Muhammedinur

Üzme, Üzülme, Sev, Sevil
Zaman: 23 Eyl 2019, 01:40

Tüm zamanlar UTC + 2 saat




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 6 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: DENGE -M.R.Bawa Muhyiddin
MesajGönderilme zamanı: 17 Oca 2008, 22:34 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11267
Bu konuyu facebook'ta paylan!
Resim

FAST OF RAMADAN
Ramazan Orucu

Bölüm : DENGE



Resim

BAWA MUHYİDDİN (ks) HAZRETLERİ

Muhammed Rahîm Bawa Muhyiddîn Hakkında :

M.R.Bawa Muhaiyaddeen’in kişisel öz geçmişi hakkında , 50 yıl önce Sri Lanka’nın ormanlarında belirmesi ve kendisinden öğretmesi istenilmesinden öncesine ait çok az bir bilgi mevcudtur. O zâten kendisinden çok nâdiren bahsetti ve asla bir Tanrı üzerinde odaklaşmaktan sapmadı.
Hakikat hiç bir sınır ve çevreleyen bölümlere sahip olmadığından, asla herhangi bir görüşle sınırlanamaz .
Böylece, tamamıyle ümmi olmasına rağmen, bir hindliyle Tanrı hakkında hinduizm’in detaylı sözcükleriyle konuşurdu, bir yahudi yada katolik ile katoliklik ve yahudiliğin detaylı terimleriyle konuşurdu, bir müslümânâ da İslâm’i terimler ile konusurdu.
Fakat bir ateiste karsı bir araba tamircisiymiş gibiydi ve Tanrı hakkında arabalarla ilgili teknik kelimelerle konuşur, her ne sözcük kişiye kolay gelirse ona öyle açıklama yapardı.

Onun fiilleri konuştuğu hakikatin yasayan bir örneğiydi.
O o anda her ne gerekliyse, o hakikatin bir örneğiydi.
O, bazen kendini “karınca adam” olarak adlandırırdı yada en küçük karıncadan bile daha küçük olan bir karınca.

M.R .Bawa Muhaiyaddeen artık fiziksel olarak bizimle değil. 8 Aralık 1986’da vefat etti.

Gerçek ve kesinlikle saf bir velî bulmak enderden de enderdir.
Tamamen Tanrının niteliklerine teslim olmuş, söyledikleri ile ve kendi ile arasında herhangi bir boşluk bulunmayan, söyledikleri hakikat olan bir kişiyi bulmak çok zordur.
Böyle bir kisiyi bulmak , onunla kendimizi bulabilip hakikatlerimizi görebileceğimiz bir saf aynayı bulmak gibidir.
Böyle mükemmel bir rehber, tanrıyla sürekli olarak bağlantıda yasar.
Bu bağlantı asla doğmaz ve asla ölmez.
Bu bağlantı şeyh ve Tanrının hakikatının öğretileridir.

Bu tanıtım Bawa Muhaiyaddeen’in Dostları adlı sitenin Bawa hakkında yazdığı tanıtımdan türkçeye çevrilmiştir.
Orjinali için bkz. “http://www.bmf.org”



EK :

1900 yıllarında Sri Lanka’nın ormanlarında hacılar tarafından inziva hayatı yaşarken bulunmuştur.
Sohbetlerine katılmışlar ve sonra şehre inip öğretilerini anlatmış ermiş ERENlerden olan Muhammed Rahim Bawa Muhyiddin Hazretleri 1971 yılında Amerikaya çağrılmış, gitmiştir. Dünyanın pek çok yerinden pek çok kimselere sohbetler etmiştir.
8 Aralık 1986’da Hakk'a yürümüştür.
Yurdumuzda ancak bazı yazılarının tercümesi bulunduğundan tanınmamıştır.
Bizler değerli düşünce dervişi, Gariban üyemiz, Barbaros SERT can kardeşimle birlikte elden ve gönülden geldiğince;
Bu Nur Sitemizde, Gönül Tekkemizde ve Hasbî Hizmet Sahrasında hizmette olacağız inşâallah...

Latif Yıldız



Çevirmenin Önsözü:

Sevgili dostlarım!
Bu metni Bawa Muhyiddin’in “
Fast of Ramadan: Ramazan Orucu” adlı kitabin içinde bulunan “DENGE” adlı bölümden Türkçeye çevirmeye çalıştım.
Türkçe çevirisi, İngilizce kaynaktan yapılmıştır.
Kusurlarımın affını Yüce Allah’tan diliyorum.

Dostlarım,
Bu kitap Bawa Muhyiddin’in dergâhında 30 gün boyunca verdiği ramazan sohbetlerinden faydalanılarak hazırlanmıştır.


www.bmf.org tarafından yayınlanan kitaplarının çoğu, Şeyhin konuşmalarından derlenerek hazırlanmıştır.
Birçok konuşması etrafındaki kişilerce kasetlere alınmış ve sonra bunlardan bazıları bir araya getirilerek bazı kitaplar derlenmiştir.

Bu bölümde incelenen konu
DENGE üzerinedir.
Bu konu tabiatıyla orucun tutulduğu vücud
DENGEsinin değiştiği bir ay içerisinde ele alınmış biraz sembollerle ve müridin temelindeki DENGE nin sağlam olmasını vurgulayan sözlerle muridlere ve okuyan BÌZ’lere kadar bu konu ulaştırılmıştır.
Bazı şekilleri ve şemâları elimden geldiğince Bawa Muhyiddin’in bazı kitaplarındaki açıklamalarına riayet ederek çizmeye ve konuyu perçinlemek için yardımcı olacağı görüşüyle yazıya ekledim.
Hatalarımın affından yüce ALLAH’ın rahmetine sığınırım.

Hak yolcularının Sırat-i Müstakim’de
DENGE li bir ilerleyiş ile gitmeleri dileğiyle.

Sözü burada keserek sizi Bawa Muhyiddin (ks) ile baş başa bırakıyorum.


Selam Sevgi ve Dualarımla...
Barbaros Sert
Basildon –İngiltere
1 Ocak 2008




FAST OF RAMADAN

Ramazan Orucu

DENGE



Resim


[ Kalbden de içerde Fuadda ki O NOKTA’daki;
Tevhid Terazisininin,
Sağ-Hayr Kefesi ile Sol-Şerr Kefesinin,
Derunî
DENGE Resmindeki yazıları okuyamayan canlar için açıkça yazalım :

Sağ Kefe altındaki Yazı :

İç sabır,
Şükür,
Tevekkül,
Elhamdülillah,
Namaz, İbadet,
Zikir,
Fikir,
Allah’ın 3000 Niteliği ve
99 Sıfatı bu Kefeye konulmalıdır.


İlâhe” derken soldaki nefsin kusurları atılmalı bu yüzden cöpe gitmeli,
“İllâ Allah” derken sagdaki bütün iyi–hayr olanlar kalmalı, tutulmalı ve kazanılmalı…
Barboros SERT)

Sol Kefe altındaki Yazı :

NEFSİN KUSURLARI :
Ucb, Riya, Kibir,
Haset, Hasislik,
Kin, Kȕfr, Bid’at,
Kȕfran-ı ni’met,
Halinden şikayet ,
Allah’ın rahmetinden umut kesmek,
Allah’ın cezasından emin olmak ,
Zulmü onaylamak ve destek olmak,
İyi kalbli insanların karşısında olmak,
Kalbi mâsivâya yöneltmek,
Sürekli liderlik peşinde olmak,
İltifat ve onay beklemek,
Eleştiriden korkmak,
İstemekten kendini alı koyamamak,
Mukallidlik, Dalkavukluk,
Başkalarına gelen felaketlere sevinmek düşmanı olsa dahi,
Korkaklık, Öfkelenmek,
Zulmedicilik,
Sözünde durmamak,
Kötü şansa inanmak,
Haksız davranmak,
Mülke düşkünlük,
Dünya ve dünyasal şeylerle çok ilgili olmak,
İhtiraslı olmak,
Sorumsuz bir yaşam sürdürmek,
Başkalarının işine burnunu sokmak,
Onursuzluk, Tembellik , Utanmazlık,
Kaybedilen şeylere sızlanmak,
Gıybet, İnatçılık, Bencillik, Hipokratlık,
Aldatıcı olmak, Kabalık, görgüsüzlük,
Kadınlarla ilişkilerinde haysiyetsizlik, Şehvete düşkünlük,
Hatasını kabul etmeyip ısrarcı olmak,
Fakirlikten korkmak,
Kadere inanmamak ve kader hakkında konuşmak,
Kendisini karamsarlığa düşürmek,
Başkalarını küçük düşürmekten zevk almak,
Zenginlere içtensizlikle iyi görünmek ve dalkavukluk etmek,
Fakirleri küçümsemek,
Geçmişini övmek ve geçmişiyle gurur duymak,
Fiziksel gücü ile yiğitliğiyle gösteriş yapmak,
Diğerlerini küçük düşürmek,
Gereksizce uzun konuşmayı sevmek,
Konuşmada kendine merkezcil olmak,
Kendi kusurlarını unutup başkalarının kusurlarıyla meşgul olmak,
Kalbinden Allah korkusunu, hayâ ve halinden üzüntüyü çıkarmak ,
Allah aşkı için yapılan mücadeleye yardımı reddetmek,
Düşmanına dostmuş gibi gözükmek,
Çalışma hayatında aldatmak,
Diğerlerine tuzak kurmak ,
Kendini dünya ile özdeşleştirip Allah’ı unutmak ,
İnsanların çektiği çilelerden memnuniyet duymak,
Yaptığı hatalardan elem duymamak.
Bunlar atılmalıdır.

(Şeyh Tosun Bayrak) ]



BAWA MUHYİDDİN (ks) HAZRETLERİ :
Her şey bir sınıra sahiptir.
Güneş bir sınıra, hayat bir sınıra, hava bir sınıra, ateş bir sınıra, açlık bir sınıra, yiyecek bir sınıra, her şey bir sınıra sahiptir.
Eğer sınır her hangi bir yöne değiştirilirse, çok fazla ya da çok az olursa, "KAZA" olur.
Her sey DENGE li bir tarzda yapılmalıdır.
İrfan budur.
Cinsel sanatlar, 64 sanat ve bilim, ya da bilimin kendisi her ne olursa olsun her seyin bir sınırı vardır.
Hayatın bir sınırı vardır.
Bir DENGE vardır.
Eğer bunu aşarsanız, size zarar verir.
Hayatınıza zarar verir, sizi saptırır ve size zorluk, acı ve hastalık getirir.
İlerlediğiniz sürece DENGE korunmalıdır.
Dua ve sadakat bir sınıra sahiptir ve bu sizin büyüme ve gelişmenize göre tam bir ölçüde takip edilmelidir.
İrfana tutunarak DENGE ile ilerleyin.
İrfan olmaksızın, hududun ötesine geçmeyi denerseniz, bir şey kopar.
Her şeyin DENGE ye ihtiyacı vardır.
Bunu düşünün.
Çok yaşlıyım.
Farklı zamanlarda, farklı ülkelerde, yaşım farklı olarak algılandı.
Bu dünyada benim gibi bir kerata daha yoktur.
En yaşlı ve genç olan kerata benim.
Kendimi değiştirip farklı bir yaşta olduğumu farz edebilirim.
Kendimi 11 kez değiştirdim.
Bu benim 12. inci değişimim.
Bundan sonra, yok olma süresi yaklaşıyor.
Bu benim son değişimim…

Deneyimlerime göre, çalıştığım şeylere göre, farklı yaşlarda yaşadıklarıma göre, çok fazla öğrendim.
Bu öğrenimleri diğerlerine açıklamak için her şeyi bir DENGE ye getirmek zorundayım.
Her bir süre içinde farklı şeyler yapılması gerekliydi ve onların DENGE ile açığa vurulması zorunluydu…

İbadet bir DENGE ye sahiptir.
Onu kendi kapasitenize göre DENGE ye getirin.
İrfan kapasiteniz, direnciniz ve istidadınız ile uyumlu bir DENGE ye sahiptir.
Hayat vücud ve irfanınız ile uyumlu bir DENGE ye sahiptir.
Cinsel zevkler bir DENGE ye sahiptir.
64 sanat ve bilimin bir DENGE si vardır.
Bilim DENGE ye sahiptir.
Görüşün bir DENGE si vardır.
Koklama bir DENGE ye sahiptir.
Ses bir DENGE ye sahiptir.
Bu DENGE yi aşarsanız, bazı şeyler kırılır.
Konuşmanın bir DENGE si vardır, onu aşmayın.
Vücudun bir DENGE si vardır, belli bir noktanın ötesinde katlanamaz (sürekliliğini koruyamaz).
Kendi kapasitenize göre bir DENGE ile ilerlemek zorundasınız!..



Resim

DENGE size saldırmayacak tek şeydir.
Bu DENGE olmaksızın, aklınız mahvolacaktır, göz görüşünüz kaybedilecek, işitmeniz bozulacak, diliniz gevezelik edecek çünkü sinirler bozulur, vücudunuz mahvolacak ve kalbiniz zayıflayacaktır.
Bulunduğunuz hâle göre DENGE ile hareket etmelisiniz.

Durumunuz (hâliniz) nedir?
DENGE niz nedir?
Hayatınız nedir?
Hareketleriniz nelerdir?
Biri diğeri ile DENGE hâlinde olmalıdır.
Dua (vanakkam), meditasyon (thiyanam), namazlar (tholuhai), dua ve eriyen bir kalb ile yapılan hizmet (ibadet), her nefeste Allah’ın zikri, sürekli Allah’ı tefekkür etmek DENGE ile yapılmalıdır.
Seslerin çıkarılması zorunlu olan yerlerde ses çıkarılmalıdır.
Bununla birlikte "Huuu" sesinin çıkarılması gerektiği yerde "Haaa" çıkarılırsa, DENGE mahvolur…

Aslan çıkardığı seslerde özel bir DENGE ye sahiptir.
Fil farklı çeşit bir DENGE ye sahiptir.
Fil gibi trompet sesi çıkarmayı denerseniz, ölürsünüz.
Aslan gibi kükrerseniz, kalbiniz patlar.
Allah her yaratığı farklı bir yönde halk etti;
Devenin safra kesesi (aksilik, huysuzluk mânâlarıda var) yoktur,
At küçük bir akciğere (îral*) ve onun koşa bilmesine imkân veren küçük bir kalbe sahiptir ve
Balinada bir diğer yönde farklıdır..

Her biri bir özel amaç için farklı şekilde yaratılmışlardır. Vücudun her bir organını anlamalısınız.
4444 siniri (narambu*) anlarsanız DENGE yi anlayacaksınız.
Vücudda dolasan 84 çeşit havayı anlarsanız, o zaman DENGE yi korursunuz.
Her bir hava yükseldiği sırada, kendinizi uygun bir şekilde DENGE leyebilirsiniz.
4444 sinirde neyin var olduğunu anlarsanız, ileri doğru uygun bir DENGE ile hareket edebilirsiniz.
Daha sonra nefesiniz bununla uyum sağlayacak şekilde akacak ve DENGE doğru olacaktır.
Aksi takdirde, DENGE niz bozulup bir sinir kopabilir, bir arter ya da damar patlayabilir ve aklınız mahvolabilir.
99 çeşit safra-asidi vardır.
Hangi asidin hangi sinirden aktığını anlarsan, uygun bir DENGE ile ilerleyebilirsin.
Eğer bu DENGE den saparsan, delirirsin.

Îral: Bu Tamil dilinde bir sözcük ve şunların hepsi için kullanılır: akciğerler, karaciğer, dalak ve diğer iç organlar. Bir organdan hususi bahsedilirse bu sözcüğün önüne bir ek gelir, örneğin ciğer için “kal-iral” gibi. Bununla birlikte bir ön ek olmaksızın, îral yukarıda belirtilen herhangi bir organ olabilir.

Narambu: Tamilce’de narambu sözcüğü damarlara, arterlere, sinirlere, kan damarlarına ve vücuddaki kanallara referans edilir ki doğu tıbbında toplamı 72000 dir. Yazar, bununla birlikte 4444 ya da 4448 narambu’dan bahsediyor ve damarları mı, sinirleri mi yoksa arterleri mi kastedip etmediği anlaşılamamıştır. Böyle yerlerde biz “sinirler” tabirini kullandık.

_________________
Resim


En son kulihvani tarafından 18 Oca 2008, 16:22 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.

Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 18 Oca 2008, 01:33 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Eki 2006, 02:00
Mesajlar: 11267
İrfan (hikmet) yüz yönde yayılır (dağıtılır).
Allah’ın mucizeleri yüz yönde tecelli eder.
Bu DENGE (bu irfan) her seferde ve mevsimde neyin ihtiyaç duyulacağını bilir.
O sana : "Bu zamanda buna ihtiyaç var, bu anda buna ihtiyaç var!" der ve böyle devam eder.

Okyanus dalgaları iki buçuk saat içinde yükselebilir ve rüzgâr estiği zaman çekilirler.
Bir diğer iki buçuk saatte, rüzgârlar kuzeye ve sonra güneye doğru hareket edebilir.
Uygun bir DENGE ile ilerlemelisiniz.
Dalga ile hareket etmelisiniz.
Eğer ona karşı durursanız, sizi kıracak ve etrafa toslayacaktır.
Rüzgâr 4 yönde eser.
Su bir tarafta çekildiğinde diğer tarafta yükselir.
Ve öteki tarafta yükseldiğinde bu tarafta çekilir.
Fırtınalar, dalgalar ve kabarmalar hepsi bu tarzda işlerler. Kan ve havada vücudda ayni şekilde akarlar.
Bunun yanı sıra “SU” da organlarda böyle akar.

DENGEyi, noktayı ve irfanı bilmelisiniz.
Her bir sinirin her bir bölümünden neyin akıyor olduğunu anlamalı ve kendinizi ona göre DENGElemelisiniz.
Eğer akışa karşı giderseniz, bu şeyler size hızla çarparlar ve sizi etrafa yuvarlarlar.
Kan, Hava, Ateş, Su, Toprak her şey yön değiştirir ve geriye dönerler.
Eğer su bir yönde akıyorsa, o zaman buna ehemmiyet verin ve onunla hareket edin.
Eğer su, her iki buçuk saatte bir değişen rüzgârlar yüzünden yönünü değiştiriyor ise, sizde yönünüzü değiştirip hareket etmelisiniz.
Eğer bunu yaparsanız, DENGEyi koruyacaksınız, aksi takdirde mahvolursunuz.
Bu aynı zamanda namazın bir çehresidir.
Kemale ermiş bir kişi, bir ÌNSAN-ı KÂMİL bunu size açıklayıp hakikati öğretebilir, ve siz istidadınıza göre devam etmelisiniz.
DENGEyi kazanmak için çalışmalısınız.
Bu muteber hâli kazanmalı ve sinirleri, iliği, iki yüz on iki kemiği, beynin kırk sekiz sinirini ve dişlerin sinirlerini bilmelisiniz.
Bunların kaçı her bir dişe bağlıdır bilmelisiniz, her bir diş için kökün nerede olduğunu, bu köklerin hangisinin ölü olduğunu, onların işlev göstermesine neyin yârdim ettiğini ve onların kaç tane artere sahip olduğunu bilmelisiniz.
Bunu anlamak zorundasınız.
32 dişin her biri hakkında her şeyi bilmelisiniz.
Kafatasının 4 kısmını bilmelisiniz.
Bu iki yüz kırk sekiz parça kemiğin her birini nasıl konumlandıracağınızı bilmelisiniz.
Eğer rast gele bunu çeker onu çekerseniz, DENGEnizi yıkarsınız.

( NOT : 32 Farz: 2 Teyemmümde, 3 Güsulde, 4 Abdestte , 5 İslâmda, 6 İmandai 12 namazda)

İnsanın iç kalbinde (Fuad) 18.000 Âlem vardır.
Allah, O’nun Hükümranlığı olarak bu 18.000 âleme tek bir nokta yerleştirdi.
Bu “Tek Bir Nokta” ya, 124.000 peygamberi, meleklerini, ark (Arş) meleklerini, aydınlanmış varlıklarını (olis), Kutb’larını, kürsî’sini ve Yargısını yerleştirdi.
Bu noktayı örten 7’si aşağıda ve 7’si yukarıda olmak üzere 15 âlem vardır ki ortada bu “Bir Nokta” da bulunan âlem bulunur.
18.000 âlem ve 15 âlem var olur.
Fakat bütün bu âlemler üzerinde hükmedecek ve yönetecek olan şey, atom içinde atom (zerredeki zerre olarak) olarak bu “Tek Nokta” dadır.
Bu Rahmet Serveti, bu Rahmetullah, oraya gizemli bir et parçası olarak yerleştirildi.
İçinde “Nur” vardır.

(Nur-u Mîm Sırrı ve Rahmetenlilâlemin Ravzası)


Resim



[ Bu Resimde: İNSAN

İNSAN’ın 1.inci Karışık Sûreti:
Muhtevâsı : Toprak, Ateş, Su, Hava ve Esir ki Akıl tarafından yönetilir.
Yeri : illizyon krallığı, Hilkat ve 7 Cehennem.
Vücûdu : Zâhirî Mevcûd Vücûd.

İNSAN’ın 2.inci Saf Sûreti:
Muhtevâsı : Allah Teâlâ’nın Nûrundan saf olarak yaratılmıştır. (Nur-u Mîm)
Yeri : Dârü’s- Selâm 8 Cennet.
Vücûdu : Şekilsiz hâl…
]


Resim


[ Bu Resimde: KALBİN KISIMLARI

I- AKIL :
Toprak, Ateş, Su, Hava ve Esir’in enerjileri tarafından yönetilen 15 Âlem’e bağlıdır. Tıpkı dış dünyada olduğu gibi.

Akıl;
İlâhi ilim ve Muhammedî Edeb olan Nakille buluşursa 7 kat semâlara İlliyyine yükselir,
İlimsiz ve Edebsiz olarak bu karğaşa içinde yolalırsa 7 kat yerin dibine batar Esfeline iner..

Akıl, yukarı ve aşağı bu âlemlerde (dünyalarda) hareket eder. Burada 400 trilyon 10 bin mu’cizeye karşı verilen cihadı kazanabilirsen İÇ KALB’e yolculuk başlar…

II- İÇ KALB :
Allahu Zülcelâl’in Hükümranlığı, Özün özü-Ahadaiyyet Karanlığı buradadır. 18.000 bin Âlemin ve Bu Âlemin sırrı bu iç Kal’ dedir (Fuad).

Peygamberler, Halifeler, Melekler, Elçiler, Evliyâlar, Saf ruhlar ve Nûr hepsi de kalbdeki Tek Bir Nokta’da bulunur.
Hakikatın Hükümranlığı, Adalet ve Saflık, Aydınlanmış İrfan Hayranlığı.
18.000 Âlem bu Nurun içindedir.
Allah Teâlâ bu âlemelrin Melikidir.


O’nun sınırsız gücü, 3.000 Niteliği, 99 Esmâsı, Merhamet, Barış, Bütünlük ve Eşitlik hepsi bu Âlemlerde bulunur.
Bu İç Kalbdir.

O’nun gerçek İman ve Adaletinin Hükümranlığı buradadır.

Peygamberler ile
BİZ’e bu yere nasıl ulaşabileceğimizi bildiren mesajlar ve bu savaşı nasıl kazanabileceğimizi gösteren bilgiler gönderildi.
Bu savaşta kan dökülmez…
]


Bütün bunların hepsini anladığın bir hâle geldiğin zaman, gerekli DENGE ile hareket edebilirsin.
O zaman, bu şeylere nasıl bakacağını bileceksin.18.000 âlemi bileceksin, peygamberleri bileceksin, aydınlanmış varlıkları ve kutb'ları bileceksin.
Allah’ı bileceksin, O’nun rahmetini (Arş) , Kürsîsini, yargısını ve görevini bileceksin.
Sonra O’nunla vuslata kavuşabilirsin.
O’nun la vuslata doğru gittiğinde, doğruyu ve yanlışı, iyiyi ve kötüyü anlayacaksın.
Sonra Allah Resulü (sav)’e ve meleklerine katılabilirsin.
Hak ile ve O’nun rahmeti ile vuslata kavuşursun.
Bunu yaptığın zaman DENGE doğrudur.
Bu hâle kavuşana dek;
Kapasitenin ne olduğunu,
Niyetinin ne olduğunu,
Duanın (namaz mânâsıda var) ne olduğunu,
Görüşünün ne olduğunu ve
Düşüncelerinin ne olduğunu anlamalısın.
Ne hâlde olduğunu ve senin değişmene sebep olan şeyi anlamalısın!..

Açlık seni değiştirir,
Hastalık seni değiştirir,
Ağrı seni değiştirir,
Sıradan arzular seni değiştirir,
Temel arzular (nefsanî arzular) seni değiştirir,
Cinsellik seni değiştirir,
Șehvet seni değiştirir,
Karma* seni değiştirir ve
Kızgınlık seni değiştirir.

Karma* (Tamilce):
Akla, vehme ait sıfatlar;
Beş unsurun özüne ait sıfatlar;
Aklın sıfatları;
Cehenneme ait sıfatlar.
ALTI kötülük: arzu, öfke, hırs, bağ, bağnazlık ve kıskançlık ile diğer beş kötülük: sarhoşluk, şehvet, hırsızlık, adam öldürme ve yalan söyleme.


Bu nedenle, “ȘEY” lerin seni değiştirebildiği hâlde olduğun zaman,
Orda sana tesir eden ve seni etkileyen etmenler olduğu zaman,
Bu hâle uygun olan DENGEyi kullanmalısın.
Sabır ile Allah’a şükür, tevekkül ve mutlak teslimiyet (Elhamdülillah) ile hayatını DENGElemelisin.

Eğer bunu yapmaksızın :
“Ben Allah’ı görüyorum!
Ben meditasyon yapıyorum!
Ben yazılı olan namazları kılıyorum! (duaları ediyorum!)
” derseniz, bu bir ise yaramaz.
Bunun mantığı nedir?
DENGEden sapamazsın.
İrfan (ilim) büyük bir okyanustur.
Bir diğerinin malzemesini kopyalayıp ondan konuşabilirsin, Bir kitap okuyup onun hakkında konuşabilirsin,
Bir şey işitip onun hakkında konuşabilirsin,
Fakat bu irfan değildir.
Bütün bu “ŞEY” leri elemeli ve “NOKTA” yı çıkarmalısın.
Diğer tarafa geçmeli, bağlanmalı ve O’nun la konuşmalısın.
Bağlantıya eriş!
O seninle konuşur.
Sen O’nu görürsün ve O seni görür.
Bu DENGEye var!
Bu DENGEye varana kadar;
Sıkıca çalışmalı,
Büyük bir çaba göstermeli,
Emek harcamalı ve
Allah’a kendini adamalısın.
Kendini (thanam) hakikate ve azimli imânâ adamalısın.
Bu metanete tutunmalısın (nithanam) ve DENGEyi korumalısın.
Sonra, toplam konsantrasyona (avathanam) ve DENGEye sahip olmalısın.
Ötesine gittiğin zaman, İlâhî İrfan’a sahip olacaksın (gnanam).
Sadece o zaman vuslata erişip O’nun la konuşabilirsin…

Böyle olma hâlini başaramamışsanız,
Bu DENGEye sahip olmaksızın yaptığınız her şey sizi kıracaktır.
Aklınız sizi kıracak,
Tutkular sizi kıracak,
Şehvet sizi kıracak,
Öfke sizi kıracak,
Cinsel şehvet sizi kıracak,
Cinsel oyunlar sizi kıracak,
Maya sizi kıracak,
Açlık sizi kıracak ve
Hastalık sizi kıracak.
Bütün bu şeyler sizin imanınıza zarar verecektir.
Şehvet sizi kıracak,
Nefret sizi kıracak,
Bencillik sizi kıracak,
Din sizi kıracak,
Irk sizi kıracaktır.
Onların hepsi sizi yok edecek silâhlardır.
Sizi kırabilecek bu silâhlara mâlik olduğunuzdan dolayı,
İlerleyebilmek için gerekli olan DENGEyi anlamalısınız.
Vücudunuzun farklı bölgelerinde akan farklı çeşitteki havalardaki DENGEyi korumalısınız.
Her şeyi nasıl DENGEye getireceğinizi anlamalı ve ilerlemesiniz.
Bu şeylere teslim olmaksızın, onlar tarafından dövülmeksizin ve onlara yakalanmaksızın ilerleyin.
Sahip olmanız gereken DENGE böyledir.
Bu DENGE olmaksızın, her ne yapmak için eğilim gösterirseniz o sizi kıracaktır.
Beyninizi ve aklinizi mahvedecek ve sizi deli edecektir.

Çok yaşlıyım.
Deneyimimi kullanarak her damarın durumunu araştırıp onun bulunduğu koşulu;
Onun nasıl işlediğini,
Kanın ondan nasıl aktığını,
Damarın hangi noktasında daraldığını ve
Damarın hangi noktasında aşağı basıldığını değerlendiririm. Kanın belli bir noktada toplandığını görürüm ve onun neden incittiğini anlarım.
İğne batması gibi ve daha fazlası bir şey hissederim, fakat siz bunu anlayamazsınız.
Ben damarlara baktığım zaman, bir çok ışın görürüm ve :
“Bu ışınlar işler.
Bu ışınlar işlemez.
Güneş bu tarzda çalışır.
O irfanla ilişkili ve böyle çalışır.
Bu damar arzuyla ilişkili.
Bu damar şehvet ve tutku yaratan bir fonksiyon gösterir.
Bu damar kibirle ilişkili.
Bu şeytan ile ilişkili.
Bu damar gazla ilişik.
Toprak bağlarına ilişkin olan damar bu.
Esir bağlarına ilişkin damar şu.
Bu maya ile bağlanıyor.
Bu damar şeytanın öfkesine hizmet ediyor, hainlik damarı bu.
Bu hilekarlık damarı.
Bu aldatıcılık damarı!
” diye gözlemlerim…

Siz, bunların hangisinde bu ışıkların, ışınların ve güneşin fonksiyon gösterdiğini anlamazsınız.
Onlara bakmalı ve anlamalısınız.
O zamânâ kadar DENGEye sahip olmalısınız.

(Barbaros: Bu bana yaşlı babaannemin laflarını hatırlattı, ben küçükken yaramazlık yaptığımda beni paylamak için bana “Benim sarı damarımı azdırma yine! “derdi. Ayrıca başka bir lafıda “kudret damarı” lafıdır onu da çok kullanırdı. Atalardan kalan eski deyişlerde ne büyük hakikatler saklı degilmi?)

Bir köpek havladığı zaman “Hav! Hav! Hav! “ diye bağırır.
Karanlığa havlar, ağaca havlar, iyi bir adama havlar ve soyguncuya havlar.
Bu şeylerin hepsi onu havlatır.
Benzeri bir şekilde, aklınız ve zekanız havlamaya devam ederse, siz :
“Ben dua ediyorum! (namaz kılıyorum),
Ben bunu yapıyorum!
Ben görevimi yerine getiriyorum!
” diye düşünürsünüz.
Fakat bu öyle değildir.
Siz köpeğin yaptığı gibi yapıyorsunuz.
O neyin iyi neyin kötü olduğunu bilmiyor.
Mantığı anlamaz ve açlığı yüzünden her şeye havlar.
Aynı yönde, bu noktayı fark etmelisiniz.
Neyin doğru neyin yanlış olduğunu,
Neyin iyi ve neyin kötü olduğunu,
Neyin insan neyin canavar olduğunu,
Neyin ağaç neyin çalı olduğunu, bilmelisiniz.
Bunu anlamalısınız…

Ve : ”Pekala bırak gelsin!” dersiniz.
İyi bir adam geldiği zaman, siz : “Anbu (canım), Seni sevgi ile selamlıyorum içeri gel!” dersiniz.
Düzenbaza ise : “ Git buradan! Sen düzenbazsın!” der ve
Şeytan için ise onun önüne ışık tutarsınız ve o uzaklaşır…

Her bir durumda defedilecek, bastırılacak, anlaşılacak, yada çalışılacak şeyin ne olduğunu bilmelisiniz.
Bunu anlamaksızın hareket ederseniz, bir yararı yoktur.
Mânâsız olacaktır.
Bu son duruma gelene kadar, DENGEyi korumalısınız.
Akıl, gelip üzerinize sıçradığı zaman, bir yol bulup onu DENGElemelisiniz.
Onu yalnız bırakın!
Onun üzerine çıkın!..
Su, size çarpmak için geldiği zaman, onun gelişini izleyin, kendinizi DENGEleyin, onun üstüne çıkın ve bırakın aksın.
Hava, öfke, size saldırmak için gelirse : “Of, geliyor!”
Süratli bir şekilde dalı bırak ve ağaca tutun!
Bırak ağacı sallasın ya da eğsin biraz ve sonra uzaklaşır.
Her şeyle böyle bir DENGE sağlamalısınız.
Anlamalısınız.
Size irfan verilmesinin sebebi budur.
Bu sebepten dolayı anlamanız sağlanıyor.

Bununla birlikte imanınız henüz güçlü değil.
Temeliniz güçlü değil. Hâlen : “Ben!”,”[color=red]Ben![/color]” beyânında bulunuyorsunuz.
Ana kökünüz güçlü değilse, düşeceksiniz.
Ana kökünüz güçlü değilse, o zaman sizin temeliniz ne olur?
Temeliniz ikinci kökler, destek kökleri olur.
(Sizde) İmanın ana kökü, kesinlik, kararlılık ve Allah mevcud (hazır) değil.
Bunlar yerine akıl tarafından tedarik edilen destek köklerine sahipsiniz.
Bu nedenle açlık gelecek ve sizi yıkacaktır.
Sert bir rüzgar gelecek ve sizi etrafa toslayacaktır.
Şehvet gelecek ve sizi etrafa yuvarlayacaktır.
Unvanlar (mevki tutkusu) gelecek ve sizi etrafa yuvarlayacaktır.
“Ben” gelecek ve sizi etrafa fırlatacaktır.
Bunun gibi bir çok muhteşem şey gelecektir.
“Ben bir Guru’yum (bilgeyim) “ diye düşünebilirsiniz ve bu sizi etrafa yuvarlayacaktır.
“Ben bir Şeyhim!” diye düşünebilirsiniz, bu sizi etrafa toslayacaktır.
Her sey sizi yıkmak için gelecektir.
Servet, övgü, unvan, bütün bu şeylerin hepsi gelir ve sizi etrafa toslar.
Onların hepsi ikincil köklerdir ki onlar büyük bir fırtınada yerlerinden sökülürler.
Bu nedenle DENGEde kalamazsınız.
Șu anda, doğru, kesinlikle sağlam ve sarsılmaz ana köke sahip değilsiniz.
Ana kökünüz henüz tutunmadı.
Üstün kökünüz henüz kurulmadı.
Destek (yüzey kökleri) var, fakat ana kök yok.
Düşünceleriniz :
“Ben çalışıyorum!
Ben ibadet ediyorum!
Bana farz olunan ibadetleri ifa ediyorum!
Ben bunu sunu yapıyorum!
Benim arzularım var!
Bağlantılarım var!
” diye iddia ediyor.
Bütün yapıyor olduğunuz bu.
Bunlar sizin destek kökleriniz.
Bunlar ise yaramaz.
Bunlar anlamsız (ana kök olmaksızın).
Ana kök henüz gelişmedi.
Bu ana kök tutarsa, sizi destekleyecektir.
Her ne zaman farklı bir rüzgâr esse, farklı yönlere doğru esneyebileceksiniz.
Rüzgâr bir yönden estiğinde, siz diğer tarafa hızla esneyeceksiniz ve rüzgâr diğer yönden estiğinde, siz de diğer yöne eğileceksiniz.
Size bütün bu şeyler hakkında konuşuyorum ki;
Ana kökünüzü geliştiresiniz,
Farklı şeyler size yaklaştığı zaman düşmeyesiniz.
Ana kökünüzü henüz sıkı bir şekilde ekmediniz.
Çok az gelişti.
Bununla birlikte destek kökler çok büyüdü.
Akıl, tutkular ve niyetler yayıldı ve tutundular fakat ana kök sadece iki inçten (5.08cm) bir ayak (30.4cm) uzunluğu kadar.
Düşünceler tutundular, fakat doğru ana kök, esas kök, henüz tutunmadı.
Tutunduğu zaman, DENGEleyebileceksiniz.
Ege bileceksiniz ve rüzgârların esmesine, yakalanmaksızın ya da bulaşmaksızın izin verebileceksiniz.
Bu yönde, eziyetten, açlıktan ve hastalıktan kurtulacaksınız.
Ana kök size DENGEyi gösterecektir.
Her bir şey gelip çattığında, ana kök sizin esneyip kaçmanıza izin verecektir.
Bu hâl sizde gün gibi doğacaktır.
Bununla birlikte, sizin musluk kökünüz henüz tutunmadı.
10 yıldan beridir size ana kökünüz tutunsun diye bağırıp duruyorum.
Bu ana kökü gömmeye uğraşıyorum.
Fakat kişisel şöhret kazanmaya ve ayırımcılık yapmaya baslarsanız ve : “BEN!” ve “SEN!” demeye başlarsanız, yuvarlanır düşersiniz.
“BEN!” ortaya çıkar çıkmaz, sizi devirecektir.
“Ben bir marifet ehliyim!”, ya da :
“Ben bir şeyhim!” diye düşünürseniz, yuvarlanır düşersiniz.
“Ben öğrendim!” diye düşünürseniz, aşağı yıkılırsınız.
Para, öğrenmek, unvanlar, arzu ve övgü hepsi sizi aşağı toslar.
Bütün bu şeyler sizi devirirler.
O zaman DENGEye ve köke sahip olamazsınız.
Yere düşersiniz.
Ayakta duramazsınız, bu yüzden yere düşersiniz.
DENGEye ihtiyacınız var.
Bunu kontrol etmeli ve bu kökü geliştirmelisiniz.
Her çocuk bunu yapmalı.
Dinler sizi yıkar, kastlar* sizi yıkar ve renk sizi yıkar.
“Benim ailem,
Benim servetim,
Benim özgürlüğüm, ve
Benim çocuğum!
” düşünceleri sizi yuvarlar ve diğerlerinden ayırırlar.
Bunun hakkında düşünmelisiniz.
Size söylediğim şeyi düşünün.
İman gelişmeli, üstün kök büyümelidir.
Sadece o zaman tutkularımız kontrol edilebilir.
Size teşekkür ederim.
Bunun üzerinde düşünüp ona göre hareket edin.
Anlıyormusunuz?
İrfan doğduğu zaman kolay olacak.
İrfan doğana kadar, zor olacaktır.
İman, kararlılık ve azim doğmalıdır; o zaman ana kök gelişecektir.
Şeyh’le bağlantı sürekli olmalıdır; irfan gelişmelidir.
Doğru ve yanlış arasındaki ayırım noktası gelişmeli; sonra kolay olacaktır.
Ağırlık hafifleyecek, bağlantı kolay olacak ve DENGE kazanılacaktır.
O zaman kaçabilirsiniz!
Ben büyük bir kerata, akıllı bir afacanım.
Size, bana nasıl geldiğinize bağlı olarak istediğinizi verip kaçarım.
Eğer siz : ”Ben bunu isterim!” derseniz, size onu veririm ve kaçarım.
Sonra gidip çile çekerseniz : “Bu güzel!” derim ve kaçarım.
Size şeyleri açıklamaya çalışırım,
Fakat doğru olduğunuzda ısrar ederseniz, ben size : ”Oldu, devam edin!” derim.
O zaman, sizi etrafa toslarken seyretmek zorunda kalırım, fakat ben kaçarım.
Eğer size verdiğime sıkı sıkıya tutunursanız, bana tutunursanız, o zaman sizi kendimle götürmek zorundayım.
Fakat : “Ben!” derseniz kendinizi ayırırsınız.
Sonra “Peki, gidin ve geri gelin!” derim.
Fakat kendinizi bana kenetlediyseniz, sizi kendimle beraber sürüklemek zorundayım.
Eğer mandallanmadıysanız, iyi, ağırlık az olur ve :
“İyi, gidin ve geri gelin!” derim.

Sevgi ile..

M.R.Bawa Muhyiddin

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 18 Oca 2008, 14:08 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 19 Ağu 2007, 02:00
Mesajlar: 901
Çile Çöllerinin Zor Yolunda dosdoğru yürümüş,
Eren Yolcusu - Hakk Dostu Bawa Baba'dan (ks) BİZ'e bu güzellikleri taşıyan,
genç ve güzel gönüllü
"gariban"ımıza
diri dualarımız daimadır
İnşâallah..

Zaten ne zaman "gariban" adını görsem hemen aklıma;
Gönüller Güzeli, Canlar Canı, Rahmân Sultanı Efendimz (sav) in,
bir Hadis-i Şerîfi gelmekte ve bu Muhammedi Gayreti için ona ve BİZ'e dua etmekteyim :


Resim --- Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “İslâm garib olarak başladı ve başladığı gibi (günün birinde) garib hâline dönüşecektir. Fe tubâ li’l-gurâbâ! : Ne mutlu gariblere! (sıddık ve âdil Muhammedî Âşıklara!)” buyurmuştur.
(Ebu Hureyre (ra) dan; İbni Mâce, Sünen, Fiten- 3986 ve Müslim Enes bin Mâlik (ra) dan; İbni Mâce, Sünen, Fiten-3987 Zevâid Abdullah İbni Mes’ud (ra) dan; İbni Mâce, Sünen, Fiten 3988 ve Tirmizî)

Abdullah İbni Mes’ud (radiyallahu anhu) demiştir ki:
“Garibler kimlerdir?” diye soruldu da Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem):
“Kabilelerinden (İslâmiyet için) ayrılıp uzaklaşanlardır” buyurmuştur.

İşte herkesin birilerinin ya da birşeylerin peşine düşdüğü âhir zamanda,
Muhammed (Aleyhi’s-Selâm)’ı tercih edip izini izleyen gerçekten garibler!
Muhammedî İzi, Sözü ve Özü izleyenler!..

Fitne artmış, insanlar bozulmuş ve dini vecibeler yapılmıyor ya da istismar ediliyorsa.
İslâmiyet ilk günleri gibi garib ve kimsesiz kalmış demektir...
O zaman bu garipler;
Yağmur damlaları gibi Gariban Rahmet Bulutlarında buluşup;
Her yere, her zaman ve her hâlde BİZ olarak ve
BİR için yağar da yağarlar!.
İnşâallahu Teâlâ!..

Fe tubâ li’l-gurâbâ!..
Sadakte Yâ Resûlullah!..

Gariban : f. Garip gibi, garip kimselere yakışır şekilde, garipçesine yaşayan..

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 24 Eyl 2009, 19:34 
Çevrimdışı
Özel Üye
Özel Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 15 Mar 2008, 02:00
Mesajlar: 609
Konum: Kalb Dağı
nur_umim yazdı:
Çile Çöllerinin Zor Yolunda dosdoğru yürümüş,
Eren Yolcusu - Hakk Dostu Bawa Baba'dan (ks) BİZ'e bu güzellikleri taşıyan,
genç ve güzel gönüllü
"gariban"ımıza
diri dualarımız daimadır
İnşâallah..



Nur-u Mim canımıza katılmamak ne mümkün. Allah (c.c.) razı olsun ebeden daimen inşallah Gariban can abim. Muhammedi sevgi ve muhabbetle.

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 24 Eyl 2009, 19:55 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Haz 2009, 02:00
Mesajlar: 4759
sev-guzel yazdı:
nur_umim yazdı:
Çile Çöllerinin Zor Yolunda dosdoğru yürümüş,
Eren Yolcusu - Hakk Dostu Bawa Baba'dan (ks) BİZ'e bu güzellikleri taşıyan,
genç ve güzel gönüllü
"gariban"ımıza
diri dualarımız daimadır
İnşâallah..



Nur-u Mim canımıza katılmamak ne mümkün. Allah (c.c.) razı olsun ebeden daimen inşallah Gariban can abim. Muhammedi sevgi ve muhabbetle.


Nur-u Mim ve sev-guzel kardeşlerimize katılmamak olmaz!...İnşaAllah Muhabbet pınarının başından kana kana içsin, Gariban Can...

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
 Mesaj Başlığı:
MesajGönderilme zamanı: 24 Eyl 2009, 22:01 
Çevrimdışı
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2007, 02:00
Mesajlar: 2615
Konum: Kamiloba
Allah razı olsun BİZ olarak BİRlikte inşaallah.

Selam ve sevgiler
Gariban

_________________
Resim


Başa Dön
 Profil  
Alıntı ile cevapla  
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 6 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
POWERED_BY

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye