BiRKAÇ SÖZ
Narmanlı Sümmânî, bu eserle tarafımdan ikinci kez kitap haline getirilmiş bulunuyor.
Bazı tuhaf rastlantılar insanları kendisiyle hiç ilişkisi ve ilgisi olmayan şeylerle ilgilendirir.
İşte benim, Sümmânî'ye ait olan bundan evvelki kitabım da böyle bir rastlantı mahsulünden ibarettir.
Yoksa gerçekte ne Sümmânî'yi tanıyor ve ne de çok arzu etmeme rağmen bu coşkun halk şâirinin yurdunu gezmiş ve görmüş bulunuyorum.
Bu unutulmuş Türk çocuğunu tekrar yaşatmak fırsatını bana kim verdi?..
V e onu burada bugün dile getirmek cesaretini ben nereden aldım?
Bunu bilmediğim için kendimi hayretten alamamaktayım.
Fakat her şeye rağmen şuna emin olun ki bugüne kadar geçmişin karanlıklarına gömülen Doğunun o uzak, hücra bir köşesinde dağarcığını acı göz yaşları ile doldurmuş ve muhayyel sevgilisinin sevgisiyle kalan bu halk şâirini; yılların üstünden aşırarak, en uzak geleceğe ulaştırmak amacıyle çalıştım...
Yılmadan, usanmadan, bıkmadan ve büyük bir haz duyarak çalıştım.
Bazı rastlantıların insanları içine attığı olayların artık onlar için en güzel değilse bile, en iyi şekilde başarılması bir tür borç halini alıyor.
İşte Sümmânî'yi yazmak ve tanıtmak da, bugün benim için bu niteliğe girmiş bir konudur.
Bu itibarladır ki, bu coşkun şâirin, halk edebiyatı üzerindeki incelemelerinin ilki olduğu için bir kalem tecrübesinden ileri geçemeyen, belki çok eksik ve belki de çok yanlış olan o ilk küçük kitabımdan yarım yamalak olarak nihayet iki forma içine sıkışıp kalmasına bir türlü razı olamadım.
Bu şâire gönül vermiş olanlar kadar, kendimi de tatmin edebilmek için bugün yayımının üzerinden henüz birkaç yıl geçmiş olmasına rağmen mevcudu kalmamış olan o ilk kitabıma, bu süre içinde yine şâir hakkındaki yayınlar ile diğer suretlerle zaman zaman edindiğim bilgileri ve kitabın yayımı sırasında yapılan eleştirilerden vardığım sonuçları ve nihayet o günden beri karşılaştığım halk şâirlerinden, şâire ait elde ettiğim parçaları da içine almak suretiyle Sümmânî'yi daha geniş ölçüde ortaya koymaya karar verdim.
Bütün bu açıklamamdan sonra yukarıda bahsettiğim rastlantıyı ve Sümmânî ile nasıl ilgilenip parçalarını topladığımı anlatmak için o ilk kitabımda yazdığım Önsöz'ü aynen buraya almakla yetiniyorum.
***
Sinop hapishânesi dokuz yüze yakın mevcutlu bir yerdir.
Sinop Ortaokulunda öğretmenlik yaptığım sırada hapishânede Halkevi tarafından açtığımız dershâne hocalığını yapmak üzere gidip gelirken bir gün Zekeriya Çavuş adlı birinin dersten sonra yazısının düzgünlüğünü göstermek üzere bir koşma yazıp getirdiğini gördüm.
Nereden bulduğunu sorduğumda : «Muallim efendi, ben bunlardan çok bilirim.» dedi
O günden sonra Zekeriya Çavuşun yakasını bırakmadım ve hemen her gün onu derslerden sonra bir kenara çekip bildiklerini not etmeye çalıştım. Mısraları çok defa yanlış söylüyor, becerip çıkaramıyordu. O zaman hemşerilerinden orada bulunan diğer iki kişi ye daha tekrar ettiriyor, bir kısmını da karine ve söz gelişine göre çıkararak düzeltiyordum.
İşte bu eser böylece meydana geldi.:.
***
Hazırlığını bitirdiğim bu kitabı bastırma imkanlarını aradığım bir sırada bir gün masamın üzerinde Nesip Yağmurdereli adlı Trabzon Kız Orta Mektebi muallimlerinden bir meslek arkadaşımın (Sümmânî) isimli eserini gördüm; sevindim... Hem çok sevindim.
Bu büyük ve coşkun halk çocuğunu, köy komşusu Yağmurdereli köyünden yetişme bir başka memleket çocuğunun daha geniş ölçüde ortaya koyması ne kadar takdire lâyık ve ne temiz bir hareketti
Ancak bu arkadaşın bu teşebbüsten daha önce beni de haberdar etmediğine üzüldüm.
Zira bu temiz teşebbüse benim de çok yerinde bir yardımım olacaktı
Ve meselâ elimdeki bütün malzemeyi kendisine verecektim.
Bu sayede eser biraz daha geniş olacaktı
Bendekilerle kitap metnini karşılaştırdığımda hemen yarıdan fazlasının onda olmadığını da görünce büsbütün üzüldüm, ve artık hal üzerine basımından tamamiyle vazgeçmeyi düşündüğüm bu eseri tekrar bastırmayı milli bir borç olarak kabullendim.
Burada şu noktaya değinmeden geçemeyeceğim.
Ah kabil olsa da biraz halkıyatçılar çalışmalarımızdan birbirimizi haberdar edebilsek.
Hiç olmazsa bu sayede emekler boşa gitmezdi
Haşim Nezim OKAY