Muhammedinur - Üzme, Üzülme, Sev, Sevil - NAR-NUR YEmek

Muhammed-i Nur


Ana Menü
 
· Ana Sayfa
· FORUM
· Haber/Makale Arama
· Haber Gönder
· Arkadaşlarına Öner
· Favorilerine Ekle
· Giriş Sayfası Yap
· Tasavvuf Sözlük
· İletişim
Kul İhvâni Divanı
 
Muhammed-i Nur Şiir Kitapları
Kategori Şiir Kitabı Cilt I
Kategori Şiir Kitabı Cilt II
Kategori Şiir Kitabı Cilt III
Kategori Şiir Kitabı Cilt IV
Kategori Şiir Kitabı Cilt V
Kategori Şiir Kitabı Cilt VI
Kategori Şiir Kitabı Cilt VII
Kategori Şiir Kitabı Cilt VIII
Kategori Şiir Kitabı Cilt IX
Kategori Şiir Kitabı Cilt X

Muhammed-i Nur Kitapları
Kategori Tasavvuf
Kategori Sall ve Namaz
Kategori İnsan ve Hâ Mîm

Muhammed-i Nur Sohbetleri
Kategori Kur'an İniş Zevki

Gönülden Esintiler
 
Muhammed-i Nur Mehmet Emin
Kategori Dostu Bildik
Kategori Dostu Bulduk
Kategori Gönül Gözü

Muhammed-i Nur Halim Kök
Kategori Sevmek Ateştir
Kategori Sohbet Zevkleri
Kategori Şiirlerim

Muhammed-i Nur Aziz Kurtuluş
Kategori Binbir Esma Bir Elif
Kategori Sohbet Zevkler
Kategori Şiirler ve Dörtlükler

Muhammed-i Nur Âşık Cemâl
Kategori İlahi ve Ezgiler
Kategori Şiirleri

Muhammed-i Nur Mehmet Kahraman
Kategori Tablolarım

·


Üye Tanımlama
 

Bilgileriniz sistemimizde kayıt altına alınmaktadır.
NAR-NUR YEmek
Kul İhvÂNi Hocamızın sazsız SÖZü!
GÖNÜL gÖZünün GÖRdüğü ÖZün KÖZü!

Resim
*** ''KâR ZoR da, ya.. NâR/NûR ye-..mek İÇİn!..''
12:10/14.8.2015/tel
Resim

Nur-İYyE!?Resim

KÂBımızda şimdi penceresiz dÖRT duvarınızdayız.
SIĞINağımız OL-ÂN ; ''EVVELim O, ÂHİRim O, ZÂHİRim O, ve BATINım O!'' (Hadîd 57/3)
Daha öncede ifâde edilmişti yinelensin;
bir ZAMAN, bir YERde, bir HÂLde Zülf-ü YÂRine dOKUnmak istemişti de DİLsiz/DUDAKsız BİR ÂN YAŞAnmıştı ;
''NUR YEmek mi istersin? Yoksa NÂR mı YEmek istersin?'' Diye bir soru sorulmuştu.
''NUR yemek isterim, niye NÂR yiyeyim ki!'' diye cevap verilmişti .
''O HÂLde NUR-ye!'' denmişti..

O zamanlar Ne- Niye- Neden- Niçin-nasıllarını BİLemeyeceği kendince İSMleri analiz etmeyi pek SEVerdi . Uzun yolculuklara çıkildığında araçların plakalarındaki harfleri yorumlayıp, uzun yolda uyanık kalmak için oyun oynarlardı. Dünya oyun ve eğlence yeriydi ya. O zamanlar bunu oyun sanılırdı.
ANAlİZ ettiğinde şimdi Ânlıyabiliniyor ki o zamanlarda zamanı geçirmek ve uyanık kalmak için oynanan oyundaki ince nüanslardı.
ANAlitik kaynaşmalar ve kaynaştırmalar bir SEBEBebe bağlıyMıŞş!.
analitik: Çözümsel, çözümlemeli, tahlilî

Zikr-i Dâim, Fikr-i Dâim, Şükr-ü Dâim ve Sabr-ı Dâim!.

Kendinden kendine kendince 29 yaşında sorduğu, ve de 45 yaşına kadarda anlıyamadığı “ALLAH'ı ZİKRetmek” neydi ki?

اتْلُ مَا أُوحِيَ إِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ وَأَقِمِ الصَّلَاةَ إِنَّ الصَّلَاةَ تَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاء وَالْمُنكَرِ وَلَذِكْرُ اللَّهِ أَكْبَرُ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ
Resim---''Utlu mâ ûhıye ileyke minel kitâbi ve ekımıs salâte, innes salâte tenhâ anil fahşâi vel munker(munkeri), ve le zikrullâhi ekber(ekberu), vallâhu ya’lemu mâ tasneûn(tasneûne).: Sana kitabtan vahyolunanı oku, namaz kıl. Muhakkak ki namaz, hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı zikretmek ise muhakkak ki en büyüktür. Ve Allah; yaptıklarınızı bilir.'' (ANKEBÛT Suresi 29/45)


Nasıl kilitlerdi insÂN, kendini AKL çukuruna
ALLAH celle celalihuyu ZİKRetmiyor muydu.
İlim İrade-İdrak ve İŞTİRAK
İlim –>İlmi kıt,
İrade-> İradesi ise zayıf, sıska
İdrak->İdrakı ise kapalıydı ZANnnınca!
ve İştirak->?! İçin İse ANAHtar lazımdı, AÇ Butonuna BASmak için!
MERKEZe Her ÂN seBBaha yapan;

يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ الْمَلِكِ الْقُدُّوسِ الْعَزِيزِ الْحَكِيمِ
Resim---''YUSEBBİHU lillâhi mâ fî's-semâvâti ve mâ fî'l-ardı'l-meliki'l-kuddûsi'l-azîzi'l-hakîm(hakîmi) : Göklerde ne var, yerde ne varsa (HEPSİ) O mülk-ü melekûtun eşsiz hükümrânı, noksanı mûcib herşeyden pâk ve münezzeh, gâlib-i mutlak, yegâne hüküm ve hikmet sâhibi ALLÂHI TESBÎH (VE TENZÎH) ETMEKDEDİR.(Cuma 62/1)

ÂLEM/ÂDEM Zikr-i DÂİMdeyse,
ANlıyaBİLmek için;
ÂLEM->Eşyâ, Esmâ, Sıfat ve ZAT
ÂDEM-> Eşyâ, Olay, Zaman ve ZANn
HABİBULLAH Hamamına giriş BİLeti gerekli. ne için? tabiki temizlenmek için
Ve temizlenip; İLe, BiLe, BİZ ve BİR et-tırnak olup;
Dabbe ->HaBBe; bütün incir ağaçlarının tümünü görebilmek, toplu iğne başı kadar olan bir çekirdeğin içine dürüp-dürüp sokup “Bütün incirlerin hakikatı bu çekirdekMiŞş” meğer diyebilmek!

Resim---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Allahümme erine’l- eşyae kemâhiye: Allah’ım, bana eşyânın hakikatini göster” buyurdu.
(Fareddin Razî Tefsirü’l- Kebir, TâHâ Sûresi)

ALLAHÜ ZÜ'L-CELÂL, Kur'ÂN-ı Kerîm'de;

سَنُرِيهِمْ آيَاتِنَا فِي الْآفَاقِ وَفِي أَنفُسِهِمْ حَتَّى يَتَبَيَّنَ لَهُمْ أَنَّهُ الْحَقُّ أَوَلَمْ يَكْفِ بِرَبِّكَ أَنَّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ شَهِيدٌ
Resim---Se nurîhim âyâtinâ fî’l- âfâkı ve fî enfusihim hattâ yetebeyyene lehum ennehu’ hakk (hakku), e ve lem yekfi bi rabbike ennehu alâ kulli şey’in şehîd (şehîdun).: Âyetlerimizi afâkta (ruhumuzun baş gözüyle) ve enfüste (nefsimizin kalb gözüyle) onlara göstereceğiz. O’nun hak olduğu onlara tebeyyün etsin (açıkça belli olsun) diye. Rabbinin herşeye şahit olması kâfi değil mi?”-"İnsanlara âfâk (ufuklar) ve enfüslerinde (nefslerinde) âyetlerimizi göstereceğiz ki onun (Kur'ân'ın) gerçek olduğu, onlara iyice belli olsun. RABB'inin her şeye şâhid olması yetmez mi?" (Fussilet 41/53)

Âfâk : ufuklar, muhit, arzdan Arşa, dış âlem, kâinât.
Enfüs : nefsler, merkez, bedenden-akdes'e iç âlem, insân.


MuhaMMedî MeLÂMet Teknik Tasavvufu için Fikir Jimlastikleri
Fikr-i DÂİM’in Geliştirilmesi içinMiŞş.!
Zikr-i Daim, Fikr-i DÂİM, Şükr-ü DÂİM ve Sabr-ı DÂİM!

Bu gece uykuyu bir güzelce MIŞıLMIŞıL uyut vede SESizce yanından kalk!
Elini elinin üstüne bağlayıp Huzura dur! kendince ve de tabiki GÖNLünce!
Bismillah PîRimin HİMMetiyle!” deyip yazmaya AZM et.

Aman Yâ RaBBî!
BİRR El-EMÂN Yâ RaBBî!.

Resûlullah SALLallahu aleyi ve SELLem efendimizden akar ÇEŞMEsinden akan içilir İnşâALLAH!.

Resim

AKLının saçları Esen rüziGÂRda uzun ZAM-ÂNdır uçuşup duruyordu.
SEV-İYyede ki “İYye!” ekine takılmıştı..
Her bir tel bir diğerine takılıyor BİRleşiyorlardı.
İYyE!” eki bir toka gibi uçuşan AKIL saçlarını tELLerini toplamak ister gibiydi.
Acaba “İYyE!” eki mi? ona tAKILMıŞŞtı!
Yoksa “beni’’nin izafî eğreti benliği mi? “İYyE!”lik ekine tAKtırılMıŞŞtı! Nedersiniz?.
Gözlerinin perdesi aralandı sanki, sığamadı geceye! Hayretler içinde kaldı. Ne kadarrrr kör!.
ÖZü ise El-EMÂN’dan yardım diliyordu körlüğüne!.

İYElik: en yalın haliyle “ben” liktir. Temel türkçede “İS” Is-sın-aklın anlayabildiği mâlikiyyet sınırında “ben”.. onun için İSsız: ıssız sahibsiz-metruk demektir.

Açmazlar çoğaldıkça korkunç acılar içindeydi. Azılı bir diş sancısı gibi sanki fikir ızdırapları çekiyordu.
Ömür denilen örümcek ağlarını örmekteydi
AKLının İNANması için yaptığı çalışmalar kıyıya vurMuŞştu.

Ben” kendine kendince hep önlemler aldı
Ben” kendine kendince yasaklar koydu .
Ben” hep kendine kendince engeler koydu.

Not: Türkçede üçü tekil ve üçü çoğul olmak üzere toplam altı tane kişi zamiri vardır: ben, sen, o (tekil); biz, siz, onlar (çoğul). Adlara getirilen iyelik ekleri, bu altı kişi zamirinden herhangi birine aid olma anlamı kazandırır.
Aid-Aidiyyet: Geri gelen, dönen. Râci. Dâir. Bir kimse veya bir şeyle ilgili olan..


Tekil->İyem- iyen-iyesi
Çoğul->İyemiz-iyeniz-iyeleri


قَالَتِ الْأَعْرَابُ آمَنَّا ۖ قُلْ لَمْ تُؤْمِنُوا وَلَٰكِنْ قُولُوا أَسْلَمْنَا وَلَمَّا يَدْخُلِ الْإِيمَانُ فِي قُلُوبِكُمْ ۖ وَإِنْ تُطِيعُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ لَا يَلِتْكُمْ مِنْ أَعْمَالِكُمْ شَيْئًا ۚ إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ
Resim---''Kâleti-l-a’râbu âmennâ(s) kul lem tu/minû ve lâkin kûlû eslemnâ velemmâ yedḣuli-l-îmânu fî kulûbikum(s) ve-in tutî’û(A)llâhe verasûlehu lâ yelitkum min a’mâlikum şey-â(en)(c) inna(A)llâhe ġafûrun rahîm(un).: Bedevîler, 'İman ettik' dediler. De ki: "Siz iman etmediniz; ancak 'İslam (müslüman veya teslim) olduk deyin. İman henüz kalblerinize girmiş değildir. Eğer Allah'a ve Resûlü'ne itaat ederseniz, O, sizin amellerinizden hiç bir şeyi eksiltmez. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.’’ Hucurât 49/ 14

Gönderen : kulihvani Tarih : 28-05-2018
Okunma : 198

Yorum yazabilmek için üye girişi yapmalısınız.
Arşiv Haberler


Ana Sayfa | FORUM | Videolar | Sesli Sohbet | Dualar | İletişim
Copyright (C) 2010 Muhammedi Nur | Tüm Hakları Saklıdır