Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 15 Ara 2019, 09:47

Tüm zamanlar UTC + 2 saat




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 115 mesaj ]  Sayfaya git Önceki  1, 2, 3, 4, 5
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Re: ÖZ ZEVKleriM..
MesajGönderilme zamanı: 14 Tem 2015, 10:22 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11433
Bu konuyu facebook'ta paylan!
Resim


D
DE
DER
DER-yâ!.

GÜLün KaDRin BağbÂNa SOR
İnsan KİMdir
?. ->İNSÂNa SOR
SEVen
<-> SEViLen -> SEVgiLi
cÂNda
<->cÂNÂN >SuLtÂNa SOR..


ZEVK 6921

ARZından ARŞ-u-ÂLEMe ->ÂDEM-ABduLLAH TEVHİDi
Edeb-İlim-İrfÂN-ErkÂN ->EHL-i BeYTüş- ŞÂH TEVHİDi
VüCÛD-ŞüHÛD-SüCÛD-UHÛD
SeBeB<->SONuÇ->fASL-ı AHiD
KÛN feyeKÛN ŞeÂN>ŞU ÂN ->RASÛL-ü-ALLAH TEVHİDi!.


11.07.15 17:32
brsbrs.. uLucÂmicmcMM’iglmll....

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: ÖZ ZEVKleriM..
MesajGönderilme zamanı: 20 Eyl 2015, 12:47 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11433
Resim


EDeB Yâ HUu!..

SIKma cÂNın ->KuL İhvÂNi
BU da GEÇer! >NEdir ki BUu
ALLAH BÂKi ->hERŞeYy fÂNi
EDeB Yâ HUu!. EDeB Yâ HUu!..

SeBeBin SonUÇu SeBeB
SonUÇun SeBeBi SonUÇ!.
TeKMiL-i TEVHİdi >TâLeB
Mi’RÂC’ında >RüCÛ’-URUÇ!.


ZEVK 7112

HaYyvÂN giBi İnsÂN İSe ->NEyLesin ki ->OKUL-MeKTeB
Onu KıRk YıL>OkutsAN da ->yiNE MerkeB ->yiNE MerkeB
“OKU!”duğun>KaDERuLLAH ->“NÛR-u MîM”idir>MüreKkeB
->KuL İhvÂNi-m Eğ!.. ->BAŞını -->İLLâ EDeB -->İLLâ EdeB!.


20.09.15 13:43
brsbrsa..tktktrstkkmdhyrÂNn..



Resim


NEdir ELin ->DİLin ->BELin?
KİMden KİMe VERdin ->ELin?.
TüMm ÂLeM ->ALLAHın NÛRu!.
ŞaHDaMaR.. AKRReB GÜZELin!.



Resim ALLAHu Zü’L- CeLÂL BUYurdu:
اتْلُ مَا أُوحِيَ إِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ وَأَقِمِ الصَّلَاةَ إِنَّ الصَّلَاةَ تَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاء وَالْمُنكَرِ وَلَذِكْرُ اللَّهِ أَكْبَرُ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ
Resim---“Utlu mâ ûhıye ileyke mine’l- kitâbi ve ekımı’s- salât (salâte), inne’s- salâte tenhâ ani’l- fahşâi ve’l- munker (munkeri), ve le zikrullâhi ekber (ekberu), vallâhu ya’lemu mâ tasneûn (tasneûne).: Sana Kitap'tan vahyedileni oku ve namazı dosdoğru kıl. Gerçekten namaz, çirkin utanmazlıklar (fahşa)dan ve kötülüklerden alıkoyar. Allah'ı zikretmek ise muhakkak en büyük (ibadet)tir. Allah, yaptıklarınızı bilir.”
(Ankebût 29/45)

وَاقْصِدْ فِي مَشْيِكَ وَاغْضُضْ مِن صَوْتِكَ إِنَّ أَنكَرَ الْأَصْوَاتِ لَصَوْتُ الْحَمِيرِ
Resim---“Vaksid fî meşyike vagdud min savtik (savtike), inne enkere’l- asvâti le savtu’l- hamîr (hamîri).: Ve yürüyüşünde mütevazi (alçakgönüllü) ol ve sesini alçalt (alçak sesle konuş). Muhakkak ki seslerin en çirkini, elbette hamirin (merkebin) sesidir.”
(Lokmân 31/19)

Resim Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem DUYurdu:

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Allah'tan hakkıyla hayâ edin!" buyurdular. Biz: "Ey Allah'ın Resulü, elhamdülillah, biz Allah'tan hayâ ediyoruz" dedik. Ancak O, şu açıklamayı yaptı: "Söylemek istediğim bu (sizin anladığınız hayâ) değil. Allah'tan hakkıyla hayâ etmek, başı ve onun taşıdıklarını, batni ve onun ihtiva ettiklerini muhafaza etmen, ölümü ve toprakta çürümeyi hatırlamandır. Kim ahireti dilerse dünya hayatının zinetini terketmeli, ahireti bu hayata tercih etmelidir. Kim bu söylenenleri yerine getirirse, Allah'tan hakkıyla hayâ etmiş olur." buyurmuştur.
(İbnu Mes'ud radiyallahu anhu’dan; Tirmizî, Kıyamet 25, (2460)

Hayâ: Hicab, utanma, edeb, ar, namus. Allah korkusu ile günahtan kaçınmak.

Resim---Ebu Saidi'l-Hudri radiyallahu anhu: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem çadırdaki bâkire kızdan daha çok hayâ sahibi idi. Hoşlanmadığı bir şey görmüşse biz bunu yüzünden hemen anlardık.” buyurmuştur.
(Buharî, Edeb 77, Menakıb 23; Müslim, Fedailu'n- Nebi 67, (2320)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Her bir dinin kendine has bir ahlakı vardır, İslam'ın ahlakı hayâdır." buyurdu.
(Zeyd İbnu Talha İbnu Rükâne radiyallahu anhu’dan; Muvatta, Hüsnü'l-Hulk 9, (2, 905); İbnu Mace, Zühd 17, (4181, 4182)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Edebsizlik ve çirkin söz girdiği şeyi çirkinleştirir. Hayâ ise girdiği şeyi güzelleştirir." buyurmuştur.
(Enes radiyallahu anhu’dan; Tirmizî, Birr 47, (1975); İbnu Mâce, Zühd 17, (4185)


Resim

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: ÖZ ZEVKleriM..
MesajGönderilme zamanı: 25 Kas 2015, 13:45 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11433
Resim


SOHBEte mi ->yiNE Hocam?
HASBî Hizmet DÎNE Hocam!
->SEKiz KÖŞe >KASKEtinLe!
cÂN-cÂNÂN CENgiNE Hocam!.


ZEVK 7245

->ÇiLLe ÇÖLLerimde ->kALdım!. ->ÖZüm KÖZLedim cÂNHocam!
“BİZ BİR-İZ”İZ>SıRRın SALdım!. >SıRRım SÖZLedim cÂNHocam!
İnsÂNLar KuRTLa-kOYUNdu
“SADAKAt SıRRı”n sOYUNdu
->“DERuNî DERy”-ya ->DALLdım!. ->SENi ÖZLedim >cÂNHocam!.


25.11.15 13:32
brsbrsm..tktktrdtkkmdçğlkk..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: ÖZ ZEVKleriM..
MesajGönderilme zamanı: 15 Şub 2016, 19:40 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11433
Resim


DEVRÂNda SEYRÂNa DURdum
->“PINAR-BAŞı -> TELÂŞI”nda
CEVLÂNdan HAYRÂNa VURdum
>“MeZÂRLık >GÖZün-KAŞI”nda
SIRR-ı SIRF SORU-Lar SORdum
“OKU!.”dum ->MeZÂR TAŞı-nda..

ÖZüm ->YÜZüme KÜSsmekte
->GÖZ-Lerimin ->YAŞLarında
LiVÂu’L- HAMDLer KESsmekte
>SiMSiYaH SANCAK ESsmekte
->“DİRİ ŞEHîD ->BAŞLarı”-nda
ÖLDüm!.. ->MeZÂR TAŞLarında!..

Resim

İNiŞ<->ÇIKıŞ ->ZıTLar ZeVKi
DÜZü GÖR!.üş ->TAHtın fEVKi
KeDER<->NEŞE >şU ÂN şEVKi
->MeLÂMet ->SeLÂMet >sEVKi!..

->GÜBReden ->GÜLün kOKUsu
“BİZ BİR-İZ SıRR-ı” ->MeLÂMet
“İNKÂRdan ->İKRÂR OKU!.”-su
->“SIRR-ı SIFIR”da ->SeLÂMet!..

ZEVK 7470

“İLLiYyÎN”-dEN ->İNdiriLdik ->“ESFELîn”-e ->“MeLÂNet”e
“NEFs GEMİsî”N BİNdiriLdik ->“MeLÂNet”tEN ->“MeLÂMet”e
MeLÂMet ->RiYÂ-YALANsız!
TAM TeSLiM >HİLe-PLANsız!
“NÛR-u MÎM”e “SÎN”-diriLdik ->“MeLÂMet”tEN ->“SeLÂMet”e!.


15.02.16. 15:45
brsbrsmm..şehîdliğimİZzde.. BİZ BİR-İZzde..


“MiDE” ->iLe ->“KALB” ARAsı
dÖRt HeCedir ->dÖRt Parmaktır
“İNKÂR” ->“İKRÂR”-ın ->PARAsı
HAKk BÂZÂRı.. ->hER ŞEYy Haktır!.

ASLın fASLı ->biRr DAMLa SU
İnsÂNn -> NEFS-ini ->UNUttu!
YaLAN DÜNyâ ->KÖR KUYU-SU
->NİCE-Lerin -->ÖMR-ün YUttu!..

Resim

bÂZeN YAPaYALnıZım AĞLarım
->KORKu UÇURUmu ->İÇİMm!
RESÛLüm-e ->UMUT BAĞLarım
UÇç-AR GİdERr ->HEPim-HİÇim!.

Resim

ÇIKsam GİTsem KEŞiŞ DAĞım
KARSUYUnda ÂB-Dest ALsam!.
ÇEKip ->GİT!.se ->ÇiLLEÇAĞım
LEYyLÂ MecNÛNu>Mest KALsam!.

ORTa YOLda ->SOLum-SAĞım
SALÂvÂt <-> SALÂta DALsam!
KOParsaMm şU KULLuk BAĞım
EBEDiYyEN ->“YÂR”de KALsam!..


ANcaKk..NE VAR?. Ki ->

ABDuLLAH ->EL ->ÂLİ ŞÂH’a
EHL-i BEYt EL ->ReSûLLLaH’a
->ReSûLLLaH ->YEDuLLLaH’a
EL ->ELe GELir ->GERÇEKLer
“TEKe TEK”te TEK-BİR TEKLer
->ANA RAHMiNde ->BEBEKLer
BİZden ResimHASBî HİZMEt BEKLer!
ResimHAMD OLsun ResimVeDÛD ALLAH’a!.


celle celâlihu
sallallahu aleyhi vesellem
kerremallahu vechehu
aleyhumussselâm..


ŞeHîDLer KANın kOKUdum!
RÛHuna ->Yâ-SÎN OKUdum!
"KİMLik kİLİMim" dOKUdum!
gÂH VARdım ResimgÂHi YOKudum!.

"PıNARBAŞı ->İKİNDi"-mİZ
KENDİnde KENDi KENDİmİZ
VARım<->YOKum AKtı GİTti
YIKıLdı ->"KULLuk BENDi"mİZ!.

NE zamÂN GİRsem MEŞHeDe
"ÇİLLE"-Lerim ->ÇiÇEKk AÇar!.
->MuHABBetten >MuhaMMeDe
->KUcaKk AÇar!. ->kOKU SAÇar!.

ÖZdEN ->ÖZe ->ÖZLeŞİRiZ
YOL BEKLEriz!. ->GÖZLeşiRiZ
->"şU ÂN"ımıZ ->ŞE’ÂNuLLAH
"ELESt <-> mAHşER SÖZLeşiriz!.

MEeLÂMetim -> KeLÂMLadı
->BOğAZımda HIÇKIRIKLar!.
"ŞEHîD"-Leri ->"SeLÂM"Ladı
->SıRR-ı SıFıR ->SıĞıRCIKLar!.

HeVÂ-HeVEs ->HOŞturANLar
OLur!. OLmaz!. COŞturANLar
ECEL ->KESseCEK ->YOLunuz
NEFS PEŞinde ->KOŞturANLar!.

KÜLLî ŞEY ->KADîR bAHçeSi
->İKRÂMu’L- KeBîR bAHçeSi
SüNNetü’L MüLK ->MeLekûtu
->EL LaTîFu’l- HaBîR bAHçeSi..


ŞEHîDLik-Ler!. HAYy Dost ALLAH celle celâlihu..

KuL İhvÂNim Resim AŞK EZENim!
"CÂNda ResimCÂNÂN"ı ResimSEZENim!
"BİZ BİR-İZ Resim BELÂ!."sı HAYyat
ResimDIŞResimdENge ResimİÇte ResimDüZENim!.

AŞK BeLÂSI-n BÜRümek ResimAŞKk
SıRR DERİ-ni SÜRü!.mek ResimAŞKk
ÇıRıLÇıPLaKk ResimHAKk’tan ResimHAKk’a
HAKk’La ResimEL HAKk ResimYÜRürümek AŞKk.. ResimDERimm!.ResimDER!. yâa!..

Resim

bİR DEMet GÜL-ÇiÇek kOYdum!
Resim"GÖZümün BEBEği"-N OYdum
Resim ÇıRıLÇIPLakResimKALdı ResimÖZÜm
GÖZümün GÖZYAŞIn ResimSOYdum!..

HAYy Dost ALLAH celle celâlihu..[


Resim Resim Resim

ÖZeL nOt..:

bUNca ÇIĞLığın SeBeBi
Ağzımda DeMÎR LEBLeBi..:


bir vefâKÂR cÂNKÂRdEŞimden bir NEFes ALdım.. ARZ-ı HÂLini ARZ-ı HÂLimİZce SESLemiş..EŞkurki Yâa UHtîi..AKLeN-nAKLen BİZ BİR-İZde.. DUÂmız BiR BeDEN BİZde..DAMLaykEN DELi DenİZde..ŞeHîDLiğimİZe YÜRüdüm..SıRRımı SıFıRım SÜRüdüm..SıRR GERÇEği GÖRmek İÇin..BiTsiNn Diye NAsıL nİÇİn..KeLÂMım KaLEMe DÖKtümm..GÖZLerimin YAŞı giBi.. BUhAR BULut OLsun SEVgi..OKUsun AKLı OL-ÂNLar sANki meZÂR TAŞı gibi.. İNşâe ALLAHu TeÂLÂ…

Canım Hocam...
İçim de gezinip duruyorum, kendimi bulamıyorum, incir çekirdeğini doldurmaz derler ya işte öyle şeylerle meşgul ki aklım, kurtulamıyorum
Şirk içindeyim âdeta, herşeye gönül bağlamışım, ölümü uzaklarda sanıyorum
Dilim ALLAH celle celâlihu derken kalbim nelerle meşgul anlatamam
Korkunç bir haldeyim hocam
İçim dışım başka olmuş, kendime bakıyorum kendimle arkadaşlık etmek istemiyor ve bu halden de kurtulamıyorum
Bir alacak verecek davasındayım sanki...Şu kadar ibâdet şu kadar cennet
ŞÖyle olursa böyle olur hükümleri...Ne acâip
Zikir..fikir..şükür dostlarım olsun istiyorken, bana benden fayda yok
Kaç kişiyim bilmiyorum
Tebessüm içindeyken birden ağlamak istiyorum

Bu kördüğümü çözemiyor hayr duânızı bekliyorum…




ResimSÖZüm O ki..:



ResimPINARBAŞı:


Nilüfer Hatun (Pınarbaşı) Parkı.. Hisar mahallesinin bayram yeri, eglence ve oyun mekanı ve mesire yerdir. 500 yıl öncesinin kent meydanı… Eski Bursa’nın ve Bizans’ın gözbebeğidir…
Pınarbaşı İsmini şu anda içinden kaynayan kaynaktan almıştır.
Parka İsmini veren Bizans Tekfurunun kızı Nilüfer Hatun (Holofira)’a Orhangazi Beyin âşık olduğu yer, Nilüfer Hatun-Pınarbaşı Parkıdır. Nilüfer Hatun (Holofira), Yarhisar Tekfur’unun kızıdır; Müslüman olup Nilüfer adını almıştır ve pek çok esereler bırakmıştır.. Süleyman Paşa, I. Murat ve Şehzade Kasım’ın annesidir.
Pınarbaşı Su kaynağı başında Pınarbaşı Câmisi, ve karşısında Pınarbaşı Mezarlığı ve “ŞehidLik” vardır..

Resim

LiVÂu’L- HAMDLer KESsmekte
>SiMSiYaH SANCAK ESsmekte:


LiVÂu’L- HAMD: Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem'in BİZ BİR-İZ HAMD Sancağı. Ona inananlar kıyâmetten sonra bu bayrağın altında toplanacaklardır. Rengi, Ahadî-Ahmedî A’mâda Kapakara-Simsiyah NÛRULLAHtır..

ـ عن أنسٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْه قَالَ: ]قَالَ رَسُولُ اللَّهِ #: أنَا أوَّلُ النَّاسِ خُرُوجاً إذَا بُعِثُوا، وَأنَا خَطِيبُهُمْ إذَا وَفَدُوا، وَأنَا مُبَشِّرُهُمْ إذَا أيِسُوا، وَلِوَاءُ الْحَمْدِ يَوْمَئِذٍ بِيَدِى، وَأنَا أكْرَمُ وَلَدِ آدَمَ عَلى رَبِّي وََ فَخْرَ[. أخرجه الترمذي
Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "İnsanlar (Kıyamet günü) diriltilecekleri zaman yerden ilk çıkacak olan benim. Onlar (huzur-u ilahiye) geldiklerinde (onlar adına) hatipleri ben olacağım. (Allah'ın rahmetinden) ümidlerini kestiklerinde (rahmet ve mağfireti) onlara ben müjdeleyeceğim. O gün Livâu'l- hamd (şükür sancağı) benim elimde olacak. Ademoğlunun Allah'a en kerim olanı da benim. Bunda fahr yok!" buyurdu.

(Enes radıyallahu anh’dan; Tirmizî, Menâkıb 2, (3614)

Resim
TAHtın fEVKi: Tahtın-Altın -> Fevki-Üstü..

Resim

İNKÂRdan ->İKRÂR:
KULLuk İmtihÂNı ->Lâ İLâhe İnkârından ->İLLâ ALLAH İkrârına..

Resim

MeLÂNet: (La'n. dan) Lânete sebeb olan. Lânete müstehak iş. * Yol ayrımı ve insan menzili.
MeLÂMet: Kınanmışlık. İtab ve serzenişlik. Rezillik ve rüsvaylık.
SeLÂMet: Kurtuluş, tehlikeden sâlim olmak. Korktuklarından, fenalıklardan kurtulmak. * Neticede imân ile kabre girmek.

Resim

SALÂt: ALLAHu Zü’l- CeLÂL’e SALL ULaşım. Namaz. Belirli vakitlerde Kur'an'da emredildiği tarzda ve Hz. Peygamber'in tarifi vechi ile yapılan ibadet. * Tebrik, tezkiye. * Dua. Peygamberimize (aleyhisselâm) yapılan dua. * İstiğfar. * Rahmet..
SALÂvÂt: Resûlullah sallallahu aleyhi veselleme ULaşım. (Salât. C.) Namazlar. * Bütün dualar. İhtiyaçtan gelen ricalar. * Nimetten çıkan şükürler. İbadetler. * Hazret-i Muhammed'e (aleyhisselâm) memnuniyet ve bağlılık için yapılan dualar..
MEŞHeD: Bir kimsenin şehid düştüğü yer. Şehidlerin mezarlığı olan yer. * İnsanların cemaat olarak hazır olacakları yer. * Şehâdet yeri. Hz. Hüseyinin (R.A.) Kerbelâdaki şehid düştüğü yer..

Resim

ŞE’ÂNuLLAH: Geçmiş-Gelecekten münezzeh ALLAHu Zü’l- CeLÂL’in her ÂN yENiden Yaratış sebbehası..

ve her ÂN “KÛN ->feyeKÛN!. YENİden yaratmkata OLÂN ALLAH celle celâlihu”:

يَسْأَلُهُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِي شَأْنٍ
Resim---“Yes’ eluhu men fi's- semâvâti ve'l- ard(ardı), kulle yevmin huve fî şe’nin.: Göklerde ve yerde olanlar, O'ndan isterler (dilerler). O hergün (her an) bir şe'n (ayrı bir tecellî, yeni bir oluş-YENİden yaratış) üzerindedir.”
(Rahmân 55/29)

إِنَّمَا أَمْرُهُ إِذَا أَرَادَ شَيْئًا أَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ
Resim--- “İnnemâ emruhû izâ erâde şey’en en yekûle lehu kûn fe yekûn: Bir şey yaratmak istediği zaman Onun yaptığı "Ol" demekten ibarettir. Hemen oluverir.”
(YâSîn 36/82)

Resim

ELESt: Cenab-ı Hak ruhları yarattığında "Ben Rabbiniz değil miyim?” diye sorduğunda, ruhlar: "Evet Rabbimizsin" diye cevap vermeleri ânına "Elest meclisi" veya "Bezm-i elest" tabir edilir.

“KUL”un->“ELESt”te > ÂHiDi.:

اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ
Resim---Ikra’bismi rabbikellezî halak(halaka) : Yaratan RABB-inin İSMiyle oku!

(Alak 96/1)

وَإِذْ أَخَذَ رَبُّكَ مِن بَنِي آدَمَ مِن ظُهُورِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَأَشْهَدَهُمْ عَلَى أَنفُسِهِمْ أَلَسْتَ بِرَبِّكُمْ قَالُواْ بَلَى شَهِدْنَا أَن تَقُولُواْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِنَّا كُنَّا عَنْ هَذَا غَافِلِينَ
Resim---Ve iz ehaze rabbüke mim beni ademe min zuhurihim zürriyyetehüm ve eşhedehüm ala enfüsihim elestü bi rabbiküm kalu bela şehidna en tekulu yevmel kiyameti inna künna an haza ğafilin : Kıyâmet gününde, biz bundan habersizdik demeyesiniz diye Rabbin Âdem oğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini çıkardı, onları kendilerine şahit tuttu ve dedi ki: Ben sizin RABBiniz değil miyim? (Onlar da), Evet (buna) şâhit olduk, dediler.
(A’raf 7/172)

وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِهِ نَفْسُهُ وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ
Resim---Ve lekad halakne’l- insâne ve na’lemu mâ tuvesvisu bihî nefsuh (nefsuhu), ve nahnu AKREBu ileyhi min habli’l- verîdi.: Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından-cÂN Damarından daha YAKINız.”
(Kaf 50/16)

Kendinden de kendine Yakîn ve AKREB OLan RABBını MuhaMMedî GönüLLe görenler kendinen fen olur RABBına bekâ BULup ALLAHta fÂNi Olup kaybolur AKLen-nAKLen!.

Resim
mAHşER: Toplanma yeri. Kıyametten sonra insanların tekrar dirilip toplanmaları ve toplandıkları yer. Haşir meydanı..

Resim

HeVÂ-HeVEs HOŞturANLar
OLur!. OLmaz!. COŞturANLar.:


Nefsin Dünyaya dönük OLur!. OLmaz!. HeVÂ-HeVEsLerine uyuş hüsranları..

Nefsî Hevese Uyuş Firavun Rabblığı:


فَقَالَ أَنَا رَبُّكُمُ الْأَعْلَى
Resim---Fe kâle ene rabbukumu’l- a’lâ.: Sonra da (firavun) dedi ki: “Ben sizin çok yüce Rabbinizim.” (Nâziât 79/24)

Nefsî Hevâya Uyuş Nemrud İlâhlığı:

أَرَأَيْتَ مَنِ اتَّخَذَ إِلَهَهُ هَوَاهُ أَفَأَنتَ تَكُونُ عَلَيْهِ وَكِيلًا
Resim---E raeyte menittehaze ilâhehu hevâhu, e fe ente tekûnu aleyhi vekîlâ (vekîlen).: Kendi istek ve tutkularını (hevasını) ilah edineni gördün mü? Şimdi ona karşı sen mi vekil olacaksın?(Furkân 25/43)

Resim

ECEL KESseCEK YOLunuz
NEFS PEŞinde KOŞturANLar:


"Her nefis ölümü tadacaktır...":

كُلُّ نَفْسٍ ذَآئِقَةُ الْمَوْتِ وَإِنَّمَا تُوَفَّوْنَ أُجُورَكُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فَمَن زُحْزِحَ عَنِ النَّارِ وَأُدْخِلَ الْجَنَّةَ فَقَدْ فَازَ وَما الْحَيَاةُ الدُّنْيَا إِلاَّ مَتَاعُ الْغُرُورِ
Resim---Kullu nefsin zâikatu’l- mevt (mevti), ve innemâ tuveffevne ucûrekum yevme’l- kıyâmeh (kıyâmeti), fe men zuhziha anin nâri ve udhıle’l- cennete fe kad fâz (fâze), ve mâ’l- hâyâtud dunyâ illâ metâu’l- gurur (gurûri).: Her nefis ölümü tadıcıdır. Kıyamet günü elbette ecirleriniz eksiksizce ödenecektir. Kim ateşten uzaklaştırılır ve cennete sokulursa, artık o gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir.” (Âl-i İmrân, 3/185).

Resim
ASLın fASLı biRr DAMLa SU.:

وَاللَّهُ خَلَقَ كُلَّ دَابَّةٍ مِن مَّاء فَمِنْهُم مَّن يَمْشِي عَلَى بَطْنِهِ وَمِنْهُم مَّن يَمْشِي عَلَى رِجْلَيْنِ وَمِنْهُم مَّن يَمْشِي عَلَى أَرْبَعٍ يَخْلُقُ اللَّهُ مَا يَشَاء إِنَّ اللَّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Resim---“Vallâhu halaka kulle dâbbetin min mâin, fe minhum men yemşî alâ batnih(batnihi) ve minhum men yemşî alâ ricleyn(ricleyni) ve minhum men yemşî alâ erba’(erbain), yahlukullâhu mâ yeşâu, innellâhe alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun): Allah, her canlıyı sudan yarattı. İşte bunlardan kimi karnı üzerinde yürümekte, kimi iki ayağı üzerinde yürümekte, kimi de dört (ayağı) üzerinde yürümektedir. Allah, dilediğini yaratır. Hiç şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir.”
(Nûr 24/45)

خَلَقَ الإِنسَانَ مِن نُّطْفَةٍ فَإِذَا هُوَ خَصِيمٌ مُّبِينٌ
“Halakal insâne min nutfetin fe izâ huve hasîmun mubin(mubînun) : İnsanı bir nutfeden yarattı. Böyleyken o apaçık bir hasım olup çıktı.”
(Nahl 16/4)

أَوَلَمْ يَرَ الَّذِينَ كَفَرُوا أَنَّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ كَانَتَا رَتْقًا فَفَتَقْنَاهُمَا وَجَعَلْنَا مِنَ الْمَاء كُلَّ شَيْءٍ حَيٍّ أَفَلَا يُؤْمِنُونَ
Resim---“E ve lem yerellezîne keferû ennes semâvâti vel arda kânetâ retkan fe fetaknâhuma, ve cealnâ minel mâi kulle şey’in hayy(hayyin), e fe lâ yu’minûn(yu’minûne) : O inkâr edenler görmüyorlar mı ki, (başlangıçta) göklerle yer, birbiriyle bitişik iken, biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık. Yine de onlar inanmayacaklar mı?”
(Enbiyâ 21/30)

Resim
ORTa YOLda ->SOLum-SAĞım.:

Tefrit-Minumum YOKLuğu ve İfrat-Maximum ÇOKLuğunun ORTa-ARAKESitindeki Nötr-İ’tidâl Sırat-ı Muastakîmim..

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
Resim--- Bismillâhirrahmânirrahîm:Rahmân ve rahîm olan ALLAH'ın adıyla[/b](Fâtiha 1/1)

الْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Resim---El hamdu lillâhi rabbi'l-âlemîn (âlemîne): Hamd (övme ve övülme), âlemlerin RABBi ALLAH'a mahsustur.'
(Fâtiha 1/2)

الرَّحْمنِ الرَّحِيم
Resim---Er-rahmâni'r-rahîm(rahîmi): O, Rahmân'dır ve Rahîm'dir.
(Fâtiha 1/3)

مَلِكِ يَوْمِ الدِّينِ
Resim---Mâliki yevmi'd-dîn(dîne): Din gününün mâlikidir
(Fâtiha 1/4)

إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
Resim--- İyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn(nestaînu): (RABBimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız.
(Fâtiha 1/5)

اهدِنَا الصِّرَاطَ المُستَقِيمَ
Resim--- İhdina's-sırâte'l-mustakîm(mustakîme): Bize doğru yolu göster
(Fâtiha 1/6)

صِرَاطَ الَّذِينَ أَنعَمتَ عَلَيهِمْ غَيرِ المَغضُوبِ عَلَيهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ
Resim--- Sırâtallezîne en’amte aleyhim gayri'l-mağdûbi aleyhim ve le'd-dâllîn(dâllîne): Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yolunu; gazâba uğramışların ve sapmışların yolunu değil!
(Fâtiha 1/7)
Âmin!.

Resim

SüNNetü’L MüLK MeLekûtu.:

تَبَارَكَ الَّذِي بِيَدِهِ الْمُلْكُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
"Tebârekellezî bi yedihi’l- mulku ve huve alâ kulli şey’in kadîr (kadîrun).: Mutlak hükümranlık elinde bulunan Allah, yüceler yücesidir ve O'nun her şeye gücü yeter.” (Mülk 67/1)

فَسُبْحَانَ الَّذِي بِيَدِهِ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
"Fe subhânellezî bi yedihî melekûtu kulli şey’in ve ileyhi turceûn (turceûne).: İşte O, Sübhan’dır. Herşeyin melekûtu (mülkü ve hükümdarlığı) O’nun elindedir. Ve O’na döndürüleceksiniz.” (YâSîn 36/83)

Resim

HAYyLarLa >HAYyı YAŞADıM!.:
ŞEHîDLik-Ler.. HAYy Dost ALLAH celle celâlihu..

وَلاَ تَحْسَبَنَّ الَّذِينَ قُتِلُواْ فِي سَبِيلِ اللّهِ أَمْوَاتًا بَلْ أَحْيَاء عِندَ رَبِّهِمْ يُرْزَقُونَ
"Ve lâ tahsebennellezîne kutilû fî sebîlillâhi emvâtâ (emvâten), bel ahyâun inde rabbihim yurzekûn (yurzekûne).: Ve Allah’ın yolunda öldürülenleri, sakın ölüler sanmayın. Hayır, (onlar) hayydırlar (canlıdırlar), Rab'lerinin katında rızıklandırılırlar.” (Âl-i İmrân 3/169)

Resim

El Kâdiru :
Resim

El Kadîru :
Resim

El Kebîrü :
Resim

Zü'l-Celâli Ve'l- İkrâmü :
Resim

El Latîfü :
Resim

El Habîru :
Resim

Resim

İLLiYyin: ASLın en üst RUH iklimi yüceliği NûR İklimi.. SeBeBi YÂRatış DiYÂRı..
İLLiYyun: (İlliyyîn) (Aliyyu. C.) Cennetin en yüksek tabakası. Ahirete giden tam kâmil mü'minlerin yeri. Hafaza meleklerinin divanları ismidir ki, salihlerin amelleri oraya yükseltilir. Ahirette yüksek dereceye, dergâh-ı rızâya en yakın olan derecedir..
İLL: Keskinlik veya parlaklık mânasında..
İLLiyyet: Sebeb ile alâkalı. Esas sebeble alâkadarlık. Sebeb arayış.
İLLiyye: (Ulliyye) En şerefli, yüksek.
ESfeLin: AYNın-fASLın, en alt BEDEN diyarı aLçaklığı NÂR üLkesi..SON-uç DiYÂRı..
EsfeL: En sefil, çok sefil, en alçak, en aşağı, çok fenâ.
Esfeliyyet: Aşağılık, âdilik, alçaklık.
EsfeL-i sâfiLîn: Sefillerin en sefili. Cehennem'in en aşağı tabakasındakiler.
EsfeL-i sâfiLîn-i Hisset: Alçaklığın en aşağı derecesi.


ResimDELi GÖNLümce İLLiYyin-ESFeLin maSALLımız

Bezm-i Elest Bâzarında KulLLuk İmtihÂNım için girdiğim Esfelin Fenâsı fASLından, Yalan Dünyasından her NEFes AL-VERinde ->İlk geldiğim İLLiyyin Bekâsı ASLıma, DOST'un DÂRü’s- SeLÂMına GÖÇmekte olduğumu ->İLim->İrâde->İdrak edip ->YAŞAmaktayım Ölüm GÖÇünü.. Zâten dönülmesi de imkÂNsız olan SüNNetuLLAH ÂHiRet YOLUndan dönücü de değilim ALLAHıma Hamd OLsun..

İlliyinden Esfeline dereke dereke inmiştik ya, tabana vurmuştuk, dibe vurmuştuk ya, şimdi o Yusuf Kuyusundan tekrar tırmânâ tırmânâ, derece derece “yukarı->derece, aşağı->dereke” aynı yol işte onda bizi ref' et!. Yücelt yâ RABBenâ!.

İLLiYyin: ASLın en üst RUH iklimi yüceliği NûR İklimi..
ESfeLin: AYNın-fASLın, en alt BEDEN diyarı alçaklığı NÂR ülkesi..


ResimİLLiYyinimiz:

كَلَّا إِنَّ كِتَابَ الْأَبْرَارِ لَفِي عِلِّيِّينَ
Resim---Kellâ inne kitâbe'l- ebrâri lefî illiyyîn (illiyyîne): Hayır, muhakkak ki ebrar olanların (ALLAH'a ulaşmayı dileyenlerin, hidâyette olanların) kitapları (kayıtları, hayat filmleri) elbette illiyyin'dedir.”
(Mutaffifin 83/18)

وَمَا أَدْرَاكَ مَا عِلِّيُّونَ
Resim---Ve mâ edrâke mâ ılliyyûn (ılliyyûne): Ve illiyyin'in ne olduğunu sana bildiren nedir?”
(Mutaffifin 83/19)

كِتَابٌ مَّرْقُومٌ
Resim---Kitâbun merkum (merkûmun): (O), rakamlandırılmış (kazanılan pozitif ve negatif derecelerin yazılmış olduğu) bir kitaptır
(Mutaffifin 83/20)

يَشْهَدُهُ الْمُقَرَّبُونَ
Resim---Yeşheduhu'l- mukarrebûn(mukarrebûne): Ona, mukarrebin (yakın olan melekler) şahit olurlar.”
(Mutaffifin 83/21)

إِنَّ الْأَبْرَارَ لَفِي نَعِيمٍ
Resim---İnne'l- ebrâre le fî naîm (naîmi): Muhakkak ki ebrar olanlar, elbette ni'metler içindedir.”
(Mutaffifin 83/22)

ResimESfeLinimİZ:


لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ فِي أَحْسَنِ تَقْوِيمٍ
Resim---Lekad halakne'l- insâne fî ahseni takvîm: Gerçekten biz insanı en güzel biçimde-KIVAMda yaratmışızdır.” (Tîn 95/4)

ثُمَّ رَدَدْنَاهُ أَسْفَلَ سَافِلِينَ
Resim---Summe redednâhu esfele sâfilîn: Sonra da çevirdik aşağıların aşağısına kaktık.” (Tîn 95/4)


MuhaMMedî MuhaBBetimLe..


Resim

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: ÖZ ZEVKleriM..
MesajGönderilme zamanı: 16 Şub 2016, 10:09 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 29 Eki 2011, 07:01
Mesajlar: 853
Gönlümüze bir demet gül koydunuz Canım Hocam,
Güzel sÖZlerinizle Rabbim kalbimizi HOŞ EYledi


ALLAH c.c İÇİN seviyorum sizi HAY hocam

Sübhan'ım Allah c.c, sultanım Allah c.c Mağfiret eden Rahman'ım Allah c.c Ey Kerim Allah, Ey Rahim Allah c.c Her şeyi bilen Alimsin Allah c.c



Resim

...


Büyüklerden biri şöyle der:

“Bela velâya yani muhabbet, sadakat ve yakınlığa vekil edilmiştir. Sevgi, muhabbet, sadakat ve yakınlığın bulunduğu yerde mutlaka bela, musibet de bulunur. Tâ ki, içinde gerçekten Allah sevgisi bulunmayan kişi yalan yere Allah’ı sevdiğini iddia edemesin, münafıkça ve riyakarca Allah sevgisi gösterisinde bulunamasın.

Kuru iddiadan ve yalan söylemekten vazgeç. İçinde Allah sevgisi bulunmadığı halde O’nu sevdiğini iddia ederek kendi kendini tehlikeye atma. Eğer geleceksen doğru ol, hakikati söyle. Aksi halde bize tâbi olma..

Sarrafa karşı bilgiçlik taslayıp da sarraflık yapmaya kalkışma. Zira o senin sarraflığını kabul etmez. Üstelik seni mahcup eder ve utandırır da. Zehirli yılanlarla ve yırtıcı, vahşi hayvanlarla alaka kurmaya kalkışma. Zira seni mahvederler. Eğer yılanı idare etme sanatına sahipsen ve zehirine karşı muafiyetin varsa onun yanına o zaman gel. Aynı şekilde eğer vahşi, yırtıcı hayvanı alt edebilecek kuvvetin varsa onun yanına gelmekten çekinme.

İzzet ve Celâl sahibi Hakk’ın yolunda doğruluğa ihtiyaç vardır. Allah’ı tanıma nuruna (marifetullah nuruna) ihtiyaç vardır. Allah yoluna giren kişi doğru olmak mecburiyetindedir, marifetullah nuruna sahip olmak mecburiyetindedir.

Marifet güneşi sıddıkların (ziyadesiyle doğruların) kalbinde doğar ve gece gündüz batmaz..

Kaynak: Fethu’r-Rabbânî / Abdülkadir Geylani (k.s)

_________________
Eğer göğün yedi kat üstüne çıkmaksa niyetin, Aşktan güzel merdiven bulamazsın.
Eğer aşkı bulmaksa niyetin, Aramadan duramazsın. -
Yunus Emre.k.s


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: ÖZ ZEVKleriM..
MesajGönderilme zamanı: 27 Mar 2016, 19:58 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11433
Resim..SEVdimm..


YÂRsiz!. >YÂR ANANa HaYyret!
“ATEŞ”siz!. ->yANANa HaYyret!
biRr AVuÇç KüLL ->YÂRım NEFes
“BEN”i -> “bEN” sANANa HaYyret!.


ZEVK 6535

AŞKuLLAHı MeŞK EYyLedim!. ->DivÂNÂLar DeVrin SEVdim!
ALLAH DOSTLarın ->SOFRAsın!. ->SeyrÂNÂLar SeYrin SEVdim!
CEMMüL- CEMde.. NÛR-u MîMde ->CevLÂNÂLar CeVLin SEVdim!
bEN hER zamÂN HAKka İNANdım ->HayrÂNÂLar HaYRın SEVdim!.


20.12.14 15:48
brsbrs..inşçkşkdryllrndklhvÂNimİZz..



bir “BEN” Vardır “bEN”de ->“bEN”den -> İÇErüü!..:
ŞÂHDAMARdan AKRABa RABBım (MeRKEZde):


وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِهِ نَفْسُهُ وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ
Resim ---“Ve lekad halakne'l-insâne ve na’lemu mâ tuvesvisu bihî nefsuh(nefsuhu), ve nahnu AKREBu ileyhi min habli'l-verîdi : Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından daha YAKINız.”
(Kaf 50/16)

“EnALLAH!. (MUHİTte)”:

إِنَّنِي أَنَا اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنَا فَاعْبُدْنِي وَأَقِمِ الصَّلَاةَ لِذِكْرِي
Resim ---“İnnenî enallâhu lâ ilâhe illâ ene fa’budnî ve ekımis salâte li zikrî: Muhakkak ki BEN, YALNIZCA BEN ALLAH'ım. BENden başka EL İLÂH yoktur. BANA kulluk et; BENi anmak için namaz kıl!.”
(TâHâ 20/14)

ve gÖLge gel-geç bENim Nefsim ise:

كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍ
Resim ---“Küllü men aleyhâ fân (fânin).: (Yer) üzerinde bulunan her canlı fânidir.”
(RahmÂN 55/26)

كُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ الْمَوْتِ ثُمَّ إِلَيْنَا تُرْجَعُونَ
Resim ---“Küllü nefsin ZÂİKAtül mevti sümme ileyna türceun: Her nefis, ölümü tadacak, sonra döndürülüp bize getirileceksiniz”
(Ankebût 29/57)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: ÖZ ZEVKleriM..
MesajGönderilme zamanı: 31 May 2016, 12:22 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11433
Resim

SıBGatuLLah NÛRuLLAhın
BİZ BİR-İZ BOYAğı OLam!.
SıRRında ->RASûLuLLAHın
MİNBERin AYAğı >OLam!.

ZEVK 6777

KALdım KeŞiş DAĞLarında.. vay ki YÂRim ->ki vaYy LeNÂ
GÖNLüm İREM BAĞLarında.. ŞeÂN ŞüKRüm-HAMd-ü-SeNÂ
->“İLLiYYûN”dan ->“ESFELîn”-e.. ->İNdim!. -> İKİLik ELİne
DÜNyâ-ÂHiret-DÎnim >SEYyÂR.. ->KIL ->fesebbit akdameNÂ!.


12.04.15 15:33
brsbrs.tktktrstkkmdhslrnhsıgnlgzlimmmm..



ALLAH AŞKın ALLAHçası
YÜReğim AŞKın ŞÂHçası
HABLi’L- VERîD VÂRiDÂtı
cÂNEVim cENNet BAHÇası..
HAYyy Dosttt celle celâlihu!.


ResimResim

SÖZ O kİ;

BGatuLLah NÛRuLLAhın
BİZ BİR-İZ BOYAğı OLam!.:


صِبْغَةَ اللّهِ وَمَنْ أَحْسَنُ مِنَ اللّهِ صِبْغَةً وَنَحْنُ لَهُ عَابِدونَ
Resim---“Sıbgatallâh (sıbgatallâhi) ve men ahsenu minallâhi sıbgaten, ve nahnu lehu âbidûn (âbidûne).: Allah'ın boyası... Allah(ın boyasın)dan daha güzel boyası olan kimdir? Biz (yalnızca) O'na kulluk edenleriz.” (Bakara 2/138)

Ahsen: en hüsn, en güzel, en iyi, en doğru, en hak ve hayr..

Resim

KALdım KeŞiş DAĞLarında..
vay ki YÂRim ->ki vaYy LeNÂ.:


قَالُوا يَا وَيْلَنَا إِنَّا كُنَّا ظَالِمِينَ
Resim---Kâlû yâ veylenâ innâ kunnâ zâlimîn(zâlimîne).: "Yazıklar bize" dediler. "Gerçekten biz, zalimmişiz."
(Enbiyâ 21/14)

وَلَئِن مَّسَّتْهُمْ نَفْحَةٌ مِّنْ عَذَابِ رَبِّكَ لَيَقُولُنَّ يَا وَيْلَنَا إِنَّا كُنَّا ظَالِمِينَ
Resim---Ve le in messethum nefhatun min azâbi rabbike le yekûlunne yâ veylenâ innâ kunnâ zâlimîn(zâlimîne).: Andolsun, onlara Rabbinin azabından 'bir ufak esinti' dokunacak olsa hiç tartışmasız; "Eyvahlar bize, gerçekten bizler zulme sapanlarmışız" diyecekler.”
(Enbiyâ 21/46)

وَاقْتَرَبَ الْوَعْدُ الْحَقُّ فَإِذَا هِيَ شَاخِصَةٌ أَبْصَارُ الَّذِينَ كَفَرُوا يَا وَيْلَنَا قَدْ كُنَّا فِي غَفْلَةٍ مِّنْ هَذَا بَلْ كُنَّا ظَالِمِينَ
Resim---Vakterabel va’dul hakku fe izâ hiye şahısatun ebsârullezîne keferû, yâ veylenâ kad kunnâ fî gafletin min hâzâ bel kunnâ zâlimîn(zâlimîne).: Gerçek olan va'd yaklaşmıştır, işte o zaman, inkâr edenlerin gözleri yuvalarından fırlayacak: "Eyvahlar bize, biz bundan tam bir gaflet içindeydik, hayır, bizler zalim kimselerdik" (diyecekler).”
(Enbiyâ 21/97)

قَالُوا يَا وَيْلَنَا إِنَّا كُنَّا طَاغِينَ
Resim---Kâlû yâ veylenâ innâ kunnâ tâgîn(tâgîne).: "Yazıklar bize, gerçekten bizler azgınmışız" dediler.”
(Kâlem /31)

Resim

ŞeÂN ŞüKRüm-HAMd-ü-SeNÂ:

Şimdi..şU ÂN ŞE’ÂN ŞÜKrü-HAMdi Fâtihamız-ANAHtarımız:

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Resim---“Bismillâhi’r- Rahmâni’r- Rahîm.: Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla”
(Fâtiha 1/1)

الْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Resim---“El hamdu lillâhi rabbi’l- âlemîn (âlemîne).: Hamd Âlemlerin Rabbi'nedir.”
(Fâtiha 1/2)

الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ
Resim---Er rahmânir rahîm(rahîmi).: Rahman ve Rahimdir.”
(Fâtiha 1/3)

مَلِكِ يَوْمِ الدِّينِ
Resim---“Mâliki yevmi’d- dîn (dîne).: Dîn gününün mâlikidir.”
(Fâtiha 1/4)

إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
Resim---“İyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn (nestaînu).: Biz yalnızca Sana ibâdet eder ve yalnızca Sen'den yardım dileriz.”
(Fâtiha 1/5)

İLLiYYûNdan>ESFELîne..
->İNdim!. -> İKİLik ELİne!.:


NEdir ki şu ESFeLîn ve İLLiYyîn:

Esfeliyyet: Aşağılık, âdilik, alçaklık.
Esfel: En sefil, çok sefil, en alçak, en aşağı, çok fenâ.
Esfel-i Sâfîlin: Sefillerin en sefili. Cehennem'in en aşağı tabakasındakiler.
Esfel-i Sâfîlin-i Hîsset: Alçaklığın en aşağı derecesi…


İll: Keskinlik veya parlaklık mânasından alınmış olup; feryat, yemin, ahid ve karâbet mânalarına gelir.
İllî: Sebebe ait. Neden ve sebeble alâkalı.
İlliYyet: Sebeb ile alâkalı. Esas sebeble alâkadarlık. Sebeb arayış.
İllîYye: (Ulliyye) En şerefli, yüksek.
İllîYyun: (İlliyyîn) (Aliyyu. C.) Cennetin en yüksek tabakası. Âhirete giden tam kâmil mü'minlerin yeri. Hafaza meleklerinin divânları ismidir ki, salihlerin amelleri oraya yükseltilir. Âhirette yüksek dereceye, dergâh-ı rızâya en yakın olan derecedir..

AHh EsfeLînn:

لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ فِي أَحْسَنِ تَقْوِيمٍ
Resim--- “Lekad halakne’l- insâne fî ahseni takvim (takvîmin): Doğrusu, biz insanı en güzel bir biçimde-kivâmda yarattık.”
(Tîn 95/4)

ثُمَّ رَدَدْنَاهُ أَسْفَلَ سَافِلِينَ
Resim--- “Summe redednâhu esfele sâfilîn (sâfilîne): Sonra da çevirdik aşağıların aşağısına kaktık-attık-indirdik.”
(Tîn 95/5)

إِنَّ الْمُنَافِقِينَ فِي الدَّرْكِ الأَسْفَلِ مِنَ النَّارِ وَلَن تَجِدَ لَهُمْ نَصِيرًا
Resim---“İnne’l-munâfikîne fi’d-derki’l-esfeli mine’n-nâr ve len tecide lehum nasîra: Şüphe yok ki münâfıklar cehennemin en alt katındadırlar. Artık onlara asla bir yardımcı bulamazsın.”
(Nisâ 4/145)

OHh İlliyyînn:

لَّا إِنَّ كِتَابَ الْأَبْرَارِ لَفِي عِلِّيِّينَ
Resim--- “Kellâ inne kitâbel ebrâri lefî illiyyîn: Hayır; ebrâr olanların-iyilerin kitabı, "İlliyîn"dedir."
(Mutaffifûn, 83/18)

وَمَا أَدْرَاكَ مَا عِلِّيُّونَ
Resim---Ve mâ edrâke mâ İlliyyûn: İlliyyûn nedir, bilir misin?”
(Mutaffifûn, 83/19)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Cennet halkı İlliyyûndakileri gökyüzünde parlak yıldızın görüldüğü gibi görürler.” buyurmuştur..
(Kurtubî, el-Câmi li Ahkâmi'l-Kurân, XIX, 263; Ahmed b. Hanbel, IV, 61)

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Kim Allah Teâla Hazretlerinin rızası için bir derece tevâzu izhar eder (alçak gönüllü) olursa, Allah, onu bu sebeple, bir derece yükseltir. Kim de Allah'a bir derece kibirde bulunursa, Allah da onu bu sebeple bir derece alçaltır, böylece onu esfel-i safilîne (aşağıların aşağısına) atar." buyurdu.
(Ebu Sa'îdi'l-Hudri radıyallahu anh’dan; Kütübü sitte-7235)

Resim

İLLiyyinden -> Esfeline -> beLÂ BÂzÂRımız:

İLLiyyin: (İlliyyîn) (Aliyyu. ç.) Cennetin en yüksek tabakası. Her yerde her zaman her HÂLde her NEFeste, TaMm Kâmil Mü'minlerin Makamı. Hafaza meleklerinin divânları ismidir ki, salihlerin amelleri oraya yükseltilir. En yüksek dereceye, Dergâh-ı Rızâya en yakın olan KULLuk derecesi ki, “ben SENde SEN bende” gibi.. (İlliyyun) (Aliyyu. c.) Cennetin en yüksek tabakası. Âhirete giden tam kâmil mü'minlerin yeri. Hafaza meleklerinin divânları ismidir ki, salihlerin amelleri oraya yükseltilir. Ahirette yüksek dereceye, dergâh-ı rızâya en yakın olan derecedir.
Esfelin: En sefil, çok sefil, en alçak, en aşağı, çok fenâ. KuLLuğun İmkÂNla İmtihÂN MeydÂNı olan bu Hayat.. Sefillerin en sefili. Cehennem'in en aşağı tabakasındakiler.


Resim

DÜNyâ-ÂHiret-DÎnim >SEYyÂR..
-> KIL -> fesebbit akdameNÂ!.:


وَلَمَّا بَرَزُواْ لِجَالُوتَ وَجُنُودِهِ قَالُواْ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ
Resim---“Ve lemmâ berazû li câlûte ve cunûdihî kâlû rabbenâ efrig aleynâ sabren ve sebbit ekdâmenâ vensurnâ ale’l- kavmi’l- kâfirîn (kâfirîne).: Ve (Talut’un askerleri), Calut ve onun askerlerinin (ordusunun) karşısına çıktıkları zaman şöyle dediler: “Rabbimiz üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı (düşman karşısında) sabit kıl ve kâfirler kavmine karşı bize yardım et.” (Bakara 2/250)

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِن تَنصُرُوا اللَّهَ يَنصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُمْ
Resim---“Yâ eyyuhâllezîne âmenû in tensurûllâhe yensurkum ve yusebbit akdâmekum.: Ey iman edenler, eğer siz Allah'a (Allah adına İslama ve müslümanlara) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve sizin ayaklarınızı sağlamlaştırır.”
(Muhammed 47/7)

وَمَا كَانَ قَوْلَهُمْ إِلاَّ أَن قَالُواْ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ
Resim---“Ve mâ kâne kavlehum illâ en kâlû rabbenagfir lenâ zunûbenâ ve isrâfenâ fî emrinâ ve sebbit akdâmenâ vensurnâ ale’l- kavmi’l- kâfirîn (kâfirîne).: Onların söyledikleri: "Rabbimiz, günahlarımızı ve işimizdeki aşırılıklarımızı bağışla, ayaklarımızı (bastıkları yerde) sağlamlaştır ve bize kafirler topluluğuna karşı yardım et" demelerinden başka bir şey değildi.”
(Âl-i İmrân 3/147)

إِذْ يُغَشِّيكُمُ النُّعَاسَ أَمَنَةً مِّنْهُ وَيُنَزِّلُ عَلَيْكُم مِّن السَّمَاء مَاء لِّيُطَهِّرَكُم بِهِ وَيُذْهِبَ عَنكُمْ رِجْزَ الشَّيْطَانِ وَلِيَرْبِطَ عَلَى قُلُوبِكُمْ وَيُثَبِّتَ بِهِ الأَقْدَامَ
Resim---“İz yugaşşîkumun nuâse emeneten minhu ve yunezzilu aleykum mine’s- semâi mâen li yutahhirakum bihî ve yuzhibe ankum ricze’ş- şeytâni ve li yarbıta alâ kulûbikum ve yusebbite bihi’l- akdâm (akdâme).: Hani kendisinden bir güvenlik olarak sizi bir uyuklama bürüyordu. Sizi kendisiyle tertemiz kılmak, sizden şeytanın pisliklerini gidermek, kalblerinizin üstünde (güven ve kararlılık duygusunu) pekiştirmek ve bununla ayaklarınızı (arz üzerinde) sağlamlaştırmak için size gökten su indiriyordu.”
(Enfâl 8/11)
Akdam: (Kadem. c.) Ayaklar, kademler.

Resim

SıRRında RASûLuLLAHın
MİNBERin AYAğı OLam!.:


Ravza-yi Mütahhara:

Resim--- Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Evimle minberimin arası, Cennet bahçelerinden bir bahçedir ve minberim havzımın üzerindedir." buyurdu.
(Buhârî, Fadlı Salâti Mescid-i Mekke, 5; Müslim, Hac, 92; Müsned, 2/36, 236, 450, 534; 4/41)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Minberimin ayakları Cennet üzerindedir." buyurdu.
(Ahmed, b. Hanbel, VI 289, 292, 318; Nesaî, Mesâcid, 8.)

Ravzatü’l- CeNNet: MESCİD-i NEBî alehisselâm içerisinde, Peygamberimizin kabr-i şerifi ile mescidin o zamanki minberi arasındaki yerdir. Peygamber aleyhisselâm Efendimizin: “Evimle minberimin arası, Cennet bahçelerinden bir bahçedir” buyurarak medh ettiği Ravda-i Mütahhara'nın uzunluğu 22 metre, genişliği ise 15 metredir..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: ÖZ ZEVKleriM..
MesajGönderilme zamanı: 13 Tem 2016, 19:20 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11433
Resim


الَّذِينَ آمَنُواْ وَتَطْمَئِنُّ قُلُوبُهُم بِذِكْرِ اللّهِ أَلاَ بِذِكْرِ اللّهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُ
"Ellezîne âmenû ve tatmainnu kulûbuhum bi zikrillâh (zikrillâhi) e lâ bi zikrillâhi tatmainnu’l- kulûb (kulûbu).: Bunlar, iman edenler ve kalpleri Allah'ın zikriyle mutmain olanlardır. Haberiniz olsun; kalbler yalnızca Allah'ın zikriyle mutmain olur.
(Rad 13/28)


İÇ İÇe KaLBim >FuAD-ım
ARAsı BerZÂH ->Bir ADım
YALıtkanı ->İLEtken Etmek
KaLBî KuL OLmak MurADım!.


ZEVK 7717


KÛN feyeKÛN ->KâiNâtı.. ->şU ÂN ->ALLAH’ta FiKRuLLAH
->KaLBLeri TatMiN EYyLeyen ->Şe’ÂNuLLAH’ta ZiKRuLLAH
-->TeVHiD-i TeKMiL -->TeMiZLik ->İBRAHİMî KaLB-i SeLîM
NÛR-u MuhaMMede HaMD OLsun ReSûLuLLAHta ŞüKRuLLAH!.

Aleyhumusselâm..

13.07.16 19:38
voiciistnbL..dervişalimahllkaragümrük..


ResimResim

SÖZ O kİ;

KaLb<-BerZâH->FuAD:

KaLb: Mânâ Âleminin Rahimîyyet-Dünyâ Kapısı.
FuAD: Mânâ Âleminin Rahmanîyyet-âhiret Kapısı.
BerZâH: Madde-DüNya ile Mânâ-Âhiret aRa KESiti-GEÇiti.


İBRAHİMî KaLB-i SeLîM.:

Herkesin yumuruğu kadar olan KaLBi ->AKLın >NAKLe ULAŞım Noktası..

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Şunu da bilin ki, insan vücudunda bir et parçası vardır. O düzgün olursa bütün beden düzelir; o bozuk olursa bütün beden bozulur; azalar ona tabidir. Dikkat edin o et parçası kalbdir.” buyurdu.
(Buharî, İman, 39)

Resim---Gönül sahibi, gözü yaşlı bir sahabe olan Vâbisa İbni Ma’bed -radıyallâhu anh- şöyle anlatıyor:
Bir gün Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in huzuruna varmıştım. Bana hitab ederek:
“İyiliğin ne olduğunu sormaya mı geldin?” buyurdu. Ben de: “Evet yâ Rasûlallâh!” dedim. O zaman Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Kalbine danış. İyilik, sana uygun gelen ve yapılmasını kalbinin tasdik ettiği şeydir. Günah ise içini tırmalayan ve başkaları sana yap diye fetva verse bile içinde şüphe uyandıran şeydir.” buyurdu.

(Ahmed bin Hanbel, Müsned, IV, 227-228)

Selim bir kalb, hakikatin şaşmaz pusulasıdır. Onun hastalanmasına sebeb olan şeyler ise, gaflet, ihtiraslar ve günahlardır. Kalblerin hastalığı ise her şeyden önce iman ve inanç konusundaki şüphe ve tereddütlerle birlikte, ibâdetsizliktir..

يَوْمَ لَا يَنفَعُ مَالٌ وَلَا بَنُونَ
Resim---"Yevme lâ yenfau mâlun ve lâ benûn (benûne).: Malın da, çocukların da bir yarar sağlayamadığı günde."
(Şuarâ 26/88)

إِلَّا مَنْ أَتَى اللَّهَ بِقَلْبٍ سَلِيمٍ
Resim---"İllâ men etâllâhe bi kalbin selîm (selîmin).: Allah’a selîm (selâmete ermiş) kalble gelenler hariç.”
(Şuarâ 26/89)

إِذْ جَاء رَبَّهُ بِقَلْبٍ سَلِيمٍ
Resim---"İz câe rabbehu bi kalbin selîm (selîmin).: Hani o, Rabbine arınmış (selim) bir kalp ile gelmişti.”
(Sâffât 37/84)

Kalb-i selîm, ALLAH’ın dışındaki her şeyden arınmış bir ayna gibi Cenâbı Hakk’ın sıfatlarının tecelli ettiği bir kalbdir. Hak Teâlâ, kulunun kalbini selim bir halde görünce, onu sever ve ondan razı olur.
Bu sebeble Rabbimizin cennet dâvetine ve ihsan edeceği sonsuz ni’metlere lâyık olabilmek için kalb-i selîm sahibi olmalıyız. Bir Hadîs-i şerifte;


Resim---Resûlullah sallALLAHu aleyhi vesellem: “Mü’min, bir günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta meydana gelir. Eğer o günahı hemen terk edip tövbe ve istiğfar ederse kalbi cilâlanır, eski parlaklığına kavuşur. Böyle yapmaz da günah işlemeye devam ederse, siyah noktalar gittikçe çoğalır ve neticede kalbini büsbütün kaplar.” buyuruyor.
(Tirmizî, Tefsîr, 83)

Kararmış, hasta bir kalbin üç alâmeti vardır:
1-) Kişinin kalbi günahlardan ürperti duymaz.
2-) İtaat ve ibâdetler kalbine lezzet vermez.
3-) Nasihatler tesir etmez.

Kalbin önemi bir başka hadiste şöyle belirtilir;


Resim---Resûlullah sallALLAHu aleyhi vesellem: “Şunu da bilin ki insan vücudunda bir et parçası vardır. O düzgün olursa bütün beden düzelir; o bozuk olursa bütün beden bozulur; azalar ona tabidir. Dikkat edin o et parçası kalbdir.” buyurdu.
(Buharî, İman, 39)

Âlimlerimiz bu hadisi delil göstererek, aklın, kalbde olduğunu ifade ederler. Kalb; bedende maddî vücudun da, manevî, ruhî âlemin de lideridir. Lider düzgün olursa, yönetimi de düzgün olur. İnsanlar yöneticilerine tabidirler. Kalbin bozuk olması, haramlara meyilli olması demektir. Bütün bilgiler kalbde toplanır. İnanmak, sevmek, korkmak kalbin işidir. İman eden de, kâfir olan da kalbdir. Güzel ahlakın da, kötü ahlakın da yeri kalbdir. Kalb, ayrıca idrak ve anlayışın merkezidir. Nitekim ALLAHu zü’L- CeLÂL:

وَلَقَدْ ذَرَأْنَا لِجَهَنَّمَ كَثِيرًا مِّنَ الْجِنِّ وَالإِنسِ لَهُمْ قُلُوبٌ لاَّ يَفْقَهُونَ بِهَا وَلَهُمْ أَعْيُنٌ لاَّ يُبْصِرُونَ بِهَا وَلَهُمْ آذَانٌ لاَّ يَسْمَعُونَ بِهَا أُوْلَئِكَ كَالأَنْعَامِ بَلْ هُمْ أَضَلُّ أُوْلَئِكَ هُمُ الْغَافِلُونَ
Resim---"Ve lekad zere’nâ li cehenneme kesîran mine’l- cinni vel insi, lehum kulûbun lâ yefkahûne bihâ ve lehum a’yunun lâ yubsırûne bihâ ve lehum âzânun lâ yesmeûne bihâ, ulâike ke’l- en’âmi bel hum edallu, ulâike humu’l- gâfilûn (gâfilûne).: Ve andolsun ki; cehennemi, insanların ve cinlerin çoğuna hazırladık (yarattık). Onların kalbleri vardır, onunla fıkıh (idrak) etmezler. Onların gözleri vardır, onunla görmezler. Onların kulakları vardır, onunla işitmezler. Onlar hayvanlar gibidir. Hatta daha çok dalâlettedirler. İşte onlar, onlar gâfillerdir.”
(A’raf 7/179).

إِنَّ فِي ذَلِكَ لَذِكْرَى لِمَن كَانَ لَهُ قَلْبٌ أَوْ أَلْقَى السَّمْعَ وَهُوَ شَهِيدٌ
Resim---"İnne fî zâlike le zikrâ li men kâne lehu kalbun ev elkâ’s- sem’a ve huve şehîdun.: Hiç şüphesiz, bunda, kalbi olan ya da bir şahid olarak kulak veren kimse için elbette bir öğüt (zikir) vardır.”
(Kaf 50/37)

Buyurarak, dinleyen ve anlayanların, öğüt alabileceği ifade edilmiştir. Ayrıca;

أَفَلَمْ يَسِيرُوا فِي الْأَرْضِ فَتَكُونَ لَهُمْ قُلُوبٌ يَعْقِلُونَ بِهَا أَوْ آذَانٌ يَسْمَعُونَ بِهَا فَإِنَّهَا لَا تَعْمَى الْأَبْصَارُ وَلَكِن تَعْمَى الْقُلُوبُ الَّتِي فِي الصُّدُورِ
Resim---"E fe lem yesîrû fî’l- ardı fe tekûne lehum kulûbun ya’kılûne bihâ ev âzânun yesmeûne bihâ, fe innehâ lâ ta’mâ’l- ebsâru ve lâkin ta’mâ’l- kulûbulletî fî’s- sudur (sudûri).: Onlar, yeryüzünde dolaşmadılar mı ki onların, onunla akıl ettikleri kalbleri ve onunla işittikleri kulakları olsun. Fakat baş gözleri kör olmaz. Lâkin sinelerdeki kalbler kör olur.”
(Hacc 22/46)

Buyrularak gerçek körlüğün gözlerde değil, kalblerde olacağı belirtilir.
Kör olan kalb, zamanla paslanır. Onu, iman, zikir, Kur’ÂN-ı Kerimi okumak ve ibâdetler ile cilâlamak, nurlandırmak ve manevî hastalıklara karşı da korumak gerekir. Nitekim ALLAHu zü’L- CeLÂL;


كَلَّا بَلْ رَانَ عَلَى قُلُوبِهِم مَّا كَانُوا يَكْسِبُونَ
Resim---"Kellâ bel râne alâ kulûbihim mâ kânû yeksibûn (yeksibûne).: Hayır, bilâkis kazanmış oldukları şeyler, onların kalblerinin üzerini kapladı (kalblerini kararttı).”
(Mutaffifîn 83/4)

Âyeti ile günahların kalbleri paslandırdığı, istiğfar ve tövbenin de bu pasları gidereceği ifade etmiştir.
Kalbi temizlemek için gayret, mücâhede ve mücâdele lâzımdır. Nefsimiz haramları mekruhları arzu eder. Mücâhede (cehd, cihad, gayret) nefsin istemediği şeyleri yapmak, nefse muhalefet etmek demektir. Nefsimiz iyilik ve ibâdet yapmak istemez. ALLAHu TeÂLÂ dinleri, Peygamberleri, kalbi temizlemek için gönderdi. Namaz kılmayan ve kendisine farz olan diğer ibâdetleri yapmayan, günah işleyenlerin kalbi temiz olmaz. Zaten namazı terk etmek, en büyük günahlardan biridir. Hatta namaz kılmayana kâfir diyen âlimler bile olmuştur. Her türlü rezâleti işleyip de: “sen kalbe bak” demek dinsizlerin veya din câhillerinin sözüdür. Kalbde ya dünya sevgisi veya ALLAH sevgisi bulunur. ALLAH’ı anarak ibâdet yaparak kalbden dünya sevgisi çıkarılınca kalb temiz olur. Temizlenmiş kalbe ALLAH sevgisi kendiliğinden dolar. Günah işleyince kalb kararır, hastalanır. Dünya sevgisi yerleşir ve ALLAH sevgisi gider. Kalbler bardak gibidir. Kalbi ALLAH sevgisiyle doldurmak için, başka sevgileri temizlemek lâzımdır. Bir kalbde iki veya daha fazla sevgi bulunamaz. Kur’ÂN-ı Kerim’de;


مَّا جَعَلَ اللَّهُ لِرَجُلٍ مِّن قَلْبَيْنِ فِي جَوْفِهِ وَمَا جَعَلَ أَزْوَاجَكُمُ اللَّائِي تُظَاهِرُونَ مِنْهُنَّ أُمَّهَاتِكُمْ وَمَا جَعَلَ أَدْعِيَاءكُمْ أَبْنَاءكُمْ ذَلِكُمْ قَوْلُكُم بِأَفْوَاهِكُمْ وَاللَّهُ يَقُولُ الْحَقَّ وَهُوَ يَهْدِي السَّبِيلَ
Resim---"Mâ cealallâhu li raculin min kalbeyni fî cevfihî, ve mâ ceale ezvâcekumullâî tuzâhırûne min hunne ummehâtikum, ve mâ ceale ed’ıyâekum ebnâekum, zâlikum kavlukum bi efvâhikum, vallâhu yekûlu’l- hakka ve huve yehdî’s- sebîl (sebîle).: Allah bir adama göğsünde iki kalb kılmadı (yaratmadı). Zihar yaptığınız (sen bana benim annemin sırtı gibisin diyerek boşamak istediğiniz) zevcelerinizi sizin anneleriniz kılmadı. Ve evlâtlıklarınızı, sizin oğullarınız kılmadı. İşte bunlar sizin ağızlarınızdaki sözlerdir. Ve Allah hakkı söyler. Ve O, (Kendine ulaştıran) yola hidayet eder.”
(Ahzâb 33/4)

Bedenin sultanı olan kalb, ALLAH’ı zikretmekle ihyâ olup, nura kavuştuğunda, bütün uzuvlara isabetli emirler verir. Neticede kul, Hakk’ın razı olduğu bir kıvama erişir. Nitekim Cenâbı Hak;

الَّذِينَ آمَنُواْ وَتَطْمَئِنُّ قُلُوبُهُم بِذِكْرِ اللّهِ أَلاَ بِذِكْرِ اللّهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُ
Resim---"Ellezîne âmenû ve tatmainnu kulûbuhum bi zikrillâh (zikrillâhi) e lâ bi zikrillâhi tatmainnu’l- kulûb (kulûbu).: Bunlar, iman edenler ve kalbleri Allah'ın zikriyle mutmain olanlardır. Haberiniz olsun; kalbler yalnızca Allah'ın zikriyle mutmain olur.”
(Ra’d 13/28)

Buyurarak konuya dikkat çekiyor. Bu sebeble mürşid-i kâmiller, gönüllerin her fırsatta ve devamlı olarak ALLAH’ın zikriyle meşgul olması gerektiğini söylerler..


Yahyâ bin Muâz -rahmetullâhi aleyh- şöyle buyurur: “ALLAH’ın zikriyle gönüllerinizi yenileyiniz. Çünkü gönüller çabuk gaflete düşerler.”

Lokman Hakîm, oğluna dedi ki: “Âlimlerin (ve âriflerin) meclislerinde bulun! Hikmet ehlinin sözlerini dinle! Çünkü Allâh Teâlâ, yağdırdığı bol yağmurla ölü toprağı dirilttiği gibi, ölü kalbi de hikmet nuruyla diriltir.”
(Heysemî, I, 125)

Hasan-ı Basrî -rahmetullâhi aleyh- öğütlerinde şöyle buyurur:
“Kalbler altı şeyden dolayı çürür ve bozulur:
1-) Tövbe ederim ümidiyle günah işlemek.
2-) İlim öğrenip, gereğince amel etmemek.
3-) İbâdet ve davranışlarda samimi (ihlâslı) olmamak.
4-) ALLAH’ın verdiği ni’metlerden yararlanıp, şükretmemek.
5- ALLAH’ın yarattıkları arasında paylaştırdığı rızka râzı olmamak.
6- Ölüleri defnedip, onlardan ibret almamak.”


ALLAHu TeÂLÂ bizleri ibâdet ve zikirle kalbini diri tutan, hüsnü hatime ile tevhid ve iman ile kendine kavuşanlardan eylesin!. Âmin Yâ Muîn ALLAH celle celâlihu!.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: ÖZ ZEVKleriM..
MesajGönderilme zamanı: 13 Nis 2017, 15:49 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11433
Resim ÖP!.üştük..

SEVemez YÂRr!. Kimse SENi
->BENim SEVdiğim ->KaDAR
"BİZ BİR-İZ”de ->SENi->bENi
EZEL<->EBED>NahNu>KaDER!.



KUL İHVÂNİm!.

->ÂLeM -->feyeKÛN OYUNu
->ÂDEMoğLu -->BAŞı-SONu
“NÂZ-NiYÂZ’ın >NAMUSu”Nu
“AR”ın SöYLe >KUL İHVÂNİm!.

*

RAZiYye<->MERZiyye ->RAKKı
ŞAKku’L- KaMER >Şe’ÂN ŞAKkı
NEdir ->“bENLik ENE’L- HAKk”ı
->“DÂR”ın SöYLe KUL İHVÂNİm!.

*

“KÂR-ü-BeL ÇÖLÜ”n ->CERi
->MîM-i MuhaMMed MAHŞERi
“BeLÂ!.”sı-->“ELESt”ten BERi
“KÂR”ın SöYLe>KUL İHVÂNİm!.

*

Ne ZamÂN “KÛN!” OLdu>KeLÂM
->SIRR-ı SIFIR -->SıRR-ı MeLÂM
->İBRÂHÎMî -->BERDEN >SELÂM
->“NÂR”ın SöYLe->KUL İHVÂNİm!.

*

-->SENi ->FİİL ->DÜŞÜNCENi
->YARATAN ->ALLAH ->ŞE’Eni
“bEN” Dediğim ->HAKk’ın BENi
->“VAR”ın SöYLe KUL İHVÂNİm!.

*

->“HAKk ÂŞIK TÜLÜ”nü GÖSteR
->YAN!.dıysAN>KÜLÜnü GÖSteR
->“BÜLBÜLün >GÜLü”nü GÖSteR
->“YÂR”ın SöYLe->KUL İHVÂNİm!.

*

“KIRAT-KITMÎR Güt!.”türen KİM?
->“SEHERLerde >Öt!.”türen KİM?
İHVÂNİme ->“AHh!. İt”tiren KİM?
->“ZÂR”ın SöYLe ->KUL İHVÂNİm!.


13.04.17 15:19
brsbrsmm..tktktrstkkmshrlrii..


RAKK: Kitap, sahife. Kâğıt yerine kullanılan ince deri parçası. Tomar. Yama. KULun bENlik DERisi..
ŞAKk: Yarık, çatlak. Yarılma, çatlama. Yırtma. Kırma.
DÂR: Yer, mekân, konak. KULun bENlik DÂR ağacı
CERi: (Cür'et. den) Cesur, cüretkâr, yiğit, delikanlı, gözü pek, cesaretli, yılmayan.


MuhaMMed MUSTAFAm aleyhisselâm ŞAKku’L KAMERi.:


İslâmî kaynaklarda Şakku'l- Kamer/Şakk-ı Kamer/İnşikâku'l- Kamer/İnşikak-ı Kamer olarak da geçen, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellemin AY'ın ikiye yarılması mu’cizesi Kur'ÂN-ı Kerîm'de de geçmektedir.

Şakk-ı Kamer Mu’cizesi, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz peygamberlikle vazifeli kılındıktan 8 sene sonra vuku’ buldu. Kureyş Kabilesi'nin ileri gelen müşrikleri bir araya toplanmışlar ve Resûlullah sallallahu aleyhi vesellemden, peygamberliğini ispatlayacak bir mu’cize istemeye karar vermişlerdi. Hep birlikte O'nun bulunduğu yere doğru ilerlerken gecenin ilk saatleri yaşanıyor ve Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz pırıl pırıl parlayan AY ışığı altında İmam Ali kerremallahu vechehu ile birlikte, Huzeyfe İbn-i Yemân, Abdullah Ibn-i Mes'ud, Cübeyr ibn-i Mut'im ve Abdullah İbn-i Ömer radiyallahu anhum gibi büyük sahabelerle sohbet ediyordu.
(Tecrîd-i Sarih Tercümesi, İst.1945, IX/367,372; Elmalılı, Hak Dini Kur'an Dili, II.baskı, fst.l960, VII/4622.)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellemin Nur Halkasını çevreleyen müşriklerin mu’cize görme konusundaki ısrarları had safhaya varıp sabır sınırlarını zorladığında, Fahr-i Kâinât Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz yerinden doğruldu ve mübârek elini, gökyüzünde bir altın tabak gibi ışıldayan AY'a doğru celâlle kaldırdı. Yaratıldığı günden beri yörüngesinden şaşmamış olan AY, yüzü suyu hürmetine koca bir kâinatın yaratıldığı Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem'in bu işÂretiyle bir ÂNda ikiye ayrılmış ve gerideki Mina Dağı, AY'ın iki parçası arasında kalarak muhteşem ve tüyler ürpertici bir manzara teşkil etmişti..
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz etrafındaki sahabelerine: "Şâhid olun!. Şâhid olun!. Şâhid olun!. " diye tekrarlarken, Kureyş kâfirleri şaşkınlıkla birbirine bakmıyor ve: "Bize büyü yaptı!." diyorlardı.
Bir başka Kureyşli de: "MuhaMMed sadece bize büyü yapmış ve AY'ı iki parça olarak göstermiş olmalı." diyerek, bu hâdisenin civâr beldelerden gelen kafile ve kervanlara sorulmasını istiyordu. Bu teklif, diğerleri tarafından da ister istemez benimsendi ve ertesi sabah Yemen ve başka taraflardan gelen kervanlar soru yağmuruna tutuldu. Hepsi de gece seyahat ettikleri için Ay'ın ikiye yarıldığına şâhid olmuşlardı. Bunun üzerine Mekke'li Müşrikler: "Ebû Tâlib'in yetîmindeki sihir, semaya da tesir etti!." diyerek inadlarını sürdürdüler. Ve Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin yanında beraber olmamalarına rağmen, bu mu’cizeyi gören diğer müşrikler gibi, küfürlerinde sabit kaldılar. (Kadı İyâd: EI-Şifâ.)


Şakku'l- Kamer Mu’cizesinin hemen arkasından Kur'ÂN-ı Kerîmden âyet-i celîleler nâzil oldu:


اقْتَرَبَتِ السَّاعَةُ وَانشَقَّ الْقَمَرُ
"İkterabeti’s- sâatu ven şakka’l- kamer (kameru).: Saat (kıyamet vakti) yakınlaştı ve Kamer/Ay yarıldı.” (Kamer 54/1)

وَإِن يَرَوْا آيَةً يُعْرِضُوا وَيَقُولُوا سِحْرٌ مُّسْتَمِرٌّ
"Ve in yerav âyeten yu’ridû ve yekûlû sihrun mustemirrun.: Ve onlar, bir mucize görseler, yüz çevirirler. Ve bu “Sürekli bir sihirdir.” derler.” (Kamer 54/2)

وَكَذَّبُوا وَاتَّبَعُوا أَهْوَاءهُمْ وَكُلُّ أَمْرٍ مُّسْتَقِرٌّ
"Ve kezzebû vettebeû ehvâehum ve kullu emrin mustekırrun.: Yalanladılar ve kendi heva (istek ve tutku)larına uydular; oysa her iş sonunda kendi amacına varıp karar kılacaktır.” (Kamer 54/3)



->İBRÂHÎMî -->BERDEN >SELÂM
->“NÂR”ın SöYLe -->KUL İHVÂNİ!.:


İBRAHîM..:
“Berden seLÂM” et:

قُلْنَا يَا نَارُ كُونِي بَرْدًا وَسَلَامًا عَلَى إِبْرَاهِيمَ
Resim ---Kulnâ yâ nâru kûnî berden ve selâmen alâ ibrahîm(ibrahîme): Ey ateş! İbrâhim için serinlik ve esenlik ol! dedik.” (Enbiyâ 21/69)


Resim BİZ!.

-->SENi ->FİİL ->DÜŞÜNCENi
-->YARATAN ALLAH -->ŞE’Eni.:


ResimResim

BedENimi ->FiiLimi ->DÜŞÜNcemi YARatAN ->HAKk TeÂLÂ.:

ALLAHu Zü'l-Celâl: “Kâinâtı ben yarattım! Bedenini ben yarattım! Fiillerini ben yaratmaktayım! Düşüncelerinizi de ben yaratırım..” buyurmaktadır..

Zü'l-Celâli Ve'l- İkrâmü:

Resim

Sizi..

وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْإِنسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ
Resim---
“Ve mâ halaktul cinne vel inse illâ li ya'budûni.: Ve Ben, insanları ve cinleri (başka bir şey için değil, sadece) Bana kul olsunlar diye yarattım.” (Zariyat, 51/56 )


Fiillerinizi..


فَلَمْ تَقْتُلُوهُمْ وَلَكِنَّ اللّهَ قَتَلَهُمْ وَمَا رَمَيْتَ إِذْ رَمَيْتَ وَلَكِنَّ اللّهَ رَمَى وَلِيُبْلِيَ الْمُؤْمِنِينَ مِنْهُ بَلاء حَسَناً إِنَّ اللّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
Resim ---“Fe lem taktulûhum ve lâkinnallâhe katelehum, ve mâ rameyte iz rameyte ve lâkinnallâhe ramâ, ve li yubliyel mu’minîne minhu belâen hasenâ(hasenen), innallâhe semîun alîm: Onları siz öldürmediniz (Bedir’de o kâfirleri kendi kuvvetinizle öldürmediniz), ama onları Allah öldürdü; (Ey Rasûlüm, bir avuç toprak) attığın zaman sen atmadın, ama Allah attı. Mü'minleri kendinden güzel bir imtihanla imtihan etmek için (yaptı.) Şüphesiz Allah, işitendir, bilendir.” (Enfâl 8/17)


DÜŞÜNcelerinizi..

وَمَا تَشَاؤُونَ إِلَّا أَن يَشَاء اللَّهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ
Resim ---“Ve mâ teşâûne illâ en YEŞÂALLÂHu RaBBul âlemîn(âlemîne): Ve âlemlerin RaBBi Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.” (Tekvîr 81/29)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: ÖZ ZEVKleriM..
MesajGönderilme zamanı: 04 Haz 2017, 21:52 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11433
Resim

HiKMet-İBRet..

EDEBi BİL!. ->NEFsin TANı
İLiM-İRfÂN ->RABBın TANı
“ReSûLULAH İZİ”n ->İZLe
KuLİhvÂNim >SıRR SuLtÂNı..

ZEVK 8030

Şu GEL-GEÇ ÖLümLü ÂLeM.. ->HAKkın-HAYRın HiKMeti NE?
İmkÂNLa -> İmtihÂN ->ÂDeM.. ->BâtıL - ŞERrin İBReti NE?.
İkİ gÖZüm ->HEPte- HİÇte
BaSaR DIŞta ->BaSîRet İÇte
BEDENim ->BÜRümüş>RÛHum.. ->SÛREti NE?. ->SÎREti NE?.


09.03.17 04:49
brsbrsm..tktktrstKkmdsvdÂ..

SÛREt: Muhit. Dış..
SÎREt: Merkez. İÇ..


Şe’ÂNuLLAHta SüNNetuLLAH Üzere TeCeLLî-yi HAKk TeÂLÂ:
Zât ->Sıfat ->Esmâ ->EŞyâ ->OLay ->Zamân ->ZANn..

İnsÂNoğLunun SiLM AKLı, EŞYâ ve OLAYLara BAKıp-GÖRdüğünde;
HAK ve HAYRdan HiKMeti SEYReder.
BâtıL ve ŞeRden ise, ders çıkarıp İBRet ALır..
BİZ de; RABBu’L- ÂLeMîn SÖZüyLe, RaHMetenLi’L- ÂLeMîn SESiyLe ve ABDuLLAH NEFiS/NEFEsLerimizLe bir dAHa BAKaLım BUyurunuz İnşâe ALLAHu TeÂLÂ..


ALLAHu zü’L- CeLÂL, Kur'ÂN-ı Kerîmimizde;

كَمَا أَرْسَلْنَا فِيكُمْ رَسُولاً مِّنكُمْ يَتْلُو عَلَيْكُمْ آيَاتِنَا وَيُزَكِّيكُمْ وَيُعَلِّمُكُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُعَلِّمُكُم مَّا لَمْ تَكُونُواْ تَعْلَمُونَ
"Kemâ erselnâ fîkum resûlen minkum yetlû aleykum âyâtinâ ve yuzekkîkum ve yuallimukumul kitâbe ve’l- hikmete ve yuallimukum mâ lem tekûnû ta’lemûn (ta’lemûne).: Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden (kendinizden) bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, size Kitap’ı (Kurânı Kerim’i) ve hikmeti öğretsin ve (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.” (Bakara 2/151)

يُؤتِي الْحِكْمَةَ مَن يَشَاء وَمَن يُؤْتَ الْحِكْمَةَ فَقَدْ أُوتِيَ خَيْرًا كَثِيرًا وَمَا يَذَّكَّرُ إِلاَّ أُوْلُواْ الأَلْبَابِ

“Yu’ti’l- hikmete men yeşâu, ve men yu’te’l- hikmete fe kad ûtiye hayran kesîrâ (kesîren), ve mâ yezzekkeru illâ ulû’l- elbâb (elbâbi).: (ALLAH) hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse böylece ona çok hayır verilmiştir. Ve ulûl elbabtan başkası tezekkür edemez.” (Bakara 2/269)

BİZ BİR-İZde HİKMett. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, pek çok hadisinde ve hayatı boyunca Hikmeti YAŞAmış ve buyurmuştur..

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Şüphesiz bazı şiirler vardır ki hikmettir." buyurdu.
(Buhârî, Edeb 90; Tirmizî, Edeb 69; İbn Mâce, Edeb 41)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Kardeşini kendisiyle hidâyete/doğru yola ilettiğin hikmet kelimesinden daha güzel hediye yoktur." buyurdu.
(Dârimî, Mukaddime 32)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem BUYruğu Hadis-i Şeriflerde Hikmet Kavramı:

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Hikmet, mü'minin yitik malıdır; nerede bulursa onu alır." buyurdu.
(İbn Mâce, Zühd 15; Tirmizî, İlim 19)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem:"Hikmetin başı ALLAH korkusudur." buyurdu.
(Tirmizî; Feyzu'l-Kadir, 3/ 574; Beyhakî; Deylemî; Keşfu’l Hafâ, 1/421; İbn Merduyeh; İbn Kesir, 1/242)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem:"Yalnız iki kişiye hased (gıpta) edilebilir: Bir adam ki ALLAH kendisine hikmet vermiştir, o adam bu hikmet gereğince hareket ediyor ve bunu başkalarına da öğretiyor ve bir adam ki ALLAH kendisine mal vermiştir, o da malı Hak yolunda infâka/harcamaya koyulmuştur." buyurdu.
(Müslim, Salâtu'l-Müsâfirîn 47, hadis no: 267, -815-; Buhârî, İlim 15, Ahkâm 3, Zekât 5, İ'tisâm 13, Tevhid 45, Temennî 5; İbn Mâce, Zühd 23)

İbn Abbâs (radiyallahu anhu) anlatıyor: "Rasûlullah (aleyhisselâm) beni göğsüne bastırdı ve: "ALLAH'ım, (bunu dinde fakîh kıl,) buna hikmeti ve Kitabın te'vilini öğret!" dedi."
(Buhârî, Fezâilu'l-Ashâb 24, İlim 17, Vudû 10, İ'tisâm 1; Müslim, Fezâilu's-Sahâbe 138, hadis no: 2477; İbn Mâce, Mukaddime 11; Ahmed bin Hanbel, 1/269)

İbn Abbâs (radiyallahu anhu) anlatıyor: "Rasûlullah aleyhisselâm bana hikmet verilmesi (iki defa, hikmet verilmesi) hususunda duâda bulundu."
(Tirmizî, Menâkıb 42, hadis no: 3823, 3824)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Hikmet, nübüvvet dışındaki isâbettir." buyurdu.
[i](Buhârî, Fezâilu's-Sahâbe 24)


Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Ben hikmet eviyim, Ali de onun kapısıdır." buyurdu.
(Tirmizî, Menâkıb 20)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "İman Yemen'lidir; hikmet Yemen'lidir." buyurdu.
(Buhârî, Menâkıb 1; Müslim, İman 82, 88, 89, 90; Tirmizî, Menâkıb 71; Dârimî, Mukaddime 14; Ahmed bin Hanbel, 1/252, 258, 270, 277)
(Bu hadisin, Lokmân (aleyhisselâm)'ın Yemen'deki kavmine mensûbiyetine atıfta bulunduğu öne sürülmüştür.)


Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Hikmetin konuşulup yayıldığı meclis, ne güzel meclistir." buyurdu.
(Dârimî, Mukaddime 28)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Bir ilim meclisine oturup hikmetli söz dinledikten sonra, bu meclisten bahsederken işittiği şeylerin sadece kötü kısımlarını anlatan bir kimsenin misâli, bir sürü sahibi çobana gelip: “Ey çoban, süründen bana bir koyun kes!.” deyince, çobandan: “Git, en iyisinin kulağından tut al.!” iznine rağmen, gidip sürünün köpeğinin kulağından tutan adamın misâlidir." buyurdu.
(İbn Mâce, Zühd 15; Ahmed bin Hanbel, 2/252)

Hikmet Evrenseldir ki, tüm Kudsal Kitablarla da bildirilmiştir.:

وَيُعَلِّمُهُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَالتَّوْرَاةَ وَالإِنجِيلَ
"Ve yuallimuhu’l- kitâbe ve’l- hikmete ve’t- tevrâte ve’l- incîl (incîle).: Ve (ALLAH) ona Kitab'ı, hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i öğretecek.” (Âl-i İmrân 3/48)

إِذْ قَالَ اللّهُ يَا عِيسى ابْنَ مَرْيَمَ اذْكُرْ نِعْمَتِي عَلَيْكَ وَعَلَى وَالِدَتِكَ إِذْ أَيَّدتُّكَ بِرُوحِ الْقُدُسِ تُكَلِّمُ النَّاسَ فِي الْمَهْدِ وَكَهْلاً وَإِذْ عَلَّمْتُكَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَالتَّوْرَاةَ وَالإِنجِيلَ وَإِذْ تَخْلُقُ مِنَ الطِّينِ كَهَيْئَةِ الطَّيْرِ بِإِذْنِي فَتَنفُخُ فِيهَا فَتَكُونُ طَيْرًا بِإِذْنِي وَتُبْرِئُ الأَكْمَهَ وَالأَبْرَصَ بِإِذْنِي وَإِذْ تُخْرِجُ الْمَوتَى بِإِذْنِي وَإِذْ كَفَفْتُ بَنِي إِسْرَائِيلَ عَنكَ إِذْ جِئْتَهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُواْ مِنْهُمْ إِنْ هَـذَا إِلاَّ سِحْرٌ مُّبِينٌ
"İz kâlellâhu yâ îsâbne meryemezkur ni’metî aleyke ve alâ vâlidetike iz eyyedtuke bi rûhi’l- kudusi tukellimu’n- nâse fî’l- mehdi ve kehlâ (kehlen), ve iz allemtuke’l- kitâbe ve’l- hikmete ve’t- tevrâte ve’l- inçil (incîle), ve iz tahluku minet tîni ke hey’eti’t- tayri bi iznî fe tenfuhu fîhâ fe tekûnu tayran bi iznî ve tubriu’l- ekmehe ve’l- ebrasa bi iznî, ve iz tuhricu’l- mevtâ bi iznî, ve iz kefeftu benî isrâîle anke iz ci’tehum bi’l- beyyinâti fe kâlellezîne keferû minhum in hâzâ illâ sihrun mubîn (mubînun).: ALLAH (celle celâlihu) şöyle buyurmuştu: “Ey Meryem oğlu İsâ! Senin ve annenin üzerindeki nimetimi hatırla. Seni Ruhû’l- Kudüs ile desteklemiştim de beşikte iken de yetişkin iken de insanlarla konuşuyordun. Sana Kitab'ı, Hikmet'i, Tevrat'ı ve İncil'i öğretmiştim. Ben’im iznimle nemli topraktan kuş şeklinde heykel (sûret) yapmıştın, sonra onun içine üflemiştin, böylece Ben'im iznimle bir kuş olmuştu. Ve, doğuştan kör olanı ve alaca tenliyi yine Ben'im iznimle iyileştiriyordun. Ben'im iznimle ölüleri (diriltip, kabirden) çıkartıyordun. Ve onlara apaçık belgeler getirdiğin zaman İsrailoğullarının saldırısını senden savmıştım (seni kurtarmıştım). O zaman onlardan kâfir olanlar (küfürde olanlar); "Bu ancak, sadece apaçık bir sihirdir." demişlerdi.” (Mâide 5/110)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Buyrukları baştan aşağı HİKMettir ve BİZimdir hamd olsun..

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Hikmet, mü’minin kaybolmuş malıdır-yitiğidir; onu nerede bulursa alır!.” buyurdu.
(İbn Mâce, Zühd 15; Tirmizî, İlim 19)

Kendisine hikmet verilmesi için Resûlullah sallallahu aleyhi vesellemin özel duâsına sahib olan İbn Abbas radiyallahu anhu: “Hikmet, nübüvvet/peygamberlik dışındaki isâbetli farkedişlerin adıdır.” buyurdu.
(Buhârî, Fezâil)

Kur'ÂN-ı Kerîm de Hikmetin Menbağı HAYR Âyetlerinden bazıları.:

Bakara 2/110, 177, 189, 195, 216, 271; ÂL-i İmrân 3/26, 104 ,115, 134; Nisâ 4/79, 114, 125, 149; Mâide 5:48; Yûnus 10/107; Hûd 11/114: 16:128; Enbiyâ 21/35; Hacc 22/77; Mü’minun 23/61

فَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُ
“Fe men ya’me’l- miskâle zerretin hayren yereh (yerehu).: Artık kim zerre kadar hayır işlerse onu görür.” (Zilzâl 99/7)

Kur'ÂN-ı Kerîmde geçen HİKMet Âyetleri:

Bakara 2/129, 151, 231, 251, 269; ÂL-i İmrân 3/48, 81; Nisâ 4/113; Mâide 5/110; Nahl 16/125; Lokmân 31/12; Sâd 38/20; Zuhrûf 43/63; Kamer 54/5; Cumâ 62/2..

كَمَا أَرْسَلْنَا فِيكُمْ رَسُولاً مِّنكُمْ يَتْلُو عَلَيْكُمْ آيَاتِنَا وَيُزَكِّيكُمْ وَيُعَلِّمُكُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُعَلِّمُكُم مَّا لَمْ تَكُونُواْ تَعْلَمُونَ
"Kemâ erselnâ fîkum resûlen minkum yetlû aleykum âyâtinâ ve yuzekkîkum ve yuallimukumul kitâbe ve’l- hikmete ve yuallimukum mâ lem tekûnû ta’lemûn (ta’lemûne).: Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden (kendinizden) bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, size Kitap’ı (Kurânı Kerim’i) ve hikmeti öğretsin ve (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.” (Bakara 2/151)

يُؤتِي الْحِكْمَةَ مَن يَشَاء وَمَن يُؤْتَ الْحِكْمَةَ فَقَدْ أُوتِيَ خَيْرًا كَثِيرًا وَمَا يَذَّكَّرُ إِلاَّ أُوْلُواْ الأَلْبَابِ

“Yu’ti’l- hikmete men yeşâu, ve men yu’te’l- hikmete fe kad ûtiye hayran kesîrâ (kesîren), ve mâ yezzekkeru illâ ulû’l- elbâb (elbâbi).: (ALLAH) hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse böylece ona çok hayır verilmiştir. Ve ulûl elbabtan başkası tezekkür edemez.” (Bakara 2/269)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in Hadis-i Şeriflerinde Hayır ve Şer.:

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “...ALLAH’ım! Hayrın tamamı Senin elindedir; şer ise Sana izâfe edilemez.” buyurdu.
(Müslim, Müsâfirîn 26, 1/534; Tirmizî, Deavât 32, 5/485; Ebû Dâvud, Salât, 1/201; Nesâî, İftitah 17, 2/130)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “İnsanlardan öylesi var ki, hayrın anahtarı, şerrin kilididir. Öylesi de var ki, şerrin anahtarı, hayrın kilididir. Eline ALLAH tarafından hayır anahtarları verilene müjdeler olsun!. Eline şer anahtarları verilene de yazıklar olsun!.” buyurdu.
(İbn Mâce, Mukaddime 237, 1/86)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Rıfktan (yumuşak huylu, şefkatli ve merhametli olmaktan) mahrum olan, her hayırdan mahrum olmuştur!.” buyurdu.
(Müslim, Birr 75)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Başınızdakiler en hayırlılarınız olduğu, zenginleriniz hoşgörülü davrandığı ve işleriniz aranızda görüşülüp danışılarak yürütüldüğü sürece sizin için yerin üstü, altından daha hayırlıdır!.” buyurdu.
(Tirmizî, Fiten 78)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “ALLAH, bir insanın ellerini hayrın anahtarı yapmışsa, ne mutlu ona!.” buyurdu.
(İbn Mâce, Mukaddime 19)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “İnsanların en hayırlısı, iyiliği beklenen, kötülük etmesinden korkulmayan kimsedir.” buyurdu.
(Timizî, Fiten 76)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “İnsanların en hayırlısı, toplum içinde yaşarken bir taraftan o toplumun hakkını ödeyen, diğer taraftan Rabbine ibâdet eden, savaşa çıktığında ise düşmana korku salan kimsedir.” buyurdu.
(Tirmizî, Fiten 15)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Mü’minin işi tuhaftır, her işi hayırdır. Bu, yalnız mü’mine özgüdür. Sevindirici bir işle karşılaşsa şükreder, o iş kendisi hakkında hayırlı olur. Üzücü bir işle karşılaşsa sabreder, kendisi için hayırlı olur.” buyurdu.
(Müslim, Zühd, 64; Dârimî, Rikak 61; Ahmed bin Hanbel, V/24)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Kişinin kendinden sonra bıraktığı şeylerin en hayırlısı üç tanedir: Kendisine duâ edecek sâlih evlât, kendisine sevâbı ulaşacak olan sadaka-i câriye ve kendisinden sonra onunla amel edilecek ilim.” buyurdu.
(İbn Mâce, Mukaddime 20)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “İnsanların en hayırlısı, -savaş zamanında- malı ve canıyla savaşan, -barış zamanında- ise Rabbine ibâdet etmekle meşgul olup kendini insanlara zarar vermekten alıkoyan kimsedir.” buyurdu.
(Buhârî, Rikak 34; Nesâî, Zekât 74)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Üst el, alt elden (veren el, alan elden) hayırlıdır. Sen üst el olmaya bak!. Sadakanın en hayırlısı da zenginlikten verilenidir. Kim haramdan sakınıp şerefini kurtarmak isterse, ALLAH onu iffet ve şerefli kılar. Kim de müstağnî davranırsa ALLAH onu zengin kılar!.” buyurdu.
(Buhâri, Zekât, 2/112; Müslim, Zekât 94, 2/717, hadis no: 1033)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Andolsun ki, ALLAH yolunda bir sabah veya bir akşam savaşmak, dünyadan da, dünyada olan şeylerden de hayırlıdır.” (Diğer bir rivâyette:) ...Üzerine güneşin doğup battığı şeylerden hayırlıdır.” buyurdu.
(Buhârî, Cihad 4/17; Müslim, İmâre 112, 115, 3/1499, hadis no: 1880)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “ALLAH yolunda harcanan bir gün, o yolda harcanmayan bin günden hayırlıdır.” buyurdu.
(Nesâî, Cihad, 6/40)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "ALLAH, hiçbir mü'mine, yaptığı tek hayrın bile karşılığını ihmal etmek sûretiyle zulümde bulunmaz. Yaptığı her hasenenin karşılığı hem dünyada, hem de âhirette kendisine verilir. Kâfir ise, yaptığı hayır sebebiyle dünyada öylesine yedirilir ki, âhirete varınca, karşılığı verilecek tek hayrı kalmaz." buyurdu.
(Müslim, Sıfatu'l-Münâfıkîn 56, hadis no: 2808)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "ALLAH Teâlâ bir kulun hayrını diledimi onu isti'mâl eder!." Buyurunca:"Onu nasıl isti'mâl eder?" diye soruldu. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Ölümden önce sâlih amel işlemede muvaffak kılar!." buyurdu.
(Tirmizî, Kader 8, hadis no: 2134)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Hiç kimse, elinin emeğinden (kendi kazancından) yediğinden daha hayırlı bir şey yiyemez. ALLAH’ın peygamberi Dâvud (aleyhisselâm) da kendi elinin emeğini yiyip geçinirdi.” buyurdu.
(Buhârî)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Sizin hayırlınız, Kur'ÂN-ı Kerîm’i öğrenen ve öğretendir.” buyurdu.
(Buhârî, Fazlu’l-Kur’an 6/108)


Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Yâ Ebâ Zer!. Sabahleyin kalkıp da ALLAH’ın Kitabından bir âyet öğrenmen, yüz rekât (nâfile) namaz kılmandan daha hayırlıdır. Ve yine sabahlayıp da ilimden bir bâb (bölüm) öğrenmen bin rekât (nâfile) namaz kılmandan daha hayırlıdır.” buyurdu.
(İbn Mâce, Mukaddime 219, 1/79)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Bu ilme, henüz ortadan kalkmadan istekli olun, sarılın!. Onun kalkması, yeryüzünden ref’ olunmasıdır. Âlim ile ilim öğrenen (öğrenci) ecirde müşterektirler. Diğer insanlarda ise, hayır yoktur!.” buyurdu.
(İbn Mâce, Mukaddime 228, 1/83)


Ref’: Kaldırma, yüceltme, yukarı kaldırma. Lağvetme, hükümsüz bırakma.

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "ALLAH Teâlâ katında, arkadaşların en hayırlısı, arkadaşına en hayırlı olanıdır. Komşuların en hayırlısı, komşusuna en hayırlı olanlarıdır." buyurdu.
(Tirmizî, Birr 28; Ahmed bin Hanbel hadis no: 6566)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Kıyâmet günü, ALLAH indinde, derece itibarıyla insanların en şerlisi, başkasının dünyası uğruna âhiretini hebâ eden kuldur!." buyurdu.
(Kütüb-i Sitte Terc. 4/265)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “ALLAH'a andolsun ki, ALLAH’ın senin vâsıtanla bir adamı hidâyete erdirmesi, kızıl tüylü develerden oluşan sürülerden senin için daha hayırlıdır.” buyurdu.
(Buhârî, Ashâbu’n Nebî 9; Müslim, Fedâilu’l-Ashâb 34, hadis no: 1787; Ebû Dâvud, İlm 10)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Âlimin âbide olan üstünlüğü, benim sizin en aşağınıza olan üstünlüğüm gibidir. Şüphesiz ki ALLAH, melekleri, gökler ve yer ehli, hatta delikteki karınca, denizdeki balık bile insanlara hayır/iyilik öğretene salâvât verirler (duâ ve istiğfârda bulunurlar).” buyurdu.
(Tirmizî, İlm 10/157-158; Ebû Dâvud, İlm)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Hadis-i şeriflerine göre, insanların en HAYIRlıları;

“Dostlarına ve komşularına hayrı dokunan”
(Tirmizî, Birr 28)

Ömrü uzun, ameli güzel olan.
(Tirmizî, Zühd 21, 22)

Geç öfkelenip çabuk yatışan.
(Ahmed bin Hanbel, Müsned III/19; Tirmizî, Fiten 26)

Borcunu güzellikle ödeyen kimsedir.
(Buhârî, İstikrâz 4, 6; İbn Mâce, Ticâret 62)

Ticâret ehlinin en hayırlısı da borcunu güzellikle ödeyen, alacağını güzellikle isteyendir.
(Ahmed bin Hanbel, Müsned III/19)

En hayırlı yönetici ise, halkının kendisini sevip hayır duâda bulunduğu kişidir
(Tirmizî, Fiten 77)

Amellerin en hayırlısı, namazdır.
(Muvattâ, Tahâret 36; İbn Mâce, Tahâret 4)

Mescidlerin en hayırlısı geniş olanıdır.
(Ahmed bin Hanbel, Müsned III/18; Ebû Dâvud, Edeb 12)

Oruç tutmak, sadaka vermek ve geceleyin namaz kılmak ‘hayır kapılarıdır.
(Tirmizî, İman 8.)

Hayâ, bütünüyle hayırdır.
(Müslim, İman 61; Ebû Dâvud, Edeb 6)

Kur'ÂN-ı Kerîmde Bâzı Şer Âyetleri.:

Bakara 2/216; Âl-i İmrân 3/180; İsrâ 17/11, 83; Enbiyâ 21/35; Nûr 24/11; Sâd 38/62; Fussilet 41/49; Mearic 70/20; İnsân 76/7, 11; Zilzâl 99/8.

وَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ

“Ve men ya’me’l- miskâle zerretin şerren yereh (yerehu).: Ve kim zerre kadar şer işlerse onu görür.” (Zilzâl 99/8)


قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ
“Kul eûzu bi rabbi’l- felak (felakı).: De ki: “Ben, Felâk’ın Rabbine sığınırım.” (Felak 113/1)

مِن شَرِّ مَا خَلَقَ
“Min şerri mâ halak (halaka).: Yarattıklarının şerrinden.” (Felak 113/2)

وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ
“Ve min şerri gâsikın izâ vekab (vekabe).: Ve karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden.” (Felak 113/3)

وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ
“Ve min şerrin neffâsâti fî’l- ukad (ukadi). : Ve düğümlere üfleyenlerin şerrinden.” (Felak 113/4)

وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ

“Ve min şerri hâsidin izâ hased (hasede).: Ve hased ettiği zaman, haset edenin şerrinden.” (Felak 113/5)


قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ
“Kul eûzu bi rabbin nâs (nâsi).: De ki: “Ben insanların Rabbine sığınırım.” (Nâs 114/1)

مَلِكِ النَّاسِ
“Melikin nâs (nâsi).: İnsanların melikine (mâlikine).” (Nâs 114/2)

إِلَهِ النَّاسِ
“İlâhin nâs (nâsi).: İnsanların İlâhı’na (sığınırım).” (Nâs 114/3)

مِن شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ
“Min şerri’l- vesvâsi’l- hannâs (hannâsi).: Hannasın vesveselerinin şerrinden.” (Nâs 114/4)

الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ
“Ellezî yuvesvisu fî sudûrin nâs (nâsi).: Ki o (hannas), insanların göğüslerine vesvese verir.” (Nâs 114/5)

مِنَ الْجِنَّةِ وَ النَّاسِ
“Mine’l- cinneti ve’n- nâs (nâsi).: İnsanlardan ve cinlerden (insanların Rabbine, Meliki’ne ve İlâhı’na sığınırım).” (Nâs 114/6)

ALLAHu Zü’L- CeLÂLimiz, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem hörmetine ÜMMeti MuhaMmedi İslah etsin, İflah etsin. HAKkı-Hikmeti DUYup HAYra Uyanlardan, Bâtıldan ve Şerden İbret ALıp KAÇanlardan eylesin!. Âmin Yâ Latîf ALLAH celle celâlihu..


MuhaMMedi MuHABBEtLerimİZLe!....

Resim

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 14 Haz 2017, 16:23 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11433
O.. Zât
OL.. Sıfat
OLA.. Esmâ
OLAN!...-....


Resim


“BEN” “GÜNEŞ”ine ->“BİZ” ->“IŞIK”ı giBi
“KÛN=>EN”sı ->“feyeKÛN”u ->“NAHNU”
->Lâ ->İLâHe -->İLLâ -->ALLAH =>SEVgi
SON-UÇ>SeBeB =>Lâ ->HUVe ->İLLâ->HU!.

ZEVK 8201

“BEDEN”de HAPSettin -->“RÛH”un =>ARZ’dan ->ARŞ’a ->AKIŞın YOKk!
“ÖMR”ün ->“ÖZ”ü-“ÖZet”i =>HAKk ->LÜBBü’L- LÜBB’den BAKIŞın YOKk!
SIFIR ÇAPLı ->ZERRe giBi
ÇAPı SONsuz KÜRRe SEVgi
“KULu”sun =>MUHİTin =>ALLAH!. ->MERKEZde =>“O” -> ÇIKIŞın YOKk!.


14.06.17 16:58
brsbrsmm.. tktktrstkkmdzmÂNn..

Resim

SIFIR ÇAPLı ->ZERRe giBi
ÇAPı SONsuz KÜRRe SEVgi
“KULu”sun =>MUHİTin =>ALLAH!.
->ÖZ’ünde =>“O” -> ÇIKIŞın YOKk!.:


وَللّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ وَكَانَ اللّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ مُّحِيطًا
---“Ve lillâhi mâ fî's- semâvâti ve mâ fîl ard (ardı). Ve kânallâhu bi kullî şey’in muhîtâ (muhîtan): Ve, göklerde ve yerde ne varsa hepsi ALLAH'ındır. Ve ALLAH, herşeyi kuşatandır.” (Nisâ 4/126)

يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْإِنسِ إِنِ اسْتَطَعْتُمْ أَن تَنفُذُوا مِنْ أَقْطَارِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ فَانفُذُوا لَا تَنفُذُونَ إِلَّا بِسُلْطَانٍ
"Yâ ma'şera’l- cinni ve’l- insi inisteta'tum en tenfuzû min aktâri’s- semâvâti ve’l- ardı fenfuzû, lâ tenfuzûne illâ bi sultân (sultânin).: Ey insan ve cin topluluğu! Semâların ve arzın kuturlarından (çaplarından- bucaklarından) nüfuz etmeye (çıkıp gitmeye) eğer gücünüz yetiyorsa, haydi nüfuz edin (geçip, çıkın)! Bir sultân (üstün bir güç) olmaksızın nüfuz edemezsiniz (geçip çıkamazsınız).” (RahmÂN 55/33)


Resim

LüBBü’L- LÜB: ÖZün ÖZü.. HaBLi’L VERîd-ŞÂHDAMAR..
SeDef: Sadef. Deniz böceklerinin kıymetli kabuğu ve onlardan yapılan şeyler. Sert, parlak ve şeffafa yakın madde. İnci kabuğu.
NÛRuLLAHın ZÂTına perde NÛR-u MuhaMMed aleyhisselâm Perdesi-Kabuğu-Maddesi..
Menba’: Kaynak. Nimetin veya herhangi bir şeyin çıktığı yer. Suyun çıktığı yer. Pınar.
Mendirek: Bir limanın denizden korunmasını sağlayan iskele veya dalgakıran..
MuSTAFa: (safvet. den) Güzide. Istıfâ edilmiş, ELenipen üstte TEK KALmış.. Has ve seçilmiş. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem'in mübârek bir ismi.
Safvet: Sâfilik, temizlik, pâklık. Hâlislik.
İFÂ: Ödemek. Yerine getirmek. Söz verdiğini veya vazife bildiğini yerine getirmek. Kılmak. Yapmak.

KÛN feyeKÛN.:
KÛN ->OL!. EMRuLLAH..
feyeKÛN.. yENiden OLuş.. SüNNetuLLAH üzere ŞE’ÂNULLAH..her ÂN yENideN YARATış..


Resim

Yâ RABBeNÂ TeÂLÂ!. KüLLî ŞEY SENin NÛRundur:

وَللّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ وَكَانَ اللّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ مُّحِيطًا
---“Ve lillâhi mâ fî's- semâvâti ve mâ fîl ard (ardı). Ve kânallâhu bi kullî şey’in muhîtâ (muhîtan): Ve, göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Ve Allah, herşeyi kuşatandır.” (Nisâ 4/126)


KüLLî ŞEY’i Yaratan SENsin:

وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْإِنسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ
---“Ve mâ halaktu'l- cinne ve'l- inse illâ li ya'budûni.: Ve Ben, insanları ve cinleri (başka bir şey için değil, sadece) Bana kul olsunlar diye yarattım. ” (Zâriyat, 51/56)


Fiillerimizi.. Yaratan da SENsin:

فَلَمْ تَقْتُلُوهُمْ وَلَكِنَّ اللّهَ قَتَلَهُمْ وَمَا رَمَيْتَ إِذْ رَمَيْتَ وَلَكِنَّ اللّهَ رَمَى وَلِيُبْلِيَ الْمُؤْمِنِينَ مِنْهُ بَلاء حَسَناً إِنَّ اللّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
---“Fe lem taktulûhum ve lâkinnallâhe katelehum, ve mâ rameyte iz rameyte ve lâkinnallâhe RaMÂ, ve li yubliye'l- mu’minîne minhu beLÂen hasenâ (hasenen), innallâhe semîun alîm: Onları siz öldürmediniz (Bedir’de o kâfirleri kendi kuvvetinizle öldürmediniz), ama onları Allah öldürdü; (Ey Rasûlüm, bir avuç toprak) attığın zaman sen atmadın, ama Allah attı. Mü'minleri kendinden güzel bir imtihanla imtihan etmek için (yaptı.) Şüphesiz Allah, işitendir, bilendir.” (Enfâl 8/17)


DÜŞÜNcelerimizi dahi Yaratan SENsin:


وَمَا تَشَاؤُونَ إِلَّا أَن يَشَاء اللَّهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ
--- “Ve mâ teşâûne illâ en YEŞÂALLÂHu RaBBu'l- âlemin (âlemîne): Ve âlemlerin RaBBi Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.” (Tekvîr 81/29)


ve her ÂN “KÛN ->feyeKÛN!. YENİden yaratmkata OLÂN da SENsin..:

يَسْأَلُهُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِي شَأْنٍ
---“Yes’ eluhu men fi's- semâvâti ve'l- ard(ardı), kulle yevmin huve fî şe’nin.: Göklerde ve yerde olanlar, O'ndan isterler (dilerler). O hergün (her an) bir şe'n (ayrı bir tecellî, yeni bir oluş-YENİden yaratış) üzerindedir.” (Rahmân 55/29)

إِنَّمَا أَمْرُهُ إِذَا أَرَادَ شَيْئًا أَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ
---“İnnemâ emruhû izâ erâde şey’en en yekûle lehu kûn fe yekûn: Bir şey yaratmak istediği zaman Onun yaptığı "Ol" demekten ibarettir. Hemen oluverir.” (YâSîn 36/82)


Resim

MuHit-MeRKeZ MİLi SENsin.:


MuhaMMedî >HABLi’L- VERÎD
->BİZe BİZden de ->AKRABa celle celâluhu:


Bendeki “BEN”: Muhitte “ben”.. Merkezde “BEN”:
Âfak Akıl için, Ulaştıkça daha ilerisi OL-AN târifsiz Sonsuz UFUKlar, DIŞımız olup:
MUHiT-te O ALLAH celle celâluhu..


وَللّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ وَكَانَ اللّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ مُّحِيطًا
Resim---“Ve lillâhi mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ard(ardı). Ve kânallâhu bi kulli şey’in MUHÎTâ (muhîtan) : Göklerde ve yerde ne varsa tümü Allah'ındır. Allah, her şeyi kuşatan kapsayandır.” (Nisâ 4/126)

Enfüs ise dıştaki Kâinâttan Bedene Yöneldiğimizde ÖZ –İÇÂlemimizdir..
Beden-Sadr-Kalb-Fuad-LüB-LüBb’ül-LüB, habl’il-Verid ve de AKDES..
Ama Ulaşılamayan MERKEZ-de O RABBu’l-ÂLEMin celle celâluhu..

وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِهِ نَفْسُهُ وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ
Resim---“Ve lekad halakne’l- insâne ve na’lemu mâ tuvesvisu bihî nefsuh (nefsuhu), ve nahnu AKREBu ileyhi min habli’l- verîdi : Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından daha YAKINız.” (Kaf 50/16)


MuhaMMedi MuHABBEtLerimİZLe!....

Resim

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 04 Ağu 2017, 18:50 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11433
Resim

EZELin ResimEBED TÜRKÜsü
BOĞAZımdaki ResimHIÇKIRık
GURBetin HASRet ÖRTÜsü
İÇİMdeki Resim Şu YALNIZLIk!.


ResimZEVK 8320

Her NEFiS ELESt BEZMi’nde ResimMAHŞER ŞARÂBın İÇmiştir
ŞE’ÂN ŞEHÂDEt ŞEHRinde ResimTEVHiD TERCİHi’n SEÇmiştir
ResimKaDER RÜZGÂRı SAVURur
GELen VURurResimGİden VURur
“TEKe TEK”te ZamÂN DURur
Resim“SİMitçi ÖMER”in ResimSESi!.. ResimSAAt ResimON BEŞi GEÇmiştir!.


04.08.17 15:16
brsbrsmm.. tktktrstkkmdylnzLıkk..


YÂRim Resim BİLMECE EYyLedi
CEVÂBı ResimKıRk Kat İhvÂNim!
GÜNdüzüm Resim GECE EYyLedi
Bir maSALL ANLat İhvÂNim!.


Resim"YAŞAnmayan Yalandır!.."Resim
ResimKul İhvÂNi

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 03 Eki 2017, 11:07 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11433
Resim

YÂ HAYyuL- HUu DOst!.
ALLAH ALLAH celle celâlihu..


“hER ÂN>şU ÂN”ın ŞE’ÂNı
“EL ÂN -->OLÂN”ın ŞE’ÂNı
“GÜNEŞ ve>IŞIĞI” ->giBi
“CÂNda>CÂNÂN”ın ŞE’ÂNı!.


ZEVK 8465

VERen ALLAH ALAN ALLAH.. ->HER İŞin VAKtin YAŞAdık!
NAKLen DUYduk AKLen UYduk VAKtimiz NAKtin YAŞAdık!

GEÇmiş-GELecek ->şU ÂNda
şU ÂN ->HER ÂNı ->ŞE’ÂNda

“MAHŞER”ini ->“ELEST” Ettik ->“BEL”mız AKtin YAŞAdık!.


02.10.17 15:19
12 muharrem 1439
memeoriyalhizmethastÂNesiistANbuL..



ResimResim


hER ÂN>şU ÂNın ŞEÂNı
EL ÂN -->OLÂNın ŞEÂNı
GÜNEŞ ve IŞIĞI--->giBi
CÂNda>CÂNÂNın ŞEÂNı!.:


ŞE’ÂNuLLAH: Geçmiş-Gelecekten münezzeh ALLAHu Zü’l- CeLÂL’in her ÂN yENiden Yaratış SEBBeHası..

ve her ÂN “KÛN ->feyeKÛN!. YENİden yaratmkata OLÂN ALLAH celle celâlihu”:

يَسْأَلُهُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِي شَأْنٍ
Resim---“Yes’ eluhu men fi's- semâvâti ve'l- ard(ardı), kulle yevmin huve fî şe’nin.: Göklerde ve yerde olanlar, O'ndan isterler (dilerler). O hergün (her an) bir şe'n (ayrı bir tecellî, yeni bir oluş-YENİden yaratış) üzerindedir.”
(Rahmân 55/29)

إِنَّمَا أَمْرُهُ إِذَا أَرَادَ شَيْئًا أَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ
Resim--- “İnnemâ emruhû izâ erâde şey’en en yekûle lehu kûn fe yekûn: Bir şey yaratmak istediği zaman Onun yaptığı "Ol" demekten ibarettir. Hemen oluverir.”
(YâSîn 36/82)



Resim

VERen ALLAH ALAN ALLAH..
->HER İŞin VAKtin YAŞAdık!.:


VAKT: Muayyen, belli bir zaman.. ZamÂNdan KuLLandığın ÂN..

->VASL-ı VUSLât VAKTin BULmak.. Her İŞin bir VAKTi vardır!.”:

وَكَذَّبُوا وَاتَّبَعُوا أَهْوَاءهُمْ وَكُلُّ أَمْرٍ مُّسْتَقِرٌّ
Resim--- "Ve kezzebu vettebeu ehvaehum ve kullu emrin mustekirr: Yalanladılar ve kendi heveslerine uydular. HALBUKİ HER İŞİN ULAŞACAĞI YERİ VARDIR. ''”
(Kamer 54/3)

وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا رُسُلاً مِّن قَبْلِكَ وَجَعَلْنَا لَهُمْ أَزْوَاجًا وَذُرِّيَّةً وَمَا كَانَ لِرَسُولٍ أَن يَأْتِيَ بِآيَةٍ إِلاَّ بِإِذْنِ اللّهِ لِكُلِّ أَجَلٍ كِتَابٌ
هُوَ الَّذِي يُحْيِي وَيُمِيتُ فَإِذَا قَضَى أَمْرًا فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُ كُن فَيَكُونُ
Resim---“Ve lekad erselnâ rusulen min kablike ve cealnâ lehum ezvâcen ve zurriyyeten, ve mâ kâne li resûlin en ye’tiye bi âyetin illâ bi iznillâh (iznillâhi), li kulli ecelin kitâb (kitâbun).: Andolsun, senden önce de elçiler gönderdik, onlara eşler ve çocuklar verdik. Allah'ın izni olmaksızın (hiç) bir elçiye herhangi bir ayeti (mucizeyi) getirmek olacak iş değildi. Her ecel (tesbit edilmiş süre) için bir kitab (yazı, hüküm, son) vardır.”
(Ra’d 13/38)

هُوَ الَّذِي يُحْيِي وَيُمِيتُ فَإِذَا قَضَى أَمْرًا فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُ كُن فَيَكُونُ
Resim--- "Hüvellezi yuhyi ve yümit fe iza kada emran fe innema yekulü lehu kün fe yekun: O, hem dirilten hem de öldürendir. O, herhangi bir işin olmasını dilediği zaman yalnız «OL!» der, o da oluverir.''”
(Mü’min 40/68)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in azadlısı, dostu ve dostunun oğlu olan Ebû Zeyd Üsâme İbni Zeyd İbni Hârise radıyallahu anhümâ’dan nakledildiğine göre o şöyle dedi:
"Resûlullah sallallahu aleyhi vesellemin Kızı (Zeyneb), Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e: “Oğlum ölmek üzeredir, lutfen bize kadar geliniz” diye haber gönderdi. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
[b]“ALan da VERen de ALLAH’tır. O’nun katında her ŞEYin belli bir VAKTi vardır. Sabretsin ve ecrini Allah’tan beklesin”
buyurarak kızına selâm gönderdi.
Bunun üzerine Kızı, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e: “Ne olur, mutlaka gelsin” diye tekrar haber yolladı.
Bu defa Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem yanında Sa’d İbni Ubâde, Muâz İbni Cebel, Übeyy İbni Kâ’b, Zeyd İbni Sâbit ve başka bazı sahâbîler olduğu halde kalkıp kızına gitti. Çocuğu Hz. Peygamber’e verdiler, kucağına aldı. Yavrucak pek zor nefes almaktaydı. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in gözlerinden yaşlar boşandı.
Durumu gören Sa’d İbni Ubâde: “Yâ Resûlullah! Bu ne hâldir?” dedi. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem de:
[/b]“Bu, ALLAH’ın, kullarının kalbine koymuş olduğu merhamet duygusudur” buyurdu.

Hadisin bir başka rivâyetinde Hz. Peygamber,

Resim---“Bu, dilediği kullarının kalbine Allah’ın koyduğu bir rahmettir. Zaten ALLAH ancak, merhametli kullarına rahmet eder” buyurmuştur.
(Buhârî, Cenâiz 33, Müslim, Cenâiz, 9, 11. Ayrıca bk. Buhârî, Eymân 9, Merdâ 9, Tevhîd 25; Ebû Dâvûd, Cenâiz 24, Edeb 58; Nesâî, Cenâiz 22; İbni Mâce, Cenâiz 53)


ResimResim

GEÇmiş-GELecek ->şU ÂNda
şU ÂN ->HER ÂNı ->ŞE’ÂNda.:


وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ يُقْسِمُ الْمُجْرِمُونَ مَا لَبِثُوا غَيْرَ سَاعَةٍ كَذَلِكَ كَانُوا يُؤْفَكُونَ
Resim--- "Ve yevme tekûmus sâatu yuksimu’l- mucrimûne mâ lebisû gayra sâatin, kezâlike kânû yu’fekûn (yu’fekûne).: Ve o saatin geldiği (kıyâmetin koptuğu) gün, mücrimler bir saatten fazla (mezarda) kalmadıklarına yemin ederler. İşte böyle döndürülüyorlardı (ölümden hayata döndürülüyorlardı)./ Kıyamet saatinin kopacağı gün, suçlu günahkarlar, tek bir saatin dışında (dünya hayatı) yaşamadıklarına and içerler. İşte onlar böyle çevriliyorlardı.”
(Rum 30/55)

وَقَالَ الَّذِينَ أُوتُوا الْعِلْمَ وَالْإِيمَانَ لَقَدْ لَبِثْتُمْ فِي كِتَابِ اللَّهِ إِلَى يَوْمِ الْبَعْثِ فَهَذَا يَوْمُ الْبَعْثِ وَلَكِنَّكُمْ كُنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ
"Ve kâlellezîne ûtû’l- ilme ve’l- îmâne lekad lebistum fî kitâbillâhi ilâ yevmi’l- ba’si fe hâzâ yevmu’l- ba’si ve lâkinnekum kuntum lâ ta’lemûn (ta’lemûne).: Ve ilim ve îmân verilenler: "Andolsun ki ALLAH’ın Kitabı’ndaki beas (yeniden diriliş) gününe kadar (mezarda) kaldınız." dediler. İşte bu beas (yeniden diriliş) günüdür. Lâkin siz bilmiyordunuz./ Kendilerine ilim ve iman verilenler ise, dediler ki: "Andolsun, siz ALLAH'ın Kitabında (yazılı süre boyunca) diriliş gününe kadar yaşadınız; işte bu dirilme günüdür. Ancak siz bilmiyordunuz.”
(Rum 30/56)

ZÂT -> Sıfat ->ESmâ ->EŞyâ..

KiBriyâ-AZamet ÂLemi.. ->CEBerût ÂLemi.. ->MELekût ÂLemi.. ->MÜLk ÂLemi.

Azîzüddin Nesefî kaddesallahu sırrahu;
XIII yüz yılın büyük sufî âlimlerinden, Nesef’te doğdu, Buharada yaşadı, Necmeddin Kübrâ kaddesallahu sırrahu’nun halifesi Saduddin Hammuyye’nin müridi oldu, kıymetli eserler kaleme aldı. Hicrî 686 da HAKk’a yürüdü..

İnsan-ı Kâmil İsimli Eserinde bildirmekte ki;
“KüLLî ŞEYyin kaderi/Ölçüsü, ÂLem-i CEBerût’ta mu’ayyendir/ kat'i olarak belli olan, belli, ölçülü, tâyin ve tesbit olunmuş, karalaştırılmıştır.:

اللّهُ يَعْلَمُ مَا تَحْمِلُ كُلُّ أُنثَى وَمَا تَغِيضُ الأَرْحَامُ وَمَا تَزْدَادُ وَكُلُّ شَيْءٍ عِندَهُ بِمِقْدَارٍ
Resim--- " Allâhu ya’lemu mâ tahmilu kullu unsâ ve mâ tegîdul erhâmu ve mâ tezdâd(tezdâdu), ve kullu şey’in indehu bi mıkdâr(mıkdârin).: Allah bütün kadınların ne taşıdığını ve rahimlerinin neyi azalttığını ve neyi artırdığını bilir. O’nun katında herşey bir miktarla takdir edilmiştir/ölçüye tâbidir.”
(Ra’d 13/8)

Resim--- “fe hâzâ yevmu’l- ba’si ve lâkinnekum kuntum lâ ta’lemûn (ta’lemûne): Kıyamet günü bu gündür. Ancak siz bilmiyordunuz.”
(Rum 30/56)

“Ey DERviş!.
Yevmu’l- ba’s, ÜÇ gündür.:
Ba’s-ı Suğrâ/en küçük ba’s.
Ba’s-ı Kübrâ/büyük ba’s.
Ba’s-ı Ekber/en büyük ba’s..” buyurmuştur..


ResimResimResim

“MAHŞER”ini ->“ELEST” Ettik
->“BEL”mız AKtin YAŞAdık!.:

->BEZM-i ELSt AKTi’nde ->OLmak.:



وَإِذْ أَخَذَ رَبُّكَ مِن بَنِي آدَمَ مِن ظُهُورِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَأَشْهَدَهُمْ عَلَى أَنفُسِهِمْ أَلَسْتَ بِرَبِّكُمْ قَالُواْ بَلَى شَهِدْنَا أَن تَقُولُواْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِنَّا كُنَّا عَنْ هَذَا غَافِلِينَ
Resim---
“Ve iz ehaze rabbüke mim beni ademe min zuhurihim zürriyyetehüm ve eşhedehüm ala enfüsihim elestü bi rabbiküm kalu belâ şehidna en tekulu yevme’l- kiyameti inna künna an haza ğafilin: Kıyâmet gününde, biz bundan habersizdik demeyesiniz diye Rabbin Âdem oğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini çıkardı, onları kendilerine şâhid tuttu ve dedi ki: Ben sizin RABBiniz değil miyim? (Onlar da), Evet (buna) şâhid olduk, dediler.”
(A’raf 7/172)

وَكُلُّهُمْ آتِيهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فَرْدًا
Resim--- "Ve kulluhum âtîhi yevme’l- kıyâmeti ferdâ (ferden).: Ve kıyâmet günü, onların hepsi O’na, ferdî olarak (tek başına) gelecek.”
(Meryem 19/95)

يَوْمَ نَطْوِي السَّمَاء كَطَيِّ السِّجِلِّ لِلْكُتُبِ كَمَا بَدَأْنَا أَوَّلَ خَلْقٍ نُّعِيدُهُ وَعْدًا عَلَيْنَا إِنَّا كُنَّا فَاعِلِينَ
Resim--- "Yevme natvi’s- semâe ke tayyi’s- sicilli li’l- kutub (kutubi), kemâ bede’nâ evvele halkın nuîduhu, va’den aleynâ, innâ kunnâ fâılîn (fâılîne).: O gün, kitabların yazılı sayfalarını dürer gibi semayı düreceğiz. Onu ilk defa halketmeye başladığımız gibi (eski durumuna) iade edeceğiz (geri döndüreceğiz). Bizim üzerimizde bir vaaddir. Muhakkak ki (bunu) yapacak olan, Biziz.”
(Enbiyâ 21/104)

وَنُفِخَ فِي الصُّورِ فَإِذَا هُم مِّنَ الْأَجْدَاثِ إِلَى رَبِّهِمْ يَنسِلُونَ
Resim--- "Ve nufiha fî’s- sûri fe izâ hum mine’l- ecdâsi ilâ rabbihim yensilûn (yensilûne).: Ve sur’a üfürülmüştür. İşte o zaman onlar, mezarlarından Rab’lerine koşarlar (uçarlar, yükselirler)/ Rablerine doğru (dalgalar halinde) süzülüp giderler.”
(YâSîn36 /51)

قُلِ اللَّهُ يُحْيِيكُمْ ثُمَّ يُمِيتُكُمْ ثُمَّ يَجْمَعُكُمْ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ لَا رَيبَ فِيهِ وَلَكِنَّ أَكَثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ
Resim--- “Kulillâhu yuhyîkum summe yumîtukum summe yecmeukum ilâ yevmi’l- kıyâmeti lâ raybe fîhi ve lâkinne ekseran nâsi lâ ya’lemûn (ya’lemûne).: De ki: “ALLAH sizi yaşatır, sonra öldürür. Sonra sizi, hakkında şüphe olmayan kıyâmet günü (biraraya) toplar.” Ve lâkin insanların çoğu bilmezler.”
(Câsiye 45/26)

MuhaMMedî MuhaBBetimLe..

Resim

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 31 Ağu 2018, 11:17 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11433
Resim


KuR'ÂN OKUnsun Dİye İNdi
GÜLü kOKUnsun->Dİye İNdi
KENDİni=>RABB’ını TANIsın
TEVHiD dOKUnsun Dİye İNdi!.

HİMMetiyLe =>ALİ Ş’AH’ın
=>RAVZAsı>RASÛLuLLAH’ın
AKLeN NAKLeN GÜL BAĞI’nda
LÜBBü’L- LÜBBü AŞKuLLAH’ın!.


ZEVK 8984

YUSEBBiHUu SEMÂsında =>CİHÂNda CİSİM CEMÂ-sı
MURADuLLAHtan EMRuLLAH OLÂN feyeKÛN KEMÂ-sı
İNSÂN =>İMTihÂN İÇİNde
AKLı =>NEDENde NİÇİNde
AKLeN NAKLeN ANLA!.dığım ŞE’ÂN ŞEHÂDet ŞEMÂ-sı!.


31.08.18 03:39
brsbrsm..dvrÂNseyrÂNcevLÂNhayrÂNnn..



Resim


KuL İhvÂNim HAKk’a İBÂDet
O’ndandır=>İHSÂN->İNÂYEt
RASÛLuLLAH’a HASBî HİZMet
SON NEFES=>TEVHiD NİHÂYet!.

=>BECERip de ÇİZemedim
=>İNCİ GiBi =>DİZemedim
=>YEDİ RENGin =>DİLi İLe
OLmadı!. DÖRT OLsun DEdim!



ResimHÂL HARİTASI.. ŞE'ÂN ŞEM'ASI..

ALLAHu =>LİLLAHU =>LEHU =>HU.. ALLAH celle celâlihu..

ResimNÛR-u VÂHİDu’L-AHAD..

I-) NÛN NOKTAsı.. AZAMEt-i ULUHiYyet NOKTAsı..

“NÛN”.. HUve..

HAKiKAT-ı MUhAMMED - AHVÂL-i MUhAMMED..

RÛHî.. HABÎBî =>HABBe-TOHuM..

VAHDEtî
UHUDî
EVVELî
KIYAMî (KeLÂMuLLAH)..

(Sükût)


Resim

ResimNÛRULLAH..


Resim

II-) KUDRET-i RUBUBİYYet AYNAsı.. HABÎBu’L- AHMED AYNAsı..

ARŞ ÂLEMi.. LEHu..

MÂRiFET-i MUhAMMED - AHLÂK-ı MUhAMMED..

KALBî.. AHMEDî =>ÇİÇEK

KUDREtî
ŞÜHÛDî
ÂHİRî
RÜKÛî..

(Teklif EMRi)



Resim

ResimNÛR-u MÎM

Resim

III-) RAHMET-i RAHÎMİYYet AYNAsı.. AHMEDu’L- HAMİD AYNAsı..

AKIL ÂLEMi.. LİLLAHU..

TÂRiKAT-ı MUHAMMED – EF’ÂL-i MUHAMMED..

NEFSî.. HAMDî =>AĞAÇ

HİKMEtî
SÜCÛDî
BÂTINî
SÜCÛDî..

(TekeLLüf-i Tevhid TâLibi)



Resim

ResimNÛR-u AKIL

Resim

IV-) MÂLİKİYYet-i DİYÂNet AYNAsı.. MAHMÛDu’L- MUHAMMED AYNAsı..

ARZ=ÂLEM=ÂDEM ÂLEMi.. LİLLAHU..

ŞERiAT-ı MUHAMMED – AKVÂL-i MUHAMMED..

BEDENî.. MUHAMMEDî KÖK.. ve TOHUMdan TOHUMa KEMÂLİYyet ŞECEREsi..

KUR'ÂNİYYet =>ÂYAtî
LETÂFEt =>VÜCÛDî
HÂLÂt =>ZÂHİRî
İBÂDÂt =>KAİDî..

(TEVHiD İLe MütekeLLifin =>Tatbikat Sahası)


celle celâlihu
sallallahu aleyhi vesellem..



Resim


ALLAH:
Resim

er RABBu:
Resim

er Rahmânu:
Resim

er RahîMu:
Resim

El Ahadu:
Resim

EL Âhiru:
Resim

El Evvelü:
Resim

El Bâtinu:
Resim

Ez Zâhiru:
Resim

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 15 Haz 2019, 15:31 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11433
Resim


BÂTINın =>MiNNeti KADIN!.
ZÂHİRin =>CeNNeti KADIN!.
HALKının =>EKMEk TEKNEsi
HAKk’ın =>EMÂNeti KADIN!.


Resim

ANAm-BACIm-KIZım KADIN!.
KIZ KARDEŞim SIZım KADIN!.
GELİNLerim.. ==>Şu ÂLEMde,
“ÇİLLede YALNIZ”ım=>KADIN!.
YEDi RENk YALNIZım=>KADIN!.


Resim

CÂNLar CENgi->şU CİHÂNda
BESLENmek =>ÜREmek İÇin
EL HAYy ZİNCİRi =>ŞE’ÂNda
AHMAKLar SORuYOR=>NİÇin?.


Resim

GÜBRE BİLmez GÜLün BİLmez
>ZÂHiR-BÂTIN TÜLün BİLmez
=>LEŞ KARGASı GiBi =>YAŞAr
BİZ BİR-İZ>BÜLBÜLÜn BİLmez!.


Resim

HAKkı HAYRı BELeş SATsak
İÇİne ==>ŞEHÂDet KATsak
SAHTEKÂR ==>İHÂNEt EDer
=>“SADAKAt ELİ”n UZATsak!.


Resim

MuhaMMedî HAKk ÂŞIKLar
ŞEHVetten>ŞEHÂDet YAŞAr
==>SÎNELeri PÂKk ÂŞIKLar
MELÂNet =>MELÂMet YAŞAr!.
MELÂMet =>SELÂMet YAŞAr!.


ZEVK 9276

RAHMÂNiYyet=>AK IŞIK’ın =>RAHÎMİYYet=>YEDi RENgi
AŞKın TOHUMu =>ER İSe =>SEVGİnin TARLAsı =>KADIN!.
ANA RAHMi.. GÖBEk BAĞı..=>BeBe =>MuHABBet MİHENgi
ERKEk ZÂHİRin ZEMZEMi =->HAKk’ın ZEMZEM TASı KADIN!.


15.06.19 05:15
brsbrsm..tktktrastekkmdylnzlkk….


Resim

feyeKÛN=>SESLik HAYAtta
KANLı KAFESLik =>HAYAtta
NELER SIĞıYOR=>ALLAH’ım
=>YARım NEFESLik HAYAtta!.


Resim

RÜZGÂRın SESİni =>DİNLe
DERTLEşecektir =>SENİNLe
KİM DEMiş>GÜLLer AĞLAmaz,
İHVÂNim =>ÇİLLe ÇAĞLAmaz,
SESin GELsin!. =>İNLe!. İNLe!.



Resim

RESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellem ve KADIN.:

Rahmeteli’l ÂLEMîN OLan RESÛLULLAH sallallahu aleyhi vesellem, KADINa en yüce değeri veren Hadis-i Şerîfler Buyurmuştur.:

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Sizin hayırlınız, kadınlarına hayırlı olan (iyi davranan)dır.” buyurmuştur.
(Müslim, Birr 149).

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Sizin en hayırlınız, ehline karşı en iyi davrananızdır. Ben âileme en iyi olanınızım." buyurmuştur.
(Kütüb-i Sitte, c. 17, s. 214).

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Sizin dünyanızdan bana üç şey sevdirildi: Güzel koku, kadın ve gözbebeğim kılınan namaz.” buyurmuştur.
(Müslim, Talâk 31, 34).

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Dünya bir metâ’dır. Dünya metâının en hayırlısı sâliha kadındır.” buyurmuştur.
(Müslim, Radâ 64, hadis no: 1467; Nesâî, Nikâh 15).

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Kadınlara ancak kerîm olanlar ikrâm ederler (değerli olanlar değer verirler); onlara kötülük edenler ise leîm (kötü) kişilerdir.” buyurmuştur.
(İbn Mâce, Edeb 3; Ebû Dâvud, Edeb 6, Rikak 22, İ’tisâm 3; Müslim, Akdiye 11).

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Mü'minlerin iman bakımından en kâmil/olgun olanı; ahlâkı güzel olan ve âilesine nâzik davranandır." buyurmuştur.
(Nesâî, Işretu'n-Nisâ, 229; Tirmizî, İman hadis no: 2612).

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Uğursuzluk yoktur. Ancak üç şeyde uğur olabilir: Kadında, atta, evde." buyurmuştur.
(Kütüb-i Sitte, c. 17, s. 218).

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Kadınlar, erkeklerin kız kardeşleridir.” buyurmuştur.
(Süyûtî, Câmiu’s-Sağîr, hadis no: 2329).

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "... Erkek, ailede yöneticidir ve yönetiminden sorumludur. Kadın da kocasının evinde yöneticidir ve elinin altındakilerden sorumludur." buyurmuştur.
(Buhârî, Cum'a 11; Müslim, İmâret 20).

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “En güzel dünya nimeti, insanın sahip olabileceği nimetlerin en hayırlısı: Zikreden dil, şükreden kalp ve insanın iman doğrultusunda (müslümanca) yaşamasına yardımcı olan kadındır.” buyurmuştur.
(Tirmizî, Birr 13).

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Bir mü’min erkek, bir mü’mine kadına buğzetmesin. Çünkü onun bir huyunu beğenmezse başka bir huyunu beğenir.” buyurmuştur.
(Müslim, Radâ’ 61, hadis no: 1469).

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Kadın, beş vakit namazını kılar, bir aylık orucunu tutar, nâmusunu korur ve kocasına itaat ederse ona: “Hangi kapıdan dilersen oradan cennete gir” denilir.” buyurmuştur.
(Ahmed bin Hanbel, I/191).

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Bana, (dünyanızdan) koku ve kadın sevdirildi. Gözümün nûru ise namazda kılındı.” buyurmuştur.
(Nesâî, İşretu’n-Nisâ).

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Sizden biri, hangi düşünceyle hanımını köle döver gibi dövmeye tevessül eder? Akşam olunca aynı yatakta beraber yatmayacaklar mı?” buyurmuştur.
(Buhârî, Tefsîr Şems 1, Enbiyâ 17, Nikâh 93, Edeb 43; Müslim, Cennet 49, hadis no: 2855; İbn Mâce, Nikâh 512; Tirmizî, Tefsîr 3340).

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Dul kadın kendisiyle istişâre edilmeden evlendirilmemeli, bâkire kız da izni alınmadan nikâhlanmamalıdır." buyurmuştur.
(Buhârî, İkrâh 3; Müslim, Nikâh 64).

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, kızın arzusu hilâfına, babası tarafından gerçekleştirilen bazı nikâhları, şikâyet üzerine, iptal etmiştir..
(Buhârî, İkrâh 4).

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Üç kişi vardır, cennete girmeyecektir: Anne babasının hukukuna riâyet etmeyen kimse; içki düşkünü olan kimse; verdiğini başa kakan kimse." buyurmuştur.
(Nesâî, Zekât 69).

Resim---İmam Mâlik’e ulaştığına göre, İmam Ali kerremallahu vechehu: “Karı-kocanın arasının açılmasından endişelenirseniz, erkeğin âilesinden bir hakem ve kadının âilesinden bir hakem gönderin, bunlar düzeltmek isterlerse, ALLAH onların aralarını buldurur.” âyetinde temas edilen iki hakem hakkında “karı-kocanın ayrılma veya birleşme kararları, bu iki hakemin vereceği hükme kalmıştır” diye beyanda bulunmuştur. buyurmuştur.
(Muvattâ, Talâk 72 -2, 584; Buhârî, Nikâh 79, Enbiyâ 1, Edeb 31, 85, Rikak 23; Müslim, Radâ 65, hadis no: 1468; Tirmizî, Talâk 12).

وَإِنْ خِفْتُمْ شِقَاقَ بَيْنِهِمَا فَابْعَثُواْ حَكَمًا مِّنْ أَهْلِهِ وَحَكَمًا مِّنْ أَهْلِهَا إِن يُرِيدَا إِصْلاَحًا يُوَفِّقِ اللّهُ بَيْنَهُمَا إِنَّ اللّهَ كَانَ عَلِيمًا خَبِيرًا
Resim---"Ve in hıftum şıkâka beynihimâ feb’asû hakemen min ehlihî ve hakemen min ehlihâ, in yurîdâ ıslâhan yuveffikıllâhu beynehumâ. İnnallâhe kâne alîmen habîrâ (habîren).: Ve eğer ikisinin (karı-kocanın) arasının açılmasından korkarsanız, o taktirde erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin. İkisi de (karı-koca) arayı düzeltmeyi isterlerse, ALLAH onların aralarının düzelmesinde onları başarılı kılar (muvaffak eder). Muhakkak ki ALLAH Alîm’dir (en iyi bilendir), Habîr’dir (haberdar olandır).” (Nisâ 4/35)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Kadınlara hayırhah olun, onlara karşı hayır tavsiye ediyorum... Onlara hayırlı şekilde davranın.” buyurmuştur.
(Buhârî, Nikâh 79, Enbiyâ 1, Edeb 31, 85, Rikak 23; Müslim, Radâ 65, hadis no: 1468; Tirmizî, Talâk 12).

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’ soruldu: “Yâ Resûlullah!, bizden her biri üzerinde, zevcesinin hakkı nedir?” “Kendin yiyince ona da yedirmen, giydiğin zaman ona da giydirmen, yüzüne vurmaman, takbih/ kınamak etmemen, evin içi hâriç onu terk etmemen.” buyurmuştur.
(Ebû Dâvud, Nikâh 42, hadis no: 2142-2144; İbn Mâce, Nikâh 3).

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Kim kız çocuklarla sınanır (kime kız çocuğu verilir) de onlara güzel bakarsa onlar, onun için ateşe karşı koruyucu perde olurlar.” buyurmuştur.
(Münâvî, Feyzu’l-Kadîr, II/97).

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Kim iki kıza bakıp ergenlik çağına kadar, onları yetiştirirse, Kıyâmet gününde o, benimle şöyle olur.” buyurmuştur. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, böyle deyip parmaklarını birbirine geçirmiştir.)
(Münâvî, Feyzu’l-Kadîr, III/496).

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Kimin üç kızı yahut üç kız kardeşi veya iki kızı, ya da iki kız kardeşi olur da onlara güzel bakar, onlar hakkında ALLAH’tan korkarsa (onlara haksızlık etmezse), onun için cennet vardır.” buyurmuştur.
(Tirmizî, Tefsîr Sûre 9).

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Kadın dört hasleti için nikâhlanır: Malı için, nesebi (soyu) için, güzelliği için, dini için. Sen dindarı seç de huzur bul.” buyurmuştur.
(Buhârî, Nikâh 15; Müslim, Radâ 53, hadis no: 1466; Ebû Dâvud, Nikâh 2, hadis no: 2047; Nesâî, Nikâh 13).

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Kadını olmayan erkek miskindir/fakirdir!” Yanındakiler: “Çokça malı olsa da mı?” dediler. Rasûlullah: “Evet, çokça malı olsa da!” buyurdu. Sözlerine devamla: “Kocası olmayan kadın da miskînedir, miskînedir/fakirdir.” buyurdular. Yanındakiler: “Çokça malı olsa da mı?” dediler. Peygamberimiz: “Evet kadının çok malı olsa da!” buyurmuştur.
(Kütüb-i Sitte, 15/515).

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “ALLAH’ın kadın kullarını ALLAH’ın mescidlerinden men etmeyiniz.” buyurmuştur.
(Buhârî, Cum’a 13; Müslim, Salât 36; Ebû Dâvud, Salât 13, 52; Tirmizî, Cum'a 64; Dârimî, Salât 57; Muvattâ, Kıble 12; Ahmed bin Hanbel, II/16, V/17).

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem:"Birinizin hanımı mescide gitmek için izin talep ederse ona engel olmasın (izin versin)." buyurmuştur.
(Buhârî, Cum'a 12, Ezân 162, 166, Nikâh 116; Müslim, Salât 134; Ebû Dâvud, Salât 53; Tirmizî, Salât 400; Muvattâ, Kıble 12).


Resim

Allahumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ MuhaMMedin
Abdike ve
Nebiyyike ve
Rasûlike ve
Nebiyyi'l- Ummiyi ve alâ âlihi, ehl-i beytihi ve's-sahbihi ve uMMetihi...


MuhaMMedi MuHABBEtLerimİZLe!....

Resim

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 115 mesaj ]  Sayfaya git Önceki  1, 2, 3, 4, 5

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 13 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye