YÖRÜNGE
YÖRÜNGE
feNâ fi’l- feZâ…
simurg
Es selâmu aleykum ve rahmetullahi ve berekatihi
Varlığımla CANım BİLdiğim, VARlığı ile CAN BULduğum, YoKluğumuzla CAN-cÂNÂN OLduğumuz CeM’ DoST!.
AÇıkça ANla/ANlat ANlayış-larınızdan öyle etkilendim ki, yine kalbimin kuru kalmış topraklarına NUR'lu sÖZ/kÖZleriniz ile SU'lar serptinİZ! ve bana yine/dâima Rahmetler ERişti ve ERişmekte şükürler olsun! ve seBeBin Halikına ŞÜKRederim SeBeB zinciri Halkına da teşekkür ederim!.
Bu geceki başıma düşen taş misali (baş taşım/ baş taCım) sözlerinizden öne çıkanı: "Kendine yer arıyorsan yine İKİ-liktesin!" sözünüz idi, dileğim DUA'm ve İnşaallah istikametim, kendime yer aramayacak hâle gelmiş ve İnşaallah Resûlî SEVİYElenmek lutfuna nâil olmuş OLanlardan OLmak OLsun, ve hepimiz için de duam bu OLsun İnşallah!..
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Hazretlerinin MuhaMMedî MuhaBBet YÖRÜNGE-sine oturaBİLmemiz, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem tarafından çekilmek suretiyle, mıknatısın demiri çekmesi gibi aynı, bir lutuf ile olacak diye anladım. çünkü Münir Derman Hocamız 'da: "siz mıknatıs tarafından çekilebilmek özellikleri kazanın, o zaman mıknatıs sizi çeker!" demekteydi ya, RaBBim Celle Celâluhu, İnşaallah biz mazhar olabilmek kabiliyetinde olamasak da, bizi nâil etsin bu özelliklere, çünkü anlamaktayım ki, hiçbir şey bizim lâyıklığımız ile değil, ancak ve ancak Hüsn-ü Niyyet, Hüsn-ü Dua, Hüsn-ü Hâl içerisinde bulunmak (ki bu dahi Lutf-u İlahî neticesi olmakta) gayretimizden ibaret, yani sizinde demekte olduğunuz gibi, aklımızın İblisliğine TARAF OLMAmak, ve Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimize TÂBİ’ OLmamız demek..
İnşaallah artık kendime yer aramak ayıbımdan da RaBBim kurtarsın, utandım çünkü!..
bu “ben” lik dediğimiz şey nasıl yapışkan bir şeymiş böyle Hocam! kolayca erir, gider sandığım için şaşkınım. söz aksini söylemek için çırpınsa bile, yapılanlar hep "ben" ile!.
ibâdetlerimi az ve eksik bulan da işte o “ben” tarafım, yani "ben"!. ne yaparsam yapayım "lâyıkı ile ibâdet etmiş olamayacağım" ı anlamam lâzım, RaBBimin lutuf ve ikram ettiği kadarını, kabul etmesi ve tenezzülü ile yapabilirim, ya da şöyle bir açıklama da gelmekte kalbime, "benden, ne ve nasıl ve ne kadar zuhur ettirilmek isteniyorsa o olacak!"
hâlâ YÖRÜNGEde olmayışım sebebiyle savrulup durduğum için sanırım, oysa FeZâya/UZaya gönderilen uyduları bile programladıkları bir YÖRÜNGE-ye oturtuyorlar, onlar artık hiç başka bir şeyle çarpışmadan, yolu kaybetmeden, aynı YÖRÜNGEde dönüp duruyorlar, bu hâlim ile serseri kurşun gibi hissetmekteyim, nereye gideceği, başını nereye çarpacağı belli olmayan bir tuhaflık durumu sanki bu kalbimdeki hisler.. ama "kendime yer aramamalıyım" kuralını zihnime kazırsam, İnşaallah o zaman durum değişir Allah'ın izniyle!..
kendimi ne kadar çok önemsiyorum ki, her hâlimi didiklemeye çalışıyorum bir de tutup mÂRİFet gibi size yazıyorum, oysa kalbim sizi hiç, boş yere ve hele ki tadsız tuhaflıklar ile meşgul etmek istemiyor, ama biliyor musunuz, size yazmasam bu kupkuru hayatta kendi kendime boğulacağım sanmaktayım!..
herkes Hz. İsa Aleyhisselam su ile ıslattığı toprağı balçık edip, sonra onu kuş heykeli hâline getirip, nefes edip can'landırdığı mu’cizesini biliyor ya hani, geçen nerede olduğunu bilemiyorum şimdi ama, şöyle bir şey okumuştum. “Hz. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz ise ölü kalbleri diriltmiştir, ve İlahî Nefes, asıl İslam Tevhidi, ve Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Hazretleri’nin Şeriat-ı gaRRasıdır!” diyordu.
Bunu öğrenmiş olmak ile algılayışımda önemli bir güzellik oluşmuştu şükürler olsun!.
Şekil verilebilecek bir balçık elde etmek için SU gerek, ve kalblerimizin Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz Hazretlerinin Kavl/KeLÂMını, Amel/MeLÂMını, Hulku’s- SeLÂMını ve HemHÂL CeMÂLini GÖNÜL GÖKlerinden RaBB SÖZü/RasûL SESinden DUYaBİLmesi ve UYaBİLmesi için de, sizin sohbetleriniz bir damla SU misâli bizlere RAHM-ET OLmakta! ŞÜKR EDecek öyle çok şey var ki hatta sonsuz, HEP az ve HİÇ yetmeyecek ŞÜKRüm ve ÖMRüm!..
"İnsana teşekkür, Hakk'ka şükürdür" Hadis-i şerifini okumuştum. o sebeple sonsuz teşekkür duyguları içerisindeyim Hocam!.
Sohbet sırasında dediğiniz gibi “farzları yapıp, emir ve yasaklara itaat etmekle herşey bitmiş olacak!” diye düşünemiyorum artık. harislik duyguları ile yetinmeme hâli ve kendime ceNNette daha iyi bir yer edinme isteği de değil bu içimdeki, “emrolunduğum” gibi OLamamak ayıbı ve utancı ile şirk içerisinde göçmek korkusu! bu ise geçmeyecek bir dert sanırım, veya şimdilik böyle sanmaktayım. şu SANmalardan da usanacağım ama daha usanmadım gibi devam etmekteler! elimde olsun da artık sanmaktan vazgeçeyim, duası etmek istediğimden bile! “sen nesin de, bu isteğin ile de kendine varlık ve kuvvet isnad etmektesin?!” demekteyim yine kendime!
ben galiba bazen fenâ fezâsında fazla dolaşıyorum, ve sizi yoruyorsam lütfen beni bağışlayın Hâl Hocam!.
Dâima Allah'a emânet ederim! RaBBim ebeden razı ve memnun olsun sizden/BİZden İnşaallah!
Sonsuz ÂmiNN ve ecmaîNNN!
Hadis:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “İnsanlara teşekkür etmeyen kimse, Allahü Teâlâya şükretmez. Aza şükretmeyen de, çoğa şükretmez. Allahü Tâlâ’nın ni’metini söylemek şükürdür, hiç bahsetmemek ise nankörlüktür!”
(Beyhakî)
Âyet:
فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ وَمَن تَابَ مَعَكَ وَلاَ تَطْغَوْاْ إِنَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ
Festekim kemâ umirte ve men tâbe meake ve lâ tatgav, innehu bi mâ ta’melûne basîr(basîrun): O halde seninle beraber tevbe edenlerle birlikte emrolunduğun gibi dosdoğru ol! Aşırı da gitmeyin. Çünkü O, sizin yaptıklarınızı çok iyi görendir.”” (HûD 11/112)
|