Huzursuz kalbe sahip ve hiçbir elemle dolmamak ve günahlardan pâk olmak istersen, amel-i salihayı çoğalt!
“Dünya ve ehl-i dünyadan gönül rabıtasını kesmeyen velâyet rayihasını koklayamaz!".
Şeyh Şazelî Hazretlerinin önde gelen hulefâsından Ebul Abbas Mursî Hazretleri şöyle anlatıyor:
“Cenâb-ı Hakk’a kasem ederim ki; her ne zaman bir felâketle karşılaşmış ve bir musibete uğramışsam Hazret-i Şeyhin mübârek ismini anar, o felâket ve müşkülâtdan kurtulurdum.
Ey kardeşim!
Eğer sen de bir felâkete uğrar ve ızdıraba düçâr olursan hemen Şeyh Hazretlerinin ismini zikret, kurtulursun.
Allah bilirki, sana doğru bir nasihatda bulundum. med b. Seyyid Îsâ b. Seyyid Muha
Şeyh Şazeli Hazretleri Anlatıyor :
Âlem-i mânada Rasûlullah (sav) Efendimizi gördüm.
Bana :
“Ya Ali tahirüssiyabe mine’d-denestahzâ mededallahi fikülli nefs! Yâni: Ya Ali elbiselerini temiz tut ki Allah Teâlâ’nın teyid ve imdadından faydalanasın!” buyurdu.
Ben:
“Ya Rasûlullah benim elbisem hangisidir?” Dedim.
Rasûlullah (sav):
“HakTeâlâ sana beş elbise giydirmiştir.
Bunlardan:
Birincisi: Muhabbet elbisesi.
İkincisi: Tevhid elbisesi,
Üçüncüsü: Marifet elbisesi,
Dördüncüsü: îman elbisesi,
Beşincisi: İslâm elbisesidir.
Allah Teâlâ’ya muhabbeti olan kimseye her şey kolaylaşır.
Allah Teâlâ’yı Vahdaniyet ile bilen bir kimse hiç bir şeyle ona ortaklık isnad etmez.
Allah Teâlâ'yı anlayan kimsenin nazarında bilmediği hiçbir şey kalmaz.
Allah Teâlâ’ya tam îmanı olan kimse her şeyin Allah Teâlâ’ya iman ettiğine inanır.
İslâmla muttasıf olan Allah Teâlâ’ya âsi olmaz!” buyurdu.
.
BİR İBRET LEVHASI:
SULTAN ABDÜLHAMİD HAN'ın;
Esir tutulduğu Beylerbeyi Sarayı'ndan Bağdat'ta bulunan Şâzeli Şeyhi Mahmud Ebü’ş- şamat Hazretlerine el yazısıyla yazıp gönderdiği mektup, O'nun tarikatın bir üyesi olduğunu gösteriyor.
Mektup şöyle:
"İşbu arizamı tarikat-ı Şazeliye Şeyhi vücuttan ruh ve hayat veren ve cümlenin efendisi bulunan Eşseyh Mahmut Ebuşamat Hazretlerine refediyorum (yükseltiyorum).
Mübarek ellerini öperek ve dualarını rica ederek selam ve hürmetlerimi takdimden sonra arzederim ki.
Sene-i haliye şehr-i mayısın 2. günü tarihli mektubu vasıl oldu.
Sıhhat ve selamette daim olduğunuzdan dolayı Allaha hamd ve şükürler ettim.
Efendim, orada evrad-ı Şâzeliye (Şâzeli tarikatı duaları) kıraatine ve vazife-i Şâzeliyeye Allahın tevfikiyle gece ve gündüz devam ediyorum.
Ve bu vazifeleri edâya muavvak olduğumdan dolayı Allahı Teâlâ Hazretlerine hamdederim ve davet-i kalbiyenize muhtaç olduğumu arzeylerim.
Bu mukaddimeden sonra şu mühim meseleyi zât-ı reşadetpenâhilerine (irşad edici zatınıza) arzederim ki,
Ben Hilafet-i İslamiyeyi hiçbir sebeple terketmedim.
Ancak ve ancak Jön Türk ismiyle ma’ruf ve meşhur olan İttihat Cemiyetinin rüesasının (reislerinin) tazyik ve tehdidiyle Hilafet-i İslamiyeyi terke mecbur edildim.
Bu ittihatçılar, Arazi-i Mukaddese ve Filistinde Yahudiler için bir vatan-ı kavmi kabul ve tasdik etmediğim için ısrarlarında devam ettiler.
Bu ısrarlarına ve tehditlerine rağmen ben de katiyen bu teklifi kabul etmedim.
Bilâhare yüzelli milyon altun İngiliz lirası vereceklerini vaadettiler.
Bu teklifi dahi katiyen reddettim ve kendilerine şu sözle mukabelede bulundum:
“Değil 150 milyon İngiliz lirası, dünya dolusu altın verseniz bu tekliflerinizi katiyen kabul etmem!
Ben otuz seneden fazla bir müddetle Millet-i İslamiye'ye ve Ümmet-i Muhammediyeye hizmet ettim.
Bütün Müslümanların ve selatin ve hulefa-i İslamiyeden abâ ve ecdadımın sahiplerini karartmam ve binaenaleyh bu tekliflerinizi mutlaka kabul etmem!”
Kati cevap verdikten sonra hal'imde (tahttan indirme) ittifak ettiler ve beni Selaniğe göndereceklerini bildirdiler.
Bu son tekliflerini kabul ettim ve Allahü Teala'ya hamdettim ve ederim ki, Devlet-i Osmaniyeye ve âlem-i İslama ebedi bir leke olacak olan tekliflerini, yani Arazi- i Mukaddese ve Filistin'de Yahudi devleti kurulmasını kabul etmedim.
İşte bundan sonra olanlar oldu.
Bundan dolayı da Mevla-yı Müteâl Hazretlerine hamdederim.
Bu mühim meselede şu maruzatım ve şu sözlerimle mektubuma hitam veriyorum:
Mübarek ellerinizden öper, hürmetlerimi kabul buyurmanızı sizden rica ve istirham ederim,
İhvan ve esdikamın (kardeşler ve sadıkların) cümlesine selam ederim."