi, 20/23)


جَزَاء بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

Resim---Cezâen bi mâ kânû ya’melûn(ya’melûne) :Yaptıklarına karşılık olarak verilir.(Vâkıa Sûresi, 20/24)

Sadakallâhu'l-azîm

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 06 Nis 2011, 06:52 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4774

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمـَنِ الرَّحِيم

وَلَقَدْ كَذَّبَ الَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ فَكَيْفَ كَانَ نَكِيرِ

Resim---Ve lekad kezzebellezîne min kablihim fe keyfe kâne nekîr(nekîri) : Andolsun ki; onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Beni inkar nasılmış?(Mulk Sûresi, 67/18)


أَوَلَمْ يَرَوْا إِلَى الطَّيْرِ فَوْقَهُمْ صَافَّاتٍ وَيَقْبِضْنَ مَا يُمْسِكُهُنَّ إِلَّا الرَّحْمَنُ إِنَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ بَصِيرٌ

Resim---E ve lem yerev ilet tayri fevkahum sâffâtin ve yakbıdn(yakbıdne), mâ yumsikuhunne iller rahmân(rahmânu), innehu bi kulli şey’in basîr(basîrun) : Bakmazlar mı üstlerinde uçan kuşlara, kanat süzerlerken ve yumarlarken? Rahman'dır ancak onları tutan! Şüphesiz ki, O herşeyi görür. (Mulk Sûresi, 67/19)


أَمَّنْ هَذَا الَّذِي هُوَ جُندٌ لَّكُمْ يَنصُرُكُم مِّن دُونِ الرَّحْمَنِ إِنِ الْكَافِرُونَ إِلَّا فِي غُرُورٍ

Resim---Emmen hâzellezî huve cundun lekum yensurukum min dûnir rahmân(rahmâni), inil kâfirûne illâ fî gurûr(gurûrın) : Rahmân olan Allah'a karşı şu size yardım edecek askerleriniz hani kimlerdir? İnkârcılar, ancak derin bir gaflet içinde bulunmaktadırlar.(Mulk Sûresi, 67/20)

Sadakallâhu'l-azîm

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 01 May 2011, 06:41 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4774

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمـَنِ الرَّحِيم

فَاصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ وَلَا تَكُن كَصَاحِبِ الْحُوتِ إِذْ نَادَى وَهُوَ مَكْظُومٌ

Resim---Fasbir li hukmi rabbike ve lâ tekun ke sâhıbil hût(hûti), iz nâdâ ve huve mekzûm(mekzûmun):O halde Rabbinin hükmüne sabret de balık sahibi (Yunus peygamber) gibi olma! Hani o, öfkeye boğulmuş da seslenmişti. (Kalem 68/48)


لَوْلَا أَن تَدَارَكَهُ نِعْمَةٌ مِّن رَّبِّهِ لَنُبِذَ بِالْعَرَاء وَهُوَ مَذْمُومٌ

Resim---Levlâ en tedârekehu ni’metun min rabbihî le nubize bil arâi ve huve mezmûm(mezmûmun) :Rabbinden bir nimet yetişmiş olmasaydı, elbette kınanacak bir halde ıssız bir diyara atılacaktı.(Kalem 68/49)


فَاجْتَبَاهُ رَبُّهُ فَجَعَلَهُ مِنَ الصَّالِحِينَ

Resim---Fectebâhu rabbuhu fe cealehu mines sâlihîn(sâlihîne) :Fakat Rabbi onu seçti ve onu salih olanlardan kıldı.(Kalem 68/50)


Sadakallâhu'l-azîm

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 21 May 2011, 06:43 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4774
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمـَنِ الرَّحِيم

وَمَا أَفَاء اللَّهُ عَلَى رَسُولِهِ مِنْهُمْ فَمَا أَوْجَفْتُمْ عَلَيْهِ مِنْ خَيْلٍ وَلَا رِكَابٍ وَلَكِنَّ اللَّهَ يُسَلِّطُ رُسُلَهُ عَلَى مَن يَشَاء وَاللَّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ


Resim---Ve mâ efâ allâhu alâ resûlihî minhum fe mâ evceftum aleyhi min haylin ve lâ rikâbin ve lâkinnallâhe yusallitu rusulehu alâ men yeşâu, vallâhu alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun) : Onların mallarından Allah’ın, savaşılmaksızın peygamberine kazandırdığı mallar için siz, at ya da deve koşturmuş değilsiniz. Fakat Allah, peygamberlerini, dilediği kimselerin üzerine salıp onlara üstün kılar. Allah’ın her şeye hakkıyla gücü yeter. (Haşr 59/6)

Sadakallâhu'l-azîm

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 26 Haz 2011, 18:23 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4774
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمـَنِ الرَّحِيم

فِي جَنَّاتٍ يَتَسَاءلُونَ


Resim---Fî cennât(cennâtin), yetesâelûn(yetesâelûne) : Onlar cennetlerdedirler; birbirlerine sorarlar (Muddesir 74/40)


عَنِ الْمُجْرِمِينَ

Resim---Anil mucrimîn(mucrimîne) : Suçluların durumunu. (Muddesir 74/41)


مَا سَلَكَكُمْ فِي سَقَرَ

Resim---Mâ selekekum fî sekar(sekare) : Sakar'a (cehenneme) girmenizin sebebi nedir? diye. (Muddesir 74/42)


قَالُوا لَمْ نَكُ مِنَ الْمُصَلِّينَ

Resim---Kâlû lem neku minel musallîn(musallîne) : (Onlar) derler: Biz namaz kılanlardan değildik, (Muddesir 74/43)


وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ الْمِسْكِينَ

Resim---Ve lem neku nut’ımul miskîn(miskîne) : Yoksulların karnını doyurmazdık. (Muddesir 74/44)


وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ الْخَائِضِينَ

Resim---Ve kunnâ nehûdu maal hâidîn(hâidîne) : Batıla dalanlarla birlikte biz de dalardık.(Muddesir 74/45)


وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ الدِّينِ

Resim---Ve kunnâ nukezzibu bi yevmid dîn(dîni) : Ve ceza gününe yalan derdik (Muddesir 74/46)


حَتَّى أَتَانَا الْيَقِينُ

Resim---Hattâ etânel yakîn(yakinu) : Tâ gelinciye kadar bize o yakîn (Muddesir 74/47)


فَمَا تَنفَعُهُمْ شَفَاعَةُ الشَّافِعِينَ

Resim---Fe mâ tenfeuhum şefâatuş şâfiîn(şâfiîne) : Artık, şefaat edenlerin şefaati onlara bir yarar sağlamaz. (Muddesir 74/48)


فَمَا لَهُمْ عَنِ التَّذْكِرَةِ مُعْرِضِينَ

Resim---Fe mâ lehum anit tezkireti mu’rıdîn(mu’rıdîne) : Buna rağmen, bunlara ne oluyor ki öğütten yüz çevirip duruyorlar? (Muddesir 74/49)


كَأَنَّهُمْ حُمُرٌ مُّسْتَنفِرَةٌ

Resim---Ke ennehum humurun mustenfireth(mustenfiretun) : Sanki onlar, ürkmüş yaban eşekleri gibidirler (Muddesir 74/50)


فَرَّتْ مِن قَسْوَرَةٍ

Resim---Ferret min kasvereh(kasveretin) : Arslandan korkup kaçmışlar. (Muddesir 74/51)


بَلْ يُرِيدُ كُلُّ امْرِئٍ مِّنْهُمْ أَن يُؤْتَى صُحُفًا مُّنَشَّرَةً

Resim---Bel yurîdu kullumriin minhum en yu’tâ suhufen muneşşereh (muneşşereten) : Hayır, onlardan her kişi kendisine açılmış sayfalar verilmesini istiyor. (Muddesir 74/52)


كَلَّا بَل لَا يَخَافُونَ الْآخِرَةَ

Resim---Kellâ, bel lâ yuhâfûnel âhıreh(âhıreten) : Hayır; onlar şüphesiz ahiretten korkmuyorlar. (Muddesir 74/53)


كَلَّا إِنَّهُ تَذْكِرَةٌ

Resim---Kellâ innehu tezkireh(tezkiretun) : Gerçek (şu ki), o (Kur'an,) elbette bir öğüttür. (Muddesir 74/54)


فَمَن شَاء ذَكَرَهُ

Resim---Fe men şâe zekereh(zekerehu) : Artık kim dilerse, öğüt alıp düşünür. (Muddesir 74/55)


وَمَا يَذْكُرُونَ إِلَّا أَن يَشَاء اللَّهُ هُوَ أَهْلُ التَّقْوَى وَأَهْلُ الْمَغْفِرَةِ

Resim---Ve mâ yezkurûne illâ en yeşâallâh(yeşâallâhu), huve ehlut takvâ ve ehlul magfireh(magfireti) : Bununla beraber Allah dilemedikçe onlar öğüt alamazlar. Koruyacak da O'dur, bağışlayacak da. (Muddesir 74/56)


Sadakallâhu'l-azîm

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 15 Tem 2011, 18:56 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4774
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمـَنِ الرَّحِيم

Resim

"HaRaM YEmeMM!
YaLaN DEmeMM!..
"
DERsen EĞ-ERR,
HiÇÇ GaMM YEmeMMM!..

ZEVK 4558

KULum! DE-me, KuL İhvÂNi!.. HARaMım VaR!.. YaLaNım VaR!.
ES-ER YÜK-lü Boz EŞŞeğim!.. Kolanım VaR!.. PaLaNım VaR!..
YeMMsiz! GeMMsiz! DeMMsiz! CeMMsiz.. YeR-ler BAK-ır.. GöK-ler DeM-ir..
ÇİLE ÇÖLÜ KESti ÇÖP-lük!.. SEVdÂlara SALL-ÂN” -ıM VaR!..


ResimKul İhvâni
15.07.11 13:13
Ören-seccdmhrb-milas-muğla..


Palan: Eşeğin-merkebin-hımarın sırtındaki yük yastığı, semeri..
Kolan: Eşeğin-merkebin-hımarın sırtındaki yük yastığı, semerinin vücuduna bağlama bağı İpi..


ES-ER YÜK-lü Boz EŞŞeğim!..:

مَثَلُ الَّذِينَ حُمِّلُوا التَّوْرَاةَ ثُمَّ لَمْ يَحْمِلُوهَا كَمَثَلِ الْحِمَارِ يَحْمِلُ أَسْفَارًا بِئْسَ مَثَلُ الْقَوْمِ الَّذِينَ كَذَّبُوا بِآيَاتِ اللَّهِ وَاللَّهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ
Resim---“Meselullezîne hummilût tevrâte summe lem yahmilûhâ ke meselil hımâri yahmilu esfârâ(esfâren), bi’se meselul kavmillezîne kezzebû bi âyâtillâh(âyâtillâhi), vallâhu lâ yehdîl kavmez zâlimîn(zâlimîne) : Kendilerine Tevrat yükletilip de sonra onu (içindeki derin anlamları, hikmet ve hükümleriyle gereği gibi) yüklenmemiş olanların durumu, koskoca kitap yükü taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah'ın ayetlerini yalanlayan kavmin durumu ne kötüdür. Allah, zalim bir kavmi hidayete erdirmez.”
(Cuma 62/5)

Genellikle Dünyânın en uysal hayvanı olan EŞŞEK de, bendeniz gibi gâh İBRET SAHNesinde,
Gâhi HİKMET SAHNesinde Seyr-ÂN edile GELdi ve de GİTmekte..
Birisine vahşi ve Zararlı-parçalayıcı-korkutucu “ASLAN”ım!” deseniz kasalır ve tıss etmez.
Velâkin en uysal faydalı ve zararsız olandan “Ne haber EŞŞEK!” deseniz yandınız!..


وَاقْصِدْ فِي مَشْيِكَ وَاغْضُضْ مِن صَوْتِكَ إِنَّ أَنكَرَ الْأَصْوَاتِ لَصَوْتُ الْحَمِيرِ
Resim---“Vaksid fî meşyike vagdud min savtik(savtike), inne enkerel asvâti le savtul hamîr(hamîri) : Yürüyüşünde orta bir yol tut, sesinden de (yüksek perdeleri) eksilt. Çünkü, seslerin en çirkin olanı gerçekten eşeklerin sesidir."
(Lokmân 31/19)

Kötülenen sesi eşek sesi zaNNedenler eşekliklerinden asla kurtulamayacaklardır!..
Nedense Sîne SAZıma Ters temas olursa 7 TELli 77 DİLli SöZ-Sohbet-ZEVK-HAZZ BAŞlamakta İÇim-İZde…

ALLAHu teâlâ, sayısız hayvan yarattı. KİMisini zararından emin olmak, kimisini de insanlara itaat etmesi için, onlara akıl vermedi de iç güdü vs. verdi..
Hasan Dağında 7 yaşında bir çocuk 700 lük koyun sürüsünü çekip-çevirip güdebilirdi de şaşa kalırdım HaYY DoST!..

Et yiyenlerin sıçrama kâbiliyeti, parçalayıcı dişleri ve korkunç pençeleri ihsan etti.
Kimi hayvanlar binmeye uygun..
Kimisi Et, süt, deri, yün, yumurta, kemik, diş vermeye!.

Fil'in, hortumu ve özel anlayışı ve Ashabu’l-FÎLler.
Zürefa'nın, kuğuları kıskandıran imrenilesi, uzun boynu sâyesinde diğer hayvanların yetişemediği, çıkamadığı yüksek yerlerdeki otlardan, ağaçların tepesinden rızkını temin etmesi..

Balık'ların ak ciğersiz süzgeçleri-yüzgeçleri..
Kaçan balıklar uçan balıklar..
SIKışınca karanlık püsküren Mürekkep balıkları..

Bencileyin yavaş yürür Bukalemun birâderimin gerektiğinde olduğu yere uyum sağlaması-kamuflesi setrr oluşu, renk değiştirip çocukla çocuk deliyle deliliği 7 renkliminn..
Ve de İKİ GÖZü AYNı AN-da farklı tarafta ve de 7 yöne BAKabilen fırdöndü gözleri –hayrÂNım haa!..-
Başını ÇEVirmeden GÖRüş CEM’ CANlığı!..
OK gibi fırlayan-yapışkan DİLin Ucunda RIZKı..

Ahhh!.. Karınca CANlarım Ahh!..
Lisede okurken köyümüzün Hasan Dağı Kucağındaki Karaaslanın Ketirde çift süren Mustafa EMMimin,
bir Karınca yuvasını bozduğunda tüm stok buğdayların İKİye BÖLündüğünü görünce SORmuştum da bana: “Yiğenim eğer parçalamasalar içerde dâneler nem kapar yeşerir yuvalarını yıkar Başlarına!” deyişi..
Seneler sonra ANladğım ya da hâlâ ANLA-maya çalıştığım;
TEK-lik Tevhid Tohumumun “Lâ İlâhe” “İllâ ALLAH” İkİ-lik YÜKüMMMün SıRRı…

Ve ARI-lar…
6 hafta yaşayabilen İŞÇİ arılar,
6 ay yaşayabilen ERKEK arılar,
6 yıl yaşayabilen ANA –UMM ARIlar.
Binlerce km.den hedeflenen 7 Dağın 7 renkli ÇİLE ÇİÇekleri ve RÜCU’ Rotası..
ALTI yüzlü YÂR Âlemimde ALTIGEN Peteklerdeki ŞAH GERÇEKlerim!..
VAHY-edilen ARI-lar ne Anlatmakta, Ahmak AKLıma DERsiniz!..
İşçi arıların algıladığı düşman KoKUsunu DUY-mak isterdim doğrusu..
ANA ARIyı DÖLleyen Erkek arıların SON bAHarda, kovandan kovuluşuna hep hüzünlendim nedense!..
KOVÂN-ın TEKi-ANA ARI, Ortalama olarak dakikada 2, günde 2500 ve ömrü boyunca iki milyon yumurta yapabilmek hakkına sâhip..
Kendisine ve yavrularına ARI SÜTÜyle bakanlara es-selam!..
ANA ARI-ların kanatlarında ARŞın Çarşısını gezdiğim DELİ Günlere es Selâm Olsun!..

Her KOZAdan ÇIKıştan 7 gün sonra, tek yeni ANA ARI arkasında koşan tümm Erkek ARIların Şehvet-Şehâdet UÇuşları ve ZifâF ZEVKine yüreği yetmeyip yolda kalanlar!..
Her KOV-ÂN dan AYRılışa “OĞUL VERme” derler ERENler!
Kızıl ötesini hiç görmezken, Mor ötesi ışınlarla rengârenk görmediği şey kalmayan ARI gözü olmak ne GÜZELdir ve de ÖZELdir!..
Çiçeklerin BAL ÖZÜnü ARI gözü görür ve gözleri ALTIGENler CÜMLEsidir..
Bal arısı MuhaMMedî Mühendis gibi Altıgen prizmalar şeklinde petek yapar da ben gibi mühendisler baka kalır!
En az balmumuyla en çok balı depo edebilecek şekilde ve dışarıdan zorlamaya karşı en dayanıklı, ve de dünyânın her yerinde AYNı hassas ölçüde Altıgen Petekler..
ARI-lardaki; çiçeklerin yerini keşfetmek, nektar emmek, polen toplamak, bal petekleri yapmak, larvalara bakmak ve düşmanları iğnelemek nasıl da MuhamMMedî Hasbî Hizmetçiler BENZEmekte değil mi CANlar!

“NASIL Olmakta bütün Bunlar???” Deriz Elbette!.
ÇUNKU… “ARIYa SENin RABB-ın VAHYetti!”


وَأَوْحَى رَبُّكَ إِلَى النَّحْلِ أَنِ اتَّخِذِي مِنَ الْجِبَالِ بُيُوتًا وَمِنَ الشَّجَرِ وَمِمَّا يَعْرِشُونَ
Resim---“Ve evhâ rabbuke ile'n-nahli enittehızî mine'l-cibâli buyûten ve mine'ş-şeceri ve mimmâ ya’rişûn(ya’rişûne) : RABBin bal arısına: Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan kendine evler (kovanlar) edin”
(Nahl 16/68)

ثُمَّ كُلِي مِن كُلِّ الثَّمَرَاتِ فَاسْلُكِي سُبُلَ رَبِّكِ ذُلُلاً يَخْرُجُ مِن بُطُونِهَا شَرَابٌ مُّخْتَلِفٌ أَلْوَانُهُ فِيهِ شِفَاء لِلنَّاسِ إِنَّ فِي ذَلِكَ لآيَةً لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ
Resim---“Summe kulî min kulli's-semerâti feslukî subule rabbiki zululâ(zululen), yahrucu min butûnihâ şarâbun muhtelifun elvânuhu fîhi şifâun li'n-nâs(nâsi), inne fî zâlike le âyeten li kavmin yetefekkerûn(yetefekkerûne) : Sonra meyvelerin her birinden ye ve RABBinin sana kolaylaştırdığı yaylım yollarına gir, diye ilham etti. Onların karınlarından renkleri çeşitli bir şerbet (bal) çıkar ki, onda insanlar için şifâ vardır. Elbette bunda düşünen bir kavim için büyük bir ibret vardır.”
(Nahl 16/69)

ALTI AYAKlı Karasinek neden 4 ayakla yürür de 2 siyle TEMİZlenir?..

Ankebutlar.. Örümcekleri AĞI, HİLE değil de, RIZK Kaderi Değil mi?
Ya da SEVR Gârı Kapısında YÂR Tülü...
Ağına sardığı YEMini bozacak güç yoktur, yedikçe açtığı deliği MUMMlar-setrr edişi..

İpek BÖCEKleri.. Yumurta- Kaç AYAKLı Yavru tırtıl- Dut yaprakları- SEMirmek- DALlara kurulan Darağaçları- İÇİnden ÇIKanla Başına ÇORAP-KOZa ÖRüşleri- İÇte ve zamANla OL-AN Kemâl GELişim- ve de Altın Kanat ANAÇ Kelebekler.. GÖZümdeki İPEK Gergefi Gerçek Şerefi…

Kabuğu hep yükü olan KamplumBAĞa, “Hişşt!” Desem “Tısss!” diye ÖZÜne kaçanıMM..
Kabuğun terkedip-dönen sümüklü BÖCEĞİMM.. İZin İZinde İZleyeniMM..
Her yıl Kavlayan-deri değiştiren YILANıMM.. Su içip, Zehir vereniMM..
Binbir DİKEN Bürünenim KİRPİ diye GÖRünenim..
Ben gibi AT-EŞ saçan Ateş Böceklerimm..
Hacı Osman BaBamı tanıyp da es geçen Tahta Kurularımmm.. Merhabalar!..

Yastık Tabanlı Çöl DEVelerim..
Kırk günlük RIZK DEPO-SU Hörgüçlüm!..
Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem in SEHER İSRÂlarında buyurduğu Şe’en Şarkılarına DEMM tutan Tevhid TEFFlerimm..

Ters Dünyâda Başını, baş aşağı Asan Yarasa, Kış Uykusu verilen az AZİZlerdendir yaaa yarasa!
Gübresi Barut güherçilesi desem eskide kaldı…

“Kuşlar kalsın yorulduk Cannn!..” desem kırılırlar mı?..
Başları, boyunları, gagaları, kanatlar, ayakları, pençeleri, gündüzleri, geceleri..
“Karnında yavru taşımasınlar zor olur uçarken!” diye YUMUrtlamalarına ne dersin? HaYY DOST!..

Göçmen kuşları hep SEVdim..
Hep İÇimde göçtüler.. Ne ne zaman bir Göç Gör-sem SONunda ağladım!..
“Merhaba amca!” diyen kızıl saçlı komşu kızı unutamadıMMM!..
Güney Amerika'dan Kanada’ya 5000 km UÇ-ÂN, GÜNEŞ-Yıldız PU-SUlalı, FEZÂ Frekanslı, yerin manyetik alanıyla çekim gücü arasındaki açıyı ölçerek yönlerini tayin eden, Turnalara yol gösteren Radar-Rotay-ı İrsâle es-Selâm Olsun!..

Köydeydik 1959 du..
Tüm leylekler göçtü..
Evimizin arkasındaki Karaoğlan Kavağındaki yuvasında kanadı kırık ANA leylek kaldı..
Uçuyordu ama kısa mesâfedeydi…
O gidemedi uzun yola..
Güz geçti, kış geldi ve Derviş Deli İbraham sâhip çıktı..
Bahar geldi baharla EŞİ de geldi Karaoğlan Kavağındaki yuvasına..
O zamanlar olan köy gölünde yan yana kurbağa AVladılar…
En yüksekteki dal arasındaki kasket gibi yuvada başını ters çevirip sırtına: “Lak!” Lak!” ÇEKişi kulaklarımda…


تُسَبِّحُ لَهُ السَّمَاوَاتُ السَّبْعُ وَالأَرْضُ وَمَن فِيهِنَّ وَإِن مِّن شَيْءٍ إِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدَهِ وَلَكِن لاَّ تَفْقَهُونَ تَسْبِيحَهُمْ إِنَّهُ كَانَ حَلِيمًا غَفُورًا
Resim---“Tusebbihu lehu's-semâvâtu's-seb’u ve'l-ardu ve men fîhinn(fîhinne), ve in min şey’in illâ yusebbihu bi hamdihî ve lâkin lâ tefkahûne tesbîhahum, innehu kâne halîmen gafûrâ(gafûren) :Yedi gök, yer ve bunlarda bulunan herkes O'nu tesbih eder. O'nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ne var ki siz, ONLARIN TESBİHİNİ ANLA-mazsınız. O, halîmdir, bağışlayıcıdır.”
(İsrâ 17/44)

Ve Açtıkları delikte çıkacak yavrusuna ölü yem bırakan Eşek arıları..
SEVgiyi Anlamak için, Yavrusu öldüğünde acı acı kişneyen, gözlerinden yaşlar akıtan Köçeklerin Kıratınının ağıdını DUYmalıydınız Sığır Yatağında!


Resim---Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “ALLAHu teâlâ, yarattığı yüz rahmetten birini mahlukat arasında taksim etti. Bu sebeple anne evladına şefkat eder, hayvanlar yavrularını sever ve bütün mahlukat birbirine merhamet eder." buyurdu.
(Ebu Ya’lâ)

BİZ AHMEDulah AŞK ARAbası TEK-Erleri, Halk gÖZünde GARİBiz!..
İnsan HÂLİ ve Kaderi her YOKuş her YOLCUyu YORar ve herkes can ceheNNemine uğrar yaaa!..
AKLı olan Ve’d-DUHÂyı bir daha okur!..
Ama şu âyeti de okur bî-zahmet!..


أَمْ تَحْسَبُ أَنَّ أَكْثَرَهُمْ يَسْمَعُونَ أَوْ يَعْقِلُونَ إِنْ هُمْ إِلَّا كَالْأَنْعَامِ بَلْ هُمْ أَضَلُّ سَبِيلًا
Resim---“Em tahsebu enne ekserehum yesmeûne ev ya’kılûn(ya’kılûne), in hum illâ kel en’âmi bel hum edallu sebîlâ(sebîlen) : Yoksa sen, onların çoğunun gerçekten (söz) dinleyeceğini yâhut düşüneceğini mi sanıyorsun? Hayır, onlar hayvanlar gibidir, hatta onlar yolca daha da sapıktırlar.”
(Furkân 25/44)

DENEme Tahtasında olur yaa, Bâzen Köpekleşiriz; hırlarız, soluruz dilimiz sarkar kırk ARŞ-ın!..
SUÇlanırız, HAŞlanırız TAŞa TUTulur da kurtuluruz!..


وَلَوْ شِئْنَا لَرَفَعْنَاهُ بِهَا وَلَكِنَّهُ أَخْلَدَ إِلَى الأَرْضِ وَاتَّبَعَ هَوَاهُ فَمَثَلُهُ كَمَثَلِ الْكَلْبِ إِن تَحْمِلْ عَلَيْهِ يَلْهَثْ أَوْ تَتْرُكْهُ يَلْهَث ذَّلِكَ مَثَلُ الْقَوْمِ الَّذِينَ كَذَّبُواْ بِآيَاتِنَا فَاقْصُصِ الْقَصَصَ لَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ
Resim---“Ve lev şi’nâ le refa’nâhu bihâ ve lâkinnehû ahlede ile'l-ardı vettebea hevâh(hevâhu), fe meseluhu ke meseli'l-kelb(kelbi), in tahmil aleyhi yelhes ev tetrukhu yelhes, zâlike meselu'l-kavmillezîne kezzebû bi âyâtinâ, faksusî'l-kasasa leallehum yetefekkerûn(yetefekkerûne) : Dileseydik elbette onu bu âyetler sayesinde yükseltirdik. Fakat o, dünyâya saplandı ve hevesinin peşine düştü. Onun durumu tıpkı köpeğin durumuna benzer: Üstüne varsan da dilini çıkarıp solur, bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte âyetlerimizi yalanlayan kavmin durumu böyledir. Kıssayı anlat; belki düşünürler.”
(A'râf 7/176)

Bâzen de KITMÎRim-Köpekteki 12 sıfata HAYR-ÂN kalırım,
KITMİRliğim ŞÂHa kalkıp Oturup gönül yorarım kendimce al gözüm sEYrEYle:

Köpekteki 12 haslet; güzellik ve özellik:


1-Sadakâtkârdır : sâhibine dâimâ sadıktır.
2-İtâatkârdır : sâhibine dâimâ itâat eder.
3-Hamiyetkârdır : sâhibini dâimâ korur.
4-Sebâtkârdır : bağlılığına güvenilir.
5-Kanâatkârdır : sâhibi ne verirse kanâat eder.
6-Vefâkârdır : asla nankörlük etmez,başkasının peşine düşmez.
7-Fedâkârdır : sâhibi için canını bile fedâ eder.
8-Tevâzu'kârdır : sâhibine dâima başın eğer, yaltaklanır.
9-Muhabbetkârdır : sâhibini çok sever,ayrılırsa o özler ve yolunu gözler.
10-Cefâkârdır : sâhibinin sıkıntılarına katlanır ve terkedip gitmez.
11-Hizmetkârdır : emeğini esirgemez, üşenip usanmaz.
12- Hürmetkârdır : sâhibine ve ev halkına saygılıdır. Evden bir çocuk başına vursa çeniler de saldırmaz... diyorum...

Diyorum demesine de...
Bir de: "Ey sefil İhvânî; tevhid tasmalı ve tescilli "kûn!...Kervanının kıtmiriyim" der durursun, sahibin (ALLAH celle celâluhu ve Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem) ile hâlin, durumun ve vaziyetin ne hâlde?" diyorum... İYİ mi?..


KUL İhvÂNi SÖZ-ü KESS!
cÂN DE--ğin BİR NEFESS!
BiR NEFESSlik NâsiBin
GüN GEL
-ir BULur HERKESS!..

Her zamÂN es SALLatu es SELLâm OLsun Yâ Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem!
Allâhumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ Muhammedîn abdike ve nebiyyike ve Rasûlike ve Nebiyyil-ummiyyi ve alâ âlihi ve sahbihi ve Ehl-i Beytihi... Ya Rabbe'l-Âlemin, Yâ Rasûlallah!

BiRR u BEREKET YAĞ-ÂN Beraet KANDilleriniz YANsın ve de SÖNmesin Aziz CANNlarımı!..

MuhaMMedî MuHABBeTlerimle
...

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 21 Ağu 2011, 07:51 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4774

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمـَنِ الرَّحِيم



وَيْلٌ يوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
Resim---Veylun yevmeizin lil mukezzibîn(mukezzibîne) :O gün vay yalanlayanların hâline! (Murselât 77/28)


انطَلِقُوا إِلَى مَا كُنتُم بِهِ تُكَذِّبُونَ
Resim---İntalikû ilâ mâ kuntum bihî tukezzibûn(tukezzibûne) :Onlara şöyle denecek: “Yalanlamakta olduğunuz şeye (cehennem azabına) gidin.”(Murselât 77/29)


انطَلِقُوا إِلَى ظِلٍّ ذِي ثَلَاثِ شُعَبٍ
Resim---İntalikû ilâ zıllin zî selâsi şuâb(şuâbin) :Üç dala ayrılmış bir gölgeye gidin.(Murselât 77/30)


لَا ظَلِيلٍ وَلَا يُغْنِي مِنَ اللَّهَبِ
Resim---Lâ zalîlin ve lâ yugnî minel leheb(lehebi) :Ne gölgelendirir ne alevden korur(Murselât 77/31)


إِنَّهَا تَرْمِي بِشَرَرٍ كَالْقَصْرِ
Resim---İnnehâ termî bi şerarin kel kasr(kasri) :Çünkü o öyle kıvılcımlar atar ki, her biri bir saray gibi.(Murselât 77/32)


كَأَنَّهُ جِمَالَتٌ صُفْرٌ
Resim---Ke ennehu cimâletun sufr(sufrun) : Sanki o kıvılcımlar, sarı sarı (erkek deve sürüleridir).(Murselât 77/33)


وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
Resim---Veylun yevmeizin lil mukezzibîn(mukezzibîne) :O gün vay yalanlayanların hâline!(Murselât 77/34)

Sadakallâhu'l-azîm

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 28 Ağu 2011, 23:14 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4774
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمـَنِ الرَّحِيم

أَأَنتُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَمِ السَّمَاء بَنَاهَا

Resim---E entum eşeddu halkan emis semâ’(semâu), benâhâ : Siz mi daha çetinsiniz yaratılışça yoksa Sema mı? O «Allah» onu bina etti (Nâziât 79/27)

رَفَعَ سَمْكَهَا فَسَوَّاهَا
Resim---Refea semkehâ fe sevvâhâ :Onu yükseltmiş ve ona düzen ve âhenk vermiştir. (Nâziât 79/28)

وَأَغْطَشَ لَيْلَهَا وَأَخْرَجَ ضُحَاهَا
Resim---Ve agtaşe leylehâ ve ahrece duhâhâ :Gecesini kararttı, kuşluğunu çıkardı (Nâziât 79/29)


وَالْأَرْضَ بَعْدَ ذَلِكَ دَحَاهَا
Resim---Vel arda ba’de zâlike dehâhâ : Ondan sonra da arzı döşedi (Nâziât 79/30)

أَخْرَجَ مِنْهَا مَاءهَا وَمَرْعَاهَا
Resim---Ahrece minhâ mâehâ ve mer’âhâ :Ondan suyunu ve otlağını çıkardı. (Nâziât 79/31)

وَالْجِبَالَ أَرْسَاهَا
Resim---Vel cibâle ersâhâ :Ve dağlarını oturttu (Nâziât 79/32)

مَتَاعًا لَّكُمْ وَلِأَنْعَامِكُمْ
Resim---Metâan lekum ve li en âmikum :Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için.(Nâziât 79/33)

Sadakallâhu'l-azîm

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 30 Ağu 2011, 23:32 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 928
Resim

Bu resmi çeken kişi adına "yük" demiş.
O öyle demese de ismi gerçekten yük olurmuş,
çünkü kendisi kadar bir damlayı taşıyor böcek.

Ve şunu düşündüm.
Bu yük daha ne kadar büyüyebilirdi?
Büyürdü elbette ama daha büyümesi demek damlanın dağılması demek olurdu,
ve yük, artık yük olmaktan çıkmış olurdu.

Bazen yüklerimizin ağırlığından şikayet ederiz,
sonra da onu üzerimizden atmanın çarelerini ararız.

Aslında belkide sabretmek ve zaten yeterince çoğaldığında, artık bir arada duramayacak hale geldiğinde,
o yük her ne ise kendisi kendisini imha edecektir belkide.
Belki değil bence bu gerçekte de böyle olmalı.

Diyeceksiniz ki, her yük su damlası değildir ki.

Değildir ama her yükünde kendisinin bir dağılma potansiyeli mevcuttur, diye düşünmeyi uygun bularak böyle dedim.

Rabbim, bütün bizi zorlayan yüklerimizden selamet versin inşaallah.
Bazen insan kendisi kendisine ağır geliyor,
böylesi zamanlarımızda da bizi de biraz destekleyip kuvvet verecek yardımcılar nasib etsin inşaallah. Âmi!.


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 21 Eki 2011, 08:27 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4774
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

فَلْيَنظُرِ الْإِنسَانُ إِلَى طَعَامِهِ

Resim---Felyanzuril insânu ilâ taâmih(taâmihî) : Her şeyden önce insan, yediği yemeğine bir baksın! (Abese 80/24)


أَنَّا صَبَبْنَا الْمَاء صَبًّا
Resim---Ennâ sabebnel mâe sabbâ(sabben) : Gerçekten biz, yağmuru bol bol yağdırdık.(Abese 80/25)

ثُمَّ شَقَقْنَا الْأَرْضَ شَقًّا
Resim---Summe şekaknel arda şakkâ(şakkan) : Sonra toprağı, iyiden iyiye yardık! (Abese 80/26)

فَأَنبَتْنَا فِيهَا حَبًّا
Resim---Fe enbetnâ fîhâ habbâ(habben) : Böylece onda taneler bitirdik, (Abese 80/27)

وَعِنَبًا وَقَضْبًا
Resim---Ve ineben ve kadbâ(kadben) : Ve üzüm ve yoncalar.(Abese 80/28)

وَزَيْتُونًا وَنَخْلًا
Resim---Ve zeytûnen ve nahlâ(nahlen) : Zeytinlikler ve hurmalıklar, (Abese 80/29)

وَحَدَائِقَ غُلْبًا
Resim---Ve hadâika gulbâ(gulben) : Boyları birbiriyle yarışan ve içiçe girmiş ağaçlı bahçeler. (Abese 80/30)

وَفَاكِهَةً وَأَبًّا
Resim---Ve fâkiheten ve ebbâ(ebben) : Meyveler ve otlaklıklar,(Abese 80/31)

مَّتَاعًا لَّكُمْ وَلِأَنْعَامِكُمْ
Resim---Metâan lekum ve li en’âmikum : Size ve hayvanlarınıza bir yarar (meta) olmak üzere. (Abese 80/32)

Sadakallâhu'l-azîm

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 01 Ara 2011, 07:05 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4774

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

إِذَا الشَّمْسُ كُوِّرَتْ

Resim---İzeş şemsu kuvviret :O Güneş dürüldüğü vakıt (Tekvîr 81/1)


وَإِذَا النُّجُومُ انكَدَرَتْ

Resim---Ve izen nucûmun kederet : Ve yıldızlar bulandığı vakıt(Tekvîr 81/2)


وَإِذَا الْجِبَالُ سُيِّرَتْ

Resim---Ve izelcibâlu suyyiret: Ve dağlar yürütüldüğü vakıt(Tekvîr 81/3)


وَإِذَا الْعِشَارُ عُطِّلَتْ

Resim---Ve izel ışâru uttılet: Gebe develer, kendi başına terkedildiği zaman,(Tekvîr 81/4)


وَإِذَا الْوُحُوشُ حُشِرَتْ

Resim---Ve izel vuhûşu huşiret: Vahşî hayvanlar toplanıp bir araya getirildiğinde,(Tekvîr 81/5)


وَإِذَا الْبِحَارُ سُجِّرَتْ

Resim---Ve izel bihâru succiret: Ve denizler ateşlendiği vakıt(Tekvîr 81/6)


وَإِذَا النُّفُوسُ زُوِّجَتْ

Resim---Ve izen nufûsu zuvvicet: Nefisler, birleştiği zaman, (Tekvîr 81/7)


وَإِذَا الْمَوْؤُودَةُ سُئِلَتْ

Resim---Ve izel mev’udetu suilet: Diri diri gömülen kıza sorulduğunda;(Tekvîr 81/8)


بِأَيِّ ذَنبٍ قُتِلَتْ

Resim---Bi eyyi zenbin kutilet: «Hangi günahtan dolayı öldürüldü?» diye. (Tekvîr 81/9)


وَإِذَا الصُّحُفُ نُشِرَتْ

Resim---Ve izes suhufu nuşiret: Sayfalar açıldığı zaman; (Tekvîr 81/10)


وَإِذَا السَّمَاء كُشِطَتْ

Resim---Ve izes semâu kuşitat: Ve sema' sıyrıldığı vakıt (Tekvîr 81/11)


وَإِذَا الْجَحِيمُ سُعِّرَتْ

Resim---Ve izel cahîmu su’ıret: Ve Cehennem kızıştırıldığı vakıt (Tekvîr 81/12)


وَإِذَا الْجَنَّةُ أُزْلِفَتْ

Resim---Ve izel cennetu uzlifet: Ve Cennet yaklaştırıldığı vakıt (Tekvîr 81/13)


عَلِمَتْ نَفْسٌ مَّا أَحْضَرَتْ

Resim---Alimet nefsün mâ ahdaret: (Artık her) Nefis, neyi hazırladığını bilip öğrenmiştir (Tekvîr 81/14)


Sadakallâhu'l-azîm

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 13 Ara 2012, 20:52 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4774
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

أَفَلَا يَنظُرُونَ إِلَى الْإِبِلِ كَيْفَ خُلِقَتْ


Resim---E fe lâ yanzurûne ilel ibili keyfe hulikat :Ya hâlâ bakmazlar mı o deveye: nasıl yaratılmış? (Gâşiye 88/17)

Sadakallâhu'l-azîm

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 27 Ara 2012, 18:14 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4774
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

أَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِأَصْحَابِ الْفِيلِ

Resim---E lem tere keyfe feale rabbuke bi ashâbil fîl(fîli) :Rabbin fil sahiplerine neler etti, görmedin mi? (Fîl 105/1)

وَأَرْسَلَ عَلَيْهِمْ طَيْرًا أَبَابِيلَ
Resim---Ve ersele aleyhim tayren ebâbîl(ebâbîle) : Onların üstüne ebâbil kuşlarını gönderdi.(Fîl 105/3)


Sadakallâhu'l-azîm

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 21 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 6 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye