Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 18 Eyl 2019, 08:11

Tüm zamanlar UTC + 2 saat




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 7 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: BLIND IMITATION - MUKALLİTLİK
MesajGönderilme zamanı: 04 Ağu 2011, 12:52 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Mesajlar: 2614
Konum: Kamiloba
Bu konuyu facebook'ta paylan!
Resim

At 10:15 A.M. on 09/22/70 - BLIND IMITATION

His Holiness Guru Bawa tells Usman:
Child! In the early days of Islam there lived a Guru(Sheikh) with some disciples. He was teaching them how to worship God and how to fast. He explained to them in detail about Prayer and Worship and asked his disciples to do as he did.

To perform the cleaning of the body before prayer (Wolu) he requested that each of them bring a pot of water. They did so. When the Guru(Sheikh) was pouring out water from the pot to wash his hands, the pot, accidentally, fell down and broke to pieces. When the disciples saw this, they foolishly thought that this was also part of the ceremony to be observed. They threw down the pots of water and broke them to pieces. When the Guru asked them why they did this and told them that his pot of water had accidentally falled down and broken to pieces, they replied, “ You asked us to do exactly what you did. So, when your pot broke to pieces, we followed your example and broke our pots.”

22 Eylül 1970 – Saat 10:15 - MUKALLİTLİK
Şeyh Bawa Muhyiddin (rh.a) talebesi Osman’a söylüyor:
Çocuğum! İslamiyetin eski günlerinde(zamanlarında) bazı müridleriyle bir Şeyh yaşardı. O (Şeyh) onlara Allah’a nasıl ibadet edeceklerini ve nasıl oruç tutulacağını öğretiyordu. O, talebelerine namaz ve ibadet hakkında onlara detaylı açıklamalarda bulundu ve müridlerinden onun yaptığı gibi yapmalarını istedi.

Namaz öncesi beden temizliğini (abdest almasını) göstermek için her birinden bir kap su getirmelerini rica etti. Onlarda öyle yaptılar. Şeyh, ellerini yıkamak için kaptan su döküyordu ki kap kaza ile düştü ve parçalara ayrıldı. Müridler bunu gördüklerinde, ahmak bir şekilde, bu da bunun yanında yapılması gereken bu dini merasimin bir parçasıdır diye düşündüler. Onlarda su kaplarını yere atıp düşürdüler ve onları parçalara ayırdılar. Şeyh onlara bunu neden yaptıklarını sorduğunda ve onlara onun kabının kaza ile düşüp parçalara ayrıldığını söylediğinde, müridleri cevap verdiler,
“Sen bizden aynı senin yaptığın gibi yapmamızı istedin. Bu yüzden, senin kabın parçalara ayrılınca, bizde senin örneğini izledik ve kaplarımızı kırdık. ”

Devam edecek insaALLAH.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 04 Ağu 2011, 13:19 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Mesajlar: 2614
Konum: Kamiloba
The Guru told them, “Let us forget what happened. Bring more fresh pots of water and perform ‘wolu’ ”. After they did so, he took them to the Mosque. The Guru was taller than the disciples. When he went into the Mosque, his head knocked against the top door frame as he was a little too tall. He did not mind it. He went into the Mosque. The disciples who were following him observed this and thought that they should also do the same. So, everyone of them knocked his head against the top door frame and went inside the Mosque. The disciple who came last was not tall. He was the shortest among them. He jumped up to knock his head against the door frame. He did not succeed. So, he jumped again. He could not succeed. So, he kept on jumping.

The Guru(Sheikh), who was inside the Mosque , wanted to start the prayers. So, he asked, “ Have we all come in?” Then he turned his face towards the entrance to the Mosque. There he saw the short disciple continuing to jump towards the top of the door frame.

Şeyh onlara, “Hadi bu olan şeyi unutalım. Yeni su kapları getirin ve abdest alın” dedi. Onlar öyle yaptıktan sonra, Şeyh onları camiye götürdü. Şeyh müridlerinden daha uzun boylu idi. Camiye girdiği zaman, (kapı kirişinden) azıcık daha uzun olduğun dolayı kapı çerçevesinin üst kısmına başını vuru verdi. O bunu çok önemsemedi. Camiye girdi. Onu takip eden müridleri, bunu gözlemlediler ve onlarında aynı şekilde yapmaları gerektiğini düşündüler. Bu yüzden, onların her biri başını kapının üst çerçevesine vurup öyle camiye girdiler. En sona kalan müridin boyu uzun değildi. Onların arasında en kısa boylu olanı o idi. Başını kapı çerçevesine vurmak için sıçradi . Fakat bunu başaramadı. Bu yüzden tekrar sıçradı . Başaramadı. Bu sebeple sıçramaya devam etti.

Cami içinde bulunan Şeyh , dualara başlamak istedi. Bu yüzden,
“ Hepimiz içeri girdik mi?” diye sordu. Sonra yüzünü caminin girişine doğru çevirdi. Orada, kısa boylu müridin kapı çerçevesinin üstüne doğru sıçrayıp durduğunu gördü.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 04 Ağu 2011, 13:38 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Mesajlar: 2614
Konum: Kamiloba
He asked the others why he was doing this. They replied, “ You told us to do as you did. We saw your head strike against the top door frame, at the entrance to the Mosque, when you entered the Mosque. So, we also jumped towards the top door frame and striked our head against it and entered the Mosque. But he is not tall. So he is unable to strike his head against the top door frame in spite of all his efforts. That is why he is continuing to jump.” The Guru( Sheikh) addressed that disciple and told him, “ My head struck against the top door frame because of my carelessness. But everyone of you has been imitating me! There is no need for you to strike your head against the top door frame. Come into the Mosque!” Then he conducted the prayers.

Diğerlerine onun neden bunu yaptığını sordu. Onlar da cevap verdiler, “Sen bize senin yaptığın gibi yapmamızı söyledin. Biz camiye girişte, senin camiye girerken başını üst kapı çerçevesine vurduğunu gördük. Bu yüzden , bizde bunun yanında üst kapı çerçevesine doğru sıçradık ve ona başımızı çarpıp camiye girdik. Fakat onun boyu uzun değil. Bu yüzden bütün çabalarına rağmen üst kapı çerçevesine başını çarpmayı başaramıyor. Bu nedenle sıçrayıp duruyor.” Şeyh, bu müride seslendi ve ona , “Benim başım üst kapı çerçevesine benim dikkatsizliğim yüzünden çarptı. Fakat her biriniz beni taklid ediyormuşsunuz! Senin başını üst kapı çerçevesine çarpmana gerek yok. Gel hadi camiye!” Şeyh sonra duaları yaptı.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 04 Ağu 2011, 13:52 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Mesajlar: 2614
Konum: Kamiloba
Some months passed by. On the day before the Ramadan fast started, the Guru (Sheikh) called his disciples to the Mosque. He told the disciples, “Nalaikku Nonpu. Aanapadujal Nonpu pidiththukkondu Nalaikku vara Muthalil pallikku Varukinranaro Avarthan en pillaikalil Sirappanavar.” What the Guru(Sheikh) told them was that the disciple who comes first to the Mosque on the next day after observing the fast will be considered to be the best disciple. Now, in Tamil, the words ‘Nonpu pidiththukkondu’ can mean ‘After catching Nonpu.’ The disciples did not know that the meaning of ‘Nonpu’ was fasting. They thought Nonpu was an animal or some person whom they must overpower and tie up and bring to the Mosque.

Aradan bazı aylar geçti. Ramazan orucu başlamasından bir önceki gün (arefe günü), müridlerini Cami’ye çağırdı. Müridlerine dedi ki , Nalaikku Nonpu. Aanapadujal Nonpu pidiththukkondu Nalaikku vara Muthalil pallikku Varukinranaro Avarthan en pillaikalil Sirappanavar.” Şeyhin onlara dediği şey ertesi günü oruç tuttuktan sonra Cami’ye ilk gelen mürid en iyi mürid olarak kabul edilecekti. Şimdi, Tamilce dilinde, ‘Nonpu pidiththukkondu’, ‘Nonpu’yu yakaladıktan sonra’ manasına gelebiliyordu. Müridler, ‘Nonpu’ nun manasının ‘oruç tutmak’ olduğunu bilmiyorlardı. Nonpu’nun hakkından gelinmesi, yakalanıp bağlanarak Cami’ye getirilmesi gereken bir hayvan yada bir kişi olduğunu düşündüler.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 04 Ağu 2011, 14:19 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Mesajlar: 2614
Konum: Kamiloba
So they divided themselves into groups and went in different directions with hoes, hatches, ropes and clubs to catch ‘Nonpu’. One of these groups, on their way, saw a man about fifty years old coming that way. They ran towards him and asked him who he was. He replied, “Nan Nonpu; ennai onrum seiyatheerkal”, meaning that he was fasting and they should not do any harm to him. The word ‘Nan Nonpu’ can literally mean ‘ I am Nonpu’. It can also mean ‘I am fasting’. The disciples decided that he was Nonpu. So, they told him, “We have been searching for you without taking food or drink.” The man replied, “Nan Nonpu! Nan Nonpu!” The disciples told one another, “ Catch him! Tie him up! We came in search of him. Beat him up!” They assaulted him with their hoes and hatches and felled him to the earth and tied him up to a long pole and carried him to the Mosque and placed him before the Guru (Sheikh).

Bu yüzden kendilerini guruplara ayırdılar , çapalar(kazmalar), baltalar, ipler ve sopalar ile Nonpu’yu yakalamak üzere farklı yönlere dağıldılar. Bu guruplardan birisi, yollarında yaklaşık elli yaşlarında bir adamın bu yönde gelmekte olduklarını gördüler. Ona doğru koştular ve ona kim olduğunu sordular. Oda cevap verdi: “Nan Nonpu; ennai onrum seiyatheerkal” , bunun manası adamın oruçlu olduğu ve onların ona bir zarar vermemeleri gerektiğiydi. ‘Nan Nonpu’ asıl itibariyle ‘Ben Nonpu’yum' anlamına gelir. Bunun yanında ‘Ben oruç tutuyorum’ manasına da gelebilir. Müridler onun ‘Nonpu’ olduğuna karar verdiler. Bu yüzden ona , “Biz bir şey yemeden ve içmeden seni arıyorduk.” Adam cevap verdi, “Nan Nonpu! Nan Nonpu!” Müridler birbirlerine: ”Yakalayın onu! Bağlayın onu! Biz onu aramaya geldik. Dövün onu!” Çapaları ve baltaları ile ona saldırdılar ve onu yere düşürdüler ve uzun bir sırığa bağlayıp onu camiye getirip Şeyhin önüne koydular.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 04 Ağu 2011, 14:36 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Mesajlar: 2614
Konum: Kamiloba
The Guru(Sheikh), who was surprised, asked them, “I did not see any of you in the Mosque in the morning. Why did you assault this old man and bring him?” They replied, “ You told us to catch Nonpu and come. (Nonpu pidiththukkondu vara). Nonpu tried to run away. We seized him, tied him up and brought him to you. This is Nonpu.” The Guru (Sheikh) replied, “You have only beaten up a man, seized him and brought him. I told you to set your mind towards God(Allah), fast and come to the Mosque ( Allahvuday a Niyyaththu Vaiththu Nonpu Vaikkumpadiyallo nansonnen).

Then the Guru (Sheikh) untied the ropes with which the old man was tied up, sprinkled water on him, freed him and saved his life. The Guru (Sheikh) explained to them in detail what Nonpu (Fasting) is. The disciples said, “Is that so? We did not know. You should have explained every thing in detail then. If you had done so, we would have followed your instructions correctly.”

Şeyh şaşırmıştı, onlara sordu, “Bu sabah hiç birinizi camide görmedim. Neden bu yaşlı adama saldırıp onu buraya getirdiniz?” Müridler cevap verdiler, “Sen bize Nonpu yakalayıp getirmemizi söyledin. (Nonpu pidiththukkondu vara). Nonpu kaçmaya çalıştı. Biz de onu yakaladık, bağladık ve onu sana getirdik. Bu Nonpu işte.” Şeyh cevap verdi, “ Siz sadece bir adamı dövdünüz, onu yakalayıp getirdiniz. Ben size aklınızı ALLAH’a doğru kurun(ayarlayın, meyilleyin, sabitleyin), oruç tutun ve camiye gelin dedim ( Allahvuday a Niyyaththu Vaiththu Nonpu Vaikkumpadiyallo nansonnen)."

Sonra Şeyh yaşlı adamın bağlandığı ipleri çözdü, onun üzerine su serpti, onu serbest bırakıp hayatını kurtardı. Şeyh onlara Nonpu’nun oruç tutmak olduğunu , ne olduğunu teferruatlı bir şekilde açıkladı. Müridler : “Öylemiymiş? Biz bilmiyorduk. Sen bize her şeyi teferruatlı olarak açıklamalıydın. Eğer öyle yapmış olsaydın, senin talimatlarını doğru bir şekilde izlemiş olurduk” dediler.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
MesajGönderilme zamanı: 04 Ağu 2011, 15:17 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Mesajlar: 2614
Konum: Kamiloba
All the actions in our society are also like this. I act like this; my disciples act like that. This is how we study and teach about God. Our aim in life appears to be to laugh at others and hurt their feelings, to speak ill of them when they are not present, to feel jealous of others, to cause pain to the Created Beings of God(Allah) and to destroy them by deceit. Only if you give up these evil qualities will you be able to get the Grace of God.

In the various religions there are Gurus similar to the one referred to in the illustration given earlier. They do not know the inner meaning of the books of God which they have studied. They do not know what the real interpretation is . Their main aim is the well-being of their physical body. They develop the vision of their physical eyes and the visions of their mind. Their actions and teachings are guided by selfishness. So, they teach their disciples in the wrong way telling them, “Do as I do.” They do not teach the truth about Reality to their disciples in their youth. In the illustration it was shown that the disciples, instead of fasting, assaulted and tied up a man who told them ‘Nan Nonpu’, meaning ‘I am fasting’, misunderstanding the instructions of the Guru(Sheikh). In the same way, the world is being led astray by the wrong instructions of these Gurus. Just as the disciples broke the earthen pots when they want to pray, these people destroy the Truth about God. Because of these Gurus, the disciples lose their valuable Spiritual Heritage on earth.

M R Bawa Muhaiyaddeen (rh.a)
Reference: M R Bawa Muhaiyaddeen, The Divine Luminous Wisdom: That Dispels the Darkness, page 177-179.

Toplumumuzdaki bütün amellerde böyle işte. Ben bunun gibi amel ederim, benim müridlerim böyle hareket ederler. Allah hakkında nasıl çalışma yaptığımız ve öğrettiğimizin temsili bu işte. Bizim hayattaki amacımızın diğerlerine gülmek ve onların duygularını incitmek, onlar olmadığında onların hakkında kötü konuşmak, diğerleri için kıskançlık duymak, Allah’ın yaratılmış varlıklarının acı çekmesine sebep olmak, ve onları aldatma ile yok etmek olduğu görünüyor.

Çeşitli dinlerde daha önceki örneklemelerde verildiği gibi benzer Gurular(şeyhler, bilgeler) vardır. Çalıştıkları Allah’ın kitaplarının batîni manalarını bilmezler. Gerçek yorumunun ne olduğunu bilmezler. Onların ana amacı kendi fiziksel bedenlerinin refahıdır. Zahiri gözlerinin ve akıllarının görüşlerini görüş edinirler. Onların amel ve ögretilerine bencillik kılavuzluk eder. Bu yüzden, müridlerine yanlış yönde öğretirler ve
“Benim yaptığım gibi yap” derler. Müridlerine onlar gençklerken Gerçek hakkındaki hakikati öğretmezler. Örneklemede, gösterilen şuydu ki, müridler, oruç tutmak yerine, onlara ben oruç tutuyorum manasına gelen ‘Nan Nonpu’ diyen bir adama saldırıp bağladılar ve Şeyhin talimatlarını yanlış anladılar. Aynı şekilde, dünyada bu bilgelerin, şeyhlerin yanlış talimatları tarafından yanlış yola saptırılmaktadır(götürülmektedir). Tıpkı müridlerin dua etmek istediklerinde toprak kapları kırdıkları gibi, bu insanlar Allah hakkındaki Hakikati yok ederler. Bu gurular, şeyhler, bilgeler yüzünden, müridler yer yüzündeki değerli Manevi Miraslarını kaybederler.

M.R. Bawa Muhyiddin (rh.a)


Kaynak: Bawa Muhyiddin (k.s), Kitap: İlahi Parlayan (Işık saçan)İrfan ki O Karanlığı Yok Eder, sayfa: 177 –179.
Çeviri: Barbaros Sert

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 7 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye