Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 10 Ara 2018, 17:27

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 9 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: AYrık Otu!...
MesajGönderilme zamanı: 29 May 2008, 18:51 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eyl 2007, 03:00
Mesajlar: 8712
Konum: BURSA
Bu konuyu facebook'ta paylan!
Resim

AYrık Otu!...

Rüzgarlar menekşeden, ayrık otuna doğru eserse menekşenin kokusunu getirirmiş. Bu kokuyu derin derin içine çekermiş ayrık otu , yüreğinin yangınını söndürmek için. Eğer ayrık otundan menekşeye doğru eserse bu seferde rüzgarla sevda mektupları yazılır...

Taşlı tarlada yaşayan bir ayrık otu varmış. Soğanlarla, sarımsaklarla, yoncalarla, çayırlarla arkadaşlık edermiş. Çok kalabalık bir ailesi varmış. Her gün bir kardeşi daha doğarmış. Yağmur sularını çok severlermiş. İlk önce onlar içermiş. Bu yüzden dostları şalgam, havuç ve turpla tartıştıkları da olurmuş.


Kocaman kocaman yaprakları, uzun uzun kökleri olduğu halde toprak sahibi hiçbir işe yaramadıklardan söz eder, onları hiç sevmezmiş. Domates, biber, salatalık fidelerini çapalarken ayrık otunun akrabalarını söker sonra onları çuvallara doldurarak götürürmüş. Bu dönüşü olmayan bir gidişmiş. Helalleşerek ayrılırlarmış.


Günlerden bir gün ayrık otu bir rüya görmüş. Rüyasında gördüğü bu güzelliğe aşık olmuş. Günlerce yemeden içmeden kesilmiş. Yaprakları solmuş. Arkadaşları hastalandı sanmış. “Bu dert beni öldürecek, en iyisi büyük babamla konuşmak. Belki bir çaresi vardır.” Demiş. Sonra en yaşlı ayrık otuna aşkını anlatmıştı. Aşkının adı menekşe imiş. Köşkün bahçesinde yaşıyormuş. Köşkün bahçıvanı her gün suluyor, gözü gibi bakıyormuş. Yanında arkadaşları lale, sümbül ve yediveren varmış. Köşkün sahibi bu çiçekleri çok severmiş. Özel bir itina gösterirmiş. Bir tekinin bile solmasına izin vermezmiş.

Resim
Gelelim ayrık otuna büyük ayrık otu torunun derdini dinlemiş dinlemesine ama bir derman bulamamış. Küçük ayrık otunun sevgilisine kavuşmasının imkanı yokmuş. “Unut sen onu, başka yolu yok.” Demiş. Demesi kolay ama yapması zor. Gönlüne ferman dinletememiş, unutamamış sevdasını ayrık otu . “Menekşem” derde, başka bir şey demez olmuş. Sevdasının hasretiyle köklerini salmış. Salmış taaaa köşkün duvarlarına kadar. Lakin o kale suru gibi duvarları aşmak imkansızmış. “Olsun , yanına yaklaştım ya bir duvarın ne önemi var. Bende gönül gözü ile görürüm sevdiğimi” demiş ayrık otu.


Rüzgarlar menekşeden, ayrık otuna doğru eserse menekşenin kokusunu getirirmiş. Bu kokuyu derin derin içine çekermiş ayrık otu , yüreğinin yangınını söndürmek için. Eğer ayrık otundan menekşeye doğru eserse bu seferde rüzgarla sevda mektupları, aşk şiirleri gönderirmiş. Gelen bu nağmeler o kadar içten, o kadar gönüldenmiş ki menekşede aşık olmuş ayrık otuna. Bu sevdalıların göz yaşları yağmurlara karışmış, birbirlerine kavuşabilmek için. Gurbet Türküleri yakar olmuşlar.


Günlerde bir gün ayrık otunu kuvvetli bir el tutmuş. Topraktan sökmüş almış. Bir çuvalın içine tıkıştırmış. Ayrık otu ürkek ürkek, avazının çıktığı kadar bağırmış. “Heeyyy… Ne oluyorrrrr… Bırakın beni…. Sevdiğimden ayırmayın Allah aşkına…” Ama feryadını duyan olmamış. Menekşe ile vedalaşamamış bile. Kısa bir yolculuktan sonra büyük baş bir hayvanın değirmeninde öğütülmüş.


Menekşe işe kara kar yastaymış. Artık sevdiğinden haber alamıyormuş. Rüzgar artık sevdiğinden mektuplar, şiirler getirmiyormuş. Gönderdiği selamları ise “Yok, bulamadım, iletemedim.” Diyerek geri getiriyormuş.
Menekşenin yüreciği kor olmuş. Sevgilisini kaybetmenin acısıyla günden güne solmuş. Yüreğinin yangını bedenini de sarmış. Artık çiçek açmaz olmuş. Hayata küsmüş, yaprakları bir bir gazel olmaya başlamış. Istırap dolu yıllar geçmiş. Artık menekşe can çekişiyor, ölüm döşeğinde yatıyormuş.


Bu hali gören bahçıvan menekşenin haline üzülmüş. Ona gübre vermeye karar vermiş. Menekşenin toprağına yeni aldığı gübreyi atmış bahçıvan. O da nesi! Aşkın sesi!.. Menekşe iki günde iyileşmiş. İyileşmekle de kalmamış, Yeşil yeşil yapraklar açmış. Döl vermiş. Tomurcuk üzerine tomurcuk… Rengarenk, desen desen, küçüklü büyüklü yaprak niyetine çiçek açmış. Bu duruma köşk sahibi de şaşırmış. Menekşeyi bu hale getiren tılsımı merak etmiş. Menekşe tüm Bahçeye haykırmış “AŞK”


Alıntı

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 29 May 2008, 22:10 
Çevrimdışı
Saygın Üye
Saygın Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 13 Ağu 2007, 03:00
Mesajlar: 272
Sevgiliye kavuşmak:

Sevgiliye kavuşmak için, ayrık otu gibi kökümüzden sökülmek(dünya sevgisinden kurtulmak) , değirmende öğütülüp (hiç olmak) sevgilinin ayakları altına serilip (BİZ OLMAK) gerektir.

Kardeşimiz Nur-ye Gönlünüze Sağlık...


Esselam


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 30 May 2008, 03:15 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eyl 2007, 03:00
Mesajlar: 8712
Konum: BURSA
msn sohbetimiz bizi nerelere götürdü ''kul'' ve ''ankakuşu'' değil mi?


NEFSime!...

A-yrık otlarını temizlemek zordur, temizlenmek güç ister
Y-ılmadan çaba gerektiren iştir, sabrın denenirde anlayamazsın!
R-evamıdır bu kadarıda? dersen sınıfta kalırsın!
I-ssız çile çöllerinde gezer durursun, ışıksız ışıksız!
K-orksanda yorulsanda devam derler, HADİ gayret Ya BEDİe!

O'-nun için terkettiklerin kadar ilerlersin!
T-uz bassalarda yaralarına asla dönmem dönemem dersin!
U-lular ulusu RESSAMın RESMİndesin BİLEsin!!!!

_________________
Resim


En son nur-ye tarafından 28 Mar 2009, 12:15 tarihinde düzenlendi, toplamda 3 kere düzenlendi.

Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 30 May 2008, 09:19 
Çevrimdışı
Dost Üye
Dost Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 14 Şub 2008, 03:00
Mesajlar: 76
Konum: izmir
teşekkürler ey aşk..

_________________
BİZ NEYİ BİLİRİZ, NEYİ BİLMEYİZ, BİLEN BİRİSİ ÇIKSIN DA BİLENLERİN NE OLDUĞUNU BİLELİM...


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 30 May 2008, 18:05 
Çevrimdışı
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 24 Mar 2008, 03:00
Mesajlar: 487

Ayrık Otu

salkım saçak bir sevda dillerinde
yalan da değil hani gelemiyorlar da gerçeğe
suçlu değil ki zihniyetler niye yanar başka insan
sorgula biçare neden niçin niye
belki hepsi aynı diye
nasıl görmüş ki denizi bilir mavi
ya grisi-yeşili!
gözler ki öyle bakar öyle görür
fırtına tufan yakıp yıkıyor ruh
kavramış elleri yanar tutanın
silinemez kaynar yaranın
didişmeler var içinde insanın
ayrık bir sevda var ya kendine
dürüstlük yapsa en az bir kişiye
o da kendidir ya nafile
geç-git diyor
ez-biç
kendini biçer sanıyor
kopacak parçaları dağılacak
beriki şişirmiş gözlerini mor kan bakıyor ya
o kim beyhude

berikinde gri
ötekinde yeşil
belki de mavi de
ruh ki
akarların buluştuğu deniz


Şule Aydemir

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 28 Mar 2009, 11:03 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 16 Eki 2008, 03:00
Mesajlar: 649
Ara ara geriye dönüp mesajları okuyorum. harika paylaşımlar tüm dostlara kuçak dolusu muhabbetimi sunarım. emeklerinize sağlık.

"Hayat resimdir.
Karelerinin sanat olabilmesi için, İŞÇİlik gerekir."

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 28 Mar 2009, 12:09 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eyl 2007, 03:00
Mesajlar: 8712
Konum: BURSA
safa-merve yazdı:
"Hayat resimdir.
Karelerinin sanat olabilmesi için, İŞÇİlik gerekir.
"


safa-merveciğim ne kadar güzel bir sÖZ!


Kavuşmak uğruna ömrümce ızdırap çeksemde,
YOL çok zor olsada, tüm engelleri senin için aşarım.
AYRIK OTU gibi damarlansan yüreğime kök salsan!
Dönüp gitmem, çektiğim ÇİLElerden bıkmam SEVGİLİ.
NUR-ye'mek için!....

HÜCREmde!....

28.3.2009

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 28 Mar 2009, 15:28 
Çevrimiçi
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 10879
Resim

ZEVK 3558

sen hep Nur-ye...

KESen-KESilen de KİM miş?.. NEdir Kurb-AN-BOĞaz-Bıçak?.
Mor Menevşe-Kara SEVdâ?.. AYRIk Otu, SALLkım-SAÇ-AK!..
HÜCRemİZde HİCR-ETteyİZ!.. Hicr-i İsmâil de HACC-ER!..
DOLuktu RAHM-ET Me-Mesi!.. SU-SUza zEM-zEM SAÇacAK!..


28.03.09 14:12
A k s a r a y

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 28 Mar 2009, 17:01 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eyl 2007, 03:00
Mesajlar: 8712
Konum: BURSA
Resim

kul İhvâni gönderdi 28.03.2009 14:29:
İşte mesele budur. YAŞAmak varsa eğer AŞKta...


GÜL YÜREĞİMİZde YAŞAyalım AŞKı
AŞKta, AŞKtan, AŞKa ve AŞKla!..


MUHAMMEDi MuHABBEtlerimİZle!.....

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 9 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 17 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye