Muhammedinur - Üzme, Üzülme, Sev, Sevil - GÖNÜL GEMİSİ kulihvâni

Muhammed-i Nur


Ana Menü
 
· Ana Sayfa
· FORUM
· Haber/Makale Arama
· Haber Gönder
· Arkadaşlarına Öner
· Favorilerine Ekle
· Giriş Sayfası Yap
· Tasavvuf Sözlük
· İletişim
Kul İhvâni Divanı
 
Muhammed-i Nur Şiir Kitapları
Kategori Şiir Kitabı Cilt I
Kategori Şiir Kitabı Cilt II
Kategori Şiir Kitabı Cilt III
Kategori Şiir Kitabı Cilt IV
Kategori Şiir Kitabı Cilt V
Kategori Şiir Kitabı Cilt VI
Kategori Şiir Kitabı Cilt VII
Kategori Şiir Kitabı Cilt VIII
Kategori Şiir Kitabı Cilt IX
Kategori Şiir Kitabı Cilt X

Muhammed-i Nur Kitapları
Kategori Tasavvuf
Kategori Sall ve Namaz
Kategori İnsan ve Hâ Mîm

Muhammed-i Nur Sohbetleri
Kategori Kur'an İniş Zevki

Gönülden Esintiler
 
Muhammed-i Nur Mehmet Emin
Kategori Dostu Bildik
Kategori Dostu Bulduk
Kategori Gönül Gözü

Muhammed-i Nur Halim Kök
Kategori Sevmek Ateştir
Kategori Sohbet Zevkleri
Kategori Şiirlerim

Muhammed-i Nur Aziz Kurtuluş
Kategori Binbir Esma Bir Elif
Kategori Sohbet Zevkler
Kategori Şiirler ve Dörtlükler

Muhammed-i Nur Âşık Cemâl
Kategori İlahi ve Ezgiler
Kategori Şiirleri

Muhammed-i Nur Mehmet Kahraman
Kategori Tablolarım

·


Üye Tanımlama
 

Bilgileriniz sistemimizde kayıt altına alınmaktadır.
GÖNÜL GEMİSİ kulihvâni
Resim

İşte önünde, kıble yönünde, son fırsat ömründe ; GÖNÜL GEMİSİ!.”
Resim

Resim
CAMımın ARDından bAKıyorum..
Görmeye çalıştığım binbir renk IŞIK hüzmeleri içinden; BİLemediğim, BULamadığım, OLamadığım, ve de; YAŞAyamadığım SıRR-ı uMMana!.
HAYyat gerçek!.
Gerçek olmayan ise hayellerimizi ayaklarımıza dolayıp, kendi ihtiyaçlarımız doğrultusunda geliştirmeye çalıştığımız “Acil Çıkış’’ tabelâsına doğru kimi yürürken, kimi de koşarken akıp gidiyor ve geçiyor HAYYat gerçekleri!.
Çoşkun akan ırmaklar ise, BİRleşip TEKleşip hızla akıyor..
Pek azının FARKına vardığımız da, ARKın şelâlesinden düşüyoruz. Boğulur gibi oluyor tökezliyor tekrar-tekrar FARKına varmaya çalışıyoruz. FARKına varamadıklarımızın üzüntüsü içinde KâHR u PerişÂN oluyoruz.
STARTı verilmiş, HAYYat korudorlarında bitiş çizgisine ulaşmak için öyle acele ile koşuyoruz ki!.
Mesela; Bu ay ki maaşı beklerken ve yahut gelecek haftayı beklerken, ömrümüzden akıp giden günlerin kıymetini bilemiyoruz.
Bu kargaşa içinde "olmazsa, olmaz!." diye düşündüğümüz yaşam standartlarımızın konforunu arttırma çabaları ayağımıza dolanınca düşüp tökeliyoruz.
Kâr ve zarar hesabı yapacak olursak;
NEFSimizin şımarık çocuğu için mücâdelelerimiz ne kadar çok..
Sıcak bir ev, dolu bir mutfak, konforlu bir ev, sınırsız istekler, BEDEN ve NEFS için yaşamak mutlu ediyor mu?. Etti mi?.
YAŞAmaktan kasdımız KALB ve RûH için özen ve itinâsını sağlıyarak HUZURu, hep nereye, ne için erteliyoruz?.

İşte önünde, kıble yönünde, son fırsat ömründe ; GÖNÜL GEMİSİ!.”nde.
4’lü bir sistem olan Kul İhvÂNi Hocamın SÖZünü klavuz kabul edip;
Renkleniyor şekiller IŞIK’ın hüzmeleriyle,
Sözler harflere, harfler kelimelere, kelimeler cümlelere dönüşüyor ''BEYAZ KAĞID''ın üzerinde!.
Yine yeni bir sıRR, “SıRR-ı NûN!.”
Daha öncede ''BEYAZ KAĞID''a “sıRR-ı Be!.”
Ey derin uykuda uyuyan!. UYan artık da DUY!.
Süslü gelinin koynunda, bu çirkefçe yaşadıklarından kurtulmak istiyorsan,
Denizler müreKKeb OLsa, ÂNLAtabilir mi?. SıRRı uMManı!.

قُل لَّوْ كَانَ الْبَحْرُ مِدَادًا لِّكَلِمَاتِ رَبِّي لَنَفِدَ الْبَحْرُ قَبْلَ أَن تَنفَدَ كَلِمَاتُ رَبِّي وَلَوْ جِئْنَا بِمِثْلِهِ مَدَدًا
Resim---''Kul lev kâne'l- bahru midâden li kelimâti rabbî le nefide'l- bahru kable en tenfede kelimâtu rabbî ve lev ci’nâ bi mislihî mededâ (mededen).: ;“Deki: “Eğer Rabbinin sözlerini yazmak için deniz mürekkep olsa, Rabbimin sözleri tükenmeden önce, deniz muhakkak tükenecektir, bir mislini daha yardımcı yardımcı getirsek bile.(Kehf 18/109)

وَلَوْ أَنَّمَا فِي الْأَرْضِ مِن شَجَرَةٍ أَقْلَامٌ وَالْبَحْرُ يَمُدُّهُ مِن بَعْدِهِ سَبْعَةُ أَبْحُرٍ مَّا نَفِدَتْ كَلِمَاتُ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
Resim---''Ve lev enne mâ fî'l- ardı min şeceratin aklâmun ve'l- bahru yemudduhu min ba’dihî seb’atu ebhurin mâ nefidet kelimâtullâhi, innallâhe azîzun hakîm (hakîmun).:Ve eğer arzda (yeryüzünde) bulunan ağaçlar kalem olsaydı ve denizler (mürekkep olsaydı) ve ondan sonra, onun yedi katı daha deniz eklenseydi, Allah’ın kelimeleri tükenmezdi. Muhakkak ki Allah; Azîz’dir (çok yüce), Hakîm’dir (hüküm ve hikmet sahibi).” (Lokman 31/27)

DEMini almış CÜMleler sarhoş ediyor!. dEĞİL mi?.
Şu ömür merdiveninde ÇIKıyor musun?. İNiyor musun?. Belli değil!.
Her yaratılanın AKLı YARADANın AKL’ı-EVVELinde ->Levh-i Mahfuzunda SıRRlı!.
Her yaratılanın GÜNEŞi muhakkak doğacak inancımız gereği. ALLAHu Teâlâ var keder yok!. إِن شَاء اللَّهُ

قُل لَّن يُصِيبَنَا إِلاَّ مَا كَتَبَ اللّهُ لَنَا هُوَ مَوْلاَنَا وَعَلَى اللّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ
Resim---''Ve Kul len yusîbenâ illâ mâ keteballâhu lenâ, huve mevlânâ, ve alâllâhi felyetevekkeli'l- mu’minûn (mu’minûne).de ki; bize ancak Allah’ın bizim için yazdığı isabet eder. O, bizim Mevlâmızdır. Mü'minler ancak O’na güvenip dayansınlar.(Tevbe 9/51)

Resim---''Resûlullah SALLalahu aleyhi ve SELLem Efendimiz: “Allah’ım! Sana teslim oldum. İşimi Sana havale ettim. Ümit ve korku içinde sırtımı Sana dayadım. Senden başka hiç bir sığınak ve korunak yoktur!.” buyurmuştur. (Buhari, Vudû,75)

Yakup aleyhi’s-selam Yusuf’unun üzüntüsünü kalbine gömüyor da ne güzel diyordu:

قَالَ إِنَّمَا أَشْكُو بَثِّي وَحُزْنِي إِلَى اللّهِ وَأَعْلَمُ مِنَ اللّهِ مَا لاَ تَعْلَمُونَ
Resim---''Kâle innemâ eşkû bessî ve huznî ilâllâhi ve a’lemu minallâhi mâ lâ ta’lemûn (ta’lemûne). :“Ben üzüntümü ve tasamı ancak Allah’a arz ederim.(Yusuf 12/86)

وَمَا هَذِهِ الْحَيَاةُ الدُّنْيَا إِلَّا لَهْوٌ وَلَعِبٌ وَإِنَّ الدَّارَ الْآخِرَةَ لَهِيَ الْحَيَوَانُ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ
Resim---''Ve mâ hâzihi'l- hayâtu'd- dunyâ illâ lehvun ve lâibun, ve inne'd- dâre'l- âhırate le hiye'l- hayevân (hayevânu), lev kânû ya’lemûn (ya’lemûne).; Bu dünya hayatı, yalnızca bir oyun ve (eğlence türünden) tutkulu bir oyalanmadır. Gerçekten ahiret yurdu ise, asıl hayat odur. Bir bilselerdi.'' (Ankebût 29/64)

Zamanımızın içinde saklı bAHçe olan ÂNımızı, betbaht etmek-ma'mur etmekte fiilliyatlarımızla belirlenmekteyiz..
AKLımızın fiiliyatlarına geçiş imtihÂN sorularında, imkÂNımız doğrultusunda cevaplamak nefsimizin hevâ ve heveslerini ne kadar tanıyabiliyoruz o çılgın çocuğu!.
Çılgınlıklarından kurtarabilmekte ne, nasıl, niye, niçin ve neden 5N? 1K derken, dahası 7N? 1K! ve dahasıda geliyor 12N? 1K!
Kendi içinde sarmal olup saklanMıŞş, soru ve cevapları ile..

İlk AKLa gelen soru!. DÜŞünen bir varlık mıyım?.
Yaş kemâle erMiŞş, 1.ci turu TAMamlanMıŞş!.
F-ARKında olmuş mu?, olmaMıŞş mı?
2.ci turunda TAMamlanmasına çokkk az kalMıŞş,
KalMıŞş da TÜMMlenmek ne olacak?.
NoT; 1 TûR; 30 yıl, Kur'ÂN- KERİM'imizin 30 CÛZü gibi zevk ettim..
Bunca TûRların içinde neyi düşündü ki, hevâ ve heveslerinden başka!.
Hâdi bakalım dök taşları eteğinden cümle âlem seyretsin AYMazlığını!.
CEM-i CÜMleside Duâ eder إِن شَاء اللَّهُ

İçime birde Rahman Sûresinin 31 kere tekrarlanan Âyet-i Kerim'eleri geliyor;

فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Resim---''Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân (tukezzibâni).;O halde siz (insan ve cin toplumu), Rabbinizin hangi ni’metlerini yalanlıyorsunuz?'' (RahmÂN 55/13)

Ve nankörlüğüm içimi pramparça ediyor, evetttt ben namkörüm, hemde su katılmamış BUZ gibi BUZ!.
Hâdi bakalım cevap ver şımarık!.
Bunca Nİ'METin içinde zevk-ü-sefâların AKLında, unutmadın değil mi?.
Unuttacak da değilsin her halde, hepsi kayıt altına alındı. FlAŞ belleğinde zamanını bekliyor, gösterime girmek için!.
"Unutur, uttuturulur" diye beklemektesin aMMa!.

وَكُلَّ إِنسَانٍ أَلْزَمْنَاهُ طَآئِرَهُ فِي عُنُقِهِ وَنُخْرِجُ لَهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ كِتَابًا يَلْقَاهُ مَنشُورًا
Resim---''Ve kulle insânin elzemnâhu tâirahu fî unukıhî, ve nuhricu lehu yevme'l- kıyâmeti kitâben yelkâhu menşûrâ (menşûren).Biz, her insanın kuşunu (işlediklerini, yaptıklarını) kendi boynuna doladık, kıyamet gününde onun için açılmış olarak önüne konacak bir kitap çıkarırız.'' (İsrâ 17/13)

"Ey utanmaz arlanmaz, NEFSimin şımarık çocuğu!." Diyorum da; "Ben sana neler ettim ne kazıklar attım. Binlerce dalevera ile fiillerime dûcar ettim. Özür dilerim. NEFESİM!."

Resim---''Resûlullah SALLalahu aleyhi ve SELLem Efendimiz RABB’ından naklen anlatıyor:"Allah-ü Teâlâ şöyle buyurdu:"Ey Âdemoğlu, seni Kendim için yarattım. Eşyâyı da senin için yarattım. O halde Kendim için yarattığımı, senin için yarattığımın ayarına düşürme!." (Sadrettin konevî 22.ci hadis-i Kudsî şerhi)

Kendine bakmadan onun-o'so, bunun-bu'su, şunun-şu'su!. Ya BİZ ne olduk?!.
Geldin SıRR-ı ÂLEMe geçiyorsun işte!.
1.ci turu (30 yıl) devirdin,
DEVR-ÂNı, SEYR-ÂN edebildin mi? PÎRinin yüreğinde,
CEVL-Âna girip Resûlullah SALLalahu aleyhi ve SELLemin yüreğinde olabildin mi?.
HAKK Celle Celâlihu HAYR-ÂNda dâimâ!
Senin kendine HAYRın nerde?!.
Hâdi söyle söyle çekinme, kus içindekileri!.
"Gençtik" de, "serde delikanlılık vardı" de, bahâne bahâne üstüne sığınma, sığınmacı!.
Bir cigarada yak olsun bâri!.
''KUŞlar kusmuğu ile besler yavrularını, koyunlar sütleri ile besler kuzularını!''
Bütün CANlılarda ilLÂ ki ilLÂ HAZM!.
Peki sen HAZM edebildin mi?.
"HAZM edemedim!" de, sen de kurtul ben de!.
Ağlamaları düşün biraz da, ne dersin.
Giden için miydi? Yoksa kendi benciliklerin için miydi?.
Fiiliyata dönüşmüş eylemleri ANLATınca korktum şimdi de bak!.
2.ci turunun son çeyreğinde öyle vurdun ki yüzeme gerçekleri!
Korktum işte! Ben korkağım zaten!.
Yüzleşince gerçeklerle içimden yanık ciğer kokusunu duyacağım sandın zannınca amaaa boş çaba!.
Küçükken zeytin toplama zamanı, bahçeye bizide götürülerdi. Elimize boş yağ tenekesi, birde sopa verirlerdi de çaldırırlardı.
Çaldırlardı ki, sığırcıklar kaçsın diye!.
Neymiş efendim bir gagası ile BİR, bacaklarında İKİ zeytin ettimi sana ÜÇ zeytin! Bir sürü, pike yaptığında hesapla giden zeytinleri, ve onlardan olacak yağı!
Yan bahçeden komşularda duyunca bizim çaldığımız boş teneke

Gönderen : kulihvani Tarih : 15-03-2018
Okunma : 317

Yorum yazabilmek için üye girişi yapmalısınız.
Arşiv Haberler


Ana Sayfa | FORUM | Videolar | Sesli Sohbet | Dualar | İletişim
Copyright (C) 2010 Muhammedi Nur | Tüm Hakları Saklıdır