|
Üye Tanımlama
|
 Bilgileriniz sistemimizde kayıt altına alınmaktadır.
|
|
|
|
|
EBDÂL EBRÂR AHYÂR AHRÂR

EBDÂL EBRÂR AHYÂR AHRÂR…
ALN-ın MüHüRü AŞK-tan ÖtüRü Hacı Osman BaBam ZamAN-lar HÜR-ü…
HaYY ERENLer Siz NiTTiniZ Beni ÇÖP-Lüğe iTTiniZ ÖZ-lüyorum GÜL YÜZ-üNüZ BUrda BIRAKıp GiTTiniZ!..
ZEVK 4657
ALIN-larda SECDe İZi… HaYY MuhaMMed MÜHÜR-leri ALLAH-ın GÖR-en GÖZ-leri.. ÖZ-lerinden ÖZGÜR-leri EBDÂL-ları.. EBRÂR-ları.. AHYÂRları.. AHRÂR-ları… HÂL-i HAZIR-ın HaYY-ları!.. HABÎBULLAH-ın HÜRRR-leri!..
31.10.11 11:48 trs tkks brs-brsa..
burasıbursadan gönlümce MuhaMMedî MuhaBBetle…
kulihvÂNi
Onlar, ONlardır ki;
Onlar, ONlardır ki;
ALIN-larda SECDe İZi: مُّحَمَّدٌ رَّسُولُ اللَّهِ وَالَّذِينَ مَعَهُ أَشِدَّاء عَلَى الْكُفَّارِ رُحَمَاء بَيْنَهُمْ تَرَاهُمْ رُكَّعًا سُجَّدًا يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِّنَ اللَّهِ وَرِضْوَانًا سِيمَاهُمْ فِي وُجُوهِهِم مِّنْ أَثَرِ السُّجُودِ ذَلِكَ مَثَلُهُمْ فِي التَّوْرَاةِ وَمَثَلُهُمْ فِي الْإِنجِيلِ كَزَرْعٍ أَخْرَجَ شَطْأَهُ فَآزَرَهُ فَاسْتَغْلَظَ فَاسْتَوَى عَلَى سُوقِهِ يُعْجِبُ الزُّرَّاعَ لِيَغِيظَ بِهِمُ الْكُفَّارَ وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنْهُم مَّغْفِرَةً وَأَجْرًا عَظِيمًا
---“Muhammedun resûlullâh(resûlullâhi), vellezîne meahû eşiddâu alel kuffâri ruhamâu beynehum terâhum rukkean succeden yebtegûne fadlen minallâhi ve rıdvânen sîmâhum fî vucûhihim min ESERİS SUCÛD (sucûdi), zâlike meseluhum fît tevrât(tevrâti), ve meseluhum fîl incîl(incîli), ke zer’in ahrece şat’ehu fe âzerehu festagleza festevâ alâ sûkıhî yu’cibuz zurrâa, li yagîza bihimul kuffâr(kuffâra), vaadallâhullezîne âmenû ve amilûs sâlihâti minhum magfireten ve ecren azîmâ (azîmen) : Muhammed, Allah'ın elçisidir. Ve onunla birlikte olanlar da kafirlere karşı zorlu, kendi aralarında ise merhametlidirler. Onları, rüku edenler, secde edenler olarak görürsün; onlar, Allah'tan bir fazl (lütuf ve ihsan) ve hoşnutluk arayıp isterler. Belirtileri, SECDE İZİ-nden yüzlerindedir. İşte onların Tevrat'taki vasıfları budur. İncil'deki vasıfları ise: Sanki bir ekin; filizini çıkarmış, derken onu kuvvetlendirmiş, derken kalınlaşmış, sonra sapları üzerinde doğrulup boy atmış (ki bu,) ekicilerin hoşuna gider. (Bu örnek,) Onunla kafirleri öfkelendirmek içindir. Allah, içlerinden iman edip salih amellerde bulunanlara bir mağfiret ve büyük bir ecir va'd etmiştir.” (Fetih 48/29)
Onlar, ONlardır ki; HaYY MuhaMMed MÜHÜR-leri: Onlar, ONlardır ki; Hiç duramadan DÖNen SEBBAHA RAKKASEsi ZeRRe-ATOMlar gibi Ezel-Ebede HaYYYlardır..
Onlar, ONlardır ki; YUMruk kadar Yürekleri AHMeDî Ampül, Kerem Kabloları Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ve de “KÛN: OL!” İkramına Her ÂN Mazhar Zuhuru, NâRın NûRu, “FeyeKûN” IŞIĞI, NûR-u MîM ÂŞIĞI;
İLMULLAH EDEB-i Ehl-i Beyt İrfÂN-ı MuhaMMed ERKÂNULLaH KÂŞIĞI, RAVZA-yı GARRA GELİNlerimiz, Hayy Dostlarımız!..
Onlar, ONlardır ki; ALLAH-ın GÖR-en GÖZ-leri..:
---Hadis-i kudsî de ALLAH celle celâlihu : “Kim benim bir velime/dostuma düşmanlık ederse bana karşı savaş açmıştır. Kulum bana ancak emrettiğim ve farz kıldığım ibadetle yaklaşır. Ve devamlı nafile ibadetlerle bana yakın düşer. Öyle ki ben de onu sevmeye başlarım. Onu sevince de, duyan kulağı, gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı olurum. Artık o benimle duyar, benimle görür, benimle tutar, benimle yürür." buyuruluyor... (Buharî, Rikâk 650, İbn Mâce, Fiten, 16, İbn Teymiye, el-Furkân, 7.)
ÖZ-lerinden ÖZGÜR-leri: Onlar, ONlardır ki;
Beden-Sadr-Sîne-Kalb-Fuad-LüB-LüBBü’l-LüB- HaBli’l- VERîD İlk-Son KüRReSîNde-ZeRReSîNde, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in BİZ-BİR-İZ İZ-i ÖZü-ünde AKDES-e AKRAB, ŞAH Damarından da YAKîN-e AKRABA BaBalarımızdırlAr!..
ASLa ULAşılamayan Ama cÂNımız gibi, Târifsiz Ama Ettiği Târifi, Muhitte O, MERKEZ-de O “OL-ÂN”RABBu’l-ÂLEMin celle celâluhu…
وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِهِ نَفْسُهُ وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ
---“Ve lekad halaknel insâne ve na’lemu mâ tuvesvisu bihî nefsuh(nefsuhu), ve nahnu AKREBu ileyhi min HABLİ’L- VERÎDi : Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona ŞAHDAMARINDAN DAHA YAKINız.” (Kaf 50/16) Onlar, ONlardır ki;
EBDÂL-ları: En Bedel olanlar, tebdil olanlar. Büdelâlar. AŞK u CEZBe Ehlidirler. EBRÂR-ları: En Birr Olanlar, özü-sözü dosdoğrular, en İYİler… Birr u Takvâ, ZüHD ü TaKVâ Ehlidirler. AHYÂR-ları: En Hayırlılar, En zor yolun Rehberleri. SıDK u HuŞû Ehlidirler. AHRÂR-ları: En HüRRler, halka karşı fütursuzlar. Havf u Recâ Ehlidirler..
SıRR-ı Sıfır SıRR-ı Süveydâ SıRR-ı SaHiBB SıRR-ı SuBHÂN SEÇKinleri.. Âlim Âşık Kâmil Ârifler Arafatı..
Ledünn İlmi Sultanlarıdırlar:
---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Bâtın ilmi, Allah-u Teâlâ’nın sırlarından bir sır, hikmetlerinden bir hikmettir. Onu ancak dilediği kulunun kalbine atar.” buyuruyor. (Buharî)
En HaYR ve BeRR Ehli Olanlar:
إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ أُوْلَئِكَ هُمْ خَيْرُ الْبَرِيَّةِ
---“İnnellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti ulâike hum hayrul beriyyeh(beriyyeti) : İman edip sâlih ameller işleyenlere gelince, halkın en hayırlısı da onlardır.” (Beyyine 98/7)
Razıyeten-Merziyyeten haşyet Ehli Olanlar:
جَزَاؤُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ جَنَّاتُ عَدْنٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا رَّضِيَ اللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ ذَلِكَ لِمَنْ خَشِيَ رَبَّهُ
---“Cezâuhum inde rabbihim cennâtu adnin tecrî min tahtihel enhâru hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden), radıyallâhu anhum ve radû anh(anhu), zâlike li men haşiye rabbeh(rabbehu) : Rableri katında onların ödülleri, içinde ebedi kalıcılar olmak üzere altından ırmaklar akan Adn cennetleridir. Allah, onlardan razı olmuştur, kendileri de O'ndan razı (hoşnut, memnun) kalmışlardır. İşte bu, Rabbinden 'içi titreyerek korku duyan kimse' içindir. (Beyyine 98/8)
Sünnetullahta-tavr-tarz-stilinde her zaman vardırlar ve sadece ALLAH celle celâluhu Rızasında Ricalullah, Evliyâullah, Ehlullahlarıdır...
---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Her asırda benim ümmetimden sabikun, önde gelenler vardır ki, bunlara budela ve sıddıkûn itlak olunur. Hakkında inayet ve merhameti o kadar boldur ki, sizler de o sayede yer ve içersiniz. Yeryüzü halkı için vukuu tasavvur olunan belâ ve musibetler, onlarla kaldırılır.” buyuruyor. (Tirmizî , Nevadir-ul Usul)
Rasulî İstkâmet ROTAları sabit olanlar:
إِنَّا أَنزَلْنَا إِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ فَاعْبُدِ اللَّهَ مُخْلِصًا لَّهُ الدِّينَ
---“İnnâ enzelnâ ileykel kitâbe bil hakkı fa’budillâhe muhlisan lehud dîn(dine) : (Resûlüm!) Şüphesiz ki Kitab'ı sana hak olarak indirdik. O halde sen de dini Allah'a has kılarak (ihlâs ile) kulluk et.” (Zumer 39/2)
Vuslatta SILA SALLcılarının Ana Vasıflarını yine Sahibimiz;
---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Allah’ın kullarından birtakım insanlar vardır ki, enbiyâ değiller, şehid de değiller; ama kıyamet gününde Allah katındaki makamlarından dolayı nebîler ve şehidler kendilerine imrenerek bakacaklardır. Bunun üzerine oradakiler: “Bunlar kimlerdir ve ne gibi ameller yapmışlardır, bize bildir de biz de onlara sevgi ve yakınlık gösterelim.” dediler. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Bunlar öyle bir topluluktur ki aralarında ne akrabalık, ne ticaret ne de başka bir dünya menfaati olmaksızın birbirlerini sadece Allah için severler. Vallahi yüzlerinde bir nur vardır, kendileri de nurdan minberler üzeredirler. İnsanlar korktukları zaman bunlar korkmazlar, insanlar mahzun oldukları zaman bunlar hüzünlenmezler.” buyurdu ve ardından Yunus Sûresi’ndeki 62-63. ayeti okudu. (Hâkim, Müstedrek, IV, 170)
أَلا إِنَّ أَوْلِيَاء اللّهِ لاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ
---“E lâ inne evlîyâ allâhi lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne) : İyi bilin ki, Allah'ın dostları için korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir de!” (Yûnus 10/62)
الَّذِينَ آمَنُواْ وَكَانُواْ يَتَّقُونَ
---“Ellezîne âmenû ve kânû yettekûn (yettekûne) : Onlar, iman edip de takvâya ermiş olanlardır.” (Yûnus 10/63)
Vahyî Veysî Vehbî Kesbîler KULLar İÇinde ÜVEYSÎ Olan İKRÂMcılardır… Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selemin Şefâatına ve AKtarılmasına mazhardırlar: ALLAH celle celâluhu, salih amelleri şefaatçi kabul ettiği gibi, salih amel sahibi İlahî Hizmetçilerini de MuhaMMedî Şefaatçi kabul eder:
---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den “Üç mağara arkadaşlarının iyi amellerini şefaatçi kılarak kurtuldukları” na dair sahih hadisler vardır. (Buhârî, Enbiya, 53, Büyû,98; Müslim, Zikr,100).
Onları belli sınıflandırıp vasıflandırmaktan ırak sadece gönül zevklerimi cAN kardeşlerime ARZa AZMim var inşae ALLAH!..
Anladığım o ki, Seçkinlikleri Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin; Mesnedinde Mezhebinde Mesleğinde Meşrebindedirler.
O kadar ki abdâl hadislerini Müsned’inde nakleden Hadis İmamlarımızdan Ahmed İbn Hanbel: “Yeryüzünde muhaddislerden başka abdâl tanımadığını” söylemekle kesinlikle MuhaMMedî Meşreblerine işâret etmektedir.
EBDâLLar.. Bedel OL-ANlar.. ASLının vasfını kendi kapasitesince taşıyanlar.. İnsan Nefsinin 7 letâifin 4 er makamdaki Kulluk Aşamalarıyla TEBDİLen Kemâlâta kavuşması.. Kur'ân-ı Kerimdeki 28 Peygamerlerimiz aleyhumu's-selâm ların hâl Hizmetleriyle 4X7=28 yine tebdilen yaşanması.. İlk-SoN Baş öğretmen gibi Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem.. İbrahim aleyhi's-selâm Makamında, İbrahim aleyhi's-selâm olmak değil de, sanki bir şehre vardın yaşadın da oralı oldun gibi. Bursa olmadın da Bursa’lı Oldun gibi ANla cAN!.. Boş laflar sanma bu lakırtılarımızı..
Nefsin, NuHî Makamdan geçerken duyacaksın ki: “Nuh Tufanın KOPtu mu?” sorusunu Derbendli Deli Hasan BaBamın!.. YÛSUFî GEÇitten GEÇerken göreceksin; Beden Gömleğin Hırs KuRT-unca parçalayarak, çırılçıplak feyeKÛN KUYU-SUnda Kalarak! İnsan Simsarlarının menfaat Kovasıyla çekip-çıkarıp-Nefse kÖLE Gömleği takarak, alarak, satarak!. Züleyha nın Şehvet tırnaklarıyla Kalb gömleğin DÜBÜRünden-ARDına yırtarak, zindanlara atarak, yalvartarak! Baba yakûB-un Zâhire Âm gÖZlerine Şehâdet Ruh-Reyha-Ravha-Gömleğin SULT-ÂN Sırtından çıkartıp SaLL-ayarak!.
Sakın kolay sanmayasın SOYunmayı- GİYinmeyi AŞK YOLUnda ÂŞIKsan!..
EbdÂL-lerimize yakîn gÖZlüğüyle BAKarsak;
Ebdâl, abdâl, büdelâ; Biribirlerinin yerlerine tebdilen geçmeleri, Tayy-ı Mekan, Tayy-ı Zaman tebdilleri, Nebîlere tebdilen Makamında-Ana vasıflarında MuhaMMedî Hasbî Hizmetçi oluşları “bedel” likleridir.
---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Bu ümmetin Ebdalleri 30’dür. Hepsi de Halilu’r-Rahman gibidir (yani Allah’a olan sevgi ve dostluğunda çok samimi-İbrahiMî-dirler). Her ne zaman onlardan biri ölse, Allah onun yerine bir başkasını getirir” buyurmuştur.(Nureddin el-Heysemi; Mecmau’z-zevâid, 10/62).
---İmam Ali kerremullahi veche Irak’ta iken, bir gün yanında Şam halkından bahsedildi. Bazıları çok kızdıkları için, İmam Ali kerremullahi veche’den onları lânetlemesini istediler. Bunun üzerine İmam Ali kerremullahi veche Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den: “Ebdaller 40 kişi olup Şam’da ikâmet ederler. Onlar sâyesinde yağmur yağar, onlar sâyesinde düşmana karşı zafer kazanılır ve onlar sâyesinde Şam halkından azap uzaklaştırılır” buyurduğunu duyduğunu bildirdi. (Ahmed b. Hanbel; Müsned, 1/112).
Bu rivayetler, hadis otoriteleri tarafından sahih olarak değerlendirilmiştir. (Avnu’l-Mabud, Ebu Davud’un ilgili hadis şerhi).
Tasavvufça kullanılagelen tâbir olarak seçkin, bütün nefsanî arzularından tamamen sıyrılmış tertemiz velîler ki bedel oluşlarının Nebîlerle de ilgisi vardır:
---Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Bu ümmetin içinde İbrâhim tabîatı üzere-İbrahimî kırk, Mûsâ tabiatı üzere-Musevî yedi, Îsâ tabiatı üzere-İsevî üç, Muhammed fıtratı üzere-MuhaMMedî bir kişi bulunur. Bunlar derecelerine göre halkın Efendisi-SeYYidi sayılır.” Buyurmuştur. (Aclunî, Keşfu’l-hafâ, I, 24; Ahmed İbn Hanbel, Müsned, I, 112, V, 322, VI, 316)
Sayısız hususta insanlara HiMMet ve İmDaD eden Allah Dostlarını, Abartarak yaratıcı sanmak ahmaklıktır ki onlar, Hakkı ve Hayrı Yaşatıcılardır. Ve sakın yakıştırıp-takıştırmakla, çalışıp-çabalamakla vs. elde edilir sanmayasın! Öyle garib bir SıRRdır ki Gerçek EBDÂL HÂLini;
Kendi BİLmez, Halk BİLmez, HAKK Teâlâ BİLir! Kendi BİLir, Halk BİLmez, HAKK Teâlâ BİLir! Kendi BİLmez, Halk BİLir, HAKK Teâlâ BİLir! Kendi BİLir, Halk BİLir, HAKK Teâlâ BİLir!...
Onlar Şe’ÂNullahta, KûN feyeKûN-OL-ÂN ORDU-larıdırlar:
وَمَا جَعَلْنَا أَصْحَابَ النَّارِ إِلَّا مَلَائِكَةً وَمَا جَعَلْنَا عِدَّتَهُمْ إِلَّا فِتْنَةً لِّلَّذِينَ كَفَرُوا لِيَسْتَيْقِنَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ وَيَزْدَادَ الَّذِينَ آمَنُوا إِيمَانًا وَلَا يَرْتَابَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ وَالْمُؤْمِنُونَ وَلِيَقُولَ الَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضٌ وَالْكَافِرُونَ مَاذَا أَرَادَ اللَّهُ بِهَذَا مَثَلًا كَذَلِكَ يُضِلُّ اللَّهُ مَن يَشَاء وَيَهْدِي مَن يَشَاء وَمَا يَعْلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ إِلَّا هُوَ وَمَا هِيَ إِلَّا ذِكْرَى لِلْبَشَرِ
---“Ve mâ cealnâ ashâben nâri illâ melâiketen ve mâ cealnâ ıddetehum illâ fitneten lillezîne keferû li yesteykınellezîne ûtûl kitâbe ve yezdâdellezîne âmenû îmânen ve lâ yertâbellezîne ûtûl kitâbe vel mu’minûne, ve li yekûlellezîne fî kulûbihim maradun vel kâfirûne mâzâ erâdallâhu bi hâzâ meselâ(meselen), kezâlike yudıllullâhu men yeşâu ve yehdî men yeşâ(yeşâu), ve mâ ya’lemu cunûde rabbike illâ hû(huve), ve mâ hiye illâ zikrâ lil beşer (beşeri) : Biz o ateşin koruyucularını meleklerden başkasını kılmadık. Ve onların sayısını inkâr edenler için yalnızca bir fitne (konusu) yaptık ki, kendilerine kitap verilenler, kesin bir bilgiyle inansın, iman edenlerin de imanları artsın; kendilerine kitap verilenler ve iman edenler (böylece) kuşkuya kapılmasın. Kalplerinde bir hastalık olanlar ile kafirler de şöyle desin: "Allah, bu örnekle neyi anlatmak istedi?" İşte Allah, dilediğini böyle şaşırtıp saptırır, dilediğini böyle hidayete erdirir. RABBİNİN ORDULARINI KENDİSİNDEN BAŞKA (HİÇ KİMSE) BİLMEZ. Bu ise, beşer (insan) için yalnızca bir öğüttür.” (Müddesir 74/31)
Hasbe’l- Kader gördüğüm gözetildiğim SubhÂNî seçkiler kaddesallahu sırrahum Hazeratının HİMMetleri HAKK’ın Huzurunda Hazır HIZIRımız Olsun İnşae ALLAH!
Onlar, ONlardır ki; HÂL-i HAZIR-ın HaYY-ları!..:
MuRaDuLlah,EMRullah, ŞeÂNullah, SüNNetulahı SÜNNet-i Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem İÇinde YAŞAyarak; Esen yelle eserler, ağlayan Bebelerin göz yaşı, Yetimlerin Hıçkırığı, Gülenin göz BeBek ÇiÇeği, Kâinâtın Aklen SONsuzluk SAYhası, Atomun Sıfır DÖNüş SESleri.. Hasbe’l- Kader gördüğüm gözetildiğim SubhÂNî Seçkiler kaddesallahu sırrahum Hazeratının, HİMMetleri HAKK’ın Huzurunda Hazır HIZIRımız Olsun İnşae ALLAH! Şe’eNULLAH:
يَسْأَلُهُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِي شَأْنٍ
---“Yes’ eluhu men fis semâvâti vel ard(ardı), kulle yevmin huve fî şe’nin : Göklerde ve yerde bulunan herkes, O'ndan ister. O, her an yaratma halindedir.” (Rahmân 55/29)
ZÂT Sıfat Esma Eşya..
Zâtullah Nurundan Eşya Nûrunun zuhuru kademelerini-aşamalarını iyi ANlamalıyız..
En dış-ZÂHİR-HaYYat-Şehadet Âlemindeki EŞYâ-ŞEYler Bazarındakileri kendi başlarına buyruk nesneler sanmamalıyız: ALLAH celle celâluhu, ez Zâhir ve el HaYY OL-AN ALLAH celle celâluhudur..
اللَّهُ نُورُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ مَثَلُ نُورِهِ كَمِشْكَاةٍ فِيهَا مِصْبَاحٌ الْمِصْبَاحُ فِي زُجَاجَةٍ الزُّجَاجَةُ كَأَنَّهَا كَوْكَبٌ دُرِّيٌّ يُوقَدُ مِن شَجَرَةٍ مُّبَارَكَةٍ زَيْتُونِةٍ لَّا شَرْقِيَّةٍ وَلَا غَرْبِيَّةٍ يَكَادُ زَيْتُهَا يُضِيءُ وَلَوْ لَمْ تَمْسَسْهُ نَارٌ نُّورٌ عَلَى نُورٍ يَهْدِي اللَّهُ لِنُورِهِ مَن يَشَاء وَيَضْرِبُ اللَّهُ الْأَمْثَالَ لِلنَّاسِ وَاللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ
---“ALLÂHU NÛRUS SEMÂVÂTİ VEL ARD (ardı), meselu nûrihî ke mişkâtin fîhâ mısbâh(mısbâhun), el mısbâhu fî zucâceh(zucâcetin), ez zucâcetu ke ennehâ kevkebun durrîyyun, yûkadu min şeceratin mubâraketin zeytûnetin lâ şarkîyetin ve lâ garbiyyetin, yekâdu zeytuhâ yudîu ve lev lem temseshu nâr(nârun), nûrun alâ nûr(nûrin), yehdîllâhu li nûrihî men yeşâu, ve yadribullâhul emsâle lin nâs(nâsi), vallâhu bi kulli şey’in alîm(alîmun) : ALLAH, GÖKLERİN VE YERİN NURUDUR. O'nun nurunun misali, içinde çerağ bulunan bir kandil gibidir; çerağ bir sırça içerisindedir; sırça, sanki incimsi bir yıldızdır ki, doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır; (bu öyle bir ağaç ki) neredeyse ateş ona dokunmasa da yağı ışık verir. (Bu,) Nur üstüne nurdur. Allah, kimi dilerse onu kendi nuruna yöneltip iletir. Allah insanlar için örnekler verir. Allah, her şeyi bilendir.” (Nûr 24/35)
---Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir hadisi kudsîde: "ALLAH: "Seni kendi nurumdan, diğer şeyleri de senin nurundan yarattım."buyurdu" buyurmuştur. (Îmân Ahmed, Müsned IV-127; Hâkim, Müstedrek II-600/4175; İbni Hibban, El İhsân XIV-312/6404; Aclûnî, Keşfü'l-Hâfâ I-265/827)
Nûrullah HaYYdır Nûr-u MîM Hayydır Küllî Şey HaYYdır..
Ve Onlar, ONlardır ki, HaYY Oldukalarının FARKına EREN Habîbullah Hasbî Hizmetçileri, HaYYatın Ferec FECRR Kapısını GÖSTERicileri, Dârü’s-Selama SELÂM-ET Müjdesi VERicileri, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem SÎNEleri ki, Es SELÂM SîNleridirler..
Onlar, ONlardır ki; HABÎBULLAH-ın HÜRRR-leri!..:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i 7 Yönden DUYup-UYarak; Şeriat-ı MuhaMMediyye Sözü-İlmiyle- MuhaMMedî Şuurla “ALLAH ve Resûlüne Teslim OLunuz!” EMRullahını BİLerek, Tarikat-ı MuhaMMediyye Sohbeti-Edebiyle MuhaMMedî Nurla “ALLAH ve Resûlüne İman EDiniz!” SÜNNetullahını BULarak, Mârifet-ı MuhaMMediyye Zevki-İrfanıyla MuhaMMedî Sürurla “ALLAH ve Resûlüne Tâbi OLunuz!” Şe’ENullahında OLarak, Hakikat-ı MuhaMMediyye Hazzı-Erkanıyla MuhaMMedî O-NURla “ALLAH ve Resûlüne İtâat EDiniz!” MURADullahını, İzafî “ben” liklerini MuhaMMedî MaHViyyette ER-iterek, Halis-Muhlis-Sıddık-Âdil TaMM-TüMM HABÎBî HÜRRler Olarak YAŞA-rlar!..
Ve Onlar, ONlardır ki, Her zaman, Her yer, Her hâl ve Her nefeste, Herkese-Herşeye; Su gibi Yağan yağmur gibi Can veren RAHMET, Toprak gibi gülbağı gibi Can üreten CeNNet, IsI gibi Seviyesinde her cana-bedene Ni’met, Işık gibi ASLından Neslinden Faslına Hasbî Hizmettirler..
Ve Onlar, ONlardır ki, Rüzgar gibi Yersiz-YurtSUz, VüCÛD-ŞüHÛD CoŞturan Kıtmirlerdir! BİL-ye gib Baş-Ayaksız, SüCÛD-UHÛD KoŞturan Kıtmirlerdir!
Her Nefesleri Sıfır-SONsuz, Her Noktaları Baş-Ayak, AYN-ALN ve, Her yerde, Her yönde ve de Her NOKTaları-Hücreleri-Zerreleri SECDE EDErler; ZİKRen FİKRen ŞÜKRen ve de SABRen Elhamdıulillahi Rabbi’l-ÂLEMîN!..
HeCRRleri, HiCRRleri HüCRRleri ALLAH celle celâluhu’ya el ÂN FıRR-lamaktadırlar:
YÖNümüz ÇEVİRdin O YAN-a RABBım celle celâluhu!.:
فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ إِنِّي لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ مُّبِينٌ
---“Fe firrû ilâllâh(ilâllâhi), innî lekum minhu nezîrun mubîn(mubînun) :O halde Allah'a koşun. Çünkü ben, size O'nun katından (gelmiş) açık bir uyarıcıyım.” (Zâriyât 51/50)
وَلِلّهِ الْمَشْرِقُ وَالْمَغْرِبُ فَأَيْنَمَا تُوَلُّواْ فَثَمَّ وَجْهُ اللّهِ إِنَّ اللّهَ وَاسِعٌ عَلِيمٌ
---“Ve lillâhil meşriku vel magribu fe eynemâ tuvellû fe semme vechullâh(vechullâhi) innallâhe vâsiun alîm(alîmun) : Doğu da Allah'ındır, batı da. Her nereye dönerseniz Allah'ın yüzü (kıblesi) orasıdır. Şüphesiz ki Allah, kuşatandır, bilendir.” (Bakara 2/115) Ve
Onlar, ONlardır ki;
SümeYYâ ANAmızın SON NEFESintdeki: “Eşhedu en lâ ilâhe illâ ALLAH ve eşhedu enne MuhaMMede’r-Resûlullah!” ÇIĞlığının ÇAĞımızdaki ÇAĞrısıdırlar! Bu ÇÖPlükten GEÇen Şâhid-Şehidleri ÖLÜler sanma! ASL-en Ölmezler fASLen DİRİdirler:
وَلاَ تَقُولُواْ لِمَنْ يُقْتَلُ فِي سَبيلِ اللّهِ أَمْوَاتٌ بَلْ أَحْيَاء وَلَكِن لاَّ تَشْعُرُونَ
---“Ve lâ tekûlû li men yuktelu fî sebîlillâhi emvât(emvâtun), bel ehyâun ve lâkin lâ teş’urûn(teş’urûne) : Allah yolunda öldürülenlere "ölüler"" demeyin. Bilakis onlar diridirler, lâkin siz anlayamazsınız.
Şimdi OL-Anlarını da ÖLü sanma MuhaMMedî Yürekler Her ÂN HaYY OL-AN Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yüreğinde HaYydırlar.. Yarın GELeceklerde YakîNin Yakın OL!-acak Hayy Direkleridirler… DiRilerne Dirilerce Es Selâm Olsun!

اللّٰهمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ وَ بَارِكْ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ عَبْدِكَ وَ نَبِيِّكَ وَ رَسُولِكَ وَ نَبِيِّ الْأُمِّيِّ وَ عَلَى ﺁلِهِ وَ صَحْبِهِ وَ أَهْلِ بَيْتِهِ
"ALLAHUmme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ Muhammedin abdike ve nebiyyike ve Rasûlike ve Nebiyyi’l- ummiyyi ve alâ âlihi ve sahbihi ve ehli beytihi!"
Elhamdulillahirabbilâlemîn..
MuhaMMedî MuhaBBetle..
|
|
|
Gönderen :
Tarih : 04-11-2011
Okunma : 243 |
|
|
|
| Yorum yazabilmek için üye girişi yapmalısınız. |
|
|
|
|