Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 14 Kas 2019, 22:07

Tüm zamanlar UTC + 2 saat




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 48 mesaj ]  Sayfaya git 1, 2  Sonraki
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 06 Tem 2012, 12:47 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Mesajlar: 2650
Konum: Kamiloba
Bu konuyu facebook'ta paylan!
Resim

"The heart which has fallen in LOVE (ASHK) is like the fire of ember which is under the ash within a barbecue. Sometimes the wind blows, the ashes fly, and the fire appears, then the tongue of the TRUTH (HAQQ) tells one by one..." [Suleyman Dede, An Unknown Waliyullah, Ankara]

Turkish Original: Aşka düşmüş gönül mangalda külün altındaki köz ateşi gibidir. Bâzen rüzgâr eser de küller uçar ateş çıkar meydâne, konuşur HAKKın dili anlatır tâne tâne… [Süleyman Dede, Bilinmeyen bir Allah dostu, Ankara]

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 06 Tem 2012, 13:15 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Mesajlar: 2650
Konum: Kamiloba
Resim

"The Man is he who does not tell his sorrow even to ALLAH." [Suleyman Dede, An Unknown Waliyullah, Ankara]

Turkish Original:
"Er kişi odur ki derdini ALLAH'a dahi söylemez." [Süleyman Dede, Bilinmeyen bir Allah dostu, Ankara]

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 06 Tem 2012, 18:04 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11385
Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

HUuu Dost!..

garibÂN AT-EŞ-e dEĞme!
cÂN-a YAKlaş!.. LEŞ-e dEĞme!
GÜL-ün ANA-sı GüBRedir
yeki TEKle.. ŞeŞ e dEĞme!..


ZEVK 4976

Kızıl kÖZün sÖZü ÖZdür.. Ne BİLecek BİZ-i ELLer?
AL-EV-imİZ “ALLAH!.” yazar dumÂNımız ESSen YELLer!
DERDin DİLLendiren DELİ ŞikÂYETi ŞÜKÜR şu ÂN..
RaBBın sÖZü.. RASûL SeSi.. SıRR-ı SIFIR.. SîN-de SELLer!..


06.07.12 12:11
brsbrs.. tktktrstkks…


yek: bir..
şeş: altı...

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 13 Tem 2012, 00:03 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Mesajlar: 2650
Konum: Kamiloba
Resim

Ashk (Love) is to be able to say to the Rabb (the Lord) who is saying “I have created everything for you” , “I have given up everything for You”. [Shams al-Tabriz ]

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 24 Eki 2012, 16:13 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Mesajlar: 2650
Konum: Kamiloba
Resim

Whomsoever’s soul (jan) is purified of the “shahwat (lust)”, rage and the nafsanic desires (desires of the soul), that person will see the world of “ma’na” [1] and the palace of “ma’na” quickly.
Our Master Hd.Muhammad Sallallahu Alaihi Wa Sallam, wherever he looked, he used to see the wisdom (hiqmat), power (qudrat) and the creative power of ALLAH there, because he was purified of the fire of rage and the smoke of “shahwat (lust)”. [2]
Oh the one whose eyes and heart are unopened,
As long as the nafsanic desires which are urging you to the villainy, are a traveling companion to the whispering (waswasa) of the Satan (Shaiytan),
How could you reach to the secret of the verse, “wherever you turn, you will turn to the blessing (lutf) and grace (rahmat) of Allah.” [3] How could you understand what this is?
In whomsoever’s heart, a door is opened, he will see a sun in every atom (zarra).

[Rumi (k.s), Turkish Translation of Mathnawi by Şefik Can , Volume 1, Couplets ( 1396 – 1399)]

Translated to English by garibAN
www.muhammedinur.com

GLOSSARY:

[1] Ma’na: (Alternate spellings: Ma’Na’, Mana, Manâ) Ma’na’ MeaNs spiritual MeaNing. It is the inner face of something. Inner hearings e.g. notion, thought. The spiritual glimpse. lit. "meaning," "significance"; spelling in Turkish, manâ, ma'na. In sufism, it means spiritual meaning, spiritual reality. This word is in the title of Mawlânâ's mathnawî: Mathnawî-yé Ma`nawî (rhymed couplets of spiritual meaning).Ma’na is the reason (SaBab) for an action to occur.) Things manifest through the haraqa (vowel point, vowel mark in Arabic script) of this single point. Our Lord (Ar-Rabb) does not count the all things created one by one as matter or Ma’na, and reduce the all things to a single pen and call this ‘Kulli Shay: Whole Thing or Total thing or Everything’. "Ahl-i Ma'na": Friends of God who live the spiritual reality or the world of ma'na.


[2] A Lover (Ashiq) of Haqq had said a couplet in that meaning: “The Universe is the mirror of the beauty of our Beloved One. His beauty and His power manifests in every atom.”

[3] This refers to the verse below:


وَلِلّٰهِ الْمَشْرِقُ وَالْمَغْرِبُ فَاَيْنَمَا تُوَلُّوا فَثَمَّ وَجْهُ اللّٰهِ اِنَّ اللّٰهَ وَاسِعٌ عَلٖيمٌ

“Wa Lillahi Al-Mashriqu Wa Al-Maghribu ۚ Fa'aynamā Tuwallū Fathamma Wajhu Al-Lahi 'Inna ۚ Al-Laha Wāsi`un `Alīmun :
To Allah belong the East and the West: whithersoever ye turn, there is the presence of Allah. For Allah is All-Embracing, All-Knowing.” [Qur’an, Al-Baqara, (2/115)]

Turkish Original:

Kimin canı, şehvetten , hiddetten, nefsani arzulardan arınmış, temizlenmişse, o kimse mânâ alemini ve mânâ sarayını çabucak görür.
Hz.Muhammed Sallallahu Aleyhi Ve Sellem Efendimiz, hiddet ateşinden ve şehvet dumanından arınmış olduğu için, nereye baksa, orada, Allah’ın hikmetini, kudretini, yaratma gücünü görürdü.
[1]

Ey gözü ve gönlü açılmamış kişi, seni kötülüğe sevkeden nefsâni istekler,
Şeytanın vesveselerine yoldaş oldukça; “Nereye dönseniz, Allah’ın lûtfuna, rahmetine dönersiniz.” Âyetinin sırrına nasıl erersin? Bunun ne olduğunu nasıl analrsın?
[2]

Kimin gönlünden bir kapı açılırsa o, her zerrede bir güneş görür.

[Hz.Rumi, Mesnevi 1.Cilt, Şefik Can Tercemesi, Beyt 1396 -1399]

[1] Bir Hakk âşıkı şu meâlde bir beyit söylemiştir: “Cihan bizim sevdiğimizin güzelliğinin aynasıdır. Her zerrede onun güzelliği, kudreti görünmektedir.”
[2]
وَلِلّٰهِ الْمَشْرِقُ وَالْمَغْرِبُ فَاَيْنَمَا تُوَلُّوا فَثَمَّ وَجْهُ اللّٰهِ اِنَّ اللّٰهَ وَاسِعٌ عَلٖيمٌ

“Ve lillahil meşriku vel mağribu fe eynema tuvellu fe semme vechullah, innallahe vasiun alîm: Maamafih, meşrık de Allahın mağrib de, nerede yönelseniz orada Allaha durulacak cihet var, şüphe yok ki Allah vasi'dir alîmdir.” [Bakara Suresi, (2/115)]

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 14 Eki 2013, 01:36 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Mesajlar: 2650
Konum: Kamiloba
Resim

“Oh My Allah! May You make the souls (djanns) reach the souls through the path on which the lineage of YaSin went!
No matter how the praying is by us and the accepting is by You, may You make our prayers join the prayers of those who come from the lineage of YaSin!”


[Rumi (k.s), Selections from the Divan-al Kebir, Volume III’ page 7, by Turkish Translation by Şefik Can]

Translated to English by garibAN

“Allah’ım! Sen, canları Yasin soyunun gittiği yoldan canlara ulaştır!
Nasıl ki, dua etmek bizden, kabul etmek de Sen’den ise , dualarımızı, Yasin soyundan gelenlerin dualarına kat!”
Hz.Rumi (k.s)

[Divan-i Kebir'den Secmeler, 3.Cilt, Sefik Can ]

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 19 May 2014, 17:56 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Mesajlar: 2650
Konum: Kamiloba
Resim

Sevilene sevenin şevkını izhar eyleyen (açığa çıkaran) SENsin!
Seveni sevilenin şevkiyle üzen (hazin kılan) SENsin!
SENin aşkının neş'esiyle Mecnun'un şarkıları yakıcıdır!
SENin güzelliğinin bir kıvılcımıyladır Leyla'nın yüzünün nazenin oluşu!
[Leyla ve Mecnun, Fuzuli ]


It is YOU manifesting the enthusiasm of the lover to the beloved!
It is YOU making the lover sad by the enthusiasm of the beloved.
Songs of the Majnun is scorching by the joy of YOUR love!
Freshnes of the face of Laila is by a spark of YOUR beauty.
[Laila and Majnun, Fudhuli]



_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 28 Haz 2014, 18:31 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Mesajlar: 2650
Konum: Kamiloba
Resim

"Her zerrede, her şeyde kâinatı yaratanın kudretini görenler ve onun ilâhî güzelliğini kendilerine mihrap edinenler için , yüz çeşit namaz, yüz çeşit rükû, yüz çeşit secde vardır ." [Hz.Rumi (k.s), Divan-ı Kebirden Seçmeler, Şefik Can Çevirisi, 4.cilt No:64]


"There are hundred prayers (salats), hundred kinds of “ruku” [1], and hundred kinds of prostration (sajda), for those who see the power (qudrat) of the creator, who created the world , within every atom and within everything, and for the ones who take His Divine beauty as “ mihrab [2]” for themselves ." [Rumi (k.s), Quoted from Şefik Can’s book “ Selections from Divan al-Kabeer of Rumi “, V.4, No:64]


Translated to English by garibAN
www.muhammedinur.com


Dictionary:

[1] Ruku: The position in salaah in which the person prostrates himself in a standing position with his body bent forward at the waist and his hands on his knees .

[2] Mihrab: (in Persian or محراب, in Arabic ألمحراب pl. محاريب), sometimes spelled "mehrab" or "mehraab", is a niche in the wall of a mosque that indicates the qibla, i.e. the direction of Kaaba that Muslims should face when praying. The wall is called the qibla wall. The mihrab gives the impression of a door or a passage to Mecca. They vary in size but are usually ornately decorated. Mihrabs first appeared in the reign of the Umayyad khalif al-Walid I (705–715).

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 29 Haz 2014, 14:14 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Mesajlar: 2650
Konum: Kamiloba
Resim

Müşkülünü çözen, seni hakikata ulaştıran bilgiyi, ölüm gelip çatmadan önce iste, öğrenmeye çalış. Aklını başına al da, şu dünyayı, yani var gibi görünen yoğu bırak, yok gibi sandığın varı iste!..

[Hz.Rumi (k.s), Divan-ı Kebir’den Seçmeler, Şefik Can, 4.Cilt, Söz:85]

Ask for knowledge that will solve your hardship and make you reach to the Truth and try to learn it before the death turns up all of a sudden. Come to your senses (gather your mind), and leave that world that is non-existent but it seems existent , and ask for the existent that you think of to be non-existent!..

[Rumi (k.s), Selections from Divan al- Kabeer, Şefik Can, Vol.4, Word No:85]


Translated to English by garibAN
http://www.muhammedinur.com
http://www.muhammedinur.com/En

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 29 Haz 2014, 22:54 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Mesajlar: 2650
Konum: Kamiloba
Resim

Her zerre, aç bir insan gibi Hakk’ın sofrasında oturmuş, yiyip içmededir. Bütün varlıklar, hiç durmadan , o sofradan yeseler, içseler yine de yiyecekler eksilmez. O sofra ebedi olarak açıktır, kaldırılmaz, olduğu gibi yerinde durur. Hâl böyle iken, bu ezel sofrası başında , halk her ne kadar aç gözlülüklerinden birbirleri ile çekişirler, kavga ederlerse de, yaratıldıkları günden bugüne kadar yedikleri gibi, hâlâ da yemektedirler, yine de yiyeceklerdir. Sofra kaldırılmamıştır. Olduğu gibi yerinde durmaktadır. [Hz.Rumi (k.s), Divan-ı Kebir’den Seçmeler, Şefik Can, 4.Cilt, 112.Söz]

English Version:
Ever particle (zerre) is eating and drinking like a hungry man sitting at the table spread (sofra) of the Truth (Haqq). Even if all beings eat and drink unceasingly from that table spread, the food will never lessen. That table spread is eternally open, it is not removed, it remains where it is. While it is like that, no matter how people contest and fight against each other due to their greediness, they are still eating as they have eaten from the day they were created to today, and nevertheless they will still eat. The table spread has not been removed. It is still in its place as it is.
[Rumi (k.s), Selections from Divan al-Kabeer of Rumi, Şefik Can, Volume 4, Word No:112]

Translated to English by garibAN,
http://www.muhammedinur.com

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 26 Tem 2014, 22:19 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Mesajlar: 2650
Konum: Kamiloba
Resim

“Do not think that the every dervish [1] seeing his own fault and making effort to destroy his own ego (I) is chasing shadows ! The place where the tent of that nice going one is beyond the existence, abode and even the whole universe!..”
[Rumi (k.s), Selections from the Divan-ul-Kabir, Şefik Can, Vol. 4, Word 179]

Translated by garibAN
www.muhammedinur.com

GLOSSARY:
[1] Darwish: Darwêsh: (P [lit., "beggar at the door" (dar)]; pronounced in Iran: "darvîsh"; spelling in T, dervish; other spellings: dervish, darvish) a translation of the Arabic word for a sufi-- "faqîr," or "poor one." The terms "darwêsh," "faqîr," and "Sûfî" are all synonyms for "Muslim mystic." This meaning is in the Holy Qur'ân: "O men, you are poor [fuqarâ] in relation to God, and God is the Rich [al-Ghanî], the Praiseworthy" (35:15).
[*] Tent: Term Otağ is used in Turkish translation of the lines here. Otağ is a large official tent used by important people like Sultans.

Turkish Translation by Şefik Can Effendi:
“Kendi kusurunu gören, kendi benliğini yok etmeye uğraşan her dervişi, hayâl peşinde koşuyor sanma! O hoş gidişlinin otağının bulunduğu yer, varlıktan da, mekândan da ve bütün âlemden de ileridedir.”
[Hz.Rumi (k.s), Divan-I Kebir’den Seçmeler, Şefik Can, Cilt 4. Söz 179]

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 26 Tem 2014, 22:25 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Mesajlar: 2650
Konum: Kamiloba
Resim

No matter how the separation breaks the waist of the hope,
No matter how the pain and sufferings tie the hands of wills and wishes,
The heart of the lover (ashik) who is intoxicated with the Love of ALLAH, does not despair.
He does not cut his hope from the TRUTH (HAKK). People undoubtedly reach to what they make effort for, no matter what happens, under no circumstances, they open a closed door by “himmat
[*] “.

[Rumi (k.s), Selections from the Divan al Kebir, Şefik Can, v.4, word 184.]


Translated by garibAN,
www.muhammedinur.com

GLOSSARY:
[*] Himmat: (A) means, in sufism, strong spiritual determination and aspiration. In Turkish sufism if more often has a secondary meaning of the spiritual grace and favour of the saints (living or passed away), viewed as "true men". Himmat is for the heart to turn towards the sacred and the Truth (Hakk) by all its power. It is a serious effort that is shown by the will of Heart. Himmat is the spark that reach from the Truth (Hakk) to Rasulullah Sallalahu alaihi wa sallam and from him to the murshid. It ignites the divine powers within the one who asks for it and triggers them. It is the spark that will be given by the murshid.


Turkish Original Translated by Şefik Can Effendi:

"Ayrılık, her ne kadar ümidin belini kırsa, ızdıraplar, cefâlar isteklerin emellerin ellerini bağlasa da, ALLAH sevgisi ile mest olan âşıkın gönlü, ümitsizliğe düşmez. Hakk’tan ümidini kesmez. İnsanlar, gayret ettiklerine muhakkak ulaşırlar, her ne sûretle olursa olsun, kapalı bir kapıyı, himmetle açarlar."

[ Hz.Rumi (k.s), Divan-I Kebir’den Seçmeler, Şefik Can, Cilt 4, Söz 184]

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 01 Ağu 2014, 02:31 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Mesajlar: 2650
Konum: Kamiloba
Esenlik ona, İsa, bu sûret göğüne ağmamıştır: bir göğe ağmıştır ki bu göğe hâkimdir ve orası, Tanrı'nın nurlar ve temizlik âlemidir, Bir de iki kere doğmak gerektiğini anlatır, İnsan bir kere anadan doğar; bir kere de bedenden, cisme ait varlığından doğar, Beden yumurtaya benzer, İnsanın cevheri; az bir zaman içinde bedende, aşk harâretiyle kuş yumurtasına döner ve bedenden dışarıya çıkar; mekânsızlık âlemi olan ebedî can âleminde uçmaya başlar, Çünkü onun îman kuşu, varlığından doğmazsa, düşen çocuğa döner; elinden bir iş gelmez; perde ardında kalır-gider, «Burada kör olan âhırette de kördür,»
[Sultan Veled (k.s), İbtidaname-i Sultan Veled, Satır 10-50]

Peace be upon him, Jesus has not risen to this heaven of form (sky);
He rose to such a heaven that it rules over this heaven (sky) and that place is the world of Gods divine lights (noors) and purity. He also expresses the necessity of being born twice. Human being is born from a mother once; and then (he/she) is born from the body, from his existence that belongs to matter, one more time. Body bears resemblance to an egg, and the essence of the human being turns in to a bird egg within the body by the heat of Love (Ashk) in a short period of time , then gets out of the body and flies in the world of soul (JaNN) that is the world of placelessness. Because, if its faith bird does not get born from his existence, it will turn in to a miscarried child, it is in capable. It remains behind the veil and goes like that. “Whoso is blind here, is blind hereafter too”
[ Sultan Valad (k.s), Ibtidanama –i Sultan Valad, lines10-50 ]

Translated by garibAN
www.muhammedinur.com

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 02 Ağu 2014, 22:50 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Mesajlar: 2650
Konum: Kamiloba
“Yerde ve havada olan her zerreye iyi bak ki onlar da bizim gibi bir kudretin meftunu ve mecnunudur. Neşeli, neşesiz ; iyi, kötü her zerre , eşsiz bir güneşe gönlünü kaptırmış, dönüp durmaktadır.”

[Hz.Rumi (k.s), Divan-ı Kebir’den Seçmeler, Cilt 4, Söz 212, Şefik Can Efendi’nin günümüz Türkçesine çevirilerinden]

“Take a good look at every atom (zarra) on the earth and in the air that, like us, they are also charmed and captivated by a power (kudrat). Happy and sad, good and bad, every atom keeps spinning with their hearts lost to a unique sun. “
[Rumi (k.s), Selections from the Divan-i Kabeer of Rumi, V.4 , Word 212, Şefik Can Effendi’s Turkish Translation]


English translation by garibAN
www.muhammedinur.com

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 04 Ağu 2014, 04:23 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Mesajlar: 2650
Konum: Kamiloba
IslamiNesil Iz: Abi bilim atomun ne derecesinde ?
Yani HEME OST sözü her şey birdir bunumu bize izhar ediyor?
Kainatta ne varsa öz yapısı atomsa herşey bir olmuyor mu ?

garibAN:
Güzel canım, bu yukarıdaki sözde Hz.Rumi (k.s)'nin bahsi çesit çesit açıklanabilir.

HEME OST - HEME EZOST, Her sey O'dur- Her sey O'ndandır tabirleri, Muhyiddin Ibni Arabî hz.ne isnad edilen Vahdet-i Vücud düşüncesi ile İmam-ı Rabbani Hz.nin mektubat kitabında bunu yerdiği ve esas doğru olanın "Her sey O'ndandır " fikrini kıyaslayan kişilerin ortaya çıkardıkları terimler kargaşası.
Vahdet-i Vücud (Vucud birliği) , Vahdet-i Mevcut (Mevcut olanların birligi) kelimeleri, asr-ı saadet devrinde olmayan ve zamanla ortaya çıkmış kelimelerdir. Vahdet-i Vücud düşüncesi ismi verilen Ibn Arabî Hz.nin fikirlerini Panteizm fikrine yakın görenler kalkıp panteist (Gördüğümüz bütün evren tek bir vucut olarak ilahtır. Taşta kuşta ilahtır yahut O'nun bir cüz’üdür diyerek) felsefeye saplanmışlardır. VüCuD ve MeVCuD kelimelerindeki Vav , Mim, CuD harf ve köklerini doğru açan birilerinden bunu derinlemesine öğrenmek gerekir ki bu tarz şeyler burada tartışılmaz.

Elmalılı Hamdi Yazır Efendi Fatiha tefsiri içerisinde Panteizm ile Vahdet-i Vücud arasındaki farka değinmiştir ve bende bu yazıyı sitede İngilizceye çevirip yayınlamıştım, ararsanız bulursunuz. Bunlar bunu yaşayan insanlar içindir. Bu yukarıdaki sözde, Hz.Rumî zerrelerin etrafında döndügü bir merkezden bahsetmekte. Güneş sisteminde nasıl bütün gezegenler ve yıldızlar merkezi güneş tutarak güneşin etrafında dönmekte ve yine nasıl zerre olan atomlardaki elektronlar merkezdeki çekirdek etrafında dönmekte ise bunları hem döndüren ve bunları yörüngelerinde tutan merkezkac v.b cezb ve cerr cekim kanunları mevcuttur.
Kudret ise kuvvetin potansiyel halidir. KuDRette Kun İRADEsi vardır, OLuşları iradesi ile murad ederek zuhur ettiren Kun Kudreti ALLAHu Zül Celâle mahsustur. Bu “KuVVeT” ise iki vav ile bu kudretin kevniyete çıkması bâtın –zâhir zuhurlarıdır. Biz diyor Hz.Rumî (k.s), böyle bir kudretin uyun noktasına (zuhurat merkezine, kalbin merkezindeki o batmayan güneşe ) meftun olmuşuz serhuş halde semâ ediyoruz, mest olmuşuz. Aynen bu bizim kendimizden geçmemiz gibi şu gördüğün her zerrede böyle bir kudretin meftunudur. Ne diyor ALLAHu Zül Celâl Kur’ân-ı Kerim’de ?
İsra Suresi ( 17/44): Onu yedi Semâ ile Arz ve bütün bunlardaki zevil'ukul tesbih eder ve hattâ hiç bir şey yoktur ki onu hamdiyle tesbih etmesin ve lâkin siz onların tesbihlerini iyi anlamazsınız, o, cidden halîm gafur bulunuyor .

Demek ki zerre kürre ne varsa her sey O’nu tesbih ediyor. Tesbih neydi? Her Şey nasıl tesbih yapıyor? Subhanallah mı diyor? TeSBiH’te Subbuh var, yüzmek manası vardır. Her şey sebbaha ediyor demek ki. Herşey kendi özündeki bilelik hakikatına sahip çıkıyor!...Yaradılışları ne içinse onun gereğini ortaya koyuyor. Ağaç ağaçlık ediyor, köpek köpeklik, atom atom gibi bakteri ise bakterilik yapıyor. Ve bütün eşyanın temelinde, tecellî edenlerde ALLAHu Zül Celâl’in Esmau’l Hüsna’sı. Bir tek insanda cüz-i irade olduğundan, o insanlık yapmasını ögrenmek ve aklını olgunlaştırmak durumunda ki bu tesbihatı bilip bulup olup yaşayabilsin o da. İnsanların çoğu Hz.Rumî’nin yaşadığı ve şahid olduğu bu âyetin mânâsından gaflet içindedir.

Hz.Rumî diyor ki aha işte ben bu tesbihata iştirak ediyorum, onların rakslarını ve dönüşlerini , âlemin sebbahasına şahid oluyorum , bunların hepsi bir kudrete baglı oluşlar. Küllî şeye kadîr olan ise ALLAH’tır. O’nun kudreti ile her şey zuhur etmektedir. Ben o kudrete râm olmuşum. Onun zuhur yeri batmayan bir güneş gibi benim için. Ben buna meftun olduğum gibi her zerrede benim gibi meftun. Bunun daha da ilerisi dönüp duruyor dediğimiz bu zerreler ve kürreler ve sebbaha edenlerin hareketleri var ya, onlar hareket etmiyorlar, bir gidip bir geliyorlar aslında. Denizin dalgalarının akıl kıyısına bıraktığı kum yığını gibi hepsi. Her yarım nefeste yenileniyorlar şe’ende.

Hz.Rumî zerreleri görebiliyor, atomları görebiliyor da bilim adamları niye göremiyorlar can? Elektron mikroskoplarıyla bakıp duruyorlar. Hz.Rumî o devirde hangi mikroskopla bakmış? Kalb dürbünüyle mi incelemiş acaba? Demekki her insan buna şehâdet edebilecek potansiyele sahip özünde . Bunu öğrenen insan bunun ardına neden düşmez de dünyanın peşinde dolanır? “Bu dünyanın direği gaflettir gaflet!” diye boşuna söylememiş Hz.Rumî. Allah en doğrusunu bilir. Selâm ve sevgiyle.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 04 Eyl 2014, 21:24 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Mesajlar: 2650
Konum: Kamiloba
Resim

Bensiz, bizsiz olduğu hâlde hoş olanın, benlikten kurtulduğu için mutlu olanın kulu, kölesiyim. Şikayet etmeden, kimseye yük olmadan, kendi acıları ile başbaşa kalarak yalnızlıktan hoşlanan kişinin gamı ile arkadaşım. “Sevgilinin vefâkarlığı ne kadar hoştur? Onun vefâların da ne zevkler vardır?” diye sordular, onlara dedim ki: “Onun vefâlarından haberim yok, bence onun nazları, cefaları hoştur.”
[Hz.Rumi (k.s), Divan-ı Kebir’den Seçmeler, Cilt 4 Şefik Can Efendi’nin günümüz Türkçesine çevirilerinden]


I am the slave of the one who, is delightful of having no “I” and “we”, and is happy for getting rid of the ego. I am friend with the sorrow of the person who likes the loneliness by being alone with his own pains without complaining and being a burden to anyone. They asked “How nice is the “Wafa [1]” of the Beloved? What pleasures are there in His "wafa" ? I said to them: “I am not aware of His "wafa", in my opinion His “Nâz [2]” and “Jafa [3] “ are nice “.

[Rumi (k.s), Selections from the Divan-i Kabeer of Rumi, V.4 , Şefik Can Effendi’s Turkish Translation]

GLOSSARY:

[1] Wafa: (Vefa) means to be loyal to his word and oath, to be loyal and connected to someone with love.To be consistent in love and friendship.

[2] Nâz: (P) the expected role of the "beautiful beloved" in classical Persian poetry which includes acting spoiled, aloof and coy, as well as engaging in amorous teasing and playfulness and uttering coquettish endearments. If the mystic lover takes on such a role as the "beloved" of God, then it may be viewed by others as overly familiar, wrong, and outrageous. See the story of Moses and the shepherd (Masnavi II: 1720).

[3] Jafa: (Cefa): Tribulation, torment, hardship.



English translation by garibAN
http://www.muhammedinur.com/En
http://www.muhammedinur.com

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 05 Eyl 2014, 17:15 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Mesajlar: 2650
Konum: Kamiloba
Resim

Felek, bizim kendi re’yini beğenmiş olan tabiatımızın kölesi değildir. Bu sebeple gönlümüzün dileğini dinlememektedir. Şu varlık âlemine gelip, bize yokluk sermâyesi olmuştur. Onun sâyesinde yokluğa ulaşacağız. Perdelerin arkasında gizlenmiş, bizi terbiye eden bir dadımız var. Aslında biz, dünyaya gelmiş değiliz. Bu dünyada yaşar gibi görünen, dolaşan, gezen bizim gölgelerimizdir.

[Hz.Rumi (k.s), Divan-ı Kebir’den Seçmeler, Cilt 4, 124.Soz, Şefik Can Efendi’nin günümüz Türkçesine çevirilerinden]

Fate is not the slave of our nature that likes its own voting (decision/judgement). Therefore, it doesn’t listen to the wish of our hearts. By coming to this world of existence, it has been the “capital of nothingness” for us. We will reach to nothingness by means of it. We have a nursemaid who is hidden behind the veils and is disciplining us. In fact, we have not come to the world. What appears to be living in this world are our roaming shadows.

[Rumi (k.s), Selections from the Divan-i Kabeer of Rumi, V.4 ,Word 124, Şefik Can Effendi’s Turkish Translation]


English translation by garibAN
http://www.muhammedinur.com/En
http://www.muhammedinur.com

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 06 Eyl 2014, 19:04 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Mesajlar: 2650
Konum: Kamiloba
Resim

Mâdemki etrafımızda bulunan kişileri görmedeyiz, şu halde biz yalnız değiliz, tek bir fert değiliz. Biz bu gerçeği anlamıyor da, sayılara takılıp kalıyoruz. İyiden de, kötüden de haberimiz var, onları da duyuyor, anlıyoruz. Aslında bu idrak bizim için kötü bir hâldir. Bu duygular yüzünden, benlikten kurtulamıyor, kendimizden geçemiyoruz. Kendinden geçmeyen gönül ayak altındadır, işkencededir.]

[Hz.Rumi (k.s), Divan-ı Kebir’den Seçmeler, Cilt 4, 138.Söz, Şefik Can Efendi’nin günümüz Türkçesine çevirilerinden]

Since we see the persons around us, in that case we are not alone, we are not a single person. We get stuck with the numbers by not understanding this fact . We are aware of good and also evil, we are able to feel and understand them. In fact, this realisation is an evil state for us. Because of these feelings, we are not able to get rid of the ego (“I -ness”) and lose ourselves. The heart that doesn’t lose its self, is under the feet and in torment.

[Rumi (k.s), Selections from the Divan-i Kabeer of Rumi, V.4 ,Word 138, Şefik Can Effendi’s Turkish Translation]


English translation by garibAN
http://www.muhammedinur.com/En
http://www.muhammedinur.com

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 06 Eyl 2014, 20:19 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Mesajlar: 2650
Konum: Kamiloba
Resim

Geceleyin yürü, gece sırlar rehberidir, herkes uyurken, ilâhi aşk sırları, mânâ zevkleri gönle gelir. Çünkü geceleyin gönlün kapıları açılır, yapılan işler, yabancıların gözlerinden gizlenir. Geceleyin, gönlümüz aşk ile, gözlerimiz ise uyku ile karışmış olduğu hâlde, bizim yârin güzel yüzü ile işimiz vardır, buluşmamız vardır.

[Hz.Rumi (k.s), Divan-ı Kebir’den Seçmeler, Cilt 4, 146.Söz, Şefik Can Efendi’nin günümüz Türkçesine çevirilerinden]

Walk at night, the night is the guide of secrets. While everyone is at sleep, secret of the divine love and the “zawks (tastes)” of “ma’na”[*] come to heart. Because the doors of the heart open at night, and the works being done are hidden from the eyes of the strangers. While our hearts are full of love, and our eyes are mixed with sleep, we have a work with the face of the Beloved, we have a meeting.

[Rumi (k.s), Selections from the Divan-i Kabeer of Rumi, V.4 ,Word 146, Şefik Can Effendi’s Turkish Translation]

GLOSSARY

[*] Ma'na: Ma’na’ MeaNs spiritual MeaNing. The spiritual glimpse. lit. "meaning," "significance"; spelling in Turkish, manâ, ma'na. in sufism, it means spiritual meaning, spiritual reality. This word is in the title of Mawlânâ's mathnawî: Mathnawî-yé Ma`nawî (rhymed couplets of spiritual meaning).It is the inner face of something. Inner hearings e.g. notion, thought. Ma’na is the reason/cause(SaBab) for an action to occur. "Ahl-i Ma'na": Friends of God who live the spiritual reality or the world of ma'na. (Alternate spellings: Ma’Na’, Mana, Manâ)


English translation by garibAN
http://www.muhammedinur.com/En
http://www.muhammedinur.com

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 08 Eyl 2014, 15:56 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Mesajlar: 2650
Konum: Kamiloba
Resim

Şu yeryüzü , cansız , aklı fikri yok sanmayasın diye tavşan uykusuna yatmış, sessizce uyur gibi görünüyor, hâlbuki, o uyanıktır, canlıdır, o da senin gibi kendi hayatını yaşamakta, Hakk’ın kendisine verdiği vazifeleri yapmaktadır. Görmez misin? Ocakta ateş üstünde kaynayan tencerenin ağzına binlerce köpük yükselir durur. O köpükleri gören halk tencerenin kaynadığını anlar. Şu yeryüzünün kalbinden fışkırıp çıkan çeşitli renkli çiçekler, sayısız bitkiler, ağaçlar neyi ifâde eder?


[Hz.Rumi (k.s), Divan-ı Kebir’den Seçmeler, Cilt 4, 178.Söz, Şefik Can Efendi’nin günümüz Türkçesine çevirilerinden]

Being in a very light sleep, this earth seems to be sleeping silently so that you would not think that it does not have a mind and notion, in fact it is also living its own life like you. It is doing the tasks ordained by Haqq [*] (The Truth) to its self. Don’t you see? Thousands of froughts keep rising to the mouth of a boiling saucepan. People who seeing these froughts know that that this saucepan is boiling. What do the various kinds of coloured flowers, numberless plants and trees blooming through the heart of that earth express?

[Rumi (k.s), Selections from the Divan-i Kabeer of Rumi, V.4 ,Word 178, Şefik Can Effendi’s Turkish Translation]

GLOSSARY:

[*] AL- HAQQU (J.J) [Qur’an Ref: 22/62] (dhatī)( اَلْحَقُّ) : the Truth. His Existence and Divinity is right, real, true, necessary and most appropriate. The One whose existence is unchanging, is worthy of being worshipped, and is the owner of every truth. His existence is obligatory and real. The Absolute TRUTH(HAQQ) who is the source of all truths.


English translation by garibAN
http://www.muhammedinur.com/En
http://www.muhammedinur.com


_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 03 Eki 2014, 00:32 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Mesajlar: 2650
Konum: Kamiloba
Resim

Gördüm göğün meleklerin ->her biri bir cümbüştedir
Hak Çalap'ın zikrin eden >İncil benim >Kur'ÂN benim!.

Gördüm diyen değil gören ->bildim diyen değil bilen
->Bilen O'dur ->gösteren O ->AŞKa esir OL-ÂN benim!.


Yunus Emre kaddesallahu sırrahu..

"I’ve seen the angels of the heaven > each of them is in a motion [1]
The one that makes the remembrance of the “Truth (Haqq), the God” -> the Bible is me, the Qur’an is me.
Alternative translation: I am the Bible and the Qur’an that make the remembrance of God, the Truth.

The one who says I’ve seen is not the seer,
The one who says I’ve known is not the knower
The Knower is “HU [2]”, the ONE who shows is “HU”,
The one who is enslaved to LOVE is me…"

Yunus Emre (k.s)

Excerpted from the book of Mahmut Ulu, "the dervish crying to Love"

GLOSSARY:

[1] Cümbüş (Junbish): Persian term meaning 1)movement, motion, action, 2) Pleasure, entertainment.

[2] Hû: (A; lit., "He") a Qur'ânic term [as in, "There is no divinity but He ("lâ ilâha illâ huwa," (Qur'ân 2:163)], interpreted by sufis to refer to the Essence [huwiyya] of God (and therefore far transcending human concepts of male or female). In this way, it is also viewed as the greatest Name of God [A: ismu 'l-a`Zam].


_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 22 Eki 2014, 05:25 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Mesajlar: 2650
Konum: Kamiloba
Akıllı bir kimseye, bir işaret kâfidir. Gafile ise şerhin faydası yoktur. [Sultan Veled (k.s), Maarif]
A sign is enough for a wise person, and a commentary is futile for the careless one . [Sultan Valad (k.s), Book of Maarif ]

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 22 Eki 2014, 05:27 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Mesajlar: 2650
Konum: Kamiloba
Aşk, geldi ve damarlarımın, derimin içindeki kanım gibi oldu.
Beni, benliğimden boşaltıp dostla doldurdu.
Vücudumda en ufak zerreye varıncaya kadar hepsini dost aldı.
Benden bana kalan şey, yalnız bir isimdir. Geri kalan ne varsa hepsi o'dur.

Love has come and it has been like my blood in my veins and skin
It has filled me with the Friend by emptying me from my ego (I-ness)
The friend has taken all up to the tiniest particle (zarra) within my body
Only thing that has been left to me from me is a name. Whatever remained , all is “HE”.


Böyle bir adama hiç kimse hükmedemez. Kimse: "Eğer onun hali şöyle olursa iyi, böyle olursa fena
olur." Diyemez. Bu mertebeye ermiş bir kimse, iyi ve kötünün üstünde, zıtlıkların ve sayılı şeylerin
dışındadır. Ortaksız bir tektir. Teklik tuzlasında o kadar yok olmuştur ki onda murdar olan zahirî varlıktan ve
ikilikten hiçbir eser kalmamıştır.

No one can rule over such a man. No one can say “ If his state becomes like that it is good , if it becomes like this then it is bad”. The person who has reached to that level (spiritual station) is above the good and evil, and outside the opposites and numbered things. He is the single one who has no partner. He vanished in the salt pan of oneness in so much that there is not even a trace of duality and the unclean manifested existence remained within him.
[Sultan Valad (k.s), The book of Maarif]
Translated by garibAN

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 11 Kas 2014, 03:52 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Mesajlar: 2650
Konum: Kamiloba
Resim

“Bir kimsenin gönlünde bir gamı olup da, onu sevdiğine açabiliyorsa, açsın, söylesin! Çünkü gönülde bulunan gam, söz ile gidebilir. Fakat gönlümüzde açılan şu acayib, şu güzel gülü düşün ki, onun ne rengini gösterebiliyoruz, ne de gizli kokusunu duyurabiliyoruz.”

[Hz.Rumi (k.s), Divan-ı Kebir’den seçmeler, Şefik Can, Cilt IV]

“If someone has a sorrow in his heart and if he can open it to his loved one, let him say it! Because the sorrow in the heart can go by words. But imagine that beautiful rose that is blossoming in our hearts, we can neither show its colour nor we can make (the others) smell its secret fragrance…”

[Jalaladdin-i Rumi (k.s), Selections from the Divan-i Kebir by Şefik Can, Volume IV, English Translation by garibAN, www.muhammedinur.com]

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 22 Kas 2014, 03:22 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Mesajlar: 2650
Konum: Kamiloba
Resim

“Alnımızdaki o parlak nûr, Hakk âşıkının gönlündeki o imân ziyâsı, secde eseri olarak müminlerin yüzlerinde görülen bütün bu nûrlar, belki her nûrun nûru, Allah’ın sevgili nebisi Muhammed’in (sallallahu aleyhi ve sellem) nûrundandır.”

[Hz.Rumi (k.s), Divan-ı Kebir’den Seçmeler, Şefik Can Efendi, Söz 313. Cilt IV.]

That bright light (Noor) on our foreheads ,
That light of faith (iman) in the heart of the Lover of Haqq (Truth),
All those lights that are seen as a trace of prostration (sajda) in the faces of the true believers (mumeen), and perhaps the light of the every light , are from the light of Muhammad (sallallahu alaihi wa sallam) who is the beloved prophet (Nabi) of ALLAH.


[Jalaladdin-i Rumi (k.s), Selections from the Divan-i Kebir by Şefik Can, Word 313,Volume IV]


English Translation by garibAN,
www.muhammedinur.com


_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 48 mesaj ]  Sayfaya git 1, 2  Sonraki

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 11 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye