Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 16 Tem 2018, 02:06

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: EYVALLAH ŞEHRİ!...
MesajGönderilme zamanı: 27 Haz 2012, 11:59 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3599
Bu konuyu facebook'ta paylan!
Şems'in Sultan Veled ve yanındakilerine anlattığı hikaye!...

EYVALLAH ŞEHRİ!

İkindi vakti öncesi abdest almak için avluya çıkan şeyh, dervişin tekinden bir ibrik su ister. Derviş getirir. Yere çömelmiş abdest almaya başlayan şeyh bir yandan da bahçedeki dervişleri gözlemek için sağa sola bakmakla meşguldur. Su döken derviş bakar ki şeyh elini yıkarken bazı yerleri kurudur. İçinden : - Bir de bize mürşit olacak. Doğru dürüst abdest almayı bile beceremiyor diye geçirir. Bakışları alaycı ve suizancadır. Şeyh kafasını dervişe doğru kaldırır. Dervişin bakışlarını yakalar, aklından geçenleri okur.
- Evlat sen bize yaramazsın. Akşama kalmadan derahımızı terk et der.
Derviş Şeyhi için böyle yanlış bir düşüncede olduğu için pişmandır ama nafile kovulmuştur artık. Akşam arkadaşları ile helalleşerek ıssız bir dağ yamacındaki derğahtan ayrılır. İyi de nereye gidecektir. Ne ailesi vardır ne gidecek bir memleket. Deli divane dağ tepe yürür. Yorulmuştur. Acıkmıştır. Hava iyice kararmıştır. Nereye gideceğim, ne yapacağım diye düşünürken uzakta bir ışık görür. Işığın geldiği tarafa yürür. Ağaçların altında çoban ateşin üzerinde yemek pişirmektedir.
- Selamün Aleyküm
- Aleyküm Selam
- Allah misafirine aşın, ekmeğin var mıdır?
- Vardır hele otur şöyle.
Çoban gelen yapabancıyı süzer. Gece vakti ormanda yalnız dolaşan bu adam necidir? Tüccar değil, asker değil. Üzerinde derviş kıyafeti var. İyi de derviş bu vakitte ne geziyor dağ başında. Dervişler derğahtan akşamları dışarı çıkmazlar ki diye düşünür.
Derviş olup bitenleri anlatınca çoban haline acır ve:
- Şu karşıdaki dağın arkasında bir şehir var. İsmi Evallah Şehridir. Oraya git. Ne alırsan al Eyvallah dedikten sonra ücretsiz, bedava.
- Ne yani para-pul istemiyorlar mı?
- Eyvallah diyene her şey bedava.
Derviş kendisi ile dalga geçildiğini düşündü. Çoban devam ile:
- Yalnız Eyvallah Şehrinin 3 kuralı var. İhlal edersen o kuralları şehirden atılırsın!
- Nedir bu kurallar?
- Bir, kulun işine karışmayacaksın. İki, Allah'ın işine karışmayacaksın. Üç, asla yalan konuşmayacaksın.
- Kolaymış ben zaten derğahta eğitim aldım bunlar basit kurallar ihlal etmem.
Sabah çekine çekine şehre giren derviş çobanın doğru söyleyip söylemediğini anlamak ister. Hamama girer. Yıkanır. Kasaya yanaşır. Sağ elini sol göğsüne koyarak "Eyvallah" der. Kasa başındaki hamamcı da "Eyvallah" diye karşılık verir.
- Borcum ne?
- Eyvallah kardeş borcun yok Eyvallah dedin ya.
Derviş şaşırır. Bir yandan da seviniyordur. Fırına girer yine aynı muamele "Eyvallah" diyenden para alınmıyor. Derviş içinden "iyi ki derahtan kovulmuşum, bu şehirde padişah gibi her şey bedava ne güzel yaşarım" der.
Aradan bir ay geçmiştir. Bizim derviş halinden memnun. Bir arkadaşına gelir.
- Ailemi kurmak istiyorum. Kadını nasıl bulabilirim.
- Eyvallah de.
- O da mı Eyvallah de?
- Tabii. Yarın köle pazarı kurulur. Erken git pazara. Acem, Arap, Hint, Rum ne ararsan her milletten güzel kadınlar vardır. Beğendini seç. Satıcıya Eyvallah de yeter.
Derviş denileni yapar. Evlenir. Aradan bir hafta geçer. Derviş çarşıda dolaşmaktadır. Karşısından biri genç diğeri yaşlı iki kadın gelmektedir. Genç olanın saçı,başı her yeri açıktır. Diğer kadın çarşaflı, sadece gözleri görünen yaşlı bir kadındır.
Derviş :
- Şunabak ya diye bağırır.
- Şuna bak örtünmesi gerekenin her yanı açık saçık. Ortünse de olur ötrünmese de olur yaşlı kadının her yeri kapalı. Bu nasıl iştir. Niye böyle açık giyindin be kadın. Der.
- İmdat Zaptiye! Diye bağırınca genç kız. Zaptiyeler gelir.
- Ne vardı?
- Bu adam kulun işine karıştı.
Bizim dervişe karakolda on dayak atılır. Karakoldan çıkınca yediği dayağın acısından çok, bir kulun hatasını uyarndığından dolayı şikayet edilmesi ve karakolda dayak yemesi içine dokunmuştur. Karakolun dış avlusunda açır elini yükses ses ile;
- Allah'ım bu nasıl iş? Kullarını uyardım, dayak yedim. Ey Rabbim bu ne biçim iş?
Derviin söylediklerini duyan birisi:
- Zaptiye! Zaptiye! Diye seslenir. Gelen zaptiyeler:
- Ne oldu?
- Şu derviş Allah'ın işine karıştı. Tekrar karakol. Tekrar on değnek daha yer sırtına derviş. Yorğun argın kendini eve zar zor atar. İçeri girip yatağa uzanır. Yarım saat sonra kapıosı çalınır. Eşi kapıyı açar. Av arkadaşları gelmiştir. Eşinden evde olup ava gidip idemeyeceğini sorarlar. Eşi odaya girer.
- Arkadaşların geldi, birlikte dağa ava çıkacakmışsınız.
- Beyim evde yok de, yok de.
- Zaptiye! Zaptiye!
- Ne vardı?
- Eşim yalan konuşmamı istiyor Yalan söylüyor.
Derviş zaptiyelerce şehirden kavulur. Üssü başı toz topraktır. Şehre doğru bakar, dizine vurarak:
- Eyvallahın ayarını bilmeyene "Eyvah!. Eyvah!." diye inler...


Aşkın Gözyaşları Tebrizli Şems kitabından alıntı.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 5 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye