Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 06 Ara 2019, 18:17

Tüm zamanlar UTC + 2 saat




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 38 mesaj ]  Sayfaya git 1, 2  Sonraki
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 16 Kas 2010, 08:13 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4774
Bu konuyu facebook'ta paylan!
Resim

فَالْتَقَمَهُ الْحُوتُ وَهُوَ مُلِيمٌ

Resim---Feltekamehu'l-hûtu ve huve mulîm(mulîmun):Yunus kendini kınayıp dururken onu bir balık yuttu. (Sâffât Sûresi, 37/142)


فَلَوْلَا أَنَّهُ كَانَ مِنْ الْمُسَبِّحِينَ

Resim---Fe lev lâ ennehu kâne mine'l-musebbihîn(musebbihîne):Eğer (ALLAH'ı çokça) tesbih edenlerden olmasaydı,(Sâffât Sûresi, 37/143)


لَلَبِثَ فِي بَطْنِهِ إِلَى يَوْمِ يُبْعَثُونَ

Resim---Le lebise fî batnihî ila yevmi yub’asûn(yub’asûne):İnsanların yeniden dirileceği güne kadar balığın karnında kalırdı.(Sâffât Sûresi, 37/144)


فَنَبَذْنَاهُ بِالْعَرَاء وَهُوَ سَقِيمٌ

Resim---Fe nebeznâhu bil arâi ve huve sakîm(sakîmun): Rahatsız bir halde iken Biz, onu açıklık bir yere attık.(Sâffât Sûresi, 37/145)


وَأَنبَتْنَا عَلَيْهِ شَجَرَةً مِّن يَقْطِينٍ

Resim---Ve enbetnâ aleyhi şecereten min yaktîn(yaktînin):Ve üzerine kabak cinsinden bir ağaç bitirdik (Sâffât Sûresi, 37/146)


وَأَرْسَلْنَاهُ إِلَى مِئَةِ أَلْفٍ أَوْ يَزِيدُونَ

Resim---Ve erselnâhu ilâ mieti elfin ev yezîdûn(yezidûne):Ve onu yüz bine Resul gönderdik ve hattâ artıyorlardı(Sâffât Sûresi, 37/147)


فَآمَنُوا فَمَتَّعْنَاهُمْ إِلَى حِينٍ

Resim---Fe âmenû fe metta’nâhum ilâ hîn(hînin):Sonunda ona iman ettiler, biz de onları bir süreye kadar yararlandırdık.(Sâffât Sûresi, 37/148)

Sadakallâhu'l-azîm

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 21 Kas 2010, 08:16 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4774
Resim

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

وَاذْكُرْ إِسْمَاعِيلَ وَالْيَسَعَ وَذَا الْكِفْلِ وَكُلٌّ مِّنْ الْأَخْيَارِ

Resim---Vezkur ismâîle velyesea ve zel kifl(kifli), ve kullun mine'l-ahyâr(ahyâri):İsmail'i, Elyesa'ı ve Zülkifl'i de hatırla. Hepsi de hayırlı olanlardandır.(Sâd Sûresi, 38/48)


هَذَا ذِكْرٌ وَإِنَّ لِلْمُتَّقِينَ لَحُسْنَ مَآبٍ

Resim---Hâzâ zikr(zikrun), ve inne li'l-muttekîne le husne meâb(meâbin): Bu, bir zikr'dir. Şüphesiz muttakiler için, elbette varılacak güzel bir yer vardır. (Sâd Sûresi, 38/49)


جَنَّاتِ عَدْنٍ مُّفَتَّحَةً لَّهُمُ الْأَبْوَابُ

Resim---Cennâti adnin mufettehaten le humu'l-ebvâb(ebvâbu):Adn cennetleri; kapılar onlara açılmıştır.(Sâd Sûresi, 38/50)


مُتَّكِئِينَ فِيهَا يَدْعُونَ فِيهَا بِفَاكِهَةٍ كَثِيرَةٍ وَشَرَابٍ

Resim---Muttekîne fîhâ yed’ûne fîhâ bi fâkihetin kesîretin ve şerâb(şerâbin):Orada (koltuklara) yaslanıcılardır. Orada birçok meyveler ve içilecek şeyler isteyeceklerdir.(Sâd Sûresi, 38/51)


وَعِندَهُمْ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِ أَتْرَابٌ

Resim---Ve ındehum kâsırâtu't-tarfi etrâb(etrâbun):Yanlarında gözlerini kendilerinden ayırmayan yaşıt eşler vardır(Sâd Sûresi, 38/52)


هَذَا مَا تُوعَدُونَ لِيَوْمِ الْحِسَابِ

Resim---Hâzâ mâ tûadûne li yevmi'l-hisâb(hisâbi):İşte hesap günü size va'dedilen budur.(Sâd Sûresi, 38/53)


إِنَّ هَذَا لَرِزْقُنَا مَا لَهُ مِن نَّفَادٍ

Resim---İnne hâzâ le rızkunâ mâ lehu min nefâd(nefâdin):Şüphesiz bu, Bizim rızkımızdır, bitip tükenmesi de yok.(Sâd Sûresi, 38/54)


Sadakallâhu'l-azîm

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 23 Kas 2010, 07:22 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4774
Resim

أَلَمْ تَرَ أَنَّ اللَّهَ أَنزَلَ مِنَ السَّمَاء مَاء فَسَلَكَهُ يَنَابِيعَ فِي الْأَرْضِ ثُمَّ يُخْرِجُ بِهِ زَرْعًا مُّخْتَلِفًا أَلْوَانُهُ ثُمَّ يَهِيجُ فَتَرَاهُ مُصْفَرًّا ثُمَّ يَجْعَلُهُ حُطَامًا إِنَّ فِي ذَلِكَ لَذِكْرَى لِأُوْلِي الْأَلْبَابِ

Resim---E lem tera ennallâhe enzele mine's-semâi mâen fe selekehu yenâbîa fî'l-ardı summe yuhricu bihî zer’an muhtelifen elvânuhu summe yehîcu fe terâhu musferran summe yec’aluhu hutâmâ(hutâmen), inne fî zâlike le zikrâ li ulî'l-elbâb(elbâbi): Görmedin mi, ALLAH gökten su indirdi de onu yeryüzündeki kaynaklara ulaştırdı. Sonra onunla renkleri çeşit çeşit ekinler çıkarıyor. Sonra ekinler kuruyor da onları sapsarı kesilmiş görüyorsun. Sonra da ALLAH onları kurumuş çer çöp hâline getirir. Şüphesiz ki bunda akıl sâhipleri için bir öğüt vardır. (Zumer Sûresi, 39/21)


Sadakallâhu'l-azîm

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 23 Kas 2010, 22:35 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 16 Oca 2008, 02:00
Mesajlar: 1289
Resim

فَتَقَبَّلَهَا رَبُّهَا بِقَبُولٍ حَسَنٍ وَأَنبَتَهَا نَبَاتًا حَسَنًا وَكَفَّلَهَا زَكَرِيَّا كُلَّمَا دَخَلَ عَلَيْهَا زَكَرِيَّا الْمِحْرَابَ وَجَدَ عِندَهَا رِزْقاً قَالَ يَا مَرْيَمُ أَنَّى لَكِ هَذَا قَالَتْ هُوَ مِنْ عِندِ اللّهِ إنَّ اللّهَ يَرْزُقُ مَن يَشَاء بِغَيْرِ حِسَابٍ

Resim---Fe tekabbelehâ rabbuhâ bi kabûlin hasenin ve enbetehâ nebâten hasenen, ve keffelehâ zekeriyyâ kullemâ dehale aleyhâ zekeriyya'l-mihrâbe, vecede indehâ rızkâ(rızkan), kâle yâ meryemu ennâ leki hâzâ kâlet huve min indillâh(indillâhi), innallâhe yerzuku men yeşâu bi gayri hısâb(hısâbın).

Bunun üzerine RABBi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi ve Zekeriyya'nın himayesine verdi. Zekeriyya ne zaman kızın bulunduğu mihrâba girse, onun yanında yeni bir yiyecek bulurdu. «Meryem! Bu sana nereden geldi?» deyince, o da: «Bu, ALLAH katındandır.» derdi. Şüphesiz ALLAH, dilediğine hesabsız rızık verir! (Âli İmrân Sûresi, 3/37)


Sadakallâhu'l-azîm


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 29 Kas 2010, 07:22 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4774
Resim

إِلَيْهِ يُرَدُّ عِلْمُ السَّاعَةِ وَمَا تَخْرُجُ مِن ثَمَرَاتٍ مِّنْ أَكْمَامِهَا وَمَا تَحْمِلُ مِنْ أُنثَى وَلَا تَضَعُ إِلَّا بِعِلْمِهِ وَيَوْمَ يُنَادِيهِمْ أَيْنَ شُرَكَائِي قَالُوا آذَنَّاكَ مَا مِنَّا مِن شَهِيدٍ

Resim---İleyhi yureddu ilmus sâah(sâati), ve mâ tahrucu min semerâtinmin ekmâmihâ ve mâ tahmilu min unsâ ve lâ tedau illâ bi ilmih(ilmihî), ve yevme yunâdîhim eyne şurekâî kâlû âzennâke mâ minnâ min şehîd(şehîdin): Kıyametin ne zaman kopacağına ilişkin bilgi O’na havale edilir. Meyveler tomurcuklarından ancak O’nun bilgisi altında çıkar, dişi ancak O’nun bilgisi altında hamile kalır ve doğurur. Allah onlara, “Nerede bana ortak koştuklarınız?” diye seslendiği gün şöyle derler: “Sana arz ederiz ki, içimizden onları gören hiçbir kimse yok.” (Fussilet, 41/47)

Sadakallâhu'l-azîm

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 11 Ara 2010, 09:09 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4774
Resim

Resim


إِنَّ شَجَرَةَ الزَّقُّومِ
Resim---İnne şeceretez zakkûm(zakkûmi):Şübhesiz o zakkum ağacı (Duhân Sûresi, 44/43)


طَعَامُ الْأَثِيمِ
Resim---Taâmul esîm(esîmi):Günahkar olanın yemeğidir. (Duhân Sûresi, 44/44)


كَالْمُهْلِ يَغْلِي فِي الْبُطُونِ
Resim---Kel muhl(muhli), yaglî fîl butûn(butûni):Pota gibi karınlarında kaynar (Duhân Sûresi, 44/45)


كَغَلْيِ الْحَمِيمِ
Resim---Ke galyil hamîm(hamîmi):Kaynar suyun kaynaması gibi. (Duhân Sûresi, 44/46)


Sadakallâhu'l-azîm

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 17 Ara 2010, 08:03 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4774
Resim


إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي مَقَامٍ أَمِينٍ

Resim---İnnel muttekîne fî makâmin emîn(emînin):Müttakiler ise; muhakkak ki emin bir makamdadırlar.(Duhân Sûresi, 44/51)


فِي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ

Resim---Fî cennâtin ve uyûn(uyûnin):Cennetlerde ve pınarlarda,(Duhân Sûresi, 44/52)


يَلْبَسُونَ مِن سُندُسٍ وَإِسْتَبْرَقٍ مُّتَقَابِلِينَ

Resim---Yelbesûne min sundusin ve istebrakın mutekâbilîn(mutekâbilîne):Hafif ipekten ve ağır işlenmiş atlastan (elbiseler) giyinirler, karşılıklı (otururlar).(Duhân Sûresi, 44/53)


كَذَلِكَ وَزَوَّجْنَاهُم بِحُورٍ عِينٍ

Resim---Kezâlik(kezâlike), ve zevvecnâhum bi hûrin în(înin):İşte böyle; ve biz onları iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir.(Duhân Sûresi, 44/54)


يَدْعُونَ فِيهَا بِكُلِّ فَاكِهَةٍ آمِنِينَ

Resim---Yed’ûne fîhâ bi kulli fâkihetin âminîn(âminîne):Onlar orada güven içinde her çeşit meyveyi isteyebilirler.(Duhân Sûresi, 44/55)


لَا يَذُوقُونَ فِيهَا الْمَوْتَ إِلَّا الْمَوْتَةَ الْأُولَى وَوَقَاهُمْ عَذَابَ الْجَحِيمِ

Resim---Lâ yezûkûne fîhel mevte illel mevtetel ûlâ, ve vekâhum azâbel cahîm(cahîmi):Orada, ilk ölümün dışında başka ölüm tadmazlar. Ve (Allah da) onları cehennem azabından korumuştur.(Duhân Sûresi, 44/56)


فَضْلًا مِّن رَّبِّكَ ذَلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ

Resim---Fadlen min rabbik(rabbike), zâlike huvel fevzul azîm(azîmu):(Bunların hepsi) Rabbinden bir lütuf olarak (verilmiştir.) İşte büyük kurtuluş budur.(Duhân Sûresi, 44/57)


Sadakallâhu'l-azîm

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 21 Ara 2010, 08:31 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4774
Resim

مَثَلُ الْجَنَّةِ الَّتِي وُعِدَ الْمُتَّقُونَ فِيهَا أَنْهَارٌ مِّن مَّاء غَيْرِ آسِنٍ وَأَنْهَارٌ مِن لَّبَنٍ لَّمْ يَتَغَيَّرْ طَعْمُهُ وَأَنْهَارٌ مِّنْ خَمْرٍ لَّذَّةٍ لِّلشَّارِبِينَ وَأَنْهَارٌ مِّنْ عَسَلٍ مُّصَفًّى وَلَهُمْ فِيهَا مِن كُلِّ الثَّمَرَاتِ وَمَغْفِرَةٌ مِّن رَّبِّهِمْ كَمَنْ هُوَ خَالِدٌ فِي النَّارِ وَسُقُوا مَاء حَمِيمًا فَقَطَّعَ أَمْعَاءهُمْ

Resim---Meselul cennetilletî vuidel muttekûn(muttekûne), fîhâ enhârun min mâin gayri âsin(âsinin), ve enhârun min lebenin lem yetegayyer ta’muh(ta’muhu), ve enhârun min hamrin lezzetin liş şâribîn(şâribîne), ve enhârun min aselin musaffâ(musaffen), ve lehum fîhâ min kullis semerâti ve magfiretun min rabbihim, ke men huve hâlidun fîn nâri ve sukû mâen hamîmen fe kattaa em’âehum:Takva sahiplerine va'dedilen cennetin misali (şudur): İçinde bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenler için lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır ve orda onlar için meyvelerin her türlüsünden ve Rablerinden bir mağfiret vardır. Hiç (böyle mükafaatlanan bir kişi), ateşin içinde ebedi olarak kalan ve bağırsaklarını 'parça parça koparan' kaynar sudan içirilen kimseler gibi olur mu? (Muhammed S., 47/15)


Sadakallâhu'l-azîm

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 27 Ara 2010, 09:15 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4774
Resim

مُّحَمَّدٌ رَّسُولُ اللَّهِ وَالَّذِينَ مَعَهُ أَشِدَّاء عَلَى الْكُفَّارِ رُحَمَاء بَيْنَهُمْ تَرَاهُمْ رُكَّعًا سُجَّدًا يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِّنَ اللَّهِ وَرِضْوَانًا سِيمَاهُمْ فِي وُجُوهِهِم مِّنْ أَثَرِ السُّجُودِ ذَلِكَ مَثَلُهُمْ فِي التَّوْرَاةِ وَمَثَلُهُمْ فِي الْإِنجِيلِ كَزَرْعٍ أَخْرَجَ شَطْأَهُ فَآزَرَهُ فَاسْتَغْلَظَ فَاسْتَوَى عَلَى سُوقِهِ يُعْجِبُ الزُّرَّاعَ لِيَغِيظَ بِهِمُ الْكُفَّارَ وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنْهُم مَّغْفِرَةً وَأَجْرًا عَظِيمًا

Resim---Muhammedun resûlullâh(resûlullâhi), vellezîne meahû eşiddâu alel kuffâri ruhamâu beynehum terâhum rukkean succeden yebtegûne fadlen minallâhi ve rıdvânen sîmâhum fî vucûhihim min eseris sucûd(sucûdi), zâlike meseluhum fît tevrât(tevrâti), ve meseluhum fîl incîl(incîli), ke zer’in ahrece şat’ehu fe âzerehu festagleza festevâ alâ sûkıhî yu’cibuz zurrâa, li yagîza bihimul kuffâr(kuffâra), vaadallâhullezîne âmenû ve amilûs sâlihâti minhum magfireten ve ecren azîmâ(azîmen):Muhammed Allah'ın elçisidir. Onun yanında bulunanlar da kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rükûa varırken secde ederken görürsün. Allah'tan lütuf ve rıza isterler. Yüzlerinde secdelerin izinden nişanları vardır. Bu, onların Tevrat'taki vasıflarıdır. İncil'deki vasıfları da şöyledir: Onlar filizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzerler ki bu, ziraatçıların da hoşuna gider. Allah böylece onları çoğaltıp kuvvetlendirmekle kâfirleri öfkelendirir. Allah inanıp iyi işler yapanlara mağfiret ve büyük bir mükâfat vaad etmiştir. (Fetih Sûresi, 48/29)

Sadakallâhu'l-azîm

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 29 Ara 2010, 08:51 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4774
Resim

وَالْأَرْضَ مَدَدْنَاهَا وَأَلْقَيْنَا فِيهَا رَوَاسِيَ وَأَنبَتْنَا فِيهَا مِن كُلِّ زَوْجٍ بَهِيجٍ

Resim---Vel arda medednâhâ ve elkaynâ fîhâ revâsiye ve enbetnâ fîhâ min kulli zevcin behîcin:Yeri de nasıl uzatmış, üzerine sabit dağlar oturtmuşuz. Orada görünüşü güzel her çeşit bitkiden çiftler yetiştirdik.(Kaf Sûresi, 50/7)


تَبْصِرَةً وَذِكْرَى لِكُلِّ عَبْدٍ مُّنِيبٍ

Resim---Tebsıraten ve zikrâ li kulli abdin munîbin:Bunlar, Allah'a yönelen her kula gönül gözünü açmak ve ona ibret vermek içindir.(Kaf Sûresi, 50/8)


وَنَزَّلْنَا مِنَ السَّمَاء مَاء مُّبَارَكًا فَأَنبَتْنَا بِهِ جَنَّاتٍ وَحَبَّ الْحَصِيدِ

Resim---Ve nezzelnâ mines semâi mâen mubâreken fe enbetnâ bihî cennâtin ve habbel hasîdi: Bir de gökten bereketli bir su indirip de onunla bağlar, bahçeler ve biçilecek taneler bitirmekteyiz.(Kaf Sûresi, 50/9)


وَالنَّخْلَ بَاسِقَاتٍ لَّهَا طَلْعٌ نَّضِيدٌ

Resim---Ven nahle bâsikâtin lehâ tal’un nadîdun: Tomurcukları birbiri üzerine dizilmiş uzun boylu hurma ağaçları yetiştirdik.(Kaf Sûresi, 50/10


رِزْقًا لِّلْعِبَادِ وَأَحْيَيْنَا بِهِ بَلْدَةً مَّيْتًا كَذَلِكَ الْخُرُوجُ

Resim---Rızkan lil ibâdi ve ahyeynâ bihî beldeten meytâ(meyten), kezâlikel hurûcu :Bunları kullara rızık olması için (yetiştirmekteyiz). O su ile ölü bir toprağa can verdik, işte hayata çıkış da böyledir. (Kaf Sûresi, 50/11)

Sadakallâhu'l-azîm

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 14 Oca 2011, 08:23 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4774
Resim

وَالَّذِينَ آمَنُوا وَاتَّبَعَتْهُمْ ذُرِّيَّتُهُم بِإِيمَانٍ أَلْحَقْنَا بِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَمَا أَلَتْنَاهُم مِّنْ عَمَلِهِم مِّن شَيْءٍ كُلُّ امْرِئٍ بِمَا كَسَبَ رَهِينٌ

Resim---Vellezîne âmenû vettebeathum zurriyyetuhum bi îmânin elhaknâ bihim zurriyyetehum ve mâ eletnâhum min amelihim min şey’in, kullumriin bi mâ kesebe rehînun:İman edip zürriyetleri de iman ile kendilerine tâbi olanlar (yok mu?); işte biz, onların nesillerini de kendilerine kattık. Kendilerinin amellerinden birşey de eksiltmedik. Herkes kendi kazandığına bağlıdır. (Tûr Sûresi, 52/21)


وَأَمْدَدْنَاهُم بِفَاكِهَةٍ وَلَحْمٍ مِّمَّا يَشْتَهُونَ

Resim---Ve emdednâhum bi fâkihetin ve lahmin mimmâ yeştehûn(yeştehûne):Onlara canlarının istediği meyvalar ve etlerden bol bol verdik.(Tûr Sûresi, 52/22)

Sadakallâhu'l-azîm

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 16 Şub 2011, 08:09 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4774
Resim

إِنَّا أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِيحًا صَرْصَرًا فِي يَوْمِ نَحْسٍ مُّسْتَمِرٍّ

Resim---İnnâ erselnâ aleyhim rîhan sarsaren fî yevmi nahsin mustemirr(mustemirrin).:Biz onların üstüne, uğursuzluğu sürekli bir günde gürültülü ve dondurucu bir rüzgâr gönderdik. (Kamer Sûresi, 54/19)

تَنزِعُ النَّاسَ كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ مُّنقَعِرٍ

Resim---Tenziun nâse ke ennehum a’câzu nahlin munkair(munkairin):İnsanları söküp atıyordu; sanki onlar, kökünden sökülüp kopmuş hurma kütükleriymiş gibi. (Kamer Sûresi, 54/20)

فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِي وَنُذُرِ

Resim---Fe keyfe kâne azâbî ve nuzur(nuzuri):Nasılmış benim azabım ve uyarım?(Kamer Sûresi, 54/21)


وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْآنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ

Resim---Ve lekad yessernel kur’âne lîz zikri fe hel min muddekir(muddekirin): Şanım namına Kur'anı müyesser de kıldık düşünmek için, fakat düşünen mi var?(Kamer Sûresi, 54/22)

Sadakallâhu'l-azîm

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 19 Şub 2011, 08:15 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4774
Resim

إِنَّا أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ صَيْحَةً وَاحِدَةً فَكَانُوا كَهَشِيمِ الْمُحْتَظِرِ

Resim---İnnâ erselnâ aleyhim sayhaten vâhıdeten fe kânû ke heşîmil muhtezir(muhteziri) : Biz onların üzerlerine korkunç bir ses gönderdik. Hemen hayvan ağılına konan kuru ot gibi oluverdiler. (Kamer Sûresi, 54/31)

وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْآنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ

Resim---Ve lekad yessernel kur’âne liz zikri fe hel min muddekir(muddekirin) : And olsun ki, biz Kur’an’ı düşünüb öğüd almak için kolaylaştırdık; fakat düşünen mi var? (Kamer Sûresi, 54/32)

Sadakallâhu'l-azîm

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 19 Şub 2011, 12:51 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 26 Eki 2008, 02:00
Mesajlar: 1059
Resim



YÜCE RABBİM Nasr Suresi’nde belirttiğin gibi inşaALLAH en kısa zamanda "Fevc fevc” insanlar Senin dinine girsinler. Dünyanın dört bir bucağında gönüller Sana meftun olsun. Bizlere, insanların Seni bilmesi ve sevmesi için güzel hayırlı işler yapmayı lütfeyle. (Âmin)



MUHAMMEDİ muHABBEtle ....ALLAH RAZI OLSUN...

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 19 Şub 2011, 19:04 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4774
Resim

الرَّحْمَنُ

Resim---Er rahmân(rahmânu) : Er Rahmân (Rahman Sûresi, 55/1)


عَلَّمَ الْقُرْآنَ

Resim---Allemel kur’ân(kur’âne) :Kur'an'ı öğretti (Rahman Sûresi, 55/2)


خَلَقَ الْإِنسَانَ

Resim---Halakal insân(insâne) :İnsanı yarattı. (Rahman Sûresi, 55/3)


عَلَّمَهُ الْبَيَانَ

Resim---Allemehul beyân(beyâne) :Ona beyanı (düşünüp ifade etmeyi) öğretti. (Rahman Sûresi, 55/4)


الشَّمْسُ وَالْقَمَرُ بِحُسْبَانٍ

Resim---Eş şemsu vel kameru bi husbân(husbânin):Güneş ve ay (belli) bir hesap iledir.(Rahman Sûresi, 55/5)


وَالنَّجْمُ وَالشَّجَرُ يَسْجُدَانِ

Resim---Ven necmu veş şeceru yescudân(yescudâni): (Rahman Sûresi, 55/6)


وَالسَّمَاء رَفَعَهَا وَوَضَعَ الْمِيزَانَ

Resim---Ves semâe refeahâ ve vedaal mîzân(mîzâne) :Göğü Allah yükseltti ve mîzanı (dengeyi) O koydu.(Rahman Sûresi, 55/7)


أَلَّا تَطْغَوْا فِي الْمِيزَانِ

Resim---Ellâ tatgav fîl mîzân(mîzâni) :Sakın dengeyi bozmayın.(Rahman Sûresi, 55/8)


وَأَقِيمُوا الْوَزْنَ بِالْقِسْطِ وَلَا تُخْسِرُوا الْمِيزَانَ

Resim---Ve ekîmul vezne bil kıstı ve lâ tuhsırûl mîzân(mîzâne) :Tartıyı doğru yapın ve tartıda eksiklik yapmayın.(Rahman Sûresi, 55/9)


وَالْأَرْضَ وَضَعَهَا لِلْأَنَامِ

Resim---Vel arda vedaahâ lil enâm(enâmi) :Yere gelince, onu da (yaratılmış bütün) varlıklar için alçalttı/koydu.(Rahman Sûresi, 55/10)


فِيهَا فَاكِهَةٌ وَالنَّخْلُ ذَاتُ الْأَكْمَامِ

Resim---Fîhâ fâkihetun vennahlu zâtul ekmâm(ekmâmi) :Orada meyvalar ve salkımlı hurma ağaçları vardır.(Rahman Sûresi, 55/11)


وَالْحَبُّ ذُو الْعَصْفِ وَالرَّيْحَانُ

Resim---Vel habbu zul asfi ver reyhân(reyhânu) :Yapraklı daneler ve hoş kokulu bitkiler vardır.(Rahman Sûresi, 55/12)


فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

Resim---Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni) :O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? (Rahman Sûresi, 55/13)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 02 Mar 2011, 20:27 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4774
خَلَقَ الْإِنسَانَ مِن صَلْصَالٍ كَالْفَخَّارِ

Resim---Halakal insâne min salsâlin kel fehhâr(fehhâri):İnsanı, ateşte pişmiş gibi kuru bir çamurdan yarattı.(Rahman Sûresi, 55/14)


وَخَلَقَ الْجَانَّ مِن مَّارِجٍ مِّن نَّارٍ

Resim---Ve halakal cânne min mâricin min nâr(nârin):Cann'ı (cinni) da 'yalın/dumansız bir ateşten' yarattı.(Rahman Sûresi, 55/15)


فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

Resim---Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni):O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? (Rahman Sûresi, 55/16)


رَبُّ الْمَشْرِقَيْنِ وَرَبُّ الْمَغْرِبَيْنِ

Resim---Rabbul meşrikayni ve rabbul magribeyn(magribeyni):O, iki doğunun ve iki batının Rabbidir.(Rahman Sûresi, 55/17)


فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

Resim---Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?(Rahman Sûresi, 55/18)


مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِ

Resim---Merecel bahreyni yeltekıyân(yeltekıyâni):İki denizi birbirine kavuşmak üzere salıvermiştir.(Rahman Sûresi, 55/19)


بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌ لَّا يَبْغِيَانِ

Resim---Beynehumâ berzehun lâ yebgıyân(yebgıyâni):Aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmazlar.(Rahman Sûresi, 55/20)


فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

Resim---Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni):O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?(Rahman Sûresi, 55/21)


يَخْرُجُ مِنْهُمَا اللُّؤْلُؤُ وَالْمَرْجَانُ

Resim---Yahrucu min humel lûluu vel mercân(mercânu):Çıkar onlardan inci ile mercan(Rahman Sûresi, 55/22)


فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

Resim---Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni):O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?(Rahman Sûresi, 55/23)


وَلَهُ الْجَوَارِ الْمُنشَآتُ فِي الْبَحْرِ كَالْأَعْلَامِ

Resim---Ve lehul cevâril munşeâtu fîl bahri kel alâm(alâmi):Denizde akıp giden ve dağlar gibi yükselen gemiler O'nundur.(Rahman Sûresi, 55/24)


فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

Resim---Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni):O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?(Rahman Sûresi, 55/25)


كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍ

Resim---Kullu men aleyhâ fân(fânin):(Yer) Üzerindeki her şey yok olucudur(Rahman Sûresi, 55/26)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 07 Mar 2011, 08:14 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4774
وَيَبْقَى وَجْهُ رَبِّكَ ذُو الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ

Resim---Ve yebkâ vechu rabbike zûl celâli vel ikrâm(ikrâmi) :Celal ve ikram sahibi olan Rabbinin yüzü (kendisi) baki kalacaktır.(Rahman Sûresi, 55/27)


فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

Resim---Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni) : O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?(Rahman Sûresi, 55/28)


يَسْأَلُهُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِي شَأْنٍ

Resim---Yes’ eluhu men fis semâvâti vel ard(ardı), kulle yevmin huve fî şe’nin: Göklerde ve yerde bulunan herkes, O'ndan ister. O, her an yaratma halindedir. (Rahman Sûresi, 55/29)


فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

Resim---Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni) : O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?(Rahman Sûresi, 55/30)


سَنَفْرُغُ لَكُمْ أَيُّهَا الثَّقَلَانِ

Resim---Se nefrugu lekum eyyuhes sekalân(sekalâni) : Ey insan ve cin! Sizin de hesabınızı ele alacağız.(Rahman Sûresi, 55/31)


فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

Resim---Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni) : O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?(Rahman Sûresi, 55/32)


يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْإِنسِ إِنِ اسْتَطَعْتُمْ أَن تَنفُذُوا مِنْ أَقْطَارِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ فَانفُذُوا لَا تَنفُذُونَ إِلَّا بِسُلْطَانٍ

Resim---Yâ ma'şerel cinni vel insi inisteta'tum en tenfuzû min aktâris semâvâti vel ardı fenfuz(fenfuzû), lâ tenfuzûne illâ bi sultân(sultânin) : Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin çevresinden geçmeye gücünüz yeterse geçin gidin. Ama Allah'ın verdiği bir güç olmadan geçemezsiniz.(Rahman Sûresi, 55/33)


فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

Resim---Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni) : O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?(Rahman Sûresi, 55/34)


يُرْسَلُ عَلَيْكُمَا شُوَاظٌ مِّن نَّارٍ وَنُحَاسٌ فَلَا تَنتَصِرَانِ

Resim---Yurselu aleykumâ şuvâzun min nârin ve nuhâsun fe lâ tentesırân(tentesırâni) : Üzerinize ateşten alev ve duman gönderilir de birbirinizi kurtaramaz ve yardımlaşamazsınız. (Rahman Sûresi, 55/35)


فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

Resim---Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni) : O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?(Rahman Sûresi, 55/36)


فَإِذَا انشَقَّتِ السَّمَاء فَكَانَتْ وَرْدَةً كَالدِّهَانِ

Resim---Fe îzen şakkatis semâu fe kânet verdeten keddihân(keddihâni) : Gök bir yarılıp oluverdi mi bir gül, yağ gibi eriyen, kızaran yanan(Rahman Sûresi, 55/37)


فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

Resim---Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni) : O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?(Rahman Sûresi, 55/38)


فَيَوْمَئِذٍ لَّا يُسْأَلُ عَن ذَنبِهِ إِنسٌ وَلَا جَانٌّ

Resim---Fe yevme îzin lâ yus’elu an zenbihî insun ve lâ cânn(cânnun) : İşte o gün insana da cine de günahı sorulmaz.(Rahman Sûresi, 55/39)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 13 Mar 2011, 17:43 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4774
فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

Resim---Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni) : O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? (Rahman Sûresi, 55/40)


يُعْرَفُ الْمُجْرِمُونَ بِسِيمَاهُمْ فَيُؤْخَذُ بِالنَّوَاصِي وَالْأَقْدَامِ

Resim---Yu’reful mucrımûne bi sîmâhum fe yu’hazu bin nevâsî vel akdâm(akdâmi) : Suçlular, simalarından tanınır, perçemlerinden ve ayaklarından yakalanırlar.(Rahman Sûresi, 55/41)


فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

Resim---Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni) : O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?(Rahman Sûresi, 55/42)


هَذِهِ جَهَنَّمُ الَّتِي يُكَذِّبُ بِهَا الْمُجْرِمُونَ

Resim---Hâzihî cehennemulletî yukezzibu bi hel mucrimûn(mucrimûne) : İşte bu, suçluların yalan dedikleri cehennem;(Rahman Sûresi, 55/43)


يَطُوفُونَ بَيْنَهَا وَبَيْنَ حَمِيمٍ آنٍ

Resim---Yetûfûne beynehâ ve beyne hamîmin ân(ânin) : Onunla kaynar su arasında dolaşırlar.(Rahman Sûresi, 55/44)


فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

Resim---Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni) : O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?(Rahman Sûresi, 55/45)


وَلِمَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِ جَنَّتَانِ

Resim---Ve li men hâfe makâme rabbihî cennetân(cennetâni) : Rabbinin makamından korkan kimselere iki cennet vardır.(Rahman Sûresi, 55/46)


فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

Resim---Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni) : O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?(Rahman Sûresi, 55/47)


ذَوَاتَا أَفْنَانٍ

Resim---Zevâtâ efnân(efnânin) :İkisinin de çeşitli ağaçları, meyvaları vardır. (Rahman Sûresi, 55/48)


فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

Resim---Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni) : O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?(Rahman Sûresi, 55/49)


فِيهِمَا عَيْنَانِ تَجْرِيَانِ

Resim---Fîhi mâ aynâni tecriyân(tecriyâni) : İkisinde de akıp giden iki kaynak vardır.(Rahman Sûresi, 55/50)


فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

Resim---Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni) : O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?(Rahman Sûresi, 55/51)


فِيهِمَا مِن كُلِّ فَاكِهَةٍ زَوْجَانِ

Resim---Fîhi mâ min kulli fâtihetin zevcân(zevcâni) : İkisinde de her türlü meyvadan çift çift vardır.(Rahman Sûresi, 55/52)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 23 Mar 2011, 21:48 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4774
فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

Resim---Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni) : O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? (Rahman Sûresi, 55/53)


مُتَّكِئِينَ عَلَى فُرُشٍ بَطَائِنُهَا مِنْ إِسْتَبْرَقٍ وَجَنَى الْجَنَّتَيْنِ دَانٍ

Resim---Muttekiîne alâ furuşin betâinuhâ min istebrak(istebrakin), ve cenel cenneteyni dân(dânin) : Astarları, ağır işlenmiş atlastan yataklar üzerinde yaslanırlar. İki cennetin de meyve devşirmesi (oradakilere) yakın (kolay)dır.(Rahman Sûresi, 55/54)


فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

Resim---Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni) : O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? (Rahman Sûresi, 55/55)


فِيهِنَّ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِ لَمْ يَطْمِثْهُنَّ إِنسٌ قَبْلَهُمْ وَلَا جَانٌّ

Resim---Fîhinne kâsirâtut tarfi lem yatmishunne insun kablehum ve lâ cânn(cânnun) : O Cennetlerde öyle kasıratü't-tarf dilberler, ki dokunmamıştır onlara onlardan evvel İns-ü Cânn.(Rahman Sûresi, 55/56)


فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

Resim---Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni) : O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? (Rahman Sûresi, 55/57)


كَأَنَّهُنَّ الْيَاقُوتُ وَالْمَرْجَانُ

Resim---Ke enne hunnel yâkûtu vel mercân(mercânu) : Sanki onlar yâkut ve mercandırlar.(Rahman Sûresi, 55/58)


فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

Resim---Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni) : O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? (Rahman Sûresi, 55/59)



هَلْ جَزَاء الْإِحْسَانِ إِلَّا الْإِحْسَانُ

Resim---Hel cezâul ihsâni illel ihsân(ihsânu) : İhsânın cezâsı elbette ihsân (Rahman Sûresi, 55/60)


فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

Resim---Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni) : O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? (Rahman Sûresi, 55/61)


وَمِن دُونِهِمَا جَنَّتَانِ

Resim---Ve min dûnihimâ cennetân(cennetâni) : Bu ikisinin ötesinde iki cennet daha var.(Rahman Sûresi, 55/62)


فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

Resim---Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni) : O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? (Rahman Sûresi, 55/63)


مُدْهَامَّتَانِ
Resim---Mud hâmmetân(hâmmetâni) : (Bu cennetler) yemyeşildirler. (Rahman Sûresi, 55/64)


فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

Resim---Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni) : O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? (Rahman Sûresi, 55/65)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 27 Mar 2011, 07:36 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4774
فِيهِمَا عَيْنَانِ نَضَّاخَتَانِ

Resim---Fîhi mâ aynâni neddâhatân(neddâhatâni) : İçlerinde kaynayan iki pınar vardır. (Rahman Sûresi, 55/66)


فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

Resim---Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni) : O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? (Rahman Sûresi, 55/67)


فِيهِمَا فَاكِهَةٌ وَنَخْلٌ وَرُمَّانٌ

Resim---Fîhi mâ fâkihetun ve nahlun ve rummân(rummânun) : Bunlarda bir meyve, bir başka hurma, bir başka nar vardır (Rahman Sûresi, 55/68)


فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

Resim---Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni) : O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? (Rahman Sûresi, 55/69)


فِيهِنَّ خَيْرَاتٌ حِسَانٌ

Resim---Fîhinne hayrâtun hisân(hisânun) : Her ikisinde de iyilikler, güzellikler vardır. (Rahman Sûresi, 55/70)


فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

Resim---Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni) : O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? (Rahman Sûresi, 55/71)


حُورٌ مَّقْصُورَاتٌ فِي الْخِيَامِ

Resim---Hûrun maksûrâtun fîl hiyâm(hiyâmi) : Otağlar içinde korunmuş huriler vardır.(Rahman Sûresi, 55/72)


فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

Resim---Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni) : O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? (Rahman Sûresi, 55/73)


لَمْ يَطْمِثْهُنَّ إِنسٌ قَبْلَهُمْ وَلَا جَانٌّ

Resim---Lem yatmishunne insun kablehum ve lâ cânn(cânnun) : Bunlardan önce onlara ne insan ne de cin dokunmuştur.(Rahman Sûresi, 55/74)


فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

Resim---Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni) : O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?(Rahman Sûresi, 55/75)


مُتَّكِئِينَ عَلَى رَفْرَفٍ خُضْرٍ وَعَبْقَرِيٍّ حِسَانٍ

Resim---Muttekiîne alâ refrefin hudrin ve abkariyyin hisân(hisânin) : Yeşil yastıklara ve güzel işlemeli döşeklere kurulmuşlardır (Rahman Sûresi, 55/76)


فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

Resim---Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni) : O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? (Rahman Sûresi, 55/77)


تَبَارَكَ اسْمُ رَبِّكَ ذِي الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ

Resim---Tebârekesmu rabbike zîl celâli vel ikrâm(ikrâmi) : Yüce, çok yüce rabbının adı onun o celâl, onun o ikram. (Rahman Sûresi, 55/78)

Sadakallâhu'l-azîm

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 06 Nis 2011, 06:52 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4774
Resim

وَفَاكِهَةٍ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ

Resim---Ve fâkihetin mimmâ yetehayyerûn(yetehayyerûne) : (Onlara) beğendikleri meyveler (Vâkıa Sûresi, 20/20)


وَلَحْمِ طَيْرٍ مِّمَّا يَشْتَهُونَ

Resim---Ve lahmi tayrin mimmâ yeştehûn(yeştehûne) : Canlarının çektiği kuş etleri(Vâkıa Sûresi, 20/21)


وَحُورٌ عِينٌ

Resim---Ve hûrun înun : İri gözlü hûriler (Vâkıa Sûresi, 20/22)


كَأَمْثَالِ اللُّؤْلُؤِ الْمَكْنُونِ

Resim---Ke emsâlil lu’luil meknûn(meknûni) : Saklı inciler gibi(Vâkıa Sûresi, 20/23)


جَزَاء بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

Resim---Cezâen bi mâ kânû ya’melûn(ya’melûne) :Yaptıklarına karşılık olarak verilir.(Vâkıa Sûresi, 20/24)

Sadakallâhu'l-azîm

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 01 May 2011, 08:03 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4774
Resim


وَأَصْحَابُ الْيَمِينِ مَا أَصْحَابُ الْيَمِينِ

Resim---Ve ashâbul yemîni mâ ashâbul yemîn(yemîni) : "Ashab-ı Yemin", ne (kutludur o) "Ashab-ı Yemin."(Vâkıa 56/27)


فِي سِدْرٍ مَّخْضُودٍ

Resim---Fî sidrin mahdûd(mahdûdin): Yüklü dalları bükülmüş kiraz (ağaçları), (Vâkıa 56/28)


وَطَلْحٍ مَّنضُودٍ

Resim---Ve talhın mendûd(mendûdin) : Üstüste dizili meyveleri sarkmış muz ağaçları,(Vâkıa 56/29)


وَظِلٍّ مَّمْدُودٍ

Resim---Ve zıllin memdûd(memdûdin) : Yayılıp uzanmış gölgeler,(Vâkıa 56/30)


وَمَاء مَّسْكُوبٍ

Resim---Ve mâin meskûb(meskûbin) : Durmaksızın akan su(lar);(Vâkıa 56/31)


وَفَاكِهَةٍ كَثِيرَةٍ

Resim---Ve fâkihetin kesîrah(kesîretin) : Ve (daha) birçok meyveler arasında,(Vâkıa 56/32)


لَّا مَقْطُوعَةٍ وَلَا مَمْنُوعَةٍ

Resim---Lâ maktûatin ve lâ memnûah(memnûatin) : Ne kesilmiş ve ne de men edilmiş (olan meyveler arasında).(Vâkıa 56/33)


وَفُرُشٍ مَّرْفُوعَةٍ

Resim---Ve furuşin merfûah(merfûatin) : Yüksek döşekler üzerindedirler. (Vâkıa 56/34)


Sadakallâhu'l-azîm

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 21 May 2011, 06:26 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4774
Resim

لَآكِلُونَ مِن شَجَرٍ مِّن زَقُّومٍ

Resim---Le âkilûne min şecerin min zakkumin :Elbette bir ağaçtan, zakkum ağacından yiyeceksiniz.(Vâkıa 56/52)


Sadakallâhu'l-azîm

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 27 May 2011, 06:28 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4774
Resim

أَفَرَأَيْتُم مَّا تَحْرُثُونَ

Resim---E fe reeytum mâ tahrusûn(tahrusûne) : Şimdi gördünüz mü o ekdiğiniz tohumu? (Vâkıa 56/63)


أَأَنتُمْ تَزْرَعُونَهُ أَمْ نَحْنُ الزَّارِعُونَ

Resim---E entum tezre ûnehû em nahnuz zâriûn(zâriûne) : Siz mi bitiriyorsunuz onu? Yoksa biz miyiz bitiren? (Vâkıa 56/64)


لَوْ نَشَاء لَجَعَلْنَاهُ حُطَامًا فَظَلَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ

Resim---Lev neşâu le cealnâhu hutâmen fe zaltum tefekkehûn(tefekkehûne) : Dilesek onları elbette bir çöpe çevirirdik de ağzınızda şöyle geveler dururdunuz: (Vâkıa 56/65)


إِنَّا لَمُغْرَمُونَ

Resim---İnnâ le mugremûn(mugremûne) : Her halde biz çok ziyandayız (Vâkıa 56/66)


بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ

Resim---Bel nahnu mahrûmûn(mahrûmûne) : Daha doğrusu büsbütün mahrumuz!..(Vâkıa 56/67)

Sadakallâhu'l-azîm

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 26 Haz 2011, 17:49 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4774
Resim

أَفَرَأَيْتُمُ النَّارَ الَّتِي تُورُونَ

Resim---E fe reeytumun nârelletî tûrûn(tûrûne) : Tutuşturduğunuz ateşi görüyor musunuz? (Vâkıa 56,71)


أَأَنتُمْ أَنشَأْتُمْ شَجَرَتَهَا أَمْ نَحْنُ الْمُنشِؤُونَ

Resim---E entum enşe’tum şeceretehâ em nahnul munşiûn(munşiûne) : Onun ağacını siz mi yaratıyorsunuz, yoksa onu yaratan biz miyiz? (Vâkıa 56,72)


نَحْنُ جَعَلْنَاهَا تَذْكِرَةً وَمَتَاعًا لِّلْمُقْوِينَ

Resim---Nahnu cealnâhâ tezkireten ve metâan lil mukvîn(mukvîne) : Biz onu bir ibret ve çölden gelip geçenlere bir fayda yaptık. (Vâkıa 56,73)


فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظِيمِ

Resim---Fe sebbih bismi rabbikel azîm(azîmi) : O halde tesbih et rabbine azîm ismiyle. (Vâkıa 56,74)

Sadakallâhu'l-azîm

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 38 mesaj ]  Sayfaya git 1, 2  Sonraki

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 7 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye