Muhammed-i Nur

Ana Menü
 
· Ana Sayfa
· FORUM
· Haber/Makale Arama
· Haber Gönder
· Arkadaşlarına Öner
· Favorilerine Ekle
· Giriş Sayfası Yap
· Tasavvuf Sözlük
· İletişim
Kul İhvâni Divanı
 
Muhammed-i Nur Şiir Kitapları
Kategori Şiir Kitabı Cilt I
Kategori Şiir Kitabı Cilt II
Kategori Şiir Kitabı Cilt III
Kategori Şiir Kitabı Cilt IV
Kategori Şiir Kitabı Cilt V
Kategori Şiir Kitabı Cilt VI
Kategori Şiir Kitabı Cilt VII
Kategori Şiir Kitabı Cilt VIII
Kategori Şiir Kitabı Cilt IX
Kategori Şiir Kitabı Cilt X

Muhammed-i Nur Kitapları
Kategori Tasavvuf
Kategori Sall ve Namaz
Kategori İnsan ve Hâ Mîm

Muhammed-i Nur Sohbetleri
Kategori Kur'an İniş Zevki

Gönülden Esintiler
 
Muhammed-i Nur Mehmet Emin
Kategori Dostu Bildik
Kategori Dostu Bulduk
Kategori Gönül Gözü

Muhammed-i Nur Halim Kök
Kategori Sevmek Ateştir
Kategori Sohbet Zevkleri
Kategori Şiirlerim

Muhammed-i Nur Aziz Kurtuluş
Kategori Binbir Esma Bir Elif
Kategori Sohbet Zevkler
Kategori Şiirler ve Dörtlükler

Muhammed-i Nur Âşık Cemâl
Kategori İlahi ve Ezgiler
Kategori Şiirleri

Muhammed-i Nur Mehmet Kahraman
Kategori Tablolarım

·



Üye Tanımlama
 

Bilgileriniz sistemimizde kayıt altına alınmaktadır.
BİR SEHER VAKTİ!..

Resim

ALLAH DOSTU
Münir DERMAN (ks)

BİR SEHER VAKTİ!..

Bir de kalb gözü vardır.
Ziyâsı mekan zamanı yoktur.
Aynı baş gözüyle kalbe bakar oranın perdesinden görür.
O zaman, zaman mekan yoktur.
Mesafe uzaklık yakınlık yoktur.
Yanındaymış gibi bütün her ciheti görür konuşur yanındaymış gibi.
Tay-yi mekan tay-yi dil, tay-yi söz, tay-yi koku, tay-yi cesed mümkün olur.
Radyo tay-yi ses, Televizyon tay-yi sûret.
Renkli televisyon tay-yi renk.
Bunları insan kafası, İlahî Kanunların Fizikî Sûretle tecelli ettiren basit ispatlardır.
Terazi Addul Esmasının fizikî âletlerdeki tecellisinden başka yoktur.
Konuşmaya vesile olan sözleri, kelimeleri olduğu gibi kullanınız.
Hırpalamayınız bu gün asrımızda diyarımızda; mürşidler, şeyhler, âlimler vardır.
Bunlar maddede görülmeyeni görmeye, görmeden çabalamaktadırlar.
Böyle yapanlar kibirdedirler.
Uçuruma gidiyorlar, haberleri olmadan.
İnsanı insan, başka bir insan yoğurur ve İNSAN yapar...

...

Namazda tadil-i erkan kulun İnsaniyyet tarafına, cesedine farzdır.

Ruhuna, mi’rac farzdır. 
Onun için “namaz mi’ractır” buyrulmuştur ve Kulun Âdemiyet tarafına aittir.
İnsan Âdemiyet hamulesiyle görünmek hünerine erişirse vecz olur.
Rasûl-i Ekrem, Kudüs’e kadar Abd olarak İnsaniyet Hamulesi ile gitmiştir.
Oradan Âdemiyet Hamuliyesiyle Sidre’ye teşrif etmişlerdir.
Cebrail Sidre’yi geçememiştir, geçmemiştir.
Zirâ melekler Âdemiyyete secde etmişlerdir.
Bu secde ta’zim secdesidir.
Ruha da, ruh Hakk’tan bir lem’adır.
Ruh ölmez ölen candır.
Mahşerde can tekrar dirilecektir.
Ve ruh tekrar gelip cesede oturacaktır.
Öyle ruh taşıyan kullar vardır ki cana verilen rızıklara, lokmalara haram sokmamak için helâl olanları bile yememişlerdir.
Cesedleri temiiiz saklamışlardır.
Bunların canları kabzedildikten sonra ruhlarına refakat için teşrif edecektir.
Bunlar kendi cenazelerini yıkarlar.
Namazlarını kılarlar ve ondan sonra gömdükten sonra kendi cenazelerini Hakk izni ile aramızdan çekilip giderler Ruh Âlemine.

Dilim yettiğim kadar, müsaade ettiği kadar size söyledik.
Senelerce kürsülerden sevdiklerimize.
Ruhî Hamulesi, Maddî Hamulesinden ağır olanlara.
Şüphede olanlar oldu, yapışkanlar oldu, hepisi bilmem neden tahammül edemediler mi, dayanamadılar mı geri mi kaldılar.
Hâlvete girmek nasibine kavuşmadılar.
Hâlvete girenler oldu.
Gurbette bile ziyarete geliyorlar.
Allah razı olsun onlardan.
Dışınla görün, içinle görünmemeğe uğraş, kibirden kurtulursun!.

Geçenlerde yurttan küçük bir kasabadan eski harflerle yazılmış yaşlı bir zâttan bir mektup aldım.
Benden resim, mektup istiyor.
Bir de sabah namazının faziletinden ve bunun hakkında bir çok hadislerden bahsediyor.
Bir türlü sabah namazına uyanamadığını bizden bir usul ve himmet istiyor.
O kadar sene, o keder sene boşa kürek çekmiş kendisi de sahteymiş.
Ben de: “Saatını kur, biz buradan zilini çalarız!” diye cevap yazdım.
Yozgat’ın Yerköy’ünden.
Seni ziyaret etmesini, Karagöz’ü görmesini tavsiye ettim.
Bizi size onlar biraz anlatırlar dedim.
Yakında iken ziyarete gelip öğrenmek istemiyor da uzaklardan himmet umuyorlar.
Kibirden, benlikten kurtulamamışlar, yazık!.
İnsan, kendi ölçüsünü bir an-ı vahitte, bir mekan söylediği bir laftan belli eder.

“Ehl-i İrfanım deyip kimseyi imtihan etme sen!
Defter-i Divan’a sığmaz söz gelir Divâne’den!” demişler.

Bu işler her babayiğidin göreceği şeyler değildir.
Çok zor ve pek güçtür. Çile ile dost olacaksın.
Her şeyin belâlın, sürurun, derdin Hakk’tan geldiğini bileceksin.
Sen, sende değilken “BEN” de olacaksın!.
O ANda ben de, ben’de olmadığım ANa tesadüf edecek.
Çok uyumamak, çok yememek, dâima abdestli bulunmak, haram lokmadan katiyen sakınmak, gıybet etmemek, hased gütmemek, dedi kodu etmemek.
Kulhuvallahu Ehad Sûresinin târifettiği akd ile birlikte olduğunu hiç unutmamak lâzım gelir.
Seher vaktında Hakk’a bağlı olanlar, Rasûle çevrilenler, uyumayanlar, az yiyenler, gece sohbet edenler, senli benli Hakk ile seher vakti içlerinden niyaz ve “Ah!.” çıkarır.
Bu ah Ruhun ettiği esmadır Hakk’a teşekkür için.
“Çileyse Allahın!” demektir bu “Ah!.”
Neyi yetiş, neyi yetiş bunu söylersem yanarım.
Duaları, Münacatları, Tevessülleri, Himmetleri, Sebtleri, Salavatları Kokuları bu sabah seher vaktı esen yel gibi..
“Nereye?”
Onu da mı söyleyeyim yeter artık!
O hadiseyi Sabah Yıldızı haber verir göz kırpar uyumayana.
Nefs sizi doyarsa a’zalar acıkır.
Nefs nefis aç kalırsa a’zalar tok olur.
A’zanın açlığı kendisinin yapması lâzım geleni yapmayıp, lâyık olmayanı işlemeye hazır olmasıdır.
Tokluğu da lâyık olmadığı işlere hazır olmamasıdır.
Böyle olunca kalb ondan gelecek her türlü maddî ve mânevî yorgunluktan bitkinlikten bu kötü kullanmanın verdiği ezici tahrifattan emin olursa kendi asıl vazifesi olan İlahî Emirleri terakki etmekle azaya tebliğ ve tahkik etmeye tam gücüyle görünür.
Bunların hepisi seher vakti idrak edilir.
Seher vakti hakkında İnşallahurrahmân bir seher vakti bir dağ başında bulunmak nasip ederse sırlarından da dilime müsaade edildiği kadar söylerim.
Hakk’ın selâmı üzerine olsun!

Hakk evinle beraber çocuklarınla beraber sevdiklerinle beraber seni ziyadesi etsin!.


KELİMELER:
Tay-yi mekan: Mekânı ortadan kaldırmak. Bir şahsın bir anda muhtelif yerlerde görünmesi.

Addul Esması: EL ADLÜ
Adl kelimesi çeşitli türevleriyle birlikte 28 âyette geçmektedir.
Zâtında, sıfatlarında, isimlerinde, fiillerinde ve halkettiği her şeyde mutlak adaletli olan ALLAH-U ZÜ'L-CELÂL'in sözünün âdil olduğu beyân buyurulmuştur.
1 âyette ALLAH-U ZÜ'L-CELÂL'in adalet sıfatı olarak kullanılmış sözünün adaletli olduğu ifade edilmiştir.
" Rabb'inin sözü, doğruluk (sıdkân) ve adalet (adlen) tamamlanmıştır. O'nun sözlerini değiştirecek kimse yoktur. o işitendir, bilendir." ( En'âm 6/115)
El Adlü : Hakkaniyet ve adâlet üzere olan, zulmetmeyen.
İ'tidal üzüre olup ifrat, tefrit ve hevâsız olan...
Hükmünde hakk olan, doğruluktan ayrılmayan ve âdiller âdili olarak da tek olan.
Mutlak âdil, asla zulmetmeyen zulmü kullarına da yasaklayan, hakkaniyyetle hükmeden, hakkı söyleyen ve hakk olanı lâzım ve lâyıkınca yapan ALLAH-U ZÜ'L-CELÂL.

Vesile: (Vâsile) Bahane, sebeb. * Fırsat. * Elverişli durum. * Vasıta. Yol. * Pâye, rütbe. * Baba. * Kurbiyet. * Kendisi ile başkasına yaklaşılan şey. * Cennet'te bir menzil adı. (El-Vesiletü menziletün fi-l Cenneti hadis-i şerifi bunu te'yid ediyor.)
Hamule: f. Yük. Yük taşıyan nakil vasıtalarının yükü. İnsana yüklenen emânet.
Sidretü’l- Münteha: Mahlukat ilminin ve amelinin kendisinde nihayet bulup kevn âlemini hududlandıran bir işaret. Yedinci kat gökte olduğu rivayet edilen ve Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'ın ulaştığı en son makam.
Teşrif: Şereflendirmek. Yüksek yere çıkmak. Şeref vermek. * Bir yere buyurmak.
Lem’a: (C.: Lemâat) Parlamak. Şimşek gibi çakmak. Güneş ve yıldız gibi parlamak. * El ile veya elbise gibi bir şeyle işaret etmek.
An-ı vahid: Bir an.
Tevessül: Allah'ın dergâhına yaklaştıracak amel işlemek. * Sarılmak. * Baş vurmak. * İnanmak. * Sebeb tutmak
Himmet: Kalbin bütün kuvveti ile Cenab-ı Hakk'a ve sâir mukaddesata yönelmesi. Kalb isteği ile gösterilen ciddi gayret. * Allah indinde makbul ve mübârek bir kimsenin mânevi yardımı ile birisini koruması, yardım etmesi. * Tabiî şevk ve meyil ve heves. * Lütuf, yardım.
Sebtler: Yazma, deftere geçirme, bir yere kaydetme. DERSler.
Tahrifat: (Tahrif. C.) Bozmalar. Kalem karıştırmalar.
Terakki: İlerleme. Yukarı çıkma, yükselme. * Artma, çoğalma. * Bilgi ve medeniyetçe yükseliş.
Tahkik: Doğru olup olmadığını araştırmak veya doğruluğunu, yanlışlığını meydana çıkarmak. İncelemek. İçyüzünü araştırmak. * Bir şeyi eksiksiz ve ziyâdesiz yapmakta mübâlağa etmektir. Bir şeyin hakikatına ermek, künhüne vâkıf olmak, nihayetine erişmek demekti.


HADİS-i ŞERİF:

Rasûlullah sallallahualeyhi vesellem: “Namaz mü’minin mi’racıdır.” buyurmuştur.
(El-Âlûsî, c. 8, s. 416. z Er-Râzî, c. 1, s. 243-251. Bursevî, c. 12, s. 267.)

Gönderen : kulihvani Tarih : 24-01-2012
Okunma : 282

Yorum yazabilmek için üye girişi yapmalısınız.
Arşiv Haberler

Ana Sayfa | FORUM | Videolar | Sesli Sohbet | Dualar | İletişim
Copyright (C) 2010 Muhammedi Nur | Tüm Hakları Saklıdır