Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 16 Ara 2018, 03:27

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 4 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: EN GÜZEL KADER MASALI...
MesajGönderilme zamanı: 08 Şub 2015, 12:45 
Çevrimdışı
Yeni Üye
Yeni Üye

Kayıt: 11 Oca 2015, 15:56
Mesajlar: 9
Bu konuyu facebook'ta paylan!
Resim


EN GÜZEL KADER MASALI...

Kirpiklerimin uçlarından sarkıyordu örümcek ağları... Hani ümmetin bütün yetimleri o yetimler şah'ının yetimleriydiler ya.. sevgililer sevgilisi olan o yetim kalabalıklardan kaçar, o mağaraya sığınırlardı ya.. ''Hira Mağarası''yalnızlığı mıydı benim de yalnızlığım, kaçışlarım kalabalıklardan...?. Bir çok insanın bir câhiliye devri yaşanır ya hayatında, sonra o can alıcı vakit gelip çattığında başlar gelişim ve dönüşüm.

Acı ile tanışıklığım babamı sevgiliye uğurladığım yaşlara denk gelse de; çocuklukta algılanan acı ile dönüm noktasından sonra girdiğin pişme sürecinin acı ''İmtihan''ı hiç aynı olmuyormuş... Kişilerin hayatlarında tecrübe ettikleri; terk edilmeler, terk edişler, sevgisizlikler, kandırılmışlıklar, vefâsızlıklar hep bir fazlasıyla yaşandı benim hayatımda... Hep bir fazlası incindim ve etrafımda gördüklerimden daha fazla parçalandım, dağıldım ben..

Şimdi çok daha iyi anlıyorum. Bir arkadaşımın (yalnızlıktan-kimsesizlikten acıyla kalbim koparken) seneler evvel' "Rabbim kulunu herkesten çok sever. Herkesten çok kıskanır. En çok kendini sevsin ister kulu... Bu yüzden yalnızsın işte!.'' sözünü...!. Evet, kesinlikle Rabbim beni seviyordu. Kaderimi tayin eden O'ydu zirâ... Kendi kanatlarımla, kendi rüzgar-ı iradesiyle uçurdu beni dâima..
Çocukken, orda burda büyürken ya da yetimhane günlerimde öyle olduğunu düşünmesem de, ailesiz olmak en büyük talihimdi şüphesiz, ilerleyen yaşlarda anlayışımla... Beni kendi terbiye ediyordu Rabbim.. Bir ailenin, kullarının terbiyesine bırakmamıştı. Bu terbiye süreci çocukluğumdan itibaren Rabbimin yazdığı hârika bir masaldı.. Çocuklar, hayvanların kuyruğuna teneke bağlayıp sürüklerken, benim içim acır, dayanmazdı. İçini merak edip kaplumbağaların sert kısmını taşla ezerlerken, ben onlarla kavga ederdim yapmayın diye... Çocuklar iki elmadan büyüğünü seçerken, ben büyük olanı karşımdakine verirdim..

Öyle güzel, öyle şahâne bir masaldı ki bu; bir ara içine merhametsiz, kötü kalpli, acımasız karakterler sızmış olsa da, Rabbim onları bir bir ayıklamıştı.. Masaldaki çocuğun kalbi bir hayli hassastı.. İnsanlar onun bu hassasiyetini pek anlamazlardı... Hatta çocuk bir çok zaman; "acaba ben başka bir gezegene mi aitim ki!" derdi:) Kin, haset, bilerek kötülük yapma gibi hasletleri yoktu çocuğun... Ama yaşadığı çevre, toplum, ona zamanla kin'i aşıladı... Ve nefreti... Yıllarca bu duygularla, kabul etmek istemesede mecbur kalarak yaşadı.. İçinde kıyametler koparak, gözyaşlarını içine akıtarak... Hatta isyan etti... Evet evet isyan etti çocuk... ''Sen beni sevmiyor musun Allahım, bu kötü insanlardan neden beni korumuyorsun?.'' diye... İçi alev alev yanarak fark etmediği isyan ateşiyle... Ama asla kimseye kötülüğü ya da intikam almayı düşünmedi.. Bunun âciz insanların işi olduğunu düşündü genç yaşına rağmen.. İçindeki olumsuz duygular aksine huzursuz etti onu... Başkalarını basamak yapıp, başkalarının mutsuzlujklarından kendilerine sahte mutluluklar yaratanlar vardı.. Tüm gücüyle direnerek onlardan olmadı.. Bu kötü insanlara zaman zaman çok kızıp ''Keşke bende onlar kadar rahat ve gamsız olsam''dedi. Ardındansa henüz bir kaç dakika geçmeden ''ACI DA ÇEKSEM, ONLAR GİBİ OLMAYACAĞIM!.'' dedi.

Çocukluktan itibaren ona en çok zarar veren şey; insanlarla arasına sınır koyamamasıydı, çabuk kanmasıydı.. Ama o ailesiz ve güvensiz bir ortamda büyümüştü.. Güvenmeyi istemek belki diğer insanlardan daha fazla o ve ailesiz büyüyen, ya da yetimhâneye bırakılan çocukların hakkıydı... Bu konuda onları kimse suçlayamazdı.. Bu sınır koyamamalar, en ufacık bir gülüşe inanıp güvenmeler onu hayal kırıklığına uğratıp, üzdüğünde ise insanlara olan sevgisinin büyüklüğü nispetinde oluyordu düş kırıklıkları... Dağılan parçalarını toparlamakta bir anne, baba, kardeş, akraba değil yine ne yazık kendine düşüyordu...

O'NUN ASLINDA EN BÜYÜK SORUNU (Bu bir sorun ise...); BİYOLOJİK OLARAK BÜYÜSE DE-ÇOCUK KALBİ-nin AYNI KALMASIYDI.. Ve bu masalın kahramanı biliyordu ki; sevgisiz kalpler büyüyüp hayata karşı koyamaz, dâima aklı ve mantığı arasında gel-gitler kafa karışıklığı yaşardı.. Onu da bu konu da en iyi yetimhâne arkadaşları-kardeşleri anlardı şüphesiz..

Yıllar yılları kovaladı, çocuk biyolojik olarak büyümekteydi Rabbini tanımaya başlamıştı.. İsyanlar, yerini oluk oluk akan pişmanlık gözyaşlarına bırakmıştı sevgiyle akmakta olan, içini ısıtan... Hiç bir duyguyu anımsatmayan bu yaşına kadar.. Bu masalı, bu kaderi çokkkkk sevdiği Rabbi'si yazmıştı.. O dâima yanındaydı... Kulların kabalıklarına, kırmalarına rağmen... Yanındaydı ve bu ''Çocuk Kalpli Yetişkin'' kulunu bırakmayacaktı..
Umutları, sevgileri, kırgın hisleri, kalbi incinmiş olsa da, bu günler elbet geçecekti. Hangi geceden sonra güneş doğmamış, hangi kötü dediğimiz günler geçmemişti ki...?. Bu günlerde geçmeye elbette mahkumdu... Belki de çok daha güzellerini getirmek üzre... Öyle değil miydi???

Masallarda anlatılan o ''ANKA KUŞU''vardır ya küllerinden doğan; belli ki pişirecek, kül edecek ve kendine giden yürüttüğü yolda KENDİNE KUL EDECEKTİ.. Masallar asla kötü bitmezdi ve çocuk kalpli bu masal kahramanını da RAHMAN'ı asla ama asla ne yolda, ne de yarı yolda bırakmazdı.
10.09.2014


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: EN GÜZEL KADER MASALI...
MesajGönderilme zamanı: 08 Şub 2015, 16:22 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 29 Eki 2011, 08:01
Mesajlar: 853
Hüma-Kuşu yazdı:
Kirpiklerimin uçlarından sarkıyordu örümcek ağları...Hani ümmetin bütün yetimleri o yetimler şah'ının yetimleriydiler ya,sevgililer sevgilisi olan o yetim kalabalıklardan kaçar,o mağaraya sığınırlardı ya,''Hira Mağarası''yalnızlığı mıydı benimde yalnızlığım,kaçışlarım kalabalıklardan...?Bir çok insanın bir cahiliye devri yaşanır ya hayatında,sonra o can alıcı vakit gelip çattığında başlar gelişim ve dönüşüm.

Acı ile tanışıklığım babamı sevgiliye uğurladığım yaşlara denk gelse de;çocuklukta algılanan acı ile dönüm noktasından sonra girdiğin piş me sürecinin acı ''İmtihan''ı hiç aynı olmuyormuş...Kişilerin hayatlarında tecrübe ettikleri;terk edilmeler,terk edişler,sevgisizlikler,kandırılmışlıklar,vefasızlıklar hep bir fazlasıyla yaşandı benim hayatımda...Hep bir fazlası incindim ve etrafımda gördüklerimden daha fazla parçalandım,dağıldım ben.

Şimdi çok daha iyi anlıyorum.Bir arkadaşımın(yalnızlıktan-kimsesizlikten acıyla kalbim koparken)seneler evvel''Rabbim kulunu herkesten çok sever.Herkesten çok kıskanır.En çok kendini sevsin ister kulu...Bu yüzden yalnızsın işte'' sözünü...!Evet,kesinlikle Rabbim beni seviyordu.Kaderimi tayin eden o'ydu zira...Kendi kanatlarımla,kendi rüzgar-ı iradesiyle uçurdu beni daima..
Çocukken,orda burda büyürken ya da yetimhane günlerimde öyle olduğunu düşünmesemde,ailesiz olmak en büyük talihimdi şüphesiz ilerleyen yaşlarda anlayışımla...Beni kendi terbiye ediyordu Rabbim.Bir ailenin,kullarının terbiyesine bırakmamıştı.Bu terbiye süreci çocukluğumdan itibaren Rabbimin yazdığı harika bir masaldı.Çocuklar,hayvanların kuyruğuna teneke bağlayıp sürüklerken,benim içim acır,dayanmazdı.İçini merak edip kaplumbağaların sert kısmını taşla ezerlerken,ben onlarla kavga ederdim yapmayın diye...Çocuklar iki elmadan büyüğünü seçerken,ben büyük olanı karşımdakine verirdim.

Öyle güzel,öyle şahane bir masaldı ki bu;bir ara içine merhametsiz,kötü kalpli,acımasız karakterler sızmış olsa da,Rabbim onları bir bir ayıklamıştı.Masaldaki çocuğun kalbi bir hayli hassastı.İnsanlar onun bu hassasiyetini pek anlamazlardı...Hatta çocuk bir çok zaman;acaba ben başka bir gezegene mi aitim ki derdi:) Kin,haset,bilerek kötülük yapma gibi hasletleri yoktu çocuğun...Ama yaşadığı çevre,toplum,ona zamanla kin'i aşıladı...Ve nefreti...Yıllarca bu duygularla,kabul etmek istemesede mecbur kalarak yaşadı..İçinde kıyametler koparak,gözyaşlarını içine akıtarak...Hatta isyan etti...Evet evet isyan etti çocuk...''Sen beni sevmiyor musun Allahım,bu kötü insanlardan neden beni korumuyorsun'' diye...İçi alev alev yanarak fark etmediği isyan ateşiyle...Ama asla kimseye kötülüğü yada intikam almayı düşünmedi.Bunun aciz insanların işi olduğunu düşündü genç yaşına rağmen.İçindeki olumsuz duygular aksine huzursuz etti onu...Başkalarını basamak yapıp,başkalarının mutsuzlujklarından kendilerine sahte mutluluklar yaratanlar vardı.Tüm gücüyle direnerek onlardan olmadı.Bu kötü insanlara zaman zaman çok kızıp''^Keşke bende onlar kadar rahat ve gamsız olsam''dedi.Ardındansa henüz bir kaç dakika geçmeden''ACI DA ÇEKSEM,ONLAR GİBİ OLMAYACAĞIM''dedi.

Çocukluktan itibaren ona en çok zarar veren şey;insanlarla arasına sınır koyamamasıydı,çabuk kanmasıydı.Ama o ailesiz ve güvensiz bir ortamda büyümüştü.Güvenmeyi istemek belki diğer insanlardan daha fazla o ve ailesiz büyüyen,ya da yetimhaneye bırakılan çocukların hakkıydı...Bu konuda onları kimse suçlayamazdı.Bu sınır koyamamalar,en ufacık bir gülüşe inanıp güvenmeler onu hayal kırıklığına uğratıp,üzdüğünde ise insanlara olan sevgisinin büyüklüğü nispetinde oluyordu düş kırıklıkları...Dağılan parçalarını toparlamakta bir anne,baba,kardeş,akraba değil yine ne yazık kendine düşüyordu...

O'NUN ASLINDA EN BÜYÜK SORUNU(Bu bir sorun ise...);BİYOLOJİK OLARAK BÜYÜSE DE-ÇOCUK KALBİ-nin AYNI KALMASIYDI.Ve bu masalın kahramanı biliyordu ki;sevgisiz kalpler büyüyüp hayata karşı koyamaz,daima aklı ve mantığı arasında gel-gitler kafa karışıklığı yaşardı.Onu da bu konu da en iyi yetimhane arkadaşları-kardeşleri anlardı şüphesiz.

Yıllar yılları kovaladı,çocuk biyolojik olarak büyümekteydi Rabbini tanımaya başlamıştı.İsyanlar, yerini oluk oluk akan pişmanlık gözyaşlarına bırakmıştı sevgiyle akmakta olan,içini ısıtan...Hiç bir duyguyu anımsatmayan bu yaşına kadar..Bu masalı,bu kaderi çokkkkk sevdiği Rabbi'si yazmıştı.O daima yanındaydı...Kulların kabalıklarına,kırmalarına rağmen...Yanındaydı ve bu ''Çocuk Kalpli Yetişkin''kulunu bırakmayacaktı.

Umutları,sevgileri,kırgın hisleri,kalbi incinmiş olsa da,bu günler elbet geçecekti.Hangi geceden sonra güneş doğmamış,hangi kötü dediğimiz günler geçmemişti ki...?Bu günlerde geçmeye elbette mahkumdu...Belki de çok daha güzellerini getirmek üzre...Öyle değil miydi???

Masallarda anlatılan o ''ANKA KUŞU''vardır ya küllerinden doğan;belli ki pişirecek,kül edecek ve kendine giden yürüttüğü yolda KENDİNE KUL EDECEKTİ.Masallar asla kötü bitmezdi ve çocuk kalpli bu masal kahramanını da RAHMAN'ı asla ama asla ne yolda,ne de yarı yolda bırakmazdı.

10.09.2014



Kalp yaranız zaten buruk olan kalbimi sızlattı,
Hüzünlere dalışımız buralı olmadığımızdandır, anlaşılamadığımızı sandığımızdandır,
Küserim sanırdım ben meğersem küstürülürmüşüm, pazarlıklı bir hayatı sevemedim gitti ben de siz gibi
Anlatmak zor, hem aklımdan hesaplar yaparım evdeki hesap çarşıya uymaz, O'nun yazdığını da yaşamadan bilemez,
Sevgi ilaçken, zehir ederler yaşamı, katlanmakta nereye kadar,
ZATen şunun şurasında ne kaldı sonsuzluğa kanat açmaya...
En GÜzelle OLabilmek duasıyla



Resim

_________________
Eğer göğün yedi kat üstüne çıkmaksa niyetin, Aşktan güzel merdiven bulamazsın.
Eğer aşkı bulmaksa niyetin, Aramadan duramazsın. -
Yunus Emre.k.s


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: EN GÜZEL KADER MASALI...
MesajGönderilme zamanı: 09 Şub 2015, 20:16 
Çevrimdışı
Yeni Üye
Yeni Üye

Kayıt: 11 Oca 2015, 15:56
Mesajlar: 9
O nâif yüreciğinizle ne de güzel anlatmışsınız buralı olmadığımızı, olamadığımızı... Çırpınmalarımızın, kalp sızılarımızın, iç yangınlarımızın, darlıklara kapılmalarımızın, çokça dalıp gitmelerimizin, en çok, evet en çok da kalbimizin en fazla hüzne râm olmasının sebeblerini... Doğru evet, çok doğru buralı değiliz ve kopup geldiğimiz ruh dünyamızın, içinde neş'e ile kanat çarpan ruhlarımızın cennetinden kopuk oluşumuz en büyük gam'ımız... Bu dünya denen ''eğlence ve oyalanma yerine'' göre programlanmadığımız için iç çekişlerimiz... Ne yaparsak yapalım; ne şan, ne para, ne mal, ne evlat ne de başka bişey teselli edebiliyor kalbimizin hazin ve derin yalnızlıklarını...

Evet öyle güzel söylediniz ki; biz buralı değiliz ,biz ''ÖTELİYİZ'' bundandır ebu cehilin nesillerini, nemrutları, firavunları sevemeyişimiz ve onlara benzememek için dua edişlerimiz. Evet biz öteliyiz, biz muhammediyiz,biz onun(inşaeallah)ayağının tozunun zerresi,dünyadaki çileli yolunun gönüllü yolcularıyız. ÇÜNKİ BİZ; MUHAMMED (SAV) ÜMMETİYİZ VE SADECE SEVGİ İÇİN YARATILANALARDAN, SEVİCİLERİZ!!!


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı: Re: EN GÜZEL KADER MASALI...
MesajGönderilme zamanı: 10 Şub 2015, 10:43 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 29 Eki 2011, 08:01
Mesajlar: 853
ÖZlemini içimiz de duyuran ALLAHU TEALA, C.C
Şükür O'na,
Daha bir YAKınlaşmak için yürek çırpışlarımız,
Şükürler Olsun ki, bir adım gelene koşarak gelirim buyurmuş, ne güzel bir haber değil mi
Bir adımla RABBİM YÜZÜM DÖNDÜM SANA diyebilmek, hoşnutluğa ermiş bir kalple, hoşnut olunduğunu da bilerek
Ne güzel bir nimet

HAYatıma hoşgeldin, Seni ÖZledim diye bir şarkısı var küçük bir çocuğun,
İlahi ESintilerle hemhal olabildiğimiz zaman böyle bir ruh hali sarıyor yüreğimizi
HAYatıma hoşgeldin, Seni özledim

_________________
Eğer göğün yedi kat üstüne çıkmaksa niyetin, Aşktan güzel merdiven bulamazsın.
Eğer aşkı bulmaksa niyetin, Aramadan duramazsın. -
Yunus Emre.k.s


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 4 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 14 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye