Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 25 Ağu 2019, 08:41

Tüm zamanlar UTC + 2 saat




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 111 mesaj ]  Sayfaya git Önceki  1, 2, 3, 4, 5  Sonraki
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 07 Tem 2016, 19:12 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11216
Bu konuyu facebook'ta paylan!
Resim gÖNLüm-ÖZü Rum!.


<=Resim=>



Resim CEM’ OLMUŞ!.


Cem' olmuş dervişleri
Pirim Abdülkâdir'in
Yolunda sadıkları
Pirim Abdülkâdir'in..


MuhaMmedî Kadirî Tarikatının Seyyid-Şerîf Pîri/Pîrim Abdülkâdir Geylânî Kaddesallahu sırrahu’nun tarikat yolunda sözünün eri sadık dervişleri halaka-yı zikiri için cem’ olmuşlar..

Resim

Elim verdim eline
Kurbân olam diline
Canlar fedâ yoluna
Pirim Abdülkâdir'in..


Ben de sadık dervişi olarak, eline elimi verdim, buyurduğu sözlere teslim olup Kurbân oldum, yüce yoluna canımı fedâ kıldım Pîrim Abdülkâdir Geylânî Kaddesallahu sırrahu’nun..

Resim

Arısının balıyım
Bahçesinin gülüyüm
Bağının bülbülüyüm
Pirim Abdülkâdir'in..


Ben de sadık dervişi olarak, hâl-i hazırda MuhaMMedî Mürşid Arılarından birisini balıyım, Tarikat Bahçesinin gülüyüm, Gülbağının bülbülüyüm Pîrim Abdülkâdir Geylânî Kaddesallahu sırrahu’nun..

Resim

İnkâr eden ol eri
Mürşid eder şeytanı
Aslıdürür Geylanî
Pirim Abdülkâdir'in..


O yüce PÎRimizin, Hak YOLunu câhilce inkâr edenlerin mürşidi şeytanları olmuştur.
Oysa Pîrim Abdülkâdir Geylânî Kaddesallahu sırrahu’nun ASLı-NESLi bellidir Geylanlıdır ve açık-seçik ortadadır Pîrim Abdülkâdir Geylânî Kaddesallahu sırrahu’nun..


Beyazidî Bistamî kaddesallahu sırrahu: “Mürşidi olmayanın mürşidi şeytandır!.” buyurmuştur..

Resim

Sana direm hey kişi
Kalpten çıkar teşvişi
Oda yanmaz derivişi
Pirim Abdülkâdir'in..


Ey sözüme gönül kulağını veren kimse, ben sana hakkı ve hayrı demekteyim ki, her şeyden önce kalbindeki nefsî karmakarışık bulanıklığı sil!
Ve unutma ki ALLAH celle celâlihunun izni ile, İZlediği MuhaMMedî YOL gereği hiçbir dervişi cehennem ateşinde yanmaz Pîrim Abdülkâdir Geylânî Kaddesallahu sırrahu’nun..


Resim

Evliyâlar rehberi
Hakkın sırra mazharı
Başında kudret gülü
Pirim Abdülkâdir'in..


O Muazzez Pîrim Abdülkâdir Geylânî Kaddesallahu sırrahu ki, Evliyâların rehberi, HaKk TeÂLÂ SıRRının Zuhur AYNası, ve MuhaMMedî NÛRun KudretuLLAH GÜLünü devrÂNlarında başlarında taşırlar Pîrim Abdülkâdir Geylânî Kaddesallahu sırrahu’nun..

Resim

Hak katında uludur
İki cihân doludur
Eşrefoğlu kuludur
Pirim Abdülkâdir'in..


O Muhteşem Pîrim Abdülkâdir Geylânî Kaddesallahu sırrahu ki, HaKk Teâlâ katında kadir kıymeti olan ululardandır ve velâyet NÛRu İki cihânda da etkendir HİMMeti Hazırdır biizniLLAH.
MuhaMMedîHaKk Âşık Eşrefoğlu kaddesallahu sırrahu da kendisine teslim olan bendelerindendir Pîrim Abdülkâdir Geylânî Kaddesallahu sırrahu’nun..


Resim

Cem': Farklı şeyleri bir yere getirmek mânasına mastar. * Az olarak cemaat için isim olur. * Toplama. Bir yere getirme, biriktirme. Yığma
İnkâr: Bilmeme, tanımama. Yaptığını ve söylediğini gizleme. * Yapmadım deme ve ayak direme. * Reddetme.
Teşviş: Karıştırma. Karma karışık etme. Bulandırma.
Mazhar: Sahib olma, nâil olma. Şereflenme. * Bir şeyin göründüğü, izhar olunduğu yer. Çıktığı yer.




Resim

Abdülkâdir Geylânî
Kaddesallahu sırrahu
(1078 - 1166)


Muhyiddin Ebû Muhammed Abdulkâdir b. Ebî Sâlih Mûsâ Zengîdost el-Geylânî ya da daha bilinen adıyla, Abdülkâdir Geylânî kaddesallahu sırrahu..

Büyük Selçuklu Devleti döneminde, günümüz İran'ının Hazar Denizi kıyısındaki Gilan Eyaleti'nde 1077 (H. 470) yılında doğan âlim ve mutasavvıf olan Kadiriye tarikatının kurucusu ve İslam filozofu. 1166 (H. 561) yılında Bağdat'ta vefât etti ve türbesi Bağdat'tadır.

Yüce RABbım TeÂLÂ bana da, türbesinde iki defâ ziyâretini nâsib buyurdu hamdolsun!.

“İnne Biiznillahi Sultânü’r- ricâl. Câe fî Aşkin, teveffâ fî kemâlin.: Şüphesiz ki, insanların Sultânı AŞK ile geldi. KemÂL ile vefât etti"
Mânâsına gelen beyitte: "AŞK" kelimesi ile Ebced hesabına göre (470) doğum tarihi ve "Kemâl" kelimesi ile de 91 sene olan ömrüne işâret edilmiştir.


Kimliği:

Fars kökenli olduğu iddia edilmektedir. Muhyiddin, Gavsü’l- A'zam, Kutb-i Rabbanî, Sultan-ul- Evliyâ, Kutb-i A'zam ve El-Bâz, el-Eşheb gibi lâkabları vardır. Babası Ebu Salih Musa Zengidost'tur. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellemin torunu Hasan bin Ali'nin oğlu olan Hasan el-Mu'tena'nın oğlu Abdullah el-Kâmil'in soyundandır. Annesinin ismi Fatıma, lakabı Ümmü’l- hayr olup, anne tarafından da Resûlullah sallallahu aleyhi vesellemin torunudur. Bu nedenle de Abdülkâdir Geylânî hem Seyyid/baba tarafından Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem torunu ve hem de anne tarafından Şerif/anne tarafından Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem torunudur.


Hayatı:

Abdülkâdir Geylânî, 1077 yılında Gilan Eyâleti' nin Neyf köyünde doğdu. Babası küçük yaşta vefât eden Geylânî, 1095 yılında Bağdat’a gitti. Çok küçük yaşlardan itibâren farklı bir yapısı olduğu çeşitli kaynaklarda belirtilmektedir. Bağdat'ta dönemin tanınmış âlimlerinden dersler alarak hadis, fıkıh ve tasavvuf eğitimini geliştirdi.
Hocalarından Ebu Said Mahzumî'nin medresesinde haftada üç gün pazartesi, salı ve cuma gecesi verdiği ders ve vaazları çok yoğun ilgi görmüştür. İslam tasavvuf'unu herkesin anlayacağı şekilde sundu. Önceden Şafii mezhebi'nde idi. Hanbeli mezhebi unutulmak üzere olduğundan, Hanbeli mezhebine geçti ve bu tercihi mezhebin yayılmasında etkin bir yeri olmuştur.


Ailesi:

Abdülkâdir Geylânî çok sayıda kız ve erkek çocuk sahibi olmuştur. Onlar vasıtasıyla Kadirîlik tarikatı Mısır, Kuzey Afrika, Endülüs (İspanya), Irak, Suriye ve Anadolu'ya yayılmıştır. Oğullarından Ebû Abdurrahmân Şerafeddîn Îsâ Mısır'a yerleşmiş olup Mısır'daki Kâdirî şeriflerin dedesidir. Abdülkâdir Geylânî'nin torunları, Kuzey Afrika'da daha çok "Şerif", Irak, Suriye ve Anadolu'da ise Seyyid ve Geylânî diye anılmaktadır.


ŞEYH ŞERİF ABDÜLKADİR GEYLANÎ kaddesallahu sırrahu
BABA TARAFI SOY ŞECERESİ:


01. Hz İmam-ı Ali (Necef)
02. Oğlu Seyyıd İmam-ı Hasan (Medine)
03. Oğlu Şerif Hasan-ül Müsennâ (Şeyh Hasan Şazilî ceddi)
04. Oğlu Şerif Abdullah Muhid
05. Oğlu Şerif Musa El Cevnî
06. Oğlu Şerif Abdullah Sanî
07. Oğlu Musa Sanî
08. Oğlu Şerif Davud
09. Oğlu Şerif Muhammed
10. Oğlu Şerif Yahya
11. Oğlu Şerif Ebu Salih Cengî
12. Oğlu Şerif Abdülkâdir-i Geylanî (Bağdat) (Kadriyye Tarikatı Pîri)
Radiyallahu anhum ecmâinn..


ŞEYH SEYYİD ABDÜLKADİR-İ GEYLANÎ kaddesallahu sırrahu
ANNE TARAFI SOY ŞECERESİ:


01. Hz İmam-ı Ali (Necef)
02. Oğlu Seyyid İmam-ı Hüseyin (Kerbelâ)
03. Oğlu Seyyid İmam-ı Zeynelabidin (Medine)
04. Oğlu Seyyid İmam-ı Muhammed Bakır (Medıne)
05. Oğlu Seyyid İmam-ı Cafer-i Sadık (Medine)
06. Oğlu Seyyid İmam-ı Musa-i Kazım (Bağdat)
07. Oğlu Seyyid İmam-ı Ali Rıza (Meşhed)
08. Oğlu Şeyh Seyyıd Ca’fer-i Sanî
09. Oğlu Şeyh Seyyid Musa
10. Oğlu Şeyh Seyyid Kemaleddin
11. Oğlu Şeyh Seyyid Abdullah
12. Oğlu Şeyh Seyyid Mahmud
13. Oğlu Şeyh Seyyıd Cemaleddin
14. Oğlu Şeyh Şeyyid Abdullah
15. Kızı Seyyide Fatıma
16. Oğlu Şeyh Seyyid Abdülkâdir-i Geylanî (Bağdat) (Kadriyye Tarikatı Pîri)
Radiyallahu anhum ecmâinn..


ResimResimResim

NOT: Tarikatlar, başlıca iki kısma ayrılırlar:

1-) Sessiz zikr (Zikr-i Hafî) yapan tarikatlar:
Bu yol Hazreti Ebû Bekr radiyallahu anhu’dan gelmiş olup, mürşidlerinin adına göre; Tayfurîyye, Yesevîyye, Medârîyye, hakîkî olan-bozuşmamış Bektâşiyye, Nakşibendîyye, Ahrarîyye, Ahmedîyye-i Müceddidiyye ve Hâlidîyye gibi isimler almışlardır.

2-) Yüksek sesle zikr (Zikr-i Cehrî) yapan tarikatlar:
Bu yolda, İmam Ali kerremallahu vechehu’den oniki İmâm vasıtasıyla gelmiştir. Oniki İmâmın sekizincisi olan İmâm-ı Ali Rızâ’dan Ma’rûf-i Kerhî almış ve Cüneyd-i Bağdadî’nin çeşitli talebelerinin yolunda bulunan meşhûr mürşidlerin adı verilerek, kollara ayrılmışlardır.
Böylece Ebû Bekr-i Şiblî yolundan Kadirî, Şâzilî, Sa’dî ve Rıfâî.
Ebû Ali Rodbârî yolundan, Ahmed Gazâlî ve Ziyâüddîn Ebû Nesîb-i Sühreverdî vâsıtaları ile Kübrevî meydana gelmiştir.
İmâm-ı Ali’den Hasen-i Basrî vâsıtası ile Edhemî ve bundan Çeştî hâsıl olmuştur. Bedevîye, Rıfâiyyeden hâsıl olmuştur..

Tarikat, zikir ile Allahü Teâlâya kavuşma yoludur. Zikir, Allahü Teâlâyı hatırlamak demektir. Her sözünde ve her işinde O’nun emirlerine ve yasaklarına sarılmaktır. Yaklaşık olarak, son yüz seneden beri tarikat diyerek birçok şeyler uyduruldu. Hakîkî İslâm âlimlerinin, Eshâb-ı Kirâmın, Peygamberimiz aleyhisselâmdan alıp bildirdikleri doğru yol unutuldu. Dinde câhil olanlar, hattâ İslâmiyetin emirlerine açıkça uymayanlar, şeyh ve tarikatçı ünvanı alarak, zikir ve ibâdet adı altında, dînimizin yasak ettiği birçok günahları ve bid’atleri işlediler. Bugün sahte, yalancı mürşidlere, müslümanları sömüren tarikatçılara, dîni siyâsete âlet edenlere çok rastlanmaktadır..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 24 Tem 2016, 21:53 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11216
Resim gÖNLüm-ÖZü Rum!.



<=Resim=>



Resim GEL BU NEFSİN!.


Gel bu nefsin zulmetini tozunu sür aradan
Kande baksan gözlerine görüne ol Yaradan..


Gel bu nefs-i emmâreyin Hakkı ve hayrı gönül gözüne göstermeyen aradaki kör karanlık tozunu sür çıkar aradan.
İşte o silip tezmizlediğin zaman nereye baksan oradan gözlerine her şeyi yaratan görünecektir..


Resim

Cümle eşyada tecellîsi Hakk'ın zâhir velî
Görmez anı nefsini kurtarmayan emmâreden..


Böylece, El HAKk Zâttan -> Sıfat -> Esmâ ->Eşyâ KÛN feyeKÛN Şe’ÂNuLLAH Tecellîsinin zuhurunu açık-seçik göreceksin ey dost..
Ancak nefsinin, dünya ki mâsivâya meyile emredici nefs-i emmâreliğinden kurtaramayan asla göremeyecektir ne yazık!.


Resim

Nefsini emmâreden kurtarmağa key er gerek
Yoksa gevher kıymetin isteme seng-i hareden..


Nefsini mâsivâya yönelik emmâreciliğinden kurtarmak için ise, o nefsin, ruhî nefis padişâhı HaKk ERENi olması mutlaka gerekir..
Yoksa kapkara bir taş halindeki Nefsini emareden, inci-mercan kıymetinde olmasını boşuboşuna isteyip bekleme..


Resim

Mâsivânın nakşını küllî gönülden yürü gider
Ta ebed yüzün çevir bu dünya-yı mekkâreden..


Onun içindir ki Gönül İkliminden el HaKk teÂLÂ’dan gAYRısı olan gelip geçici ve izâfi mâsivâ görüntüsünü hiç durma yürü silip at!.
Şu içinde yaşadığın dünyanın Kulluk İmtihanı için bir hile ve düzeninden Ebedî İlahî âleme çevirinceye kadar HaKk’a kör kalırsın yoksa..


Resim

Âyin erkân aşk yolunda böyledir bellü beyân
Can verüp baş oynayanlar isteyeler çâreden..


Bu AŞKuLLAH YOLununun töreni ve esasları açık seçik bellidir ve bildirilmiştir.
Ancak bu AŞKuLLAH YOLununa baş koyup can verenler, bu dertlerinin çâresini bulurlar ki, CÂNda CÂNÂN BİZ BİR-İzliği SıRR-ıSıFıRına EReBİLirler inşâe ALLAHu TeÂLÂ..


Resim

Gözsüze bak kör dimekten assı yoktur zerrece
Çün enâniyyet vebâli gitmez ol biçareden.
.

Gönül gözü körlere sadece: “Sen körsün!.” demekten ona zerre kadar bir fayda yoktur..
Çünki o çâresiz “benlik” derdinin vebâlini yüklenmiş nefisten-kişiden bu yükkuru lafla alınıp atılamaz..


Resim

Nice bir elfaz-ı ma'ni bahs idersin ey fâkih
Var utan ki Hak münezzehtir bu ağ u kareden..


Ey zahirî dünyaya dönük kısır akıllı fıkıhçı, sen durmadan, içi boş mânâ laflarından bahsedip durursun durmadan ki,
Gerçek mânâdan habersizce anlattığın uydurmalardan, ak-kara ikiliğinden, El HAKk celle celâlihu münezzehtir/bu kusur ve noksanlıklardan uzaktır Hakikat-ı MuhaMmed aleyhisselâmda..


Resim

Geç bu sûret âleminden gir maâni mülküne
Seyr edüb sırlar duyasın seb'a-i seyyâreden..


En iyisi aklını nurlandırıp, NAKLe Ulaştırıp kafa gözünle gördüğün SÛREt Âleminden, gönül gözünle görebileceğin SÎREt ÂLemi olan Mânâ Mülküne gir..
SeBBehâ seyrinle Sırrlarını ÇÖZüp, yedi gezegenin nicelik ve nitelik OLUŞLarını ÖZünde DUYup Raksına UYaBİLesin!.


Resim

Âdemin sırrıdır ol Nur-i İlahî bil yakın
Sûreti gerçi kim olmuştur anın dört pâreden..


Her ne kadar Âdem aleyhisselâmın SÛREti dört unsurdan ki; Toprak-Su-Ateş-Havadan müteşekkil ise de;
Âdem aleyhisselâmın SÎREti OLan NÛRuLLAH SıRRını YÂKinen BİL ki.. Kâinatın-Küllî ŞEYyin ZÂTuLLAH’ın NÛRuLLAHı OLduğu “Hakikat-ı MuhaMmed”ine EReBİLesin.. aleyhisselâm..



اللَّهُ نُورُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ مَثَلُ نُورِهِ كَمِشْكَاةٍ فِيهَا مِصْبَاحٌ الْمِصْبَاحُ فِي زُجَاجَةٍ الزُّجَاجَةُ كَأَنَّهَا كَوْكَبٌ دُرِّيٌّ يُوقَدُ مِن شَجَرَةٍ مُّبَارَكَةٍ زَيْتُونِةٍ لَّا شَرْقِيَّةٍ وَلَا غَرْبِيَّةٍ يَكَادُ زَيْتُهَا يُضِيءُ وَلَوْ لَمْ تَمْسَسْهُ نَارٌ نُّورٌ عَلَى نُورٍ يَهْدِي اللَّهُ لِنُورِهِ مَن يَشَاء وَيَضْرِبُ اللَّهُ الْأَمْثَالَ لِلنَّاسِ وَاللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ
Resim---“ALLÂHU NÛRUS SEMÂVÂTİ VEL ARD(ardı), meselu nûrihî ke mişkâtin fîhâ mısbâh(mısbâhun), el mısbâhu fî zucâceh(zucâcetin), ez zucâcetu ke ennehâ kevkebun durrîyyun, yûkadu min şeceratin mubâraketin zeytûnetin lâ şarkîyetin ve lâ garbiyyetin, yekâdu zeytuhâ yudîu ve lev lem temseshu nâr(nârun), nûrun alâ nûr(nûrin), yehdîllâhu li nûrihî men yeşâu, ve yadribullâhul emsâle lin nâs(nâsi), vallâhu bi kullî şey’in alîm: Allah, göklerin ve yerin nûrudur. O'nun nûrunun temsili, içinde lamba bulunan bir kandillik gibidir. O lamba kristal bir fanus içindedir; o fanus da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki, doğuya da, batıya da nisbet edilemeyen mübarek bir ağaçtan, yâni zeytinden (çıkan yağdan) tutuşturulur. Onun yağı, neredeyse, kendisine ateş değmese dahi ışık verir. (Bu,) nûr üstüne nûrdur. Allah dilediği kimseyi nûruna eriştirir. Allah insanlara (işte böyle) temsiller getirir. Allah her şeyi bilir.”
(Nûr 24/35)

Resim

Eşrefoğlu Rumî sözlerin senin mermuzdur
Ârif olanlar bu remzi fehm eder işareden..

Ey Eşrefoğlu Rumî kaddesallahu sırrahu BaBam, senin bu sözlerin mermuzdur/açıkça belirtmeyip, işâret ve rumuz ile anlatmakta..
Gerçi Hakikat-ı MuhaMMedî Sahibi Ârifler senin bu sözlerinden, bu işâreti Özlerinde görüp anlarlar hamd olsun..


Resim

Zulmet: Karanlık. * Mc: Sıkıntı.
Kanda (t): Kande, Nerde.
Emmâre: İnsanın çirkin ve şeytanın teşviklerine itirazsız ve mücahedesiz tâbi olması hâli.
Key: Eski Acem pâdişahlarının nâmıdır.
Gevher: f. Akıl ve edeb. * Asıl ve neseb. * Elmas, cevher, mücevher. İnci. * Bir şeyin künhü ve esası. Hakikat.
Seng: f. Taş, hacer. *
Hare: f. Kaya, sert taş.
Mâsivâ: Ondan gayrısı. (Allah'tan) başka her şey hakkında kullanılan tâbirdir) Dünya ile alâkalı şeyler.
Nakş: Nakış. Bir şeyi çeşitli renklerle boyamak. Bir şeyin esasını araştırmak.
Mekkâre: Mekkârlık, hile, düzen. Hilekârlık.
Âyin: Merâsim. Usûl. Görenek. Dinî âdâb. Âdet, örf ve kanun.
Erkân: (Rükn. C.) Rükünler. Esaslar. Temeller.
Assı: Faide
Enâniyyet: Benlik. Kendine güvenmek, gurur. Hodbinlik. Sadece kendine taraftarlık. Her yaptığı işi kendinden bilmek.
Vebâl: Günah. Zarar. Ziyan. Şiddet. Ağırlık. Azab. Doğru olmayan bir hareketin manevî mes'uliyeti.
Elfaz-ı ma'ni: Mânâ içeren sözler.
Fâkih: Fıkıh ilmini bilen. İslâm hukukçusu. * Zeki, anlayışlı kimse.
Münezzeh: (Nezahet. den) Tenzih edilmiş, teberri edilmiş. * Pâk, kusur ve noksanlıklardan uzak. Hiç bir şeye muhtaç olmayan. Kötülükten, kusurdan ve noksanlık gibi şeylerden tenzih edilen.
Seb'a-i seyyâre: Arap astronomisinde "yer merkezli evren" kuramını karşılamak için kullanılmış "yedi gezegen" anlamındaki kavram. yer merkezli kurama göre çıplak gözle görülebilen yedi gökcismi sabit duran dünya'nın etrafında yörüngeler çizer, yıldızlar ise evrenin arka planında asılı durur. bu "yedi gezegen" sırasıyla kamer (ay), utarit (merkür), merih (mars), şems (güneş), zühre (venüs), müşteri (jüpiter), zühal (satürn) şeklinde geçer. kuram geçerliliğini çoktan kaybetmiş olsa bile gezegen isimleri günümüze kadar kalmıştır..
Mermuz: (Remz. den) Açıktan belirtilmeyip, işaret ve remz ile anlatılan. İmâ edilmiş olan.
Fehm: (Fehim - Fehm) Anlayış. Zihnen kavrayış..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 11 Ağu 2016, 15:30 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11216
Resim gÖNLüm-ÖZü Rum!.


<=Resim=>


Resim OLMASIN!.


Ciddî tam et kıl amel fırsat sakın fevt olmasın
Hep hevâlardan kesil şeytan sana yol bulmasın..


Sana sağlanan imkânlarla KULLuk İmtihÂNı meydÂNın olan şu ÖMüR Dünyâsında yapmaya geldiğin KULLuk görevinin Ciddî/gerçek-hakikat-mühim olduğunu ANLAyıp TAMamla!. İmÂNıyın gereği olan Salih Amelleri yerine getir!. Ve sakın sakın sana verilen yarım nefeslik İmtihÂN fırsatını elden çıkarıp da kaçırmayasın!.
KULLuk İmtihÂNın Nefsine yüklenen negatif esmâ tecellîleri olan nefsin hevâ/gelip geçici, çeldirici ve kandırıcı olan heveslerini kes at ki; TEK-lik/VAHdet düşmanı olan İKİ-Lik ŞEY-tÂNı seni saptırmaya bir yol bulamasın!.


Resim

Nefs ü hevâ arzuları seni yoldan atmasın
Zerk u riyâ kavgası gelüp gönlüne dolmasın..


Nefsiyin gizli RABBlık isteyen Firavunî hevesleri ve gizli İLÂHlık isteyen Nemrudî hevâ beklentileri seni MuhaMmedî-İLÂHî Sırat-ı Mustakîm YOLundan sökü atmasın!.
Atmasın ki, Şah damarından da AKREB OLan Rabbımız TeÂLÂ’nın FUADı GÖNLün; çirkin ve iki yüzlü gösteriş sözlerinin yuvası olmasın, İKİ-Lik ŞEY-tÂNlığıyla dolmasın!.


فَقَالَ أَنَا رَبُّكُمُ الْأَعْلَى
"Fe kâle ene rabbukumul a’lâ.: Sonra da (firavun) dedi ki: “Ben sizin çok yüce Rabbinizim.”
(Nâziât 79/24)

أَرَأَيْتَ مَنِ اتَّخَذَ إِلَهَهُ هَوَاهُ أَفَأَنتَ تَكُونُ عَلَيْهِ وَكِيلًا
" E raeyte menittehaze ilâhehu hevâhu, e fe ente tekûnu aleyhi vekîlâ (vekîlen).: Hevasını ilâh edinen kişiyi gördün mü? Yoksa sen mi ona vekil olacaksın?”
(Furkân 25/43)

Resim

Berk yapış şer'in ipine iresin menziline
Kibr ü kin buhl ü hased seni yabâne salmasın..


MuhaMMedî-İLÂHî ŞeriatuLLAHın Sırat-ı Mustakîm İPİne sağlam yapış asla bırakma ki, Kur'ÂNî-ReSûLî MuhaMMedî Menzile/Mi’RâC Mahşerine/ HaBîBî Hedefe tezce Eresin!
Sakın sakın kalbine; kibir/gölge benliğini büyük biliş, ve kin/gizli düşmanlık, ve buhl/cimrilik ve hased/başkasının iyi hallerini veya zenginliğini istemeyip, sadece kendisinin o hallere veya zenginliğe kavuşmasını istemek-çekememezlik kıskançlığı hastalığı sokma ki, seni HAKk YOLdan Yaban ELLere ATıVERmesin!.


Resim

Var eriş mürşid katına hizmet et hazretine
Saykal urdur kalbine pasıyla şöyle kalmasın..


Gerçek MuhaMMedî HAKk Mürşide kapısını BİLip-BULup Var-ERiş ve MuhaMMedî Edeble Hasbî Hizmetine iştirak edip Edeblen-İlimlen ki,
Kalbinde bulunan şu, “Gizli Şirk” PiSine-PaSına TevhiDuLLah Kalayı-TeceLLî CİLÂsı atsın da, seni sapıttırp durmasın ALLAH celle celâlihu İzniyle.. İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!.


Resim

Gönlünün âyinesin gayrın hayalinden arıt
Yek cihet kıl kalbini hem bir yana dağılmasın..


Öylesine SİLinsin ki GÖNÜL ÂYİNEn MâsiVâ-HAKk TeÂLÂ TeceLLînden gAYRısının hayali bile kalmasın arıt..
Zavallı KALBin; KüLLî ŞEYy’e, Sonsuz yöne bakmaktan kurtulup, TEK-BİR KIBLeTuLLAHa-KÂBetULLAHa DÖN!.sün de herbir yönde oyalanıp durmasın, artık yeter!.


Resim

Geç bu sevdâ-yı sivâdan kim yeter sevdâ-yı Dost
Kıble birdir Dost birdir ikilik anılmasın..


Sen ECEL gelemden, AKLını ELinden alıp giden şu MâsiVâ-HAKk TeÂLÂ’dan gAYRısına SEVdÂlanmakahmaklığından vazgeç ki EL VELi Dost ALLAH celle celâlihunun SuBHÂNî SEVdÂsı yeter bu Âlemde sana..
O zaman ANLARsın ki Kesrette VAHdet VARmış, KıBLe BİRdir DOSt birdir.. TEK-BİRdir KÂBetULLAH’a KIBLeTuLLAH..
İşte bu fiilen YAŞAnıp MuhaMMedî ŞÂHİDi Olunsun ki, İKİ-Lik ŞEY-tÂNı MüslümÂN OLsun.. İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!.


Resim Rasûlullah (ediSallallahu Aleyhi ve Sellem): "Tevekkeltü alallah : Ben ALLAH Teâlâyı vekil edindim" buyurdu.
(Ebu Dâvud, Edeb 103; Tirmizî, Dua 34; İbni Mâce, Dua)

Resim

Resim---Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de: "Sizden her birinizin bir şeytanı vardır. Evet, benim de şeytanım var, fakat ALLAHu Teâlâ bana yardım etti ve şeytanım müslüman oldu, bana yalnız iyiliği emr eder!" buyurdu.
(İbn-i Mes'ud’dan; Müslim)

Ben şeytanımı Müslüman ettim, Rabbım’ın yardımıyla o bana iyiliği emreder.
Şeytan emrediyor iyiliği. Kim hangi şeytan?
Müslüman olmuş şeytan.
Müslüman olmuş Hizbuşeytanlık, Hizbullahlıktır.
Müslüman olmuş Firavunun adı, yeri, Musa aleyhi’s-selâm gibidir.
Müslüman olmuş Nemrud’un duyu-uyuşu, İbrahîm aleyhi’s-selâm gibidir.
Teslim olmak bu kadar önemlidir.
Silm.


Resim

Eşrefoğlu Rumî gerçek ol Bir'i sevdin ise
Gönlüne ol Bir'den özgenin hayali gelmesin..


EYy Eşrefoğlu Rumî kaddesallahu sırrahu Babam!
Gerçekten Ez Zâhirde El Vâhid, El Bâtında El Ahad Mutlak TEK-BİR olan ALLAHu Zü’l- CeLÂLi MuhaMMedî MuHABBetle SEVdin ise,
O zaman gönlüne O, TEKe TEK-BİR olandan başkasının hayali bile uğramasın.. İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!.


بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمـَنِ الرَّحِيم

Resim''Allahümme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ MuhaMMedîn abdike (MuhaMMedîyyeti) ve nebîyyike (Mahmudîyyeti) ve Resûlike (Ahmedîyyeti) ve Nebîyyûl-ümmîyyi (Habibîyyeti) ve alâ âlihi ves-sahbihi ve Ehl-i Beytihi...''Resim

Ez Zâhiru:
Resim

El Vâhidu:
Resim

El Bâtinu:
Resim

El Ahad:

Resim


Resim

Fevt: Ölüm, mevt. * Kaybetme. Elden çıkarma. Kaçırma. Bir şeyin bir daha ele geçmiyecek şekilde elden çıkması.
Hevâ: İstek. Nefsin isteği. Düşkünlük. Gelip geçici olan heves. Nefsin zararlı ve günah olan arzuları.
Zerk: Çirkin söz söylemek.
Riyâ: Özü sözü bir olmamak. İnandığı gibi hareket etmeyiş. İki yüzlülük etmek. Gösteriş için yapılan hareket.
Berk: t. Katı. Sert. * Serin. * Metin, sağlam.
Şer': Emir ve nehy gibi hükümleri vaz' etmek. * Bir işe başlamak. * Dalmak. * Girmek. * Zâhir etmek, göstermek. * Cenab-ı Hakk'ın emri. Âyet, hadis, icma-i ümmetle ve kıyas-ı fukaha ile sâbit olan dinin temelleri, şeriat.
Menzil: İnilen yer. Konulacak yer. Hedef.
Kibr: (Kibir) Kendisini büyük gösteriş. Büyüklük. Kendisini, başkalarından üstün olmadığı hâlde üstün görme ve tutma hastalığıKin: f. Gizli düşmanlık. Garaz. Buğz. Adâvet.
Buhl: Bahillik, eli dar olma, cimrilik, tamahkârlık, pintilik.
Hased: Başkasının iyi hallerini veya zenginliğini istemeyip, kendisinin o hallere veya zenginliğe kavuşmasını istemek. Çekememezlik. Kıskançlık. Kıskanmak.
Saykal: Cilâ. Cilâ yapan âlet. Parlatan. * Kılıç bileyen.
Cihet: (C: Cihât) Yan, yön, taraf.
Sivâ: Başka, gayrı, diğer. Kasd.
Mâsivâ: Ondan gayrısı. (Allah'tan) başka her şey hakkında kullanılan tâbirdir) Dünya ile alâkalı şeyler.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 07 Eyl 2016, 04:20 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11216
Resim gÖNLüm-ÖZü Rum!.


<=Resim=>


ResimKANAAT GENCİNE!.


Kanaat gencine elin meğer erişmedi senin
Anınçün nefsin ucundan bıraktın mihnete canın..


MuhaMMedî Tasavvuf Ehlinin gönül hazinesi olan güzelliğ geçici izafi dünya malına mülkünü iyice anlayıp da, el atmaya gücün yetmedi ki, bu yüzden dünyaya meyilli nefsini bir ucundan bırakıp bitip tükenmez mihnetine/zahmet, eziyet, dert ve belâlarına düştün..


Resim

Gel özün mihnete salma bu fâni zevke aldanma
Serâbı su sanup kalma sözün işitme şeytanın..


Gel sen, fırsat eldeyken HAKk’aait Özünü mihnetlere kaptırıp salma ve sakın bu gelip geçici ve seni kandırıcı zevklerine aldanma.
Senin KULLuk imtihanındaki yolunu saptırıcılıkla görevli şeytanın sözünü işitip de, gerçeklerin denizi sanma yalan hayallerini..


Resim

Yemek içmek ve ni'metler dün ü gün dünya komaklar
Bu zevkler bu buzmaklar kat’î mihnettir canın..


Sanki ebedeyiyyen yaşayacak ve burada kalacakmışçasına hiç durmadan yiyipiçmeler ve tüm ni'metleri dünya dolusu sahiplenip zevkler sürmekler ve kendinden geçmeler kesinlikle sonUÇta senin canına mihnettir/zahmet, eziyet, dert ve belâlardır başına..


Resim

Bu dünya damına düşme varıp şeytana baş koşma
Bahil nâ-kes yolundan çık yürüsün hayr u ihsanın..


Sen de seni doğru yolundan saptırıcı şeytana teslim olup da, gelip geçici bu dünya hapishanesine atma kendini.
Seni hiç durmadan bâtıl ve şerre çağırıcı, hak ve hayra cimri alçak İKİLik şeytanına uyma ki, hayr ve ihsan yolun açılsın..


Resim

Bu mal ü mülk hanümân senin nendir eya miskin
Gör ne kıyıldı malına vü mülküne Süleymân'ın..


Ey zavallı insanoğlu güyâ kendiyin sandığın bunca, mal mülk ev bark senin neyine gerek ebeden ki,
Gör Hakkın hazinelerine sahib Süleymân aleyhisselâm'ın malına vü mülküne ne yapılıp yerle bir edildi bitti gitti..


Resim

Senin oldur kim elinle anı sen miskine verdin
Senin değil senin değil senin ardında kalanın..


Gerçekten senin olan mal odur ki, sen onu bu hayatta yaşarken kendi elinle muhtaç ama aç zavallı HAKk’ın kullarına verdiysen.
Sen öldükten geriye arkanda kalanlar kesinlikle senin değildir..


Resim

Sen anı varise korsun döker saçar vü yer içer
Senin hasret ü derd ile karılır toprağa tenin..


Sen ki malım zannettiklerini durmadan toplar biriktirirsin ya da döker saçarya da yer bitirirsin de kimslere infak etmezsen.
Ama bir gün gelir nice âhiret istekleri, cennet hasretleriyle birlikte bedenini toprağa kararlar..


Resim

Elinde fırsatın varken malına mâlik ol zinhar
Hiç assı kalmayıserdir sana sonraki pişmanın..


Şu anda hayatta ve elinde fırsatın varken malına HAKk’ın Hükmünce sahib olup değerlendir.
Yoksa sonradan pişman olup ah çekmelerden başka sana geriye asla bir şey kalmayacaktır unutma..


Resim

Tama' hırs u hased iti elin gönlün dilin bağlar
Cidal ü kibr ü buhl ü mekr bulardır alan imanın..


Bu dünya hayatının gereği olan nefsindeki; tamahkârlık, hırs ve hased köpeği senin Hakka ve Hayra karşı elini, dilini-gönlünü bağlar da,
Dünya derdi için kavgalar,kibir, cimrlik ve hile tuzakların sonuçta elinden imanını da alır elinden de, öyle gönderir mahşer hesabına..


Resim

Sana çün verdi Hak varlık dedi Ku’rÂN ile "enfık"
Sakın sen etme bahillik cehennem etme cinânın..


Elbette Cenâb- HaKk TeÂLÂ sana bunca malı mülkü nasib-kısmet etdip verdiyse Kur'ÂN-ı Kerîminde infak et buyurup paylaşmanı da emretti.
Sakın sakınsen buu âlemdeyken cimrilik edip de sana cennet getirecek malınla cehennem etme kendine..


لَن تَنَالُواْ الْبِرَّ حَتَّى تُنفِقُواْ مِمَّا تُحِبُّونَ وَمَا تُنفِقُواْ مِن شَيْءٍ فَإِنَّ اللّهَ بِهِ عَلِيمٌ

"Len tenâlû’l- birre hattâ tunfikû mimmâ tuhibbûn (tuhibbûne), ve mâ tunfikû min şey’in fe innallâhe bihî alîm (alîmun).: Sevdiğiniz şeylerden infâk etmedikçe (Allah için vermedikçe), asla Birr'e nail olamazsınız. (Allah'ın size verdiklerinden, Allah için) bir şey infâk ettiğiniz zaman muhakkak ki Allah, onu en iyi bilendir.” (Âl-i İmrân 3/92)

Resim
Var ol nefsin itin kör et kanaat ile elbir et
Yerin cennet eşin hur et gel uy hükmüne Ku’rÂN'ın..



KULLuk İmtihanı gereği Dünyaya karşı hevâ ve hevesi ile meyilli yaratılan şu Nefs köpeğini, kanaatkâlıkla el birliği ederek kör eyle ki,
Böylece Kur'ÂN-ı Kerîm hükmünce âhiret yurdun cennet, eşin huri olsun gel sözümü tut!.


Resim

Ayır nefsini şeytandan ki sırlar duyasın candan
A'talar ere Sultân'dan yakine ere gümanın..


Nefsini doğru yoldan saptırıcısı şeytandan ayır ve Müslüman et ki, ilahî sırları duyasın ÖZünden.
SubhÂN ALLAH celle celâlihu Sultân'dan sana ni’met ve ihsanlar ersin ve şek şüphelerin sona ersin hakikatı yaşayarak HAKk’ın şâhidi ol!.


Resim

Eğer hep varlığın versen bu varlıktan seni yursan
Ana yokluk ile varsan didârın göresin anın..


Şu anda senin sandığın iğreti-izâfi gelgeç varlığından tamamen vazgeçip, bu ölümlü varlıktan sen Özünü yur, yıkar temizlersen,
ALLAHu Zü’l- CeLÂL’e HİÇLik-YOLuğuyla dönersen güz yüzünü görürsün O’nun..


Resim

Zira didâr yolu yokluk varır cennete cömertlik
Gider tamuya nakeslik bulardır yolu insanın..


Çünkü bu CemâLuLLAHa Ulaşımın YOLu kendi geçici benlikliğini yok edişten, Cennet-i ÂLÂ’nın yolu ise cömertlikten geçer.
Maddî-manevî cimriliklerin sonUÇu ise cehennemdir.. işte bunlardır insanoğlunun hayattaki iki tercih yolları..


Resim

Velî yokluk yolun tutsan ne hoştur ol Şah'a yetsen
Fenâ bahrinde mahvetsen dükali âyin erkânın..


Ey cankardeş dostum eğer sende ERENLerin YOKLuk YOLunu turasan ne güzel bir işişlemiş olursun ki, mutlak ŞÂH Olan ALLAHu Zü’l- CeLÂL’e ulaşırsın.
Şu dünya insanlarının mânâsından ve amelinden habersiz varlık gösterişlerini, âyinlerini, törenlerini, giysilerini büsbütün hepsini, Mutlak Yokluk fenâ denizine gark edip mahv etsen..


Resim

Kalaydın Dost ile bâki olaydın âleme sâki
Felek atlasın üstünde kuraydın cisr-i sayvanın..


Sen de kul damlası olarak, ASLın olan deryaya erip ezel-ebed bâki olana dost ve tüm âleme ise, HAKk’ın MUhaMMedî Hasbî Hizmet şehâdet Şerbeti sunan sâkilerinden olmalıydın.
Akıl gözüyün gördüğü şu yedi feleklerin üstüne naklî ölümsüzlük örtüsünü kurmalıydın..


Resim

Bu Eşrefoğlu Rumî'nin tutarsan pendin ey derviş
Olasın âlem içinde muradı cümle eşyanın..


Ey MuhaMMedî DERviş kardeşim sen de, bu HAKk âşık Eşrefoğlu Rumî kaddesallahu sırrahu'nun dost öğüdünü tutarsan,
İşte o zaman son-Uçta CeMMü’l- CEM’de, CÜMLe âlemde KüLLî ŞEYy’in Muradıyla TEK-BİR BİZ BİR-İZ-Liğine ERmiş olursun inşâe ALLAHu TeÂLÂ!.


Resim

Genç: f. Define, hazine. Gömülü hazine. Kenz
Mihnet: Zahmet. Eziyet. Dert. Belâ.
Buzmak: çığırdan çıkmak. Avâre, başıboş, serseri.
Nâ-kes: f. Hasis olan. * Zelil, insaniyetsiz, alçak, deni.
Hanümân: (Hanmân) Ev. Bark. Ocak. Ehil ve iyal.
Miskin: Uyuşuk, tenbel, hareketsiz. Zavallı. * Cüzzam hastası. * Fık: Kendi kendini idâre edemiyen, iktisabtan âciz, mal ve mülkü hiç olmayan kimse.
Ass: Her nesnenin aslı, her şeyin esası.
Didâr: f. Mülâkat, görüş. * Görünme. * Yüz. Çehre. * Görüş kuvveti, göz. *
Dükali: Dügeli: Büsbütün.
Cisr: (C.: Cüsûr-Ecsür) Köprü. Ağaçtan olan köprü.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 26 Eyl 2016, 15:23 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11216
Resim gÖNLüm-ÖZü Rum!.


<=Resim=>


Resim GEL GEL BERU!.


Gel gel beru dertli isen
Dermanı iste bul bugün..
Gel imdi ey avâre kul
Sultân'ı iste bul bugün..


Gel gel, eğer niçin yaratıldığın, kimlik-kişilik derdin varsa sen de beri gel ve bu derdiyin dermÂNını İmkÂNla imtihÂN diYÂRı olan burada ve bugünde bul!.
Sakın hiçbir şeyin sebebsiz-sonuçsuz yaratılmadığı bu âlemde kendini avâre/başıboş, serseri, boş gezen, işsiz güçsüz zannetme de, her ÂN Şe’ÂNuLLAHta SistemULLAhı yaratıp durmakta olan Es Sultân celle celâlihu'yu iste ve bul bugün..


Resim

Da'vayı bâtıl eyleme
Beyhûde sözler söyleme
Gerçek isen can terkin ur
Cânânı iste bul bugün..

Hakk ve Hayr üzere yaratılan KULLuk da’vanı Bâtıl ve Şerr ŞeytÂNlığına çevirme!.
Naklî nursuz ham aklınla, boş yere faydasız sözlerle oyalanma.
Hakk ve Hayr inancında gerçek isen, sadece beden ve nefsin sandığın CÂN düşünceni terket de, CÂNda CÂNÂN BİZ BİR-İZ-Liğini AKREBA-lığını iste ve bul bugün..


Resim ---Sevgili Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz: “Men arefe nefsehu fekad arefe Rabbehu: Nefsinin Bilen RABBini BİLir”” buyurmuştur.
(Aclunî, Keşfü’l-Hâfâ II/343 (2532)

Ulaşılamayan MERKEZ-de O RABBu’l-ÂLEMin celle celâluhu..:

وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِهِ نَفْسُهُ وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ
Resim ---“Ve lekad halakne’l- insâne ve na’lemu mâ tuvesvisu bihî nefsuh(nefsuhu), ve nahnu AKREBu ileyhi min habli’l- verîdi : Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından daha YAKINız.”
(Kaf 50/16)

Küllî ŞEY’e MUHiT-te O ALLAH celle celâluhu..:

وَللّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ وَكَانَ اللّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ مُّحِيطًا
Resim ---Ve lillâhi mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ard(ardı). Ve kânallâhu bi kullî şey’in MUHÎTâ(muhîtan) : Göklerde ve yerde ne varsa tümü Allah'ındır. Allah, her şeyi kuşatan-kapsayandır.”
(Nisâ 4/126)

Resim

Terkeyle bu kıyl u kali
Hiç kimseye bakma ali
Zaif ol karınca gibi
Ol canı iste bul bugün..


Hakk ve Hayr Sırat-ı Mustakîm YOLUnda senin ayağını çeldirecek çeşitli dedikodulara kulak asma, asla hiçbir kimseye yüksekten bakma ve kibirlenme öyle ki, tıpkı ufacık bir karınca gibi güçsüz gör kendini ve TÜMM CÂNLarı El HAYy ALLAH celle celâlihu Hayatında BİZ BİR-İZ bul bugün..

Resim

Yık sûreti yıkılmadan
Boz nakşını bozulmadan
Su gibi alçağa yürü
Ummanı iste bul gugün..


Bir zerre spermden doğan ve bu dünyanın çeşitli gıdalarıyla kurduğun şu gözüken Sûret Sarayını, yıkılıp gitmeden önce asıl hedefine ulaşmak için kullan ama, onun aklını çelen nakışlarına tapıcı olma ve geçici ölümlü-gölge oyunu olduğunu ANLA!.
Buz Dağı gibi dikme başını.. AŞKla eri ARKa gel ve hayale kulaç atma, hep alçaklara ak ve NAHNu.. BİZ BİR-İZ UMManında bir damla ki, var-yok oluşu bul bu gün..


Resim

Toprak ol düş ayaklara
Toz ol kalkasın göklere
Zerre gibi avâre ol
Tab’anı iste bul bugün..


MuhaMmedî Tevâzusunda o kadar Tevhid Tekemmülü göster ki, topraktan yaratılan benliğin toz-toprak olup ayaklara serilsin.
İşte o zaman her zerresi AŞK Rüzgarıyla kalksın göklere ve,
Sen de ZERRe gibi avâre/başıboş ol ve senin fıtrî yaratılış tab’an/ tabiatın, karakterin buna uygundur ki, iste ara onu bul bugün..


Resim

Baştan bu gavgayı gider
Dost'a giden halvet gider
Gel gir gönül hücresine
Pinhanı iste bul bugün..


Bu ÇOKLuk-YOKLuk Diyârında şu-bu kavgasını at başından ve O Yüce Dosta yolcu olanlar TEKeTEK HÂLvetinde gider ki,
Bunun için Merkezindeki Habli’l- Verid Gönül Hücresine, Habibî HiRÂ’na gel gir ve en hafînde en ahfânı iste ara bul bugün..


Resim

Âlet esbab elde iken
Yoldan ayır benlik seddin
Gir bu insan kalıbına
İnsanı iste bul bugün..


Şu Beden âletleri ve Nefis sebebleri henüz daha elindeyken, halk içinde oluş yolundan, ham benlik seddini aşarak, HAKk ile OLuş kalıbına, eriyip yeniden dökül ve seni, insancıkken İNSÂN edecek gerçek MuhaMMedî KâmiL İNSÂNı iste ara bul bugün..

İnsanı İNSÂN İNSÂN eder..
Münir DermÂN kaddesallahu sırrahu..


Resim

Sendedir ol genc-i nihân
Sendedir ol tutma güman
Senden sana veren alan
Mihmanı iste bul bugün..


Bu yüce HiLÂfet Gizli hazinesi senin kalbindedir ve bundan asla şüphe edip dert edinme ve,
Senden sana veren alan, seni, fiillerini ve düşüncelerini de her ÂN yeniden yaratıp durmakta.. ve O, CÂNEVİnde misafirin-akreb OLan Rabbını iste ara bul bugün..


Resim ---Sevgili Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz: “Men arefe nefsehu fekad arefe Rabbehu: Nefsinin Bilen RABBini BİLir”” buyurmuştur.

(Aclunî, Keşfü’l-Hâfâ II/343 (2532)

Resim

Uslu isen yabanı ko
Sen sana gel sendedir o
Senden ana yoldur ulu
Sen seni iste bul bugün..


MuhaMMedî SiLMe ulaşmış aklın varsa, başkalarının- yâdellerin işini-peşini izlemeyi bırak herkes işine gitsin.
Sen ise aradığının senin Hüviyyet ÖZÜnde olduğunu BİL-BUL ve kendine gel ki O sendedir..
O’na giden TEK-BİR YOL Senin ÖZündür ve sen de, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellemi duyup uy ve kendini BİL, RABBını ara bul bugün..

Resim

Ayruğu ko sana dolaş
Senden kesil sana ulaş
Senden içerisünde ol
Nihânı iste bul bugün..


Merkezinden ayrılıp Muhitte yaratan arayanları bırakıp, sen dıştaki zâhirî senliğinden kesilip terk et ve ÖZündeki gerçek KiMLik-KişiLiğine ULAŞ ki,
Senden de İÇerde gaybî-olduğu HÂLde gözükmeyen-sırda saklı ve AKREB OLan yaratanın RABB TeÂLÂ’yı ara bul bugün..


Resim

Bundan dahi diyem haber
Âlem sana âyinedir
Taklidi ko gel bu tahkik
İmanı iste bul bugün..


Bu AŞKuLLAHtan sana gerçek haberi vereyim ki, CÜMMLe ÂLem CemÂLuLLah AYNası ve Kâinât Kur'ÂN-ı Kerîmidir..
Sen de hemence Nefsî Taklidi İmanı terk et gel bu MuhaMMedî Tahkik Tevhid İmÂNını BİL-BUL-OL-YAŞA ve Şâhidi ol bugün..


Resim

Âşık isen sen ol yüze
Göyme yarınki va'deye
Cehd eyle gel bunda iken
Sen anı iste bul bugün..


Gerçekten sen de El CeLîL olanın CüMMLede açıkça gözüken El Cemîl CemÂLine âşık olduysan, “yarın şunu bunu yaparım!”ı bırak da, şimdi şu ÂNda hemence MuhaMMedî Gayretle çaba sarf et ve fASıLLarın ASLı Olanı ara bul bugün..

El Celîlü:
Resim

El Cemîlü:

Resim

Resim

Kim bunda görmese anı
Anda dahi görmeyiser
İşbı sözüme sen delil
Kur'ÂN'ı iste bul bugün..


Kim ki bu Şehâdet Âleminde O’nu; BİLip-BULup-OLup-YAŞAyarak Şâhidi olamamışsa, her şeyini kaybettiği o, sadece imtihÂN mahşeri olan âlemde dahi göremeyecektir..
Sen bu gerçek SÖZüme delil soruyorsan benden, Kur'ÂN-ı Kerîme bak istediğini onda ara bul bugün..


Resim

Ârif anı bunda görür
Yarınki va'deyi nider
Gel ârif ol gör sen dahi
Var câni iste bul bugün..


Gerçek MuhaMMedî Hakk Ârifler O’nu; bu Şehâdet ÂLeminde BİLip-BULup-OLup-YAŞAyarak Şâhidi Olurlar.. gelecekteki işleri neden beklesinler.. sen de MuhaMMedî Hakk Âriflerden olup sen de peşinen gör, Cânını ver ve var CÂNÂNını iste bul bugün..


Resim

Eşrefoğlu Rumî gibi
Sen den seni elden bırak
İki cihanı isteme
Sübhan'ı iste bul bugün


Eşrefoğlu Rumî ks BaBam gibi sen de, şu geçici senliği benliği bırakıp gerçek sahibinde gör ve asla O’ndan, iki CihÂNını değil, sistemini her ÂN yeniden yusebbihu kılıpduran bizZÂT SubhÂN'ı iste bul bugün..

ResimMuhaMMedî MâSİVÂ-da..
YuSEBBih.. ZiKReN KeSiRÂ.:


MâSİVÂ: ZÂTuLLAH celle celâlihu’dan gAYRı NÛR-u MUhaMMed'den Yaratılmakta OL!.an KüLLî ŞEYyi-hERKESi..

YuSEBBih..:

يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ الْمَلِكِ الْقُدُّوسِ الْعَزِيزِ الْحَكِيمِ
Resim ---Yusebbihu lillâhi mâ fî's-semâvâti ve mâ fî'l-ardı'l-meliki'l-kuddûsi'l-azîzi'l-hakîm(hakîmi) : Göklerde ve yerde olanların hepsi, mülkün sâhibi, eksiklikten münezzeh, azîz ve hakîm olan ALLAH'ı tesbih eder.
(Cumâ 62/1)

SeBBeHa: tesbih eder. Yüzer. Döner durur. AKL-ı SiLm BİLir ki, ATOM yaratıldığı günden beri durmadan dönmektedir ve kıyâmete kadar da dönecektir. Enerjiyi nerden almakta ve alacak sorusunun cevâbının “KÛN feye KÛN-hER ÂN ŞE’ÂNULLAHta yENiden Yaratış” olduğunu materyalist fizik çok geç anlayacaktır sanırım..

ZiKReN KeSiRÂ.:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اذْكُرُوا اللَّهَ ذِكْرًا كَثِيرًا
Resim ---Yâ eyyuhâllezîne âmenûzkurûllâhe zikran kesîrâ (kesîran).: Ey iman edenler, Allah'ı çokça zikredin.
(Ahzâb 33/41)


Resim

Avâre: f. Başıboş, serseri, boş gezen. İşsiz güçsüz.
Bâtıl: Hakikatsız, hurafe. Hak ve doğru olmayan, yalan. Şartlarını yapmamakla kabul olmayan ibadet ve muâmele.
Beyhûde: f. Boşuna. Boş yere. Faydasız.
kıyl u kali: (I ve A, uzun okunur) Dedikodu.
Ali: Üstün. Yüce. Çok büyük. Meşhur. Necib.
Zaif: (Za'f. dan) Güçsüz, iktidarsız, kuvveti az, kuvvetsiz, tâkatsız.
Halvet: Yalnızlık. Tek başına kalmak. Tenhaya çekilme. * Gizlilik.
Pinhan: f. Gizli, saklı, hafi, mahfi, mestur, müstetir.
Esbab: (Sebeb. C.) Sebebler. Bir şeye vâsıta olanlar. Sebeb olanlar.
Mihman: f. Misafir.
Nihân: f. Gizli, saklı. Bulunmayan. Mevcut olmayan. * Sır.
Cehd: Fazla çalışma. Güç ve kuvvetini sarfetme. İnsanın nefsine hâkim olması. * Azim, gayret, fedakârlık.* Takat.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 14 Eki 2016, 18:10 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11216
Resim gÖNLüm-ÖZü Rum!.


<=Resim=>


Resim HABİR OLMAK!.

Habir olmak dilersen bu haberden
Ur aşk odun öte geçsin ciğerden..


Sende bu gelgeç âleminde AŞKuLLAHtan haberli-haberdâr olmak istersen,
AŞK Ateşin bağrına bas ki, yangının ciğerinden de öteye geçsin..


Resim

Ciğer kanın gözünden yaş yerine
Akıt kim duya canın bu eserden..


Öylesine öteye geçsin ki, ciğeriyin kanı gözlerinden yaş yerine aksın insin yüzüne.
Öylesine aksın insin ki, bu eserinden canın AŞKuLLAH Ateşinin ne olduğun anlasın..


Resim

Cemi'i varını hiçten hiçe ver
Feragat ol yürü nef' ü zarardan..


Öylesine ki, şu ÂLEMde sana KuLLuk İmtihÂNın gereği; geçici olarak verilen gölge ve ölümlü VARlığının HİÇliğini anla ve peşine düşme ve HİÇ say gitsin.
Böylece şu ÂLEMin; sanal derdinden, kederinden, faydasından ve zararından boşalt kalbini de, teke tek RABBına Rücû’ et-dön!.


Resim

Yüzünü toprağa ur kibri terk et
İniltini geçir şam u seherden..


ALLAHu zü’l- CeLÂL’e KULLukla Yüzünü toprağa koy ve benlik kibrini terk et,
Öylesine ki, ah ve vah iniltin geceden seherlere kadar sürsün gitsin..


Resim

Öfüt şöhret bütin yandır oda hem
Gel öğren âşık isen bu hünerden..


Övünmelerini şöhret peşinde koşmalarının tümünü AŞKuLLAH Ateşine atıp yak ki,
Gerçek MuhaMMedî Hak Âşıklığın hünerini-mahâretini AŞKuLLAH Ateşinden öğren..


Resim

Şeker yemek dilersen tuti olgıl
Ki karganın nasibi yok şekerden..


Sen de AŞKuLLAH Şekerinden yemek istersen mutlaka MuhaMmedî Dudu Kuşu olmalısın.
Ki, bu AŞKuLLAH Şekerinden kara karganın asla nasibi yoktur..


Resim

Aşkı inkâr eder münkir münafık
Ki kalbi halidir bu derd-i serden..


AŞKuLLAHı inkar eden münkir-inkârcı ve münafık-nifak çıkarıcıdır,
Ki, böylesi ham sofuların kalbleri, bu başların baş derdi AŞKuLLAHtan habersiz ve bomboştur..


Resim

Ko ol münkiri inkârında dursun
Ki gönlü katıdır anın hacerden..


Bırak gitsin o inkârcı inkârında debelensin dursun,
Ki, onun kalbi zâten taşlardan bile daha kaskatıdır..


Resim

Gel Eşrefoğlu Rumî'yle bile git
Ki emin olasın türlü hatardan..


Ey kardeşim sen de gel MuhaMMedî Hak Âşık Eşrefoğlu Rumî kaddesallahu sırrahu ile birlikte-bile git bu AŞKuLLAH Yolunda,
Ki, târifsiz tehlikeli ve çeşitli uçurumlarından emin olasın Hak ERENler ELinde YOLunda..


Resim

Kuşangıl aşk ile dost eşiğinde
Beline hizmet için bu kemerden..


İşte bunun için ise, Dost Dergâhı Eşiğinde MuhaMMedî Hasbî Hizmet Kemerini AŞK ile beline kuşanmalısın!.


Resim

Habir: Haberli. Haberdar. Agâh. Âlim. Arif-i billâh.
Feragat: Tok gözlülük. Hakkından vaz geçmek, bir şey istememek. Şahsî dâvasından vaz geçmek. * Boşalmak, hâlî olmak.
Nef': Fayda, yararlılık.
Şam: Akşam.
Tuti: Dudu kuşu. Papağan
Münkir: (Nekr. den) İnkâr eden, kabul etmiyen, hakikatı tasdik etmiyen, dinsiz.
Münafık: İki yüzlü, araya nifak sokan. Fitnekâr. * Ahdini bozan, yalan söyleyen, hıyanet eden. * Görünüşte müslüman olup hakikatte kâfir ve düşman olan
Hacer: Taş.
Hatar: Tehlike. Uçurum, Emniyetsizlik. Korku.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 04 Kas 2016, 18:50 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11216
Resim gÖNLüm-ÖZü Rum!.


<=Resim=>


Resim EY DERVİŞİM!.

Ey dervişim diyen kişi gayre gönül verme sakın
Canını aşk odu sanıp nefs oduna urma sakın..


Ey Resûlullah sallallahu aleyhi vesellemi Cândan DUYup UYan MuhaMMedî Derviş Kardeşim, gerçekten dervişim diyorsan sakın sakın HAKk TeÂLÂdan başkasına gönül vereyim demeyesin ha!,
NEFSini ve CÂNını iyi tanı ki, CÂNa-RÛHa mahsus olan Ebedî İlahî AŞK Ateşini, Nefsiyin dünyaya dönük Hevâ-Heves Ateşiyle karıştırıp da, kıymetli ve tatlı CÂNını Şeytana uyup Nefsiyin dünyaya dönük hevâ-heves ateşinde yakıp hüsrana uğrama sakın!.


Resim

Aşkın odu âşıkların canın yakar ol Dost için
At bu canı aşk oduna iki sanıp durma sakın..


İlahî AŞK Ateşi, MuhaMMedî HAKk ÂŞKLarın CÂNlarını hep yakan hasret-vUSLat Ateşidir ve bu ise, sadece EL VELî ALLAH celle celâlihu içindir.
Bir ben varım bir de RABBım diye, Nefsiyin dünyaya dönük hevâ-hevesiyle İKİLİk-ŞeytÂNlığına düşme, VARın YOKun “TEK-BİR” uğruna, İlahî AŞK Ateşine CÂN dediğin AKLî varsayımını da at yak artık, HAKk’ı iki sanıp durma sakın..


Resim

Aşk deryâsı derin olur yüz bin yüzgeçler boğulur
Kenarı yok bu deryânın çıkam deyu çıkma sakın..


Bu İlahî AŞK Deryâsı dipsiz ve derindir ve çırpınanları mutlaka boğar Firavun gibi.. ve daha nice RABBımızın REHBERi Resûlullah sallallahu aleyhi vesellemi DUYup-UYup İZLemeyen sözüm ona nice sahtekâr yüz binlerce yüzgeçler boğulur kendi pisiğinde..
Sen ise, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e ve ALLAHu Zü’L- CeLÂL’e TESLİM olursan, bu KÛN feyeKÛN Deryası seni bir yengeç yavrusu gibi bağrına basar.. ÖLmeden ÖNce ÖLüp Dirilmezsen, bir balina gibi geberirsin, şişersin ve seni sahile götürüp fırlatır..
Kendi aklınla kaçmaya çalışma sakın..


Resim

Bu deryânın yüzgeçleri cansız olur bahrileri
Can terkini urmayınca bu deryâya girme sakın..


Bu İlahî AŞK DEryâsının gavvasları- yüzgeçleri CÂNda CÂNÂN BİZ BİR-İZ SıRR-I SıFıRına ERMiş MuhaMMedîlerdir ve bu İlahî AŞKın Deniz Kuşlarının CÂNlarını, Er RAHMÂN ALLAH celle celâlihu her ÂN Yeniden üfürür durur da kendileri canlarına sahib sıkmaya ar ederler..
SEN de, bu sana sağlanan İmkânla KULLuk İmtihânı sahasında, sana verilen izafî, iğreti, gelgeç ve ölümlü gölge “ben”lik canının sanal olduğunu anla.. yoksa ham aklınla deryâya girme sakın..


Resim

Bahrisisin bu deryânın Eşrefoğlun Rumî sen de
Az az çıkar aşk güherin kendözünü yorma sakın..

EYy Eşrefoğlun Rumî Babam kaddesallahu sırrahu sen de Resûlullah sallallahu aleyhi vesellemin Gönül DEryâsında KeRem KUŞLarındansın,
Yüreğindeki İlahî AŞK Cevherini, bu KuL ihvÂNi KıtMîr için az az çıkar ki anlasın, güzelim kendi ÖZünü yorma sakın..


Resim

Gayr: Diğer, başkası, mâadâ, âher, yabancı. (İstisnâ edâtıdır. Başlarına getirildiği kelimeyi nefy yapar.)
Od: t. Ateş, nar.
Bahri: Denizde yaşayan..
Güher: Mücevher. Aşk ateşine güherçile-barut..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 28 Kas 2016, 11:58 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11216
Resim gÖNLüm-ÖZü Rum!.


<=Resim=>


Resim ARŞ'TAN YÜCE!..


Arşdan yüce kurulmuş sayvanı dervişlerin
Arş u kürs levh u kalem hayranı dervişlerin!.


Âlemlerin AŞK Zirvesi ARŞtan da yücede kurulmuştur sayvanı/CÂNÂNa CÂN Örtüsü dervişlerin.
Ondandır başka yaratıkların oluşum öncesi, sonrası ve en yücesi OLan Arş-u-kürsî, Levh-u-Kalemin de varlık sebebi ve hyran kaldıkları HÂLdir dervişlerin!.


Resim

Dolu dolu kadehi içerler Dost elinden
Nişânsız bî-nişânda cevlanı dervişlerin!.


O Yüce MuhaMMedî HAKk ÂŞık Dervişler onlardır ki, her alıp verdikleri nefeslerinde Er RahmÂN Nefhasını kadeh kadeh içerler de Yüce El VELî Dostun bizzât ELinden-YEDuLLAHtan
AKıl Âlemide izâhı mümkün olmayan, El AHAD ALLAH celle celâlihu’nun ham akıllıların kelle gözüyle görebileceği bir alâmeti ve işareti olmayan ÂLemde; Beden BUZlarını SU, Nefis SUlarınıysa Kalbî BUhar ettiklerinden gök yüzünde gözükmeden Her yerde her zaman her halde ve her nefeste KÛN feyeKÛN KÂBesini Yusebbihu döngüsünde TEVAF edip durmak ve de VAKti geldiğinde RUHî RAHMet Yağmuru gibi gönüllere yağmaktır her ANı dervişlerin!.


Resim

Dervişler Dost'a gider iki cihânı nider
Mekansız lâ-mekanda seyranı dervişlerin!.


MuhaMMedî ŞÛUru BİLen
MuhaMMedî NÛru BULen
MuhaMMedî SÜRÛRda OLan
MuhaMMedî O-NÛRu Şefâat ve Şehâdetle YAŞAYan Gerçek Hak MuhaMMedî Dervişler Resûlullah sallallahu aleyhi vesellemi DUYar-Uyar Teslim olup, İstikâmetinde Resuî Rotada, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem yüreğinde El VELî Dost ALLAH celle celâlihuya gittiğinden onları bu dünya öbür dünya AYRılıkları ilgilendirmez.
Ondandır kii onlar içinde yaşadığımız şu şehâdet Âlemmi EŞYÂ BÂZÂRInı seyrandndan vaz geçmiş dervişlerdir!.


Resim

Neliksiz niteliksiz bakarlar Dost yüzüne
Payansız devr içinde devranı dervişlerin!.


Onlar teslim oldukları Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Gözüyle, El VELî Dost ALLAH celle celâlihu CEMÂLİne; MuhaMMedî KemÂLe Ermemiş ham aklın somut niteliğiden ve soyut niceliğinden bAŞKa âlemde bakarlar.
Sebeb ve sonUÇa dayanmayan devr içindedir DevrÂNı dervişlerin!.


Resim

Dervişleri Hak sever Kur’ÂN içinde öğer
Hazret eşiğndedir divanı dervişlerin!.


Bu Yüceyürekli MuhaMMedî DERVİŞlerini ALLAHu zü’l- CeLÂLu Kur'ÂN-ı Kerîminde çokça sevdiğini buyurur ve öğer de öğer..
Çünkü onların VARLIk DivÂN DURağı sanki Güneşle Işığının ARAKESiti gibi El HAKk ALLAH celle celâlihu'nun AŞK Eşiğine kadem basmıştır bu yüce MuhaMMedî DERVİŞlerin..


Resim

Âdem yaratılmazdan "elest"den ileriden
Ahdleri var Dost ile pinhanı dervişlerin!.


Bu Güzelik-ÖZellik, ALLAHu zü’l- Celâlin EMRLLahı ve Âdem aleyhisselâmın yaratılış âlemi olan Bezm-i Elestinden de öncesi MURADULLahta vardı ki açığa çıktı.
Böylesi Muhteşem MuhaMMedî DERVİŞlerin tâa MURADULLahta ki, Ahadiyyet Âleminde, RABBısıyla ABDi arasında ve girilemez incelikte gizli SIRR AHD Antlaşması vardır bu yüce MuhaMMedî DERVİŞlerin..


Resim

Dervişlerin sözünü feriştehler anlamaz
Dört kitabı cem'eder lisanı dervişlerin!.


ANLAtmaya çalıştığımız bu MuhaMMedî DERVİŞlerin sözünü, aklı SİLMe Ermemiş, ham kalmış ancak kendince âlim geçinen boş konuşan laf canbazı feriştahlar anlamaz.
Oysa, bu yüce yürekli MuhaMMedî DERVİŞlerin Letâfet LisÂNları,Zebur,Tevrat, İncil, Kur'ÂN-ı Kerîm ya da Beden, Nefis. Kalb, Ruh gibi dÖRTlü-leri “TEK-BİR”lemişlerdi Hakikat-ı MuhaMMediyyelerinde CEMMü’L- CEM’etmişlerdir bu ALLAH Dostu DERVİŞler..


Resim

Cümle yaratılmışın dervişler dilin bilir
Süleymân neden bilmez zebanı dervişlerin!.


MuhaMMedî KemÂLe ERmiş DERVİŞler; Eşyâ İnSÂNı->Esm Mürşidi ->Sıfat Resûlü ÖZüyle-GÖZüyle CÜMMle yaratılmışların DİLin FİİLi FÂİLi TEK-BİRliğinden GÖRür ve de BİLir..
ALLAHu zü’l- CeLÂ’in izni olmadan ise Süleymân aleyhisselâm olsa bile, Karınca nın dilini kadarınca bilemez.. velev ki HÂLiyle HALLene bu MuhaMMedî DERVİŞlerin..


Resim

Dervişler işbu mülke teferrüce geldiler
İki cihândan öte cihânı dervişlerin!.


Bu MuhaMMedî DERVİŞlerini Melekut Âleminden bu Mülk âlemine geliş teşrifleri ALLAHu zü’l- CeLÂLin bir ikramı olarak; CELÂL NÂRına Girip İbrahim aleyhisselâm gibi, CeMÂL NÛRuna Ferec-ÇIKışı Kapısı İç AÇılış serüvenidir..
ASL olan ise, onların CÂNda CÂNÂN CihÂNı, bu DÜNya-Âhiret iki CihÂNından da ilerde “Cennatundan sonraki UYUN” Cihânıdır A'YÂN-ı Sabiteleri bu MuhaMMedî DERVİŞlerin..


Resim

Bu Eşrefoğlu Rumî dervişlerin mahremi
Abdülkâdir Sultân'dır sultânı dervişlerin!.


Bunları bize lutfen buyuran Eşrefoğlu Rumî kaddesallahu sırrahu Babam da, halk içinde sıradan ve gizli, HAKk TeÂLÂ katında yüce, ELi ve gönlü DERVİŞLerin Sultânı Şâh Abdülkâdir kaddesallahu sırrahu Efendimize TAMM BAĞLı, Yüce Yürekli MuhaMMedî HaKk DERVİŞlerinden biridir BİLİnsin inşâe ALLAHu TeÂLâ.. HİMMeti Var ve YÂR Olsun!. El hamdu lillâhi rabbil âlemin..


Resim

Sayvan: güneşten, yağmurdan korunmasını ya da süslü görünmesini sağlamak amacıyla bir şeyin üzerine çekilen, dam saçağı gibi, düz ya da eğimli örtü.
Levh u Kalem: Her şeyin hayatının İnd-i İlâhîde yazıldığı levha ve KaLemuLLAH.. İlm-i İlâhî..
CevlÂN: BuharlaşmışHÂLde tavaf tmek.
Nitelik: Bir şeyin nasıl olduğunu belirten, onu başka şeylerden ayıran özellik, vasıf, keyfiyet.
Nelik.. Nicelik: Somut bir şekilde ölçülebilen (Örnek; 100 adet elma), Nitelik ise ölçülemeyen-soyut, fakat o söz konusu nesnenin özelliğini belirten ifadelerdir (Örnek; Elmaların renginin kırmızı olması).. Yani Nitelik miktar olabilir, Nicelik ise bir özellik olabilir..
Payan: f. Kenar, son nihayet, uç. * Tas: Ehl-i tarikatın ulaşacağı birlik âlemi. * Akıbet.
Pinhan: f. Gizli, saklı, hafi, mahfi, mestur, müstetir.
Ferişteh: (bir işi) en iyi yapan kimse, bir işin uzmanı, ustası (bir işte) en yetkili kimse.
Zeban: f. Dil, lisan, lügat, lehçe
Teferrüç: (Ferec. den) Ferahlanmak. İç açılmak. * Gezintiye çıkmak. Seyr.
Mahrem: Gizli. * Dince ve şer'an müsaade olunmayan. * Birisinin hususi hâllerine ait gizli sır.


Resim

Abdülkâdir Geylânî
Kaddesallahu sırrahu

Tam adı, Muhyiddin Ebû Muhammed Abdulkâdir b. Ebî Sâlih Mûsâ Zengîdost el-Geylânî
Fıkıh, Şeriat, Tasavvuf, Kelam, Mantık Mürşidi ve Âlimi..
Doğumu 1077 İran, Büyük Selçuklu Devleti.
Ölümü 1166 (88-89 yaşlarında) Bağdat.

Mûsâ Zengîdost el-Geylânî ya da daha bilinen adıyla Abdülkâdir Geylânî, Büyük Selçuklu Devleti döneminde, günümüz İran'ının Hazar Denizi kıyısındaki Gilan Eyaleti'nde 1077 (H. 470) yılında doğan âlim ve mutasavvıf olan Kadiriye Tarikatının kurucusu ve İslam ÂRifi. 1166 (H. 561) yılında Bağdat'ta vefat etti ve türbesi buradadır.

YüceRABBım TeÂLÂ, iki kerre Bağdatta Türbesinde ziyâretiyle ve halaka-yı zikrine iştirakle şereflendirdi şu Kul ihvÂNi KıMÎR Kulunu hamd olsun!.. Zâten geçmişten beridir atalarım da YOLunu İZlemiş Ahmedî Kuddusî Babam kaddesallahu sırrahu ve Hacı Osman Babam eilyle gönlüyle yürütmekteyiz el hamulillahirabbilâlemin..


KİMLİĞİ:

Fars veya Kürt kökenli olduğu iddia edilmektedir. Muhyiddin, Gavs-ül-A'zam, Kutb-i Rabbanî, Sultan-ul-Evliyâ, Kutb-i A'zam ve El-Bâz el-Eşheb gibi lâkabları vardır. Babası Ebu Salih Musa Zengidost'tur. Peygamber aleyhisselâm torunu Hasan bin Ali aleyhisselâm'ın oğlu olan Hasan el-Mu'tena'nın oğlu Abdullah el-Kâmil'in soyundandır. Annesinin ismi Fatıma, lakabı Ümmü’l- hayr olup, anne tarafından da peygamber aleyhisselâm torunu Huseyin aleyhisselâmdır. Bu nedenle de Abdülkâdir Geylânî hem Seyyid (baba tarafından peygamber torunu) hem de anne tarafından Şerif'tir.
Hayatı:
Abdülkâdir Geylânî kaddesallahu sırrahu, 1077 yılında Gilan Eyaleti' nin Neyf köyünde doğdu. Babası küçük yaşta vefat eden Geylânî, 1095 yılında Bağdat’a gitti. Çok küçük yaşlardan itibaren farklı bir yapısı olduğu çeşitli kaynaklarda belirtilmektedir. Bağdat'ta dönemin tanınmış âlimlerinden dersler alarak hadis, fıkıh ve tasavvuf eğitimini geliştirdi.
Hocalarından Ebu Said Mahzumi'nin medresesinde haftada üç gün pazartesi, salı ve cuma gecesi verdiği ders ve vaazları çok yoğun ilgi görmüştür. İslam tasavvuf'unu herkesin anlayacağı şekilde sundu. Önceden Şafii mezhebi'nde idi. Hanbeli mezhebi unutulmak üzere olduğundan, Hanbeli mezhebine geçti ve bu tercihi mezhebin yayılmasında etkin bir yeri olmuştur.


ÂİLESİ:

Abdülkâdir Geylânî kaddesallahu sırrahu, çok sayıda kız ve erkek çocuk sahibi olmuştur. Onlar vasıtasıyla Kadirîlik tarikatı Mısır, Kuzey Afrika, Endülüs (İspanya), Irak, Suriye ve Anadolu'ya yayılmıştır. Oğullarından Ebû Abdurrahmân Şerafeddîn Îsâ Mısır'a yerleşmiş olup Mısır'daki Kâdirî şeriflerin dedesidir. Abdülkâdir Geylânî'nin torunları, Kuzey Afrika'da daha çok "Şerif", Irak, Suriye ve Anadolu'da ise Seyyid ve Geylânî diye anılmaktadır..

ESERLERİ:

İlk kaynaklardan itibaren Abdülkâdir Geylânî Hazretlerinin kitap te’lif ettiğine ve şiirler yazdığına dair bilgiler gelmekle beraber, eserleri hakkında mâlûmâtı îbn Kesir ve İbn Receb hâricinde kimse vermemektedir. Bu ikisi ise onun eserlerini el-Gunyeti’t-Tâlibî Tarikı’l- Hak ve Fütûhu’l-Gayb isimleriyle verirler. Bunlardan başka İbnü'n Neccar ve İbn Tağriberdî onun kitaplar tasnif ettiğini; el-Kütübî, fûrû ve usulde eserleri olduğunu söyler. İbn Tağriberdî, Abdülkâdir Geylânî Hazretlerinin şiir yazdığını da ilâve eder.

Bugün ise kütüphanelerimizde Abdülkâdir Geylânî Hazretlerine nisbet edilen eserlerin sayısı oldukça fazladır. Ancak dikkatlice incelendiginde, bu eserlerin bâzılarının ona âit olmadığı ve bâzılarının da eserlerinden derleme, ya da bir kısım bölümlerinin tekrârından ibâret olduğu görülecektir. Abdülkâdir Geylânî Hazretlerinin tesbit edebildiğimiz eserleri şunlardır:


1-) KİTAPLARı:

a-) el-Gunye li-Tâlibî Tarikı’l- Hak: Abdülkâdir Geylânî Hazretlerinin akâid ve tasavvufla ilgili telif eseridir. Klasik bir ilmihâl kitabı olarak târif edebileceğimiz bu eserde konular önce bablar hâlinde işlenir. Bablar kitaplara, kitaplar da fasıllara ayrılmıştır. Toplam olarak 10 bab, 6 kitap ve 309 fasıldan oluşur.
Eserde fıkhi konular Hanbelî mezhebine göre açıklanır. Akâidle ilgili konular selefi akide içerisinde "fî ma’rifeti’s-Sânî" bölümünde, tasavvufla alâkalı mevzûlar ise kitabın sonundaki “Âdâbu’l- Mürîdîn” bölümünde işlenir.

b-) el-Fethu’r- Rabbânî ve’l- Feyzu’ri Rahmânî : Abdülkâdir Geylânî Hazretlerinin çeşitli târihlerde 36’sını Medresede, 17’sini Ribatta yaptığı, 9’unun ise yeri belli olmayan, toplam 62 adet vaazından-sohbetlerinden derlenen eserdir. Eserde, vaazlar meclis başlığı altında verilir ve her meclisin târihi kaydedilmiştir. Ancak vaaz meclisleri kronolojik olarak, târihî sıraya göre dizilmemiştir. Vaazlann en erken tarihlisi 6 Cemâdi’l-âhir 545 târihi ile 30. meclis, en son târihlisi ise 20 Receb 546 târihi ile 61. meclistir.

Eserin kim ya da kimler tarafından derlendiği kesin olarak belli değildir. Bununla birlikte Karamâni, el-Fethu’r- Rabbânî'yi Afif'in Abdülkâdir Geylânî’nin lisânından yazdığını söyler. Sâmerrâî de, Abdülkâdir Geylânî’nin halîfelerinden Afîfeddîn b. el-Mübârek tarafından nakledildiğini belirtir. Gerek Karamânî’nin, gerekse Sâmerrâî’nin bahsettiği kişi Abdülkâdir Geylânî’nin torunlarından Afîfeddîn b. el-Mübârek olsa gerektir. Şu da var ki, o vaaz ederken müridleri veya oğullarından birilerinin onun sözlerini notlar hâlinde yazdıkları rivâyet edilmektedir.

el-Fethu’r- Rabbânî, Abdülkâdir Geylânî Hazretlerinin sohbetlerinden parça parça derlenmiştir. Zîrâ konulara bakıldığında, onların bir sohbetin tamâmını aksettirmediği, çoğunun eksik olduğu, vaazdaki önemli yerlerin ya da yazan kişinin not edebildiği veyâ yazılmasını uygun bulduğu kısımların aktarıldığı görülür. Son meclis ise oldukça uzun ve müteferrik konulardan müteşekkildir. Kitabın sonuna Abdülkâdir Geylânî Hazretlerinin vefâtı ilâve edilmiştir. Bu ilavenin kim tarafından ve ne zaman yapıldığı ise meçhüldür. Abdülkâdir Geylânî Hazretlerinin tasavvufî görüş ve düşüncelerini muhtevî en hacimli eserdir.

c-) Cilâü’l Hâtır min kelâmi’ş- Şeyh Abdilkâdir fi’z- Zâhiri ve’l- Bâtın (Cilâû’l- Hâtır fi’l- Bâtıni ve’z- Zâhir): Bu eser, Abdülkâdir Geylânî Hazretlerinin vaazlarını bir araya getiren el-Fethu’r- Rabbânî gibi müstakil bir derlemedir. Eser, el-Fethu’r- Rabbânî'nin âdetâ bir devâmı niteliğindedir. Bu da diğeri gibi meclislerden oluşmaktadır. Ancak, eserin başında ilk ve son meclisin târihi belirtilmekte, arada kalan meclislerin târihleri hakkında ise bilgi verilmemektedir. Cilâû’l- Hâtır'da ilk meclis 9 Receb 546 târihlidir. Bu târih aynı zamanda el-Fethu’r- Rabbânî'deki 59. meclisin de târihidir. Bu İtibarla Cilâü’l- Hâtır, el-Fethu’r- Rabbânî'nin devâmı niteliğindedir. Şu kadar ki, Cilâû’l- Hâtır, el-Fethu’r -Rabbânî kadar tanınmamaktadır.

d-) Fûtûhu’l- Gayb: Fütûhu’l-Gayb, oğlu Abdürrezzak’ın Abdülkâdir Geylânî Hazretlerinin 78 adet sohbet, vaaz ve hutbesinden derlemiş olduğu kitaptır. Bu da şeyh’in tasavvufi düşüncelerini günümüze kadar ulaştıran önemli bir eserdir. Eserin sonunda Abdülkâdir Geylâni’nin vefâtı anlatılır. Aynca bu ilâve kısımda onun Hulefâ-i Râşidîn’e varan soy şecereleri ve hayâtı ile ilgili kısa bilgiler de mevcuttur. Bu bilgilerin kim tarafından kaydedildiği belirtilmemektedir.

e-) Mektûbât: Farsça’dan Arapça’ya tercüme edilmiş 15 adet mektup içerir. Mektupların kime ve hangi târihte yazıldığı belli değildir. Konular tasavvufi tavsiye ve nasihat şeklinde işlenmiş, çokça ayet kullanılmıştır.

f-) Sırru’l- Esrâr ve Mâzharu’l- Envâr fi ma Yahtâcu İleyhî’l- Ebrâr: Tasavvufla ilgili konuları ihtiva eder. Yirmi dört fasıldan oluşur. Sırru'l- Esrar'da 24 adet tasavvufi bahis akıcı bir şekilde işlenir. Eserin mukaddimesinde bu hususta şöyle denilmişitir: “Bu kitap, kelime-i tevhidin harflerinin ve bir günün saatlerinin sayısına uygun şekilde, yirmi dört fasıl olarak hazırlanmıştır."

g)- es-Sirâcü’l-Vehhâc fi Leyleti’l- Mi’râc: es-Sirâcü’l- vehhâc: Hz. Peygamber aleyhisselâm’n yüceliğini konu edinen küçük bir risâledir.

h-) ed-Dûrerû ’s- Seniyye fi’l- Mevâızı'l- Geylâniyye: Eser Abdülkâdir Geylânî Hazretlerinin eserlerinden kısaltılarak seçilmiş 19 konudan, iki vasiyetten, nefsin yedi mertebesine âit bir makale ile Abdülkâdir Geylânî Hazretlerine âit altmış özdeyişden oluşur.

ı-) Tenbîhü’l- Gabî fi rûyeti ’n- Nebî aleyhisselâm: Tasavvufî-ahlâkî bir risâledir.

j-) el-Muhtasar fi İlmi’d- Dîn: Ahlaki, tasavvufi bir risâleciktir.

k-) Usulü's- Seb'a: Ariflerin yedi makâmından bahseder. Tasavvufi bir risâleciktir. Muhteviyâtı Behcetü’l-esrâr'da da vardır. Muhtemelen bu risâle oradakinin bir istinsâhıdır.

l-) Usulü'd- Din: Abdülkâdir Geylânî Hazretlerinin kelâmi ve îtikâdî görüşlerini muhtevidir. Muhtemelen el-Gunye'nin ilgili bölümlerinden derlemedir.

m-) Risile fi’t- Tevhid: Akaidî tasavvufî risâleciktir.

n-) Akîde: Muhtemelen, Abdûlkâdir Geylânî Hazretlerinin el-Gunye’deki akâidle ilgili görüşlerinden istifâde edilerek derlenmiştir.


2-) ŞİİRLERİ:

a-) Dîvân: Aslının Farsça olduğu, daha sonra Arapça’ya ve diğer dillere tercüme edildiği belirtilir. Dîvân içerisinde Abdülkâdir Geylânî Hazretlerinin şiirlerini ve bâzı vecîz nesirlerini bir araya getirmiştir. Birinci bölümü şiirler, ikinci bölümü nesirler olmak üzere iki bölümden oluşur.

b-) el-Kasidetü’l- Ayniyye: Ahlâkî-tasavvufî şiir. Belli bir vezin veyâ ölçüye göre yazılmamıştır. Yer yer uzun cümleler mevcuttur.

c-) Reşfü’l-mûntehilin : Ahlâkî-tasavvufî şiir.

d-) Esmâûl- Hûsnâ: İsminden de anlaşılacağı üzere Esmâ-i Hüsnâ’nın şiirler ile kısa kısa açıklamasıdır.

e-) Hamriyye, Ümmiyye, Taiyye, Lamiyye, Tasavvufiyye : Kaside ve manzûmelerini içine alan iki mecmuadır.

f-) Hamse-i Geylânî: Abdülkâdir Geylâni Hazretlerine nisbet edilen Farsça şiirlerden oluşur.

g-) Vesile : Tasavvufî şiir. Yukandan da anlaşılacağı üzere Abdülkâdir Geylâni Hazretlerinin şiirleri biraraya getirilerek, değişik isimler verilmek sûretiyle, şahsî veya umumi kütüphânelerde muhâfaza edilmiştir.


3-) VİRDLER, HİZBLER, DUÂLARı:

a-) Salavât: es-Salâtü’l- kübrâ (ed-Delail), es-Salâtü’l- Vüsta ve es-Salâtü's- Suğrâ'dan oluşur.

b-) el-Kibrîtû’l- Ahmer fi’s- Salâti ale’n- Nebî aleyhisselâm.

c-) Da'vetû’l- Celâle

d-) Kenzû’l- A’zam

e-) (Duâu) Fethi’l- Basâir

f-) ed-Delâil (es-Salâtû’l- Kûbrâ)

g-) Evrâd

Kütûphânelerimizde Abdûlkâdir Geylani Hazretlerine nisbet edilen pek çok hizb, vird ve duâ nüshası bulunduğunu belirtmek isteriz. Abdûlkâdir Geylânî Hazretlerinin evrâdı şunlardan oluşur:
Virdû’s- Sbâh
Virdü’l- İşrâk
Virdû'z- Zuhr
Virdû’l- Asr
Virdü’l- Mağrib
Virdû’l- Işâ
Evrâdû’l- Üsbu

h-) Hızbû Beşâiri’l- Hayrât: Salavat-ı Beşairu'l- Hayrat, Hz. Peygamber aleyhisselâm’ salât u selâm getirme ile ilgilidir.

ı-) Hızbu’t- Tazarru’ ve’l- İbtihâl (Îbtihâlü’ş-Şeyh Abdilkâdir)

j-) Hızbu’s- Sûryaniyye (Da'vetû’s- Sûryaniyye)

k-) Hızbû’s- Sağîr

l- Hızbü'l- Hıfz

m-) Hızbû'n- Nasr

n-) Duâû Hızbi'n- Nasr


(Prof. Dr. Dilâver Gürer)



35. SALÂVÂT-I ŞERÎFE
Gavsu'l-Azam Abdülkadîr Geylânî (kaddasallahu sırrehu)'nun Salâvâti'l-Kübrası


Resim

TÜRKÇESİ: Allahümme salli ve sellim efdale salâtike Resim Ve evfâ selâmike Resim Salâten ve selâmen Resim Yetenezzelâni min ufuki künhi bâtınıizzâtî ilâ feleki semâi mezâhiril esmâi vessıfâti Resim Ve yertekiyâni inde sidreti müntehâl ârifine ilâ merkezi celâlî'n-nûri'l-Mübîn Resim Alâ seyyidinâ ve Mevlânâ Muhammedin Abdike ve Nebîyyike ve Resûlike ilmi yakînil ulemâirrabbâniyyîn Resim Ve ayni yakînil hulefâirrâşidîn Resim Ve hakki yakînil enbiyâil mükerramîn Resim Ellezî tâhet fi envâri celâlîhi ülûl azmi minelmürselîn Resim Ve tahayyerat fi derki hakâiki uzemâi melâiketil müheyminîne münezzelin aleyhi fi'l-Kur'âni'l-Azîm Resim Bilisânin arabiyyin mübîn Resim Lekad mennallahu alel mü'minîne iz bease fihim Resûlen min enfüsihim yetlu aleyhim âyâtihi ve yüzekkîhim ve yuallimuhumul kitabe vel hikmete ve in kânu min kablu lefi dalâlin mübîn.

MÂNÂSI: "ALLAH'ım! En fazîletli salâtınla ve en vefâlı selâmınla salât ve selâm et! Öyle bir salât ve selâm ki o ikisi, Zâtıyın bâtınının ufuk-u künhünden (özünün özünden, nihâyetinden), sıfat ve Esmâların mazhariyet semâsının feleki (eşyânın ilk oluşum noktası, yörüngesi) ne inen; Ârif lerin sadrının nihâyetine (sidret-i müntehasına, irfânlarının son ucuna, akdes noktasına) EL MÜBÎN (celle celâlehu)'nun Celâl nûrunun merkezine (Nûr-u Muhammed) yükselen, bir salât ve selâm olarak Efendimiz ve Sahibimiz Muhammed (salallahu aleyhi ve sellem)'e olsun! O zât ki Rabbânî Âlimlerin ilme'l-yakinince (yakîne ulaşan ilimlerince), Raşid Halifelerin ayne'l-yakînince (yakîni görüşünce, aynînca) ve mukarreb (Zâtına yakın) peygamberlerin hakke'l-yakînince ( hak olan yakınlarınca),kulun peygamberin ve Resûlündür! O, öylesine bir zât ki O'nun Celâl nûru içinde (hususunda), mürsellerden (peygamberler v.d.) ulü'l-azm (ALLAH'ın emirlerine ve muradına en ziyâde dikkat gösteren Azîm (kesin niyet) sahibi peygamberler ki Nûh (aleyhisselâm), İbrâhim (aleyhisselâm), Musa (aleyhisselâm), İsa (aleyhisselâm)) olanları bile ıssız çölde kalmış gibi yolunu şaşırır; kendisine EL MÜHEYMİN'in ( celle celâlehu)(hep HAYY ve her korkudan emin kılan : Hayy aman!) Azîm (ulu) meleklerince açık seçik beyân edici Arabça bir lisanla indirilen Kur'ân-ı Azîm'de O'nun hakikatlarını (Hakikat-ı Muhammedîyye) anlama (kavrama) hususunda ( herkesi)hayretlere düşüren Muhammed (salallahu aleyhi ve sellem)!"


Resim--- "ALLAH, mü'minlere, aralarında kendilerine ALLAH'ın âyetlerini okuyan, onları arındıran ve onlara kitab ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulundu. Oysa, bundan önce açık bir sapıklık içindeydiler!" (Âl-i İmrân 3/164)

ResimMuhaMMedî MuHaBbetlerimle..


Resim

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 02 Şub 2017, 12:45 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11216
Resim gÖNLüm-ÖZü Rum!.


<=Resim=>


Resim SENİN AŞKIN!.


Senin aşkın kime kim düştü ey can
Ne mezheb kodu ne din ne iman..


ey CÂN, ALLAH celle celâlihunun o yüce AŞKı her kime düştü ise, o kimsenin, eskiden kalma, kulaktan duyma inancını, dinini, imanını, mezhebini komadı yerle bir etti AŞKuLLAH!.

Resim

Ne dünya âhiret ne zühd ü takvâ
Ne gayret-i ar ü namus ne ad u san..


Ne dünyasını koydu, ne âhiretini ne zühdünü/dünya ilgisini ne de takvâsını/işin aslını anlamadan bütün günahlardan kendini korumak çabalamasını, ne boşuna utanma gayretini, ne namus ne ad ne de sanını/meşhur bir lakabla anılma arzusunu koydu, yok etti..

Resim

Ne ilm ü na amel ne akl u tedbir
Ne havf ü ne recâ ne şer'i erkân..


Öyle bir AŞKuLLAH ki; ne ilim, ne amel, ne akıl ne de tedbir koydu elde avuçta.
Ne dinleyip anlamadan söylenen havf/güyâ HAKk TeÂLÂ’dan korku, ne recâ/emel, ümit, yalvarı, ne şer'i/anlamadan şeriata uyuş ne de erkân/dinde esas ve temeller koydu AŞKuLLAH!.


Resim

Kamu yağmaladı aşkın ey Dost hay
Sûret mülkün yıkup eyledi virân..


Mutlak el HAYy ALLAH celle celâlihu olan El VELî Dost, AŞKın her neyim varsa yağmaladı aldı elimden,
Zâhir dışta-muhitteki benim zannettiğim Sûret Mülkümü yıkıp virÂN eyledi ve Merkezdeki SÎRETimi çırıl çıplak eyledi..


El Hayy:
Resim

El Veliyyü:

Resim

Resim

Fakir eyledi halk içinde anı
Ana ta'n ider oldu dost u düşman..


Her kime ki, AŞKuLLAH âteşi düştü, para putu ve dünya sevdalıları zengini halk içinde fâkir eyledi onu-AŞK ateşine düşeni,
Bu HÂLe/MeLÂMete, düşünce de dostu düşmanı kınayıp taşa tuttular..


Resim

Bıraktı halk diline anı yavuz
Temamet âleme eyledi destan..


Her kime ki AŞKuLLAH âteşi düştü ise, o kimseyi halk dilinde yavuz/kötü birisi eyledi.
koskoca âlemde herkeslerin dilinde destÂN eyledi..


Resim

Bu aşkın oynına hiç kimse doymaz
Kapularda kul oldu nice Sultân..


Bu AŞKuLLAHın “KÛN feyeKÛN” OYUNuna hiç kimseler akıl erdirip, gerçeği görüp, hayalden-sanaldan el çekip Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem İZine kolayca düşemez-yürüyüp-İzleyemez..
İşte bu yüzden nice Dünya Sultânı, nice kulların kapılarında kul oldu Hakkı unutup..

Resim

Bu aşk zencirine çün kim çekildi
Koyundan dahi yavaş oldu arslan..


Ancak kimki bu AŞKuLLAH DÂRağacı zincirine baş verip CÂNını CÂNÂNına fedâ ettiyse Hallac gibi,
Önceleri yedi dağın baş eğmez arslanı iken sonunda, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem sürüsünde kâmil koyun oldu..


Resim

İşittin aşk oldu şah Edhem
Giyüp bir çul cihânda etti seyran..


İşitmişsindir elbette Horasan padişahı İbrahim Edhem’in tacını tahtını elinden alıp sırtına bir derviş ÇULu giydirip Çöllere salıp CÜMMLe CihÂNı SeyrÂNa çıkardı bu AŞKuLLAH!.

Resim

Şunun kim aşk aluptur kamu varın
Oladır deyr ü ka'be ana yeksan..

Her kimin ki AŞKuLLAH, bu dünyada her neyi varsa alıp, çırılçıplak soyup ÇİLE ÇÖLÜne SALdıysa, RABBIsını-AKRABAsını TANIdıysa, artık onun kilisesi de Kâbesi de dünyası da yerle bir olmuş ve her nereye BAKsa Yaratanı ALLAH celle celâlihu’yu görür..


وَلِلّهِ الْمَشْرِقُ وَالْمَغْرِبُ فَأَيْنَمَا تُوَلُّواْ فَثَمَّ وَجْهُ اللّهِ إِنَّ اللّهَ وَاسِعٌ عَلِيمٌ
Resim ---"Ve lillâhi’l- meşriku ve’l- magribu fe eynemâ tuvellû fe semme vechullâh (vechullâhi) innallâhe vâsiun alîm (alîmun).: Ve doğu da Allah’ındır batı da. Artık hangi tarafa dönerseniz dönün, Allah’ın Vechi (Zat’ı) işte oradadır. Muhakkak ki Allah Vâsi’dir (rahmeti ve lutfu geniştir, her şeyi ilmi ile kuşatandır).”
(Bakara 2/115)

Resim

Ezelden kim ki içti aşk şarabın
Ebed şöyle gider ol mest ü hayran..


Her kim Ezelde ELest BEZMinde içti ise bu AŞKuLLAH Şarabını, artık bir daha ayıkamaz Ebediyyen serhoş, mest ve hayran olarak gezer ve küllî Şeyde YÂRin seyreder geçer bu Âlemden..


Resim

Kimin kim canına aşk odu düştü
Ol dem kaynadı taştı hem çü umman..


Kimin ki canına AŞKuLLAH Ateşi düştü ise,
Bir damlacık SU-dan yaratılan İNsÂNda, o bir damlacık kaynar, coşar da, Beden Kabından taşar da kalbindeki AŞKuLLAH, MuhaMMedî bir sonsuz UMMan olur..


Resim

Bu aşk güherlerin taşra bıraktı
Eğer tâlib isen dir anı raygan..


Ey CÂNKardeşim sakın bu AŞKuLLAH Güherlerin/mücevherlerin sakladı sanma apaçıktır cümle Âleme,
Sen de gerçekten AŞKuLLAH cevherleri istiyorsan hiç durma topla parasız, bedevadırherkese hava gibi..


Resim

Bu güheri ne bilsün değme sarraf
Ne anlasın bu remzi değme nadan..


Elbette sıradan karacâhil sarraflar/mürşid bozuntuları bu AŞKuLLAH cevherlerinin değerini nerden bilebilsinler ki!.
bu remzi/manevî işâreti rastgele sıradan bir haddini bilmez câhil nasıl anlasın ki, ona hizmet edecek gerçek MuhaMMedî bir Hasbî Hizmetçi olmadan..


Resim

Bu hikmete ne Eflatun erişti
Bunu ne Calinus bildi ne Lokman..

Bu Batınî-Naklî-İlahî Himekte, Zahirî-Âkıl Bilgisiyle ne Eflatun erişebildi, ne Calinus bilebildi ne Lokman..

Resim

Bu dili canlılar bilmedi hergiz
O bildi bu dili ki oldu bican..


Bu MuhaMMedî MeLÂMetin AŞKuLLAH Dilini, kalbi ölü olduğu halde bedenen canlı gözükenler asla bilemediler.
Bu DİLi bilenler ise gözüken beden dilinden içeri şahdamarından da akaraba-yakın CÂNda CÂNÂN, BİZ BİR-İZ, NahNu Sırrına erip bu âlemde kendine mahsus bir canı kalmadı.. sanki CÂNÂN CERyanına ampül oldu da AŞKuLLAH ışığı saçmakta cihÂNa..


Resim

Bu aşk esrarın Eşrefoğlu Rumî
Ko söyleme ki bilmez bunu insan..


Ey Eşrefoğlu Rumî kaddesallahu sırrahu Babam, bu AŞKuLLAH sırlarını saçma boşuna ki, dünya serhoşu insanlar, ne olduğunu anlamaz dönüp bakmazlar da şunun bunun peşinde koşarlar ölenedek..

Resim

Bu ab u kil libasından çıkarsan
Ola bu ma'niler sana da âsân..


Ey cÂN kardeşim sen de, CÂNını, CÂN KUŞUna kafes olarak sudan ve topraktan yaratılan beden kafesinden çıkarsan, ARZdan MuhaMMedî ARŞa uçursan anlttığımız mânâlar sana da kOLAY gelir YAŞAdıkça İnşâeALLAHu TeÂLÂ!.

Resim

Zühd: Dünyaya rağbet etmemek. Nefsâni zevk ve arzudan kendini çekerek ibâdete vermek.
Takvâ: Bütün günahlardan kendini korumak. Dinin yasak ettiğinden veya haram olduğunda şüphesi olan şeylerden çekinmek.
Tedbir: Bir şeyi te'min edecek veya def' edecek yol. * Cenab-ı Hakk'ın Hakîm ismine uygun hareket, riayet. * Bir şeyde muvaffakiyet için lâzım gelen hazırlık.
Havf: Korku, korkutmak.
Recâ: Emel, ümit, yalvarmak. * Cânib, taraf. * İstek, arzu, dilek.
Şer': Emir ve nehy gibi hükümleri vaz' etmek. * Bir işe başlamak. * Dalmak. * Girmek. * Zâhir etmek, göstermek. * Cenab-ı Hakk'ın emri. Âyet, hadis, icma-i ümmetle ve kıyas-ı fukaha ile sâbit olan dinin temelleri, şeriat.
Erkân: (Rükn. C.) Rükünler. Esaslar. Temeller. İleri gelen kimseler.
Deyr: (C.: Edyâr) Kilise, manastır.
Yeksan: Beraber. Bir. * Düz. * Her zaman.
Güher: f. Mücevher.
Raygan: f. Parasız, bedâva. * Pek fazla, pek çok.
Sarraf: Sarfeden. Para işleri ile uğraşan. * Cevherci, kuyumcu. Cevherin kıymetini san'atı ile azaltan veya çoğaltan.
Remz: İşaret. İşaretle anlatmak. * Güç anlaşılır. * Gizli ve kapalı söyleme.
Nadan: f. Cahil, bilmez, haddini bilmez.
Âsân: f. Kolay. Suhuletli. Yesir. * Bükülmüş ipin her katı.

Eflatun: Plâton. (M.Ö. 429 - 347) Aristo'nun üstadı, Sokrat'ın talebesi, eski Yunan filozofudur.
Calinus: Bergamalı Galen (Claude Galen; Yunanca Galenos, Latince Galenus, İslam dünyasındaki adıyla Calinus; d. 129 - ö. 216), tıp doktoru, bilim insanı ve filozof.
Antik Roma'nın en önemli hekimlerindendir. Deneysel fizyolojinin kurucusu ve dünyanın ilk spor hekimi olarak kabul edilmiş ve Hekimlerin İmparatoru, Şeyhû’s Seyadile (hekimlerin babası) gibi unvanlarla anılmıştır. Galen’in tıbbi görüşleri “Galenizm” olarak adlandırılır ve yüzyıllar boyunca tıpta etkisini sürdürmüştür. Tıbbın yanı sıra farmakoloji alanında da yeni teoriler geliştirmiştir.
Lokman: Kur'an-ı Kerim'de ismi geçen büyük zatlardan olup öğütleri ve ahlâkî, tıbbî sözleri ile tanınmıştır. Peygamber Davud (A.S.) zamanında yaşadığı rivayet edilmektedir. Peygamber veya veli olduğu hususunda ihtilaf vardır.

İbrahim ibn Edhem
Kaddesallahu sırrahu


M. 718-782 / H. 100-165
İlk zâhid sufi evliyâ'dan.
Değişiminin hikayesi Sufi menkıbelerin en meşhurlarından biridir. Tahtını bırakıp zühdü ve derviş olmayı seçen prensin hikayesi, Gotama Buda'ninkine benzer. Ebu Nuaym'e göre, İbrahim bin Ethem tasavvufta hareketsizliği ve rabıta'yı vurgulamıştır. Mevlânâ Celaleddin Rumiî Mesnevî'sinde geniş bir şekilde menkıbesini anlatmıştır. İbrahim bin Ethem'in en meşhur tâlebelerinden biri Şakik-i Balhiî'dir (ö. M. 810).
Bir kıssa:
Tasavvufi hayat bakışıyla ilgili şöyle yazılır: İbrahim Ethem hazretlerine sormuş arkadaşı, "Senelerdir arkadaşız, söyle bakalım bende hoşuna gitmeyen şeyleri."
İbrahim Ethem hazretleri cevâb verir, "Ben sana hiç o gözle bakmadım ki!."


_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 02 Mar 2017, 14:23 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11216
Resim gÖNLüm-ÖZü Rum!.


<=Resim=>


Resim BU DERVİŞLİK!.


Bu dervişlik yoluna
Sıdk ile gelen gelsin
Hak'tan özge ne ki var
Gönlünden silen gelsin..


Bu MuhaMMedî Dosta Dervişlik Yoluna, Sıdk/HâKk’a KuLlukta her hususta TÜMM-TAMM ve MuhaMMedî KâMiL Sadakati ile gelen gelsin..
Gönlünde-Kalbinde HaKk'tan başka ne ki varsa silip tertemiz eden gelsin..


Resim

Dervişlik dedikleri
Nihayetsiz denizdir
Bu payansız denizin
Mevcini duyan gelsin..


“MuhaMMedî Dervişlik” dedikleri, sonu bulunamayan bir denizdir ki, bu sonsuz Denizin Dalga Sesini, şimdi şu ÂNda Şe’ÂNuLLAHta yENiden Yaratışta, “YusebbiHUu” Nefesini duyan gelsin..

YuSEBBih..:

يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ الْمَلِكِ الْقُدُّوسِ الْعَزِيزِ الْحَكِيمِ
Resim ---Yusebbihu lillâhi mâ fî's- semâvâti ve mâ fî'l- ardı'l-meliki'l- kuddûsi'l-azîzi'l- hakîm(hakîmi) : Göklerde ve yerde olanların hepsi, mülkün sâhibi, eksiklikten münezzeh, azîz ve hakîm olan ALLAH'ı tesbih eder.
(Cumâ 62/1)

SeBBeHa: tesbih eder. Yüzer. Döner durur. AKL-ı SiLm BİLir ki, ATOM yaratıldığı günden beri durmadan dönmektedir ve kıyâmete kadar da dönecektir. Enerjiyi nerden almakta ve alacak sorusunun cevâbının “KÛN feye KÛN-hER ÂN ŞE’ÂNULLAHta yENiden Yaratış” olduğunu materyalist fizik çok geç anlayacaktır sanırım..

Resim

TEK-BİR gERçek şu ki ->Şimdi Şu ÂNda, Şe’ÂNULLAHta, SüNNetuLLAH üzere, Yusebbihu Yaratışın MuhaMMedi NÛR Sancağı daşlgalanıp durmaktadır şehâdet Âleminde RABBımıza Hamdolsun!.

Resim

Dervişlik dedikleri
Bir tükenmez kân olur
Hâss u âmm kul u sultân
Bu kandan alan gelsin..


“MuhaMMedî Dervişlik” dedikleri, bitmez tükenmez bir maden ocağıdır ki, bu hazineden; Hâss/özel, ileri gelen mühim yakınlar veya Âmm/umumi, Köle veya Sultân herkese açıktır dileyen buyursun gelsin ALsın!.

Resim

Derviş dolu nur doğar
Her lahza göğe ağar
Ben diyem doğru haber
Canına kıyan gelsin..


MuhaMMedî Derviş, DOĞuşundan NÛR-u MuhaMMed ki, NÛRun Alâ NÛRdur..
Hayatında Resûlullah sallallahu aleyhi vesellemi İZLer ve ARZdan ARŞ’a yükselir..
Ben size en doğru haberi vereyim ki, bunun için dünyaya meyilli Nefsini HAKk’a KurbÂN edip KIYaBİLenler gelsin!.


اللَّهُ نُورُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ مَثَلُ نُورِهِ كَمِشْكَاةٍ فِيهَا مِصْبَاحٌ الْمِصْبَاحُ فِي زُجَاجَةٍ الزُّجَاجَةُ كَأَنَّهَا كَوْكَبٌ دُرِّيٌّ يُوقَدُ مِن شَجَرَةٍ مُّبَارَكَةٍ زَيْتُونِةٍ لَّا شَرْقِيَّةٍ وَلَا غَرْبِيَّةٍ يَكَادُ زَيْتُهَا يُضِيءُ وَلَوْ لَمْ تَمْسَسْهُ نَارٌ نُّورٌ عَلَى نُورٍ يَهْدِي اللَّهُ لِنُورِهِ مَن يَشَاء وَيَضْرِبُ اللَّهُ الْأَمْثَالَ لِلنَّاسِ وَاللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ
Resim---“ALLÂHU NÛRU’s- SEMÂVÂTİ ve’l- ARD (ardı), meselu nûrihî ke mişkâtin fîhâ mısbâh (mısbâhun), el mısbâhu fî zucâceh (zucâcetin), ez zucâcetu ke ennehâ kevkebun durrîyyun, yûkadu min şeceratin mubâraketin zeytûnetin lâ şarkîyetin ve lâ garbiyyetin, yekâdu zeytuhâ yudîu ve lev lem temseshu nâr (nârun), nûrun alâ nûr(nûrin), yehdîllâhu li nûrihî men yeşâu, ve yadribullâhul emsâle lin nâs(nâsi), vallâhu bi kulli şey’in alîm(alîmun): ALLAH, GÖKLERİN ve YERİN NURUDUR. O'nun nurunun misali, içinde çerağ bulunan bir kandil gibidir; çerağ bir sırça içerisindedir; sırça, sanki incimsi bir yıldızdır ki, doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır; (bu öyle bir ağaç ki) neredeyse ateş ona dokunmasa da yağı ışık verir. (Bu,) Nur üstüne nurdur. Allah, kimi dilerse onu kendi nuruna yöneltip iletir. Allah insanlar için örnekler verir. Allah, her şeyi bilendir.”
(Nûr 24/35)

NÛRundan ZÂTına.. ZÂT<->Sıfat<->Esmâ<->Eşyâ..

Resim ---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Her doğan, İslâm fıtratı üzerine doğar. Sonra, anne-babası onu Hristiyan, Yahudi veyâ Mecusî yapar.” buyurdu.
(Buhârî, cenâiz 92; Ebû Dâvut, sünne 17; Tirmizî, kader 5)

Her doğan, İslâm fıtratı, ahlâkı, huyu, tabiatı, mizacı, seciyesi üzere doğar.
Fıtrat, yani yaratılıştaki mahiyeti itibariyle her insan lekesiz, tertemiz ve iman ve İslâm'a en müsait bir hüviyettedir; lekesiz, bembeyaz, üzerine her şey yazılabilecek bir kağıt veya üzerine hiç ses kaydedilmemiş bir bant, şekil verilmeye müsait bir macun, kalıplara dökülmeyi bekleyen maden cevheri veya eğilmeye müsait bir fidan gibi...


Resim

Dervişin gözü açık
Dün ü güni uyanık
Bu söze Tanrım tanık
Bakmadan gören gelsin..


MuhaMMedî Dervişin gönül gözü açıktır ki, dün de bu gün de UYanıktır..
Bu SÖZüme RABBım ALLAH celle celâlihu şâhiddir..
Onun için Kafa Gözüyle-Zâhirî BAKmadan, Kalb Gözüyle-Bâtınî GÖRen GELsin!.


وَمَن كَانَ فِي هَذِهِ أَعْمَى فَهُوَ فِي الآخِرَةِ أَعْمَى وَأَضَلُّ سَبِيلاً
Resim ---“Ve men kâne fî hâzihî a’mâ fe huve fî’l- âhıreti a’mâ ve edallu sebîlâ (sebîlen).: Ve burada (bu dünyada), kim kör ise artık o âhirette de kördür. Ve yoldan daha çok sapmıştır.”
(İsrâ 17/72)

Resim

Dervişin kulağı sak
Hak'tan alır ol sebak
Deprenmeden dil dudak
Sözü işiten gelsin..


Bu ÂLeMde MuhaMMedî Dervişin Kulağı dâima uyanıktır ve dâimâ durmadan El HAKk ALLAH celle celâlihudan Derunî ders ilhamı alırdurur..
Ham sofular gibi dili dudağı deprenmeden Hak SÖZü işitir..
Varsa böylesine Hak SÖZü işitenler beri GELsin..


Resim

Dervişin kolu uzun
Çıkarır münkir gözün
Şarktan garba düpdüzün
Sonmadık iren gelsin..


MuhaMMedî Derviş YeDuLLAHa bağlı upuzun koluyla, Hakka ve Hayra tecâvüz eden inkarcı münkir gözünü çıkarır atar..
Şarktan-DOĞumdan Garba-Ölüme düpdüzün-düpedüz-dosdoğru Sırat-ı Mustakîm üzere giden, yarı yoldan dönmeden sona ERişmek kesin kararı olanlar GELsin..


Resim

Dervişler Hakk'ın dostu
Canları ezel mesti
Aşk şem'ini yaktılar
Pervâne olan gelsin..


MuhaMMedî Dervişler el HAKk ALLAH celle celâlihu Dostlarıdır ve CÂLarı Ezel Bezminde “BeLÂ Şarabı” içip mest olmuşlardır..
ELLerinde yanan AŞKuLLAH ATEŞi MeşâLesine CÂNlarına kıyıp Pervâne kelebekleri gibi dalanlar GELsin..


Resim

Bu Eşrefoğlu Rumî
Dervişliğe geleli
Nefsindendir çektiği
Nefsin öldüren gelsin..

Bu MuhaMMedî HAkk Dervişi Eşrefoğlu Rumî kaddesallahu sırrahu BaBam, MuhaMMedî Dervişliği mezheb ve meslek edineli nefsinden neler çekmiştir onun için,
Nefsinin; Firavunî Rablık isteyen hevesini ve Nemrudî İlâhlık isteyen Hevâsını iyice tanıyıp, kökünü kazıyanlar BİZe GELsin..


Resim

Sıdk: Doğru söz. Hakikata muvâfık olan. Bir şeyin her hususu tam ve kâmil olması. * Ahdinde sâbit olmak. * Peygamberlere mahsus en mühim beş hasletten birisi. * Kalb temizliği.
Özge: başka.
Payan: Son, sonuç, nihayet.
Mevc: Dalga. Denizin dalgası. * Titreşim. * Mc: Devir, devre.
Kân: f. Bir şeyin menbaı. * Kuyu. Kaynak. * Mâden ocağı.
Hâss: (C.: Havass) Hususi. Hâlis. Kıymetli ve ileri gelen mühim yakınların topluluğu. * Bir şeyde bulunup başkasında bulunmayan. Umumi olmayıp mahsus olan. * Tam ayar olan, yabancı maddelerle karışık olmayan ve içinde bozuk bulunmayan. Tek, münferid. * Saf.
Âmm: Herkese âit. Umuma âit. Hususi ve bazılara mahsus olmayan. Umumi.
Lahza: Göz açıp kapayacak kadar kısa zaman. Bir an. En kısa zaman. Göz ucu ile bir bakış. Zaman.
Sak: Uyanık, gözü açık, müteyakkız.
Sebak: (C.: Esbâk) Ders.
Münkir: (Nekr. den) İnkâr eden, kabul etmiyen, hakikatı tasdik etmiyen, dinsiz.
Şem': Mum, ışık.
Pervâne: f. Fırıldak çark. * Geceleri ışığın etrafında dönen küçük kelebek. * Haberci, kılavuz.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 24 Mar 2017, 17:44 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11216
Resim gÖNLüm-ÖZü Rum!.


<=Resim=>


Resim KARBÂN GİTTİ!.

Karbân gitti ne yatarsın eya gâfil uyan
Yol uzak menzil öküş çoktur harâmiler inan..


Şu içinde bulunduğun imkanla intihan KULLuk ÇÖLünde Sırat-ı Mustakîm KervÂNı kalktı da YOLUna düştü gitti.. Sen ham aklıyın hevâ-hevesine kapılıp, burayı ebedî yurdun sanıp hâlâ gaflet uykusunda yatıp durmaktasın!.
Oysa yol çok uzun, menzil çok çok uzak ve bu yolda yol kesen harâmiler/haydutlar pek çoktur inan!.


Resim

Hubb-i dünyayı refik edinmeye eyle key hazer
Ki ağudur öldürür kalbi iricek bigüman..


Sakın sakın şu nakle ulaşmamış ham aklını çeldirici-yoldan çıkarıcı Dünya Sevgisini yoldaş eyleme ve bundan çok çekin ki,
O öylesine çok tehlikeli bir zehirdir ve hangi kalbe girse hemence işini bitirir ve öldürür..


Dünya Sevgisi hususunda Kur'ÂN-ı Kerîmimizde;

Âl-İ İmrân 3/14; Yûnus 10/24; Ra’d 13/26; Kehf 18/45; Nûr 24/ 37; Lokmân 31/33; Muhammed; Şûrâ 42/20; 47/36; Hadîd 57/20..

زُيِّنَ لِلنَّاسِ حُبُّ الشَّهَوَاتِ مِنَ النِّسَاء وَالْبَنِينَ وَالْقَنَاطِيرِ الْمُقَنطَرَةِ مِنَ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ وَالْخَيْلِ الْمُسَوَّمَةِ وَالأَنْعَامِ وَالْحَرْثِ ذَلِكَ مَتَاعُ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَاللّهُ عِندَهُ حُسْنُ الْمَآبِ
Resim ---"Zuyyine li’n- nâsi hubbu’ş- şehevâti mine’n- nisâi ve’l- benîne ve’l- kanâtîri’l- mukantarati mine’z- zehebi ve’l- fıddati ve’l- hayli’l- musevvemeti ve’l- en’âmi ve’l- hars (harsi), zâlike metâu’l- hayâti’d- dunyâ, vallâhu indehu HUSNUL MEÂB (meâbi).: İnsanlara, "kadınlara, oğullara, kantar kantar biriktirilmiş altın ve gümüşe, salma atlara, hayvanlara ve ekinlere olan sevgiden oluşan" şehvetleri (aşırı düşkünlükleri) güzel gösterildi. Bunlar, dünya hayatının menfaatleridir. Ve Allah, O'nun katındaki en güzel sığınaktır.”
(Âl-İ İmrân 3/14)

Dünya KuLLuk İmtihÂNı Sahamızdır. İfratla saldırmak, tefritle kaçmak yerien i’tidalle Yaşamak EMRuLLahtır.. Dünyaya da, âhirete de çalışmamızı emretmektedir..

وَابْتَغِ فِيمَا آتَاكَ اللَّهُ الدَّارَ الْآخِرَةَ وَلَا تَنسَ نَصِيبَكَ مِنَ الدُّنْيَا وَأَحْسِن كَمَا أَحْسَنَ اللَّهُ إِلَيْكَ وَلَا تَبْغِ الْفَسَادَ فِي الْأَرْضِ إِنَّ اللَّهَ لَا يُحِبُّ الْمُفْسِدِينَ
Resim ---"Vebtegı fîmâ âtâkellâhu’d- dâre’l- âhırate ve lâ tense nasîbeke mine’d- dunyâ ve ahsin kemâ ahsenallâhu ileyke ve lâ tebgıl fesâde fî’l- ard (ardı), innallâhe lâ yuhıbbu’l- mufsidîn (mufsidîne).: Ve Allah’ın sana verdiği şeylerin içinde bulunan âhiret yurdunu iste. Ve dünyadan nasibini (de) unutma. Allahû Tealâ’nın sana ihsan ettiği gibi sen de ihsan et (karşılıksız ver). Ve yeryüzünde fesat isteme (çıkartma). Muhakkak ki Allah, müfsidleri (fesat çıkaranları) sevmez.”
(Kasas 28//77)

الْمَالُ وَالْبَنُونَ زِينَةُ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَالْبَاقِيَاتُ الصَّالِحَاتُ خَيْرٌ عِندَ رَبِّكَ ثَوَابًا وَخَيْرٌ أَمَلًا
Resim ---"El mâlu vel benûne zînetu’l- hayâti’d- dunyâ, ve’l- bâkıyâtu’s- sâlihâtu hayrun inde rabbike sevâben ve hayrun emelâ (emelen).: Mal ve çocuklar dünya hayatının ziynetidir (süsüdür). Bâki (kalıcı) olan salih ameller (nefsi ıslâh edici ameller), sevap olarak ve emel (ümit) olarak, Rabbinin katında daha hayırlıdır.”
(Kehf 18/46)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem de buytuklarında Dünyaperestliğin tehlikesine işâret buyurmuştur..:

Resim ---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Dünya malından ayrılınca üzülmek, buna kavuşunca sevinmek ve azgınlık yapmak, insanı Cehenneme götürür.” buyurdu.
(Tirmizî)

Resim ---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Dünyayı seven, âhiretine zarar verir. Âhireti seven, dünyasına zarar verir. O halde, devamlı olanı, geçici olana tercih etmelidir.” buyurdu.
(Beyhekî)

Resim ---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Dünya, âhiretin tarlasıdır.” buyurdu. (Deylemî)

Resim ---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Dünya, âhiretin köprüsüdür.” buyurdu. (Deylemî)

Resim ---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Dünyaya sövmeyin; çünkü mümin için ne güzel bir binektir. Hayra onunla erişilir, şerden onunla kurtulunur.” buyurdu.
(Deylemî, İbni Neccar)

Resim ---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Dünya sevgisi bütün günahların başıdır.” buyurdu.
(Beyhekî, İbni Ebiddünya)

Resim

Hubb-i Hakk'ı edin kim diri tuta kalbi
Hubb-i Hak ab-ı hayattır kalb-i mevte vere can..


Sen bu gelgeç dünyasında, her şeyden önce El HAKk TeÂLÂ AŞKını baş tâcı edin ki, kalbini dâimâ diri tutsun..
Çünkü El HAKk TeÂLÂ AŞKı, Hayat Suyudur, ölü kalbleri diriltir ve CÂN VERir..


Resim

Nefsine uyma ki nefsin diriliği hayvandır
Diri gönüldür bulan hur ü kusur ile cinân..

Sakın Nefsi Emmârenin hevâ-hevesine uyma ki, onun diriliği Hayvanî Nefs diriliğidir..
Ve unutma ki, ancak El HAKk TeÂLÂ AŞKıyla dirilen gönüllerdir ulaşan hurilere, köşklere ve cennetlere..


Resim

Yol yerağın kılmadın geldi erişti uş ecel
ansızın tutar boğazını serür vermez aman..


Nez aman geleceği belli olmayan ecel, geldi kapına dayandı ama, sen hâlâ bir Yol Yolluğu hazırlamadın..
O ecel ki, bir anda ansızın boğazından tutup seni seriverir de aman vermez!.


Resim

Ömrünü olmaz yere harc eyledin bilmedin
Bunda sen assı dediğin anda ebediser ziyân..


Sen ki aslını faslını bilmeden, koskoca ömrünü olmaz işlerde-yerlerde harcayıp bitirdin boşuboşuna..
Bu ölümlü gelgeç dünyasında, sen çok kıymetli kâr ettim dediğin aslında, baştanbaşa ebedî ziyân senin iş dediklerin..


Resim

Geceler uyku ile gaflette geçti duymadın
Gündüzün nefsin muradıdır işin bil bi güman..


Gecelerin gaflet uykusu içinde geçti Hakkı ve Hayrı duymadın..
Gündüzleriyin kıymetini bil!. Bu âlemde nefsiyin hayr muradı nedir?. ve şüphesiz yapman gereken işini bil!.


Resim

Hak seni bu dünyaya saldı ziraat edesin
Sen ne ektin ne biçesin hasılın yok bir saman..


El HAKk TeÂLÂ seni bu Dünya Tarlasına KULu olman ziraatini edesin diye gönderdi..
Sen ne biçim bir çifçisin ki, ne ektin de ne biçesin, ortada hasılı bir samanın bile yok..


Resim

Vah eğer bundan bu hal ile eğer gider isen
Varıcak onda idisersin nice zâr ü figân..


Sana vaylena ki eğer bu şehâdet ticâreti şehrinden, şu içinde bulunduğun anlamsız halinle çeker gidersen,
Gittiğin yerde sen daha nice ahlar çeker feryâdı figan edersin!.


يَقُولُ يَا لَيْتَنِي قَدَّمْتُ لِحَيَاتِي
Resim --- "Yekûlu yâ leytenî kaddemtu li hayâtî. : Der ki: «Keşke ben bu hayâtım için (sağlığımda hayırlar) göndermiş olsaydım.”
(Fecr 89/24)

Resim ---Rasûlullah sallallahu aleyhi vessellem: “Şiddetli bir şekilde yaklaşan fitne sebebiyle vay insanların hâline. İnsanlar mü’min olarak sabahlar da akşam kâfir oluverirler. İnsanlar dinlerini küçük dünya menfaati karşılığı değiştiriverirler. İşte öyle zamanda dinlerinde sâbit kalabilenler ellerinde kor ateşi tutanlar gibidirler.”
(Ahmed İbn Hanbel, Müsned, II, 390; Ayrıca bkz. Müslim, İman 186; Tirmizi, Fiten 30, (2196)

Resim

Verme Eşrefoğlu Rumî gönlünü dünyaya sen
Nice malı çoğu gördün giydi gitti bir kefen..


Ey Eşrefoğlu Rumî kaddesallahu sırrahu Babam sakın dünyaya sen de gönlünü verme!.
Sen nice çok mallı zenginler gördün ki, kavga eden mirasçılarına kaldı o da, ak kefeni giydi çekti gitti çırılçıplak bu dünyadan!.



Resim

Karbân: f. Kervan.
Öküş (t): Çok fazla, ziyade.
Menzil: İnilen yer. Konulacak yer. * Yer. Dünya. Ev. * Mesafe.
Harâmi: Katı-üt tarik, yol kesen. Haydut.
Hubb: (Hibâb - Hibb - Mehabbet) Sevgi, muhabbet, bağlılık, dostluk.
Refik: Ortak, arkadaş, eş, yardımcı, yoldaş
Key: Pek
Hazer: Çekinme. Zarar verebilecek şeyden kaçınma. Korunma.
Bigüman: f. şeksiz, şüphesiz.
Mevt: Ölüm. Âhirete göç. Dünyadan gitmek. * Mevt, mü'minler için dünya vazifelerinden ve imtihanından bir paydostur.
Figân: f. Ağlayıp sızlama, bağırıp çağırma.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 27 Nis 2017, 18:22 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11216
Resim gÖNLüm-ÖZü Rum!.


<=Resim=>


Resim TUTARSAN HAK SÖZÜ!.


Tutarsan Hak sözü Hakk'ı göresin
Uyarsan nefse hergiz görmeyesin..


EYy Cân!
Eğer sen de bu gel-geç dünyasında HAKk TeÂLÂ’nın hak SÖZü EMRuLLAHı tutarsan HAKk'ı görürsün.
Ancak bâtılı ve şerri emrden Nefs-i Emmâreyin Hevâ-Hevesine uyar bu imtihÂN ÂLEMİnde oyalanır da, ömrü boş yere harcar bitirirsen asla göremezsin!.


El Hakku:

Resim

Resim

Anın sevdâsına düş gayrı terk et
Nice bî-hude sevdâlar kovasın..


Sen seni YARATANın AŞKuLLAH Sevdâsına düş gayrısını/mâsivâsını bırak/terk et!
Sen daha ne zamana kadar sonucu hüsran olan izafî-iğreti-ölümlü-boşu boşuna sevdâlar peşine düşer dekovalar durursun!.


Resim

Gönül kim hassa Dost'un halvetidir
Niçün sen an düşmanlar koyasın..


Şu sendeki Kalb/Gönül ki, Eşsiz-TEK-BİR olan Dâim Dost'un halvethânesi-özel kıblegâhıdır.
Sen nasıl olur da o kalbe, O’nun ve senin düşmanlarınızı koyasın!.


Resim

Gider hubbini mahlukun gönülden
Gönülden Halik'a ta yol bulasın..


Onun için tez vakitte sen, kalbindeki yaratılmış mahlukların sevgisini gönülden sil, yok et temizle ki,
El Hâlik ALLAH celle celâlihu’ya SILA SALLını-YOLUnu bulasın!.


El Hâliku:

Resim

Resim

Cenâbettir gönüle gayrı koymak
Taharet oldur kim Hakk'ı sevesin..


Cenâbı ALLAH celle celâlihu’nun ÖZ-AKREB Yurduna başkalarını doldurmak Cenâbetliktir-ÖZ Pisliğigidir ki, guslü gerektirir!.
Tertemizlik o dur ki, ÖZün ÖZünde TEK-BİR SEVgin yaratanın El Hâlik ALLAH celle celâlihu’ya olsun ve sen sadece HAKk TeÂLÂ’yı sevesin!.


El Hakku:

Resim

Resim

Gel anın derdine düş gayrı hep ko
Gülmansız ayn ile gayrı yuyasın..


Gel sen de O’nun/ HAKk TeÂLÂ’nın AŞK Derdine düş başkasını terk eyle.
GÖZündeki şek ve şüphelilerin hepsini de yıkayasın!.


Resim

Kuşangıl kendine himmet kuşağın
Binip cidd atına menzil alasın..


Sen artık beline Himmet Kuşağını kuşanıp kalbini tümüyle Cenâb-ı HAKk TeÂLÂ’ya çeviresin.
AŞKuLLAHın Ciddiyyetatına binip RABB TeÂLÂ’ya Rücû’ durağına koşasın!.


Resim

Sana senden eğer olmazsa himmet
Kaçan maksuduna vasıl olasın..


Eğer ki sana, senden mânevi yardım olmazsa sen nasıl olur da, maksadına ERişebilesin!.

Resim

Sen ey can varlığın nurun söğündür
Ki bu ism ü resimden kurtulasın..


Ey NEFS sen, yaratıklara karşı olan hevâ heves ışığını söndür ki,
Bu resim,isim, cisim ÂLEminden kutulup onları YaratanYOLuna EResin!.


Resim

Gidersen sen vücûdun zulmetini
Bulup âb-ı hayat içip kanasın..


Eğer ki sen şu KULLUK İmtihÂNı garaç-gerci olan mevCÛDLuk beden karanlığından UYANsan,
İşte oz aman Ebedî Hayat SUyu içimiş olur da, her ÂN yeniden DİRİLirsin!.


Resim

Senin gönlün o şahın gözgüsüdür
Dürüş cehd eyle gözgüyü silesin..


Senin gönlün o ŞÂHın gözgüsü/görüleceği yerdir.
İçine dürül ve çaba sarf et ki o, ÖZün ÖZünün perdelerini silesin!.


Resim

Göresin anda aks urmuş cemâli
Şoluk dem kim sen anı sen sanasın..


O zaman o Habli’l- Veridden de ÖZde, Ebedî Hayat SUyuna CemÂLuLLAHın aksinin düştüğünü/vurduğunu göreceksin!
O öyle bir ÂNdır ki, sen O’nu sen sanırsın!.


Resim

Eğer kalırsan işbu sanuda sen
Bu menzilde henüz bir bî-nevÂsın..



Eğer bu yanlış SANında/ZANNında çakılır kalırsan iyice bil ki,
Sen bu hedef NOKTasında ve YOLunda zavallı bir nasipsizsin!..


Resim

Gerek varlığın anda mahv edesin
Anın ile anı görüp bilesin..


İşte o zaman el Vâhidu’l KaHHÂRiyyette mutlak TEVHİDe ERERsin ve senin sanal-izafî-iğreti KULLuk İmtihÂNı bENliğin mahv olacaktır!
O zaman sen artık O’nun ile O’nu GÖReBİLeceksin!.


Resim

Bu dediğim cemâli pertevinden
Dahi bir noktadır ki anlayasın..


Bu benim ANLAttıklarım sadece O’nun CeMÂLuLLAH NÛRundan, ufacık bir NOKTadır ki sen ANLA diye ANLAttım!.

Resim

Acep remz eyler Eşrefoğlu Rumî
Seni kogıl ki bu remzi duyasın..


Bir acayip-garipçeişâret atmakta ortaya Eşrefoğlu Rumî BaBam ki,
Sen bu ÂLEMdeki ham akıl senliğini koyup MuhaMMedî NAKLindeki Şehâdet İşâretine geç ki, DUYaBİLesin!.


Resim

Bu remzi kim bilirse oldur insan
Bunu bilmeyene hayvan diyesin..


İşte bu SıRR-ı SıFır İşâretini/SıRRınıkim BİLir-BULur-Olur-YAŞARsa İNSÂNdır!.
Bunu bilmeyen gerisine hayvan desen doğrudur!.


Resim

Hergiz: f. Aslâ, kat'iyyen. Hiçbir suretle.
Bî-hude: f. Boşuna, beyhude, boşu boşuna.
Hassa: (C.: Havass) İnsanın kendisine tahsis ettiği şey. Bir şeyde bulunup başkasında bulunmayan şey. Bir şeye mahsus kuvvet.
Halvet: Yalnızlık. Tek başına kalmak. Tenhaya çekilme. * Gizlilik.
Hubb: (Hibâb - Hibb - Mehabbet) Sevgi, muhabbet, bağlılık, dostluk. Bir şeyi birisine sevdirmek.
Cenâbet: Pis. Gusletmesi lâzım gelen kimse. * Uzaklık.
Taharet: Temizlik. Nezafet. Temizlenmek.
Cidd: Çalışmak. Ciddiyetle yapmak.
Himmet: Kalbin bütün kuvveti ile Cenâb-ı Hakk'a ve sâir mukaddesata yönelmesi. Kalb isteği ile gösterilen ciddi gayret. * Allah indinde makbul ve mübârek bir kimsenin mânevi yardımı ile birisini koruması, yardım etmesi. * Tabiî şevk ve meyil ve heves. * Lütuf, yardım.
Menzil: İnilen yer. Konulacak yer. * Yer. Dünya. Ev. * Mesafe.
Maksud: Kasdedilmiş. Kasdedilen. * İstenilen şey. İstek. Arzu. Gâye.
Zulmet: Karanlık. * Mc: Sıkıntı.
Âb-ı hayat: Kan. Ebedî hayata sebep olan hayat suyu.
Cehd: Fazla çalışma. Güç ve kuvvetini sarfetme. İnsanın nefsine hâkim olması. * Azim, gayret, fedakârlık.* Takat.
BÎ-nevâ: f. Zavallı, nasibsiz, muhtaç, çaresiz.
Pertev: (Pertav) f. Ziya, ışık.
Remz: İşaret. İşaretle anlatmak. * Güç anlaşılır. * Gizli ve kapalı söyleme.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 28 May 2017, 18:16 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11216
Resim gÖNLüm-ÖZü Rum!.


<=Resim=>


Resim TECELLî!.

TECELLÎ

Tecellî şevki didârın
Beni mest eyledi hayran
"Ene’l- hak" sırrını canım
Anınçün kılmazam pinhan..


Yâ RABBenâ!.
SENin Cemâlinin tecellisi âşikâr görünmesinin verdiği yaşanmadan anlatılamaz şiddette istek ve arzu beni bu âlemde mest edip aklımı başımdan aldı gitti hayrÂN HÂLde bıraktı.
Onuniçin artık canım "Ene’l- hak: Ben HAKkım!.” Sözünü açıkça söylemekte ki, saklayıp gizleyememektedir..


Resim

Acep hayran u mestem kim
Bilişten bilmezem yâri
Gözüm her kanda kim baksa
Görünen Sûret-i Rahmân..


Ben ne biçimde bir serhoş olmuşum ki; bu mestlik, Nazlı Yâri sadece kuru lafla BİLişten değil de fiilen YAŞAyıştandır ki, gözlerim her nereye baksa her ŞEYyi, er RAHMÂN Sûreti görmektedir..


Resim

Benim her dertlü dermanı
Benim her ma'denin kânı
Benim ol durr-i bi hemta
Benim ol bahr-i bi payan..


Ondandır ki; her dertlinin dermanı, her ma'denin ocağı-menbağı benim.
Onun için benim bu ÂLEM DERYÂsındaki eşsiz İNCİ ve sınırsız DERYÂ benim..


Resim

Semâda sırr eder sırrım
Cihânı tuttu envarım
Mukaddesler cemiisi
Benim sırrımda sergerdan..


Ondandır ki; SıRR-ı SıFıRım gök yüzünde SIRRLanır.. NÛR-u MuhaMMed NÛRum CihÂNı Aydınlatır.
TÜMM mukaddeslerin CEM’isi-Toplamı, benim ÖZ SIRRımda başı dönmüş, şaşkın ve hayranca DÖnerdururlar..


Resim

Bu ay u gün bu yıldızlar
Bu giceler bu gündüzler
Bu yazlar kışlar u güzler
Benim emrimdedir yeksan..


Ondandır ki; Bu ay, güneş ve bu yıldızlar, bu geceler, bu gündüzler, bu yazlar, kışlar ve güzler benim EMRimle BİZBİR-İZ-Liktedir tamamen..

Resim

Çürümüş tenlere bir kez
Eğer dirsem "bi izni kum"
Yalın ayak u baş açık
Duralar kamusu uryan..


MuhaMMedî ve İsevî Makamda iken, mezardaki çürümüş tenlere-bedenlere bir kez "Bî izni kum: İznimle kalk!.” dersem CÜMMLesi çırılçıplak ve de yalın ayak ve baş açık karşımda dururlar..

إِذْ قَالَ اللّهُ يَا عِيسى ابْنَ مَرْيَمَ اذْكُرْ نِعْمَتِي عَلَيْكَ وَعَلَى وَالِدَتِكَ إِذْ أَيَّدتُّكَ بِرُوحِ الْقُدُسِ تُكَلِّمُ النَّاسَ فِي الْمَهْدِ وَكَهْلاً وَإِذْ عَلَّمْتُكَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَالتَّوْرَاةَ وَالإِنجِيلَ وَإِذْ تَخْلُقُ مِنَ الطِّينِ كَهَيْئَةِ الطَّيْرِ بِإِذْنِي فَتَنفُخُ فِيهَا فَتَكُونُ طَيْرًا بِإِذْنِي وَتُبْرِئُ الأَكْمَهَ وَالأَبْرَصَ بِإِذْنِي وَإِذْ تُخْرِجُ الْمَوتَى بِإِذْنِي وَإِذْ كَفَفْتُ بَنِي إِسْرَائِيلَ عَنكَ إِذْ جِئْتَهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُواْ مِنْهُمْ إِنْ هَذَا إِلاَّ سِحْرٌ مُّبِينٌ
Resim ---“İz kâlellâhu yâ îsâbne meryemezkur ni’metî aleyke ve alâ vâlidetike iz eyyedtuke bi rûhi’l- kudusi tukellimun nâse fî’l- mehdi ve kehlâ (kehlen), ve iz allemtuke’l- kitâbe ve’l- hikmete vet tevrâte ve’l- incîl (incîle), ve iz tahluku minet tîni ke hey’eti’t- tayri bi iznî fe tenfuhu fîhâ fe tekûnu tayran bi iznî ve tubriu’l- ekmehe ve’l- ebrasa bi iznî, ve iz tuhricu’l- mevtâ bi iznî, ve iz kefeftu benî isrâîle anke iz ci’tehum bi’l- beyyinâti fe kâlellezîne keferû minhum in hâzâ illâ sihrun mubîn (mubînun).: Allah (cc.) şöyle buyurmuştu; “Ey Meryem oğlu İsâ! Senin ve annenin üzerindeki nimetimi hatırla. Seni Ruhû’l- Kudüs ile desteklemiştim de beşikte iken de yetişkin iken de insanlarla konuşuyordun. Sana Kitab'ı, Hikmet'i, Tevrat'ı ve İncil'i öğretmiştim. Ben’im iznimle nemli topraktan kuş şeklinde heykel (sûret) yapmıştın, sonra onun içine üflemiştin, böylece Ben'im iznimle bir kuş olmuştu. Ve, doğuştan kör olanı ve alaca tenliyi yine Ben'im iznimle iyileştiriyordun. Ben'im iznimle ölüleri (diriltip, kabirden) çıkartıyordun. Ve onlara apaçık belgeler getirdiğin zaman İsrailoğullarının saldırısını senden savmıştım (seni kurtarmıştım). O zaman onlardan kâfir olanlar (küfürde olanlar); "Bu ancak, sadece apaçık bir sihirdir." demişlerdi.”
(Mâide 5/110)

Resim

Benim ilm-i ledünnümde
Hezâran hızr olur âciz
Benim her bir tecellîmde
Nice bin Musâ'lar hayran..


Benim MuhaMMedî LedüNN ilmimde binlerce halkın âciz gördüğü kimseler birer Hızır olurlar.
RaBBımın ve Resûlullah sallallahu aleyhi vesellemin NÛRu olan izafî BENLik AYNamdaki her bir tecellîmde nice binlerce Musâ'lar hayrÂN kalıp mest olurlar bayılırlar..


وَلَمَّا جَاء مُوسَى لِمِيقَاتِنَا وَكَلَّمَهُ رَبُّهُ قَالَ رَبِّ أَرِنِي أَنظُرْ إِلَيْكَ قَالَ لَن تَرَانِي وَلَكِنِ انظُرْ إِلَى الْجَبَلِ فَإِنِ اسْتَقَرَّ مَكَانَهُ فَسَوْفَ تَرَانِي فَلَمَّا تَجَلَّى رَبُّهُ لِلْجَبَلِ جَعَلَهُ دَكًّا وَخَرَّ موسَى صَعِقًا فَلَمَّا أَفَاقَ قَالَ سُبْحَانَكَ تُبْتُ إِلَيْكَ وَأَنَاْ أَوَّلُ الْمُؤْمِنِينَ
Resim ---"Ve lemmâ câe mûsâ li mîkâtinâ ve kellemehu rabbuhu kâle rabbi erinî enzur ileyke, kâle len terânî ve lakininzur ilâ’l- cebeli fe inistekarre mekânehu fe sevfe terânî fe lemmâ tecellâ rabbuhu li’l- cebeli cealehu dekkan ve harra mûsâ saıkan, fe lemmâ efaka kâle subhâneke tubtu ileyke ve ene evvelu’l- mu’minîn (mu’minîne).: Musa (aleyhisselâm), tâyin ettiğimiz (belirlediğimiz) zamanda gelince, RaBBi onunla konuştu. (Musa aleyhisselâm) şöyle dedi: “RaBBim, bana (Kendini) göster, Sana bakayım.” (ALLAHu Teâlâ): “Beni asla göremezsin. Ve fakat dağa bak! O, mekânını kararlı tutabilirse (yerinde durabilirse); o zaman sen, Beni görürsün.” buyurdu. RaBBi, dağa tecellî ettiği zaman onu paramparça etti. Musa (aleyhisselâm), bayılarak yere düştü. Sonra ayıldığı zaman: “SEN SübhÂN’sın (SENİ tenzih ederim). SANA tövbe ederim. Ben, mü’minlerin ilkiyim.” dedi.”
(A’râf 7/143)

Resim

Cihân tılsımının bendi
Benim elimdedir şimdi
Benim bugün bu meydanda
Benimdir top ile çevgan..


İÇinde İmkÂNlarla İmtihÂN Olmakta oluğumuz şu CihÂN tılsımının/ÖZün ÖZÜ Gerçeği Definesinin bulunmasına mâni olan Gizli Sır Bağı şimdi, şu ÂNda, Şe’ÂNda benim elimdedir..
Ve bu KULLukta Şehâdet Meydanında “OLsun!. OLmasın!.” OYUNUndaki “OLÂN” gerçeğinin OYNayan/topu ile Oynatan/Oyun Sopası benim!.


Resim

Benim şahı bu meydanın
Benim devri bu devranın
Benim canı bu canların
Benimle diridir her can..


Bu MuhaBBet Meydanının şâhı benim.. Bu DevrÂNın Devri benim.. Bu âlmdeki cânların cânı temelde BİZ BİR-İZde benim ve benimle haşre-dirilir kıyamet kıyamına durur her can..

Resim

Benim Mansûr'u dâr iden
Benim ağyârı yâr iden
Benim her varı var iden
Benim hem giden hem duran..


Hallac- Mansur’u “Ene’l- HaKk!.” dedi diye dâr ağacına çeken benim.. Yâr olamayan ağyârı yâr eden de benim..
Bu kâinattaki her feyeKÛN varını VAR eden benim.. gelip-geçip giden de benim gitmeyip duran da benim..


Resim

Değilim oddan u sudan
Veya toprak veya yilden
Ben irden var idüm irden
Henüz yoğidi bu ezman..


Benim aslım dört unsur olan Ateş-Su-Toprak-Havadan da değildir ve ben en erken olandan da önce var idim ki bu zamanlar henüz yaratılmamıştı yok idi..


هَلْ أَتَى عَلَى الْإِنسَانِ حِينٌ مِّنَ الدَّهْرِ لَمْ يَكُن شَيْئًا مَّذْكُورًا
Resim ---"Hel etâ alâ’l- insâni hînun mine’d- dehri lem yekun şey’en mezkûrâ (mezkûran).: İnsanın üzerinden, henüz “anılmaya değer bir şey” değilken,(anılmaya değer bir varlık olana kadar) uzun bir zaman geçmedi mi? (ilk defa tek hücre olarak yaratılmasının üzerinden,anılmaya değer bir varlık haline gelmesine, doğmasına kadar geçen süre)”
(İnsân (Dehr) 76/1)

Resim

Zamansız bi zamanım ben
Nişânsız bi nişânım ben
Dü âlemde hemânım ben
Benim görünen hem gören..


Zamanı olmayan bir zamanım ben.. Nişânı olmayan bir nişânım ben ki,
Dünya ve âhiret iki âlemde de “ÂN”la beraberim ben. Gören de görünen de benim..


Resim

Görürsün sûreta âdem
Benim emrimdedir âlem
Feleklerle melekler hep
Bana mahkumdur ins ü can..


Benim sûretimi, insan hâlimi görüp de sıradan âdemoğlu sanır.. Oysa âlem benim emrimdedir.. Bu göklerle, melekler, insanlar ve cinlerin hepsi de bana mahkumdur..

Resim

Sanırsın Eşrefoğlu'yam
Ne Rumî'yem ne İznikî
Benem ol dâim ü bâki
Göründüm sûreta insan..


Sen görünüşte bana bakıp da Eşrefoğlu Rumî'yim sanırsın, oysa ben ne Rum ellerindenim ne de İznikliyim..
Dâimî ve Bâkî olan benim ancak, insan suretinde göründüm..
Kaddesallahu sırrahu..


Resim

Tecellî: Görünme. Bilinme. * Kader. * Allah'ın (C.C.) lütfuna uğrama. * İlâhi kudretin meydana çıkması, görünmesi. Hak nurunun te'siriyle kulun kalbinde hakikatın bilinmesi.(Fıtrat yalan söylemez. Meselâ : Bir çekirdekteki meyelân-ı nümüvv der ki: "Sünbülleneceğim, meyve vereceğim." Doğru söyler. Meselâ: Yumurtada bir meyelân-ı hayat var. Der: "Piliç olacağım" Biiznillâh olur, doğru söyler. Meselâ: Bir avuç su, incimad ile meyelân-ı inbisatı der: "Fazla yer tutacağım. "Metin demir onu yalan çıkaramaz, sözünün doğruluğu demiri parçalar. İşte şu meyelânlar irade-i İlâhiyeden gelen evâmir-i tekviniyenin tecellileridir, cilveleridir. M.N.)
Şevk: Çok istek, şiddetli arzu. * Neş'e. *Bir şeyi bir yere şeye sağlamca bağlama. * Memnun. Şâduman.
Didâr: f. Mülâkat, görüş. * Görünme. * Yüz. Çehre. * Görüş kuvveti, göz. * Açık, meydanda
Kân: f. Bir şeyin menbaı. * Kuyu. Kaynak. * Mâden ocağı.
Hemta: f. Eş denk. Benzer.
Payan: f. Kenar, son nihayet, uç. * Tas: Ehl-i tarikatın ulaşacağı birlik âlemi. * Akıbet.
Sergerdan: f. Başı dönmüş, şaşkın. Hayran.
Yeksan: Beraber. Bir. * Düz. * Her zaman.
Ledünn: (İlm-i ledünn) Garib bir ilim ismidir. Ona vakıf olan, mesturat ve hafâyayı, gizlilikleri münkeşif bir halde göreceği gibi, esrar-ı İlâhiyyeye de ıttıla' kesbeder. Bu ilm-i şerifin hocası ve sultanı Fahr-i Kâinat Aleyhi Ekmelüttahiyyât vessalâvât Efendimiz Hz. leridir. Bu ilmin ehli ise, Enbiyâ-ı izâm (aleyhumusselâm) ve Ehlullâh-i Kiram Efendilerimiz Hazretleridir.
Hezâran: f. Binler. Binlerce. Pek çok. * Bülbüller.
Tılsım: Herkesin bilip çözemediği gizli şey. * Gizli sır. Fevkalâde kuvvet ve te'siri hâiz olan şey. * Definenin bulunmasına mâni olan mevhum şey.
Bend: f. Bağlanan. Bağlanmış. * Bağ. Boğum. Mafsal. * Su bendi. Baraj.
Çevgan: f. Cirit oyunlarında atlıların birbirlerine attıkları değnek. * Baston, ucu eğri değnek.
Mansûr: Asıl adı Hüseyin olan bu zat, tasavvuf mesleğinde meşhurdur. Manevi istiğrak hallerinde hissettiklerini, şeriata zâhiren zıd düşen ifadelerle söylediği için, Hicri 306 senesinde idam edilmiştir.
Ezman: Zamanlar. Vakitler. Müddetler.
Sureta: Görünüşte. Zâhiren.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 17 Haz 2017, 21:11 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11216
Resim gÖNLüm-ÖZü Rum!.


<=Resim=>


Resim UYARDIM SİZİ!.


Uyardım sizi bu yolda
Dek benimle gele görün
Arkun arkun bu dünyanın
Ardından kesile görün..


Eyy cânlar ben sizi Hak Yolda uyardım ki, benimle gelene kadar ki,
Artık bu dünyanın ardına düşüp gitmekten yavaş yavaş kesilin-geri durun..


Resim

Koyun bu dünya halini
Terk edin kıyl u kalini
Varın erenler yolunu
Bir yere cem' olugörün..


Bu dünyanın geçici-izafî-iğreti-ölümlü hallerini ve dedi-kodusunu terk edin.
HAKk MuhaMMedî ERENLer YOLUna varıp siz de onlarla CEM’ olun..


Resim

Dağılmayın değme yola
Gelin bile gidelim bile
Bugün yarın deyip koman
Bu nefsden ayrılıgörün..


Sakın bu karğaşa panayırında rastgele insanların çağrısına kulak verip HAKk YOLdan dağılmayın ki BİZ ERENLer BİZ BİR-İZ BİLe gidelim..
Sakın bugün yarın ayrılacağım deyip de, NEFSin Dünyaya dönük hevâsına kapılmayın ve onun bu heveslerinden ayrılın..


Resim

Bu nefsin vâdesi çoktur
Âşıklara vâde yoktur
Güvenme yarınki va'de
Bugün Dost'u bilen görün..


Bu Nefs-i Emmârenin bu gün değil yarın yapacağım vâdeleri çoktur ve bitip tükenmez. Oysa MuhaMMedî HAKk ÂŞIKLara asla vâde yoktur ki,DUYar UYar!.
SEN de bu hayal ürünü yarın vaadlerine sakın güvenme ve bugün DOST'u BİLen-BULan_OLan-YAŞAyanları gör ve sende katıl..


Resim

Nefs hayr nicedir harcı
İde görün nefse gücü
aki dirlik isterseniz
Dost derdiyle öligörün..


Şu Nefs-i Emmârenin HAKk’ın HAYR EMRinde sarfettiği çaba ve sonuç nicedir nasıldır deyip de NEFSine gücünü yetirip sözünü tuttur.
Siz de, yüz akı dirlik düzen isterseniz CÂNÂN için CÂNınızı fedâ ediniz ki, DOST derdiyle ÖLmekten çekinmeyin!.


Resim

Gerçek âşıksanız gelin
Bu yolda diriyken ölün
Ölmezden ön ölenlerin
Bekâsını bulıgörün..


Siz de Resûlullah sallallahu aleyhi vesellemi DUYup UYan MuhaMMedî HAKk ÂŞIKsanız buyurun gelin ÖLmeden ÖNce ÖLün ki, ÖLmeden ÖNce ÖLenlerin ULAŞtıkları ebedî BEKÂ/Dâim, Kâim ve sâbit olma HÂLini BULun!.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Mutü kable en temutü: ÖLmeden ÖNce ÖLünüz!” buyurmuştur.
(Aclunî, Keşfü’l-Hâfâ II-291-2669)


Resim

Fenâsızdır bekâları
Key yücedir makamları
Verüben bu fâni ömrü
Bâki ömrü alıgörün..


Ki, o HÂLe erenlerin BEKÂları Fenâsızdır/Yok olma yoktur ki ondan dolayı makamları târifsiz ve yücedir..
Sen de bu fâni, gelegeç iğreti ömrü vererek ebedî Bâki ömrü ALaBİLesin..


Resim

Bozun bu dünya tertibin
Koman gönülde kibr ü kin
Bu gerçekler katarına
Siz dahi diziligörün..


HAKk TeÂLÂ’ya KULLuk İmtihÂNı sahası olan bu dünyanın aslında Hile ile aldatma olan tertibini bozup geçici olduğunu ANLAyın ki, gönlünüzde kibir ve kin gibi şeytÂN pisliklerini temizleyin ki,
Gerçek ERETNLer katarına siz de DİZile BİLesiniz!.


Resim

Usan olup kalman geru
Menzil uzaktur ileru
İşbu uzak yollar içün
Yerağınız kılıgörün..


Sakın usanıp da AŞK KERVÂNından geri kalmayın ki MENZİL ilerde ve çok uzaktır.
İşte bu uzak yollar için gerekli şeyleri-YOLLuğu hazırlayınız..


Resim

Usanlar bu yolda battı
Kâfile menzile yetti
Yürün yürün tiz irişin
Kafileye katılıgörün..


Bu YOLda usanıp bıkanlar boğuldu battılar ki, Kâfile çoktan menzile ulaştı.
Sizde durmadan yürüyüp tez ULAŞmaya çabalayın ki, Kâfileye KatılaBİLesiniz..


Resim

Dünyaya gönül bağlaman
Sonra ah edip ağlaman
Her kıssadan emin olun
Şad u hurrem güligörün..


Sakın sakın bu yalan Dünyaya gönül bağlayıp da, sununda ah edip ağlamayın.
Hayattaki her olaydan ibret alıp doru-emin olanı yapın ki, sonunda şen ve sevinçli olup ferah bulup GÜLeGÖRün!.


Resim

Eşrefoğlu Rumî ile
Gelin dostlar Dost'a bile
İki cihân muradından
Cehd edip üzüligörün..


Siz de eyy dostlar, MuhaMMedî HAKk ÂŞIK Eşrefoğlu Rumî kaddesallahu sırrahu İLE BİZ BİR-İZ-Likte DOST'a BİLE gidelim.
İki cihân muradından üzülerek vaz geçip-çabalayıp CEMÂLuLLAHa SALL edip ULAŞalım inşâe ALLAHu TeÂLÂ!.


Resim

Nice nice nefs arzusu
Nice nice Hakk'a asi
Geldi uş ölüm elçisi
Derip devşiriligörün..


NEFSin bu sonu gelmez hevâ heves ve arzularıyla HAKk teÂLÂ’ya isyanlarıyla uğraşırken ve âniden,
Şimdi çıka gelir ölüm elçisi Azrâil aleyhisselâm ki, fırsat elden kaçmadan HÂLini derip devşir tolan ki ebedî YOLculuğa götürecektir!.


Resim

Dek: t. Edat olup zaman ve mekân için kullanılır. "Hatta, tâ, kadar" mânalarına gelir. Meselâ: Akşama dek çalıştım.
Arkun: Yavaş, ağır, sakin.
kıyl u kal: Dedikodu.
Vâde: Bir iş için önceden belli edilen zaman. Bir işi te'hir etmek, sonraya bırakmak için olan belli vakit. * Ecel.
Va'd: Söz verme. Söz verilen şey. Bir kimsenin yapacağına veya yapmayacağına dâir söz vermiş olduğu husus. Bir şeyi yapmak veya bir şey için söz vermek va'ddır.
Harç: Gider, sarfiyat, bir iş için kullanılan madde.
Key: f. Ne vakit, ne zaman? (Soru için kullanılır.)
Tertib: (C.: Tertibât) Tanzim etme. Dizme, sıralama, düzene koymak. * Tedarik edip hazır ve müheyya kılmak. * Bir şeyi bir yere sabit ve pâyidar kılmak. * Mertebelere göre davranmak. * Hile ile aldatma.
Menzil: İnilen yer. Konulacak yer. * Yer. Dünya. Ev. * Mesafe.
Şad: f. Sevinçli, ferahlı, memnun, mesrur, şen, bahtiyar.
Hurrem: f. Sevinçli. Mesrur. Şen. Ferahlık veren. Taze ve hoş. Güler yüzlü.
Cehd: Fazla çalışma. Güç ve kuvvetini sarfetme. İnsanın nefsine hâkim olması. * Azim, gayret, fedakârlık.* Takat.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 16 Tem 2017, 14:08 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11216
Resim gÖNLüm-ÖZü Rum!.


<=Resim=>


Resim SENİN AŞKIN!.

Senin aşkın bana mezheb ü dindir
Seni her kimse kim sevmez bî-dindir..


Yâ RABBenâ!.
SENin Aşkın benim mezhebim ve dinimdir ki,
SENi her kimse kim ki, sevmez/sevemez ise, dinsizdir..


Resim

Seni seven nider hur u kusuru
Âşıklara senin aşkın hemindir..


SENi SEVen ne yapsın CeNNetlerin hurisini ve de köşklerini,
MuhaMMedî HAKk ÂŞIKlar için ise, SENin Aşkın/AŞKuLLAH her ÂN BİZ BİR-İZ OLdukları YAŞAmayana ANLAtılamaz bir HEMHÂL OLuştur..


Resim

Sekiz uçmak bana sensiz cehennem
Yedi tamu seninle reyahindir..


Sekiz CeNNet bana SENsiz CeheNNem iken,
SENin ile OLunca ise, yedi CeheNNem hoş ve güzel kokulu bir İbrahîmî berden SeLÂMen RaHMet Yurdudur.

HAKk’ı tercihle İbrahîm aleyhisselâm için, cehennem “berden selâmen” olmuştur..
“Berden seLÂM” et:

قُلْنَا يَا نَارُ كُونِي بَرْدًا وَسَلَامًا عَلَى إِبْرَاهِيمَ
---“Kulnâ yâ nâru kûnî berden ve selâmen alâ ibrahîm (ibrahîme): “Ey ateş! İbrâhim için serinlik ve esenlik ol! dedik.” (Enbiyâ 21/69)


Resim

Şeker yirsem bana sensiz acı öd
Seninle zehr-i katl key şirindir..


Ben SENsiz, şekerler yesem zehir zıkkım ve öd kesesi acısı olur,
SENin ile OLunca ise, öldürücü zehir yesem kesinlikle CÂNıma daha tatlı ve sevimlidir..


Resim

İki cihân içinde her ne kim var
Dükaliden senin aşkın güzindir..


Dünyâ âhiret iki cihân içinde her ne kim var ise,
Hepsinden-KüLLî ŞEYyden de SENin AŞKın daha seçkin ve TEK-BİRdir..


Resim

Nedir dünya yolunda can verenler
Ki her bir kuşede binin binindir..


Ne akıl ve vicdan sahibliğidir ki, bu gelgeç Dünyasına kapılıp onun yolunda ömür sürüp geberip gidenlerin halleri ki,
Mâalesef her bir dünya köşesinde milyonlarcası şu ÂNda bu HÂLLerdediler Bâtılı ve Şerri tercihlerinden dolayı!.
ALLAH celle celâlihu korusun ÜMMet-i MuhaMMed aleyhisselâmı..


Resim

Benim fikrim hayâlim endişem sen
Anınçün gözlerim her dem nemindir..


Benim bu CÂN bende olduğu sürece hayatta fikrim, hayâlim ve endişem sonUÇta, hep SENsin.
Onu için gözlerim her zaman nemlidir ve gözyaşı dökerim!.


Resim

Senin âşıkların çokdur dükelden
Bu Eşrefoğlu Rumî kemterindir..


Gerçi SENin ÂŞIKların sayısız çoktur ezleden beri ebeden,
Bu Eşrefoğlu Rumî kaddesallahu sırrahu Babam da, KuL İhvÂNin gibi Fakriyyet, Âcziyyet, Zillet ve İllet KuLLuğunda zavaLLı KıtMÎRindir..
Yâ HAYyu’L- HUu DOst ALLAH celle celâlihu!.


Resim

Mezheb: Yol. Gidilen yol. Tutulan çığır. * Dinin esaslarında ve esas temel mes'elelerde bir olmakla beraber, teferruatta bazı muhtelif mes'eleler olması sebebiyle birbirinden az farklı müctehidlerin yolları. Müctehidlerden, kendilerine tâbi olunanların seçtikleri meslekleri. Füruatta Hanefi ve Şâfii; ve Akaidde Mâturidi ve Eş'ari gibi... Bu "Mezheb" kelimesi asıl ve esas mânasına da kullanılır. Beyn-el ulemâ ve mukakkiklerce ince tedkik neticesinde Kur'ân-ı Kerim'in esaslarından, Peygamber'in (A.S.M.) emir ve sünnetlerinden ayrılmamış "Dört Mezheb" Hak olarak seçilmiştir: 1- Hanefî Mezhebi, 2- Şâfiî Mezhebi, 3- Hanbelî Mezhebi. 4- Mâlikî Mezhebi.
Bî-din: Dinsiz.
Hur: (Ahver. C.) Ahu gözlüler. Gözleri iri ve siyah kısmı pek siyah; beyaz kısmı pek beyaz olan kızlar. * Cennet kızları, huriler.
Kusur: Cennet'teki köşkler.
Hemin: f. Cümle. Hep. Bütün.
Uçmak: Cennet.
Tamu: (Aslı: Tamuğdur) Cehennem.
Reyahin: Hoş güzel koku. * Rızık ve maişet, rahmet.
Katl: Öldürmek.
Key (t): Pey, şiddetli, çetin.
Güzin: Seçen, seçilmiş, seçkin, beğenilmiş.
Kuşe: Köşe.
Dükel: dükeli (tükeli, dükel, düğeli): Hep, cümle, hepsi, bütün, herkes.
Kemter: f. Aciz. Fakir. İtibarsız. * Başka şeylere göre daha az olan. Pek aşağı. * Noksan, eksik.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 11 Ağu 2017, 20:28 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11216
Resim gÖNLüm-ÖZü Rum!.


<=Resim=>


Resim GÖNÜL DOST'un!.


Gönül Dost'un cemâl âyinesidir
Gönül kim pas ola Dost'un nesidir..


MuhaMMedî Rüşde ERmiş gönül, El Velîyy ALLAH celle celâlihu’nun Cemâl Aynasıdır.
Bir gönül ki bu Şehâdet Âleminde paslanmışsa artık Dost’un işe yarar bir şeyi değildir..


Resim

Hayatıdır kulubun zikr-i mahbub
Hayal-i Dost gönüller münisidir..


İlahî AŞKta Sevgilinin sürekli ZİKRi, kalblerin her ÂN Hayatıdır.
Dostun sürekli hatırlanması ise gönüllerin terketmeyen cana yakın can-ciğer dostu BİZ BİR-İZ arkadaşıdır..


Resim

Hayal-i gayrdan gönlün safâ kıl
Ki safi gönüle Dost konasıdır..


Sen Dosttan başkasının hayalini düşünmekten gönlünü saff kılıp temizle.
Ki böylece tertemiz ve bomboş gönüle Dost konar ve yerleşir ebeden..


Resim

Gönüldedir gönülde pertev-i Dost
Bu gönüller anın genchânesidir..


Eyy cÂN, Dostun ışığı NÛRuLLAHın menbağı gönüldedir gönülde.
Bu MuhaMMedî ÂŞıK İnsÂN gönülleri O’nun Gömülü SıRR Hazineleri, Define Dolaplarıdır..


Resim

Gönülde buldu dost'u aşinalar
O taşra isteyen bî-gânesidir..


Kendini ve RABBını BİLen-TANıyan ve tanıdık olan MuhaMMedî ÂŞıKlar O Yüce Dost'u ÖZLerinde-Gönüllerinde buldular..
O’nu dışarılarda arayan bulmak isteyen boş konuşan AŞKtan alâkasız birisidir..


Resim

Gönül Arşdan uludur nice bin Arş
Gönül zerresinin bir dânesidir..


MuhaMMedî Hak ÂŞıK’ın gönlü, ARŞuLLAHtan da yücedir.
Binlerce ARŞ, Seven Âşık gönlünün bir ZERResidir..


Resim

Gönül esrarı dersem akla sığmaz
Hass ül has tevhidin hazânesidir..


Eğer gerçek MuhaMMedî Hak ÂŞıK’ların gönül SIRRLarını dersem normal insanların akılların havsalasına sığmaz.
İşte böylesi kalb sahibi zâtların kalbleri-gönülleri; kıymetlinin kıymetlisi, en güzeli, en has Tahkik Tevhidin kalbidir- gönlüdür..


Resim

Yu kemter Eşrefoğlu Rumî gönlü
Sınık mecruh u hem virânesidir..


Ey dünya fâkiri Eşrefoğlu Rumî kaddesallahu sırrahu Babam, sen de gönlü yuyup yıka tertemiz et.
Yaralı, kırık, tertemiz, boş ve virâne gönülller Dostun nazargâhıdır..


Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: ALLAH celle celâlihu: [/color[color=#0040FF]]“Ben, benim için kırılmış kalblerin yanındayım, bir de benim için yıkılmış kabirlerin yanındayım.” buyurdu.” buyurdu.
(Aclunî, Keşfu’l- Hâfâ, 1/230)

Resim---Musa (aleyhisselâm) veya Davud (aleyhisselâm): Ey RABBim! Seni nerede bulabilirim?” diye sorunca, Cenâb-ı Allah: “Beni kalbi kırık kimselerin yanında bulursun” karşılığını vermiştir.
(İbn Ebi’d- Dünya, Hüzün, s. 36; İ. Ahmed, Kitabü’z- zühd, I, 120; Ebû Nuaym, Hilyetü’l- Evliyâ, II, 364, IV, 32, VI, 177)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem:“Şüphesiz ALLAH, her hüzünlü kalbi sever.” buyurdu.
(İbn Ebi’d-Dünya, Hüzün, h. 2; Taberânî, Müsnedü’ş- Şâmiyyin, II, 351, h. 1480; Kudâî, Müsnedü’ş- Şihab, II, 149, h. 1075; Hâkim, Müstedrek, IV, 351, h. 7884)

Resim

Kulub: (Kalb. C.) Kalbler, gönüller.
Mahbub: Muhabbet edilen. Sevilen.
Münis: Alışılmış. Ehlileşmiş. Cana yakın. Sevimli. Ünsiyyet edilmiş.
Gayr: Diğer, başkası, mâadâ, âher, yabancı. (İstisnâ edâtıdır. Başlarına getirildiği kelimeyi nefy yapar.)
Safi: Katışıksız. Temiz, süzülmüş ve temiz. * Bozuk olmayan. Hâlis.
Pertev: (Pertav) f. Ziya, ışık. * Atılma, sıçrama, hız
Genc: f. Define, hazine. Gömülü hazine. Kenz.
Aşina: f. Mâlumatlı, haberli olan. Arif. Bilgili. Mâlik. Tanıdık. Yabancı olmayan.
Bî-gâne: Kayıtsız. Alâkasız. * Aldırışsız. Yabancı. Dünya ile alâkayı kesmiş olan.
Arş: Bağ çardağı. * Gölgelik. * Kürsü, taht, yüce makam. En yüksek gök. Allahın kudret ve saltanatının tecelli yeri. (Arş kâinatı kaplar. Allah'ın kudreti ve ilmi de herşeyi kaplar.) * Fevkiyyet, ulviyyet. * Arş-ı Alâ, Arş-ı Rahman, Arş-ı İlâhi, Arş-ı Yezdan, Felek-i Eflâk, Felek-i Atlâs, Felek-i Azâm gibi isimlerle Cenab-ı Hakkın izzet ve saltanatından kinaye olarak söylenir.
Dâne: f. Tohum, çekirdek. * Kurşun, gülle, tâne
Esrar: (Sır. C.) Sırlar. Gizli hikmetler ve mânalar. Bilinmeyen şeyler.
Hass: (C.: Havass) Hususi. Hâlis. Kıymetli ve ileri gelen mühim yakınların topluluğu. * Bir şeyde bulunup başkasında bulunmayan. Umumi olmayıp mahsus olan. * Tam ayar olan, yabancı maddelerle karışık olmayan ve içinde bozuk bulunmayan. Tek, münferid. * Saf.
Kemter: f. Aciz. Fakir. İtibarsız. * Başka şeylere göre daha az olan. Pek aşağı. * Noksan, eksik.
Sınık: (kemik için) çıkık, kırık. bozguna uğramış, yenilmiş.
Mecruh: Yaralı. Yaralanmış.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 17 Eyl 2017, 15:37 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11216
Resim gÖNLüm-ÖZü Rum!.


<=Resim=>


Resim AŞK İLE AVÂRE!.


Aşk ile avâre olan dünyada kârı nider
Gönlünü ol yâre veren bir dahi yâri nider..


ALLAHu zü’L- CeLÂL’in NÛRundan var edilip, geçici ve izafî bir “KULLuk bENliği” verilip, İLLiyinden Esfeline indirilip, İmkÂNlarala KULLuk İmtihÂNından geçirilip, tekrar ASLına Rücû’ et/Dön!. HaYyatında MuhaMMedî Hakikat Gerçeğini ANLAyıp, HAZMeden MuhaMMedî Hak ÂŞIKlar, aklı ermeyenlerin avarelik/başıboşluk zannettikleri AŞKuLLAH KÂR-ü-BELÂsından başka ölümlü kâr ve zevkleri neylesinler.

GÖNLünü Mutlak YARATıcı YÂRe veren MuhaMMedî Hak ÂŞIKlar, bu dünyanın NEFSî Hevâ Heves sevgililerini/YÂRini ne yapacaklar!.


Resim

Tâlib olan can u gönülden anın didârına
Kal u kıyl ü ilm ü mansıb cübbe destarı nider..


Eyy ÂŞIK CÂN,
O Güzeller Güzelinin gül yüzüne CÂNdan Gönülden dileyenler,
İçi ve sonu bomboş; dedi-koduyu, dünya ilmi ve mevkisini, cübbesini, sarığını ve türlü türlü renklerdeki işâret ipek sargılarını ne etsinler ne yapacaklar!.


Resim

Dost visâli şerbetinin cürasına kasd eden
Fâni lezzetten geçer ol şehd ü sükkarı nider..


Son Nefeste Yaratan DOSt’una tekrar kavuşma şerbetinden TEK Yudumda içip kanmaya çaba gösterip hedef olarak seçenler,
Elbette bu Yalan Dünyânın fâni mâsivâ lezzetlerinin sanal olduğunu BİLip ANLamış MuhaMMedî Hak ÂŞIKlar olarak, Dünyanın zehirli Gömeç balını ne eylesin Şehvet Şekerini ne eylesinler!.


Resim

Dost yolunda terk ü tecrid olan ol azadedir
Sanular sanup yürümez hayrı ya şerri nider..


EL VELîyy DOStun AŞKuLLAH YOLUnda, şu Dünyâyı terk edip, onun alâkalarını kalbinden çıkarıp ALLAH celle celâlihu'ya yönelen MuhaMMedî Hak ÂŞIKlar, Dünyaya kölelikten gerçekten azad edilmiş HÜRRLerdir.. AHRÂRLardır!.
Onlar, artık ZANNetmekten, şöyle böyle SANmaktan kurtulup HÜRRce gezerler ki artık, bu ÂLEM İŞLerinden Hayr ve Şerr ayrımı uğraşmasından uzakta, MuhaMmedî Tezekkür-Tefekkür-Teşekkür ve TeSABBûR içindedirler ve başka uğraşları artık ne etsinler!.

El Veliyyu:

Resim

Resim

Dost hevâsına düşen küllî hevâlardan geçer
Başını gavgaya vermez yoğu ya varı nider..


HAK ve HAYRı ya da Bâtıl ve Şerri, İnsanoğLunun Tevhid Tercihince EMR Eden NEFS-i EMMÂResi,
Eğer HAK ve HAYRı tercih eder ve EMR ederse, NEFSinin pozitifliği seçen HEVÂsını EL VELîyy DOStuna çevirirse, KuLluk imtihÂNı aşamalarındaki engel ve perdeleri olan tüm dünya-mâsivâ HEVÂ-larından vaz geçer.
TEVHiDine Sahib Çıkan BAŞını bu gelgeç Dünyâsının CÂNLar CENgi kavgasına sokmaz ve artık “yok!. ve ya var!.” Çekişmlerinden didişmlerinden sıyrılır çıkar ki, Dünyâ LEŞinin başında onun kulları boğuşsunlar son nefeslerine kadar!..


Şu içinde yaşamakta olduğun İmkÂNla İmtihÂN Dünyası hayatını bitmeyecek sanıp sonuçta kokmuş-ölü ve murdar leşlerini elde edip “malım oldu” sanıp sevinip de neşelenme!
Bu âlemden kendisini Rabb sanan nice Fir'avunlar ve nice servet sahibi Kârûnlar geldi geçti sen de sakın para-puluna dayanıp yanılma!.


Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Dünya bir leştir. Onu elde etmek isteyenler de köpeklerdir.” buyurdu.
(Aclûnî, Keşfü’l- Hâfâ, I, 409.)

Resim

Âşıkın yoldaşı derd-i ah ile göz yaşıdır
Derd-i yâr çün ele girdi dahi timârı nider..


Bu MuhaMMedî AŞKuLLAH YOLUnda MuhaMMedî Hak ÂŞIK YOLCU-ların; YOLdaşı, YOLLuğu “AHh!. Dertleri”yle gÖZ YAŞLarıdır..
Ki bu yüce SERmâyeleri YÂR DERDinin DERmÂNı OLarak ELLerine geçti.. Bundan sonra bu HASsret DERtlerinin tedâvisini değil kemâlât gelişimi HASBî HABiBî HİZMetini beklerler ve de ederler!.
Başkasının dünya derdi dermÂNını ne etsinler!.


Resim

Aşinây-ı Dost olanlar mâsivâyı terk ider
Zikri fikri Dost'dur ancak özge güftarı nider..


EL VELîyy DOStuna Âşinâ-Tanışık olan MuhaMMedî Hak ÂŞIKlar, elbette O’ndan gAYRısı her şeyi terk eder AYRıLırlar.
Onların hiç durmayan sürekli Zikirleri, Fikirleri ancak ve ancak DOSt-larıdır ki, bundan başka boş lakırtıları ne edecekler!.


Resim

Her belâ Dost'tan ki gelür hiç dimez çun u çira
Kahrı lütfü bir bilür ol nuru ya narı nider..


Bu GeLGeÇ Dünyâsında her nefes KULLuk DENEmesinde BELÂ-Lar, EL VELîyy DOSt’tan gelir ve KULun Âmentü Kabul DUÂSıdır ki, MuhaMMedî Mü’min KaDERi KAdARına asla “Nasıl ve Niçin Olmakta?.” Sorusunu sormaz MuhaMMedî İmân gerçeğini kabul eder ve gereğini/amelini yapar..
ALLAHu zü’L- CeLÂL’in Kahrını Lutfünü bir ve Hayr bilir ki, artık dünyanın KuLLuk denemesindeki Nûr ve Nâr gözüken işleriyle uğraşmayı ne etsinler!.


أَيْنَمَا تَكُونُواْ يُدْرِككُّمُ الْمَوْتُ وَلَوْ كُنتُمْ فِي بُرُوجٍ مُّشَيَّدَةٍ وَإِن تُصِبْهُمْ حَسَنَةٌ يَقُولُواْ هَذِهِ مِنْ عِندِ اللّهِ وَإِن تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ يَقُولُواْ هَذِهِ مِنْ عِندِكَ قُلْ كُلًّ مِّنْ عِندِ اللّهِ فَمَا لِهَؤُلاء الْقَوْمِ لاَ يَكَادُونَ يَفْقَهُونَ حَدِيثًا
Resim---"Eyne mâ tekûnû yudrikkumu’l- mevtu ve lev kuntum fî burûcin muşeyyedeh (muşeyyedetin). Ve in tusıbhum hasenetun yekûlû hâzihî min indillâh (indillâhi), ve in tusıbhum seyyietun yekûlû hâzihî min indike. Kul kullun min indillâh (indillâhi). Fe mâli hâulâi’l- kavmi lâ yekâdûne yefkahûne hadîsâ (hadîsen).: Nerede olursanız olun, ölüm size ulaşır. Hatta sağlam kalelerde olsanız bile. Eğer onlara bir iyilik isabet ederse: “Bu ALLAH’tandır.” derler. Ve eğer onlara bir kötülük isabet ederse: “Bu sendendir.” derler. De ki: “Hepsi ALLAH’ın katındandır.” Artık bu topluluğa ne oluyor ki söz anlamaya yanaşmıyorlar?” (Nisâ 4/78)

مَّا أَصَابَكَ مِنْ حَسَنَةٍ فَمِنَ اللّهِ وَمَا أَصَابَكَ مِن سَيِّئَةٍ فَمِن نَّفْسِكَ وَأَرْسَلْنَاكَ لِلنَّاسِ رَسُولاً وَكَفَى بِاللّهِ شَهِيدًا
Resim---"Mâ esâbeke min hasenetin fe minallâh (minallâhi), ve mâ esâbeke min seyyietin fe min nefsike. Ve erselnâke li’n- nâsi resûlâ (resûlen). Ve kefâ billâhi şehîdâ (şehîden).: Sana iyilikten (hasenatdan) ne isabet ederse, işte o ALLAH’tandır. Ve sana kötülükten (seyyiattan) ne isabet ederse, o taktirde o, kendi nefsindendir (derecat kaybedecek bir şey yapmandan dolayıdır). Ve seni, insanlara Resûl olarak gönderdik ve şahit olarak ALLAH yeter.” (Nisâ 4/79)

وَاللَّهُ خَلَقَكُمْ وَمَا تَعْمَلُونَ
Resim---"Vallâhu halakakum ve mâ ta’melûn (ta’melûne).: Ve (oysaki) sizi de, yaptığınız şeyleri de ALLAH yarattı.” (Sâffât 37/96)

أَفَمَن زُيِّنَ لَهُ سُوءُ عَمَلِهِ فَرَآهُ حَسَنًا فَإِنَّ اللَّهَ يُضِلُّ مَن يَشَاء وَيَهْدِي مَن يَشَاء فَلَا تَذْهَبْ نَفْسُكَ عَلَيْهِمْ حَسَرَاتٍ إِنَّ اللَّهَ عَلِيمٌ بِمَا يَصْنَعُونَ
Resim---"E fe men zuyyine lehu sûu amelihî fe raâhu hasenâ (hasenen), fe innallâhe yudıllu men yeşâu ve yehdî men yeşâu, fe lâ tezheb nefsuke aleyhim haserâtin, innallâhe alîmun bimâ yesneûn (yesneûne).: Fakat kötü ameli, kendisine süslenen (güzel gösterilen), böylece onu güzel gören kişi mi? İşte muhakkak ki ALLAH, dilediği kişiyi dalâlette bırakır ve dilediği kişiyi hidayete erdirir. Artık onlar için nefsin, hasret duymasın (hüzünlenmesin). Muhakkak ki ALLAH, onların yaptıklarını en iyi bilendir.” (Fâtır 35/8)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Bir kişi, kaderin, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna inanmadıkça, mü’min sayılmaz.” buyurdu.
(Tirmizî)

Resim

Evliyâ yoluna sıdk ile gelen gerçek mürid
Mal ü mülki can u başı namus u arı nider..


Mutlak Mürşid MuhaMMed aleyhisselâmın ALLAH DOStları YOLUna sadakatle gelen gerçek MuhaMMedî Mürid, bu gel-geç ölümlü dünyada malı-mülkü, CÂN-BAŞ Derdini ve halk için göreceli namusu ve utanmayı ne edecek!.

Resim

Halikı bulan kişi halktan biküllî kesilir
Muamelesi Dost iledir satu pazârı nider..


AŞKuLLAH-La el HALîk ALLAH celle celâlihu’nun herÂN Yeniden Yaratı, her nefeste Ölüş-DİRİLiş TeceLLî SIRRına Eren kişinin işi-gücü, HAKk TeÂLÂ’nın Halkından tamamen kesilir.
Artık Hayat Muamelesi-Davranışı tamamen Dostu EL VeLîyy ALLAH celle celâlihu iledir.. veartık Halkın SATıp-Aldıkları NEFSî Hevâ-Heves BÂZÂRında ne işleri olacak ki!.

El Hâliku:
Resim

El Hallâku:

Resim

Resim

Eşrefoğlu Rumî Dost bahçesinin bülbülüdür
Dost'a karşu dâim öter gül ü gülzârı nider..


Bu Eşrefoğlu Rumî kaddesallahu sırrahu BaBam, ALLAH ve RESÛLü DOSt bahçesinin TEVHiD BÜLBÜLüdür.
Onun işi-gücü dâima Dost'a/CemÂLuLLAHa karşı ötüpdurmaktır.. Başkasını gelipgeçici Gülünü GülBağını ne etsin artık!.


El hamdu lillâhi rabbil âlemin..
Azîz AŞKuLLAH Hocam,
RÛHun ŞÂD OLsun ve RAHMetler DOLsun.. İZNİK’tesin ki, Yakınımdasın.. Bir gün yine ziyaretine gelirim.. İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!.


Resim

Avâre: f. Başıboş, serseri, boş gezen. İşsiz güçsüz.
Didâr: f. Mülâkat, görüş. * Görünme. * Yüz. Çehre. * Görüş kuvveti, göz. * Açık, meydanda.
Kal u kıyl: kîl ü kal: dedikodu.
Mansıb: (Nasb. dan) Devlet hizmeti. * Memuriyet.
Cübbe: (C: Cübeb) Şeâir-i İslamiyeden olup, giyilmesi sünnet olan dış kıyafetini teşkil eden, bilhassa namazda giyilen uzun ve bolca bir libas.
Destar: f. Sarık, imâme, başa sarılan tülbent.
Visâl: (Vasıl. dan) Vâsıl olma. Sevdiğine ulaşma. Kavuşma. Ayrılıktan kurtulma.
Cüra: Bir yudumluk su. İçim, yudum.
Şehd: Bal. Gömeç balı, asel.
Sükkar: şeker.
Tecrid: Açıkta bırakmak. * Yalnız başına bırakmak. Tek başına hapsetmek. * Dünya alâkalarını kalpten çıkarıp Allah'a (C.C.) yönelmek.
Azâde: f. Bağlardan kurtulmuş. Serbest. Kayıtsız. Hür. Sâlim. Müberrâ.
Hevâ: İstek. Nefsin isteği. Düşkünlük. Gelip geçici olan heves. Nefsin zararlı ve günah olan arzuları.
Timâr: f. Bir şeyin devam ve inkişafı için yapılan hizmet.
Aşinâ: f. Mâlumatlı, haberli olan. Arif. Bilgili. Mâlik. Tanıdık. Yabancı olmayan. *
Mâsivâ: Ondan gayrısı. (Allah'tan) başka her şey hakkında kullanılan tâbirdir) Dünya ile alâkalı şeyler.
Güftar: f. Sözler, lâkırdılar.
Çun u çira: f. Nasıl ve niçin.
Çun: f. (Tâlil edatı) Ne zaman ki, çünkü, şu sebepten ki, gibi, şâyet, zirâ, nasıl, niçin, çerâ.. den beri mânalarına gelir.
Gülzâr: f. Gül bahçesi. Gül tarlası.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 07 Eki 2017, 17:44 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11216
Resim gÖNLüm-ÖZü Rum!.


<=Resim=>


Resim HALKI KODU!.

Halkı kodu Hakk'a tuttu yüzünü dervişler
Halka bakmaz Hak'tan ayırmaz gözünü dervişler..


Resûlullah sallallahu aleyhi vesellemi DUYup, Halkı bırakıp Hakka İnanıp, Resûlullah sallallahu aleyhi veselleme UYup Hayrı İŞLeyen, ÖZÜnü ve YÜZünü HAKk TeÂLÂ’ya Bağlar MuhaMMedî MeLÂMet DERvİŞLeri..
Her yerde, her Zaman, Her HÂLde ve her Nefeste HAKk TeÂLÂ’nın yarattığı Halkına değil de onlarda onları yaratan HAKk TeÂLÂ’ya diker gözünü ve asla başkasına çevirip Gönül Kıblaesinden çıkmazlar MuhaMMedî MeLÂMet DERvİŞLeri..


Resim

Çünkü yokluk şerbetinden bir kadeh nuş ettiler
Hiçe sattılar bu izz ü nazını dervişler..


Çünkü onlar, Ezel Bezminde İçtikleri bir Kadehcik “Şehâdet ŞerBeti”nin “LÂ İLâhe İLLâ ALLAH.. ALLAH celle celâlihudan başka Yaratıcı ilâh yoktur..” kendilerinin gölge izafî iğreti bir “ben”lik YOKluğu olduğuna MuhaMmedî Ârif olup ANLAdılar.
Nefsin hevâ Hevesine hoş gelen çeldirici-kandırıcı ve geçici kıymet ve değerini “HİÇÇ”e sattılar ve çırılçıplak AŞKa yürüdüler MuhaMMedî MeLÂMet DERvİŞLeri..


Resim

Dünyanın bir çöp kadarca katlarında kadri yok
Gözlemezler çoğunu ya azını dervişler..


Onların akıl ve vicdÂNlarında bu gelgeç yurdu DÜNyâ’nın bir çöp zerresi kadarca bile kadri, kıymeti ve değeri yoktur.
Mutla REHBERleri Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem olduğu için Dünyanın Çokluk, Yokluk, Azlık derdini çekmezler MuhaMMedî MeLÂMet DERvİŞLeri..


Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Eğer dünya ALLAH nazarında sivri sineğin kanadı kadar bir değer taşısaydı tek bir kâfire ondan bir yudum su içirmezdi" buyurdu.
(Tirmizî, Zühd 13, (2321); İbni Mâce, Zühd 11, (2410)

Resim---Câbir radıyallahu anh’den rivâyet edildiğine göre, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir gün pazar yerine uğradı. Etrafında ashâbı da vardı. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, küçük kulaklı bir oğlak ölüsüne rastladı. Onun kulağından tutarak: “Hanginiz bunu bir dirheme satın almak ister?” buyurdu. Ashâb: “Daha az para ile de olsa biz almayız, onu ne yapalım ki!.” dediler!.
Sonra Resûl–i Ekrem: “Size bedava verilse ister misiniz?” diye sordu.
Onlar da: “ALLAH’a yemin ederiz ki, o diri bile olsa, kulaksız olduğu için kusurludur. Ölüsünü ne yapalım?” diye cevab verdiler. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “ALLAH’a yemin ederim ki, ALLAH’a göre dünya, önünüzdeki şu ölü oğlaktan daha değersizdir”
buyurdu.
(Müslim, Zühd 2)

Resim

Bildirler bu dünya hiçtir hiçe aldanmadılar
Dün ü gün arturdular ah u suzunu dervişler..


Ham akla “HEP” gözüken bu dünyanın gerçek yüzünü, NAKLe Ulaşan Nurlu Silm Akıllarıyla ANLAyıp, “HİÇ” olduğunu BİLdiler ve o’nun tuzaklarına aldanmadılar ve düşmediler.
Hiç durup dinlenmeden SÎNe Sûzân olup AŞKuLLAH ile gönül yakıp bu YOLun gereği olan ah ve feryâd ile yol aldılar MuhaMMedî MeLÂMet DERvİŞLeri..


Resim

Sıdk u ihlas ile ol Dost'un yoluna koştular
Düzdüler Dost Dost deyu ney avazın dervişler..


Onalar sadakat sıdkıyal ve samîmiyyet ihlâsıyla EL VELîyyu ALLAH celle celâlihu’nun AŞKuLLAH YOLUna koştular.
Beden-Nefis-Kalb-Rûh NEYinin ÖZCünü OYup, NEYZEN olan Dostun Ağzına KOYup, Dostun RahmÂN Nefhasını Nefesleyip,ARZ’dan ARŞ’a AŞK AVAZını “Dost!. Dost!.” Diye yükselttiler MuhaMMedî MeLÂMet DERvİŞLeri..


Resim

Kendilerin Dost yolunda şöyle kim hâk ettiler
Kimseye göstermediler tozunu dervişler..


Onlar öylesine Resûlullah sallallahu aleyhi veselleme bağlı sâdklardır ki, ÖLmeden ÖNce ÖLüp, Benlik Bedenlerini toz toprak ettiler.
Bu İŞLerini öylesine sadık, samîmmi ve riyâdan uzak yaparlar ki, bu tozlarının zerresini bile bir başkasına göstermezler MuhaMMedî MeLÂMet DERvİŞLeri..


Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem!: “Mutü kable en temutü: ÖLmeden önce ÖLünüz!” buyurmuştur.
(Aclunî, Keşfü’l-Hâfâ II-291-2669)

Resim

Aşk şarabın İçtiler iki cihândan geçtiler
Dinlemediler bu halkın sözünü dervişler..


Onlar Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, EhL-i Beyt aleyhumusselâm, ve Hak ERENler ELinden, EL ELe EL YEDuLLAHa TeVHiDuLLah Bâdesinden AŞKuLLAH ŞarÂBını içip Dünyâ ve Âhiret ni’metlerinden vazgeçip CEMÂLuLLAHı dilediler..
Ve Bilir bilmez insanların içi boş kişisel sözlerine kula bile vermezler MuhaMMedî MeLÂMet DERvİŞLeri..


Resim

Öldüler ölmezden öndin bâki dirlik buldular
Lâmekanda kıldılar pervazını dervişler..


Onlar öylesine Resûlullah sallallahu aleyhi veselleme bağlı sâdklardır ki, ÖLmeden ÖNce ÖLüp, Benlik Bedenlerini toz toprak FÂNi edip, tertemiz kalbleriylebir damlacasına BEKÂ DERyâsında EBEDî BİRLik DİRLiğini buldular.

KULLuk İmtihÂNı Karargâhı olan bu Maddî MekÂNdan, mekân ve Zamandan uzak LÂmekân Karargâhına UÇtular MuhaMMedî MeLÂMet DERvİŞLeri..


Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem!: “Mutü kable en temutü: ÖLmeden önce ÖLünüz!” buyurmuştur.
(Aclunî, Keşfü’l-Hâfâ II-291-2669)

Resim

Kosalar bu Eşrefoğlu Rumî dilini tuta
İhtiyârsız söylediler razını dervişler..


Rahat bıraksalar da Eşrefoğlu Rumî BaBam kaddesallahu sırrahu, dilini tutsa sussa bile,
Ellerinde olmadan seçenek yapmadan ve susmadan onun sırlarını ebediyyen söyler gerçek MuhaMMedî MeLÂMet DERvİŞLeri..


Resim

Nûş: f. İçen, içici. * Tatlı şerbet gibi içilecek şey.
İzz: Kıymet. Değer. Güçlü oluş. Alikadir olmak. Kavi. Şerif. Azim.
Kadr: İtibar. Değer, kıymet. Haysiyet. Derece miktarı. Miktar. Meblağ. Takat. Takdir, rızkı taksim eylemek. Gına.
Suzun: Sûzân:(f. s.) : 1) yakan, yakıcı. 2) yanan, yanıcı.
Hâk: f. Toprak. Turab.
Pervaz: f. Kanat açmak, uçmak. Uçan, uçucu. * Nur. * Karargâh.
İhtiyâr: Yaşlanmış kimse. Yaşlı. * Ist: İstek, arzu. Razı olmak. Katlanmak. Seçmek. Tensib etmek. Seçilmek.
İhtiyârî: Mecburi olmayan. İsteğe bağlı. Bir kimsenin isteğine bırakılmış olan..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 04 Kas 2017, 15:08 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11216
Resim gÖNLüm-ÖZü Rum!.


<=Resim=>


Resim ÂŞIKLAR!.


Âşıklar iki cihânda nefs muradın almayalar
Ağlayalar dün ü güni şâd oluben gülmeyeler..


Gerçek MuhaMMedî HAKk ÂŞIKLar dünya ve âhiret âlemlerinde Nakle ulaşmamış Ham AKLın/Nefs-i Emmârenin sonUÇu hüsran hevâ heves isteklerine boyun eğmeyeler!
Ve bu KULLuk İmtihÂNı ÇÖLÜnde hiç durmadan gözyaşı döküp ağlayalar ve dünyayı ebedî sanıp şâd olup, gülüp oynamayalar İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!.


Resim

İlm ü amel terk ideler Dost ile ahdi berk ideler
Yüz tutub Dost'a gideler aldanup kalmayalar..


Tahkik imandan uzak taklidî bir imanın ahmakça uygulaması olan görünüşte ilim ve amel olan şakşukaları terk edip EL VELî/gerçek dost olan El Mevlâ ALLAH celle celâlihu ile Bezm-i Elst’te verdikleri RABBlerine KULLUk yapmak sözünü sağlayıp fiilen uygulayarak şâhidi Olalar ki,
Son nefeste sonUÇta SILA-larına CÂNla Başla YOL ALıp gideler ve bu engelleyici Dünya ve oyunlarında oyalınıp kalmayalar İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!.


Resim

Sekiz uçmak bezeklerin hur u kusur köşklerin
Arz ideler âşıklara hergiz nazâr kılmayalar..


Bu Dünya hayatına benzetilerek her SEViyeden AKLa ANLAtılan âhiret hayatının sekiz cennet süslerine hurilerine ve köşklerine de gönül bağlamayalar.
Bu huşuların gerçek hakikatının ne olduğu sorusunu MuhaMMedî Hasbî ve Habîbî Hizmetçi gerçek HAKk ÂŞIKLara sorup cevabını alıp ahayatlarına çeki-düzen verip başka laflara kulak asıp şuna buna bakmayalar İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!.


Resim

Âşıkların mâşuk ile candan öte esrarını
Şol sır içinde sırrını feriştehler bilmeyeler..


Yartılan HAKk ÂŞIKların, Yaratan Mutlak Mâşuk El MEVLÂ ALLAH celle celâlihu ile şu dünya CÂNından da öte olan ASLî AKRABA-Lık SIRRını ÇÖZeler.
Öylesine ki, bizzât YAŞamayanların asla anlayamayacağı SIRR İÇinde SIRR ki, HÂL İÇinde HÂLLerini bu âlemde Feriştehler/Melekler bile BİLemeyeler İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!.


Resim

Âşıklar Dost didârını kanda baksalar göreler
Musâ gibi münâcâta Tûr'u tâyin etmeyeler..


MuhaMMedî HAKk ÂŞIKLar, EL VELî/gerçek dost olan El Mevlâ ALLAH celle celâlihu CEMÂLini nereye bakarsa baksınlar KÜLLî Şeyde GÖReler.
Musâ aleyhisselâm gibi RABBlarına duâ etmek için sadece TÛR-i Sinâ Dağına çıkmayı esas almayalar İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!.


وَلِلّٰهِ الْمَشْرِقُ وَالْمَغْرِبُ فَاَيْنَمَا تُوَلُّوا فَثَمَّ وَجْهُ اللّٰهِ اِنَّ اللّٰهَ وَاسِعٌ عَلٖيمٌ
Resim---"Ve lillahi’l- meşriku ve’l- mağribu fe eynema tuvellu fe semme vechullah, innallahe vasiun alîm: Doğu da Allah'ındır, batı da. Her nereye dönerseniz Allah'ın yüzü (kıblesi) orasıdır. Şüphe yok Allah, kuşatandır, bilendir." (Bakara 2/115)

Resim

Tur ne hacet âşıklara çün her yerde mâşuk bile
Dâim münâcât edeler bir dem ayrı olmayalar..


MuhaMMedî HAKk ÂŞIKLara Tûr Dağına ne gerek var ki, onalar her yerde her zaman her HÂLde ve her nefeste Yaratan Mutlak Mâşuk El MEVLÂ ALLAH celle celâlihu İLe BİLedirler.
Hiç durmadan duâ edip yalvarırlar ki, asla bir ÂN bile ayrı olmayalar İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!.


Resim

Vahdet-i sırfa erenler ol Dost ile dost olanlar
Ol denizde gark olanlar ad ü sana gelmeyeler..


El Vâhidu’l- Kahhâr olan ALLAHu zü’l- CeLÂL’in Mutlakve Sırf Vahdaniyyetine erenler ki, Gerçek Dost ile dost olanlar,
O sonsuz ve sınırsız Mutlak Vahdaniyyet DEyâsında DAMLa olup Var/yok ki, gark olanlar, bir daha isim kuşanıp kulluk şöhretine geri gelmeyeler İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!.


Resim

Eşrefoğlu Rumî sen de aşk içinde mahvola gör
Ta ki sende senliğinden zerre gübar bulmayalar..


Eşrefoğlu Rumî kaddesallahu sırrahu BaBam; sen de hemence, AŞKuLLAH DEYâsında gark olup mahv ola gör!
Öylesine ki, “sen”den geride kalan bir “senlik ve benlik”in toz zerresi bile bulmayalar İnşâe ALLAHu TeÂLÂ!.


Resim

Şâd: f. Sevinçli, ferahlı, memnun, mesrur, şen, bahtiyar.
Hergiz: f. Aslâ, kat'iyyen. Hiçbir suretle
Ferişte: (Ferişteh) f. Melek. Günahsız. Masum. Yumuşak huylu.
Münâcât: Allah'a yalvarmak. Duâ. Allah'tan necat için dua. * Yalvarmak için yazılan duâ veya manzume
Tûr: Musâ Peygamberin (A.S.) Allah (C.C.) kelâmına nâil olduğu, Süveyş ile Akabe Körfezi arasındaki bir yer ve bir dağ ismi. Cebel-i Musâ veya Tur-u Sinâ da denir. * İbn-i Sinâ'nın ceddinin ismi.
Gübar: Toz.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 10 Ara 2017, 20:56 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11216
Resim gÖNLüm-ÖZü Rum!.


<=Resim=>


Resim KİM Kİ DOST!.

Kim ki Dost yolunda terk-i can ider
Dost ana didârını ihsan ider..


Kim ki Yüce DOst El VELî ALLAH celle celâlihu’nun AŞKuLAH YOLUnda cânından vaz geçerse,
Dost da, ona Didârını/CemâLuLLaHını ihsan ider, bahş eder..

El Veliyyu:
Resim

Resim

Kim bu fâni dünyayı terk eylese
Dost ebed mülke anı sultân ider..


Kim ki, şu içinde KULLuk İmtihÂNı OLmakta OLduğumuz fâni Dünyanın gelgeç-izafî olduğunu anlayıp hep burada kalacakmış gibi değil de, yolcu gibi terk eylerse,
Yüce DOst El VELî ALLAH celle celâlihu da, onu ebed mülküne Sultân eyler ebeden BİZ BİR-İZinde..


Resim

Dost için nefse murad vermeyene
Dost sekiz uçmağını erzan ider..


Yüce DOst El VELî ALLAH celle celâlihu’yu DUYup UYarak Nefsinin Dünyaya dönük Hevâ-Hevesine uymaz, muradına erdirmezse Nefs-i Emmâresini,
Yüce DOst El VELî ALLAH celle celâlihu da onu, sekiz cennetine müstehak/lâzım ve lâyık kılar..


Resim

Dost elinden cam-ı aşkı nuş iden
Sırr-ı mâşuku nite pinhan ider..


Yüce DOst El VELî ALLAH celle celâlihu’nun ELinden AŞKuLLah Kadehini KaLben İÇen,
Sevgilisinin SIRRını neticede gizler ve herkeslere açmaz da saklar..


Resim

Akıbet Mansûrleyin esrük delü
Ol "Ene’l- Hak" dârını seyran ider..


AŞKuLAH YOLUnun sonUÇunda Hallacı Mansûr gibi, cânından vaz geçen bir serhoş ve deli gibidir.
Ve halkın kendinin hakk olarak söylediği: “Ene’l- Hak: Ben Hakkım!.” Sözünü küfre yorup da kurdukları DÂR AĞACInı seyreyler..


Resim

Can verenler kan baha didâr alur
Sanma bu pazârı her bî-can ider..


AŞKuLAH YOLUnda CÂN VERenler, dökülen kanlarının karşılığında sonUÇunda CEMÂLuLLAHa kavuşur.
Sen de sakın bu CÂN BÂZÂRI’na her cân taşıyan ama ruhsuz/cânsız insan kılıklının girip de, MuhaMMedî HAKk ERENLer gibi SultÂN OLacağını sanmayasın..


Resim

Eşrefoğlu Rumî can terk ideli
Her nefes Dost iline cevlan ider..


Onun içindir ki, Eşrefoğlu Rumî kaddesallahu sırrahu BaBam, CÂNı CÂNÂN’a terk edip SIRR-ı SIFIRa çıkalı,
Her nefeste oL ŞÂNı Yüce DOst EL VELî ALLAH celle celâlihu’nun AŞK İKLİMİne SeBBehâ Seyrinde BULutlar gibi akar gider inşâe ALLAHu TeÂLâ!.


Resim

Didâr: f. Mülâkat, görüş. * Görünme. * Yüz. Çehre.
Erzan: f. Ucuz, değeri düşük, pahalı olmayan. * Lâyık, münâsib, muvafık, elyâk, şâyân, müstehak, uygun, yerinde.
Pinhan: f. Gizli, saklı, hafi, mahfi, mestur, müstetir.
Esrük: Sarhoş, mest. * Azgın, kızgın. * Zayıf, hasta, hâlsiz, dermansız, tâkatsiz.
Cevlan: Tavaf etme.
Bî-can: f. Ruhsuz, cansız.
Nite: belirteç.. nasıl, niçin anlamında olmakla birlikte bugün tek başına kullanılmayan, ancak nitekim biçiminde ve kimi yeni türevlerde yaşayan Türkçe bir sözcük.
Nitekim: bağlaç.. nasıl ki, gerçekten, sonunda, sonuç olarak.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 09 Oca 2018, 22:14 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11216
Resim gÖNLüm-ÖZü Rum!.


<=Resim=>


Resim KENDİ TATLI CÂNınA!.


Kendi tatlı canına
Nefsin yavuz yoldaştır..
Nefsine uyma şahım
Aldar seni kallaştır..


Bu AŞKuLLAH YOLunda senin tatlı canına yine kendi Nefsin yaman bir yoldaştır..
Dünya derdine düşmüş uyuyan Nefs-i Emmârene sakın uyma âşıkım.. O seni aldatır ve çok dönek ve hilecidir..


Resim

Hayır der şere iletür
Doğru tamuya çeker
Küfrü iman gösterir
Yol urucu kalmaştır..


Hayırdır diye kandırı da Seni şerre götürür ki doğruca Cehenneme çeker..
O küfrü imân diye yutturan bir yol vurucu haramîdir ve hiç bi sözünde sözünde durmayandır..


Resim

Nefis şeytanla birdir
Çokları nefse esir
Nicenin nefs elinden
Ciğeri dolu yaştır..


MuhaMMedî Tâlim/Öğretim ve Terbiye/Eğitiminden geçmemiş, NAKLuLLAHa ULAŞmamış ham Nefis, şeytanla birdir..
Ve ne yazık ki çokları nefse esir ve nefsin elinden ciğer kanı gözünde yaştır..


Resim

Kim ki nefsine uydu
Kendini oda koydu
Ol nefsine uymayan
Bil ki devletlü başdır..


Bu âlemde kim ki nefsine uyduysa kendini ateşe atmıştır..
Nefsine uymayanların ise başlarına devlet kuşu konmuştur..


Resim

Nefs kadim Hakk'a asi
Yoktur oddan korkusu
İşi benlik davası
Emmâredir serkeştir..


Nefs, eskiden beri HAKk TeâLâ’ya isyan edebilecek özellikte ve tercih serbestliğiyle yaratılmıştır.
Ve asla Cehennem ateşinden de korkusu felan yoktur.
Nefs-i Emmârenin işi gücü “ben”lik davası ve serkeşliktir, kafa tutmaktır..


Resim

Nefsin hacca vardığı
Mescidlere girdiği
Aç yalın yürüdüğü
Maksudu bir sapaştır..


Sen o Nefs-i Emmâreni nice hacclara götüresn, nice mescidlara sokup ibâdet ettirsen, aç susuz yalın ayak çile çöllerine soksan da boşunadır.
Çünkü onun en içdeki maksadı-gayesi, kaçak güreşerek kaçmaya fırsat aramaktır..


Resim

Hak rızasında kaçar
Hevâ yolunda uçar
Kibr ü kin buhl ü hased
Bunlar nefse yoldaştır..


Nefs-i Emmâresinin kulu olan sürekli HAKk TeâLâ’nın razı olacağı işleri yapmaktan kaçar ve Rabbı edindiği Nefsinin keyfî hevâsı yolundaysa uçar ve artık NEFsinin YOLdaşı kibir, kin, buhl/ cimrilik, tamahkârlık ve hased/kıskançlıktır..

Resim

Nefs ölümünü anmaz
İşin sonunu sanmaz
Öğüt vermez hem almaz
Sanki bir katı taştır..


Bu denli “ben”lik derdine düşen terbiyesiz Nefs-i Emmâre asla ölümünü aklına getirip anmaz..
Ne öğütverir ne de öğüt alır sanki kaskatı bir kara taştır..


Resim

Riyâdır hep taati
Hod benliktir adeti
Terk ettir adetini
Evliyâya ulaştır..


Yaptığı ibâdetleri tamamen halka gösteriştir ve onun huyu-âdeti, başkasına hak tanımayıp daima kendi lezzet ve menfaatını gözetir..
İşte bu kimselere bu türlü yaramaz âdetlerini terk ettirebilirsen ve bir ALLAH Dostuna ulaştırıp BİZ BİR-İZ ettirebilirsen ne mutlu!.


Resim

Kanaat kılıcıyla
Kes nefsinin başını
Nefse uyup canını
Tab mihnete ulaştır..


Bu Nefsiyin tamahkâr başını Kanaat Kılıcıyla kes ki, Nefs-i Mutmainne olsun istersen; zahmet, eziyet, dert, belâ tecrübesine ve sınamasına sok..

Resim

Uyma nefsin itine
İriş mürşid katına
Nefsine uyar isen
Var it gibi dolaşdur..


Dünyayı ebedî sanıp ona kul olan Nefs-i Emmâre itine uyma da sana Hak YOLu YOLdaşı olacak MuhaMmedî Mürşid huzuruna er!.
Ancak Nefs-i Emmârene uyacaksan var git peşi sıra it gibi dolaş dur..


Resim

Nefsi kogıl aşka uy
Devişlikten doy hem doy
Devişlikten doyanın
Varı yolda taraştır..


Ey CÂN sen de gel, Dünyayı ebedî sanıp ona kul olan Nefs-i Emmârini bırak gitsin ki AŞKuLLAHa Uy!.
Maddî Manevî DERVİŞLikten doy da doy!
Ancak unutma ki, DERVİŞLikten doyanın Bu Yolda elde kalanı ancak ve ancak kırılıp yok olmaktır..


Resim

Bağla nefsin itini
Yemesin halk etini
Emin olma nefsinden
Deme nefsim yavaştır..


Şu Nefs-i Emmâre itini iyice HAKk Bağıyla bağla ki, halka saldırıp da onun bunun etini koparıp yemesin!
Ve sakın sakın Nefsinden emin olma ve asla: “Benim nefsim akıllı usludur!” deme!.


Resim

Keser tama' damarın
Urur nefsin boynunu
Gör âşıklar nefs ile
Dün gün nice yavaştır..


Sen HAKk Âşıkların AŞK İşini anlamak istersen onlar, ilk önce Nefsin tamah damarını kesip boynunu vurup, gece gündüz koyundan yavaş kılar!.

Resim

Bu Eşrefoğlu Rumî
Nefsini öldüreli
Kanda başka Dost yüzü
Gözlerine tutaştır..


Bu Eşrefoğlu Rumî kaddesallahu sırrahu Babam da tüm MuhaMMedî HAKk Âşıklar gibi nefsinin dünyevî hevâ hevesini öldüreli zamandır,
Ve gözleri nerede bir başka Dost yüzüne rastlasa asla dönüp bakmaz!.


Resim

Kallaş: Kalleş. Hileci, dönek.
Tamu: (Aslı: Tamuğdur) Cehennem.
Kalmaş: Dönek, kötü, sözünde durmayan
Kadim: Uzun zamandan beri var olan.
Serkeş: f. İnatçı, isyan eden. Kafa tutan. Asi.
Sapaş: kaçak güreşmek.. kaçmaya fırsat arayan.
Buhl: Bahillik, eli dar olma, cimrilik, tamahkârlık, pintilik.
Hod benlik: f. Başkasına hak tanımayıp, kendi lezzet ve menfaatını tâkib eden. Bencil. Enaniyetli. Kibirli.
Mihnet: Zahmet. Eziyet. Dert. Belâ. * Mc: Tecrübe, sınamak.
Taraş olmak (f, t): Kırılmak, yok olmak.
Kanda: Nerede..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 05 Şub 2018, 08:15 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11216
Resim gÖNLüm-ÖZü Rum!.


<=Resim=>


Resim ÂŞIKIN GÖNLÜ!.


Âşıkın gönlü hemişe aşk ile pürnurdur
Ol gönül nite öle çün aşk ile ma'murdur..


HAKk Âşıkların gönlü her zaman AŞKuLLAH ile NÛR doludur.
Böylesi gönül nasıl olur da ölür ki, zâten AŞKuLLAH ile ölüp dirilmiş ebeden El HAYy DİRİLiğiyle imâr edilmiştir..


Resim

Âşıka herbir makam Tur her nefes mi'raç olur
Aşkı olmayan gönüller ta ebed mehcurdur..


MuhaMMedî HAKk Âşıklara Nefsin kemâlât Makamlarından her birisi TÛR DAĞı ve alıp-verdiği her nefesi mi'raç olur..
AŞKuLLAHı fiilen yaşamayan gönüller ise, Haktan ve Hayrdan ebediyyen uzaklaşıp ayrı düşmüştür..


Resim

Âşıkın her kanda baksa gördüğü Dost yüzüdür
Canı mest anın içindür gözleri mahmurdur..


MuhaMMedî HAKk Âşıklar her nereye bakarsa baksın her zaman göreceği Dostun CemÂLidir..
Onun onların her zaman er yerde her HÂLde her nefeste canları mest/serhoş gözleri ise mahmur/baygın bakışlıdır..


Resim

Kâfirin aşkıyle küfrü akıbet iman olur
Zâhidin sa'yi kamu aşksız heba mensurdur..


Hakka ve Hayra Kâfirlerin küfrü, ancak ve ancak AŞKuLLAH ile gerçek iman olur. Bâtılı Hakka ve Şerri Hayra dönüşür..
MuhaMMedî Tâlim ve Terbiyeden habersiz, kendi ham aklıyla çabalayıp İŞLediği tüm çalışmaları, kendisine ikran edilen NaSRuLLAH/ HAKk TeÂLÂ Yardımın hebâ olup boşa gitmesidir..


Resim

Aşk kitabın aşktan okuyan kamu ilmi bilir
Evvel âhir aşk kitabında yazâr mesturdur..


AŞKuLLAH’ı yine ÖZÜndeki AŞKuLLAH Kitabından/Kalbinden okuyan MuhaMMedî HAKk Âşıklar tümm ilimleri bilirler.
AŞKuLLAH Kitabının Yazarı, Evvel Âhir AŞKuLLAH Kitabında BİZ BİR-İZdir, setr olmuş GAÎB/OLduğu HÂLde görülemeyen el SeTTÂR ALLAH celle celâlihudur..

Es Settâr:

Resim
Resim

Aşk gözüne dolanur iki cihânda nesne yok
Aşk gözüdür Dost yüzün gören dahi meşhurdur..


AŞKuLLAH GÖZüne perde olabilecek, dünya ve âhirette herhangi bir şey yoktur.
Meşhur olan ise, DOst ALLAH celle celâlihu CemÂLini GÖReBİLen ancak ve ancak AŞKuLLAH GÖZüdür..


Resim

Gel bu aşka mahrem ol ta bulasın ömr-i ebed
Bâki devran sürmeye âşıklara desturdur..


Gel sen de bu AŞKuLLAH’ın gizli sır ve hâlleriyle Halk içinde HAKk TeÂLÂ ile ol ki, ebedî ÖMRe kavuşasın.
Çünkü bu sonsuz HAYy devrÂNını sürmek İzni sadece MuhaMMedî HAKk Âşıklara verilmiştir..


Resim

Şah-ı kevneyn olmak istersen bu aşka ol esir
Nice yüz bin Süleymân aşk elinde murdur..


Sen de Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem yüreğinde iki âlem ŞÂHLarından olmak istersen bu âlemde AŞKuLLAH’a esir ol!.
Çünkü bu AŞKuLLAH YOLunda, yüz binlerce nice Süleymânlar vardır ki, AŞKuLLAH ELinde birer Karınca/Nemldirler..


حَتَّى إِذَا أَتَوْا عَلَى وَادِي النَّمْلِ قَالَتْ نَمْلَةٌ يَا أَيُّهَا النَّمْلُ ادْخُلُوا مَسَاكِنَكُمْ لَا يَحْطِمَنَّكُمْ سُلَيْمَانُ وَجُنُودُهُ وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ
Resim---"Hattâ izâ etev alâ vâdin nemli kâlet nemletun yâ eyyuhân nemludhulû mesâkinekum, lâ yahtımennekum suleymânu ve cunûduhu ve hum lâ yeş’urûn (yeş’urûne).: Karınca vadisine geldikleri zaman bir karınca şöyle dedi: "Ey karıncalar, yuvalarınıza giriniz! Süleyman (aleyhiselam) ve onun orduları, farkında olmadan sakın sizi ezmesin." (Neml 27/18)

فَتَبَسَّمَ ضَاحِكًا مِّن قَوْلِهَا وَقَالَ رَبِّ أَوْزِعْنِي أَنْ أَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّتِي أَنْعَمْتَ عَلَيَّ وَعَلَى وَالِدَيَّ وَأَنْ أَعْمَلَ صَالِحًا تَرْضَاهُ وَأَدْخِلْنِي بِرَحْمَتِكَ فِي عِبَادِكَ الصَّالِحِينَ
Resim---"Fe tebesseme dâhıken min kavlihâ ve kâle rabbi evzı’nî en eşkure ni’metekelletî en’amte aleyye ve alâ vâlideyye ve en a’mele salihan terdâhu ve edhılnî bi rahmetike fî ibâdike's- sâlihîn (sâlihîne). : Bunun üzerine (Süleyman aleyhiselam), onun sözüne gülerek tebessüm etti. Ve: "Rabbim, bana, anne ve babama en’am buyurduğun ni’metlere şükretmekte ve Senin razı olduğun salih amel (nefs tezkiyesi) yapmakta beni başarılı kıl. Ve beni, rahmetinle salih kullarının arasına dahil et." dedi.” (Neml 27/19)

Resim

Eşrefoğlu Rumî gerçek sen eğer âşık isen
Sana ne korku ne gam çün sevdiğin gayurdur..


Eşrefoğlu Rumî kaddesallahu sırrahuBaBam eğersen de gerçek MuhaMMedî HAKk Âşık isen,
Artık bundan sonra sana nekorku var ne de gam ve tasa çünkü sevdiğin senin üzerinde hassas titreyen ve kıskançtır..


Bu Yüce ZEVKe erenler bir dAHa Yâd Kapısın ÇALLmayan ALLAH DOSTları VeLîYyuLLAHlardır ki;
GEÇMişlerine HÜZÜNleri OLmamış ve de GELeceklerine KORKuları KALmamış şu ÂNlarında Şe’ÂNLarını ŞeHÂDEtULLAHla YAŞAyan ALLAH celle celâluhu ADAMlarıdırlar:


وَمَا نُرْسِلُ الْمُرْسَلِينَ إِلاَّ مُبَشِّرِينَ وَمُنذِرِينَ فَمَنْ آمَنَ وَأَصْلَحَ فَلاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ
Resim---"Ve mâ nursilu’l- murselîne illâ mubeşşirîne ve munzirîn (munzirîne), fe men âmene ve asleha fe lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn (yahzenûne).: Biz resûlleri “uyarıcılar ve müjdeleyiciler” olmaktan başka (bir şey için) göndermeyiz. Artık kim iman eder ve ıslâh olursa (nefs tezkiyesi ve tasfiyesi yaparsa) artık onlara korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar.” (En’âm 6/48)

Resim

Akıle bu söz aceb gelür acebdir hem aceb
Aşk makamına akıl ermedi ermez durur...


Kendi ham aklıyla başbaşa olan aklına kul olanlara, bu sözlerimiz çokçok acaib/şaşılacak, şaşırtacak ve hayret verici gelir.
Çünkü onların bu İmtihÂN Âleminde MuhaMMedî AŞKuLLAH Makamına akılları ermedi gitti ve de erecek gibi gözükmemektedir..


Resim

Hemişe: f. Dâima. Her zaman.
Ma'mur: İ'mar edilen, tamir edilmiş.
Mehcur: (Hicr. den) Uzaklaşmış, uzakta kalmış, ayrı düşmüş. Bırakılmış, metruk, unutulmuş, gayr-i müstâmel. * Saçma sapan, hezeyan. Amel edilmeyen. Kullanılmaz olmuş. Ayrılmış.
Mahmur: (Hamr. dan) Sarhoşluğun verdiği sersemlik. * Uyku basmış ağırlaşmış göz. Baygın göz.
Mensur: (Nasr. dan) Yardım görmüş. * Muzaffer. Zafer bulmuş. * Cenab-ı Hak tarafından her işinde nusrete mazhar olduğundan Hz. Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm'ın bir ismi de Mensur'dur.
Mestur: Örtülmüş. Setredilmiş. Gizlenmiş. (Bak: Tesettür)
Meşhur: Tanınmış, herkesin bildiği. Çoklarının bildiği.
Mahrem: Gizli. * Dince ve şer'an müsaade olunmayan. * Birisinin hususi hâllerine ait gizli sır. * Nikâh düşmeyen, evlenilmesi haram olan yakın akraba.
Destur: f. İzin, müsaade. Şerlilerden kurtulmak için söylenen söz. * Allah'ın inayeti.
Mur: f. Karınca. Neml.
Gayur: Hamiyetli. Çok çalışkan. Dayanıklı. Çok gayretli. * Kıskanç. ("Gayyur" diye yazılması yanlıştır.)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 25 Şub 2018, 18:54 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11216
Resim gÖNLüm-ÖZü Rum!.


<=Resim=>


Resim GÖNLÜMde OLAN!.


Gönlüm olanın sözünü dâim söyleyesim gelür
Derd-i hun ile âşıkları her dem toylayasım gelür..


ALLAHu zü’L- CeLÂL ve ALLAH celle celâlihu için gönlüme giren SEVdiklerimin sözünü dâima söyleyesim gelir.
AKLıma; AŞKuLLAH DERDinin KANıyla MuhaMMedî HAKk ÂŞIKLara bir MeydÂN Ziyâfeti Çekmek gelir..


Resim

Dünya nedir Dost yoluna âşık anı terk itmeye
Bir canım var ol Dost için kurbân eyleyesim gelür..


Yüce Dost EL MEVLÂ ALLAH celle celâlihu YOLunda şu gelip geçici iğreti Dünya nedir ki onu MuhaMMedî HAKk ÂŞık onu terkedip Sıarat-ı Mustakim Dosdoğru YOLuna gitmesin.
Benim dei KULLuk İmtihÂNı gereği emÂNeten verilmiş olan Bir cÂNım var onu da ÖLmeden ÖNce DOst’a kurbÂN eyleyesim gelir..


Resim

Bu od su ile toprak libasın çıkarıp döküp
Anın vahdet deryâsına girip boylayasım gelür..


Şu Yaratılıştan dÖRt UNsurum OLan; Ateş, SU ile Topraktan BEDEN Elbisesini ÇIKarıp orta yere DÖKüp,
Yaratan EL VÂhid ALLAHu zü’L- CeLÂL’in VAHDANiYyet Deryâsına DALıp BOYLAyasım gelir..


Resim

Mansûrleyin hayran u mest "Enelhak" demini urup
Aşk meydanına girüp can baş oynayasım gelür..


Ben de HaaLLac-ı Mansûr kaddesallahu sırrahu gibi “Ene’L- HAKk!.: bEN HAKkım!.” DEMini DEMLenip,
AŞKuLLAH MeydÂNına GİRip BAŞ topumla CÂN VERme OYUNu oynayasım gelir..


Resim

Pervâne gibi bikârar şahın cemâli şem'ine
Düşüp tutuşuben her dem yanıp parlayasım gelür..


en de Şahdammarımdan da AKREB/YAKîn ŞÂHımın CEMÂL MuMuna elinde olmmadan ve durmadan Pervâneler gibi,
DALıpÇIKarak ALev ALıp TUTuşup sonsuza kadar her DEM YANıp NÛR gibi parlayasım gelir..


Resim

Aceb şuride bülbülem dün üzgün kıluram zâri
Dost bahçesinin güllerin müdam toplayasım gelür..


Ben NAZLı YÂRime ne biçim tutkun, meftun ve âşık bir bülbülüm ki, dün-bu gün üzgünüm ve zâri zâri inlemekteyim.
GÖNLümdeki Dost bahçesinin güllerini durmadan toplayasım gelir..


Resim

Eşrefoğlu Rumî eydür maksudum anın derdidir
Bir dem dertsiz olur isem can ısmarlayasım gelür..


Eşrefoğlu Rumî kaddesallahu sırrahu der ki: “Benim Hayat Maksadım NAZLı YÂRimin AŞK DERdidir.
Bundandır ki, bir ÂNım bile dertsiz geçer ise, bu CÂNıma: “ALLAH ısmarladık sana benden elvedâ!.” Diyesim gelir..


Resim

Hun: f. Kan, dem.
Toylamak: Ziyafet vermek.
Libas: Giyilecek şey. Elbise.
Hallac-ı Mansûr: Asıl adı Hüseyin olan bu zat, tasavvuf mesleğinde meşhurdur. Manevi istiğrak hallerinde hissettiklerini, şeriata zâhiren zıd düşen ifadelerle söylediği için, Hicri 306 senesinde idam edilmiştir.
Şuride: f. Perişan, karışık. * Tutkun, âşık, meftun.
Müdam: Devam eden. Sürekli. Dâim ve bâki olan. * Mübtelâ olan..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 21 Mar 2018, 21:44 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11216
Resim gÖNLüm-ÖZü Rum!.


<=Resim=>


Resim BE FENÂYA!.


Bu fenâya sen neden böyle gönül verdin ey can
Ey aceb düşmez mi hergiz önüne ol bâki dâr..


EYy Azîz cânkardeşim,
Bu gelgeç fâni Dünyaya neden bu kadar ciddi olarak gönül bağladın.
Ve birgün gelip de senin önüne aniden çıkıvermez mi o sonsuz ebedî Hayat âlemi ki, âhiret diyâri..


Resim

İşbu mal ü mülk oğul kız bağ u bahçe ton u tay
Bunda kalur sen gidersin sinliğe çar naçar..


İşte seni sürekli meşgul eden mal ü mülk, oğul kız, bağ ve bahçe elbise ve ayakkabı..
Halbuki bunlar bu dünyada kalacak eşyalardır ve bu âlemde kalırlar.
Sen ise, ister istemez, mecburen mezarlığa gidersin..


Resim

Buna gönül bağlayup mağrur olup kalmak neden
Çünkü bir köprüdür ol gelen geçer kılmaz karar..


Bu izafî iğreti ölümlü gölge Dünya Hayatına gönül bağlayıp gururlanıp kalmak da neden!.
Çünkü bu âlem,
İşin gerçeği bu Âlem Âhirete geçilen bir köprüdür ve bu âleme gelen kazık çakıp kalamaz..


Resim

Niceler bu köprüde yaptı imâretler dâim
Âhir ecel seli geldi kıldı anı tarumar..


Nice insanoğlu sürekli bu gelgeç köprüsündeki yarım nefeslik Hayatta nice krallıklar kurup köşkler yaptılar.
Ne var ki sonunda ecel seli geldi yerle bir etti yerinde yeller esti..


Resim

Ger nebîdir ger velî ger padişah u ger gedâ
Gör bu köprüden gelüp kamu nice geçti geçer..


İster nebî, ister velî, ister padişah ya da kimsesiz dilenci.
Gel gör ki tümü de geldi geçti ve daha niceleri de gelip geçecek..


Resim

Uslu isen sen de geç hergiz imâret eyleme
Usan olma gâfil olma geldiğin işi başar..


Eğer sende de biraz akıl var ise, sen de gerçeği gör ölmeden bu köprüden geç de, bu fâni dünyada mal mülk diye debellenme!:
Akıllı ol, Usan/aptal, tembel, olma gâfil olma da yaratılıp bu âleme geldiğin RASBBına KULLuk işini başar..


Resim

Seni Hak niçün yarattı niye geldin bunda sen
Anı bil kim bilmeğe getirdi seni Girdigar..


HAKk TeÂLÂ seni niçin yarattı, niye geldin bu fâni dünyaya sen.
Şunu unutma ki: “Kendini ve RABBını TANImaya/BİLmeye” getirdi seni; Yaratıcı, Kudret sahibi olan ALLAHu zü’L- CeLÂL..


Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:Men arefe nefsehu fekad arefe Rabbehu: Nefsini BİLen-Tanıyan RABB’isini BİLir-Tanır.. buyurmuştur.
(Aclunî, Keşfü’l- Hâfâ, II/343 (2532)

Resim

Geç bu benlik davisinden yokluğu eyle kabul
Hazrete varırsan âhir bari yokluk ile var..


Sen de Akl-ı SİLM Sahibi olup bu ŞeytÂNî bENLik davasından vaz geç ve KÜLLî ŞEYy’in; Yaratanı ALLAHu zü’L- CeLÂL’e muhtaç, mecbur, me’mur ve mahkum bir HİÇ olduğunu kabul eyle.
Sen de mutlaka sonuçta huzuruna varacağın ALLAHu zü’L- CeLÂL’in katına kendi YOKLuğunla var!.


Resim

Hazrete yokluk ile varan kişi key şad olur
Binüben cennet burakına göriserdir didâr..


Yaratanı ALLAHu zü’L- CeLÂL’e YOKLuk ile varan kişi pek çok şâd olur.
İşte onlar CeNNet Burakı’na binerek Mi’rÂC eyleyip CeMÂLuLLAH göreceklerdir..


Resim

Şöhreti ko şöhret afettir didi Hayr ül beşer
Seni koymaz oda illâ işbu namus ile ar..


İnsanlığın en hayırlısı Hayrü’l- beşer HabîBuLLAH aleyhisselâm: “şöhret afettir!.” Buyurdu sen de terk et şöhreti..
Şöhretten kurtuluş namus ile arı seni asla ateşe sokmaz..


Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: Şöhret afettir!.” buyurmuştur.
(Ebû Ümâme’den (ra.) nakledilen hadis için bk. Tayâlisî, s. 155, hadis no: 1140; Ahmed b. Hanbel, V, 262, hadis no: 22315; Taberânî, el-Mu‘cemü’l-kebîr, VIII, 175, hadis no: 7729; Hâkim, II, 656, hadis no: 4174.))

Resim---İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor: " Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Kim şöhret elbisesi giyerse, Allah ona zillet elbisesi giydirir."
Bir rivayette de şöyle denmiştir: "... Kıyamet günü Allah ona onun aynısını giydirir, sonra içinde ateşi tutuşturur."
buyurmuştur.
(Ebu Dâvûd, Libas 5, (4029, 4030)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Mal ve şöhret hırsının insana vereceği zarar, iki aç kurdun bir koyun sürüsüne saldırdığı zaman vereceği zarardan daha çoktur.” buyurmuştur.
(Müslim)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Allahü teâlânın korudukları müstesna, insana zarar olarak din ve dünya işlerinde parmakla gösterilmesi yetişir.” buyurmuştur.
(Beyhekî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Bir kimsenin parmakla gösterilmesi zarar olarak kendine yetişir.” buyurunca "Yâ Resûlallah, hayır işlerde parmakla gösterilmek de böyle midir?" diye sual ettiler. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Evet hayırlı işlerde de olsa onun için şer olur. Ancak Allahü teâlânın merhamet ettiği, koruduğu müstesnadır. Şer işlerinde parmakla gösterilmek zâten zarardır.” buyurmuştur.
(Taberanî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Siz, emirliğe/baş olmaya düşkünsünüz. Halbuki emirlik, kıyamette pişmanlıktır. Ancak, onun hakkını gözetenler bundan müstesnâdır.” buyurmuştur.
(Buharî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “İstemeden emir olan, yardım görür, isteyerek bir mevkiye geçen aciz kalır.” buyurmuştur.
(Buharî)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Meth olunmayı sevmek, insanı kör eder ve sağır eder. Kabahatlerini, kusurlarını görmez olur. Doğru sözleri, kendisine yapılan nasihatleri işitmez olur.” buyurmuştur.
(Deylemî)

Resim

Eşrefoğlu Rumî bu pendi yürü sen sana ver
Ver kanaat cübbesin gey uzlet eyle ihtiyâr..


EYy Eşrefoğlu Rumî kaddesallahu sırrahu sen bu öğüdünü yürü de sen sana ver.
Ve hemence kanaat cübbesini giyip bir köşede uzleti/insanlardan ayrılarak bir tarafa çekilip yalnız kalmayı seç!.


Resim

Fenâ âlemi: Geçici dünya. Bu dünya.
Ton: Elbise
Tay: Ayakkabı.
Hergiz: f. Aslâ, kat'iyyen. Hiçbir suretle.
Sinlik: Mezarlık.
Çar naçar: f. İster istemez, mecburiyetle.
İmâret: Emirlik. Beylik.
Tar-u-mar: f. Dağınık, karmakarışık, perişan.
Gedâ: f. Fakir. Kimsesiz. Dilenci.
Kamu: (Kamuğ) t. Hep, bütün, tamamen.
Usan (t): Aptal, tembeL.
Uslu (t): Akıllı.
Girdigar: f. Allah.Yaratıcı. Kudret sahibi.
Kirdigar: f. Sâni. Yapan Allah (C.C.).
Âfet: Belâ. Musibet. Büyük felâket. Dâhiye.
Hayrü’l- beşer: İnsanların en hayırlısı olan Hz. Muhammed (aleyhisselâm)
Uzlet: Yalnızlık. İnsanlardan ayrılarak bir tarafa çekilip yalnız kalmak.
İhtiyâr: Yaşlanmış kimse. Yaşlı. * Ist: İstek, arzu. Razı olmak. Katlanmak. Seçmek. Tensib etmek. Seçilmek. (Bak: İrade)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 09 May 2018, 22:03 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11216
Resim gÖNLüm-ÖZü Rum!.


<=Resim=>


Resim NAKKAŞIMIZ!.


Nakkaşımız bizi ezel bi levn ü renk yazupdurur
Levh-i gönülden gayrının nakşını hep bozupdurur..


Bizi Yaratan Yüce Nakkaşımız, bizim kaderimizi taa EZELden türlü renkte boyalarla yazmıştır nakşetmiştir.
Ondandır ki biz, Gönül Levhamızın ebedî nakışdan başksının gelip geçici nakışlarını hep bozmaktadır..


Resim

Kullab urup canımıza dün gün çeker kendüzüne
Küllî cihândan serteser meylümüzü üzüpdürür..


CÂNlarımıza ÇiLLe Çengeli, AŞk Kancası çakmıştır ki hiç Şudurmadan dün, bugün ve de yarın ZÂT’ının kendisine ÇEKipdurmaktadır.
Şu CihÂNın TÜMünden, EMEL MEYLimizi serteser/baştan başa, bütünüyle YÜZüp Çıkarmaktadır..


Resim

Yer gök dahi olunmadan "Kalu Belâ" söylenmeden
Kendü cemâlin görmeğe gözgü bizi düzüpdürür..


Şu yerler ve de gökler yaratılmadan Bezm-i Elest Kurulup “elestü bi RABBiküm?.” Sorulmadan.. ve de “Belâ =>Bilâkis evet” denilmeden,
Kendi ZÂTın CemÂLini Görmek için şu KÂinât AYNası bizi. tanzim edip durmaktadır..


=>BEZM-i ELSt AKTi’nde ->OLmak..

وَإِذْ أَخَذَ رَبُّكَ مِن بَنِي آدَمَ مِن ظُهُورِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَأَشْهَدَهُمْ عَلَى أَنفُسِهِمْ أَلَسْتَ بِرَبِّكُمْ قَالُواْ بَلَى شَهِدْنَا أَن تَقُولُواْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِنَّا كُنَّا عَنْ هَذَا غَافِلِينَ
Resim---“Ve iz ehaze rabbüke mim beni ademe min zuhurihim zürriyyetehüm ve eşhedehüm ala enfüsihim elestü bi rabbiküm kalu belâ şehidna en tekulu yevmel kiyameti inna künna an haza ğafilin : Kıyâmet gününde, biz bundan habersizdik demeyesiniz diye Rabbin Âdem oğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini çıkardı, onları kendilerine şâhid tuttu ve dedi ki: Ben sizin RABBiniz değil miyim? (Onlar da), Evet (buna) şâhid olduk, dediler.” (A’raf 7/172)

Resim

Ol gözgüye her dem bakar âşıkları oda yakar
Niceler ol Mansûrlâyin kül oluban tozupdurur..


NÛRundan yarattığı AŞk AYNAsına her ÂN bakar ve de MuhaMMedî HAKk ÂŞIKLarın Aşk ATAŞına yakar.
Ve İlahî AŞK YOLunda HaLLacı Mansûr gibi AŞK ATAŞInda Yanıp KüL OLup TOZupDURur..


Resim

Gör âşık nider ten ü canı dün ü gün anı ister anı
Gel gör anı sevenleri dü cihândan bezüpdürür..


GEL Gör ki, bu İlahî AŞK YOLunda MuhaMMedî HAKk ÂŞIKLar, teni ve canı ne yapacaklar, onların dünü de günü de O’nu istemektir O’nu.
GEL Gör, O’nu SEVenlerin dünyâ ve âhiret iki cihÂNdan BEZipDURduğunu..


Resim

Gör âşıkı avâredür azmi hemân ol yâredür
Düşübeni ile şara âlemi ol gezüpdurur..


GEL Gör şu MuhaMMedî HAKk ÂŞIKı ki Dünyâ derdine ne kadar ilgisiz ve tüm gayret ve çabaları, hiç durmadan Yüce YÂRedir.
Şu Şehâdet Şehrine düşeli beridir ki, YÂR AŞKına CÜMMle ÂLeMi GEZipDURur..


Resim

Bu Eşrefoğlu Rumî'yi aşk deryâsının mevcleri
Taştan taşa çala çala mahveyleyüp ezüpdürür..


Bu Eşrefoğlu Rumî kaddesallahu sırrahu’yu İlahî AŞK Deryâsının Dalgaları,
Dünya Hayatında taştan taşa çala çala mahveyleyip EZipDURur..


Resim

Nakkaş: Nakış yapan. Duvar nakışları yapan usta. Süsleme san'atkârı.
Levn: Renk, boya. Sıfat, nev', çeşit, tür. Bir şeyi diğerinden ayıran alâmet.
Levh: Görünen ibretli manzara. * Üzerinde yazı veya şekil çizilebilir düzlük. * Seyredilen yerin çizili sureti. * Ayet, hadis veya büyüklerin ders verici sözleri. Yazılı şey. * Şimşek çakmak. * Susamak. * Zâhir olmak. * Çalıp almak.
Nakş: Bir şeyi çeşitli renklerle boyamak. * Resim. * Tezyin etmek.
Kullab: (C.: Kalalib) Çengel, kanca. Ucu eğri nesne.
Serteser: f. Baştan başa, bütün, hep.
Gözgü: Ayna.
Düzmek: İş tanzim etmek, tertibat almak, ev bark yapmak..
Halac-ı Mansur: Asıl adı Hüseyin olan bu zat, tasavvuf mesleğinde meşhurdur. Manevi istiğrak hallerinde hissettiklerini, şeriata zâhiren zıd düşen ifadelerle söylediği için, Hicri 306 senesinde idam edilmiştir.
Avâre: f. Başıboş, serseri, boş gezen. İşsiz güçsüz.
Azm: (Azim) Kasd, niyet. Sağlam ve kat'i karar. Sebât.
Şar: f. şehir, belde.
Mevc: Dalga. Denizin dalgası. * Titreşim. * Mc: Devir, devre.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 111 mesaj ]  Sayfaya git Önceki  1, 2, 3, 4, 5  Sonraki

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 5 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye