Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 15 Ara 2018, 08:59

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 9 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: YALNIZLIk ZEVKLerim..
MesajGönderilme zamanı: 15 Eyl 2017, 00:34 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 10888
Bu konuyu facebook'ta paylan!
Resim


“MUTLULUK”un İSMi VARdır
CÂNLa CÂNÂN CİSMi VARdır
YALNIZLık YURdu Bir YERde
YAŞA!.ma!.nın RESMi VARdır!.


ZEVK 8420


AYAKLarı ->ÇIRıLÇıPLak.. ÇİLeye ÇAMuRa BATmış..
YAPaYALNıZ..YÜReği Pâk..GÖNLümün GÜZeL BeBeği..
İÇimdeki ÇILgın ÇoCuk..MUTLULUK YAĞmuru ISLatmış
->UÇUR!.ma!.ya UĞRaşıYOR.. ->KIRık KANat KeLeBeği!.


15.09.17 00:20
brsbrsmm..tktktrstkmdylnzLkyrdmda..


EL VEDÛD’un ->MuHaBBeti
HEYy AMAN EL MuHEyminu
HASsrette BULduk GuRBeti
->ÂLEM ->feyeKÛN OYUNu!.


El Vedûdu:
Resim

El Müheyminu:

Resim

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: YALNIZLIk ZEVKLerim..
MesajGönderilme zamanı: 15 Eki 2017, 15:19 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 10888
Resim

İLKin İKRÂ!. ->OKU!.sunda
CÂNda->CÂNÂN dOKUsunda
CÂN BÜLBÜLün->SON NEFESi
->GONCa GÜLün kOKUsu-nda!.


ZEVK 8476

ÂRİF’in ->HABiBî HAZzı.. ->HAKk ÂŞıKk HÂLi YALNIZLık!
KÂR-ü-BELÂ CÂN ÇÖLÜnde ->KULLuk KEMÂLi YALNIZLık!
LEYyLÂ>GÜNeŞ->MecNÛN>IŞIk
ZÂT’ı ->MÂŞuK -->NÛR’u ->ÂŞIk
CÂNda ->CÂNÂN CihÂNında ->CEM’de CEMÂLi YALNIZLık!.


15.10.17 13:27
25 muharrem 1439
kozyatğısümersitealperiLyzLdıistANbuL..



Resim
ResimResim

CÂNın CAMına HUu
TEVHiD TAMına HUu
->MîM-i MuhaMMed’e
->“ELiF LÂM”ına HUu!.

BİLenin ->“be”si YALNIZLık!.
ÇİLenin ->“çe”si YALNIZLık!.
ENÂLLAH’a ->HaMd –ü- SENâ
NAHNU’nun “ne”si YALNIZLık!.


YÂRr DOstt!.
Yâ HAYyu’L- HUu!.
ALLAH celle celâlihu!.


HAKtan HAKta HAKLa HAktır
“TEKe TEK”te>YAŞA!.maktır
HER NEFES NİYAZı OLmaktır
İhvÂNim NAZI ->YALNIZLık!.

Resim

ATEŞ-DuMAN-KÜL->İLEsi
GÜL İLe BÜLBÜL -->BİLEsi
HEP ÇOKLarın ->CÂN ÇİLEsi
HİÇ YOKLar ->AZI YALNIZLık!.

Resim

CÂNa ->CÂNÂN BİL!.mecesi
CÂNÂN’ın>CÂN GÜL!.mecesi
GÜNDÜZün ->SEVDÂ GECEsi
ZEVKLerin ->HAZI YALNIZLık!.

Resim

“ÖLÜM”e KOŞarken ->KAFES
CÂN KUŞUn PEŞİnde HERKES
->AL!.dığı VER!.diği -->NEFES
“MEZÂRın KAZ!.”ı ->YALNIZLık!.

Resim

HAYyatın ->HAKiM ->SAVCIsı
->İÇİnde --->TEVHiD TAVCIsı
->HER CÂNın ->AVı -->AVCIsı
AŞK>tAVşAN..TAZI>YALNIZLık!.

Resim

BULUT-a ->UMUT YAZıLan
UMUT-a ->KORKU KAZıLan
EZEL BEZMİnde ->YAZıLan
ALNIMda YAZI ->YALNIZLık!.

Resim

GönLüMü Terk Ettiğinde
->YAPaYALNIZ İttiğinde
-->SESsizLiğe Gittiğinde
---->ISSızLığa Gittiğinde
İÇİMde SIZI->YALNIZLık!.

Resim

İhvÂNim HAYyaL KURduğu
OK ATıp ->BULUT VURduğu
HER SEBEBin->DOĞURduğu
TEK-BİR YALNIZı YALNIZLık!.
GÜLün>BÜLBÜL DOĞURduğu
YÂR’in ->YALNIZı>YALNIZLık!.


15.10.17 15:09
25 muharrem 1439
kozyatğısümersitealperiLyzLdıistANbuL..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: YALNIZLIk ZEVKLerim..
MesajGönderilme zamanı: 22 Ara 2017, 00:38 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 10888
Resim

"YALNIZ"ı YAŞAmak ZORdur
YALNIZLık>bir KızıL KORdur
“ATEŞ-in Adı”n -> BİLenLER
YALNIZLık reNgi MoSMoRdur!.


ZEVK 6289

bEN KUŞlarla KONUŞurum->KALBimde KANarYA DİLiMm
>AKLı KİTLi KÖRdüğümLer->GÖRdüğünüz bEN DEğiLiMm
->AYağım ANA RAHMi-nde -> BAŞım TOPRAK MeZÂRımda
ÜZme!. ÜZüLme!. SEV!. SEViL!.. İÇimde DIŞım SEVgiLiMm!.


12.09.14. >22:49
brsbrstktktrstkkmdsszlkkylnzlkk..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: YALNIZLIk ZEVKLerim..
MesajGönderilme zamanı: 02 Nis 2018, 20:55 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 10888
Resim

İnsÂN AKLı => İLaÇç ARAr
HayvÂNLar YÂRe-sin YALar
biRr YALNIZLık biR DE ÖLÜm
“UMUTLarımm YER!.”e ÇALar!.


ZEVK 6552


“OKyONUS-un ORTAsında =>AZMetmek” DEmek >YALNIZLık
“ÇIRPINIŞ-ın ÇIĞLIĞını => NAZMetmek” DEmek >YALNIZLık
“VAR”ım<->“YOK”um =>SELe SALıp..
==>“ÇıRıLÇıPLak =>K A L a K A L!.”ıp..
YAPaYALNIZ SıRR-ı SIFIR =>HAZMetmek” DEmek =>YALNIZLık!.


01.01.15 00:15
brsbrs..ynbrylbşdhgldgçthmdlsnnhkvhyrvrsninşaallhh..


AZM Etmek.: Kwsim Kasd, niyet. Sağlam ve kat'i karar. Sebât sahibi olmak.
NAZM Etmek.: Kafiyeli, vezinli, söz, şiir söylemek.
HAZM Etmek.: Söyelenen SÖZü SÎNdirmek. HAYYata yarayacak hâle getirmek..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: YALNIZLIk ZEVKLerim..
MesajGönderilme zamanı: 06 May 2018, 19:36 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 10888
Resim




IŞIğı SEVer =>GÜNEŞi
EZELden BİZ BİR-İZ EŞi
AŞKuLLAH SALLı ALLAH’a
KADIN =>ÂLEMLer SIRKEŞi!.


ZEVK 8830

CÂNÂN’ın CÂN CAMı =>CihÂN.. AŞK AYNAsı =>SIRRsız KADıN
ÖZden =>ÖZge =>GÖZe NiHÂN.. SIRR-ı SIRFta =>ISsız KADıN
ÖZ GÖZün GÖNÜL KAYnağı
GÖRüLen>HASsretLik Dağı
ÇIRıLÇıPLak =>ÇİLLe ÇAĞLar.. =>SIFIR-SONSUZ YALNIZ KADıN!.


06.05.18 06:06
brsbrsm..tktktrastkkmdecevLÂNnn..


ÂŞıK KUL İhvÂNim;

YALNIZLIK CÂN CeheNNeMi
=>İBRAHİMî =>HANiF NÂRı
ATEŞ ÇİÇEĞİn =>HEM-DEMi
=>BERDEN SELÂMEN ENVÂRı..

=>ÜZÜLenLE =>ÜZen KALmaz
İNCE ELEKtern =>SÜZen KALmaz
İZâ Zu’L -ZiLeTi’L- Ardu ZiLZâLehâ.
DENGE KALmaz =>DÜZEN KALmaz!.

Er RAHMÂN PEYKERi RAHiM
İLK DEPREMin YERi >RAHiM
İÇte=>İÇe =>FIŞşkıran CÂN
=>MuhaBBet MAHŞERi RAHiM..


PEYKER.: f. Yüz, çehre, surat..
PEYKER.: f. Yüz, çehre, surat..
SIRKEŞ.: SIRRuLLAHın TÜMM ÇİLLesini ÇEKen ANA..
RAHiM.: Kadın ÜREme Yatağı..



Resim



Aziz kardeşlerim;
BİLiyorsunuz ki Havva aleyhasselâm ANAmız, kadın erkek TÜMm İnsÂNLarın TEK ve İLK AnAsı, ÂDEMoğLu TOHUMunun TARLAsıdır.. DOğrurunca GÜLen ANAmız, ÖLürken de BAŞımızda CÂNdan Ciğerden AĞLAyanımızdır..

BİZLer, şeksiz, şüpkesiz ÖZdeBİZ BİR-İZ ve deKARDEŞleriz;
Sâdece isimlerimiz değişik, cisimlerimiz değişik, zamanlarımız değişik ve BİZ, SonUÇta AYNı YOLun YOLcusuyuz..

ZİLZÂL Sûremizde, ANA Karnından/RAHminde DIŞ ÂLEme patlayan DERUNî DEPREMi Görüp ANLAmalıyız İnşâe ALLAHu TeÂLÂ..


إِذَا زُلْزِلَتِ الْأَرْضُ زِلْزَالَهَا
Resim---İzâ zu’l- ziletil ardu zi’l- zâlehâ." (ZİLZÂL 99/1)

İzâ zu’l- ziletil ardu zi’l- zâlehâ .: O zaman ki, hangi zaman bu?! Kimde sarsıntı olacaktı?.

İzâ” dığında “zu’l-zil” bir defa Zü’l, Zi’l olacak ya lutfun gerçek sahibi ALLAHu zü’L CELÂL, Zi’l sahibi olan “NÛRULLAH” ve “NÛR-u MÎM” olacak.
zi’l- ardu” Bu arda bu kişiye, bu nefse bu şahsın bedenine güneş ışığı gibi, yıldırım çarpar gibi, elektrik gelir gibi isabet etmesi gerekir..

Ne olur o zaman?
zi’l- zâlehânereye gitti Zü’l?.
Zü’l Zü’l’de çünki! Kişi MuhaMMed aleyhi’s-Selâm’la BİRleşmiş OLur! “zi’l- zâlehâ “ bu.
ZeLZeLe OLur o!. Hâkim, arz El Arz, El Nefse.. kimse o!.
Ama buradaki '''' HÜviyyet ''He''’sidir. Bizzât kendisi, kim ise târifi münkün olmayacak kadar tüm özelliklerini kendisinde CEM’ edecek”zi’l- zâlehâ” onun kimliği, kişiliği, hüviyyeti ki, bu çok önemli bir şeydir.
Basit gibi gözüken insan bendeni, alnı yere değmediği sürece asla namaz kılmış olmayacaktır.
Bu TENden bu CÂN çıkmadığı sürece ölmüş olmayacak, bu TENe CÂN girmediği sürece de doğmuş olmayacak..

Buradaki hüviyyet El HÛVE’nin Hüviyyetidir.
ALLAHu zü’L CELÂL’in bir Zât Hüviyyetidir.
ALLAHu zü’L CELÂL’in EŞYâ Hüviyyetidir.
ESMÂ Hüviyyeti, SIFAT Hüviyyeti, ZÂT Hüviyyeti vardır.

EŞYÂ Hüviyyeti; kim isen osun!.
Bu EŞYÂnın içindeki İnsana Barbaros diyorsun. Barbaros dediğin kişi odur. Burada şeklî hüviyyeti Ahmet Çakır’a baktığınız zaman orda ALLAHu zü’L CELÂL’in EŞYÂ hüviyyetini görebiliyoruz.
Güvercine baktığımzda da görüyoruz, elma ağacına baktığımızda da görüyoruz KÜLLî ŞEYy’de görüyoruz EŞYÂ Hüviyyetini.
ESMÂ Hüviyyetini; kendi NEFİSLerimiz de görüyoruz.
ESMÂ hüviyyetini nerde görüyoruz?
Kendimizde BİLdiğimiz EŞYÂ Hüviyyetini, ESMÂ Hüviyyeti olarak nerede BULuyoruz.
Kesinlikle Eli Resûllullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Elinde, yüreği yüreğinde OL-ÂNdan ALaBİLiriz. Fiilen, bedenen almamız lâzım.
DİRİyken bu çok önemlidir, birçok istismara müsaittir. Zarar görmüştür. Nerdeyse kaybolmak üzeredir, kaybolmuştur. Hakikat budur yalnız!.

Bu söylediğim şeyler Münir DermÂN Hocam’ın söyledikleriyle birebir ilgilidir. Orada çok ağır şeyler söylüyor.
Diyor ki: “Bunu böyle yapmadıktan sonra, sen istediğin kadar şunu yap şunu yap !.” deyip Âyet-i Kerîm’eleri ve Hadis-i Şerif’leri sıralıyor.

Bu böyledir. Bundan kasdım şudur; gerçekten Ehl-i Beyt aleyhumu’s-Selâm hakikaten en azından inanç ve âmelini, inancını DUYup, âmeline UYurmadığı sürece o kişide ESMÂ Hüviyyetini kazanamıyor NEFİS!.
Bu BULunduktan sonra zâten ALLAHu zü’L CELÂL’in SIFAT Hüviyyeti, Resûllullah sallallahu aleyhi ve sellem’dedir..
Sıfat, sıfat sıfat.. yâni, Er RaBB celle celâlihu gibi, Er RÂHMAN celle celâlihu gibi, Er RAHÎM celle celâlihu gibi.. Onun için ALLAHu zü’L CELÂL, Resûlullah sallallahu aleyhi veselleme “Rahîmdir, Rahmândır, Rauftur” buyurduğunu, rastgele her hangi başka birine buyurmuyor Kur'ÂN-ı Kerîmde..

ALLAHu zü’L CELÂL, ne buyurcağını en iyi bilendir.. SIFAT.. TEKVî/Yaratış Sıfatı olarak, RuBuBîyyet Sıfatı ve Resûlîyyet Sıfatının SIFATuLLAH OLduğunu söylüyorum.. HâşÂ, “Resûllullah sallallahu aleyhi ve sellem RaBB’dır!.” demiyorum.
Demiyorum da, RaBB’ımızın “feyeKÛN” olan EŞYÂ ile TEK-BİR ARAKESiti Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem NÛRudur.. Bu bir şey ki, GÜNEŞ ile IŞIğının, SÖZ ile SESin arasını ayıramazsınız!.
Arada kim var diyorsun?.

Bir “Re” çıkıyor ki bu “RaBB-ReSûL” perdesi oluyor aynı şey gibi başka yol yok!.
Bu bahsettiğim Rububîyyet SIFATı, ZÂTın SIFATının HÜviyyeti.. “Nerden bulalım?.” diyorsan onu bulamazsın. O, AHMEDîyyetin, AHADîyyetin arkasındaki SIRRdır ve asla sen ULAşamazsın ve de bulamazsın!.

Neden bunu söyledim!.
z’i-lzâlehâ”daki “'' “İzâ zu’l- zileti’l- ardu zi’l- zâlehâ. ” Yeryüzü “zi’l- zâl “ olduğunda, bunu fiilen ceyrÂN geldiğinde “zi’l- zâlehâ. “ onu ne yapar?. Zi’lzâl yapar.. ZELZELe KOParır..

Ze’l; kendisi ve Ehl-i Beyt aleyhi’s-Selâm ya da MuhaMMedî Hasbî Hizmetçi KÂMİLi.. Bu belli bir şey.. Çocuğu oartaya çıkaran ve doğuran anası-babası gibi çünkü o!. BİZ BİR-İZ Beraber olmak..
Zi’l; kesinlikle Resûllullah sallallahu aleyhi ve sellem.. İşte bu “zi’l- zâl ” olur. Ve neyse hüneri gösterir. “zi’l- zâl “ ile ne gösterecekse gösterir.

Sen, şalteri indirdiysen bizim buraya ceryÂN geldi. Lambaysa yanar, buzdolabıysa dondurur, fırınsa yandırır, her ne edecekse eder mutlaka.. “zi’l- zâlehâ” başlar artık..
Şimdi meâli neydi bunun; şiddetli bir zelzele.. “şiddetli” buyurduğu ikinci “zi’l- zâl”den dolayı söylüyor. Yeryüzü zelzele olduğunda “zi’l- zâlehâ” öyle bir zelzele olur ki, “şiddetli bir sarsıntı ile sarsıldığında” diye tercüme edilir.
Ben burada bir şey söylüyorum
1. incisi; Zi’l’dir
2. incisi; Zâ’l’dır.
Bu zelzele Lutuf Sahipliği.. Lutfullaha, gerçek lutfullaha eriş.. Buradaki lütuf, lâtife çözülemeyen bir şeydir aynı şeyi Münir Hocam’da söylüyor: “Bunu anlatamam” buyurduğu “Bir SIRRdır ki ancak, YAŞAyanlara Açılır!. diyor. “Size asla demiyeceğimm!.” diye yemînler ediyor..

Neden?.
Çünkü bu SIRR, herkesin kendisinin BULması gereken bir şeydir!
Birisinin demesiyle-dememesiyle ilgisi yoktur!
Bu kendisinde; kendi kimlik ve kişiliği gibidir.. O kimseye/nefse ancak ve ancak MuhaMMedî Hasbî Hizmetçilik ile ona hizmet edilir ALLAH celle celâlihu RİZÂsına.. O kise, kendisi çıkar ortaya biraz sonra kendisi söyleyecektir zâten İnşâe ALLAHu TeÂLÂ..
Öyle bir Hüviyyet Sarsıntısı yapar ki, insanoğlu; kendi nefsinde, bedenindeYAŞAr ki, [/color]

وَأَخْرَجَتِ الْأَرْضُ أَثْقَالَهَا
Resim---Ve ahreceti’l- ardu eskâlehâ. (ZİLZÂL 99/2)

Ve ahreceti’l- ardu eskâlehâ.: uhrice, ihraç eder, dışarı çıkarır, dışarı atar..
El Ardu; Yeryüzü diye.. beden gibi..
El ardı; Arz, Yeryüzü demek

Aynı kelime El Ardu; yeryüzü.. İyi de, İnsanın Yeryüzü nere?.
Kendisinin BEDENi!
İçindeki en yakın olan NEFSi!
Doğrudan “Nefs”i demiyorum.. Ama Nefsin bu KULLuk İmtiÂNı MeydÂNında ki tek âleti olan BEDENi olmayan bir NEFİS yoktur!.

Ve ahreceti’l- ardu eskâlehâ.” Sıkletini/ağırlığını, dışarı atar.
Yine “eskâlehâ.” o atar Kim? Hüviyyetten atıyor “”dan atıyor.
İç Hüviyyetinde ki tüm sıkalesini, sıkletini “eskâle.”sini, ağırlıklarını, daha doğrusu kendi değer yargılarını, neyle imtihan oluyorsa, ne isteniyorsa niçin yaratıldıysa, neyi varsa içinde bunun, gördüğüdür, kördüğümdür ötedir-bötedir neyse dışarı atar..

Ne şartlardaysa herkes bilir ki;
zelzele olduğu zaman ne yapar?.
Yeryüzünde ne varsa İÇeri yutar. Yanardağ gibi püskürüp DIŞarı atmaz. Yarıklar ayrılır dev yarıklar yutar burada ki BEDENin “zi’l- zâlehâ”sında Enfûs, Âfaka fışkırır..


Tıpkı bir yanardağ gibi dışarı atar.
Bakın ne ilginç hani birisi çıkar der ki: “İyi ama bu zelzele süresi dışardaki şeyden bahsediyor” halbuki 3.cü âyet-i kerîm’ede;

وَقَالَ الْإِنسَانُ مَا لَهَا
Resim---Ve kâle’l- insânu mâ lehâ.: Ve insan: “Ona ne oluyor?” dediği (zaman). (ZİLZÂL 99/3)

ALLAHu zü’L CELÂL “Ve kâle’l- insânu mâ lehâ” İnsan der ki “mâ lehâ” “Buna ne oluyor?”
Bu, ki? Kişinin kendisi..

Ve kâle’l- insânu mâ lehâbuna ne oluyor?
Şaşırıyor çünkü; “Ve kâle’l- insânu mâ lehâ” İnsan der ki: “Ona ne oluyor, bu ne garip iştir yâni?.” Şaşırıyor çünkü. “Yevme izin” İşte o olduğunuz “yevm”de, başta dedi ya “izâ” diye “izâ zü’l- ziletil” o “izâ”nın “yevm” olduğu anda yâni içindeki MuhaMMedî Hakikatın, Masivâ Hakikatının vücûda gelip yaşayışa çıktığı ÂNda bu ne biçim şey bir kadın doğum yapıyor..
Bir de bakıyor ki zenci çocuk doğurmuş. Simsiyah bir çocuk doğurmuş.
Bu şekilde bir hayret ve dehşet içinde bir kalış bu!.
Ya da, başka bir mahluk doğurmuş, ne oluyor böyle diyor insan.
Böyle değildi çünkü hayatta hiç öyle değildi. “zilzâl”den önce.
Ama bu “zilzal”ın başında özellikle belirttim ki, bu öyle bir şeydir ki hattın bağlanmış olması lâzım.
Ze’l..Zi’l..Zü’l..”, “BİZ-BİR-İZ!” olması lâzım.
KebÂNla ampulün arasında hiç bir şey kalmaması gerekir.
“Efendim hatlar vardır, trafolar vardır”, vardır da tümünün açık olması lâzım. ''Zi’l- zâl'' budur çünkü.
İşte bu “yevme izin” bu hal olduğunda bu “yevm” yaşandığında “yevm”i kıyamet gibi “yevm”i bugün gibi “yevm”i bayram gibi her neyse, bu “yezme izin” olduğunda, “tuhaddisu”: “Haber verir, bahseder, anlatır.” “ahberaha
Kime anlatıyor?
Cezbedeni, cezâ olan beden, patlayan beden kendisine anlatır. “Yevme izin tuhaddisu ahbârehâ” kendi haberlerinin kendisi bahseder, anlatır..
Hadiseyi, “tuhaddisu” Bahsetmek ama hadiseyi anlatmak..

Nasıl anlatılır hadise?
Fiilen yaşanarak anlatılır. “Yevme izin tuhaddisu ahbârehâ” Neyi anlatacak hangi hadiseyi?.
Yevme izin tuhaddisu” hadiseyi anlatır, “ahbârehâ” onun haberlerini verir kendisine.
Neyin?.
Bu bedenin “zülzile”sinin, beden zelzelesinin. Beden zelzelesi olmadığı sürece zâten hiç bir şehâdet, gerçek şehâdet değildir.

İÇerde ne vardır?
İÇerde her şey vardır. DIŞarı çıkmadığı sürece herkesin idrar torbasında bir miktar idrar vardır. Hiç bir sorun yoktur..
Yâni Resûllullah sallallahu aleyhi ve sellem de olsa tertemizdir. Hakikatı MuhaMMedîyye de içeridedir.
İşte bu patlama öyle ilginç bir patlama ki her şey kendi haberini kendi verir: “Ben burdayım biliyor musun?.”
yevme izin” O izin gününde, izin günü, izin verildiği gün sahipliğin fiilen yaşandığı gün, hep biz ne anlıyoruz, biz dâimâ alçak, zavallı, muhtaç, suçlu, şu - bu şekilde bir kulluk kisvesi giydirilmiş bize. Yalvarmalarımız, tevbelerimiz, dualarımız tüm bu alışkanlığın içinde MuhaMMedî Hakikat yok olmuştur.
Hâlbuki nasıldır bu işin aslı?
İşin aslı şuydu: Kardeşim bu çocuk, çocuk! Bu çocuk büyeyecek, 18 yaşına kadar adam gibi bakarsak Musa aleyhi’s-Selâm olacak. Bakmazsak bal gibi de firavun olacak.
İyi ama üç yaşında ikisi de. İşte bu suçludur günahkardır, şöyledir böyledir. İstediğini söylüyor. Onu MuhaMMedî; Tekemmülde, Mükemmellikte, Mekemmillikte, Mükerremlikte, Mükerrimlikte de, Kerîm kılışta da, Kerem sahibi olmak gibi, bir de Kerîm kılışta.
Eeee sana birisi bir ceryan bağladıysa bunu kitlemek değil mesele!.

Mesele nedir?.
Bir başkasına direk olmaktır. Ve bu zincir böyle yürür zâten.
BİZ-BİR-İZ!.” ZİNCİRi böyle bileşikler gibi kol atar gider.. İşte o izin günü bu hadise oldu mu haberi kendisi verir. Kendi haberlerini “ahberaha” Kendi haberlerini, bakın “ahbernâ” deseydi bizim haberlerimizi, “ahberke” deseydi senin haberlerini anlatırdı.
Ahberaha” baştan beri Hakimdi, ister arz de, ister beden de, 1.incilerin 2. incilerin tümünü diyebilirsin.
Kendi haberlerini hadise halinde anlatır..
O da çok ilginç. Anlatmak, bildirmek istiyorsa “alleme” fiili kullanır, anlatmak istiyorsa fehm etmek kullanır.
Her türlü fiil var ama buradaki haddese fiilini kullanıyor, Hadise Fiilini, Olay Fiilini, OLAYı FİİLen yaşıyor çünkü..
Bunun maSALLA vesâire ile hiç bir ilgisi yok çünkü. “Yevme izin tuhaddisu ahbârehâ” öyle bir beden sahibi bu kişi..

Kim bu?.
Bir kendi şeklen, cismen, ismen şu andaki, elini kafasına vurduğu zaman bu benim işte dediği, beden lûtfunun ne olduğunu bilen kişi bu kişi..

يَوْمَئِذٍ يَصْدُرُ النَّاسُ أَشْتَاتًا لِّيُرَوْا أَعْمَالَهُمْ
Resim---Yevme izin yasduru’n- nâsu eştâten li yurev a’mâlehum. (ZİLZÂL 99/6)


''Yevme izin tuhaddisu ahbârehâ.''
Evet, bu basit bir şey değil çünkü. O kişi şu anda o bedenle ALLAHu zü’L CELÂL’in akıl bakımından bir numaralı şâhidi bir numaralı imzası, Ez-Zahir celle celâlihu, zuhuratında “Eşhedü enlâ ilâhe illâ ALLAH!.” Tüm dinin temeli budur, aslı astarı budur. ZÂHİR’in de aslı astarı budur. Öyle bir eşyâ imzası olduğunu ALLAHu zü’L CELÂL’in daha doğrusu, dizdiği zaman, o zaman ESMÂ hüviyyetini arar, BULmak ister, BÂTIN’ını yâni.

BÂTIN TAMMlayanı kim?.
BÂTINı TAMMlayan gerçekten ALLAHu zü’L CELÂL’in DOSTu, HAKk Erenler’dir. Şeksiz şüphesiz böyledir. Bundan sonra da böyle olacaktır. Bu sokaktan bir şey alır gibi, aranır bulunur gibi, o değilse bu mu? Değildir..
ALLAHu zü’L CELÂL, ne yapacaksa yapar, her ne ise denkleştirir. Edeceğini eder, insanların yapacağı tek şey SADAKAT ve SAMîMİYETte SÂBIR Ehl-i OLmaları ve HAKk'a emîn olmaları, HAKk’a güvenmeleri, kendilerinin güvenmeleri.
ALLAHu zü’L CELÂL, El Mu'min'dir.
E, bende mu'min olacaktım! Seninki meçhul, ALLAHu zü’L CELÂL’in ki sabit..
El-Emîn MuhaMMed aleyhi’s-Selâm’dır. Benim emînliğim belli değil. Benim mu'min olabilmem için El Emîn olan MuhaMMed aleyhi’s-Selâm’ın El Emîn olan ellerini ALLAHu zü’L CELÂL el nasin etsin!.
Dillerine gönüllerine gönül nâsib etsin ki El Emînde olalım ki, El Mu'minin mu'mini olalım.
El-Mu'min ALLAHu zü’L CELÂL’dir aslında, ALLAHu zü’L CELÂL’ın ESMÂsıdır.
Ama sıradan “Allah’a iman edin, Resûl’üne iman edin”, “Ettik” değildir.
Edebilmek için işte bu “Zü’l-Zi’l-Z’el” gibi bende ki Lûtfullah’ın farkına varmak, Resûllullah sallallahu aleyhi ve sellem’deki Lütfullah’ın farkına varmak, ALLAHu zü’L CELÂL’de ki Lûtfullah’ın farkına varmak gibi bunların anlaşılması icâb etmektedir. [/color]

بِأَنَّ رَبَّكَ أَوْحَى لَهَا
Resim---Bi enne rabbeke ehvâlehâ.(ZİLZÂL 99/5)

Bi enne rabbeke ehvâlehâ” bakın şimdi: “Bi enne” “Bi” ile “enne” -mek-mak ile o fiili mastar yapar. “Enne” kesinlikle öyle yapar, yapar o işi. Ne yapar, “evhâ: vahyeder. “Bi enne”, şühesiz ki bu hadise nasıl oluyormuş, nasıl oluyor bu: ''Ne nasıl oluyor?.”[/color]

إِذَا زُلْزِلَتِ الْأَرْضُ زِلْزَالَهَا
Resim---İzâ zu’l- zileti’l- ardu zi’l- zâlehâ. (ZİLZÂL 99/1)

İzâ zu’l- zileti’l- ardu zi’l- zâlehânasıl oluyor?.

وَأَخْرَجَتِ الْأَرْضُ أَثْقَالَهَا
Resim---Ve ahrecetil ardu eskâlehâ. (ZİLZÂL 99/2)

Ve ahreceti’l- ardu eskâlehânasıl oluyor?.

وَقَالَ الْإِنسَانُ مَا لَهَا
Resim---Ve kâle’l- insânu mâ lehâ.: Ve insan: “Ona ne oluyor?” dediği (zaman). (ZİLZÂL 99/3)

Ve kâle’l- insânu mâ lehânasıl oluyor,

يَوْمَئِذٍ تُحَدِّثُ أَخْبَارَهَا
Resim---Yevme izin tuhaddisu ahbârehâ.: O gün (izin günü), (arz) haberlerini anlatacak. (ZİLZÂL 99/4)

Yevme izin tuhaddisu ahbârehânasıl oluyor?
O gün, o gün kendi haberine kendisi, hadisi olarak yaşayışını sağlayan kimmiş:

بِأَنَّ رَبَّكَ أَوْحَى لَهَا
Resim---Bi enne rabbeke ehvâlehâ.: Rabbinin ona vahyetmesi ile.” (ZİLZÂL 99/5)

Bi enne rabbekeRaBB’ısıyla oluyormuş bu, şüphesiz ki; RaBB’ısıyla oluyormuş. “ehvâ” vahyeder, “lehâ” kendine kendini vahyeder. Bir insan BEDENi ve NEFSi.. Yâni, en alt ama bir numara, sorumlulukta ve şehâdette bir numara, esfelîne gelince cehennemîn zümârasındayken bir numara, en altta bir numara, her bakımdan. Bu indi, esfel-i sefilîn’den İlliyîne çıkışı, rabbından ayrıymış gibi zannedip de tekrar RaBB’ısına dönüşü, RÂHMAN’a gelişi, RaBB’ısına dönüşü, ALLAHu zü’L CELÂL’e firar edişi, bu sistemîn böyle oluşu neyle imiş?.

Bi enne rabbeke ehvâlehâ.” “Bi enne Allahate ehvalehâ” değil, “rabbeke” Kimin Rabbi?.
Senin RaBBine buyuruyor senin.

Kimin Rabbi bu?.
Kime hitâb ediyor, senin derken?

Resûllullah sallallahu aleyhi ve sellem Senin RaBB’ın var ya senin RaBB’ın, işte Onun ona vahyetmesi ile, “OnaKim?.


Açıkça yapabildiğimiz kadarıyla ya da ALLAHu zü’L CELÂL hayırlar versin, takdiri kadar, tecellîsi kadar.
Bütün dünyayı verseler halkla uğraşmaktansa, halkın HAKk’a geçiş yolunda HAYy Hizmetçileri olmak Habibî Hizmetçileri olmak, Hakikat Hizmetçileri olmak bin kere, bin kere, bin kere daha harika bir şeydir.
Bundan daha muhteşem bir şey daha dünyada düşünülemez.. Bu bizden önce ve bizden sonra geçen ve geçecek olan insanların, bizden öncekilere sonsuz teşekkür, bizden sonrakilere ise, sonsuz şükürler gönderiyoruz.
Onların teşekkür hammaddelerini biz buradan gönderiyoruz, çünkü onların yollarını açmaya çabalıyoruz, onlara ”İZ” bırakıyoruz doğru basarak nasıl MuhaMMedî OLunuyor?.

Resûllullah sallallahu aleyhi ve sellem'in inancı BİLinmeden nasıl, MuhaMMedî ŞUURu BİLiniyor?
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in ameli BULunmadan nasıl, MuhaMMedî NÛRu bulunuyormuş?
Resûllullah sallallahu aleyhi ve sellem'in hulkunda, yaradılış ahlâkında OLmadan nasıl onun esrârında SÜRURu YAŞAnıyormuş, SıRR’larında?
Şurur’unda derken sevinç diye tercüme ediliyor ama “SûRuR” esrâr demektir, SıRRlar, iç SıRRlar.
Resûllullah sallallahu aleyhi ve sellem'in hâllerini hâl içinde hâl olmadan nasıl, MuhaMMedî ONUR YAŞAnıyormuş?.

O Şeref; O Resûllullah sallallahu aleyhi ve sellem'in gözü oluş, kulağı oluş, dili oluş, yolu oluş, her şeyi oluş, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in adamı oluş yâni. O ONUR nasıl yaşanacak?.
O erkÂN NErede?
O İRFÂN NErede?
O EDEB NErede?.
Ve; o İLİM NErede?

Bunlar tüm bu Şahâdet Âlemîndeki arz etmeye çalıştığım insan, istediği kadar ordinaryüs profesör kadın doğum doktoru bir kadın olsun, bilmediği hiç bir şey kalmasın, hiç bir şeyi bilmeyen bir ANA dahi değildir.
Bir kere doğum yapmayan kadın değildir.
O anlatmaktadır, yaşamamıştır, ama öbürü yaşamıştır fakat fiilen anlatamayacaktır.
Bu gerçeği hiç unutmamak lâzım..

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'i anlatmak başka şeydir, fiilen yaşamak başka şeydir.
Biz yaşamazsak bir defa yalancı oluruz, kendimize yalan söyleriz.
Oysa biz bu ateş cehennemi üzerinden karşıya geçtik diye bayram yapacak yerde, hani tehlikeli yolda, ya da fırtınalı denizde yolcu taşıyan gemînin görevlisi gibi biz yüz kere geldik geçtik, yüz kere geldik gittik bu yoldan..
Hatta bırak gidip gelmeyi. Cehennemîn üstüne yay gibi köprü gibi gersinler bizi ve: “Biz İbrahîm aleyhi’s-Selâm gibi cehennem üzerine köprü olup, Hanif İslamların ceNNete geçiş köprüsü MuhaMMedîleriz!” diyebilelim.. inşae ALLAH!.

Bunlar nasıl oluyormuş?.


يَوْمَئِذٍ يَصْدُرُ النَّاسُ أَشْتَاتًا لِّيُرَوْا أَعْمَالَهُمْ
Resim---Yevme izin yasdurun nâsu eştâten li yurev a’mâlehum: O gün nâs, müteferrık sûrette fırlıyacaklardır, amelleri kendilerine gösterilmek için(Zilzal 99/06)

O kişinin Nuh tufanı kopar. O kişinin içindeki yanar dağ patlar. Neyi var neyi yoksa fışkırır çıkar.
Ne zaman?.
Âhirette! Vallahi âhirettekine bir sözüm yok.

Eee burda ki ne zaman?
Burada bir şey yokmu!. Yapma yahu!
O zaman bu söylediklerimizin hepsi hikaye mi demek istiyorsun! Yooo öyle değil, iyi bak etrafına öyle değil!.Öyle değil!.
Yevme izin yasdurun nâsu eştâten li yurev a’mâlehum” olanlar, benim senin yahut şöyle böyle ol, yahut bunların iftihar ettikleri ya da sevindikleri şöyle böyle dedikleri şeye gülüp geçmektedir..
Neden?.

1974, 1975'lerde yâni işte 37 sene önce demek ki, Kalaycı Yahya Baba ile Salih Baba ALLAH celle celâlihu rahmet etsin, beni kafese alıp dalga geçerken işte: “Ulan çocuğa dokunma Yahya!. Daha onun Nûh Tufanı kopmamış. Anasının koyduğu adıyla duruyor, ağzı anasının sütü kokuyor, daha Nûh Tufanını bilmez şunu bilmez bunu bilmez, konuşur!.
Bende diyorum ki: “Bir de Nûh Tufanı mı kopacakmış?.”
“Haberi bile yok gördün mü?” diyor.
Biz sonra Nuh Tufanını bir kere beş kere değil, yedi kere gördük. Sizler de görüyorsunuz, farkında olun ya da olmayın.
Hayat fırtınaları, hayat, bütün bunlar işte: “Yevme izin yasdurun nâsu eştâten li yurev a’mâlehum” işleridir.
Amellerini görürler, hemen bakın şimdi;


فَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُ
Resim---Fe men ya’mel miskâle zerretin hayren yereh(yerehu) : Ki her kim zerre mikdarı bir hayır işlerse onu görecek(Zilzal 99/07)

fe men” diyor bak, “fe mâ” değil!..
Akıl sahibi kimse “men” olmuşsa. Ben buna çok dikkat ediyorum, mâsivâlıktan yâni, taş kaya, elma ağacı, armut ağacı, keçi, aslan, Ayşe, Ahmed şeyliğinden “men”e yâni “MennÂN” olan, yâni NÛRULLAH ve NÛR-u MÎM CEM’liğine, işte buna denir “MeN” diye.
MeN” aklı olan insana denilir.

“MeN” nedir yâni?
” dediğin zaman insan da dahil tümünü yutar. “ŞEYy” demek. Ama “MeN” dediğin zaman “Akıl Sahibleridir. İşte Akıl Sahibleri olanlar.

Aslında bu çatlayan kimdi?.
AKLın kendisiydi. Arz, marz dediğimizin tümü AKILdır.
Fe men ya’mel- miskâle”, buradaki “ya'mel” nedir?.
Yaptığı ameli, “miskâle” yâni sıkleti, ağırlığı, “zerretin” bir zerre kadar ağırlık dahi olsun, “hayren” hayra işlenmiş bir zerre dahi olsun, “yerehu” onu görür. Yine oradaki “He” harfi karnı yarık “He” harfidir, “Huve”deki “He”dir .
Her ne ki zerre kadar HAYRını görür onu.
Miskâl dediğimiz şeyin, ZeRRe dediğimiz şeyin en güzel târifi, bir yere pencereden ışık giriyorsa, baktığımız zaman o ışık hüzmesinin içinde binlerce toz zerresi görürsünüz, o kadar. Miskâl, ancak özel ışınlarda gözüken, böyle binlerce bir toz, varlık zerresi olan “yerehu” yâni onu görür. Her haberi kendisi yaşar..

Peki nasıl yapacak?.
Eee RaBBısı ona vahiy eder. RaBBısı nasıl vahyeder ona kitap mı gönderir?.
Yoo. Ya?.
RaBBısı zâten ceryÂN, ceryÂN RaBBısından yâni. Fiilen işi yapan RaBBısı zâten. orda ALLAHu zü’L CELÂL onun için buyurulmamakta ki, RABB buyurulmakta!.

Fiiliyet Esmâsının ilki nedir?
RaBBdır. Var oluş, ALLAHu zü’L CELÂL’den gayrılığın başlangıcı RuBuBiyyet ile başlar.

RaBB zâten o demek değil midir?
Yâni ZÂHİR ve BÂTIN BİLELiğinin RuBuBîyyete bağlanışı, Râhmanîyet ve Rububîyyete bağlanışı.
Râhimiyyet ->Rahmanîyyet ve Rububîyyete ve Ulûhîyyete gidiş hep bu sistemdir.
Bunun için “elhamdulillahi Rabbu’l- âlemîn”, Uluhiyet ve Rubub’iyyet gitti. “Er Rahmân celle celâlihu Er Râhîm celle celâlihu..'' geldi.
Nedir?.
Resûlîyyettir. Sorun da buradadır zâten.

Fe men ya’me’l- miskâle zerretin hayren yereh (yerehu).: Zerre kadar hayra işlediği işleri amelleri görecektir..
Fe” hemen görecektir. Ama “Ve” biraz sonradır.


وَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ
Resim---Ve men ya’me’l- miskâle zerretin şerren yereh (yerehu): Artık kim zerre ağırlığınca bir şer (kötülük) işlerse, onu görür.” (Zilzal 99/07)

Miskâl kadar ŞERRini de kesinlikle görecektir. “yerehu” gibi. Onuda görecektir..
“Hayr”, Rububîyyetin, Rızânın, Resûlîyyetle YAŞAyışa GELiş Hılkiyetidir/Ahlâkıdir..
Muazzam bir şeydir. Tüm, HAKk’ı DUYmak, HAYRa UYmak dediğimiz, hayrın tümü HabîbuLLAHa toplanır. Bu açıktır.

Eeee “Şerr” o zaman çok kötü değil midir?
ŞerreZÂHİR ve BÂTIN yahut menfi müsbet Rububîyyet İşlemlerinin şuhuda gelişidir ŞERr..

Yâni ŞeytÂN Şerr'dir, kötülükler Şerrdir amma, Rububîyyet dediğin yâni CeNNeti de CeheNNeMi de Rububîyyet yaratılması İLEdir..
“Rububîyyet” Şerr' i başlatan yâni.
Onun şuhuda gelişi demek: “İmtihan başladı” demektir. Başladı buyrun o zaman.
ALLAHu zü’L CELÂL'de buyuruyor ki: “Sen tercih et, adam öldürmeni de ben yaratacağım senin adına ve adam kurtarmanı da ben yaratacağım senin adına”
İşte “şerr” budur.
İkisinin adına yaratacak olan ALLAHu zü’L CELÂL’dir.. Sen tercih yapıyorsun. Çok açık bir imtihÂN..

”Eee ben HAYRı SEÇersem?”
Hayrı seçersen sen, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in RIZÂsındaki bir RÛŞDe ERişliği YAŞAyışlığa hılkıyet olarak çıkarırsın sen. Şeksiz, şüphesiz çıkarırsın sen.
Ahlâk olarak, hûlk olarak, hılkıyet olarak, yaradılış gibi “takk!.” diye çıkar, bunda hiç şüphe yok..
Onun için “Şerr” önceliklidir. Onun için muhaliflik önceliklidir.
Bu yüzden “ ilâhe illâ ALLAH” buyuruyor ALLAHu zü’L CELÂL. “Lâ İlâhe” demeden “İllâ ALLAH!.” diyemezsiniz, olmaz.
Önce Muhaliflik, sonra Halifelik.
Biz eskiden Halife idik, tamamda eskiden de: “Kâlû=>Belâ'' vardı..


وَإِذْ أَخَذَ رَبُّكَ مِن بَنِي آدَمَ مِن ظُهُورِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَأَشْهَدَهُمْ عَلَى أَنفُسِهِمْ أَلَسْتَ بِرَبِّكُمْ قَالُواْ بَلَى شَهِدْنَا أَن تَقُولُواْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِنَّا كُنَّا عَنْ هَذَا غَافِلِينَ
Resim---"Ve iz ehaze rabbuke min benî âdeme min zuhûrihim zurriyyetehum ve eşhedehum alâ enfusihim, e lestu birabbikum, kâlû belâ, şehidnâ, en tekûlû yevme’l- kıyâmeti innâ kunnâ an hâzâ gâfilîn (gâfilîne).: Hem RABBin Âdemoğullarının bellerinden zürriyetlerini alıp onları nefislerine karşı şâhid tutarak: «Rabbiniz değil miyim?» diye şahit gösterdiği zaman «Evet Rabbimizsin, şâhidiz !” dediler. Kıyamet günü “Bizim bundan haberimiz yoktu!” demeyesiniz”
(A'râf 7/172)

Şimdi ne var?
Ordaki Rububîyyet Tevhidini orada yaptık zâten. “Eşhedu enlâ RABB İllâ RABB” diye bir şehâdet yok. Çünkü o bitti o. Yaradılış başlarken oldu o.
Âdem halifeydi, evet doğru, cennetteydi, doğru, işte geldi..

Niye geldi?.
İşte bunlar için geldi.
”Şerr” var mıydı cennette?. “Şerr” mi işledi?
Yoo. “Şerr” i nerde peki?

Şerri” burada..

مِنْ أَجْلِ ذَلِكَ كَتَبْنَا عَلَى بَنِي إِسْرَائِيلَ أَنَّهُ مَن قَتَلَ نَفْسًا بِغَيْرِ نَفْسٍ أَوْ فَسَادٍ فِي الأَرْضِ فَكَأَنَّمَا قَتَلَ النَّاسَ جَمِيعًا وَمَنْ أَحْيَاهَا فَكَأَنَّمَا أَحْيَا النَّاسَ جَمِيعًا وَلَقَدْ جَاء تْهُمْ رُسُلُنَا بِالبَيِّنَاتِ ثُمَّ إِنَّ كَثِيرًا مِّنْهُم بَعْدَ ذَلِكَ فِي الأَرْضِ لَمُسْرِفُونَ
Resim---"Min ecli zâlik(zâlike), ketebnâ alâ benî isrâîle ennehu men katele nefsen bi gayri nefsin ev fesâdin fîl ardı fe ke ennemâ katelen nâse cemîa (cemîan) ve men ahyâhâ fe ke ennemâ ahyen nâse cemîa (cemîan) ve lekad câethum rusulunâ bi’l- beyyinâti summe inne kesîran minhum ba’de zâlike fî’l- ardı le musrifûn (musrifûne).: Bunun için İsrailoğullarına kitapta şunu bildirmiş idik: “Her kim bir kişiyi, bir kişi karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuğu olmaksızın öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir adamın hayatını kurtarırsa, bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur.” Andolsun ki, peygamberlerimiz onlara apaçık delillerle geldiler de sonra içlerinden bir çoğu, bütün bunların arkasından hâlâ yeryüzünde bozgunculuk ve cinâyette çizgiyi aşmaktadırlar..” (Mâide 5/32)

Kabil, Habil’i burada öldürüyor..
Burada ilk düşen kan, Habil'in kanından önce Havva Ananın kanı. Doğum kanıdır yâni.
Onun için “Şerr”, şerrin zâten seviyelenmesi bir “Hayr” dır. “Şerr” sağdan soldan gelir ve ortada seviyedendi mi “Hayr “olur.
“Sizi Allah diye diye de yoldan çıkarırlar.”
Vay anasını hiç bir taraftan gelmez diyorduk.
Sağın sağından geliyormuş meğer ALLAH celle celâlihu ile de kandırılırmışız.

يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّ وَعْدَ اللَّهِ حَقٌّ فَلَا تَغُرَّنَّكُمُ الْحَيَاةُ الدُّنْيَا وَلَا يَغُرَّنَّكُم بِاللَّهِ الْغَرُورُ
Resim---"Yâ eyyuhen nâsu inne va’dallâhi hakkun fe lâ tegurrennekumu’l- hayâtu’d- dunyâ, ve lâ yegurrennekum billâhi’l- garûr (garûru).: Ey insanlar, Allah'ın verdiği söz gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın, sakın şeytan, sizi Allah'ın affına güvendirerek ayartmasın” (Fâtir 35/5)

Dikkat edin “ALLAH’sızlık” ile de kandırırlar.

Ya “Hayr” nedir?
Hayr, Resûlî Rububîyyetin, Resûlullah'in yaşadığı Rububîyyetin “y” yaşayışına “iyelik” yaşayışına fiilen huluk olarak, yâni imandan öte amelden öte ahlâk olarak, hılkıyet olarak halen devam ediyor, yâni diyorlar ya “hâlen yürüyor..” .

Ne demek?.
Devamlı yürüyor?.

Ne devamlı yürümesi, o hal üzere yürüyor demektir.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'den ne bir milim geri ne bir milim ileri, o gönül gemisinin içinde gidiyor, hareketi o gemînin içinde yürüye bilir o kadar ama gemi zâten yol alıyor. Bu ZİLZÂL Sûresi’nde bizim İNFİTÂR Sûremizin fatara'sı çatladı!

Nasıl çatlayacak işte?
Nuriye köyde bahçesine fasulye ekiyor.
Biraz sonra topraktan kafayı çıkardığı zaman kasketi var. Kasket, onun kabukları, ikiye bölünmüş, fatara olmuş.
İşte İNFİTÂR Sûresi’inde böyle bir fataranın üzerine kuruluyor. Fıtri’dir.
Tüm bu ZİLZÂL Sûresi olsun, İNFİTÂR Sûresi olsun, onların temelinin fıtrî olanı.
Eee daha ileri gideriz, daha ileri gidersen git!. Yâni daha ileri gitsen ki nere gideceksin.
Hâşâ ALLAHu zü’L CELÂL çatladı da varlığı mı yarattı diyeceksin?

De bakalım bir de öyle de ne olacak?
Öyle dersem küfür olur, en iyisi ben hani Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Nebîyyu’l- “üMMî” ye, İLK NOKTA ya, o doğurdu diyeyim, ALLAHu zü’L CELÂL doğurmaktan münezzeh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem münezzeh değil.
Bunlar daha meselelerimizin anlamadığımız yerleridir.
Halka anlatmak için söylenmiştir, doğrudur lâkin Boğaz Köprüsünü yapan mühendislerin hesapları-kitapları Boğazın Köprünün yakasına asılmış mı?

Gördün mü Barbaros?
Yoo, hatta isimleri bile yok.
Vallaha insanlar iki üç gün tâmirat yaptılar ve birbirine girdiler nereden gececeğiz diye.
Hee demek ki bu onlara lâzım değil. O lâzım olan yerlere lâzım.

Onun için isimsiz MELÂMİ bu demektir zâten.
MeLâMet” başkasından meded ummayandır.
Başkasının gözüne girmeye çalışmayandır.
Başkasının eline bakmayan, başkasının hiç bir şeyine bakmayandır.
Öyle ki o kadar bu kesin ve bence çok önemli ve şiddetle çok önemli ki.
7 sene bir şehirde yaşayacaksın ama seni tanıyan yedi kişi çıkmayacak, anlayan yedi kişi çıkmayacak.
Güzel de kardeşsim ben burada çöpçü olsam yine tanırlar..
Yooo! Sen tanınmaya sürünme, kaşınma, yol açma, kimse tanımaz!.
Sen boğaz köprüsünün giriş çıkış kapısındaki boş boğaz mısın?.
“Ey millet, benim adım Barbaros sert. Bu köprü var ya. Evet, bu köprüyü ben yaptım.”
Şimdi Sinüs Eğrisini çizeyim, yok şunu yapayım bunu yapayım.

Böyle mi diyorsun?
İşte fark bu. Gerçek MuhaMMedî MeLÂMetin farkı bu.
Onun için sese kulak ver, o RaBBına dönenlerin tümünün sesini DUYarsın, ve diyor ya orada Barbaros..
“Onlara Rabb'ları vahyeder, onlarda bal gibi duyarlar” diyor ama o işte duydukları vahiy, RaBBlarından gelen vahiy..

بِأَنَّ رَبَّكَ أَوْحَى لَهَا
Resim---"Bi enne rabbeke ehvâlehâ: Çünkü senin Rabbin, ona vahyetmiştir." (Zilzal 99/05)

Bi enne rabbeke: senin Rabbinin vahyini duyarlar” dediği anda “sen” dediği Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin elini eline değdiğinde kim Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile irtibatta ise elinde milyarlarca el olacak.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'den burada maddî bir el arama!..
Maddî el olmayana da Hayal Adamı de. Hayal Adamı, hakikat değil. Çözememiş maddîyatı. “Ah, kahrolsun mâsivâ!.” derler.

ALLAHu zü’L CELÂL’den gayrılık, ayrılık demek be ahmak adam, “Eşhedu en lâ ilâhe illâ ALLAH!.” diyen ALLAHu zü’L CELÂL’den ayrısı-gayrısı zâten!.


YÂ HAYyu’L- HUuu!. ALLAH celle celâlihuu!.


Resim


Resim

Allâhumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ MuhaMMedin
Abdike ve
Nebiyyike ve
Rasûlike ve
Nebiyyi'l- Ummiyi ve alâ âlihi, ehl-i beytihi ve's-sahbihi ve uMMetihi...

ALLAHımız celle celâluhu!
BİZe MuhaMMedî Gayret,
PÎRimizden Hâl-i HiMMet,
RASÛLünden ŞiFâ-yı ŞeFâat,
ZÂTından İnâyet-Hidâyet-SeLâmet
İZZet-i İhsÂNınLa LûTFet-CEM’ et CÂNda CÂNÂ'ımıza İnşae ALLAH!..


Resim MuhaMMedi MuHABBEtLerimİZLe!....

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: YALNIZLIk ZEVKLerim..
MesajGönderilme zamanı: 20 May 2018, 12:03 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 10888
Resim



CÂN-CihÂNdan BIKILmışLık
>SÎNE-SÎN-den SIKILmışLık
>YALNIZLIK=>ÇİLLe ÇADIRı
==>YEDi DİREK YIKILmışLık!.

SESin ÖZLemek =>YALNIZLIK
SEVgin SÖZLemek=>YALNIZLIK
=>“TEKe TEK”te =>TEK BAŞıma
=>SENi GÖZLemek=>YALNIZLIK!.


ZEVK 8852

GÖNÜL KUŞUm>UÇar Gİder =>SESini ÖZLerse Bir ÂN
“KEŞİŞ DAĞIn TEPEsi”nde =>YALÇın KAYALara KONar
İSMİN SÖYLemek İStesem>İÇİMden TAŞsa NE ZamÂN
AGUSTOS-un SICAğı-nda =>SÖZüm DUDağımda DONar!.


20.05.18 11:49
brsbrsm..tktktrastkkmdehicrÂNnn..


YÂR>sEN bENim AŞK AYNAMsın
=>SIRRımız SİLerSEN=>CAMsın
BİZ BİR-İZ ÖMRüm>TÜMMLeyen
=>UZAK-YAKIn=>BİLE-TAMMsın!.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: YALNIZLIk ZEVKLerim..
MesajGönderilme zamanı: 13 Haz 2018, 23:16 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 10888
Resim

Her SEHER DUYarım SESin
GÜL KOKar SEHER NEFESin
=>IŞIK IŞIK!.sın BULamam
YILDIZLarda mı=>NERDEsin?.


RüzGÂRa KAPıLmış>UÇan
GAZELin GÖNLü>YALNIZLık
YÂR ÖMrüme HASret SAÇan
GÜZELin GÖNLü=>YALNIZLık!.


ZEVK 8667

YALNIZLık BİR DİRİ SEVgi.. =>NEFES ALAndır YALNIZLık
YALNIZLık SESsiz SEVgiLi.. =>KAPIm ÇALAndır YALNIZLık
ÇİLLeme =>ÇİLLe EKLeyen
BİZ BİR-İZ BİLe BEKLeyen..
YAPaYALnız TEK-BİR SENsin
YALNIZım=>HÂLim BİLensin..=>AŞKa SALAndır YALNIZLık!.


18.01.2018 05:28
brsbrsbzr..tktktrstkkmdkdrymhmtt..


Bu ISSızLık Şu SESSizLik
TEKe TEKte>KİMseSizLik
YAŞAmayana=>YALANdır
YALNIZLık ki NEFESSizLik!.


CÂN CeheNNeMi=>İNLER-sEN
BERdEN SELÂM SERİNLER-sEN
=>SÖZümüz BiR=>SESimiz BiR
SEN de DUYarsın=>DİNLER-sEN!.


_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: YALNIZLIk ZEVKLerim..
MesajGönderilme zamanı: 19 Haz 2018, 00:10 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 10888
Resim

YALNIZLık =>ELİFe GÖZYAŞı
=>KERBELÂ’da=>LEYyLÂ İZi
=>TEL TEL ZÜLÜFe>GÖZYAŞı
=>ARAR İKeN =>BİZ BİR-İZi!.


ZEVK 8902

KaDERin KaDARdır ÇİLEn =>YALNIZLıkı YAKıştırır
YALNIZLık=>ALır GÖZLerin=>UFUKLara BAKıştırır
BURAsı BURSA AKŞAMı
YÜk EDer KEDERi GAMı
TABAN-TAVAN-dÖRt DUVARın =>ARAsına SIKıştırır..


18.06.18 20:44
brsbrsm..tktktrstkkmdyâriLeBİZBİRİZzzakşmıı..


Resim

ÇEKen ÇEKtirEN YAZArsın
ACILar =>KALEM UCUnda
DÜŞ MASALına>MEZARsın
SEBEBLerin=>SONUCUnda!.

KORKun UMuTLarın YUTar
AYALNIZLık YAKanı TUTar
=>ÇABALar-ın BOŞa ÇIKar
YİĞİtSEN UMUDun KURtar!.

CELÂLde =>CEMÂL KEMÂLin
==>GECE BAŞLangıcı AKŞAM
SESSiz SÖZsüz HARFsiz HÂLin
=>HECE BAŞLangıcı=>AKŞAM!.



Resim

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: YALNIZLIk ZEVKLerim..
MesajGönderilme zamanı: 28 Eki 2018, 13:10 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 10888
Resim

YALNIZLık SEHER YELİdir
YALNIZLık SEVDÂ SELİdir
TEKe TEKte TEKBİR YÜrek
YALNIZLık=>YÂRin ELİdir!.


İĞNE UCUndaki =>YUVA
=>USTURa AĞZında DUA
YALNIZLık ÇİLLe ÇÖLÜdür
İÇİMde MUKADDes TÛVÂ!.


ZEVK 9051

HeP GURBEtte>HeP HASsREtte =>BiR OMZum ÇÖKüK YALNIZLık!
KADER =>KeDER>NEŞE SEViNç => HeP TAŞInan YÜK YALNIZLık!
=>ACILarımLa UYUtAN
UYANdırAN ELim TUtAN
=>NERE GİTSEm bENi YUtAN =>AKLIMdAN=>BÜYÜK YALNIZLık!.


28.10.18 11:39.
brsbrsm..tktktrstkkmdyneylnzlıkkk..


Yine=>“TEKe TEK”te SESsiz
YUDUMLanAN TEK NEFESsiz
=>NEFES ALıp VERmek GiBi
=>KALABALIK-ta>KİMSEsiz!.


إِنِّي أَنَا رَبُّكَ فَاخْلَعْ نَعْلَيْكَ إِنَّكَ بِالْوَادِ الْمُقَدَّسِ طُوًى
Resim--- "İnnî ene rabbuke fehla’ na’leyke, inneke bi'l- vâdi'l- mukaddesi tuvâ (tuven).: Şüphesiz ki senin RABBın BENim, BEN. Pabuçlarını çıkar. Zirâ sen Mukaddes Vâdi'de, Tuvâ'dasın."
(TâHâ 20/12)


Resim

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 9 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 5 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye