Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 10 Ara 2019, 13:59

Tüm zamanlar UTC + 2 saat




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 17 mesaj ] 
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 19 Eyl 2009, 11:29 
Çevrimdışı
Saygın Üye
Saygın Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 14 May 2009, 02:00
Mesajlar: 369
Konum: Ankara
Bu konuyu facebook'ta paylan!
Ne güzel demiş, kulihvanimiz.
ÇİLE ÇEKmeyen Her CAN çiğdir! diye.

O zamAN ÇİLE ÇEK EY CAN!

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 19 Eyl 2009, 13:42 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 16 May 2009, 02:00
Mesajlar: 1853
Konum: TASAVVUF TALEBESİ
YOLCU Dost Kardeş,
İnsanın enbüyük çilesi ne zaman başlar biliyor musun?
İçinde ve dışında HAKK TEÂLÂyı fark etmeye başlayıp,
sonra da O'na Âşık olduğun ANdan itibaren.
Dünya hayatının çoğu sana lüzumsuz ve boş gelir artık.
NEFSin seni bir başka yöne, RUHun ise HAKK'a çeker.
Bu ikilem öyle bir sıkıntıdır ki kişilik bölünmesine uğrarsın.
Bir bedende iki kişi..
Dünyada içlerindeki ikiliği BİRleyenler, bir şekilde kavgayı bitirenlerdir. İnsanın en çok acı çektiği dönem, işte bu savaşın olduğu zaman zarfıdır. NEFSin sesine uysanız RUHunuz muzdarip, yok RUHun sesine uysanız NEFSiniz çılgın.
Bir dediği bir dediğine uymayan, bir yaptığı bir yaptığından ayrı bir garip insan olursunuz. Bilmeyenler ne bilsin, şu bedende Hakk'ı seven var.
"Kafayı üşütmüş deli mi ne?" derler..
İlk günlerimdeydi. Aşkına YENİ düşmüştüm HAKK'ın. Türbeleri , mezarlıkları dolaşır Yunus Emre taklidi şiirler yazardım. Geceler boyu namaz kılar, pazartesi ve perşembe günleri oruç tutardım. Bir yıl boyunca aynı pardesü ve eşarbı hiç değiştirmeden kullandığım olmuştu .
Akşamdan yıkar sabaha kurutur hep aynı baş örtüsünü takardım.
Bu kendimce, nefsimin hevâ ve arzularına gem vurmak içindi.
Kürklerimi, mücevherlerimi fakir talebelerin barındırıldığı bir vakfa bağışlamıştım. Öyle zayıflamıştım ki, herkes ne oldu sana böyle diyorlardı.
Bu hallerim ALLAH CC dostlarından bir mübarek Kâmil İnsanın huzuruna gittiğim bir gün değişmeye başladı. "Titre ve kendine gel sen bize lâzımsın!" dediler. Himmet gördüm. Elhamdülillah. Onun sağlığında her şey çok güzeldi .
Her işim rast gider insanlara da faydalı olmaya çalışırdım.
Bu cennetvari günler o'nun ALLAH CC a tamamen kavuşmasından sonra. sona erdi. O'nun yokluğunu hayatımda büyük bir hasretle hissetmeye başladım.
İmtihan günleri daha yeni başlıyordu. Tam on yıl boyunca muzdarip olabileceğim çileler sıkıntılar belâlar baş ucumda dönüp durdular. Şimdi uzaktan bakıyorum o günlere nasıl dayanmışım? Nasıl sabretmişim inanılır gibi değil. Taş olsam çatlardım, toprak olsam dağılırdım, dağ olsam yıkılırdım, İNSAN olduğumdan dayandım. İNSAN! ahh!İNSAN!.
Derdinin yanında derman, cehenneminin yanında cennet, şeytanının yanında melek, nefsinin yanında ruhu, maddesinin yanında manevîsi,
düşmanının yanında dostu olan İNSAN!.
Uğruna âlemler yaratılan, yaratan ALLAH TEÂLÂ'nın, muhatap alıp ruhundan ikram eylediği İNSAN!.
Nefsine uyup esfeli safiline düşebilen, ruhuna uyup mele-i âlâya çıkabilen İNSAN bazen aşağıların aşağısı, bazen de meleklerden daha üstün olabilen İNSAN!. iŞTE BAK HER ŞEY SENİN İÇİN SEÇ BEĞEN, RABBİN ALLAH CC YARATSIN. İSTER cennet ister cehannem. Sana kalmış. Cennette CEMÂLULLAH, cehennemde CELÂLULLAH var. HANGİSİNİ DİLERSEN...
Bülbül mahkum edilmiş, nazlı GÜLe GÜLüm,
NEFSler atlar ateşe, bile bile GÜLüm,
Teslim olup da HAKK'a RABB'ım SENsin diye,
NEFSin razı olana dek, her şey ÇİLE GÜLüm.



Resim

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 19 Eyl 2009, 19:10 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 16 Oca 2008, 02:00
Mesajlar: 1289
TebârekALLAH, mâşâeALLAH hayy-dost'um eyvALLAH...


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 19 Eyl 2009, 20:26 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 16 May 2009, 02:00
Mesajlar: 1853
Konum: TASAVVUF TALEBESİ
hayy-dost KURBAN olsun DOSTun DOSTlarına,GÜLLALE'm

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 01 Eki 2009, 11:52 
Çevrimdışı
Saygın Üye
Saygın Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 14 May 2009, 02:00
Mesajlar: 369
Konum: Ankara
Resim

kulihvani yazdı:
“Ne tarafa dönerseniz orada HAKK’ın vechi-Hakikatı zâhirdir.”
(Bakara 2/115)

Özün Heyulası Resim Şe’enullaha UY-SUn.

Derd – Devâ : Sana engel olmasın. HAKK’a müteveccih idim, arızalandım deme! Derde müteveccih ol derhâl! Yine HAKK’ın Vechi var.

Ârif tenbihlidir ki hep böyle yaşaya, HAKK’a müteveccih iken, HAKK’la Hazır iken ruhu kabz ola! Huzurdan Huzura yürüye! İnşâllah..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 01 Eki 2009, 13:06 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 09 Ağu 2007, 02:00
Mesajlar: 3843
Hayy-Dost yazdı:

Dünya hayatının çoğu sana lüzumsuz ve boş gelir artık.
NEFSin seni bir başka yöne, RUHun ise HAKK A çeker.
Bu ikilem öyle bir sıkıntıdır ki kişilik bölünmesine uğrarsın.
Bir bedende iki kişi..
Dünyada içlerindeki ikiliği BİRleyenler, bir şekilde kavgayı bitirenlerdir. İnsanın ençok acı çektiği dönem, işte bu savaşın olduğu zaman zarfıdır. NEFSin sesine uysanız RUHunuz muzdarip, yok RUHun sesine uysanız NEFSiniz çılgın.
Bir dediği bir dediğine uymayan, bir yaptığı bir yaptığından ayrı bir garip insan olursunuz. Bilmeyenler ne bilsin, şu bedende hakkı seven var.
Kafayı üşütmüş deli mi ne? derler…


Allah cc. razı olsun inşallah Can Hayy-Dost…
Öyle güzel söze dökmüşsünüz ki… yüreğinize sağlık.

Aynen buyurduğunuz gibi…
Hayat o kadar sıkıcı geliyor ki…
Çoğu zaman uykudan uyandığımda üzülüyorum.
Yeniden mi döndüm aynı hayata diye…

“Ölmeyi dilemeyin” buyuruyor Sav Efendimiz…
Yaşamaya mahkum hissediyorum kendimi.
Mahkumiyet günleri zordur. Zaman geçmek bilmez.

Durup düşündükçe kendini daha fazla hissettirir bu durum.
Düşünmemek için bir şeylerle meşgul olmak zorunda hisseder insan kendini…

Ama bu sefer de elini neye uzatacağını şaşırır.
İçinde bir ses yaptıklarının doğruluğunu, eğriliğini sorgularken sürekli… mahkumiyet yeni yüzüyle hissettirir kendini…

Bu durum ikilem midir, üçlem midir…
Kim olduğunu bilmez hale geliyor insan.

Seccadeyi açıp ta ilahi huzura yöneldiğimde utanıyorum bu halimden.

Aklımdan geçiyor bir bir günahlarım…
Nasıl yerin dibine girmeden dimdik Hakkın huzuruna durabildiğime şaşıyorum.

Bu yüzden namazlarımda da huzur bulamıyorum. Bir an önce bitse de kurtulsam bu utançtan diye geçiyor içimden…

Sanki o huzurdan çekilince Allah CC. tan saklanmak mümkünmüş gibi…
Bir yandan namaz kılarken bir yandan içimden neler geçiyor;

Affet Allahım…
“Sen olmasaydın Âlemleri yaratmazdım” buyurduğun…
Alemlere rahmet olarak gönderdiğin Habibin, Resulün…
Muhammed Mustafa SAV’ in Nurundan yaratılmışken…

Bak günahlarımdan dolayı öyle kirlenmişki gönlüm…
O nurdan bir zerre düşmüyor seccademe…

Nasıl da karanlığa mahkum etmişim gönlümü… Zift gibi günahlarım sarmış her yanını bir dirhem ışık sızmaz olmuş…

Ve ben bu halimle bak karşına çıkabiliyorum…

Yazıklar olsun bana… diye diye… kendimi kınaya kınaya…

Kaçar gibi uzaklaşıyorum o huzurdan…

Sonra dönüyorum hayata… Ama gönlüm aynı yerde takılı kalmış…
Dilim suskun…

Halimi soruyorlar… “İyiyim” desen yalan… “İyi değilim” desem…
“Hayırdır neyin var… hasta mısın?” diye soruyorlar…

Nasıl anlatsam… en iyisi hiç anlatmamak diyorum…
Sonra suskunluk başlıyor… Yalnızlık başlıyor…

Suskunluk sıkıldı senden,
Ey gönlüm nedir meselen
Sonun değilse sonbahar,
Karakış ardından gelen…

Diyerek sıkılmışlığıma da sitemkar oluyorum…
Sonumu bekliyorum Sonbahar da… Biliyorum ki bu çile yolunda bunlar henüz güz günlerim… Karakışlara nasıl dayanacak gönlüm bilmiyorum…

Sonra içimdeki başka bir ses diyor ki;
Şu haline bak… utan kendinden…
Ne bu karamsarlık… ne bu umutsuzluk…
“Ey nefsine zulmeden kullarım, Allahtan umut kesmeyiniz” buyuran bir rabbin varken…
“Ben merhameti kendime farz kıldım” buyuran bir rabbin varken…
Ne hakla sen bu halde olabilirsin…

Affet Allahım…
Seni unutuyorum… “İnsan başıboş bırakılacağını mı sanır” buyurduğunu unutuyorum da sanki bir başıma kalmışım alemde…
Sahipsiz, çaresiz hallerime üzülüyorum…

Affet Allahım…
Adını her duyduğumda içim sızlamıyor. Lakin sen bilmektesin ki;

"Kalplerinin ürpereceği, saygıyla yumuşama zamanı daha gelmedi mi?”

ayetini her hatırladığımda içim öyle bir sızlıyor ki…

Sanırım bu bencilliğimden… Kaybetmişliğime, kaybolmuşluğuma üzüldüğümden… Oysa isterdim ki senin adını duyduğumda içim sızlasın…

Neyse Can Hayy-Dost…
Dolu bir anıma denk geldi… Öyle esip savuruyorum…
Başkaları değilse bile ben kendime sık sık soruyorum;
Deli misin?

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 01 Eki 2009, 15:54 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11422
Resim

Nereden aklına düştü Hayy-Dostum,
Dilim dilim kesit sunmak Bana Benden, aynı Tenden..
İçimi kanattın bak, beklemezdim inan Senden..
Sağ olasın eksiğin çok, dağarcıktan çıkacaklar..
Ben açarım bak Kapıyı, yoksa öksüz bakacaklar..

Allah celle celâlihu için deyim bâri…
Dün çarşıda pür telaştım..
Mavi Önlüklü bir 7 lik ufacık bir kız yaklaştı, elindeki listeyle:
“Kalem-kâğıt al! Para istemem!” dedi de,
Ben peşince: “İşim âcil!..” dedim içimden kaçarak kızdan..

Epeyce gitti ayaklarım.
Ve Başıma asit döküldü birden ve gözlerimden cehennem süzüldü..
Anladım KIZ çok üzüldü..

Ürkmüş bir Kırat gibi döndüm ama yoktu ki kız!.
Koştur haa koştur..
Buldum, oturmuş kaldırıma ıpssız ve yapayalnız!..
Omuzuna dokundum bakmadı bile,
Nasıl da çökertmişti bildiğim çile..
Çöküverdi bedenim kaldırımın ucuna
Bir yol bulayım diye sebebin sonucuna!..

"Nasılsın?." dedim.
“Adım Ayşe, Babam öldü, 2 yıl oldu, Kaldık burada, Akşehirli idi Babam, Anam Aksaraylı!..” deyince..
“Ben de Aksaray'lıyım!” dediğim de
Gözünün içi güldü şaşakaldım sevince..

“Ben de bir yazılı kâgıdı parası bulamadım diye çıkartılmıştım sınıfta yazılıdan da bahçedeki Kavak ağacına sarılıp 1 saat ağlamıştım ya 47 yıl önce! Ve İÇimde bekleyen bu tek sayfa geri getirdi beni sana Ayşe!”
Dediğimde elini avcuma uzattı..
Ateş gibi sımsıcaktı..
Göz yaşı İÇİme aktı..
Ağlıyorduk zamANa İkİmiz..
Sığmıyorduk Bir ANa BİZ…

Siirtli Hocamın oğlu Kırtasıyecidir.
Ona gittik listesinin hemence, hepsini aldık ve:
“Yine gel, buradan al!” dedik.
Çıkıyordu dükandan geri döndü, boynuma atladı, eğildim ve iki yüzümden öptü:
“Anama diyeceğim ki sen git rahatça evleri temizle benim okul masrafımı Aksaçlı hemşerin çekecekmiş!” dedi..
Ağzı köpük köpüktü...
Elimi bir daha öptü!.. adımı sordu.
“Senle konuşan Kıtmir!” dedim.
“Hiç duymadım ben!” dedi..
“Ben de Ayşe Can!.." dedim..
Hüsameddin atladı: “Köpek kızım köpek, Köpek Amca bu!” dedi.
Şaşkınca döndü ona: “Sakın beni unutma yine geldiğimde Haaa!” dedi..

Neden görmemiştim, duymamıştım ve de anlamamıştım Yetimi Ben önceden neden?!.
Yoksa gerçekten;
Kör, sağır ve kalbsiz miydim Ben?..
İyilik yapamamıştım dün, sadece kendimden utanmıştım dün gece boyunca...
Sen sağ olasın hayy-dostum!..
Sana teşekkür edeceğim kalb kulağım duyunca..


Resim

Bak Halim can, sana sözüm çokta şimdi vakit yok!
Yine nerelerden dem vurmaktasın kardeşim sen el insaf!..
Sen mi fısıldamıştın Hâlim’ce Haremeyn’de kulağıma bunları Halim cAN..
Yoksa Ben mi Sende yaşamıştım desen ya şu şaşkına..
Yoksa BİZ 4 deliden hangisiyiz Allahaşkına!..



Resim

ZEVK 3842

AKILlar Nerede Hayy-Dost!. Câhilin Ser-KEŞ Başında
Nasıl Duyacaklar BİZi, Kudurmuşlar LEŞ Başında
Taşa Tutcaklar GÜLüm!.. Çarmıha gerilmiş İSÂ (as)
NURun ANAsı NÂRdı yaa!. AŞK, IŞIK ATEŞ Başında!..


01.10.09 16:26
A n t a l y a

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 01 Eki 2009, 17:02 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 09 Ağu 2007, 02:00
Mesajlar: 3843
Bir karikatür;

Labirentin bir ucunda fare…
Tam karşısında da fare tuzağına iliştirilmiş peynir…

(Fare labirente sokulmuş ama hiç öyle sağ sol yapmasına, aramasına lüzum yok… peynir tam kaşısında)

Harekete geçecek fare ama düşünüyor ve diyor ki;

- KESİN BİR İNNNBELİK VAR…. KESİN…

Benim hallerim de fareye benzemekte Can Hocam… Canım Hocam…

Kesin bende de var bir yamukluk ama anlamış değilim ne olduğunu, nasıl olduğunu.

Uzun tatillerden sıkıldım… Dolanmadığım yer kalmadı dünyada…Gez gez hep aynı…
Avrupası, Amerikası, Afrikası vs.!!!!

Velhasıl artık yeter dedik… Biraz da keyfe keder çalışmak gerek…
Açtık bir işyeri… Ama bir müşteri yağıyor sormayın…
Ben de gelene hayır demektense yüksek fiyatlar söylüyorum ki gitsin de başka bir gariban meslektaşım da ekmek parası kazansın… Nerdeyse piyasanın yarısı benim elimde…

Eeee belli bir yerden sonra para kazanmakta tat vermiyor tabi…
Heves edip te harcayacak bir şey kalmadı ki…
Garaj araba dolu… Kasa ise tapular, döviz, altın vs….!!!!

Her yaz başka bir yazlığıma gitsem ömrüm elvermez ki hepsini gezme imkanım olsun…

E böyle olunca müşteriler de sitem ediyorlar bana…

Daha gözün doymadı mı… bizden aldıkların yetmedi mi… Evimizin kirasını veremiyoruz… Evimizde ekmek yok… ocak yanmıyor… hiç vicdan yok mu sende nasıl para isteyebilirsin bizden… !!!!

Diyerek beni suçluyorlar…

Şaşıyorum elbette... İnsanlar beni zalim sanıyorlar… Sanki ellerinde avuçlarında ne varsa ben almışım… Gözüm dönmüş dünya malı için de…

Aklım almıyor hocam…Başkaları nasıl çıkıyorlar bu işin içinden bilmiyorum…
Ama bütün dertliler beni buluyor…Şöyle bir gönlüme göre zengin malk mülk sahibi bir müşteri çıkmadı ki…!!!!

Bu hayatta ihale hep bana kalıyor yaşadığım çevrede hocam…

İki abim ile birlikte köyde çobanlık yapmaya başlamıştım küçükken.
Henüz 6-7 yaşlarındayım…

Bir süre birlikte gittik geldik beraber…

Sonra büyük abim sıkıldı… Genç adam… Dağlarda vakit geçmiyor…
Baktık bir süre sonra diğer abimle ben gidiyoruz…geliyoruz…
Ama diğer abimin de eski keyfi yok…

Kısa bir zaman sonra da en büyük abimin düğünü olacak…
Köy yerinde düğünler en azından üç gün üç gece olurdu o zamanlar...
Gücü imkanı olan daha da uzatır…

Ben düğün hevesiyle o günlerde hiçbir şey düşündüğüm yok ki…
Sanıyorum ki düğünümüz olunca çobanlık bitecek te bir güzel eğleneceğim…

Neyse tam birkaç gün kalmıştı ki benimle birlikte gelen diğer abim de ayağını incitti ne hikmetse…
Aksıyor… basamıyor ayağının üzerine…

Babam rahmetli… Şimdi anlıyorum ki dolduruşa getirmiş beni…
Benim koçum hepinizden daha iyi… O tek başına da halleder… falan…
Bir baktım ki dağlarda tek başımayım… Karşıda bizim evde davul zurnalar çalınıyor…
Bütün köy ve diğer köylerden eş dost akraba kim varsa bizim evin önünde meydanda…

Silahlar atılıyor… davul zurnalar…Köy yerinde bulunmaz bir ortam…
Üstelik de benim hayatımda bizim evimizde olan ilk düğün…

Ama ben karşı dağlarda kuzularla boğuşuyorum… Uzaktan seyrediyorum onca eğlenceyi…

Neden ben diye sormak aklıma bile gelmiyordu o günlerde…
Çünkü haklı bir neden bulamıyordum kendime…
Korktum dağlarda tek başıma diyemezdim…
Yılan soktu.. kurt çıktı karşıma vs. diyemezdim…
Olmadı ki öyle bir şey…

Ancak güneş batarken eve geliyordum… Ondan sonra işte düğünden neyse kısmetimiz…
Mermi kovanları toplardık karanlıkta…

Hayatım hep bu minval üzere geçti…

İhale hep bana kaldı.. Ve ben diyecek bir şey bulamadım… suçlayacak kimseyi bulamadım..

Tam tersine suçlanan oldum…

Ağzımı açmaya korkar oldum… Çünkü herkes haklı çıkıyor…
O zaman diyorum ki kesin ben de var bir….

Sevgi ve selam ile…

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 01 Eki 2009, 17:14 
Çevrimdışı
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Tem 2009, 02:00
Mesajlar: 570
Konum: (SESim İZim!) _______(Bu SES BİZim!) __________(İZi İZle!) ___________(BİZle!)
YAZILARINIZI OKUDUĞUMDA NELER NELER GEÇTİ AN 'DA AKLIMDAN SIZLADI YÜREĞİM HER BİR KÖŞESİ TAAA DERİNDEN

YAŞ ON BEŞ İDİ
AMA HİÇ KAVAK YELİ ESMEDİ BAŞIMDA
YOLU YARILADIK
SARILACAK BİR KAVAK DAHİ BULAMADIM
ÇİG ÇİLE ÇARKINDAA

ANAM AĞLARDI SESSİZ YANIK
ÇOK ÇABUK ÖĞRENDİM
ÇİLE TEKNESİNDE
KAHVE ÇEKİRDEĞİ GİBİ BURAM BURAM
KAVRULMAYI

NE DE OLSA KIRKYIL HATIRI VARDIR
BİR KAHVENİN DİYE
BEKLER DURURUM
AN'IMI DOLDURMAYI

GEÇERKEN HEP ÜNİVERSİTE KAPISINDAN
BOĞAZIM DÜĞÜMLENİR
DÖNER BAŞIM
ÇİLENİN YAPTIĞI CİLVELER
YILLARDIR SAPLI DURAN
MIH GİBİ ANILARI YERİNDEN KANIRTARAK OYNATIR DURUR
HAYAT DENEN BU KARAGÖZ HACİVAT PERDESİNDE

YAŞITLARIM ÇOĞU OKUL YOLLARINDA
BEN SE YOKUŞ YUKARI ÇIKAN
EKMEK PARASI İŞİN PEŞİNDE

YIRTIKSA AYAKKABILARIN HEP SAKLANIRSIN
MASA BAŞLARINA
YAŞ YİRMİ DE OLSA
KAVAK YELLERİ HİÇ ESMEZ BAŞINDA

ARKADAŞLAR BULUŞUR ÖĞLEN YEMEKLERİNDE
SEN YANINDA PEYNİR EKMEĞİ PAYLAŞIRSIN
SENİN GİBİ TOPAL KARINCALARLA

EKMEĞİ YEMEKTEN SAYMAYAN
YANINA TÜRLÜ ÇEŞİT KATIK ARAYAN
KAÇ HÂNEDE EKMEK KIRINTISINA
HASRET AĞIZ VAR NERDEN BİLİRLER

SÖYLENEN BİR CÜMLECİK VURUYORSA
EĞER BENİ DERİNDEN SARSIRIYORSA
HER HÜCREMİ
HAKK' A ŞÜKREDERİM ÇİĞLİĞİM
ÇİLEYLE BERABER YÜRÜMÜŞ DİYE

SOĞUKTU ÇOK SOĞUK
LAPA LAPA KAR YAĞIYORDU
KÜÇÜK BİR YAVRU SERÇE MİSALİ
TARTISININ BAŞINDA TİTEREYEN ELLERİYLE
KALEMİ TUTARAK
DEFTERİNİN SAYFALARINI DOLDURUYORDU
BİR KIZ ÇOCUĞU
BAŞLAR AYAKLAR VURUP GEÇİYORDU
SICACIK YUVALARINA KAVUŞMANIN TELAŞESİ İLE
O KALABALIKDA
GÖZ GÖZE GELDİK
YÜREĞİNİN AYNASINI GÖRDÜM
O GÖZLERDE
VERDİM ÜZERİMDEKİ BANA HEDİYE EDİLEN
KIRMIZI SİYAH BOYUNA ÇİZGİLERİ OLAN
PALTOMU
NE O SERÇE KIZ BİR ŞEY DİYEBİLDİ NE DE BEN

EVE GELDİM ANNEM BAKTI SADECE
HAVA ÇOK SOĞUKTU DİYEBİLDİM
YAŞIM YİRMİÜÇDÜ AMA
HİÇ KAVAK YELİ ESMEDİ BAŞIMDA

HÂLÂ AYNI YOLDA KOLKOLA YÜRÜYORUZ
Ç-İ-L-E VE BEN
EVET VÜCUDUMUZDAKİ BEN - LER GİBİ
BEN BENLERİM ÇİLE BENLERİM
BENİ BEN YAPACAK BENLERİM

BU SEN-Lİ BEN - Lİ BİRLİKTELİĞİN SONUNDA
İNŞÂALLAH
BİR FİDANIN GÜLLER AÇAN DALI OLACAĞIZ




_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 01 Eki 2009, 17:19 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 16 May 2009, 02:00
Mesajlar: 1853
Konum: TASAVVUF TALEBESİ
AHA BİR ÖMÜRLÜK DELİ DAHA..
ALLAH CC BİZİ SAYARAK YARATMIŞ ZÂHİR..
DİLERİM DELİLİKLERİMİZ BİZİ VELÎLİĞE GÖTÜRÜR
HALİM CAN KARDEŞİM.
İŞİN KÖTÜSÜ DE İTİRAF EDEYİM DELİLERİ DE SEVERİM.
DAHA KÖTÜSÜ DELİLER DE BENDENİZİ SEVERLER...
SELAMÜN ALEYKÜM..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 01 Eki 2009, 17:23 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 16 Oca 2008, 02:00
Mesajlar: 1289
CANımın ÖZünden DİLlenen CANlar, Dediklerinizden kıyısından köşesinden bulaşmışlık var ya serde...

RABBİ'R-RAHÎMim dedirtti ki bana;

Bunlar OLmasaydı ben şimdi ki ben olamazdım, ya bir yüzük ya bir terlik ya bir bez peşinde sağlı sollu arkadaşlar neşede ve kahkahada bir tahta at ile "eyvallah" ederdim gölgeme...

Pişiyorum ateşlerde, kavruluyorum, közleniyorum El-Hamd u LİLLAH...

RABBİMin Murâdı OLuyorum, Emrin DOKUyorum El-Hamd u LİLLAH...

O'ndan O'na sığınıp boynum büküyorum, ciğerim kavruk, nefesim yanık, YÜRÜyorum Yüzüm AK, Alnım AÇIK... BİZ-BİR-İZ'de El Hamd u LİLLAH!


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 01 Eki 2009, 17:46 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 16 May 2009, 02:00
Mesajlar: 1853
Konum: TASAVVUF TALEBESİ
GÜLLALE CANIM
VALLAHİ BİLLAHİ SENİ DE ÇOK SEVİYORUM. SEVGİMİ BELEŞ SANMA.
HAKK'DAN ALIP SANA VERİYORUM. GÜL YANAKLARINDAN ÖPERİM CANIM..



Resim

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 01 Eki 2009, 18:53 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 16 Oca 2008, 02:00
Mesajlar: 1289
EyvALLAH, TebârekALLAH, MâşâeALLAH, El-Hamd u LİLLAH aldım, kabul ettim hayy-dost'um...

Bi'l-mukâbele. GÜL alıp GÜL satılmakta, GÜL ile GÜL tartılmakta Taht-ı Revan'ı GÜL'dür GÜL...


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 02 Eki 2009, 11:42 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 09 Ağu 2007, 02:00
Mesajlar: 3843
Değerli Süreyya Can…
Kavak yelleri esmiyor başta…
Üstelik te kavak yellerinin tam esmesi gereken dönemde…
Esse de kimsenin yadırgamayacağı doğal karşılayacağı bir dönemde…

Esmiyor… esmiyor da…
Esmemesinden dolayı gönüldeki burukluk ta yok değil ya…
Gönül esmesini istemiyor da değil ya…
İstemiyorum dese dahi içinde bir incinmişlik hissetmiyor değil ya…
En azından belli bir dönem insan bu halleri yaşıyor…
Sorgulamalar başlıyor içinde…

Peki neden esmiyor kavak yelleri…
Bir çokları esintiden yıkılacak hale gelmişken niye bazıları
Dik ve mağrur durmakta… İçinde esen onca fırtınalara rağmen…

Her ne kadar bu gün sorumsuzlukla suçlandığım olsa dahi
Hayatın sırtımıza yüklenen bir sorumluluk olduğu taa küçükten hissettiğim bir şeydi…
O yaşlarda… nedenini bilmeden…anlamadan… sorgulamadan…
benimsediğimiz sorumluluk duygusu…
Belki yıllar geçtikçe ağır gelmekte gönüle ki…

İşte böyle DELİLER MECLİSİNDE ! içimizi dökmekteyiz…
Bu içini döküş bir isyan değil… bir şikayet değil… bir sızlanma da değil…

Belki de bunca zaman ertelediğimiz bir şey…
Anlamak ihtiyacı… anlaşılmak ihtiyacı…
Beş N Bir K hesabı… BİR ARAyış…

“İnsan başıboş bırakılacağını mı sanır…” ayeti ile düşündükçe…
Var mı yok mu bir türlü emin olamadığım kendimize ait bir irade ile
Gelmediğimize inandığım…

Ve giderken de aşikar ki kendi irademizle gitmeyeceğimiz bu âlemde neden kimileri öyle… kimileri böyle…

Neden insan istediği gibi olamıyor… Ve neden istemese dahi bir şeyler oluyor…

Hz.Ali (ra) diyor ya; Allah’ ı istediklerimin olmamasıyla bildim…

Biz de böyle mi bilenlerden olacağız…
Bilenlerden olacak mıyız…İnşallah olalım…
İlmi bilgi ile (İlmel yakîn) bilmenin ötesinde HÂL (Aynel yakîn) olarak ta bilenlerden yaşayanlardan olalım inşallah…

Değerli Can Hocama “El insaf” dedirtmiş olsam dahi… Allah biliyor ki maksadım budur…
İçimde cevap bulamadığım sorular… Ve elimde olmayan arayış duygusu…

Hani uzun yollarda arabalar zaman zaman su kaynatır… motor aşırı ısınır arızalar olur vs.
İşte bunun gibi…
Aslında daha diyeceklerim vardı ama Hocamın dediği gibi vakit yok…
Cuma vakti yaklaştı…

Cümlemizin Cuması mübarek olsun inşallah…
Aynı GÖNÜL CAMİİ altında olan DELİLERİ de VELİLERİ de sevmekteyiz Allah için…
Değerli Can Hayy-Dost…
Birkaç sözünüzle içimi dökmeme ve ruhen rahatlamama vesile oldunuz…
Allah CC. Razı olsun…

Sevgi ve selam ile…

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 02 Eki 2009, 12:58 
Çevrimdışı
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Tem 2009, 02:00
Mesajlar: 570
Konum: (SESim İZim!) _______(Bu SES BİZim!) __________(İZi İZle!) ___________(BİZle!)
halimkok yazdı:


Belki de bunca zaman ertelediğimiz bir şey…
Anlamak ihtiyacı… anlaşılmak ihtiyacı…
Beş N Bir K hesabı… BİR ARAyış…



_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 03 Eki 2009, 11:40 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 08 Eyl 2007, 02:00
Mesajlar: 8839
Konum: BURSA
nur-ye yazdı:
*** '' ÇÖLe Çekilmemiş - ÇİLE Çekmemiş her CAN ÇİĞdir!..''

Kul İhvani



nur-ye yazdı:
***'' ÇÖL Çiçeğin Çekirdeği ÇİLEdir!..''
Kul İhvani

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 03 Eki 2009, 22:50 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4774
Görevim gereği zaman zaman Manisa Ruh Sağlığı hastanesine gitmem gerekiyor. Bir gün yine hastaneye gelmiş ve bekleme salonunda beraberimde getirmiş olduğum çocukların muayene sırasının gelmesini bekliyordum...Benle beraber bekleyen çoktu!

Bekleyenlerden birisi de sonradan öğreniyorum ki hatırladığım kadarıyla Antalya'dan gelmiş, esmer güzeli, 17-18 yaşlarında bir genç kızdı. Hemen yanına oturmuştum. Ara sıra babası geliyordu ve kızına birşeyler diyor sonra yine gidiyordu.Yanımda olmalarından dolayı konuşmaları gayet net duyuyordum..Kızcağız oldukça aklı başında birsine benziyordu. Oysa ki, anladığım kadarıyla hastaneye yatış için bekliyorlardı. Ve dayanamadım SORDUM!..
"Ablacım senin neyin var? Sağlıklı sıhhatli görünüyorsun, seni buraya yatıracaklarını sanmıyorum, senden çok daha ağır vakalar geliyor buraya"...dedim ve sordum ama o gün; neden, niçin,niye gibi soruların sorulmaması gerektiğinide çok iyi anladım!

Kızcağız öyle çaresiz baktı ki, gözlerimin içinden yüreğime aktı, aktı, aktı... Akarken de " bana kriz geliyor, kendime engel olamıyorum, hatta birilerini öldürme tehlikesi doğuyor" dedi... Ve sonra usulca kulaklıklarını takıp mp3'nde kayıtlı olan şarkılarını dinlemeye başladı. O ağlıyordu , ben Ayetel Kürsiyi okuyordum. İşte tam tam tam burda...Can çile çekiyordu. Can'ım yanıyordu. O'nun ateşi beni pişiriyordu...

Başka bir Çile'm ise şöyle;
Hamile bir kardeşim sigara içiyordu. Her sigara içişinde "Allah(c.c)'ım karnındaki bebeğin hiç müdahale şansı yok. Sigara içen bu anne adayı sigaraya bağımlı, bırakamıyor, sana yalvarıyorum o bebeği bu sigaradan koru. O çaresize sen yardım et. Onu boğma!"...

Başka bir Çile'm;
Bir gün yine görevim icabı devlet hastanesine gitmiştim, orada iş arkadaşım ile buluştum ..Yine bekleme salonunda sıra gelmesini bekliyorduk ..O sıra bir kızcağız geldi, 16-17 belkide 18 yaşlarında..Yanımdaki iş arkadaşım hemen beni dürttü 'Şu kızı görüyormusun, işte o kız tecavüze uğramış, psikiyatriye geliyor, sabahtan beride herkese anlatıyor bunu!' Tamam tamam SUS artık diye haykırmak istiyorum ama nafile, o anlatmaya devam ettikçe ben o kızcağızın ateşiyle kavruluyordum. Kendi kendime "belki de öyle değildir, çünki o kızcağızdan duymadım ben bunu" diye kendimi avutmaya çalışıyordum. Derken eli kolu sakat birileri geçiyor sağımdan solumdan, derken başka bir ağır hasta..Allah(c.c)'ım nefes alamıyorum..Kendimi hemen dışarı attım...
Can'ım yanıyordu Can'ım..Can AN'ım, Nur Can'ım...
Hep kendime şunu diyordum 'Ben dinlemeye dayanamazken onlar bunu yaşıyor." Allah(c.c)'ım hepimiz sana olan kulluğumuzu yerine getiriyoruz bilerek yada bilmeyerek.Bize yardım et..Bize yardım et. Merhamet Rabbul Alemin, Merhamet!..

Dışardaki adı çile, içerdeki adı dua!

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 17 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye