Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 29 Oca 2020, 22:07

Tüm zamanlar UTC + 2 saat




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 28 mesaj ]  Sayfaya git 1, 2  Sonraki
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: MîM DUÂmız CeM' DUÂmız
MesajGönderilme zamanı: 08 Mar 2013, 08:38 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Mesajlar: 8887
Konum: BURSA
Bu konuyu facebook'ta paylan!
Resim

ResimResimMîM DUÂmız..
ResimCeM' CUMâmız...

RESÛLULLAH sallallahu aleyhi ve sellem ve Kur'ân-ı Kerimimizden uzaklaştıkça batağa batan tüm İslâm Âlemi için,
Yer yüzünün pek çok yerinde kan ağlayan mazlumlar-mâsumlar-yaşlılar-bebeler için,
Bütün müslümanlar için, BİZ BİR-İZ yoldaşlarım için ve de DUÂya en çok muhtaç zavallı nefsim için,
şu AZİZ Günde Eşref SAAT umuduyla cANlarımızın MuhaMMedî MÎM CEM'i vakıt CUMâsında Azametullah ve Kudretullaha sığınarak KULLuk DUÂma bütün KÂİNÂT iştirak etsin İnşae ALLAH!..

ALLAH'ım!
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in diliyle:
"Birahmetike yâ Erhamerrahîmin! Birahmetike yâ Erhamerrahîmin! Birahmetike yâ Erhamerrahîmin! İrhamnâ!: Ey merhametlilerin en merhametlisi! Ey merhametlilerin en merhametlisi! Ey merhametlilerin en merhametlisi ! Bize merhamet et..." diyorum. Geçenlerimize, kalanlarımıza ve gelenlerimize rahmetler diliyorum.

ALLAH'ım!
Senin havlin (potansiyel gücün) ve kuvvetin (elân varolan) olmadan biz hiçbir hasenâtı (iyiliği,güzelliği, doğruyu, hakkı ve hayrı) işleyemeyiz. Onun için Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in diliyle: "Velâ havle velâ kuvvete illâ billahil aliyyülAzîm!" diye dua edip İznullahı ve Avnillahı diliyoruz...

ALLAH'ım!
Senin havlin (potansiyel gücün) ve kuvvetin (elân varolan) olmadan biz hiçbir seyyiâttan (kötülük, çirkinlik, eğrilik, bâtıl ve şerden) korunamayız. Onun için Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in diliyle: "Velâ havle velâ kuvvete illâ billahil aliyyülAzîm!" diye yalvarıp İsmetullaha sığınıyoruz...

"Allahümme innî eselüke'l-affe ve'l-afiye fi'd- dinî ve'd- dünyayî ve'l-âhiretî Allahümmesturnâ bi setrike'l-Cemîl...: ALLAH'ım! Şüphesiz ben senden dinimde, dünyamda ve âhiretimde af ve afiyet dilerim! ALLAH'ım! Bizi EL CEMİL celle celâluhu isminle setret (ört, gizle, kapat) !"

"Allahümme islâh Ümmet-i Muhammed Allahümme ferice an Ümmet-i Muhammed Allahümme erham Ümmet-i Muhammed ammeh: Allah'ım! Ümmet-i Muhammedi islâh et. Allah'ım! Ümmet-i Mumhammed'e çıkış yolu ver. Allah'ım Ümmet-i Muhammed'in hepsine merhamet et...

ALLAH'ım!
Zât-i Alî'yin, Kur'ân-ı Kerîm'in ve Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in kadrini (değerini, kıymetini) bilemediğimizden dolayı sonsuz özür ve affımızı diliyoruz!

ALLAH'ım!
Razı olacağın kulluğu ve Senden razı olmayı kalblerimize ilhâm et! İcrâ' sına izin ve inâyet eyle! Ve bizden razı ol!

ALLAH'ım!
Bizi İlmullahta, Havfullahta, Haşyetullahta ve Muhabbetullahta sıdk ve adl ehli kıl!

ALLAH'ım!
Kulluk kemâlâtımızda MuhaMMedî, mü'min, muhlis ve muhsîn kıl! HAKK celle celâluhu ile halk ile olan muamelelerimizde sıddık ve âdil eyle!

ALLAH'ım!
Yüce kitabımız Kur'ân-Kerîm'imizle bağlarımızı pekiştir!
Saygıda sıdk ve adl ehli kıl! Mânâsına, ruhuna ve sırrına ermemizi nâsib ve müyesser eyle! Dinimizde, dünyamızda, kabrimizde,âhiretimizde, mîzânımızda ve cennetimizde Kelâmulahını nurumuz, ışığımız, yoldaşımız ve şefâatçımız kıl...

ALLAH'ım!
Azîz Efendimiz Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e sılamızı sağla! Subhanî salâvât ehli et!
Kadr-ü-kıymetini bu âlemde anlayıp arzu buyurduğu gibi ümmeti olma şerefine ulaştır!
Zât-i Alî'sine muhabbette, hürmette, hasrette ve hasbî hizmette sıdk ve adl ehli eyle!
Şehâdet şifâsına şimdi ulaştır İnşae ALLAH!..
Bizden, Bize bileliğimizin arzını kabul buyur...

ALLAH'ım!
Bize bahşettiğin emânet ve nimetlerin için Sana sonsuz hamd-ü-senâlar olsun...
İlmin kadar çok yâ RABB'ımız...

ALLAH'ım!
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e tüm letaiflerimizin gönülleri, dilleri ve hâlleriyle; Îlahî, Kur'ânî, Melekî ve Habibî salât-ü-selâmlarımızı arzımızı kabul buyur...
Âilesine; Azîz Annelerimize, Erdemli Evlâdlarına, Eşsiz Ehl-i Beyt'ine, Ahde-vefâkâr Ashabına (sahib çıkanlara, sahib çıktıklarına) ve canı gibi sevdiği ümmetine de canı gönülden salât-ü-selâmlarımızı hamdimizle birlikte kabul buyurmanı dileriz...

ALLAH Tealâ yardımcımız ve Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yârimiz (sevgilimiz) ve yârânımız (dostumuz) olsun...
İnandığımız cennetlerde buluşuruz İnşae ALLAH!..

Resim'' Allahümme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ Muhammedin
Abdike (Muhammedîyyeti) ve
Nebîyyike (Mahmudîyyeti) , ve
Rasülûke (Ahmedîyyeti) ve
Nebîyyi’l-Ümmiyi (Habibîyyeti) ve alâ âlihi, ehl-i beytihi vessahbihi ve ümmetihi... ''Resim


Âmin! Yâ Muîn! Yâ Rabbenâ!..



Resim

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 08 Mar 2013, 08:52 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Mesajlar: 8887
Konum: BURSA
Resim

ResimZEVK 3157

Şefâat Şifâmız Sende, “EM-”imiz Yâ Resûlullah!
Kâr ü Belâ Rıza Rengi, “DEM-”imiz Yâ Resûlullah!
Hıra Gârı’n Gönlümüzdür, Sana Salât SeLÂM olsun!
Her CUMA Azîz CANINda, “CEM'-imiz Yâ Resûlullah!..


25.04.08 10:47
A n k a r a

Resim

ÖNEMLİ BİR SALÂVÂT

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
“Kim ki benim üzerime Cuma günü 80 defa Salâvât getirirse ALLAH onun 80 yıllık günâhını bağışlar” buyurunca Ashabı Güzin soruyor:
“Yâ Resûlullah! Bu nasıl bir salâvâttır?”
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Allahümme salli âlâ Muhammed’in abdike ve nebîyyike ve resûlike ve’n- nebîyyü’l-ümmiyyi” salâvâtını (bir oturuşta 80 kere) okur.” buyurmuştur.
(Hâkim-i Tirmizî-Nevâdirü’l-Usûl)

Biz MuhaMMedîler de hamdolsun her yer, her zaman ve her hâlde BİR HÂLde; fırsat buldukça Aziz Efendimizle enterkollekte BİLElik bağımızı diri tutmak için,
Ve maddî - mânevî BİZ liğimizin şehâdetini yinelemek ve yenilemek için :

Resim'' Allahümme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ Muhammedin
Abdike (Muhammedîyyeti) ve
Nebîyyike (Mahmudîyyeti) , ve
Rasülûke (Ahmedîyyeti) ve
Nebîyyi’l-Ümmiyi (Habibîyyeti) ve alâ âlihi, ehl-i beytihi vessahbihi ve ümmetihi... ''Resim


Âmin!.. diyoruz
Elhamdülillahirabbilâlemin...

Resim

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 08 Mar 2013, 09:00 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Mesajlar: 8887
Konum: BURSA
Resim

ResimZEVK 3726

ALLAH İÇin Lâzım – Lâyık!. KervÂN KItmiRi KURB-ÂN lık!
RASÛLULLAH RavZasında KuL OL-ÂN a SıRR SULT-ÂN lık!
SaDKatla – SaMiMiyyet – SaBıR – SeLâM-Et, SALL-AT ta!
MâSiVâ nın NûR-u MîM de, CuMâ CeM’i TeK-BiR ÂN lık!..


26.06.09 12:16
Cem’ cANda..

Cisim-CaN CeM’imiz Cumamız İçin Kur’ân-ı Kerimimizin bUYruğu:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا نُودِي لِلصَّلَاةِ مِن يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا إِلَى ذِكْرِ اللَّهِ وَذَرُوا الْبَيْعَ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ
فَإِذَا قُضِيَتِ الصَّلَاةُ فَانتَشِرُوا فِي الْأَرْضِ وَابْتَغُوا مِن فَضْلِ اللَّهِ وَاذْكُرُوا اللَّهَ كَثِيراً لَّعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
"Ya eyyuhelleziyne amenu iza nudiye lissalati min yevmilcumu'ati fes'av ila zikrillahi ve zerulbey'a zalikum hayrun lekum in kuntum ta'lemune. Feiza kudiyetissalatu fenteşiru fiyl'ardi vebteğu min fadlillahi vezkurullahe kesiyren le'allekum tuflihune.: Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağırıldığı (ezan okunduğu) zaman, hemen Allah'ı anmaya koşun ve alış verişi bırakın. Eğer bilmiş olsanız, elbette bu, sizin için daha hayırlıdır. Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lütfundan isteyin. Allah'ı çok zikredin; umulur ki kurtuluşa erersiniz.”

(Cuma 62/9-10)



ResimRESÛLULLAH sallallahu aleyhi ve sellem CUMA İÇİN ŞÖYLE BUYURDU:

1- Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Üzerine güneş doğan en hayırlı gün cuma günüdür. Âdem o gün yaratıldı, o gün cennete konuldu ve yine o gün cennetten çıkarıldı.”


(Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den; Müslim, Cum`a 17, 18. Ayrıca bk. Tirmizî, Cum`a 1, 2; Nesâî, Cum`a 4, 45)



2- Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Bir kimse güzelce abdest alarak cuma namazına gelir, hutbeyi ses çıkarmadan dinlerse, iki cuma arasındaki ve fazla olarak üç günlük daha günahları bağışlanır. Kim hutbe okunurken çakıl taşlarıyla oynarsa, boş ve mânasız bir iş yapmış olur.”


(Müslim, Cum`a 27. Ayrıca bk. Müslim, Cum`a 26; Ebû Dâvûd, Salât 203; Tirmizî, Cum`a 5; İbni Mâce, İkâmet 62, 81.)



3- Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Büyük günahlardan kaçınıldığı sürece, beş vakit namaz ile iki cuma ve iki ramazan, aralarında geçen günahlara keffaret olur.”


(Müslim, Tahâret 16. Ayrıca bk. Müslim, Tahâret 14, 15.)



4- Ebû Hüreyre ile İbni Ömer radıyallahu anhüm’den rivayet edildiğine göre bu iki sahâbî Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in minber üzerinde şöyle buyurduğunu duymuşlardır:
“Bazı kimseler cuma namazlarını terketmekten ya vazgeçerler veya Allah Teâlâ onların kalplerini mühürler de gafillerden olurlar.”


(Müslim, Cum`a 40. Ayrıca bk. Nesâî, Cum`a 2; İbni Mâce, Mesâcid 17.)



5- İbni Ömer radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Biriniz cuma namazına gideceği zaman boy abdesti alsın.”


(Buhârî, Cum`a 2, 5, 12; Müslim, Cum`a 1, 2, 4; Tirmizî, Cum`a 3; Nesâî, Cum`a, 7, 25; İbni Mâce, İkâmet, 80.)



6- Ebû Saîd el–Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Her bâliğ olan kimseye cuma günü boy abdesti almak gereklidir.”


(Buhârî, Ezan 161, Cum`a 2, 3, 12; Müslim, Cum`a 5, 7; Ebû Dâvûd, Tahâret 127; Nesâî, Cum`a 2, 6, 8, 11; İbni Mâce, İkâmet 80.)



7- Semüre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Her kim cuma günü abdest alırsa ne iyi eder; hele boy abdesti alırsa, o daha iyidir.”


(Ebû Dâvûd, Tahâret 128; Tirmizî, Cum`a 5. Ayrıca bk. Nesâî, Cum`a 9.)



8- Selmân radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Bir kimse cuma günü boy abdesti alarak elinden geldiğince temizlenir, saçını sakalını yağlayıp tarar veya evindeki güzel kokudan süründükten sonra câmiye gider, fakat orada yan yana oturan iki kimsenin arasını açmaz, sonra Allah Teâlâ’nın kendisine takdir ettiği kadar namaz kılar, daha sonra sesini çıkarmadan imamı dinlerse, o cumadan öteki cumaya kadar olan günahları bağışlanır.”

(Buhârî, Cum`a 6, 19.)



9- Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:“Bir kimse cuma günü cünüplükten temizleniyormuş gibi boy abdesti aldıktan sonra erkenden cuma namazına giderse bir deve kurban etmiş gibi sevap kazanır. İkinci saatte giderse bir inek, üçüncü saatte giderse boynuzlu bir koç kurban etmiş gibi sevap kazanır. Dördüncü saatte giderse bir tavuk, beşinci saatte giderse bir yumurta sadaka vermiş gibi sevap elde eder. İmam minbere çıkınca melekler hutbeyi dinlemek üzere topluluğun arasına katılır.”
(Buhârî, Cum`a 4; Müslim, Cum`a 10. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Tahâret 127; Tirmizî, Cum`a 6; Nesâî, Cum`a 14.)



10- Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem cuma gününden söz ederek şöyle buyurdu:“Cuma gününde bir zaman vardır ki, şayet bir müslüman namaz kılarken o vakte rastlar da Allah’tan bir şey isterse, Allah ona dileğini mutlaka verir.”
Resûl–i Ekrem o zamanın pek kısa olduğunu eliyle gösterdi.

(Buhârî, Cum`a 37, Talâk 24, Daavât 61; Müslim, Müsâfirîn 166, 167, Cum`a 13–15. Ayrıca bk. Tirmizî, Cum`a 2; Nesâî, Cum`a 45; İbni Mâce, İkâmet 99.)



11- Ebû Bürde İbni Ebû Mûsâ el–Eş`arî radıyallahu anh şöyle dedi:
Birgün Abdullah İbni Ömer radıyallahu anhümâ bana:
– Cuma günü duaların kabul edildiği zaman hakkında babanın Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den bir hadis rivayet ettiğini duydun mu? diye sordu. Ben de:
– Evet, duydum. Babam, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittiğini söyledi:“O vakit, imamın minbere oturduğu andan namazın kılındığı zamana kadar olan süre içindedir.”

(Müslim, Cum`a 16. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 202; Nesâî, Cum`a 45.)



12- Evs İbni Evs radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
Günlerinizin en faziletlisi cuma günüdür. Bu sebeple o gün bana çokca salâtü selâm getiriniz; zira sizin salâtü selâmlarınız bana sunulur.”

(Ebû Dâvûd, Salât 201, Vitir 26. Ayrıca bk. Nesâî, Cum`a 5; İbni Mâce, İkâmet 79, Cenâiz 65.)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 08 Mar 2013, 09:10 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Mesajlar: 8887
Konum: BURSA

Aziz kardeşlerim, Cumâmız canlarımızda CEMÂL CEM'ine vesile olsun!
İnşâe ALLAH..

İÇimdeki Derin KuYu
SıRR-ı Sıfır Sîn-Ne SUyu
YaŞ değil gÖZümden AK-AN
DerûNumdan DeLi DUYu…

Resim


ResimZEVK 3707

Çile ÇÖLÜnün Çığlığı, Ak Alev Yürek YUmamız
AN-Ka Kalemizin SeSi, Hal-i Hazırda Humamız
Nerden Nere Nasıl Niçin?. ıSSız İÇim.. HePte HiÇim!
gÖZümün Yaşına YaZdım: “Mübârek OLsun Cumamız!..”


14.01.10 23:01
“N” de ym

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 08 Mar 2013, 09:11 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Mesajlar: 8887
Konum: BURSA
CUMAmız HaKKta ve HaYRda Berket Bahçemiz olsun İnşae ALLAHu Teâlâ..

MuhaMMedi MuhaBBetle...



ResimZEVK 4039

Yâ Latîfu Yâ Kerîmu Yâ Vedûdu Yâ RABBana!(cc)
Lütf ü Kerem İhsan Eyle! BİZ i Düşürme Gümana!
Paramparça Oldu ÜMMET, Yürekler YARık-İçi BOŞ
HASretİZ Yâ Rasûlullah (sav)BİZ BİR-İZ Cem’de CUMA'na!..


19.02.10 10:04
krkçdk..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 08 Mar 2013, 09:13 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Mesajlar: 8887
Konum: BURSA
her CUMÂ CeM’-diR
her CeM’ DeM-diR
KeMMâL – HeMHâL
her DeM HeM-diR!..

cumâmız MuHaMMeDî BeRReketli olsun!


ResimZEVK 4068

SAVruluyor SıRR-ı SıFıR İkİ DeRe BİR ArA-da
TeVHiD, TeCellî-TeMâşâ!.. SEV-iye, AKla KaRa-da
Rasûlullah SaLL-âvâtı - SuBHâNALLAH SaLL-ât-ıyla
BİR CuMâ CeM'imİZ Daha, Gölbaşında-Ankara-da...


12.03.10 11:11
glbşankra...

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 08 Mar 2013, 09:13 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Mesajlar: 8887
Konum: BURSA
Resim


ALLAH! ALLAH! celle celâlihu.
Yâ RASÛLALLAH sallallahu alyhi vesellem
iLiM-eDeB-irfÂN-erkÂN (HAKK’a Giden YOL!..)
cÂN CeRRy-ÂNım-ız ALİ ŞâH!.. kerremallahuveche..


Resim


ALLAHu Zü'l-Celâl,
cÂNlarımızı Rasûlullah SALLallahu aleyhi ve SELLem'de BİZ,
ve Cumâ Cem'imizde BİR kılsın!
cümlemize HAKK ve HAYR versin İnşae ALLAH!..

Âmin Yâ Latîf Celle Celâlihu
Âmin Yâ Kerîm Celle Celâlihu
Âmin Yâ Rahîm Celle Celâlihu
Âmin Yâ Vedûd Celle Celâlihu
Âmin Yâ Fettâh Celle Celâlihu
Âmin Yâ ALLAH Celle Celâlihu


Resim

ResimZEVK 4081

CÂHİL-in Gafleti Gerek, DÜN-ya İÇ-in UY-uması
KÂMİLler Kur’ÂN Kevseri, Hâl-i Hazır HaYY Humâsı
ÂRiFlerin AN-ladığı AN-lattığı RASÛLULLAH (sav)
ÂŞIK-ların Es-Selâsı, SaLL-âtı SILA CUM’A-sı…


26.03.10 10:16
a k s a r a y cÂN cmmz..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 08 Mar 2013, 09:16 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Mesajlar: 8887
Konum: BURSA
Resim

AN- da DeM
kAN-da HeM
OL-ANlar YeM
cAN-da CeM’…


ResimZEVK 4203

ŞuAN, ŞeÂN ŞeHaDeTi!.. DeM Bu DeM-de DOSTluk DEM-İZ
RaSûLuLLaH RaVZaSı -nda, BİZ-BİR-İZ RıZa BaHÇeM-İZ
Es SeLâM-dan EsSeLâM-a Es SeLâMOL-suN İHVâN-laR!..
GöNLüM-üzdeGÖKKuŞaĞı!..YeDi ReNKli CUMÂ!.CeM’-İZ!..


01.10.1012:12
hyyyyd..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 08 Mar 2013, 09:21 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Mesajlar: 8887
Konum: BURSA
Resim


DeM bu DeM-de
Hâl-de HeM-de
BİZ BİR-iZ HaYY
MîM-de CEM’-de..


ResimZEVK 4370

MedeD Yâ HaYYu’l- KaYYumu’l-HaKK! CuMÂmızı CEM’-de EYle!
“OL-muş” “OL-acak” “OL-AN” ı... MuHaMMeDî DEM’-de EYle!
İmÂN-ıMız ÂmaL-iMiz.. AHlâK-ımız HaBîBuLLAH sallallahu aleyhi ve sellem
SoN NeFeS ŞeHâDeTiMiz.. NûR-u MîM ŞeB-NEM-de EYle!



24.02.11 20:03
glbş. mgngl..


ŞeB-NeM: Gece NEMi.. gÖZ DEmi.. bir damlacık AŞKullah..

Resim Es SALLât u ve's-SeLâMu aleyke Yâ Rasûlullah!.

الّٰهمَّ صَلِّ على سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ مِلْءُ السَّمَاوَاتِ وَالأرْضِ وَ مِلْءُ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ ِ

TÜRKÇESİ: Allâhumme salli alâ seyyidinâ Muhammedin mil'u’s- semâvâti ve’l- arzı ve mil'u’l- arşi’l- azîm.

MÂNÂSI: ALLAH’ım!
Efendimiz MuHaMMeD sallallahu aleyhi ve sellem’e
göklerin dolusunca ve Azîm ARŞ’ın dolusunca Salât u SeLâm eyle!

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 08 Mar 2013, 09:22 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Mesajlar: 8887
Konum: BURSA
Resim ALLAHu Zü'l-Celâl,
canlarımızı Rasûlullah SALLallahu aleyhi ve SELLem'de BİZ,
ve Cumâ CEM'imizde BİR kılsın!
cümlemize HAKK ve HAYR versin İnşea ALLAH



CuMâ CEM’-i
DOSTun DEM-i
NûR-u MîM-i
MîM-in ŞEM’-i…




ResimZEVK 4384

ZeRRe-KüRRE ZâHiRî KûN, DEVR-ÂN-ım “OL-ÂN” a HaYY DoST!
BâTıNî BİZ BİR-İZ yeKûN, SEYR-ÂN-ım “OL-ÂN” a HaYY DoST!
MuHaMMeDî MîMde SüKûN, CEVL-ÂN-ım “OL-ÂN” a HaYY DoST!
ASL-ı ALLAH MîM-inde NûN, HAYR-ÂN-ım “OL-ÂN” a HaYY DoST!...


18.03.11. 10:55
ayazağa..stnbl…

Şem’: mum ışık..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 08 Mar 2013, 09:56 
Çevrimiçi
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11521
Resim

ResimtepemİZdeki güNeş: Lâ ilâhe illâLLAH MuhaMMede'r- ResûluLLAH!.

AĞını ÖRen -> ÖRümcEK!
İKRâ!-OKU!yan GüverCİN
VaV-ın GÜLünü ->GÖRüncEK!
Yevmil- HiRÂ-mız >Yevmid- Dîn!..

CUMMâ-mız cEMMül- cEMM OLsun!
NÛR-u MîMM -> deVR-i dEMM OLsun!
ReSÛLL -> A L L A H -> cÂN ü cÂNÂN
tÜMM ÖMRümüz -> N Û R u -> dOLsun!..

ZEVK 5314

BİZ BİR-İZ B-İLE BAĞIndan >GÜLLü GÜLLüm -> dELİ gÖNlüm!
-> ŞÂH KırATı -> AK YELElim!.. GÜLL KâKÜLLüm >dELİ gÖNlüm!
ÜMMül- cÂNda>cEMMül- cEMM var! ->cUMMâ cÂMMisi>YÜREĞİ!.
-> Es SeLÂM Yâ HaBîBuLLAH!.. -> SıRR-ı GÜLLüm >dELİ gÖNlüm!..


08.03.13 09:38
brsbrs.. tktktrstkks..byldgçrzmn..



İlmEK >İlmEK -> EmEK >EmEK
>“MuhaMMedî KULum!” DEmEK!
AZM-EDip ->TeVeKKüLL ETmEK
->NÂRı İÇİnde -> NÛR-ye-mEK!..


فَبِمَا رَحْمَةٍ مِّنَ اللّهِ لِنتَ لَهُمْ وَلَوْ كُنتَ فَظًّا غَلِيظَ الْقَلْبِ لاَنفَضُّواْ مِنْ حَوْلِكَ فَاعْفُ عَنْهُمْ وَاسْتَغْفِرْ لَهُمْ وَشَاوِرْهُمْ فِي الأَمْرِ فَإِذَا عَزَمْتَ فَتَوَكَّلْ عَلَى اللّهِ إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ الْمُتَوَكِّلِينَ
Resim--- Fe bimâ rahmetin minallâhi linte lehum, ve lev kunte fazzan galîzal kalbi lenfaddû min havlik(havlike), fa’fu anhum vestagfir lehum ve şâvirhum fîl emr(emri), FE İZÂ AZAMTE FE TEVEKKEL ALÂLLÂH(alâllâhi), innallâhe yuhibbul mutevekkilîn: Uhud Savaşında sen, Allah’dan gelen bir merhamet sayesindedir ki, onlara (Ashaba) yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, muhakkak onlar etrafından dağılıp gitmişlerdi. Artık onları bağışla ve kendilerine Allah’dan mağfiret dile. İş hususunda fikirlerini al (müşavere et). Müşavereden sonra da bir şeyi yapmağa karar verdin mi, artık ALLAH’A GÜVEN VE DAYAN. Gerçekten Allah tevekkül edenleri sever.” (Âl-i İmrân 3/159)



Resim

TÜRKÇESİ:
Allahümme salli ve sellim alâ seyyidinâ MuhaMMedin fi'l- evvelin
Ve salli ve sellim alâ seyyidinâ ve Mevlânâ MuhaMMedin fi'l-âhirîn
Ve salli ve sellim alâ seyyidinâ MuhaMMedin fi'n- nebiyyîn
Ve salli ve sellim alâ seyyidinâ MuhaMMedin fi'l-mürselîn
Ve salli ve sellim alâ seyyidinâ MuhaMMedin fi'l-meleil alâ ilâ yevmiddîn
Vefi küllü vaktin ve hîn.

MÂNÂSI:
ALLAH'ım! Geçmiş nesiller içinde Efendimiz MuhaMMed (sallallahu aleyhi ve sellem)'e salât et!
Rahmetini ihsân eyle!
Sonraki nesiller içinde Efendimiz MuhaMMed
(sallallahu aleyhi ve sellem)'e salât et!
Rahmetini ihsân eyle!
Peygamberler içinde Efendimiz MuhaMMed
(sallallahu aleyhi ve sellem)'e salât et!
Rahmetini ihsân eyle!
Resûller içinde Efendimiz MuhaMMed
(sallallahu aleyhi ve sellem)'e salât et!
Rahmetini ihsân eyle!
Hesab ve karar gününe kadar yüce toplanma yerinde
(mele'i-a'lâ içinde),
her vakit ve her zamanda
Efendimiz MuhaMMed
(sallallahu aleyhi ve sellem)'e salât-ü-selâm eyle!

(Ebu Bekir (radiyallahu anhu)’nun rivâyet ettiği, Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in buyurduğu salâvât)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 08 Mar 2013, 15:14 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Mesajlar: 8887
Konum: BURSA
Resim

ResimÖğle üzeri İçten gelen kaşıntılar artınca tende!
DALLmışım biraz Uykuya Uyuşukluk edip!

Kendimi kendi İÇinde, sAKLandığı yerde aramakla meşgulken, her yeri ÖRümcek AĞı SARmıştı!
Heryere DOLLanMIŞtı, bense DOLLaşMIŞtım!

Benimkisi sürekli sAKLambaç OYUNu oynuyordu benimle!.
---''Yapma etme KIZıM-OĞLuM İşim güçüm var. OYUN oynayacak yaşda geçti. DALLdırma beni oyuna-eğlenceye! Bak yaş kemale erdi!''
ne dediysem boşuna dinlemiyordu beni!

---''Bahane arayıp durma sen çocuk değilmisin?
NÂRı NÛRu nerden anlıyacaksın ki! ETiklerini YE önce!
Yaşın kemale ermiş olabilir, gayet normaldir.
Onca sene YAŞAdın, boşunamıydı onca YAŞAnılanlar, mühüm olan AKLın KEMÂLe ERmesi, YEdiklerini bir HAZM ET bakalım!''
demez mi?

NÛR-ye!

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 15 Mar 2013, 12:29 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Mesajlar: 8887
Konum: BURSA
Resim

Resim

ResimZEVK 3678

Nûrullah’tan NûR-u MîM’e, CeLâL-CeMâLullah CeM’i
KULluk TeVHiD İmtihanı, tERcih için DünYa YeM’i
KâiNât’ın KaLBi KÂBE, MuHABBEt MâBeDi MeDİNe!
HaCERRin HaRaMda HAZZı, İsmâil’in ZeVK ZeM-ZeM’i…


05.06.09 12:51
DeMde CeMde…
Yşl câmi..


Resim'' Allahümme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ Muhammedin
Abdike (Muhammedîyyeti) ve
Nebîyyike (Mahmudîyyeti) , ve
Rasülûke (Ahmedîyyeti) ve
Nebîyyi’l-Ümmiyi (Habibîyyeti) ve alâ âlihi, ehl-i beytihi vessahbihi ve ümmetihi... ''Resim

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 15 Mar 2013, 12:37 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Mesajlar: 8887
Konum: BURSA
Resim

Resim'' Allahümme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ Muhammedin
Abdike (Muhammedîyyeti) ve
Nebîyyike (Mahmudîyyeti) , ve
Rasülûke (Ahmedîyyeti) ve
Nebîyyi’l-Ümmiyi (Habibîyyeti) ve alâ âlihi, ehl-i beytihi vessahbihi ve ümmetihi... ''Resim

ALLAHımız Celle Celâluhu!
BİZe MuhaMMedî Gayret,
PÎRimizden Hâl-i HiMMet,
RASÛLünden ŞiFâ-yı ŞeFâat,
ZÂTından İnâyet-Hidâyet-Selâmet
İZZet-i İhsÂNınla LûTFet-CEM’ et CUMÂMIza İnşae ALLAH!..


ResimZEVK 4748

DevrÂNda ->SeyrÂN BUL-ÂNa.. ->DEM bu DEMin DEM-i CuMâ!
CevlÂNda ->HayrÂN OL-ÂNa ->“BİZ BİR-İZ”in ->CEM’-i CuMâ!
KaLB KazÂN-KaFa TASInda ->“Ve’n- NÂS”ında ->"İKRÂ!” sında
->HaBbîBuLLaH HİRÂsında.. ->HaKKikat HatEM-i ->CuMâ!..


27.01.12 10:23
…brs….cmcm


“İKRÂ!”: Kur'ân-ı Kerimin İLK âyeti
“Ve’n- NÂS”: Kur'ân-ı Kerimin HATM âyeti..

MuhaMMedî MuhaBBetlerimle..


ResimRasûlullah SALLallahu aleyhi ve SELLem’ in kâinâtı şereflendirdiği güneş gibi doğduğu gecemizde 7 kerre ikram olsun!

Essalâmü aleyke yâ imâmi’l-haremeyn!
ALLAH Teâlâ’ nın selâmı sana olsun!
Ey müşrik ve kâfirlere yasak iki mukaddes Harem olan Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere’nin İmamı!


Essalâmü aleyke yâ imâmi’l- hâfikeyn!
ALLAH Teâlâ’ nın selâmı sana olsun!
Ey iki ufkun-doğu ve batının İmamı!


Essalâmü aleyke yâ Resûli’s-sakaleyn!
ALLAH Teâlâ’ nın selâmı sana olsun!
Ey insanların ve cinlerin Resûlü!


Essalâmü aleyke yâ men fi’l-kevneyn ve şefîi men fi’d-dêrayn!
ALLAH Teâlâ’ nın selâmı sana olsun!
Ey iki âlemdekilerin dünya ve âhirette şefâatçısı!


Essalâmü aleyke yâ sâhibi’l- kıbleteyn!
ALLAH Teâlâ’ nın selâmı sana olsun!
Ey iki kıblenin sahibi!


Essalâmü aleyke yâ nûri’l-meşrikayn ve ziyâi’l-mağribeyn!
ALLAH Teâlâ’ nın selâmı sana olsun!
Ey iki doğunun nûru, iki batının ışığı!


Essalâmü aleyke yâ ceddi’s-sibtayni el Hasani vel Hüseyni!
ALLAH Teâlâ’ nın selâmı sana olsun!
Ey iki torunun Hasan ve Hüseyin’in ceddi!


Aleyke ve alâ itretike ve isretike ve evlâdike ve ahfâdike
ve ezvâcike ve efvâcike ve hulefâike ve hulesâike ve eshâbike
ve ehzâbike ve etbâike ve eşyâike
Selâmullâhi vel melâiketihi ve’n-nâsi ecmaîne ilâ yevmeddîn,
ALLAH Teâlâ’ nın, meleklerinin ve bütün insanların selâmı kıyamete kadar Sana, ehl-i beyt’ine, yolunu yürütenlere, çocuklarına, torunlarına, eşlerin annelerimize, cemâatına, halifelerine, önde giden hâlislerine, sahabelerine, fırka-yı nâciye yolunda gidenlere, onları tâkib edenlere ve seninle ilgili her şeye olsun!

Ve’l-hamdüllahi rabbi’l- âlemîn!
Hamd, âlemlerin Rabbi Allah Teâlâ’ ya mahsustur ve O’na olsun!

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 15 Mar 2013, 13:20 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Mesajlar: 8887
Konum: BURSA
Resim

İZ.. İZ.. İZ..
İZ.. İZ.. BİZ..
SİZ. BİZ. İZ..
BİZ BİR-İZ


Resim''Allahümme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ Muhammedîn abdike (Muhammedîyyeti) ve nebîyyike (Mahmudîyyeti) ve Resûlike (Ahmedîyyeti) ve Nebîyyûl-ümmîyyi (Habibîyyeti) ve alâ âlihi ves-sahbihi ve Ehl-i Beytihi ve Ümmetihi''Resim

Resim


ResimZEVK 4426

KaLB KaZaNı-nda AŞKullah!.. HEVÂ-mız KaFa TASI-nda
HiZBullahla HİZBu’ş –ŞeytÂN, AYRılır HaSlar HASI-nda
“SeBBaHâ!” SEYRinde Şu ÂN RaSûLuLLaH RUH-u HAYYat
NûR-u MîM-de BİZ BİR-İZ HaYY!.. CüMle CihÂN CUMÂ-sında..


29.04.11 11:42
çlçlmd..

Resim

أَفَرَأَيْتَ مَنِ اتَّخَذَ إِلَهَهُ هَوَاهُ وَأَضَلَّهُ اللَّهُ عَلَى عِلْمٍ وَخَتَمَ عَلَى سَمْعِهِ وَقَلْبِهِ وَجَعَلَ عَلَى بَصَرِهِ غِشَاوَةً فَمَن يَهْدِيهِ مِن بَعْدِ اللَّهِ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ
Resim---E fe reeyte menittehaze ilâhehu hevâhu ve edallehullâhu alâ ilmin ve hateme alâ sem’ihî ve kalbihî ve ceale alâ basarihî gışâveh(gışâveten), fe men yehdîhi min ba’dillâh(ba’dillâhi), e fe lâ tezekkerûn(tezekkerûne) : Şimdi sen, kendi hevasını ilah edinen ve Allah'ın bir ilim üzere kendisini saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği ve gözü üstüne bir perde çektiği kimseyi gördün mü? Artık Allah'tan sonra ona kim hidayet verecektir? Siz yine de öğüt alıp düşünmüyor musunuz?”
(Câsiye 45/23)

وَمَن يَتَوَلَّ اللّهَ وَرَسُولَهُ وَالَّذِينَ آمَنُواْ فَإِنَّ حِزْبَ اللّهِ هُمُ الْغَالِبُونَ
Resim---Ve men yetevellallâhe ve resûlehu vellezîne âmenû fe inne hızbellâhi humul gâlibûn(gâlibûne) : Kim Allah'ı, Resûlü'nü ve iman edenleri dost (veli) edinirse, hiç şüphe yok, galip gelecek olanlar, Allah'ın taraftarlarıdır.”
(Mâide 5/56)

اسْتَحْوَذَ عَلَيْهِمُ الشَّيْطَانُ فَأَنسَاهُمْ ذِكْرَ اللَّهِ أُوْلَئِكَ حِزْبُ الشَّيْطَانِ أَلَا إِنَّ حِزْبَ الشَّيْطَانِ هُمُ الْخَاسِرُونَ
Resim---İstahveze aleyhimuş şeytânu fe ensâhum zikrallâh(zikrallâhi), ulâike hizbuş şeytân(şeytâni), elâ inne hizbeşşeytâni humul hâsirûn(hâsirûne) : Şeytan onları sarıp kuşatmıştır; böylelikle onlara Allah'ın zikrini unutturmuştur. İşte onlar, şeytanın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz şeytanın fırkası, hüsrana uğrayanların ta kendileridir.”
(Mucâdele 58/19)

يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ الْمَلِكِ الْقُدُّوسِ الْعَزِيزِ الْحَكِيمِ
Resim---YUSEBBİHU lillâhi mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ardıl melikil kuddûsil azîzil hakîm(hakîmi) : Göklerde ne var, yerde ne varsa (HEPSİ) O mülk-ü melekûtun eşsiz hükümrânı, noksaanı mucib herşeyden pâk ve münezzeh, gaalib-i mutlak, yegâne hukûm ve hikmet saahibi ALLÂHI TESBÎH (VE TENZÎH) ETMEKDEDİR.”
(Cuma 62/1)

Yusebbihu: tesbih eder.
Sebbaha: yüzmek..
Yerdeki göklerdeki ZeRReler yani ATOMlar;
NeşRlerinden HaŞRlerine kadar döndüler, dönmekteler ve dönecekler.
Bu SeBBaHa yüzüş RAKSı hep sürecek her AN yeniden Yaratılara ŞE'ENULLAHta..
Ve ne zamAN AKILlarımız DEVR-ÂNı Anlarsa ve DEVRe İştirak ederse Yusebbuhu Zikr-i Dâmindeyiz inşae ALLAH..

Resim

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 16 Mar 2013, 16:22 
Çevrimiçi
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11521
Resim

SEVmeyenler DiLHÛN GEÇti
SEVenler hep MEMNÛN GEÇti
BUrası -> BUrsa i h v  N i
Nice Ley - MECNÛN GEÇti!..


ZEVK 5321

Her YER her ZamAN her HÂLde -> herKESin KENDİ>kendinDE!
OLsun! OLmasın!” -> OL-AN da >Dünyada-ÂHrette-DİN-de!
SÖZ-ünde DUR!” sa i h v  N i!.. -> BUrası BUrsa i h v  N i!
-> LeyLÂ CANında -> CUMÂmız -> MECNÛN DeDe MESCİDİnde!..


15.03.13 13:13
brsbrs..mcnnddmscdnde..


DiLHÛN: f. Kalbi yaralı, yüreği kanlı. Mükedder, mağmum, gamlı..


Mecnûnmuş LeyLÂymış SEVdÂ
mEĞER ki MevLÂYmış SEVdÂ..
mış.. mış.. miş..


Mecnûn Dede, o zamanlar gürülgürül akan Pınarbaşı Deresinin kenarındaki bahçesinde meyveleri sebzeleri ile uğraşan, bir eşeğinden başkası kimsesi olmayan, halktan uzak garib bir hayat yaşayan gizemli bir DeDe-dir.
Kimliği bilinmez, saça-sakala bürünmüş âleme deli
(MecNÛN) görünmüş, pejmurde-perişan ve çoluk çocuğun ürktüğü garib bir DeDe.. Amma sessiz, sedasız, zararsız ve kurda-guşa hizmetçi..

Sultan II. Murad
(Koca Murad) döneminde Sekbanbaşı ve Çakırcıbaşı görevlerinden sonra Fatih Sultan Mehmed döneminde Subaşılık görevlerinde de bulunan çok zeki ve mistik meşrebli Çakır Ağa Bursa’da Subaşı..
Abdullah Ağanın oğlu olarak Bursa da doğan Çakır Ağa, Bursa’nın ilk subaşısıdır. İstanbul da 4, Bursa da 1, Edirne de 1 cami, 1 okul, 1 tekke yaptırmıştır.

Çakır Ağa, şimdiki Tahtakale ve Hanlar Bölgesi arasında bulunan Çakırağa Hamamı’nı yaptırmak için hayrat yer aramakta.. Hoşuna giden yer ise, Mecnûn Dedenin bahçesi..
Görüşür, konuşur ikna edemez..
ekmek teknem olmaz, bahçam olmazsa eşşeğim ne olcak! der.
Çakır Ağa:
“Baba sen de eşeğinle dağdan odun taşırsın!” deyince,
ben yaş dala balta vuramam, amma kuru odunu da 1 eşşek yükü 1 altına veririm! der.. Anlaşırlar.. yıllar geçmekte altınlar Çakır Ağada emniyette..

Her sabah Keşiş Dağına giden Mecnûn Dede gece karanlığında kupkuru odunları hamama yıkar, evciğine geçer, eşeği yemler ve seherle yine yollarda..
Amma eşek de, Mecnûn Dede de yaşlanmış.. odunlar gittikçe azalmakta..
Çakır Ağa takılmış Dedeye:
“Mecnûn Dedem gayri bırak bu işi keyfine bak, eşeğiyin de işi bitmiş artık!” der.
Mecnûn Dede: “Ulan Çakır! Gündüz hayalimde gece düşümde alnımı değecek kadar bir mescid parası biriktireyim dedim şu altınlar al say yeter mi!” der ve sakladıklarını da verir..
Çakır Ağa güler:
“Dedem bunlarla cami mi olur Allah Aşkına!” der..
Gayrete gelen
Mecnûn Dede:
İki katı odun getiririm amma 2 katı altına! der.. gece hamamda odunu getirince görüşmeye anlaşırlar..

Binbir düşünceyle ite-kaka götürdüğü ve dil döktüğü, yılların canyoldaşı eşeğinin takati kesilir ve bir yerden sonra çakılır kalır.. Mecnûn Dede yukarılardan kuru odunları şelek yapar, sırtlar getirim eşşek de dinlenir diye otlu yere bağlar dalar gider ormana..
Sırtında iki eşşek yükü odunla kanter içinde döndüğünde ne görsün, dev gibi bir ayı, 2 yavrusuyla beraber eşşeği parçalamışlar yarısı yok, yemişler!..
Şeleğini atan
Mecnûn Dede:
eyy AYI, mübarek hayvan!. Eşeğimi yedin de ben ne edeyim şimdi, sözüm yerde, mescidim hayalda kaldı! deyince ayı eşeğin semerini sarmalamış, sırtlamış odunu yüklenmiş..
Önde Mecnûn Dede arkada AYIsı Hamama inmişler.. Ayıyı öpmüş salmış dağlara..
Kapı arasından izleyen gönlü açık Çakır Ağa hayrette kalmış..
Odun her zamankinin 3 katı kadar.. Çıkıp tebrik edecek HiMMet dileyecekken dışarıda Mecnûn Dedenin Kalb telefonu alarm vermiş
SIRRIN FÂŞ OLdu Mecnûn! deyü.. her zaman abdestli olan Mecnûn Dede bir şehâdet çekmiş ki derinden gökler inlemiş gürlemesinden.. döne döne havada can vermiş.. mezarı Mecnûn Dede Mescidi haziresinde, baş-son taşı sadece SİLindir-taştır -> TAŞtan BAŞtan ANLAyana..

Mecnûn Dedenin HİMMetiyle gönlü yücelen Çakır Ağa’nın sabah ilk işi, Mecnûn Dede Mescidinin temelini atmak olur.. ve göz yaşıyla MecNÛN DeDE Mescidinin bitişiğine defneder..

Eğer bir gün BUrası BUrsa'ya YoLunuz düşer de Çakır Ağa Hamamına uğrarsanız, hamamdaki HâLvet Odalarından birisinde Mecnun Dedeye ait
Evliyâ Kurnasından başınıza çokça sıcak SU lar DÖKün ki -> AKLınız DiRiden DiRiye AŞKuLLAH-ı iyi ANLAsın inşae ALLAH!..

Yolunuz düşer de siz de bencileyin ALNınızı LeyLÂsı MevLÂsı olan Mecnûn Dedemin Mescidinde bir cUMM’a cEMM!. EYyl-ER-SENiz: AŞK OLsun KıtMÎRim! deyin Mecnûn Dedeme de bendenİZe de Rahmetler OKuyun inşae ALLAHu Teâlâ!..

Subaşı: Timarlı sipâhînin mühim vilâyet merkezlerindeki kumandanlarına subaşı denilirdi. Bunlar vilâyet merkezlerinde bulunup hem o mıntıkaların emniyet ve âsâyişiyle meşgûl olurlar ve hem de muhârebe zamanında kazâ, nâhiye ve köylerdeki timarlı sipâhîye kumanda ederlerdi. Osmanlı Devletinin kuruluşunda subaşılık kâdılıktan sonra gelen bir makamdı. Osman Gâzi, Karahisar’ı fethettikten sonra kardeşi Gündüz Beyi subaşı olarak atayarak, şehrin îmârıyla vazîfelendirmişti.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 21 Mar 2013, 22:32 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Mesajlar: 8887
Konum: BURSA
ResimZEVK 3726

ALLAH İÇin Lâzım – Lâyık!. KervÂN KItmiRi KURB-ÂN lık!
RASÛLULLAH RavZasında KuL OL-ÂN a SıRR SULT-ÂN lık!
SaDaKatla – SaMiMiyyet – SaBıR – SeLâM-Et, SALL-AT ta!
MâSiVânın NûR-u MîM de, CuMâ CeMi TeK-BiR ÂN lık!..


26.06.09 12:16
Cem’ cANda..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 22 Mar 2013, 18:40 
Çevrimiçi
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11521
Resim
fenarininSELvisi..

-> 6 ASIRlık -> Koca SELvi!.
Kuru Gövde Dal Püskürmüş
YAŞlı
- YORgun >Benim giBi
Neleri YAŞAmış
-> Görmüş!..

Resim

ZEVK 5331

gurBet >hasRet >çiLe çöLü.. KerBeLÂ KÂRimde CUMÂ!
perişan-pejmürde-gariB.. doSt DE ki-> YÂRimde CUMÂ!
-> kuŞların ŞeÂN ŞarKısı.. -> BULutların gÖZ yaŞıyla
-> sEPetçi BaBa BÂzarı… -> MoLLa FENÂRîmde >CUMÂ!..


22.03.13 12:23
brsbrs..mollfnrcmsii..


not: Molla Fenari Câmisi, sEPetçi BaBanın secdeGÂhı idi. ufacık evciği hemen yanındadır.. Cuma Çıkışı Hacı Ramazan Efendi: “kimsiniz?” deyince.. “Hiçç.. Sepetçi Babaya gelirdim buralara da, Molla Fenari Câmisinde CUMA edeyim diye çekti içim!” dedim.. bir ahh çekti “Beyim benim komşumdu Sepetçi DeDe, cenazesine birileri geldi de, yanımda Medineye telefon açtı: “sEPetçi BaBa GÖÇtü Dua edelim!” dedi..” dedi..de…

zamAN ALgısı >insAN AKLının İŞi..
VAKTın YARatılması >HAKK’ın teCELLÎsi…


kul ihvÂNi

Resim
baŞ taŞında"muLLa feNari hazretleri"YAZmakta..

Molla Şemsüddin-i Fenari:

(d. y. 1350, Maveraünnehir - ö. 1430, Bursa)


Din alimi, bilim adamı, müderrris, Osmanlı Devletinin İLK şeyhülislamı/ müftüsü.
Molla Şemsüddin-i Fenari yaklaşık 1350 yıllarında Maveraunnehir'de doğmuş ve Anadolu'ya göçetmiştir.

Osmanlı Devletinin ilk şeyhülislâmı ve büyük velî. İsmi Muhammed olup, babasınınki Hamza'dır. Nisbeleri Rûmî ve Fenârî, lakabı Şemsüddîn'dir. 1350 (H.751) senesinde Maveraunnehir'de Fener köyünde doğdu. Bu köyde doğması veya babasının fenercilik sanatıyla meşgûliyetinden dolayı
"Fenârî" nisbetiyle meşhur oldu.

Babası Muhammed Hamza, zamânının büyük velîlerindendi. Molla Fenârî küçük yaşta babasından tasavvuf yolunu öğrenmeye başladı. Mevlânâ Alâüddîn Esved, Şeyh Cemâleddîn Aksarâyî, Şeyh Hamîdüddîn-i Kayserî'den ve zamânında bulunan diğer birçok büyük âlimden ders okudu. İlim tahsîli için Mısır'a gidip, orada bulunan meşhûr Hanefî fıkıh âlimi Kemâleddîn-i Bâbertî'den ilim öğrendi.

Molla Fenârî, İskender Târihi'ni nazm eden meşhur şâir Ahmedî ve tıpta Şifâ kitabının sâhibi tabîb Hacı Paşa ile birlikte, Mısır'da Ekmeleddîn-i Bâbertî'nin huzûrunda ders arkadaşı idiler. Bir gün bir velîyi ziyârete gitmişlerdi. Bu zât, onlara bakıp, Mevlânâ Ahmedî'ye;
"Sen, vaktini şiirde harcarsın." Hacı Paşaya; "Sen ömrünü tıpta harcarsın.", Molla Fenârî'ye ise; "Sen de, din ve dünyâ reisliğini, ilim ve takvâyı birlikte bulundurursun." buyurdu. Gerçekten de, bu zâtın buyurduğu gibi oldu. Din ilimleri yanında fizik, matematik ve astronomi de öğrenen Molla Fenârî, tasavvufta yüksek derecelere kavuştu. İlim tahsîlini tamamladıktan sonra Anadolu'ya dönerek Bursa'ya yerleşti ve talebe yetiştirmeye başladı.

Molla Fenârî, bir ara Bursa'daki hizmetlerini bırakıp Konya'ya gitmişti. Karaman Beyi ona çok iltifat ve ihsânlarda bulundu. Ders okutması için ricâda bulundu. Orada da ders verip talebe yetiştirdi. Burada, Yâkub-i Asfâr ve Yâkûb-i Esved gibi zâtlar ondan istifâde edip, ilimde yüksek dereceye ulaştılar. Molla Fenârî, bu iki talebesiyle dâimâ iftihâr ederdi. Karaman Beyinin kızı Gül Hâtun ile evlenerek, iki oğlu, iki kızı oldu. Sonra Osmanlı Sultânının dâveti üzerine tekrar Bursa'ya geldi. Eski hizmetlerine devâm etti. İki oğlu da, kendisi gibi âlim olarak yetişti. Onlar da Bursa'da kâdılık yapmışlardır.

Molla Fenârî, uzun zaman Bursa'da kalan ve Somuncu Baba diye tanınan Hâmid-i Aksarâyî'den de ilim ve feyz aldı. Büyük bir velî ve yüksek âlimlerden olan Somuncu Baba, önceleri Bursa'da yaptırdığı fırında pişirdiği ekmekleri satarak geçinirdi. O sırada Molla Fenârî de Bursa'da kadılık yapıyordu.Somuncu Baba'nın ilimdeki ve velîlikteki üstünlüğünü bilenlerdendi. Sultan Yıldırım Bâyezîd, Niğbolu zaferinden sonra Bursa'da Ulu Câmiyi inşâ ettirmeye başlamıştı. İnşâat sırasında, câmide çalışan işçilerin ekmek ihtiyâcını Somuncu Baba karşılamıştı. Câminin inşâsı bittiğinde, açılış günü Cumâ hutbesini okumak üzere Pâdişâhın dâmâdı büyük âlim ve velî Seyyid Emîr Sultan hazretlerine vazife verilmişti. O gün orada, Molla Fenârî ile berâber büyük bir âlim topluluğu da vardı. Tam Cumâ vakti gelince, Emîr Sultan Hazretleri:
"Sultânım, zamânımızın büyüğü burada bulunurken, bizim hutbe okumamız edebe uygun değildir. Bu câmii şerîfin açılış hutbesini okumaya lâyık zât, şu kimsedir!" diyerek Somuncu Baba'yı işâret etti. Şöhretten son derece sakınan bu büyük velî, Pâdişâhın emri üzerine mimbere doğru yürüdü. Emîr Sultân'ın yanına gelince: "Ey Emîr'im! Niçin böyle yapıp, benim hâlimi ele verdiniz?" dedi. Emîr Sultan da: "Sizden daha üstün bir kimse göremediğim için böyle yaptım" cevâbını verdi. Cemâat hayret içinde kalmıştı. Somuncu Baba'nın okuyacağı hutbeyi merakla beklemeye başladılar. Mimbere çıkan Somuncu Baba, öyle güzel bir hutbe îrâd buyurdu ki, o zamana kadar cemâat böyle bir hutbeyi hiç kimseden dinlememişti. Hutbede: "Ulemâdan bâzısının, Fâtiha-i şerîfenin tefsîrinde müşkilâtı bulunmaktadır. Onun için, bugünkü hutbemizde bu sûrenin tefsîrini yapalım." buyurdu. Fâtiha sûresinin 7 türlü tefsîrini yaptı. Bu konuda nice hikmetli sözler beyân eyledi. Herkes hayret içinde kaldı. Bursa'da onun büyüklüğünü anlamayan kalmamıştı. Başta kâdı Molla Fenârî: "Somuncu Baba, önce bizim bu sûrenin tefsîrindeki müşkilimizi halletti. O, bunun büyük bir kerâmetiydi. Çünkü, Fâtiha'nın birinci tefsîrini bütün cemâat anlamıştı. İkinci tefsîrini, cemâatin bir kısmı anladı. Üçüncüsünü anlayanlar çok azdı. Dördüncü ve sonraki tefsîrlerini, içimizde anlıyan yok gibiydi." demekten kendini alamamıştı.

Namazdan sonra hemen evine giden Somuncu Baba'yı ilk ziyâret eden Molla Fenârî oldu. Bu ziyâret sırasında ona:
"Efendim, bu günlerde Fâtiha sûresinin tefsîrini yapmak istiyordum. Fakat anlıyamadığım bâzı yerleri vardı. Bu hutbeniz ile, anlıyamadığım yerleri açıklamış oldunuz. Medresede, hizmetlerimizin karşılığında kazandığımız beş bin akçe paramız vardır. Helâl olmasında hiç şüpheniz olmasın. Kabûl buyurursanız, bunu size hediye etmek ve ayrıca sizin talebeniz olmakla şereflenmek istiyorum." deyince, Somuncu Baba ona teveccüh edip duâ eyledi. Molla Fenârî, çok feyz ve mârifetlere kavuştu. Yazdığı tefsîrlerinde bu ince mârifetleri beyân eyledi. Bir cild büyüklüğündeki Fâtiha Tefsîri, bu ince bilgilerle doludur.

Bu hâdiseden sonra büyüklüğü herkes tarafından anlaşılan Somuncu Baba:
"Sırrımız ifşâ oldu. Herkes bizi tanıdı." diyerek Bursa'dan ayrılmak istedi. Bir sabah erkenden, Gaves Paşa Medresesinden birkaç talebeyi yanına alarak yola çıktı. Somuncu Baba'nın Bursa'yı terk etmekte olduğunu haber alan Molla Fenârî, koşarak bir çınarın yanında arkasından yetişti. Gitmeyip, Bursa'da kalması için çok yalvardı, ricâlarda bulundu. Fakat, kabûl ettiremedi. Sonunda Bursalılara duâ etmesini taleb etti. Bu çınarın yanında Bursa'ya dönerek, feyizli ve bereketli bir şehir olması ve yeşil olarak kalması için duâ etti. Birbirine vedâ ederek ayrıldılar. "Duâ Çınarı" denilen bu ağaç, Bursa'nın Ankara yolu çıkışındadır.

1419 (H.822) yılında, ilk defâ Hicaz'a gidip hac yaptı. Hacdan dönerken, Mısır Sultânı Melik Müeyyid, Mısır'da kalarak ders vermesini ricâ etti. Bir müddet kalıp, ders okuttu. Birçok ulemâ ve evliyâ ile sohbet etmiş ve çeşitli meseleleri muhâsebe ve müzâkere etmişlerdir. Bu yolculuğu esnâsında Kudüs-i şerîfi de ziyâret etmişti. Çelebi Sultan Mehmed Hân dâvet edince, Bursa'ya geldi. Bu haccında Medîne-i münevverede iken, orada vefât eden büyük velî Şâh-ı Nakşibend'in halîfesi Muhammed Pârisâ'nın cenâze namazında bulundu.

1424 (H.828) yılında Sultan İkinci Murâd Hân, onu ilk şeyhülislâm olarak tâyin etti. Bu vazifeyi, adâlet ve hak üzere 6 sene yaptı. Devletin mühim işlerinde, sultanlar ve devlet adamları kendisiyle istişâre ederek, ilminden ve isâbetli görüşlerinden istifâde etmişlerdi. Ders okutması yanında, fetvâ işlerini ve Bursa kadılığını da yürüten Molla Fenârî, bir mahkeme esnâsında, sultan Yıldırım Bâyezîd Hânın şâhidliğini dahî kabûl etmemiştir. Şöyle ki: Mahkemede dâvâ konusu olan bir hâdisenin şâhidi olarak pâdişâhın da dinlenmesi îcâbetmişti. Kâdı Molla Fenârî, huzûrunda duruşmaya çıkan Pâdişâhın şehâdetini, İslâmiyetin aradığı şâhidlik şartlarından biri kendisinde bulunmadığı için red etmişti. O da, namazlarda Pâdişâhın cemâatte görülmemesiydi. Çünkü dînimizde, cemâat ile namaz kılmayı terk edenin mahkemedeki şâhidliği makbûl değildir. Bunun üzerine Yıldırım Bâyezîd Han hemen oturduğu sarayın yanına bir câmi inşâ ettirerek, beş vakit namazı, cemâati hiç terk etmeden kılmağa başladı.

Bursa'da müderrislik ve kâdılık yapan Molla Fenârî, kazzazlık (ipekçilik) yaparak da nafakasını temin etmeye çalıştı ve kazandığı paralar ile çok hayrât ve hasenâtta bulundu. Kale'de, Manastır mahallesinde ve Debbâglar semtinde olan mescidler ile, Pınarbaşı'ndaki Dâr-ül-hadîs, onun yaptırdığı eserlerdendir. Kudüs'te de bir medreseyi satın alıp, masraflarını, Anadolu'da yaptığı vakıfların gelirinden karşılamıştır. Vefâtında, çok para ve on binden çok kitap bıraktı.

1431 (H.834) senesi Receb ayında Bursa'da vefât etti. Kabri, Bursa'da Keşîş Dağı eteğinde, Maksem adı verilen semtte yaptırdığı mescidin yanındadır ve ziyâret edilmektedir. Kabri, Bursa'nın en yüksek semtinde bulunmaktadır. Câminin yanında bir de medresesi vardır. Ayrıca birçok hayır işleri de gerçekleştirmişti.

Molla Fenârî, Tasavvufta Zeyniyye tarîkatına mensûb idi. İpekçilikten çok iyi anladığından, kendisine yetecek kadar parayı sağlamak için bu işle uğraşır ve yiyeceği, giyeceği için lâzım olan parayı kendi emeği ile kazanırdı. Süslü elbiselerle dolaşmaktan hiç hoşlanmazdı. Gâyet mütevâzî giyinir, başında bir dolama ile dolaşırdı. Böyle giyinmesinin sebebini soranlara;
"Elimin kazancı, daha fazlasına yetmiyor." cevâbını verirdi.

Şeyh Zeynüddîn-i Hâfî hazretlerinin en büyük halîfesi Şeyh Abdüllatîf-i Makdisî, Anadolu'yu şereflendirdiğinde, Molla Fenârî onun gelişini parlak bir manzûme ve güzel bir şiirle kutlamıştı. Zeynüddîn-i Hâfî de, aynı bahr ve vezinde bir karşılık söyleyerek, pekçok övücü sözler yazmış ve Molla Fenârî'ye göndermişti.


Eserleri çok kıymetlidir. Başlıcaları şunlardır:
1) Ayn-ül-A'yân: Fâtiha sûresinin tefsîridir.
2) Füsûl-ül-Bedâyi' fî Usûl-iş-Şerâyi',
3) Îsâgûcî Şerhi: Mantık ilmine dâir, bir günde yazdığı çok kıymetli şerhtir. Îsâgûcî'ye yaptığı bu şerhi, mantık ilmini çok güzel açıklamaktadır. Buna, bir gün sabahleyin başlamış, güneş batarken bitirmiştir. Bu mantık kitabı, medreselerde uzun zaman ders kitabı olarak okutulmuştur. 1886 (H.1304) yılında İstanbul'da basılmıştır.
4) Enmûzecü'l-Ulûm: Yüze yakın ilme âit meseleyi ihtivâ eden ansiklopedik bir eserdir. Bu eser, oğlu Muhammed Şâh tarafından şerh olunmuştur.
5) Ferâiz-i Sirâciyye Şerhi,
6) Şerh-i Mevâkıb üzerine Ta'likât,
7) Esâs-üt-Tasrîf,
8) Esmâ'il-Fünûn,
9) Es'ile,
10) Risâletü Ricâl-il-Gayb,
11) Risâletün fî Menâkıb-iş-Şeyh Behâüddîn-i Nakşibendî,
12) Şerhu Usûl-il-Pezdevî,
13) Şerhu Telhîs-il-câmi' el-Kebîr: Fıkıh ilmine dâirdir.
14) Şerhu Telhîs-il-Miftâh: Me'ânî ilmine dâirdir.
15) Şerh-ur-Risâlet-il-Esîriyye fil-Mîzân,
16) Şerhu Fevâid-il-Gıyâsiyye: Me'ânî ve beyân ilimlerine dâirdir.
17) Şerhu Mukatta'ât.
18) Şerh-ul-Mevâkıb: Kelâm ilmine dâir bir eserdir.
19) Hâşiyetün alâ Şerh-ış-Şemsiyye: Seyyîd Şerîf Cürcânî'nin eserine yaptığı kıymetli bir hâşiyedir.
20) Hâşiyetün alâ Dav'ıl-Miftâh,
21) Şerh-ul-Misbâh: Nahiv ilmine dâirdir.
22) Hâşiyetün alâ Şerhây-is-Seyyid ves-Sa'd lil-Miftâh,
23) Uveysât-ül-Efkâr fî İhtiyâri ülil-Ebsâr: Aklî ilimlere dâir yazdığı bir eser olup, fen ilimlerinde zor problemlerin çözüm şekillerine karşı îtirâzları inceler.
24) Misbâh-ul-Uns, Beyn-el-Ma'kûl vel-Meşhûd fî Şerh-i Miftâh-i Gayb-il-Cem'i vel-Vücûd: Sadruddîn-i Konevî'nin Miftâh-ul-Gayb adındaki eserinin şerhidir.
25) Mukaddimet-üs-Salât.

Bunlardan başka birçok metinlere, şerh ve hâşiyeleri ve tâlikâtı var ise de, tedrîs, kâdılık ve müftîlik işleriyle meşgûliyeti, eserlerinin çoğunu temize çekmeye müsâade etmeyip, müsvedde hâlinde kalmıştır.

NAMAZINI BEN KILDIRAYIM

Büyük İslâm âlimi Mevlânâ Şemseddîn Fenârî'nin ömrünün sonlarına doğru gözlerine perde geldi. Göremez oldu. Sultanın vezîri olan Hacı İvâz Paşa bir konuda Molla Fenârî'ye kızmıştı. Gözleri görmez olunca, laf olsun diye; "Dilerim ki, o âmâ ihtiyârın namazını ben kıldırayım." demişti. Bu söz Molla Fenârî'nin kulağına ulaşınca; "Ol kimse câhildir. Cenâze namazını kıldırmayı beceremez. Cenâb-ı Hakk'ın kapısından ümîdim şudur ki, bana hemen şifâ buyurup, onu âmâ eyleye ve ben onun namazını edâ edeyim." dedi. Bir süre sonra, bir gece rüyâsında Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem efendimiz; "Tâhâ sûresini tefsîr eyle!" diye buyurdukta; "Yüksek huzûrunuzda, Kur'ân-ı kerîmi tefsîr etmeye gücüm olmadığı gibi, gözlerim de görmüyor." demişti. Peygamberlerin tabîbi olan Resûlullah efendimiz mübârek hırkasından bir parça pamuk çıkarıp, mübârek tükrüğü ile ıslattıktan sonra gözleri üzerine koydu. Molla Fenârî uyanıp, pamuğu gözlerinin üstünde buldu, kaldırınca, görmeye başladı. Allahü teâlâya hamd ve şükretti. Pamuk ipliklerini saklayıp, öldüğü zaman gözleri üzerine konmasını vasiyet etti.Tam bu günlerde, vezîrin gözleri görmez oldu. Vezir bir süre sonra vefât etti ve cenâze namazını Molla Fenârî kıldırdı. Gözlerinin açılmasının bir şükrânesi olarak, 1429 (H.833) senesinde Şam yolu ile ikinci defâ hacca gitti. Bu esnâda Mısır'a ve Kudüs-i şerîfe de uğradı. Bir çok âlim ile sohbet edip onlardan istifâde etti.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 07 Nis 2013, 10:21 
Çevrimiçi
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11521
pehlivan yazdı:
Namaza Zuhurat Baba camisine gittik. Cumadan erken çıkanlar kapıya doğru giderken bizim ileri doğru gidişimiz hoşumuza gitti Allah affetsin.
Namaza durduk Dedik "Allahım ne güzel evin var" (tabi normal sureleri okurken içimden geçti)Sonra aklıma geldi benim evsiz oluşum.Yani şimdi Bir ev istiyormuş gibi olduk sanki haşa "Bak senin evin var çok güzel, benim yok " der gibi Üzüldüm bu anlama gelebileceğini düşünmeden dedim. Sonra dedim bunu bana Allah söyletti Sonra duygulandım Allah bunu bana neden söyletti ... Hemen Hamde sarıldım. Zaten "Subhane rabbiyel ala ve bi hamdih" diyoruzya Zaten hamd oradaydı, bizimleydi hemen sarıldık.
Akşam da yatarken yastığa başımı koydum hamd ettim . Doğru yolda olmak demek Her durumda hamd edebilmeyi gerektiri.
Doğru yolu düşündüm işte böyle başımıza gelen her durumda aynı hamd'ı diyebilmeliyiz. Bunu başarmak doğru yolda olmaktır diye düşündük.
Şimdi bize Türkistan Dervişi bahadır böyle nasihat vermişti ;" Eğri büğrü yürüme dosdoğru ol" demişti. Adaşım Türkistanlı Bahadır derviş Böyle nasihat etmişti.
Allah cümlemize Namazı dosdoğru kılmayı nasib eylesin.


Yüreğine seLÂM-et pehlivÂNımız

**

Resim

HaKK AYNası MîM MirÂTı
HiRÂ
-da >“İkRÂ!” KIRaÂTı
BiNBiR ÇiÇekte
BİZ BİR-iZ!
-> FethULAAHın >ZuHuRÂTı

ZEVK 5347

TÛr-i SîNe -> YürEKlerde.. -> ELeSTin SûR-u mUuhteşem!
meLÂMetin mAHhŞERinde >MuhaMMed NûR-u mUuhteşem!
cÂNlar CENgin CEMi >CUMa.. -> AKILLı->DELi ->BAKırkÖY!..
ZuHUrÂT BaBa BazaRı!.. -> HAMD in ZuHÛR-u mUuhteşem!..


06.04.13 13:59
brsbrs..tk..trstkkm…


***

Zuhurat BaBa
kaddesallahu sırrahu

Zuhurat BaBa Câmisi, ZuhuratBaBa Mahhallesindedir.
İstanbul'un Bakırköy ilçesinde bir mahallede, Bahçelievler ilçesi ile komşudur.
İsmini içerisinde türbesi bulunan Zuhurat Baba'dan almıştır. Bakırköy merkezinin batısında Ataköy-Bahçelievler sınırında yer almaktadır. Ayrıca, Town Center Alışveriş Merkezi de bu mahallenin sınırları içerisinde bulunmaktadır. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi bu semttedir.
Zuhurat Baba, İstanbul Bakırköy'de bugün Zuhuratbaba olarak anılan semtte türbesi mevcut bulunan veliyullahtır.

Fatih Sultan Mehmet Han'ın İstanbul'u Fethi esnasında Bizanslılar bütün su kuyularını zehirleyince, savaşın en yoğun şiddette yaşandığı anlarda Osmanlı ordusu su ihtiyacını karşılayamayıp, susuzluk sorunuyla karşılaşır. Su sıkıntısının artmaya başladığı anda sırtında su kırbası, elinde su tasları ile ak sakallı, nur yüzlü bir kişi ortaya çıkar. Bu kişiye askerler "aniden beliren" anlamında "Zuhurat Baba" diye seslenirler.
Sırtındaki tek su kırbası ile koskoca ordunun susuzluğunu gideren bu mübarek zatın savaş sonunda şehid olduğunu, kanlar içindeki ak sakalı ile yerde yattığını ve su kırbasından sanki bir pınar gibi sürekli su aktığını görünce bu kişinin bir Allah Dostu olup, Müslüman Türk ordusuna Allah tarafından gönderildiğini anlarlar ve olduğu yere gömerler.

Sarıyer'de "Telli Baba", Kartal'da "Gözcü Baba" ve Bakırköy'de bulunan "Zuhurat Baba" İstanbul'un manevi fatihlerindendir.
Türbesi Bakırköy'de bulunan Zuhurat Baba, özellikle Cuma günü büyük ziyaretçi akınına uğrar.
İstanbul, fethedilmeden önce Türkler tarafından gözaltında tutuluyordu. Kartal'da Kartal Baba, Göztepe'de Gözcü Baba, Boğaz'da Telli Baba ve Topkapı'yı da Zuhurat Baba ve arkadaşları koruyordu.
İstanbul'un fethi sırasında Bizanslılar kuyuları zehirlediklerinden Fatih Sultan Mehmed'in ordusunun sağ kanadında, susuzluk baş gösterdi.
Bir de baktılar ki bir asker boynunda kırba, elinde tas! "Allah! Allah!" nidaları ile savaşan erlere bUZ gibi soğuk su dağıtıyor.
Bu asker kılıklı ZÂT, Zuhurat Baba'dır ve İstanbul fethedilene kadar Osmanlı'ya su dağıtır.
İstanbul’un fethi günü savaşırak ve şehid olur.
Yol arkadaşları onu, dağıttığı suyun kaynağı olan yere gömerler.
Uzun YILLar akan Zuhurat BaBa Pınarı neden kurudu acaba?..


NoT: kendisini basit bir DERvİŞ gibi gören bir yeni yetme Komutana İçerlemiş de mübârek: “Evlâd gelde şu Sırtımdaki Su Tulumunun Ağzından bir bak ne Görecek KÖR gÖZlerin! demiş. Miş.. mişş..
Dalga geçerek eğilen müLÂZIM: “DERyâ! DERyÂaa!” diye haykırmış.. mış..
ERENler DERyâ.. DER yaa pehlivÂNcan!.

ALLAH celle celâluhu SıRRlarını mukaddes ve mübarek kılsın!..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 11 Nis 2013, 22:48 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Mesajlar: 8887
Konum: BURSA
sıRR-ı sıfır sAÇana haYY!
AŞK kapısın AÇana haYY!
->hoŞ KALasın kanlı kafes
iLLiYYîne ->UÇana haYY!..


ResimZEVK 4814

COŞkun ÇAĞlar haYYat SELi!. ZEMin ZEM’inde CuMâmız!
MuhaMMedî MeŞK Mi’raCı!.. DEMler DEM’inde CuMâmız!
beni ->bana ->BEN” gösteren ->AKLımın çatal ÇİLEsi!
AYNamızı ->CAM EYYlesin!.. CİM-ler CEM’inde CuMâmız!..


24.02.12 10:38
brsbrs.. cndccntcms…

ZEMin: Yer yüzü, mekÂN.
ZEM: Dur!.
CiM-ler: Can-Cisim-Cihan..
CEM': Farklı şeyleri bir yere getirmek mânasına mastar.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 13 Nis 2013, 08:38 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Mesajlar: 8887
Konum: BURSA
ResimZEVK 5067

Yeşil Türbe Tepesinde…CuMâ ezanını ->DİNLE!
Arzu’s- semâvâtu’s- seba’.. SıRR-ı SîNsin sen de İNLE!
Allahumme ente’s- SeLÂmu ve minkes’s- SeLÂm-> şeÂN..
seBBaha raKSında sistem.. şu ÂN ->“BİZ BİR-İZ” ->SEN-inle!..



24.08.12.. 21:13..
brsbrs.yşlcamii..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 19 Nis 2013, 07:39 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 15 Mar 2008, 02:00
Mesajlar: 609
Konum: Kalb Dağı
ResimResim

cİSiM CEM’in caNlı CİM-i
cAN Evi-nin cANı MîM-i
“SeBBaHA!” RaKSında NeFiS
ARA-makta: “KİM-de KİM??”-i…

CUMAmız İLK cANda CEMM’ Olsun!
MîM-deki MîM-de DeMM OlsuN!
“KîM?-deki KîM?” de HeMM OlsuN!


MîMM MuhaBBetle…



ResimZEVK 4492Resim

ÇAĞlayıp COŞuyor İnsan! TEK DAMLAnın BAHR-ında HaYY!
BâKi SANır FâNidir DosT!.. El KaHHaRın KAHR-ında HaYY!
Es SeLâM HaKK!. RaSûLuLLaH!.. BİZ BİR-İZ ElHaMDuLiLLaH!
caN CUMA-mız CüMLe CEM’-İZ!.. ÂDeM (as) BaBa ZAHR-ında HaYY!..


27.05.11 11:11
ayazağa-istanbul

TEK DAMLAnın BAHR-ında HaYY!:

BaHR: (C.: Bihâr - Ebhâr - Ebhur - Buhur) Deniz. Âlim. Çok bilen. Ârif-Âşık.

وَاللَّهُ خَلَقَ كُلَّ دَابَّةٍ مِن مَّاء فَمِنْهُم مَّن يَمْشِي عَلَى بَطْنِهِ وَمِنْهُم مَّن يَمْشِي عَلَى رِجْلَيْنِ وَمِنْهُم مَّن يَمْشِي عَلَى أَرْبَعٍ يَخْلُقُ اللَّهُ مَا يَشَاء إِنَّ اللَّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Resim---Vallâhu halaka kulle dâbbetin min MÂİN, fe minhum men yemşî alâ batnih (batnihi) ve minhum men yemşî alâ ricleyn (ricleyni) ve minhum men yemşî alâ erba’ (erbain), yahlukullâhu mâ yeşâu, innellâhe alâ kulli şey’in kadîr (kadîrun) : Allah, her canlıyı SU-dan yarattı. İşte bunlardan kimi karnı üzerinde yürümekte, kimi iki ayağı üzerinde yürümekte, kimi de dört (ayağı) üzerinde yürümektedir. Allah, dilediğini yaratır. Hiç şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir.
(Nûr 24/45)

BâKi SANır FâNidir DosT!..:

وَلَا تَدْعُ مَعَ اللَّهِ إِلَهًا آخَرَ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ كُلُّ شَيْءٍ هَالِكٌ إِلَّا وَجْهَهُ لَهُ الْحُكْمُ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
Resim---Ve lâ ted’u meallâhi ilâhen âhar (âhara), lâ ilâhe illâ hû (hûve), kullu şey’in hâlikun illâ vecheh (vechehu), lehul hukmu ve ileyhi turceûn (turceûne) : Ve Allah ile beraber başka bir ilaha tapma. O'ndan başka ilah yoktur. O'nun yüzünden (zatından) başka her şey helak olucudur. Hüküm O'nundur ve siz O'na döndürüleceksiniz.” (Kasas 28/88)

كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍ
Resim---Kullu men aleyhâ fân (fânin) : bütün kişiler, bütün bilinçli varlıklar, bütün insanlar ve bütün cinler, herkes
(Rahmân 55/26)

وَيَبْقَى وَجْهُ رَبِّكَ ذُو الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ
Resim---Ve yebkâ vechu rabbike zûl celâli vel ikrâm (ikrâmi) : Celal ve ikram sahibi olan Rabbinin yüzü (kendisi) baki kalacaktır.(Rahmân 55/27)

فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Resim---Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân (tukezzibâni) : Şu halde (SİZ İKİniz), RABBinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
(Rahmân 55/28)

Siz İKİ-niz yalanlıyorsunuz!!! Bİz İKİ-miz KİM-İZ???...

Es SeLâM HaKK!. RaSûLuLLaH!..:

Resim---Sevbân radıyallahu anh şöyle dedi: “Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, selâm verip namazdan çıkınca üç defa istiğfâr eder ve “Allâhümme ente’s-selâm ve minke’s-selâm tebârekte yâ ze’l-celâli ve’l-ikrâm:Allahım selâm sensin. Selâmet ve esenlik sendendir. Ey azamet ve kerem sahibi Allahım, sen hayır ve bereketi çok olansın” derdi.
Hadisin râvilerinden biri olan Evzâî’ye:
“İstiğfâr nasıl yapılır?” diye sorulunca: “Estağfirullah, estağfirullah!” demektir.”
dedi.
(Müslim, Mesâcid 135. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Vitir 25; Tirmizî, Salât 108; Nesâî, Sehv 81, 82; İbni Mâce, İkâme 32)

Resim---Hz. Âişe ise Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in: “Selâm verip namazdan çıktıktan sonra Allâhümme ente’s-selâm’ı okuyacak kadar oturduğunu” belirtmektedir.
(Müslim, Mesâcid 136).

ÂDeM (as) BaBa ZAHR-ında HaYY!..:

وَإِذْ أَخَذَ رَبُّكَ مِن بَنِي آدَمَ مِن ظُهُورِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَأَشْهَدَهُمْ عَلَى أَنفُسِهِمْ أَلَسْتَ بِرَبِّكُمْ قَالُواْ بَلَى شَهِدْنَا أَن تَقُولُواْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِنَّا كُنَّا عَنْ هَذَا غَافِلِينَ
Resim---Ve iz ehaze rabbuke min benî âdeme min ZUHÛRihim zurriyyetehum ve eşhedehum alâ enfusihim, e lestu birabbikum, kâlû belâ, şehidnâ, en tekûlû yevmel kıyâmeti innâ kunnâ an hâzâ gâfilîn(gâfilîne) : Hani Rabbin, Âdem oğullarının sırtlarından zürriyetlerini almış ve onları kendi nefislerine karşı şahidler kılmıştı: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" (demişti de) onlar: "Evet (Rabbimizsin), şahid olduk" demişlerdi. (Bu,) Kıyamet günü: "Biz bundan habersizdik" dememeniz içindir.”
(A'râf 7/172)


ZUHÛR: ZAHRlar.. Sırtlar.. Omurga.. Zâhire çıkar…

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 19 Nis 2013, 08:17 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 29 Eki 2011, 07:01
Mesajlar: 853
Ey Musavvir olan Allâh'ım! Beni Sana karşı görevlerini yerine getirenlerin sureti ile suretlendir. Marifet nurunla nurlandır.
amin..

_________________
Eğer göğün yedi kat üstüne çıkmaksa niyetin, Aşktan güzel merdiven bulamazsın.
Eğer aşkı bulmaksa niyetin, Aramadan duramazsın. -
Yunus Emre.k.s


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 24 May 2013, 17:31 
Çevrimiçi
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11521
Resim
BurasıBUrsaNamazgÂH..

b-ı NûN’dan NEFeSlendik
-> Kâf lesinden SESlendik
ANka KUŞUn ->KıRK KaNadın
HEVeS-lendik -> KâfeS-lendiK!..


ZEVK 5426

ZeRRe-KüRRe kul ihvÂNi… >her şey DERvİŞ şu DERGÂH-ta
SuBBuHuN >KuDDusuN seYRi..>SıRRSıFıR seyrÂNgÂH-ta
İSM-i RaHîM.. cİSM-i RaHîM.. RuH-u RaVZa.. ABDuRRahîM!.
cÂN’da cÂNÂN ->CeMEYyledik..CUMÂ’mızı NaMaZgÂH-ta!..


24.05.13 -> 03:34
brsbrsbzr.. namazgahcamisi…


ısısz-sesssiz ayklarım Cuma cem’ine çıktı yola hedefsiz.. setbaşında yollar ayrıldığı noktada dağlara vurdum.. “ezan sesi gelidiğince yürürüm” dedim.. yaşlı bir zâta sordum da “bu namazgâh câmisi ve yoldaşız!” dedi.. yürüdük.. zaman varmış epeyce.. cami yarı dolu sola yöneldim.. 90 yaşını fırlamış bir zat pencere içine oturmuş ayak sorunlu.. başıyla gel gel etti.. ezanlar okundu.. ilk sünnette sol yanımda bir tencere kaynamaya başladı.. derken sanki bir horoz kesilmiş de “iyyake!.. iyyake!” defalarca.. başı vibratör gibi öne arkaya öylesine bir hızla gidip gelmekte ki sanki yay… ve sakinleşip çok yavaş ve sesli olarak biraz gitti.. “ihdinasıratal!.. ihdinasıratal!.. ” yine takıldı.. tüylerim diken diken oldu.. selâmlar verildi DeDem kanter içinde göz ucuyla "mahcubum ama elimde değil" demekte… namazlar bitti.. sanki kaçacak bir suçlu gibi fırladı ve musafaha etti gidecek.. yakaldım “namazgah da neymiş?” dedim..
“Kıtmirim adım Rahmi, Rahim, Abdurrahim.. ne dersen de.. orası > burası!.” dedi.. elimden tutarak dışarı çıktık.. sıkışıktı.. “BİZ buradayız!” dedi.. gülerek ve hep yere bakarak gitti DERvİŞ Rahmi BaBa.. resim çekecektim kaynak ışıklı gözleri güldü “ne gerek!” dedi..

*

Namazgah, BUrası BUrsa ilimizin Yıldırım ilçesine bağlı bir semttir.
Eski günlerde taşlar gediğindeyken Osmanlı aklen-naklen fethe giderken zafer duasıyla göndermek ve gelirken şükür duasıyla karşılamakta SALLgâh-NamazgÂH-Açık Câmi..


Namazgâh:

Yıldırım İlçesinin Namazgah semtinde büyük bir düzlükte yer alan bu açık ibadet mekânını, Umur Bey yaptırmıştır. Bayram, Cuma günleri ve sefere çıkılırken namaz kılmak ve dua etmek için yapılmıştır.
Kare planlı sahanın etrafı duvarla çevrili olup yapıldığı dönemde beş kapılı olduğu kayıtlıdır. Güney duvarında iki mermer minberden batıdaki günümüze dek sağlam kalabilmiştir. Bu minber, 10 basamaklı, sekiz köşeli külahlı ve taç kapılıdır. Doğudakinin ise sadece beş basamağı ve yanlığı kalmıştır. Mihrapta altı sıra mukarnaslı-kubbeli kavsara-sepet vardır.


Namazgah Camii:

Yıldırım ilçesinin Namazgah-Işıklar Caddesi doğrultusunda bulunmaktadır. Sofu Mehmed tarafından yaptırılan cami, harap duruma gelince yıktırılıp Mahalli dernek tarafından 1969’da eski halini esas alarak yeniden yapılmıştır. Dikdörtgen planlı ve moloz taş-tuğla malzemeden yapılmıştır. Üst örtüsü ahşap ve kiremitle kaplıdır. Minaresi, kuzeybatı duvarına bitişik, yedigen kaidelidir. Camisinin doğu duvarında tek sandukalı türbe, Sofu Mehmed’e aittir. Kitabesi yoktur. Bu ve civardaki türbeler Emir Sultan hulefasına ve hadimlerine aittir.
Türkiye’de Açık namazgah olarak inşa edilmiş olan yapıların ilki ve en güzelidir. 14. yüzyıl yapısı olan Açık Namazgah’ın, Kara Timurtaş Paşa’nın oğlu Umur Bey tarafından yaptırıldığı bilinmektedir. Yapıldığı dönemde, Bayram, Cuma günleri ve sefere çıkılırken namaz kılmak, dua etmek amacıyla kullanıldığı bilinmektedir.Mermer kaplı bir zemin üzerinde yer alan yapının Güney duvarında bir mihrab nişi ve iki yanında alanı da sınırlayan, basamaklı minberi, ve yine basamakla çıkılan kürsüsü bulunmaktadır. Bu gün, Namazgah Dinlenme Parkı içerisinde yer alan Açık Namazgah bir dönem metruh durumda iken, bugün Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin Tarihi ve Kültürel Mirasımıza sahip çıkmak adına yaptığı çalışmalar kapsamında değerlendirilmiştir. Yapılan çalışmalar ile Namazgaha asıl işelvi yeniden kazandırılmıştır.

Osmanlı İmparatorluğu’nun İlk Dönemlerinde Orduların Savaşa Giderken Zafer, Dönüşte İse Şükür Namazı Kıldığı Namazgah, Büyükşehir Belediyesi Tarafından Temizlenip tanzim edilmiş ve Ramazanda Teravih Namazlerı bu açık alan Namazgâhta kılınmakta. 700 yıllık gelenek yaşatılmakta..


Resim

Dünyada bir eşide Trakya'da Saray Bosnada Kırık Camii – Namazgâh olarak mevcuddur…


noT: Ruhu şÂD olsun Rahmetli Çoban Osman Babamı kaddesallahu sırrahu hatırladım.. namazın gereği gibi ciddiyetle kılınmasını anlatıyordu.. Anlamadığımız anlayınca, evladlarım bakınız eskiden bir DERvİŞ varmış evinde yatsının farzında duracak Rabbımın huzurunda deyince kendi kendi kendine ne huzuru BİZ Karşı karşıya değil İÇ İÇeden de YAKINız! Adam gibi kıl namazını!” demiş.. Demiş demesine de elhamdulillahi rabbil âlemin gerisi yok tekrar başa.. o kadar çok zaman geçmiş ki: ulan Osman sen bildiğini gibi kıl yoksam yatsı namazı kaçacak sabah oldu! demiş.. Dervişin kendisi olduğunu elinde olmadan dedi diye kıpkırmızı olmuştu.. rahmetler olsun..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 05 Tem 2013, 19:13 
Çevrimiçi
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11521
Resim

SıRRu’s – SÂMi-siNde cUMM’a
HaYRu’l– HÂMi-siNde cUMM’a

-> GöNül KıBLemİZi >BULduk
->ŞiBLe CÂMİ-siNde cUMM’a!..

ZEVK 5315

Bir SEN misin DERdi DEli!. DERman DERinde ihvÂNi!
ÇiÇek ÇiÇek GELmiş bAHar! TemenYERi-nde ihvÂNi!
BaBamın KEFenin GİYdik!. ÖLMEmişti O-nda DİRİydik!
ÂDEM-de TeKBiR CAN OLduk!. CAN mAHşerinde ihvÂNi!..


08.03.13 13:13
brsbrs.. şible câmisi..



Resim

Temenyeri Bursa’nın en güzel yerlerinden biridir.
Asırlardır Bursanın Hıdırillez-nevruz kutlam mesire yeri olmuştur.
Gerek doğal güzellikleri ile Gerekse tarihi ile yaşatılmaya değer bir mekandır.
Park içinde yürüyüş yolları ve piknik yapmak için uygun alanlar yanında çocuklar için oyunn sahaları, basketbol sahaları, piknik alanları da mevcuttur.
Yıldırım ilçesi sınırları içinde Gökdere’nin kenarında bulunan ve bakımını tamamen Büyükşehir Belediyesi’nin üstlendiği Temenyeri parkı, Bursalıların vazgeçilmez uğrak yerlerinden biri dir.
TekeTek terasımIZın seyranGÂHı her zaman yürüyüş sahasıdır…

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 28 mesaj ]  Sayfaya git 1, 2  Sonraki

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye