Fark edilmeyi bekleyen güzellik...

Cevapla
Kullanıcı avatarı
Hakan
Moderatör
Moderatör
Mesajlar: 4962
Kayıt: 08 Eki 2006, 02:00

Fark edilmeyi bekleyen güzellik...

Mesaj gönderen Hakan »

Farkedilmeyi Bekleyen Güzellik...

Kendini bildi bileli mor menekşeyi çok severdi. Çocukluğunun geçtiği iki katlı evin bahçesinde bahar geldiğinde mor mor açar, mis gibi kokarlardı. Annesi mor menekşeleri hep duvar kenarına dikerdi. Gölgeyi sever menekşeler derdi. Oysa; öğretmeni bitkilerin Güneş ışınları ile fotosentez yaptığını anlatmıştı onlara. Bitkiler Güneş ışınlarına muhtaçtı. Mor menekşeler ne tuhaf bitkilerdi...

- "Her bitki güneşi severken, onlar neden gölgeyi tercih ediyorlar?" diye düşündü, durdu Hande...Küçük, ufacık aklı ile aslında menekşelerin diğer çiçeklerden farklı olduğunu keşfetmişti, işte belki de menekşeler bu yüzden bu kadar güzeldi. Küçücük kafası o gün herkesten farklı olursan, bu hayatta değerli olursun yargısına varmıştı. Daha o yıllarda farklı olmak için uğraş vermeye başladı.

İlk, kimsenin yanına oturmak istemediği, "Hacer’in yanına oturmak istiyorum öğretmenim." diyerek başladı farklılıklarla süren hayata. Hacer bile şaşırmış, şaşkın şaşkın bakıyordu onun yüzüne. Hacer, çok dağınık, biraz anlama zorlukları olan problemli bir ailenin kızı idi. Hande ise; mühendis Kamil Beyin biricik kızı..

Öğretmen, pek oturtmak istemedi önce Hacer'in yanına Hande'yi...

Hande, ısrar ediyordu Hacer'in yanına oturmak istiyordu. Daha sonra bir tatsızlık çıkmasın diye öğretmen Hande'nin annesini çağırdı. Annesi eve geldiklerinde Hande'ye sordu:

- "Neden yavrum Hacer'in yanına oturmak istiyorsun?"

Hande cevap verdi: "Geçen baharda menekşeler ekiyorduk hani anne, o gün sen bana menekşeler güneşi sevmez demiştin. Oysa, her bitki güneşi sever. Menekşeler farklı...Belki de bu yüzden bu kadar güzeller... Hacer'in yanına kimse oturmak istemiyor. Ben farklı olmak istiyorum. Belki, Hacer de güzeldir, onu fark etmek istiyorum." dedi.

Hande'nin annesinin ağzı açık kalmıştı. Ilkokul 4 .sınıf öğrencisi kızının olgunluğuna hayran kalarak :

- "Peki kızım, kimin yanında istersen oturabilirsin." dedi.

Pazartesi, Hande Hacer'in yanında oturmaya başladı. Hem Hande tedirgindi, hem Hacer... Birbirleri ile hiç konuşmuyorlardı. Diğer kızlar da soğumuştu Hande'den. Nasıl Hacer gibi dağınık, bir şeyi iki kere anlatma ile anlayan fakir bir kızın yanına oturmayı istemişti?

Doktor Cemal bey'in kızı Esin idi en çok alınan...Anne babaları her hafta sonu görüşüyorlar, Hande ve Esin birlikte oynuyorlardı her Pazar... Nasıl olur da kendi yerine Hacer'i seçerdi? Çok gururu kırılmıştı Esin'in... Hande ile konuşmuyordu.

Bir gün, Hande ve ailesi, Esinler'le dağ köylerinden birinde gerçekleştirilecek bir panayıra katılmak için sözleştiler..

Hande, gene Esin'in somurtacağını bildiği için gitmek istemiyordu. İçin için de Hacer'e kızmaya başlamıştı, arkadaşları ile arasının bozulmasına sebeb olmuştu. Neden sanki bu kadar dağınıktı, neden her şeyi iki kerede anlıyordu, yoksa aptal mıydı?

Sonra menekşeleri hatırladı. Hemen düşüncelerinden utandı. Hacer, farklı diye yargılamamaları gerekiyordu. Hacer' in kimsenin bilmediği güzelliklerini keşfedecekti. Buna tüm gücü ile inandı.

Tam umduğu gibi olmuştu. Esin, somurtarak karşısında oturuyordu. Hande ile konuşmuyordu. Hande, canını sıkkınlığından biraz dolaşmak için annesinden izin aldı. Köy yolunda yürümeye başladı. Hava iyice soğumuş ve ayaz iyice artmıştı.
Kar atıştırmaya başlamıştı. Hande kar'ı çok seviyordu.
Yürüdü, yürüdü... Köye gelmişti...
Bir evin önünde durdu. Evin penceresindeki saksıya gözü ilişti.
Gözlerine inanamıyordu, bunlar mor menekşelerdi...

Ama kıştı ve menekşeler soğuğu hiç sevmezlerdi, eve doğru bir adım attı, kapıda beliren gölgeyi çok sonra fark etti.
Bu Hacer idi. Hande'ye gülümsüyordu...
"Hoş geldin Hande" dedi Hacer, biraz ürkek "Buyurmaz mısın?"

Şaşkınlıkla kapıya doğru ilerledi Hande ve içeri girdi. Oda, sıcacıktı. Odun sobası her yeri ısıtmıştı. "menekşeler" diyebildi sadece Hande, "bu soğukta???" Hacer gülümsedi: "Onlar annem için, annem onları çok sever." Sonra yatakta yatan kadını fark etti Hande.

- "Annen hasta mı?" dedi.
Hacer: "Evet, 2 sene önce felç oldu, ona ben bakıyorum. Bizim kimsemiz yok. Bir tek ineğimiz var, onunla geçiniyoruz ama tüm işler bana baktığı için derslere çalışacak pek vaktim olmuyor." Dedi. Hacer utanarak...

Bir de dedi: "Bizim köyden şehre araç yok, bu yolu her gün yürüyorum o yüzden de çok yorgun okula geliyorum dersleri anlamakta güçlük çekiyorum."
Hande'nin gözleri dolmuştu...

Dışarıdan gelen ses ile kendine geldi. Annesi onu arıyordu. Çok merak etmiş olmalıydı... Dışarıya koştu ve annesine sarıldı, ağlıyordu... Bir müddet sonra "Anne, bu Hacer!" diye tanıştırdı sıra arkadaşını...

Hacerler'e gidip Hacer'in yaptığı sıcak çorbadan içtiler birlikte. Hande, annesine anlattı Hacer'in hayatını, ağlıyarak. "Bir şeyler yapalım anne"dedi...

O hafta, annesi ve Hande, Hacerler'e gidip annesi ve Hacer'i kendi evlerine taşıdılar... Hacer, artık Handeler'den okula gidip geliyordu. Ne dağınıktı, ne de aptal... Sınıfın en iyi öğrencisi olmuştu...

Seneler geçti... Hacer ve Hande bir arkadaş değil, bir kız kardeşlerdi artık...

Mor menekşeler Handey'e Hacer'i armağan etmişti... Hacer'e ise; hem Hande'yi, hem hayatı...

Seneler sonra ikisi de evlendi... Hacer şimdi bir doktor...

Hande'den vicdanın ne kadar önemli olduğunu öğrendi. Hastalarına vicdanı ile birlikte şifa dağıtıyor...

Hande ise; bir öğretmen...

Çocuklara farklı olan şeyleri sevmeyi de öğretiyor... Bir kızı var. Adı: HACER MENEKŞE...

Hayatta en çok sevdiği iki şeye birini daha ekledi Hande. Hacer Menekşe, teyzesi Hacer'i çok seviyor ve annesine teyzesi için her gün teşekkür ediyor...

SEVGINIZE KESINLIKLE ÖNYARGI SOKMAYIN. DAIMA KARŞINIZDAKINI DINLEYIN...
GÖRECEKSINIZ KI ÖNYARGISIZ BIR ŞEKILDE YAKLAŞIRSANIZ, YORUMLARINIZ DAIMA
ISABETLI OLACAKTIR...

HERŞEY, SEVINCEYE KADAR FARKLIDIR.... SEVDIKTEN SONRA ISE; SEVGININ DILI
HEP AYNIDIR ...
Kullanıcı avatarı
zahidzenderun
Özel Üye
Özel Üye
Mesajlar: 1026
Kayıt: 04 Tem 2007, 02:00

hayat bir mucize

Mesaj gönderen zahidzenderun »

Değerli Hakan Bey,

Anlattığınız öykü gerçek bir öykü müdür bilemiyorum..Sanki bana gerçek gibi geldi...

İnsanların bir birine duyduğu merhamet, kalb yumuşaklığı kadar güzel bir şey var mıdır..

Bir çocuğun gözlerinden yansıyan sevgi ve merhamet içinin güzelliğinin "verme tutkusu"yla etrafa yansımasıdır...

Kendi geleceği için insani fıtratında taşıdığı sermayesidir..


Sevebilmek insanın en büyük yetisi..ve olduğu gibi sevebilmek bu da KAMİL insanın yapabileceği bir şey ; nefsini araya katmadan her şeye ve her oluşuma öyle bakmak ve sevginin tezahürleri dışında bir şey görmemek...

İfade ettiğiniz gibi "HER ŞEY SEVİNCEYE KADAR FARKLIDIR...
SEVDIKTEN SONRA ISE; SEVGININ DILI HEP AYNIDIR "...

Evet Sevginin Dilini Konuşa Bilmek hepimizin kalbden isteğidir, ben bundan eminim..

Öylesine duyarlı ve hizmet ehli insanlar olabilmek nasib olsun cümlemize..


ALLAHIM KAMİL İNSAN OLMA YOLUNDA SEVGİNİN DİLİNİ HER ZAMAN KULLANA BİLMEMİZİ NASİB ETSİN
Derviş na murad olacak.
Allah vesilelerle kendisine yaklaştırır.
Na murad olacak..
Bildiğini terk edecek.

[img]http://www.muhammedinur.com/photos/galleries/avatars/istikametbt9tw2.gif[/img]
Kullanıcı avatarı
kulihvani
Site Admin
Site Admin
Mesajlar: 12868
Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00

Muhabbet...

Mesaj gönderen kulihvani »


Muhammedi yüreğine sağlık ve selâmet Hakan can!

Menekşe gözlü Hacer'in öyküsünü ne güzel sundun!

Çoktandır suya hasret gözlerim kana kana sulandı sayende!

Duydun mu Hacerin de bir oğlu bir kızı var...
Oğlunun adı Oğulcan..
Kızının adı Hande Menekşe...

Muhammedi muhabbetleri menekşeleşen gönüllere sonsuz Es Selâm Olsun!..
Cevapla

“Şiirler” sayfasına dön