Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 22 Eyl 2018, 09:17

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 3 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Hz Süleyman (a.s)
MesajGönderilme zamanı: 03 Ağu 2007, 21:39 
Çevrimdışı
Üye
Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 21 Tem 2007, 03:00
Mesajlar: 47
Konum: İstanbul
Bu konuyu facebook'ta paylan!
Hz. SÜLEYMAN (a.s)


İbrânice Şlomo (Salomon). Hz. Davud'un oğlu, O'ndan hemen sonra İsrail oğullarının peygamberi "akl-ı selim" ve "nazik" manalarına gelen "selim"in eş anlamlısı.

Kitab-ı Mukaddes'e göre Hz. Süleyman, israiloğullarının icraatlar yapmış büyük peygamber ve hükümdardır. Kur'ân-ı Kerim, Hz. Süleyman'ın bir İsrailoğulları peygamberi olduğunu açıklarken; Hıristiyanların mukaddes kitabı İncile göre O, bir İsrail kralıdır. Devrinin en önemli hadisesi, Ken'anlıların kesin olarak itaat altına alınmasıdır. Bundan ayrı olarak Hz. Süleyman memleketini 12 eyalete ayırarak her birine birer vali tayin etmiş; böylece ülkenin daha iyi idaresini sağlamıştır. 12 eyalet olmasının sebebi her bölgeye yılda bir ay devlete karşı mükellefiyetler koymasındandır.

Hz. Süleyman, saltanatlı ve azametli bir peygamberdir. O'nun krallığı bu günkü Filistin, Ürdün'ün tamamı ve Suriye'nin bir kısmını içine almakta idi. Hz. Süleyman'ın eserleri arasında, memleketin savunması için inşa ettirdiklerini ilk sırada saymak lâzımdır. Asker sevki için seçilen kilit noktalarda yaptırılan istihkâmlar bu bakımdan çok önemlidir.

Hz. Süleyman'ın en mühim eseri , Siyon dağı'na inşa ettirdiği Mâbed'tir. Babası Hz. Davud zamanında aynı yerde yalnız bir çadır vardı ve bu çadıra Tâbutül-ahd (Ahid sandığı) konulmuştu. Süleyman Mâbedi veya sadece Mâbed denilen yapının bugün temel duvarlarından bir bölümü kalmıştır. Ağlama duvarı olarak isimlendirilen kısım da bu temeldir. Süleyman Mâbed'i, Yahudi, Hıristiyan ve Müslümanlarca mukaddes sayılmaktadır. Hz. Süleyman, Sur kralı Hiram ve Mısır Firavunuyla dostluk kurduğu için, her iki ülke ile ticari ve kültürel münasebetlere girişmiştir. Böylece yabancı kültür ve müesseseler israiloğulları arasına da girmeğe başlamıştır. Nitekim o tarihten sonra Kudüs'te hem yabancı mallar satılmaya başlanmış; hem de yabancı hükümdarlar Hz. Süleyman'ı ziyarete gelmişlerdir. Bu konuyu vurgulayan Kitab-ı Mukaddes (Tevrat, I. Krallar, X, 22). Hz. Süleyman'ın büyük bir deniz ticaret filosu kurduğunu zikreder.

İsrailoğulları Hz. Süleyman zamanında sosyal ve medenî açıdan en üst düzeyde bir gelişme sergilemişlerdir. Tarihçiler Hz. Süleymanı âlim, imarcı ve saltanat seven bir kişi olarak tasvir eder (A. Refik, Tarih-i Umumi, İstanbul 1328, I, 266). Hz. Süleyman, babasından devraldığı büyük devleti daha da güçlendirerek, idaresi altındaki bütün toprakları askerî açıdan kontrol altına almayı başarmıştır.

Hz. Süleyman'ın hayatı ve faaliyetleriyle ilgili bilgileri daha çok Tevrat ve Kur'ân'da bulmaktayız. Kur'ân-ı Kerim dışındaki kaynaklarda O'nun hayatı hakkında efsanevî nakillere rastlanmaktadır. Gerçek bilgilerle bu esâtirî nakilleri birbirinden ayırmak oldukça zordur.

Hz. Süleyman, tahta çıkar çıkmaz öncelikle kendisine karşı olanları etkisiz hale getirmiş; yakın dostları ve güvendiği kişilere askerî, idarî ve dinî görevler vermiştir. Hz. Süleyman'ın kurduğu devletin temeli daha ziyade ticarete dayanmaktadır. Bundan dolayıdır ki, çevresindeki devletlerden bazıları O'nunla ticaret ortaklıkları kurmuşlardır. Hz. Süleyman özellikle başkent Kudüs için büyük çapta harcamalara girişmiş; burada bir sur, Millo adı verilen bir bina ve meşhur Kudüs Mâbedi'ni yaptırmıştır. Bu Mâbet zamanla Yahudiliğin ve ilk dönem Hıristiyanlığının tek dinî merkezi durumuna gelerek, fiziki yapısının ötesinde bir önem kazanmıştır. Diğer taraftan Hz. Süleyman zamanında gelişen milletler arası ticaret ağı, İsrailoğulları arasında fikrî ve dini açıdan evrensellik anlayışının doğmasını sağlamıştır (Bertholet, Wörterbuch der Religionen, Stuttgart 1962, s. 482).

Hz. Süleyman'ın hakîm ve şair yönü de meşhurdur. Kitab-ı Mukaddes (Tevrat)'de 31 babtan meydana gelen Süleyman'ın Meselleri'nin O'na ait olduğu Yahudi kaynaklarında zikredilir. Bu bölümde Hz. Süleyman'ın hikmetli sözlerinden örnekler bulunmaktadır: "Rab korkusu bilginin başlangıcıdır"; "Sefihler ise hikmet ve terbiyeyi hor görürler" (I. bab, 7. cümle). Bunun yanı sıra, yine Kitab-ı Mukaddes (Tevrat)'de 8 babtan meydana gelen ve O'nun yazdığı iddia edilen Neşidelerin Neşidesi bölümünde, bir peygambere hiç de yakışmayacak aşk ve harem hayatından bahseden cümleler vardır. Bunlar da Tevrat'ın tahrife uğradığını açık seçik göstermektedir. Neşidelerin Neşidesi baştan sona okununca bu cümlelerin bir peygamber ağzından çıkmayacağını dindar yahudiler dahi kolayca kabul edebilir. Saydıklarımızdan ayrı olarak Yahudi mezheplerinden Ferisiliği desteklemek için Süleyman'ın Mezmurları adıyla uydurulmuş 18 Mezmur daha vardır. Bunlar Tevrat'a alınmamıştır. Tevrat'taki Mezmurlar O'nun babası Hz. Davud'undur.

Hıristiyan literatüründe Hz. İsa'nın "Davud oğlu" diye anılması, O'nun yalnızca Hz. Davud neslinden geldiğini belirtmek için değildir. Hz. İsa'nın aynı zamanda, Hz. Süleyman gibi insanlar ve cinlere hükmeden gerçek bir "Davud oğlu Süleyman" olduğunu vurgulamak içindir (Ana Brit. XX,169). Arap tarihçileri Hz. Süleyman'ın ihtişamlı şahsiyetini, O'nun sihir ve kehanetteki fevkalâde üstünlüklerini, en karmaşık problemleri keskin zekâsıyla çözüşünü vb. fetanetini anlatmak için müstakil eserler yazmışlardır. Kur'ân-ı Kerim ve İslâm kaynaklarının Hz. Süleyman hakkında verdiği bilgiler Divan edebiyatına da ilham kaynağı olmuştur. Süleymannâme ve Kitab-ı Süleyman, O'nun dini destanî hayatını konu edinen değerli eserlerden sadece ikisidir.

Arap ve Süryani yazılarının icadını Hz. Süleyman'a isnat edenler bulunduğu gibi; Arapça bir çok sihir kitabını O'nun yazdığını iddia edenler de vardır. Hz. Süleyman'la ilgili efsanelerdeki İran tesiri, O'nun Çemşid'le mukayese edilmesine zemin hazırlamıştır (J. Walker, XI,174). Hz. Süleyman'ın mezarı belli değildir. Ancak Kubbetü's-sahrâ (Kudüs) veya Taberiye gölü yakınında bulunduğunu bazı eserler zikretmektedir.

Hz. Süleyman'la ilgili en sağlam bilgiler şüphesiz Kur'ân-ı Kerim'de mevcuttur. Kur'ân'da, Hz. Süleyman'ın ismi çok geçer. Kur'ân O'ndan Allah'ın gerçek bir rasulû, bir nebi ve peygamberlerin bir numunesi olarak söz ederken, kendisine has meziyetlerini de açıklar. Cenab-ı Hakk'ın zaman ve şartlar gereği her peygamberine ihsan ettiği mucizelerden farklı olarak Hz. Süleyman'a da verdiği bir takım mucizeleri vardır. Kur'ân, öncelikle Hz. Süleyman'ın asla kâfir olmadığını (el-Bakara, 2/102) vurgulamakta ve Allah'ın O'na vahyettiğini açıklamaktadır (en-Nisa, 4/163). Kur'ân'ın bir diğer ayetinde (el-En'am, 6/84). Hz. Süleyman'ın hidayet ve nübüvvete kavuşturulduğu; adaleti tatbik konusunda babasını dahi geçtiği (el-Enbiya, 21/78, 79); kendisine ilim verildiği (en-Neml, 27/15); kuşların dilini anladığı (en-Neml, 27/16); cinlerden, insanlardan ve kuşlardan ordular topladığı (en-Neml, 27/17) bildirilmektedir. Hz. Süleyman'ın en önemli hizmetlerinden biri, Sebâ Melikesinin O'nun maiyyetinde müslüman oluşudur (en-Neml, 27/44). Rüzgârın Hz. Süleyman'ın emrine verildiği; erimiş bakır madenlerinin O'nun için sel gibi akıtıldığı; cinlerden bir kısmının O'nun emrinde çalıştığı (es-Sebe', 34/12) yine Kur'ân'dan öğrendiğimiz hususlardır. Hz. Süleyman'ın daima Allah'a yöneldiğini (Sa'd, 38/30); imtihan edilmesi üzerine Rabbından bağışlanma dileğinde bulunduğunu ve kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlığı Rabbından istediğini (Sa'd, 38/34-35) Kur'ân bize haber vermektedir.

Kur'ân-ı Kerim'den hayat hikâyesini oldukça ayrıntılı bir şekilde öğrendiğimiz Hz. Süleymanın, özellikle Tevrat ve Yahudi kaynaklarında farklı anlatılışı dikkat çekmektedir. Kur'ân-ı Kerim Hz. Süleyman'ın bu yük saltanat ve güçlerini büyülerle elde ettiği yolundaki Tevrat (I Krallar ve II. Krallar)'dan kaynaklanan isnadı şiddetle reddeder. Bir diğer husus da şudur: Hz. Davud ve oğlu Hz. Süleyman, bir kavmin çobansız kalan sürüsünün geceleyin başkasına ait bir arazide yayılması üzerine, ortaya çıkan zararla ilgili olarak hüküm vermek durumunda kalmışlardır. Bu meselede Hz. Süleyman'ın hükmü babasının verdiği hükümden daha isabetli olmuştur. Bu önemli hadiseye Kitab-ı Mukaddes ve Yahudi kaynakları yer vermediği halde; bu konuda da doyurucu bilgileri ancak Kur'ân tefsirlerinden almaktayız.

Yine Kur'ân-ı Kerim, Hz. Süleyman'ın cinlerden, insanlardan ve kuşlardan ordular topladığını (en-Neml, 27/17) açıkladığı halde, gerek Tevrat, gerekse İncil bu konuya hiç temas etmemiştir. Kur'ân dışında hadiseyi ayrıntılı bir şekilde ancak Talmud ve hahamlara ait rivayetler ele almıştır. Ayni şekilde Hz. Süleyman'a kuş ve hayvan dillerinin öğretilmiş olduğuna dair Kitab-ı Mukaddes'te bilgi bulunmamasına karşılık Kur'ân-ı Kerim önemine binaen bu meselede bizleri bil gilendirmiştir. Biraz farklı olmakla beraber bu konuda İsrail kaynaklı eserlerde (Yahudi Ansk. XI, 439 vd. ) bilgi bulunmaktadır.

Hz. Süleyman adının geçtiği her yerde, Sebâ Melikesinin adı da hemen hatırlanmaktadır. Bilindiği gibi Yemen'deki Sebâ devleti, melike Belkıs tarafından idare edilmektedir. Belkıs'ın müslüman oluşu Hz. Süleyman'ın, Rahman ve Rahîm olan Allah'ın adıyla başlayan mektubuyla gerçekleşmiştir. Hz. Süleyman'la Sebâ Melikesi arasında geçen kıssa Kur'ân-ı Kerim (en-Neml, 27/20-44), Tevrat (II. Tarihler, IX,1-12) ve İncil (Matta, XII, 42; Luka, XI, 31)'de çeşitli şekillerde zikredilmiştir. Ancak bu kıssanın Yahudi şifâhî rivayetlerinde geçen şekliyle Kur'ân'daki anlatılışı arasında büyük bir benzerlik tesbit edilmektedir (Mevdudi, Tefhim, (Türk. çev.) İstanbul 1987, IV,103). Ancak Hz. Süleyman ile çağdaş olan Sebe kraliçesinin Belkıs olup olmadığı değildir. Zira Milattan sonra 250'li yıllarda yaşayan ve adı Belkıs olan bir Himyeri Kraliçesi bilinmektedir. Müfessirlerin yakın tarihte ismi bilinen Belkıs ile Hz. Süleyman'ın çağdaşı olup, ismi bilinmeyen kraliçeyi barıştırmış oldukları görülmektedir.



Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 30 Mar 2010, 12:16 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 03:00
Mesajlar: 4710
***
HÜDHÜD KUŞU
Resim

Çavuşkuşu olarak da bilinir, (çavuşkuşugiller) familyasından 28-30 cm boyunda, ince sivri gagalı bir kuş türüdür.. İbibik de denir..
Avrupa, Afrika, Madagaskar ve Asya'dan Japonya'ya kadar olan bölgelerinde park, bahçe ve açık arazilerinde bulunur..
Başında uçları siyah dik tüyleri bulunur.. Kanat ve kuyruk tüylerinde enine siyah beyaz bantlar vardır.. Güvercin kadar veya güvercinden küçük, başının tepesinde yelpaze gibi uzun tüyleri bulunan güzel bir kuştur.. Vücudu turuncu kahverengi tüylü olup, kanat ve kuyruk tüylerinde enine siyah beyaz bantlar bulunur..
İnce uzun gagası hafifçe kıvrık ve yandan basıktır.. Ayakları kısa ve güçlüdür..
Yürürken başını ileri geri salladığında başındaki sorgucu ile hoş bir görünüş arz eder..

Böcek ve kurtçuklarla beslenir.. Sivri gagası ile toprağı eşerek çıkardığı kurtları havaya fırlatıp gagasını açarak havada kapmayı sever.. Haşere ile beslendiğinden faydalı bir kuştur.. İnsana rahatlıkla alışır..Sonbahar mevsiminde Afrika'ya göç eder. Baharda Asya ve Avrupa'ya tekrar döner.. Yuvasını ağaç kovuklarında veya yüksek toprak deliklerinde yapar.. Dişi çavuşkuşu 4-12 adet açık mavi veya zeytuni kahverengi yumurtalar üzerinde 16 gün kuluçkaya yatar.. Bu sürede erkek tarafından beslenir..
Çavuşkuşları göç zamanlarının dışında yalnız yaşamayı seven kuşlardır.. Açık arazide bulunabileceği gibi şehir parklarında da rastlanır..

***
Kuran-ı Kerim'de;
Resim
Hüdhüd kuşu Süleyman a.s'ın kıssasında zikredilir.. Sebe melikesi Belkıs ile Hz.Süleyman arasında elçilik görevi yaptığı anlatılır..
"Kuşları denetledikten sonra dedi ki: "Hüdhüd'ü neden göremiyorum yoksa kaybolanlardan mı oldu?"
"Onu gerçekten şiddetli bir azabla azablandıracağım ya da onu boğazlayacağım veya o bana apaçık olan bir delil getirmelidir."
Derken uzun zaman geçmeden geldi ve dedi ki: "Senin kuşatamadığın (öğrenemediğin) şeyi ben kuşattım ve sana Sebe'den kesin bir haber getirdim."
"Gerçekten ben onlara hükmetmekte olan bir kadın buldum ki ona herşeyden (bolca) verilmiştir ve büyük bir tahtı var."
"Onu ve kavmini Allah'ı bırakıp da güneşe secde etmektelerken buldum şeytan onlara yaptıklarını süslemiştir böylece onları (doğru) yoldan alıkoymuştur; bundan dolayı onlar hidayet bulmuyorlar."
"Ki onlar, göklerde ve yerde saklı olanı ortaya çıkaran ve sizin gizlediklerinizi ve açığa vurduklarınızı bilen Allah'a secde etmesinler diye (yapmaktadırlar)."
"Bu mektubumla git onu kendilerine bırak sonra onlardan (biraz) uzaklaş böylelikle bir bakıver neye başvuracaklar?"
(Hüdhüd'ün mektubu götürüp bırakmasından sonra Sebe melikesi Belkıs dedi ki: "Ey önde gelenler, gerçekten bana oldukça önemli bir mektup bırakıldı."Neml Suresi, 20-29. ayetler..

***
Tasavvufta;
Resim
Feridüddin Attar'ın yazmış olduğu ana fikri tasavvuftaki varlıkta birlik yani, vahdet-i vücud felsefesine dayanan Mantıkut Tayr adlı eserde de zikredilmiştir..
Özetle hikayesi;
Kendilerine padişah arayan kuşlar, Hüdhüd kuşunun rehberliğinde Simurg’u bulmak için Kaf Dağ’ına doğru yola çıkarlar. Hüdhüd kuşu mürşid-i kamildir. Yol boyunca bir çok engellerle karşılaşırlar. Sonunda tüm engelleri aşan otuz kuş kalır. Kuşlar bir dergaha sığınırlar. Burada bir çavuş onlara birer kağıt verir ve bunları okuyun der. Kuşlar kağıtta yazılı olanları okudukça, bunun kendilerinin başından geçen olaylar olduğunu anlarlar. Sonunda Simurg tecelli eder. Simurg kendileridir; kendileri de Simurg’dur.
Zaten Simurg otuz kuş demektir. Sonunda nihayet hepsi Simurg’da yok olur gölge güneşte kaybolur ve fenefillaha ulaşırlar.. Bundan sonra da bekabillahı yaşarlar..
Son olarak hoş bir hikaye..
Bir gün Sultan Süleyman cenge hazırlanıyor.. Kendisine faydalı olabilecek hayvanlardan bile asker topluyor..
Hüdhüd kuşu "Ya Nebiyyüllah beni de yanına al.. Ne olursun" diyor..
"Benim gözlerim hepinizden daha ziyade görmek hassasına maliktir.. Hatta gökte uçarken yerde ne kadar derinlikte su var, görürüm.. Size haber veririm. Askerleriniz susuz kalmaz.." diyor..
Karga bu sözü işitince kıskanıyor.. Bunun meziyetini çekemiyor..
"Ya Nebiyyüllah diyor, "Sen onun sözüne inanma.. Madem ki gözleri iyi görüyor, niçin konacağı yerin tuzak olduğunu görmüyor da çabucak yakalanıyor?.."
Hüdhüd kuşu cevap veriyor..
"Alın yazısı nedir bilmiyor.. (Kaza gelirken göz görmez olur) sözünden ne mana çıkar anlamıyor..” Ya Süleyman demiş.

Resim
http://www.cerezforum.com/hayvanlar/337 ... -kusu.html[/img]

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 01 Nis 2010, 09:51 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Ağu 2009, 03:00
Mesajlar: 710
Konum: Samsun
** Şah olsan yok fayda **
**
Bir Nisan İki bin on, Perşembe gül bahâr,*
Selamünaleyküm can, hoş sefa gül nehâr.*
**
Süleyman Gül Peygamber, ins ve cin sultanı,*
Tahtı rüzgâr üstünde, hem adalet Hânı.*
**
Süleyman bir hükümdar, kuş dilini bilir,*
Hüdhüd O'nun emrinde, su ilini bilir.*
**
Süleyman hâkim bir zat, hikmetli söz söyler,*
Hükmü kılı kırk yarar, kelâmı öz söyler.*
**
Süleyman Davut oğlu, Nebi oğlu zâde,*
Râb hükmüne tabi er, Hak emre amâde.*
**
Süleyman pek kerim zat, ikramı bol veli,*
Kur'an över nakleder, inan ki ol veli.*
**
Süleyman selim kâlbli, akıllı şüphe yok,*
Nefsine mağlup değil, hâl ve kâli bir ok.*
**
Süleyman hem fatih, fethetti çok gönül,*
Zalime pek şiddetli, mazluma sunar gül.*
**
Süleyman taht sahibi, tarihe şan salmış,*
Şahlar şahına kul O', Nur bahrine dalmış.*
**
Âşık Uslu İbret al, şah olsan yok fayda,*
Süleyman ahir göçtü, mevt hazır ok yayda.*
**
Aşık Uslu 01.04.2010 09:47 Samsun
(Zübeyir Güngör Uslu)


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 3 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye