Muhammed-i Nur


Ana Menü
 
· Ana Sayfa
· FORUM
· Haber/Makale Arama
· Haber Gönder
· Arkadaşlarına Öner
· Favorilerine Ekle
· Giriş Sayfası Yap
· Tasavvuf Sözlük
· İletişim
Kul İhvâni Divanı
 
Muhammed-i Nur Şiir Kitapları
Kategori Şiir Kitabı Cilt I
Kategori Şiir Kitabı Cilt II
Kategori Şiir Kitabı Cilt III
Kategori Şiir Kitabı Cilt IV
Kategori Şiir Kitabı Cilt V
Kategori Şiir Kitabı Cilt VI
Kategori Şiir Kitabı Cilt VII
Kategori Şiir Kitabı Cilt VIII
Kategori Şiir Kitabı Cilt IX
Kategori Şiir Kitabı Cilt X

Muhammed-i Nur Kitapları
Kategori Tasavvuf
Kategori Sall ve Namaz
Kategori İnsan ve Hâ Mîm

Muhammed-i Nur Sohbetleri
Kategori Kur'an İniş Zevki

Gönülden Esintiler
 
Muhammed-i Nur Mehmet Emin
Kategori Dostu Bildik
Kategori Dostu Bulduk
Kategori Gönül Gözü

Muhammed-i Nur Halim Kök
Kategori Sevmek Ateştir
Kategori Sohbet Zevkleri
Kategori Şiirlerim

Muhammed-i Nur Aziz Kurtuluş
Kategori Binbir Esma Bir Elif
Kategori Sohbet Zevkler
Kategori Şiirler ve Dörtlükler

Muhammed-i Nur Âşık Cemâl
Kategori İlahi ve Ezgiler
Kategori Şiirleri

Muhammed-i Nur Mehmet Kahraman
Kategori Tablolarım

·


Üye Tanımlama
 

Bilgileriniz sistemimizde kayıt altına alınmaktadır.
TER..
Resim

AZîZ HOCAm;
KOKUn GÖNLüm BÜRÜmekte
ZÂHiRin=>BÂTINın=>CENNet
=>SEBİLULLAH=>YÜRÜmekte
BIRAKtığın YERden =>HİZMet!.


ZEVK 9297

KELÂMuLLAH RESÛLuLLAH MÜNİR DERMÂN’ın REHBERi
ÖMRü BOYUnca YAŞAdı =>RÂÛFun RAHîM PEYGAMBERi
SÖZe DÖKüp=>ÖZÜ-ndekin
BİZe HiBE ==>SÖZÜ-ndekin
ZÂHiR-BÂTıN ZUHUR ZEVKi =>ALNINda BiR DAMLA TERi!.


04.07.19. 04:14
brsbrsam..tktktrstkkmdhayrÂNnn..



CÂN HOCAm;
BAZı GECELER=>DÜŞÜNÜR
ÇİLEM =>ÇİLENe BAĞLarım!.
GÖK YÜZÜ-nde SENi GÖRÜR
SONRa SESsizce =>AĞLarım!.


RABBu’L- ÂLEMînden,
RAHMetenLi’L ÂLEMînden,
MÜNİR DERMÂN ÂLEMîne,
RAHMEtLer YAĞSın EBEDen!.
İnşâe ALLAHu'r- RAHMÂN!..


celle celâlihu..
sallallahu aleyhi vesellem..
kaddesallahu sırrahu..



Resim

TER..

MÜNİR DERMAN
Kaddesallahu sırrahu..


İnsan vücudunun muayyen yerlerinde cild altında bulunan ter guddelerinin ifrazıdır.
Vücudun bazı yerlerinde de ter guddesi yoktur.
Ter guddeleri kılların yanında bulunur.
Fakat kıl kökleri ile alâkadar değildir.
Yan taraflarından küçük kanallarla kılın cildden çıktığı yere dökülür.
Kılların yanlarında da yağ bezeleri vardır.
Bazı gençlerde yağ bezi cilde yakın ve dışarıya atılabilir durumdadır. Hava sonucu bu yağ tabakası hava tarafından derine bastırılır. Bu, iltihap yapar sivilce teşekkül eder.
Bu, mekanikî ve tıbbî bir sebeptir.
Böyle olmasının da manevî bir sebebi vardır. Sonra izah edilecektir...

Terin terkibinde kimyasal olarak % 99 su, tuz. Yağ ve kollestrin bulunur.
Genel olarak tadı tuzluya yakındır.
Kendine mahsus bir kokusu vardır.
Vücuda alınan bazı maddeler ter guddeleri yoluyla dışarı ifraz olur.
Bazı vücudların teri çok keskin ve fenâ kokuludur.
Bazıları da kendine mahsus ter kokar veya kokmaz.
Bazıları da güzel kokuludur.
Ter kokusunu şahıs kendisi kat'iyyen alamaz. Sebebi vardır.
Vücudun ter guddesi olmayan yerlerinden de ter çıkar.
Alında, avuç içinde ter guddesi olmadığı halde terler.

Vücuddan ter.:
Ateşli hastalıklarda. Sıcakta. Fazla yorgunlukta. Hastayı terletirler.
Hasta açılır. Bu suretle ter vücuddan birçok vücuda zararlı toksinleri dışarı atar.
Bazı hastalıklarda hususi bir ter kokusu çıkar.
“Kızıl hastalığında kokusu vardır”.

Bazı hastalıklarda ter mevcuttur. Bazılarında yoktur.
Bazı ruhî hallerde ter çıkar: Utanmada, Sıkılmada, Bunalmada, Korku ve suç işlemede...
Ter birçok sun’î renklerin boyalarını eritir.

Ruhî hâletlerdeki terin sıcak ve soğuk ile alâkası yoktur.
Bazen vücudun muayyen yeleri terler.
Bazen de vücudun tamamı terler.
Bazen ter soğuk, bazen sıcaktır.

“Resulü Ekrem'in teri gül kokardı”.
Terlemelerin içinden sıyrılan bir ter vardır.
“Alınteri”... “Alın yazısı”. “Alın açıklığı”. “Alın kırışıklığı” bu ifadelerin içinde de bir şey gizlidir.

Canlı mahlûklarda hatta nebatlarda buhar veya su çıkar cildlerinden, yapraklarından, gövdesinden.
Bazılarının cildlerinde mesamat, küçük delikler yoktur.
Yorgunluk, sıcak, hastalık hallerinde bu buhar yani su, ter ismini alır...
Soğuk zamanlarda, istirahatte, hastalık olmadan da ter gelir...
Hepsinin sebepleri vardır.
Nebatat ile uğraşanlardan, hayvanat ile uğraşanlardan bu terin fennî, ilmi sebebini sorup öğrenebilirsiniz.
Ter geldiği sebebe göre kokulu veya kokusuzdur.
Tad itibarı ile de, terkip itibarı ile de farklıdır, insanlarda ve bazı hayvanlarda umumiyetle terde iğrenç olmayan dereceden, insanı tiksindirecek dereceye kadar koku vardır.
Bu kokuları çıkaranlar kendi kokularını ya duyarlar ya duymazlar.
Duyarlar dedik. Kokuya alışmışlardır da ondan.
Asıl olarak bu kokuyu duymazlar.
Her insanın kendine mahsus bir kokusu vardır.
Bu kokuyu almazlar.
Başkalarının aldıkları kokuya göre hükmederler.
İnsanlar kendi kokularını alsalar çıldırırlar.
Çocuklarda ter kokusu normalde yoktur. Sebebi vardır.
Tıp hududunun dışında izah edilebilir.
Alın terler, avuç, el içleri terler.
“El üstü değil”.[color=#800080]
Koltuk altları terler, ayak parmakları arası terler ve altı terler.
“Ayak üstü değil”.

Göğüs terler, omuzlar terler, saç dipleri terler, kasık araları terler.
Bütün bu terlemeler normal hallerde olur.
Bu hastalık rolleri değildir.
Hastalıklarda terin karakteri değişir.
Diğer bazı arazlarla birlikte...
Kaşıntı, yanma, sızı ve hafif yara kuru veya yaş şekilde...
Birçok hastalıklarda da az veya çok bu yerlerin bir kısmı terler veya kokar...
İnsanlar bu kokuları gidermek için güzel kokuları icad etmiştir.
Nebatlarda. Çiçeklerde. Kokusuz olanlar vardır.
Gül kokusu. Yasemin. Menekşe. Limon. Nergis. Saymakla bitmez.
Soğan, sarımsak gibi fenâ kokular bunlar da çoktur.
Birşey aslını tazeliğini kaybetmeye başladı mı varsa kokusu tiksindirici olur.
Et güzel kokar bozuldu mu çok fenâ kokar.
Limon güzel kokar, çürüdü mü fenâ kokar.
Herşey böyledir, insanlardaki ter de böyledir.
Hastalık perdesi arkasına gizlenmiş manevî bir sebebe bağlıdırlar.
Şarap ve içki kullananlarda, zinâ yapanlarda, gusulsüz olanlarda,midesinde haram olanlarda, dedikodu, gıybet, yalan, haset, kendini beğenmiş, ne yaptığını bilmeyen münafık kimselerde, domuz eti yiyenlerde ter kokusu vardır.
Haram yiyenlerde koku duyulmasa da bu duyulmayan koku, elbiseyi ayakkabıyı eskitir.

Doğru, dürüst, âdil, mütevazi, ahlâklı kimselerde kim olursa olun fenâ koku çok enderdir.
Hakk esmalarının akisleri insandan uzaklaştı mı insanlarda
“leş” kokusu ortaya çıkar.
Dindardır, hatta hacıdır fakat fenâ kokusu vardır.
Sebebini kendisi ruhî muhasebe yaparak kendi kabahatlerini düzeltmezse, o fenâ koku her yerde onu aşikâre vurur.
Onun için
Resulü Ekrem: “Güzel kokular sürünün!”
buyurmuştur.
Bu hali yüze vurmamıştır.

Koku.:
Burun vasıtası ile alınan, görünmez izah edilmez bir his ve duygudur.
Koku hava dahilinde duyulur.
Havasız yerde koku naklolmaz.
Canlı, cansız, neb'at, hayvan, mikrop, görünür görünmez her şeyde hissedilir, edilmez bir koku mevcuttur.
Mikropların kendilerine mahsus kokuları vardır.
Kadın ve erkeklerin kendine has ayrı bir kokusu vardır.
Bu tabii olarak, kirli veya temiz olmakla alâkası yoktur.
Sebep meçhul olmakla beraber mevcuttur. Sebep manevîdir.

Bazı insanlar terleseler de terlemeseler de koku duyulmaz.
Bazılarında terledikleri zaman zuhur eder.
Bazıları da hiç terlemezler.
Bunlarda ya koku vardır yahut da yoktur.
Normal insanlarda yani hasta olmayanlarda bu koku yek diğerini rahatsız ettiğinden insanlık tarihinde bu fenâ kokuyu gidermek için parfüm sanayii icâd edilmiş, binlerce fenâ kokuları kapamak için güzel kokular kullanmaya başlamışlardır.
Hele bu asırda deodorantlar çoğalmıştır.

Gıdaya, yaşamaya, hastalığa bağlı kokular varsa da hiçbir sebebe bağlayamadığımız fenâ kokular da vardır.
Sebebi için uğraşır dururlar.
Hakiki sebep: Manevîdir.
“Manevî ne demektir?.”

Bu çok ince bir şeydir.
Manevî dediğimiz zaman neyi kastediyoruz.
Ne dindarlar vardır. Kokarlar... .

Manevî: Ruhî ve maddî muvazenenin en iyi
“Ahsen”
şekilde olmasıdır.
Kiminin nefesi kokar.
Kiminin ağzı kokar.
Bunlar maddî olduğu gibi, manevîdir de.
Kiminin, ağzı konuşurken kokar.
Kiminin, aldığı sarımsak soğan kokusunu etrafa salar.
Yanlarına ne yanaşılabilir ne de onlarla konuşabilirsin.
Bunlardan hiçbiri farkında değildir.


Resulü Ekrem: “Soğan ve sarımsak da vücuda nafi’ bazı hastalıklara iyi tesir eden hassalar vardır” buyurmuştur. “Yalnız bunları yiyenler içimize ve kalabalık yerlere gelmesinler!”
demişlerdir.
Bu, yemeyenleri rahatsız etmemek için, dolayısıyla men etmiştir.
Kendilerine niçin yemedikleri soruldukta:
“Her an Cebrail ile temastayım”
buyurmuşlardır.

Meleklerde yeme içme olmadığından bu kokulara karşı Hak onları hassas kılmıştır.

“Meleklerin koku alma hassaları mı, yahut burunları mı var?”

Hayır.

“Peki bu nedir?.”

Onu bir söylersem çıldırmak işten değildir.
Kokular dünyaya aittir. Rüyada koku olmaması bunu te’yid etmektedir.
Rüya, Dünya Âlemi değildir. Başka bir âlemden dünyaya bakmaktır.
Gül ve çiçek tohumlarının hiç birinde koku yoktur.
Bâtınında gizli olan renk, yaratılış muradı zâhir olduğu zaman renk ve kokusu dünyada görünür ve ortaya çıkar.

Büyük insanlar da bir gül tohumu gibidir.
Bâtını hafif dışarı vurdu mu “her insanda bu vardır” kokusu ortaya vurur. Ve kendisi bunu duymaz.

Herkes kendi kokusunu alsa çıldırır.
O büyük insanların yüzüne bakabilirsen gördüğün anda ne hâlet-i ruhîyede olursan, ne durumda bulunursan bulun, sana, Allah'ı hatırlatır görünüşü ile...

Meleklerde: İdrak. Anlama. Görme. İşitme. Konuşma. Koku alma hassaları insanlardaki organlar gibi değildir.
Ne yerler, ne içerler, ne yorulurlar, dişi erkek mefhumu onlarda yoktur...

Aç bir insan kızarmış bir tavuk görse ağzı sulanır, rüyada bağırır. Fakat uyanık olanlar bunu duymaz.
Bazı insanlarda erkek veya kadın olsun ağız kokusu vardır. Nefes kokusu vardır.
Bunlar evvelâ tıbbi ve organizma hastalığı bakımından olur.
İkisi de ayrı ayrı sebeplere bağlıdır. Hem nefes kokusu, hem de ağız kokusu. Tek şahısta ikisi birden olmaz.

“Olur!”
diyenler bulunursa bu kokuları yek diğerine karıştırıldığı içindir.
Bazı kokuyu şahıs bazen alır, bazen de almaz. Bunun da sebebi vardır.
Ter kokusu terleme esnasında çıkar.
Kıl olan koltuk altlarında. Bir de bütün vücudda vardır. Terlemedikleri zaman yoktur.
Bir de terlesin terlemesin, sıcak olsun soğuk olsun daima mevcuttur.
Bazı kimseler de terlemezler!

Ayak kokusu vardır. Devamlıdır. Ter de vardır.
Gaita kokusu vardır, idrar kokusu vardır.
Bazen bu iki tabii kokusunun üstünde çok fenâ kokarlar.
O zaman bazen geçici bir hastalık neticesidir. Devamlı ise başkadır.
Bir de devamlı vücud kokusu vardır. Şahıs farkında değildir, bu kokuyu alamaz. Yanına yanaşanlar bu kokuyu alırlar...

Normal, hasta olmayan kimselerde:
1-) Ağız kokusu
2-) Nefes kokusu
3-) Ter kokusu
4-) Ayak kokusu
5-) Gaita kokusu
6-) İdrar kokusu
7-) Bütün vücud kokusu.

Bunların sebepleri uzvî bir şeye bağlanırsa da yine bunların hepsi manevîdir. Neden öyle olduğunu açıklayamam.
Sonra bir sırr açıklamış oluruz. Benim için doğru değildir böyle kimselerin...

Bir de herkesin alamadığı kokular vardır.
Onlar da yine insanı tiksindiren kokulardır. Fakat her burun almaz.

“Amma bu risâleyi niçin yazdın? Diyenler sebebini de söyler!”
derler.
Söylesem bir fayda vermez...
Fakat küçük bir lif halinde bir ip ucu vereyim:
1-) Kimse kendi kokusunu alamaz. Alırsa çıldırır. Bağırsaklardaki kokuyu alamıyoruz...
2-) Kimse kendi sesini tanıyamaz. Tanırsa bir gün
“günü geldiğinde utanır” Kimden, kendi kendinden...

Cenâb-ı ALLAH bir hadis-i kudsîde: "Ben bir gizli hazine idim. Görünmek istedim"
“Kime görünmek için!” evvelâ bunu hallet!.
“Bütün kâinatı halk ettim”
buyruluyor.
Bütün sırlarını, güçlerini, kudretlerini açığa vurdu.
Niçin yağma etmiyorsun?..
Başka ne sır arıyorsun, manevî sebeplere bağlıdır hepsi!..

Nüvelerini evvelâ babadan, sonra anadan alır...
Bulûğdan sonra bunlar o kimsenin kendi gayreti ile ortaya çıkar...
Veraseti inkâr mı etmek istiyorsun. O halde sus!...
Dediklerimiz ilmen de doğrudur.

“İlim nedir?”

Ahlâkın verdiği bir istidad ve kabiliyetin topladığı hakikat olanlar değil midir?

Muhtelif hastalıklarda, yaralarda, muhtelif mikroplara göre hususî koku vardır.
Bazı hastalıklarda, ayak altında bazı kokular peydah olur.
Bazı hastalıklarda, hastanın yanına yaklaşıldığı zaman hususi bir koku duyulur.
Birçok mikrop cinsleri, birçok hastalıklarda vücudda veya vücudun muayyen yerlerinde hususi kokular olur.
En çok ayak altlarında bu koku alınır.
Üremili hastalarda elma kokusu duyulur.
Bunlar kitaplara da geçmiştir. Aseton kokusu.
Kediler normal insanlarda koltuk altı kokusunu çok sever.
Bir kediye koltuk altını koklatırsan hayvan yüzünü oraya adetâ dürterek sürer..


16.06.1982

Resim

RABBu’L- ÂLEMînden,
RAHMetenLi’L ÂLEMînden,
MÜNİR DERMÂN ÂLEMîne,
RAHMEtLer YAĞSın EBEDen!.
İnşâe ALLAHu'r- RAHMÂN!..


celle celâlihu..
sallallahu aleyhi vesellem..
kaddesallahu sırrahu..


Resim

Allâhumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ MuhaMMedin
Abdike ve
Nebiyyike ve
Rasûlike ve
Nebiyyi'l- Ummiyi ve alâ âlihi, ehl-i beytihi ve's-sahbihi ve uMMetihi...

ALLAHımız celle celâluhu!
BİZe MuhaMMedî Gayret,
PÎRimizden Hâl-i HiMMet,
RASÛLünden ŞiFâ-yı ŞeFâat,
ZÂTından İnâyet-Hidâyet-Selâmet
İZZet-i İhsÂNınla LûTFet-BİZi de CEM’ et MuhaMMedî HAKk ÂŞIKLarın İÇİne İnşâe ALLAH!..

Âmin! Yâ Muîn! YâRabbenâ!..


ResimMuhaMMedî MuhabbetLerimLe...

Resim

SEBİLULLAH.: Allah (C.C.) yolu. Karşılıksız. Allah rızası.
ZUHUR.: Meydana çıkmak. * Ansızın meydana gelmek. * Baş göstermek. Görünmek. * Hulul. * Galip olmak. * Âlîkadr.
Muayyen.: Görülmüş olan, kat'i olarak belli olan, belli, ölçülü, tayin ve tesbit olunmuş, karalaştırılmış.
Gudde.: Tıb: Bez. Vücudun muhtelif yerlerinde, hususan boyunda bir nevi vücuda lazım su çıkaran depocuk.
İfrazat.: Vücuddan çıkan, bedenden ayrılan kan, irin, balgam gibi şeyler.
Alâkadar.: İlgili, alâkalı, münâsebetdar.
Terkib.: Birkaç şeyin beraber olması. Birkaç şeyin karıştırılması ile meydana getirilmek. * Birbirine karıştırılmış maddeler.
Sun’î.: İnsan yapısı, uydurma, takma, sahte, yaradılıştan olmayan.
Fennî.: Teknik bilgiler. (Teknoloji)
Ruhî.: Ruha ait, ruhla ilgili. Ruhça.
Manevî.: Maddi olmayan kuvvet. Mânâ âlemine âit olanlar. Dinden, imândan, mukaddesât ve imândan gelen kuvvet
Uzvî.: (Uzviye) Uzva ait. Canlı. Organik.
Hâlet.: Suret. Hâl. Keyfiyet.
Karakter.: yun. Huy. Mizac. Seciye. Bir şeyi benzerlerinden ayırdetmeğe yarayan temel hususiyet.
Ahsen.: En güzel. Çok güzel.
Te’yid.: (c.: Te'yidât) Kuvvetlendirme. Sağlamlaştırma. Metânet verme. * Doğrulama, doğru çıkarma. Destekleme.
Gaita.: Necaset, neces, insan pisliği.
Muhtelif.: Çeşitli. Bir türlü olmayan. Birbirine uymayan.


Resim

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem'in teri gül kokardı..
(Nesâî, Oruç, 43)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in teri bereket, (Müslim, Fedâil 83) )Ve inci gibiydi. (Müslim, Fedâil 82). ))
En keskin miskten daha güzel kokardı. (Zebîdî, İthafu's-Sadeti'l-Muttakîn, Vll/147))

Resim---Âişe radiyallahu anha Vâlidemiz.: Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in giyim kuşamı ve kılık kıyafeti ile birinci derecede ilgilenen güzide hanımlarındandı. Kendisi, hayatının her safhasında Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’i bulabildiği en güzel kokuları sürerek giydirirdi. Nitekim O, “Vedâ Haccı'nda da, “zerîre” adı verilen koku sürerek Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem'in ihramını bizzat kendi eliyle giydirdiğini” söylemiştir..
(Buhârî, VII, 60, 61)

Resim---
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, günlük hayatında, yanında "sükke" tâbir edilen bir koku (kutusu) bulundurur ve gerektikçe ondan sürünürdü .
(İbn Sa'd, I, 399; Ebû Dâvûd, IV, 107, nu: 4162)

Resim--- Özellikle yolculuklarında birlikte götürülmesi mûtad olan eşyaları arasında bir de "koku şişesi-kârûrefü’d- dühn” yer almaktadır.
(İbn Sa'd, I, 399; Ebû Dâvûd, IV, 107, nu: 4162.; Behce, II, 256)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Üç şey vardır ki, hiç reddedilmez: Yastık, güzel koku ve süt!." buyurmuştur..
(Taberanî, Mekârimu'l- Ahlâk, h. no 152)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem: "Dünyada bana, kadın ve güzel koku sevdirildi; namaz da, gözümün nuru kılındı." buyurmuştur..
(Nesâî, VII, 61, 62; İbn Sa'd, I, 398; el-Hâkim, el-Müstedrek, II, 160.; Aclûnî, Kesfül-Hafâ, I, 405-408, nu: 1089)

Resim---Enes b. Mâlik radiyallahu anhu: "Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, Medine sokaklarının birinden geçtiğinde O'nun misk gibi kokusu hemen sezildiğinden, halk, o yoldan Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem'in geçtiğini söylerdi. Bizler, Nebî aleyhisselâm’ın gelişini, kokusunun güzelliğinden anlardık." buyurmuştur..
(İbn Sa'd, Tabakat, I, 398-399; Mecme'uz-Zevâid, VIII, 282; el-Metâlib'ül-'Aliye, IV, 25)

Resim---Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem içinde sarımsak olan bir yemeği arkadaşlarından birini göstererek ona vermelerini söylerdi. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, onun da yemekten çekindiğini görünce: "Sen bana bakma, ye!. Zirâ ben senin gibi değilim, senin konuşmadığınla (meleklere) konuşuyorum!."
buyurdu.
(Buhârî, Et'ime 49; Tirmizî, Et'ime 13)

Resim---Ebû Ziyâd Hıyâr İbnu Seleme radiyallahu anhu:
“Âişe radıyallahu anhâ'ya soğan hususunda sordum.
Âişe radıyallahu anhâ.: "Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem'in en son yediği yemekte soğan vardı."
buyurdu.
(Ebû Dâvud, Et'ime 41, no: 3829)

Resim---Ubeydullah b. Ebî Yezîd radiyallahu anhu’un babasından rivâyete göre, Ümmü Eyyûb ona şöyle anlattı: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, Medîne’ye hicret edip geldiğinde onlara misâfir olmuştu. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem için içersinde bu (soğan, sarımsak) sebzelerinin bulunduğu ağır bir yemek yaptılar. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, o yemekten hoşlanmadı ve ashabına: "Siz o yemekten yiyin. Ben sizden biri gibi değilim, ben yanımdaki melek arkadaşımı o koku ile rahatsız edip incitmekten endişe ederim!.” buyurdu.
(Müslim, Eşribe 31; İbn Mâce, Etıme 59)

Gönderen : kulihvani Tarih : 04-07-2019
Okunma : 79

Yorum yazabilmek için üye girişi yapmalısınız.
Arşiv Haberler


Ana Sayfa | FORUM | Videolar | Sesli Sohbet | Dualar | İletişim
Copyright (C) 2010 Muhammedi Nur | Tüm Hakları Saklıdır