Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 13 Ara 2019, 07:07

Tüm zamanlar UTC + 2 saat




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 7 mesaj ] 
Yazar Mesaj
MesajGönderilme zamanı: 29 Mar 2012, 10:29 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Mesajlar: 2660
Konum: Kamiloba
Bu konuyu facebook'ta paylan!
Resim


OMAR BIN KHATTAB (R.A) AND CHAPTER AL HAQQA


Rasulullah sallallahu alaihi wa sallam had prayed to Allah in Daru’l-Arkam on Monday:

“Oh Allah! Make Islam aziz (victorious) and reinforce it by one of those two men, who is the dearest one to you, Abu Jahl or Omar B.Hattab, ”

Omar B.Hattab (r.a) says that:

Before I’ve become a muslim, I went outside of my home to tease Rasulullah (a.s) and found him. He had surpassed me in arriving at Masjid-i Haram. I arrived too and stood behind him.
Rasulullah (a.s) started to recite the chapter Al-Haqqa.

I admired the eloquence, uniformity, and neatness of the word. I said to my self (from inside): “ I swear, I suppose he is a poet as the Quraishians said perhaps!”
At that moment, Rasulullah recited those verses of that chapter :


“But nay! I swear by all that ye see. And all that ye see not. That this is verily the word of an honoured messenger .It is not the word of a poet: little it is ye believe!”

I again said to my self:
“Presumably , he is a soothsayer! (He knew what was passing through my mind!).
Rasulullah (a.s) continued to recite those verses (in following meanings):

“Nor is it the word of a soothsayer: little admonition it is ye receive. It is a revelation from the Lord of the Worlds. And if the messenger were to invent any sayings in Our name. We assuredly had taken him by the right hand (his strength and power). And We should certainly then cut off the artery of his heart ! And not one of you could have prevented this!
And lo! it is a warrant unto those who are muttaqi.
And We certainly know that there are amongst you those that reject (it).
But truly (Revelation) is a cause of sorrow for the Unbelievers.
But verily it is Truth of assured certainty.
Join the Sabbaha of your Lord by His Name, Al Azim.”


Translated by garibAN from the book, “History of Islam” written by Asim Koksal in Turkey.

REFERENCE AYATS FROM THE QUR'AN

فَلَا أُقْسِمُ بِمَا تُبْصِرُونَ
“Falā 'Uqsimu Bimā Tubşirūna:
But nay! I swear by all that ye see” [Qur’an, 69/38]

وَمَا لَا تُبْصِرُونَ
“Wa Mā Lā Tubşirūna:
And all that ye see not” [Qur’an, 69/39]

إِنَّهُ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَرِيمٍ
“Wa Mā Huwa Biqawli Shā`irin ۚ Qalīlāan Mā Tu'uminūna :
It is not the word of a poet: little it is ye believe!” [Qur’an, 69/40]

وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَاعِرٍ قَلِيلًا مَا تُؤْمِنُونَ

“'Innahu Laqawlu Rasūlin Karīmin:
That this is verily the word of an honoured messenger;” [Qur’an, 69/41]

وَلَا بِقَوْلِ كَاهِنٍ قَلِيلًا مَا تَذَكَّرُونَ
“Wa Lā Biqawli Kāhinin ۚ Qalīlāan Mā Tadhakkarūna :
Nor is it the word of a soothsayer: little admonition it is ye receive” [Qur’an, 69/42]

تَنزِيلٌ مِّن رَّبِّ الْعَالَمِينَ
“Tanzīlun Min Rabbi Al-`Ālamīna:
It is a revelation from the Lord of the Worlds” [Qur’an, 69/43]

وَلَوْ تَقَوَّلَ عَلَيْنَا بَعْضَ الْأَقَاوِيلِ
“Wa Law Taqawwala `Alaynā Ba`đa Al-'Aqāwīli :
And if the messenger were to invent any sayings in Our name,” [Qur’an, 69/44]

لَأَخَذْنَا مِنْهُ بِالْيَمِينِ
“La'akhadhnā Minhu Bil-Yamīni::
We assuredly had taken him by the right hand” [Qur’an, 69/45]


ثُمَّ لَقَطَعْنَا مِنْهُ الْوَتِينَ
“Thumma Laqaţa`nā Minhu Al-Watīna:
And We should certainly then cut off the artery of his heart:” [Qur’an, 69/46]

فَمَا مِنكُم مِّنْ أَحَدٍ عَنْهُ حَاجِزِينَ
“Famā Minkum Min 'Aĥadin `Anhu Ĥājizīn:
And not one of you could have held Us off from him.” [Qur’an, 69/47]

وَإِنَّهُ لَتَذْكِرَةٌ لِّلْمُتَّقِينَ
“Wa 'Innahu Latadhkiratun Lilmuttaqīna:
And lo! it is a warrant unto those who are muttaqi. [*]” [Qur’an, 69/48]

[*] Muttaqi: It is an Arabic term. The term “Taqwa”is hidden in this term. Muttaqi means the one who lives with “taqwa”. The one who guards/protects himself against the things which prevent him from reaching spiritual maturity/perfection (kamalat), corrupt the mind, heart and soul and divert his mind and heart from the remembrance of Allah. He has the fear of being diverted from the “sirat-i mustaqiym”. “Muttaqi”is to be strong (qawiy) and have endurance against the desires of the soul/self (nafs) for the sake of Allah. Muttaqi will avoid the sins and impermissible(haram) things which Allah and Rasul (saws) explained and also things which are unsure.


وَإِنَّا لَنَعْلَمُ أَنَّ مِنكُم مُّكَذِّبِينَ
“Wa 'Innā Lana`lamu 'Anna Minkum Mukadhdhibīna:
And We certainly know that there are amongst you those that reject (it).” [Qur’an, 69/49]

وَإِنَّهُ لَحَسْرَةٌ عَلَى الْكَافِرِينَ
“Wa 'Innahu Laĥasratun `Alá Al-Kāfirīna :
But truly (Revelation) is a cause of sorrow for the Unbelievers.” [Qur’an, 69/50]

وَإِنَّهُ لَحَقُّ الْيَقِينِ
“Wa 'Innahu Laĥaqqu Al-Yaqīni :
But verily it is Truth of assured certainty.” [Qur’an, 69/51]

فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظِيمِ
“Fasabbiĥ Biāsmi Rabbika Al-`Ažīmi:
Join the Sabbaha of your Lord by His Name, Al Azim” [*] [Qur’an, 69/52]

[*] Joining the Sabbaha of the Lord here is to join the sabbaha of creation at every moment like the spinning-swimming atoms. Join-Hear and Live the Moment! Your Lord who “is al- Azim”. The one who encompass every thing by His force (quwwat).

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 29 Mar 2012, 11:47 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Mesajlar: 2660
Konum: Kamiloba
HZ.ÖMER (r.a) ve HAKKA SURESİ

Peygamberimiz (a.s.), Dârü'l-Erkam'da Pazartesi günü:
"Ey Allah! Şu iki adamdan, Ebu Cehil veya Ömer b. Hattab'dan, sana sevgili olanı ile İslâm'ı aziz kıl, güçlendir!" diyerek dua etmişti.
Hz. Ömer der ki:

"Ben, Müslüman olmadan önce, Resûlullah (a.s.)a sataşmak için evden çıkıp, kendisini buldum. O, Mescid-i Haram'a erişmekte beni geçmişti. Ben de, vanp arkasında, ayakta durdum.
Resûlullah (a.s.) el-Hâkka sûresini okumaya başladı .

Dinlediğim kelamın belagatına, düzgünlüğüne, derii-topluluğuna hayran oldum. Kendi kendime:
'Bu, vallahi, Kureyşlilerin dediği gibi, bir şair galiba!' dedim.
O sırada, Resûlullah, sûrenin şu (mealdeki) âyetlerini okudu:


'Gördüğünüz, görmediğiniz şeylere and ederim ki: Hiç kuşkusuz, o (Kur'ân), Allah katında çok şerefli bir resûlün (Allah'tan telakki ettiği) sözüdür!
O, bir şair sözü değildir! Siz ne az inanır (adamlar)sınız!'


Ben, yine, kendi kendime:
'Galiba, bu bir kâhindir! (İçimden geçirdiklerimi anladı!)' dedim.
Resûlullah (a.s.) şu (mealdeki) âyetleri okumaya devam etti:


'O, bir kâhin sözü de değildir! Siz ne kıt düşünür (adamlarsınız!
O (Kur'ân), âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.
Eğer, (Peygamber, söylemediğimiz) bazı sözleri bize karşı kendiliğinden uydurmuş olsaydı, elbette, onun sağ elini (kuvvet ve kudretini) alıverir, sonra da, muhakkak onun kalb damarını koparır (kendisini yaşatın az) dik!
O vakit, sizden hiçbiriniz, buna mâni de olamazdınız!
Şüphe yok ki, o (Kur'ân), fenalıktan korunanlar için kafi bir öğüttür.
İçinizde onu yalan sayanlar bulunduğunu, elbette, Biz de biliyoruz. Muhakkak ki, o (Kur'ân), kâfirler üzerine bir hasrettir (iç yarasıdır)!
Hiç kuşkusuz, o (Kur'ân) kesin bilginin tam gerçeğidir.
O halde, o büyük Rabbini, Kendi ismiyle teşbih (ve tenzih)e devam et!'


Ref: İslam Tarihi , Asım Köksal

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 29 Mar 2012, 12:07 
Çevrimdışı
Yeni Üye
Yeni Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 28 Mar 2012, 12:04
Mesajlar: 10
esselamünaleykum hocam emeğine sağlık inşallah allah


buda çeçen mücahidi emir hattab

Resim

Gerilla ismi yada Kod adı: Ibn-ul-Hattab veya Hattab
Gerçek ismi: Gizli
Görevi: Kafkasya Yabancı Mücahidler Kumandanı
Doğum Yılı: 1970
Uyruğu: GCC üyelerine ait Arap Körfezinde bir ülke
Bildiği diller: Arapça, Rusça, İngizilizce, Paştu
Doğum yeri: Arap Körfezi
Cihad deneyimi: 12 yıl
Cihada katıldığı yerler: Afganistan, Tacikistan, Çeçenistan


“Eğer Afganistandayken bana gelip birgün gelecek ruslarla rusyanın içinde de
savaşacağız deseydiniz, size asla inanmazdım. [Ibn-ul-Hattab]”

Arap Körfezinde varlıklı ve kültürlü bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Çok cesur , kuvvetli ve gözüpek bir genç olarak yetişen Hattab Ingilizce eğitimi aldıktan sonra 1987 yılında bir Amerikan Lisesinde okuma hakkı kazandı. Aynı yıl istilacı Rus ordusuna karşı Afganistan Cihadını en yoğun dönemlerindeydi. Dünyanın dört bir tarafından müslüman gençler Şeyh Abdullah Azzam (1989 da suikast sonucu şehid oldu), Şeyh Tamim Adnani (vefat 1988) ve Usama bin Ladin gibi İslami kimliği ile öne çıkmış kişilerin Cihad çağrılarına icabet ederek Afganistana akın etmekteydiler.

Dünyanın Süper Güç olarak kabul ettiği Rusyaya karşı yapılan mücadele ve gösterilen olağanüstü kahramanlıklar müslümanlar arasında yayılıyordu. A.B.D. de eğitimine devam edeceği zaman geldiğinde Hattab birçok arkadaşının ve akrabalarının yaptığı gibi Afganistana kısa bir ziyarette bulunmaya karar verdi. 1987 de ailesi ile vedalaşıp evinden ayrılan Hattab o günden sonra bir daha evine, ailesinin yanına dönmedi.

Bir mücahid, Hattabın ilk kez Celalabad daki eğitim kampına geldiğinde gördüğü zamanki izlenimlerini şöyle anlatıyor.
“Celalabad daki eğitim kampı hemen hergün gelen ve gidenlerle dolup boşalıyordu. Ruslara karşı büyük bir operasyon hazırlığı içindeydik, eğitimini tamamlayanlar eşyalarını alıp cepheye gidiyorlardı. Biz cepheye gitmek için yola çıkarken yeni bir grup geldi. Hattabı ilk kez o zaman gördüm. 16-17 yaşlarında henüz sakalları yeni yeni çıkan uzun saçlı bir genç…Henüz gelmişti, ilk yaptığı şey kamp komutanlarına gidip kendisini cepheye göndermesi için yalvarmak oldu. Komutanlar gitmesine müsade etmediler. Yanına gidip kendisini tebrik ettim ve adını sordum. “– Ibn-ul-Hattab” la böylece tanışmış
oldum. ”

Hattab eğitimini tamamladıktan sonra cepheye gitti. Eğitimini veren komutanlardan biri, 1987 yılında Jaji deki ünlü Aslan Yuvası Operasyonunda komuta etmiş olan Hassan as-Sarehi idi. [Hassan As-Sarehi'ye bir suç ithamında bulunulduğundan dolayı 1996 dan bu yana Cidde/Suudi Arabistanda bulunan bir hapishanede bulunmaktadır.]

Sonraki 6 yılda, artık Hattab 20. yüzyılın gördüğü en cesur ve çetin Mücahid
Kumandanları arasına girmiştir. Karşı saldırı ve ateşlerden kaçmaması ve
yaralandığında acısını gizlemesi ile tanınır. Hem normal hem de özel Sovyet güçlerine karşı birçok operasyon, pusu ve baskınlarda bulunmuş ve 1988–1993 yılları arasında içlerinde Celalabad, Host ve Kabil ün ele geçirilmesininde (fethininde) bulunduğu Afganistandaki bütün önemli operasyonlara katılmıştır. Allah’ın inayeti ile birçok kez ölüm tehlikesi atlatmıştır.

Bir mücahid, Hattab’ın Afganistan’da karnından 12.7 mm’lik ağır bir makinalı
mermisi ile yaralanmasını şöyle anlatıyor. (12.7 mm ‘lik bu silah zırh delici olarak kullanılmaktadır ve insan vücuduna isabet etse onu kıyma haline getirir, bunu her askeri uzman tasdik edecektir.)

“Operasyon sırasında biz cephe gerişinde ufak bir evde idik. Akşam olmuştu ve savaş çok çetin bir şekilde devam ediyordu. Hattab birden odadan içeri girdi, yüzü solgundu, birsey olmamis gibi davranmaya calişıyordu. Yavaşça yürüyerek bize doğru geldi ve yanımıza oturdu. Herhangi bir acı ifadesi göstermiyordu ama birşeylerin yanlış gittiğini anlamıştık, genellikle suskun birisi olmayan Hattab, oldukça sessizdi. Yaralanıp yaralanmadığını sorduk. Ufak bir sıyrık, önemli birşey yok, dedi. Bir kardeş yanına gidip yarasına bakmak istediğinde önemli birşeyin olmadığını tekrar ederek onu geri çevirmeye çalıştı ama kardeş Hattabı zorlayarak yaraya baktı, elini karnına koydu. Hattabın yarası şiddetli bir şekilde kanıyordu, elbisesi tamamen kana bulanmıştı. Hemen bir araç çağırarak onu bir an önce en yakın hastaneye ulaştırmak için harekete geçtiğimizde halen bunun hafif bir yara olduğunu önemli bir durumun olmadığını söylüyordu.”


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 29 Mar 2012, 13:08 
Çevrimdışı
Saygın Üye
Saygın Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 28 Kas 2009, 02:00
Mesajlar: 202
Mücâhidler, Şehîdler selâmı ile Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem efendimizin İZince sÖZünüz ile hoşgeldiniz Hattab kardeşim.

Yâdettiğiniz kardeşimizi netten aradım. Ulaştığım bilgiyi sizin emeğinizden hizmetinizden kendisinin şerefinden bir nebze pay almak için âcizâne şu alıntıyı pay etmeye niyetlendim;



Resim

İşgalci Rusya güçlerinin Afganistan, Tacikistan ve Çeçenistan işgallerine karşı Müslüman kardeşlerinin özgürlük mücadelesinde en ön saflarda yer aldı.

Özellikle Çeçenistan cihadında birinci ve ikinci savaş sırasında isminden çokça söz ettirdi. Rus güçlerinin ağır kayıplar verdiği operasyonlarda hep o nun adı vardı ve âdeta İşgalci Rus güçleri için korkulu rüya haline gelmişti.

1996 yılının sonbaharında Rusya’nın Çeçenistan'dan çekilmesinden sonra Hattab Çeçenistan’da Milli Kahraman ilan edildi.
Şâmil Basayev ve Salman Raduyev gibi Çeçenistan'ın en büyük kumandanlarınında katıldığı bir törenle kendisine Üstün
Cesâret Madalyası takdim edilip ayrıca Çeçen Hükümeti tarafından General rütbesi ile onurlandırıldı. Cevher Dudayev şehâdetinden önce hal ve davranışlarıyla Hattabı her zaman takdir ettiğini göstermiştir.

Onun hayâtı bütün Müslüman gençlere örnek bir hayattı. Çeçenistan ve Kafkas gençlerinin İslâmî ve askerî eğitimlerini
alması konusunda gayretli ve öncü isimler arasındaydı.

O gösterdiği izzetli direniş ve fedakârlıklar ile sâdece Çeçen ve Kafkas halkının değil, Tüm dünyâ Müslümanlarının sevgisini kazanmıştı.

15 yılı aşkın cihad hayâtında Çok istemiş olduğu şehâdete 19 Mart 2002 tarihinde o nu cihad meydanlarında
yenemeyenlerin ihâneti ile zehirlenerek şehid olmuştur.

Şehâdeti Müslümanları gözyaşında bıraksa da, Bugün hâlâ komutan Hattab'ın gurubu O'nun göstermiş olduğu
yoldan ilerlemekte ve Çeçenistan'daki işgalin karşısında direnişlerine devam etmektedir.

***

Tacikistan'da el yapımı bir el bombasını atarken elinde patlaması sonucu sağ elinin iki parmağını kaybetti.
Mücâhidler Pesavara gidip orada tedâvi olması için ikna etmeye çalıştılar ise de o, Hz. Muhammed (S.A.V.) efendimizin
sünneti üzere yarasını biraz bal ile sarmış ve arkadaşlarının teklifini reddedmis, bunun için Pesavar’a kadar gitmeye
gerek yok demiştir. Parmakları her zaman benzer bir şekilde bandajlıydı.

Komünistler bozguna uğrayıp, Sovyet ordusu Afganistan’ı terk etmek zorunda kaldığı zaman, Hattab ve bir grup
arkadaşı bu sefer Tacikistan’da ayni düşmana karşı bir savaşın haberini aldılar. Bunun üzerine eşyalarını toplayarak
bu grupla beraber 1993 yılında Tacikistan'in yolunu tuttu. Tacikistan'da 2 yıl boyunca karlı, dağlık arazide cephane ve mühimmat eksikliği içinde mücadele ettiler.

Tacikistan'da geçen 2 yılsonunda, Hattab 1995 yılları basında küçük grubu ile Afganistan'a döndü. O zamanlar,
İslami tavır ve kararlılıkları ile herkesi şaşırtan Çeçenler'in Ruslar'a karşı savaşı yeni yeni başlıyordu. Hattab bir aksam
uydu televizyonunda gördüğü Çeçenistan haberi görüntüleri üzerine hissettiklerini söyle açıklıyor: "Üzerinde ‘La ilahe illallah’ yazılı saç bantları takan ve tekbir getiren Çeçenleri gördüğüm zaman Çeçenistan'da bir cihad olduğuna ve oraya
gitmem gerektiğine karar verdim."

Hattab, 1995 yılının baharında Afganistan'dan 8 mücahit arkadaşı ile birlikte Çeçenistan'a geçti. Afganistan ve Tacikistan'da yaşananlar, Çeçenistan'da 4 yılda yaşanan kahramanlıklar yanında çocuk oyuncağı gibi kaldı.
Resmi Rus kaynaklarına göre 2 yıllık Çeçen Rus savaşında öldürülen Rus askeri sayısı Afganistan'daki 10 yıllık kayıplarından fazla idi.

Hattab ve arkadaşları Afganistan'dan geldiklerinde bölgelerindeki Çeçenlere savaş ve İslami eğitim vermekle işe
başladılar. Çeçenistan'da (Khartoshoi 1995, Shatoi 1996, Yashmardy 1996) ve Rusya içinde (Dağıstan 1997 ve 1999)
çok önemli operasyonlara katıldılar.

En şanlı operasyonlarından birisi, 16 Nisan 1996 tarihinde komutasındaki 50 kişilik mücahit grubuyla 50 araçtan olusan
Rus konvoyunu tamamen imha ettikleri Shatoi Pususudur. Resmi Rus kaynakları bu pusuda 26 si rütbeli olmak üzere
223 Rus askerinin öldüğünü ve bütün araçların bertaraf edildiğini bildirmişti. Bu operasyon Moskova'da 2 veya 3 Rus generalinin görevlerinden alınmasına sebep olmuş ve Boris Yeltsin operasyonla ilgili haberleri Rus Parlamentosunda
bizzat duyurmuştu. 5 mücahidin sehitlik mertebesine ulaştığı bu operasyon filme alınmış ve fotoğraflarla tarihe
kaydedilmiştir. Bundan birkaç ay sonra Hattab grubu ile Rus Askeri Kışlasına yaptığı başka bir baskında Rus
helikopterlerini AT-3 uzaktan yönlendirilen tanksavarlarıyla düşürdüler. Bu operasyon da filme alınmıştır.
Ayrıca grubundan bazı mücahitler 1996 Ağustosu’nda Şamil Basayev’in komuta ettiği ünlü Grozni saldırılarında
görev almıştır.

22 Aralık 1997 yılında tekrar sahneye çıkmış, komuta ettiği 100 Çeçen ve Yabanci Mücahidden oluşan grubu ile
Rusya içine 100 km sızarak 136. Motorize Zirhli Tugayi Merkezine saldırıda bulunmuştur. Bu baskında 300 Rus aracı
tahrip edilmiş ve birçok Rus askeri öldürülmüştür. Birisi Hattab'in kumandanlarından olan Abu Bakr Aqeedah olmak
üzere iki mücahit bu baskında şehit olmuştur.

1996 yılının sonbaharında Rusya’nın Çeçenistan'dan çekilmesinden sonra Hattab Çeçenistan’da Milli Kahraman
ilan edildi. Şamil Basayev ve Salman Raduyev gibi Çeçenistan'in en büyük kumandanlarininda katıldığı bir törenle
kendisine Üstün Cesaret Madalyası takdim edilip ayrıca Çeçen Hükümeti tarafından General rütbesi ile onurlandırıldı.
Cevher Dudayev sehadetinden önce hal ve davranışlarıyla Hattab'i her zaman takdir ettiğini göstermiştir.

***

Hattab birçok Müslüman tarafından günümüzün Halid b. Velid'i olarak sevilirdi. Ancak vakti geldiğinde öleceğine ve
bu vaktin ALLAH tarafından belirlendiğine, ne bir dakika önce ne bir dakika sonra olacağına yakinen inanırdı. Birçok kez
ölümden son anda kurtuluştu. Bunlardan en önemlisi Ruslar tarafından bombalanan 4 tonluk bir Rus aracındayken oldu. Kamyon takla atıp ters dönerken, Hattab yara almadan kurtuldu.

***

Zeki ve cesurdu. Ciddi bir kişiliğe sahipti. Askerleri tarafından çok sevilir, ciddiyetsizliğe tahammül edemezdi.
Askerlerini sürekli teftiş eder, kişisel problemlerini çözer ve harcamaları için kendi cebinden harçlık verirdi. Her birisi
öldüğünde yerini alabilecek kapasitede iyi yetişmiş, tecrübeli komutanlardan oluşan bir kadrosu vardı.

Hattab, Ruslar Kafkasya'dan Orta Asya’ya kadar bütün Müslüman topraklarını tamamen terk edip gidinceye
kadar onlarla savaşmaya azmetmişti. "Ruslar'i ve taktiklerini biliyoruz. Zayıf yönlerini de bildiğimiz Rus Ordusuna
karsı savaşmak bizim için başka bir orduyla savaşmaktan daha kolay." demişti.




Alıntıdır -cecenasena blogcusu-

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 29 Mar 2012, 13:15 
Çevrimdışı
Yeni Üye
Yeni Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 28 Mar 2012, 12:04
Mesajlar: 10
Mücâhidler, Şehîdler selâmı ile Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem efendimizin İZince sÖZile hoşgeldiniz Hattab kardeşim.

Yâdettiğiniz kardeşimizi netten aradım. Ulaştığım bilgiyi sizin emeğinizden hizmetinizden kendisinin şerefinden bir nebze pay almak için âcizâne şu alıntıyı pay etmeye niyetlendim;

eyvallah kardeşim ne demek sizler güzelsiniz


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 29 Mar 2012, 13:27 
Çevrimdışı
Saygın Üye
Saygın Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 28 Kas 2009, 02:00
Mesajlar: 202
HATTAB:

"Hepimiz ALLAH'ın elindeyiz. Burada ki 3 kişiden birimizin tek eli yok birimizin tek gözü yok diğerimizin de tek ayağı... Üçümüz de bir şekilde yaralı veya sakatız. Biz diger mücâhidlerin arasındayız. Operasyonlarda bizzat yer alıyoruz. Aynı diğer mücâhidler gibi ön cephelerde ağır silahlarla çatışıyoruz. Bir operasyona çıkarken ALLAH'ın bize şehadet nasip etmesi için dualar ediyoruz. ALLAH'a bizim canımızı kendi yolunda alması için yalvarıyoruz. ALLAH'ın yolunda ölmek bir şereftir ve biri ALLAH'a hizmet etmek istiyorsa bırakın etsin...."

O hayâtının yarısını cephelerde silah başında geçirdi. O âilesınden sevdiklerinden ülkesinden lüks hayattan çok uzaklarda şehâdeti aradı. Daha 15 yaşındayken zengin ve varlıklı olan âilesi onu okuması için ABD'ye yollamıştı. Onun gözü ise cihaddaydı. Bir fırsatını bulup o zamanların en büyük cihadı olan Afgan cihadına katıldığında daha 17 yaşına yeni girmişti. Cephede büyümüştü Hattab. Savaşın sonuna kadar da ayrılmadı Afganistan'dan. Afgan cihadı bitince Tacikistan'a cihada gitmisti Hattab ve onun bir sonraki durağı da Çeçenya olmuştu.

"Bizi cihada gitmekten alıkoyan şey âilelerimiz. Buraya gelen hiç kimse âilesinden izin alıp gelmiyor. Eğer âilemizi dinleyip geri dönseydik bu cihadı kim üstlenecekti. Bâzen anneme telefon açarım hâla benim dönmem için âdeta yalvarır fakat eğer biz annelerimizi ziyâret etmek için bile dönsek bu görevi kim devam ettirecek."

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 29 Mar 2012, 13:55 
Çevrimdışı
Yeni Üye
Yeni Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 28 Mar 2012, 12:04
Mesajlar: 10
"Bizi cihada gitmekten alıkoyan şey âilelerimiz. Buraya gelen hiç kimse âilesinden izin alıp gelmiyor. Eğer âilemizi dinleyip geri dönseydik bu cihadı kim üstlenecekti. Bâzen anneme telefon açarım hâla benim dönmem için âdeta yalvarır fakat eğer biz annelerimizi ziyâret etmek için bile dönsek bu görevi kim devam ettirecek."


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 7 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye