Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 12 Ara 2018, 16:23

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 16 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: EHL-i BeYt as. GÜLDESTEsi..
MesajGönderilme zamanı: 20 Tem 2016, 22:15 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 19 Ağu 2007, 03:00
Mesajlar: 872
Bu konuyu facebook'ta paylan!
Resim

EHL-i BeYt aleyhumu's-selâm GÜLDESTEsi

İmam HÜSEYİN aleyhi's-selâm

“Allahümme salli âlâ Muhammed’in abdike ve nebîyyike ve resûlike ve’n- nebîyyü’l-ümmiyyi“ ve âlâ alihi ve Ehl-i Beytihi ve’s-sahbihi ve ümmetihi..."

Ehl-i Beyt aleyhumu's-selâm KİMlerdir..
Ehl-i Beyt aleyhumu's-selâm DEyişimİZ.. SıRRın SÖYLEyişim-İZ!..

Ehl-i Beyt aleyhumu's-selâm hadislerinin kaynağını göstermek hep sorun olmuştur.
Türkistan Anayurdumuzdan genç ilim adamı Zamira AHMEDOVA’nın “Hz. Hüseyin’in Hayatı, Hilâfet Mücadelesi ve Din Anlayısı” adlı doktora tezi ilmî bir kaynak teşkil etmiştir.
Kendisine teşekkür eder başarısını niyaz ederiz..

Kaynak-Mesne temeldir her işte, yoksa her söz ve iş hayalen askıda kalır..
MuhaMMedî MeLÂmette her Akl-ı Silm Sahibi Nefs bilir ki, İsLÂm Dinimiz;
Zâhirde-Teknikte AKIL-MANTIK,
Bâtındaysa-Tasavvufta NAKİL-MESNED dinidir.
NAKİL-MESNED: dâimave mutlaka Kur'ân-ı Kerim ve hadis-i Şerîflerdir.. Nassdır.
Normal Haytta, İNSAN-bİLİM-SAN’AT-DİN CEM’dir ve her ŞEYde AYNı Noktada mevCÛDDur..

Her Nefs;
Bâtınî ALLAH celle celâluhu NûRu olan Nakli DUYmaya fıtraten Me’mur ve Mahkumdur.
Zâhirî ALLAH celle celâluhu NûRu olan Akla UYmaya fıtraten Muhtaç ve Mecburdur…

Bunu, KULLuğun ANA vasıfları olan;
Fakriyyet, Acziyyet, Zillet ve İlleti, BİLen, BULan, OLan ve YAŞAyan her NEFS kendinde bilir ANlar..

Önemli olan ham AKLın MuhaMMedi İlim, Edeb, İrfÂN ve ERkÂNla Tâlim-Öğretim ve Terbiye-Eğitimi meslesidir..

Şeriat-ı MuhaMMediyyenin, Tarikat-ı MuhaMMediyyenin,
Mârifet-i MuhaMMediyyenin ve Hakikat-ı MuhaMMediyyenin İç İnancında ve Dış fiilinde temel Ehl-i Beyt aleyhumu's-selâm EDEBİ ve USÜLÜ esastır. Usülsüz vüsul ise safsatadır..

Ehl-i Beyt aleyhumu's-selâm, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selemin canını, kanını, imanını, amelini, ahlâkını ve HÂLLerini kıyamete kadar taşıyan ANA İSALE HATTIdır.

MuhaMMed aleyhi's-selâmın, Resûliyyet-Nübüvvet Kur'ân-ı Kerim Emâneti, SÖZe SES Hilâfeti.. Bâtınî..
MuhaMMed aleyhi's-selâmın Velâyet-Beşeriyyet uygulama Sünneti Fiiliyyat İmameti kıyamete kadar câridir.. Zâhirî..

NübüVVet Nûrunun Velâyete derc olup ebeden CÂRİ-CerryÂN oluşunu ANlayış Ehl-i Beyt aleyhumu's-selâmı ANlayıştır.

Bu Keban Merkezinden bütün ÂLEMlere Rahmet CeRRyÂNı taşıyan iki TEL Kabloso gibidir…

Kur'ân-ı Kerim ve Ehl-i Beyt aleyhumu's-selâm AYRılamaz İKİnin TEVHİDidir.. “Olmazsa Olmaz!” ıdır..
Öyleki sanki Ehl-i Beyt aleyhumu's-selâm İÇinde derc olmuş-diri Kur'ân-ı Kerim elektirğini her eve/cana taşıyan elektirik kablosu gibidir..

Bunun her NEFS için ne denli önemli olduğunu iyi ANlamalıyız;


Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Ey insanlar, ben size iki şey bırakıyorum. İkİsine sımsıkı sarılırsanız sapmazsınız. Birincisi, Allah’ın Kitabıdır. İkincisi Ehl-i Beyt’imdir.”
(Hâkim, Müstedrek ala’s-Sahihayn, tah. Mustafâ Abdu’l-Kâdir Atâ, Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, Beyrut 1990, III, 118.)

Resim---Zeyd b. Erkam (öl.68/687-88)'dan hadis rivayet etmesi istenir.
O da yaşlandığını, hazı şeyleri unuttuğunu belirttikten sonra anlatmaya başlar: "Mekke ile Medine arasında Hum denilen bir su başında bulunurken bir gün Resullullah hutbe irad etmek üzere ayağa kalktı. Allah'a hamd ü senâ etti, va'z ve hatırlatmalarda bulundu sonra:
“Haberiniz olsun ki ey insanlar, ben ancak bir insanım, Rabbımın elçisinin gelmesi ve benim ona icâbet etmem yaklaşıyor. Ben size iki ağır emânet bırakıyorum. Bunların birincisi Allah'ın Kitabı'dır, onda mutlak hidâyet ve nur vardır. Binaenaleyh sizler Allah'ın kitabına tutununuz ve ona sımsıkı sarılınız!” buyurdu.
Böylece Allah'ın kitabına teşvik edip gönülleri ona rağbet ettirdi. Sonra da şöyle buyurdu: “Diğeri de Ehl-i Beytimdir, BEN EHL-İ BEYTİM HAKKINDA SİZLERE ALLAH'I HATIRLATIYORUM!”

(Müslim, Sahih-Fazailu's-Sahabe, 36)

Resim---Zeyd iİbn-ü-Erkâm (radiyallahu anhu)’dan Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Ben size temessük edip (tutunup) sıkı sarıldığınız takdirde dalâlete (sapıklığa) düşmekten korunacağınız iki şey bırakıyorum: Bunlardan biri diğerinden daha büyüktür: Kitâbullah. Bu, semâdan arza uzanan ALLAH’ın ipidir. Diğeri Ehl-i Beytim olan yakınlarımdır. Bu iki şey, Kevser Havzının başında buluncaya kadar birbirlerinden ayrılmayacaktır. Bu iki şey hakkında benden sonra nasıl davranacağınıza iyi bakın.””
(Kütüb-i Sitte, Muhtasar C.12/499)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “İnnî târikûn fikümü’s sâkaleyni kitâballahi ve ıtretî: Ben sizin içinizde iki ağırlık bıraktım biri ALLAH’ın kitâbı biri de ıtretim (zürriyetim,ehli beytim)” buyurmuştur.
(Müslim Fezailü’s- sahabe 36,37; Darimî, Fezâilü’l-Kur’ân 1; İ. Ahmed, III/14,17-4/367,371; Şeybe; Hatîb)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Size iki şey bırakıyorum. (Bunlara tutunursanız) asla delalete düşmezsiniz: Allah’ın kitabı ve sünnetim. Bu ikisi (kıyamette) havza kadar ayrılmadan beraberce geleceklerdir.” buyurmuştur.
(Hâkim,1/93)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Size iki şey bırakıyorum; onlara temessük etseniz necat bulursunuz: biri Kitabullah / Kur’an, biri Âl-i Beytim."buyurmuştur.
(Tirmizî, Menâkıb: 31; Müsned, 3:14, 17, 26)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Aranızda bulunan Ehl-i Beytim, Nûh (as) un gemisinin misâlidir. Ona binen kurtulur, binmeyen boğulur.” buyurmuştur.

(İbn Abbas (ra) dan; Darimî, Tabaranî-Kebirinde; Ebi Zerr (ra) dan; Hâkim-Müstedrekinde ve Hatîb tarihinde)

Niçin yaratıldığını niçin yaşadığını ve sonunu düşünen kâmil akıllı nefisler; dinî İnancını, geçmişin asla anlaşılamaz Belâu’l-Azim kulluk imtihanı çıkmazlarında, Emevî Arap Irkçılığına dayalı ve Ehl-i Beyt aleyhumu's-selâmı dışlayan sonradan Sünnî elbisesi giyen ve siyaset sahnesini dolduran kısır Anlayışı ile Fars Irkçılığına dayalı ve Ashab-ı Güzin radiayallu anhum’u dışlayan sonradan Şiî elbisesi giyen ve siyaset sahnesini dolduran dar-kısır Anlayışına kurban edemezler..

Sünnî-Şiî ayrımı İslamın ilk zamanlarında başlamış bir fitnedir.

Şia kelimesi sözlükte " Bir şahsa yardımcı, taraftar olmak" anlamına gelmektedir.
Bu kelime, Kur’an-ı Kerim’de de geçmis ve aynı anlamda kullanılmıstır:


وَدَخَلَ الْمَدِينَةَ عَلَى حِينِ غَفْلَةٍ مِّنْ أَهْلِهَا فَوَجَدَ فِيهَا رَجُلَيْنِ يَقْتَتِلَانِ هَذَا مِن شِيعَتِهِ وَهَذَا مِنْ عَدُوِّهِ فَاسْتَغَاثَهُ الَّذِي مِن شِيعَتِهِ عَلَى الَّذِي مِنْ عَدُوِّهِ فَوَكَزَهُ مُوسَى فَقَضَى عَلَيْهِ قَالَ هَذَا مِنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ إِنَّهُ عَدُوٌّ مُّضِلٌّ مُّبِينٌ
Resim---Ve dehalel medînete alâ hîni gafletin min ehlihâ fe vecede fîhâ raculeyni yaktetilâni hâzâ min şîatihî ve hâzâ min aduvvih(aduvvihî), festegâsehullezî min şîatihî alellezî min aduvvihî, fe vekezehu mûsâ fe kadâ aleyhi kâle hâzâ min ameliş şeytân(şeytâni), innehu aduvvun mudillun mubîn(mubînun): (Musa) Halkının haberi olmadığı bir zamanda şehre girdi, orda kavga etmekte olan iki adam buldu; bu kendi taraftarlarından, şu da düşmanlarından. Derken taraftarlarından olan, düşmanlarından olana karşı ondan yardım istedi. Bunun üzerine ona bir yumruk attı ve işini bitiriverdi. (Sonra da:) "Bu şeytanın işindendir; o, gerçekten açıkca saptırıcı bir düşmandır" dedi.”
(Kasas 28/15)

İmam Ali kerremullahi veche de: “...Şia’ma (taraftarlarıma) saldırdılar. Bir kısmını zulüm ve hile ile öldürdüler…” buyurmuştur.
(Mehmet Azimli, X. yy’a Kadar Sii Karakterli Hareketler, Öykü Kitapevi, İstanbul 2006, 13)

Sünnî-Şiî ayrımı acı gerçeğini, iki tarafın elindeki hadis râvilerine ve hadis sayılarına bakınca çocuklar bile görmektedir.
Oysa MuhaMMed aleyhi's-selâmın Bildirip uyguladığı İslam Dini tektir..
Kendi Sevab ve Günahlarıyla Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile bile yaşayanlar geçmiştir.
Kalan ise Sünnetullahta yaşamamız şart olan Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Sünnetidir..

Sadece dünya hilafeti peşine düşenler iyi okumalı ki:


Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Hilâfet Medine’de, saltanat (meliklik) ise Şam’dadır.” buyurmuştur.

(Ebu Hureyre (ra) dan; Buhârî-Tarihinde; Hâkim, Müstedrek’inde ve İbn Asakir; Ebu Nuaym)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Benden sonra ümmetimde hilâfet 30 sene sûrecektir. Bundan sonra saltanat (melikler) devri gelecektir.” buyurmuştur.
(Sefine (ra) dan; İmâmı Ahmed; Taylâsî; Nâim; Ebu Yâ’lâ; Begavî; İİbn Hibban; Tirmizî)

Biz ise İŞin ASLına, Hadis-i Şerîfler Işığında bakmak azmindeyiz inşae ALLAH!..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 30 Tem 2016, 20:12 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 19 Ağu 2007, 03:00
Mesajlar: 872
Ehl-i Beyt aleyhumu's-selâm KiMlerdir:

Hadis-i Şeriflerde de “Ehl-i Beyt” tâbiri yer almıştır bunlar ise:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selemin kızı Fatıma aleyha's-selâm.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selemin damadı-amcaoğlu Ali kerremullahi veche .
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selemin büyük torunu Hasan aleyhi's-selâm.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selemin küçük torunu Hüseyin aleyhi's-selâmdır.


Nitekim âyette;


وَقَرْنَ فِي بُيُوتِكُنَّ وَلَا تَبَرَّجْنَ تَبَرُّجَ الْجَاهِلِيَّةِ الْأُولَى وَأَقِمْنَ الصَّلَاةَ وَآتِينَ الزَّكَاةَ وَأَطِعْنَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ إِنَّمَا يُرِيدُ اللَّهُ لِيُذْهِبَ عَنكُمُ الرِّجْسَ أَهْلَ الْبَيْتِ وَيُطَهِّرَكُمْ تَطْهِيرًا
Resim---“Ve karne fî buyûtikunne ve lâ teberrecne teberrucel câhiliyyetil ûlâ ve ekımnes salâte ve âtînez zekâte ve atı’nallâhe ve resûleh(resûlehu), innemâ yurîdullâhu li yuzhibe ankumur ricse ehlel beyti ve yutahhirekum tathîrâ(tathîran): Evlerinizde vakarla oturun (evlerinizi karargah edinin), ilk cahiliye (kadınları)nın süslerini açığa vurması gibi, siz de süslerinizi açığa vurmayın; namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, Allah'a ve elçisine itaat edin. Ey Ehl-i Beyt! Gerçekten Allah, sizden kiri (günah ve çirkinliği) gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister.”
(Ahzâb 33/33)

Âyeti indiği zaman şöyle dua etmiştir:

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, onları abâsının altına alarak: “Allah’ım, bunlar benim Ehl-i Beyt’imdir, onları günahlarından temizle!”. buyurmuştur.

(Tirmizî, Sünen, V, 663; Beyhakî, Sünenü’l-Kübrâ, tah. Muhammad Abdu’l-Kâdir Atâ, Dâru’l-Bâz)

Âyet sonundaki “Yutahhirekum tathîrâ: O sizi en temizin temizi temizler..”


Mutahharun kılış ile Kur'ân-ı Kerim ve yukardaki hadis-i Şerîf bağlantısını görmeliyiz ki Okuduğumuz Kur'ân-ı Kerim de bizi okusun temassızlık-CeRRyÂNsızklık olmasın!

لَّا يَمَسُّهُ إِلَّا الْمُطَهَّرُونَ
Resim---Lâ yemessuhû illel mutahherûn(mutahherûne): ona tertemiz temizlenmiş olanlardan başkası el süremez”
(Vâkıa 56/79)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Hayber günü:Yarın sancağı öyle bir kimseye vereceğim ki o, ALLAH’ı ve Resûlünü sever, ALLAH ve Resûlü de onu sever.” buyurunca Râvi devâmla derki: “Bu söz üzerine (kendilerini seçsin diye sahabe) boyunlarını uzattılar. Ama, Resûlullah (sav): “Bana Alî’yi çağırın!” buyurdular. Alî (kv) getirildi ama gözlerinden rahatsız idi. Hemen gözlerine tükürdü ve sancağı ona verdi.ALLAH Teâlâ Hazretleri onun eliyle fethi müyesser kıldı. Râvi devâmla Âl-i İmrân 3/61 âyeti indiği zaman: “Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı çağıralım..” buyurup hemen Alî’yi, Fatıma’yı, Hasan ve Hüseyin (Aleyhi’s-Selâm)’ı çağırdı ve: “ALLAH’ım bunlar benim ailemdir (ehlimdir).” buyurmuştur.
(Müslim, Fezâilü’l-Ashâb 32 (2404); Tirmizî, Menâkib (3726))

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e: “Sana bu ilim geldikten sonra kim seninle bu hususta mücâdele edecek olursa de ki: Gelin, çocuklarımızı ve çocuklarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendinizi ve kendimizi çağırıp toplanalım, sonra niyet edelim ki ALLAH’ın lâneti yalancılar üzerine olsun!.” (Âl-i İmrân 3/61) âyet-i celîlesi indiğinde Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Alî (keremullahi veche)’yi, Fatıma (Aleyha’s-Selâm)’ı, Hasan (Aleyhi’s-Selâm) ve Hüseyin (Aleyhi’s- Selâm)’ı çağırdı ve: “ALLAH’ım bunlar da benim ehlim (ailem)” buyurmuştur.
(Sâd İbn Ebi Vakkas (ra) dan; Tirmizî, Tefsir Âl-i İmrân 30021)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem; Fatıma aleyha's-selâmı, Ali kerremullahi vecheyi, Hasan aleyhi's-selâmı ve Hüseyin aleyhi's-selâmı çagırarak: “Ey Allah’ım bunlar benim ailemdendir” buyurmuştur.

(Tirmizî, Sünen, V, 225.)

فَمَنْ حَآجَّكَ فِيهِ مِن بَعْدِ مَا جَاءكَ مِنَ الْعِلْمِ فَقُلْ تَعَالَوْاْ نَدْعُ أَبْنَاءنَا وَأَبْنَاءكُمْ وَنِسَاءنَا وَنِسَاءكُمْ وَأَنفُسَنَا وأَنفُسَكُمْ ثُمَّ نَبْتَهِلْ فَنَجْعَل لَّعْنَةُ اللّهِ عَلَى الْكَاذِبِينَ
Resim---“Fe men hâcceke fîhi min ba’di mâ câeke minel ilmi fe kul teâlev ned’u eİbnâenâ ve eİbnâekum ve nisâenâ ve nisâekum ve enfusenâ ve enfusekum summe nebtehil fe nec’al la’netallâhi alel kâzibîn(kâzibîne): Sana bu ilim geldikten sonra seninle bu konuda çekişenlere de ki: Geliniz, sizler ve bizler de dahil olmak üzere, siz kendi çocuklarınızı biz de kendi çocuklarımızı, siz kendi kadınlarınızı, biz de kendi kadınlarımızı çağıralım, sonra da dua edelim de Allah'tan yalancılar üzerine lânet dileyelim.”
(Âl-i İmrân 3/61)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “İnnî târikûn fikümü’s- sâkaleyni kitâballahi ve ıtretî: Ben sizin içinizde iki ağırlık bıraktım biri ALLAH’ın kitâbı biri de ıtretim (zürriyetim, ehli beytim)”” buyurmuştur.
(Müslim Fezailü’s- sahabe 36,37; Darimî, Fezâilü’l-Kur’ân 1; İ. Ahmed, III/14,17-4/367, 371; Şeybe; Hatîb)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 22 Ağu 2016, 23:07 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 19 Ağu 2007, 03:00
Mesajlar: 872
Kur'ân-ı Kerim ve Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ÜMMetini Ehl-i Beyt aleyhumu's-selâma karşı davranışta açıkça uyarmıştır:

ذَلِكَ الَّذِي يُبَشِّرُ اللَّهُ عِبَادَهُ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ قُل لَّا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ أَجْرًا إِلَّا الْمَوَدَّةَ فِي الْقُرْبَى وَمَن يَقْتَرِفْ حَسَنَةً نَّزِدْ لَهُ فِيهَا حُسْنًا إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ شَكُورٌ
Resim---“Zâlikellezî yubeşşirullâhu ibâdehullezîne âmenû ve amilûs sâlihât(sâlihâti), kul lâ es’elukum aleyhi ecren illel meveddete fîl kurbâ ve men yakterif haseneten nezid lehu fîhâ husnâ(husnen), innellâhe gafûrun şekûr(şekûrun): İşte Allah'ın, iman eden ve iyi işler yapan kullarına müjdelediği nimet budur. De ki: Ben buna karşılık sizden akrabalık sevgisinden başka bir ücret istemiyorum. Kim bir iyilik işlerse onun sevabını fazlasıyla veririz. Şüphesiz Allah bağışlayan, şükrün karşılığını verendir.”
(Şûrâ 42/23)

Nitekim bazı hadislerde Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bu konuya değinmekte ve Ehl-i Beyt’e karsı nasıl davranılması gerektiği konusunun ipuçlarını vermektedir.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yakınları için buyrukları:

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Birbirleri ile konuşurlar da benim Ehl-i Beyt’imden bir adamı görünce konuşmalarını kesen kavimlerin (bu) durumu nedir? Allah’a yemin ederim ki Allah için ve bana yakınlıkları için onları (Ehl-i Beytim’i) sevmedikçe kisinin kalbine iman girmez” buyurmuştur.
(İbn Mâce, Sünen, tah. Muhammad Fuâd Abdu’l-Bâkî, Dâru’l-Fikir, Beyrut ts, I, 50.)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Nimetleriyle sizi beslediği için Allah’ı sevin. Beni de Allah sevgisi için sevin. Ehl-i Beytimi de benim sevgim için sevin” buyurmuştur.
(Tirmizî, Sünen, tah. Ahmed Muhammed Sâkur vd., Dâru hayâu’t-Turâsi’l- Arabî, Beyrut ts, V, 664.)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Hasan aleyhi's-selâm ve Hüseyin aleyhi’s-selâm’in elinden tutmuş ve: “Kim beni, bu iki çocuğu, bunların babalarını ve annelerini severse kıyamet günü yüksek derecelerle benimle birlikte olacaktır.” buyurmuştur.

(Tirmizî, Sünen, V, 656.)

Resim---Ayrıca Hasan aleyhi's-selâm ve Hüseyin aleyhi’s-selâm’ı kastederek:
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem:
“Ben sizin savaştığınız kimselerle savaşır barıştığınız kimselerle de barışırım” buyurmuştur.

(Tirmizî, Sünen, V, 699.)

Resim---Nitekim bir keresinde Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e “Ehli Beyt’inden hangisi sana daha sevimlidir?” diye sorulmustur. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de “Hasan ve Hüseyin’dir” buyurmustur.
Ayrıca o zaman kızı Fatıma aleyha's-selâma: “Çocuklarını çağır” demiş ve onları koklamış ve bağrına basmıştır.”

(Tirmizî, Sünen, V, 657.)

İslam Âlemi bu sevgiyi yüreğinde yüceltmiş;
Hasan aleyhi's-selâm neslinden gelenlere “Şerif”,
Hüseyin aleyhi's-selâm neslinden gelenlere “Seyyid” adı verilmiştir.


Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Hasan ve Hüseyin’i seven kimse şüphesiz beni sevmiş olur. Ve onlara buğz eden kimse şüphesiz bana buğz etmiş olur.” buyurmuştur.

(Ebu Hureyre (ra) dan; İbni Mâce-Mukaddime 143)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Hz Hasan ve Hüseyin (aleyhisselâm)a bakarak: “ALLAH’ım! Ben bunları seviyorum, Sen de sev!” buyurmuştur.

(Tirmizî, Menâkib 3784)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kızı Fatıma aleyha’s-selâm konusunda: “Fâtıma cennet ehli kadınlarının efendisidir” buyurmuştur.

(Buhârî, Sahîh, tah. Mustafâ Deyb Elbgâ, Dâru İbn Kesîr, Beyrut 1987, III, 1374.)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Fâtıma benden bir parçadır. Her kim onu öfkelendirirse, süphesiz beni öfkelendirmiş olur” buyurmustur.

[i](Buhârî, Sahîh, III, 1374.)[/i]

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ayrıca Ali kerremullahi veche için de benzer ifadeler kullanmıştır.
Nitekim Bu konuda Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sunları belirtmiştir:
Ey Ali, sen dünya ve ahiret seyidisin, dostun dostumdur, Allah’ın dostudur. Düsmanın düsmanımdır, Allahın düşmanıdır, bundan sonra sana buğuz edenin vay haline”

(Hâkim, Müstedrek, III, 138-141.)

Resim---Ancak buna karsın Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in hanımlarının Ehl-i Beyt çerçevesinde değerlendirilmeyeceği de düsünülmüstür. Buna göre bahsedilen âyet, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e hanımlarından Hz. Ümmü Seleme’nin odasında iken nazil olmustur. Bunun üzerine Hz. Ümmü Seleme Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den kendisinin Ehl-i Beyt’ten olup olmadığını sormustur. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona: “Sen yerinde dur! Sen bana hayırlı kimselerdensin” seklinde cevap vermiştir.
(Tirmizî, Sünen, V, 663.)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 15 Eyl 2016, 14:37 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 19 Ağu 2007, 03:00
Mesajlar: 872
Buna göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Hüseyin aleyhi’s-selâm’in doğumunun yedinci gününde onun için akîka
kurbanı olarak koyun kestirmiştir


Resim---İbn Abbâs’ın (r.a.) anlattığına göre: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem torunları Hasan aleyhi’s-selâm ve Hüseyin aleyhi’s-selâm için, akîka olarak birer koyun kurban etti.”
(Ebû Dâvud, Sünen, Dâru’l-Kitâbi’l-Arabî, Beyrut ts, III, 66;)

Bazı kaynaklarda; “...İkişer koyun kurban etti” denmiştir.

(Nesâî, Sünen el-Kübrâ, tah. Abdu’l-Gaffâr vd., Dâru’l-Kutubi’l-lmiyye, Beyrut 1991, III, 76.)

Resim---Ve torunlarını sünnet ettirmiştir.
(Taberânî, Mu’cemü’s-Sagir, Hadis no: 891.)

Resim---Ayrıca Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Hüseyin aleyhi’s-selâm’in akîka kurbanından ebeye bir but gönderilmesini, kalan kısmının kemikleri kırılmadan pişirilip yenmesini ve başkalarına da yedirilmesini istemiştir.
(16 Beyhakî, Sünen, IX, 302-304.)

Resim---Ardından Hüseyin aleyhi’s-selâm’in saçını kestirmiştir. Bu konuda Fatıma aleyha’s-selâm’a: “Ey Fâtıma! Hüseyin’in saçını kes! Saçının ağırlığınca sadaka ver.” Buyurmuştur.
Rivâyete göre Fatıma aleyha’s-selâm Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin dediği gibi yapmıştır. Tartılan saçın
ağırlığınca fakirlere gümüş dağıtmıştır.
(Ahmed bin Hanbel, Müsned, VI, 390; Beyhakî, Sünen, IX, 299.)

Resim---Bir keresinde Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Fatıma aleyha’s-selâm’ın evinin önünde bir kenara oturmuş ve: “Küçük orada mısın, küçük orada mısın?” diye sormuştur. Fatıma aleyha’s-selâm çocuğu giydirmiş ve sonra çocuk koşarak gelmiştir. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de çocuğu kucaklamış ve ardından onu öperek: “Yâ Allah, sen bu çocuğu sev, onu seveni de sev!” diye dua etmiştir.
(Buhârî, Sahîh, II, 774.)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem her iki eliyle (Hasan aleyhi’s-selâm veya Hüseyin aleyhi’s-selâm’in) iki avucundan tutmuştur. Torunun ayağı Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in mübarek ayağı üzerine çıkmıştır. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona şöyle demiştir: “Çık!.” Çocuk ayaklarını Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in göğsüne koyuncaya kadar çıkmıştır. Sonra Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona “Ağzını aç!” demiştir. Sonra çocuğu öpmüş ve ondan sonra şöyle demiştir: “Allah’ım, bunu sev, çünkü ben bunu seviyorum!.”
(Buhârî, “Hüsnü’l-Hulk”, Edebü’l-Müfred, Hadis no: 249, 270.)

Resim---Rivâyete göre sahabeler tarafından Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e “Ehl-i Beyti’nden hangisi sana daha sevimlidir?” diye sorulmuştur. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de Hasan ve Hüseyin’dir” buyurmuştur. Ardından Fatıma aleyha’s-selâm’yaçocuklarını çağır” demiş ve onları koklayarak bağrına basmıştır.
(Tirmizî, Sünen, V, 657.)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Hasan ve Hüseyin ki, onlar benim, dünyada kokladığım iki Reyhanımdır!” Buyurmuştur.
(Buhârî, Sahîh, III, 1371; Tirmizî, Sünen, V, 657.)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Bunlar benim oğullarım ve kızımın oğullarıdır. Allah’ım ben onları seviyorum sende onları sev, onları sevenleri de sev.” buyurmuştur.
(Tirmizî, Sünen, V, 656.)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, bir keresinde bu duygularını farklı bir şekilde ifade etmiştir.
Böylece bir kimsenin ailesine olan sevgi ve bağlılığını ortaya koymuştur. Buna göre
Ali kerremullahi veche , Fatıma aleyha’s-selâm, Hasan aleyhi’s-selâm ve Hüseyin aleyhi’s-selâm hakkında şöyle buyurmuştur:
“Ben sizin savaştığınız kimselerle savaşır barıştığınız kimselerle de barışırım.”

(Tirmizî, Sünen, V, 699; İbn Mâce, Sünen, I, 52)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Hasan ve Hüseyin’i seven kimse şüphesiz beni sevmiş olur. Ve onlara buğuz eden kimse şüphesiz bana buğuz etmiş olurbuyurmuştur.
(İbn Mâce, Sünen, I, 51.)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem hutbe okuduğu sırada
Hasan aleyhi's-selâm ve Hüseyin aleyhumu’s-selâm üzerlerinde kırmızı bir gömlekle düşe kalka gelmişlerdir. Bunu gören Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, minberden inmiş ve onları kucağına almıştır. Ardından minbere çıkmış ve onları önüne oturtarak şöyle demiştir:
Allah’ım ne doğru söylemiş: ”Mallarınız ve çocuklarınız ancak bir imtihan vasıtasıdır.” Şu iki çocuğun durumlarına baktım, yürüyorlar, tökezleyip düşüyorlar, dayanamadım konuşmamı keserek onları kaldırdım.” buyurmuştur.
(Tirmizî, Sünen, V, 658; İbn Mâce, Sünen, II, 1190; Beyhakî, Sünen, III, 218.)

وَاعْلَمُواْ أَنَّمَا أَمْوَالُكُمْ وَأَوْلاَدُكُمْ فِتْنَةٌ وَأَنَّ اللّهَ عِندَهُ أَجْرٌ عَظِيمٌ
Resim---Va'lemû ennemâ emvâlukum ve evlâdukum fitnetun ve ennallâhe indehû ecrun azîm(azîmun): Bilin ki, mallarınız ve çocuklarınız ancak bir fitnedir (imtihan konusudur.) Allah yanında ise büyük bir mükafaat vardır.”
(Enfâl 8/28)

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem torunlarını ağız tükrükleri omzuna akarak taşımıştır.

Resim---Ebu Hüreyre (r.a.), Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i Hüseyin aleyhi's-selâm’ı mübarek omzunda tasıdığını ve Hüseyin aleyhi's-selâm’ın tükürügünü ve Hz. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem in üzerine akıttığını gördüğünü rivayet etmiştir.
(İbn Mâce, Sünen, I, 216.)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 03 Eki 2016, 08:48 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 19 Ağu 2007, 03:00
Mesajlar: 872
Resim

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, kucağındaki torunlarının bevl etmeleri halinde idrarlarını yıkamıştır.
(Ebû Dâvud, Sünen, I, 144; İbn Mâce, Sünen, I, 175.)

Resim---Hüseyin aleyhi's-selâm ın, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in eteğinde oturduğu sırada onun
etegine bevl ettiğini gören Ümmü’l-Fadl Hz. Hüseyin’e kızmış ve
onun arkasına vurmustur. Bunun üzerine Hz. Hüseyin ağlamaya başlamıştır. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, Ümmü’l-Fadla bu tavrının doğru olmadığını belirtmiş ve Allah’tan ona rahmet dilemiştir.

(İbn Mâce, Sünen, II, 1293; Ahmed bin Hanbel, Müsned, VI, 339; İbn Sa’d, Tabakâtü’l-Kübrâ, tah. İhsân Abbâs, Dâru Sâdır, Beyrut 1968. VIII, 278)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem çocuklara karşı daima en şefkatli ve merhametli olandı. Nitekim bir keresinde Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Hz. Hüseyin’in ağladığını duyunca kızı Hz. Fâtıma’ya: “Onun ağlamasına üzüldüğümü bilmiyor musun?” buyurmuştur.
(Taberânî, Maktal, 60.)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem torunlarıyla oyun oynamış, güreş tutmuştur.
Torunları Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin güreşlerini seyrederken gülerek: “Ha gayret Hasan! göreyim seni, yakala Hüseyin’i!.” buyurmuş ve Hasan aleyhi’s-selâm’ın tarafını tutmaya başlamıştır.
Bunu duyan Ali kerremullahi veche: “Yâ Rasûlullah: Hüseyin’in tarafını tutman doğru olmaz mı? Hasan daha büyüktür”
demiştir. Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Baksana Cebrâil’de, Hüseyin’e: “Ha gayret Hüseyin! Göreyim seni!” diyor” buyurmuştur.

(Mustafa Asım Köksal, Kerbelâ Fâciası, 10.)

Resim---Bazen Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem torunlarını öpmek için kovalamıştır.
Bir keresinde Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ashabının yanına geçerek öpmek için Hüseyin aleyhi’s-selâm’e ellerini açmıştır.
Bunun üzerine Hüseyin oynamak için kaçmaya kalkışmıştır. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de onu gülerek tutmaya çalışmıştır.
Sonunda tutmuş ve ellerini onun kafasının arkasına koymuş ve onu öperek: “Hüseyin bendendir. Ben de Hüseyin’denim, Allah,
Hüseyin’i seveni sevsin. Hüseyin, torunlardan bir torundur” buyurmuştur.

(Buhârî, “Hüsnü’l-Hulk”, Edebü’l-Müfred, Hadis no: 364; İbn Mâce, Sünen, I, 51; Tirmizî, Sünen, V, 658.)

Resim---Akrâ b. Hâbis, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in torunlarını öptüğünü görmüş ve: “Benim on çocuğum var onlardan hiçbirini öpmüş değilim” demiştir.
Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Merhamet etmeyene merhamet edilmez.”

(Tirmizî, Sünen, IV, 318.)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem torunlarını bazen sırtına almış ve onları oynatıp eğlendirmiştir.
Bir keresinde Hüseyin aleyhi’s-selâm’i sırtında taşıdığını gören sahabeden birisi: “Ey çocuk bindiğin binek ne güzeldir” demiştir. Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “O da ne güzel binicidir” buyurmuştur.

(Tirmizî, Sünen, V, 661.)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem namaz kılarken de torunlarını yanında bulundurmuştur, hatta onların secdede iken üzerine çıkmalarına izin vermiştir. Buna göre bir gün öğle ya da ikindi namazlarından birinde Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Hasan aleyhi’s-selâm’ı veya Hüseyin aleyhi’s-selâm’i taşımıştır. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem öne geçerek çocuğu yere bırakmıştır.
Sonra namaza durmuştur. Namaz sırasında secdeyi uzatmıştır.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem namazı bitirince sahabeler ona: “Yâ Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem! Sen namaz ortasında secdeyi o kadar uzattın ki bir şey oldu veya sana vahiy geliyor zannettik!” demişlerdir.
Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Bunlardan hiç biri olmadı. Ancak torunum beni binek yaptı. Onu acele ettirmek istemedim, böylece istediği olsun! diye” buyurmuştur.

(Ahmed bin Hanbel, Müsned, VI, 467.)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 04 Kas 2016, 14:20 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 19 Ağu 2007, 03:00
Mesajlar: 872
Resim

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem torunlarından birini diğerine tercih etmemiştir ayırmamıştır.
Nitekim bir keresinde, Hasan aleyhi’s-selâm ve Hüseyin aleyhi’s-selâm uykuya dalmıştır.
Bir süre sonra Hasan aleyhi’s-selâm önce uyanmış ve su istemiştir.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona su vermeye çalıştığı sırada Hüseyin aleyhi’s-selâm de uykudan uyanmış ve o da su istemiştir.
Ancak Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ilk önce Hasan aleyhi’s-selâm’a su vermiştir.
Bu sırada Hüseyin aleyhi’s-selâm’in ağlayarak su istediğini gören Fatıma aleyha’s-selâm şaşırmıştır.
Babası Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e "daha çok Hasan aleyhi’s-selâm’ı sevdiği için mi böyle yaptığını" sormuştur. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de olayın göründüğü gibi olmadığını, ilk önce Hasan aleyhi’s-selâm’ın su istediğini, dolayısıyla önce ona su verdiğini belirtmiştir.
Ardından her ikisini de aynı derecede sevdiğini, onların kıyamet gününde kendisiyle beraber aynı mekânda olacağını bildirmiştir.

(Zehebî, Siyer, III, 258.)

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sadece kendi torunlarını değil, tüm sahabenin çocuklarını da aynı şekilde sevmiş ve onlara da ilgi göstermiştir.
Nitekim seferden döndüğü zaman onu karşılayan çocukları torunlarıyla beraber bineğinin önüne ve arkasına alarak Medine’ye kadar götürmüştür.

(Müslim, Sahîh, tah. Muhammad Fuâd Abdu’l-Bâkî, Dâru hyâu’t-Turâsi’l-Arabî, Beyrut 1955, IV, 1885; İbn Mâce, Sünen, II, 1240.)

Ayrıca zaman zaman torunlarını katırının üzerinde birini önüne birini de arkasına alarak gezdirmiştir. Buna sahabeler de yardımcı olmuş ve olanlara şâhid olmuşlardır.
(Müslim, Sahîh, IV, 1883; Tirmizî, Sünen, V, 100.)

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, torunlarının başına fiilî kötülük gelmesini istemediği kadar, onlara maddî ve manevî tüm kötülüklerin gelmesini istememiştir. Onlar için her zaman kötülükten korunmaları için Allah’a dua etmiştir.
Bu konuda İbn Abbâs (radiyallahu anhu) rivâyetine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Hasan aleyhi’s-selâm ile Hüseyin aleyhi’s-selâm’e dua okuyarak:

Resim--- “(Büyük) Babanız İbrahim de bu duayı oğulları İsmail ile İshak’a okuyup bununla onları Allah’a sığındırırdı. Ardından: Her türlü şeytandan, zararlı böceklerden, nazar değmesine karşı Allah’ın tam olan kelimelerini söylerdi.” buyurmuştur.

(Buhârî, Sahîh, III, 1233; Tirmizî, Sünen, IV, 396; İbn Mâce, Sünen, II, 1164.)

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem torunları Hasan aleyhi’s-selâm ve Hüseyin aleyhi’s-selâm’ın cennetlik olacaklarını, orada da en üst makamlara ulaşacaklarını bildirmiştir. Onun tüm bu öngörüleri Cebrail’in de müjdesi ile pekişmiştir.
(Zehebî, Siyer, III, 255.)

Resim--- Buna göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Hasan ve Hüseyin Cennet delikanlılarının seyyidleri-efendileridir.” buyurmuştur.
(Tirmizî, Sünen, V, 656.)

Ayrıca Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem derece olarak da onların cennette kendi derecesinde olacaklarını bildirmiştir.

İmam Ali kerremullahi veche rivâyeti:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Hasan aleyhi’s-selâm ve Hüseyin aleyhi’s-selâm’in elinden tutarak: Resim---“Ben bu ikisini, bunların babasını ve annesini seviyorum. Bunlar kıyamet gününde benim derecemde olacaklar.” buyurmuştur

(Taberânî, Mu’cemü’s-Sagir, Hadis no: 960.)

Hüseyin aleyhi’s-selâm, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in mucizelerine de şâhid olmustur.
Nitekim bir keresinde Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem birkaç gün hiç yemek yememiştir.
Açlığa dayanamaz olunca önce eşlerine gitmiş, oradan bir şey bulamayınca da ardından kızı Hz. Fâtıma’nın evine gitmiştir. Kızından yiyecek bir şeyler sormuştur.
Ancak oradan da bir şey bulamamıştır. Bu esnada dışarı çıkmıştır.
Bu sırada komşularının birinden Hz. Fâtıma’ya bir tabak yiyecek gelmiş, Fatıma aleyha’s-selâm da çocukları Hasan aleyhi’s selâm veya Hz. Hüseyin’i Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i çağırmaya göndermiştir.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem geldiginde Hz. Fâtıma tencereyi açınca içerisinin mucizevî bir şekilde yiyecekle dolu olduğunu görmüştür.
Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ve tüm ev halkı bundan yemişlerdir.
Ancak tencerenin içindeki yiyecek olduğu gibi eksilmemiştir. Kalan yemek bütün komşulara da yetmiş, Allah yemeğe bereket vermiştir.

(İbn Kesîr, el-Bidâye, VI, 121-122.)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 20 Kas 2016, 01:26 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 19 Ağu 2007, 03:00
Mesajlar: 872
Resim

Başka bir mucize şöyle cereyan etmiştir. Buna göre bir keresinde Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’le sahabeler yatsı namazını kılmışlardır. Bu sırada Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yanında Hasan aleyhi’s-selâm ve Hüseyin aleyhi’s-selâm de bulunmuş ve onun secde ettiği sırada sırtına atlayıp oynamışlardır. Namaz tamamlandıktan sonra Ebu Hüreyre (radiyallahu anhu), Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in yanına gitmiş ve torunlarını götürmek için istekte bulunmuştur. Bu sırada şimşek gibi bir aydınlık zuhur etmiştir. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, torunlarına annelerine gitmesini istemiştir. Onlar da o nurun aydınlığından istifade ederek evlerine gitmişlerdir.
(İbn Kesîr, el-Bidâye, VI, 168)

Diğer bir mucizede Hüseyin aleyhi’s-selâm, Cebrâi aleyhisselâml’ın Dıhye-i Kelbî (radiyallahu anhu sûretinde Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e geldiğine tanık olmuştur. Rivâyetlere göre Cebrâil sık sık Dıhye (radiyallahu anhu) sûretinde gelmiştir. Yine bir gün Mescid-i Nebevî’de, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yanına gelmiştir. Bu sırada Hasan aleyhi’s-selâm ile Hüseyin aleyhi’s-selâm de burada oynamışlardır. Onlar Cebrâil’i Dıhye (radiyallahu anhu zannetmişler ve ona doğru koşarak ceplerine ellerini sokup, bir şeyler aramaya başlamışlardır.
Çünkü Dihye (radiyallahu anhu onlara her zaman hediye getirmiştir. Bunun üzerine Cebrâil aleyhisselâm, cennetten bir salkım üzüm koparıp vermiş ve onları memnun etmiştir. Ancak onlar gelenin Cebrâil aleyhisselâm olduğunu anlayınca oynamaya geri dönmüşlerdir. Bunun ardından onlara şeytan dilenci şeklinde yaklaşarak, ellerindekini almaya çalışmıştır. Onlar da ellerindekini vermeye çalıştığı sırada Cebrâil aleyhisselâm onun şeytan olduğunu açıklamış ve onu kovmuştur.
Görüldüğü gibi Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in döneminde Hasan aleyhi’s-selâm ve Hüseyin aleyhi’s-selâm çocuklukları mutlu geçmiştir. Onlar da diğer çocuklar gibi oynamış ve hayvanları sevmişlerdir. Nitekim bir hadis rivâyetinde onların küçük köpek yavrusunu sevdiklerinden, onlarla oynadıklarından haber verilmiştir.

(Tirmizî, Sünen, V, 115; Ebû Dâvud, Sünen, IV, 123)

Ayrıca Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Hasan aleyhi’s-selâm ve Hüseyin aleyhi’s-selâm olmak üzere birkaç çocuğun buluğ çağına ermeden biatlarını almıştır. Bunun dışında kimsenin küçükken biatlarını kabul etmemiştir.
(Taberânî, Maktal, 58; İbn Kesîr, el-Bidâye, VIII, 226)

Tüm bunların yanında şüphesiz Hüseyin aleyhi’s-selâm’in çocukluk dönemindeki hayatında babası Ali kerremullahi veche ve annesi Fatıma aleyha’s-selâm’ın rolleri de büyük olmuştur.
Fatıma aleyha’s-selâm çocuklarının saçlarını kesmiş ve saçın ağırlığınca sadaka dağıtmıştır. Ali kerremullahi veche bir baba olarak çocuklarına isim vermeye çalışmıştır.
Ayrıca onların çocuklarının yeme içme konusundaki çabaları da kaynaklarda yer almıştır. Bunların birinde Hasan aleyhi’s-selâm ve Hüseyin aleyhi’s-selâm açlık nedeniyle ağladıkları, budurum karşısında Ali kerremullahi veche ve Fatıma aleyha’s-selâm’nın mücadelesi anlatılmıştır. Sonuçta olaya Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de müdahil olmuş ve olayı ibret verici neticeye bağlamıştır.

(Geniş bilgi için bkz. Ebû Dâvud, Sünen, II, 68; Beyhakî, Sünen, VI, 194)

Bunun yanında Ali kerremullahi veche ve Fatıma aleyha’s-selâm çocukları için her şeylerini vermeye hazır olmuşlardır. Nitekim bir keresinde Hasan aleyhi’s-selâm ve Hüseyin aleyhi’s-selâm hastalanmışlardı. Bundan dolayı Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem başta olmak üzere sahabelerden birçoğu onları ziyarete gelmişlerdi. Gelenler Ali kerremullahi veche’ye oğulları için bir adak adayıp adamayacağını sormuşlardı. Ali kerremullahi veche de eğer çocukları iyileşirse Allah için üç gün oruç tutacağını bildirmiştir. Bunun üzerine Fatıma aleyha’s-selâm da aynı şeyleri söylemiştir. Allah, Hasan aleyhi’s-selâm ile Hüseyin aleyhi’s-selâm’e şifa ihsan edince onlar da adadıkları oruçlarını tutmuşlardır.
(İbn Kesîr, el-Bidâye, V, 351)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 16 Şub 2017, 13:35 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 19 Ağu 2007, 03:00
Mesajlar: 872
Resim

EhL-i Beyt aleyhumusselâm takvâ zirvesi ve velâyet zincirirdir ebeden..

وَمَا لَهُمْ أَلاَّ يُعَذِّبَهُمُ اللّهُ وَهُمْ يَصُدُّونَ عَنِ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَمَا كَانُواْ أَوْلِيَاءهُ إِنْ أَوْلِيَآؤُهُ إِلاَّ الْمُتَّقُونَ وَلَكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لاَ يَعْلَمُونَ
Resim---"Ve mâ lehum ellâ yuazzibehumullâhu ve hum yasuddûne ani’l- mescidi’l- harâmi ve mâ kânû evliyâehu, in evliyâuhû illâ’l- muttakûne ve lâkinne ekserehum lâ ya'lemûn (ya'lemûne).: Ve onlar, Mecsid-i Haram’dan men ediyorlarken (engel oluyorlarken) ve onlar, O’nun (Allah’ın) dostları değilken; Allah, niçin onlara azap etmesin? O’nun dostları ancak takva sahibi olanlardır. Ve fakat, onların çoğu bilmezler.”
(Enfâl 8/34)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Benim dostlarım ancak muttakilerdir.” buyurdu.

(Hâkim, Müsterdek, II, 328)

Bu hakikate binâen, ancak Sünnet-i Seniyye’ye tâbi olan bir Müslüman, Âl-i Beyt’i gerçek anlamda sevmiş olacaktır..
Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Size iki şey bırakıyorum; onlara temessük etseniz necat bulursunuz: biri Kitabullah / Kur’ÂN, biri Âl-i Beytim."

(Tirmizî, Menâkıb: 31; Müsned, 3:14, 17, 26)

Bu hadis-i şerif, ehl-i beyt dairesinin ne kadar önemli olduğunu açıkça göstermektedir.

Uzun bir hadis rivâyetine göre, Peygamberimiz Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem meclisteki sahabelere ayrı ayrı iltifatta bulundu ve onları ikişer ikişer kardeş yaptı. Kendisinin geride kaldığını hisseden Hz. Ali kerremallahu vechehu, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’ın kendisine gücendiğinden şüpheye düşüp üzüldü ve bunu ona açtı.

Resim---Peygamberimiz aleyhisselâm: “Seni sona bırakmakla kendime kardeş yapmak istedim. Senin, benim yanımdaki konumun, Harun’nun Musa’nın yanındaki konumu gibidir (şu var ki benden sonra peygamber gelmeyecektir) ve sen benim varisimsin.” diye cevap verdi.
Ali kerremallahu vechehu: Ya Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem! Senden miras alacağım şey nedir?” diye sorunca, “Peygamberlerin bıraktıkları miras türü şey” diye cevap verdi. “Senden önceki peygamberler ne gibi şeyleri miras bırakmışlar?” sorusuna da “Onlar Allah’ın kitabını ve peygamberlerinin sünnetini...” diye cevap verdi.

(Taberanî,-el-Kebîr/Şamile, 5/163)

Bu hadis rivâyetinden anlaşılıyor ki, “âl-i beyt” ile “sünnet” arasında sıkı bir ilişki vardır. Sünnetin asıl taşıyıcıları Hz. Ali kerremallahu vechehu ve onun riyaset ettiği ve neslinin başını çektiği Ehl-i sünnet âlimleridir.

Resim---Ebu Hüreyre’den nakledildiğine göre Peygamberimiz Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: “Size iki şey bırakıyorum. (Bunlara tutunursanız) asla delalete düşmezsiniz: Allah’ın kitabı ve sünnetim. Bu ikisi (kıyamette) havza kadar ayrılmadan beraberce geleceklerdir.”

(Hâkim,1/93).

Diğer taraftan hadis-i şerifte Allah’ın Kitabına ve Âl-i Beyt’e yapışmanın birlikte zikredilmesiyle, bizlere şu hakikat ders verilmiştir:

Allah’ın Kitabına uyan her Müslüman, Âl-i Beyt’i sevecek, Âl-i Beyt’i seven her Müslüman da Allah’ın Kitabı’yla amel edecektir. Binâenaleyh, Âl-i Beyt’i seven bir mümin, Kur’ân-ı Kerim’in ihtivâ ettiği bütün inanç esaslarına iman ettiği gibi, gerek ahlâka, gerekse ibadete dair bütün hükümlerine de inanacak ve onları hayatına uygulayacaktır.

Her şey gibi Âl-i Beyt’i sevmenin de bir ölçüsünün olması lâzımdır. Bu ölçü ise, Resulüllah Efendimizin aleyhisselâm Sünnet-i Seniyye’sini, bütünüyle yaşamaktır.

Bu hususu Bediüzzaman Hazretleri şöyle ifade etmektedir:
“Âl-i Beyt’ten vazife-i Risaletçe muradı, Sünnet-i Seniyye’sidir. Sünnet-i Seniyye’yi terk eden hakikî Âli Beyt’ten olmadığı gibi, Âl-i Beyt’e hakikî dost da olamaz.”

(Lem'alar, Dördüncü Lem'a, Üçüncü Nükte)

Resim---Nitekim Peygamber Efendimiz aleyhisselâmşöyle buyurmuştur: “Bütün müttakiler / günahlardan kendini muhafaza edenler, Muhammed’in âlidir (ehl-i beytidir.)”
(Ali el-Muttakî, Kenzü’l-Ummâl, III, 89; (No:5624); Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, X, 269.)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Ehl-i Beytimden bazıları kendilerinin bana insanların en evlâsı (en sevgilisi) olduğunu düşünüyorlar. Hâlbuki durum öyle değildir. Şüphesiz benim içinizdeki dostlarım, muttakilerdir. Onlar (nesep ve yer olarak) kim olursa olsun, nerede bulunursa bulunsun, değişmez.”
(Taberânî, el-Mu’cemu’s-Sağîr, no: 318, Deylemî, Müsned, I, 287 (No:904), Ahmed, Müsned, V, 235; Ali el-Muttakî, Kenz, III, 91.)

İman, sevgi ve takva yolunda hizmet ile herkes bu şereften bir derece pay sahibi olabilir. Bu kapı herkese açıktır.

Şu hakikati de ifade edelim ki, bizim Ehl-i Beyt’i sevmemiz onların sadece şahsiyetleri için değil, Kur’ÂN’a yaptıkları hizmetleri, İslâm Dini’nin neşrinde gösterdikleri büyük fedakârlıkları, ilim ve irfan sahasında yaptıkları hizmetleri içindir.

Onların bu hizmetleri sayesinde, Ümmet-i Muhammed itikatlarını ehl-i dalâletin sapık fikirlerinden, hurafelerden, batıl inançlardan koruyabilmiştir.

Onların bu halis, fedakâr, sadıkâne hizmetlerine bir mükâfat olarak, Cenâb-ı Hak, İslâm âlemini asırlar boyu irşat eden Zeyne’l-Abidin, Ca’fer-i Sâdık, Abdülkadir-i Geylâni Hazretleri gibi nice büyük mürşidleri onların neslinden göndermiştir.

Âl-i Beyt, ibadeti, hayatlarının en büyük gayesi bilmişler ve ömürlerinin her anında, kulluk görevini en yüksek sadakat ve ihlâsla yerine getirmişlerdir. Meselâ: Zeyne’l-Âbidin Hazretleri, en dehşetli fitneler ve siyaset çekişmeleri içinde bile, gece ve gündüzde bin rekât namaz kılardı.

Onların neslinden gelen bütün kutuplar, mücedditler, evliya ve asfiyalar da, aynı yolu takip etmişler, büyük bir gayret ve çalışmayla ümmeti bu yola yönlendirmişlerdir.

O halde, Ehl-i Beyt’i seven her mümin de, ibadet görevini yerine getirmekle, onları örnek almalı, onlara benzemeli ve onlar gibi olmaya gayret etmelidir. Ehl-i Beyt’i gerçek anlamda sevmek de ancak bu yolla gerçekleşebilir.
Buna göre, ehl-i Beyt'i sevmek ALLAH celle celâlihu'nun ve Peygamberimiz Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem'in emridir. Ehl-i sünnet onları sevmiş, hutbelerinde onlar için dua etmiş ve isimlerini çocuklarına koymuştur.

Ancak Ehl-i Beyti sevmenin en büyük ölçüsü, onların yaşadığı İslamiyeti yaşamak ve Peygamber Efendimiz Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem'in hayat tarzına uymaktır.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 11 Nis 2017, 19:19 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 19 Ağu 2007, 03:00
Mesajlar: 872
ذَلِكَ الَّذِي يُبَشِّرُ اللَّهُ عِبَادَهُ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ قُل لَّا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ أَجْرًا إِلَّا الْمَوَدَّةَ فِي الْقُرْبَى وَمَن يَقْتَرِفْ حَسَنَةً نَّزِدْ لَهُ فِيهَا حُسْنًا إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ شَكُور
"Zâlikellezî yubeşşirullâhu ibâdehullezîne âmenû ve amilû’s- sâlihât (sâlihâti), kul lâ es’elukum aleyhi ecran illâl meveddete fî’l- kurbâ ve men yakterif haseneten nezid lehu fîhâ husnâ (husnen), innallâhe gafûrun şekûr (şekûrun).: İşte Allah'ın, iman eden ve iyi işler yapan kullarına müjdelediği nimet budur. De ki: Ben buna karşılık sizden akrabalık sevgisinden başka bir ücret istemiyorum. Kim bir iyilik işlerse onun sevabını fazlasıyla veririz. Şüphesiz Allah bağışlayan, şükrün karşılığını verendir.” (Şûrâ 42/23)

---- Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Hayber günü: “Yarın sancağı öyle bir kimseye vereceğim ki o, ALLAH’ı ve Resûlünü sever, ALLAH ve Resûlü de onu sever.” buyurunca Râvi devâmla derki: Bu söz üzerine (kendilerini seçsin diye sahabe) boyunlarını uzattılar. Ama, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Bana Alî’yi çağırın!”” buyurdular. Alî (kerremallahu vechehu) getirildi ama gözlerinden rahatsız idi. Hemen gözlerine tükürdü ve sancağı ona verdi. ALLAH Teâlâ Hazretleri onun eliyle fethi müyesser kıldı. Râvi devâmla Âl-i İmrân 3/61 âyeti indiği zaman “Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı çağıralım..” buyurup hemen Alî’yi, Fatıma’yı, Hasan ve Hüseyin (Aleyhi’s-Selâm)’ı çağırdı ve: “ALLAH’ım bunlar benim ailemdir (ehlimdir).”” buyurmuştur.
(Müslim, Fezâilü’l-Ashâb 32 (2404); Tirmizî, Menâkib (3726))

İmam Huseyin aleyhi's-selâm, 3 H. 4 (M. 626) yılının Şaban ayında doğmuştur.
(Taberî, Târîh, II, 85; İbn Kesîr, el-Bidâye, VIII, 160.)

Nesebi-Soyu: Hüseyin b. Ali b. Ebi Talib b.Abdülmuttalib b. Hâsim Ebû Abdullah el-Kureyşî el- Hâşimî.
(İbn Kesîr, el-Bidâye, VIII, 160.)

İmam Huseyin aleyhi's-selâm, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin torunu, Ehl-i Beytidir:

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “…. Hüseyin, torunlardan bir torundur.”
(İbn Mâce, Sünen, I, 51; Tirmizî, Sünen, V, 658.)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Allah’ım bunlar benim ehli beytim ve yakınlarımdır. Onlardan kötülükleri gider onları tertemiz eyle.”
(Tirmizî, Sünen, V, 699.)

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemle en çok benzeyen Ehl-i Beyt aleyhumu's-selâm:


İmam Ali, İmam Hasanın Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selleme göğsünden başına kadar olan kısmında, İmam Hüseyinin ise, göğsünden aşağı olan kısmında Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selleme benzediğini bildirmiştir.
(Tirmizî, Sünen, V, 660; Taberânî, Maktal, 25.)

İmam Hüseyin Kerbelâ’da şehid edildikten sonra, kesilen bası Kûfe’ye götürülmüstür.
Ardından bir tas içinde Ubeydullah b. Ziyâd’a sunulmustur. Bunun üzerine zâlim Ubeydullah b. Ziyâd, elindeki süngüsüyle İmam Hüseyin’in mübarek başı, burnu ve gözlerine vurmaya başlamış ve onun güzelliği hakkında bir şeyler söylemiştir. Buna şâhid olan, Enes b. Malik ona:
Hüseyin, Ehl-i Beyt içinde Resûlullaha en çok benzeyeni idi demiştir.

(Buhârî, Sahîh, III, 1370; Tirmizî, Sünen, V, 660; Bezzâr, Müsned, tah. Mahfûzu’r-Rahmân Zeynullah, Âdil bn Said vd., Maktabatü’l-Ulûm ve’l-Hukum, Medine 2005, XIII, 184; Taberânî, Maktal, 76; bn Kesîr, el-Bidâye, VIII, 161.)

Ebu Rafî, babasından onun Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in isim belirledikten sonra Hz. Hüseyin’in kulagına Ezan okuduğunu gördüğünü rivâyet etmiştir.
(Hâkim, Müstedrek, III, 197.)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Ey Müslümanlar! Ben ancak bir insanım! Rabbimin elçisi gelip de ona icabet etmem yakındır. Ben size iki kıymetli ve ağır şey bırakıyorum. Onlar birbirinden ayrılamaz. Eğer bunlara uyarsanız yolunuzu sapıtmazsınız. Bu iki kıymetli şeyden biri içinde Nur ve doğru yol bulunan Allah’ın Kitabı’dır ki O’nun gökten yere sarkıtılmış ipidir. Ona tutulan doğru yolu bulur Ondan ayrılan sapar. Diğeri de Ehl-i Beyt’i Itret’imdir. Ehl-i Beyt’im hakkında sizi uyarırım; Ehl-i Beyt’im hakkında sizi uyarırım; Ehl-i Beyt’im hakkında sizi uyarırım!"
(Sahih-i Müslim 2: 325; Tirmizi H. No: 4036 4038; İ.Hanbel Müsned 5: 182 189 3: 26.)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Ey Müslümanlar! Ben bütün Mü’minlere öz canlarından daha evlâ değil miyim? Öyleyse ben kimin Mevlâsıysam Ali de onun mevlâsıdır. Ya Rabb! Onu Velî edinenlerin Velisi ol düşmanlarına da düşman ol!”
(İ. Hanbel Müsned 4: 281 Buhari Tarih 1: 375 İ. Mace Sünen H. No:116)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 01 Haz 2017, 00:06 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 19 Ağu 2007, 03:00
Mesajlar: 872
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in yanındaydık; yanında bir kavim-topluluk oturmaktaydı. Ali kerremallahu vechehu içeriye girdi. O girince onlar çıktılar. Çıktıklarında onu kınamaya koyuldular ve: “Vallahi o girdiği zaman çıkmayız.” dediler. Ondan sonra dönüp tekrar girdiler.
Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Vallahi Onu sokup sizi çıkartan Ben değilim! Onu sokup sizi çıkartan bilakis Allah’tır!.” buyurdu.”
(İbrahim b. Sa’d b. Ebi Vakkas’tan o’da babasından; Hadislerle Hz. Ali Nesâi S. 38 H. 38.)

İmam Ali kerremallahu vechehu:
"Gerçek fâkih;
İnsanları Allah'ın rahmetinden ümitsizliğe düşürmeyen;
onlara, Allah'a isyan hususlarında kolaylık tanımayan;
onları, Allah'ın azabından emin kılmayan;
Kur'ân'ı, onu istemeyip başkasına meylederek terketmeyen kimsedir.
Durum şu ki; kendisinde ilim olmayan ibâdette, kendisinde anlama olmayan ilimde ve kendisinde düşünme olmayan okumada hiçbir hayır yoktur."
(Dârimî; Sünen cilt-I Hadîs no:303)

İmam Ali kerremallahu vechehu:
"İlmi öğreniniz ki, onunla tanınasınız. Onu uygulayınız ki, ehlinden olasınız.
Zirâ vaziyet şu ki bundan sonra yakında, (içinde yaşayanlarının) onda dokuzunun ma'rûfu (iyiliği) tanımayacağı bir zaman gelecek. Bu (zamanda yaşayanlar)dan, sâdece kötülüklerden ve kötülerden habersiz, pek önemsenmeyen kimseler kurtuluşa erecek.
İşte bunlar; kötülükleri dolaştırmayan, fenâ-yüz kızartıcı şeyler yapmayan, lâfı bol ve dedikoducu olmayan hidâyet önderleri ve ilim kandilleridirler." buyurdu.
(Dârimî; Sünen cilt-I Hadîs no:265)

İmam Ali kerremallahu vechehu:
"İnsanların içinde kuşlar arasındaki arı gibi olunuz.
Gerçek şu ki, kuşlardan hiçbiri yoktur ki onu zayıf görmüş, (küçümsemiş) olmasın.
Şayet kuşlar onun içindeki bereketi bilselerdi bunu ona yapmazlardı.
Halka dilleriniz ve bedenlerinizle karışınız, onlardan amelleriniz ve kalblerinizle ise ayrılınız.
Çünkü kişinin eline geçecek olan, kazanmış olduğu şeydir ve o, kıyamet gününde sevdiği kimse(ler) ile beraber olacaktır."
(Dârimî; Sünen cilt-I Hadîs no:318)

İmam Ali kerremallahu vechehu:
"Bilmediğin şeye, "Allah bilir!" diye cevap vermen, gönle ne hoş gelir!"
(Dârimî; Sünen cilt-I Hadîs no:182)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 28 Eyl 2017, 22:16 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 19 Ağu 2007, 03:00
Mesajlar: 872
İmam Ali kerremallahu vechehu: "Ya iyiliği emreder, kötülükten sakındırır ve Allah'ın emirlerini yerine getirme hususunda gayret gösterirsiniz veya Allah'ın, size acımadan azab eden ve Allah'ın da onlara azab ettiği kimseleri başınıza getirdiği günleri görürsünüz." buyurdu.
(Ali el-Müttakî, Kenzü'l- Ummâl; İbn Ebî, Şeybe El-Musannef)

İmam Ali kerremallahu vechehu: "Ancak iş işten geçtikten sonra iyilerinizin bu musibetin gitmesi için yapacağı dualar kabul olmaz." buyurdu.
(Ali el-Müttakî, Kenzü'l- Ummâl)

İmam Ali kerremallahu vechehu: "Cihad elle, dille ve kalple yapılan olmak üzere üçe ayrılır: Kişinin cihaddan ayrılacak ilk yeri elidir. Sonra dili sonra da kalbi gelir. Kalp, iyiliği tanımayıp kötülükleri de nehyetmediğinde alt üst olur, hayır ve iman ondan çıkar." buyurdu.
(Ali el-Müttakî, Kenzü'l- Ummâl)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 02 Kas 2017, 12:44 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 19 Ağu 2007, 03:00
Mesajlar: 872
Resim


* HÜSEYİN aleyhisselâm *

AŞK’a AŞK’ıyLa AsıLmış
Muharrem KANa BasıLmış
RUHum GözLerim KesiLmiş
AĞLAR! HÜSEYİN!. HÜSEYİN!.

Resim

Kurusun GÜLüm Çiçeğim
Ben GÜLşeni Nideceğim
Zerre Zerre Şu Yüreğim
DAĞLAR! HÜSEYİN!. HÜSEYİN!.

Resim

Pâre Pâre Bin Paremi
AŞK Derdi Edip Çaremi
KANı Dinmeyen YÂRemi
BAĞLAR! HÜSEYİN!. HÜSEYİN!.

Resim

Yağmur Yağmur ÇiLe ÇiLe
Çoştu AŞKım döndü seLe
GönLüm DağLarından ÇöLe
ÇAĞLAR! HÜSEYİN!. HÜSEYİN!.

Resim

KUL İHVANİ'm Sır SeriLmez
ÇiLesiz SIRRa ERiLmez
ÖLüLer ÖLmüş DiriLmez
SAĞLAR! HÜSEYİN!. HÜSEYİN!.


9 MuhaRRem
24.9.1985 20:40
Çubuk boğazı Ankara-Antalya
* A'mâ Melâmi Perihan Hanım bestelemiştir.
Bazı yörelerde Melâmi sohbetleri bu ilâhi ile açılmaktadır.
*

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 16 Şub 2018, 18:26 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 19 Ağu 2007, 03:00
Mesajlar: 872
Resim

EHL-İ BEYT aleyhisselâm

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin zât-i âlîsi, soyu, ailesi, Ehl-i Beyti Aleyhimü’s-selâtü ve’s-selâm ecmâin hazretleriyle ilgili pek çok eserler günümüzde mevcûddur. Hamd olsun ki her yerde ve heran bulunabiliyor.
Biz ise tasavvufun iliği hükmünde olduğuna inandığımız Ehl-i Beyt (Aleyhime’s-Selâm) hakkında kısa da olsa ma’lûmâtı yine Kur’ân-ı Kerîm ve hadis-i şerîf ışığında arz edeceğiz İnşâallahu Teâlâ.


Resim---- “Ey Ehl-i Beyt! (Peygamberin ev halkı) ! ALLAH sizden, sadece günâhı (kiri) gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.

وَقَرْنَ فِي بُيُوتِكُنَّ وَلَا تَبَرَّجْنَ تَبَرُّجَ الْجَاهِلِيَّةِ الْأُولَى وَأَقِمْنَ الصَّلَاةَ وَآتِينَ الزَّكَاةَ وَأَطِعْنَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ إِنَّمَا يُرِيدُ اللَّهُ لِيُذْهِبَ عَنكُمُ الرِّجْسَ أَهْلَ الْبَيْتِ وَيُطَهِّرَكُمْ تَطْهِيرًا
Resim ---Ve karne fî buyûtikunne ve lâ teberrecne teberrucel câhiliyyetil ûlâ ve ekımnes salâte ve âtînez zekâte ve atı’nallâhe ve resûlehu, innemâ yurîdullâhu li yuzhibe ankumur ricse ehlel beyti ve yutahhirakum tathîrâ(tathîran).: Ve evlerinizde karar kılın (oturun). Evvelki câhiliyye zamanındaki gibi (ziynetlerinizi) açmayın. Namazı ikâme edin ve zekâtı verin. Allah ve O’nun Resûl’üne itaat edin. Ey ehl-i beyt! Allah sadece sizden günahları gidermek ve sizi tertemiz temizlemek istiyor.” (Ahzâb 33/33)

Resim---- “İşte ALLAH’ın, imân eden iyi işleri yapan kullarına müjdelediği ni’met budur. De ki: Ben buna karşılık sizden akrabalık (yakınlık) sevgisinden başka bir karşılık (ücret) istemiyorum..

ذَلِكَ الَّذِي يُبَشِّرُ اللَّهُ عِبَادَهُ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ قُل لَّا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ أَجْرًا إِلَّا الْمَوَدَّةَ فِي الْقُرْبَى وَمَن يَقْتَرِفْ حَسَنَةً نَّزِدْ لَهُ فِيهَا حُسْنًا إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ شَكُورٌ
Resim ---"Zâlikellezî yubeşşirullâhu ibâdehullezîne âmenû ve amilû’s- sâlihât (sâlihâti), kul lâ es’elukum aleyhi ecran illâ’l- meveddete fî’l- kurbâ ve men yakterif haseneten nezid lehu fîhâ husnâ (husnen), innallâhe gafûrun şekûr (şekûrun).: İşte Allah’ın, iman eden ve salih amel işleyen kullarını müjdelediği budur. De ki: “Ben, ona (tebliğe) karşı bir ücret istemiyorum, yakınlıkta sevgiden başka.” Ve kim hasene işlerse onun için güzellikleri artırırız. Muhakkak ki Allah, Gafûr’dur (mağfiret eden), Şükredilen’dir. (Şûrâ 42/23)

Birinci âyet-i celîlede:
Açıkça Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ailesi olan annelerimiz, evlâdları ve evlâdı gibi büyüttüğü ve hiç ayrılmayan İmâm-ı Alî keremullahi veche'’ye hitaben: "ALLAH Teâlâ sizden (kulluk gereği hasbel kader oluşabilecek, dinin yasakladığı ve Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Ehl-i Beytine asla yakışmayacak ricsi (günâh, kir, pislik, murdarlık) gidermek ve sizi tertemiz yapmak diler.”
Tertemiz Ehl-i Beyt’e yakışan tertemiz Kerem Elbisesini giyebilmek için; nice çilelerle tertemiz olunduğuna ve hâlâ yaşayanlardan MuhaMMedî Şuûru koruyanların aynı ve yüce akıbeti paylaştıklarını göreceğiz.

Âyet-i celîle sizden (ankûm) buyurarak erkeklere hitabla beraber kadınlar içinde geçerlidir.
Salâvâtı şerîfelerimizdeki ve Âl-i MuhaMMed; bizzât Resûlullah(sallallahu aleyhi ve sellem'’in buyruğudur.
Âl-i MuhaMMed ise Ehl-i Beytidir.

İkinci âyeti celîlede:
“De ki; ben buna (tebliğime) karşı akrabalıkta sevgiden başka hiçbir mûkâfâat istemiyorum.”

İmâm Fahruddin Er Razi Tefsir-i Kebir'inde; Kelbî’den ibn Abbas radiallahu anh'’ın;
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Medine’ye hicret edince eli dardır diye bir şeyler toplayıp da arz ettiklerinde, bu âyetin nâzil olup: “"Ben imân ettiklerinize karşılık, akrabalarımı sevmenizden başka bir ücret istemiyorum.”" demek olduğunu bildirmiştir.
Kaldı ki sevgi, ücret değildir ve gönül bağıdır.


Resim---- Keşşaf sahibi Zimahşerî'nin Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'’in:
“"Dikkat edin! Kim MuhaMMed Âilesinin (Âl-i MuhaMMed) sevgisi üzere ölürse şehîd olarak ölmüş olur.
Dikkat edin! Kim MuhaMMed Âilesinin sevgisi üzere ölürse tevbe eden birisi olarak ölür.
Dikkat edin! Kim MuhaMMed Âilesinin sevgisi üzere ölürse îmân-ı kâmil mü’min olarak ölür.
Dikkat edin! Önce ölüm meleği sonra da Münker ve Nekir onu cennet ile mûjdeler.
Dikkat edin! Cennette tıpkı bir gelinin kocasının evine göçtüğü gibi göçer.
Dikkat edin! Kabrinde cennete doğru iki kapı açılır.
Dikkat edin! ALLAH onun kabrini, rahmet meleklerinin ziyâretgâhı kılar.
Dikkat edin! Ehl-i sünnet ve’l-cemâat üzere ölür.
Dikkat edin! Kim MuhaMMed Âilesine buğz ederek ölürse kıyâmet günü iki başı arasına “ALLAH’ın rahmetinden ümitsiz” diye yazılmış olarak gelir.
Dikkat edin! Kim MuhaMMed Âilesine buğz ederek ölürse kâfir olarak ölür.
Dikkat edin! Kim MuhaMMed Âilesine buğz ederek ölürse cennet kokularından mahrum kalır.."
” buyurduğunu rivâyet etmiştir.
Mesnedini bildirmemiştir. Ancak, içerik olarak doğrudur..

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'’in Âilesi olan Zâtlar onlar ki herşeyleri Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'’in sevk ve idâresinde olan ve mütevâtir haberlerle bildirilenlerdir..

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e UYmak (A’râf 7/158; Nur 24/63; Âl-i İmrân 3/31) ve Onu ömrümüze örnek almak (Ahzâb 33/21) âyetleriyle her Müslüman Ümmete farzdır.
Resûlullhah sallallahu aleyhi ve sellem’in sevdiğinden şüphemiz olmayan Ehl-i Beytini sevmek ümmetine en azından vâcibtir iman ve vicdan sahibiyse..

Salâvât-ı Şerîfedeki Âl-i MuhaMMed’e saygının namazda ikinci teşehhüdde söylenmesini vâcib kılan İmâmı Şafiî radiyallahu anhu’yu devrin düzenbaz dalkavukları rafizîlikle suçlayınca şu şiiri okuyor:

“Ey binitli kişi, Minâ’daki o taşlıklı yerde dur ve taşlı yerin sakinleriyle, kalkıp gidenlere kulak ver!.
Seher vaktinde, tıpkı taşan Fırat Irmağı’nın ahengi ile, hacılar Minâ’ya doğru dolup taştığında, bil ki eğer MUHAMMED sallallahu aleyhi ve sellem’in ailesini sevmek bir rafizîlik (taşkınlık ve sapıklık) ise, ins ve cin âlemi şâhid olsun ki (o hâlde ben) bir rafizîyîm!..
”

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 17 Nis 2018, 13:42 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 19 Ağu 2007, 03:00
Mesajlar: 872
Resim

EHL-i BEYTİN!.

Derdin Zevki Zikirdir
HAKK’ı AŞkLa Fikirdir
ŞİKâyetsiz Şükürdür
HAYÂsı EHL-i BEYTİN..

Resim

FAHRın FASLı MuhaMMed
ÂŞIK ASLı =>MuhaMMed
=>ASLı NESLi MuhaMMed
=>MAYÂsı=>EHL-i BEYTİN..

Resim

Tecellî HAKk TAŞLandı
>ELâ GÖZLer YAŞLandı
=>ÇİLLe İLe =>İŞLendi
=>OYAsı=>EHL-i BEYTİN..

Resim

MuhaBBet Gurûru DOSt
SUBHÂN’ın Sürûru DOSt
MuhaMMed’in Nûru DOSt
=>BOYAsı EHL-i BEYTİN..

Resim

ERENLer Kaşığı HAYy
->ELeStin Âşığı HAYy
>MaHŞerin Işığı HAYy
=>ZİYÂsı EHL-i BEYTİN..

Resim

“KÂR-BEL” AŞk Kuyusu
==>UYANıkLık Uykusu
İHVÂNİ’m HAKk Kaygusu
=>RÜYÂsı EHL-i BEYTİN.. aleyhumusselâm

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 24 May 2018, 18:05 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 19 Ağu 2007, 03:00
Mesajlar: 872
Resim

Resim ---Müslim ise Sahihinde 4 sened ile; Ebu Hüreyre (radiyallahu anhu) dan: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem (bir kere) gündüz bir ara (evinden) çıkıp ne o bana, ne de ben ona bir şey söylemeyerek Kaynuka Çarşısına varıncaya kadar (yürüdü) sonra dönüp Fatime aleyhasselâm’ın evinin önünde bir kenara oturdu ve (Hz. Hüseyin’i kasdederek): “Küçük, orda mısın! Küçük, orda mısın?.” diye sordu. Fâtime aleyhasselâm çocuğun hemen evden çıkmasını durdurdu. Bu esnâda ya çocuğu giydiriyordu, ya da saçını başını yıkayıp tarıyordu, sanıyorum. Sonra çocuk koşarak geldi. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem çocuğu kucakladı ve öptü. Daha sonra: “ALLAH’ım! Sen bu çocuğu SEV!. Bunu SEVeni de SEV!.” buyurdu.
(Müslim)

Resim ---Abdullah İbnu Şaddâd babası radiyallahu anhu’dan rivâyet ettiği hadis-i şerîfte Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in Hasan ya da Hüseyin’i yere bırakıp tekbirle namaza durduğunu ve secde uzayınca başını kaldırıp baktığında Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in sırtında çocuğu gördüğünü ve namaz bitince: “Yâ Resûlullah! Namaz sırasında öyle uzun bir secde yaptınız ki bir hadise meydana geldi zannettik veya sana vahiy indi zannettik!” diye soranlara: “Hayır, bunlardan biri hiç olmadı. Velâkin oğlum sırtıma bindi. Ben, acele edip hevesi geçmeden sırtımdan indirmeyi uygun bulmadım (kendisi ininceye kadar bekledim).” buyurdu.”” demiştir..
(Nesâî, İftitah 2,229,230)

Resim ---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "“Ali ilmin kapısıdır ve benden sonra ALLAH’dan getirdiğimi Ümmet’ime beyân edendir. Onu sevmek Îman’dır. Ona buğzetmek nifaktır ve kendisine bakmak şefkattir”." buyurmuştur.
(Ebu Zer radiyallahu anhu’dan; Deylemî Müsnedu’l- Firdevs)

Resim

Resim İmam Ali keremallahi veche:

''Akıllının göğsü sırrının sandığıdır.
Güler yüzlü olmak dostluğun tuzağıdır.
Tahammül ve sabır ayıpların mezârıdır.."

(Nehcü’l- Belaga Hikmet 6)

Resim İmam Ali keremallahi veche:

“Her ilmin câmi’i =>Kur’ân, Onun câmi’i =>Fâtiha, Onun câmi’i =>Besmele ve Onun câmi’i “=>”Be” harfi, Onun da câmi’i =>“Nokta”sıdır..”” buyurmuştur.

Câmi': Cem'edici, toplayıcı, içine alan. Cem'etmiş, toplamış bulunan, hâvi ve muhit olan.

Resim İmam Ali keremallahi veche:

"İlim bir nokta idi, onu câhiller çoğalttı!."”
Ve yine:
“"İlim, Besmelenin ”be”” harfinin altındaki NOKtadır..””
Buyurması ilmin menşe'’inin yüceliğine işârettir..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 13 Tem 2018, 11:57 
Çevrimdışı
Dost Üye
Dost Üye

Kayıt: 18 Oca 2007, 03:00
Mesajlar: 52
Resim

ZEVK 527

Sırrın safâsı Ali’sin! İlmin karargâhısın Sen!.
On iki gonca omcası, Ehl-i beyt’in
Şah’ısın Sen!.
Darda kırık gönüllerin, uğrak ve durak yerisin

Kul İhvâni Kıtmirindir, velâyet Padişahısın Sen!...


17.08.1989 18:21
Lâra sahilleri...


Omca : Gül dallarının kökü, ocağı. Sadakat. Başkasına sözünü geçirmek. Bir şeye kudret cihetiyle bizzat mutasarrıf olmak.

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "“Ali ilmin kapısıdır ve benden sonra ALLAH’dan getirdiğimi Ümmet’ime beyân edendir.Onu sevmek Îman’dır. Ona buğzetmek nifaktır ve kendisine bakmak şefkattir." buyurmuştur.”
(Ebu Zer radiyallahu anhu’dan; Deylemî Müsnedu’l- Firdevs)


Tebârekallah!..


Resim

ALİ AYY-dıR!
ALİ HAYY-dıR!
OK İLİM-diR!
ALİ YAYY-dıR!..
ALİ KerremuLLahi Veche..
Es SeLâM OL-SUN!.


Resim

ZEVK 4133


HiLÂFeT-İmâMeT =>ASL-ı!.. FASL-ın ZEVK-i Zü’L-Fî-KÂR-dır
SEYR-ü-SüLûK =>SıRR-ı ALİ.. DüL-DüL=>AŞKtır ÂŞiKÂR-dır
=>HeR ÂN =>HaYY-DâR DiRi ALİ.. =>HAKK-ikatın PîR-i ALİ
=>İLİM İKLimin =>EDeB-i.. HaZıR=>HIZIR!.. ALİ=>YÂR-dır!.


HAYy DOSt ALLAH celle celâlihu!.


19.05.10 23:51
a k s a r a y


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 16 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye