Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 23 Nis 2019, 02:23

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 59 mesaj ]  Sayfaya git Önceki  1, 2, 3
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 23 Nis 2017, 13:21 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 3747
Bu konuyu facebook'ta paylan!
Kur'ÂN-ı Kerim ve Hadislerle Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin yüreğinde dâim olarak Allah cellecelalihu huzurundaki mi'racımız mübârek olsun inşeallah. Sall mi'racımız kulluk imtihanı beden âlemindeki mi'racımızda dâim olsun inşeallah. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin mânasında yok olarak BİZ BİR İZ HAYYYYlığı içindeki mi'raclarımızın Huzurullahda dâim ve kâim olması dileğiyle...

Esselâmu aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtuhu

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 23 Nis 2017, 16:16 
Çevrimdışı
Dost Üye
Dost Üye

Kayıt: 18 Oca 2007, 03:00
Mesajlar: 60



kulihvani yazdı:
Resim


MERZiYyeten.. ALLAH HAyydır!
RAZı.. ->RaSûLuLLAH HAyydır!
ZiKiR->FiKiR->ŞüKüR ->SaBır!
AŞKuLLAH.. ABDuLLAH HAyydır!

ZEVK 8115

TEK-BİR ALLAH.. ->MuhaMMedî TeKMiL-i TEVHiDin TÂCı
CÂNda CÂNAN CEM’in YAŞA!. ->HÂL-i HaZıR HÂLde HACı
->ŞeHÂDet ÂLeMin ->ŞÂHiD -->Eş ŞEHîDü’L- AHAD-VÂHiD
Bu ÂLEMde ->ŞiMDi ->Şu ÂN ->Şe’ÂNuLLAH ->ŞÂH Mİ’RÂCı..


22.04.17 19:06
brsbrsmm..tktktrstkkmdecâncÂnÂn..



Resim yuSEBBİHu SEMÂ’mız..

MERKEZde HAKk MUHİTte HAYy
DÖNdürEN DOst!. DÖNENi DOst!
MAHŞER<->ELESt ÂHiDde HAYy
YÖNdürEN DOst!.. YÖNENi DOst!.



Resim



RıZa'ya RÜCÛ' ve ÜRUCun M'İRÂCında...
ResûLuLLaH sallalhu aleyhi ve sellemin azîz ruhuna İLmuLLaH kadar Es SaLâtu ve Es SeLâmu OLsun!..

Es SaLâtu ve’s- SeLâMu aLeyke Yâ RaSûLuLLaH sallallâhu aleyhi ve sellem!

Es SaLâtu ve’s- SeLâMu aLeyke Ya HaBîBaLLaH SALLallâhu aleyhi ve SELLem.

Es SaLâtu ve’s- SeLâMu aLeyke Ya SeYyiDi’l- EVVeLine ve’l- ÂHiRin..

Allâhumme salli ve sellim ve bârik alâ seydina MuhaMMedin Nûru'z- Zâtı sırrı sarii fi'l-cemi'i'l-esmâ-ı ve's- sıfât. Bi adedike ilmike dâimen kesiran mubâreken tayyiben fîhi Yâ Rabbi’l- Âlemîn!.

SaLaten tekûnu Leke rıdâen Yâ RABBi'L- ÂLeMîN!.
SaLâten tekûnu Lî hakkıke edâen Yâ RAHMeten Li'L- ÂLeMîN!.

Subhâneke Allâhumme ve bi hamdike eşhedu en lâ ilâhe illâ ente vahdeke lâ şerike leke! Estağfiruke ve etûbu ileyke!

EL HAMDu LiLLâHi RABBi’L- ÂLeMîN!.

ALLAHumme innî eseluke’l- affe ve’l- afiyeh fi’d- dîni ve’d- dunyâyı ve’l- âhireh
ALLAHumme'sturnâ bi setrike’l- Cemîl!.


41. SALÂVÂT-ı ŞERÎFE : Muhammedî Mürşid Mevlânâ Halid-i Bağdadî Hazretlerinin salâvâtı

Nakşî Tarikatı kollarının kemâl kavşağı olan,
Şam'da Salihiye Tepesinde medfûn bulunan ve
maddî ve mânevî tahsilini Bağdad'da yaptığı için Bağdadî diye anılan
Muhammedî Mürşid Mevlânâ Halid-i Bağdadî Hazretlerinin salâvâtı:


Resim

TÜRKÇESİ: (3 defa okunur)
“Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin bi adedi külli dâin ve devâin ve bârik ve sellim aleyhi ve aleyhim kesîra.”
(Ücüncüsünde kesîran ile okunur)
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli Seyyidinâ Muhammedin bi adedi külli dâin ve devâin ve bârik ve sellim aleyhi ve aleyhim kesîran kesîra.”

MÂNÂSI: ALLAH'ım! Efendimiz MUHAMMED (sallallahu aleyhi ve sellem)'e ve Efendimiz Muhammed (salallahu aleyhi ve sellem)'in ailesine; dert çekenlerin (devâ dileyen çağırıcıların) ve devâ (çâre) lerinin tümü adedince salât-ü-selâm et. O'na ve onlara çok çok (çokça) bereket ver ve selâmlar et!.


ResimResimResim

Mevlânâ Halid-i Bağdadî Hazretlerinin istigasesi
(ALLAH-U ZÜ'L-CELÂL'e sığınması):


Resim

TÜRKÇESİ:

Bismillâhirrahmânirrahîm

“Yâ Hayyu Yâ Kayyûm! Resim Yâ Ze'l-celâlî ve'l-ikrâm! Resim Yâ ALLAHu!. Bike tâhassentü ve bi abdike ve Resûlîke Seyyidinâ ve Mevlânâ MuhaMMedîn Sallallahu Tealâ aleyhi ve sellime istecertü Resim ALLAHümme innî eselûke Yâ RAHMÂNu Yâ RAHÎMu bi esmâike'l- izâmi ve melâiketike'l- kirâmi ve ResûLîke aleyhim eftalü's- salavâti ve etemmü's- selâmi! Resim Ente'l- mahnî bilemhati ehl-i Bedrin velâ mâhatihim ve tenfahni bi nefâhatihim bi hakkihim aleyke YÂ RABB!.”Resim

MÂNÂSI:
Yâ Hayyu Yâ Kayyum! Yâ Ze'l-celâlî ve'l-ikrâm! Yâ ALLAH! Sana sığındım (siper edindim) ve Senin kulun ve Resûlün Seyyidimiz ve Efendimiz MuhaMMed Sallallahu Tealâ Aleyhi Vesselleme (teslim ve tâbi' olup) boyun eğdim!. ALLAH'ım!. Yâ Rahmân yâ Rahîm!. Senden Azîm isimlerin, keremli meleklerin ve salâvâtların en fazîletlisi ve selâmların en tammı kendisine olan ReSûLün ile (yüzü suyu hürmetine) istiyorum!. (ki) Beni imtihan eden (deneyici-sınayıcı) Sensin!. Bedir Ehlini bir lemhâda (göz açıp kapayıncaya kadarlık sürede) bir üfürüşle (merhametle hayat verişle) mahvolmaktan (silinip yok olup gitmekten) kurtardığın gibi; onların SENin üzerindeki (hatırı) hakları hakkı için, onlara olan rahmet üfürüşünle (imdad edişinle) bana da üfür ve hayat ver!. (meded kıl!.) Yâ RABBi!.


ResimÂmin yâ Latîf ALLAH celle celâluhu
ResimÂmin yâ Kerîm ALLAH celle celâluhu
ResimÂmin yâ Rahîm ALLAH celle celâluhu
ResimÂmin yâ VeDÛD ALLAH celle celâluhu
ResimÂmin yâ Vehhâb ALLAH celle celâluhu
ResimÂmin yâ Fettâh ALLAH celle celâluhu
ResimÂmin yâ Gaffâr ALLAH celle celâluhu
ResimÂmin yâ Settâr ALLAH celle celâluhu
ResimÂmin yâ ALLAH!. yâ ALLAH celle celâluhu!..


Yâ RABBenâ!.
Bi hakkıhim” Bedir Ashâbının hakkı hürmetine bizim bu gece “Yevmu’l- Mi’râc”ımızı bereketli kıl!.

Yevm gece gündüzü toplayan bir kelimedir 24 saat gibi.
Gece, Leyl'dir. Gündüz, nehâr'dır.
Yevm ise, cümlesini içine alır. MuhaMMedî YAŞAyışın adıdır.
Bir insan için ikinin “TEK” lenmesidir. Gece gündüzün “BİR” leşmesidir.
Bu Mi’râcımızda bu RUCU’-u MuhaMMediyyetimizde in şâe ALLAH, ALLAH celle celâluhu BİZe inâyet eylesin, Hidâyet eylesin, Selâmet eylesin ve İhsan buyursun!.
Subhâneke Allâhumme ve bi hamdike eşhedu en lâ ilâhe illâ ente vahdeke lâ şerike leke estağfiruke ve etûbu ileyke!.

El HaMDu LiLLâHi RABBi'l- ÂleMîNn!.


ALLAH celle celâluhu;
Kelâmullah'ını Mûsâ Aleyhi's-selâmla teklim etmiştir, bu âlemde.
Ru'yetini ise, Rasûlullah SALLallâhu aleyhi ve SELLem'de..
Mûsa Aleyhi's-selâm’a: “Sen Beni göremezsin” buyururken bu âlemde göremezsin buyururken göreceği âlemde SADR’-ların ötesinde, nihâyetinde AKL’-ın sustuğu yerde NAKL’-in sessiz-sözsüz-akılsız kendi kaynağında, çıkış noktasında ALLAH celle celâluhu RABBi’l- Âlemîn Sıfatıyla Rasûlullah SALLallâhu aleyhi ve SELLem’e tecellî edip Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem görüyor ki: “RABBımı RABBımla gördüm!.

Resim---Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem:” RABBımı RABBımla tanıdım. Eğer RABBımın yardımı olmasaydı Onu tanıyamazdım!. (bulamazdım.)” buyurmuştur.
(Gürüzânfer, Ehadis-i Mesnevi shf. 2)

Bu Mi’râcın, bu görüşün, bu rücu’nun, bu âleme geliş, illiyyinden esfelîne iniş bir kaderdir, bir Sünnetullah'tır, bir Murâdullah bir Emrullah'tır..
Sebebdir ve mazhar yeridir. NûR-u MiM, ALLAH celle celâluhunun bu âlemi halk etmesine ve ALLAHu zu’l-CeLâLin murâdını yaşamasına ve yaşatmasına!.

O zaman bu gecemiz, Rasûlullah SALLallâhu aleyhi ve SELLemin pak ve temiz yüreğinde buluşma beldemiz olsun!.

ALLAH Celle Celâluhu BİZi Merhâmeti ve Muhabbetiyle yargılasın!.
Bizim eksiklerimizi noksanlarımızı kusurlarımızı yanlışlıklarımızı yaramazlıklarımızı Rasûlullah SALLallâhu aleyhi ve SELLem Efendimize olan, olacak olan ve olması gereken ve İnşae ALLAH lutfu kerem edeceği MuhaMMedî Muhabbete bağışlasın!
SADÂKATa SAMÎMİYETe SABIR ve SELÂMETe bağışlasın!.



Rasûlullah SALLallâhu aleyhi ve SELLemin Vasl-ı Vedûd Vâdisine yağan, bu gece yağan Ru’yetin Rızânın Rüşdünü yüreklerimize yangın üzerine serpilen bir su püskürmesi gibi bir BİZ BİR-İZ BİRliğinin buharı gibi yüreklerimize bir cennet nefesi versin!

O vahiyden, kendisine gelen ilâhî sözün sese döndüğü Vahiyden kalblerimize İn şâe ALLAH ilhamları yağdırsın!.
Muradlarımız Muhabbetullah, Muhabbet-i MuhaMMed aleyhi's- salâtu ve's- selâm ve ellerimiz Ehl-i Beyt elinde EREN ERdeminde olsun in şâe ALLAH!.


Resim'' Allâhumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ Muhammedin abdike (Muhammedîyyeti) ve nebiyyike (Mahmudiyyeti) ve Rasûlike (Ahmediyyeti) ve Nebiyyü'l- ÜMMiyyi (Habîbiyyeti) ve alâ âlihi ve sahbihi ve Ehl-i Beytihi... ''Resim

Derbentli Deli Hasan öyle derdi: “Biz deli olduğumuz için her gün Cuma” derdi.
Her gün Cuma. Daha delileri var içimizde” derdi.
Her vakit Cuma”…
Yatsı namazında da Cuma kılar bunlar!.” diyor yâni.
Onun için bu günümüz de, yarınımız da hep BİZ BİR-İZ Mi’râcındayız Rasûlullah SALLallâhu aleyhi ve SELLem Kevserinde İn şâe ALLAH!.

En büyük ibâdet şüphesiz ki ALLAHu zü’l- CeLâLin farzlarıdır ki,
Biz çok şükür onları zâten yapmaktayız.
Bundan sonraki ise, İLİM-EDEB-İRFÂN ve ERKÂN dır.

Resim---Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Bir saatlik tefekkür altmış senelik (nâfile) ibâdetten daha hayırlıdır." buyurmuştur.
(Aclûnî, Keşfü'l-Hâfâ I/370)

iNSAN-AKIL-NEFS; URÛC etmişti zâten, İlliyîn'den Esfelîn'e gelmişti..
HAKK’tan gelenlere, geri dönüşler.
İnsan aklı alçaklık-yükseklik üzere yaratılmıştır.
Aslında sorarsan, şimdi dünyânın en zirvesinde kendisi var, bak yıldızları gösterir sana!.
Oysa, buradan bir MİL batır, merkezden geçsin antipotundan çıkacaktır. Karadan batırırsanız mutlaka denizden çıkacaktır.
Oradaki kimseye sorun, o diyecektir ki: “Hayır, orası değil tepe, benim en yüksekteki
O da oradaki gökleri gösterecektir.
Ama normal insan aklı, Dünyânın dümdüz olduğunu zannetmektedir ve de, edecektir zâten mecburdur.
Yusyuvarlak olduğunu ancak ilmen kâni olanlar tam anlayabilecek ve karpuz gibi olan bir dünyânın milyarlarca metreküp sıvı-akışkan suyuyla ve etrâfındaki gözükmesi bile mümkün olmayan hava kürresiyle nasıl top gibi döndüğünü, bir miliminin yerinden oynamadığını, bu Merkez/çek ve Merkez/kaç Kuvvetlerinin Denge ve Düzenini ancak derunî dostluğa ulaşanlariçin.. Bulaşanlar demiyorum, koklayanlar demiyorum.
BİLenler, BULanlar, içinde OLanlar ve “Yâr-i ALLAH celle celâluhu”, Yâr ALLAH olan Rasûlullah SALLallâhu aleyhi ve SELLemin yüreğinde yer alanlar fiilen YAŞAyacaklardır!.
Onlar; bir hikâye, masal insanı değil, fiilen, YAŞAyan Mücerreblerdir-Tecrübe edilmiş-Denenmiş-Sınanmış olanlardır.
CERR edilmişlerdir, Tecrübe kılınmışlardır, tecrübeleri kendilerinin Tevhid Tecellîsinde, kendilerinin RIZA Rehberi olmuştur Rasûlullah SALLallâhu aleyhi ve SELLemin yüreğinde….

SELL ve SALL’ı anlamazsak URUC ve RÜCU’yu katiyen BULamayız.
SELL’de TESLİMİYYET’te Temizlik vardır, Mutaharrun ve Mütezekka oluş vardır.
BİZim için BEDEN ve NEFSin Temizlenmesi vardır.
Bizim kalplerimiz musaffa hâle ancak teslim olduktan sonra Rasûllullah SALLallâhu aleyhi ve SELLem’in iki eliyle olabilir.
İstikâmetimiz O’nda çünkü!.

Ben de giderim!.” diyenlerin gittiği kendi şeytanlıklarıdır..
ALLAHu Zu'l- CELÂL ile kandırılabilirler, kanabilirler ve kandırabilirler..

Mi’râctaki Rasûlullah SALLallâhu aleyhi ve SELLem'in bize getirdiği hediyelerinden bir tânesi de "Âmene'r-rasûlu"’dür.

آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ آمَنَ بِاللّهِ وَمَلآئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لاَ نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِ وَقَالُواْ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ
لاَ يُكَلِّفُ اللّهُ نَفْسًا إِلاَّ وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا رَبَّنَا وَلاَ تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِنَا رَبَّنَا وَلاَ تُحَمِّلْنَا مَا لاَ طَاقَةَ لَنَا بِهِ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ

Resim---"Âmene'r- rasûlu bimâ unzile ileyhi min rabbihî ve'l- mu’minûn (mu’minûne), kullun âmene billâhi ve melâiketihî ve kutubihî ve rusulih (rusulihî), lâ nuferriku beyne ehadin min rusulih (rusulihî), ve kâlû semi’nâ ve ata’nâ gufrâneke rabbenâ ve ileyke'l- masîr (masîru). Lâ yukellifullâhu nefsen illâ vus’ahâ lehâ mâ kesebet ve aleyhâ mektesebet rabbenâ lâ tuâhıznâ in nesînâ ev ahta’nâ, rabbenâ ve lâ tahmil aleynâ ısran kemâ hameltehu alellezîne min kablinâ, rabbenâ ve lâ tuhammilnâ mâ lâ tâkate lenâ bih (bihî), va’fu annâ, vagfir lenâ, verhamnâ, ente mevlânâ fensurnâ ale'l- kavmi'l- kâfirîn (kâfirîne).: Peygamber, RABBi'nden kendisine ne indirildiyse ona îmân etti. Müminlerin de hepsi ALLAH'a, meleklerine, kitablarına ve peygamberlerine îmân ettiler. “Biz ALLAH'ın peygamberleri arasında ayırım yapmayız, DUYduk ve itaat ettik. Ey RABBimiz, bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır.” dediler. ALLAH, kimseye gücünün ötesinde bir teklifte bulunmaz. Herkesin kazandığı yararına, yüklendiği günahı zararınadır.
Ey RABBimiz, eğer unutarak veyâ yanılarak yaptıksa, bizi sorgulama!.
Ey RABBimiz, bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi, ağır yük yükleme!.
Ey RABBimiz bize gücümüzün yetmediğini yükletme, günahlarımızı affet, bizleri bağışla ve bize acı!.
Sensin MEVLÂmız!. Bizi, Kâfirlere karşı bize yardım eyle!.

(Bakara 2/285-286)


ResimÂmin yâ ALLAH!. yâ ALLAH celle celâluhu!..


Aziz kardeşlerim;

Raziyyeten Rücu' ve Merziyyeten Uruc M'irâcında/M'irâcımızda;
Resûlullah sallalhu aleyhi ve sellemin Muazzez, Muazzam, Mübarek, Muhteşem RÛHuna İlmullah kadar sonsuz ve sınırsız es SaLât ve's SeLâm OLsun!.


ResimEs-selâmu aleykum ve rahmetullâhi ve berekâtuhu.

Eûzubillâhi's-semî'u'l-alîmu mine'ş-şeytânirracîm.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Es-selâtu ve's-selâmu aleyke Ya Rasûlullah '' Allâhumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ Muhammedin
Abdike ve
Nebiyyike ve
Rasûlike ve
Nebiyyi'l- Ummiyi ve alâ âlihi, ehl-i beytihi ve's-sahbihi ve ummetihi...''

Dâimen ebeden
İn şâe ALLAH.
Subhâneke Allâhumme ve bihamdike eşhedu en Lâ ilâhe illâ ente vahdeke la şerîke leke estağfiruke ve etûbu ileyke.
Ve'l-hamdu li'llâhi RABBi'l-âlemîn.


MuhaMMedi MuHABBEtlerimİZle!....



Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 23 Nis 2017, 16:33 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2012, 11:01
Mesajlar: 1003
Konum: Cümle; Âlem... ÖzNe; Aşk... Yüklem; Kulluk..
Resim

Nedir Mirac?
Muhammedi Rücû’ dur.
Rücû Nedir?
Dönüştür.
Neye?
Nereye dönüş?

Geri Dönme; Kişinin veya nesnenin, önceden olduğu bir yere, önceki kıvamına veya önceki durumuna tekrar ulaşması, vasıl olması demektir. Yani sonun, başa/bitişin, başlangıca dönmesi.

Neydi başlangıcımız?

لَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ فٖى اَحْسَنِ تَقْوٖيمٍ
ثُمَّ رَدَدْنَاهُ اَسْفَلَ سَافِلٖينَ
“Legad halagnel insâne fî ahseni tagvîm. Summe radednâhu esfele sâfilîn”
Biz insanı en güzel kıvamda halkettik. Sonra onu aşağıların aşağısına döndürdük. (95/4-5) (Urûc)

Ahsenî Takvim: En güzel kıvam imiş...
Ama şimdi Esfel-î Safiliyn’ deyiz.

Geri dönmeye yüzümüz kaldı mı ki!

Aşağıların aşağısı demek olan bu Dûn-ya’ yı neden bu kadar sevdik ki biz!
“Neyi arıyorsan osun sen” diyor ya Mevlâna...
Neyi aradık biz bu âlemde? Ve neyi arıyoruz?

Mal, mülk, şan-şöhret,üstünlük, evlat, eş vs. vs.

Bunlar gayemiz değil imtihan araçlarımızdı bizim.
O En Güzel Kıvam’ ımızda var mıydı bunlar?
Bu tiyatro oyununu nasıl da hakikat gibi benimsedik.

Zannetik ki bu oyunda kral olmaktır bize gereken.
Ve rol icabı kralız diye gerçekten kralmışız gibi davrandık.

Oysa ki hiçbir şey göründüğü gibi değilmiş.

Hz.İbrahim Ethem, terkeylemiştir rol icabı olan o krallığı... Ki o oyun içinde hakikatten bi-haber olduğunun farkına varmıştır. Ciğerci Bursa Kadısı ve niceleri...

Bu tiyatro oyununda, bir mesusiyi, Allah Dostu Hz. İbrahim’in sırtına binmiş görürsün
Yusuf (as) kuyulara atılır, köle diye satılır.

İsa (as) çarmıha gerilir.

Hz.Hüseyin (ra) bir damla suya hasrettir Kerbelâ’ da... Dilim dilim doğranır kılıçla...

Allah’ ın (cc) “Sen olmasaydın bu âlemleri yaratmazdım” dediği
“Habibim” dediği Alemlere Rahmet Nebî’nin başına deve işkembesi dökülür hakaretler eşliğinde... Taşa tutulur Taif’ te...

Onlar ve onların izinden gidenler hep eziyet çekmiş, zulüm görmüş ve dünyanın tüm nimetlerinden mahrum bırakılmışlardır.
Onların tek aradığı Allah’ ın ecridir.
Hayâl aleminde görüntü böyle iken hakikat aleminde en yüksek makamların sahibidirler onlar.

Her biri bu kader sahnesinde kendisine yüklenen rolün gereğini sabırla, samimiyetle, sadakatle ve rıza ile yerine getirmiş ve zuhurat sahnesinden çekilmişlerdir.

Şu an o sahnede bizler varız. Ama

Ne kadar vaktimiz kaldı?
Bir yıl mı? Bin yıl mı?
Belki!
Ama belki bir saniyedir. Bilemeyiz ki!
Hem bin yıl olsa ne olur! 950 Sene yaşadı Nuh (as)
Peki ya sonra?

كُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ الْمَوْتِ ثُمَّ اِلَيْنَا تُرْجَعُونَ
“Kullu nefsin zâigatul mevti summe ileynâ turceûn”
Her nefis ölümü tadacaktır. Sonra da bize döndürüleceksiniz.(29/57)

Sonumuz belli; Vakti belli olmasa da öleceğiz sonuçta;
اِنَّا لِلّٰهِ وَاِنَّا اِلَيْهِ رَاجِعُونَ
“innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciun”
“Biz, Allah içiniz (O’ndan geldik) ve elbette O'na döneceğiz” (2/156) (Rûcu)


Her dönüşün bir geri dönüşü de olacaktır muhakkak. (Rûcu)
وَاَنَّ مَرَدَّنَا اِلَى اللّٰهِ
Ve enne meraddena ilâ lillah.
Ve kuşkusuz dönüşümüz Allah’adır (40/43)

“Batmayı gördün ya, doğmayı da seyret. Güneş’ e Ay’a batmadan ne ziyan gelir ki” diyor Mevlâna C.R.

Ahsenî Takvim’ den, Esfeli Safiliyne dönüşün (Uruc)
Geri dönüşü (Rucû) dür Mirac.
Mirac’ın başındaki “MîM” RüCu’ nun Muhammedî oluşundandır.
Ve Rasulullah’ ın (Sav) bizden RiCa’ sıdır.
Namaz Mü’min' in MiRaCı’ dır.
Sâll ile Sâlavât ile inşallah... Miracımız/ Muhammedi Rücu’ muz daim olsun.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 13 Nis 2018, 23:02 
Çevrimiçi
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 11053
Resim

HÜZüNLü GÜNLer SabAHı
>GÜLDürEN RESÛLuLLAHı
MESt-i MuHABBet Mi’RÂCı
DUYuş =>UYuştur ALLAHı..


ÂŞIK ALLAH AŞKı Mi’RÂC
MuhaMMedî MEŞKi Mi’RÂC
=>EZEL’in=>EBED vUSLâtı
KÛN feyeKÛN KÖŞKü Mi’RÂC..


ZEVK 8806

MuhaMMedî MuHABBetin Mi’RÂCı RÜCÛ’ URUCu
İRCİî İLâ RABBiki =>KULun KALBinde FÜRUCu
BedEN ÂLEMi CÂN CEM’ası
RÛH ÂLEMi CÂNÂN SEMÂsı
=>Fe FİRRu İLÂLLAH =>HÂL-i HAZIRın BÜRUCu..


13.04.18 18:07
brsbrsm..tktktrstkkmdhizmettt..



FÜRUC: Geçit, kapı.
URUC: Yukarı çıkmak. Yükselmek.
BÜRUC: (Burc. C.) Burç, aslında âşikar şey mânasına gelir. Her bakanın gözüne çarpacak şeklide zâhir olan yüksek köşk mânasına da kullanılmıştır.

HÜZüNLü GÜNLer.:
Senetü'l- Hüzün/Hüzün Yılı: Resül-i Ekrem aleyhisselâm’ın nübüvvetinin başlangıç zamanın 10. yılında Ebû Tâlibvefat etti ve onun vefatından üç gün gibi kısa bir zaman sonra, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin pâk zevcesi Hz. Hatice aleyhasselâm da Ramazan ayında 65 yaşında iken, fâni dünyadan ebedî âleme göç etti.
Namazını bizzât Resûl-i Kibriyâ aleyhisselâm Efendimiz kıldırdı ve Hacun Kabristanına defnedilirken gözlerinde yaş, onu örten kara toprağı uzun uzun seyretti.
İşte ard arda gelen bu acı hâdiseler Nebiyy-i Muhterem aleyhisselâm Efendimize pek ziyâde hüzün ve elem verdi..

İRCİî İLâ RABBiki.:


Resim---Yâ eyyetuhen nefsu'l-mutmainneh. İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeh. Fedhulî fî ibâdî Vedhulî cennetî:Ey o RABBına muti' olan nefs-i mutmeinne! Sen dön o RABBına hem râdıye olarak hem merdıyye de. Gir kullarım içine. Gir Cennetime”” (Fecr 89/27-30)

Fe FİRRu İLÂLLAH.:

HaKk ÂŞıKLarın İŞLeri-GÜÇLeri AŞKuLLah olur.. Akıllarından, zikirlerinden fikirlerinden ALLAH celle celâluhu çıkmaz olur..
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem SESinden ALLAH celle celâluhu’nun: “Fe fiRRu ilallah: ALLAH’a FırLayın!” SÖZünü her nefeste DUYup/UYarlar:


فَفِرُّوا اِلَى اللّٰهِ اِنّٖى لَكُمْ مِنْهُ نَذٖيرٌ مُبٖينٌ
Resim---'' Fe fiRRu ilallah, inni lekum minhu nezirum mubîn .: O halde hemen Allaha kaçın, haberiniz olsun ki ben size O’ndan bir açık nezîrim.'' (Zâriyat 51/50)



Resim MUHAMMEDî MEŞk Mİ’RÂCı


Es-salâtu ve’s- selâmu aleyke Yâ Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem!

Es-salâtu ve’s- selâmu aleyke Ya Habîballah SALLallâhu aleyhi ve SELLem.

Es-selâtu ve’s- selâmu aleyke Ya seyyidi’l- evveline ve’l- âhirin.

Allâhumme salli ve sellim ve bârik alâ seydina Muhammedin nûru'z- Zâtı sırrı sarii fi'l-cemi'i'l-esmâ-ı ve's-sıfât. Bi adedike ilmike dâimen kesiran mubâreken tayyiben fîhi Yâ Rabbi’l- Âlemîn!.


Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âl-i Seyyidinâ Muhammedin bi adedi külli dâin ve devâin ve bârik ve sellim aleyhi ve aleyhim kesîran kesîra..

Salâten tekûnu leke rıdâen Yâ Rabbi'l- Âlemîn!
Salâten tekûnu lî hakkıke edâen Yâ Rahmeten li'l- Âlemîn!.

Subhâneke Allâhumme ve bi hamdike eşhedu en lâ ilâhe illâ ente vahdeke lâ şerike leke! Estağfiruke ve etûbu ileyke!

El hamdu lillâhi Rabbi’l- âlemîn!

Allâhumme innî eseluke’l- affe ve’l- afiyeh fi’d- dîni ve’d- dunyâyı ve’l- âhireh. Allâhumme'sturnâ bi setrike’l- Cemîl!.

“Yâ Hayyu Yâ Kayyûm Yâ Ze'l-celâlî ve'l-ikrâm Yâ ALLAHu bike tahassentu ve bi abdike ve Rasûlike Seyyidinâ ve Mevlânâ Muhammedin Sallalâhu Teâlâ aleyhi ve sellim istecertu.

Allâhumme innî eseluke Yâ RAHMÂNu Yâ RAHÎMu bi esmâike'l-'izâmi ve melâiketike'l-kirâmi ve Rasûlîke aleyhim efdalu's-salavâti ve etemmu's-selâmi Ente'l-mahnî bi lemhati ehl-i Bedrin ve lâ mahâtihim ve tenfahni bi nefâhatihim bi hakkihim aleyke YÂ RABB!”



Yâ RABBenâ!
Bi hakkıhim”.. Bedir ashâbının hakkı hürmetine bizim bu gece “Yevmu’l- Mi’rac” bereketli kıl!
Yevm, gece gündüzü toplayan bir kelimedir 24 saat gibi.
Gece Leyl'dir, gündüz nehar'dır .
Yevm ise cümlesini içine alır. MuhaMMedî YAŞAyışın adıdır.
Bir insan için ikinin “TEK” lenmesidir. Gece gündüzün “BİR” leşmesidir.
Bu Mi’râcımızda bu RUCU’-u MuhaMMediyyetimizde in şâe ALLAH, ALLAH celle celâluhu BİZe inâyet eylesin, Hidâyet eylesin, Selâmet eylesin ve İhsan buyursun!.
Subhâneke Allâhumme ve bi hamdike eşhedu en lâ ilâhe illâ ente vahdeke lâ şerike leke estağfiruke ve etûbu ileyke.

Elhamdu lillâhi RABBi'l-Âlemîn!.


ALLAH celle celâluhu;
Kelâmullah'ını Mûsâ Aleyhi's- selâmla teklim etmiştir, bu âlemde.
Ru'yetini ise, Rasûlullah SALLallâhu aleyhi ve SELLem'de..
Mûsa Aleyhi's-selâm’a: “Sen Beni göremezsin” buyururken bu âlemde göremezsin buyururken göreceği âlemde SADR’ların ötesinde, nihâyetinde AKL’ın sustuğu yerde NAKL’in sessiz-sözsüz-akılsız kendi kaynağında, çıkış noktasında ALLAH celle celâluhu RABBi’l- Âlemîn Sıfatıyla Rasûlullah SALLallâhu aleyhi ve SELLem’e tecellî edip Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem görüyor ki: “RABBımı RABBımla gördüm

Resim---Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem:” RABBımı RABBımla tanıdım. Eğer RABBımın yardımı olmasaydı Onu tanıyamazdım! (bulamazdım.)'' buyurmuştur.
(Gürüzânfer, Ehadis-i Mesnevi shf. 2)

Bu Mi’racın, bu görüşün, bu rücu’nun, bu âleme geliş, illiyyinden esfelîne iniş bir kaderdir, bir Sünnetullah'tır, bir Murâdullah bir Emrullah'tır.
Sebebtir ve mazhar yeridir. NûR-u MiM, ALLAH celle celâluhunun bu âlemi halk etmesine ve ALLAHu zu’L- CeLÂLin murâdını yaşamasına ve yaşatmasına!.

O zaman bu gecemiz, Rasûlullah SALLallâhu aleyhi ve SELLemin pâk ve temiz yüreğinde buluşma beldemiz olsun.

ALLAH celle celâlihu BİZi merhâmeti ve muhabbetiyle yargılasın!.
Bizim eksiklerimizi noksanlarımızı kusurlarımızı yanlışlıklarımızı yaramazlıklarımızı Rasûlullah SALLallâhu aleyhi ve SELLem Efendimize olan, olacak olan ve olması gereken ve İnşae ALLAH lutfu kerem edeceği MuhaMMedî Muhabbete bağışlasın!
SADÂKATa SAMÎMİYETe SABIR ve SELÂMETe bağışlasın!



Rasûlullah SALLallâhu aleyhi ve SELLemin Vasl-ı Vedûd Vâdisine yağan, bu gece yağan Ru’yetin Rızânın Rüşdünü yüreklerimize yangın üzerine serpilen bir su püskürmesi gibi bir BİZ BİR-İZ BİRliğinin buharı gibi yüreklerimize bir CeNNet Nefesi versin!

O vahiyden kendisine gelen ilâhî sözün sese döndüğü Vahiyden kalblerimize İn şâe ALLAH ilhamları yağdırsın.
Muradlarımız Muhabbetullah, MuhaBBet-i MuhaMMed Aleyhi's-selatu ve's-selâm ve ellerimiz Ehl-i Beyt elinde eren erdeminde olsun in şâe ALLAH!.


Resim'' Allâhumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ Muhammedin abdike (Muhammedîyyeti) ve nebiyyike (Mahmudîyyeti) ve Rasûlike (Ahmedîyyeti) ve Nebiyyu'l-ummiyyi (Habîbîyyeti) ve alâ âlihi ve sahbihi ve Ehl-i Beytihi... ''Resim

Derbentli Deli Hasan Babam kaddesallahu sırrahu öyle derdi: “Biz deli olduğumuz için her gün Cuma” derdi.
Her gün Cuma. Daha delileri de var içimizde” derdi.
Her vakit Cuma”…
Yatsı namazında da Cuma kılar bunlar” diyor yâni.
Onun için bu günümüz de yarınımız da hep BİZ BİR-İZ Mi’racındayız Rasûlullah SALLallâhu aleyhi ve SELLem Kevserinde İn şâe ALLAH!.

En büyük ibâdet şüphesiz ki ALLAHu zu’L- CeLÂL in farzlarıdır ki,
Biz çok şükür onları zâten yapmaktayız.
Bundan sonraki ise İLİM-EDEB-İRFÂN ve ERKÂN dır.


Resim---Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Bir saatlik tefekkür altmış senelik (nâfile) ibâdetten daha hayırlıdır." buyurmuştur.
(Aclûnî, Keşfü'l-Hâfâ I/370)


iNSAN-AKIL-NEFS, URÛC etmişti zâten, İlliyîn'den Esfelîn'e gelmişti.
HAKK’tan gelenlere, geri dönüşler.
İnsan aklı alçaklık-yükseklik üzere yaratılmıştır.
Aslında sorarsan şimdi dünyânın en zirvesinde kendisi var, bak yıldızları gösterir sana!.
Oysa buradan bir MİL batır, merkezden geçsin antipotundan çıkacaktır. Karadan batırırsanız mutlaka denizden çıkacaktır.
Oradaki kimseye sorun, o diyecektir ki: “Hayır, orası değil tepe, benim en yüksekteki
O da oradaki gökleri gösterecektir.
Ama normal insan aklı, Dünyânın dümdüz olduğunu zannetmektedir ve de edecektir zâten mecburdur.
Yusyuvarlak olduğunu ancak ilmen kâni olanlar tam anlayabilecek ve karpuz gibi olan bir dünyânın milyarlarca metreküp sıvı-akışkan suyuyla ve etrafındaki gözükmesi bile mümkün olmayan hava kürresiyle nasıl top gibi döndüğünü, bir miliminin yerinden oynamadığını, bu Merkez/çek ve Merkez/kaç Kuvvetlerinin Denge ve Düzenini ancak derunî dostluğa ulaşanlar, bulaşanlar demiyorum, koklayanlar demiyorum.
BİLenler, BULanlar, içinde OLanlar ve “Yâr-i ALLAH celle celâluhu”, Yâr ALLAH olan Rasûlullah SALLallâhu aleyhi ve SELLemin yüreğinde yer alanlar fiilen YAŞAyacaklardır.
Onlar; bir hikâye, masal insanı değil, fiilen, YAŞAyan Mücerreblerdir-tecrübe edilmiş-Denenmiş-Sınanmış olanlardır.
CERR edilmişlerdir, Tecrübe kılınmışlardır, tecrübeleri kendilerinin Tevhid tecellîsinde, kendilerinin RIZA Rehberi olmuştur Rasûlullah SALLallâhu aleyhi ve SELLemin yüreğinde….

SELL ve SALL’ı anlamazsak URUC ve RÜCU’yu katiyen bulamayız.
SELL’de TESLİMİYYET’te temizlik vardır, Mutaharrun ve Mütezekka oluş vardır.
BİZim için BEDEN ve NEFSin temizlenmesi vardır.
Bizim kalblerimiz musaffa hâle ancak teslim olduktan sonra Rasûllullah SALLallâhu aleyhi ve SELLem’in iki eliyle olabilir. İstikâmetimiz O’nda çünkü.

Ben de giderim” diyenlerin gittiği kendi şeytanlıklarıdır.
ALLAHu Zu'l-CELÂL ile kandırılabilirler, kanabilirler ve kandırabilirler..

ResimResûlullah sallallahu aleyhi vesellemi DUYup UYanlar ise;

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Ben mi’râcdan daha güzel bir şey görmüş değilim” buyurmuştur.
(Buharî, Salât, 1; Hacc, 76, Enbiya, 5, Tevhid, 37, Menâkıb, 24; Müslim, İman, 259; Ahmed b. Hanbel, 3/148, 149, 5/143.)

Mi’rac RÜCUsu Rasûlullah SALLallâhu aleyhi ve SELLem'in ÜMMetine getirdiği hediyeler.:

BİRincisi: Namaz.

Mi’ractaki en mühim hususlardan biri, beş vakit namazın farz kılınmasıdır. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, Mûsâ aleyhisselâm’ın tavsiyeleriyle Cenâb-ı Hakk’a mürâcaat etmiş ve başlangıçta elli vakit olarak farz kılınan namaz, beş vakte indirilmiştir. Bununla birlikte Cenâb-ı Hak, bire on vererek, beş vakti kılana elli vaktin ecrini ihsân edeceğini bildirmiştir.
Daha sonra ALLAHu zu’L- CeLÂL şöyle buyurmuştur: “Her kim bir hayır işlemek ister de onu yapamazsa, o kimseye (bu iyi niyetinden dolayı) bir sevap yazılır, yaptığı takdirde ise on sevap yazılır. Her kim de, bir kötülük yapmak ister, ancak onu yapmazsa, kendisine günah yazılmaz. Şâyet o kötülüğü yaparsa, bir günah yazılır!” (Müslim, Îman, 259)

İKİncisi.: Bakara Sûresinin son iki âyet-i kerîmesi Bakara, 2/285–286 vahyedilmiştir.
“Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem’e (Mi’racta) üç şey verildi: Beş vakit namaz, Bakara Sûresinin sonu ve ümmetinden şirke düşmeyenlere büyük günahlarının affedildiği haberi…” (Müslim, Îman, 279)

آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ آمَنَ بِاللّهِ وَمَلآئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لاَ نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِ وَقَالُواْ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ
لاَ يُكَلِّفُ اللّهُ نَفْسًا إِلاَّ وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا رَبَّنَا وَلاَ تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِنَا رَبَّنَا وَلاَ تُحَمِّلْنَا مَا لاَ طَاقَةَ لَنَا بِهِ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ

Resim---"Âmene'r-rasûlu bimâ unzile ileyhi min rabbihî ve'l-mu’minûn(mu’minûne), kullun âmene billâhi ve melâiketihî ve kutubihî ve rusulih(rusulihî), lâ nuferriku beyne ehadin min rusulih(rusulihî), ve kâlû semi’nâ ve ata’nâ gufrâneke rabbenâ ve ileyke'l-masîr(masîru). Lâ yukellifullâhu nefsen illâ vus’ahâ lehâ mâ kesebet ve aleyhâ mektesebet rabbenâ lâ tuâhıznâ in nesînâ ev ahta’nâ, rabbenâ ve lâ tahmil aleynâ ısran kemâ hameltehu alellezîne min kablinâ, rabbenâ ve lâ tuhammilnâ mâ lâ tâkate lenâ bih(bihî), va’fu annâ, vagfir lenâ, verhamnâ, ente mevlânâ fensurnâ ale'l-kavmi'l-kâfirîn(kâfirîne).: Peygamber, RABBi'nden kendisine ne indirildiyse ona îmân etti. Müminlerin de hepsi ALLAH'a, meleklerine, kitablarına ve peygamberlerine îmân ettiler. «Biz ALLAH'ın peygamberleri arasında ayırım yapmayız, DUYduk ve itaat ettik. Ey RABBimiz, bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır.» dediler. ALLAH, kimseye gücünün ötesinde bir teklifte bulunmaz. Herkesin kazandığı yararına, yüklendiği günahı zararınadır. Ey RABBimiz, eğer unutarak veyâ yanılarak yaptıksa, bizi sorgulama! Ey RABBimiz, bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi, ağır yük yükleme! Ey RABBimiz bize gücümüzün yetmediğini yükletme, günahlarımızı affet, bizleri bağışla ve bize acı! Sensin MEVLÂmız! Bizi, Kâfirlere karşı bize yardım eyle! (Bakara 2/285-286)

ÜÇüncüsü: İsrâ Suresi’nin 22–39. âyetlerinde bahsedilen 12 adet İslâm prensibini getirmiştir.
(Müslim, İman, 264.)


Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: ALLAHu zu’L- CeLÂL, Resûlullahı sallallahu aleyhi vesellem’e hitâben: “Peygamberlerden hiçbiri Sen’den evvel, ümmetlerden hiçbiri de Sen’in ümmetinden evvel cennete girmeyecektir!” buyurmuştur.
(Fahreddin Râzî, XXVIII, 248)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 14 Nis 2018, 20:57 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eyl 2007, 03:00
Mesajlar: 8731
Konum: BURSA
Resim


ÜÇüncüsü: İsrâ Suresi’nin 22–39. âyetlerinde bahsedilen 12 adet İslâm prensibini getirmiştir.
(Müslim, İman, 264.)

MI’RAC YOLCULUĞU İLE GELEN 12 İLAHÎ EMİRResim

ALLAHu Teâla ve Tekaddes hazretleri, yüceler yücesi makam ve huzurda, habîb’i Muhammed Aleyhi's-selam’a vahiy ve hitâbında, O’nun Şahsında kıyâmete kadar Ümmet-i Muhammed’e hitâbında Kur’an-ı Kerim İsrâ Sûresinin 18- 39 Âyet-i Kerim'elerinde Şöyle buyurmuştur;

Resim


مَّن كَانَ يُرِيدُ الْعَاجِلَةَ عَجَّلْنَا لَهُ فِيهَا مَا نَشَاء لِمَن نُّرِيدُ ثُمَّ جَعَلْنَا لَهُ جَهَنَّمَ يَصْلاهَا مَذْمُومًا مَّدْحُورًا
Resim---''Men kâne yurîdu'l- âcilete accelnâ lehu fîhâ mâ neşâu li men nurîdu summe cealnâ lehu cehennem (cehenneme), yaslâhâ mezmûmen medhûrâ (medhûran).: Kim geçici dünyayı isterse; onun için orada dilediğimiz kadar, dilediğimiz kimseye hemen veririz. Sonra onun için cehennemi hazırlarız. Kötülenmiş ve koğulmuş olarak oraya girer.'' (İSRÂ117/8)

وَمَنْ أَرَادَ الآخِرَةَ وَسَعَى لَهَا سَعْيَهَا وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَأُولَئِكَ كَانَ سَعْيُهُم مَّشْكُورًا
Resim---''Ve men erâdel âhırate ve seâ lehâ sa’yehâ ve huve mu’minun fe ulâike kâne sa’yuhum meşkûrâ (meşkûran).: Kim de ahireti isterse ve onun için inanmış olarak gerekli çabayı gösterirse; işte onların say'i şükre değerdir.'' (İSRÂ 17/19)

كُلاًّ نُّمِدُّ هَؤُلاء وَهَؤُلاء مِنْ عَطَاء رَبِّكَ وَمَا كَانَ عَطَاء رَبِّكَ مَحْظُورًا
Resim---''Kullen numiddu hâulâi ve hâulâi min atâi rabbike, ve mâ kâne atâu rabbike mahzûrâ (mahzûran).: Her birine, bunlara da, onlara da Rabbının nimetinden ulaştırırız. Rabbının nimeti engellenmiş değildir.'' (İSRÂ 17/20)

انظُرْ كَيْفَ فَضَّلْنَا بَعْضَهُمْ عَلَى بَعْضٍ وَلَلآخِرَةُ أَكْبَرُ دَرَجَاتٍ وَأَكْبَرُ تَفْضِيلاً
Resim---''Unzur keyfe faddalnâ ba’dahum alâ ba’dın, ve lel âhıratu ekberu derecâtin ve ekberu tafdîlâ(tafdîlen).: Bak, nasıl onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. Elbetteki ahiret; dereceler bakımından da büyüktür, üstünlük bakımından da. (İSRÂ 17/21 )

لاَّ تَجْعَل مَعَ اللّهِ إِلَهًا آخَرَ فَتَقْعُدَ مَذْمُومًا مَّخْذُولاً
Resim---''Lâ tec’al meallâhi ilâhen âhara fe tak’ude mezmûmen mahzûlâ (mahzûlan).:Allah ile beraber başka bir ilâh kılma! O zaman zemmedilmiş (kınanmış) ve hor görülmüş olarak kalırsın.'' (İSRÂ 17/22)

وَقَضَى رَبُّكَ أَلاَّ تَعْبُدُواْ إِلاَّ إِيَّاهُ وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَانًا إِمَّا يَبْلُغَنَّ عِندَكَ الْكِبَرَ أَحَدُهُمَا أَوْ كِلاَهُمَا فَلاَ تَقُل لَّهُمَآ أُفٍّ وَلاَ تَنْهَرْهُمَا وَقُل لَّهُمَا قَوْلاً كَرِيمًا
Resim---''Ve kadâ rabbuke ellâ ta’budû illâ iyyâhu ve bil vâlideyni ihsânâ (ihsânen), immâ yebluganne indeke'l- kibere ehaduhumâ ev kilâ humâ fe lâ tekul lehumâ uffin ve lâ tenher humâ ve kul lehumâ kavlen kerîmâ (kerîmen).:Rabbin, ondan başkasına kul olmamanızı ve anne ve babaya ihsanla davranmanızı kaza etti (taktir etti, hükmetti). Eğer ikisinden birisi veya her ikisi senin yanında yaşlanırlarsa onlara (ikisine) “öf” deme. Ve onları (ikisini) azarlama ve onlara kerim (güzel, yumuşak) söz söyle!'' (İSRÂ 17/23)

وَاخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ الذُّلِّ مِنَ الرَّحْمَةِ وَقُل رَّبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِي صَغِيرًا
Resim---''Vahfıd lehumâ cenâhaz zulli mine'r- rahmeti ve kul rabbirhamhumâ kemâ rabbeyânî sagîrâ (sagîren).:Ve onlara (ikisine), merhamet ederek ve tevazu ile kanat ger! Ve “Rabbim, onların beni yetiştirdiği gibi ikisine de merhamet et!” de.'' (İSRÂ 17/24)

رَّبُّكُمْ أَعْلَمُ بِمَا فِي نُفُوسِكُمْ إِن تَكُونُواْ صَالِحِينَ فَإِنَّهُ كَانَ لِلأَوَّابِينَ غَفُورًا
Resim---'' Rabbukum a’lemu bi mâ fî nufûsikum, in tekûnû sâlihîne fe innehu kâne li'l- evvâbîne gafûrâ (gafûran).: Rabbiniz, nefslerinizde olanı (niyetinizi) daha iyi bilir. Eğer salihler olursanız, o taktirde muhakkak ki O, evvab olanlar (O’na yönelip, tövbe ederek ulaşanlar) için mağfiret edici olur.'' (İSRÂ 17/25)

وَآتِ ذَا الْقُرْبَى حَقَّهُ وَالْمِسْكِينَ وَابْنَ السَّبِيلِ وَلاَ تُبَذِّرْ تَبْذِيرًا
Resim---''Ve âti ze'l- kurbâ hakkahu ve'l- miskîne vebnes sebîli ve lâ tubezzir tebzîrâ (tebzîren).:Akrabaya, miskinlere (çalışamayacak durumda olan ihtiyarlara) ve yolda olanlara hakkını ver! Ve savurarak, israf etme!'' (İSRÂ 17/26)

إِنَّ الْمُبَذِّرِينَ كَانُواْ إِخْوَانَ الشَّيَاطِينِ وَكَانَ الشَّيْطَانُ لِرَبِّهِ كَفُورًا
Resim---''İnne'l- mubezzirîne kânû ihvâne'ş- şeyâtîn (şeyâtîni), ve kâne'ş- şeytânu li rabbihî kefûrâ (kefûran).:Muhakkak ki israf edenler (gereksiz yere savuranlar, haksızlık ve fesat çıkarmak için kullananlar), şeytanların kardeşleri oldular. Ve şeytan, Rabbine (karşı) çok nankör oldu.'' (İSRÂ 17/27)

وَإِمَّا تُعْرِضَنَّ عَنْهُمُ ابْتِغَاء رَحْمَةٍ مِّن رَّبِّكَ تَرْجُوهَا فَقُل لَّهُمْ قَوْلاً مَّيْسُورًا
Resim---''Ve immâ tu’ridanne anhumubtigâe rahmetin min rabbike tercûhâ fe kul lehum kavlen meysûrâ (meysûren).:Rabbinden ümit ettiğin rahmeti isterken, onlardan (mecbur kalarak) yüz çevirirsen (bir şey veremezsen), o zaman onlara yumuşak söz söyle!’’ (İSRÂ 17/28)

وَلاَ تَجْعَلْ يَدَكَ مَغْلُولَةً إِلَى عُنُقِكَ وَلاَ تَبْسُطْهَا كُلَّ الْبَسْطِ فَتَقْعُدَ مَلُومًا مَّحْسُورًا
Resim---''Ve lâ tec’al yedeke maglûleten ilâ unukıke ve lâ tebsuthâ kullel bastı fe tak’ude melûmen mahsûrâ (mahsûran).:Ve boynuna elini bağlama (cimrilik yapma) ve hepsini açıp saçma (israf etme)! Aksi halde kınanmış ve malı tükenmiş olarak kalırsın.'' (İSRÂ 17/29)

إِنَّ رَبَّكَ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَن يَشَاء وَيَقْدِرُ إِنَّهُ كَانَ بِعِبَادِهِ خَبِيرًا بَصِيرًا
Resim---''İnne rabbeke yebsutur rızka li men yeşâu ve yakdiru, innehu kâne bi ibâdihî habîran basîrâ (basîran).:Muhakkak ki Rabbin, dilediğine rızkı genişletir ve (ölçüsünü) taktir eder (daraltır). O, mutlaka kullarını gören ve (onlardan) haberdar olandır.'' (İSRÂ 17/30 )

وَلاَ تَقْتُلُواْ أَوْلادَكُمْ خَشْيَةَ إِمْلاقٍ نَّحْنُ نَرْزُقُهُمْ وَإِيَّاكُم إنَّ قَتْلَهُمْ كَانَ خِطْءًا كَبِيرًا
Resim---''Ve lâ taktulû evlâdekum haşyete imlâkın, nahnu nerzukuhum ve iyyâkum, inne katlehum kâne hıt’en kebîrâ (kebîren).:Yoksulluk korkusu ile evlâtlarınızı öldürmeyin! Onları ve sizleri sadece Biz rızıklandırırız. Muhakkak ki onların öldürülmesi, (kasıtla işlenen) büyük suç oldu.'' (İSRÂ 17/31 )

وَلاَ تَقْرَبُواْ الزِّنَى إِنَّهُ كَانَ فَاحِشَةً وَسَاء سَبِيلاً
Resim---''Ve lâ takrabûz zinâ innehu kâne fâhışeten, ve sâe sebîlâ(sebîlen).:Ve zinaya yaklaşmayın! Çünkü o, fuhuş (hayasızlık) ve kötü bir yoldur. ''(İSRÂ 17/32)

وَلاَ تَقْتُلُواْ النَّفْسَ الَّتِي حَرَّمَ اللّهُ إِلاَّ بِالحَقِّ وَمَن قُتِلَ مَظْلُومًا فَقَدْ جَعَلْنَا لِوَلِيِّهِ سُلْطَانًا فَلاَ يُسْرِف فِّي الْقَتْلِ إِنَّهُ كَانَ مَنْصُورًا
Resim---''Ve lâ taktulûn nefselletî harramallâhu illâ bil hakkı, ve men kutile mazlûmen fe kad cealnâ li veliyyihî sultânen fe lâ yusrif fîl katli, innehu kâne mensûrâ (mensûran).:Allah’ın haram kıldığı bir nefsi (kişiyi), haksız yere öldürmeyin! Kim mazlum olarak (haksız yere) öldürülürse, o taktirde onun velîsini sultan (hak sahibi) kıldık. Artık öldürmede haddi aşmasın. Çünkü o, yardım görmüş olandır. ''(İSRÂ 17/33)

وَلاَ تَقْرَبُواْ مَالَ الْيَتِيمِ إِلاَّ بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ حَتَّى يَبْلُغَ أَشُدَّهُ وَأَوْفُواْ بِالْعَهْدِ إِنَّ الْعَهْدَ كَانَ مَسْؤُولاً
Resim---''Ve lâ takrabû mâle'l- yetîmi illâ billetî hiye ahsenu hattâ yebluga eşuddehu, ve evfû bil ahdi, inne'l- ahde kâne mes’ûlâ (mes’ûlen).:En kuvvetli çağına (bulûğa) erişinceye kadar, yetimin malına en güzel şekilde olmadıkça yaklaşmayın! Ve ahdi ifa ediniz (yerine getiriniz)! Muhakkak ki ahd, mes’ul (sorumlu) kılar. '' (İSRÂ 17/34)

وَأَوْفُوا الْكَيْلَ إِذا كِلْتُمْ وَزِنُواْ بِالقِسْطَاسِ الْمُسْتَقِيمِ ذَلِكَ خَيْرٌ وَأَحْسَنُ تَأْوِيلاً
Resim---''Ve evfûl keyle izâ kiltum vezinû bil kıstâsil mustekîm (mustekîmi), zâlike hayrun ve ahsenu te’vîlâ (te’vîlen). :Ve ölçtüğünüz zaman, ölçüyü tam ifa edin (yerine getirin)! Doğru olarak ve adaletle (doğru ölçü ile) tartın! İşte bu, daha hayırlı ve tevîl (yorum) bakımından daha güzeldir. '' (İSRÂ 17/35)

وَلاَ تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِهِ عِلْمٌ إِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤَادَ كُلُّ أُولئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْؤُولاً
Resim---''Ve lâ takfu mâ leyse leke bihî ilmun, inne's- sem’a ve'l- basara ve'l- fuâde kullu ulâike kâne anhu mes’ûlâ (mes’ûlen).:Ve (hakkında) ilmin olmayan bir şeyin ardına düşme (karışma) (açıklamaya çalışma)! Muhakkak ki işitme, görme ve idrak, onların hepsi, ondan (takfu’dan) mesul (sorumlu) oldu (mesuldürler). ''(İSRÂ 17/36)

وَلاَ تَمْشِ فِي الأَرْضِ مَرَحًا إِنَّكَ لَن تَخْرِقَ الأَرْضَ وَلَن تَبْلُغَ الْجِبَالَ طُولاً
Resim---''Ve lâ temşi fîl ardı merahan, inneke len tahrikal arda ve len tebluga'l- cibâle tûlâ(tûlen).:Ve yeryüzünde azametle (gururla) yürüme! Muhakkak ki sen, yeryüzünü asla tahrik edemezsin (hareket ettiremezsin). Ve asla dağların boyuna erişemezsin (dağ kadar yüksek olamazsın). '' (İSRÂ 17/37)

كُلُّ ذَلِكَ كَانَ سَيٍّئُهُ عِنْدَ رَبِّكَ مَكْرُوهًا
Resim---''Kullu zâlike kâne seyyiuhu inde rabbike mekrûhâ (mekrûhen).:İşte bütün bu seyyiatler (derecat kaybettirici şeyler), Rabbinin indinde (katında) mekruh (kerih) oldu. '' (İSRÂ 17/38 )

ذَلِكَ مِمَّا أَوْحَى إِلَيْكَ رَبُّكَ مِنَ الْحِكْمَةِ وَلاَ تَجْعَلْ مَعَ اللّهِ إِلَهًا آخَرَ فَتُلْقَى فِي جَهَنَّمَ مَلُومًا مَّدْحُورًا
Resim---''Zâlike mimmâ evhâ ileyke rabbuke mine'l- hikmeti, ve lâ tec’al meallâhi ilâhen âhara fe tulkâ fî cehenneme melûmen medhûrâ (medhûran).:İşte bunlar, Rabbinin sana hikmetten vahyettiği şeylerdendir. Allah ile beraber başka ilâh kılma (edinme)! Yoksa kınanmış ve kovulmuş olarak cehenneme atılırsın. '' (İSRÂ 17/39)


Sadakallâhu'l-azîm

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 01 Nis 2019, 21:45 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 09 May 2007, 03:00
Mesajlar: 622
Konum: ANTALYA
Resim

Mübârek Mi’râc Kandilimizin, kalblerimize Nur-u MuhaMMed getirmesini ve
gönüllerimizin MuheMMedî Mi’râca kavuşmasına duacıyız..

İnşâe ALLAH...


MuhaMMedî MuhaBBetLe

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 01 Nis 2019, 22:33 
Çevrimdışı
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Şub 2007, 03:00
Mesajlar: 403
Resim

ResimKÂBE ve Mİ'RAC..

Dünyanın en şerefli ve mukaddes, lâmekâna bakan mekânıdır.
Ruhların niyaz ve teveccühü buradan lâmekâna gider..
Lâmekânın, mekânda görünür kapısıdır, bu mübârek yer...
Dualar, arzular orada kabul olunur, huzura oradan gidilir... Meleklerin, Velîlerin toprakta uğrağıdır.
Mirâc-ı Nebî oradan başlamış, Nidâ-yi Resûl oradan dünyaya yayılmıştır...
Kelâmullah o topraklarda kalb-i pâk-i Resûle verilmeye başlanmıştır... Orada her şey sakin, gök insana çok yakındır, o yerde...
Kelâm-ı İlâhinin heybetinden, her zerresi toprağın ALLAH'ı tesbih etmektedir, o yerde...
Milyonlarca, rızaya koşanların çevrildiği makamdır orası...Hiç bir an yoktur ki o makam insanla çevrilmemiş bulunsun. Lâmekânın mekânı Beytullah'tır o yer...
Resûlün mübârek ayaklarını bastığı, o topraklar, mübârek sadırlarına giren hava, o havadır. Rahmetin kaynağıdır o makam.

O makama yakından yapılacak hürmette, biraz beşerî korku veya riyâ gizlenebilir. Uzaktan yapılacak hürmette ise, havf ve sevgi vardır...
Bundan dolayıdır ki, Resûlullâh bile, ruhu muallallarını, uzakta, Medine'de teslim etmişlerdir.
Resûle yapılacak hürmet ile Kâbe'ye yapılacak ta’zimin ayrılması murad olduğu içindir bu ayrılık..
Ravza-i Resûl Kâbede olsaydı hürmet dağılacak, ortaya hürmette ikilik ve kıskançlık çıkacak...
Resûller tarihi tetkik edilecek olursa, bütün Resûllerin, Nil, Filistin, Hicâz, Ceziretü'l- Arab mıntıkasında ilâhî vahiylerini aldıkları görülür...
Nil, Kudüs, Tûr-i Sina, Cebel-i Hıra, Arz-ı Kenân seçkin ve mukaddes yerler olarak taayyün etmişlerdir.
Binlerce mu’cize, yüzlerce afat-ı ilâhîye taşkın insan kitlelerine çarpmıştır o yerlerde; âdeta bu mıntıkalar Kudret-i İlâhîye ile mücâdele eden sapkın insan kitlelerine sahne olmuştur...
Lût kavimleri, Sodom ve Gomoreler, Nûh Tufanları, Âdem ve Havva, Firavun ve Musâ vak’aları, Ebu Cehiller, Nemrudlar hep bu mıntıkaları, küfür ve îmânın, hakikat ve dalâletin, çarpışma sahneleri yapmıştır.
Bu hâdiseler Murad-ı İlâhî ile vuku’a gelmiş, beşer dalâletinin, hakikati ilâhiye karşısında, mezarı olmuştur o yerler...
Dalâlet ve küfürden süzülen beşeroğlu, bu hakikatların tam yerini, bir namaz esnâsında, Resûlün birden bire Kâbe'ye Medine'den teveccüh ederek dönmesi ile bütün bu mukaddes yerler birleşerek hâtemü'n- Nebiyyîn asıl ve esas Kâbe'si son Tecellîgâh-ı İlâhîsini bulmuştur...
Mu’cizeler birleşmiş, Ruhlar tevhide bağlanmış, bütün ALLAH diyenler Kâbe'ye çevrilmiştir.

Cenâb-ı Resûl'ü, İlliyyîn'e, Mi'râc'da Cebrâil kavuşturmuştur.
Mekke ile Kudüs arası Mir'âc'ın ilk merhâlesini teşkil eder... Âbid olarak... Ötesi bizce meçhul... Bir şey söyleyemeyiz.
Namaz, mü'minin mir'âcı olduğuna göre; câmi, kulun illiyyîne çevrilerek, mir'âc'a gitmesine aracılık yaptığından, Cibril-i Eminin yerini tutmaktadır...
Bundan dolayı, Cibril-i Emin, Mescid-i Aksâ'da, Resûlün Enbiya ervahına imam olduğu yerde, ilk ezanı okumuştur..
Ervaha imam olan Cenâb-ı Resûlün hareket noktası, mekânda cesedi ile Mekke'de olduğu için, bir gün, Medine'de Mescid-i Aksa'ya doğru namaz kılınırken, Resûle Mekke'ye dönmek emr-i vahyi gelmiş ve hemen Mekkeye dönmüştür.
Mekke, illiyyîne gitmek arzusuna talib abdin hareket noktası, yâni mir'âc'ın başlangıcı olduğundan, namazda Kâbe'ye dönülür...
Ruhanî Âlem kapısı, Rızaya giden yol, Cemâle giden nûr yolu, Melekûtun hareket noktası, Ruh âleminin görünür merkezidir, Kâbe…

Beşerin dalâleti o kadar katılaşmış bir hâle gelmişti ki, Kâbe'yi taştan İlâhlarla doldurmuştu...
Heykel, resimden çok farklıdır.
Resim iki boyutlu, heykel üç boyutludur, insan, iki gözle bakar, her şeyi tek görür, iki gözün mevcudiyeti, üçüncü bu'du idrak içindir. Kesret'ten vahdete işarettir.
Küçük çocuklarda, henüz göz sinirlerinin tasallûbu husule gelmediğinden, üçüncü buudu çocuk idrak edemez, onun için her şeye elini uzatır. Derinlik mefhumu yoktur.
Çocuk büyüdükçe tasallûb husule gelir, derinlik mefhumu idrak olunmaya başlar...
Kâbe'nin heykeller ile dolması bir Hikmet-i İlâhiyeye matuftur.
Cenâb-ı Allâh buradan kuş uçurmazdı arzu buyursa; fakat hakikati anlatmak için böyle murad etmiştir.
Ebrehe'nin fillerini, ordusunu, ebabil kuşlarının, minicik taşları ile yok etti.
Bir çok insan kütlelerinin mukaddes saydığı ve dalâlet içinde bulunarak putlarla doldurduğu Kâbe'ye, bir nûr indirdi ve bu nûr putları eritti ve her tarafı kapladı, kudret tecellî etti..

Üç buut Mekân'da bir yer kaplar, iki buut kaplamaz, resim gibi..
Resim bir gölgedir, cisimsiz olan ALLAH'a izâfe edilerek, mekânda bir yer verilerek cisimlendirildiğinden heykel küfürdür denir; bundan dolayı putların kırılması ile mekân kaybolmuştur.
Beşer çocukluk devrinden kurtulup, gözleri üçüncü buutu idrak ederek, onu yok etmiştir.
Bu hâdise, bir anda, Kâbe'de tecellî edivermiştir...
Ondan Resûle birden bire Kâbe'ye, namazda dönmek emrolundu..
Her türlü tabiî süsten, ağaçtan, çiçekten ârî, mübârek toprak, taş yığınları, cehennemi sıcak dekoru içinde bulunan Kâbe; geniş, ucu bucağı olmayan masmavi bir semâ altında mübârek bir arz parçasıdır.
Cennet nimeti olan su, ismail'in ayaklarının altından “Zem!. Zem!” feryadı ile çocuğun bir niyazı, Nezd-i İlâhide kabul buyrulmuş ve buz gibi su, cehennemi sıcak kum deryası içinde mübârek topraktan fışkırmaya başlamış, hâlâ fışkırmaktadır; o yerde, sıcakta, suyun cennet nimeti olduğunu, suyun kendisi haykırmaktadır...
Rabbi’l- Maşrıkayn, bütün kâinatın, namütenahi görünür âlem-i şahadetin, Rabbi'dir.
O Rabbi'l- Mağribeyn ise, ruhanî âlemin SETTÂR esmâsının kapladığı Âlem-i Gaybın Rabbi'dir. ikisi birleşiyor tevhid ve teklik çıkıyor ortaya...
Maşrık, Kâbe'den başlar; Magrib, Ravza'dan...
Maşrık dünyaya geliştir ruhanî âlemden.. Magrib ruhanî âleme gidiştir dünyadan...
Dümdüz, yeşil bir saha içinde, bembeyaz bir taş yığını hâlinde, Medine ufuklardan görünür.
Ortasında yemyeşil Maşrık ile Magrib'in birleştiği, öpüştüğü yerden, semâlara Rahmetenlilâlem'in Remzi olan yeşil kubbe yükselmektedir...
Burası, ALLAH sevgilisinin yeşil kubbesi, Nazar-ı İlâhînin bir an bile eksik olmadığı Mustafa'nın makamıdır...
Milyonlarca müminin selât-ü-selâmının okşadığı yerdir orası...
Oranın toprağında cesed bile kalmaz, yalnız Cesed-i pâk-i Resûl bulunur...
Diğer mezarlar, makamlar hep temsilen kalmışlardır...
Na’ş-ı Mubârek-i Resûl arzdan kaldırıldığı zaman dünyanın sonu gelecektir...
Niyazlar, dualar, arzular, ölmüşlere Kur'ân hediyeleri; Hep, mekândan Lâmekân'a Resûle uğramadan gitmez, gidemez kabul olmaz...
Saray-ı İlâhiye ancak, Resûl kanalı ile müracaat olunur. Bu bir Murad-ı İlâhîdir. Bu lâmekâna hürmetin mecburî olduğundandır.
“Ben ve Meleklerim Resûle selât-ü-selam götürüyoruz. Siz ne duruyorsunuz!” mealindeki âyet bu demektir..
O huzura kabul edilen, ünsiyet peyda eden, ancak namazda bir tekbir ile uğramadan girebilir. Fakat şeytan aklından çıkmaz... Resûl'den izin al, yâni, onda eri!..
Ondan sonra: “Allâhu Ekber!” diye namaza başla... mir'âc'a girersin...
Namaz, mir'âc'tır, O zaman sana yanaşmaz. Çünki sen Resûl'de eridin.
Resûlullâh ın potasında erimiyende daima şüphe mevcuddur.
Şüphede olan gafletten kurtulamaz. Gaflette olan hiç bir şey olamaz.
ALLAH'a ibâdetin devâmlı oluşu, bu erimeyi temine fırsat verdiğindendir.
Yoksa... ALLAH'ın ibâdete ihtiyacı yoktur... Beşeri, düşünme muradı olduğu içindir...
Nebilerin, velîlerin, mürşidlerin, gavsların, kırkların, dörtlerin, üçlerin mu’cize ve kerametleri gafletten, şüpheden kurtulmak kuvvetinin insanda mevcud olup onu bularak Resûl'de erimelerine işarettir..
Erime çârelerini beşer bulsun, yardım alsın, kurtulsun diye lâmekâna doğru yoluna istikâmet versin diye Kâbe'yi görerek, tanıyarak, el ile tutarak kolaylık göstermişlerdir... Allâhuekber!..
Bunların hepsi edeb içinde “Hayyi lâ yemut”a kavuşmak için kurulmuş dekorlardır işte...
Herşeyi önüne serdim, her şeyi burnunun ucuna kadar getirdim...
Sen hâlâ deli dolu, bön bön bakıp duruyorsun... Kabahat kimde?.. Sende, sende, sende!..
Seni, beni at da gaib zamiri “O” oL!. “O...” İşte, iş bundadır... Hâlâ mırıltı, dırıltı, zırıltı ile uğraştığın yeter!..

Edeb, fazilet, doğruluk içinde ömrü geçenler vardır. Bir de hayvan gibi ölüp gidenler..
Şüpheler, vesveseler içinde her an değişmede bir ümit vardır.
Bunların yerinden kımıldanma ve sökülüp atılmağa hazırlanma olduğunu da unutma.
Bir gün belki sana da bir el girerek hepsini söküp çıkarır...
Şakk-ı Sadır yapan Cebrâil olmaz da seni şüpheye düşüren bir el olur bu el..
Şüphe, kuruntu, bir nev'i ruh uyuzudur. Uyuz, aklında olursa fenâ. Ruhundakini iyi ederler belki.
Şüpheden bazân acı bazân zevk duyarsın, uyuz da böyledir...
Uyuz hastalığının arazı tamamiyle bir hikmettir. Yani kaşınması... Fakat sen uyuzdan kurtulmağa ilâç ara...
Uyuzu kireç ile kükürt iyi eder, kireç ve kükürt nasıl kireç ve kükürt olmuştur, hiç düşündün mü?
Kireç ve kükürt uyuz olmaz. O hastalık onlara yanaşmaz.
Bu hassaya sahib olmak için ne yapmışlardır? Hiç olmazsa onu ara, bul, sor öğren!.. Hazıra konacağım diye çabalama, vakit az…
Güneş, batmağa gidiyor her şey yan yolda kalır... Kendini musalla taşında bulursun, iş işten geçer...
Biraz aklın ile ruhunu fırçala.. Ruhunla aklına tekme vur.
Bu mücadele çok güzel bir mücadeledir... Kendini öğrenince mes’ele kalmaz...
İşte bunları hazırladıktan sonra “Beytullâh” a dön,
Resûlullâh'a ilticâ et, Öylece kıpırdamadan dur, Sabır içinde...
Hiç olmazsa bir gece bu hâlde uyumadan, sabaha kadar sebat et!..
Yardımcı her zaman, her an, mevcuddur, sana da uğrarlar.
İlk önce aklını iyice doyur da itiraz ve şüphe kapılarını kapa, ruhunla başbaşa kal... Haydi yolun açık olsun!..
Bu yazımızdaki sözlerimizden, bir son bekliyorsun. Lâflar kulağına vurdukça, içinde şüpheler artıyor..
Böylelikle bir şey öğrenemezsin, bırak bizi, Git işte ALLAH aşkına!..


nOt.:

Resim

Azîz Münir DERMAN kaddesallahu sırrahu Hocamızın da RUHu şâdolsun rahmet yağsın!.
İnşae ALLAH mi’rac kandilimiz mübârek olsun!.



Resim

Lâmekân : Mekansız İlâhî âlem.
Tasallub : Sertleşmek. Katılaşmak. * Sağlamlaşmak. * Gayret etmek.
Na’ş : Kefene sarılıp tabuta konmuş ölü. * Cansız vücud.
Şakk-ı sadr : Bağrın, gögsün yarılması,açılması.
Taayyün: Meydana çıkmak, âşikâr olmak, belli başlı ve itibarlı görünen insanlardan olmak.
Teveccüh: Bir şeye doğru yönelme, bir tarafa dönme. Çevrilme. * Mânen üzerine düşme. * Ait olmak. * Hoşlanmak. * Sevgi, alâka.
İlliyyîn: (İlliyyîn) (Aliyyu. C.) Cennetin en yüksek tabakası. Ahirete giden tam kâmil mü'minlerin yeri. Hafaza meleklerinin divanları ismidir ki, salihlerin amelleri oraya yükseltilir. Ahirette yüksek dereceye, dergâh-ı rızâya en yakın olan derecedir.
Maşrık: Güneş doğacak cihet. Gündoğusu. Doğu. Şark ciheti. * Şems-âbâd, güneşi bol yer. Kış vakti ısınmak için güneşe karşı oturacak yer. * Tövbe kapısının adı.
Magrib: (Mağrib) Batı taraf. Garb. Güneşin battığı cihet. Akşam vakti. Afrikanın şimâl tarafı. Türkiye'ye nisbetle garbda bulunan Fas, Tunus, Cezayir ve İspanya tarafı.
Hassa: (C.: Havass) İnsanın kendisine tahsis ettiği şey. Bir şeyde bulunup başkasında bulunmayan şey. Bir şeye mahsus kuvvet. Te'sir. Menfaat. * Adet ve alâmet. Ekâbir, kavmin ileri geleni.


Resim

Namaz mü'minin mi'râcıdır:

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem “Namaz mü’minin mi’racıdır” الصّلاة معْراج المؤمنين” buyurmuştur.
(Fahreddin er-Razi, et-Tefsîru’l-Kebîr, c: 1, s: 226, Sureden Çıkarılan Akli İncelikler bölümü; Âlûsî, Rûhu’l-Meânî, c: 10, s: 453, Tevbe suresi 74. ayetin tefsiri)

Resim

“Ben ve Meleklerim Resûle selât-ü-selam götürüyoruz. Siz ne duruyorsunuz!”:

إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا

Resim---İnnallâhe ve melâiketehu yusallûne ale'n-nebiyyi, yâ eyyuhellezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ(teslîmen): Şüphesiz ALLAH ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar. Ey îman edenler! Siz de ona salât edin, selâm edin.”
(Ahzâb 33/56)

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 02 Nis 2019, 00:15 
Çevrimiçi
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 03:00
Mesajlar: 11053
Resim


Resim

=>YÂ LaTîFuL- HaBîR ALLAH!.
=> Es SEMiuL- BaSîR ALLAH!.
=>BİZe BİZden de->AKRABa!.
=>KüLLî ŞEY’in KaDîR ALLAH!.


EHL-i AŞKa ->HANNÂN ALLAH!
EHL-i MeŞKe >MENNÂN ALLAH!
=>MuHaMMedî H A K i K a tta
>EHL-i KöŞKe ->SULTÂN ALLAH!.


..celle celâluhu...

ZEVK 9190

RABB’a SALÂt Mİ’RÂCImız => BEZM-i ELESt UHÛDu DOSt!
KÂBEtULLAH KIYAMInda =>KELÂMuLLAH MEVCÛDu DOSt!
TESLİMİYyet=>İSTİKÂMet =>RÜCÛ’=URÛC SÜCÛDu DOSt!
ŞEHÂDETİne =>DİZ ÇÖKüp =>MUHAMMEDî ŞUHÛDu DOSt!.


01.04.19. 23:11
brsbrsam..tktktrstkkdseyrÂNnmmm.



Resim yuSEBBİHu SEMÂ’mız..

MERKEZde HAKk MUHİTte HAYy
DÖNdürEN DOst!. DÖNENi DOst!
MAHŞER<->ELESt ÂHiDde HAYy
YÖNdürEN DOst!.. YÖNENi DOst!.



Resim

KOŞturANLar>DURur BiR GÜN
BAŞLar->TAŞa VURur BiR GÜN
=>CÂNsız=>BEDENLer DAĞILır
>ÇAĞLAYANLar KURur BiR GÜN!.



Resim

Mİ’RÂC GECEmizde ALLAH Celle Celâluhu, BİZi Merhâmeti ve MuhaBBetiyle YARgıLasın!
Bizim eksiklerimizi noksanlarımızı-kusurlarımızı-yanlışlıklarımızı-yaramazlıklarımızı, RaSûLuLLAH SALLallâhu aleyhi ve SELLem Efendimize OLan, OLacak OLan ve OLması Gereken ve İnşae ALLAH Lutfu Kerem edeceği MuhaMMedî MuhaBBete BağışLasın!.
RaSûLuLLAH SALLallâhu aleyhi ve SELLemin PÂk ve TEmiz YÜReği BULuşma BELdemiz OLsun!.
MuhaMMedî SADÂKATa, SAMÎMİYETe, SABIR ve SELÂMETe BağışLasın!.

Mİ’RÂC GECEmizde MuRaDLarımız; MuhaBBetuLLaHta ve MuhaBBet-i MuhaMMed aleyhi's-selatu ve's-selâmda ve ELLerimiz EhL-i Beyt ELİnde, ERen ERdeminde OLsun!. İnşâe ALLAH!.


RABBÂNî RIZÂ'ya RüCÛ' ve URûCun Mi'RÂCında..
RaSûLuLLAH sallalhu aleyhi ve sellemin Azîz RÛHuna İLMulLLAH kadar SaLât ve Es SeLâm OLsun!.


3. SALÂVÂT-I ŞERÎFE .: İMÂM-ı ALi kerremullahi vecheye ait salâvâtı şerîfe.:

Resim

TÜRKÇESİ.: Lebbeyke Allahümme Rabbiye ve sâ’deyke Resim Salâvâtu’llahi’l-Berri’r-Rahîm Ve’l-melâiketi’l-mukarrebîn Resim Ve’n- nebîyyine ve’s-sıddıkîne ve’ş-şühedâi ve’s-sâlihîn Resim Vemâ sebbiha leke min şey’in yâ Rabbe’l-âlemîne Resim Alâ seyyidinâ ve Mevlânâ Muhammedin ibni Abdillahi hâtemi’n- nebîyyîne Resim Ve Seyyidi’l-mürselîne ve imâmi’l-mûttâkîne Resim Ve Resûli Rabbü’l-âlemîne’ş-şâhidi’l-beşiri’d- dâi ileyke bi iznike es sirâce’l-münir Resim Ve aleyhi’s- salâtü ve’s- selâmû ve rahmetullahi ve berâkâtuhu.

MÂNÂSI.:
“Emret (buyur) ALLAH’ım! Ve başim-gözüm üstüne (emret, saâdetle Senden mutluluk istiyorum), RABB’im, ALLAH’ım! İyilik ve merhamet dolu Salâvâtullahı, gözde (yakîn) meleklerin salâvâtı, peygamberlerin, sıddıkların, şehîdlerin, sâlihlerin; Ey âlemlerin RABBi Seni tesbih (ve tenzih) eden herşeyin salâvâtı, Efendimiz Abdullah oğlu Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’e, Hatemü’l-Enbiyâya (peygamberlerin sonuncusuna), peygamberlerin Efendisine, müttakîlerin (günâhlardan korunup ALLAH'a sığınanların) imâmına; âlemlerin RABBinin, şâhid ve müjdeci Resûlüne, Senin izninde Sana dâvet eden ve aydınlatan kandile (sayısız- sonsuz) selâm (sıla, salâvât, rahmet, istiğfâr, dua, ulaşım) olsun!”

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 03 Nis 2019, 02:50 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 16 Oca 2008, 03:00
Mesajlar: 1284
Cenâb-ı Rasûl'ü, İlliyyîn'e, Mi'râc'da Cebrâil kavuşturmuştur.

Mekke ile Kudüs arası Mir'âc'ın ilk merhâlesini teşkil eder... Âbid olarak... Ötesi bizce meçhul... Bir şey söyleyemeyiz.
Namaz, mü'minin mir'âcı olduğuna göre; câmi, kulun illiyyîne çevrilerek, mir'âc'a gitmesine aracılık yaptığından, Cibril-i Eminin yerini tutmaktadır...


DerMaN BaBaM

Resim

Âmin âmin âmin....

Mi'râcımız mubârek olsun...
duâlarımız makbul ve mebrûr olsun...


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 59 mesaj ]  Sayfaya git Önceki  1, 2, 3

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye