Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 15 Kas 2018, 08:14

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 37 mesaj ]  Sayfaya git Önceki  1, 2
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 01 Ara 2014, 17:13 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 09 May 2007, 03:00
Mesajlar: 616
Konum: ANTALYA
Bu konuyu facebook'ta paylan!
9. Bölüm:

Hz. Fatıma'nın (aleyha's-selâm ) Kadınların En Üstünü Olduğuna dair:

1- Buharî Aişe’nin şöyle dediğini rivâyet etmiştir: "Fatıma, (selâmullahi aleyha) Peygamberin sallallahu aleyhi ve sellem yürüyüşüne benzer bir yürüyüşle geldi; Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem (onu görünce) dedi ki: “Hoş geldin, kızım Fatıma.” Sonra Fatıma’yı kendi sağ veya sol yanında oturttu ve ona gizlice bir şey söyledi. Fatıma ağlamaya başladı. Ben: “Neden ağlıyorsun.?” diye sordum. Sonra (Resulullah yine) gizlice ona bir şey söyledi. (Bu defa) Fatıma güldü. Ben: “Bu güne kadar böylesine üzüntüyle iç içe olan bir sevinç görmemiştim!” dedim ve Resulullah’ın ne söylediğini sordum.
Fatıma: “Ben Resulullah’ın sallallahu aleyhi ve sellem sırrını açıklayacak değilim.” diye cevap verdi.
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem vefat ettikten sonra (tekrar aynı soruyu) sordum. O şöyle cevap verdi: “Resulullah gizlice bana buyurdu ki: “Cebrâil yılda sadece bir defa Kur’ân’ı bana sunuyordu. Ama bu yıl iki defa sundu. Ben bu olay için ecelimin yetiştiğinden başka bir sebep görmüyorum. Ve sen Ehl-i Beyt’in arasında bana kavuşacak ilk şahıssın.” (Bunları duyunca ağladım.)
Sonra buyurdu ki: “Acaba cennet hanımlarının seyyidesi (en üstünü) veya mü’minlerin hanımlarının seyyidesi olmak seni hoşnut etmez mi?” Bunu duyunca da güldüm."

Ahmed İbn-i Hanbel kendi Müsned’inde bu hadisi zikretmiştir. Ancak “cennet hanımlarının seyyidesi (en üstünü)” yerine “bu ümmetin hanımlarını veya mü’minlerin hanımlarının seyyidesi” tabirini rivâyet etmiştir.

İbn-i Sa’d da bu hadisi “Tabakat” adlı eserinde zikretmiş ve yukarıdaki tabiri “bu ümmetin hanımlarının veya her iki âlemin (dünya ve ahiretin) hanımlarının seyyidesi (en üstünü)” olarak rivâyet etmiştir. İbn-i Esir de Usd-ul Gabe’de aynı hadisi “her iki âlemin hanımlarının seyyidesi” tabiriyle, Nesâi ise aynı Ahmed İbn-i Hanbel’in Müsned’inde olduğu gibi rivâyet etmiştir.

(Sahih-i Buhâri, hadis no: 3353, 3354, 5812, 4080, 3438, Sahih-i Müslim hadis no: 4486, 4487, 4488, Sahih-i Tirmizî hadis no: 3807, Sünen-i İbn-i Mace hadis no: 1610. Müsned-i Ahmed, c.6, s. 282 hadis no: 25209, 25210, 24,839, 23343. Tabakat-ı İbn-i Sa’d, c.2, s.40. Üsd-ül Ğâbe, c.5, s.512. Hasais-ün Nesâî,s.34.)

2- Buharî kendi Sahih’inde Aişe’den nakletmiştir ki: Biz Peygamberin sallallahu aleyhi ve sellem hanımları, topluca Peygamberin sallallahu aleyhi ve sellem yanında bulunuyorduk. Fatıma (selâmullahi aleyha) tıpkı Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem gibi yürüyerek geldi. (Resulullah) onu görünce “Hoş geldin kızım” dedi; sonra onu sağ veya sol yanına oturttu ve ona gizlice bir şey söyledi; Fatıma şiddetle ağlamaya başladı. Resulullah, Fatıma’nın üzüntüsünü görünce ona tekrar gizlice bir şey söyledi. Bu defa Fatıma güldü. Ben Fatıma’ya dedim ki: “Ben Peygamberin hanımlarının içinde bulunuyorum. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bizlerden hiçbirine söylemediği sırrını sana söyledi; sen ise (sevineceğine) ağladın.” Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem oradan kalkıp gidince ben, Peygamberin onun kulağına ne söylediğini sordum. Fatıma: “Ben Resulullah’ın sırrını açıklayacak değilim.” dedi. Resulullah vefat ettikten sonra Fatıma’dan Allah aşkına o sözü bana söylemesini rica ettim.
Fatıma: “Şimdi söylerim” dedi ve şöyle devam etti: “Birinci defa kulağıma, Cebrail’in her yıl bir defa ama bu yıl iki defa Kur’ân’ı kendisine sunduğunu ve bunun da ancak ecelinin yakınlaştığı için olacağına inandığını söyledi ve dedi ki: “Allah’tan kork ve sabırlı ol, ben senin için iyi bir selefim.” Bunun üzerine gördüğün gibi ağladım. Üzüntümü görünce ikinci defa kulağıma şu cümleyi söyledi: “Ey Fatıma, acaba mü’minlerin hanımlarının veya bu ümmetin hanımlarının seyyidesi (en üstünü) olmaktan dolayı sevinmez misin?"

Bu hadisi Müslim, Sahih’inde, Fatıma’nın faziletleri babında rivâyet etmiştir. Müslim’in rivâyetinin sonunda “ailemin içerisinde bana en çabuk kavuşacak olan sensin” cümlesi de bulunmaktadır. Aynı hadisi, Müslim kitabının başka bir yerinde eksiz olarak nakletmiştir. İbn-i Mace de bu hadisi kendi Sahih’inde aynı fazlalık ile birlikte nakletmiştir. Aynı hadisi Ebu Davud Teyalisi de kendi Müsned’inde ve Ebu Nuaym, Hilyet-ül Evliyâ’da müsnet olarak rivâyet etmişlerdir: Bu ikisinin naklindeki tabir şöyledir: “...Âlemlerin hanımlarının veya bu ümmetin hanımlarının seyyidesi (en üstünü)...” Tahavi’de aynı hadisi Müşkil-ül Asar’da iki senetle rivâyet etmiştir. Nesaî de bu hadisi “Hasâis” adlı eserinde rivâyet etmiştir. Nesaî’nin naklindeki tabir ise şöyledir: “...Bu ümmetin hanımlarının en üstünü olmak seni sevindirmez mi?”

(Sahih-i Buhârî, İstizân bölümü hadis no: 5812. Sahih-i Müslim, Fezâil-üs Sahabe kitabı, Fezâil-i Fatıma bölümü hadis no: 4486, 4487, 4488. Müsned-i Ebi Dâvud, c.6, Ahadis-ün Nisâ bölümü. Hileyt-ül Evliyâ, c.2, s.29. Müşkil-ül Asâr, c.1, s.48-49. Hasâis-ün Nesâi, s.34.)

3- Tirmizî, Huzeyfe’den şöyle rivâyet etmiştir: Annem, benden: “Son görüşmen ne zaman oldu?” diye sordu. Ben: “Falanca günden şimdiye kadar (kendisini ziyaret etmemişim)” dedim. Maksadı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile görüşmemdi. Bu yüzden bana kızdı. Bunun üzerine ben: “Akşam Resulullah’ın sallallahu aleyhi ve sellem yanına gidip akşam namazını onunla kılayım ve ondan bizim için mağfiret dilemesini isteyeyim.” dedim. Gidip akşam namazını Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile kıldım; Resulullah yatsı namazını kılıncaya dek namaz kılmakla meşgul oldu. Yatsıdan sonra da yine nafile namazı kıldı. Ben de Peygambere sallallahu aleyhi ve sellem bakarak namaz kılmakla meşgul oldum. O benim sesimi duyunca: “Kimsin, Huzeyfe misin?” dedi. “Evet” dedim. Buyurdu ki: “İsteğin nedir? Allah seni ve anneni bağışlasın.” Sonra sözlerine devam ederek: “Bu (gördüğüm) melek, bu geceden önce yeryüzüne asla inmemiş olan bir melektir. O, Rabbinin selamını bana ulaştırmak ve Fatıma’nın cennet hanımlarının en üstünü, Hasan ve Hüseyin’in cennet gençlerinin efendileri olduğunu müjdelemek için gelmiştir."

Bu hadisi Hakim de Müstedrek-üs Sahihayn’de muhtasar olarak iki senetle nakletmiş ve ikinci senedin sahih olduğunu sözlerine eklemiştir.

Yine Ahmed İbn-i Hanbel bu hadisi Müsned’inde, Ebu Nuaym Hilyet-ül Evliyâ’da, İbn-i Esir Üsd-ül Gabe’de ve Muttaki Kenz-ül Ummâl’da nakletmiştir. Muttaki bu hadisi kitabının dört yerinde zikretmiştir. Birinci yerde Ruyani ve İbn-i Habbân’ın da bu hadisi Sahihler’inde Huzeyfe tarikiyle rivâyet ettiklerini kaydetmiştir. İkici yerde bu hadisi İbn-i Asakir’in Huzeyfe’den naklettiğini, üçüncü yerde İbn-i Cerir’in Huzeyfe’den naklettiğini ve dördüncü yerde yalnız Hz. Fatıma’ya ait bölümü zikredip bu hadisi İbn-i Şeybe’nin naklettiğini kaydetmiştir.

(Sahih-i Tirmizî, c.2, s.306 hadis no: 2714. Müstedrek-üs Sahihayn, c.3, s.151. Müsned-i Ahmed, c.5, s.391hadis no: 22240. Hilyet-ül Evliyâ, c.4, s.190. Üsd-ül Gâbe, c.5, s.574. Kenz-ül Ummâl, c.6, s.217.)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 07 Şub 2015, 20:19 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 10843
Resim

ResimFatımatü’z- ZeHRâ aleyha’s- seLÂM
Resim


Ve’z-ZeYTÛNi ve ve’t- TÎNi
KeSRet-VaHDet İsLÂM DİNi
->MuhaMMedî OL-ÂN >BİLir
->“EHL-i BeYT’in KıYmeti”Ni!.
aleyhumu’s- seLÂM..

RaSûLuLLaH kANı cÂNı
SıRR-ı SıFıRın ->SuLtÂNı
FATMAtü’z- ZeHRÂsı ZeVKinde
“cÂNda cÂNÂN”ın -> “cÂNÂN”ı!.
aleyha’s- seLÂM..


ZEVK6662 Resim

EZEL-EBED EHL-i BeYT’in ->KüLLî KeReM KeVSeR TASı
EZEL-EBED ->ELden ->ELe ->ELLER YEDuLLAH HALKASı
HATİCEtü’L- KüBRÂ HASı ->ve de ->FATMAtü’z- ZeHRÂsı
EZEL-EBED ->“RaSûLuLLaH VüCÛDu”nun ->NÛR PARÇASı!.
aleyha’s- seLÂM..


07.02.15 18:31
brsbrs..tktktrstkkmdhlbytlyhsslmm..


Resim

EHL-i BeYT’in BİZ BİR-İZ BAĞı
Fatımatü’z- ZeHRâ aleyha’s- seLÂM’ın,
MevCÛDâtın NÛRu, Rahmetenli’l- ÂLEMîn Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in VüCÛD’unun VARı Olduğunu BİLdiren Hadis*i Şerifleri Şefâtları şerefine ARZ EDerİZ:

ResimRasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Fatıma benim vüCÛDumun bir parçasıdır; kim onu gazaplandırsa (öfkelendirse), beni gazaplandırmıştır." buyurmuştur.
(Misver İbn-i Mahreme radiyallahu anhu'dan; Sahih-i Buhâri, Bed'ül Halk bölümü, hadis no: 3437, 3483, Kenz-ül Ummâl, c.6, s.220. Feyz-ül Kadir, c.4,s.421. Hasais-ün Nesâi, s.35.)

Bu hadisi, birçok muhaddis ve âlim nakletmiştir. Mesela, Muttakî, Kenz-ül Ummal'da bu hadisi İbn-i Ebu Şeybe'den naklen zikretmiştir. Nesaî de, Hasais'inde bu hadisi nakletmiştir.
Menavî ise Feyz-ül Kadir'de bu hadisi zikrettikten sonra şöyle kaydediyor: "Süheyli bu hadise dayanarak Hz. Fatıma aleyhasselâm'a sebbedenin (sövenin) kâfir olduğunu söylemiştir. Çünkü bu iş Fatıma aleyhasselâm'ı gazablandırır."
Yine O, Fatıma aleyhasselâm'ın Ebu Bekir ve Ömer'den üstün olduğunu söylemiştir.

Resim

ResimBuharî, Misver İbn-i Mahreme'den naklen yazıyor ki, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Fatıma benim vüCÛDumun bir parçasıdır; onu rahatsız eden beni de rahatsız eder; ve onu inciten şey beni de incitir." buyurdu.
(Sahih-i Buhâri, Nikâh bölümü hadis no: 4829. Sahih-i Ebu Dâvud, c.12, bab-u ma yekrehu en yücmee beynehunne min-en nisâi hadis no: 1773, Sünen-i İbn-i Mace hadis no: 1988. Müsned-i Ahmed, c.4, s.328 hadis no: 18149, 18184, 18167. Hilyet-ül Evliyâ, c.2, s.40.)

Bu hadisi, Ebu Davud Sahih'inde, Ahmed İbn-i Hanbel, Müsned'inde ve Ebu Nuaym, Hilyet-ül Evliyâ'da nakletmiştir.

Resim

ResimSahih-i Müslim'in, Fazail-üs Sahabe bölümünün, Fazail-ü Fatıma aleyhasselâm kısmında, Müslim, kendi senediyle Misver İbn-i Mahreme'den rivâyet ediyor ki, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:"Fatıma benim vüCÛDumun bir parçasıdır; onu inciten şey beni de incitir."
(Sahih-i Müslim, kitab-u Fazâil-is Sahabe, babu Fazâil-i Fatıma aleyhasselâm hadis no: 4483, Tefsir-i Kebir, Şurâ suresinin tefsiri, Meveddet âyeti, keza Meâric suresi tefsiri, 13. âyet.)

Bu hadisi, Fahr-i Razi Şura Sûresindeki "meveddet" ayetinin tefsirinde zikretmiştir. Yine bu hadisi, Maaric Sûresinin 13. âyetinin tefsirinde zikretmiştir.

Resim

Müslim Sahih'inde, kendi senediyle Misver İbn-i Mahreme yoluyla Resûlullah'tan (sallallahu aleyhi ve sellem) naklettiği bir hadiste;

Resim Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Gerçekten kızım (Fatıma), benim vüCÛDumun bir parçasıdır; onu rahatsız eden şey beni de rahatsız eder; onu rencide eden şey beni de rencide eder." Buyurdu.
(Sahih-i Müslim, kitab-u Fazâil-is Sahâbe hadis no: 4482. Sahih-i Tirmizî, c.2, s.319, hadis no: 3802.)

Bu hadisi Tirmizî de kendi Sahih'inde, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in kızı Fatıma aleyhasselâm'nın faziletlerı bölümünde zikretmiştir.

Resim

Tirmizî Sahih'inde, kendi senediyle Abdullah İbn-i Zübeyr vasıtasıyla Resûlullah'tan (sallallahu aleyhi ve sellem) naklettiği bir hadiste,

ResimRasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:"Gerçekten Fatıma benim vüCÛDumdan bir parçadır; onu rencide eden beni de rencide eder ve onu rahatsız eden şey, (üzen şey) beni de mübtela eder." Buyurdu.
(Sahih-i Tirmizî, c.2, s.319, hadis no: 3802. Müstedrek-üs Sahihayn, c.3, s.159. Müsned-i Ahmed, c.4, s.5, hadis no: 18164.)

Bu hadisi Hâkim de Müstedrek-üs Sahihayn'de rivâyet etmiş ve bu hadisin Buhârî ve Müslim'in şartına göre sahih hadis olduğunu kaydetmiştir. Bu hadisi Ahmed İbn-i Hanbel de Müsned'inde rivâyet etmiştir.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 19 Şub 2015, 19:08 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 09 May 2007, 03:00
Mesajlar: 616
Konum: ANTALYA
4- Hakim Müstedrek-üs Sahihayn’de Aişe’den naklen şöyle yazıyor: Resûlullah, sallallahu aleyhi ve sellem vefâtıyla sonuçlanan hastalığında buyurdu ki: “Ey Fatıma! Acaba âlemlerin kadınlarının en üstünü, bu ümmetin hanımlarının büyüğü ve mü’minlerin hanımlarının büyüğü olman seni hoşnut etmez mi?”
(Hakim en Nişaburî, Müstedrek-üs Sahihayn, c.3, s.156.)

Resim

5- Ebu Nuaym Hilyet-ül Evliyâ’da İmran İbn-i Hasın’den naklen kaydetmiştir ki: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Fatıma rahatsızdır onun ziyaretine gelmiyor musunuz?” “Gidelim” dedim. Hareket edip Hz. Fatıma’nın (evinin) kapısına ulaştık; Resûlullah selam verdi ve: “Yanımdaki ile birlikte içeri girebilir miyiz?” diyerek izin istedi. Fatıma “Evet, ama yanınızda olan kimdir? Allah’a yemin ederim ki abâdan başka bir şey üzerimde yoktur.” Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, o abâyla kendini böyle - şöyle ört diyerek onunla kendisini nasıl örteceğini târif etti. Sonra Fatıma: “Allah’a yemin ederim ki, baş örtüm de yoktur.” dedi. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem üzerinde bulunan bir parçayı verdi ve: “Bununla başını ört.” Buyurdu. Sonra Fatıma eve girmemize izin verdi ve biz içeri girdik. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Durumun nasıldır?” diye sorunca, Fatıma: “Bedenim rahatsızdır; üstelik yiyecek bir şey de yoktur.” dedi. Resûlullah buyurdu ki: “Acaba âlemlerin hanımlarının en üstünü olmak seni hoşnut etmez mi?” Fatıma: “Peki İmran kızı Meryem nasıl?” diye sordu. Resûlullah: “O kendi zamanının (döneminin) hanımlarının büyüğü ve sen de kendi döneminin kadınlarının en üstünüsün; bil ki andolsun Allah’a seni dünya ve ahirette efendi (ulu) olan birisiyle evlendirmişim.” Buyurdu.
Bu hadisi Tahavî Müşkülü’l- Asar’da nakletmiştir. O bu hadisin sonunda şu cümlenin de yer aldığını kaydetmiştir: “(Hz. Ali’ye) Münafıktan başkası düşman olmaz.” Bu hadisi Muhibbuddin Taberî, Zehair’de zikretmiştir ve sonundaki ilavesiyle birlikte, Hafız Ebu-l Kasım Dimeşkî’nin de naklettiğini kaydetmiştir.
(Ebû Nuaym İsfehanî, Hilyeti-l Evliyâ, c.2, s.42.)

Resim

6- Ebu Nuaym, Cabir İbn-i Semure’den naklen şöyle zikretmiştir: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem gelip bizim yanımızda oturdu ve şöyle buyurdu: “Fatıma hastadır.” Orada bulunanlar: “Ziyaretine gidelim.” dediler. Kalkıp Fatıma’nın (aleyha's-selâm) evine doğru hareket ettiler. Fatıma’nın evinin kapısı açıktı. Peygamber, yüksek sesle “Kendini iyice ört, bir grup ziyaretine gelmiştir” buyurdu. Fatıma: “Ey Resûlullah, üzerimde abâdan başka bir örtü yoktur.” dedi. Bunun üzerine Resûlullah abasını çıkarıp kapının arkasından Fatıma’ya doğru attı ve: “Bununla başını ört” dedi. Sonra Resûlullah içeri girdi ve onun arkasından da diğerleri girdiler. Biraz oturduktan sonra kalkıp gittiler; sonra ziyarete gelen adamlar: “Allah’a andolsun, Peygamberimizin sallallahu aleyhi ve sellem kızının bu durumu (bu kadar fakir olması) hayret verici!”dediler. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem (bunu duyunca) şöyle buyurdu: “O kıyamet günü bütün hanımlardan daha üstün makama sahiptir."
(Ebû Nuaym İsfehanî, Hilyeti-l Evliyâ, c.2, s.42.)

Resim

7- Nesaî, Hasais’de kendi senediyle Ebu Hüreyre’den şöyle nakletmiştir: “(Yazın) Uzun günlerinden birinde Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bizim yanımıza geç geldi. Akşam bizlerden biri: “Ya Resûlullah, bu gün seni görmememiz bize ağır geldi” dedi. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şimdiye kadar beni ziyaret etmemiş olan bir melek Allah’tan izin alıp (bugün) benim yanıma geldi. O bana kızım Fatıma’nın ümmetimin kadınlarının en üstünü ve Hasan ile Hüseyin’in cennet gençlerinin efendileri olduklarını müjdeledi.”
(Hasâis-ün Nesâi, s.34; Ali el-Muttakî, Kenz-ül Ummâl, c.6, s.221.)

Muttakî de bu hadisi Kenz-ül Ummâl’da zikretmiş ve Taberanî ve İbn-i Neccâr’ın bu hadisi Ebu Hüreyre’den naklettiklerini kaydetmiştir.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 24 Şub 2015, 12:35 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 09 May 2007, 03:00
Mesajlar: 616
Konum: ANTALYA
8-) Muttakî Kenz-ül Ummâl’dan Aişe radiyallahu anha’dan şöyle rivâyet etmiştir: “Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem vefâtıyla sonuçlanan hastalığı (ölüm hastalığı) sırasında: “Kızım Fatıma yanıma gel.” diye buyurdu... Resûlullah bir süre onunla gizlice konuştu. Fatıma ondan ayrıldığında ağlıyordu; ben de orada idim. Sonra tekrar Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Fatıma’ya: “Yanıma gel.” dedi. Fatıma da onun yanına yaklaştı ve Resûlullah tekrar ona gizlice bir şey söyledi. Bu defâ Fatıma ayrıldığında gülüyordu.
(Aişe radiyallahu anha diyor ki:) Ben ona “Ey Allah’ın Resûlü’nün kızı, baban sana gizli olarak ne söyledi?” diye sordum. Fatıma: “Resûlullah’ın bana gizlice söylediği sırrını o hayatta iken sana açacağımı mı zannettin!” dedi. Bu durum, yani Resûlullah’ın sırrını Aişe radiyallahu anha’dan gizlemesi Aişe radiyallahu anha’ya çok ağır geldi.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem vefât ettiğinde Aişe radiyallahu anha: “Mevzuu bana bildirir misin?” diyerek Fatıma’dan (aleyha's-selâm) Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in ona gizlice buyurduğu sözü sordu.
Fatıma: “Şimdi olur” diyerek şöyle devam etti: "Peygamber ilk önce buyurdu ki: “Cebrâil her yıl Kur’ân’ı bana bir defâ sunuyordu. Ama bu yıl iki defâ sundu ve bana bildirdi ki, her peygamber ancak bir önceki peygamberin ömrünün yarısı kadar yaşar. Hz. İsa (aleyhi's-selâm) yüz yirmi yıl yaşamıştır ve ben altmış yaşımı geçtiğimi biliyorum.”
Resûlullah bunları söyleyince ben ağladım. Yine buyurdu ki: “Kızım, mü’minlerin kadınlarından hiçbirinin musibeti seninki gibi büyük olmayacaktır; bu yüzden senin sabrın hiçbir kimseden az olmamalıdır.”
İkinci defâ ise bana gizlice Ehl-i Beyt’ten ona kavuşacak ilk şahsın ben olduğumu bildirdi ve buyurdu ki: “Sen cennet hanımlarının en üstünüsün.” (Ali el-Muttakî, Kenz-ül Ummâl, c.7, s.111)
Kenz-ül Ummâl’ın sahibi bu hadisi, İbn-i Asakir’in naklettiğini kaydetmiştir.

Resim

9-) Hakim Müstedrek-üs Sahihayn’de kendi senediyle Aişe’den, Resûlullah’ın sallallahu aleyhi ve sellem kızı Fatıma’ya şöyle dediğini nakletmiştir: "Sana müjde veriyorum ki ben, Resûlullah’tan sallallahu aleyhi ve sellem şöyle duydum: “Cennet hanımlarının üstünleri şu dört hanımdır: İmran kızı Meryem, Resûlullah’ın sallallahu aleyhi ve sellem kızı Fatıma, Huveylid kızı Hatice ve Asiye.”
(Hakim en Nişaburî, Müstedrek-üs Sahihayn, c.3, s.185.)

Resim

10-) Muttakî, Kenz-ül Ummâl’da Hz. Ali’den (aleyhi’s-selâm) şöyle rivâyet etmiştir: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Fatıma’ya (aleyha’s-selâm): “Cennet hanımlarının en üstünü olman ve iki çocuğunun da cennet gençlerinin efendisi olması seni hoşnut etmez mi?” dedi.
(Ali el-Muttakî, Kenz-ül Ummâl, c.7, s.111)
Muttakî, bu hadisi, Bezzâz’ın da rivâyet ettiğini kaydediyor.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 06 Nis 2015, 12:56 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 09 May 2007, 03:00
Mesajlar: 616
Konum: ANTALYA
11- Muttaki, kitabının başka bir yerinde ise yukarıdaki hadisi şöyle naklediyor: "Ey Fatıma, herkesten önce İslam’ı kabul eden ve bütün Müslümanların en bilgini olan birisiyle evlendirmem seni hoşnut etmez. mi? Gerçekten sen benim ümmetimin kadınlarının en üstünüsün, nasıl ki Meryem kendi kavminde üstünlük kazandı. Ey Fatıma, Allah yeryüzü halkına nazar eyledi ve onlardan iki kişiyi seçti. Bunlardan birinin senin baban ve diğerinin de senin kocan olmasına sevinmiyor musun?"
(Kenz-ül Ummâl, c.6, s.113)

Muttaki, bu hadisi Hakim, Taberanî ve Hatib’in de rivâyet ettiklerini kaydetmiştir.

Resim

12- Zehair-ül Ukbâ kitabının sahibi, İbn-i Abbas’tan Resulullah’ın sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurduğunu rivâyet etmiştir: "Dört kadın kendi dönemlerinin hanımlarının en üstünleridir. İmran kızı Meryem, Mezahim kızı Asiye, Huveylid kızı Hatice ve Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem kızı Fatıma. Ve onların en bilgilisi Fatıma (aleyha’s-selâm)dır."

Ebu Nuaym, bu hadisi Hafız Sakafi el-İsfahanî’nin rivâyet ettiğini kaydetmiştir.
Bu hadisi Suyutî de ed-Dürr-ül Mensur’da; “Ve iz kalet-il melaiketu ya Meryem-u innellahe-stafaki ve tahhereki ve’s-tafaki ala nisa-il âlemin”

وَإِذْ قَالَتِ الْمَلاَئِكَةُ يَا مَرْيَمُ إِنَّ اللّهَ اصْطَفَاكِ وَطَهَّرَكِ وَاصْطَفَاكِ عَلَى نِسَاء الْعَالَمِينَ
Resim---''Ve iz kâletil melâiketu yâ meryemu innallâhastafâki ve tahhareki vestafâki alâ nisâil âlemîn: Hani melekler:"Meryem, şüphesiz Allah seni seçti, seni arındırdı ve alemlerin kadınlarına üstün kıldı," demişti.” (Âl-i İmrân 3/42) âyetinin tefsirinde zikretmiştir.

Bu hadisi İbn-i Asakir’in Mukatil’den, onun da Dahhak’tan ve onun da İbn-i Abbas’tan naklettiğini kaydetmiştir.
(Zehâir-ül Ukbâ, s.44. ed-Dürr-ül Mensur, Âl-i İmrân suresinin tefsiri, 42. âyet.)

Resim

13- Hakim, Müstedrek-üs Sahihayn’de kendi senediyle İbn-i Abbas’tan naklediyor ki: Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bir defasında dört çizgi çizerek (ashabından): “Bunların ne olduğunu biliyor musunuz?” diye sorudu. Ashap: “Allah ve Resulü daha iyi bilir.” diye cevap verdiler. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Cennet kadınlarının en faziletleri olan Huveylid kızı Hatice, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem kızı Fatıma, İmran kızı Meryem ve Mezahim kızı Asiye'dirler....”
Hakim bu hadisin senedinin sahih olduğunu kaydetmiştir.
Yine bu hadisi kitabının diğer yerlerinde de sahih senetlerle İbn-i Abbas’tan nakletmiştir.
Ayrıca bu hadisi Ahmed İbn-i Hanbel de kendi Müsned’inde çeşitli senetlerle İbn-i Abbas’tan rivâyet etmiştir. Yine İbn-i Abdulbirr aynı hadisi “el-İstiâb” adlı kitabında iki senetle zikretmiştir. Yine bu hadisi Suyutî “ed-Dürr-ül Mensur” adlı tefsirinde; “Ve zarebellah-u meselen lillezîne amenu-mereete Fir’avn’e
وَضَرَبَ اللَّهُ مَثَلًا لِّلَّذِينَ آمَنُوا اِمْرَأَةَ فِرْعَوْنَ إِذْ قَالَتْ رَبِّ ابْنِ لِي عِندَكَ بَيْتًا فِي الْجَنَّةِ وَنَجِّنِي مِن فِرْعَوْنَ وَعَمَلِهِ وَنَجِّنِي مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ
Resim---''Ve dareballâhu meselen lillezîne âmenûmreete fir’avn(fir’avne), iz kâlet rabbibni lî indeke beyten fîl cenneti ve neccinî min fir’avne ve amelihî ve neccinî minel kavmiz zâlimîn: Allah, iman edenlere de Firavun'un karısını örnek verdi. Hani demişti ki: "Rabbim bana kendi katında, cennette bir ev yap; beni Firavun'dan ve onun yaptıklarından kurtar ve beni o zâlimler topluluğundan da kurtar." (Tahrîm 66/11) âyetiyle ilgili olarak zikretmiştir.

Suyutî bu hadisi Taberanî’nin de rivâyet ettiğini kaydetmiştir. Keza aynı hadisi İbn-i Esir, Üsdü’l- Gabe’de zikretmiştir ve keza Muhibbuddin Taberî de Zehair’de naklederek, Ahmed ve Ebu Hatim’in de bu hadisi zikrettiklerini kaydetmişlerdir.

Yine aynı hadisi İbn-i Hacer el-İsabe’de zikretmiş ve aynı sayfada Aişe’den şöyle bir hadis de rivâyet etmiştir: “Ben babasından (Hz. Muhammed’den aleyhi's-selâm) başka Fatıma’dan (aleyha’s-selâm) daha faziletli olan birisini görmedim.”

Yine aynı hadisi Ebu Amr el-İstiâb’ında ve Heysemî de, Mecma’inde zikretmişlerdir. Heysemî söz konusu hadisi, Ahmed, Ebu Ye’lâ ve Taberanî’nin de naklettiklerini kaydederek onun senedinin sahih olduğunu söylemiştir. Bu hadisi Tahavi de Müşkil-ül Asar’da rivâyet etmiştir. Yine mezkur hadisi, Askalanî Feth-ül Bârî’de nakletmiş ve şöyle demiştir: “Bu hadis, Taberanî’nin el-Evsat’ında Ebu Hüreyre yoluyla naklettiği bir hadisle ve keza Ahmed’in Ebu Said vasıtasıyla naklettiği başka bir hadisle de desteklenmektedir”.
Ayrıca kitabının 282. sayfasında da kaydetmiştir ki: “Nesaî sahih senetle İbn-i Abbas’tan: “Cennet hanımlarının en faziletlileri Hatice, Fatıma, Meryem ve Asiye’dir.” diye bir hadis nakletmiştir.”
(Müstedrek-üs Sahihayn, c.2, s.497. Müsned-i Ahmed, c.1, s.293, 316, 322 hadis no: 2536, 2751, 2805. el-İstiâb, c.2, s.720. ed-Dürr-ül Mensur, Tahrim suresinin tefsiri, 11. âyet. Üsd-ül Gâbe, c.5, s.437. Zehâir-ül Ukbâ, s.42. el-İsabe, c.8, s.158. el-İstiâb, c.2, s.570. Mecma-üz Zevâid, c.9, s.223. Müşkil-ül Asâr, c.1, s.50. Feth-ul Bâri, c.7, s.258.)

Resim

14- İbn-i Abdülbirr, iki senetle Ebu Hüreyre’den rivâyet etmiştir ki: Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Âlemlerin kadınlarının en iyileri dört kadındır: İmran kızı Meryem, Mezahim kızı Asiye, Huveylid kızı Hatice ve Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem kızı Fatıma."
Bu hadisi Heysemî de Mecma-üz Zevâid’de ve Sa’lebi, Kasas-ul Enbiya’da zikretmişlerdir. Bu ikisinin nakillerinde tabir yönünden az bir farklılık vardır, ama mana aynıdır.
(el-İstiâb, c.2, s.720 ve 750. Mecme-üz Zevâid, c.9, s.223. Kasas-ul Enbiyâ, s.511)

Resim

15- Muttaki, Kenz-ül Ümmal’da Resulullah’tan sallallahu aleyhi ve sellem şöyle rivâyet etmiştir: "Sizin erkekleriniz arasında en üstün olan Ali, gençleriniz arasında en üstün olan Hasan ile Hüseyin ve kadınlarınız arasında en üstün olan Fatıma’dır."
(Kenz-ül Ummâl, c.6, s.217. Tarih-i Bağdâdi, c.4, s.391)

Hatib-i Bağdadî de bu hadisi rivâyet etmiştir.

Resim

16- Menavî, Feyz-ül Kadir’de Haris İbn-i Ebu Üsame yoluyla Urve b. Zübeyr’den rivâyet ediyor ki: "Hatice kendi döneminin (âleminin) hanımlarının en iyisi idi. Meryem de kendi döneminin (âleminin) kadınlarının en iyisi idi ve Fatıma da kendi döneminin (âleminin) kadınlarının en iyisidir."
(Feyz-ül Kadir, c.3, s.432)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 15 Tem 2015, 02:35 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 09 May 2007, 03:00
Mesajlar: 616
Konum: ANTALYA
Resim

ResimFatımatü’z- ZeHRâ aleyha’s- seLÂM
Resim

Hakim, Müstedrek-üs Sahihayn'de kendi senediyle Ubeydullah İbn-i Ebu Rafi'den, o da Misver İbn-i Mahreme'den rivâyet etmiştir ki: "İmam Hasan'ın oğlu Hasan, bana bir adamı görücü olarak göndererek kızıma talib oldu. Ona: "Akşam vakti yanıma gelsin" dedim. O (İmam Hasan’ın oğlu Hasan) da akşam vakti geldi. Allah'a hamd-u senâ ettikten sonra dedim ki: "Allah'a yemin ediyorum ki, sizin akrabalık ve yakınlığınızdan daha çok sevdiğim bir akrabalık ve yakınlık yoktur. Ama Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuştur ki: "Fatıma benim vüCÛDumun bir parçasıdır; onu üzen şey beni de üzer ve onu hoşnut eden beni de hoşnut eder. Ve kıyamet günü akrabalık bağları hep kopar; sadece benim soyum ve yakınlarım arasındaki bağlılık hariç.” (6) (6) –
(Hakim, Müstedrek-üs Sahihayn, c.3, s.158. Müsned-i Ahmed, c.4, s.323 ve 332, hadis no: 18149, 18167. Sünen-i Beyhaki, c.7, s.64.)

“Senin yanında Fatıma aleyhasselâm'ın soyundan bir kız vardır; eğer ben kızımı senin eşin yapacak olursam bu onu üzer.”
Böylece Hasan onun özrünü kabul ederek ayrıldı.
Hâkim, bu hadisin senedinin sahih olduğunu söylemiştir. Bu hadisi Ahmed İbn-i Hanbel de kendi Müsned'inde iki muhtelif senetle rivâyet etmiştir. Keza; bu hadisi Beyhakî kendi Sünen'inde ve Ebu Nuaym muhtasar olarak rivâyet etmişlerdir. Ebu Nuaym bu hadisin Misver İbn-i Mahreme'den Ali İbn-i Hüseyin ve İbn-i Ebu Melike yoluyla nakledildiği hususunda ittifak olduğunu kaydediyor.

Resim

Ebu Nuaym, Hilyet-ul Evliyâ'da kendi senediyle Enes'den naklediyor ki: " Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Kadınlar için en hayırlı (en iyi) olan şey nedir?" diye sordu. Bizler, ne söyleyeceğimizi bilemedik. Hz. Ali (aleyhisselâm) (yanımızdan ayrılıp) Fatıma'nın (selâmullahi aleyha) yanına gitti ve Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) sorusunu ona söyledi. Fatıma: “Neden kadınlar için en hayırlı olan, onların (yabancı) erkekleri görmemeleri ve yabancı erkeklerin de onları görmemeleridir" diye cevab vermedin" dedi. Ali (aleyhisselâm), dönüp bu cevabı Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) söyledi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Bunu sana kim öğretti?" dedi. Ali (aleyhisselâm): "Fatıma" diye cevab verdi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:"O benim vüCÛDumun bir parçasıdır." Buyurdu.
(Ebu Nuaym, Hilyet-ül Evliyâ, c.2, s.40 ve 174.)

Ebu Nuaym, bu hadisi Said İbn-i Musayyib'in de Hz. Ali'den (aleyhisselâm) rivâyet ettiğini kaydetmiştir. Ebu Nuaym, bu ikinci rivâyeti de kitabının bir başka yerinde zikretmiştir.

Resim

Muttaki, Kenz-ül Ummâl'da rivâyet etmiştir ki,
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:"Fatıma benden ayrılan bir daldır; onu hoşnut eden şey, beni de hoşnut eder; onu rahatsız eden şey, beni de rahatsız eder." Buyurdu.
(Muttaki, Kenzü’l- Ummâl, c.6, s.219. Müstedrek-üs Sahihayn, c.3, s.154.)

Bu hadisi Taberanî, Misver İbn-i Mahreme'den rivâyet etmiştir. Hâkim de, bu hadisi Müstedrek-üs Sahihayn'de Misver İbn-i Mahreme yoluyla Resûlullah'tan (sallallahu aleyhi ve sellem) rivâyet etmiş ve senedinin sahih olduğunu söylemiştir.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 16 May 2016, 15:35 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 09 May 2007, 03:00
Mesajlar: 616
Konum: ANTALYA
Resim FATIMATü'z- ZEHRÂ aleyhasselâm

Resim

17-) İbn-i Cerir kendi tefsirinde Enes İbn-i Mâlik’den naklediyor ki: "Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Âlemlerin kadınlarının en iyileri (ve faziletlileri) dört kişidir: İmran kızı Meryem, Mezahim kızı ve Firavun’un hanımı Asiye, Huveylid kızı Hatice ve Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem kızı Fatıma." buyurdu.
(Taberî Tefsiri, c.3, s.180)

Resim

18-) Tirmizî, Enes’ten naklen rivâyet etmiştir ki Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Bütün insanlar içerisinde fazilet hususunda şu dört kadını bilmen yeter: İmran kızı Meryem, Huveylid kızı Hatice, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem kızı Fatıma ve Firavun’un hanımı Asiye." buyurdu.
Bu hadisi Hakim Müstedrek-üs Sahihayn’de iki senetle rivâyet etmiştir ve ikinci senetten sonra “Bu hadis Şeyheyn’in (Buhârî ve Müslim’in) şartına göre sahihtir” demiştir..

Yine Ahmed İbn-i Hanbel, kendi Müsned’inde ve Ebu Nuaym, Hilyetü’l- Evliyâ’da ve Tahavî, Müşkilü’l- Asar’da bu hadisi nakletmişlerdir. Hatib Bağdadî de kendi Tarih’inde iki senetle bu hadisi zikretmiştir.
Bu iki rivâyette hadis şöyledir:

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem:“Âlemlerin hanımlarının en hayırlısı dört şahıstır...” buyurdu.
İbn-i Esir de hadisi bu şekilde zikretmiştir. İbn-i Hacer de bu hadisi Tehzibü’t- Tehzib’de Şa’bi yoluyla Câbir’den merfu’ olarak nakletmiştir. İbn-i Abdülbirr de bu hadisi el-İstiâb’ında iki yolla rivâyet etmiştir, onların birinde şu tabir yer almıştır: “Âlemdeki kadınların en hayırlısı...”
Yine aynı hadisi Muttaki, Kenzü’l- Ümmal’da zikret-miştir ve İbn-i Habbân’ın da bu hadisi rivâyet ettiğini kaydetmiştir. Yine bu hadisi Fahr-i Razî de kendi tefsirinde; “Ve iz kalet-il melaiket-ü ya Meryem-u...”

وَإِذْ قَالَتِ الْمَلاَئِكَةُ يَا مَرْيَمُ إِنَّ اللّهَ اصْطَفَاكِ وَطَهَّرَكِ وَاصْطَفَاكِ عَلَى نِسَاء الْعَالَمِينَ
“Ve iz kâleti’l- melâiketu yâ meryemu innallâhastafâki ve tahhareki vestafâki alâ nisâi’l- âlemîn: Hani melekler: "Meryem, şüphesiz Allah seni seçti, seni arındırdı ve alemlerin kadınlarına üstün kıldı," demişti.” (Âl-i İmrân 3/42)

âyetinden sonra zikretmiştir..

Yine aynı hadisi Suyutî, ed-Dürr-ül Mensru’da; Ve iz kalet’il melaiket-ü... âyetinin tefisiri bölümünde nakletmiştir.
Suyutî bu hadisi İbn-i Habbân’ın da naklettiğini kaydediyor.
(Sahih-i Tirmizî, c.2, s.31 hadis no: 3813. Müstedrek-üs Sahihayn, c.3, s.157. Müsned-i Ahmed, c.3, s.135 hadis no: 11942. Hilyet-ül Evliyâ, c.2, s.344. Müşkil-ül Asâr, c.1, s.50. Tarih-i Bağdâdî, c.7, s.184 ve c.9, s.404. Üsd-ül Gâbe, c.5, s.437. Tehzib-üt Tehzib, c.12, s.441. el-İstiâb, c.2, s.720. Kenz-ül Ummâl c.6, s.227. Tefsir-ül Kebir, Al-i İmrân sûresinin tefsiri, 42. Âyet)

Resim

19-) İbn-i Cerir Taberî, kendi Tefsir’inde kendi senediyle Katade’den naklediyor ki: "Allah’ın Peygamberi’nin şöyle söylediği bize rivâyet edilmiştir:

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Âlemlerin kadınları arasında örnek olarak: İmran kızı Meryem, Firavun’un hanımı Asiye, Huveylid kızı Hatice ve Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem kızı Fatıma’yı sayman yeter." buyurdu.
(Taberî Tefsiri, c.3, s.180)

Resim

20-) Yine Taberî kendi Tefsir’inde kendi senediyle Ebu Musa Eş’arî’den nakletmiştir ki,
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Erkeklerden birçokları kâmil oldular. (İnsanlığın en yüksek mertebesine ulaştılar) Ama kadınlardan Meryem, Firavun’un hanımı Asiye, Huveylid kızı Hatice ve Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem kızı Fatıma’dan başkası kâmil olmamıştır." buyurdu.
Bu hadisi Zemahşerî, Keşşaf’da, Tahrim sûresinde yer alan “...elletî ahsenet ferceha” bildirmiştir.

وَضَرَبَ اللَّهُ مَثَلًا لِّلَّذِينَ آمَنُوا اِمْرَأَةَ فِرْعَوْنَ إِذْ قَالَتْ رَبِّ ابْنِ لِي عِندَكَ بَيْتًا فِي الْجَنَّةِ وَنَجِّنِي مِن فِرْعَوْنَ وَعَمَلِهِ وَنَجِّنِي مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ
“Ve dareballâhu meselen lillezîne âmenûmreete fir’avn (fir’avne), iz kâlet rabbibni lî indeke beyten fî’l- cenneti ve neccinî min fir’avne ve amelihî ve neccinî mine’l- kavmi’z- zâlimîn: Allah, iman edenlere de Firavun'un karısını örnek verdi. Hani demişti ki: "Rabbim bana kendi katında, cennette bir ev yap; beni Firavun'dan ve onun yaptıklarından kurtar ve beni o zâlimler topluluğundan da kurtar." (Tahrîm 66/11)

âyetinin tefsiri bölümünde rivâyet etmiştir.

Yine aynı hadisi Askalanî, Fethu’l- Bâri’de zikretmiştir. Askalanî, ayrıca bu hadisi Taberanî’nin ve Sa’lebi’nin de (kendi Tefsir’inde) naklettiklerini kaydediyor.
(Taberî Tefsiri, c.3, s.180. Tefsir-i Keşşaf, Tahrim sûresinin tefsiri, 12. âyet. Feth-ul Bârî, c.7, s.258)

Resim

21-) Suyutî, ed-Dürrü’l- Mensur’da Âl-i İmrân Sûresinde yer alan, “Ve iz kaleti’l- melaiket-ü ya Meryem-ü...”

وَإِذْ قَالَتِ الْمَلاَئِكَةُ يَا مَرْيَمُ إِنَّ اللّهَ اصْطَفَاكِ وَطَهَّرَكِ وَاصْطَفَاكِ عَلَى نِسَاء الْعَالَمِينَ
“Ve iz kâleti’l- melâiketu yâ meryemu innallâhastafâki ve tahhareki vestafâki alâ nisâi’l- âlemîn: Hani melekler: "Meryem, şüphesiz Allah seni seçti, seni arındırdı ve alemlerin kadınlarına üstün kıldı," demişti.” (Âl-i İmrân 3/42)

âyetinin tefsiri bölümünün devamında İbn-i Murdeveyh’in Enes’ten şu hadisi naklettiğini zikrediyor:
Enes, Resûlullah’ın sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurduğunu söylemiş: "Allah Teala dört kadını, âlemlerin kadınlarının hepsinden seçkin kıldı: (Bunlar) Mezahim kızı Asiye, İmran kızı Meryem, Huveylid kızı Hatice ve Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem kızı Fatıma’dır."
(Suyutî, ed-Dürr-ül Mensur, Âl-i İmrân Sûresi 42. Âyet)



47. SALÂVÂT-I ŞERÎFE : FATİMATÜZ- ZEHRÂ ANNEMİZİN SALÂVÂTI

Resim


الّلهُمَّ صَلِّ عَلَى مَنْ رُحُهُ مِحْرَبُ الْاَرْوَاحِ وَ الْمَلاَئِكَةِ وَ ألْكَوْنِ
الّلهُمَّ صَلِّ عَلَى مَنْ هُوَ إمَامُ الْأَنْبِيَاءِ وَ الْ مُرْسَلِين
الّلهُمَّ صَلِّ عَلَى مَنْ هُو إمَامُ أهلِ الْجَنَّةِ وَ إبَادِاللّهِ الْمُؤْمِنِين


TÜRKÇESİ :
Allahümme salli alâ men ruhuhu mihrabü'l- ervâhi ve'l- melâiketi ve'l- kevni
Allahümme salli alâ men hüve imâmü
'l- enbiyâi ve'l- mürselin,
Allahümme salli alâ men hüve imâmü ehli'l- cenneti ve ibâdillahi'l- 'minin...


MÂNÂSI :
Allahım!
Ruhu, kâinâtın, meleklerin ve ruhların Mihrabı olan O yüce Zâta (sav) salât ü selâm et!
Allahım!
Katından gönderilenlerin ve peygamberlerin İmamı olan O yüce Zâta (sav) salât ü selâm et!
Allahım!
Cennet ehlinin ve Allahın mümin kullarının İmamı olan O yüce Zâta (sav) salât ü selâm et!

(7 letâifimizin sallini-isalini-sılasını-ulaşımını sağla!)
Âmin!...


Resim

Fâtımatuz-Zehra (aleyhasselâm) ANNemiz'in NÛR DuÂsı

Bismillâhin Nûr!
Bismillâhi NûRi'n- NûR!
Bismillâhi NûRun alâ NûR!
Bismillâhillezî huve mudebbiru'l- umûr!
Bismillâhillezî halakan NûRa minen- NûR!
Elhamdu lillâhillezî halakan NûRa minen- NûR!
Ve enzelen NûRa alet- tûr, fî kitâbin mestûr, fi rikkin menşûr,
Bi kaderin makdûr, alâ nebiyyin mahbûr!
Elhamdu lillâhillezî huve bil-izzi mezkûr
Ve bi
l- fahri meşhûr ve ales- serrâî vez- zarrâi meşkûr!
Ve sallallâhu alâ MuhaMMedin ve âlihit- tâhirîn!

Resim

MÂNÂSI:

NûR olan ALLAHın adıyla,
NûRun NûRu olan ALLAHın adıyla,
NûR üstüne NûR (her NûRdan daha üstün) olan ALLAHın adıyla,
Bütün işleri-emirleri-ömürleri tedbirle yapan ALLAHın adıyla,
NûRu NûRdan yaratan ALLAHın adıyla;
NûRdan NûR yaratan ve NûRu Tur Dağındaki yazılmış kitaba, yayılmış kâğıda, belli oranda, faziletlerle dolu Peygamberine ( Hz Musaya) nazil eden ALLAHa hamd olsun!
Hamd, izzetle anılan, övgüyle tanınan, darlıkta ve genişlikte şükürle yâd edilen ALLAHa mahsustur!
ALLAHın salâtı MuhaMMede ve Onun pâk Ehl-i Beytine olsun!

Âmin
!...

Resim

''Allahümme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ Muhammedîn abdike (Muhammedîyyeti) ve nebîyyike (Mahmudîyyeti) ve Resûlike (Ahmedîyyeti) ve Nebîyyûl-ümmîyyi (Habibîyyeti) ve alâ âlihi ves-sahbihi ve Ehl-i Beytihi ve ümmetihi.''

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 01 Kas 2016, 14:31 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 09 May 2007, 03:00
Mesajlar: 616
Konum: ANTALYA
10. BöLüm:

Hz. Fatıma’nın (aleyha’s-selâm) Bazı Kerâmetlerine Dair:

Sa’lebî, Kasas-ul Enbiya’da, Zemahşerî, Keşşaf’da:
فَتَقَبَّلَهَا رَبُّهَا بِقَبُولٍ حَسَنٍ وَأَنبَتَهَا نَبَاتًا حَسَنًا وَكَفَّلَهَا زَكَرِيَّا كُلَّمَا دَخَلَ عَلَيْهَا زَكَرِيَّا الْمِحْرَابَ وَجَدَ عِندَهَا رِزْقاً قَالَ يَا مَرْيَمُ أَنَّى لَكِ هَذَا قَالَتْ هُوَ مِنْ عِندِ اللّهِ إنَّ اللّهَ يَرْزُقُ مَن يَشَاء بِغَيْرِ حِسَابٍ
“Fe tekabbelehâ rabbuhâ bi kabûlin hasenin ve enbetehâ nebâten hasenen, ve keffelehâ zekeriyyâ kullemâ dehale aleyhâ zekeriyya’l- mihrâbe, vecede indehâ rızkâ (rızkan), kâle yâ meryemu ennâ leki hâzâ kâlet huve min indillâh (indillâhi), innallâhe yerzuku men yeşâu bi gayri hısâb: Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir kabulle kabul etti ve onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi. Zekeriya'yı ondan sorumlu kıldı. Zekeriya her ne zaman mihraba girdiyse, yanında bir yiyecek buldu: "Meryem, bu sana nereden geldi?" deyince, "Bu, Allah katındandır. Şüphesiz Allah, dilediğine hesapsız rızık verendir" dedi.” (Âl-i İmrân 3/37)
Âyetinin tefsirinde ve Suyutî, ed-Dürr-ül Mensur’da mezkur âyetin tefsirinde Ebu Yâ’lâ vasıtasıyla Câbir’den şu rivâyeti nakletmişlerdir. Sa’leb’inin nakline göre rivâyetin metni şöyledir:
"Abdullah İbn-i Hamid, Câbir İbn-i Abdullah’tan rivâyet etmiştir ki: “Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem birkaç gün yemek yemeden geçirdi. Bu durumdan meşakkate düşen Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem (bir şey bulmak için) hanımlarının evlerinde yiyecek bir şey aradı, ama bir şey bulamadı. Bunun üzerine Fatıma’nın (aleyha’s-selâm) yanına gelip: “Kızım, yiyecek bir şeyin varsa getir yiyelim; ben acım” dedi. Fatıma: “Hayır, Allah’a andolsun (ki bir şey yoktur)...” diye cevap verdi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem oradan ayrıldığında, Hz. Fatıma’nın komşusu iki tane ekmek ve biraz da eti Hz. Fatıma’ya gönderdi. O da onları alıp bir kabın içerisine bırakıp üzerini örttü. Kendisi ve çocukları bir vâde yemeğe muhtaç olmalarına rağmen: “Resûlullah’ı sallallahu aleyhi ve sellem kendim ve yanımdakilere tercih edeceğim” dedi.
Sonra, Hasan ve Hüseyin’i cedleri Resûlullah’ın sallallahu aleyhi ve sellem peşi sıra gönderdi ve Resûlullah geri döndü.
Fatıma: “Çocuklarım sana fedâ olsun, Allah bize bir şey verdi ve ben onu senin için ayırdım.” dedi. Peygamber de sallallahu aleyhi ve sellem: “Getir” diye buyurdu. Onu getirip üzerini açtığında kabın (ekmek ve et ile) dolu olduğunu gördü. Gördüğüne şaşırdı ve bunun Allah’ın bereketi olduğunu anladı. Bunun için Allah’a hamd edip Peygambere salâvât getirdi.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem: “Bunu nereden elde ettin?” diye sorunca Fatıma: “Bu Allah’ın indinden (gelen) bir nimettir, Allah dilediğine hesapsız rızk verir” dedi. Resûlullah da sallallahu aleyhi ve sellem Allah’a hamdederek şöyle buyurdu: “Hamd olsun Allah’a ki, seni, Beni İsrail’in kadınlarının en üstünü olana benzetmiştir. Ona da Allah güzel bir rızk verince eğer o rızktan sorulsaydı: “Bu Allah’ın indindendir; gerçekten Allah dilediğine hesapsız rızk verir” derdi. Sonra Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Ali’yi (aleyhi’s-selâm) çağırdı. O da geldi. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin ve Peygamberin bütün hanımları o yemekten doyuncaya kadar yediler. Ama kap yine olduğu gibi dolu kalmıştı.
Hz. Fatıma (aleyha’s-selâm) demiştir ki: "Ben o yemekten bütün komşularıma da verdim. Allah ona bereket ve kalıcı bir hayır vermişti. Kaptaki yemeğin aslı, iki tane ekmek ve bir parça etten ibaretti, geri kalanı ise Allah’ın verdiği bereket idi."
(Kasas-ul Enbiyâ, s.513, Kaşşâf Tefsiri, Al-i İmrân sûresinin tefsiri, 37 âyet, ed-Dürr-ül Mensur, Âl-i İmrân sûresinin tefsiri, 37. Âyet)


Resim

11. Bölüm:

Fatıma'nın (aleyhi’s-selâm)' Allah'ın Seçkin Kıldığı Bir Kadın Olduğuna Dâir:

1-) er-Riyaz-un Nazıra kitabının sahibi, Ebu Said'in "Şeref-ün Nübüvvet" adlı kitabında şu hadisi naklettiğini zikretmiştir:
"Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Ali'ye (aleyhi’s-selâm) şöyle buyurdu: "Sana verilmiş olan üç özellik vardır ki onlar, (senden başka) hiç kimseye, hatta bana bile verilmemiştir: Sen benim gibi bir kayınpedere sahipsin; benim böyle bir kayınpederim yoktur; Fatıma gibi bir eşin var; benim eşim (fazilet yönünden) onun gibi değildir ve senin sulbünden Hasan ve Hüseyin gibi çocuklar vücuda gelmiştir; benim böyle çocuklarım yoktur, ama siz benden ve ben de sizdenim."
(er-Riyaz-un Nazıra. c.2, s.202.)

2-) Hatib-i Bağdadi, İbn-i Abbas yoluyla Resûlullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurduğunu naklediyor:
"Ben, mi'rac gecesi cennetin kapısına şöyle yazılmış olduğunu gördüm: Lâ il3ahe illellah, Muhammed’un Resûlullah, Aliyyun Habibullah (yani Ali Allah'ın mahbubudur) el-Hasan-u ve-l Hüseyin-u Safvetullah (yani Hasan ve Hüseyin Allah'ın seçkin kıldığı kimselerdir) Fatımet-u Hiyeretullah (yani Fatıma Allah'ın beğendiği bir şahıstır) Ala bağizihim la'netullah (yani onlarla düşmanlık yapana Allah'ın la'neti olsun)."
(Tarih-i Bağdâdî, c.1, s.259)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 20 Şub 2017, 13:32 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 09 May 2007, 03:00
Mesajlar: 616
Konum: ANTALYA
Resim

12. Bölüm:

Fatıma aleyha’s-selâmın İnsanların En Doğru Konuşanı OLduğuna Dâir:

1-) Hakim, Müstedrek-üs Sahihayn'de şöyle nakletmiştir: "Resûlullah'ın kızı Fatıma'dan ne zaman söz açılsaydı Aişe: "Ben babası hariç, onun gibi doğru ve sarih konuşan birisini görmedim." derdi.
Hakim, bu hadisi Müslim'in sahih bildiğini kaydediyor. Yine bu hadisi İbn-i Abdülbirr, el-İstiâb kitabında zikretmiştir."
(Müstedrek-üs Sahihayn, c.3,s.160. el-İstiâb, c.2, s.751.)

2-) Ebu Nuaym da Aişe'nin şöyle dediğini rivâyet etmiştir: "Babası (Hz. Muhammed) hariç, Fatıma (aleyha’s-selâm) gibi doğru konuşan birisini görmedim…"
(Hilyet-ül Evliyâ, c.2. s.41)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 26 Nis 2018, 19:37 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eyl 2007, 03:00
Mesajlar: 8693
Konum: BURSA
Resim FATIMATÜ’Z-ZEHRÂ aleyha’s-selâm

Resim
Fatımatü’z-Zehrâ vâlidemiz; Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ilk zevcesi olan Hz. Hadîce validemizden doğan dört kızının en küçüğüdür.
Hicretten 18 yıl önce miladî 605’te Mekke’de doğmuş ve hicretten 11 yıl sonra miladi 632’de çok genç yaşta HAKK celle celâlihu’ya yürümüştür.
18 yaşında evlenmiştir.
Hasan, Hüseyin, Ümmükûlsüm ve Zeyneb radiallahu anha’nun anneleri olan validemizin kabr-i şerifi Medine’deki Cennetü’l - Bâki’nin girişindedir.
Elhamdülillah 3 kerre ziyaretiyle şereflendim..
Hepsine salât-ü-selâm olsun.

Fatımatü’z-Zehrâ vâlidemizden Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in nesli devâm etmiştir.

Fatımatü’z-Zehrâ vâlidemizden Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in nesli devâm etmiştir.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den önce vefât eden kızı Rukiye radiyallahu anha’nın oğlu Abdullah ile Zeynep radiallahu anha’nun oğlu Ali çoçukken ölmüşler, Ümmü Kûlsüm radiallahu anha ise hiç doğum yapmamıştır.

Fatıma aleyha's-selâm vâlidemiz hayâ timsâli olup vasiyeti üzere;
Esmâ binti Ümeys ile Hz Ali keremullahi veche küçük bir çadır içinde yıkanmasında bulunmuş ve geceleyin görülmeden defnedilmiştir.
Bu inceliğe dikkat çeken Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Kıyâmet günü olunca, perde gerisinden bir münâdi şöyle seslenecek:
“Ey Mahşer halkı gözlerinizi kapayın Fatıma binti Muhammed geçecek!” denileceğini buyurmuştur...
Namazını İmâm-ı Ali keremullahi veche kıldırmış hicretin 11. yılı Ramazanın üçünde Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den 6 ay sonra Hakka yürümüştür.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ailesine, Ehl-i Beytine, ashabına ve ümmetine selâm olsun.

Asil ve Vefâkâr Annemiz Hatice Binti Hüveylid Aleyha’s-Selâm’ dan da Bahsedelim:

Resim--- Ebu Hureyre radiyallahu anhu anlatıyor:
Cebrail aleyhi’s-selâm Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek:
Yâ Resûlullah” dedi. “İşte Hatice geliyor. Beraberinde bir kab var, içerisinde katık mevcûd. O yanınıza ulaştığı vakit, Ona RABB’inden selâm söyleyin ve onu gürültü ve yorgunluk bulunmayan cennette, içerisi oyulmuş inciden mâ’mul bir evle müjdeleyin...
(Buhârî, Menakibü’l-Ensâr 20; Müslim Fezailü’s- Sahabe 7 (2432)

Resim--- Aişe radiallahu anha anlatıyor:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in hanımlarından hiçbirine Hz. Hatice’ye karşı duyduğum kıskançlığı hiç duymadım. Hâlbuki onu hiç görmüşlüğüm de yok. Ancak, Aleyhi’s-salâtü ve’s- selâm onun yâdını çok yapardı. Ne zaman bir koyun kesip parçalara ayırsa Hatice’nin dostlarına da gönderirdi.
Bazen Ona: “Sanki dünyada Hatice’den başka kadın yok!” derdim de bana: “Onun gibi var mıydı, o şöyleydi, o böyleydi! Benim çocuklarım ondan oldu” diye karşılık verirdi.
Aişe radiallahu anha devâmla: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Hatice’den üç yıl sonra benimle evlendi.”
(Buhârî, Nikah 108; Müslim, Fezailu’s- Sahabe 73 (2434); Tirmizî, Menakib 3885)

Resim--- İmâm-ı Ali keremullahi veche anlatıyor:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Âhiretin en hayırlı kadını Meryem bintu İmrandır. (Dünyanın) en hayırlı kadını Hatice bintu Hüveylid’dir.” Ravi bunu söylerken eliyle semâya ve arza işaret etti.”
(Buhârî, Menakibü’l-Ensar 20; Müslim Fezailü’s- Sahâbe 69 (2430)

Hatice vâlidemizin dünyadaki fâzileti, Ehl-i Beytin devâmı;
Meryem aleyha’s-selâm’ın âhiret fâzileti ise İsa aleyhi’s-selâm ile âhiret mükâfâtıdır.
Hatice vâlidemiz Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile 25 yıl birlikte yaşamış ve ilk imân eden olup dört yıl tek başına onun yanında çile ashabı olmuştur.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ise Onun üzerine hiç evlenmemiştir.
Salât-ü-Selâm olsun!

Azîz kardeşim,
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem meclisinde ve evinde kimse için ayağa kalkmaz idi.
İstisnâsı sadece Fatıma aleyha’s-selâm vâlidemiz olup; o girince kalkar, alnından öper ve kendi yerine oturturdu.
Fatıma vâlidemiz elini öperken aynı anda (sağ eller birleşik iken) Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’de Fatime annemizin elini öperdi ki bunun tasavvufî adı “naz-niyâz”dır.
Genellikle de alnından öperdi ki sünnet olan budur.
(Ben de bu sünnete uyarım ve çok yakınım olan kızımı, gelinimi, kız kardeşimi alnından öperim.)
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bu ilgisine sebeb;
Fatıma vâlidemiz kıyâmete kadar gelecek olan Ehl-i Beyt’in; Bedenen-Nefsen-Kalben-Ruhen ve diğer letâifleriyle birlikte saf, arı ve korunmuş Muhammedî zinciri, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e bağlayan ilk halka olmasıdır.

Seyyidlik ve Şerîflik sebebi Fatımatü’z-Zehrâ vâlidemizdir.
İmâm-ı Alî keremullahi veche ise tevhidin tamamlayıcısıdır. Kâinâtta; mübârek neslin annesiyle anıldığı;
Bir Meryem aleyha’s-selâm ve İsa (Meryem’in oğlu) aleyhi’s-selâm vardır,
Bir de Fatimatu’z-Zehrâ validemiz (Fatıma’nın oğulları) Halifetu’r-Resûl Hasan aleyhi’s-selâm ile İmâmü’r-Resûl Hüseyin aleyhi’s-selâm dir.
Dikkat buyurunuz ki biz;
Meliklerin, padişahların, kralların devlet politikası hırsı ve emeliyle oluşturduğu ve devâm ettirdiği hilâfet ve imâmetten bahsetmiyoruz.
Hava, su, toprak ve ateş gibi, o gün de, bugün de ve yarın da var olacak Muhammedî Sistemin zâhir ve bâtınından anlatıyoruz.
Devletlerin kurduğu hilâfetler, imâmlıklar ve tarikatlar ne acıdır ki onların oyuncağı olmakla kalmayıp güzelim dinimizi de oyuncak ettirdiler...
Söyleyecek çok ama, insaf ve vicdan sahibi yok...
Bilemiyorum, ne demeli...

İnançlarında, amellerinde, ahlâklarında ve hâllerinde; İlâhi ilim ve Resûlî irade, idrak ve iştirak edebi içinde kıyâmete kadar Bedenen-Nefsen-Kalben-Ruhen ve diğer letâifleriyle birlikte saf, arı ve korunmuş MuhaMMedî zincir olan Ehl-i Beyt’i ifrat ve tefritten uzak i’tidal içinde bilmemiz, bulmamamız ve örnek alıp yaşamamız bir mü’min olarak hepimize şarttır.

Resim
RESÛLULLAH SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM NECİB NESLİ İÇİN NELER BUYURMUŞTUR :

Resim--- Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Ni’metleriyle sizi beslediği (gıdalandırdığı) için ALLAH’ı sevin. Beni de ALLAH sevgisi için sevin. Ehl-i Beytimi de benim sevgim için sevin.” buyurmuştur.
(İbni Abbas (ra) dan; Tirmizî, Menâkib 3792; Taberanî, Kebir; İbn Hibban)


Resimİlâhî, fıtrî, kevnî ve MuhaMMedî sevgi zinciri!


Resim--- Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “ALLAH (cc)’yu kendi ni’metleriyle sizi beslediği için seviniz, beni ALLAH’a olan muhabbetinizle seviniz. Ehl-i Beytimi de bana olan muhabbetiniz sebebiyle seviniz.” buyurmuştur.
(İbn Abbas (ra) dan; Hasen olarak; Taberani-Kebir; İbn Hibban ve Tirmizî)

Resim--- Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Hayber günü: “Yarın sancağı öyle bir kimseye vereceğim ki o, ALLAH’ı ve Resûlünü sever, ALLAH ve Resûlü de onu sever.” buyurunca Râvi devâmla derki: Bu söz üzerine (kendilerini seçsin diye sahabe) boyunlarını uzattılar. Ama, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Bana Alî’yi çağırın!” buyurdular. Alî (kv) getirildi ama gözlerinden rahatsız idi. Hemen gözlerine tükürdü ve sancağı ona verdi.ALLAH Tealâ Hazretleri onun eliyle fethi müyesser kıldı. Râvi devâmla Âl-i İmrân 3/61 âyeti indiği zaman “Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı çağıralım...” buyurup hemen Alî’yi, Fatıma’yı, Hasan ve Hüseyin’i çağırdı ve “ALLAH’ım bunlar benim ailemdir (ehlimdir).” buyurmuştur.
(Müslim, Fezâilü’l-Ashâb 32 (2404); Tirmizî, Menâkib (3726)

Resim--- Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e: “Sana bu ilim geldikten sonra kim seninle bu hususta mücâdele edecek olursa de ki: “Gelin, çocuklarımızı ve çocuklarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendinizi ve kendimizi çağırıp toplanalım, sonra niyet edelim ki ALLAH’ın lâneti yalancılar üzerine olsun!” (Âl-i İmrân 3/61) âyet-i celilesi indiğinde Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Ali keremullahi veche’yi, Fatıma aleyha’s-selâm’ı, Hasan aleyhi’s-selâm ve Hüseyin aleyhi’s-selâm’ı çağırdı ve: “ALLAH’ım bunlar da benim ehlim (ailem) “ buyurmuştur.
(Sâd İbn Ebi Vakkas (ra) dan; Tirmizî, Tefsir Âl-i İmrân 30021)

Aklı olan anlar ki hazreti Ali keremullahi veche ve evlâdları Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in evlâdı hükmündedir :

Resim--- Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Her peygamberin, mensub olduğu yakınları vardır. Fatıma evlâdı böyle değil (onlar benim mensubum). Ben onların velîsiyim ve yakınlarıyım (Bir ağaç ve dalları), onlar benim ıtretim (neslim-zürriyetim) dir. Benim tıynetimden (tabîat, huy, cibillet, yaratılış) yaratılmışlardır. Onların fazlını (iyilik, fâzilet, erdem, lütuf) yalanlayanların vay hâline. Onları seveni ALLAH (cc) sever. Onlara buğz (kin, nefret, sevmeme) edenlerden ALLAH (cc) de nefret eder.” buyurmuştur.
(Câbir (ra) dan; Hâkim-Müstedrekte ve İbn Asakir)

Resim--- Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “İnnî târikûn fikümü’s sâkaleyni kitâballahi ve ıtretî: Ben sizin içinizde iki ağırlık bıraktım biri ALLAH’ın kitâbı biri de ıtretim (zürriyetim, ehli beytim)” buyurmuştur.
(Müslim Fezailü’s- sahabe 36, 37; Darimî, Fezâilü’l-Kur’ân 1; İ. Ahmed III/14, 17-4/367, 371; Şeybe; Hatîb)

Resim--- Zeyd ibn-ü-Erkâm radiyallahu anhu’dan Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Ben size temessük edip (tutunup) sıkı sarıldığınız takdirde dalâlete (sapıklığa) düşmekten korunacağınız iki şey bırakıyorum: Bunlardan biri diğerinden daha büyüktür: Kitâbullah. Bu, semâdan arza uzanan ALLAH’ın ipidir. Diğeri Ehl-i Beytim olan yakınlarımdır. Bu iki şey, Kevser Havzının başında buluncaya kadar birbirlerinden ayrılmayacaktır. Bu iki şey hakkında benden sonra nasıl davranacağınıza iyi bakın.”
(Kütüb-i Sitte, Muhtasar C.12/499)

Resim--- Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Aranızda bulunan Ehl-i Beytim, Nûh (as)’un gemisinin misâlidir. Ona binen kurtulur, binmeyen boğulur.” buyurmuştur.
(İbn Abbas (ra) dan; Darimî, Tabaranî-Kebirinde; Ebi Zerr (ra) dan; Hâkim-Müstedrekinde ve Hatîb tarihinde)

Resim--- Aişe radiallahu anha anlatıyor: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, üzerinde siyah nakışlı bir kumaş olduğu hâlde sabahleyin (evinden) çıktı. O sırada Hasan geldi, onu örtünün altına soktu. Sonra Hüseyin geldi, onu da soktu. Sonra Fatıma geldi onu da soktu. Sonra Alî geldi onu da örtünün altına soktu ve sonra da: “Ey Ehl-i Beyt ALLAH günâhlarınızı (kulluk kirinizi) giderip sizi tertemiz yapmak istiyor!” âyetini okudu. (Ahzâb 33/33) buyurmuştur.
(Müslim, Fezâilü’s-Sahâbe 6/ (2424)

Resim--- Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Erkeklerinizin en hayırlısı Alî, gençlerinizin en hayırlısı Hasan ve Hüseyin, kadınlarınızında en hayırlısı Fatıma’dır.” buyurmuştur.
(İbade (ra) dan; Deylemi; İbn Mâce; Tabarânî-Kebirinde; Hâkim-Mustedrekinde; İbnu Mes’ud (ra) dan İbn Asâkir; Hatîb, tarihinde)

Resim--- Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Dikkat ediniz! (Ey Ali ve Fatıma) bana sorduklarınızdan daha hayırlısını bildiriyorum. Cebrâil bana onları öğretmiştir. Her namazın ardında, on kere “Subhanallah”, on kere “Elhamdülillah”, on kere “Allahü ekber” deyiniz. Yattığınızda da 33 kez “Subhanallah” 33 kez “Elhamdülillah” 34 kez “Allahü ekber” deyiniz.”
(Ali (kv)’den İmâm Ahmed Süneninde)

Resim--- Enes radiyallahu anhu anlatıyor: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e: “Ehl-i Beytinden hangisini en çok seviyorsun? Diye sorulmuştu. “Hasan ve Hüseyin!” diye cevap verdi ve Hz Fatıma (as)’a “Benim oğullarımı bana çağır!” diye emreder, onları getirtip koklar kucaklardı.”
(Tirmizî, Menakib-3774)

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ciğer pâresi Fatıma vâlidemiz için:

Resim--- Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Miraca götürüldüğüm gece, Cebrail (a.s) bir cennet ayvasını bana getirdi; ben onu yedim ve Hatice, Fatıma'ya hamile oldu. Bu yüzden ben cennet kokusuna iştiyak duyduğumda Fatıma'nın boynunu kokluyorum.” buyurmuştur.
(Sa'd İbn-i Malik'ten; Hakim, Müstedrek Cilt III-Shf 156)

Resim--- Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Fatıma benden bir parçadır, onu öfkelendiren beni öfkelendirmiş olur!” buyurmuştur.
(Buhârî)

Resim--- Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Fatıma, benim bir parçamdır. Onu sıkan beni de sıkar, onu ferah tutan beni de ferah tutar. Şüphesiz ki kıyâmet günü; benim nesebim, sebebim ve sıhrımdan başka nesebler kesilecektir.”
(El Mesur (ra) dan; İmâm Ahmed; Tabâranî-Kebirinde; Hâkim-Müstedrek’inde; Beyhakî- Sünen’inde)

Resim--- Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Kıyâmet günü olunca, bir münadi şöyle seslenecek:”Ey Mahşer halkı gözlerinizi kapayın, Fatıma Bintü Muhammed (as) geçecek!” buyurmuştur.
(Kütüb-i sitte şerhi 13/44)

Resim--- Cemî’ İbn Umeyr et Teymi anlatıyor: Halamla birlikte Hz. Aişe radiallahu anha’nın yanına gittim. Hz Aişe (radiallahu anha)’ya: “Hangi kadın Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e daha sevgili idi?” dedim. “Fatıma” dedi. “Ya erkeklerden?” dedim. “Fatıma’nın kocası! Zirâ bildiğim kadarıyla (Alî (kv)) çok oruç tutar. Çok namaz kılardı!” dedi.
(Tirmizî, Menakib-3873)

Resim--- Ûmmi Seleme radiallahu anha anlatıyor: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Fetih senesinde Fatıma’yı çağırarak hususî (sır) konuştular. Fatıma ağladı. Sonra tekrar hususî konuştular. Fatıma bu sefer güldü. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem vefât edince, Fatıma’dan o ağlama ve gülme hususunda sordum. Dedi ki: “Önce Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana öleceğini haber verdi, ben de ağladım. İkinci konuşmamazda benim İmran Kızı Meryem hâriç diğer kadınların cennette efendisi olacağımı müjdeledi, bunun üzerine güldüm.”
(Tirmizî, Menâkıb 3872)

Bu hususta en kavi delil ise şu hadis-i şerîftir:
Fâtıma, Meryem hariç cihân kadınlarının efendisidir.

Resim--- Aişe radiallahu anha anlatıyor: Ben, Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem’ in kızı Fatıma kadar oturup kalkmasında, davranış, tutum ve vakarında Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e benzeyen birisini görmedim”
(Sahih-i Tirmizî, c.II, s.319, hadis no: 3807)

Resim--- Aişe radiallahu anha anlatıyor: “Fatıma, Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem’ in yanına geldiğinde, Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem yerinden kalkıp ona doğru gider ve onu öpüp kendi yerinde oturturdu. Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem de onun yanına geldiğinde, Fatıma yerinden kalkar, onu öper ve kendi yerinde oturturdu”
(Sahih-i Ebi Dâvud, s.223 hadis no: 4540, Müstedrek-üs Sahihayn, c.IV, s.172, Edeb-ül Müfred, s.136)

Resim--- Aişe radiallahu anha anlatıyor: “Ben, Fatıma kadar konuşma ve sohbetinde Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem ’e benzeyen birisini görmedim. Fatıma, Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem’in bulunduğu yere geldiğinde, Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem ona hoş geldin der, (sonra) yerinden kalkıp Fatıma'ya doğru gider; elinden tutup öper ve kendi yerinde oturturdu."
(Hakim, Müstedrek-üs Sahihayn, c.III, s.154 ve 159. Edeb-ül Müfred, s.141. el-İstiâb, c.II, s.51; Sünen-i Beyhâki, c.VII, s.101.)

Resim--- Enes İbn-i Malik radiyallahu anhu anlatıyor: “Hiç kimse Hasan İbn-i Ali keremallahe veche ve Fatıma aleyhi’s-selâm kadar Resulullah'a sallallahu aleyhi ve sellem benzemiyordu.”
( İ.Ahmed, Müsned, c.III, s.146 hadis no: 12213.)

Resim--- Aişe radiallahu anha anlatıyor: “Peygamberin sallallahu aleyhi ve sellem hanımlarının hepsi (onun huzurunda) bir araya toplanmış oldukları bir sırada Fatıma geldi. Yürüyüşü Resulullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem yürümesi gibiydi. Resulullah sallallahu aleyhi ve selem : "Hoş geldin kızım!" dedi ve sonra onu sağ veya sol yanında oturttu…"
(Sahih-i Buhari, hadis no: 3353, Sahih-i Müslim, hadis no: 4486, 4487, 4488, Sahih-i Tirmizi hadis no: 3807, Fezâil-üs Sahabe kitabında Fezail-i Fatıma (a.s) bölümü. Müsned-i Ahmed, c.6, s.282 hadis no: 22343, 24839, 25209. Sahih-i İbn-i Mâce hadis no: 1610, Hz. Peygamberin hastalığıyla ilgili hadisler bölümü.)

Resim--- Müslim kendi Sahih'inde, İbn-i Mes'ud'un şöyle dediğini naklediyor: "Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Beytullah'ın (Kâbe'nin) yanında namaz kılıyordu, Ebu Cehil ve dostları da bir kenarda oturmuşlardı. Bir gün önce de orada dişi bir deve kesilmişti. Ebu Cehil; "Sizlerden hanginiz kalkıp bu devenin işkembesini alıp Muhammed'in sallallahu aleyhi ve selem boynunun üzerine koyabilirsiniz?" dedi. Onların içerisinden en şaki (kötü) olanı kalkıp onu aldı ve Resulullah sallallahu aleyhi ve selem secdeye gittiğinde onu Peygamberin boynunun üzerine koydu. Onlar, birbirlerine bakıp gülüşmeye başladılar. Ben de durup bakıyordum. Eğer gücüm olsaydı, onu Resulullah'ın sallallahu aleyhi ve selem üzerinden alırdım. Peygamber sallallahu aleyhi ve selem öylece secde halinde durmuş, başını kaldırmıyordu. Bir kişi gidip Fatıma'ya haber verdi. O, küçücük bir kızdı. Hz. Fatıma (s.a) gelip onu bir kenara attı ve sonra o adamlara yönelerek onları ayıplamaya ve kınamaya başladı. Peygamber sallallahu aleyhi ve selem namazını bitirince, sesini yükselterek onlara beddua etmeye başladı. Peygamber dua ettiğinde veya Allah'tan bir şey istediğinde dua ve hacetini üç defa tekrarlardı. Şöyle beddua etti: "Allah'ım! Sen Kureyş'i cezalandır!" Bu sözü üç defa tekrarladı. Onlar, Peygamberin sesini işitince gülmeleri kesildi ve kalplerine korku düştü. Sonra Peygamber sallallahu aleyhi ve selem şöyle buyurdu: "Allah'ım, Hişam oğlu Ebu Cehil, Rabia oğlu Utbe, Rabia oğlu Şeybe ve Utbe oğlu Velid, Halef oğlu Ümeyye ve Ebu Muit oğlu Ukbe'yi sen cezalandır!" Başka bir isim de söyledi ama ben unutmuşum."
İbn-i Mes'ud diyor ki: "Andolsun Muhammed'i sallallahu aleyhi ve selem hak peygamber olarak gönderene ki, Bedir savaşında, ismi söylenenlerin hepsinin öldürülerek cesetlerinin kuyuya atıldığına şahit oldum."
(Sahih-i Müslim, Cihâd kitabı hadis no: 3349, 3350, 3351. Sahih-i Buhârî, Bab-ül Vudu hadis no: 233, 490, 2717, 2948, 3565 Sünen-i Nesai hadis no: 305, Müsned-i Ahmed, hadis no: 3537, 3766.)

Resim--- Sahih-i Müslim'de, Ebu Hâzım'ın şöyle dediği nakledilmiştir: "Sehl İbn-i Sa'd, Resul-i Ekrem'in sallallahu aleyhi ve selem Uhud savaşında aldığı yara hakkında sorulan bir soruya şöyle cevap verdi: "Resulullah'ın sallallahu aleyhi ve selem yüzü yaralanmış, azı dişi kırılmış ve başındaki miğferi ezilmişti. Resulullah'ın kızı Fatıma salamullahi aleyha Peygamberin yüzündeki kanı yıkıyor ve Ali İbn-i Ebu Talib de keremallahe veche kalkanıyla su döküyordu. Fatıma (s.a) suyun kanı daha da artırdığını görünce bir hasır parçasını yaktı ve külünü alıp yaranın üzerine sürdü, böylece kan kesildi."
(Sahih-i Müslim, Cihâd kitabı hadis no: 3345. Sahih-i Buhâri, hadis no: 236, 2688, 2695, 2610, 3767, 4847, 5281, Sünen-i Tirmizi hadis no: 2011, Sünen-i ibn-i Mace hadis no: 3455, 3456, Müsned-i Ahmet hadis no: 21734, 21763)

Resim--- Ebu Davud, kendi Sahih'inde, Resulullah'ın sallallahu aleyhi ve selem hizmetkârı Sevban'dan şöyle naklediyor: "Resulullah sallallahu aleyhi ve selem yolculuğa çıktığında, ailesinden en son görüştüğü kimse, Fatıma (s.a) olurdu; yolculuktan döndüğünde de ilk uğradığı kimse, yine Fatıma (s.a) olurdu…"
(Sahih-i Ebu Dâvud, hadis no: 3680. el-İntifa-u bi'l-Ac bölümü, Müsned-i Ahmed, c.V, s.275 hadis no: 21329. Sünen-i Beyhaki, c.I, s.26.)

Resim--- Ebu Sa'lebe radiyallahu anhu anlatıyor: "Resulullah sallallahu aleyhi ve selem savaş veya yolculuktan döndüğünde, mescide gider ve orada iki rekât namaz kılardı; sonra Fatıma'yı görmeye giderdi ve daha sonra hanımlarının yanına gelirdi."
(Hakim, Müstedrek-üs Sahihayn, c.III, s.155. Hakim, bu hadisin senedinin sahih olduğunu söylemiştir.)

Resim--- Buhârî Hz. Ali'den keremallahe veche naklediyor ki: Fatıma (s.a) el değirmenini çevirmekten dolayı rahatsız olmuştu. (O sıralarda) Resulullah'ın sallallahu aleyhi ve selem yanına bir cariye getirmişlerdi. Hz. Fatıma, Resulullah'ı görmek için evinden çıktı, ama onu bulamadı. Aişe'yi görünce durumu ona anlattı. Resulullah sallallahu aleyhi ve selem geldiğinde Aişe, Fatıma'nın geldiğini ona haber verdi. Bunun üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve selem bizim yanımıza geldi. Biz bu sırada yatakta idik; kalkmak istedim, ama o, "Yerinizde durun!" buyurdu. Sonra gelip ikimizin arasında oturdu. Öyle ki ayaklarının soğukluğunu göğsümün üzerinde hissediyordum. Ve buyurdu ki: "İstediğinizden daha hayırlı olan bir şeyi size öğretmemi istemez misiniz? Yatarken 34 defa tekbir getirin (Allah-u Ekber deyin), 33 defa Sübhanellah ve 33 defa da Elhamdulillah söyleyin! Bu sizler için cariyeden daha iyidir."
(Sahih-i Buhârî, Bid-ul halk Ve Humus bölümü hadis no: 2881, 3429,4942, 4943, 5843, Sahih-i Tirmizi hadis no: 3330, 3331,. Sahih-i Müslim, Zikir ve Duâ bölümü hadis no: 4906. Sahih-i Ebi Dâvud, c.III, hadis no: 2595, 4403, Müsned-i Ahmed hadis no: 702, 797, 949, 1085, 1166, 1185, 1244, Sünen-i Daremi, et-Tesbih-u İnde-n Nevm bölümü hadis no: 2569.)

Resim--- Ebu Davud, Ebu-l Verd İbn-i Semame'den nakletmiştir ki, Hz. Ali keremallahe veche İbn-i A’bed'e şöyle buyurdu:
“Acaba kendim ve Resulullah'ın kızı Fatıma ile ilgili sana bir şey anlatayım mı?” Sonra şöyle buyurdu: “Resulullah'ın sallallahu aleyhi ve selem en çok sevdiği şahıs Fatıma idi. O benim evimde bulunduğu sırada el değirmenini çevirmekten elleri nasır bağlamıştı. Tulum ile su taşımaktan boynunda iz kalmıştı. Evi sürekli süpürdüğünden elbiseleri tozlanıyor ve ocağın ateşini yakmaktan elbisesi siyahlaşıyordu. O bu işler neticesinde rahatsız olmuştu. (Bu sıralarda) Resulullah'ın sallallahu aleyhi ve selem
yanına bir köle getirdiklerini duyduk. Fatıma'ya: “Babanın yanına gidip sana bir hizmetçi vermesini istemez misin?” (Fatıma bu iş için Peygamberin bulunduğu yere) gitti, ama Resulullah konuşuyordu; utanıp (sözünü söylemeden) geri döndü.
Ertesi gün biz yatakta bulunduğumuz halde Resulullah sallallahu aleyhi ve selem, yanımıza geldi ve Fatıma'nın başı ucunda oturdu. Fatıma babasından utanarak başını yorganın altına soktu. Sonra Peygamber sallallahu aleyhi ve selem buyurdu ki: “Âl-i Muhammed'in, dünkü isteği ne idi?” Fatıma susup bir şey söylemedi.
Ben dedim ki: "And olsun Allah'a ben sana söyleyeceğim, ey Allah'ın Resulü! Bu (kızınız), benim evimde el değirmeni çevirmesi yüzünden eli nasır bağlamıştır; tulum ile su taşıması neticesinde boynunda iz kalmıştır; evi süpürmesi elbiselerini tozlandırmıştır; ocak yakması yüzünden elbiseleri siyah olmuştur; biz senin yanına bir köle veya hizmetçi getirdiklerini öğrendik (bu yüzden) ben ona: "babandan sana bir hizmetçi vermesini iste" dedim.
Sonra Ebu Davud Resulullah'ın sallallahu aleyhi ve selem, Hakem'in hadisinde yer aldığı bir şekilde ona cevap verdiğini söylemiştir.
Ebu Davud'un, Hakem'in hadisindeki mazmundan maksadı, bizim bu hadisden önce Buhârî ve Müslim'den naklen zikrettiğimiz hadiste geçen cevaptır. Yani Resulullah sallallahu aleyhi ve selem cevapta buyurdu ki: "İstediğinizden daha hayırlı olan bir şeyi size öğretmemi istemez misiniz…?"
(Sahih-i Ebi Davud, c.3, et-Tesbih-u İnde-n Nevm bölümü, hadis no: 2595, 4403,. Hilyet-ul Evliyâ, c.2, s.41.)

Resim--- Ahmed İbn-i Hanbel, Enes İbn-i Malik'den şöyle rivayet etmiştir: Bilal, bir gün sabah namazına geç geldi. Resulullah (sallallahu aleyhi ve selem) ona: "Neden geç kaldın?" diye sordu. O şöyle dedi: Fatıma'nın yanından geçiyordum, onun (el değirmeni ile) buğday öğütmekle meşgul olduğunu ve çocuğunun ağladığını gördüm; ona dedim ki: "Eğer istersen ben el değirmenini çevireyim, sen çocuğu susturmaya bak; veya istersen, ben çocuğu susturayım, sen değirmeni çevir."
Hz. Fatıma: "Ben çocuğuma senden daha şefkatliyim…" dedi. Bu yüzden, geç kaldım." Resulullah sallallahu aleyhi ve selem şöyle buyurdu: "Sen ona merhamet etmişsin, Allah da sana merhamet etsin"
(Müsned-i Ahmed, c.3, s.150 hadis no: 12066.)

Şu hususu da açıkca ortaya koymalıyız ki bu kadar çok sevdiği ve önem verdiği ciğer pâresi sevgili kızı Fatımatü’z-Zehra annemiz de olsa Şeriat-ı Garra’nın uygulamasında asal taviz vermemiştir ki:

Resim--- Ebu Hureyre radiyallahu anhu: “(Önce) en yakın akrabanı uyar!” (Şuarâ 26/214) âyeti celilesi inince Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem Kureyş’i dâvet etti ve (konuşmasının bir yerinde): “Yâ Fatmâ! Nefsini ateşten kurtar! Ben sizin için ALLAH yanında hiçbir şeye sahib değilim!” buyurmuştur.
(Müslim, Îmân 348)

Azîzim Muhammedî İmam Ali keremullahi veche’nin canı, kelle tiriti (paça çorbası) istemiş...
Fatımatü’l-Zehra annemiz aleyha’s-selâm’a çarşıdan alıp getirmiş.
İkisi de oruç.
Kelle pişmiş, kemik ayıklanıp ekmek üzerine dökülmüş ve iftar vakti beklenirken yakın akraba bir zât gelip “açız...” demiş, alıp götürmüş...
Kendileri bir şeylerle iftar etmişler.
İkinci gün yine aynı şeyler ve aynı vakitte bir başkası gelip: “yetimiz ve açız...” deyince yine infâk etmişler....
Kendileri aç...
Üçüncü gün yine son anda gelen bir zât: “Ben yolcuyum ve açım...” demiş ve bir oturuşta tümünü silip süpürmüştür...
Cebrail aleyhi’s-selâm Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e hemen haber vermiştir ki: Üç kimse de Cebrail aleyhi’s-selâm imiş...
İşte İnsan Sûresinin indiriliş sebebi...
Hadis-i şerîfin aslını şu anda denkleştiremedim.
Ancak var idi. Ben aklımda kalanı yazdım.
İmamı Ali keremullahi veche çok yüce şahsiyet ve Muhammedî meşrebdir.
Tıpkı Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem gibi yaşamıştır.
Ömrü ilimle ve cihâdla geçmiştir.
Hiç zengin olamamış, vakit bulamamış ve vaziyeti idâre etmiştir. Ancak; olandan verişi ve müstesnâ hâli ona ve Ehl-i Beyte mahsusdur:

Resim---Onlar, kendi canları çekmesine rağmen (ALLAH sevgisiyle, seve seve) yemeği yoksula, yetime ve esire yedirirler. Biz sizi ALLAH rızası için doyuruyoruz (yediriyoruz) Sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyoruz.” (İnsan 76/7-8)

ResimKısacası ve açıkcası MuhaMMedî MuhaBBet, Merhamet ve Hasbî Hizmet hârikadır ve HÂL işidir...

Sevgili annemiz Fatımatü’z-Zehra (aleyha’s-selâm) başta olmak üzere tüm Ehl-i Beyte sonsuz salât ü selâmlarımızı arzeder İnanç, Amel, Ahlâk ve Hâlerimide onlara uymayı kudsî bir görev bildiğimizi hayatımızda isbat etmeye çaba sarfederiz inşâallah...

ResimResim'' Allâhumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ Muhammedin
Abdike (Muhammediyyeti) ve
Nebiyyike (Mahmudiyyeti) , ve
Rasûlike (Ahmediyyeti) ve
Nebiyyi’l-Ummiyyi (Habîbiyyeti) ve alâ âlihi, ehl-i beytihi ve sahbihi ve ummetihi... ''Resim İnşâe ALLAHürrahmân.

Sübhaneke Allahümme ve bihamdike eşhedu enLâ İlâhe İllâ ente vahdeke la şerike leke estağfirke ve etubu ileyk.

ElhamdulillahiRABBilâlemin!
Es-selâmu aleykum ve rahmetullâhi ve berekâtuhu.


Resim Latif YILDIZ

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 28 Nis 2018, 12:52 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 03:00
Mesajlar: 4720
Resim


ZEVK 3070

Ey AŞKın ANAsı!.

ÂŞığın “Ah!. Vah!. Vâhâsı” =>Sırr-ı Sıfırın SaHRa
Tûr-i Sînâ’nın Tâ-Hâ’'sı =>Yûsuf’'un “ELif LâM Râ-”sı
KRBeLâ’-nın =>“Kâr” “BeLâ”-sı =>Şehid-i Şah’-ın AnA
FaziLetin FAZL Fatıma’sı =>HaBîBuLLAH’'ın ZeHRâsı..

aleyhumu's-seLâM..

07.01.2008 21:21
a n t a l y a..



Vâhâ: Çöl ortasında suyu ve yeşilliği olan yer.

Sahra: (c.: Sahârâ-Sahravât) Kır, ova, çöl. Yazı.

Tûr-i Sînâ: Musâ Peygamberin (aleyhisselâm) ALLAH (celle celâlihu) kelâmına nâil olduğu, Süveyş ile Akabe Körfezi arasındaki bir yer ve bir dağ ismi. Cebel-i Musâ veya Tûr-i Sinâ da denir.

Kerbelâ: Irakta Seyyidü'ş- Şühedâ Hz. İmam-ı Hüseyin Efendimizin (aleyhisselâm) meşhed-i mübârekleri olan yer..

Cibril var haber ver Sultân-ı Enbiyâya.
Düşdü Hüseyin atından sahra-yı Kerbelâya

Âşık Kâzım Baba


Kâr: Kazanç, fayda.

Belâ: Evet. (Nefiyden sonra isbat için söylenir.) Meselâ: Kur'ÂN-ı Kerim'de mezkûr; Cenab-ı HAKkın ruhlara karşı:
"Ben Azîmüşşan sizin RABBiniz değil miyim?" diye sorduğunda, Ruhlar: "“Belâ!."”
Yâni: "Bilâkis, evet sen bizim RABBimizsin!." dediler.

Şehid-i Şah: İmam Huseyin (aleyhisselâm). Küçük güzel. * (Hi: 6-61) Hazret-i İmam Ali keremullahi veche’nin ve Fatımatü’z- Zehrâ (aleyhasselâm)'nın oğlu, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın sevgili torunudur. Kerbelâ’da Şehid-i ŞÂH olmuştur gönüllerimizde.. aleyhumu's-seLâM..

Peygamberimiz Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem:
"Hüseyin benden, ben Hüseyindenim. ALLAH Hüseyini seveni sever!." buyurmuştur..

Fatımatü’z- Zehrâ aleyhasselâm: Hz. Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem'in, Hz. Hatice aleyhasselâm'dan doğma kızı. Hicretten 18 yıl önce doğmuş, Hz. Ali Kerremallahu vechehu ile evlenmiş ve Hz. Hasan ve Hüseyin'in vâlideleri olmuştur. Peygamberimizden 6 ay sonra dâr-ı bekâya göçmüştür. Cennetü’l- Bâki’de toprağına yüz sürdük şükür.. aleyhasselâm..

Habibullah: Habib-i Hudâ.. ALLAH'ın SEVgilisi. Hz. Muhammed aleyhisselâm..

الر تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ الْمُبِينِ

Resim ---“Elif lam ra tilke ayatü'l- kitabi'-l mübîn : Elif. Lâm. Râ. Bunlar, apaçık Kitab'ın âyetleridir.” (Yûsuf 12/1)

طه
Resim ---“"Tâ, hâ.: Tâ, Hâ.” (TâHâ 20/1)

مَا أَنزَلْنَا عَلَيْكَ الْقُرْآنَ لِتَشْقَى
Resim ---“"Mâ enzelnâ aleykel kur’âne li teşkâ.: Kur’ân’ı sana meşakkat (güçlük) olsun diye indirmedik.”(TâHâ 20/2)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 28 Ağu 2018, 13:07 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 03:00
Mesajlar: 4720
Resim

AŞKın TEMELi EHL-i BEYT
VUSLÂt’a VELÎ EHL-i BEYT
RESÛLULLAH’ın GÖZ NÛRu
ALLAH’ın =>ELİ EHL-i BEYT..


ZEVK 2334

=>İkİ MuhaMMedî EMÂNet =>EHL-i BEYT’i İLe =>Kur'ÂN
SIRR-ı SUBHÂNî SİLSİLe =>Her ÂN Her HÂL ve Her MekÂN
EVVeL =>FATMA.. ÂHiR =>ALİ
BÂTıN HASAN.. ZÂHiR =>HUSEYiN
HASANî =>KUTBu’L- KÂİNÂt.. HUSEYNî =>İMÂMu’L- ZAMÂN!.

aleyhumusselâm..

25.08.2002 14:03.. BOLu..

“ن-NûN”un NOKTası => “م” =>MîM-i MuhaMMed aleyhisselâm..
“ب-Be”nin NOKTası => “ع” =>AYN-ı ALi kerremallahu vechehu..



HASANî =>HALİfe-yi MuhaMMed aleyhisselâm.. KUTBu’L- KÂİNÂt.. KUTBu’L- AKTAB..

KUTBu’L- AKTAB.: Kutubların başı. Hilafet-i mâneviye-i Muhammediye (aleyhisselâm Velâyet-i mâneviye makamlarının en yükseği, Nübüvvet-i Muhammediyeye (aleyhisselâm) veraset makamı olup, bu makama ancak Cenâb-ı Hakkın bir atiyyesi olarak nâil olunur. Bu makamda bulunan zât, Hakikat-ı Muhammediyenin (aleyhisselâm) mazharı ve Esmâ-i İlâhiyenin câmi'idir. Her asırda bir tane bulunan bu zatların sonuncusu mezkur sıfatların en ekmeline mazhardır. Bu makam hakkında Gavs ve Kutbiyyet-i Kübrâ tâbirleri de kullanılır..

HUSEYNî =>İMÂMu’L- ZAMÂN!.: Her zamanda En ÖNde olan Delil ve Rehber/İmam.. İmamet-i Kübrâ Sâhibi Emirü’l- Mü'minîn..


=>İkİ MuhaMMedî EMÂNet
=>EHL-i BEYT’i İLe =>Kur'ÂN.:


Hicretin Onuncu yılında Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem artık Risaletinin adetâ bir özeti ve tamamlayıcı olgusu olarak tarihlerde “Vedâ Haccı” diye bilinen haccı yerine getirdi. Komşu kabilelerdeki Müslümanların da kendisine katılmalarını emretti ve Mekke’de 100 binin üzerinde insan toplandı; bir kişiyle başlayan İslâm davası 23 yıl gibi kısa bir zaman içerisinde 100 binden fazla kişiyi Haccda toplayabilecek hale gelmişti.
Vedâ Haccında “Vedâ Hutbesi” diye bilinen ve genel bir “tebliğ”” niteliğindeki hutbesini okuyup Haccını da tamamladıktan sonra Medine’ye doğru yola koyuldu.
Yolda “Gadir-i Humm” denilen bir su başına geldiğinde kafile durdu ve Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem öğle vakti bir ağacın altına kurulan kürsüye çıkarak Hz. Ali’yi de yanına alıp:

“Ey Müslümanlar! Ben ancak bir insanım! Rabbimin elçisi gelip de ona icâbet etmem yakındır. Ben size iki kıymetli ve ağır şey bırakıyorum. Onlar birbirinden ayrılamaz. Eğer bunlara uyarsanız yolunuzu sapıtmazsınız. Bu iki kıymetli şeyden biri içinde Nur ve doğru yol bulunan “Allah’ın Kitabı”dır ki O’nun gökten yere sarkıtılmış ipidir. Ona tutulan doğru yolu bulur. O’ndan ayrılan sapar. Diğeri de “Ehl-i Beyt-i Itretim”dir. Ehl-i Beyt’im hakkında sizi uyarırım; Ehl-i Beyt’im hakkında sizi uyarırım; Ehl-i Beyt’im hakkında sizi uyarırım!." buyurdu.
(Sahih-i Müslim 2: 325; Tirmizî H. No: 4036 4038; İ.Hanbel Müsned 5: 182 189 3: 26.)

“Ey Müslümanlar! Ben bütün Mü’minlere öz canlarından daha evlâ değil miyim? Öyleyse ben kimin Mevlâsıysam Ali de onun mevlâsıdır. Ya Rabb! Onu Velî edinenlerin Velisi ol düşmanlarına da düşman ol!” buyurdu.”
(İ. Hanbel Müsned 4: 281 Buhari Tarih 1: 375 İ. Mace Sünen H. No:116)



Resim


● Necran Hıristiyanlarından bir grup elçi Peygamberimize (sallallahu aleyhi ve sellem) geldiler. Hz. İsâ’nın Tanrı olduğunu iddia ediyorlardı. Peygamberimiz ‘ın lânetini yalancıların üzerine dileyelim!” dedi.
Hz. Peygamber; Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin’i (Onlara selâm olsun) çağırdı. Yapacağı duaya âmin demelerini istedi. Dua etti ve: “Allahım benim Ehl-i Beytim işte bunlardır.” dedi. Fakat Necran’lılar işin sonunun aleyhlerine olacağından korkarak çekip gittiler.


Aşağıdaki Âyet bu sebeple nâzil olmuştur:

فَمَنْ حَآجَّكَ فِيهِ مِن بَعْدِ مَا جَاءكَ مِنَ الْعِلْمِ فَقُلْ تَعَالَوْاْ نَدْعُ أَبْنَاءنَا وَأَبْنَاءكُمْ وَنِسَاءنَا وَنِسَاءكُمْ وَأَنفُسَنَا وأَنفُسَكُمْ ثُمَّ نَبْتَهِلْ فَنَجْعَل لَّعْنَةُ اللّهِ عَلَى الْكَاذِبِينَ

Resim--- “Fe men hâcceke fîhi min ba’di mâ câeke mine’l- ilmi fe kul teâlev ned’u ebnâenâ ve ebnâekum ve nisâenâ ve nisâekum ve enfusenâ ve enfusekum summe nebtehil fe nec’al la’netallâhi ale’l- kâzibîn (kâzibîne).: Artık kim sana gelen ilimden sonra, onun hakkında seninle tartışırsa o zaman de ki: “Gelin, sizler ve bizler de dahil olmak üzere oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım (bir araya toplanalım). Sonra dua edelim, böylece Allah’ın lânetini yalancıların üzerine kılalım.” ( Âl-i İmrân 3/61)


(Amir b. Sa’d b. Ebi Vakkas o da babasından; Hadislerle Müslümanlık - M.Yusuf Kandehlevî Ahmed b. Hanbel Müsned; Müslim; Tirmizî.)



3. SALÂVÂT-I ŞERÎFEmİZ : İmâm-ı ALî kerremullahi vecheye ait salâvâtı şerîfe:


Resim

TÜRKÇESİ: Lebbeyke Allahümme Rabbiye ve sâ’deyke Resim Salâvâtu’llahi’l-Berri’r-Rahîm Ve’l-melâiketi’l-mukarrebîn Resim Ve’n- nebîyyine ve’s-sıddıkîne ve’ş-şühedâi ve’s-sâlihîn Resim Vemâ sebbiha leke min şey’in yâ Rabbe’l-âlemîne Resim Alâ seyyidinâ ve Mevlânâ Muhammedin ibni Abdillahi hâtemi’n- nebîyyîne Resim Ve Seyyidi’l-mürselîne ve imâmi’l-mûttâkîne Resim Ve Resûli Rabbü’l-âlemîne’ş-şâhidi’l-beşiri’d- dâi ileyke bi iznike es sirâce’l-münir Resim Ve aleyhi’s- salâtü ve’s- selâmû ve rahmetullahi ve berâkâtuhu.

MÂNÂSI:
“Emret (buyur) ALLAH’ım! Ve başim-gözüm üstüne (emret, saâdetle Senden mutluluk istiyorum), RABB’im, ALLAH’ım! İyilik ve merhamet dolu Salâvâtullahı, gözde (yakîn) meleklerin salâvâtı, peygamberlerin, sıddıkların, şehîdlerin, sâlihlerin; Ey âlemlerin RABBi Seni tesbih (ve tenzih) eden herşeyin salâvâtı, Efendimiz Abdullah oğlu Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’e, Hatemü’l-Enbiyâya (peygamberlerin sonuncusuna), peygamberlerin Efendisine, müttakîlerin (günâhlardan korunup ALLAH'a sığınanların) imâmına; âlemlerin RABBinin, şâhid ve müjdeci Resûlüne, Senin izninde Sana dâvet eden ve aydınlatan kandile (sayısız- sonsuz) selâm (sıla, salâvât, rahmet, istiğfâr, dua, ulaşım) olsun!”

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 37 mesaj ]  Sayfaya git Önceki  1, 2

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye